Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

4721 S.lı Türk Medeni Kanunu - Son Eklenen Şerhler

4721 S.lı Türk Medeni Kanunu - Son Eklenen Şerhler

Davalı-karşı davacının, eşini başkalarının yanında azarladığı ve ona bağırdığı, eşi ve ailesine yönelik “şerefsizler” diyerek küfür ettiği, eşinin üzerine yürümek suretiyle fiziksel şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu ve kızınızı alın gidin diyerek eşi ve ailesini kovduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davacı-karşı davalı ka...
(Şerh No: 16855 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 21:48)

Davacı-davalı erkeğin, mahkemece belirlenen diğer kusurlu davranışlarının yanı sıra; eşini tehdit ettiği, üzerine yürüdüğü bu olayların davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru...
(Şerh No: 16854 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 21:41)

Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davalı-davacı kadının tanıklarının olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu da bulunmadığından davalı-davacı kadının tanıklarının kadın üzerinde şiddet emareleri gördüklerine dair beyanlarına itibar edilmesi gerekmektedir.
(Şerh No: 16853 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 21:29)

Uzun yıllar eşinin aşırı hesaplı ve cimrilik ölçüsündeki tutumluluğuna dayanmak zorunda kalan kadının, ekonomik ve sosyal alanda özgür ve rahat yaşamak ve ekonomik şiddetten kurtulmak için açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16852 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 20:02)

Twitter hesabı üzerinde yapılan paylaşımın, eleştiri niteliğin taşımadığı, aksine ilgili paylaşım davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığından ötürü; davacı lehine uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın red edilmesi hukuka uygun değildir.
(Şerh No: 16849 - Ekleyen: Stj.Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 19:12)

Kendisinden uzun zamandan beri haber alınmayan kişinin mahkemece gaipliğine karar verilmesi için Türk Medeni Kanun 35/2 maddesi gereğince en son haber alma tarihinin net olarak belirlendikten sonra karar verilmesi gerekmekte olup, tarihi belirlenmeden gaipliğe karar verilmesi durumunda nufus kaydında kuşkuya yol açacağından mahkemenin, son haber tarihini belirlemeden gaiplik kararı vermesi doğru değildir.
(Şerh No: 16843 - Ekleyen: Stj.Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 08:42)

Kararda Maddi Tazminat açısından yasada geçen mevcut ve beklenen menfaatlerden ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır.
(Şerh No: 16827 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-09-2018 20:39)

Yapı alacaklılarının ikinci grubunu ise taşınmaz maliki ile aralarında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmayan alt yüklenici ve zanaatkarlar oluşturmaktadır. Bu kişilerin akdi ilişkisi taşınmaz maliki ile eser sözleşmesi imzalamış olan asıl yüklenicilerdir. Bu kişiler yapım işini ayrı bir eser sözleşmesiyle yükleniciye karşı taahhüt etmişlerdir. Aralarında doğrudan bir eser sözleşmesi olmadığı halde taşınmaz maliki, alt yüklenicinin yükleniciden olan yapı alacaklarından kanun gereği sorumlu tu...
(Şerh No: 16817 - Ekleyen: Adem ERKEKER - Tarih : 29-08-2018 09:36)

"EŞİNE, ÖZEL HAYATINDA İSTEMEDİĞİNİ VE CİNSEL ANLAMDA DA BİRLİKTE OLMAK İSTEMEDİĞİNİ" SÖYLEYEN EŞİN, BOŞANMA DAVASINDA AĞIR KUSURLU OLUP, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEĞİNİN KABUL EDİLMESİ GEREKLİDİR.
(Şerh No: 16810 - Ekleyen: Stj.Av.Aydın IŞIK - Tarih : 24-07-2018 01:11)

Eşin "Açık rızası" alınmadan yapılan işlemin Hukuk Genel Kurulunca da açıkça ifade edildiği üzere "Geçerli olduğunu" kabul etmek imkansızdır. Eş söyleyişle eşin "Açık rızası alınmadan" yapılan işlemin "Geçersiz olduğunu" kabul etmek zorunludur. İlgili HGK: 2013/2-2056 esas, 2015/1201 karar ve 15.04.2015 günlü kararı [URL]http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=16360[/URL]
(Şerh No: 16804 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 18-07-2018 21:04)

Kişi hakkında uzun yıllardan beri haber alınmadığının tek başına tespitinin yapılmış olması kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılığın varlığına karine teşkil etmez.
(Şerh No: 16792 - Ekleyen: Stj.Av.Aydın IŞIK - Tarih : 30-06-2018 13:13)

Cinsiyet kimliğinin tanınması amacıyla TMK madde 40 çerçevesinde cinsiyet değiştirme ameliyatına izin verilebilmesi için üreme yeteneğinden yoksunluk şartının Anayasanın 17. ve 20. maddelerine aykırı düştüğü yönünde yapılan itiraz başvurusu oyçokluğuyla kabul edilerek sözü edilen şart iptal edilmiştir.
(Şerh No: 16770 - Ekleyen: Özge YÜCEL - Tarih : 05-05-2018 15:58)

Nüfus kayıtlarında biyolojik cinse göre yazılmış bulunan cinsiyetin kişinin cinsiyet kimliğine uygun hale getirilmesinin yani cinsiyet kimliğinin hukuken tanınmasının önünde bir engel olarak görünen cinsiyet değiştirme ameliyatı olma zorunluluğunun Anayasa madde 17 ve 20'ye aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluna gidilmişse de Anayasa Mahkemesi itirazı oyçokluğuyla reddetmiştir.
(Şerh No: 16769 - Ekleyen: Özge YÜCEL - Tarih : 05-05-2018 15:50)

"Velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi" yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çoc...
(Şerh No: 16766 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-04-2018 23:08)

Ortaklığın giderilmesi davasının konusuz kalması halinde dahi;Paydaşlığın giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan veya kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden, davanın açılmasında tarafların kusuru bulunup bulunmadığının da yargılama giderlerinin yükletilmesi açısından bir önemi bulunmamaktadır. Bu ilkeden hareketle, başka bir hususa bakılmaksızın, yargılama giderlerinin ve yargılama giderleri arasında sayılan vekalet ücretinin, ya...
(Şerh No: 16672 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-10-2017 08:40)

Davacının sınırdaş parseldeki pay satışı nedeniyle ön alım hakkının doğduğunun kabulüne imkan görülmemektedir.
(Şerh No: 16661 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 15-09-2017 21:12)

Velayet anne veya babada olup da, şayet velayet kendisinde olan eş çocuğa bakmayıp karşı taraf çocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan, velayetin nez'i davası açmak zorunda olmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir.
(Şerh No: 16650 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-08-2017 16:45)

Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında; tamamlanmış yapının fiili durumu ile onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin bulunması halinde, hemen kat mülkiyeti kurulamayacağı sonucuna varılmayarak, bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
(Şerh No: 16649 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 22-08-2017 12:46)

Velayetin düzenlenmesi ve değiştirilmesi kamu düzenine ilişkin olup, bu davalarda re'sen (kendiliğinden) araştırma ilkesi geçerlidir. Taraflardan delillerinin sorulması, göstermeleri halinde toplanması, göstermedikleri takdirde de re’sen delil toplanması, bu çerçevede çocuğun üstün yararının ebeveynlerinden hangisinin yanında bulunmak olduğu ve velayet sahibinin değiştirilmesini gerekli kılan bir durumun bulunup bulunmadığı hususunda 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama...
(Şerh No: 16645 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-08-2017 15:12)

Velayet davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, ortak çocuğun velayetinin değiştirilmesini talep eden davacıya bu talebini haklı kılacak vakıa ve olguları bildirme ve bunları kanıtlama, davalıya ise bunların aksini kanıtlama imkanının tanınması gerekir. Duruşma yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
(Şerh No: 16644 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-08-2017 15:04)

Çocuğun bedeni ve fikri gelişmesinin tehlikeye düştüğü yönünde ilgili mahkemeye bir başvuru olduğunda, başvuruyu yapan isteğinden feragat etse dahi feragat sebebiyle isteğin reddine karar verilemez.
(Şerh No: 16643 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-08-2017 14:46)

Eşlerin birbirlerine ve çocuklarına karşı olan bakım, barınma, koruma ve gözetme yükümlülükleri sürekli yinelenen yükümlülüklerden olduğundan; önceden feragat edilmiş olsa bile tedbir nafakası sonradan yeniden istenebilir.
(Şerh No: 16629 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-08-2017 10:03)

EŞİN SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHLAL ETMESİ ÇOCUKLARINA MANEVİ TAZMİNAT TALEP HAKKI VERMEZ. DAVACI EŞ YARARINA HÜKMEDİLEN MANEVİ TAZMİNAT DOĞRUDUR.
(Şerh No: 16605 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 31-05-2017 10:12)

Tenkis talebi def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
(Şerh No: 16588 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 06-03-2017 18:01)

Yargıtay Kararı içerisinde adı geçen dava taraflarının isimleri rumuzlanmadan ilgili kararın yayımlanması kararda adları yazılı kişilerin kişilik haklarına saldırı oluşturur.
(Şerh No: 16584 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-03-2017 14:49)

Katılma alacağında zamanaşımı süresi boşanmanın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıldır.
(Şerh No: 16582 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-02-2017 20:39)

Yerel mahkemece, davacının resmi nikah yapma vaadi ile kandırıldığı ve kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Toplumumuzun geleneksel yapısı ve tarafların yaşadıkları sosyal çevre de gözetildiğinde; resmi nikah yapılacağı inancı ile davacının davalı ile iki yıl karı koca hayatı yaşaması, resmi nikah yapılacağı vaat edildiği için evlenecekleri inancına kapılan davacının, Iğdır ilinden İstanbul'a getirilmesine rağmen ik...
(Şerh No: 16579 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 31-01-2017 09:12)

TMK. hükümlerine göre soybağının reddi davası ancak babalık karinesi kapsamında yer alan, dolayısıyla babalık karinesinden faydalanan çocukların soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eden bir davadır. Babalık karinesinden faydalanma söz konusu olmaksızın kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için böyle bir duruma çocuk ile koca arasında soybağının bulunmadığının tespitine yönelik olarak açılacak dava, soybağının reddi davası değil, yan...
(Şerh No: 16578 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-01-2017 10:32)

Medeni Kanunun 150/5 nci maddesi (TMK.184/5) uyarınca bu kabil sözleşmelerin (anlaşmaların) geçerliliği hakim onayına bağlıdır. Başka bir ifade ile hakimin ifadesinin varlığı sözleşmelerin geçerlilik şartıdır. Bu hükmün en önemli amacı boşanma davasının getirdiği maddi ve manevi baskılar nedeniyle bunalmış, bir anlamda sağlıklı düşünme yeteneğini kaybetmiş tarafı ve kuşkusuz çocukları diğer eşin baskısından bazen de aldatmacalarından korumak, kandırma ve ezilmeyi önlemek haksız çıkar sağlamayı e...
(Şerh No: 16575 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-01-2017 18:47)

Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK Md. 186/son). Davacı eşin ekonomik durumunun davalı (kocadan) daha iyi olması veya davacının çalışması davalı (kocayı) tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Ortak giderlere (elektrik, su, telefon, kira, yakıt parası vs.) katılma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz.
(Şerh No: 16574 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 13-01-2017 11:01)

Dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ...
(Şerh No: 16550 - Ekleyen: Av.Murat ÇETİN - Tarih : 16-12-2016 07:58)

Aile birliğinin sağlanmasında ortak bir soyadı kullanılmasının etkisi bulunmamaktadır. Evli kadınların aile birliği adına kocalarının soyadını taşımak zorunda bırakılmalarının -önüne kendi kızlık soyadlarını ekleyebilseler de- nesnel ve makul bir nedeni bulunmamaktadır. Aile birliğini ortak bir aile ismi aracılığıyla yansıtma amacı, cinsiyete dayalı farklı muamele için yeterli bir gerekçe oluşturmamaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 187. maddesi, Anayasa m.17 ve AİHS m.8, 14 ile çelişmektedir ve A...
(Şerh No: 16506 - Ekleyen: Stj.Av.Yakup Gökhan DOĞRAMACI - Tarih : 09-08-2016 16:52)

Ziynet alacağı davasında ispat yükü kadına aittir.
(Şerh No: 16504 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 29-07-2016 07:19)

Davacı, davalının hiç bir maddi katkısının bulunmadığını ileri sürerek tedbir nafakasına hükmedilmesi talebinde bulunmuş; mahkemece zaruret hali iddiasının hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilince karar temyiz edilmiştir. Evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler olup; davacının belirli ve sürekli bir gelirinin olması,ona tedb...
(Şerh No: 16471 - Ekleyen: Av.Arzu DİRİCAN - Tarih : 21-05-2016 23:14)

Kadastro tespitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla kadastro tespiti zilyetliğe dayalı iktisaba engel değildir.
(Şerh No: 16455 - Ekleyen: Av.Seyhan ŞAHİN - Tarih : 08-04-2016 23:02)

Yoksulluk nafakasının arttırılması davasında verilecek karar gözetilirken nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında arttırılmalı böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
(Şerh No: 16447 - Ekleyen: Av.Mehmet GÜMÜŞ - Tarih : 08-03-2016 11:20)

Koca tarafından Medeni Kanunun 166/son maddesine dayalı olarak 3.11.2003'te açılan dava, 5.4.2004'te feragat sebebiyle reddedilmiş, koca yeniden 23.02.2005 tarihinde, 17.11.1998'de reddedilen davayı esas alarak boşanma isteğinde bulunmuştur. Oysa 5.4.2004'teki feragatla 17.11.1998 gün 1998/348 sayılı dava ile doğan haklardan vazgeçilmiştir (Feragat edilmiştir). 5.4.2004 tarihinden itibaren yasanın aradığı üç yıllık fiili ayrılık süresi de dolmamıştır. Mahkemece davanın reddi gerekirken yazılı şe...
(Şerh No: 12413 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 20:13)

Feragat kendiliğinden bu iradenin mahkemeye ulaştığı ve açıklandığı tarihte kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğurur (HUMK m. 95). Feragat üzerine verilen kararın şeklen kesinleşmesinin beklenmesine gerek yoktur.
(Şerh No: 16440 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 16:28)

Davalının davacı ile ikinci kez evlenmesi ve anlaşmalı olarak boşanması ilk boşanma kararında hükmedilen alacaklarla ilgili davacıyı ibra ettiğini göstermez.
(Şerh No: 16439 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 09:08)

Feragat ve kabul, kesin hükmün hukuki neticelerini hasıl eder (HUMK. md.95). Feragat beyan tarihinde hukuki sonucunu doğurur (H.G.K. 1991/2-550630, 2H.D. 5235/1993). Feragat üzerine verilen kararın taraflara tebliği suretiyle şekli kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur.
(Şerh No: 16438 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 08:49)

Kocanın açtığı ilk boşanma davası reddedilmiş ve hükmün kesinleşmesinin üzerinden 3(üç) yıl geçmiştir.Her ne kadar davalı tanığı, eşlerin 304 gün beraber kaldığını ifade etmişse de, bu beraberlik evlilik birliğini" yeniden kurulduğu şeklinde yorumlanamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesinin aradığı koşullar oluşmuştur. Davacı kocanın, davasının kabulüne karar vermek gerekir.
(Şerh No: 16423 - Ekleyen: Av.Tuğba YILDIZ - Tarih : 01-02-2016 14:14)

Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını, yalnızca ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir. Bu hallerde dava hakkı, sonradan iyileşen eşe aittir (TMK. m. 147/2)
(Şerh No: 16414 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 22-01-2016 22:30)

Boşanma istemiyle açılmış dava ISLAHA GEREK OLMAKSIZIN ayrılığa hasredilebilir. Ve "davacının" ayrılığı talep etmesi halinde; ayrılık kararı verilebilmesi için boşanma sebebinin ispatlanması yeterlidir. Ayrıca ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunup bulunmadığına bakılmaz.
(Şerh No: 16392 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-12-2015 18:49)

Yaş tahsisi davalarında tam teşekküllü bir hastaneden sağlık kurul raporu aldırılması zorunludur.
(Şerh No: 16382 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 30-11-2015 15:25)

Kişilik haklarına saldırı teşkil eden maddi bir hadisenin varlığı ispat edilemediğinden, davacı eş için manevi tazminata hükmedilemez.
(Şerh No: 16374 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 25-11-2015 10:42)

Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır, KADININ KİŞİSEL MALIDIR, ona iadesi gerekir. Ancak, ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur. Davada, davacıya ait olduğu anlaşılan dava konusu altınların evliliğin devamı sırasında davalı tarafından bozd...
(Şerh No: 16362 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 19-11-2015 15:11)

Düğünde kadına takılan ziynet eşyaları(altın vs.) kim tarafından takılırsa takılsın KADINA BAĞIŞLANMIŞ sayılır ve boşanma vesair davalarda kadının kişisel malı sayılmalıdır.
(Şerh No: 16361 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 19-11-2015 15:04)

Tapuda aile konutu şerhi olsun yahut olmasın, sair konut eşin rızası olmadan devredilir veya konuta ipotek konulursa tüm bu işlemler diğer eşin "açık" rızası olmadığından ötürü geçersiz sayılacaktır.
(Şerh No: 16360 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 19-11-2015 11:14)

 Bilgi  [MK. 295] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 291 inci maddesini karşılamaktadır. Madde, 1984 tarihli Öntasarının 281 inci maddesinin ilk üç fıkrasından aynen alınmıştır. Yürürlükteki metinde yer, alan, babanın ölümü veya ayırt etme gücünden devamlı surette yoksun bulunması hâlinde çocuğun babanın babası tarafından tanınabilmesi olanağı maddeye alınmamıştır, ölüm veya ayırt etme gücünün kaybı hâllerinde ana veya çocuk babalık davası açabilir. Yapılan düzenlemede, yürürlükteki Kanundan farklı olarak, tanım...
(Şerh No: 479 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-09-2015 11:07)

18 yaşın ikmali ile iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Bu şekilde sona eren iştirak nafakasının yorum yolu ile sürdürülmesi mümkün değildir.
(Şerh No: 16341 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-09-2015 13:48)

Davacı-karşı davalı erkeğin de güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, eşini istemediğini, sevmediğini söylediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylar göz önüne alındığında; evlilik birliği temelinden sarsılmıştır.Bu sonucun gerçekleşmesinde her iki taraf da kusurludur.
(Şerh No: 16329 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 13-08-2015 09:14)

Kesinleşen anlaşmalı boşanma davasında mahkeme kararı ile onanan protokoldeki "tarafların karşılıklı mal taleplerinin bulunmadığına" ilişkin ifade, mal rejiminden kaynaklanan alacağı da kapsar.
(Şerh No: 16327 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 02-08-2015 12:56)

Sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü protokolle üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması ya da azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz. Çünkü kendi kusuru (basiretsizliği vb.) ile mali imkanlarını zorlayan tarafın MK. nun 2. maddesinden yararlanması söz konusu olamaz.
(Şerh No: 16326 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-08-2015 22:35)

Davacı karar düzeltme talep ederek bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini belirterek bozma kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Gerçekten de, davalı bankanın ipotek işlemi sırasında davacı kocanın rızasını almadığı gibi muvafakatnamedeki imzanın da davacı kocaya ait olmadığı anlaşılmaktadır. Banka, davacı kocanın rızasını gösteren muvafakatname istediğine göre taşınmazın aile konutu olduğunu biliyor demektir. Basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı bankan...
(Şerh No: 16325 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-07-2015 22:17)

Aile konutu olan taşınmazı, diğer eşin açık rızası olmadan, hak sahibi eşten devralan kişinin iyi niyetli olması halinde kazanımı korunur, kötü niyetli ise kazanımı korunmaz ve üzerindeki tescil, yolsuz tescil niteliğini alır. Taşınmazı ilk devralanın, bir başka kişiye taşınmazı devrinde TMK m.194 koşulları artık aranmaz. Bu durumda taşınmazı en son devralan, kendisine bu taşınmazı devreden üzerindeki tescilin yolsuz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu tescile dayanamaz.
(Şerh No: 16323 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-07-2015 10:34)

Dava; katılma alacağı taleplidir. Davacı, feragati nedeniyle reddedilen birinci boşanma davasında; dava dilekçesi ile birlikte aynı zamanda aynı gerekçelerle katılma alacağı da talep etmiş; işbu boşanma davasının görüldüğü mahkemeye hitaben yazdığı 24.01.2007 havale tarihli dilekçesiyle "... açmış olduğu davadan ve boşanma isteğinden feragat ettiğini, yine davalının banka hesabında bulunan paranın davalıya ait olduğunu, aracın davalının kendi parasıyla alındığını, ev için ödenen bedelin de b...
(Şerh No: 16319 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 06-07-2015 17:59)

Davalı kocaya babası tarafından 30.5.2002 tarihinde bağışlandığı anlaşılan arsanın, kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi sonucu edinilen 2 numaralı daire, 4721 S.K. m.220/1-b.4 gereğince kişisel mal yerine geçen değer olup; bu taşınmaz üzerinde davacı kadının katılma alacağı bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16318 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 06-07-2015 14:02)

Davacı, bankada davalı eşi ile müşterek hesaplarındaki paranın tamamının davalı tarafından çekildiğini ileri sürerek, 1/2'sinin tahsilini talep etmiştir. Mal rejimi dışındaki akdi ilişkiye dayanan bu talep, aile mahkemesinin değil asliye mahkemesinin görevi kapsamındadır.
(Şerh No: 16317 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 04-07-2015 19:04)

Dava konusu taşınmaz, davacı kadının her yıl Almanya'dan izne geldiğinde eşi ile beraber tarafların birlikte acı ve tatlı günlerini yaşadıkları, anılarını taşıyan, böylece yaşamsal faaliyetlerinin odağı haline getirdikleri Türkiye'deki tek konutları olup aile konutu niteliğinde olmakla taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulması gerekir.
(Şerh No: 16315 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2015 14:57)

TMK m.194'e istinaden ikame edilen ipoteğin kaldırılması davasının yargılaması devam ederken davacı eş vefat ettiğinden dava konusuz kalmıştır.
(Şerh No: 16314 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2015 14:52)

TMK m.194'e istinaden ikame edilen ipoteğin kaldırılması davasında; ipotek veren davalı, yargılama devam ederken vefat etmiştir. Evlilik birliği ölümle sona erdiğinden, TMK m.194'ün uygulanma olanağı kalmamıştır ve bu sebeple ipoteğin kaldırılması davasının, konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16313 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2015 14:49)

Dava; terekenin borca batık olduğunun tespiti istemidir. Değerlendirilen husus; davacı mirasçıların, murisin bankaya olan kredi borcu sebebiyle yaptıkları ödemenin TMK m.610/2 anlamında mirası sahiplenme olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir. HGK; davacı mirasçılar tarafından ödendiği ileri sürülen borcun cüz'i bir miktar olup, mirasçıların kendi malvarlığından ödenmiş olmasının olağan işlemlerden olduğu, murisin öldüğü tarih itibariyle borca batık olduğu anlaşılan t...
(Şerh No: 16312 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 30-06-2015 12:38)

Dava; mirasın hükmen reddine ilişkindir. Bu durumda; murisin, ölüm tarihi itibarıyla borç miktarı tespit edilmeli, aynı tarih itibarıyla taşınır ve taşınmaz mal varlığı, varsa hak ve alacakları, tarafların bu hususta gösterecekleri delilleri toplanmak suretiyle saptanarak, murisin borcundan dolayı mirasçılar aleyhinde yürütülen takiplere ilişkin varsa icra dosyaları da getiritilip, davacının mirası kabul anlamına gelen davranışları bulunup bulunmadığı tespit edilerek, mirasın hükmen reddine enge...
(Şerh No: 16311 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2015 13:51)

İntifa hakkı, TMK m.795 uyarınca tapu kütüğüne tescil ile kurulur. TMK m.803 uyarınca da intifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma hakkına sahip olup, bu haklarını akidine karşı ileri sürebileceği gibi üçüncü kişilere karşı da ileri sürebilir.
(Şerh No: 16310 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2015 13:34)

Davalı koca tarafından 15.4.2003 tarihinde açılan boşanma davası ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilerek kesinleşmiş, kocanın 3.10.2007 tarihinde açtığı ikinci boşanma davasında TMK m. 166/son gereği tarafların boşanmalarına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Davanın konusu; davacı kadının, 6.6.2006 tarihinde satın alınarak tapuda davalı koca adına tescil edilen taşınmazda, yasal mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan artık değer üzerinden katılma alacağı talebidir. Fiili ayrıl...
(Şerh No: 16309 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 28-06-2015 14:57)

Davacı, evlilik birliğinin eşlerden birinin ölümüyle sona erdiğini, muris adına bankalarda bulunan hesaplardaki paranın 1/4'ünün kendisine, 3/4'ünün ise diğer mirasçı davalıya verildiğini; bankadaki paranın, 1.1.2002 tarihinden sonraki faiz gelirleri edinilmiş mal olmakla bu faiz gelirinin hesaplanarak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, muris dedesinin vefatı sonrasında davacı eş lehine, oturduğu bağımsız bölüm bakımından mahkeme kararıyla in...
(Şerh No: 16308 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-06-2015 15:46)

Davacı, evlilik birliğinin eşlerden birinin ölümüyle sona erdiğini, muris adına bankalarda bulunan hesaplardaki paranın 1/4'ünün kendisine, 3/4'ünün ise diğer mirasçı davalıya verildiğini; bankadaki paranın, 1.1.2002 tarihinden sonraki faiz gelirleri edinilmiş mal olmakla bu faiz gelirinin hesaplanarak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, muris dedesinin vefatı sonrasında davacı eş lehine, oturduğu bağımsız bölüm bakımından mahkeme kararıyla in...
(Şerh No: 16307 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-06-2015 15:44)

TMK m.236/1'in son cümlesi alacakların takası yönünde emredici niteliktedir. Ne var ki, takasın yapılabilmesi için takas isteğinde bulunan kişinin de artık değeri istemesi gerekir. Davalı tarafından ileri sürülmüş böyle bir istek söz konusu değildir. Takasın olabilmesi için en azından yöntemine uygun bir biçimde harcı yatırılmak suretiyle bir isteğin olması ve bu isteğe bağlı olarak belirlenmiş ve kanıtlanmış bir alacağın bulunması gerekir. Sadece takas defi isteğinde bulunmak yeterli değildir. ...
(Şerh No: 16305 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-06-2015 11:51)

TMK m.236/1'de her eşin diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olacağı ve alacakların takas edileceği düzenlenmiştir. Takas yapılabilmesi için davalının bunu ileri sürmesi ve davacı adına bulunan mal ve eşyaların takasa tabi tutulması konusunda isteği bulunması gerekir. Dosya kapsamında bu konuda istek bulunmamaktadır. Re'sen takasa ve külli tasfiyeye girilmesi isabetsiz bulunmaktadır. Külli ( tam ) tasfiyenin ve takasın yapılabilmesi için en azından bu konuda davalı tarafın da d...
(Şerh No: 16306 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-06-2015 11:50)

Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Davalı ve bir kısım mirasçılar tarafından açılan Konya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/1083 E. 2005/225 K. sayılı davada A____ G____ mirasçılarının tamamının taraf gösterilmedikleri sabittir. Kayıt maliklerinin tamamı davada yer almadıklarına göre elde edilen hükmün bu kişileri bağlamayacağı açıktır. O halde, davacılar bakımından böylesi bir karara dayalı olarak yapılan cebri satışın ve buna bağlı tescili...
(Şerh No: 16303 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-06-2015 21:44)

Ortalığın giderilmesi davasında taşınmaz maliklerinden biri veya birkaçının davaya dahil edilmeden karar verilip, kararın kesinleşmesi halinde. Dava dışı paydaş kararı TEMYİZ EDEBİLİR.
(Şerh No: 16302 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-06-2015 21:39)

Dava; davacının, müteveffa eşinin diğer mirasçılarına yönelttiği, eşin ölümü ile son bulan edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde ve evlilik birliği içinde edinilip muris adına tescil olunan taşınmaza dair katılma alacağı istemidir. Davaya konu taşınmazın tamamı banka kredisi ile edinilmiş olup, kredi borcunun bir kısmı evlilik birliği içinde ve ölüm tarihinden önce ödenmiş, kalan kredi borcu ise sigortacı tarafından, sigortalı murisin ölümü üzerine ödenmiştir. Mal rejimini sona erdire...
(Şerh No: 16293 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-06-2015 16:20)

Davacı, muris eşinin çalıştığı şirket ( işvereni ) tarafından sigorta şirketine ferdi kaza sigortası yaptırıldığını; eşinin ölümü üzerine, sigorta şirketinin, murisin önceki evliliğinden olma davalı kızına yaptığı ödemenin de edinilmiş mal olduğunu açıklayarak, bu kısım üzerinden katılma alacağı talep etmiştir. Ölüm sebebi ile ödenen ferdi kaza sigortası ödemesinin, mal rejiminin sona ermesinden önce (ölüm tarihinden önce) ödenmesi imkanı olmayıp, evlilik içinde bir karşılığı da bulunmamakla ...
(Şerh No: 16294 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-06-2015 16:20)

Değişen koşullara göre, kişisel ilişkinin her zaman düzenlenmesi mümkün olup, dosya içerisinde bulunan tüm raporlar ve çocuğun üstün menfaati gereği çocuk ile baba arasında "bu aşamada yatılı kişisel ilişki" kurulması doğru değil ise de, bu yön yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
(Şerh No: 16283 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-06-2015 16:28)

Dava, üstün bir yararı bulunduğu hukuki sebebine dayalı olarak TMK m.226/2 gereğince açılan paylı mülkiyete konu taşınmazdaki 1/2 payın, bedeli karşılığında iptal ve tescili isteğine ilişkindir. Davacı diş hekimi olup, paylı olarak taraflar adına kayıtlı dava konusu meskeni, diş hekimliği faaliyetini sürdürmek için muayenehane olarak kullanmakta olup üstün hakkının varlığının kabulü gerekir. Davacının, davalıya ödemesi gereken pay bedeli; taşınmazın, mahkemenin karar tarihine en yakın tar...
(Şerh No: 16280 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-06-2015 17:09)

4721 S.K. m.185/3'te düzenlenen sadakat yükümlülüğü, evliliğin yasal olarak son bulmasına kadar devam eder. Başka bir deyişle, mahkemelerce boşanma kararı verilmiş olmasına rağmen bu karar henüz kesinleşmediği sürece evlilik birliği devam ettiğinden bu aşamada eşlerin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarının dikkate alınması gerekir.
(Şerh No: 16255 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-06-2015 15:31)

Davacının cebri icra ( zorlayıcı yaptırım ) altında Hazineye ecrimisil ödemiş bulunması, ecrimisil öderken ihtirazı kayıt ileri sürmemesi Hazinenin üstün mülkiyet hakkını kabul ettiği anlamına gelmez. Üstelik, kazanım koşulları gerçekleşmiş olan mülkiyet hakkından vazgeçtiğini de göstermez. Bu durum bir kimse kendi aleyhinde beyanda bulunamaz ilkesine de aykırıdır. Tescil isteminin kabulü gerekir.
(Şerh No: 16247 - Ekleyen: Av.Seyhan ŞAHİN - Tarih : 21-05-2015 15:40)

Taşınmaz mülkiyet nakli borcunu içeren sözleşme resmi biçim koşuluna uyularak yapılmadığından geçersiz ise de; 30.09.1988 tarihli ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda ...
(Şerh No: 16246 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-05-2015 12:22)

Hakkaniyet bir bakıma adaleti deyimler. Fakat; sevgi, anlayış ve hoşgörü duygularıyla paylaştırıcı ve denkleştirici davranmak, adaletli davranmaktan daha başka ve daha ileride bir anlam taşır.
(Şerh No: 16241 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-05-2015 22:20)

Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Son kayıt maliklerinin iyiniyetli olduğu mahkemece de benimsendiğine göre TMK'nın 1023. maddesi hükmü gereğince edinimin anılan yasal düzenlemenin koruyuculuğunda olacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
(Şerh No: 16228 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-05-2015 14:50)

Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil ya da tazminat isteklerine ilişkindir. Davacının temlik tarihlerinde ehliyetsiz olduğu belirlenmiş; çekişmeli taşınmazların bizzat davacı tarafından uzun süredir şoförlüğünü yapan kişiye gerçek değerin çok altında bir bedelle temlik edildiği; bu kişi tarafından da kısa aralıklarla tapu maliki diğer davalıya satış biçiminde devredildiği saptanmıştır. Dava konusu taşınmazın ve tarafların bulunduğu çevrenin küçük ol...
(Şerh No: 16227 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-05-2015 14:50)

Tarafların, evlilikleri süresince sağlıklı bir cinsel ilişki kuramadıkları, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davacı kadında, cinsel ilişkiye engel olacak fizyolojik ve psikolojik bir rahatsızlık saptanmamıştır ve cinsel ilişkiden kaçınanın davacı olduğuna ilişkin bir delil de mevcut değildir. Bu halde, sağlıklı bir cinsel ilişkinin gerçekleştirilememesinde davalı kocanın kusurlu olduğu kabul edilmelidir. O halde boşanmaya sebep olan olaylarda ağırlıklı olarak kusurlu o...
(Şerh No: 16211 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 30-04-2015 11:50)

Saklı paylı mirasçılar, saklı paylarını alamadıkları takdirde, başka bir ifadeyle saklı paylarının ihlal edilmesi halinde mirasbırakanın, tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarrufları hakkında tek başlarına tenkis davası açma hakkına sahiptirler.
(Şerh No: 16210 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 30-04-2015 11:50)

Taraflar Almanya'da boşandıktan sonra Türkiye'de henüz tenfizi yapılmadan kadın olan eş ölmüştür. Mirasçısı olan oğul Türkiye'de kararı tenfiz ettirebilir, hukuki yararı bulunmaktadır.
(Şerh No: 16203 - Ekleyen: Av.Suat ERGİN - Tarih : 28-04-2015 17:08)

Davacı kadın, ANLAŞMALI BOŞANMA kararı kesinleşmeden ölmüştür. Böylece evlilik birliği boşanmayla değil, ölümle son bulur. Sonradan hatalı olarak boşanma kararına kesinleşme şerhi verilmesi, evlilik birliğinin boşanma ile sona erdiği sonucunu doğurmaz.
(Şerh No: 16202 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-04-2015 12:38)

İnanç ilişkisinin varlığı ispatlanmıştır. Tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı bazı gerekçelerle sözleşmenin nitelendirilmesine hataya düşülerek istemin reddi doğru değildir.
(Şerh No: 16171 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-04-2015 16:23)

Mahkemece, vasiyetnamenin açılması usulünce sağlandıktan sonra bu davaya devam edilmek üzere bekletici mesele yapılarak (kesinleştirilmesi) ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Davanın reddi doğru değildir.
(Şerh No: 16170 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-04-2015 16:08)

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır.O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4; TBK. md. 50, 51, 52, 58)dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16160 - Ekleyen: Av.Özlem AY BİLGİN - Tarih : 06-04-2015 12:22)

-ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ MEDENİ HAKLARI KULLANMAYA ENGEL MADDELER İÇEREMEZ.- Protokolde yer alan velayetin kaldırılması ve kişisel ilişkinin genişletilmesi davası açılamayacağına ilişkin medeni hakları kullanmaktan feragate ilişkin taahhütler, medeni hakları kullanma ehliyetinden önceden vazgeçme niteliğinde olup, Medeni Kanununun 23. maddesine ve çocukların yüksek yararlarına açıkça aykırıdır. Bu hükümler olmaksızın ortak irade ile boşanmanın gerçekleşmeyeceği açıkça belli olduğuna göre,...
(Şerh No: 16157 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-03-2015 15:52)

YERLEŞİM YERİ ADRESİ - MERKEZİ ADRES KAYIT SİSTEMİ ADRESİ Aksi kanıtlanıncaya kadar merkezi adres kayıt sisteminde kayıtlı olan yerleşim yerine ilişkin beyana geçerlilik tanınmalıdır. Davalı, davacının yerleşim yeriyle ilgili kayıttaki bilginin aksini gösteren bir delil getirememiş, karinenin aksini ispatlayamamıştır. Davacının yerleşim yeriyle ilgili beyanını kötü niyetli olarak sicile tescil ettirdiğine ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda dava davacının yerleşim yerinde ikame e...
(Şerh No: 16156 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-03-2015 14:02)

Mahkemece, uzun zamandır devam eden geçimsizliğin akabinde ve davalı tanığının beyanına göre darp edilmiş bir vaziyette davalı baba evine döndüğü, sonrasında davacının ailesinden ve ailenin müdahalelerinden uzak bir ikametgah belirlenmesi yönündeki iradesini defalarca dile getirdiği, bu nedenle Mahkemede terk ihtaratının samimi olduğu yönünde vicdani kanaat oluşmadığı, müşterek ikametgahta davacının ailesinin maddi ve manevi baskılarına imkan vermeyecek koşulları taşımaktan uzak olduğu, davayı i...
(Şerh No: 16146 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-03-2015 15:12)

Koca terke dayalı boşanma davası açmıştır. Davacı-davalı (kadın) ihtara rağmen dönmemekte haklı olduğunu ispatlayamamıştır. Kocanın ihtar isteğinin samimi olmadığını gösteren bir delil de bulunmamaktadır. Kadın ise, ihtar tebliği üzerine 166/1'e dayanarak boşanma davası açmıştır. "İhtar süresi içinde" kadının dava açmasını haklı kılan başka sebep ve olgular bulunmadıkça, bu davanın açılmış olması, kadını ayrı yaşamakta haklı kılmaz. O halde, Türk Medeni Kanununun 164. maddesinde yer alan ...
(Şerh No: 16145 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-03-2015 15:02)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır.
(Şerh No: 16078 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 20-02-2015 10:30)

TMK 702 vd. maddeleri uyarınca elbirliği mülkiyetinde geçerli bir kira sözleşmesinden bahsedebilmek için tüm paydaşların sözleşmeye katılımı zorunludur; tüm paydaşların katılmadığı kira sözleşmesi hukuken geçerli değildir. Somut olayda, bahse konu kira sözleşmesi paydaşlardan biri ile davalı arasında yapılmışsa da; diğer paydaşlar sözleşmede yer almayıp kira aktine icazet verdikleri de iddia edilmiş değildir. Bu durumda geçerli bir sözleşme bulunmadığı gözetilerek el atmanın önlenmesine ve be...
(Şerh No: 16037 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 26-01-2015 15:36)

Taksimi mümkün olduğu konusunda tereddüt bulunmayan, ağaç bedeli, eski hale getirme bedeli ve maden bedeli taleplerine ilişkin davayı tüm mirasçıların birlikte açması gerekir.
(Şerh No: 16036 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 26-01-2015 15:35)

Davacı, evli olduğunu bildiği halde dava dışı eşi ile internet ortamında birlikte olup aşk içerikli sözler söyleyen davalının eyleminin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek uğradığı manevi zararın tahsilini istemiştir. Davacının anlaşmalı boşanma davasındaki tazminat istemediğine dair beyanı, genel hükümlere dayalı tazminat isteminden açık bir şekilde vazgeçtiği anlamını taşımayacağı gibi tazminat isteminden feragat edildiği şeklinde de değerlendirilemez. Şu halde davacı ...
(Şerh No: 16035 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-01-2015 19:24)

AİLE KONUTU/ EL ATMANIN ÖNLENMESİ/ ECRİMİSİL Dava bağımsız bölüme el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesinde öngörülen aile konutu şerhi tarafların boşanmaları ve boşanma kararının kesinleşmesi ile dayanağı ve hukuki neticeleri ortadan kalkar. Mülkiyet hakkına değer verilmek suretiyle el atmanın önlenmesi isteğinin kabulüne ve boşanma davasının kesinleşmesinden eldeki davanın açılma tarihine kadar olan süre için belirlenecek ecrimisile...
(Şerh No: 16031 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-01-2015 09:34)

Aile konutu şerhi boşanma kararının kesinleşmesiyle ortadan kalkar. Şerhin şeklen sicil kaydında yer alması bu sonucu değiştirmez.
(Şerh No: 16029 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 17-01-2015 09:24)

Mecra irtifakının geçerli olarak doğabilmesi için ( diğer unsurların varlığı yanında ) mecra irtifakı sözleşmesinin yasada öngörülen şekilde yapılmış olması zorunludur ( TMK 781 ). Bununla beraber mecra irtifakı, TMK m.780/ilk cümlesindeki buyurucu hüküm uyarınca tapu siciline kaydedilmedikçe ( tescil olunmadıkça ) sadece sözleşme yapılmış olması olgusu irtifakın hükümlerinin yerine getirilmesi için bir talep hakkı vermeyecektir. Ne var ki, TMK m.780, taşınmazlar üzerinde ayni bir hak iktisabını...
(Şerh No: 16000 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-12-2014 15:11)

Uygulamada mecra irtifakından kasıt elektrik, su gibi enerji veya sıvı maddelerin naklini sağlayan tesisattır ve yasanın düzenleniş şeklinden mecra geçirme hakkının sadece komşulara tanınmış bir hak olduğu da anlaşılmaktadır. Komşu sayılamayacak sınai teşebbüsler, ihtiyaçları sebebiyle mecra tesisini teminen TMK m.744'ten faydalanamaz.
(Şerh No: 15999 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-12-2014 14:43)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,04483104 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.