Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

4721 S.lı Türk Medeni Kanunu - Son Eklenen Şerhler

4721 S.lı Türk Medeni Kanunu - Son Eklenen Şerhler

Boşanma davası sadakatsizlikten kaynaklanan şiddetli geçimsizliğe dayalı olarak açılmış, aynı gerekçelerle boşanma hükmü verilmiş ve kesinleşmiştir. Mahkemece TMK md. 236/2 (boşanmanın zina ve/veya hayata kast nedenlerinden dolayı açılması ve boşanmaya hükmedilmesi halinde uygulanabilir) hükmüne yanlış anlam verilmek suretiyle katılma alacağının kaldırılmasına karar verilmesi verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 17111 - Ekleyen: Av.Safacan GÜNEŞ - Tarih : 25-11-2021 12:11)

Davacının, düzenleme şeklinde yapılan taraflar arasındaki mal ayrılığı rejimi seçimi sözleşmesinin korkutma (TBK md. 37 vd.) altında imzalandığından geçersiz olduğunu ileri sürülmesi halinde, Mahkemece gösterilen deliller incelenerek bu yönde bir değerlendirme yapılmadan ...sözleşmenin geçerli olduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır.
(Şerh No: 17113 - Ekleyen: Av.Safacan GÜNEŞ - Tarih : 25-11-2021 06:35)

Gerekli şartların gerçekleşmesi halinde, yurtdışında yaşayan tarafların Türkiye'de bulundukları sürede kullandıkları konutun aile konutu olarak özgülendiğinin kabulü mümkündür.
(Şerh No: 17112 - Ekleyen: Av.Safacan GÜNEŞ - Tarih : 25-11-2021 06:06)

Koca, eşi ile birlikte yaşadıkları mekanda ele geçirdiği eşine ait fotoğrafları, not defterini veya mektupları mahkemeye delil olarak verirse, bu deliller hukuka aykırı yollardan elde edilmediğinden mahkemede delil olarak değerlendirilir.
(Şerh No: 17108 - Ekleyen: Av.Suat TOK - Tarih : 05-11-2021 10:12)

Dava, evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeni ile boşanma istemine ilişkin olup, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 02.07.2021 tarihli ve 211 sayılı kararı ile hazırlanan, 09.07.2021 tarihli ve 31536 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Hukuk Dairelerine ilişkin iş bölümü uyarınca hükme yöneltilen temyiz itirazlarının incelenmesi Yargıtay (2.) Hukuk Dairesinin görevi cümlesinden bulunmakla, dosyanın anılan Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 20.09.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
(Şerh No: 17107 - Ekleyen: Stj.Av.Dilruba Sultan GÜLTEKİN - Tarih : 18-10-2021 14:34)

Davacı-davalı kadının da eşini, ölen eski eşi ile sürekli kıyaslayarak hakaret edip, aşağıladığı, eski eşine ait fotoğrafları evde görünür yerlerde bulundurduğu anlaşılmaktadır. Bu halde kadının da kusurlu davranışlarıyla taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikle bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı erkek de dava açmakta haklıdır. Davalı-davacı erkeğin boşanma davasının da kabulü gerekirken,...
(Şerh No: 17091 - Ekleyen: Av.Ali TAYLAN - Tarih : 18-06-2021 12:47)

Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı kadın yararına hükmolunan yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 17078 - Ekleyen: Stj.Av.Elif ŞENSES - Tarih : 25-05-2021 20:55)

Velayet anne veya babada olup da, şayet velayet kendisinde olan eş çocuğa bakmayıp karşı taraf çocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan, velayetin nezi davası açmak zorunda olmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir.
(Şerh No: 17068 - Ekleyen: Av.Suat TOK - Tarih : 07-03-2021 17:34)

 Önerge  [MK. 166] Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın açıldığı tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve derdest veya yeni açılacak bir davada eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
(Şerh No: 17066 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 17-02-2021 16:59)

Vasiyetnamenin iptali davası açılabilmesi için, vasiyetnamenin açılması dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinin gerekli olmadığının açık olmasına göre direnme kararının yerinde ve doğru olduğu anlaşıldığından
(Şerh No: 17064 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-02-2021 17:53)

Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar.
(Şerh No: 17063 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-02-2021 17:39)

Ziynet Eşyaları ve düğünde takılan takılarla ilgili talep boşanma davasının eki niteliğinde olmadığından, boşanma gerçekleşmese dahi talep edilebilir. Talebin esası incelenmelidir.
(Şerh No: 17047 - Ekleyen: Av.Suat TOK - Tarih : 17-11-2020 16:24)

MADDİ MANEVİ TAZMİNAT FAİZ BAŞLANGICI “kararın kesinleştiği tarihten” sözcüklerinin çıkarılmasına yerine “boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten" sözcüklerinin yazılmasına ve yine hüküm fıkrasının 4. bendinin hükümden tamamen çıkarılmasına, hükmün bu bölümlerinin düzeltilmiş şekliyle onanmasına karar verilmiştir.
(Şerh No: 17045 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-11-2020 16:31)

Boşanmanın eki niteliğindeki maddi ve manevi (TMK m. 174/1-2) tazminatlar “Boşanma hükmünün kesinleşmesi” ile muaccel (ödenir) hale gelir. Faize de bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Bu sebeple; "gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 1. ve 2. bentlerinde ayrı ayrı yazılı, "Ayrıca tazminat kararının kesinleşme tarihinden itibaren faiz işletileceğinden davalı-karşı davacının geçmişe yönelik faiz isteminin reddine, tazminat kararının kesinleşmesinden itibaren faiz işletilmesine" kelimelerin...
(Şerh No: 17044 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-11-2020 16:21)

Mirasın hükmen reddinde, davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği yönünde karar.
(Şerh No: 17041 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 22-10-2020 13:24)

Davalının savunmasında ileri sürdüğü 01.02.2010 düzenleme ve 15.02.2011 ve 01.02.2011 vade tarihli iki adet senedin tanzimi her zaman mümkün olan nitelikte senetler olduğu anlaşıldığından, "davalı eşin üçüncü kişilere olan şahsi borcunun" "tasfiye hesabında gözetilerek" "davacı eş için daha az artık değere katılma alacağı hesaplanması" doğru olmamıştır.
(Şerh No: 17039 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-10-2020 13:22)

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında 20.03.1957 tarih 1956/12 E. 1957/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı ve bunu her türlü delille ispat edemeyeceği kuralının istisnası olduğu görülmektedir. Anılan kararın uygulanabilmesi için öncelikle satışın, satış tarihi itibariyle doğrudan mirasçılar arasında yapılması gerekmeyip, temlikin taraflarının akraba olması yeterlidir. Temlikin akrabalar arasında satış şeklinde ya...
(Şerh No: 17037 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 07-10-2020 17:53)

Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre, takdir edilen nafaka miktarının gelecek yıllarda artırılması konusunda oran olarak TÜİK'in yayınladığı yıllık ÜFE oranı, artış tarihi olarak da kararın kesinleştiği tarih benimsenmektedir.
(Şerh No: 17030 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-07-2020 22:01)

Davalının babası tarafından "ölünceye kadar bakma akdi" gibi işlem yapılmış ve yapılan devir evlilik birliği içerisinde gerçekleşmiş ise de; bir fiili karine olarak, hayatın olağan akışına göre eşlerden birinin anne veya babası tarafından yapılan bu gibi malvarlığı devirleri karşılıksız kazandırma (bağışlama) olarak değerlendirildiğinden ve bu fiili karinenin aksini, yani parasını vererek gerçek anlamda satın alındığını, tasarrufun karşılıksız kazandırma olmayıp karşılığı verilerek elde edilmiş ...
(Şerh No: 17018 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-06-2020 22:24)

1-)Taşınmaz, Eşlerin fiilen ayrı yaşadıkları dönemde satın alınarak davalı eş adına tescil edildiğine göre, o dönemde fiilen ayrı yaşayan davacının katkı sağlaması hayatın olağan akışına aykırı olup, katkıda bulunmadığının kabulü gerekirken, bu taşınmazdaki hissenin zemini yönünden davacı lehine katkı payı alacağına hükmedilmiş olması da doğru değildir. 2-)2002 Sonrası edinilen mallar için katılma alacağı da hesaplanmalıdır. 3-)Eşlerin 2002 öncesi evlilik birliği içinde edindikleri mallar ...
(Şerh No: 16960 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-10-2019 17:52)

 Bilgi  [MK. 118] TMK 118'e yönelik kısa açıklama.
I.TANIM, KAVRAM, HUKUKİ NİTELİK VE TEMSİL YASAĞI TMK118/1'e göre, nişanlanma evlenme vaadiyle olur. TMK118/1'de nişanlanma fiili düzenlenmektedir. Nişanlanma ile nişanlılık kavramı aynı değildir. Nişanlanma bir fiil iken, nişanlılık nişanlanmanın meydana getirdiği tüm hukuki sonuçları kapsayan bir hukuki durumdur. Nişanlanma, ayırt etme gücüne sahip olan bir erkek ve bir kadının birbirlerine ciddi olarak karşılıklı evlenme vaadinde bulunması iken; nişanlılık nişanlanma fiilinin meydana getird...
(Şerh No: 16957 - Ekleyen: Stj.Av.Mustafa Zafer KÜÇÜKKURT - Tarih : 07-09-2019 15:58)

Tüm mirasçıların diğer mirasçıların redden feragati hususunda açık muvafakatini beyan etmeleri halinde feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16956 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-09-2019 21:38)

Mirasın gerçek reddi taleplerinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilemez.
(Şerh No: 16955 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-09-2019 20:57)

Kadının evlilik içinde kızlık soyadını kullanmak istemesi için haklı gerekçe dahi aranmasına gerek olmadığı, bunun bir insan hakkı olduğu ve bu sebeple TMK.m187 hükmünün AİHS m.8 ile AY m.17'ye aykırılık oluşturduğu için, AY m.90 'a göre AİHS ye üstünlük tanımak suretiyle kadının evlilik içinde kendi kızlık soyadını kullanmasına izin verilmesi gerektiği
(Şerh No: 16946 - Ekleyen: Stj.Av.Şeyma ÖZKÖK GUVÇİ - Tarih : 26-07-2019 13:44)

Velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çocuğ...
(Şerh No: 16941 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-06-2019 16:10)

Mirasın gerçek reddi beyanı mahkemeye ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebilir. KARAR KENDİLERİNE TEBLİĞ EDİLMEDEN FERAGAT EDEN DAVACILARIN, karşılıklı olarak mirasın gerçek reddi beyanlarından dönmeleri konusunda muvafakatlerinin bulunup bulunmadığı sorulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
(Şerh No: 16933 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-05-2019 14:11)

İnternet yoluyla yapılan yayının durdurulması ve kaldırılması istemlerinde davacı dilerse Sulh Ceza Mahkemesine dilerse Asliye Hukuk Mahkemesine başvurabilecektir. Yönetmelikte belirlenen 15 günlük hak düşürücü süreyi kaçıran davacının her zaman genel hükümlere göre mahkemeye dava açması da mümkündür. Ancak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 389/1 maddesi "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkans...
(Şerh No: 16922 - Ekleyen: Av.M.Gökhan AHİ - Tarih : 03-05-2019 17:28)

Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir.
(Şerh No: 16920 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 30-04-2019 17:32)

Mirasın reddi istemi, mirasın açıldığı yerin sulh hukuk mahkemesinde mirasçı tarafından sözlü veya yazılı beyanla yapılabilir. Buradaki yetki "kesin" olup, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görevli ve yetkili mahkemedir
(Şerh No: 16909 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-04-2019 14:22)

İstek boşanmanın eki niteliğinde değildir. Başvurma harcının alındığı dikkate alınarak peşin harç alındıktan sonra (HK.30-32 md.) delillerin değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (TMK.173/2 m.)
(Şerh No: 16907 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-04-2019 20:37)

Davalının, boşandıktan sonra boşandığı kocasının soyadını taşımasına izin verilmesine ilişkin istemi (TMK. md. 173/2) boşanmanın fer'i (eki) niteliğinde olmayıp; bağımsız bir taleptir. Davalı kadının bu yönde harcı yatırılmak suretiyle açılmış bir davası veya karşı davası bulunmamaktadır. Cevap dilekçesinde bu konuda istekte bulunulmuş olması, talebi dava haline getirmez. Davalının bu talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması gerekirken; kesin hüküm sonucu doğurac...
(Şerh No: 16906 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-04-2019 20:33)

Dinlenen davacı tanığı, davalının taşınmazını satmak istediğini ifade etmiştir. Ailenin Türkiye'de dava konusu taşınmaz haricinde başka bir ekonomik varlığının bulunmadığı belirlenmiştir. Davacı ailenin ekonomik varlığının korunması için başvuruda bulunduğuna ve bu malvarlığının davalı tarafından elden çıkartılmak istendiği belirlendiğine göre Türk Medeni Kanunu'nun 199. maddesi çerçevesinde önlem alınması gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır.
(Şerh No: 16890 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-03-2019 22:20)

Davalının cevap dilekçesi ile talep ettiği Türk Medeni Kanununun 174/1-2. ve 175. maddesi kapsamındaki tazminat ile yoksulluk nafakası talepleri boşanmanın eki niteliğinde olup, talep edilebilir olması için ayrıca müstakil bir dava konusu edilmesi gerekmez. Öyleyse mahkemece kadının yoksulluk nafakası ve maddi ile manevi tazminat talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16896 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-03-2019 22:20)

SÜRELER MAHKEMECE RE'SEN GÖZETİLMELİDİR. HAK DÜŞÜRÜCÜDÜR. TMK'nın 733/3 maddesi gereğince üç aylık hak düşürücü sürenin başlaması için öğrenme yeterli olmayıp yapılan satışın, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi gerekir. Noter aracılılığıyla bildirimde bulunulmamışsa iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde önalım hakkına dayanılarak tapu iptali ve tescil istenebilir.
(Şerh No: 16892 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-03-2019 16:33)

Bu düzenleme ile yasa, tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına iki halde gidilebileceğini öngörmüştür. Bunlardan birincisi sınırlandırmayı ailenin ekonomik varlığının korunması gerekli kılmalı, ikincisi ise evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesinin bunu gerektirmesidir. Her iki halde de yasa, sınırlandırmanın ölçülü olmasını aramıştır.
(Şerh No: 16891 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-03-2019 15:30)

Önalım hakkına ilişkin davalarda fiili paylaşım iddiası davanın her aşamasında; Yargıtay aşamasında dahi ileri sürülebilir.
(Şerh No: 16887 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-03-2019 10:55)

Mirastan Feragat Sözleşmesi: Feragat eden, babasının mirasından ileride lehine doğacak bütün miras haklarından kimsenin tesiri ve etkisi altında kalmadan, kendi rızası ve isteği ile diğer mirasçılar lehine feragat ettiğini kabul ve taahhüt ederek şahitler huzurunda imzalayarak feragat beyanını ortaya koymuştur. Söz konusu bu düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi yasal şartları taşıdığından geçerli olup feragat edeni bağlar. Bu durumda mirastan feragatın aynı zümre içinde bulunan kard...
(Şerh No: 16876 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 10-01-2019 11:54)

Bir çocuğun kendisinden olmadığı yönündeki şüphe öğrenme açısından yeterli kabul edilemeyecektir. Soybağının reddi davası yönünden hakdüşürücü süreyi düzenleyen 289. maddedeki 1 YILLIK sürenin başlangıcı mahiyetindeki "öğrenme" olgusunun şüphe ile gerçekleşmediği açıktır.
(Şerh No: 16873 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-01-2019 14:06)

Dava, Yolsuz Tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve Tescil isteğine ilişkin olup, Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, tarafların paydaş olduğu dava konusu 28 parsel sayılı taşınmazın, davalı tarafından açılan Ortaklığın Giderilmesi davası sonucunda satış suretiyle Ortaklığın giderilmesine karar verilip kesinleşmesi üzerine yapılan icra ihalesiyle davalı adına Tescil edildiği, Ortaklığın Giderilmesi davası yönünden usûlsüz tebligat iddia...
(Şerh No: 16860 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 29-09-2018 03:35)

Taşınmazın davalı adına tesciline dayanak teşkil eden Ortaklığın giderilmesine ilişkin kararın usulsüz tebligat nedeniyle bozulduğu, tescilin Yolsuz hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
(Şerh No: 16859 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 29-09-2018 03:31)

Davalı-karşı davacının, eşini başkalarının yanında azarladığı ve ona bağırdığı, eşi ve ailesine yönelik “şerefsizler” diyerek küfür ettiği, eşinin üzerine yürümek suretiyle fiziksel şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu ve kızınızı alın gidin diyerek eşi ve ailesini kovduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davacı-karşı davalı ka...
(Şerh No: 16855 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 22:48)

Davacı-davalı erkeğin, mahkemece belirlenen diğer kusurlu davranışlarının yanı sıra; eşini tehdit ettiği, üzerine yürüdüğü bu olayların davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru...
(Şerh No: 16854 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 22:41)

Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davalı-davacı kadının tanıklarının olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu da bulunmadığından davalı-davacı kadının tanıklarının kadın üzerinde şiddet emareleri gördüklerine dair beyanlarına itibar edilmesi gerekmektedir.
(Şerh No: 16853 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 22:29)

Uzun yıllar eşinin aşırı hesaplı ve cimrilik ölçüsündeki tutumluluğuna dayanmak zorunda kalan kadının, ekonomik ve sosyal alanda özgür ve rahat yaşamak ve ekonomik şiddetten kurtulmak için açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16852 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 21:02)

Twitter hesabı üzerinde yapılan paylaşımın, eleştiri niteliğin taşımadığı, aksine ilgili paylaşım davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığından ötürü; davacı lehine uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın red edilmesi hukuka uygun değildir.
(Şerh No: 16849 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 20:12)

Kendisinden uzun zamandan beri haber alınmayan kişinin mahkemece gaipliğine karar verilmesi için Türk Medeni Kanun 35/2 maddesi gereğince en son haber alma tarihinin net olarak belirlendikten sonra karar verilmesi gerekmekte olup, tarihi belirlenmeden gaipliğe karar verilmesi durumunda nufus kaydında kuşkuya yol açacağından mahkemenin, son haber tarihini belirlemeden gaiplik kararı vermesi doğru değildir.
(Şerh No: 16843 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 09:42)

Kararda Maddi Tazminat açısından yasada geçen mevcut ve beklenen menfaatlerden ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır.
(Şerh No: 16827 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-09-2018 21:39)

Yapı alacaklılarının ikinci grubunu ise taşınmaz maliki ile aralarında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmayan alt yüklenici ve zanaatkarlar oluşturmaktadır. Bu kişilerin akdi ilişkisi taşınmaz maliki ile eser sözleşmesi imzalamış olan asıl yüklenicilerdir. Bu kişiler yapım işini ayrı bir eser sözleşmesiyle yükleniciye karşı taahhüt etmişlerdir. Aralarında doğrudan bir eser sözleşmesi olmadığı halde taşınmaz maliki, alt yüklenicinin yükleniciden olan yapı alacaklarından kanun gereği sorumlu tu...
(Şerh No: 16817 - Ekleyen: Av.Adem ERKEKER - Tarih : 29-08-2018 10:36)

"EŞİNE, ÖZEL HAYATINDA İSTEMEDİĞİNİ VE CİNSEL ANLAMDA DA BİRLİKTE OLMAK İSTEMEDİĞİNİ" SÖYLEYEN EŞİN, BOŞANMA DAVASINDA AĞIR KUSURLU OLUP, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEĞİNİN KABUL EDİLMESİ GEREKLİDİR.
(Şerh No: 16810 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 24-07-2018 02:11)

Eşin "Açık rızası" alınmadan yapılan işlemin Hukuk Genel Kurulunca da açıkça ifade edildiği üzere "Geçerli olduğunu" kabul etmek imkansızdır. Eş söyleyişle eşin "Açık rızası alınmadan" yapılan işlemin "Geçersiz olduğunu" kabul etmek zorunludur. İlgili HGK: 2013/2-2056 esas, 2015/1201 karar ve 15.04.2015 günlü kararı [URL]http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=16360[/URL]
(Şerh No: 16804 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 18-07-2018 22:04)

Kişi hakkında uzun yıllardan beri haber alınmadığının tek başına tespitinin yapılmış olması kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılığın varlığına karine teşkil etmez.
(Şerh No: 16792 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 30-06-2018 14:13)

Cinsiyet kimliğinin tanınması amacıyla TMK madde 40 çerçevesinde cinsiyet değiştirme ameliyatına izin verilebilmesi için üreme yeteneğinden yoksunluk şartının Anayasanın 17. ve 20. maddelerine aykırı düştüğü yönünde yapılan itiraz başvurusu oyçokluğuyla kabul edilerek sözü edilen şart iptal edilmiştir.
(Şerh No: 16770 - Ekleyen: Özge YÜCEL - Tarih : 05-05-2018 16:58)

Nüfus kayıtlarında biyolojik cinse göre yazılmış bulunan cinsiyetin kişinin cinsiyet kimliğine uygun hale getirilmesinin yani cinsiyet kimliğinin hukuken tanınmasının önünde bir engel olarak görünen cinsiyet değiştirme ameliyatı olma zorunluluğunun Anayasa madde 17 ve 20'ye aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluna gidilmişse de Anayasa Mahkemesi itirazı oyçokluğuyla reddetmiştir.
(Şerh No: 16769 - Ekleyen: Özge YÜCEL - Tarih : 05-05-2018 16:50)

"Velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi" yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çoc...
(Şerh No: 16766 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-04-2018 00:08)

Ortaklığın giderilmesi davasının konusuz kalması halinde dahi;Paydaşlığın giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan veya kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden, davanın açılmasında tarafların kusuru bulunup bulunmadığının da yargılama giderlerinin yükletilmesi açısından bir önemi bulunmamaktadır. Bu ilkeden hareketle, başka bir hususa bakılmaksızın, yargılama giderlerinin ve yargılama giderleri arasında sayılan vekalet ücretinin, ya...
(Şerh No: 16672 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-10-2017 09:40)

Davacının sınırdaş parseldeki pay satışı nedeniyle ön alım hakkının doğduğunun kabulüne imkan görülmemektedir.
(Şerh No: 16661 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 15-09-2017 22:12)

Velayet anne veya babada olup da, şayet velayet kendisinde olan eş çocuğa bakmayıp karşı taraf çocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan, velayetin nez'i davası açmak zorunda olmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir.
(Şerh No: 16650 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-08-2017 17:45)

Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında; tamamlanmış yapının fiili durumu ile onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin bulunması halinde, hemen kat mülkiyeti kurulamayacağı sonucuna varılmayarak, bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
(Şerh No: 16649 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 22-08-2017 13:46)

Velayetin düzenlenmesi ve değiştirilmesi kamu düzenine ilişkin olup, bu davalarda re'sen (kendiliğinden) araştırma ilkesi geçerlidir. Taraflardan delillerinin sorulması, göstermeleri halinde toplanması, göstermedikleri takdirde de re’sen delil toplanması, bu çerçevede çocuğun üstün yararının ebeveynlerinden hangisinin yanında bulunmak olduğu ve velayet sahibinin değiştirilmesini gerekli kılan bir durumun bulunup bulunmadığı hususunda 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama...
(Şerh No: 16645 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-08-2017 16:12)

Velayet davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, ortak çocuğun velayetinin değiştirilmesini talep eden davacıya bu talebini haklı kılacak vakıa ve olguları bildirme ve bunları kanıtlama, davalıya ise bunların aksini kanıtlama imkanının tanınması gerekir. Duruşma yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
(Şerh No: 16644 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-08-2017 16:04)

Çocuğun bedeni ve fikri gelişmesinin tehlikeye düştüğü yönünde ilgili mahkemeye bir başvuru olduğunda, başvuruyu yapan isteğinden feragat etse dahi feragat sebebiyle isteğin reddine karar verilemez.
(Şerh No: 16643 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-08-2017 15:46)

Eşlerin birbirlerine ve çocuklarına karşı olan bakım, barınma, koruma ve gözetme yükümlülükleri sürekli yinelenen yükümlülüklerden olduğundan; önceden feragat edilmiş olsa bile tedbir nafakası sonradan yeniden istenebilir.
(Şerh No: 16629 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-08-2017 11:03)

EŞİN SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHLAL ETMESİ ÇOCUKLARINA MANEVİ TAZMİNAT TALEP HAKKI VERMEZ. DAVACI EŞ YARARINA HÜKMEDİLEN MANEVİ TAZMİNAT DOĞRUDUR.
(Şerh No: 16605 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 31-05-2017 11:12)

Tenkis talebi def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
(Şerh No: 16588 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 06-03-2017 19:01)

Yargıtay Kararı içerisinde adı geçen dava taraflarının isimleri rumuzlanmadan ilgili kararın yayımlanması kararda adları yazılı kişilerin kişilik haklarına saldırı oluşturur.
(Şerh No: 16584 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-03-2017 15:49)

Katılma alacağında zamanaşımı süresi boşanmanın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıldır.
(Şerh No: 16582 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-02-2017 21:39)

Yerel mahkemece, davacının resmi nikah yapma vaadi ile kandırıldığı ve kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Toplumumuzun geleneksel yapısı ve tarafların yaşadıkları sosyal çevre de gözetildiğinde; resmi nikah yapılacağı inancı ile davacının davalı ile iki yıl karı koca hayatı yaşaması, resmi nikah yapılacağı vaat edildiği için evlenecekleri inancına kapılan davacının, Iğdır ilinden İstanbul'a getirilmesine rağmen ik...
(Şerh No: 16579 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 31-01-2017 10:12)

TMK. hükümlerine göre soybağının reddi davası ancak babalık karinesi kapsamında yer alan, dolayısıyla babalık karinesinden faydalanan çocukların soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eden bir davadır. Babalık karinesinden faydalanma söz konusu olmaksızın kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için böyle bir duruma çocuk ile koca arasında soybağının bulunmadığının tespitine yönelik olarak açılacak dava, soybağının reddi davası değil, yan...
(Şerh No: 16578 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-01-2017 11:32)

Medeni Kanunun 150/5 nci maddesi (TMK.184/5) uyarınca bu kabil sözleşmelerin (anlaşmaların) geçerliliği hakim onayına bağlıdır. Başka bir ifade ile hakimin ifadesinin varlığı sözleşmelerin geçerlilik şartıdır. Bu hükmün en önemli amacı boşanma davasının getirdiği maddi ve manevi baskılar nedeniyle bunalmış, bir anlamda sağlıklı düşünme yeteneğini kaybetmiş tarafı ve kuşkusuz çocukları diğer eşin baskısından bazen de aldatmacalarından korumak, kandırma ve ezilmeyi önlemek haksız çıkar sağlamayı e...
(Şerh No: 16575 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-01-2017 19:47)

Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK Md. 186/son). Davacı eşin ekonomik durumunun davalı (kocadan) daha iyi olması veya davacının çalışması davalı (kocayı) tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Ortak giderlere (elektrik, su, telefon, kira, yakıt parası vs.) katılma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz.
(Şerh No: 16574 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 13-01-2017 12:01)

Dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ...
(Şerh No: 16550 - Ekleyen: Av.Murat ÇETİN - Tarih : 16-12-2016 08:58)

Ziynet alacağı davasında ispat yükü kadına aittir.
(Şerh No: 16504 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 29-07-2016 08:19)

Davacı, davalının hiç bir maddi katkısının bulunmadığını ileri sürerek tedbir nafakasına hükmedilmesi talebinde bulunmuş; mahkemece zaruret hali iddiasının hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilince karar temyiz edilmiştir. Evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler olup; davacının belirli ve sürekli bir gelirinin olması,ona tedb...
(Şerh No: 16471 - Ekleyen: Av.Arzu DİRİCAN - Tarih : 22-05-2016 00:14)

Kadastro tespitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla kadastro tespiti zilyetliğe dayalı iktisaba engel değildir.
(Şerh No: 16455 - Ekleyen: Av.Seyhan ŞAHİN - Tarih : 09-04-2016 00:02)

Yoksulluk nafakasının arttırılması davasında verilecek karar gözetilirken nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında arttırılmalı böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
(Şerh No: 16447 - Ekleyen: Av.Mehmet GÜMÜŞ - Tarih : 08-03-2016 12:20)

Koca tarafından Medeni Kanunun 166/son maddesine dayalı olarak 3.11.2003'te açılan dava, 5.4.2004'te feragat sebebiyle reddedilmiş, koca yeniden 23.02.2005 tarihinde, 17.11.1998'de reddedilen davayı esas alarak boşanma isteğinde bulunmuştur. Oysa 5.4.2004'teki feragatla 17.11.1998 gün 1998/348 sayılı dava ile doğan haklardan vazgeçilmiştir (Feragat edilmiştir). 5.4.2004 tarihinden itibaren yasanın aradığı üç yıllık fiili ayrılık süresi de dolmamıştır. Mahkemece davanın reddi gerekirken yazılı şe...
(Şerh No: 12413 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 21:13)

Feragat kendiliğinden bu iradenin mahkemeye ulaştığı ve açıklandığı tarihte kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğurur (HUMK m. 95). Feragat üzerine verilen kararın şeklen kesinleşmesinin beklenmesine gerek yoktur.
(Şerh No: 16440 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 17:28)

Davalının davacı ile ikinci kez evlenmesi ve anlaşmalı olarak boşanması ilk boşanma kararında hükmedilen alacaklarla ilgili davacıyı ibra ettiğini göstermez.
(Şerh No: 16439 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 10:08)

Feragat ve kabul, kesin hükmün hukuki neticelerini hasıl eder (HUMK. md.95). Feragat beyan tarihinde hukuki sonucunu doğurur (H.G.K. 1991/2-550630, 2H.D. 5235/1993). Feragat üzerine verilen kararın taraflara tebliği suretiyle şekli kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur.
(Şerh No: 16438 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 09:49)

Kocanın açtığı ilk boşanma davası reddedilmiş ve hükmün kesinleşmesinin üzerinden 3(üç) yıl geçmiştir.Her ne kadar davalı tanığı, eşlerin 304 gün beraber kaldığını ifade etmişse de, bu beraberlik evlilik birliğini" yeniden kurulduğu şeklinde yorumlanamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesinin aradığı koşullar oluşmuştur. Davacı kocanın, davasının kabulüne karar vermek gerekir.
(Şerh No: 16423 - Ekleyen: Av.Tuğba GÖKTEPE - Tarih : 01-02-2016 15:14)

Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını, yalnızca ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir. Bu hallerde dava hakkı, sonradan iyileşen eşe aittir (TMK. m. 147/2)
(Şerh No: 16414 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 22-01-2016 23:30)

Boşanma istemiyle açılmış dava ISLAHA GEREK OLMAKSIZIN ayrılığa hasredilebilir. Ve "davacının" ayrılığı talep etmesi halinde; ayrılık kararı verilebilmesi için boşanma sebebinin ispatlanması yeterlidir. Ayrıca ortak hayatın yeniden kurulma olasılığının bulunup bulunmadığına bakılmaz.
(Şerh No: 16392 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-12-2015 19:49)

Yaş tahsisi davalarında tam teşekküllü bir hastaneden sağlık kurul raporu aldırılması zorunludur.
(Şerh No: 16382 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 30-11-2015 16:25)

Kişilik haklarına saldırı teşkil eden maddi bir hadisenin varlığı ispat edilemediğinden, davacı eş için manevi tazminata hükmedilemez.
(Şerh No: 16374 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 25-11-2015 11:42)

Evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun ona bağışlanmış sayılır, KADININ KİŞİSEL MALIDIR, ona iadesi gerekir. Ancak, ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur. Davada, davacıya ait olduğu anlaşılan dava konusu altınların evliliğin devamı sırasında davalı tarafından bozd...
(Şerh No: 16362 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 19-11-2015 16:11)

Düğünde kadına takılan ziynet eşyaları(altın vs.) kim tarafından takılırsa takılsın KADINA BAĞIŞLANMIŞ sayılır ve boşanma vesair davalarda kadının kişisel malı sayılmalıdır.
(Şerh No: 16361 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 19-11-2015 16:04)

Tapuda aile konutu şerhi olsun yahut olmasın, sair konut eşin rızası olmadan devredilir veya konuta ipotek konulursa tüm bu işlemler diğer eşin "açık" rızası olmadığından ötürü geçersiz sayılacaktır.
(Şerh No: 16360 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 19-11-2015 12:14)

 Bilgi  [MK. 295] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 291 inci maddesini karşılamaktadır. Madde, 1984 tarihli Öntasarının 281 inci maddesinin ilk üç fıkrasından aynen alınmıştır. Yürürlükteki metinde yer, alan, babanın ölümü veya ayırt etme gücünden devamlı surette yoksun bulunması hâlinde çocuğun babanın babası tarafından tanınabilmesi olanağı maddeye alınmamıştır, ölüm veya ayırt etme gücünün kaybı hâllerinde ana veya çocuk babalık davası açabilir. Yapılan düzenlemede, yürürlükteki Kanundan farklı olarak, tanım...
(Şerh No: 479 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-09-2015 12:07)

18 yaşın ikmali ile iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Bu şekilde sona eren iştirak nafakasının yorum yolu ile sürdürülmesi mümkün değildir.
(Şerh No: 16341 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-09-2015 14:48)

Davacı-karşı davalı erkeğin de güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, eşini istemediğini, sevmediğini söylediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylar göz önüne alındığında; evlilik birliği temelinden sarsılmıştır.Bu sonucun gerçekleşmesinde her iki taraf da kusurludur.
(Şerh No: 16329 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 13-08-2015 10:14)

Kesinleşen anlaşmalı boşanma davasında mahkeme kararı ile onanan protokoldeki "tarafların karşılıklı mal taleplerinin bulunmadığına" ilişkin ifade, mal rejiminden kaynaklanan alacağı da kapsar.
(Şerh No: 16327 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 02-08-2015 13:56)

Sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü protokolle üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması ya da azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz. Çünkü kendi kusuru (basiretsizliği vb.) ile mali imkanlarını zorlayan tarafın MK. nun 2. maddesinden yararlanması söz konusu olamaz.
(Şerh No: 16326 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-08-2015 23:35)

Davacı karar düzeltme talep ederek bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini belirterek bozma kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Gerçekten de, davalı bankanın ipotek işlemi sırasında davacı kocanın rızasını almadığı gibi muvafakatnamedeki imzanın da davacı kocaya ait olmadığı anlaşılmaktadır. Banka, davacı kocanın rızasını gösteren muvafakatname istediğine göre taşınmazın aile konutu olduğunu biliyor demektir. Basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı bankan...
(Şerh No: 16325 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-07-2015 23:17)

Aile konutu olan taşınmazı, diğer eşin açık rızası olmadan, hak sahibi eşten devralan kişinin iyi niyetli olması halinde kazanımı korunur, kötü niyetli ise kazanımı korunmaz ve üzerindeki tescil, yolsuz tescil niteliğini alır. Taşınmazı ilk devralanın, bir başka kişiye taşınmazı devrinde TMK m.194 koşulları artık aranmaz. Bu durumda taşınmazı en son devralan, kendisine bu taşınmazı devreden üzerindeki tescilin yolsuz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu tescile dayanamaz.
(Şerh No: 16323 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-07-2015 11:34)

Dava; katılma alacağı taleplidir. Davacı, feragati nedeniyle reddedilen birinci boşanma davasında; dava dilekçesi ile birlikte aynı zamanda aynı gerekçelerle katılma alacağı da talep etmiş; işbu boşanma davasının görüldüğü mahkemeye hitaben yazdığı 24.01.2007 havale tarihli dilekçesiyle "... açmış olduğu davadan ve boşanma isteğinden feragat ettiğini, yine davalının banka hesabında bulunan paranın davalıya ait olduğunu, aracın davalının kendi parasıyla alındığını, ev için ödenen bedelin de b...
(Şerh No: 16319 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 06-07-2015 18:59)

Davalı kocaya babası tarafından 30.5.2002 tarihinde bağışlandığı anlaşılan arsanın, kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi sonucu edinilen 2 numaralı daire, 4721 S.K. m.220/1-b.4 gereğince kişisel mal yerine geçen değer olup; bu taşınmaz üzerinde davacı kadının katılma alacağı bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16318 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 06-07-2015 15:02)

Davacı, bankada davalı eşi ile müşterek hesaplarındaki paranın tamamının davalı tarafından çekildiğini ileri sürerek, 1/2'sinin tahsilini talep etmiştir. Mal rejimi dışındaki akdi ilişkiye dayanan bu talep, aile mahkemesinin değil asliye mahkemesinin görevi kapsamındadır.
(Şerh No: 16317 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 04-07-2015 20:04)

Dava konusu taşınmaz, davacı kadının her yıl Almanya'dan izne geldiğinde eşi ile beraber tarafların birlikte acı ve tatlı günlerini yaşadıkları, anılarını taşıyan, böylece yaşamsal faaliyetlerinin odağı haline getirdikleri Türkiye'deki tek konutları olup aile konutu niteliğinde olmakla taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulması gerekir.
(Şerh No: 16315 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2015 15:57)

TMK m.194'e istinaden ikame edilen ipoteğin kaldırılması davasının yargılaması devam ederken davacı eş vefat ettiğinden dava konusuz kalmıştır.
(Şerh No: 16314 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2015 15:52)

TMK m.194'e istinaden ikame edilen ipoteğin kaldırılması davasında; ipotek veren davalı, yargılama devam ederken vefat etmiştir. Evlilik birliği ölümle sona erdiğinden, TMK m.194'ün uygulanma olanağı kalmamıştır ve bu sebeple ipoteğin kaldırılması davasının, konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16313 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2015 15:49)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,06960893 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.