Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HD 2019/296 E, 2019/402 K. İçtihat

Üyemizin Özeti
İnternet yoluyla yapılan yayının durdurulması ve kaldırılması istemlerinde davacı dilerse Sulh Ceza Mahkemesine dilerse Asliye Hukuk Mahkemesine başvurabilecektir. Yönetmelikte belirlenen 15 günlük hak düşürücü süreyi kaçıran davacının her zaman genel hükümlere göre mahkemeye dava açması da mümkündür. Ancak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 389/1 maddesi "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesince TMK'nın 24 ve 25. Maddelerine dayalı olarak açılmış bulunan davanın esasına ilişkin olarak inceleme yapılıp, taraf delilleri toplandıktan sonra olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
(Karar Tarihi : 06.03.2019)
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

Kişilik Hakları (Kişilik Haklarına Saldırının Önlenmesi) Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili yerel mahkemeye vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin **** görevini ifa ettiğini ve alanında bilinen bir isim olduğunu, davalıya ait internet sitesinde müvekkili hakkında sahte **** olduğunun iddia edildiğini, müvekkilinin ismi altında açılan başlıklar ile müvekkilinin adına yönelik karalama, hakaret ve bir yerden sonra sosyal lince dönen içerikler yayınlandığını, müvekkilinin söz konusu içeriklerin yayından kaldırılması için her ne kadar Anadolu 8.Sulh Ceza Hakimliği'nden 2***/*** D.İş sayılı ve **/**/2*** tarihli kararı ile erişimin engellenmesi için karar aldırmak suretiyle içeriklere erişimin engellenmesini sağlanmış ise de; davalıya ait sitede yayınlanan yazıların ardı arkasının kesilmediğini, hatta içeriklerin daha da çoğaldığını ve erişim engelleme tedbiri aldırmanın dahi manasız kaldığını, bu nedenle TMK'nın 24-25. maddeleri kapsamında bu davayı açtıklarını iddia ederek, erişim engelleme tedbiri yetersiz kaldığından öncelikle ilgili saldırıların durdurulması, tekrar kişilik haklarına ve mesleki itibarına saldırıda bulunulması tehlikesinin önlenmesi için dava sonuna kadar tedbir kararı verilmesini, kişilik hakları zedelenen müvekkili hakkında "sahte psikoterapist" şeklindeki ifadeleri içeren veya ima eden yayınların hukuka aykırılığının tespitini, saldırı içeren yayınlara son verilmesini, müvekkili hakkında benzer mahiyette saldırı niteliğindeki içeriklerin yayınlanması halinde bu yayınların engellenmesine dair TMK'nın 25. Maddesi gereği koruma/önleme kararı verilmesine, bu doğrultuda yer sağlayıcı davalı sitesinde müvekkili adına açılacak bir başlığın ve içeriğin davalı tarafından sürekli olarak engellenmesine, ilgili saldırıya son verilmesi ve koruma kararının bu yayınları yapan yer sağlayıcı davalıya ve belirtilen sosyal medya hesapları ve sayfalarını içeren sitelere gönderilmek üzere tüm üçüncü kişilere bildirmek ve gelecekteki saldırıları önlemek üzere verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili yerel mahkemeye vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve taleplerinin tamamı ile hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, HMK'nın 6. Maddesi gereğince müvekkilini adresi itibariyle davanın İstanbul Adliyesinde açılması gerektiğini bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, ayırca görevli mahkemenin de 5651 sayılı yasa gereğince Sulh Ceza Mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinin HMK'nın 119/e-ğ bentlerinde yazılı olan zorunlu unsurları içermediğini, dava dilekçesindeki taleplerin sınırları belli olmayan, çok geniş kapsamlı, geleceğe yönelik, temel hak ve özgürlükleri zedeleyici, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü de ihlal eden mahiyette olduğunu, uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırı olduğunu, müvekkilli şirketin davacı ile ilgili bir içerik yazmamış ve yazdırmamış olduğunu, üçüncü kişiler tarafından oluşturulan içeriklerde müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, 2017 yılında ortaya çıkan bu durumun unutulma hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek, dava hakkında sırasıyla yetkisizlik, görevsizlik, HMK'nın 119/2.maddesi gereği açılmamış sayılma, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine kararverilmesini istemiştir..

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "...İlgili kanun maddesiyle, kişilik hakkı ihlal edilenlerin "erişimin engellenmesi" konulu taleplerini içerik veya yer sağlayıcısından veya bu hususta karar almaya görevli ve yetkili Sulh Ceza Hakimliğinden doğrudan isteyebileceği, alınan kararların mahkemece erişim sağlayıcıları birliğine gönderilerek derhal yerine getirileceği, erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından kaldırılması halinde hakim kararlarının da kendiliğinden ortadan kalkacağı ve bu husustaki hakim kararlarının yerine getirilmemesi halinde uygulanacak değişik ceza yaptırımları düzenlenmiştir. Böylelikle davanın görev dava şartı eksikliği sebebiyle HMK'nun 114/1-c, 115. maddeleri gereğince reddine, Mahkememizingörevsizliğine, kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde Mahkememiz'e başvurulması halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hakimliği'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve varılan bu vicdani kanı ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın görev dava şartı eksikliği sebebiyle HMK'nun 114/1-c, 115. maddeleri gereğince reddine, Mahkememizin görevsizliğine, kararın kesinleşme tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde Mahkememiz'e başvurulması halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hakimliği'ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Karar davacı vekiline 17/02/2019 tarihinde, davalı vekiline 02/01/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekilince sunulan 24/12/2018 tarihli dilekçeyle istinaf başvurusunda bulunulmuş, bu dilekçe davalı vekiline 02/01/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekilince 16/01/2019 tarihli istinafa cevap dilekçesi dosyaya sunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın HMK'nın 2.maddesine uygun olarak görevli mahkemede açıldığını, davanın esas konusunun erişimin engellenmesi değil kişilik haklarına saldırının tespiti ve önlenmesi olduğunu, bu nedenle verilen görevsizlik kararının mesnetsiz olduğunu, Sulh Ceza Mahkemesinde erişimin engellenmesi kararının yetersiz kalması nedeniyle TMK'nın 25.maddesine dayalı olarak bu davayı açtıklarını belirterek, ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasını ve dava dilekçesindeki taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevabında özetle; verilen görevsizlik kararının hukuka uygun olduğunu, erişimin engellenmesine ilişkin görev yönünden özel düzenleme bulunduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2012/2045 Esas 2013/1218 Karar sayılı, 2013/7417 Esas 2013/10004 Karar sayılı kararlarında da bu durumun belirtildiğini, ***** internet sitesinde bundan sonra davacı hakkında hiçbir içerik oluşturulmamasının talep edilmesinin açıkça ifade özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğunu, bunun sınırları belli olmayan, çok geniş kapsamlı ve özgürlükleri zedeleyici bir talep olduğunu, bu talebin uluslararası sözleşmeye ve anayasaya aykırı olduğu, kaldı ki bu şekilde ileriye dönük olarak bir kişi hakkında yazı yazılmasını engelleyecek bir kararın uygulanabilirliğinin bulunmadığını, internet sitesinde kullanıcıların oluşturduğu her bir içeriğin denetimden geçirilmediğini, 5651 sayılı kanunda da yer sağlayıcılarına kullanıcılar tarafından oluşturulan içerikleri tek tek denetleme yükümlüğü yüklenmediğini belirterek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.

DAVA: Kişilik haklarına saldırıs nedeniyle TMK'nın 24-25. Maddelerine dayalı olarak hukuka aykırılığın tespiti, saldırı içeren yayınlara son verilmesi, benzer yayınların yayınlanmasının engellenmesi, kararın tüm üçüncü kişilere bildirilmek ve gelecekteki saldırıları önlemek üzere verilmesi talebine ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Yukarıda belirtilen taleple açılan davada, ilgili saldırıların durdurulması, tekrar kişilik haklarına ve mesleki itibarına saldırıda bulunulması tehlikesinin önlenmesi için dava sonuna kadar tedbir kararı verilmesi de talep edilmiş, ilk derece mahkemesince tensip zaptının 12. bent ara kararı ile tedbir talebinin deliller toplandıktan sonra değerlendirilmesine karar verilmiş, daha sonra bu konuda ayrıca bir karar verilmeden 12/07/2018 tarihli duruşmada davanın yukarıda belirtildiği şekilde görev dava şartı eksikliğinden reddine karar verilmiştir.

Buna göre istinaf incelemesine konu karar, açılan davanın görev yönünden reddine ilişkin olup dava dilekçesinde talep edilen ihtiyati tedbire dair ilk derece mahkemesince verilen olumlu veya olumsuz bir karar bulunmamaktadır.

Bu açıklamalar doğrultusunda dosya içeriği değerlendirildiğinde;
5651 Sayılı Yasanın 8. maddesi internet ortamında yapılan ve içeriği suç oluşturan yayınlarla ilgili erişimin engellemesini düzenlemiş olup bu suçlar da maddede tek tek sıralanmıştır.

6/2/2014 tarihli6518 Sayılı Yasanın 93. maddesi ileyapılan değişiklikle 5651 SayılıYasanın 9. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir. Yine internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bu maddede belirtilen kapsamda erişimin engellenmesine karar verebilir.

Ayrıca, 30/11/2007 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine dair usul ve esaslar hakkındaki Yönetmeliğin 10. maddesinde ise; içerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcıya, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcıya, internet ortamından veya bizzat başvurarak, kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabın bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir. İçerik veya yer sağlayıcı, kendisine ulaştığı tarihten itibaren iki gün içinde talebi yerine getirir. Bu süre zarfında talep yerine getirilmediği takdirde reddedilmiş sayılır. Talebin reddedilmiş sayılması halinde, kişinin onbeş gün içinde yerleşim yeri sulh ceza mahkemesine başvurabileceği belirtilmiştir.

Diğer yandan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde ise; "Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir". Aynı kanunun 25. maddesinde ise; "Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir." şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.

Öğretide de kabul edildiği üzere belirli bir olayı düzenleyen iki ayrı kanun aynı zamanda yürürlükte olduğu durumlarda yasaların olayı düzenleyen hükümleri arasında bir çelişki yoksa hangisinin uygulanacağı konusunda sorun bulunmamaktadır. (Y.4.HD 2016/7331 E-2016/906 K , 2014/11219 E-2014/15371 K)

İnternet yoluyla yapılan yayının durdurulması ve kaldırılması istemlerinde davacı dilerse Sulh Ceza Mahkemesine dilerse Asliye Hukuk Mahkemesine başvurabilecektir. Yönetmeliktebelirlenen 15 günlük hak düşürücü süreyi kaçıran davacının her zaman genel hükümlere göre mahkemeye dava açması da mümkündür. Ancak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 389/1 maddesi "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.

Bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesince TMK'nın 24 ve 25. Maddelerine dayalı olarak açılmış bulunan davanın esasına ilişkin olarak inceleme yapılıp, taraf delilleri toplandıktan sonra olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, davacı tarafın istinafının kabulü ile HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın esasına ilişkin bir değerlendirme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince, İstanbul Anadolu 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2***/*** Esas 2***/*** Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, dosyanın açıklanan hususlar kapsamında yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine İADESİNE,
2-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden, peşin yatırılan 35,90 TL istinaf karar harcının kendisine iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
4-Davacı ayrıca yatırılan istinaf gider avansı bulunmadığından, iade konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yatırılan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 31,50 TL posta giderinin ilk derece mahkemesinde verilecek esas hükümde değerlendirilmesine
6-Karardan birer suretin ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/03/2019
İlgili Mevzuat Hükmü : Türk Medeni Kanunu MADDE 25 :Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir.

Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.

Davacının, maddi ve manevi tazminat istemleri ile hukuka aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın vekaletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.

Manevi tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça mirasçılara geçmez.

Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.

Gerekçesi için Bkz.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.M.Gökhan AHİ
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 03-05-2019

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02656794 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.