Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 81.548
Mesajlar : 464.002
Üye : 39.024
Makale : 1.482
Şerh : 13115

Şu anda sitemizi 309 ziyaretçimiz (1 üye, 308 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar








Senet Tarihinin Sonradan Atılması
03-09-2015, Avukat Aynur

Avukatın Rüşvet Alması
03-09-2015, Av.Ece Altay




Kaçak Elektrik
02-09-2015, Yekta

Emekli Sandığı
02-09-2015, Yekta




Açik Cezaevine Geçiş Usülü
02-09-2015, hayali


Üye İlanları






» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

Site Duyurusu : Kahdem 8 Mart 2015 Basın Bildirisi
BİZ ARTIK SUÇLARIN KABUL EDİLEMEZ GEREKÇELERİNİ DUYMAK İSTEMİYORUZ!


Türkiye’de yakın zamanda o kadar çok kadın erkek saldırganlar tarafından öldürüldü ki, artık kadın olarak bu toplumda nefes alıyor olmak bile, başlı başına gündelik bir mücadele ve mucize haline dönüşmüştür..

Saldırgan erkekler, ilişki yaşadıkları, evli oldukları , boşandıkları veya ilişki kurmayı reddeden kadınları öldürmeyi kendilerine “hak” görebilmekte ve suçun kabuledilemez gerekçelerini savunma olarak ileri sürebilmektedir.. Ne yazık ki, kadına karşı ayrımcı bu anlayış yasalarla ve hükümetin kadin-erkek eşitliliği karşıtı söylemleri tarafından desteklenmektedir..

Oysa,kadınların canını, korkudan şiddetten uzak yaşam hakkını güvence altına almak devletin asli görevlerinden biridir.

T.C. Devleti 24.11.2011 tarihi’nde Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni (İstanbul Sözleşmesi) onaylamıştır.

Bu sözleşmenin 42. Maddesine göre : "Suçların kabul edilemez gerekçeleri; sözde “namus” adına işlenen suçlar da dahil Taraf Devletler, bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinden herhangi birinin gerçekleşmesini takiben başlatılan cezai işlemlerde kültür, örf ve adet, gelenek veya sözde “namus”un bu eylemlerin gerekçesi olarak kabul edilmemesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri almalıdır. Bunlar arasına, özellikle, mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları da dâhildir. "


Türkiye, bu sözleşmeye imzacı olmakla, kadın cinayetlerinde, failin “namusumu kirletti” veya “erkekliğime laf söyledi” vb. gibi ataerkil ahlaki düzenden beslenen ve bu düzeni sürdürmeye yarayan sözde “gerekçe”lerle işlediği suçun cezasının en aza indirilmesine imkan vermeyeceğini taahhüt etmiştir.

Saldırgana büyük avantaj sağlayan ve eşitlikçi ve kadının insan hakları değerlerinden uzak bu “namus savunması”nın tamamen yok edilmesi için İstanbul Sözleşmesinden başka CEDAW 19 Nolu Genel Tavsiye Kararı da dikkate alınarak yasal düzenleme getirmek hükümetin en önemli önceliklerinden olmalıdır. Aynı şekilde, kadın cinayeti failinin duruşmadaki “iyi hali” ve “pişmanlığının”haksız tahrikin” cezadan indirime gerekçe yapılmaması için yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır.

Öte yandan siyasilerin söylemlerinde de sorumlu ve eşitlikçi davranmalarını talep ediyoruz. Kadınlara nasıl giyinmeleri, oturmaları, nasıl gülmemeleri, kaç çocuk doğurmaları gerektiği gibi kişisel fetvalar verilmemelidir. Siyasi irade, toplumda genel kanı ne olursa olsun, kişisel anlayışlar neyi salık verirse versin, yasaların yol gösterici olması ve insanın hayatta kalma hakkını en yüce değer olarak kabul etmesi gerekir.

Hükümetten bir an önce,pozitif bir yükümlülük olarak hukuku ve mevcut yasaları uygulanır kılmasını, evrensel insani değerlere sahip çıkmasını, kadınların hak ve özgürlüklerine sahip cikabilecekleri toplumsal, siyasi ve ekonomik ortamı yaratmasını istiyoruz.

Anayasanın 90. maddesi son cümlesine göre: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

Bu madde suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri’nin, kabul edilen ve 01.08.2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesinin , sözleşmeye uygun yasal düzenleme yapılmasını beklemeden,hemen kadınların hayatına mal olan saldırılara ilişkin yargılamalarda ceza sorumluluğunun ortadan kaldırılmaması ve cezanın azaltılmaması için sözleşmeyi doğrudan uygulama hakkı ve yetkisi vardır. Tüm yargılamalarda Mahkemeleri Anayasa’nın 90./son maddesine göre karar vermeye davet ediyoruz.

Biz kadınlar, ölmek istemiyoruz.
Bizler kadının var olduğunun ,yaşama ve yaşamlarını nasıl yaşayacaklarına karar verme hakları olduğunun devlet tarafından da garanti altına alındığını bilmek ve görmek istiyoruz.

BİZ ARTIK SUÇLARIN KABUL EDİLEMEZ GEREKÇELERİNİ DUYMAK İSTEMİYORUZ!

KAHDEM
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
Davacı vekili, dava dilekçesinin sonuç kısmında talep ettiği her alacak için bir miktar yazdıktan sonra parantez içinde “belirsiz” ibaresini kullanarak işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre alacak miktarının artırılması talepli dilekçesinde ise “belirsiz alacak davasındaki” taleplerini artırdığını belirterek davasının belirsiz alacak davası olduğunu açıkça beyan etmiştir. Davacı vekilinin talebinin açıkça belirsiz alacak davası ...
(Şerh No: 16334 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-08-2015 15:56)
Yasa ile tanınmış emeklilik nedeni ile fesih hakkının kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. İşçinin hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmemektedir.
(Şerh No: 16331 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 13-08-2015 14:53)
Davacı-karşı davalı erkeğin de güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, eşini istemediğini, sevmediğini söylediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylar göz önüne alındığında; evlilik birliği temelinden sarsılmıştır.Bu sonucun gerçekleşmesinde her iki taraf da kusurludur.
(Şerh No: 16329 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 13-08-2015 09:14)
Hak sahibi erkek çocuğun onsekiz yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde yirmi yaşını, yükseköğrenim yapması halinde yirmibeş yaşını doldurduğu tarihte gelirden çıkacağı, kız çocuğunun ise evlenme tarihine kadar gelire hak kazanacağı kabul edilerek, evlenme yaşının rapor tarihine en yakın TUİK Türkiye "ortalama evlenme yaşı istatistikleri"ne göre belirlenmesi gerektiği işbu kararda belirtilmiş olup, hesaplanacak tazminatlarda bu husus dikkate alınacaktır.
(Şerh No: 16330 - Ekleyen: Av.Arif Sadi KIŞLA - Tarih : 06-08-2015 11:20)
Kefalet sözleşmesi 818 sayılı B.K. yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı T.B.K.'nın 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez.
(Şerh No: 16328 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 02-08-2015 14:16)
Kesinleşen anlaşmalı boşanma davasında mahkeme kararı ile onanan protokoldeki "tarafların karşılıklı mal taleplerinin bulunmadığına" ilişkin ifade, mal rejiminden kaynaklanan alacağı da kapsar.
(Şerh No: 16327 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 02-08-2015 12:56)
Sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü protokolle üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması ya da azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz. Çünkü kendi kusuru (basiretsizliği vb.) ile mali imkanlarını zorlayan tarafın MK. nun 2. maddesinden yararlanması söz konusu olamaz.
(Şerh No: 16326 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-08-2015 22:35)
Davacı karar düzeltme talep ederek bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini belirterek bozma kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Gerçekten de, davalı bankanın ipotek işlemi sırasında davacı kocanın rızasını almadığı gibi muvafakatnamedeki imzanın da davacı kocaya ait olmadığı anlaşılmaktadır. Banka, davacı kocanın rızasını gösteren muvafakatname istediğine göre taşınmazın aile konutu olduğunu biliyor demektir. Basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı bankan...
(Şerh No: 16325 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-07-2015 22:17)
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye ...
(Şerh No: 16324 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-07-2015 15:48)
Aile konutu olan taşınmazı, diğer eşin açık rızası olmadan, hak sahibi eşten devralan kişinin iyi niyetli olması halinde kazanımı korunur, kötü niyetli ise kazanımı korunmaz ve üzerindeki tescil, yolsuz tescil niteliğini alır. Taşınmazı ilk devralanın, bir başka kişiye taşınmazı devrinde TMK m.194 koşulları artık aranmaz. Bu durumda taşınmazı en son devralan, kendisine bu taşınmazı devreden üzerindeki tescilin yolsuz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu tescile dayanamaz.
(Şerh No: 16323 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-07-2015 10:34)
Dava; avukat olan davacının, yanında çalıştığı davalı avukattan, takip etmiş olduğu dava ve takipler dolayısıyla ödenmeyen vekalet ücretinin tahsili taleplidir. Davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olabilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Davacı, tüketici vasfını taşımadığından davaya bakma görevi tüketici mahkemesine ait değildir.
(Şerh No: 16322 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-07-2015 14:59)
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği 28.05.2014 tarihinden sonra açılan davada; 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu m.44/2'nin uygulanma imkanı kalmamakla; bankanın, kredi kartı hamili olan tüketiciye karşı açtığı davaya bakma görevi tüketici mahkemesine aittir.
(Şerh No: 16321 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-07-2015 14:45)
Dava dilekçesinde davacının, salt araçtaki arızanın ücretsiz onarımını talep etmiş olması; aksi yönde açık bir irade beyanı bulunmadığından, 4077 sayılı Kanunun 4. maddesinde öngörülen diğer seçimlik haklarını terk ettiği sonucunu doğurmaz. Yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşen araca ilişkin olarak; dava dilekçesinde tercih hakkını ücretsiz onarım yönünde kullanan davacının, ıslaha gerek olmaksızın aracın misliyle değiştirilmesi şeklinde değiştirebileceği kuşkusuzdur.
(Şerh No: 16320 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-07-2015 22:04)
Dava; katılma alacağı taleplidir. Davacı, feragati nedeniyle reddedilen birinci boşanma davasında; dava dilekçesi ile birlikte aynı zamanda aynı gerekçelerle katılma alacağı da talep etmiş; işbu boşanma davasının görüldüğü mahkemeye hitaben yazdığı 24.01.2007 havale tarihli dilekçesiyle "... açmış olduğu davadan ve boşanma isteğinden feragat ettiğini, yine davalının banka hesabında bulunan paranın davalıya ait olduğunu, aracın davalının kendi parasıyla alındığını, ev için ödenen bedelin de b...
(Şerh No: 16319 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 06-07-2015 17:59)
Davalı kocaya babası tarafından 30.5.2002 tarihinde bağışlandığı anlaşılan arsanın, kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi sonucu edinilen 2 numaralı daire, 4721 S.K. m.220/1-b.4 gereğince kişisel mal yerine geçen değer olup; bu taşınmaz üzerinde davacı kadının katılma alacağı bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16318 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 06-07-2015 14:02)

Gündem Konumuz : Bir Cumhuriyet Savcısının Ardından..
Konuyu Açan Üyemiz : Av. Engin EKİCİ

İstanbul Adliyesi'nde cumhuriyet savcısı olarak görev yaparken topluma mal olmuş bir cinayetin aydınlanması için çalıştığı sırada 31.03.2015 tarihinde öldürülen Mehmet Selim KİRAZ'ın acısının yankıları sürüyor..

Bu üzücü olayın perde arkasında birçok etken aranıp bulunabilir ya da birçok şeyin bize lanse edildiği gibi olmadığı yargısına varılabilir belki ama Türk Hukuk Sitesi'nin ve Sayın Admin'in, siyasete dönük konuların bu platformda tartışılmaması konusundaki hassasiyeti nedeniyle konunun insani yönü üzerinde durmak istiyorum.

Bizler hukukçuyuz ve avukatlar olarak hakim ve cumhuriyet savcılarıyla aynı koridorlarda, aynı mahkeme salonlarında görev yapmaktayız.

Yargının üç ayağından biri olduğu gerek uluslararası hukuk kuralları gerekse iç hukuk düzenlemeleriyle tartışmasız olan avukatlar, uygulamada bu denkliğin çoğu zaman ihlal ediliyor olması nedeniyle adaletin sağlanması bakımından hakim ve savcılarla karşı karşıya gelmektedir.

Ancak böyle bir karşı karşıya olma durumu, insani ve vicdani değerler söz konusu olduğunda yerini dayanışmaya bırakabilmektedir.

Hayatını kaybetmiş olan savcı beyin maruz kaldığı vahim olaya Türk Hukuk Sitesi'nde değinmeden geçmenin doğru olmayacağı düşünce ve hassasiyetiyle buna sebep olanların ve yargı mensubu olan hakim, savcı ve avukatların maruz kaldığı her türlü şiddetin, hukuka olan güvenin/inancın yitirilmeye yüz tuttuğu süreçte kınanması/lanetlenmesi amacıyla bir iki kelamda bulunmak istedim.

Şiddete maruz kalan çok sayıda avukata, kadına, çocuğa ve hasılı herkese aynı duyarlılıkla yaklaşmak, şiddet nereden ve kimden gelirse gelsin karşısında durmak, bu şiddetin bir parçası olmamak için çabalamak gerektiği düşüncesindeyim.

Şiddetten ve özellikle toplumu infiale uğratmış bir olaydan söz ederken siyasi mülahazalara giremeyince söylenebilecek çok fazla bir şey kalmıyor belki ama şiddetin şiddeti doğurduğu gerçeğini unutmadan yaşamalıyız, çocuklarımıza bu farkındalığı aşılayabilmeliyiz.

İnsan olmanın vicdanlı olmaktan geçtiğinin herkesçe farkına varıldığı günlerin gelmesi dileğiyle..

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Taner Baş - 03-09-2015
Çağatay Yağız - 27-08-2015
Harun Şimşek - 19-08-2015
Av.M.Lamih Çelik - 07-08-2015
Taner Kılıç - 29-07-2015
Av.Ömer Kaygas - 26-07-2015
Av. Halil İbrahim Çelik - 24-07-2015
Av. Cüneyt Bodur - 17-07-2015
Mustafa Meşe - 13-07-2015
Sami Gören - 08-07-2015
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
Staj Yapılan Veya Avukat Olarak Çalışılan Bürodan Ayrılırken Daha Önce Yazılmış Olan Dilekçelerin Bilgisayardan Silinmesi Etik midir?
Etik Değildir. Çünkü Yazılmış Dilekçeler Artık Büroya Aittir. - 70,63%
825 Oylar
Etiktir. Çünkü Dilekçe Yazan Kişinin Kendi Malıdır. - 29,37%
343 Oylar
Toplam Oy: 1168
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz

Zonguldak Adliyesi
Selvi D., (Her zaman!)

Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
Avukatın Rüşvet Alması - Av.Ece Altay
merhaba meslektaşlarım, Müvekkilim benden önce çalıştığı avukatla ilgili durumlarını anlattı. Kendisine dava açmamızı istiyor. Şöyle ki Avukat müvekkilimin haberi olmadan karşı tarafla anlaşarak protokol düzenliyor, davadan feragat ederek kendilerine karşı 10 yıl içinde herhangi bir dava açılmayacağını taahhüt ediyor. Karşılığında ise para alıyor. görevi kötüye kullanma suçunun olduğu açık. rüşvetten yargılanacak. Ama böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyorum. Dikkat etmem gereken noktalar, uşul ... [Devamı..]

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
İşgören Avukatların İşten Ayrılırken Kendi Dilekçelerini Bigisayardan Silmeleri Etik Midir? - Av.Suat Ergin
Daha önce bir avukat meslektaşımız işten ayrılınca(üstelik uyarmamıza rağmen) kendi yazmış olduğu bütün dilekçelerin içinde bulunduğu klasörü bilgisayardan silmişti. Neden böyle yaptığını sorduğumuzda, "Benim yazdığım dilekçeler olduğuna göre, almam normal" demişti. Yakın zamanda büromuzda staj yapan 2 stajyer meslektaş da aynı şekilde klasörleri silip gitmişler(bugün öğrendim). Soru şu: Staj yapılan ve/veya işgören avukat olarak çalışılan bürodan ayrılırken daha önce yazılmış olunan dilek... [Devamı..]

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Avukatlık Anıları - Av.Ozan Kayahan
Avukatlık yaparken yaşadığımız anlatmaya değer anıları paylaşmaya dersiniz ?;) Belki bir duruşmada komik bir şey oldu .:) ..veya haciz mahallinde acayip bir durum.:hayret: Görüşme için gittiğiniz cezaevine müvekkiliniz sizden ilginç bir talepte bulundu belki.:cinli: Hadi durmayın paylaşın THS forumseverleriyle:şakacı:
THS Sunucusu bu sayfayı 0,10259700 saniyede 22 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.