Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 75.290
Mesajlar : 439.935
Üye : 36.361
Makale : 1.406
Şerh : 12315

Şu anda sitemizi 1668 ziyaretçimiz (21 üye, 1647 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar
Tahliye Talebi
Dün, denizh

Yeni Tanık Sunumu.
Dün, Meral83


Tadilat Nedeni İle Tahliye
Dün, gencerx07



Tsk Zorunlu Hizmet Süresi
Dün, Av.Mustafa İnan


Avukatlık Ücreti
Dün, Av.Özlem PEKSÜSLÜ


Yeni Avukatlık Kanunu (Taslağı)
Dün, Avukat Hakan Eren









Yargıtay Kararı Arıyorum
23-04-2014, Bronz Atlı

Üye İlanları
Büyükçekmece Haciz
Dün, __av.zeynep__




Gölbaşı ( Ankara ) Adliyesi
17-04-2014, Av. İbrahim YİĞİT


» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

Site Duyurusu : KAHDEM 8 Mart 2014 Basın Bildirisi
KAHDEM 8 Mart 2014 Basın Bildirisi
“16 yaşında evlilik ;
Romantik değil ,
Dramatik ve Travmatiktir!”

Türk Medeni Kanunu madde 124/1’e göre “Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.

Ancak, aynı kanundaki mad 124/2 ye göre hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir.”

16 yaşında hakim kararı ile evlilik, Türk Medeni Kanunu’nun 11. maddesine açıkça aykırıdır. Çünkü 11. maddeye göre “Erginlik on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.”

16 yaşında hakim kararı ile evlilik aynı zamanda, hem Anayasa mad 10, 13, 90’a hem de taraf olduğumuz Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS), Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine (CEDAW) ve Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesine ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesine (İstanbul Sözleşmesi) aykırıdır.

TC Anayasasına göre herkes maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına sahiptir. Erken yaşta evlilikler kız çocuklarının bu hakkı kullanmasını engellemektedir.

Öte yandan Anayasa madde 90’a göre usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır. Dolayısıyla ÇHS, CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi bu anlamda kanunlardan üstün tutulması gereken nitelikte antlaşmalardandır.

Çocuk Hakları Sözleşmesinin ilk maddesine göre on sekiz yaşına kadar olan her insan çocuk sayılır. Çocuk yaşta bireyleri evlendirme, çocuğun çok boyutlu istismarına ortak olmaktan başka bir şey değildir. Uygulamada bilinmektedir ki hâkim izni için başvuranlar çocukların kendisi değil, babalarıdır[1].

Hem İstanbul Sözleşmesine hem de CEDAW’a göre erken yaşta ya da zorla yapılan evlilikler şiddetin ve kadına karşı ayrımcılığın bir görünüm biçimidir.


Türkiye’nin tarafı olduğu CEDAW hükümlerine göre erken yaşta evliliklerin önüne geçmek için gerekli önlemleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır.

CEDAW madde 16/2’ye göre “Çocuğun erken yaşta nişanlanması veya evlenmesi hiçbir şekilde yasal sayılmayacak ve evlenme asgari yaşının belirlenmesi ve evlenmelerin resmi sicile kaydının mecburi olması için, yasama dahil gerekli tüm önlemler alınacaktır.”

CEDAW Komitesinin 1994 yılında verdiği 21 Sayılı Genel Tavsiye Kararına göre “… Sözleşmenin 16. Maddesinin 2. bendi ve Çocuk Hakları Sözleşmesinin ilgili hükümleri, taraf Devletlerin, reşit olmayan çocukların evlenmesine müsaade etmesinin veya böyle evlilikleri meşru kılmasının önüne geçmektedir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca, “çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılmaktadır”. Bu tanımla birlikte ve Viyana Deklarasyonunun ilgili hükümlerini göz önünde bulundurarak, Komite, kadın ve erkekler için asgari evlenme yaşını 18 olarak belirlemektedir.

Kadın ve erkekler evlendiklerinde önemli sorumluluklar üstlenmektedirler. Dolayısıyla, taraflar tamamen reşit olmadıkça ve fiil ehliyetine sahip olmadıkça, evliliklerine müsaade edilmemesi gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütüne göre, başta kız çocukları olmak üzere rüştünü ispat etmemiş kişilerin evlenip çocuk sahibi olmaları durumunda, sağlık durumları ciddi şekilde etkilenmekte ve eğitimleri yarıda kalmaktadır. Bunun sonucunda da, ekonomik özerklikleri büyük ölçüde sınırlı kalmaktadır. … Taraf Devletlerin, medeni hukuka göre yapılmış resmi evlilikler olsun veya âdetlere ya da dini hukuka göre yapılmış evlilikler olsun tüm evliliklerin kayıt altına alınmasını talep etmesi gerekmektedir. Devletler bu yolla Sözleşmeye uyulmasını sağlayabilmekte ve partnerler arası eşitlik, evlenme asgari yaşı, aynı anda iki kişi ile evlilik veya çok eşliliğin yasaklanması ve çocuk haklarının korunmasını tahakkuk edebilirler.”

Türkiye’nin tarafı olduğu Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesine ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin (İstanbul Sözleşmesi) 37. maddesi hükümlerine göre “Taraflar bir yetişkini veya çocuğu kasten evliliğe zorlamanın cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır. Taraflar, bir yetişkinin veya çocuğun, ikamet ettiği Taraf veya Devletten farklı bir Tarafa veya devlete, söz konusu yetişkini veya çocuğu evliliğe zorlama amacıyla kasten kandırılarak götürülmesinin cezalandırılmasını temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.”

Çocuk yaşta yapılan evlilikler hak ihlali oluşturmasının yanı sıra çocuk sağlığını tehdit etmektedir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı 2014 Ötesi Eylem Planı çerçevesinde, Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesinin 10-28 Şubat 2014 tarihlerinde yapılan 57. Oturumunda şu tespitler yapılmıştır: “Önlemler, çocuk yaşta ve zorla evlendirilmeye de engel olmalıdır. Bu tür evlilikler, çoğunlukla, erken gebeliğe ve ölümlere ya da sağlığın yitirilmesine neden olmaktadır.”

Çocuk yaşta evlenmeye olanak tanıyan TMK madde 124/2, tarafı olduğumuz çocuk ve kadının insan hakları sözleşmelerine açıkça aykırılığı nedeniyle derhal kaldırılmalı ve on sekiz yaşından önce evlenmeye izin verilmemelidir.

16 yaşında hâkim kararı ile evlenme romantik değil, dramatik ve travmatiktir!

KAHDEM
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi


[1]Çocuk kavramı ve çocuğun tek başına kullanabileceği haklar hakkında bkz. Yücel, Özge: Çocuğun Kayyım Tarafından Temsili, Ankara 2011, s. 2-3, 18 vd.

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
Davalının ilk kredi sözleşmesinde ve ikinci limit arttırım sözleşemsinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzası vardır. Dava ve takibe konu alacağın dayanağı olan 27.12.2007 tarihli genel kredi sözleşmesi önceki sözleşmelerden bağımsızdır. Bu sözleşmede ve gerekse ödeme planında imzası bulunmayan davalının kefil olarak takip konusu alacaktan sorumluluğundan söz edilemez. Mahkemece bu yön gözetilmeden yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiştir.
(Şerh No: 15493 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-04-2014 14:00)
Mahkemece talep edilen kredi alacağının hangi sözleşme veya sözleşmelerden kaynaklandığı araştırılarak, şayet davalının imzasını taşımayan sözleşmelerden doğmuş ise davalının kefalet sorumluluğunun olmayacağı, aksi durumda yani kullandırılan kredinin davalının imzasının bulunduğu sözleşmelerle ilgisi var ise davalının sorumluluğunun doğacağı ve davalının sorumluluğunun kendi limiti ve temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olacağı dikkate alınarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmes...
(Şerh No: 15492 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-04-2014 13:51)
FATURANIN İSPAT GÜCÜNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER İÇERMEKTEDİR. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğuna göre, bedelin ispatına yönelik olarak faturaya dayanılması olanaklıdır. Davacı/alacaklı da iş bedelinin tahsili için giriştiği takibi faturaya dayandırmıştır. Davalı/borçlu gerek icra takibine itiraz, gerekse eldeki davaya cevap dilekçesinde fatura münderecatına yasal sürede itiraz ettikleri yönünde bir savunma getirmediği gibi; faturanın davacının yaptığı işin karşılığı olmadığına ...
(Şerh No: 15491 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-04-2014 13:48)
İlk derece mahkemelerince verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi veya bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.
(Şerh No: 15490 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-04-2014 08:29)
Davacı, davaya konu taşınmazları harici satış sözleşmesi ile davalılardan aldığını; davalılara ihtarname keşide etmesine rağmen taşınmazların tapu devrinin yapılmadığından bahisle taşınmazların rayiç değerinin tahsilini talep etmektedir. Davadaki somut olayın özelliği, toplanan delil ve belgeler, sav, savunma, öncelikle MK m.2 açısından ve davanın her iki yanları yönünden incelenmeli; haksız iktisabın denkleştirici adalet fonksiyonu ve işlevi ile hakkaniyet kuralları çerçevesinde adalet sağ...
(Şerh No: 15489 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-04-2014 15:29)
Davacılar, murisleri ile davalı arasında yasa dışı ilişki olduğunu, bu nedenle dava konusu taşınmazı davalıya bağışladığı halde tapuda satış göstermek suretiyle temlik yapıldığını ileri sürerek kaydın iptalini istemişlerdir. BK m.65 uyarınca haksız veya ahlaka aykırı bir amacın elde edilmesi için verilen şeyin geri alınması olanağı yoktur.
(Şerh No: 15488 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-04-2014 13:15)
Davacılar, murislerinin, davalı ile gayrimeşru bir ilişki içinde olduğunu, saklı paylarını bertaraf etmek amacıyla üç parça tapulu taşınmazın muvazaalı bir şekilde ve bedelsiz olarak davalıya devir ve temlik edildiğini ileri sürerek temliki tasarrufa ilişkin tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesini istemişlerdir. Özel daire, muris tarafından davalıya yapılan temlikin ahlaka aykırı bir amacın sağlanması için yapıldığından bahisle BK m. 65 gereğince artık geri alınamayacağına; yerel mahkeme...
(Şerh No: 15487 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-04-2014 13:15)
Mirasbırakanın yeğenleri (kardeşinin çocuklarının) saklı payı yoktur ve tenkis davası açamazlar.
(Şerh No: 15485 - Ekleyen: Av.Ali İhsan ÖZTÜRK - Tarih : 16-04-2014 10:54)
Mirasbırakanın yeğenlerinin (kardeş çocuklarının) saklı payı yoktur ve tenkis davası açamazlar.
(Şerh No: 15486 - Ekleyen: Av.Ali İhsan ÖZTÜRK - Tarih : 16-04-2014 10:52)
Şekil şartlarına uyulmaması sebebiyle kanunen geçersiz olan taşınmaz satış veya satış vaadi sözleşmelerinde alıcının, ödediği bedelin iadesi istemi BK m.125'te düzenlenen 10 senelik müruruzamana tâbidir. İşbu müruruzaman, satıcının birrıza ferağdan nükul ve imtina ettiği zamandan başlar.
(Şerh No: 15483 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-04-2014 10:23)
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı değildir.
(Şerh No: 15482 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-04-2014 20:46)
Davacının rücu hakkı BK m.51'den doğduğundan ve kanuna dayanan bu talep hakkı için özel herhangi bir zamanaşımı süresi belli edilmediğinden davada uygulanması gerekli zamanaşımı süresi BK m.125 gereği 10 yıldır.
(Şerh No: 15481 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 14-04-2014 15:40)
Murisin çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi muris tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denkleştirmeye tâbidir. Yapılan kazandırmanın miras payına mahsuben olmadığını kanıtlama yükümlülüğü kazandırmadan yararlanan altsoya düşer.
(Şerh No: 15480 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 14-04-2014 11:01)
Davacının, muris tarafından davalıya elden verilen paraya ilişkin davası mirasta denkleştirmeye ilişkin olmakla; davalıya bağışlanan bu para ile yasal miras payını aşan kazandırma yapılmış ise aşan kısmın denkleştirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
(Şerh No: 15479 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 14-04-2014 10:55)
Hükme dayanak bilirkişi raporunda fazla mesai tahakkuku bulunan bordroların dışlanması yönündeki görüş yerinde ise de dosyaya ibraz edilen bordroların tamamı imzalı olmayıp fazla mesai tahakkuku da içermemektedir. Dairemizin ilke kararı yanlış yorumlanmış olup fazla mesai tahakkuku olan bordroların davacı imzasını içerip içermediği, içermiyorsa banka aracılığı ile ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması ve ödeme yapılmış ise bu dönemlerin dışlanması gerekmektedir. Ayrıca fazla mesai sütunu ...
(Şerh No: 15477 - Ekleyen: Av.Yılmaz KAN - Tarih : 10-04-2014 10:25)

Gündem Konumuz : Çocuğun İsminin Tayini Neden Erkeğin İnsafında?
Konuyu Açan Üyemiz : Av.Ufuk Bozoğlu

Sayın Meslektaşlarım,

Kahdem alanına gelen bir soru üzerine; konu üzerinde birlikte kafa yorup, tartışmamızın yararlı olacağını düşünüyorum.

Soru burada: Çocuğumun ismini değiştirebilir miyim?

Eşler doğacak çocuklarına aldıkları ortak kararla isim verebiliyorlarsa görünürde hiçbir sorun olmuyor.

Ancak, eğer isim konusunda anlaşmazlık bulunuyorsa isim koyma meselesi babanın insafı ile yürümektedir. Doğum yapan kadın dışarı çıkamadığı için baba doğum evraklarıyla dilediği veya aile büyüklerince kendisine dayatılan ve şu veya bu sebeple karşı koyamadığı
ismi çocuğuna vermektedir.

Kadının erkeği engelleyecek hukuki bir yolu bulunmamaktadır. Çocuk üzerinde ortak velayet haklarına sahip taraflardan biri, diğerinin rızası olmadan çocuğa isim verebilmektedir. Ama taraflardan biri, diğerinin rızası olmadan çocuğun adını değiştirememektedir!

Ve değiştirilemeyen ad, her seferinde erkeğin uygun gördüğü addır. Neresinden bakarsanız bakın burada ciddi bir eşitsizlik söz konusu olduğunu düşünüyorum.

Medeni Kanun İlgili Düzenleyici Maddeleri:

Alıntı:
II. Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma

Madde 186 - Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.

Birliği eşler beraberce yönetirler.

Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar.
Alıntı:
Birliğin Korunması
I. Genel olarak

Madde 195 - Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler.

Hakim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir.

Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Alıntı:
II. Ana ve baba evli ise

Madde 336 - Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar.

Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir.

Velayet, ana ve babadan birinin ölümü halinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.

Mevcut düzenlemelerle, babanın tek başına gidip çocuğun adını belirlemesi önlenebilir mi?

Medeni Kanun 195. Maddesini bu noktada nasıl değerlendirirsiniz?

Nüfusa kayıt anında gerekli belgelerde anne onayı aranmalı mı?

Veya..?

Konu hakkında fikirleriniz ve önerileriniz nelerdir?

Saygı ile,

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Mustafa Meşe - 18-04-2014
Mehmet Gerem - 10-04-2014
Orhan Tiryakioğlu - 09-04-2014
Av.M.Lamih Çelik - 05-04-2014
Av. Alp Hakan - 04-04-2014
Orhan Tiryakioğlu - 04-04-2014
Doç.Dr.Suphi Aslanoğlu - Doç.Dr.Mahmut Yavaşi- Ali Rıza Özalp - 02-04-2014
Av.Kemal Çelik - 31-03-2014
Kemal Çelik - 25-03-2014
Abdulkadir Bulut - 14-03-2014
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
TBB Ücret karşılığı çalışan avukatlar yönergesini
Olumlu değerlendiriyorum - 66,52%
294 Oylar
Olumsuz değerlendiriyorum - 19,00%
84 Oylar
Kararsızım - 14,48%
64 Oylar
Toplam Oy: 442
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz
Yozgat Adliyesi
Av.Tuğba Okur, (Her zaman!)

Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
Tahliye Talepli İcra Takibi - Vekalet Ücreti - pranga
Örnek No 13 (Tahliye Talepli Kira Alacakları) ile yapılan takipte; - Tahliye için AAÜT 11/4 gereği bir yıllık kira bedeli üzeriden üçüncü kısımda belirtili hesaplama ile vekalet ücreti hesaplanıyor. Fakat bizim icra takip proğramı hem bu şekilde bir yıllık kira bedeli üzerinden %12'lik dilimlerle başlayarak hesaplama yapıyor ve buna TAHLİYE VEKALET ÜCRETİ adını veriyor; Hem de takibe koyduğumuz ödenmemiş kira alacakları için NİSBİ VEKALET ÜCRETİ adı altında ayrıca vekalet ücreti hesaplıy... [Devamı..]

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
Yeni Avukatlık Kanunu (Taslağı) - Avukat Hakan Eren
Sayın meslektaşlarım, 1136 sayılı tamamen kaldıran yeni Avukatlık Kanunu Taslağı, Kanunlar Genel Müdürlüğü'nün web sitesinde yayımlandı. Sürece dahil olalım, olumlu ve olumsuz gördüğümüz yanları hem birbirimizle hem da barolarımızla paylaşalım. Selam ve saygı ile... http://www.kgm.adalet.gov.tr/DUYURULAR/AVUKATLIK%20KANUNU%20TASLA%C4%9EI.pdf

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Şirket Avukatlığı - adalet için
Merhaba,uzmanlık alanı olarak ticaret hukukuyla ilgileniyorum ve şirket avukatlığı yapmak istiyorum bu alanda kendimi yetiştirebilmek için neler tavsiye edersiniz?Şirket avukatı neler yapar,karşısına daha çok ne tür işler çıkar?Bu konuda tecrübesi olan saygıdeğer meslaktaşlarım tavsiyeleriyle beni aydınlatırsa çok sevinirim.Esenlikler...
THS Sunucusu bu sayfayı 0,14598489 saniyede 23 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.