Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 79.874
Mesajlar : 457.467
Üye : 38.327
Makale : 1.462
Şerh : 12943

Şu anda sitemizi 1177 ziyaretçimiz (13 üye, 1164 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar








İcra Takibi Ve Zamanaşımı
Dün, kerimkahraman

Acil Katkı Payı Alacağı
Dün, Av.PUDY



Bankanin Munzam Senetle Icra Takibi
Dün, Av.Nazife Eytemiş BAŞAR

Yargitay Emsal Karar
25-03-2015, Mgulerer

Mesaj Yargıtay Kararı Arıyorum
25-03-2015, Mehmet_k

Soru İcra Takibi Ve Derdestlik
25-03-2015, Avukatik


Müvekkilin Ölümü
25-03-2015, av__emrah

Reddi Miras-İstirdat
25-03-2015, gonulece


Üye İlanları



Kocaeli
18-03-2015, Av.Vahit Çevik



» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

Site Duyurusu : Kahdem 8 Mart 2015 Basın Bildirisi
BİZ ARTIK SUÇLARIN KABUL EDİLEMEZ GEREKÇELERİNİ DUYMAK İSTEMİYORUZ!


Türkiye’de yakın zamanda o kadar çok kadın erkek saldırganlar tarafından öldürüldü ki, artık kadın olarak bu toplumda nefes alıyor olmak bile, başlı başına gündelik bir mücadele ve mucize haline dönüşmüştür..

Saldırgan erkekler, ilişki yaşadıkları, evli oldukları , boşandıkları veya ilişki kurmayı reddeden kadınları öldürmeyi kendilerine “hak” görebilmekte ve suçun kabuledilemez gerekçelerini savunma olarak ileri sürebilmektedir.. Ne yazık ki, kadına karşı ayrımcı bu anlayış yasalarla ve hükümetin kadin-erkek eşitliliği karşıtı söylemleri tarafından desteklenmektedir..

Oysa,kadınların canını, korkudan şiddetten uzak yaşam hakkını güvence altına almak devletin asli görevlerinden biridir.

T.C. Devleti 24.11.2011 tarihi’nde Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ni (İstanbul Sözleşmesi) onaylamıştır.

Bu sözleşmenin 42. Maddesine göre : "Suçların kabul edilemez gerekçeleri; sözde “namus” adına işlenen suçlar da dahil Taraf Devletler, bu Sözleşme kapsamında yer alan şiddet eylemlerinden herhangi birinin gerçekleşmesini takiben başlatılan cezai işlemlerde kültür, örf ve adet, gelenek veya sözde “namus”un bu eylemlerin gerekçesi olarak kabul edilmemesini sağlamak üzere gereken yasal veya diğer tedbirleri almalıdır. Bunlar arasına, özellikle, mağdurun, kültürel, dinî, toplumsal ya da geleneksel olarak kabul gören uygun davranış normlarını ve âdetlerini ihlal ettiği iddiaları da dâhildir. "


Türkiye, bu sözleşmeye imzacı olmakla, kadın cinayetlerinde, failin “namusumu kirletti” veya “erkekliğime laf söyledi” vb. gibi ataerkil ahlaki düzenden beslenen ve bu düzeni sürdürmeye yarayan sözde “gerekçe”lerle işlediği suçun cezasının en aza indirilmesine imkan vermeyeceğini taahhüt etmiştir.

Saldırgana büyük avantaj sağlayan ve eşitlikçi ve kadının insan hakları değerlerinden uzak bu “namus savunması”nın tamamen yok edilmesi için İstanbul Sözleşmesinden başka CEDAW 19 Nolu Genel Tavsiye Kararı da dikkate alınarak yasal düzenleme getirmek hükümetin en önemli önceliklerinden olmalıdır. Aynı şekilde, kadın cinayeti failinin duruşmadaki “iyi hali” ve “pişmanlığının”haksız tahrikin” cezadan indirime gerekçe yapılmaması için yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır.

Öte yandan siyasilerin söylemlerinde de sorumlu ve eşitlikçi davranmalarını talep ediyoruz. Kadınlara nasıl giyinmeleri, oturmaları, nasıl gülmemeleri, kaç çocuk doğurmaları gerektiği gibi kişisel fetvalar verilmemelidir. Siyasi irade, toplumda genel kanı ne olursa olsun, kişisel anlayışlar neyi salık verirse versin, yasaların yol gösterici olması ve insanın hayatta kalma hakkını en yüce değer olarak kabul etmesi gerekir.

Hükümetten bir an önce,pozitif bir yükümlülük olarak hukuku ve mevcut yasaları uygulanır kılmasını, evrensel insani değerlere sahip çıkmasını, kadınların hak ve özgürlüklerine sahip cikabilecekleri toplumsal, siyasi ve ekonomik ortamı yaratmasını istiyoruz.

Anayasanın 90. maddesi son cümlesine göre: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

Bu madde suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri’nin, kabul edilen ve 01.08.2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesinin , sözleşmeye uygun yasal düzenleme yapılmasını beklemeden,hemen kadınların hayatına mal olan saldırılara ilişkin yargılamalarda ceza sorumluluğunun ortadan kaldırılmaması ve cezanın azaltılmaması için sözleşmeyi doğrudan uygulama hakkı ve yetkisi vardır. Tüm yargılamalarda Mahkemeleri Anayasa’nın 90./son maddesine göre karar vermeye davet ediyoruz.

Biz kadınlar, ölmek istemiyoruz.
Bizler kadının var olduğunun ,yaşama ve yaşamlarını nasıl yaşayacaklarına karar verme hakları olduğunun devlet tarafından da garanti altına alındığını bilmek ve görmek istiyoruz.

BİZ ARTIK SUÇLARIN KABUL EDİLEMEZ GEREKÇELERİNİ DUYMAK İSTEMİYORUZ!

KAHDEM
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
Tahliye isteme hakkı alacak hakkından ayrı olarak temlik edilemez. Buna karşılık sadece alacağın temliki mümkündür. Somut olayda; temerrüt sebebiyle tahliye davası alacağa bağlı olarak açılan bir dava olup, satımdan sonra alacak yeni malike temlik edilmemiş, bilakis eski malik kiralayanlar tarafından tahsil edilmiştir. Davanın açılmasından sonra kiralananın satılmasıyla önceki malik ve kiralayanların kiralayan sıfatı kalmadığından tahliye davasının reddi gerekir.
(Şerh No: 16158 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : Bugün 10:31)
-ANLAŞMALI BOŞANMA PROTOKOLÜ MEDENİ HAKLARI KULLANMAYA ENGEL MADDELER İÇEREMEZ.- Protokolde yer alan velayetin kaldırılması ve kişisel ilişkinin genişletilmesi davası açılamayacağına ilişkin medeni hakları kullanmaktan feragate ilişkin taahhütler, medeni hakları kullanma ehliyetinden önceden vazgeçme niteliğinde olup, Medeni Kanununun 23. maddesine ve çocukların yüksek yararlarına açıkça aykırıdır. Bu hükümler olmaksızın ortak irade ile boşanmanın gerçekleşmeyeceği açıkça belli olduğuna göre,...
(Şerh No: 16157 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-03-2015 15:52)
YERLEŞİM YERİ ADRESİ - MERKEZİ ADRES KAYIT SİSTEMİ ADRESİ Aksi kanıtlanıncaya kadar merkezi adres kayıt sisteminde kayıtlı olan yerleşim yerine ilişkin beyana geçerlilik tanınmalıdır. Davalı, davacının yerleşim yeriyle ilgili kayıttaki bilginin aksini gösteren bir delil getirememiş, karinenin aksini ispatlayamamıştır. Davacının yerleşim yeriyle ilgili beyanını kötü niyetli olarak sicile tescil ettirdiğine ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda dava davacının yerleşim yerinde ikame e...
(Şerh No: 16156 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-03-2015 14:02)
FSEK m.25/1 anlamında bir yayıncı kuruluş olmayan ve sadece kablo TV işletmecisi olan davalı, iletimine aracılık ettiği yayın kuruluşlarının gerçekleştirdiği TV yayınlarının içeriğinin oluşturulmasına katkısının olmaması, söz konusu yayınların içeriğini değiştirme olanağının bulunmaması ve özellikle yayında eser ve/veya bağlantılı hak sahiplerinin haklarının ihlal edilip edilmediğini önceden bilebilecek durumda olmaması nedeniyle, kendisine bir ihtarnamenin tebliği ve buna rağmen ihlale devamı o...
(Şerh No: 16154 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-03-2015 13:58)
İlamda adı yazılı vekilin takip yapması için takip dosyasına vekaletname ibrazı gerekmez.
(Şerh No: 16152 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-03-2015 17:44)
İcra Müdürü, İlamın kesinleşip kesinleşmediğini kendiliğinden gözetemez. İcra emrini borçluya göndermek zorundadır.
(Şerh No: 16151 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-03-2015 17:02)
Anılan yasa ve yönetmenliklerle getirilen kurullara göre aylık ücret karşılığı ders sayısını aşan fazla çalışmalar ek ders ücreti ile karşılandığından okullardaki yönetici ve öğretmenlerin günlük çalışma saatleri ileri sürülerek fazla mesai alacağı talep edilmesi olanağı bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16150 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 13-03-2015 11:28)
Görevsizlik kararı verilebilmesi için, öncelikle dava dilekçesinin davalıya tebliği şarttır. Taraf teşkili sağlanmadan davada görevsizlik kararı verilemez.
(Şerh No: 16149 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-03-2015 17:27)
Dava; davacının, davalı güzellik salonunda yaptırdığı lazer epilasyon sonucunda sırt, omuz, şakak ve alt karın bölgelerinde kalıcı yanık izleri ve lekeler oluştuğu iddiasıyla, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini ile ödediği bedelin istirdadı talebidir. Somut olayda, taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklandığından görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. P.S: 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddes...
(Şerh No: 16148 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-03-2015 16:35)
Mahsup, itiraz niteliğinde olup taraflarca yargılamanın her aşamasında ileri sürebileceği gibi mahkemece de re'sen dikkate alınmak zorundadır. Bu itibarla öncelikle davalı yüklenicinin mahsup itirazı nazara alınarak bakiye iş bedelinin ödenip ödenmediği araştırılmalı, ödenmediği saptandığı takdirde bedeli ödenmeyen bir iş için eksik ve kusurlu iş bedeli istenemeyeceği gözetilerek mahkemece saptanan eksik ve kusurlu işler bedelinden fazla işler bedeline ilaveten ödenmeyen bakiye iş bedeli de indi...
(Şerh No: 16147 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 06-03-2015 11:58)
Mahkemece, uzun zamandır devam eden geçimsizliğin akabinde ve davalı tanığının beyanına göre darp edilmiş bir vaziyette davalı baba evine döndüğü, sonrasında davacının ailesinden ve ailenin müdahalelerinden uzak bir ikametgah belirlenmesi yönündeki iradesini defalarca dile getirdiği, bu nedenle Mahkemede terk ihtaratının samimi olduğu yönünde vicdani kanaat oluşmadığı, müşterek ikametgahta davacının ailesinin maddi ve manevi baskılarına imkan vermeyecek koşulları taşımaktan uzak olduğu, davayı i...
(Şerh No: 16146 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-03-2015 15:12)
Koca terke dayalı boşanma davası açmıştır. Davacı-davalı (kadın) ihtara rağmen dönmemekte haklı olduğunu ispatlayamamıştır. Kocanın ihtar isteğinin samimi olmadığını gösteren bir delil de bulunmamaktadır. Kadın ise, ihtar tebliği üzerine 166/1'e dayanarak boşanma davası açmıştır. "İhtar süresi içinde" kadının dava açmasını haklı kılan başka sebep ve olgular bulunmadıkça, bu davanın açılmış olması, kadını ayrı yaşamakta haklı kılmaz. O halde, Türk Medeni Kanununun 164. maddesinde yer alan ...
(Şerh No: 16145 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-03-2015 15:02)
Davacı, davalı aleyhine Aydın 2. İcra Müdürlüğünde takip başlatmış, davalı borçlu yetkiye ve borca itiraz etmiş; davacı, itirazın iptali davasını Çine Asliye Hukuk Mahkemesinde ikame etmiş; davalı, yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin Çine mahkemeleri, yetkili icra müdürlüğünün Çine icra müdürlüğü olduğunu savunmuştur. Mahkemece, ilamsız icra takiplerinde yetkili icra müdürlüğü hususunda genel yetki kurallarına atıf yapıldığı, davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu yetki itira...
(Şerh No: 16092 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-03-2015 11:36)
“Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur. Doktrinde, "Meşru müdafaa olarak değerlendirilebilecek, örneğin hakaret, tehdit veya şantaj suçlarına muhatap olan ve o an konuşmaları...
(Şerh No: 16080 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 28-02-2015 11:32)
Davacı, hamile olan kızını davalının görev yaptığı devlet hastanesine götürdüğünü, hastanın ambulansla başka bir hastaneye sevki konusunda davalı doktorla tartıştıklarını, bu esnada davalının kendisine açıkça hakaret ettiğini belirterek, kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Kamu görevlilerinin hakaret etmeleri kişisel kusur oluşturur ve hiçbir biçimde görevle ilişkilendirilemez. Bu sava dayanan davaların, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilme...
(Şerh No: 16091 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2015 14:13)

Gündem Konumuz : Müvekkil Edinme/bulma Sorunsalı
Konuyu Açan Üyemiz : Avukatik

Çok Değerli Meslektaşlarım/ Üstatlarım,


Bir çoğumuzun bir şekilde mesleklerini icra ederken ayrıca nasıl dosya sayıları da artırılabilir şeklinde düşünceler geçiyordur kafalarımızdan. Ben 2009 yılında fakülteden mezun oldum bir kaç kurumsal adı altında hukuk bürolarında çalışma gayreti içinde oldum, fakat çalıştığım yerlerden mi artık nedir bilmiyorum avukat patronları ( ki bu ismi yakıştıramıyorum ) yanlarında çalıştırdıkları avukatları üzerindeki baskılardan pek de memnun olmadığım çalışma düzeninde kendimi buldum. Sonra bir takım ayrılıklar vs yaşadım, İstanbul'da kendi büromu açmaya karar verdim, bir ortağım var , ancak dosya sayımdaki inanılmaz düşüş beni moralmen etkiliyor. Siz üstatlar meslektaşlar, nedir müvekkil bulmanın yolu, reklam yasağımız da var yapamıyoruz reklamımızı da. Yani çevre çevre diyoruz çevreyi nasıl sağlayacağız. Çevremdeki insanların hukuk problemleri yok gibi ne yapmalıyım peki ? Derneğe falan üye ol diyenler var, sırf müvekkil edinmek için de böyle kurumlara da üye olmak pek de anlamlı gelmiyor. Sektörde o hukuk büroları nasıl devasa bürolar haline geliyor, 100 lerce avukat çalıştıran hukuk büroları tanıyorum ve anlatılanlar mesleğe başladığımda bir masam bir sandalyem vardı oluyor hep, bu günlere gelmek kolay olmadı diyenleri dinledim. Yani bilemedim üstatlar. Sizler müvekkillerinizi ne yollarla buldunuz?


Saygılar..

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Anıl Emrah Atalay - Bugün
Ali Rıza Özalp - 24-03-2015
Muhsin Koçak - 20-03-2015
Mehmet Saim Dikici - 19-03-2015
Av. Mahmut Topal - 15-03-2015
Semih Yumak - 11-03-2015
Mehmet Gerem - 10-03-2015
Av. Murat Tezcan - 07-03-2015
Orhan Tiryakioğlu - 27-02-2015
Nezih Sütçü - 22-02-2015
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
Staj Yapılan Veya Avukat Olarak Çalışılan Bürodan Ayrılırken Daha Önce Yazılmış Olan Dilekçelerin Bilgisayardan Silinmesi Etik midir?
Etik Değildir. Çünkü Yazılmış Dilekçeler Artık Büroya Aittir. - 72,65%
635 Oylar
Etiktir. Çünkü Dilekçe Yazan Kişinin Kendi Malıdır. - 27,35%
239 Oylar
Toplam Oy: 874
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz
İzmir Adliye
nemecek, (Her zaman!)

Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
Ödenmeyen Kira Bedelinin Tahsili - QuestionMark
Merhaba. Müvekkil dükkanını aylık 1700 TL'den kiraya veriyor. Sözleşmede de kira bedeli 1700 TL ve kefil mevcut. Kira, banka havalesi yoluyla ödeniyor. Kiralayan 2 ay kirayı ödemesine rağmen 10 ay kadar kira ödemiyor. Müvekkil esnaf birbirini tanıdığı için kiralayanı sıkboğaz etmekten kaçınıyor. Kiralayan 1 sene dolunca dükkanın anahtarını güvenliğe bırakıp aynı mahallede başka bir dükkana geçiyor. Şu an ödenmeyen 10 aylık kira bedeli var. sözleşme mevcut. Kefil mevcut ve banka harek... [Devamı..]

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
İşgören Avukatların İşten Ayrılırken Kendi Dilekçelerini Bigisayardan Silmeleri Etik Midir? - Av.Suat Ergin
Daha önce bir avukat meslektaşımız işten ayrılınca(üstelik uyarmamıza rağmen) kendi yazmış olduğu bütün dilekçelerin içinde bulunduğu klasörü bilgisayardan silmişti. Neden böyle yaptığını sorduğumuzda, "Benim yazdığım dilekçeler olduğuna göre, almam normal" demişti. Yakın zamanda büromuzda staj yapan 2 stajyer meslektaş da aynı şekilde klasörleri silip gitmişler(bugün öğrendim). Soru şu: Staj yapılan ve/veya işgören avukat olarak çalışılan bürodan ayrılırken daha önce yazılmış olunan dilek... [Devamı..]

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Avukatın Vergi-Muhasebe İşleri. - Muhasebeci Tutmadan Avukatlık Yapmak - GECE
çiçeği burnunda avukatların iş yoğunluğu genelde fazla olmadığından ve de muhasebeci ücretinden kurtulmak için, avukatın vergi-muhasebe işlerini kendi yapması mümkün olur mu, bu tür işlerini kendi yapan avukat arkadaşımız var mı? bir avukat arkadaşım kendisinin yapmaya kalkıştığını, beyan zamanını vs. kaçırdığı için cezası ile vs. toplam 7-8 bin civarı borcu olduğunu söyledi, açıkçası gözüm korktu...:ürkek: bu hususta bilgisi ve deneyimi olan arkadaşlar varsa paylaşmaları faydalı olacaktır...
THS Sunucusu bu sayfayı 0,11462092 saniyede 22 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.