KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan
kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini
gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma
Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına
ulaşmalarına yardımcı olur.
HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan
ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini
gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma
Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına
ulaşmalarına yardımcı olur.
Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.
Türk Hukuk Sitesi olarak daha önce hiç yapılmamış bir projeyi hayata geçiriyoruz ve on binlerce üyemizin katılımıyla internet üzerinde geliştirilecek büyük bir hukuk külliyatı oluşturmaya başlıyoruz. Hukukçu meslektaşlarımız belirli bir kanunun maddelerini esas alarak, onlara içtihatlar/notlar vs. eklenerek kitap haline getirilmiş MEVZUAT ŞERHLERİNE aşinadırlar. "Türk Hukuk Sitesi Şerhi" adını verdiğimiz projemizde de bu şerhlere benzer bir formatta internet üzerinde yayınlanacak bir mevzuat külliyatı oluşturduk ve projemiz içindeki mevzuat metinlerini Türk Hukuk Sitesi Hukuk Çalışma Gruplarımızın organizasyonu altında içtihatlar, kanun değişiklik önerileri, çeviriler, bilgiler, uygulamaya dair notlar vs. her türlü teorik ve pratik bilgi ile zenginleştirilerek hep birlikte yeniden yazacağız.
Bilindiği gibi, klasik bir şerh bir ya da en fazla birkaç yazar tarafından geliştirilir, oysa THS Şerhimiz 25.000 üyemizin katılımıyla geliştirileceği için zaman içinde Türkiye'nin en büyük hukuk külliyatı haline gelebilecektir. Klasik bir şerhin aksine, THS Şerhi düzenli güncelleneceği için eskime ve güncelliğini yitirme sorunları da en az düzeyde olacaktır. Aynı şekilde şerhimiz sadece hukukçuların değil, hukukla yakın ilişkili çalışan profesonel üyelerimizin de özellikle uygulamaya ilişkin notları ve katılımlarıyla basılı kitaplardan daha yararlı bir bilgi kaynağı haline gelmeye de adaydır.
THS Şerhi Projesini, sitemizin kanun taslakları oluşturması, mevzuatımızı yabancı dillere tercüme etmesi ve hukukçu olmayanların da anlayabileceği şekilde Türkçeleştirmesi için gerekli alt yapıyı oluşturacak şekilde tasarladık. Proje içine sadece içtihatlar ve notlar değil, kanun değişiklik önerileri, yabancı dil çevirileri, Türkçeleştirme çalışmaları gibi bilgiler de şerh düşülebilmektedir.
Şerh projemiz bundan böyle Hukuk Çalışma Gruplarımızın temel hedefi ve HÇG projemizin de odak noktası olacaktır (Yeni HÇG yapılandırmamıza ilişkin detaylar için buraya tıklayınız). Hukuk Çalışma Gruplarımız artık SADECE sorumlu oldukları mevzuatları şerhlerle geliştirmekle yükümlüdür ve THS Şerhimiz de, HÇG'lerimizin sorumluluğuna verilmiştir. Şerh projemiz, site içi teşekkür sistemimizle de ilişkilendirilmiş olup eklenen (ve yayınlanan) her şerh, üyemizin hesabına sistem tarafından otomatik olarak teşekkür notu olarak da işlenecektir.
THS Şerhimiz sitemizin tüm veritabanı gibi, internet üzerinde 365 gün 24 saat -site üyesi olsun ya da olmasın- herkesin, herzaman erişime açık olacak şekilde tasarlanmıştır. Amacımız sadece site üyelerimize değil, site ilkelerimizle de paralel olarak tüm hukuk sistemimize bir referans ve bilgi kaynağı armağan etmektir.
Projemiz oldukça uzun ve yorucu bir çalışma sonucu hazırlandı. Projenin teknik alt yapısının hazırlanması dışında, test edilmesi, hataların düzeltilmesi, mevcut mevzuatın projeye girilmesi, bunlara ilişkin maddelerin mevzuata işlenmesi vs. iyi bir ekip çalışması gerektiriyordu ve HÇG Koordinatörlerimiz tabiri caizse gecelerini gündüze katarak son derece özverili şekilde bu çalışmanın büyük kısmını yüklendiler ve sistemimize 53 kanunun 9199 maddesini tek tek elle girdiler. Projenin bu yönüne katkıda bulunan koordinatörlerimiz (katkı sırasıyla) av-ufuk, Av. Can DOĞANEL, Av.Mehmet Saim Dikici, Av.Cengiz Aladağ, Hades, Av.Duygu Işık, Engin Özoğul, Özge Yücel, Muhsin KOÇAK, Av.Elvan AKKAYA, Av.Habibe YILMAZ KAYAR ve Av. Bülent Sabri Akpunar'a tekrar teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Koordinatörlerimiz kanun metinlerini girmenin ötesinde, projeye ilk şerhlerimizi de düştüler ve böyle projemiz ilk gün itibariyle 640 şerhle yayına başladı.
Bu noktadan sonra ise THS Şerhini Hukuk Çalışma Gruplarımızın ve THS üyelerimizin güvenli ellerine teslim ediyoruz. Türk hukukunun gelecekteki en büyük külliyatı olmaya aday şerhimizi sizin de değerli katkı ve katılımlarınızla onurlandırmanızı bekliyoruz!
Dün okuduğum bir Yargıtay kararının duygusal ve manevi yönü sanıyorum beni etkiledi. Aslında daha çok etkilendiğim şey, kararın verildiği tarihten sonra geçen 36 yılın ardından bugünümüze baktığımda yargı dünyasının ve hatta her birimizin hayattan ve maneviyatımızdan biraz daha koptuğumuzu görmekti. Belki bu söylediğim artık basmakalıp hale gelmiş Hollywood yapımı filmlerin konularından biri gibi durabilir. Fakat klişeleştiler diye gerçekleri de yadsıyamayız.
Kararlar sistematikleşti, kararlar tek tipleşti, artık eskiden olduğu kadar görüş ayrılıkları dahi olmuyor! Hatta artık "görüş"ler bile yok! Kararlar hayatın gerçeklerinden uzak, ruhsuz ve pek çoğu birbirinin tekrarı mahiyetinde.
Okuduğum karar muris muvazaası ile ilgili bir karardı. Bugün muris muvazaası ile ilgili okuduğum pek çok karar birbirinden farksız. Yani ruh olarak! Kararlar artık 1+1=2'lerden ibaret. Oysa benim düşünceme göre hayatın tam da içine nüfuz etmiş bir temas noktası olarak hukuk da bir ruha sahip olmalı ve 1 artı 1 her zaman 2 olmamalı.
1974 yılında kurulan bahsettiğim kararda, "ölmek üzere olan" yerine "ebediyete geçiş sınırına çok yaklaşmış bulunan" ifadesi kullanılmış ve olması gereken anlatılırken; "kalbin tasdik ettiği yön, dille ikrar edilmelidir." şeklinde zarafet içeren bir cümle yazıya dökülmüştü. Bugün çoğu kararda bu tarz ifadeler görebileceğimi sanmıyorum. Ha bu gerekli mi? Belki pek çokları için bu tip süslü kelimeler kullanılması anlamsız gelebilir ancak bence bir kararın bu boyutu, o kararı veren hakimin vicdani yönünü gösterdiği gibi o karara özenildiğinin de göstergesidir. Örneğin ben bahsettiğim 74 tarihli kararı okuduğumda, bu kararı kuran Hakimin zarif bir ruhu olduğunu ve bu karara değer verdiğini görebiliyordum.
Hayatın gerçekleri söz konusu iken, hakim iddiaların-savunmaların ve delillerin ışığında kanaatini kullanırken, en nihayetinde bir insanla ilgili bir diğer insan karar verirken, sahip olunması gereken bir ruh vardır. Bu öyle Mahkeme salonunda vatandaşı azarlayıp kararı almaya gelirsin demekle, alelacele ve umursanmamış incelemelerle, vasıfsız dilekçelerle olmaz. Bu ancak, kalpte yitirilmemiş sevgi, hayat heyecanı ve özen duygusu ile olur.
Şimdi kimileri, bu kadar iş yükünün içinde bir de bununla mı uğraşacağız diyebilir. Fakat benim inancıma göre, bir insan bir işi yapmayı kabul etmiş ise o işi hakkını vererek ve özenerek yapmalıdır. Bence bunun aksinin hiçbir mazereti de olamaz. Yapamayan, taşıyamayan yapmaz ve yerine gelecek olana yer açar.
Bir deli olarak kuyuya taşı attım. Okuyanlara teşekkürler.
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet"
idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]
Müvekkilim Ankara bir daire satın alıyor 2001 senesinde. Taşınmaz arsa tapulu kat irtifakına geçilmediği için tapuda satış yapmıyorlar müteahhit Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile daireyi satıp parayı alıyor. Sözleşmede ferağın kat irtifakına geçilmesi ile verileceği yazıyor. Ancak yüklenici taşınmazın tapu devrini vermekten kaçınıyor ve kat irtifakına geçilmesi için 2001 den bu güne hiçbir girişimde bulunmuyor. Biz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtın taşınmazın tapuda müvekkilim adına kayd... [Devamı..]
son zamanlarda önümüzdeki birkaç yıl içinde açıköğretim hukuk fakültesi açılabilme ihtimali üzerinde tartışmalar var. bu konuda görüşlerinizi paylaşırmısnız arkdaşlar.
Merhaba,
Görme engelli çok sayıda avukat olduğu gibi çok sayıda hukuk öğrencisi de olduğu malumunuzdur.
Birtakım derneklerde, kendi özel alfabelerinde yazılmış yeterli kitap olmadığından kitapların okunması ve kaydedilmesi yöntemiyle görme engellilere faydalı olunmaya çalışılmaktadır.
Ancak tüm bu çabalar yeterli gelmemektedir. Zira gönüllü okuyucuların çoğu roman türü şeyler okumakta ve akademik çalışmalara yer verilmemektedir.
Bu sebeplerle ben de ne yapabilirim diye düşünürken burad... [Devamı..]