Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

Katılanın sanığa göndermiş olduğu mesajda hakkını helal etmeyeceğine yönelik ifadesine sanığın "Bende hakkın varsa Allah rızası için etme, edersen şerefsizsin” diyerek karşılık verdiğinin anlaşılması karşısında, isnadın şarta bağlı veya bir olasılık halinde dile getirildiği, hakaret etme kastıyla hareket edilmediği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi USUL VE YASAYA AYKIRIDIR.
(Şerh No: 16965 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : Dün 15:24)

Resmi belgede sahtecilik suçlarında ; suça konu belge / belgelerin aldatma yeteneği olup olmadığının tayin ve takdirinin hakime ait olup, suça konu belgen aslının öncelikle aldırılması ve duruşma sırasında da emanetten celp edilerek incelenip, genel özelliklerinin ve aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının duruşma tutanağına yansıtılması gerekir.
(Şerh No: 16964 - Ekleyen: Coşkun IŞIKDEMİR - Tarih : 17-10-2019 11:51)

TBK m.76 gereğince ön ödeme kararlarının kesinleşme gerektirmeden takibe konu edilebileceği ve bu takibe yapılacak itirazların da kaldırılması gerektiği yönünde verilmiş karardır.
(Şerh No: 16963 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 14-10-2019 09:33)

Borçlu, borç doğuran ilişkiyi kabul etmişse, alacaklının artık İİK'nun 68/1. maddesinde belirtilen belgelere dayanmasına gerek yoktur. Borçlu, alacaklı ile aralarındaki hukuki ilişki kabul edilip "itirazını ödeme olgusuna" dayandırdığına göre artık takip dayanağı belgenin İİK'nun 68/1.maddesindeki belgelerden olması aranmaz. Çünkü, anılan maddede yazılı belgelerle ispatlanacak olan hukuki ilişki borç olup, bu husus da kabul edildiğine göre ayrıca ispatına gerek bulunmamaktadır. Bu ilke HGK.nu...
(Şerh No: 16962 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-10-2019 14:47)

İİK kapsamında kalmayan menfi tespit davaları da olabileceği için menfi tespit davasının ayrıntılı olarak İİK’da düzenlenmesi de dava şartı arabulucuk dava şartından muaf olması için yeterli bir done değildir. Somut kanun hükmünün madde metninden olumsuz tespit davalarının dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığına dair açık bir düzenleme bulunmadığına göre genel gerekçe ve madde gerekçesinde kullanılan ifadelerden anlaşılan gayeden hareketle yorum yapılmadır. Genel gerekçe ve madde gerekçesi u...
(Şerh No: 16961 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 07-10-2019 20:10)

1-)Taşınmaz, Eşlerin fiilen ayrı yaşadıkları dönemde satın alınarak davalı eş adına tescil edildiğine göre, o dönemde fiilen ayrı yaşayan davacının katkı sağlaması hayatın olağan akışına aykırı olup, katkıda bulunmadığının kabulü gerekirken, bu taşınmazdaki hissenin zemini yönünden davacı lehine katkı payı alacağına hükmedilmiş olması da doğru değildir. 2-)2002 Sonrası edinilen mallar için katılma alacağı da hesaplanmalıdır. 3-)Eşlerin 2002 öncesi evlilik birliği içinde edindikleri mallar ...
(Şerh No: 16960 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-10-2019 16:52)

Davalı taraf süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmamıştır. Ancak yargılama aşamasında cevap dilekçesi davalı tarafça ıslah edilmiş ve zamanaşımı def'inde bulunulmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/06/2013 tarih, 2012/10-1633 E. 2013/825 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesi ile zaman aşımı def'inde bulunmayan davalı taraf cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı def'inde bulunabilir. Şu durumda davalı tarafın zama...
(Şerh No: 16959 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-10-2019 14:42)

Davalının, ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi karşısında, somut olayda, basit (adi) veya bileşik ikrarın söz konusu olamayacağı çok açıktır. Zira, her ikisinin de temel koşulu, ileri sürülen maddi vakıanın ve onun hukuki vasfının birlikte kabul edilmiş olmasıdır. Vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda, vasıflı ikrardan söz edilmesi gerektiği ve vasıflı ikrarın bölünemeyeceği yukarı...
(Şerh No: 16958 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 20-09-2019 11:32)

 Bilgi  [MK. 118] TMK 118'e yönelik kısa açıklama.
I.TANIM, KAVRAM, HUKUKİ NİTELİK VE TEMSİL YASAĞI TMK118/1'e göre, nişanlanma evlenme vaadiyle olur. TMK118/1'de nişanlanma fiili düzenlenmektedir. Nişanlanma ile nişanlılık kavramı aynı değildir. Nişanlanma bir fiil iken, nişanlılık nişanlanmanın meydana getirdiği tüm hukuki sonuçları kapsayan bir hukuki durumdur. Nişanlanma, ayırt etme gücüne sahip olan bir erkek ve bir kadının birbirlerine ciddi olarak karşılıklı evlenme vaadinde bulunması iken; nişanlılık nişanlanma fiilinin meydana getird...
(Şerh No: 16957 - Ekleyen: Stj.Av.Mustafa Zafer KÜÇÜKKURT - Tarih : 07-09-2019 14:58)

Tüm mirasçıların diğer mirasçıların redden feragati hususunda açık muvafakatini beyan etmeleri halinde feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16956 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-09-2019 20:38)

Mirasın gerçek reddi taleplerinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilemez.
(Şerh No: 16955 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-09-2019 19:57)

Dava; "kesinleşen işe iade kararı sonrası" açılan kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, fark işe başlatmama tazminatı ve fark boşta geçen süre ücretinin tahsiline ilişkindir. Dava belirsiz alacak davası şeklinde açılmıştır. Davacının iş yerinden ayrıldığı 26.07.2010 tarihinden işe başlatılmayarak iş sözleşmesinin feshedilmiş sayıldığı 09.08.2012 tarihleri arasında yaklaşık ikibuçuk yıllık bir süre geçmiş olup, belirtilen zaman zarfında işinden ve iş yerinden ayrı kalan davacı iş...
(Şerh No: 16954 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-08-2019 15:18)

Muris kadastro tespitinden sonra ölmüşse Kadastro Kanunu 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz.
(Şerh No: 16953 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-08-2019 11:37)

SİMSARLIK SÖZLEŞMESİ GEÇERLİLİK ŞARTLARI VE SÖZLEŞME İLE TALEP EDİLEBİLECEK ALACAK KALEMLERİ SÖZLEŞMEDEKİ CEZAİ ŞARTTA İNDİRİM YAPILMASI MECBURİYETİNE İLİŞKİN HUKUK GENEL KURUL KARARI
(Şerh No: 16951 - Ekleyen: Av.Ömer Faruk ÜSTÜNDAĞ - Tarih : 17-08-2019 17:38)

MURİS MUVAZAASINDA MURİSİN GERÇEK İRADESİNİN TESPİTİ TÜM MALVARLIĞININ DEVREDİLMEMİŞ OLMASININ MUVAZAA OLMADIĞININ DELİLİ OLDUĞU AYRICA TAŞINMAZ ÜZERİNDE MURİS TARAFINDAN İNŞA EDİLEN BİNA OLMASININ MUVAZAA OLMADIĞNA KARİNE TEŞKİL ETTİĞİ
(Şerh No: 16952 - Ekleyen: Av.Ömer Faruk ÜSTÜNDAĞ - Tarih : 17-08-2019 17:37)

- Arabuluculuk anlaşmasının ikale sözleşmesi veya ibraname niteliğinde olduğu gerekçesiyle geçersizliği ileri sürülemez. - Arabuluculuk anlaşması ile feragat edilen konularda dava açılamaz. - Arabuluculuk anlaşmasında iade iade davası açılamayacağı konusunda mutabakata varılması durumunda, bu anlaşma geçerlidir.
(Şerh No: 16950 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 08-08-2019 20:09)

Her ne kadar menfi tespit davasının zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında kalmadığını ileri sürmüş ise de, TTK nun 5/A maddesindeki düzenleme ile talep sonucuna değil dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğu, menfi tespit davalarının esas itibariyle bir miktar paranın ödemesine ilişkin olmaları da dikkate alındığında dava şartı arabuluculuk kapsamında kaldığının kabulü gerekir.
(Şerh No: 16949 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 03-08-2019 15:52)

somut olaya bakıldığında; mahkemece dava konusu dairenin rayiç bedelinin tahsiline karar verildiği,dava dilekçesi incelendiğinde dava konusunda “ferağa icbar, tapu iptali, tescil talebimden ibarettir”, talep sonucunda “gayrimenkulün davalılar üzerindeki tapusunun iptaline ve adıma tesciline, adıma tescili mümkün olmadığı takdirde, davalılara ödediğim 150.000TL’nin (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla (bugünkü değerinin tespiti ile tarafıma verilmesine) reeskont faiziyle birlikte alınar...
(Şerh No: 16948 - Ekleyen: Av.Umut YÜKSEL - Tarih : 31-07-2019 13:33)

Sadece ücretin ödenmemesi veya sigorta primlerinin hiç yatırılmaması veya eksik yatırılması değil, sigorta primine esas kazancının düşük gösterilmesi de işçi açısından haklı fesih nedenidir.
(Şerh No: 16947 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 29-07-2019 19:37)

Kadının evlilik içinde kızlık soyadını kullanmak istemesi için haklı gerekçe dahi aranmasına gerek olmadığı, bunun bir insan hakkı olduğu ve bu sebeple TMK.m187 hükmünün AİHS m.8 ile AY m.17'ye aykırılık oluşturduğu için, AY m.90 'a göre AİHS ye üstünlük tanımak suretiyle kadının evlilik içinde kendi kızlık soyadını kullanmasına izin verilmesi gerektiği
(Şerh No: 16946 - Ekleyen: Stj.Av.Şeyma ÖZKÖK GUVÇİ - Tarih : 26-07-2019 12:44)

“Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılacağına ilişkin usulüne uygun meşruhat bulunduğu nazara alındığında tebliğin usule uygun yapıldığı anlaşılmaktadır. Tebligatın açık mavi zarfla yapılmasının aranmasının ise, aşırı şekilcilik olduğunun, icra dairelerinde mavi renkli zarf bulunmaması halinde, beyaz renkli zarfa usulüne uygun şekilde söz konusu şerhin yazılması halinde, salt zarfın beyaz renkli olması nedeniyle usulsüz olduğu sonucuna varılamayacağının kabulü gerekir”
(Şerh No: 16945 - Ekleyen: Av.Aydın EZEL - Tarih : 19-07-2019 10:23)

Sanığın, katılanın kendisine hakaret etmesi üzerine tartışma çıktığını savunması karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişmesi üzerinde durularak, haksız tahrik hükmünün uygulanma olanağının tartışılmaması isabetsizdir.
(Şerh No: 16943 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 25-06-2019 09:52)

İlk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda da sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 16942 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 25-06-2019 09:39)

Velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çocuğ...
(Şerh No: 16941 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-06-2019 15:10)

In the cases where contracts of service have been ended by the abusive exercise of the right to terminate, the employer shall pay compensation amounting to three times the wages for the term of the notice of termination.
(Şerh No: 16940 - Çeviren: Sılanur ŞAHİN - Tarih : 13-06-2019 12:14)

 Önerge  [İİK. 285] (Değişik : 7101 - 28.2.2018 / m.13) Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerekçeli bir dilekçeyle, borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Yetkili ve görevli mahkeme; iflâsa tabi olan borçlu için 154 üncü maddenin birinci veya ikinci fıkralarında yazılı yerdeki, iflâsa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir. Konkordato talebinde bulunan, Adalet Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan tarifede belirtilen konkordato gider avansını yatırmaya mecburdur.Konkordato talep edilirken mahkeme veznesine yatırılacak olan avansın miktarı ile ödenmesine ilişkin usul ve esasları ile ilgili olarak 2.6.2018 tarihli R.G.’de yayımlanan ekteki Tebliği inceleyiniz. Bu durumda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114 üncü ve 115 inci maddeleri kıyasen uygulanır
(Şerh No: 16939 - Ekleyen: Av.İsmet Yaşar ERGÜN - Tarih : 07-06-2019 10:38)

Hükmün Kesinleşmesinden sonra uyarlama davası sırasında şikayetten vazgeçme şartı gerçekleşmiş olsa da infaza engel değildir
(Şerh No: 16934 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 24-05-2019 14:05)

Somut olayda kira sözleşmesi "adi yazılı" şekilde düzenlenmiş ve noterce imza onayı yapılmamış olup sadece aslına uygun olduğuna dair suret onayı yapılmıştır. Bu şekilde kira sözleşmesinin, kiracı tarafından tapuya şerh edilmesi doğru olmadığından şerhin terkinine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. HARÇ: Harca tabi davalarda, başvurma harcı ile nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır (Harçlar Kanunu 27-28 mad). Dava açılırken har...
(Şerh No: 16938 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-05-2019 13:57)

Yargıtay: "İhtiyari dava arkadaşlığı durumunda, davalılardan biri hakkındaki dava genel mahkemenin, diğeri hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, özel nitelikteki mahkemede davanın görülmesi gereklidir." diyerek vakıaları benzer/aynı olan ancak hukuki sebepleri farklı olan (sözleşme-sözleşme dışı) davaların özel nitelikteki mahkemede görüleceği yönünde hüküm kurmuştur. Subjektif dava birleşmesi durumlarında önem arz eden bu durum doktrinde* de tartışmalı olup, karar bu açıdan,...
(Şerh No: 16937 - Ekleyen: Av.Koray OZDOGAN - Tarih : 20-05-2019 21:37)

Mühür bozma suçunun oluşabilmesi için kanunun veya yetkili makamların emri uyarınca konulmuş bir mührün kaldırılması ya da konuluş amacına aykırı hareket edilmesi gerektiği, kamu görevlisi statüsü bulunmayan özel şirket görevlilerince yapılacak mühürlemelerin ihlâli durumunda, mühür bozma suçunu oluşturmayacaktır.
(Şerh No: 16936 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 15-05-2019 16:07)

TCK’nın 61. maddesinde sayılmayan adli sicil kaydı gerekçe gösterilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilmesi mümkün değildir.
(Şerh No: 16935 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 15-05-2019 15:48)

Mirasın gerçek reddi beyanı mahkemeye ulaştıktan sonra ret beyanından, ancak mirasçıların tamamının muvafakatiyle veya açılacak olan reddin iptali davasının kabulü halinde dönülebilir. KARAR KENDİLERİNE TEBLİĞ EDİLMEDEN FERAGAT EDEN DAVACILARIN, karşılıklı olarak mirasın gerçek reddi beyanlarından dönmeleri konusunda muvafakatlerinin bulunup bulunmadığı sorulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
(Şerh No: 16933 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-05-2019 13:11)

Sevgili iken sosyal medya üzerinde yayınlanan fotoğrafların sevgililik bittikten sonra talep halinde kaldırılmaması, verileri hukuka aykırı olarak yayma suçunu oluşturur.
(Şerh No: 16928 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 14-05-2019 12:01)

Başbakanın, düzenlenen mitingde konuşma yaptığı sırada sanığın giydiği ve üzerinde "Dikkat itina ile yürütme yapılır” yazılı tişörtü ortaya çıkararak elinde bulunan “$ Hırsız var $” yazılı pankartı açması hakaret suçunu oluşturur.
(Şerh No: 16932 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 13-05-2019 10:46)

Hangi gerekçe ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılmaması Gerekçeli hakkın ihlalidir.
(Şerh No: 16931 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 13-05-2019 10:29)

Polis memuruna hitaben; “seni sürdürürüm” sözlerinin polis memurunun görev yerini değiştirme konusunda herhangi bir yetki ve gücü bulunmayıp, anılan sözlerinin tartışmanın bütünü ve söylendiği bağlam içinde değerlendirildiğinde tehdit niteliğinde olmadığı hususları gözetilmeden sanığa mahkumiyet verilmesi kabul edilemez.
(Şerh No: 16930 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-05-2019 11:47)

“…bende hakkın varsa Allah rızası için etme, edersen şerefsizsin…” diyerek karşılık verdiğinin anlaşılması karşısında, isnadın şarta bağlı veya bir olasılık halinde dile getirildiği, hakaret etme kastıyla hareket edilmediği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16929 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-05-2019 11:35)

"Padişah bozuntusuna bir çift sözümüz var " pankkartı sözleri hakaret sayılmaz.
(Şerh No: 16927 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 11-05-2019 12:19)

" terbiyesizlik yapma, pislik yapma erkeksen gel yüzüme söyle" şeklindeki sözlerin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla hakaret suçu oluşturmamaktadır.
(Şerh No: 16926 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 11-05-2019 12:14)

"Gerici Yobazlar" şeklindeki sözlerin kaba söz ve ağır eleştiri olduğundan hakaret suçunu oluşturmaz.
(Şerh No: 16925 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 11-05-2019 12:10)

"Kitapsız, Allahsız, kitapsız" sözlerinin hakaret olmadığı rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşamayacağı
(Şerh No: 16924 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 10-05-2019 16:32)

6100 sy. HMK m. 166 uyarınca verilen birleştirme kararının esasa ya da usule ilişkin nihai bir karar olmadığı ancak bir ara karar olduğu ve bu sebep ile de bu kararlar aleyhine kanun yoluna başvurulamayacağı, yalnızca kararı veren mahkeme tarafından rücu edilebileceği hk.
(Şerh No: 16923 - Ekleyen: Av.Koray OZDOGAN - Tarih : 07-05-2019 10:24)

Bireysel Emeklilik Hesabında biriken paranın kısmen haczi mümkündür.
(Şerh No: 16921 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 07-05-2019 10:17)

İnternet yoluyla yapılan yayının durdurulması ve kaldırılması istemlerinde davacı dilerse Sulh Ceza Mahkemesine dilerse Asliye Hukuk Mahkemesine başvurabilecektir. Yönetmelikte belirlenen 15 günlük hak düşürücü süreyi kaçıran davacının her zaman genel hükümlere göre mahkemeye dava açması da mümkündür. Ancak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 389/1 maddesi "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkans...
(Şerh No: 16922 - Ekleyen: Av.M.Gökhan AHİ - Tarih : 03-05-2019 16:28)

Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir.
(Şerh No: 16920 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 30-04-2019 16:32)

İtirafçı sanığın, tanık sıfatı ile dinlenilen, etkin pişmanlıktan yararlanmak için sanık aleyhine beyanda bulunma hususunda hukuki menfaati bulunun _____ isimli kişinin anlatımı tek başına hükme esas alınamayacağı,
(Şerh No: 16919 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 30-04-2019 08:08)

MK'nın 331/2. maddesi uyarınca, yerel mahkemece verilen görevsizlik kararı usule ilişkin nihai kararlardan olup davayı esas yönden sonra erdirmemektedir. Görevli mahkemede davaya devam edilmesi halinde bu dava yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılan davanın devamı niteliğindedir. O halde kanun gereğince sonradan davaya bakan sulh hukuk mahkemesinde ilk görevsizlik kararı nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretinin hüküm altına alınmamış olmasında da bir isabetsizlik yoktur. (Yargıtay 1. Hu...
(Şerh No: 16918 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-04-2019 23:22)

Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi olan 19/07/2017 itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun eksik evrak nedeniyle karşılanmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafından yapılan başvuru üzerine Sigorta Şirketi tarafından verilen cevap ile eksik görülen kesin ve sürekli maluliyet oranını gösterir Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Veril...
(Şerh No: 16917 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-04-2019 21:44)

Davacı tarafça dava açılmadan önce davalı Sigorta şirketine başvuru yapıldığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Davalı Sigorta, maluliyet raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle başvuruya olumlu yanıt vermemiş, talebi karşılamamıştır. Bu durumda mahkemece, davacının sunduğu belgeleri davalı Sigorta şirketinin yetersiz görüp ikmal etmesini istemesi, 2918 sayılı Kanun'un 97. maddesinde dava açılması için öngörülen "verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık" olarak değerlendirilmeli ve do...
(Şerh No: 16916 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-04-2019 21:33)

Olayımızda, dava tarihi olan 21/07/2016 itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurulmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece davacı vekiline yasada öngörülen başvuruya ilişkin eksikliği gidermesi için kesin süre verilmeli, sigorta şirketince 15 gün içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın talebi karşılamaması halinde bu yöndeki dava şartının yerine g...
(Şerh No: 16915 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-04-2019 21:21)

Mahkemece KTK'nun 97. Maddesi uyarınca davacı tarafından davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yapılan başvurunun anılan maddede belirtilen hususları karşılamadığı, bu nedenle başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; Davalı sigorta şirketince davacı tarafça yapılan başvuruya verilen cevabi yazıda belirtilen eksik belgelerin tamamlanması istenmiş olup, belirtilen eksik belgelerden kesin ve sürekli maluliyet oranına ilişk...
(Şerh No: 16914 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-04-2019 21:15)

3167 sayılı Yasa'nın değişik 6/4. maddesinde mevcut olmayan bir hüküm 5941 sayılı Yasa'nın 8/4 maddesine konularak kısmi ödeme yapılmayacağına ilişkin bu durumun muhatap bankanın sorumluluk tutarını ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Çek defterinin banka tarafından "hangi Kanun" döneminde müşterisine verildiği araştırıldıktan sonra, verilme tarihi dikkate alınarak bir karar verilmelidir.
(Şerh No: 16913 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-04-2019 17:24)

Köy azası olan sanığın 7201 sayılı Yasanın 54. maddesinde düzenlenen "muhatap namına kendilerine tebligat yapılan kimselerden" olmadığı gibi, aynı yasanın 21. maddesine göre de, kendisine teslim edilen tebligatı sahibine götürüp verme zorunluluğu bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16912 - Ekleyen: Av.Bilgen ÖZCANLI SARITAŞ - Tarih : 20-04-2019 14:05)

HUMK yürürlükte iken uygulanan "karar düzeltme" kanun yolu, HMK'nın yürürlüğe girmesi ile kalkmıştır. Buna rağmen karar düzeltme talep eden vekil kötüniyetli addedileceğinden disiplin para cezasına çarptırılır.
(Şerh No: 16911 - Ekleyen: Av.Suat ERGİN - Tarih : 14-04-2019 22:24)

Öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi, madde başlığında da açıkça belirtildiği üzere tarafta iradi değişikliği düzenler. Bu maddenin uygulanması halinde dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen gerçek ya da tüzel kişi davalı olmaktan çıkar yeni bildirilen gerçek yada tüzel kişi davalı sıfatını alır. Dava dilekçesindeki kişi ile yeni bildirilen kişi davada birlikte taraf olamaz.
(Şerh No: 16910 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-04-2019 14:14)

Mirasın reddi istemi, mirasın açıldığı yerin sulh hukuk mahkemesinde mirasçı tarafından sözlü veya yazılı beyanla yapılabilir. Buradaki yetki "kesin" olup, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görevli ve yetkili mahkemedir
(Şerh No: 16909 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 04-04-2019 13:22)

Mahkemece verilen ara karar ile dosya kapsamındaki belge ve incelemelere göre ek rapor aldırılması talebinin ve bilirkişi raporunun tebliğ edilmesi sonrasında davacı tarafın ıslah beyanını sunmak için yeterli süresi olmasına rağmen bu işlemi yapmaması sebebiyle de süre isteminin reddine karar verilmiştir. Somut olayda, davacı ücret konusundaki itirazının neticelenmesi sonrasında ıslah hakkını kullanmak istemiş, ancak mahkemece usul hükümlerine aykırı olarak "dava hakkını kısıtlar" şekilde "ıs...
(Şerh No: 16908 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-04-2019 22:23)

İstek boşanmanın eki niteliğinde değildir. Başvurma harcının alındığı dikkate alınarak peşin harç alındıktan sonra (HK.30-32 md.) delillerin değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. (TMK.173/2 m.)
(Şerh No: 16907 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-04-2019 19:37)

Davalının, boşandıktan sonra boşandığı kocasının soyadını taşımasına izin verilmesine ilişkin istemi (TMK. md. 173/2) boşanmanın fer'i (eki) niteliğinde olmayıp; bağımsız bir taleptir. Davalı kadının bu yönde harcı yatırılmak suretiyle açılmış bir davası veya karşı davası bulunmamaktadır. Cevap dilekçesinde bu konuda istekte bulunulmuş olması, talebi dava haline getirmez. Davalının bu talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması gerekirken; kesin hüküm sonucu doğurac...
(Şerh No: 16906 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-04-2019 19:33)

Bu bilgilerin ışığında somut olaya bakıldığında; davacı avukatın, iş sahibinin kendisi yanında davayı takip etmek üzere başka bir avukata vekalet verdiğini ve bu avukatın Yargıtay’da yapılan duruşmaya iş sahibi adına katıldığını, kendisine 10.11.2005 günü tebliğ edilen Yargıtay bozma ilamı ile öğrendiği, ancak uzunca bir süre bekledikten sonra 29.12.2005 günü yapılan bozma sonrası, ilk oturumda ikinci avukatın kendisi yanında avukat olarak görevlendirilmesine karşı çıktığı ve Avukatlık Kanununun...
(Şerh No: 16905 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-04-2019 11:00)

Av. Kanunu m. 172.ye göre davacı avukatın davalının başka avukat tarafından bu dosyada temsil edilmesine muvafakatının bulunmadığını bir hafta içinde müvekkiline bildirmediği, bu nedenle muvafakat etmiş sayılacağı, bu dosyada vekalet ilişkisinin halen devam ettiği, iş bu dosyanın takip tarihi itibariyle derdest olduğu ve davacı avukatın bu dosya yönünden vekalet ücreti alacağının muaccel hale gelmediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacı avukatın bu dosya yönünden vekalet ücreti alacağının Büyükçek...
(Şerh No: 16903 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-04-2019 11:00)

Avukatlık Kanunu’nun 172. maddesine göre iş sahibi, ilk anlaşmayı yaptığı avukatın yazılı muvafakatı ile, başka avukatları da işin kovuşturma ve savunmasına katabilir. Buna göre iş sahibi, ilk avukata göndereceği bir yazı ile en az bir haftalık süre vererek, bu duruma muvafakat edip etmeyeceğini bildirmesini ister. Bir haftalık süre içerisinde avukat cevap vermez veya olumlu bir cevap verirse, her iki avukat işi birlikte yürütür. İlk avukatın, müvekkilinin bu talebine bir haftalık süre içerisind...
(Şerh No: 16904 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-04-2019 10:59)

Whatsapp sistemi, telefon ve internet ortamında internet vasıtası ile iletişimi gerçekleştiren bir sistemdir. Burada kişi, kişiler ile iletişime geçtiği gibi gruplar kurarak grup içiresinde iletişim gerçekleştirilmektedir. Ancak bu sistem kendi içinde korunan ve 3. kişilere kapalı bir konumdadır. Dolayısı ile işçilerin iş akışını bozmadığı ve çalışmaların etkilemediği sürece bir grup kurmaları ve burada iletişim içinde olmaları yasak değildir. İşçilerin bu kapsamda burada iletişimlerinin kişisel...
(Şerh No: 16901 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 30-03-2019 22:31)

Bir delilin mahkemece kabul edilebilmesi için. gerek öğretide yer alan ağırlıklı görüş, gerekse de H.G.K. Kararlarında ortaya konulan ölçüt; o delilin usulsüz olarak yaratılmamış olması ve hukuka aykırı biçimde elde edilmemesidir. Davacı ve davalının ses kaydı dökümüne dayanılarak davacının 5.000,00 TL. alacağının bulunduğu gerekçesi ile bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır.
(Şerh No: 16902 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 30-03-2019 22:27)

Erken tahliye halinde kural olarak Türk Borçlar Kanununun 325. maddesine göre kiracı anahtar teslim tarihine kadar kira bedelinden, anahtar teslim tarihinden itibaren ise kiralananın aynı şartlarda kiraya verileceği makul süre kira bedeli ile sorumludur. Mahkemece yapılacak iş; mahallinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak dava konusu yerin aynı şartlarda ne kadar sürede kiraya verilebileceği hususunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu alınarak s...
(Şerh No: 16900 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 30-03-2019 20:26)

Kiralananın tahliye edilerken boya ve badanasının yenileceğine dair sözleşmede bir madde varsa bu masraf kiracıdan talep edilebilir. Kira sözleşmesinde böyle bir hüküm yoksa boya badana masrafının olağan kullanımdan kaynaklandığının kabulü gerekir.
(Şerh No: 16899 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 30-03-2019 19:21)

Taraflara ait Kat irtifaklı bağımsız bölümün satışına karar verilmesi gerekirken ana taşınmazın satışına karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16898 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-03-2019 15:26)

1 yıllık hak düşürücü sürenin hata, hileyi öğrendikten sonra başlaması.
(Şerh No: 16897 - Ekleyen: Berna GÖKTAŞ - Tarih : 26-03-2019 12:50)

Dinlenen davacı tanığı, davalının taşınmazını satmak istediğini ifade etmiştir. Ailenin Türkiye'de dava konusu taşınmaz haricinde başka bir ekonomik varlığının bulunmadığı belirlenmiştir. Davacı ailenin ekonomik varlığının korunması için başvuruda bulunduğuna ve bu malvarlığının davalı tarafından elden çıkartılmak istendiği belirlendiğine göre Türk Medeni Kanunu'nun 199. maddesi çerçevesinde önlem alınması gerekirken isteğin reddi doğru bulunmamıştır.
(Şerh No: 16890 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-03-2019 21:20)

Davalının cevap dilekçesi ile talep ettiği Türk Medeni Kanununun 174/1-2. ve 175. maddesi kapsamındaki tazminat ile yoksulluk nafakası talepleri boşanmanın eki niteliğinde olup, talep edilebilir olması için ayrıca müstakil bir dava konusu edilmesi gerekmez. Öyleyse mahkemece kadının yoksulluk nafakası ve maddi ile manevi tazminat talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16896 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-03-2019 21:20)

Somut olayda, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı araçla kazaya karışan aracın sürücüsünün neden olduğu iddia edilen kaza sonucu davacının aracında oluşan hasar nedeniyle maddi tazminat talep edilmiş olup esasen davalı sigorta şirketi ile davacı arasında akdedilmiş her hangi bir sigorta sözleşmesi bulunmamaktadır. Davanın, Türk Ticaret Kanununun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret ...
(Şerh No: 16894 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-03-2019 13:58)

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık 26.09.2013 tarihli tensip tutanağının “IV.Giderilmesi gerekli eksik hususlar yönünden” başlıklı bölümünün 2.bendinde kurulan ara kararı uyarınca şikayetçi borçlunun keşif ve bilirkişi için yatırması için öngörülen 850,00-TL’nin gider avansı mı yoksa delil avansımı olduğu, buradan varılacak sonuca göre belirtilen bu giderin yatırılmaması nedeniyle şikayetin usulden reddinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.... .................
(Şerh No: 16893 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 14-03-2019 22:26)

SÜRELER MAHKEMECE RE'SEN GÖZETİLMELİDİR. HAK DÜŞÜRÜCÜDÜR. TMK'nın 733/3 maddesi gereğince üç aylık hak düşürücü sürenin başlaması için öğrenme yeterli olmayıp yapılan satışın, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi gerekir. Noter aracılılığıyla bildirimde bulunulmamışsa iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde önalım hakkına dayanılarak tapu iptali ve tescil istenebilir.
(Şerh No: 16892 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-03-2019 15:33)

Bu düzenleme ile yasa, tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasına iki halde gidilebileceğini öngörmüştür. Bunlardan birincisi sınırlandırmayı ailenin ekonomik varlığının korunması gerekli kılmalı, ikincisi ise evlilik birliğinden doğan mali bir yükümlülüğün yerine getirilmesinin bunu gerektirmesidir. Her iki halde de yasa, sınırlandırmanın ölçülü olmasını aramıştır.
(Şerh No: 16891 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-03-2019 14:30)

Dayanak ilam bozulduğunda, takip olduğu yerde duracağından, daha önceden yapılan tahsilatların "muhtıra tebliği suretiyle" alacaklıdan istenmesi mümkün değildir. Borçlunun icranın iadesini isteyebilmesi için ( İİK'nun 40/2. maddesi gereğince ) bozmadan sonra verilecek kararın kesinleşmesi zorunludur.
(Şerh No: 16889 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-03-2019 13:41)

ISLAH/ ISLAH HARCI/ TAMAMLAMA HARCI 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda da "ıslah harcı" şeklinde bir harç türü yer almamaktadır. O halde sırf ıslah istemi sebebiyle harç alınamaz. Bunun yanında, ıslah sonucunda, dava/talep konusunun miktar veya değeri artarsa ve artan miktar veya değer için harç ödenmesi gerekiyorsa, ancak o zaman harç ödenmesi/tamamlanması gerekir.
(Şerh No: 16888 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-03-2019 10:04)

Önalım hakkına ilişkin davalarda fiili paylaşım iddiası davanın her aşamasında; Yargıtay aşamasında dahi ileri sürülebilir.
(Şerh No: 16887 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-03-2019 09:55)

Vekil-Müvekkil arasında vekalete dayalı sözleşmesel bir ilişki kurulduğu gözetilerek, sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin, tüketici işlemi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre mahkemelerin görevli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekeceği tartışmasızdır. Avukatlık sözleşmelerinden kaynaklanan ihtilaflarda mahkemelerin görevi yönünden, Daireler arasındaki görüş ve uygulama aykırılığına ilişkin uyuşmazlığın, yukarıda açıklandığı şekilde temeldeki işlemin tüketici iş...
(Şerh No: 16886 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-02-2019 11:56)

Manevi tazminata ilişkin ilam kesinleşmeden icraya konulabilir.
(Şerh No: 16885 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 19-02-2019 12:47)

Senet üzerinde bulunan her iki imzanın da kaşe şirket kaşesi üzerinde olması halinde şahsi sorumluluk yoktur
(Şerh No: 16883 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 19-02-2019 12:44)

Kısmen onama kısmen bozma ilamında onanan kısım yönünden teminat paraya çevrilir, takibe devam edilir.
(Şerh No: 16884 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 19-02-2019 12:42)

276/2-d hükmü, "Hürriyeti bağlayıcı cezaya ilişkin mahkumiyet hükümlerinin denetime kapalı tutulmasıyla sanığa yüklenen külfet yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması ve usul ekonomisinin sağlanması amacıyla meşrulaştırılamayacağı" gerekçesiyle Anayasa Mahkemesince iptal edildi.
(Şerh No: 16882 - Ekleyen: Stj.Av.Semih BİLEN - Tarih : 19-02-2019 09:28)

Kararda, bononun, hamil tarafından, bile bile borçlunun zararına hareket ederek iktisabı konusu -hayatın olağan akışı- kavramı çerçevesinde irdelenmiştir. Keşideci, bononun bedelsiz olduğuna ilişkin şahsi def'iyi lehtara karşı ileri sürebilir ise de, hamil davalıya karşı ileri sürebilmesi için, hamilin kötüniyetle iktisabını ispatı gerekir. Dosya kapsamından, taraflar arasındaki maddi ve hukuki olguların gerçekleşme biçimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; senet lehtarının ilk cirosun...
(Şerh No: 16297 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 14-02-2019 14:37)

Eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali isteminde, takip konusu alacağın dayanağını oluşturan fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı ise, bu haliyle alacak miktarı davalı tarafından bilindiğinden likit ( muayyen ) olduğunun kabulü ile davacı yararına inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16881 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 31-01-2019 12:13)

 Bilgi  [BK. 344] 17/1/2019 tarihli Değişiklik
1/3/2011 tarihli 6217 sayılı YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN: GEÇİCİ MADDE 2 – (Değişik: 4/7/2012-6353/53 md.) Kiracının Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddeleri 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira s...
(Şerh No: 16880 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 20-01-2019 12:15)

Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenin dışındaki yaptırımların doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce su...
(Şerh No: 16879 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 17-01-2019 10:11)

Somut olayda başvurucuya ait taşınmaz imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucunun açmış olduğu tazminat davasında derece mahkemeleri, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren kanun maddesini gerekçe göstererek dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Sonuç olarak müdahalenin temeli olan taşınmazın imar planında kamu hizmetine ayrılması idari bir işlem niteliğindedir. Başvurucunun mülkiyet hakkının idari bir işlem nedeniyle ihlal edildiği anlaşılmakladır.Bu du...
(Şerh No: 16878 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 10-01-2019 13:48)

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na, 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle eklenen geçici 11. maddenin; A. Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, B. Birinci fıkrasının iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan ikinci fıkrasının da 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE karar verilmiştir,
(Şerh No: 16877 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 10-01-2019 13:39)

Mirastan Feragat Sözleşmesi: Feragat eden, babasının mirasından ileride lehine doğacak bütün miras haklarından kimsenin tesiri ve etkisi altında kalmadan, kendi rızası ve isteği ile diğer mirasçılar lehine feragat ettiğini kabul ve taahhüt ederek şahitler huzurunda imzalayarak feragat beyanını ortaya koymuştur. Söz konusu bu düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesi yasal şartları taşıdığından geçerli olup feragat edeni bağlar. Bu durumda mirastan feragatın aynı zümre içinde bulunan kard...
(Şerh No: 16876 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 10-01-2019 10:54)

TTK'nın 390/1. maddesi gereğince toplantıda iki üyenin katılımı ve oyuyla karar alındığı gerekçesiyle yönetim kurulu kararının usulüne uygun olduğu kabul edilmiş ise de, yönetim kurulu üyesi davacı E.. A...'ın bu toplantıdan haberdar edildiğine dair bir delil bulunmamaktadır. Önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılması alınacak kararın geçerlilik şartıdır. Aksi yöndeki yönetim kurulu kararı geçersizdir ve bu yönetim kurulu kararına dayalı toplanan genel kurulda alınan kararlar da geçersiz sa...
(Şerh No: 16875 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 10-01-2019 07:47)

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkin olup, yerel mahkemece, davalılar arasında asıl işverenlik-alt işverenlik ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılıp, irdelenmemiştir. Öncelikle bu husus belirlenmeli, ayrıca derdest olan tazminat dosyasının da kesinleşmesi beklenmeli, bu dosyanın içeriği de dikkate alınmak suretiyle ve olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede ilgililerin ve açılan tazminat davasında yapılan yargılamada v...
(Şerh No: 16874 - Ekleyen: Elvan ERMAN - Tarih : 09-01-2019 12:00)

Bir çocuğun kendisinden olmadığı yönündeki şüphe öğrenme açısından yeterli kabul edilemeyecektir. Soybağının reddi davası yönünden hakdüşürücü süreyi düzenleyen 289. maddedeki 1 YILLIK sürenin başlangıcı mahiyetindeki "öğrenme" olgusunun şüphe ile gerçekleşmediği açıktır.
(Şerh No: 16873 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-01-2019 13:06)

4857 sayılı İş Kanunu'nun 74/7. fıkrası uyarınca da bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağının işçi tarafından belirleneceği hüküm altına alınmış olup, işçinin süt izni kullanması gerektiği halde bu iznin kullandırılmaması durumunda, kullandırılmayan sürenin tespiti ile % 50 zamlı ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekir.
(Şerh No: 16872 - Ekleyen: Av.Suat TOK - Tarih : 24-12-2018 12:56)

Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 19.06.2013 gün ve E:2013/271, K:2013/390 sayılı kararın onanmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulundan çıkan 25.03.2015 gün ve Esas:2013/19-2238, Karar:2015/1062 sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş; Hukuk Genel Kurulunca, dilekçede, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün k...
(Şerh No: 16871 - Ekleyen: Bilgehan DAŞDİBEK - Tarih : 11-12-2018 14:05)

Türk Borçlar Kanunu 49. maddesinde Haksız fiil kurumu düzenlenmiştir. Haksız fiil sorumluluğunun doğması için bazı koşullar öngörülmüş bunlar; Hukuka aykırı fiil, zarar,illiyet bağıve kusur olup ancak tüm koşullar gerçekleştiğinde haksız fiil sorumluluğu hukuk dünyasında sonuç doğurabilecektir.Hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşebilmesi için hukukumuzda benimsenen objektif hukuka aykırılık teorisine göre, bir özel koruma normunun veya herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hakkın ihlal edil...
(Şerh No: 16870 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 08-12-2018 14:11)

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 9'uncu maddesinde belirtilen iş sözleşmesinin niteliğinin belirli süreli iş sözleşmesi olduğu anlaşılmakla, kanunda öngörülen bu durumda 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11'inci maddesinde belirtilen objektif koşulun gerçekleştiği kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla kanun hükmünün sözleşmenin belirli süreli yapılması zorunluluğunu öngördüğü durumda objektif koşulların varlığı aranmaz. Kanun hükmü ile sözleşmenin belirli süreli yapılması gereken hallerde ...
(Şerh No: 16869 - Ekleyen: Av.Mehmet CANSIZ - Tarih : 04-12-2018 15:44)

KARİNE: ÖLEN ÇOCUKLAR ANNE BABALARININ DESTEKLERİDİR. V. SONUÇ 1. Anne-babanın, çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartının aranmayacağına 22.06.2018 günlü ikinci oturumda esas hakkında oy birliği, 2. Anne-babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazm...
(Şerh No: 16868 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-11-2018 15:27)

Dolayısıyla, ihtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, mahkemece icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmesi ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirmez.
(Şerh No: 16867 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 05-11-2018 14:09)

GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU - UYUŞMAZLIĞIN VEKALET İLİŞKİSİNDEN KAYNAKLANAN HUKUKİ NİTELİKTE OLDUĞU - BERAAT KARARINDA İSABETSİZLİK GÖRÜLMEDİĞİ - HÜKMÜN ONANMASI GEREĞİ Somut olayda; uyuşmazlığın vekalet ilişkisinden kaynaklanan hukuki nitelikte olduğundan bahisle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
(Şerh No: 16866 - Ekleyen: Av.Musa TAÇYILDIZ - Tarih : 19-10-2018 13:53)

Maktulenin nüfusa beyanen tescil edilmesi, hastanede doğum kaydına rastlanmaması, okula başlama yaşının da olması gerekenden küçük olması, bu husustaki beyanların tutarsız olması karşısında, maktulün gerçek yaşının 18'den büyük olduğuna ilişkin savunmanın bertaraf edilemediği anlaşılmakla, maktulün mezarının açılması ve usulüne göre ilgili materyallerin tüm dosya kapsamı ile birlikte gönderilmesi suretiyle, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan suç tarihi itibariyle maktulün gerçek yaşının t...
(Şerh No: 16865 - Ekleyen: Av.Seyhan ŞAHİN - Tarih : 16-10-2018 17:58)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,05354500 saniyede 9 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.