Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

Nafaka ara kararı ile ilamlı takip başlatılamaz.4-5 Örnek İcra emrine konu edilemez.
(Şerh No: 16674 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-10-2017 14:50)

Ortaklığın giderilmesi davasının konusuz kalması halinde dahi;Paydaşlığın giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan veya kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden, davanın açılmasında tarafların kusuru bulunup bulunmadığının da yargılama giderlerinin yükletilmesi açısından bir önemi bulunmamaktadır. Bu ilkeden hareketle, başka bir hususa bakılmaksızın, yargılama giderlerinin ve yargılama giderleri arasında sayılan vekalet ücretinin, ya...
(Şerh No: 16672 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-10-2017 08:40)

Kusursuz olduğu kabul edilerek hakkında beraat hükmü kurulan sanıklar hakkında "suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" gerekçesine dayanılması, Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, Karar verilmesi gerekmektedir.
(Şerh No: 16671 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 06-10-2017 09:28)

Cezaevi yapı harcı ise, özel nitelikte olan 2548 sayılı Kanuna dayanılarak tahsili gereken bir harç çeşidi olup, kanunlarında özel olarak cezaevi yapı harcından muaf olduğu belirtilen kurumlar dışında hiçbir istisna ve muafiyet söz konusu değildir.
(Şerh No: 16669 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 04-10-2017 10:34)

Bu maddeye ilişkin hükümet gerekçesinde de belirtildiği üzere; ihtiyati haciz kararına itiraz üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulması halinde, başvuru ihtiyati haciz kararının uygulanmasını durdurmaz.
(Şerh No: 16670 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 04-10-2017 10:27)

Maaş üzerine konulan haciz nedeniyle, her ay maaştan kesilerek gönderilen paraların, icra dosyasına gelmesi ve alacaklı tarafından alınması, icra takip işlemi niteliğinde olmadığından, zamanaşımını kesmez.
(Şerh No: 16668 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 04-10-2017 10:21)

Gayrimenkul hacizleri tapuya şerh verilmek suretiyle tekamül eder. Bu nedenle menkul mallardaki gibi fiili haciz aranmaz.
(Şerh No: 16666 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 02-10-2017 19:56)

İhale tamamlanmadan önce, alacaklı tarafından, satıştan vazgeçildiğine göre, memurlukça, alacaklının talebi doğrultusunda satışın düşürülmesi gerekir
(Şerh No: 16667 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 02-10-2017 11:18)

Çevre temizlik vergisi ihale bedelinden kesilerek ödenemez
(Şerh No: 16665 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 02-10-2017 11:08)

Taşınmazların satış sırasına göre birinin ya da birkaçının satılması alacaklının alacağını tüm eklentileriyle birlikte tatmine yeterli ise artık bundan sonraki diğer taşınmazların icra müdürlüğünce satışının yapılmaması gerekir
(Şerh No: 16664 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 02-10-2017 11:03)

Mahkeme kararında görüldüğü gibi teselsül ilişkisi kurulmadığından hükmedilen vekalet ücreti alacağının bu kişilerden eşit oranda tahsili gerekir.
(Şerh No: 16663 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 29-09-2017 21:12)

Taraflar arasında işe iade kararının kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde işverene başvurulup başvurulmadığı konusunda uyuşmazlık mevcuttur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21/5. maddesi gereğince işçi kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Aynı madde gereğince "kesinleşme şerhi verilen mahkeme kararının" işçiye tebliği zorunludur. Sadece onama ilamının tebliği kesinleşme şerhli karar tebliğ edilmediğinden geçerli değ...
(Şerh No: 16662 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-09-2017 13:36)

Davacının sınırdaş parseldeki pay satışı nedeniyle ön alım hakkının doğduğunun kabulüne imkan görülmemektedir.
(Şerh No: 16661 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 15-09-2017 21:12)

Davacı, taşınmazının uzun yıllardır kamulaştırılmayarak, mülkiyet hakkının kısıtlanması nedeniyle maddi zararının tazminini talep etmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek-1. maddesi ile uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılm...
(Şerh No: 16660 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-09-2017 15:35)

Davacılara ait taşınmazın tamamı imar planında pazar yeri olarak ayrılmıştır; böylece davaya konu taşınmazda idarenin fiili el atması olmasa da imar kısıtlamasına dayalı hukuki el atması söz konusu olup; bu tür iddialara mesnetle ikame olunan davaya bakma görevi idari yargıdadır.
(Şerh No: 16659 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-09-2017 13:37)

Düzenleme tarihi ile vade tarihi arasında 23 yıl gibi bir süre bulunması senedin, kambiyo senedi olma vasfını ortadan kaldırmaz. Bu durumda bonoya karşı ileri sürülecek her türlü iddia ve savunma yazılı delille kanıtlanmalıdır.
(Şerh No: 16658 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2017 12:24)

 Bilgi  [SMK 1] SINAİ MÜLKİYET KANUNUNUN UYGULANMASINA DAİR YÖNETMELİK
SINAİ MÜLKİYET KANUNUNUN UYGULANMASINA DAİR YÖNETMELİK Resmi Gazete Tarih ve Sayısı: 24.04.2017-30047 BAŞLANGIÇ HÜKÜMLERİ Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ile geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların belge verilerek korunması ile bu haklarla ilgili diğer işlemlerde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir. (2) Bu Yönetmelik; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, fayda...
(Şerh No: 16654 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-09-2017 11:23)

Dosya içersinde bulunan ücret bordrolarında davacının imzası bulunmadığı gibi işveren tarafından 4857 sayılı Kanunun kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirerek gerekli belgeleri işçiye teslim ettiğine dair delil de sunmamıştır. Bu nedenle işçinin alacağını belirleyecek veriler elinde bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle, yaklaşık 6 yıla yakın bir süreye ilişkin TİS artışlarından kaynaklanan alacaklarını belirlemesi davacı işçinin eğitim ve sosyal durumu dikkate alındı...
(Şerh No: 16657 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 11:03)

Somut uyuşmazlıkta; açılan dava belirsiz alacak davasının türü olan, -kısmi eda külli tespit- davasıdır. Bu tür davalarda zamanaşımı, alacağın tamamı için dava tarihi esas alınarak dikkate alınır. Dolayısıyla ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınamaz.
(Şerh No: 16656 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 10:58)

Dosya içeriğine göre davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili işçinin davalı işveren nezdinde çalıştığı süreyi ve aldığı net ücreti belirterek kıdem tazminatı ile izin ücreti, genel tatil ücreti ve fazla çalışma ücreti alacaklarını, dava dilekçesinde belirtilen miktarlarda tahsili için belirsiz alacak davası açmıştır. Alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olmasını ya da belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olmasını aramaktadır. Kısaca davacının y...
(Şerh No: 16655 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 10:55)

Somut olayda davacının talebine konu TİS'den kaynaklı alacaklarının miktarı ancak bir yargılama sürecinden ve bilirkişi incelemesinden sonra tam olarak tespit edilebilecektir. Mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu dava konusu alacakların belirli alacaklar olduğu gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş olması bozma nedenidir
(Şerh No: 16653 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 10:50)

Davacının "fazla çalışma ücreti" ile ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücreti talepleri belirsiz alacak davasının konusunu oluşturmaktadır. (Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumla...
(Şerh No: 16652 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 10:46)

Şahsi münasebet tesisine yönelik giderlerin genel takip giderleri gibi düşünülmesi yerinde olmaz. Borçlunun çocuk teslimine "mani olduğu" iddia ve "ispat edilmeden" şahsi münasebet tesisi ile ilgili yapılan giderler borçludan istenemez.
(Şerh No: 16651 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-08-2017 17:11)

Velayet anne veya babada olup da, şayet velayet kendisinde olan eş çocuğa bakmayıp karşı taraf çocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan, velayetin nez'i davası açmak zorunda olmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir.
(Şerh No: 16650 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-08-2017 16:45)

Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında; tamamlanmış yapının fiili durumu ile onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin bulunması halinde, hemen kat mülkiyeti kurulamayacağı sonucuna varılmayarak, bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
(Şerh No: 16649 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 22-08-2017 12:46)

Sözleşme iş sahibi idare tarafından, ihale sözleşmesinin 25.maddesi uyarınca ve yüklenicinin kusuruyla haklı olarak feshedilmiş olmakla; iş sahibi idare, kalan işin daha fazla fiyatla yapılması sebebiyle kaçırılan fırsat olarak nitelendirilen menfi zararını talep edebilir. Davacı iş sahibi idare, menfi zararla birlikte ceza kesintileri ve diğer kesintiler de dikkate alınmak suretiyle fesih kesin hesabı sonucu uğradığı zarar ve oluşacak alacağının tahsilini istediğinden mahkemece, uzman teknik ...
(Şerh No: 16648 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-08-2017 16:30)

Davacı adına kayıtlı taşınmazın bulunduğu alan; Belediye Meclis kararı ve Bakanlar Kurulu'nun kararı ile kentsel yenileme projesi alanı ilan edilmiş; imzalanan protokol sonrası da projeye başlanmış olup davaya dayanak yapılan protokol ve satış sözleşmesi 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun uyarınca düzenlendiğinden 6502 S.K. kapsamında bir tüketici işleminden bahsedilemez ve görevli mahkeme asliye hukuk m...
(Şerh No: 16647 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-08-2017 14:48)

Somut olayda borçlunun, süresinde yetki itirazında bulunması üzerine icra mahkemesince yetki itirazının kabulüne ve karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş, alacaklı vekili ise HMK m.20'de öngörülen iki haftalık yasal süreden sonra dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesini talep etmiş olmakla; icra mahkemesinin, kamu düzeni ile ilgili olan HMK m.20 uyarınca re'sen takibin açılmamış sayılmasına karar vermesi gerekirken, işin esası...
(Şerh No: 16646 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-08-2017 11:43)

Velayetin düzenlenmesi ve değiştirilmesi kamu düzenine ilişkin olup, bu davalarda re'sen (kendiliğinden) araştırma ilkesi geçerlidir. Taraflardan delillerinin sorulması, göstermeleri halinde toplanması, göstermedikleri takdirde de re’sen delil toplanması, bu çerçevede çocuğun üstün yararının ebeveynlerinden hangisinin yanında bulunmak olduğu ve velayet sahibinin değiştirilmesini gerekli kılan bir durumun bulunup bulunmadığı hususunda 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama...
(Şerh No: 16645 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-08-2017 15:12)

Velayet davalarının kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, ortak çocuğun velayetinin değiştirilmesini talep eden davacıya bu talebini haklı kılacak vakıa ve olguları bildirme ve bunları kanıtlama, davalıya ise bunların aksini kanıtlama imkanının tanınması gerekir. Duruşma yapılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
(Şerh No: 16644 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-08-2017 15:04)

Çocuğun bedeni ve fikri gelişmesinin tehlikeye düştüğü yönünde ilgili mahkemeye bir başvuru olduğunda, başvuruyu yapan isteğinden feragat etse dahi feragat sebebiyle isteğin reddine karar verilemez.
(Şerh No: 16643 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-08-2017 14:46)

 Bilgi  [SMK 7] Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasında marka korumasının tescil yoluyla elde edileceği düzenlenmiştir. Bununla beraber, tescilsiz marka sahiplerinin hukuki durumunu düzenleyen istisnai hükümler de Kanunda yer almaktadır. Bu istisnalar kapsamında olan bir kişi, marka tescil başvurusuna itiraz ederek tescili önleme ya da tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğünü isteme hakkına sahip bulunmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında marka tescilinden doğan hakkın kapsamı belirtilmiş, üçüncü fıkrada ise marka sahi...
(Şerh No: 16641 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 14:31)

 Bilgi  [SMK 8] Madde Gerekçesi
Madde ile markanın, tescilli marka olduğu belirtilmeden sözlük, ansiklopedi veya başka başvuru eserlerinde jenerik ad izlenimi verecek şekilde yer alması durumunda, yayımcının, marka sahibinin talebini takip eden ilk baskıda markanın tescilli olduğunu belirtmek ve marka örneğini eklemek suretiyle yanlışlığı düzeltmek yükümlülüğü olduğu düzenlenmiştir. Hükmün amacı, markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin cins ismi, yani jenerik adı haline dönüşmesinin önlenmesidir. 556 sayılı Kanun Hü...
(Şerh No: 16642 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 14:25)

 Bilgi  [SMK 6] Madde Gerekçesi
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede de aynen yer alan bu hüküm AB Marka Direktifinin 8 inci maddesi ile uyumlu olduğundan özüne ilişkin değişikliğe ihtiyaç duyulmamıştır. Maddenin birinci fıkrasında, aynı veya karışıklığa yol açabilecek derecede benzer marka başvurularına itiraz düzenlenmiştir. Hüküm, AB Marka Tüzüğünde de yer almaktadır. Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için başvuruda bul...
(Şerh No: 16640 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 14:17)

 Bilgi  [SMK 5] Madde Gerekçesi
Markalar, bir teşebbüsün imalatını veya ticaretini yaptığı malları ya da sunduğu hizmetleri, başka teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretlerdir. Markalarda kullanılabilecek işaretlerin seçiminde serbesti olmasına rağmen bazı kısıtlamalar getirilmiştir. Bu maddede, daha çok kamu düzeni ile ilgili olan ve Enstitü tarafından resen incelenen marka başvurusu ret nedenleri yer almaktadır. Maddenin birinci fıkrasının (a) bendi, 4 üncü maddede belirtilen koşulları sağlamayan ...
(Şerh No: 16639 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 14:16)

 Bilgi  [SMK 4] Madde Gerekçesi
TRIPs’in 15 inci maddesi ile yeni AB Marka Direktifi ve AB Marka Tüzüğüne uygun olarak madde metni yeniden yazılmıştır. Mevcut düzenlemede yer alan “çizimle görüntülenebilme” koşulu yerine yeni marka türlerinin tesciline de imkan verebilecek şekilde “İşaretin, marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve net olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde Sicilde gösterilebilir olması” koşulu eklenmiştir. Markanın asli işlevi olan ayırt etme koşulu mevcut madde metninde olduğu gibi bu metinde...
(Şerh No: 16638 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 14:14)

 Bilgi  [SMK 3] Madde Gerekçesi
Madde ile bu Kanunla sağlanan korumadan yararlanma hakkı olan kişiler belirtilmiştir.
(Şerh No: 16637 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 14:14)

 Bilgi  [SMK 2] Madde Gerekçesi
Madde ile bu Kanunda geçen teknik kavramlar ile anlamları konusunda tereddüt oluşabilecek kavramlar tanımlanmıştır.
(Şerh No: 16636 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 14:13)

 Bilgi  [SMK 1] Madde Gerekçesi
Madde ile bu Kanunun amaç ve kapsamı belirlenmiştir.
(Şerh No: 16635 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 14:12)

İnternet sitesinde; kişilik haklarına saldırı sebebiyle talep olunan manevi tazminat davasında; 5651 sayılı Kanun m.4 uyarınca içerik sağlayanın, salt kullanıma sunmaktan mütevellit kusursuz sorumlulukla sorumlu olduğuna hükmedilmiştir.
(Şerh No: 16634 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 13:10)

 Bilgi  [İnternetK. 4] 4.maddenin 3.fıkrasının İptali Gerekçesi
Maddeye 6518 sayılı Kanun'un 87.maddesi ile "İçerik sağlayıcı, Başkanlığın bu Kanun ve diğer kanunlarla verilen görevlerinin ifası kapsamında; talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim eder ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri alır" fıkrası eklenmiştir. Anayasa Mahkemesi, 8.12.2015 T., 2014/87 E. ve 2015/112 K. sayılı kararı ile: “… 159. Anayasa’nın 20.maddesinin ilk fıkrasında, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, ö...
(Şerh No: 16633 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2017 12:56)

Mal rejimi davalarının özelliği gereği bu tür davalarda kesin yetki kuralı uygulanamaz. Bu nedenle olayda HMK'nın 12. (HUMK'nın 13.) maddesinin uygulama yeri yoktur.
(Şerh No: 16632 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 15-08-2017 15:00)

Boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davalarında uyuşmazlık Aile Hukukundan kaynaklanmakta olup 4787 sayılı yasa md. 4/1 uyarınca Aile Mahkemesi görevlidir.
(Şerh No: 16631 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 15-08-2017 09:54)

Davacının iş akdi, davalı işveren tarafından 05/04/2013 tarihinde feshedilmiştir. Davacı bu feshe karşı feshin geçersizliği ve işe iade istemli dava yanında kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti isteminde bulunmuştur. Alacak davası devam ederken davacı işçi tarafından açılan feshin geçersizliği ve işe iade davası, işçi lehine sonuçlanarak 4.12.2014 tarihinde Yargıtay'ca onanmıştır. Davacı, davalı işveren tarafından işe başlatılmamış ve kendisine 06/03/2015 tarihinde işe başlatmama taz...
(Şerh No: 16630 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-08-2017 14:02)

Eşlerin birbirlerine ve çocuklarına karşı olan bakım, barınma, koruma ve gözetme yükümlülükleri sürekli yinelenen yükümlülüklerden olduğundan; önceden feragat edilmiş olsa bile tedbir nafakası sonradan yeniden istenebilir.
(Şerh No: 16629 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-08-2017 10:03)

Sanık ile katılan bitişik arazilerde komşu olup, katılana ait ağacın dallarının sanığa ait bahçeye taştığı ve slaj makinesinin kullanılmasına engel olduğu sabittir. Sanık, uyarıda bulunup taşan dalları kaldırması için katılana uygun bir süre vermediğinden TMK m.740'ta düzenlenen hakkın kullanımından ve dolayısıyla hukuka uygunluk halinin varlığından söz edilemez. Öte yandan eyleminin zorunluluk hali nedeniyle gerçekleştirilmesinden dolayı sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi...
(Şerh No: 16628 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-08-2017 15:26)

Sanık ile katılan bitişik arazilerde komşu olup katılana ait zeytin ağaçlarının dallarının sanığa ait nar ağaçlarına zarar verdiği ve sanığın uzun süre katılanı bu konuda uyarmasına rağmen katılanın herhangi bir tedbir almadığı anlaşılmakla sanığın beraatine karar verilmelidir.
(Şerh No: 16627 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-08-2017 15:26)

 Bilgi  [CMK. 291] Yürürlük
Maddedeki "yedi" ibaresini "on beş" olarak değiştiren hüküm 7035 sayılı kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca yürürlük tarihi olan 5.8.2017 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. "GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanunun 361 inci maddesinde temyiz sürelerine ilişkin olarak yapılan değişiklikler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır.
(Şerh No: 16626 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 08-08-2017 15:23)

 Bilgi  [HMK. 361] Yürürlük
Maddedeki "bir ay" ibaresini "iki hafta" olarak değiştiren hüküm 7035 sayılı kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca yürürlük tarihi olan 5.8.2017 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. "GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanunun 361 inci maddesinde temyiz sürelerine ilişkin olarak yapılan değişiklikler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır."
(Şerh No: 16625 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 08-08-2017 15:17)

Sanık aleyhine olan bir delil Mahkemece değerlendirme dışı bırakılıp da SANIK HAKKINDA CEZA DAVASININ DÜŞMESİ KARARI VERİLİRSE, bu hukuka aykırılık nedeniyle KANUN YARARINA BOZMA yoluna (olağanüstü kanun yoluna) BAŞVURULAMAYACAKTIR! Bu durum, CMK md. 314 kapsamında sanık veya hükümlünün aleyhine YARGILAMANIN YENİLENMESİ NEDENLERİ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLECEKTİR! Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğundan, davanın reddi gerekir.
(Şerh No: 16624 - Ekleyen: Av.Damla DURMUŞ - Tarih : 07-08-2017 17:12)

Yargıtay kararında, 5253 sayılı Kanunun 32/k bendi uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin açılan davalarda, 5253 sayılı Yasanın 32/k bendinde öngörülen 15 günlük sürenin HAK DÜŞÜRÜCÜ OLMADIĞINDAN, DERNEK YÖNETİCİLERİNİN KAYIP BELGELERE İLİŞKİN VAKİT KAYBETMEDEN DAVA AÇMASI MAKSADINA İLİŞKİN OLDUĞU BELİRTİLMİŞTİR. Aksi takdirde cezai sonuçlara dair özel düzenlemelerin uygulama alanı bulacağıdır.
(Şerh No: 16620 - Ekleyen: Av.Damla DURMUŞ - Tarih : 07-08-2017 11:31)

Dernek karar defterinin kaybolduğundan bahisle zayi belgesi verilmesi talebi, çekişmesiz yargı işi niteliğinde olup görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
(Şerh No: 16623 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-08-2017 11:15)

İpoteğin terkini davasının açılacağı görevli mahkeme, ipotek alacaklısı ve borçlusu arasında ipoteğin tesisini sağlayan sözleşmenin niteliğine göre değişmektedir. Sözleşme ticari nitelikte ise ticaret mahkemeleri görevlidir.
(Şerh No: 16621 - Ekleyen: Av.Damla DURMUŞ - Tarih : 07-08-2017 10:55)

Dairemiz; şirket ortağı, borçlu şirket yönünden 3. kişi sayılamayacağından şirket ortağına 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceği görüşünde iken, 11.05.2016 tarihinde verilen HGK'nun 2014/12-1078 Esas numaralı içtihadı doğrultusunda ve yukarıda açıklanan olgular karşısında Dairemizin değişen içtihadına göre; şirket ortağı, borçlu şirket bakımından 3. kişi sayılacağından şirket ortağı şikayetçilere 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesinde yasaya uymayan bir yön bulunmayıp mahkemece şikayetin redd...
(Şerh No: 16622 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 04-08-2017 14:10)

Kira sözleşmesinin yenilenmesi durumunda uzama süresi imzalanan son sözleşmenin bitiminden itibaren başlar.
(Şerh No: 16619 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 02-08-2017 09:33)

Dava; kasten öldürmeye teşebbüs suçuna ilişkindir. Sanıklar hakkında, olay tarihinde katılanları tasarlayarak, yerine getirdiği kamu görevi sebebiyle ve bombalama suretiyle öldürmeye teşebbüs suçundan uygulama yapılırken, kasten öldürme suçundan TCK'nın 61/4. maddesi uyarınca ceza belirlendikten sonra, eylemin daha ağır veya daha az nitelikli halleri uygulandıktan sonra sanık hakkında 3713 Sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca artırım yapılması, artırım yapılan ceza üzerinden teşebbüs ve takdiri i...
(Şerh No: 16618 - Ekleyen: Av.Servet SARICA - Tarih : 01-08-2017 22:49)

818 sayılı BK'nun 113. (TBK'nun 131/1. maddesi) gereğince asıl borç ifa ile veya herhangi bir suretle sona erdiği takdirde kural olarak kefalet, rehin ve diğer feri haklar da sona erer. Bu kuralın bazı istisnaları vardır. Bunlar; alacaklının asıl borcun ödenmesini kabul ederken işlemiş faizleri talep etmek hakkının saklı tutulduğunun bildirilmiş olması ve durumun özelliğinden faiz hakkının saklı tutulduğunun anlaşılmış olmasıdır.
(Şerh No: 16617 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 01-08-2017 08:52)

Borçlunun borca ve fer'ilerine itirazı üzerine takip durdurulmuştur. HARİCEN KISMİ ÖDEMEDE BULUNULMASI İTİRAZIN KALDIRILMASI KARARI VERİLMESİNİ SAĞLAMAZ. """İcra dosyasına borçlu tarafından yapılmış bir ödeme olmayıp, alacaklının haricen tahsilde bulunması, borçlunun itirazdan vazgeçtiğine yönelik açık bir kabul beyanı olmadığı müddetçe, itirazdan vazgeçme olarak değerlendirilemez."""
(Şerh No: 16616 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-07-2017 22:34)

Islah ile arttırılan kısım için faiz talep edilmese bile dava dilekçesinde mevcut olan faiz talebi kısmi ıslah içinde geçerlidir.
(Şerh No: 16615 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 11-07-2017 14:24)

Ceza tutanağının bir suretini yırtıp görevlilerin yüzüne fırlatmak şeklindeki kaba ifade ve davranış niteliğindeki eylemlerinin, katılanların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması sebebiyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi doğru olmamıştır.
(Şerh No: 16613 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 08-07-2017 22:42)

Sanığın eylemleri, TCK'nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebilir ise de, hukuki ihtilafa konu olabilecek bir borç ilişkisi ile ilgili konuşmaların, mağdurun özel yaşam alanına ilişkin ve özel hayatının gizliliğini ihlal edecek nitelikte bulunmadığı gibi, bahse konu konuşmaları içeren CD'yi, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, mağdurun kendisine yönelik te...
(Şerh No: 16612 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 29-06-2017 20:50)

Dosya içerisinde yer alan davacının fotoğraflarından yüzündeki izlerin sabit nitelikte olduğu anlaşılması bakımından, davacının Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi olup ileride yüzündeki izlerin mesleğe kabulden sonra yapmış olduğu işin sosyal nitelikte insanlarla sürekli iletişim içerisinde olmasını gerekli kıldığı da gözönüne alındığında kişinin yüzündeki yaralanma sonucu oluşan izlerin yalnızca mesleğe kabulde değil kariyer olarak mesleğinde yükselmesinde de etkileri değerlendirilip açıklanan y...
(Şerh No: 16611 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 15-06-2017 21:18)

1983 tarihinden sonra el atıldığı anlaşılan taşınmazlar açısından uzlaşma usulünün uygulanması aranmaz. Bu parseller hakkındaki talep; uzlaşma usulü uygulanmadığından bahisle dava şartı yokluğundan reddedilemez.
(Şerh No: 16610 - Ekleyen: Özkan ERKAN - Tarih : 15-06-2017 14:20)

İİK.nun 78. maddesi gereği, 3. kişiye doğrudan doğruya haciz müzekkeresi gönderilmek suretiyle borçluya ait hak ve alacaklar üzerine haciz konulması halinde, 3. kişi tarafından yapılması gereken borçluya ait hak ve alacak var ise haciz gereği işlem yapmak, yok ise haczedilecek mal ve hak bulunmadığını icra dairesine bildirmektir. İİK.nun 89. maddesinden farklı olarak 3. kişinin doğrudan doğruya İİK.nun 78. maddesine göre istenen haciz nedeniyle anılan işlemlerin dışında herhangi bir sorumluluğu ...
(Şerh No: 16609 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 14-06-2017 12:25)

Temyiz harçlarının eksik yatırılması sebebiyle kesin süreli olarak gönderilen muhtıradaki süre içerinde PTT'den havale edilen tutarın mahkeme veznesine geç ulaşması halinde ilgili tarafın temyiz etmemiş sayılmasına karar verilmesinin Anayasa'nın 36. maddesinde belirtilen adil yargılanma (mahkemeye erişim) hakkının ihlali niteliğinde olduğuna dair.
(Şerh No: 16608 - Ekleyen: Av.İzzet HAMLE - Tarih : 11-06-2017 04:33)

Ödeme taahhütlerinin belirsiz olmaması gerektiği...
(Şerh No: 16607 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 09-06-2017 11:28)

Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin 130 m² civarında olduğunun söylendiğini, satım işleminden sonra evin 87 m² olduğunun ortaya çıktığını, gerçekte terasın kapatılarak taşınmaza dahil edilmesi suretiyle genişletildiğini öğrendiğini, bu hali ile aldatıldığını ileri sürerek satış sözleşmesinin hile nedeni ile iptaline, satış bedelinin satış tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava, Borçlar Kanunu kapsamında satış sözleşmesinden kayn...
(Şerh No: 16606 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-06-2017 14:49)

EŞİN SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ İHLAL ETMESİ ÇOCUKLARINA MANEVİ TAZMİNAT TALEP HAKKI VERMEZ. DAVACI EŞ YARARINA HÜKMEDİLEN MANEVİ TAZMİNAT DOĞRUDUR.
(Şerh No: 16605 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 31-05-2017 10:12)

Sanığın yükümlü olduğu bakım, koruma ve gözetime ilişkin icrai davranışları gerçekleştirmemesi nedeniyle, öldürme suçunu ihmali davranışla işlediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nun 83. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği” gerekçesiyle bozulmasına, bozma ilamına 12.03.2014 tarihli oturumda uyulmasına ve somut olayda olası kast hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmamasına rağmen, sanık hakkında ihmali davranışla öldürme suçundan TCK'nun 83/3 maddesi ile belirlenen temel cezadan, eylemin ...
(Şerh No: 16604 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 26-05-2017 16:11)

Delil avansı ile gider avansının farkı (HMK 324,120,114/g)… Tanık masrafı, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi “delil ikamesine yönelik giderler “GİDER AVANSI DEĞİL DELİL AVANSI”dır … Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması dava şartı nedeni ile davanın reddini gerektirmez. Taraflar belirlenen kesin sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilinden vazgeçmiş sayılır…Mahkemece belirlenen sürede delil avansı giderini yatırmadığı anlaşılan davacının b...
(Şerh No: 16603 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 23-05-2017 11:06)

Genelgeye karşı dava açmamış olan davacının, başka bir dava sonucunda bu düzenleyici işlemin iptali üzerine idareye başvurarak 2577 sayılı Kanunun 28 nci maddesi kapsamında parasal haklarının tazminini isteyebilmesi mümkün olmadığı gibi, bu davanın 2577 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde belirtilen, iptal kararı üzerine açılmış bir tazminat davası olarak nitelendirilmesi olanağı da bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16602 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 22-05-2017 13:01)

Davacının idrara çıkma eyleminin iş yerinde başka yerde tuvaletler bulunduğu halde buralara gidilmeden fabrikanın içinde bir alanda gerçekleştiği, iş yerinde onlarca işçi çalıştığı hususu gözetildiğinde, bu durumun kabul edilemez olduğu ancak davacının daha önce benzer bir eylemi veya disiplinsiz davranışı olmadığı değerlendirilse de, anılan eylemin fesih için geçerli neden teşkil edeceği dikkate alınmadan işe iade davasının reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
(Şerh No: 16601 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 14-05-2017 09:56)

EVE KUMA GETİREREK EŞİN PSİKOLOJİSİNİN BOZULMASI karşısında KÖTÜ MUAMELE SUÇUNUN OLUŞTUĞU GÖZETİLMELİDİR.
(Şerh No: 16599 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 09-05-2017 14:48)

Şirket ortağının şirket lehine imzalayacağı kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 24.12.2012 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesi niteliği de taşıyan ipotek akdinde davacı ...'nin kefalete ilişkin rızası bulunması gerekirken bulunmadığı da dosya içeriğiyle sabit olduğundan... ...yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulm...
(Şerh No: 16598 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 09-05-2017 11:01)

Takip kesinleşmeden tedbiren durdurulması halinde, takipten feragat edildiğinde harç yarı nispetinde alınır
(Şerh No: 16597 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 25-04-2017 08:57)

İlk seferde bu davalıların adres kayıt sistemindeki adreslerine Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesine göre yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla, adı geçen davalıların adreslerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde gerekçeli kararın tebliği sağlanarak ve yasal temyiz süresi beklenildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE karar verilmiştir.
(Şerh No: 16596 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 31-03-2017 16:14)

Şirket genel kurulunda alınan kararların usul ve yasaya aykırılık taşıdığı durumlarda bilahare başka bir genel kurul kararı ile hükümden düşmesi, alınan kararın aksi yönde bir karar alınması ve benzeri hallerde dava konusuz kalmaz.
(Şerh No: 16594 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 24-03-2017 14:49)

Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
(Şerh No: 16595 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 24-03-2017 14:46)

 Bilgi  [KVKK 1] Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki İhtiyacın Nedeni
Kişisel Verilerin Korunmasına ilişkin olarak, bir süre öncesine kadar ülkemizde çeşitli kanunlarda, bir kısım düzenlemeler yer almakta ancak bu düzenlemeler yetersiz ve dağınık vaziyette bulunmakta idi. 07.05.2010 tarihinde kabul edilen, 5982 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Anayasa'nın 20. maddesine : “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel v...
(Şerh No: 16593 - Ekleyen: Av.Duygu IŞIK BEHREM - Tarih : 21-03-2017 14:06)

Mahkemece kabul edilebilir yanılgı nedeniyle HMK 124/3-4 maddeleri çerçevesinde davacının davasını doğru hasma yöneltmesi için usulü işlemleri yapması gerekirken davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 16592 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-03-2017 14:21)

Dava dilekçesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir tür maddi hata düzeltme talebinin yanlış değerlendirilmesi sonucunda, yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 16591 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-03-2017 14:15)

Davalı kadına mahkemece yüklenen eşine, eşinin annesine ve kayınbiraderine yönelik hakaret eylemleri erkek tarafından oluşturulan ses kaydına ilişkin cd çözüm tutanağında yer almaktadır. Hukuka aykırı nitelikteki bu delil dikkate alınamaz.
(Şerh No: 16590 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-03-2017 20:10)

6100 sayılı HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için delil gösterilmesi dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Buna göre, dilekçelerin teatisi aşamasında herhangi bir delil bildirmeyen davacı ve...
(Şerh No: 16589 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 09-03-2017 15:11)

Tenkis talebi def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
(Şerh No: 16588 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 06-03-2017 18:01)

Kamu görevlisi tarafından kendisine kimlik bilgileri sorulduğunda, kimliği hakkında önce yalan söyleyip, tespiti için şubeye gönderilirken asıl kimliğinin S ____ A ____ olduğunu beyan eden sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu madde 40. Kapsamında değerlendirilerek hüküm verilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
(Şerh No: 16586 - Ekleyen: Stj.Av.Betül ÇELİK - Tarih : 03-03-2017 17:53)

kazanılmış hakkın varlığı söz konusu olmamakla birlikte, açık hata, ilgilinin hilesi veya kusuru ile tesis edilmemiş olması kaydıyla hukuka aykırı olan bu işlemlerin yürürlüklerini sürdürdükleri zaman içerisinde ilgili kişiler bakımından geçmişe dönük olarak sağladıkları sübjektif hakların parasal olarak karşılığının idarece tazmini, başka bir deyişle, kişilerin bu işlemler sebebiyle uğradıkları zararlarının hizmet kusurunun varlığından bahisle açacakları tam yargı davasına konu etmeleri mümkünd...
(Şerh No: 16587 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 03-03-2017 15:16)

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü kişiye satılması, Yargıtay’ın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil, Borçlar Kanunu’nun 162 ve sonraki maddelerinde düzenlenen “alacağın temliki” hükümlerine tabi bir işlemdir. Başka bir ifadeyle, böyle durumlarda, yüklenici kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, kendisine düşen bir bağımsız böl...
(Şerh No: 16583 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-03-2017 14:54)

Yargıtay Kararı içerisinde adı geçen dava taraflarının isimleri rumuzlanmadan ilgili kararın yayımlanması kararda adları yazılı kişilerin kişilik haklarına saldırı oluşturur.
(Şerh No: 16584 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-03-2017 14:49)

Belirsiz alacak davası olarak açılan davaya kısmi dava olarak devam edilmesi mümkün değil ise de somut olayda; davacının kısmi dava açtığı ve dava konusu miktar taraflar arasında tartışmalı olduğundan davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşıldığından, yerel mahkemece işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 16585 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-03-2017 14:43)

Katılma alacağında zamanaşımı süresi boşanmanın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıldır.
(Şerh No: 16582 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-02-2017 20:39)

6098 sayılı TBK'nın 54. maddesi bedensel zarara uğrayan kişilerin tedavi giderlerini talep edebileceği belirtilmiştir. Genel olarak yaralanmalar sonucunda belgeli tedavi giderleri olabileceği gibi tedavi giderlerine münhasıran bazı yemek, yol vs. belgesiz giderlerin olacağı da kabul edilmektedir. Ancak burada önemli olan, bedensel zarara uğrayan kişinin, tedavi sırasında ve tedavi için yapmış olduğu masrafların bu kapsama dahil olduğuduR
(Şerh No: 16581 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 17-02-2017 10:52)

Dava konusu haciz, takip talebinde ve dayanak sözleşmede gösterilen adreste yapıldığı gibi haciz sırasında yapılan evrak araştırmasında borçluya ait sevk irsaliyeleri bulunmuştur. Öte yandan, ticaret sicil bilgilerine göre, davalı borçlu şirketin borcun doğum tarihinden sonra 25.7.2012 tarihinde adresini değiştirdiği ve değişiklikten önceki adresinin haciz adresi olduğu, aynı tarihte 3.kişi şirketin haciz adresinde aynı alanda faaliyete başladığı tespit edilmiştir. Tüm bu bilgiler ışığında, somu...
(Şerh No: 16580 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 12-02-2017 14:22)

Yerel mahkemece, davacının resmi nikah yapma vaadi ile kandırıldığı ve kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Toplumumuzun geleneksel yapısı ve tarafların yaşadıkları sosyal çevre de gözetildiğinde; resmi nikah yapılacağı inancı ile davacının davalı ile iki yıl karı koca hayatı yaşaması, resmi nikah yapılacağı vaat edildiği için evlenecekleri inancına kapılan davacının, Iğdır ilinden İstanbul'a getirilmesine rağmen ik...
(Şerh No: 16579 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 31-01-2017 09:12)

TMK. hükümlerine göre soybağının reddi davası ancak babalık karinesi kapsamında yer alan, dolayısıyla babalık karinesinden faydalanan çocukların soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eden bir davadır. Babalık karinesinden faydalanma söz konusu olmaksızın kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için böyle bir duruma çocuk ile koca arasında soybağının bulunmadığının tespitine yönelik olarak açılacak dava, soybağının reddi davası değil, yan...
(Şerh No: 16578 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-01-2017 10:32)

Davacı, çalışma süresini, kendisine ödenen aylık ücret miktarını, alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını ve kendisine işverence yapılan ödemeleri belirleyebilecek durumdadır. Bu haliyle, objektif dava birleşmesi şeklinde açılan eldeki davada, talep edilen fark aylık ücret ve ikramiye işçilik alacakları belirsiz alacak değildir.
(Şerh No: 16577 - Ekleyen: Av.Ergün ASLAN - Tarih : 24-01-2017 21:07)

Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.
(Şerh No: 16576 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 18-01-2017 14:37)

Medeni Kanunun 150/5 nci maddesi (TMK.184/5) uyarınca bu kabil sözleşmelerin (anlaşmaların) geçerliliği hakim onayına bağlıdır. Başka bir ifade ile hakimin ifadesinin varlığı sözleşmelerin geçerlilik şartıdır. Bu hükmün en önemli amacı boşanma davasının getirdiği maddi ve manevi baskılar nedeniyle bunalmış, bir anlamda sağlıklı düşünme yeteneğini kaybetmiş tarafı ve kuşkusuz çocukları diğer eşin baskısından bazen de aldatmacalarından korumak, kandırma ve ezilmeyi önlemek haksız çıkar sağlamayı e...
(Şerh No: 16575 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-01-2017 18:47)

Tedbir nafakasında eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK Md. 186/son). Davacı eşin ekonomik durumunun davalı (kocadan) daha iyi olması veya davacının çalışması davalı (kocayı) tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Ortak giderlere (elektrik, su, telefon, kira, yakıt parası vs.) katılma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırmaz.
(Şerh No: 16574 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 13-01-2017 11:01)

 Bilgi  [SMK 122] Madde Gerekçesi
Madde ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen projelerde ortaya çıkan buluşların teşvik edilmesi, bu şekilde ortaya çıkacak buluşlar için patent başvurusunun yapılmasının teşvik edilmesi, kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen araştırma ve geliştirme çalışmalarına yüksek seviyede katılımın özendirilmesi, kamu kurum ve kuruluşları ile ticari firmalar arasındaki işbirliğinin teşvik edilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen projelerde or...
(Şerh No: 16573 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-01-2017 14:34)

 Bilgi  [SMK 121] Madde Gerekçesi
Madde ile, yükseköğretim kurumlarında yapılan bilimsel çalışmalar veya araştırmalar sonucunda gerçekleştirilen buluşlar için, diğer özel kanun hükümleri ve maddede yapılan düzenlemeler saklı tutularak, çalışanların buluşlarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı ve yükseköğretim kurumlarında gerçekleştirilen buluşlarla ilgili olarak yükseköğretim kurumunun hak sahipliğine ve başvuru yükümlülüğüne ilişkin temel kurallar ile buluşun serbest buluş niteliği kazanmasına ilişkin şartlar düzenlenmiştir. Ün...
(Şerh No: 16572 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-01-2017 14:33)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,17267203 saniyede 9 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.