Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

KARİNE: ÖLEN ÇOCUKLAR ANNE BABALARININ DESTEKLERİDİR. V. SONUÇ 1. Anne-babanın, çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartının aranmayacağına 22.06.2018 günlü ikinci oturumda esas hakkında oy birliği, 2. Anne-babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazm...
(Şerh No: 16868 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : Bugün 16:27)

Dolayısıyla, ihtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, mahkemece icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmesi ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirmez.
(Şerh No: 16867 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 05-11-2018 15:09)

GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU - UYUŞMAZLIĞIN VEKALET İLİŞKİSİNDEN KAYNAKLANAN HUKUKİ NİTELİKTE OLDUĞU - BERAAT KARARINDA İSABETSİZLİK GÖRÜLMEDİĞİ - HÜKMÜN ONANMASI GEREĞİ Somut olayda; uyuşmazlığın vekalet ilişkisinden kaynaklanan hukuki nitelikte olduğundan bahisle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
(Şerh No: 16866 - Ekleyen: Av.Musa TAÇYILDIZ - Tarih : 19-10-2018 14:53)

Maktulenin nüfusa beyanen tescil edilmesi, hastanede doğum kaydına rastlanmaması, okula başlama yaşının da olması gerekenden küçük olması, bu husustaki beyanların tutarsız olması karşısında, maktulün gerçek yaşının 18'den büyük olduğuna ilişkin savunmanın bertaraf edilemediği anlaşılmakla, maktulün mezarının açılması ve usulüne göre ilgili materyallerin tüm dosya kapsamı ile birlikte gönderilmesi suretiyle, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan suç tarihi itibariyle maktulün gerçek yaşının t...
(Şerh No: 16865 - Ekleyen: Av.Seyhan ŞAHİN - Tarih : 16-10-2018 18:58)

Atama nakil ve geciçi görevlendirme işlemleri nedeniyle davacının, davalı idareden yolluk ücreti istemesi ve idarenin red etmesi üzerine yerel mahkemeye konuyu taşıyan davacının yargılama sonucunda yerel mahkemece süre yönünde davayı red etmesi hukuka uygun değildir şöyleki; Yolluk ücretine hak kazanma sebepleri, genelikle atama, nakil, ve geçici görevlendirme işlemleridir. Yolluk işleminde yolluğun ödeneceğine ilişkin hiç bir kaydın geçmeden tebliğ edilmesi veya başka bir hukuki işlem ile d...
(Şerh No: 16863 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 09-10-2018 20:50)

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce yapılan tahkim sözleşmesi uyarınca icra edilen milli tahkim yargılaması kapsamında ve anılan tarihten sonra verilen hakem kararlarına karşı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 533'üncü maddesinde düzenlenen temyiz kanun yoluna değil, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 439'uncu maddesi uyarınca iptal davası açılması yoluna başvurulabilir.
(Şerh No: 16864 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 09-10-2018 20:48)

Bankada Çekmiş olduğu Tüketici kredi borcunu kapatmasına rağmen, davalı bankanın icra takibi yoluyla tahsilini istemesi üzerine davacının, borçlu olmadığının tespiti için açmış olduğu menfi tespit davasının, uyuşmazlığını tüketici hakem heyetinde çözülmesi gerektiği gerekçesiyle usulden red etmesi doğru değildir şöyleki; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliğinde ki düzenlemeler göz önüne alındığında böyle bir görevinin olmadığı yine bir uyuş...
(Şerh No: 16862 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 06-10-2018 00:00)

Vekil ile temsil edilen tarafın, lehine karar verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulanan A.A.Ü.T. hükümlerine uygun vekalet ücreti hükmedilmemiş olması doğru değildir.
(Şerh No: 16861 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 03-10-2018 19:22)

6100 sayılı HMK'nin 184/2. maddesi hükmü gereğince tahkikatın bittiği tefhim edildikten sonra taraflara sözlü yargılama için duruşmanın başka bir güne bakılmasını isteyip istemediklerinin sorulması, talep halinde başka birgün tayin edilmesi; başka bir duruşma gününü istememeleri halinde sözlü yargılama aşamasına geçilerek aynı Kanunun 186. maddesi gereğince taraflara sözlü yargılama yoluyla beyanda bulunma hakkı verilmesi, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerek...
(Şerh No: 16858 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 30-09-2018 20:46)

Dava, Yolsuz Tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve Tescil isteğine ilişkin olup, Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, tarafların paydaş olduğu dava konusu 28 parsel sayılı taşınmazın, davalı tarafından açılan Ortaklığın Giderilmesi davası sonucunda satış suretiyle Ortaklığın giderilmesine karar verilip kesinleşmesi üzerine yapılan icra ihalesiyle davalı adına Tescil edildiği, Ortaklığın Giderilmesi davası yönünden usûlsüz tebligat iddia...
(Şerh No: 16860 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 29-09-2018 03:35)

Taşınmazın davalı adına tesciline dayanak teşkil eden Ortaklığın giderilmesine ilişkin kararın usulsüz tebligat nedeniyle bozulduğu, tescilin Yolsuz hale geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
(Şerh No: 16859 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 29-09-2018 03:31)

Yetkili icra müdürlüğü yeni ödeme emrini, yetkisine itiraz ettiği icra müdürlüğüne borçlu adına vekaletname sunan vekile tebliğ eder. Vekilin, tebellüğ ettiği ödeme emrini -istifa ve/veya azil olmaksızın- kendilerine tebligat yapılamayacağından bahisle iadesi takibin kesinleşmesine engel değildir; icra müdürlüğü asile tabligat yapmak zorunda değildir.
(Şerh No: 16857 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-09-2018 12:29)

Somut olayda şikâyetçi-borçlu ... aleyhine icra takibi yapılmış ve ödeme emri borçluya 29.07.2013 günü tebliğ edilmiştir. Borçlu olmadığı kanısında bulunan belediye başkanlığının bu aşamada yapması gereken iş, yasal yedi günlük süre dolmadan, en geç 05.08.2013 günü akşamı mesai saati sonuna kadar itiraz dilekçesini icra dairesine havale ettirmek suretiyle teslim etmek ve dilekçenin dosyaya konulduğu hususunda icra tutanağının düzenlenmesini istemekten ibarettir. Oysa dosyanın incelenmesinde dile...
(Şerh No: 16856 - Ekleyen: Stj.Av.Rıza GÜNDOĞDU - Tarih : 21-09-2018 22:45)

Davalı-karşı davacının, eşini başkalarının yanında azarladığı ve ona bağırdığı, eşi ve ailesine yönelik “şerefsizler” diyerek küfür ettiği, eşinin üzerine yürümek suretiyle fiziksel şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu ve kızınızı alın gidin diyerek eşi ve ailesini kovduğu anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davacı-karşı davalı ka...
(Şerh No: 16855 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 22:48)

Davacı-davalı erkeğin, mahkemece belirlenen diğer kusurlu davranışlarının yanı sıra; eşini tehdit ettiği, üzerine yürüdüğü bu olayların davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru...
(Şerh No: 16854 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 22:41)

Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Somut uyuşmazlık incelendiğinde, davalı-davacı kadının tanıklarının olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu da bulunmadığından davalı-davacı kadının tanıklarının kadın üzerinde şiddet emareleri gördüklerine dair beyanlarına itibar edilmesi gerekmektedir.
(Şerh No: 16853 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 22:29)

Uzun yıllar eşinin aşırı hesaplı ve cimrilik ölçüsündeki tutumluluğuna dayanmak zorunda kalan kadının, ekonomik ve sosyal alanda özgür ve rahat yaşamak ve ekonomik şiddetten kurtulmak için açtığı davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16852 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-09-2018 21:02)

Ön inceleme Duruşmasına mazeret sunan vekilin talebi hakkında karar vermeksizin (olumlu-olumsuz) ve ayrıca duruşma zaptında vekilin duruşmaya katılmadığını belirtmesine rağmen işin esasına geçmesi, açıklama yapma ve ispat hakkını ihlal ettiği gibi bağlantılı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altına alınan Adil Yargılanma hakkını da ihlali sonucu doğuracağından vekilin, mazeret talebi hakkında karar vermeden hüküm kurması mümkün değildir.
(Şerh No: 16847 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 20:21)

Twitter hesabı üzerinde yapılan paylaşımın, eleştiri niteliğin taşımadığı, aksine ilgili paylaşım davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığından ötürü; davacı lehine uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın red edilmesi hukuka uygun değildir.
(Şerh No: 16849 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 20:12)

 Bilgi  [BK. 603] YİBBGK Tarafından Aval’de Eşin Rızasının Aranmayacağına Karar Verildi
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 20.04.2018 günü “Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır” hükmü gereğince kefaletin geçerliliği için eşin rızasının bulunması gerekliliğinin Türk Ticaret Kanununun 700-702 maddelerinde düzenlenen “Aval” hakkında uygulanmayacağına dair içtihatların birleştirilmesine karar verilmişti...
(Şerh No: 16825 - Ekleyen: Stj.Av.Rıza GÜNDOĞDU - Tarih : 12-09-2018 17:43)

Bilirkişi raporunda kusur oranı belirtilmesine rağmen; mahkeminin, kusur oranı gözetilmeksizin tüm bedel üzerinden devamına yönelik hüküm kurması mümkün değildir.
(Şerh No: 16846 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 17:39)

Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK. yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret Siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
(Şerh No: 16851 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 12-09-2018 17:33)

Mahkemece, davalının tacir olup olmadığı hususu araştırılıp, davalının tacir olması durumunda faizin hesabında TBK.nun 88 ve 120. maddesindeki sınırlamalarının etkili olmayacağı gözetilerek faizin hesaplanması gerekir.
(Şerh No: 16850 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 12-09-2018 17:26)

Davanın çekişmesiz boşanma davası olarak açıldıktan sonra tarafların çekişmeli boşanma davasına döndürmesi, başka anlatılma çekişmesiz boşanma davası yönünden oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki iradelerini yani; boşanmının ekonomik sonuçları ve çocukların durumu yönünde kabul edilen düzenlemeler göz önüne alındığında tarafların irade beyanında dönmelerini engeleyecek yasal bir hüküm de bulanmadığında- usul ekonomisi de gözetilerek, çekişmeli boşanma davası olarak görülm...
(Şerh No: 16848 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 17:18)

Ceza Muhakemesi Kanunun 46. maddesi ile Avukatların, avukatlık sıfatı nedeniyle yürütüğü yargı görevi nedeniyle öğrendikleri bilgiler hakkında tanıklık yapmaları için temsil olunanan tarafından açıkça olur vermesi gerektiği yine, Avukatlık kanununun 36. maddesi de Ceza Muhakemesi Kanununa paralel düzenlemeler içerdiği açık ve net olmasına rağmen; sanıkların soruşturma aşamasında müdafiliğini üstlenen avukatın, iş sahibi konumunda olan sanıkların muvafakat işlemi bulunmadığı ve tanıklıktan çekin...
(Şerh No: 16829 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 11:10)

İcra İflas Kanunu 83. maddesi ve Özel kanun olan 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 93. maddesi uyarınca kefil olan alacaklı ile haczi mümkün olmayan bir malın haczedileceği üzerine anlaşma yapılmasının geçerli olmaz ayrıca borçtan dolayı emekli olan kefilin emekli maaşına bloke konulması hukuken mümkün değildir.
(Şerh No: 16830 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 11:05)

İnandırıcılıktan yoksun olan Uzman görüşüne dayanılarak yargılanmanın yenilenmesinin kabul edilmesi mümkün değildir.
(Şerh No: 16831 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:59)

Kilometresi ile oynanmış aracın satış iddiasındaki belirsizliği gidermek için atanan bilirkişinin uyuşmazlığa konu olan araç üzerinde inceleme yapmadan sadece dosya üzerinden yaptığını değerlendirme ile rapor sunulması ve hakimin raporu hükme esas olarak karar vermesi HMK 31. göre mümkün olmadığı ayrıca hakimin davayı aydınlatma ödevi bulunduğundan her türlü belirsizliği gidermesi gerekmektedir.
(Şerh No: 16832 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:40)

Açıktan atama yöntemiyle memur adayının, sözlü sınavdan başarılı olmasına rağmen Güvenlik soruşturmasının kasten yaralama suçundan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasının kararı nedeniyle olumsuz sonuçlanarak atamasının yapılmaması, memur adayının işlemin olduğu eylemin gizlilik dereceli kamu birimlerinde çalıştırmasına engel olacak nitelikte olmadığı bu şekilde idarenin tesis etmiş olduğu idari işlemin sebep unsurunun sakat olduğundan kararın iptali gerekir.
(Şerh No: 16833 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:38)

Avukat olan davacı, Resmi Evrakta Sahtecilik Suçundan dolayı mahkumiyet kararı almasına istinaden bağlı bulunduğu Barosu Tarafından Avukatlık Kanunu 135/4 maddesi uyarınca disiplin cezası aldığı ilgili kararı Türkiye Barolar Birliği tarafından onandığı ilgili işlemin iptali için idare mahkemesine dava açıldığı davanın red edildi daha sonra istinaf edildiği istinaf başvurusu da red edilmesi üzerine davacı temyiz başvurusu yoluna gitmiştir. Lakin, 2577 sayılı kanunun 46 maddesinde temyize konu ...
(Şerh No: 16834 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:32)

Disiplin soruşturmalarının adil bir şekilde sonuçlanması için soruşturma geçiren kişiye savunma hakkını etkili ve anlamı kullanabilmesi için savunma davetiyesinde disipline konu olan olayı her yönüyle (tanık beyanları- disiplin suçuna neden olan eylemlerin neler olduğu vs) bilmesine olanak tanıyacak şekilde göndermesi gerekmektedir. Şeklen savunma hakkının tanınması, savunma hakkıyla korunması gereken hukuki değer ile örtüşmeyeceğinden, soruşta geçiren kişinin her yönüyle bilgi sahibi edinile...
(Şerh No: 16835 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:26)

Araç kiralama sözleşmesinin hukuka uygun olup olmadığını belirleme yetkisi HMK 4 gereği Sulh hukuk Mahkemesindedir.
(Şerh No: 16836 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:24)

Kat Mülkiyeti Kanuna göre çatı onarımının ana taşınmazın bakım ve korunmasına yönelik onarımın zorunlu olup olmadığının tespitinin yapılabilmesi için; bu konuda bilirkişiden ek rapor alınarak çıkan sonuç doğrultusunda karar verilmesi gereklidir.
(Şerh No: 16838 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:19)

Rucüen tazminat istemi, ilgilinin bahse konu tazminatın tamamının ödediği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.
(Şerh No: 16839 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:14)

Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli kişinin akaryakıt kaçakçılığı olayının yakalatmasına yardımcı olduğu gerekçesiyle idare tarafından ödüllendirildiği daha sonra bu ödüllendirmenin hukuki dayanağı olmadığından ödülün istenmesinden doğan uyuşmazlığın idare mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görev yönünden red edilmesi doğru değildir. Çünkü; Dava niteliği itibaren sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacağın tahsiline ilişkindir ayrıca; ortada idari yargıyı ilgilendirecek bir idari işlem...
(Şerh No: 16840 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:04)

Trafik kazası, cezayı gerektiren bir eylemden meydana gelmiş ise ve ceza kanununu bu fil için daha uzun bir zaman aşımı öngürmüş ise uzamış zamanaşımı söz konusundur. Dava trafik kazasından kaynaklı maddi-manevi zararın isteminden ibaret olup mahkeme zamanaşımına uğradığından dolayı işin esasına geçmeden red etmiştir. Oysaki; uyuşmazlığa konu olan haksız fiilden ötürü ceza davasının devam ettiği ve ceza hukuku bakımından uzamış zamanaşımı süresi dikkate alınmadan davayı red etmesi doğru değ...
(Şerh No: 16842 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 09:54)

Kendisinden uzun zamandan beri haber alınmayan kişinin mahkemece gaipliğine karar verilmesi için Türk Medeni Kanun 35/2 maddesi gereğince en son haber alma tarihinin net olarak belirlendikten sonra karar verilmesi gerekmekte olup, tarihi belirlenmeden gaipliğe karar verilmesi durumunda nufus kaydında kuşkuya yol açacağından mahkemenin, son haber tarihini belirlemeden gaiplik kararı vermesi doğru değildir.
(Şerh No: 16843 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 09:42)

Tüketici hakem heyetinin sahven almış olduğu karara istaneden icra takibi başlatan tüketicinin, kararın sehven alındığını öğrendikten sonra icra takibinden vazgeçmesine rağmen davacı tarafından hakem heyeti kararına Tüketici Mahkemesine itiraz edip daha sonra davanın konusuz kalmasından dolayı tüketici aleyhine vekalet ücretini yüklemesi doğru değildir. Çünkü; Tüketici dava açılmadan önce icra takibinden vazgeçmiş başka bir anlatımla davanın açılmasına davalı tüketicinin sebebiyet vermediğinde...
(Şerh No: 16844 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 09:38)

Yemin edecek kimsenin mahkemenin yargı çevresinin dışında olması durumunda istinabe yoluyla yemin ettirilmesi gerekirken, mahkemenin yemin edecek kişiyi mahkeme çağrılması ve gerekli tebliğ ve uyarıları yaparak çağrı da bulunması doğru değildir.
(Şerh No: 16845 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 09:32)

Zamanaşımı, maddi hukuk kurumu olmayıp usul hukuku içerisindeki savunma aracıdır. Usul hukukunda belirtilen süreler içerisinde öne sürülmesi zorunlu olup süresi içerisinde sunulmaması durumunda mahkeme tarafında resen göz önüne alınarak karar vermesi mümkün değildir. HMK 25.'de hakimin tarafların söylemediği şeyleri-vakıları kendiliğinden dikkate alamayacağını da düzenlemiştir. Davalının, yargılamanın hiç aşamasında zamanaşımı savunmasında bulunmamasına rağmen hakimin resen göz önüne alarak ka...
(Şerh No: 16841 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 11-09-2018 16:31)

Öte yandan; itirazın iptali davası her ne kadar genel hükümler çerçevesinde yargılamaya tabi ise de davanın temelini icra takibinin oluşturduğunda ve davanın icra takibi ile ayrılmaz bir bütün teşkil ettiğinde kuşku bulunmamaktadır. Mahkemenin İcra Tetkik Merci yerine geçerek İcra Dairesi'nin yetkisi konusunda bir karar verebileceğinin ve borca itirazı inceleme konusunda kendisinin yetkili olup olmadığını ancak bundan sonra karara bağlayabileceğinin kabulü, davaların en az giderle ve mümkün olan...
(Şerh No: 16837 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 11-09-2018 13:38)

Düğün masraflarını isteme , boşanmanın fer'isi niteliğinde olmayıp, TMK'nın 174/1. maddesine de dayanmamaktadır. Bu talep , boşanmadan bağımsız olup , nispi harca tabidir. Yatırılan başvurma harcı tüm istekleri kapsar. Talep edilen tazminat üzerinden nispi peşin harç noksanlığının Harçlar Kanununun 30-32. maddeleri gereğince tamamlattırılması, harç tamamlandığı takdirde görev hususu da düşünülerek bir karar verilmesi, aksi takdirde Harçlar Kanununun 30. maddesinde gösterilen usul çerçevesinde...
(Şerh No: 16828 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 10-09-2018 14:22)

Kararda Maddi Tazminat açısından yasada geçen mevcut ve beklenen menfaatlerden ne anlaşılması gerektiği açıklanmıştır.
(Şerh No: 16827 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-09-2018 21:39)

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde “sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller” gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa “yemin teklifinde bulunma hakkı”nı hatırlatamayacağı hususundadır.
(Şerh No: 16826 - Ekleyen: Stj.Av.Rıza GÜNDOĞDU - Tarih : 08-09-2018 21:28)

Bu durumda, kaçak olarak yurda sokulmasına rağmen ........................adına tescil edildikten sonra ........................ plaka ile davacı adına tescil edilen sözkonusu aracın davacı tarafından satın alınması ve adına tescilinin yapılması sırasında gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmayarak üzerine düşen dikkat ve özeni yerine getirmeyen davalı idarenin hizmet kusurunun bulunması nedeniyle, trafik tescil kaydına güvenerek satın aldığı aracın, Mahkeme kararı üzerine müsaderesine karar ve...
(Şerh No: 16824 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 03-09-2018 10:06)

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Vergi Usul Kanununa Muhalefet HÜKÜM : Beraat
(Şerh No: 16823 - Ekleyen: Av.Tolga ERSOY - Tarih : 30-08-2018 01:29)

 Bilgi  [VUK. 371] "Pişmanlık ve Islah" konulu VUK-95/ 2017-8 sayılı 12/09/2017 tarihli VERGİ USUL KANUNU SİRKÜLERİ
T.C. MALİYE BAKANLIĞI Gelir İdaresi Başkanlığı VERGİ USUL KANUNU SİRKÜLERİ/95 Konusu: Pişmanlık ve Islah Tarihi: 12/09/2017 Sayısı: VUK-95/ 2017-8 1. Giriş 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Pişmanlık ve ıslah" başlıklı 371 inci maddesinin uygulamasına yönelik açıklamalar bu Sirkülerin konusunu oluşturmaktadır. 2. Açıklama 213 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde, beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinde...
(Şerh No: 16822 - Ekleyen: Av.Tolga ERSOY - Tarih : 30-08-2018 01:12)

Yapı alacaklılarının ikinci grubunu ise taşınmaz maliki ile aralarında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmayan alt yüklenici ve zanaatkarlar oluşturmaktadır. Bu kişilerin akdi ilişkisi taşınmaz maliki ile eser sözleşmesi imzalamış olan asıl yüklenicilerdir. Bu kişiler yapım işini ayrı bir eser sözleşmesiyle yükleniciye karşı taahhüt etmişlerdir. Aralarında doğrudan bir eser sözleşmesi olmadığı halde taşınmaz maliki, alt yüklenicinin yükleniciden olan yapı alacaklarından kanun gereği sorumlu tu...
(Şerh No: 16817 - Ekleyen: Adem ERKEKER - Tarih : 29-08-2018 10:36)

CMK 188/1 ZORUNLU MÜDAFİİLİĞİ MAHKEME HEYETİNDEN SAYDIĞINDAN ŞÜPHELİ-SANIK AÇIKÇA MÜDAFİ TALEBİ OLMADIĞINI BEYAN ETSE BİLE ZORUNLU MÜDAFİLİK KOŞULLARI OLUŞMUŞSA RESEN MÜDAFİ ATANMASI GEREKMEKTE OLUP ADİL YARGILANMA HAKKI AÇISINDAN ZORUNLUDUR.
(Şerh No: 16820 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 28-08-2018 17:58)

Özel Hastanede yanlış tedavi uygulanmasından doğan maddi ve manevi zararın istemesinde görevli mahkeme; doktor ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğundan tüketici mahkemesidir.
(Şerh No: 16821 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 24-08-2018 14:44)

BOŞANMA AŞAMASINDA OLAN SANIĞIN, EŞİNİN SOSYAL MEDYA ADRESİNE GİRİP ELE GEÇİRDİĞİ MESAJLARI, BOŞANMA DAVASINA DELİL OLARAK SUNMA, EYLEMİ HUKUKA AYKIRI HAREKET ETME BİLİNCİYLE DAVRANMADIĞI SALT, EŞİNİN GÜVEN SARSICI TUTUM VE DAVRANIŞLARINI HUKUK MAHKEMESİNDE İSPATLAMA AMACIYLA YAPTIĞINDAN CEZA VERİLEMECEĞİ..
(Şerh No: 16819 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-08-2018 00:32)

Geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü kişiye satılması, Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil, Borçlar Kanunu'nun 162 ve sonraki maddelerinde düzenlenen "alacağın temliki" hükümlerine tabi bir işlemdir.
(Şerh No: 16818 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 01-08-2018 19:52)

 Türkçe  [TCK. 234] (1) Velayet hakkı elinden alınmış ana, baba veya üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir kullanmaksızın ya da tehdit etmeksizin kaçırması ya da alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) Fiil cebren veya tehditle işlenmiş ya da çocuk henüz oniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir kat artırılır. 3) (Ek: 6/12/2006 – 5560/10 md.) Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin, rızasıyla* da olsa, yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(Şerh No: 16816 - Türkçeleştiren: Mustafa TOSUN - Tarih : 30-07-2018 15:36)

Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. (HGK.'nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K.). Ancak normalin üzerinde özel ve külfet arzeden hizmetlerin semen olarak kabulü gerekir. O halde mahkemece, semenin hizmet olduğu benimsendiğine, yukarıda değinilen ilkeler de gözetildiğinde sat...
(Şerh No: 16815 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-07-2018 23:18)

Somut olayda, dava konusu taşınmazların resmi akitte gösterilen satış bedelleri ile gerçek değerleri arasındaki fahiş farkın keşfen saptandığı, murisin genellikle davalıların murisi ile birlikte yaşadığı, malvarlığının önemli bölümünü teşkil eden dava konusu taşınmazları oğluna satmasını gerektirir haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığı, bunun yanında mahkeme kararında belirtilen dava dosyalarına konu taşınmazların muris ile ilgisinin olmayıp eşi ____'tan intikal eden taşınmazlara ilişkin oldu...
(Şerh No: 16814 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-07-2018 22:42)

Mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Muris uzun süre yatalak kalmıştır. Davalı kardeşin bu süreçte murise baktığı, bütün ihtiyaçlarını karşıladığı davacının diğer kardeşleri tarafından tanık ifadeleri ile aktarılmıştır. Temliklerin mal kaçırma amaçlı olmadığı anlaşılmaktadır. Davanın reddine karar verilmelidir.
(Şerh No: 16813 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-07-2018 22:26)

Murisin ilgili taşınmazı tek erkek evladı olan davalı _____'e devretmesine rağmen taşınmazın ölünceye kadar miras bırakan tarafından kullanıldığı, ara malikler arasında yakın ilişkinin ve hiçbir zaman bu kişilerce kullanılmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, murisin mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yaptığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil talebinin kabulü gerekir.
(Şerh No: 16812 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-07-2018 22:03)

İŞÇİ ALACAĞI VE İŞÇİ ALACAĞINDAN KAYNAKLI TAZMİNAT HESAPLANMASI TEKNİK VE UZMANLIĞI GEREKTİREN KONULAR OLMADIĞI, HAKİMLİK, SIFATININ GEREKTİRDİĞİ GENEL VE HUKUKİ BİLGİ İLE ÇÖZÜMLENMESİ GEREKEN KONULAR OLDUĞU, UYGULAMADA MAHKEMELERİN İŞ YOĞUNLUĞU GEREKÇESİYLE BU TİP UYUŞMAZLIĞA KONU OLAN ALACAKLARIN HESAPLANMASINDA DOSYANIN BİLİRKİŞİYE TEVDİ EDİLDİĞİ BELLİ OLMASINA RAĞMEN; İŞÇİ ALACAKLARININ HESAPLANMASI İÇİN DOSYANIN BİLİRKİŞİYE GÖNDERİLMESİ NEDENİYLE ÜCRET TALEP ETMESİ VE İLGİLİ TARAFIN Ü...
(Şerh No: 16811 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 24-07-2018 17:48)

"EŞİNE, ÖZEL HAYATINDA İSTEMEDİĞİNİ VE CİNSEL ANLAMDA DA BİRLİKTE OLMAK İSTEMEDİĞİNİ" SÖYLEYEN EŞİN, BOŞANMA DAVASINDA AĞIR KUSURLU OLUP, MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEĞİNİN KABUL EDİLMESİ GEREKLİDİR.
(Şerh No: 16810 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 24-07-2018 02:11)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlalin yeniden yargılamayla giderilebileceğine dair kararına rağmen yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmemesi kararı adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir.
(Şerh No: 16809 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 19-07-2018 20:42)

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME HÜKÜMLERİNE GÖRE BORÇLUDAN FAİZ TALEP EDİLEBİLMESİ İÇİN, ZENGİNLEŞENİN ALEYHİNE İHTAR VEYA TAKİP-DAVA İLE TEMERRÜDE DÜŞÜRMESİ GEREKLİDİR. TEMERRÜTE DÜŞÜRÜLMEDEN TEMERRÜT FAİZİ TALEP ETMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.
(Şerh No: 16808 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 22:33)

İCRA TAAHHÜT TUTANAĞINDA FAİZİN BELİRTİLMEMESİ VE ALACAKLANIN SON ÖDEME TARİHİNE KADAR İŞLEYECEK OLAN FAİZDEN FEREGAT BEYANININ DE YER ALMAMASI NEDENLERİNDEN ÖTÜRÜ BELİRSİZLİĞİN BULUNMASINI İCRA TAAHHÜT TUTANAĞININ GEÇERSİZ KILACAĞINDAN ATILI SUÇUN UNSURLARININ OLUŞMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR.
(Şerh No: 16807 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 22:24)

KIYMET TAKTİRİ TALİMAT İLE YAPILMIŞ İSE, KIYMET TAKTİRİNE İLİŞKİN İTİRAZLARDA YETKİLİ MAHKEME, TALİMATIN YAPILDIĞI YERDEKİ İCRA DAİRESİNİN BAĞLI OLDUĞU İCRA MAHKEMESİ YETKİLİDİR.
(Şerh No: 16806 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 22:13)

Eşin "Açık rızası" alınmadan yapılan işlemin Hukuk Genel Kurulunca da açıkça ifade edildiği üzere "Geçerli olduğunu" kabul etmek imkansızdır. Eş söyleyişle eşin "Açık rızası alınmadan" yapılan işlemin "Geçersiz olduğunu" kabul etmek zorunludur. İlgili HGK: 2013/2-2056 esas, 2015/1201 karar ve 15.04.2015 günlü kararı [URL]http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=16360[/URL]
(Şerh No: 16804 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 18-07-2018 22:04)

İcra Müdürlüğü tarafından satışa çıkarılan taşınmazı ihaleye girerek usulüne göre alan davacının; davalı tarafından, hak arama özgürlüğünün sınırları aşılmak suretiyle ihalenin feshi davasını açması sonucunda, davacının taşınmazdan belli bir süre yararlanmayarak maddi zararın oluşmasına davalının katlanması gerekmektedir.
(Şerh No: 16805 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 22:03)

BORÇLU EŞİ, DAVACI 3. KİŞİNİN DE OĞLU OLAN KİŞİNİN,ÜÇÜNCÜ KİŞİ YARARINA İSTİHKAK İDDİASINDA BULUNMAYA YETKİLİ DEĞİLDİR.
(Şerh No: 16800 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 20:55)

Kamulaştırmanın amacı ve davacı idarenin talebi gözetilerek dava konusu taşınmazın özel yol niteliği ile davacı idare adına tescili yerine Hazine adına tesciline karar verilemez.
(Şerh No: 16795 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 20:49)

KAMU KURUMLARI AÇISINDAN , SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDEN KAYNAKLI DAVALARDA ZAMANAŞIMI BAŞLANGICI DAVAYA AÇMAYA YETKİLİ KAMU KURUMUNUN ÖĞRENDİĞİ TARİHDİR. KAMU KURUMUNUN, SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEYE VARACAK ŞEKİLDE ÖDEME YAPIP YAPMADIĞININ TESPİTİ İÇİN UZMAN BİLİRKİŞİ GÖRÜŞÜNE BAŞVURMASI GEREKMEKTEDİR.
(Şerh No: 16801 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 20:45)

Gerekçeli kararın, Tefhim edilen kısa karar yanlış olsa dahi buna uygun yazılması gerekmektedir. Duruşma Zaptına geçirilen hüküm sonucu ile (tefhim edilen) gerekçeli kararın arasındaki aykırılıklar diğer yönleri incelenmeden bile tek başına bozma sebebidir.
(Şerh No: 16794 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 20:39)

Sahte fatura düzenleme suçunun oluşabilmesi için, Vergi Usul Kanunu'nun 227/3'de öngürülen şekilde faturanan düzenlenmesi gerektiği ve dosyaya suça ilişkin hüküm verecek kadar bahse konu olan faturaların konulması ayrıca şekil açısından şartları taşıyıp taşımadığını incelenmesi yapıldıktan sonra ancak hüküm verilebilir.
(Şerh No: 16803 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 14-07-2018 17:04)

Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılması esastır. İdari işlemin yetki, şekil gibi salt usule ilişkin unsurları ile sınırlı olarak yapılacak bir yargısal denetim, hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmeyecektir. Sözlü sınavı yapacak idare, sözlü sınav öncesinde, sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya soru...
(Şerh No: 16802 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 13-07-2018 16:37)

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile eğitim ve öğretimin, öğrenciler bakımından kesintisiz devam etmesi amaçlandığından, "en az bir takvim yılı süreli" sözleşme imzalanmasını öngören 5580 sayılı Kanun'un 9'uncu maddesi, diğer maddelerle birlikte değerlendirildiğinde özel öğretim kurumları personeli ile yapılan sözleşmenin belirli süreli iş sözleşmesi olduğu sonucuna varılmıştır. Kanun hükmü ile sözleşmenin belirli süreli yapılması gereken hâllerde belirli süreli sözleşmenin zincirlem...
(Şerh No: 16793 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 30-06-2018 20:22)

Kişi hakkında uzun yıllardan beri haber alınmadığının tek başına tespitinin yapılmış olması kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılığın varlığına karine teşkil etmez.
(Şerh No: 16792 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 30-06-2018 14:13)

İcra İflas Kanunun 121.maddeye göre ortaklığın giderilmesi davası açılabilmesi için; usulüne göre borçlu ortağın alacaklısı İ.İ.K. 121 göre yetki belgesi almalı ve ayrıca boçlu ortak dahil tüm ortakların davaya dahil edilmesi gerekmektedir.
(Şerh No: 16791 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 30-06-2018 13:23)

Kaçak elektrik kullanılmasından dolayı tahakkuk eden faturanın iptaline ilişkin uyuşmazlığa Tüketici hakem heyetleri ve mahkemelerinin görevli ve yetkili olmadığı, uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesi gereklidir.
(Şerh No: 16790 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 30-06-2018 13:06)

Başvurucu tarafından sunulan süre tutum dilekçesinin içeriği, istinaf yoluna gidileceğini ortaya koyan iradeden ibaret olup gerekçeli karar henüz açıklanmadığından istinaf nedenlerini içermesi beklenemez. Yargıtay içtihatlarında istikrarlı olarak süre tutum isteminde bulunulması hâlinde temyiz isteğinin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işleyeceği belirtilmektedir. Öte yandan Yargıtay, BAM'ların fiilen göreve başlamasından sonra hükmün gerekçesiyle birlikte tehfim edilmediği hâllerde istina...
(Şerh No: 16789 - Ekleyen: Av.Yakup AYDIN - Tarih : 28-06-2018 18:09)

Mülakat sınavında başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılması esastır. İdari işlemin yetki, şekil gibi salt usule ilişkin unsurları ile sınırlı olarak yapılacak bir yargısal denetim, hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmeyecektir.
(Şerh No: 16788 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 26-06-2018 21:04)

Doğrudan satış sitemi içinde ürünün muhatap (potansiyel) müşteriye tanıtımının yapılması zaten işin niteliği gereğidir ve bu nedenle taraflar arasında bağımlı bir çalışma yapıldığı sonucuna varılamaz. Kaldı ki, davacının çalışma koşul ve süresini kendisinin belirlediği, davalı işverenin emir, talimat, denetimi ve gözetimi altında çalışmasının söz konusu olmadığı, işin niteliği ve serbestinin de bir gereği olarak, gelir elde edip etmeme ya da bunun miktarının tamamen davacının kişisel ve sosyal i...
(Şerh No: 16787 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 22-06-2018 10:57)

6100 sayılı Kanun’un 120’inci maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenleme ve 324’üncü maddedeki delil ikamesi için avans kuralı birlikte değerlendirilerek, dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin ise gider avansı içinde değerlendirilmemesi gerekir. ... tanık deliline dayanılması sebebiyle istenilecek giderin delil avansı olduğu kab...
(Şerh No: 16786 - Ekleyen: Av.Yakup AYDIN - Tarih : 20-06-2018 18:11)

Davalı borçlu kira akdine itiraz etmemiş olmakla akdi kabul etmiş sayılır ve bu durumda borca yönelik itirazını ancak İİK'nun 269/c maddesinde yazılı belgeler ile ispatlayabilir.
(Şerh No: 16785 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 18-06-2018 23:08)

Davalı hakkında resmî evrakta sahtecilik suçundan Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmış ise de, bu dava sonunda verilen 16.01.2014 gün ve 2012/730 E., 2014/22 K. sayılı kararla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar (HAGB) verilmiştir. Bu karar bir mahkumiyet kararı sayılmayacağından, hukuk hâkimini bağlamaz (aynı yönde HGK, 19.02.2014 gün ve 2013/23-320 E., 2014/118).
(Şerh No: 16784 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 11-06-2018 15:52)

5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlayabilmesi için BK’nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hâkimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle somut olayda ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet h...
(Şerh No: 16783 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 11-06-2018 15:47)

Böylece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla kurulan hüküm, belli bir süre sanık hakkında hüküm ifade etmemekte, her hangi bir sonuç doğurmamaktadır. Sanık bulunduğu hal üzere bırakılmakta, aynen yargılanan kimsenin durumunda kalmakta ve yapılan yargılama geçici bir süre askıda kalmaktadır. Askı süresi boyunca, yargılanan kimsenin sanık sıfatı devam eder ise de, hiçbir şekilde bu kimse hükümlü sayılamaz. Bu sebeple hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kimse...
(Şerh No: 16782 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 11-06-2018 15:43)

İtirazın iptali davaları itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 sene içinde açılabilir. Bu süre hak düşürücü süre olup res'en gözetilmelidir. Somut olayda ıslah tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü süre de geçmiş olduğundan ıslah dilekçesinde talep edilen bedel ile ilgili hüküm kurulması doğru değildir.
(Şerh No: 16781 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 08-06-2018 10:56)

Kıdem tazminatının tamamı haczedilebilir. Devlet ve ona bağlı müesseselerde çalışan işçilerin fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete munzam ödemeler ise haczedilemez.
(Şerh No: 16775 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 04-06-2018 19:53)

Genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00'da başlanan üçbuçuk günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00'de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2. maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp ...
(Şerh No: 16780 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 04-06-2018 17:04)

- Yöneticinin kapıcı ile iş sözleşmesi yapması için, kat malikleri kurulunun yazılı yetki vermesi gerekir. Ancak yetki verilmediği halde, kapıcılık hizmetinden yararlanmaları da sözleşmeye onay verdikleri anlamına geldiğinden, iş akdi geçerli olur. - Kapıcının kısmi süreli iş sözleşmesi yazılı olarak yapılabileceği gibi yazılı sözleşme bulunmayan hallerde, işyerinin özelliği ile işin niteliğine göre de kısmi çalışma olgusunun kanıtlanması mümkündür. - Kapıcının işveren hakkında açabileceğ...
(Şerh No: 16779 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 04-06-2018 11:25)

Kat Malikleri Kurulu, mülkiyet hakkını ortadan kaldıracak şekilde bir karar alamaz. Alırsa yok hükmündedir.
(Şerh No: 16778 - Ekleyen: Av.Suat ERGİN - Tarih : 01-06-2018 16:35)

 Bilgi  [İşK. 41] Anayasa Mahkemesinin İş Kanunu 41. maddeyle ilgili Kararı:
Anayasa Mahkemesinin 41. maddeyle ilgili yorumu: (Anayasa Mahkemesi 19.10.2005 tarih, 2003/66 E. 2005/72 K.) ---------------------------------------- G- 41. Maddenin Birinci Fıkrasının Son Tümcesinin ve Üçüncü Fıkrasının İncelenmesi 1) Birinci Fıkranın Son Tümcesi Dava dilekçesinde 41. maddenin birinci fıkrasının son tümcesinin, haftalık 45 saatlik süreyi aşan çalışmalar için fazla mesai ücreti ödenmemesi açısından zorla çalıştırma yasağına ve günde 11 saatlik bir çalışma temposuna nede...
(Şerh No: 16777 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 31-05-2018 11:38)

 Bilgi  [İşK. 35] Asgari Ücretin Haczi
4857 S.lı İş Kanunu 35. maddesinde işçilerin aylık ücretlerinin ancak dörtte birine haciz konulabileceği hükme bağlanmaktadır. Bu oran asgari ücret için de aynen geçerlidir. Ancak alacak bir amme (kamu) alacağı ise, 6183. sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN'un 71. maddesi 2. fıkrası gereğince asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin ancak 1/10'u haczedilebilir. Bu sadece amme alacakları için geçerli bir düzenlemedir, özel alacaklar için asgari ücretin 1/4'ünün haczi 4857 S....
(Şerh No: 16776 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 30-05-2018 21:31)

 Bilgi  [TCK. 93] Madde metninde terim sorunu
Modern ceza hukukunun en temel evrensel kurallarından biri masumiyet karinesidir. Buna göre, kimse mahkeme kararı ile suçluluğu sabit olana kadar "suçlu" olarak nitelendirilemez. Ancak bu temel kurala bizzat kanun koyucu tarafından uyulmadığını bu maddenin metninde görüyoruz. TCK md. 93'ün her iki fıkrasında da yer alan, "suçluların" ifadesi masumiyet karinesine aykırılık arz etmektedir. Zira, henüz mahkeme kararını bırakın, suçtan resmi makamların bile haberi olmamıştır (1. fıkra açısından). Bu...
(Şerh No: 16774 - Ekleyen: Buminhan DUMAN - Tarih : 30-05-2018 00:07)

Dava konusu olayda zararın 10.7.2009 tarihinde Erzincan İli'nde yapılan mühürleme işleminden kaynaklanması karşısında uyuşmazlığın görüm ve çözümünde 2577 sayılı Yasanın 36/a maddesi uyarınca Sivas İdare Mahkemesi yetkili bulunmaktadır.
(Şerh No: 16773 - Ekleyen: Stj.Av.Turgut AYTEKİN - Tarih : 24-05-2018 16:32)

Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir
(Şerh No: 16772 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 21-05-2018 20:55)

İŞE İADE YÖNÜNDEKİ İRADENİN SAMİMİYETİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME İÇERMEKTEDİR: Davacı işçi ile banka yetkilileri arasında 05.08.2015 tarihinde davacının işe davet görüşmesinin yapıldığı, işe başlaması yönünde uğraşıldığı anlaşılmaktadır. Ancak fesih nedeninin davacının iş ortamında uyumsuz bir kişi olduğuna ve iş arkadaşlarının motivasyonunu bozduğuna ilişkin olması karşısında; davacı işçinin davanın sonuçlanması yolu ile işe başlama iradesinde bulunmuş olmasının yasaya uygun olduğu anlaşılmaktad...
(Şerh No: 16771 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-05-2018 21:32)

Cinsiyet kimliğinin tanınması amacıyla TMK madde 40 çerçevesinde cinsiyet değiştirme ameliyatına izin verilebilmesi için üreme yeteneğinden yoksunluk şartının Anayasanın 17. ve 20. maddelerine aykırı düştüğü yönünde yapılan itiraz başvurusu oyçokluğuyla kabul edilerek sözü edilen şart iptal edilmiştir.
(Şerh No: 16770 - Ekleyen: Özge YÜCEL - Tarih : 05-05-2018 16:58)

Nüfus kayıtlarında biyolojik cinse göre yazılmış bulunan cinsiyetin kişinin cinsiyet kimliğine uygun hale getirilmesinin yani cinsiyet kimliğinin hukuken tanınmasının önünde bir engel olarak görünen cinsiyet değiştirme ameliyatı olma zorunluluğunun Anayasa madde 17 ve 20'ye aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için itiraz yoluna gidilmişse de Anayasa Mahkemesi itirazı oyçokluğuyla reddetmiştir.
(Şerh No: 16769 - Ekleyen: Özge YÜCEL - Tarih : 05-05-2018 16:50)

 Önerge  [TCK. 158] 6456 sayılı Kanun Madde 40 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “Ancak, (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.”
(Şerh No: 16768 - Ekleyen: Av.Murat ÖZSARI - Tarih : 28-04-2018 11:04)

İşyerinde diğer işçilerin ücretlerine zam yapılmasına rağmen bir işçinin ücretine zam yapılmaması eşit işlem borcuna aykırılık teşkil etmeyebilir. İşçi ile işveren arasında zam yapılması konusunda yazılı bir sözleşme bulunmadığından feshin haklı nedene dayanmaz.
(Şerh No: 16767 - Ekleyen: Av.Evren AKÇAY - Tarih : 24-04-2018 16:01)

"Velayet hakkı tevdi edilen annenin çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesi" yönündeki talebinin velayet hakkı kapsamındaki yetkilerin kullanımı ile ilgili olduğu, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme hakkının da yer aldığı, aynı hukuksal konumda olan erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil edeceği, evlilik birliği içinde doğan çoc...
(Şerh No: 16766 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-04-2018 00:08)

Zamanaşımı sebebi ile davanın reddine karar verilmesi halinde, davanın esasına girilmiş sayılacağı ve bu sebeple, nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekeceğine dair 2018 tarihli HGK' dır.
(Şerh No: 16765 - Ekleyen: Stj.Av.Çiğdem KÖSE - Tarih : 16-04-2018 18:35)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,05437112 saniyede 9 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.