Hasta Hakları Hukuki Destek
Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları
Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen
sanal bir destek merkezidir.
HASDEM hasta hakları ihlalleri ile karşılaşan
mağdur hastaların internet ortamında kimliklerini
gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma
Grubu üyelerinin destek mesajlarına ulaşmalarına
yardımcı olur.
» THS Hasta Hakları Çalışma Grubuna Hasta Haklarının geliştirilmesi faaliyetlerine katkıda bulunmayı amaçlayan ve grubun hedeflerini ve ilkelerini paylaşan herkes katılabilir.
» Gruba Katılım için öncelikle Türk Hukuk Sitesi üyesi olunması gerekir. (THS Üyesi değilseniz üye olmak için tıklayınız)
» Gruba soru sorma amaçlı üyelik başvuruları kabul edilmez. Soru sormak isteyen ziyaretçilerin, bu linkte açıklamaları takip etmeleri beklenir. Gruba katılım grup içinde yapılacak çalışmalara ve organizasyonla aktif olarak katılmayı gerektirir.
» Gruba katılmak isteyen site üyeleri, bu sayfayı ziyaret ederek katılım başvurusunda bulunabilirler.
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) forum alanı, THS
Hasta Hakları Çalışma Grubu Üyelerimizin
mağdur durumda olan kişilere hastahaklarına
ilişkin problemlerinde önerilerde bulundukları
bir iletişim platformudur.
Bu alana soru göndermek için site üyesi olmak
gerekmemektedir. Alan
kural ve ilkelerine uygun nitelikteki
sorular HASDEM editörleri tarafından onaylandıktan
sonra alanda yayınlanır.
Aşağıda daha önce sorulmuş soruları ve yanıtlarını bulabilir, eğer sorunuz daha önce alanda yanıtlanmamışsa, sorunuzu alana gönderebilirsiniz..
ben 27 ocak 2010da sgk gecmeyen bi hastanede 34 haftalık erken doğum yaptım.bebeğim yoğun bakıma alındı 10 gün kaldı.hastane masraflarını ben ödedim acaba sgkdan talep edebilirmiyim?
kulaklarına t tüp takılmak için hastaneye yatırdığımız oğlumuzun bademcik sorunu olduğu ve onunda alınması gerektiği söylendi bizde çocuk için olumlu olacaksa yapılmasını istedik ve 07 07 2010 tarihinde saat 08,20 de ameleyata girdi ve uzun süre çıkmadı ondan sonra emeleyata giren çocuklar ameleyata çıkınca biz şüpelenmeye başladık içerden bilgi almamız hemen hemen imkansızdı saat 10 00 dan itibaren bize çocuğunuzun ameleyatı başarılı geçti şuan uyandırılma odasında diye oyaladılar saat 11 00 de artık iyice şüphelenince bu sefer çocuğunuz uyandı birazdaha bekleyin çıkacak denildi ve biz saat 12,30 kadar değişik doktorlar tarafından benzer ifadelerle rahatlatmaya çalıştılar ve en nihayet 12,30 da çocuğumuz görebildik her nekadar bize söylemeselerde çocuğmuzun fazla narkoz verilerek nabzı dakikada 250 atarak taşi kardi denilen koma durumuna girdiğini öğrendik fakat doktorlar bunun anesteziden kaynaklanmadığını çocuğun kalp sorunu olabileceğini söylediler bunu üzerine bize en yakın zamanda bir kalp uzmanına çocuğun muhayne edilmesini istediler türkiyenin en iyi çocuk kardiyoleji uzmanlarından biri olan x hocaya gösterdik oda çocuğumuzun hiçbir kalp sorunu olmadığını söyledi.bu durumda biz bu fazla narkozdan dolayı taşikardi durumuna sokan doktorlar veya hastene hakkında dava açabilirmiyiz açarsak ne şekilde açarız yardımcı olursanız şimdiden teşekkür ederiz çünkü çocuğumuz neredeyse ölüyordu ve cezasız kalmasını istemiyoruz
Aralık 2009 da iş yeri açma ruhsatı almak için başvurduğum belediye beni sağlık raporu için verem savaşa yolladı. Aldığım sonuçta akciğerde sıkıntı olduğu sağlık raporu veremeyeceğini bir üst hastaneye sevk edeceğini söyledi. Gittim bronkoskopi denilen bir operasyon yapılıp parça alındı sonuç menfi geldi yani temizdi.Tomografi ve röntgen sonucu ameliyatla parça alınması için daha donanımlı olan üniversite hastanesine sevk edildim.Ameliyatla parça alındı ve biyopsi raporuna göre tüberküloz (verem) teşhisi kondu.Verem savaş dispanserine gitmem söylendi.Onlarda biyopsi raporuna göre tedavime başladı 3 ay günde 4400 mg yani günde 10 adet antibiyotik ile tedavi başladı sonraki 3ay ise 1200 mg günde 3 adet antibiyotik ile 6 ay tedavi gördüm.işyeri ruhsatı alamayacağımdan iş yerini kapattım.Toplum içinde ister istemez veremli hasta muamelesi gördüm.Eşimin ailemin 6 ay boyunca huzuru kaçtı.Günlerce mide bulantısından iştahsızlıktan karın ağrısından yatamadım düşünün günde 10 adet aç karnına ağır antibiyotikler alıyorsunuz.
Neyse 6 ay sonunda tekrar tedavimin ne durumda olduğunu öğrenmek için tekrar gittim. Her zamanki doktorum bir gelişme olmadığını aynı şekilde hastalığın devam ettiğini başka bir bölüme görünmemi istedi.Gittim bakan doktor bakar bakmaz benim tüberküloz değil röntgenlerde bu hastalıkla çok karıştırılan sarkoidoz olduğumu söyledi ve tüberküloz ilaçlarına artık devam etmememi söyledi.Önümüzdeki hafta heyeti toplayarak bana haber vereceklerini tedavime nasıl devam edeceğimi söylediler.
Anlayacağınız ben yanlış teşhis ile 6 aydır kendimi mahvettim.Elimde her türlü belge mevcut biyopsi patoloji raporları o raporlara istinaden verem savaşta tedavime başlandığı 6 aydır tedavi gördüğüm bu süreçteki filmler raporlar vs.
Sizden hukuki haklarımı ve izlemem gereken yolları söylemenizi rica ediyorum.Ayrıca maddi olarak büyük sıkıntılara girdim ama bu işin peşini bırakmayacağım çünkü beni mahvetti.Avukat ücretini nasıl karşılayabilirim açacağım dava ile bunu karşılayabilir miyim.
abimin eşi hamileliğinin 40.haftası geçmesine rağmen doğuma alınması ihmal edildi ve bebeğin ilk kaka yutması denen durum nedeniyle yoğun bakıma alındığı ama korkulacak birşey olmadığı söylendi.doktorlara güvendik suni sancı serumu verildi nst denilen cihaza bağlandı fakat cihaz doğru veri vermiyordu sancının çok yoğun olmasına rağmen cihaz çok düşük verilere işaret ediyordu doğuma başlanması çok uzun sürdü doğumhanenin önünde beklerken bu cihazlardan birinin hemşire tarafından düşürüldüğüne şahit olduk diğer hemşirelerden bir tanesi de bunun daha önce de tekrarlandığını gülerek ifade etti. saatlerce sancı çekilirken defalarca hemşirelere doktorun gelmesi gerektiğini en azından hamile bir bayana psikolojik olarak destek vermesi gerektiğini söylememize rağmen doktorun ameliyatta olduğunu çıkınca geleceğini söylediler.durum bununla da kalmadı hamile bayandan yeşil renkte bir sıvı geldiğini hemşirelere bildirdik ve onlar da saklamamız gerektiğini ve doktorun bakacağını söylediler.fakat doktor gelmedi ve bakmadı o sıvıya saatler geçti..çok sonra merak edip araştırdığımız bu durumun aslında çok tehlikeli olduğunu bebeğin solunum problemi yaşayarak kakasını anne karnında yapmış olacağına bilgisine ulaştık.yani o yeşil renkli sıvı bebeğin kakası olabilirdi ve bu durumunda hemen doğuma alınması gerekirse sezeryan doğumun yapılması gerektiğini öğrendik
ihmaller ziinciri ve şuan bebeğimiz yaşam mücadelesi veriyor umarım kurtulur.
hangi yollara başvurmalıyız şimdiden teşekkürler
merhaba.
5/7/2010 tarihinde böbrek taşı şikayetiyle gittiğim özel hastanede 7/7/2010 tarihine kadar tetkik ve tedavim sürdü doktor 10/7/2010 tarihine kadar istirahat uygun gördü.ancak verilen evraklarda 5/7/2010 giriş.7/7/2010 işbaşı 8/7/2010 tekrar giriş 10/07/2010 işbaşı şeklinde iki adet ayrı rapor verildi.şu an işveren üç günden az olduğu için ücretimi ödemiyor sgk da üç güne kadar olanı ödemiyor..yani özel hastanenin yapmış olduğu işlemden dolayı mağdur oldum.özel hastanenin bu uygulaması doğrumudur.değilse ne yapabilirim ...yardımlarınız için teşekkür ederim.
Daha önceden psikiyatrik bir hastalık nedeniyle tedavi (yatarak ve ayaktan) gördüğü bilinen, kullanması gereken ilaçları kullanmadığı için veya kullandığı ilaçların artık yetersiz gelmesinden dolayı çevresindekilere rahatsızlık veren (fiziksel şiddet yok), korku salan bir kişinin hem aynı muhitte oturan bir kişinin hem de mahalle muhtarının ayrı ayrı vermiş oldukları dilekçelerine (Dilekçeler Kaymakamlık Makamı tarafından ilgili kurumlara havale edilmiş) istinaden sağlık ve emniyet ekiplerince kendi rızası dışında hastaneye götürülmesi ve tedavisinin sağlanması hukuki olarak uygunmudur? Kişi annesiyle kalıyor ve ilk girişimde evinin kapısını açmamıştır ancak annesinin kapıyı açması yönündeki çabaları boşa çıkmıştır. Kesin olmamakla birlikte annesinin de benzer rahatsızlıkları olduğu ve/veya oğlunun anneye fiziksel şiddet uyguladığı yönünde duyumlar mevcuttur. Annenin fiziksel olarak oğluna karşı koyma imkanı yok ve başka da ulaşılabilecek akraba yok.Bu kişi dışarıda görüldüğünde müdahale edilerek hastaneye götürülebilir mi?
Merhaba;
özel hastaneden almış olduğum 1 gunluk raporu iş yerim kabul etmıyor ve devlet hastanesınden almamı istiyor özel hastane 1 gunluk rapor kabul edılmezmı
Malüllük aylığımın kesilmesine neden olan kurum sağlık raporuna karşı Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz ettim. Ancak Yüksek Sağlık Kurulu bu talebimi reddetti. Yüksek Sağlık Kurulunun red kararına karşı hangi mahkemede dava açmalıyım ? Teşekkür ederim.
merhaba ben lise son sınıf öğrencisiyim bu sene 19u özürsüz olmak üzere toplamda 44 gün devamsızlığım vardı fakat sağlık problemimden dolayı acilen ameliyata alındım ameliyat olduğum hastane 9 günlük rapor verdi ancak devamsızlık hakkım olmadığından okul idaresi raporu kabul etmiyor , özel hastane olduğu için heyet raporuda veremiyorlar ssk ile anlaşmalı bir hastane.Bu durumda ne yapabilirim . teşekkürler
Resmİ Bİr Hastanede GÖrevlİyİm .saĞlik Mensubuyum
Bİr Hastam Hastanemİzde YapilmiŞ Olan Tahlİl Ve Tetkİklerİnİ İstedİ .tahlİl Ve Tetkİklerİnİ Yasa GereĞİ Vermek Zorundamiyiz
İyi günler,
kabızlık sorunu olan çocuğumu götürdüğüm çocuk doktoru tarafından doğuştan bi sorun olabileceği söylenip boyalı barsak filmi istendi. Hastanenin radyoloji bölümünde çocuğumun makatına hortum sokulup boyalı su verilerek barsak filmi çekildi. Çocuğum çok ağladı ve ailece çok üzüldük. Bu film çekilirken onayımız alınmadı. Şikayetçi olabilir miyiz, filmi isteyen doktordan mı çeken doktordan mı şikayetçi olabiliriz? Yardımcı olur musunuz? Teşekkürler
İşyerime hakkımda kimin yazdığı belli olmayan bir ihbar geldi. İhbarı yazan kişi kullandığım ilaçların isminide zikrederek Kronik Hepatit B hastası olduğumu ve hastalığımı işyerimden gizlediğimi, hastalığımın bulaşıcı olduğunu diğer çalışanlarada bulaşabileceğini belirterek işverenime nasıl olurda diğer çalışanların sağlığını düşünmediğini yazarak resmen işten atılmam gerektiğine getirmiş olayı. Konuyu bir doktor arkadaşıma sordum. Kullandığım ilaçları ailemden başka kimse bilmediği için başka birinin bu bilgiye nasıl ulaşabildiğini sordum. Doktor arkadaşım TC Kimlik Numarası ile eczanelerden bu bilgiye ulaşılabileceğini öğrendim. Basit bir araştırma ile şunu öğrendim. Eczanelerin Sosyal Güvenlik Kurumunun internet ortamında sağladığı Medula denen bir programı kullandıklarını ve bu programda hastaların geçmişte kullandıkları tüm ilaçları TC Kimlik Nosu girilerek görebildikleri ve yazıcıdan çıktı alabileceklerini öğrendim. Medula denen programı devlet hastanelerinin ve gözlükçülerinde kullandığını ancak ilaç bilgilerini göremediklerini öğrendim. Sonuç olarak bunu yapan kişi bir eczane vasıtası ile bu bilgilere ulaşmış. Danıştığım eczacı hergün yüzlerce kere bu sisteme girdiklerini, birçok kere hastaların veya hasta yakınlarının ilaçlarının bitiş tarihlerini takip edebilmek için kendilerinden ilaç dökümlerini istediklerini söyledi. Benim içinde birisinin yakınıyım diye bunu herhangi bir eczaneden öğrenmiş olabileceğini söyledi. Masumane bir isteği geri çevirmeyen eczanenin bilmeyerek (bilerek de yapmış olabilir)hastalık bilgimi ifşa etmiş olması karşısında ne gibi hukuki hakkım vardır? Eczanenin kim olduğunu nasıl öğrenebilirim? Dava açma hakkım var mıdır? Manevi tazminat hakkım var mıdır? Hasta Hakları yönetmeliğinde sağlık personelinin hastalık bilgilerimin izmin olmadan açıklanamayacağı yazmaktadır. Eczanelerde sağlık çalışanlarının bir halkası olduğu için bu yönetmelik onlarıda bağlar.
İyi günler,
Önümüzdeki ay boşanma davam var. Bundan birkaç yıl önce eşimden yediğim dayaklardan usandığım ve başka bir çarem olmadığını düşünerek intihar etmek istedim. Eşim beni baygın bir vaziyette bir devlet hastanesine kaldırdı (dayaktan heryerim morarık ve kan içindeydi). Benim öğrenmek istediğim, acaba nasıl sağlık ve varsa adli raporuma ulaşabilirim ? Bu konuda yardımlarınızdan dolayı şimdiden teşekkür ederim.
merhaba.ben çok üzücü bir trafik kazası geçirdim.bir çocuğa çarptım arabamla.burnunda kırılma oldu.hastane güvenlikçileri (karakolu arayarak) eğer hastane masraflarını ödersek ailesi şikayetçi olmaz ve tutanakta tutulmasına gerek kalmaz dediler.şikayetçi olmadılar.
fakat hastane(M____ HASTANESİ) trafik kazası olması nedeniyle hastanın SSK lı olmasına rağmen normal ücret
alacaklarını söylediler.acaba bu doğru bir uygulamamıdır?çünkü hastanede bu konuda bilgisizdi.bilgisi olanlar yardımcı olursa sevinirim...teşekkürler
öncelikle aydınlatıcı için sizlere sonsuz teşekkürler. Vermiş olduğunuz doğru bilgiler
doğrultusunda "bilinçsiz" vatandaşlarımıza yol göstermeniz güzel bir olgu. iyi ki varsınız
Bunlardan bir tanesi de benim belki de böyle bir şeyin başımıza gelmesini bekleyecekmişiz..
24.07.2008 tarihinde yardımcım ve şoförümle birlikte trafik iş kazası yaptım. (iş göremezlik rapor parası alıyorum)
müfettişlerin tutmuş olduğu rapor (ben raporu görmedim) sanırım trafik iş kazası olarak belirlendi.
22 aydır tedavim ve raporum devam ediyor. Vücudumda bir çok kırıklar mevcut sol kalçam, sol kolum (his kaybı var), kaburgalarım
kaynamış sağ ayak kalça ve femur boyun kırığı, tibia kırığı kaynamamış, tek değnekle yürüyebiliyorum deynek olamadan adım atamıyorum
doktorlar 45 günlük rapor veriyorlar ve uzadıkça uzuyor....doktorlardan "malüllük azaltılabilir veya eksiltilebilir" yazısı almam gerekiyormuş.
İstememe rağmen doktorlar veremeyeceklerini SGK kurumunun istemesi (resmi olarak) sonucu verebileceklerini söylüyorlar. SGK ya defalarca
yazdığım dilekçe neticesinde raporum ve tedavim devam ettiğini söylüyorlar ve rapor bitmeden istemeyeceklerini söylüyorlar
fakat uzun zaman oldu neden istemiyorlar onuda bilmiş değilim..Adli tıpın vermiş olduğu "bedenden iş kayıp oranı %49.2"
1) Bu yazıyı almam için hangi kuruma ve nasıl müracat etmem gerekiyor ?
2) Raporlu olduğum primden sayılır mı ?
3) İşveren çıkış vermiyor tek taraflı iş akdimi fesh edersem haklarım kaybolur mu ?
4) İşverene Maddi manevi tazminat açma hakkım var mı ?
5) Üniversitelerde yapılan tedaviler geçerlimidir ? (Çukurova Ü.T.F)
6) İş akdimi fesh etmek için nasıl bir yol izlemem gerekir ?
şimdiden vermiş olduğunuz cevaplara sonsuz teşekkürler
iyi günler
11 martta tüp bebek transferim yapıldı 12 gün sonra gebe kaldığımı testle öğrendim ve ogünden sonra dr kontrolünde kan tahlillerim ve usg lerim yapıldı doktorum bana gebelik kesesini gördüğünü söyldi kanamam vardı doğum hastanesine gittim ordaki doktorlar gebelik kesesinin görünmediğini söylediler bana ama tüp bebek merkezinin doktoru ısrarla olduğunu söyledi ve her gün progesteron iğnesi oldum fakat daha sonra dış gebelik olduğunu söyledi iç kanama geçirdim teşhiste çok geç kaldığını düşünüyorum nereye şikayet edip hakkımı arayabilirim
Bir sene önce çalıştığım kurum tarafından ödenen özel sağlık sigortamı iş değişikliği nedeniyle kendim yenileyeceğim zaman başka bir özel sigorta şirketi aynı koşullarla yenileyeceğini 1 sene sonra ömür boyu garanti vereceğini belirtti. Daha önce yapılmış göğüs ultarasonu raporlarını isteyip, bu raporlar için kontrol ve tedavilerinde suprime ödemesine sözleşmeye ekledi. Bu sene sigorta yenileme sürecinde önce ömür boyu garanti vermeyeceğini, ardından vereceğini ancak göğüs teşhis ve tedavilerini kapsam dışı bırakcağını belirtti. bu seneki kontrollerde geçen sene inceledikleri raporlardan herhangi bir farklılık olmamasına rağmen böyle bir muafiyete karar verdiler.Bu muafiyet tek taraflı ve sebepsiz karar verildiği için bu sene içindeki raporu tekrar paylaştım ve suprime ödemeli ömür boyu garanti ile devam etmek istediğim sigorta talebimi reddettiklerini belirttiler. subjektif ve sadece sigorta şirketinin insiyatifi ile belirlenen bu kriterler için ne yapabilirim?
Merhaba,
Yaklaşık 1 ay önce annemi tedavi gördüğü bir üniversite hastanesinde "zatürre" nedeniyle kaybettim. Lenf kanserini yenen annem, zatürre nedeniyle önce serviste, sonra da yoğun bakım ünitesinde 3 gün kaldıktan sonra vefat etti. Yoğun bakım ünitesinde ilk gün uyanık olan ve oksijen maskesiyle destek verilen annemin, gerekli görülmesi halinde uyutularak tüpe bağlanacağı, ama bu işlemden önce bize haber verileceği belirtildi. Uyutulmadan önceki sabah ziyaret saatinde ailenden birinin yanına girilmesine izin verilen annem, akşam vardiyasına gelen doktorun kararıyla gidişatın kötü olması sebebiyle bize haber verilmeden uyutuldu. Burada önemli olan nokta, kanser hastası olup tüpe gerek duyulacak kadar kötüye giden bir zatürre hastasının % 20 oranında uyanma ihtimalinin olduğunun doktorlar tarafından bilindiğinin bir sonraki gün hastanenin doçent ünvanlı yoğun bakım doktorları tarafından bize bizzat bildirilmesidir. Acil bir durum halinde gerekenin yapılmasını en yakınları olarak elbette ki bizler isteriz.Fakat işlemin illa “o an” gerekli olmadığını asistan doktorun “hastayı makinaya bağladım, bağlamasaydım yarım saat bir saat içinde kendiliğinden biterdi” ifadesinden anlamış bulunmaktayız. Bu durumda % 20 uyanma ihtimali olan bir hastaya, uyutulmadan önce sadece 1 dakikalığına da olsa ailesinden 1 kişinin gösterilmesini istememiz şikayet sebebi olabilir mi? İdam cezasından önce bile mahkumların son isteklerinin gerçekleştirildiği bir dünyada,vardiyayı aldığı doktorun verilerine göre gidişatın kötü olduğunu gören, uyanmama ihtimalini bilen ve uyuttuktan sonra bunu bize vurgulayan, buna rağmen hastaya ailesinden birini göstermeyi düşünmeyen bu doktor adayını şikayet etmek istiyorum.
Asistan doktorun başta şahsıma olmak üzere ailemize yaklaşım şekli de belki de ilk paragrafta yazmam gereken kısım. Sorumluluğu üzerinden atmak istercesine gerçekleri ifade ederkenki kızgın üslubu, sinirli beden dili (göğsünü şişirerek, kaşını kaldırarak, burun deliklerini aça aça nefes alışverişlerini hissettirerek konuşması), yükselen ses tonu, hastadan bahsederken kullandığı seçtiği kelimeler ve bizim onun ağzından çıkan acı gerçeklere odaklanmamız sebebiyle kendisine karşı tepkisizliğimiz, yaşadığımız şoktan sonra birbir aklımızdan geçti. Hasta ve hasta yakınlarının duygusal dünyasıyla ilgili empati, vicdani sorumluluğa uygun bir iletişim şekli vs..değil beklediğim. Bunları özel hastaneler dışında “hak” olarak maalesef henüz tanımlayamıyoruz. Hak olarak gördüğüm ve istediğim tek şey, sadece “insan” olduğum için “insani” bir muamele görmek. Sadece ismini bildiğim fakat soyismine bir türlü ulaşamadığım bu asistan doktoru nereye şikayet edebilirim? Kayıbımdan sonra, böyle bir şikayetle kendi adıma kazanacağım bir şey olamayacağının bilinciyle amacım bizden sonrakilere bu şekilde yaklaşımda bulunulmasının önüne geçmek. Yardımcı olursanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler.
Saygılarımla
agrı şikayetlerim yüzünden 10/06/2009 tarihinde kadın dogum doktoruna gittim.adet düzensizligim yüzünden hormon tahlili yaptı. rolaktin adlı hormonum en fazla 29.9 olması gerekirken 109.69 çıktı. parlodel isimli bir hap verdi,bitene kadar kullanırsam düzelecegini söyledi.ancak ilaçı bitene kadar kullandım ama şikayetlerim geçmedi.bende doktor yeterince ilgelenmedigi için bu kez 17/11/2009 tarihinde genel cerrahi doktoruna gittim aynı hormon tahlillerini yaptırdı gene parlodel isimli ilaçı bir ay kullanmamı ilaç bittikten sonra gelmemi söyledi.07/01/2010 tarihinde geri gittigimde tahlillerimi tekrarladıbu sefer sonuç 165,41 çıktı . yüksek oldugu için beyinden ilaçlı hipofiz emarı çektirmemi istedi ve şonuçlar hipofiz bezinde 4 mm mikroadenom halk diliyle beyin tümörü oldugu saptandı.araştırma yaptım ve normalde prolatin hormonu 100 üstünde oldugu zamanlarda direkt olarak ilaçlı hipofiz emarı çekilmesi lazımmış doktorun ihlali yüzünden geç teşhis konldu. üstelik hastalıgımı kadın dogumcunun fark atmesi gerkiyordu
Ancak öğretmen olduğum için il Milli Eğitim müdürlüğü sağlık birimine yeni işlemlerin nasıl olacağını danışıp burdaki İç hastalıklarına bağlı medikal onkolojiye refakatli sevki uygundur yazısını almak için gittim olağan şartlarda bugünde o evrak ve okulumdan aldığım üst yazıyla il milli eğitime gidip ordan da gidebileceğim yazısını alıp TC no ile orda giriş yapacaktım ancak burdaki medikal onkolog onun artık 4C kapsamında olduğumuzu
bütün haklarımızı kaybettiğimizi en yakın ile sevk etmesi için bile burda tedavi olamadığımın ortaya çıkması gerektiğini söyledi.Ben devlet okulunda çalışıyorum okulum özelleşitirilmedi ki statümde değişsin bunu biliyorum ancak dr beye madem böyle olduğunu biliyorsunuz yazılı olarak bu sözünüzü deyin ben de SGK il sağlık müdürlüğü vb yetkili kurum amirine danışayım dedim yazılı cevabı reddetti ben yine de bugün SGK ve il sağlık müdürlüğü yetkilisine danışacağım mağdur edilmemem için cuma akşamına dek vaktim var , ne yapabilirim ?
merhabalar,
02,03,10 tarıhınde 26 yaşındaki kız kardeşimi kaybettım.27,02,10 cmt.gunu el ve ayak parmaklarında acıma uyuşma hıssı oluştu.28,02,10 buyuk bır devlet hast.nörolojı acil serv.gittik.tomografı ve kan tahlıllerınde bır sey bulamadılar.psıkıyatrı acıl serv.sevkettıler orada da bırsey cıkmadı sakınlestırıcı yapıp evde ıstırahat etsın gecer deyıp eve yolladılar.01,03,10 pazrt. sabahı kardesım yatakta hıc kıpırdayamıyordu.hemen başka bır devlet hast.nörolojıye gıttık orasıda nörolojık bır sey olmadıgını psıkıyatrıye gıtmemızı soyledı.psikiyatrı serv.gıttık bır sınır krızı gecırıyor 1 hafta dınlensın gecer deyıp gonderdıler... 01,03,10 sabahı kardesım boynunuda kullanamıyordu felçlı bır hasta gıbı yatakta yatıyor tuvalet ıhtıyacını bıle hasta bezı ıle gıderıyordu.ılk gıttıgımız hastaneye tekrar gıttık bu haldeyken bıle kardeşime yatış yapmıyorlardı..önce psıkıyatrıye gırış yaptık bır sey yok norolojık dedıler ordan tekrar norolojıye gectık butun bu gecışler ambulanslarla yapıldı..acıle yatırdılar serum taktılar beslenmesı ıcın ama kardeşim artık tukurugunu bıle yutamıyordu...kaybetmemıze 1-2 saat kala sınır ucu ıltıhabı teshısı kondu ıc organlarda gelıştıgını teşhısının cok zor oldugunu söyledıler...ben napabılırım kımden hesap sorabılırım hayat dolu bır ınsanın sedyelerde 3 gun boyunca suruklenmesını gözümüzün önünde ölmesinin ilgisiz ve yetersız doktorları kıme sıkayet edebılırım...yardımcı olursanız cok duacı olurum...acımız çok büyük...
İlaç kullandık bozuk çıktı elimde rapor var ilacın bozuk olduğuna dair ama nedendir dava açmak bu memlekette bu kadar zor sakatlık yada ölüm yok sonunda fakat ilaç bu ilaç ölmedik diye içelim oh ne ala hepsi bu kadarmı?suçlu yokmu İlacı piyasaya sürenin bundan para kazananın suçu yokmu tazminat davası aç 3-4 bin lira bumudur yanii...koskoca şirket için ne basit
Eşim sürekli kontrol altında olduğu tıp merkezinde son kontrolüne 2 mart 2010 tarihinde gitti.Kendisine herşeyin normal olduğu söylendi. Muayene sonunda normal doğum gerçekleşebilecek kadar herşey yolundaydı. Ancak eşimde hiçbir doğum sancısı olmadığından birkaç gün daha beklenmesi 5 mart 2010 da muayeneye tekrar gelmesi yinede bir sancı olmaz ise 8 mart 2010 tarihinde suni sancı ile normal doğumun gerçekleştirileceği söylendi. Ancak 4 mart günü gece saatlerinde hareketleri belirgin şekilde takip edilen bebekte 5 mart sabahı hiçbir hareket yoktu. Zaman zaman hareketleri hissedilmediğinden şüpheli görmediğimiz bu olay akşama kadar devam etti. Akşam üzeri tedirginlikle kontrole gittiğimizde bebeğin kalbinin durduğu tesbit adildi. Netice olarak orada bebeğin suni sancı verilerek normal doğumla alınabileceği söylendi. Bizim sezeryan ile olmasını istememiz olumlu görülmemesi üzerine eşimi Cerrahpaşaya götürdüm. Oradaki doktor muayene sonucu NORMAL ŞARTLARDA 38 HAFTALIKKEN DOĞMASI GEREKEN bebeğin 40 haftalık olduğunu ve doğum için geç kalınmış olduğunu tesbit etti. Ancak hastanede ki yoğunluktan dolayı orada doğuma müdahele edilmedi. 6 mart günü başka bir özel hastanede bizim isteğimiz doğrultusunda sezeryan ile ölü doğum gerçekleşti. Müdahaleyi yapan doktorun da bebeğin 40 haftalık olduğunu ve doğumda geç kalındığını söylemesi üzerine sürekli kontrollerine gittiğimiz doktorun ihmalkar mı davrandığı konusunda şüphelerim oluştu. Bu konudaki hukuki süreçle ilgili neler yapabileceğim konusunda bilgi verirseniz teşekkür ederim. Tıbbın ve techizatların bu kadar geliştiği bir ortamda böyle basit bir konudan dolayı başka yuvaların vicdan azabı ve hayal kırıklığı yaşamamasını diliyorum... SAYGILARIMLA...
Lütfen yardım edin. Kızım dört yıl evli kaldı ve bir senedir ayrı yaşıyorlardı. Boşanma davası sürüyor, iki yaşındaki torunumun geçici velayeti kızımdaydı, kızım bizimle Trabzon'da yaşıyor.
Torunum geçen hafta hastalandı,menenjit oldu. Cuma günü kaybettik. Herşey çok acı. Hastalandığında haber vermiştik, damadımın ailesi ve damadım geldiler.
Vefat ettiği zaman hastaneden almamıza izin vermediler. Kızım çocuğunun mezarının burada olmasını istiyor, ziyaret etmek için,aile mezarlığımızda. Damadımızın ailesi ve damadımız ise alıp kendi memleketleri Muğla'ya götürmek istiyorlar. Bu yüzden cenazeyi alamıyoruz. Kızım iğnelerle uyutuluyor.
Hukuken ne yapılabilir?
Lütfen yardım edin.
Eşim hamileliğinin 38. haftasında erken doğum teşhisiyle bir üniversite hastanesine yatırıldı. Herhangi bir sorun olmadığını ve sezeryana alınacağı söylendi. Ancak normalde en fazla süren bir saatlik operasyon dört saat sürdü ve bize oğlumuzun öldüğünü eşimin ise yoğun bakıma alındığını söylediler.
Üniversite hastanesinde otopsi yapılmasını istedik, yapıldı ve akciğer yetmezliğinden hayatını kaybettiğini söylediler.
Eşim ise doğumdan iki gün sonra iyileşti ve bir hafta sonra hastaneden çıktı. O zamanki acımızla ilgilenemedik, ancak kayınpederim, ameliyatta sadece iki asistan doktorun olduğunu tespit etti.
Şikayet ettik; soruşturma açıldı. Ancak soruşturma sırasında ortaya çıkan bazı veriler bebeğin alınmasında geç kalındığını ortaya koydu. Eşimi hastaneye yattıktan üç gün sonra sezeryana alan doktorla konuştuğumuzda ameliyat kararını imzalayanının kendisi olmadığını, bölüm hocasının imzaladığını ve dosyanın unutulduğunu söyledi.
Ameliyata giren doktorların da asistanlığının birinci yılını daha doldurmadığını öğrendik.
Ama tüm bunlara rağmen; soruşturma da sonuç alınmadı,hepsi aklandı.
Biz ne yapabiliriz?
Bu doktorlar ve sistem daha çok çocuğun ve annenin günahına mı girecek.
Teşekkü ederim.
Kerem G.
Eşim Kronik Pankreas hastası ve yaklaşık 2 ay önce bununla ilgili bir dizi tedavi gördü. Doktoru son kontrolde ona "pankreas çok güzel oldu" diyerek gönderdi. bundan kısa süre sonra Amerika'ya geldi. Ağrıları başlayınca hastaneye kaldırdık ve burada bir dizi test yapıldı. Çıkan sonuç;
- Pankreas'a uyumlu olmayan farklı bir stent takılmış
- Pankreas'da ufak bir taş bulundu(stent takılma ve çıkartma işlemi sırasında unutulduğu düşünülüyor).
- Pankreas'da kalıcı ve sadece ameliyat ile düzeltilebilecek ciddi bir hasar oluşturulmuş.
Bunları duyunca adeta şok oldum. Doktorlar bana nasıl anestezi yapılmadan endoskopi yapılabileceğini, taş ve böyle bir hasarın MRI ve Endoskopi ile kesin görülebileceğini(Ben doktoru ile konuştum böyle birşey yokmuş dediğim de Türkiye'de MRI yapılıyor mu diye bile sordular çünkü pankreasdaki hasarın görülememesi imkansız dediler)belirttiler ve bu tarz bir hasarın 1-2 ayda olmuş olamayacağını, nedeninin uzun süre takılı tutulan stentin yada yanlış bir operasyon sonucu olabileceğini belirttiler.
Bu durumda doktura karşı tazminat davası açabilir miyim? yada Bu gibi durumlarda ne gibi haklarımız var?
Merhaba,
Seksen yaşındaki babamı bir devlet hastanesinin dahiliye polikliniğine götürdüm. Doktor muayene etti bazı tetkikler istedi. Sonuçları görünce, hastadan ayırıcı tanı için bir de Akciğer tomografisi çekilmeli dedi. Ben hastamı yatırın, sonra ne yapılacaksa yapılır dedim. Doktor başka bölümü de ilgilendirebilir, onun için tomografi çekilmeli dedi. O sırada babamı eve götürmüştüm.
Doktorun istediği tetkiki yaptırmadık. Ancak aynı günün akşamı babam çok rahatsızlandı. Acile götürdük. Babam şu anda yoğun bakımda yatıyor. Doktorun istediği tetkiki gün içinde yaptırmadığım için suçlanabilirmiyim? Bir tanıdığım bana, hasta veya hasta sahibinin hakları yanında görev ve sorumluluklarının da olduğunu söyledi. Bu durumu tanımlayan bir yasa varmıdır?
Selamlar.
Annemi karın agrısı ve kusma şikayetiyle bulundugumuz sehirdeki ozel bir hastaneye goturduk. Pazar gunu olması sebebiyle uzmanlar yoktu. Dahiliye uzmanı, ultrason gorevlisini cagırtıp bakabildi, sonucta ultrasonda gordugu 7cm'lik lekeyi safra kesesinde kum teshisi ile degerlendirdi; agrı kesici yaparak ve bir de hap vererek bizi eve gonderdi.
Ertesi gun annem agırlasınca, acilen aynı hastanede solugu aldık. Aynı ultrasona bakan cerrah, acil ameliyat dedi. Ancak hastanelerinin bu ameliyat için yetersiz oldugunu soyledi. Hastamızı kendi rızamızla aldıgımızı belirten bir belge imzalatarak bizi universite hastanesine yonlendirdiler.
Universite hastanesi acil vaka olarak annemi ameliyata aldı, yarım saat suren ameliyat sonucunda çıkan doktorlar çok zaman kaybedildigi için hastaya mudahale şanslarının kalmadıgını, bagırsakların kangren oldugunu, organ naklinin dahi artık mümkün olmadıgını belirttiler. Ultrasonda gorulen 7 cm'lik leke, safra kesesi degil; bagırsakları besleyen anadamardaki tıkanıklıgın olusturdugu lekeymiş.
Ince Bagırsak nakli belki olabilir ümidiyle baska doktorlara da ulastık ancak bu olaydaki çözümün "ilk yapılan teşhisin doğruluğunu takiben, 6 saat içinde bağırsakların yeniden yapılandırılmasıyla mümkün oldugunu" öğrendik.
Yani özel hastanedeki doktorun yanlış teşhisi (malpraktis) sonucu kaybettigimiz saatler sonucu annemizi kaybettik.
Şimdi üç yolumuz var?
1-Kader boyleymiş deyip kabulleniriz ve bu doktorun aynı hatayı yapabilme olasılığının önüne geçememiş oluruz.
2-Hastaneye şikayet dilekçesi veririz, ciddiye alırlarsa doktorun uyarılmasını sağlarız
3-Doktora ya da ozel hastaneye, amacı bir hayır kurumuna destek olmak uzere tazminat davası açarız. Bu noktada davalara gidip geldikce sinirlenir, sonuca ulaşamazsak (sağlık kurulu ve bilirkişiler tabiiki doktorun yanında olacaktır) üzülürüz
Bu yollardan hangisini seçmem gerektiği konusunda çok kararsızım. HASDEM olarak sizce başka bir bakış açısı olabilir mi? Doğru hareket nedir?
Hamileliğimin başından beri gittiğim doktorum; otuz dördüncü haftaya kadar; normal vajinal doğumu destekliyordu. Ben de özellikle o doktora gitmeyi normal doğum yapmak istediğim için seçmiştim. Doktorun çalıştığı hastanedeki diğer tüm doktorlar sezeryanı destekliyorlardı.Otuz beşinci haftadaki kontrolümde bebeğin fazla büyüdüğünü normal doğum yapamayacağımı söyledi. Ben de buna inandım. Normal doğum tarihim 16-24 ocak 2010 arasıydı. Sezeryan 7 ocak tarihinde yapıldı, kızım normal boyutlarda dünyaya geldi. 3 kg. 380 gr. boyu ise 49 cm doğdu. Sezeryan yüzünden akciğerlerinde sıvı biriktiği için 12 gün hastanede yattı.
Doktorumuza sorduğumuzda cevap vermedi ve çok kaba davrandı. Özel hastane ise sorumluluk kabul etmedi ve sezeryan için kağıt imzaladığımı söyledi.
Ancak kızımın ultrason resimlerini gösterdiğimiz iki ayrı jinekolog kızımın normal doğuma uygun boyutlarda olduğunu söyledi. Hastanenin politikasının bu olduğunu; sezeryan oranının çok yüksek olduğunu öğrendik. Ne yapabiliriz?
Teşekkür ederim.