Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

4721 S.lı Türk Medeni Kanunu MADDE 118
Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.

Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz.

Gerekçesi için Bkz.

TMK 118'e yönelik kısa açıklama.

Üyemizin Notu: I.TANIM, KAVRAM, HUKUKİ NİTELİK VE TEMSİL YASAĞI

TMK118/1'e göre, nişanlanma evlenme vaadiyle olur. TMK118/1'de nişanlanma fiili düzenlenmektedir. Nişanlanma ile nişanlılık kavramı aynı değildir. Nişanlanma bir fiil iken, nişanlılık nişanlanmanın meydana getirdiği tüm hukuki sonuçları kapsayan bir hukuki durumdur. Nişanlanma, ayırt etme gücüne sahip olan bir erkek ve bir kadının birbirlerine ciddi olarak karşılıklı evlenme vaadinde bulunması iken; nişanlılık nişanlanma fiilinin meydana getirdiği hukuki ilişkiyi ifade eder.

Nişanlanmanın hukuki niteliği konusunda öğretide çeşitli görüşler olmasına rağmen baskın görüş nişanlanmanın aile hukukuna özgü sözleşme olduğudur. Nişanlanma ile iki taraf birbirlerine belirli bir irade açıklamasında bulundukları için nişanlanma bir sözleşmedir. Ancak, nişanlanma aile hukukuna özgü bir sözleşmedir. Çünkü, sözleşmelerde ifaya zorlama mümkün iken nişanlamaya zorlamak ve cezai şart, cayma tazminatı talebi TMK119 tarafından yasaklanmıştır. Her ne kadar nişanlanma aile hukukuna özgü bir sözleşme olsa da, TMK'nın aile hukukuna ilişkin kısmında özel bir hüküm bulunmuyorsa TBK'nın genel hükümleri nişanlanmaya uygulanabilecektir(TMK5).

Nişanlanmada temsil düşmanlığı geçerli olduğundan, nişanlanma iradesinin bizzat açıklanması gerekmektedir. Bu cümleden nişanlanma iradesinin açıklanmasında haberci kullanımının yasak olduğu sonucuna varılmamalıdır. Çünkü, haberci nişanlanma iradesinde bulunan kişinin iradesini değiştirmeden birebir açıklamaktadır. Ancak, nişanlanma iradesini kişinin annesi veya babası açıklarsa temsil yasağı gereğince nişanlılık ilişkisi kurulmamış olacaktır.

II.GEÇERLİLİK
A.Ayırt Etme Gücü
TMK'da nişanlanma ehliyeti hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, TMK125 ayırt etme gücüne sahip olmayanların evlenemeyeceğini öngördüğünden, evlenmesi mümkün olmayan bir kişinin nişanlanması da mümkün olmayacaktır. Nişanlanmada evlilikte olduğu gibi bir yaş sınırı yoktur. Nişanlanma evlenme vaadi olduğundan nişanlanacak kişinin en azından evliliğin ve evlilik hayatının gereklerinin ne anlama geldiğini anlayacak akıl ve olgunlukta olması gerekmektedir. Dolayısıyla, evliliğin ve evlilik hayatının anlam ve sonuçlarını algılayabilecek sınırlı ehliyetsizler de nişanlanabilecektir.

B.Yasal Temsilcinin Rızası
TMK118/2, "Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz" şeklindedir. Yani, nişanlanacak olan taraflar ergin değillerse nişanlanmak için yasal temsilcilerinin rızasını alması gerekecektir. Bu bakımdan TMK118/2, TMK126-127'ye de paralel niteliktedir. Küçük veya kısıtlı yasal temsilcisinin rızası olmadan nişanlanırsa, nişanlanma işlemi kendisi bakımından bağlayıcı olmayacaktır. Yasal temsilcinin rızasını açıklaması nişanlanacak olan kişinin yerine geçip irade açıklaması olarak algılanmamalıdır. Çünkü, nişanlanma kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Rıza, duruma göre izin veya icazet görünümünde açıklanacaktır. Yasal temsilcinin rızasına ihtiyaç duyacak nişanlı küçük ise rıza velayet kuralları çerçevesinde veli(anne ve baba veya velayet hakkı hangisinde ise) tarafından açıklanacaktır. Yok bu kişi kısıtlı ise, rıza vasi tarafından açıklanacaktır.

Nişanlanma taraflardan birisi bakımından geçerli olduğu halde, kısıtlı nişanlı için yasal temsilcinin rızasına ihtiyaç duyuluyorsa, yasal temsilciye uygun bir süre verilir ve bu süre içinde yasal temsilci icazet vermezse kendisi de nişanlanma ile bağlı olmaktan kurtulur. Vasi haksız nedenle nişanlanmaya izin/icazet vermiyorsa vesayet makamına şikayet mümkündür.

C.Kalıcı Evlenme Engellerinin Bulunmaması
Nişanlanma bir evlenme vaadi olduğundan ve tarafların evlenmeye engel hallerinin bulunmaması gerekir. Kesin evlenme engelleri nişanlanmaya engeldir; ancak kesin olmayan evlenme engelleri nişanlanmaya engel değildir. Nişanlanan taraflardan birisi nişanlanma anında evli ise nişanlanma ahlaka aykırılık sebebiyle geçersiz kabul edilecektir. Bu durum nişanlı bir kimsenin nişanı bozmadan başka bir kişi ile nişanlanması (yani bir kimsenin nişanlı iken başkasıyla nişanlanması) haline de uygulanacaktır. Bu gibi durumlarda diğer tarafın iyiniyeti korunmamaktadır.

III.NİŞANLANMA İRADESİNİN İÇERİĞİ
Nişanlanma iradesi evlenmek amacına yönelik olmalıdır. Nişanlanma bu bakımdan TBK29'da düzenlenen önsözleşmeye benzetilse de nişanlanmaya önsözleşme hükümleri uygulanmaz. Çünkü, önsözleşmede asıl sözleşmeyi gerçekleştirme yükümlülüğü bulunmaktadır. TMK119 ise nişanlanmanın evliliğe zorlama hakkı vermeyeceğini belirtmiştir. Nişanlanma iradesinin başlaması süreye bağlanabilir; ancak nişanlanmanın sona ermesi süreye bağlanamaz. Ancak, nişanlanmanın geciktirici ve bozucu şarta bağlı olarak yapılması da mümkündür. Örneğin, okulum bittikten sonra evlenelim ifadesi geciktirici şarta bağlı bir nişanlanma iradesidir.

IV.NİŞANLANMANIN ŞEKLİ
Nişanlanma şekle tabi değildir. Nişanlılığa yönelik ciddi ve geçerli olan irade beyanlarının karşılıklı olarak açıklandığı an nişanlılık ilişkisi meydana gelir. İradenin açık veya örtülü açıklanmasının bir önemi yoktur.

Yargıtay yeni bir kararında "Nişan; evlenme yaşına gelmiş kız ve erkeğin aileleri ile yakın dostları tarafından yörenin örf ve adetleri doğrultusunda evleneceklerine ilişkin bir çeşit söz vermedir. Nişanlanma, bir aile hukuku sözleşmesi olup, TMK'nın 118’inci maddesinde düzenlenmiş ve şekil şartı koyulmamıştır. Nişanın hukuken geçerli olması için belli bir ritüel içinde yapılmış olması, nişanın duyurulması(ilan edilmesi) ve aile bireylerinin şahitliği çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Davacı dava dilekçesinde nişanın bozulması nedeni ile kişilik haklarının zedelendiğini iddia ederek, maddi ve manevi tazminat ile alacak isteminde bulunmuş ise de; taraflar arasında geleneksel anlamda nişan merasimi bulunmamaktadır.
Somut olayda; taraflar gayri resmi şekilde bir araya gelmiş olup, bu durumda nişandan ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir. Dosya kapsamından tarafların nişanlanmadıkları anlaşıldığına göre, taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına, özellikle de haksız eyleme ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir" şeklindeki görüşünü bildirmektedir.

Yargıtay burada her ne kadar nişanlılığın kanun tarafından şekle bağlanmadığını belirtse de, nişan için yakınların şahitliği ile belirli ritüellerin gerçekleştirilmesi gerektiğini aramıştır. Ayrıca, Yargıtay bu şahitlik ve ritüelin bulunmaması halinde nişanın meydana gelmeyeceğini belirterek şahitlik ve ritüeli nişanlılığın şekil unsuru olarak düşündüğünü belirtmiştir.

V.TMK118'e DAİR BAZI YARGITAY KARARLARI
1-Evli bir kadının bir başkası ile fiilen birlikte yaşaması, tarafların nişanlı olduğu sonucunu doğurmaz: Yarg. 3.HD, 13604/875 K, 14.02.2006
2-Gayrı resmi evlilik (imam nikahı) ile taraflar nişanlanmış olmamaktadır: Yarg. 3.HD., 3375/3898 K. 11.04.2005


 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Stj.Av.Mustafa Zafer KÜÇÜKKURT
Hukukçu
Stajyer Avukat
Şerh Son Güncelleme: 07-09-2019

THS Sunucusu bu sayfayı 0,01854706 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.