Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

6100 S.lı Hukuk Muhakemeleri Kanunu - Son Eklenen Şerhler

6100 S.lı Hukuk Muhakemeleri Kanunu - Son Eklenen Şerhler

Davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış bir tanık ismi bildirmiştir. Ön inceleme duruşmasından önce de 27.04.2012 tarihli delil listesiyle diğer tanıklarının isimlerini bildirdiğinden bu liste ikinci tanık listesi olarak kabul edilemez.
(Şerh No: 15984 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-11-2014 21:52)

Tespit Masrafları Yargılama Giderlerindendir. Davacı yanca yaptırılan tespit masraflarının davacı yanca yapılan yargılama giderleri içerisinde nazara alınmaması da hatalıdır.
(Şerh No: 15906 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 11-10-2014 13:45)

Davacı, karışmadığı bir hırsızlık olayı sebebiyle aynı kimlik bilgilerini taşıyan gerçek sanık yerine kendisi hakkında üç kez gıyabi tutuklama kararı verildiği; her seferinde ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı; işlemlerin bariz hataya dayalı olduğu; suç işlemediği halde birden fazla kez gözaltına alındığı ve özgürlüğünün kısıtlandığını ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Hakimlerin hukuksal faaliyetinden dolayı devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesi için vekili...
(Şerh No: 15750 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 17:03)

Takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK m.170'te özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında HMK m.209 uygulanamaz. Senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiası da borca itiraz niteliğindedir ve bu konu da İİK m.169/a'da düzenlenmiştir; dolayısıyla bu yönden de HMK m.209'un uygulanma olanağı yoktur. HMK m.209 takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işl...
(Şerh No: 15748 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 17:03)

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılmasına mesnetle ikame edilen tapu iptal ve tescil ile terdiden tazminat taleplidir. Yerel mahkemece; davalı vekil yönünden tazminat istemi kabul edilerek diğer davalılar yönünden dava reddedilmiştir. Davaya konu taşınmazın satışı konusunda yetkilendirilen vekil, aslında taşınmazı davacıdan 14.000,00 TL bedelle satın aldığı, tapu masraflarını karşılayamadığından davacının önerisiyle vekaletname aldığı yönündeki savunmasını yazılı delille kanıtlamalıdır. B...
(Şerh No: 15747 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 17:03)

Davacı, teslim ettiği çeklerin sahte çıkması ve çeklerin sahte olduğunun kendisine bildirilmemesi sebebiyle davalı bankanın mevzuat gereklerini yerine getirmeyerek zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek açtığı davadan önce bankaya keşide ettiği ihtarnamede zararını belirlemiş; davayı, şimdilik kaydıyla kısmi dava olarak ikame etmiştir. Davacı, talep konusu uyuşmazlığın miktarını kendisi tarafından keşide edilen ihtarname ile açıkça belirlemiş olmakla kısmi dava açmakta hukuksal ...
(Şerh No: 15715 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-09-2014 11:49)

Davacı, davadan önce mahkeme kanalıyla yaptırdığı delil tesbiti sonucunda uğradığı maddi zararın miktarını kesin olarak belirlediği gibi dava dilekçesinde de anılan tesbit dosyasına atıf yaparak zararın tazminini talep etmiştir; dolayısıyla 6100 sayılı HMK yürürlükte iken açılmış dava, belirsiz alacak davası niteliğinde değildir.
(Şerh No: 15714 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-09-2014 11:04)

Eldeki dava, davacı tarafça HUMK yürürlükte iken kısmi dava şeklinde ikame edilmiştir. 6100 sayılı HMK hükümleri, aynı Kanunun 448. maddesine göre tamamlanmış usul işlemlerini etkilemeyeceğinden mahkemece davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın belirsiz alacak ve kısmi davaya imkan vermediğinden bahisle hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddi bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 15712 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-09-2014 17:30)

Davacının, tam dava açması gerekirken kısmi dava ikamesi halinde; dava ve usul ekonomisi bakımından HMK m.115/2 uyarınca davacıya, davasını tam dava olarak devam ettirmesi ve harcı tamamlaması konusunda kesin süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, davanın doğrudan usulden reddi isabetsizdir.
(Şerh No: 15711 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-09-2014 13:21)

Talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belli olduğundan somut olay bakımından kısmi dava açılamaz. Bu durumda mahkemece anılan bu husus dava şartı noksanlığı bağlamında ele alınarak HMK m.115/2-c.2 uyarınca işlem yapılması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak işin esasına girilmesi doğru olmamıştır.
(Şerh No: 15710 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-09-2014 12:59)

Dava konusu olayda, talep konusunun miktarı açıkça belli olup, taraflar arasında bu konuda herhangi bir tartışma bulunmadığından, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar; dava açıldığı anda var olmadığından, sonradan harcın tamamlatılması suretiyle bu eksiklik giderilemez ve davanın, dava şartı eksikliğinden, usulden reddi gerekir.
(Şerh No: 15709 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-09-2014 12:59)

6100 sayılı HMK.'nun 26. maddesi uyarınca hakim taleple bağlıdır. Talep edilmeyen bir konuda inceleme yapıp, karar vermesi mümkün değildir.
(Şerh No: 15707 - Ekleyen: Av.Murat ÇETİN - Tarih : 07-09-2014 12:50)

Görüş Değişkliği: Yargıtay 12. HD, bu kararında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte; borçlu sahtecilik iddiasını imza dışındaki bir unsura yönelik olarak yaparsa HMK 209'un uygulanacağı ve böylece takibin durması gerektiği yönündeki görüşünü değiştirerek, sahtecilik iddiasını borca itiraz olarak kabul edeceğini belirtmiştir.
(Şerh No: 15702 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 29-08-2014 23:05)

Muvazaaya mesnetle tapu iptal ve tescil talepli ikame edilen davada; yargılama aşamasında dava konusu bir kısım taşınmazların toplululaştırma işlemine tabi tutulduğu belirlendiği halde, toplulaştırma sonucu oluşan parsel kayıtları getirtilmeyerek infazda sorun çıkaracak biçimde kaydı kapatılan parseller yönünden iptal tescil hükmü kurulmuş olması doğru değildir.
(Şerh No: 15694 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-07-2014 12:53)

DEVAMLILIK ARZ EDEN TALEPLERDE KARARIN KESİN OLDUĞUNDAN SÖZEDİLEMEZ: Kayıp kaçak bedelinin başvuru tarihinden sonraki faturaların düzenleme biçimine de etkisi olacağı, bir başka deyişle kararın ileriye yönelik uygulaması bulunduğu ve bu yöndeki talebin de devamlılık arz eden bir isteme ilişkin olduğu, yine Dairemizce de benimsenen Hukuk Genel Kurulu'nun aynı doğrultudaki uygulaması da gözetildiğinde yerel mahkemece verilen kararın kesin olduğundan söz etmek mümkün değildir. Hal böyle olunca m...
(Şerh No: 15688 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-07-2014 18:28)

Davalı, jandarmada alınan ifadesinde davacının 24.500 TL'sini kısım kısım ödediğini belirtmek sureti beyanda bulunmuştur. Her ne kadar HUMK 236. maddesinde bu beyan mahkeme dışı ikrar olarak kabul edilmekte ise de HMK'da mahkeme dışı ikrar yer almamaktadır. Bunun yerine HMK199. Maddede belge olarak kabul edilen delil getirtilmiştir. Jandarma önünde yapılan beyan altındaki imza inkar edilmediğine göre, bu beyanın belge olarak kabul edilerek davalının 24.500 TL aldığının kabulü ile sonucuna göre k...
(Şerh No: 15681 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-07-2014 12:24)

Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesiyle husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124 üncü maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasın...
(Şerh No: 15676 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-07-2014 13:07)

Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesiyle husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124 üncü maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin "harçsız olarak" "davaya katılmalarını sağlama...
(Şerh No: 15674 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-07-2014 12:50)

MAHKEME KARARLARININ ŞEKİL OLARAK YAZIMINDA; TİMES NEW ROMAN (12) ZORUNLULUĞU
(Şerh No: 15671 - Ekleyen: Av.Nurgül ARAL - Tarih : 13-07-2014 14:12)

Davalının davaya süresinde cevap vermemiş olması, delil bildirme ve savunmasını ispat etme hakkını ortadan kaldırmaz. Delil çekişmeli vakıalar için gösterilir (HMK. Md. 187/1).Taraflar arasındaki çekişmeli hususlar ise ön inceleme duruşmasında belirlenir (HMK. Md. 140/1). Tahkikat tespit edilen çekişmeli hususların çözümü için yürütülür. O halde davalıya tanıklarını göstermesi için süre verilmeli, gösterdiği takdirde, tanıkları savunması çerçevesinde dinlenmeli ve tüm deliller birlikte değerl...
(Şerh No: 15617 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 02-07-2014 22:07)

Delil, çekişmeli vakıaların ispatı için gösterileceğinden ön inceleme duruşması yapılmadan, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar belirlenmeden, tarafların tanık listesi vermeleri de beklenemez.
(Şerh No: 15626 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 17:48)

Şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmelidir. ***Bunun yanında, şayet açılan davada asgari bir miktar gösterilmişse ve bunun alacağın bir bölümü olduğ...
(Şerh No: 15588 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 18-06-2014 21:30)

Dava, TARSİM Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bu sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödemek yükümlülüğü TARSİM A.Ş'ye aittir. Davacı, dava dilekçesinde davalıyı "Başak Groupama Sigorta A.Ş. Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Genel Müdürlüğü" olarak göstermiş; anılan poliçe dolayısıyla tazminat istediğini açıklamıştır. Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendi...
(Şerh No: 15580 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-06-2014 00:16)

Dava, davacının isim tashihi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki isim tashihine ilişkin talepte Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesi ve Ağrı Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi içtihadında, isim tashihi davalarının çekişmesiz yargı işlerinden olmadığı ve Hukuk muhakemeleri kanunu'na göre özel nitelikteki kanun olan Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun uygulanarak, isim tashihi davalarında Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, Yargıtay Hukuk G...
(Şerh No: 15571 - Ekleyen: Stj.Av.Arif Sadi KIŞLA - Tarih : 11-06-2014 13:47)

Mahkemece keşif yapılamadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Keşfin yapılması için gerekli ortamın sağlanamaması davanın açılmamış sayılması kararı verilebilecek sebeplerden değildir. Mahkemece; anılan konutların kapılarının açılamamasının davacının yetkisinde olan bir husus olmadığı da dikkate alınarak HMK m.288 vd. uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.
(Şerh No: 15570 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 11-06-2014 12:16)

Davacı işçi, davalı işverenin muvazaalı işe girdi çıktı işlemleri yaptığını ve geçersiz sayılması gereken bu işlem nedeniyle doğan fark işçilik ücret ve tazminat haklarının ödenmediğini ileri sürerek, fark kıdem tazminatı, fark aylık ücret, fark ikramiye, fark fazla çalışma, fark yıllık izin ücreti, hiç ödenmeyen sosyal yardım alacakları ve fark sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu edilen alacakların gerçekte belirli bir alacak olduğu...
(Şerh No: 15560 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-06-2014 16:02)

Davacı, davalı bankadan kullanmış olduğu kredi nedeniyle bankaya ödemiş olduğu dosya masrafı, kredi ekspertiz ücreti, erken ödeme cezası, ödeme planı değişikliği cezası ve ipotek fek ücreti ile sair masrafların nelerden ibaret olduğu, mahiyeti ve miktarının sorulduğunu, davalı bankanın herhangi bir cevap vermediğini, yaratılan muarazanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davacının, sureti kendisinde bulunan belgeleri yeniden bankadan talep ederek muaraza yaratması hukuken korunamayacağ...
(Şerh No: 15556 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-05-2014 13:31)

Vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda vasıflı ikrardan söz edilir ve bu ikrar bölünemez. Böylece vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa değil, vakıayı ileri süren tarafa aittir.
(Şerh No: 15554 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 28-05-2014 17:59)

İlk derece mahkemelerince verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi veya bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz yolu kapalıdır.
(Şerh No: 15490 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-04-2014 09:29)

Davalı vekili kendisine verilen 2 haftalık kesin süre içinde davaya karşı cevaplarını bildirmiş, savunma yapmış, aynı dilekçede deliller bölümünde tanık deliline dayanmış, tanıkların hangi konuda bilgisine başvurulacağını bildirmiş, tanıklarının isimlerini daha sonra vereceğini beyan etmiştir. Taraflar sulh olmadıklarından davalı vekili tanıklarının isimlerini bildirmesi için süre istemiş, mahkeme HMK'nun 318.maddesini gerekçe göstererek talebi reddetmiş, tanık dinlemeden davayı sürdürüp bitir...
(Şerh No: 15456 - Ekleyen: Av.Yılmaz KAN - Tarih : 01-04-2014 17:42)

HMK 320/1 maddesinin uygulama alanı ön inceleme aşaması ve mümkün olan haller ile sınırlıdır. İlk derece mahkemesinde duruşma yapılması kural olup, tarafların iddia ve savunmaları toplanarak duruşma açılmadan ve tarafların açıklamaları dinlenmeden karar verilemez.
(Şerh No: 15414 - Ekleyen: Av.Metin ÖZSOY - Tarih : 20-03-2014 12:07)

Dava dilekçesinin davalıya tebliği sağlanmadan dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırılık oluşturur.
(Şerh No: 15413 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-03-2014 17:59)

Birleşen davanın dava dilekçesinde, “H. G. mirasçıları” ibaresi kullanılmak suretiyle husumet yöneltilerek dava açıldığı, davacı vekilince mahkemeden alınan yetki belgesi ile H. G. mirasçılarını gösteren veraset ilamının dosyaya sunulduğu, böylelikle taraf teşkilinin sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Hal böyle olunca; 6100 sayılı HMK'nın 119/2 ve 124/1 maddesindeki yasal düzenlemeler gözetilerek H. G. mirasçılarına dava dilekçesinin tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, ondan s...
(Şerh No: 15377 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2014 14:35)

Şikayet, itirazın kaldırılması talebi, takibin iptali ( ve ertelenmesi ) talebi, ihalenin feshi talebi, borçlunun icra mahkemesine yaptığı itiraz, borçlunun icra mahkemesine yaptığı icra emrine itiraz ( icranın geri bırakılması talebi ), alacak davası açılmadan önceki ihtiyati haciz talebi; dava olmadığından, yalnız davalar için düzenlenmiş olan gider avansına ilişkin hükümler, anılan talepler için uygulanmaz.
(Şerh No: 15366 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-02-2014 14:50)

Maddi tazminat istemli davada ıslahla manevi tazminat istemelerinde hukuken bir engel yoktur. Mahkemenin başlangıçta talep edilmeyen bir hakkın yargılama aşamasında ıslah ile talep edilemeyeceği değerlendirmesi doğru değildir. Mahkemece manevi tazminata yönelik istemin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 15365 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-02-2014 12:05)

Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi, taraflar arasındaki sözleşmenin eki ve böylece HMK m.193 uyarınca delil sözleşmesi olarak kabul edilmiş ise de; kesin hakedişe ve kesin hesaba dahil edilmeyen imalatlarından doğan alacakları için yüklenicinin, kesin hesaba ve kesin hakedişe itiraz etmesi gerekmez.
(Şerh No: 15358 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-02-2014 14:05)

Davacının, boşanma davasındaki boşanmaya karar verilmesi halinde hükmedilmesi mümkün olan boşanmaya bağlı ikincil nitelikteki tazminat ve nafaka haklarının elde edilmesini temin etmek için de olsa, davalı adına kayıtlı taşınmazlar üzerine tedbir konulamaz.
(Şerh No: 15348 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2014 17:06)

Veraset ispatı ve miras hisselerinin tayinine ilişkin davalar, mirasçıların her birinin bulunduğu yer mahkemesinde görülebilir.
(Şerh No: 15341 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 05-02-2014 00:40)

Davacı taraf, taşınmazın satış bedeline ilişkin olarak banka havaleleri ile toplamda 18.790 TL gönderdiğini iddia etmektedir. Bu havalelerde, gönderilen havalenin ne için gönderildiği konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Banka havale makbuzları, bir ödeme vasıtası olup, bu havalelerin taşınmazın satış bedeline karşılık olarak gönderildiğini davacı tarafın ispat etmesi gerekecektir. Yargılama aşamasında, mahkemece davalı tarafa isticvap davetiyesi gönderilmiş, bu davetiyeye ise, "davacı tarafı...
(Şerh No: 15299 - Ekleyen: Av.Gülhis YÖRÜK - Tarih : 24-01-2014 19:44)

HUMK m.193 düzenlemesi ile ona paralel HMK m.20 düzenlemesine göre görevsizlik kararı kesinleşmeden, önceden görevli veya görevsiz mahkemeye başvurulmasında yasal bir engel bulunmamaktadır. Bu sebeple görevsizlik kararı kesinleşmeden dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurulması sebebiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 15296 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-01-2014 12:16)

HMK m.150/5 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair kararlar, verildikleri tarih itibariyle hukuki sonuçlarını doğurur. Somut olayda, ilk davanın açılmamış sayılması kararı henüz eldeki dava açılmadan önceki bir tarihte verildiğine göre derdestlikten söz edebilme olanağı yoktur.
(Şerh No: 15293 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-01-2014 22:22)

Boşanmaya bağlı ikincil nitelikteki tazminat ve nafaka haklarının elde edilmesini temin etmek için de olsa uyuşmazlık konusu olmayan davalı-karşı davacı kocaya ait araçlar üzerine tedbir konulamaz.
(Şerh No: 15291 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-01-2014 10:05)

DERDESTLİK Somut olayda kesinleşmemiş ilam; yardım nafakası istemine ilişkindir; eldeki dava ise artırım talebine ilişkindir. Her dava; açıldığı tarihte gerçekleşmiş koşullara göre incelenip, dava tarihi itibariyle sonuç doğuracak biçimde hükme bağlandığından ve nafakaya dava tarihinden itibaren karar verildiğinden somut olayda iki dava arasında derdestlikten söz edilemez.
(Şerh No: 15290 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-01-2014 10:02)

UYAP Avukat Portal'dan gönderilen ve yanlış mahkemeye yazılmış da olsa, mazeret iradesini ortaya koyan belge varken ve duruşma davetiye masrafının mahkemeye zamanında ulaşmasına rağmen dosya işlemden kaldırılamaz.
(Şerh No: 15266 - Ekleyen: Av.Hakan EREN - Tarih : 13-01-2014 16:16)

Maddi ve manevi tazminat ile mal rejiminden kaynaklanan alacak para alacağı olduğuna göre, para alacakları hakkında ihtiyati tedbir değil, İİK 257 vd maddeleri gereğince ihtiyati haciz istenebileceği gözetilerek tedbir kararının kaldırılması talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 15259 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-01-2014 19:02)

Mahkemece, davacı vekilinden, hangi taşınmazların tapu kayıtlarının iptali istendiği hususunda açıklama alınıp sadece uyuşmazlık konusu olanlar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken uyuşmazlık konusu edilmeyen taşınmazları da kapsayacak şekilde HMK'nın 389/1., hangi parseller üzerine ihtiyati tedbir konulduğu belirtilmediği gibi konulan tedbirin niteliği de açıklanmaksızın infazı mümkün olmayacak şekilde HMK'nın 391/2.; maddelerine aykırı olarak ihtiyati tedbir kararı verilmes...
(Şerh No: 15249 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-12-2013 14:26)

Mahkemece takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildikten sonra davacı vekilinin, yenileme istemli ve elektronik olarak imzalanmış dilekçesini süresinde UYAP üzerinden gönderdiği anlaşıldığından davanın yenilenmemiş sayılmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
(Şerh No: 15250 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-12-2013 14:23)

Dava yüklenicinin, kendisine düşen daireleri, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı satışı işlemlerinin iptali istemiyle açılmış olup bir para alacağı söz konusu olmamasına rağmen; itiraz konusu bağımsız bölüme İİK 257 vd. maddelerine dayalı ihtiyati haciz konulması ve bağımsız bölüm hakkındaki icra satışının düşürülmesi doğru değildir.
(Şerh No: 15248 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-12-2013 14:23)

HMK m.447 atfıyla iş mahkemelerinde uygulanan basit yargılama usulünde; HMK m.319 uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK m.141/2 uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Zamanaşımı def'inin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi...
(Şerh No: 15238 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-12-2013 16:26)

Kamulaştırmasız el atmaya dayanan tazminat davalarında, dava açmadan önce bedelin tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olamayacağından, davacının dava açarken fazlaya dair hakkını saklı tutmaması dava dışı tutulan kısımdan feragat edeceği anlamına gelmez. Bu nedenle, davacının ıslah ettiği miktar da gözetilerek hüküm kurulması gerekir.
(Şerh No: 15226 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-12-2013 18:02)

Maddi tazminat miktarının ıslah yoluyla artırımı bu hakkın dava dilekçesinde saklı tutulması halinde mümkündür.
(Şerh No: 15223 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-12-2013 17:09)

Bozmadan sonra ıslah yapılamaz. Kararda geçen İBGK kararı için: [url]http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=15216 [/url]
(Şerh No: 15217 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 14-12-2013 10:45)

"Yemin" altında "borç aldığını" ve "bunu ödediğini" beyan eden kimsenin sözünün olduğu gibi kabul edilmesi gerekir.
(Şerh No: 15214 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-12-2013 00:20)

Aynı zamanda verilen davadan feragat ve temyizden feragat dilekçesi birbirinin devamı niteliğindedir ve davadan feragat, bir yerde temyizden feragat isteğini de içerir. Bu sebeple direnme kararı, davacının davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere bozulmuştur.
(Şerh No: 15215 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-12-2013 12:16)

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 29. maddesinin “Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler.” biçimindeki ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına.
(Şerh No: 15201 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 10-12-2013 12:01)

Dilekçeler aşamasında zamanaşımı def'ini ileri sürmeyen davalı; ön inceleme aşamasında ancak diğer tarafın duruşmaya gelmemesi veya duruşmaya gelip de açık muvafakatinin bulunması halinde zamanaşımı def'ini ileri sürebilir.
(Şerh No: 15081 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-11-2013 16:56)

Taraf teşkili kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğinden davalı şirketin adresinin tespiti davacıya yüklenemez.
(Şerh No: 15080 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-11-2013 15:51)

İhtiyati Tedbir talebinin reddine dair kararların temyizi kabildir. (HMK.391/3) İhtiyati Tedbir talebinin reddine dair karar gerekçeli olmak zorundadır. (HMK.391/2)
(Şerh No: 15071 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 18-11-2013 20:22)

Uyuşmazlık; kiralanan taşınmazların tahliyesini düzenleyen İİK 269 vd. maddelerine dayanılarak (somut olayda taahhüt nedeniyle tahliye istemli) açılan bir davada, HMK m.320/1 karşısında tarafların duruşmaya davet edilmeksizin dosya üzerinden karar verilip verilemeyeceği noktasındadır. Özel bir kanun olan İİK'daki hükümlerin daha genel bir kanun olan HMK ile değiştirildiği söylenemez. Uygulamada da HMK'daki hükümlerin, açıkça bir yollama yapmadıkça İİK'da uygulanmayacağı kabul edilmektedir. Bu...
(Şerh No: 15064 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-11-2013 13:57)

Dilekçeler teatisi aşaması sonrası ön incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilip davalı kocaya ön inceleme duruşmasına çağrı davetiyesi tebliğ edilmiş ise de davalı koca ön inceleme duruşmasına gelmemiştir. Mahkemece, tahkikat aşamasına geçilip davalı kocanın tahkikat duruşmasına davet edilmesi zorunlu olmasına rağmen bu yasal zorunluluğa uyulmadan davanın esası hakkında hüküm kurulması, davalı kocanın hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır ve bu husus bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 15032 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 26-10-2013 14:23)

Boşanma, maddi ve manevi tazminat ile nafaka istemiyle ikame edilen davada; davalı adına kayıtlı taşınmazlar üzerine tensiple ihtiyati tedbir konulmuştur. Dava konusu olmayan taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağından, uyuşmazlık konusu olmayan davalı adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarına konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar vermek gerekir.
(Şerh No: 15031 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 26-10-2013 14:21)

Davacı, yerel mahkemece hüküm verilmesinden sonra henüz kesinleşmeden davadan feragat ettiğine göre, böyle bir durumda yerel mahkemenin dosyayı ele alıp ek karar oluşturması ve önceki kararını değiştirmesi artık mümkün değildir. Bu durumda dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi gerekir. Yasada öngörülmemiş ve düzenlenmemiş bir hususta yönetmelikle getirilen düzenlemeye üstünlük tanınamaz.
(Şerh No: 15016 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 11-10-2013 14:17)

Davaların hangi nedenle reddedildiği konusunda herhangi bir gerekçe belirtilmeden karar oturumundaki beyanlara yollama yapılmak suretiyle hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 15003 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 26-09-2013 12:25)

Belirsiz alacak davası kavramı 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. Maddesi ile getirilmiştir. Belirsiz alacak davası öncelikle bir tür eda davasıdır. Eda davasından farkı ise, talep sonucunda istenilen alacağın dava açıldığı anda tam olarak belirlenmemesidir. Belirsiz alacak davasında davanın belirsiz alacak davası olduğu belirtilmelidir. Belirsiz alacak davası açıldığında, alacak yargılama aşamasında belirli hale geldiğinde, ıslah dilekçesi ile mi...
(Şerh No: 14973 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 06-09-2013 13:05)

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı iş bedelinin tahsili konuludur. Davalı, müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını belirterek akdî ilişkiyi inkâr etmiştir. Talep olunan miktar ve akdî ilişkinin inkâr edilmiş olması hususu dikkate alındığında; sözleşmenin varlığını iddia eden davacı şirketin, arada eser sözleşmesi ilişkisi olduğunu yazılı belge ile kanıtlaması zorunludur.
(Şerh No: 14970 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-08-2013 17:10)

Davacı ön inceleme safhasındaki duruşmaya gelmemiş ise de; davalının davayı takip etmeyeceğine dair açık bir beyanı bulunmadığından ve tahkikat aşamasına geçilmesini istediği görüldüğünden; tahkikat aşamasına geçilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken HMK m.150'nin uygulanması hatalıdır.
(Şerh No: 14967 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-08-2013 15:39)

İşe iade davalarında asıl işveren ile alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu durumlarda, davalı taraflar yönünden bir çeşit şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı vardır. İşe iade davasının yalnızca asıl işveren veya alt işveren aleyhine açılması durumunda, mahkemece dava hemen reddedilmemeli, davalı olarak gösterilmeyen asıl işveren veya alt işverene davanın teşmili için davacı tarafa süre verilmeli, aksi halde dava sıfat yokluğundan reddedilmelidir.
(Şerh No: 14966 - Ekleyen: Av.Muhammet TÜMER - Tarih : 24-08-2013 15:15)

Dava dilekçesine ekli vekaletnamede davacı asilin adresi belirtilmiş, mahkemece düzenlenen tensip tutanağı başlığında da davacının vekaletnamede belirtilen bu adresine yer verilmiş olduğundan; dava dilekçesinde davacının adresinin bildirilmediğinden bahsetmek mümkün değildir.
(Şerh No: 14960 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 18-08-2013 11:17)

Davacının ıslah dilekçesiyle ileri sürdüğü istem, yeni bir dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki istek sonucunun artırılması biçimindedir. Bu nedenle sadece dava dilekçesine karşı ileri sürülebilecek olan zamanaşımı def'i ıslaha karşı ileri sürülemez. Karşılaştırınız: [url] http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=14873 [/url]
(Şerh No: 14957 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2013 16:23)

Davalı yargılama oturumlarında avukat marifetiyle temsil edildiğine ve dava, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedildiğine göre; davalı yararına, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesi hükmü uyarınca avukatlık ücreti tayini gerekir.
(Şerh No: 14956 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-08-2013 13:55)

Mahkeme davalının bildirilen adresine dava dilekçesini tebliğe çıkarmış ancak davalının adresten ayrıldığından bahisle tebligat iade olunmuştur. Bu durumda mahkemece 7201 sayılı tebligat yasasındaki düzenlemeler gözetilerek sırasıyla mernis adresi, adres araştırması ve ilanen tebligat yöntemleri uygulanmak suretiyle davalının adresi resen tespit edilerek taraf teşkili sağlanıp ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 14941 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-08-2013 12:38)

Manevi Tazminat - Belirsiz alacak davası: İş kazasında zarar gören davacı, davanın açıldığı tarihte manevi tazminat alacağının miktarını kendisi belirlediğinden, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu söylenemez. O halde manevi tazminat istemi manevi tazminatın bölünemezliği kuralına aykırı bir biçimde kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılamaz ve manevi zararın HMK'nın 1...
(Şerh No: 14929 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-07-2013 13:04)

Cevap dilekçesinde tanık deliline dayanan davalıya tanık listesi vermek için bir süre tanınmalıdır.
(Şerh No: 14878 - Ekleyen: Av.Kamil Nadir SARILKAN - Tarih : 09-07-2013 20:44)

Islah, yeni bir dava olmayıp sadece dava dilekçesinde yapılan bir değişikliktir. Açıklanan yasal düzenleme karşısında; yerel mahkemece, ıslah ile artırılan bölümün zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. İlgili Link: [url]http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=14873 [/url]
(Şerh No: 14068 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-07-2013 16:11)

Öğretide, kısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için, fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği kabul edilmektedir. Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı yalnız alacağın kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir. Dolayısıyla ıslah dilekçesine karşı davalı tarafından zamanaşımı def’i ileri sürüldüğünden ve ıslah tarihinde ıslahla artırılan maddi tazminat istemi yönünden zamanaşımı süresi dolduğundan istemin zamanaşımı nedeniyle reddi doğrudur.
(Şerh No: 14873 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-07-2013 00:12)

Dava dilekçesinde davalının adresi yazıldı ancak tebligat yapılamadı ise, Mahkeme davacının talebi ile adres araştırması yapmak zorundadır. Davacıya HMK 119 gereğince 1 hafta süre verilerek adresi bildirmesinin istenmesi, adres bildirilemediği gerekçesiyle de davanın reddi bozmayı gerektirir. HMK 119. maddede yer alan 1 haftalık süre sadece dava dilekçesinde hiç adres bulunmayan durumlarda uygulanır.
(Şerh No: 14790 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 25-06-2013 12:23)

Mahkeme tarafından verilmiş gerekçeli karar kesinleşmemiş olsa bile, davacının bu aralıkta davasından feragat etmesiyle yerel mahkeme yeniden ek karar vererek önce vermiş olduğu kararı kaldıramaz.
(Şerh No: 14723 - Ekleyen: Stj.Av.Elif BİLGE - Tarih : 17-06-2013 14:46)

Davacının TC. kimlik numarasının dava dilekçesine ekli vekaletnamede mevcut olduğu halde, eksikliklerin giderilmediği ve TC kimlik numarasının bulunmadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
(Şerh No: 14722 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-06-2013 11:21)

Davada dayanılan protokol ve ek protokolde şahit ve yediemin sıfatıyla taraflar dışında başka kişilerinde imzası bulunmaktadır. Bu durumda, tarafların anılan protokollerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda imzası bulunan tanık ve yedieminin dinlenmesi gerektiği konusunda bir delil sözleşmesi yaptıklarının kabulü gerekir. 0 nedenle davalının bu kişilerin savunması doğrultusunda dinlenmeleri isteminin mahkemece reddi doğru değildir.
(Şerh No: 14698 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-06-2013 12:11)

Yetki şartı kararlaştırılmış olan bir sözleşmeye dayalı alacağın temlik alınması halinde,yetki şartı sözleşmenin tarafı olmayan temlik alanı dahi kapsar.Bu nedenle davanın, davacı temlik alan tarafından, davalı borçlunun yerleşim yeri olan genel yetkili mahkeme yerine, temlik eden ile davalı borçlu arasındaki sözleşmede kararlaştırılan mahkemede açılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. ["Yetki sözleşmesi cüzi ve külli halefleri, mesela dava konusu alacağı devralanlar ve mirasçıları dahi ka...
(Şerh No: 14660 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 04-06-2013 20:36)

Asliye Hukuk Mahkemesince karar verilinceye kadar Sulh Hukuk mahkemesinin görevli olduğu ileri sürülüp itiraz da bulunulabilir.Ancak karar verildikten sonra davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek bu konu temyiz nedeni yapılamaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 7/3. maddesi: "Bir dava, asliye mahkemesinde hükme bağlandıktan sonra, davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede itirazda bulunulamaz." Somut olayda da asliye hukuk mahkemesi...
(Şerh No: 14665 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 03-06-2013 12:36)

1)6100 sayılı HMK.17.madde uyarınca, yetki sözleşmesi ancak tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapıldığı takdirde geçerlidir. 2)Taraflar, sözleşmeyle yetkili kıldıkları mahkeme yanında, kanunen yetkili olan genel ve özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa, bunu ayrıca ve açıkça sözleşmede belirtmelidirler. Aksi halde, davanın yalnız yetki sözleşmesiyle belirlenen mahkemede açılması gerekmektedir. 3)Ne var ki; bu yeni düzenleme, 01.10.2011 tarihinden son...
(Şerh No: 14663 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-06-2013 17:37)

Bilindiği üzere 1086 Sayılı HUMK'nun 22. maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri belirtilmişti. Buna göre tarafların hükmi şahsiyetlerinin önemi olmadan, tüzel kişilerin yanında gerçek kişilerinin de yetki sözleşmesi yapabilecekleri tabii idi. 6100 sayılı HMK. ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, 17.madde uyarınca yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler vey...
(Şerh No: 14662 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-06-2013 14:59)

Davanın başında talep edilmeyen manevi tazminat isteminin, usulüne göre açılmış bir dava bulunmak koşuluyla, ıslah yoluyla sonradan talep edilebileceğine ilişkindir.
(Şerh No: 14621 - Ekleyen: Av.Ömer GÜNTAY - Tarih : 30-05-2013 11:32)

1086 sayılı HUMK’nın 176.maddesinin 10.fıkrası uyarınca Sulh Mahkemelerindeki davaların adli tatilde de görüleceğinin belirtilmesi nedeniyle önceki yasa döneminde adli tatil içerisinde dolan temyiz süreleri artık yeni yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK’nın 103.maddesinde sulh mahkemelerindeki davaların adli tatilde görülecek davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle aynı yasanın 104.maddesi uyarınca adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzayacaktır.
(Şerh No: 14562 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 15-05-2013 13:35)

[i]Has been cancelled by the decision of Constitutional Court dated February 26,2012 and Docket N:2011/35, Decree No:2012/23.[/i] (Cases concerning compensation of material or spiritual damages bound to loss of physical integrity partly or wholly or death of person which caused by all kinds of administrative actions and transactions and other reasons that the administration has been liable for are ruled by the courts of general jurisdiction. This provision is even applied in cases concerning compensation of the same kind damages arising from reasons staying out of obligations of the administration. Provisions of the Labour Courts Law dated January 30,1950 and numbered 5521 are reserved.)
(Şerh No: 12775 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 13-05-2013 15:45)

 Bilgi  [HMK. 76] 659 Sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri Ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin KHK İlgili 6.Madde ve Gerekçe
Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği ve kullanılması MADDE 6 - (1) İdareler, kendi iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılacak adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde taraf sıfatını haizdir. (2) İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi; hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir. (3) 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirt...
(Şerh No: 14545 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-05-2013 14:03)

 Bilgi  [HMK. 76] 659 sayılı KHK ile getirilen düzenleme
2 kasım 2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı "Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname"nin 6. maddesinin 5. fıkrasında getirilen düzenleme şu şekildedir: "İdareleri vekil sıfatıyla temsile yetkili olan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri ve avukatların bir listesi, idaresince yazılı olarak veya Adalet Bakanlığınca belirlenen esaslar dairesinde elektronik ortamda ilgili...
(Şerh No: 14543 - Ekleyen: Av.Nurbanu ERZURUMLU - Tarih : 12-05-2013 13:32)

Tek bir dava ile halledilebilecek bir uyuşmazlığın bir başka dava konusu olması da usul ekonomisine uymamaktadır. Yargıtay bozmasından sonra yapılan ıslah kanuna uygundur.
(Şerh No: 14503 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-04-2013 19:38)

Yargıtayın esasa ilişkin bozmasından sonra yapılan ıslah süresindedir. Çünkü yargılamada tahkikat devam etmektedir. Islah tahkikat sonuna kadar yapılabilir.
(Şerh No: 14502 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-04-2013 19:35)

Davanın konusu tahliye ve ecrimisil olmasına karşın, davada malikin kim olduğu tartışılmış ve malikin kim olduğu konusunda karar verilmiş olduğundan, karar, taşınmazın aynı ile ilgilidir ve kesinleşmedikçe ilamlı takip yapılamaz.
(Şerh No: 14496 - Ekleyen: Av.Armağan KONYALI - Tarih : 18-04-2013 20:32)

Davacı mirasçı, diğer mirasçılar tarafından davalı aleyhine açılan muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescile ilişkin davada taraf olmadığı için bu davada verilen hüküm davacı yönünden kesin hüküm oluşturmasa da onun yönünden de güçlü bir delil niteliğindedir.
(Şerh No: 14498 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 18-04-2013 13:44)

Dava, davacıya ait iş makinelerinin, davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araçta taşındığı sırada meydana gelen trafik kazası nedeniyle hasarlanması sonucu uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İş makinelerinde oluşan hasar, kaza tarihi 15.10.2008 itibariyle belirli veya belirlenebilir nitelikte olmakla dava, belirsiz alacak davası koşullarını taşımamaktadır. Bu sebeple işbu davada zamanaşımı süresi geçtikten sonra yapılan ıslah ile artırılan miktara yönelik ileri sürülen zamanaşımı...
(Şerh No: 14486 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-04-2013 16:48)

Yabancı mahkeme kararlarının tanınmasında yetki hususu 5718 S.K. m.51'de düzenlenmiştir ve vaz'edilen yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin değildir.
(Şerh No: 14480 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-04-2013 17:28)

Taşınmazın el atılan bölüm bedelinin tamamına hükmedildiği halde, yasal faize karar verilmesi nedeniyle kısmen kabul kararı verilerek, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Gerekçeli kararın hüküm fıkrasından (KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE) kelimelerinin çıkartılmasına, yerine (KABULÜNE) kelimesinin yazılmasına, Hüküm düzeltilerek onanmalıdır.
(Şerh No: 14454 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-04-2013 21:56)

Ön inceleme duruşmasında taraflar arasındaki çekişmeli hususların tespit edilmesi ve tahkikatın da çekişmeli hususlar esas alınarak yürütülmesi asıldır. Mahkemece taraflara, dilekçelerinde dayandıkları, ancak henüz sunmadıkları delilleri sunmaları için kesin süre verilmelidir (HMK m.140/5); tensiple verilmiş olan süre sonuç doğurmaz. Bu meyanda davacı vekiline, gösterdikleri tanıkların adı ve soyadı ile adreslerini, hangi tanığın hangi vakıaya ilişkin olduğunu içeren dilekçe vermesi için mehil v...
(Şerh No: 14422 - Ekleyen: Av.Gülsüm BİLGİN - Tarih : 29-03-2013 13:51)

İdarenin para cezası ile ilgili işleminin iptaline dair istemde; idarî işlemin esası incelenmeden, Anayasa Mahkemesi iptal kararı dikkate alınarak ve haklılık saptanmadan karar verildiğinden; idare aleyhine vekalet ücretine hükmedilemez.
(Şerh No: 14412 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-03-2013 01:42)

Davalıya ilanen tebligat yapımştır; Tebligat Kanunu’nun 29 ve tüzüğün 47/2 maddesi gereğince yeterli adres araştırması yapılmadığı gibi tebliğ olunacak evrak suretinin mahkeme divanhanesinde bir ay süreyle asıldığına dair belgeye de dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Bu durumda tebligatın usulüne uygun olduğundan söz edilemez. Öte yandan gelen nüfus kayıtlarında davalıların yerleşim yerinin Almanya olduğu bildirilmiş olup mahkemece davalıların yurt dışı adresi araştırılmamıştır. Öncelikli usulü...
(Şerh No: 14401 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-03-2013 13:46)

Zamanaşımına uğramış, yazılı delil başlangıcı niteliğindeki çeklere mesnetle ve taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı ikame edilen davada alacak, her türlü delille ispatlanabilir. Davada dinlenen tanıkların görgüye değil duyuma dayalı bilgileri olmakla, tanık beyanları, alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli değilse de; davacı, delil listesinde "her türlü yasal kanıt" demek suretiyle yemin deliline de dayandığından davacıya, bedele ilişkin yemin teklif hakkı hatırlatılarak sonuca uygun ka...
(Şerh No: 14325 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-03-2013 11:40)

İnançlı işleme mesnetle ikame olunan davada; davacı iddiasını yazılı delille kanıtlayamamışsa da dava dilekçesinde "ve sair" demek suretiyle yemin deliline de dayandığından; davacıya yemin önerme hakkının hatırlatılması, bu hakkın kullanılması halinde hâsıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 14324 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-03-2013 11:32)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,11775804 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.