Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

6100 S.lı Hukuk Muhakemeleri Kanunu - Son Eklenen Şerhler

6100 S.lı Hukuk Muhakemeleri Kanunu - Son Eklenen Şerhler

Mahkeme kararında görüldüğü gibi teselsül ilişkisi kurulmadığından hükmedilen vekalet ücreti alacağının bu kişilerden eşit oranda tahsili gerekir.
(Şerh No: 16663 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 29-09-2017 21:12)

Dosya içersinde bulunan ücret bordrolarında davacının imzası bulunmadığı gibi işveren tarafından 4857 sayılı Kanunun kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirerek gerekli belgeleri işçiye teslim ettiğine dair delil de sunmamıştır. Bu nedenle işçinin alacağını belirleyecek veriler elinde bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle, yaklaşık 6 yıla yakın bir süreye ilişkin TİS artışlarından kaynaklanan alacaklarını belirlemesi davacı işçinin eğitim ve sosyal durumu dikkate alındı...
(Şerh No: 16657 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 11:03)

Somut uyuşmazlıkta; açılan dava belirsiz alacak davasının türü olan, -kısmi eda külli tespit- davasıdır. Bu tür davalarda zamanaşımı, alacağın tamamı için dava tarihi esas alınarak dikkate alınır. Dolayısıyla ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınamaz.
(Şerh No: 16656 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 10:58)

Dosya içeriğine göre davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili işçinin davalı işveren nezdinde çalıştığı süreyi ve aldığı net ücreti belirterek kıdem tazminatı ile izin ücreti, genel tatil ücreti ve fazla çalışma ücreti alacaklarını, dava dilekçesinde belirtilen miktarlarda tahsili için belirsiz alacak davası açmıştır. Alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olmasını ya da belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olmasını aramaktadır. Kısaca davacının y...
(Şerh No: 16655 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 10:55)

Somut olayda davacının talebine konu TİS'den kaynaklı alacaklarının miktarı ancak bir yargılama sürecinden ve bilirkişi incelemesinden sonra tam olarak tespit edilebilecektir. Mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu dava konusu alacakların belirli alacaklar olduğu gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş olması bozma nedenidir
(Şerh No: 16653 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 10:50)

Davacının "fazla çalışma ücreti" ile ulusal bayram ve genel tatil çalışma ücreti talepleri belirsiz alacak davasının konusunu oluşturmaktadır. (Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumla...
(Şerh No: 16652 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-09-2017 10:46)

Mal rejimi davalarının özelliği gereği bu tür davalarda kesin yetki kuralı uygulanamaz. Bu nedenle olayda HMK'nın 12. (HUMK'nın 13.) maddesinin uygulama yeri yoktur.
(Şerh No: 16632 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 15-08-2017 15:00)

Boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davalarında uyuşmazlık Aile Hukukundan kaynaklanmakta olup 4787 sayılı yasa md. 4/1 uyarınca Aile Mahkemesi görevlidir.
(Şerh No: 16631 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 15-08-2017 09:54)

 Bilgi  [HMK. 361] Yürürlük
Maddedeki "bir ay" ibaresini "iki hafta" olarak değiştiren hüküm 7035 sayılı kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca yürürlük tarihi olan 5.8.2017 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. "GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunla, 5271 sayılı Kanunun 291 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanunun 361 inci maddesinde temyiz sürelerine ilişkin olarak yapılan değişiklikler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır."
(Şerh No: 16625 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 08-08-2017 15:17)

Islah ile arttırılan kısım için faiz talep edilmese bile dava dilekçesinde mevcut olan faiz talebi kısmi ıslah içinde geçerlidir.
(Şerh No: 16615 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 11-07-2017 14:24)

Delil avansı ile gider avansının farkı (HMK 324,120,114/g)… Tanık masrafı, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi “delil ikamesine yönelik giderler “GİDER AVANSI DEĞİL DELİL AVANSI”dır … Delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması dava şartı nedeni ile davanın reddini gerektirmez. Taraflar belirlenen kesin sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilinden vazgeçmiş sayılır…Mahkemece belirlenen sürede delil avansı giderini yatırmadığı anlaşılan davacının b...
(Şerh No: 16603 - Ekleyen: Av.Serkan BÜTÜN - Tarih : 23-05-2017 11:06)

Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
(Şerh No: 16595 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 24-03-2017 14:46)

Mahkemece kabul edilebilir yanılgı nedeniyle HMK 124/3-4 maddeleri çerçevesinde davacının davasını doğru hasma yöneltmesi için usulü işlemleri yapması gerekirken davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 16592 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-03-2017 14:21)

Dava dilekçesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan bir tür maddi hata düzeltme talebinin yanlış değerlendirilmesi sonucunda, yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 16591 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-03-2017 14:15)

Davalı kadına mahkemece yüklenen eşine, eşinin annesine ve kayınbiraderine yönelik hakaret eylemleri erkek tarafından oluşturulan ses kaydına ilişkin cd çözüm tutanağında yer almaktadır. Hukuka aykırı nitelikteki bu delil dikkate alınamaz.
(Şerh No: 16590 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-03-2017 20:10)

6100 sayılı HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için delil gösterilmesi dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Buna göre, dilekçelerin teatisi aşamasında herhangi bir delil bildirmeyen davacı ve...
(Şerh No: 16589 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 09-03-2017 15:11)

Belirsiz alacak davası olarak açılan davaya kısmi dava olarak devam edilmesi mümkün değil ise de somut olayda; davacının kısmi dava açtığı ve dava konusu miktar taraflar arasında tartışmalı olduğundan davacının kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşıldığından, yerel mahkemece işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 16585 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-03-2017 14:43)

Davacı, çalışma süresini, kendisine ödenen aylık ücret miktarını, alması gerektiğini iddia ettiği aylık ücret miktarını ve kendisine işverence yapılan ödemeleri belirleyebilecek durumdadır. Bu haliyle, objektif dava birleşmesi şeklinde açılan eldeki davada, talep edilen fark aylık ücret ve ikramiye işçilik alacakları belirsiz alacak değildir.
(Şerh No: 16577 - Ekleyen: Av.Ergün ASLAN - Tarih : 24-01-2017 21:07)

Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.
(Şerh No: 16576 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 18-01-2017 14:37)

İtiraz sonucu takibin durmasından sonra aynı gün içinde (02.09.2011) davacıya 39.911,56 TL tutarında ödemenin icra dosyası dışında "haricen" yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda, davaya konu icra takibine davalı/borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce bu dosya üzerinde alacaklı istemi yönünden bir işlem yapılamayacağından, icra takip tarihinden itibaren ...
(Şerh No: 16552 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 27-12-2016 15:08)

Bağımsız bölüm malikinin halefi olan davacı sigorta şirketi, davalı bağımsız bölüm malikinin dairesinden gelen su sızıntısı nedeniyle sigortalıya ödenen tazminatın rücuan tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptalinitalep etmekte olup, bu şekilde Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılan uyuşmazlığın İstanbul ... Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
(Şerh No: 16546 - Ekleyen: Av.Murat ÇETİN - Tarih : 28-11-2016 09:13)

"Davalının davaya süresinde cevap vermemiş olmasının delil bildirme ve savunmasını ispat etme hakkını ortadan kaldırmayacağı, davaya süresinde cevap verilmemesinin sonucunun, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamının inkar edilmesi olup süresinde davaya cevap vermeyen davalının, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145/1. maddesindeki hal dışında, davacıya kusur isnat edemez ise de, davacının iddiasını dayandırdığı vakıaların gerçekte meydana gelmediğine yönelik olarak ...
(Şerh No: 16525 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 18:27)

Süresinde cevap layihası verilmemesinin başlıca iki sonucu vardır. Bunlardan ilki, davanın esasına girilmesi durumudur. Örneğin, davalı artık ilk itirazda bulunamaz. İkincisi de onun ( davalının ) artık savunmayı genişletme yasağı içine girmiş olmasıdır. Eğer bu süre içersinde layiha verilmemiş olursa davalı, davayı inkar etmiş sayılır. Davanın inkarı, davalının, dava dilekçesinde dayandığı ( davanın temeli olan ) olguları inkar etmesi demektir. İşte bu nedenledir ki, davalı, inkarını haklı göst...
(Şerh No: 16524 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 18:06)

İşçilik alacakları davasında; zamanaşımı def`i,unutma veya benzeri nedenlerle, davanın başında ileri sürülmemiş olabilir.Daha sonra bu durumun farkına varılırsa, ıslah yoluyla ileri sürülebilmesi ge-rekir. Aynı zamanda silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak;davalının ıslah yolu ile savunmasını genişletebilmesinin mümkün olduğu so-nucuna varılmalı; dolayısıyla zamanaşımı definin sonradan ıslah yolu ile ilerisürülebileceği kabul edilmelidir.
(Şerh No: 16523 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 18:04)

Taraflar arasındaki alacak davasında, davalı vekili, davanın reddini istemiş, ıslah yolu ile zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. Dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, ıslah yolu ile zamanaşımı def'inin ileri sürülebileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğrudur.
(Şerh No: 16522 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 18:01)

Cevap dilekçesi vermemek suretiyle davayı inkar eden davalının, davayı inkara yönelik savunması, borcun mevcut olmadığına ilişkin bir savunmayı da kapsayacağından; davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklamak ve o yöndeki delillerini ikame etmek hakkının ortadan kalkmadığının ve temyiz aşamasında sunulan borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin (HUMK. Md. 202) kabulü zorunludur (Bu konudaki Yargıtay uygulamasına örnek olarak:...
(Şerh No: 16521 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 17:52)

Süresinde cevap dilekçesi vermeyerek delillerini bildirmeyen davalı tarafın yasal süre geçtikten sonra delil bildirme talebinin reddinin gerektiğine ilişkin olarak verilen Yerel Mahkeme direnme kararı yerindedir.
(Şerh No: 16520 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 15-10-2016 23:59)

Hakkında dava açılmasına sebebiyet veren lehine vekalet ücretine hükmedilemez.
(Şerh No: 16509 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-09-2016 21:44)

Nihai kararla verilen davalıya babasından intikal eden gayrimenkullerdeki taksim edilmemiş miras payı üzerine konulan ihtiyati tedbirin, kararda aksi belirtilmediğinden, "nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinin yasa gereği" (HMK. m. 397/2) olmasına göre, davalının bu yöne yöne yaptığı temyiz itirazı yersizdir.
(Şerh No: 16499 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-06-2016 17:24)

Dava devam ederken dava konusu alacağın ödenmesi, müdahaleye son verilmesi, taşınmaz mülkiyetinin davacıya geçirilmesi, paylı mülkiyet durumunun sona ermesi... vb gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir. Davanın konusuz kalması halinde artık esas hakkında yargılama yapılmasına ve karar verilmesine gerek kalmaz. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulması gerekir.
(Şerh No: 16498 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 28-06-2016 17:14)

Davacı taraf dava dilekçesinde delillerini bildirirken ticari defterler demek suretiyle davalının ticari defterlerine de dayanmıştır. Bilirkişi, sadece ibraz edilen davacı defterleri üzerinden değerlendirme yapmış olup, mahkemece ispatlanamadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, az önce de açıklandığı üzere, davalı tarafın da ticari defterlerine dayanıldığına göre, 6100 sayılı HMK'nın 220 ve 222. maddeleri değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru görülmediğinden k...
(Şerh No: 16495 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-06-2016 15:25)

Tahkikat, ön incelemede saptanan çekişmeli hususlar üzerinden yürütüleceğine (HMK m. 140/3) göre, bu tespit yapılmadan tarafların herhangi bir delile dayanmaları ve dayandıkları delilleri sunmaları beklenemez. Bu nedenle davalı-davacı (kadın)'ın, mahkemece uyuşmazlık konularının tespitinden sonra verilen süre içinde bildirdiği tanıkları, ikinci tanık listesi sayılamaz.
(Şerh No: 16461 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-05-2016 21:59)

 Bilgi  [HMK. 20] HUMK Karşılık Madde 27
Selahiyet Madde 27 - Mahkeme vazifedar veya salahiyettar olmadığından dolayı dava arzuhalinin reddine karar verdiği takdirde arzuhali ve dava dosyasını ait olduğu mahkemeye gönderir ve yeniden harç alınmaz.
(Şerh No: 16449 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-03-2016 13:35)

 Bilgi  [HMK. 20] HUMK Karşılık Madde 193
İtirazatı İptidaiye Madde 193 - (DEĞİŞİK MADDE RGT: 18.07.1981 RG NO: 17404 KANUN NO: 2494/15) Davacı, iptaline karar verilen dilekçenin yerine yeni bir dilekçe düzenleyip vermek zorundadır. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur. (DEĞİŞİK FIKRA RGT: 07.10.2004 RG NO: 25606 KANUN NO: 5236/13) (YÜR. TAR.: 01.06.2005) Her iki halde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yen...
(Şerh No: 16448 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-03-2016 13:34)

Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde; vadeli hesabında bulunan 7500 TL nakit paranın kocanın isteğin üzerine daha fazla faiz getireceğinden bahisle kocanın hesabına aktarıldığı ve iade edilmediği belirtilerek 7500 TL'nin tarafına verilmesini istemiş ve bu hususta nispi harcı yatırmıştır. Davacı-karşı davalı kadının bu istemi aile hukukundan kaynaklanmayıp, genel hükümlere tabi alacak istemi niteliğindedir. Görev kamu düzenine dair olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate ...
(Şerh No: 16410 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-01-2016 09:38)

İlam incelendiğinde; kamulaştırmasız el atma nedeni ile tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır. Hüküm, Yasadan kaynaklanan ve tazminat verilmesine ilişkin kararın sonucu olup, taşınmazın aynının ihtilaflı olduğunu göstermez. Bu bakımdan takip konusu tazminat ilamının infazı için kesinleşmesi gerekli değildir.
(Şerh No: 16402 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-01-2016 08:53)

 Önerge  [HMK. 281] Bilirkişi Raporuna İtiraz ve Açıklama İsteme (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.
(Şerh No: 16397 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 21-12-2015 20:15)

Hüküm altına alınan eşyaların cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkartmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Hüküm, dava dilekçesi ve bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye gönderme yapılarak da kurulamaz.
(Şerh No: 16395 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 18-12-2015 09:14)

Yemin son çare olduğundan, "başka delille davasını ispat edemeyen taraf", yemin deliline dayanmayıp başka delili olduğunu ileri sürmüş olsa dahi yemin teklif edebilir.
(Şerh No: 16394 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-12-2015 19:44)

Süresinde davaya cevap vermemiş olan davalının dahi, kanunda belirtilen süre içinde olmak koşuluyla delil bildirme hakkı mevcuttur. Bu süre de, ÖN İNCELEMEDE VERİLEN 2 HAFTALIK KESİN SÜRE VE EĞER BU SÜRE VERİLMEMİŞSE en geç TAHKİKAT DURUŞMASINDAN ÖNCEDİR.
(Şerh No: 16393 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-12-2015 19:17)

6100 sayılı HMK'nın 1. ve 114. maddeleri uyarınca görev hususunun kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olduğu ve dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması gerektiği kuşkusuzdur.
(Şerh No: 16391 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 16-12-2015 18:13)

İŞÇİLİK ALACAKLARI DAVASI - DAVACININ KIDEM VE İHBAR TAZMİNATINA DAİR TALEPLERİNİN BELİRLENEBİLİR DURUMDA OLDUĞU ALACAKLARIN BELİRSİZ ALACAK OLMADIĞI - HUKUKİ YARAR YOKLUĞUNDAN DAVANIN USULDEN REDDİ
(Şerh No: 16385 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 09-12-2015 19:39)

(1) Actions arising from contract, may also be filed where the contract will be fulfilled.
(Şerh No: 16373 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2015 00:30)

(1) The court having general jurisdiction in respect to venue, is the court where habitual residence of the defendant located. However, provided that other special circumstances of general jurisdiction in respect to venue are reserved, the action regarding rights of assets, may also be filed where the element of assets has been located.
(Şerh No: 16372 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2015 00:29)

(1) The court has also general jurisdiction in respect to venue in respect to the actions of debt or movable property to be filed against the persons who reside in a place temporarily such as civil cervant, labourer, student or soldier, if residing of them would probably continue for quite a long time.
(Şerh No: 16371 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2015 00:27)

(1) If there have been more than one defendant, the action may be filed at the domicile of one of them. However, in case a court having common general jurisdiction in respect to venue has been designated in respect to the ground of action regarding all of defendants in tha law, the action is heard in the court of that place. (2) In cases where have been more than one defendant, if it has been appeared by evidences and indications that the action has solely been filed in order one of the defendants to be brought to a court that has not been located in the domicile of him/her, the court renders the decision of rejection of venue by severing the action regarding about the defendant concerned, upon objection of him/her.
(Şerh No: 16370 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2015 00:25)

(1) The court having general jurisdiction in respect to venue, is the court where domicile of real or legal person is on the date that the action filed. (2) Domicile, is determined according to the Turkish Civil Code dated November 11,2001 and numbered 4721.
(Şerh No: 16369 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2015 00:23)

(1) Venue of the courts is subject to the provisions of this Code on condition that provisions related to venue in other laws are reserved.
(Şerh No: 16368 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2015 00:21)

(1) Civil courts of peace shall hear the following, regardless of value and total amount of the matter; a) Actions arising from tenancy relationship including actions of debt concerning all disputes and counter actions filed against these actions on condition that provisions related to enforcement proceeding without judgement pursuant to the Enforcement and Bankruptcy Law dated June 09,1932 and numbered 2004 are exceptional, b) Actions concerning partititoning of movable or immovable properties or rights and elimination of joint ownership, c) Actions soleley aimed at protection of possession in movable or immovable properties, ç) Actions that commissioned the civil court of peace or justice of the peace by this Code and other laws.
(Şerh No: 16367 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2015 00:19)

 Önerge  [HMK. 282] Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte değerlendirir.
(Şerh No: 16358 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 19-11-2015 10:06)

 Türkçe  [HMK. 266] Mahkemenin önündeki olayın anlaşılması, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuk bilgisiyle çözümlenemiyorsa; mahkeme kendiliğinden veya taraflardan birinin talebiyle bilirkişi tayinine karar verir.
(Şerh No: 16356 - Türkçeleştiren: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 19-11-2015 09:46)

Karşı dava süresinde açılmamış olsa dahi ret veya karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmeyip, esasen tefrik edilmesi gerekir. Ancak karşı dava da boşanmaya ilişkin olduğuna göre davalardan biri hakkında verilecek hüküm diğerinin sonucunu etkileyecektir. Bu itibarla aralarındaki bağlantı nedeniyle tefrik edilse dahi birleştirilmesi gerekecektir. O nedenle dava ve karşı davanın birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi usul ekonomisine uygun d...
(Şerh No: 16345 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-10-2015 10:57)

 Bilgi  [HMK. 334] TÜZEL KİŞİLER ADLİ YARDIMDAN FAYDALANABİLMELİDİR.
Uluslararası hukuk normları, tüzel kişilerin de adli yardımdan faydalanabilmesini gerektirmektedir. Mal varlığını kaybetmiş, tüm hesaplarına ve mallarına haciz uygulanmış bir şirketin çok yüksek meblağ tutabilecek mahkeme masraflarını ödemesi mümkün değildir. Hak kayıpları yaşanır. Türkiye'nin 5242 sayılı kanunla tarafı olduğu, Avrupa Sözleşmesinde adli yardım talebi yönünden gerçek ya da tüzel kişi ayrımı mevcut değildir. Ayrıca tarafı olduğumuz, Adalete Uluslararası Erişim Hakkında Lahey Sözle...
(Şerh No: 16343 - Ekleyen: Kenan YÜCE - Tarih : 07-10-2015 01:22)

Davacı vekili, dava dilekçesinin sonuç kısmında talep ettiği her alacak için bir miktar yazdıktan sonra parantez içinde “belirsiz” ibaresini kullanarak işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre alacak miktarının artırılması talepli dilekçesinde ise “belirsiz alacak davasındaki” taleplerini artırdığını belirterek davasının belirsiz alacak davası olduğunu açıkça beyan etmiştir. Davacı vekilinin talebinin açıkça belirsiz alacak davası ...
(Şerh No: 16334 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-08-2015 15:56)

Davalı-karşı davacının adli yardım talebinin, 19.09.2013 tarihli celse kabulüne karar verildiği görülmektedir. Bu halde, adli yardım kararından dolayı tüm yargılama harç giderlerinden geçici olarak muaf olacaktır. Dolayısıyla ziynet eşyası alacağı talebini harçlandırması adli yardım kararı kaldırılmadığı sürece gerekli değildir.
(Şerh No: 16295 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 23-06-2015 20:17)

 Önerge  [HMK. 4] Sulh hukuk mahkemelerinin görevi MADDE 4. (1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, alacak davaları da dâhil olmak üzere kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.
(Şerh No: 16281 - Ekleyen: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 17-06-2015 06:11)

Dava trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece; sigorta şirketi hakkında açılan dava tefrik edilerek araç işletenine yöneltilen davanın, ticari dava niteliğinde olmaması sebebiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Davalı sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsü olan davalıya karşı birlikte açılan ancak sonrasında tefrik edilen davalar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini e...
(Şerh No: 16252 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 26-05-2015 14:09)

Sağlık Bakanlığının birimi olan "Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu"nun tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti ve temsilci sıfatı olmamakla; temsilde hata sebebiyle davacıya, davasını Sağlık Bakanlığına yöneltmesi için süre verilip yargılama yapılması gerekir.
(Şerh No: 16234 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-05-2015 10:51)

İlgililerin, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemiyle mahkemeye müracaat etmeden önce, ilk olarak tapu müdürlüklerine, Tapu Sicil Tüzüğünün 75. maddesine aykırı olarak verilen ret kararlarına karşı aynı tüzüğün 26. maddesine göre itiraz yoluna başvurmaları gerektiğinden bu prosedür işletilmeden mahkemeye müracaat edilmiş olmakla davanın usulden reddi gerekmektedir.
(Şerh No: 16212 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 30-04-2015 11:51)

HMK.nun 1.maddesine göre, mahkemelerin görevini düzenleyen kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi gerekir. Ayrıca göreve ilişkin kuralların uygulanmasında aleyhe bozma yasağı uygulanmaz.
(Şerh No: 16208 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 29-04-2015 16:53)

Anlaşmalı boşanma talebiyle açılan davada, davalı verdiği cevapla protokolü kabul etmediğini ve evlilik birliğinin davacının kusurlu hareketleri ile sarsıldığını belirtmiş. Nafaka ve tazminat talep etmiştir. Bu halde; boşanma isteği, bir ıslaha veya yeniden dilekçe verilmesine lüzum bulunmaksızın kendiliğinden anlaşmalı olmaktan çıkar, çekişmeli davaya dönüşür. Dava çekişmeli boşanmaya dönüştükten sonra; mahkeme gerek görmesi halinde; davacıdan iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları öze...
(Şerh No: 16207 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 29-04-2015 16:45)

Dava; ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesi, olmadığı takdirde bedeli olan 8.000 TL'nin (fazlaya dair haklar saklı tutularak) tahsili taleplidir. Dava, 11.10.2010 tarihinde ikame edildiğinden 1086 sayılı HUMK hükümlerine tabi olup, 6100 sayılı HMK m.107'nin uygulanması imkanı olmamasına, dava dilekçesinde her ne kadar fazlaya dair hakların saklı tutulduğu belirtilmişse de dosya arasında ıslah talebini içerir yazılı bir dilekçe ya da duruşmada verilmiş sözlü bir beyan da bulunmamasına rağm...
(Şerh No: 16205 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-04-2015 14:14)

Davacı, davalıya kasko poliçesi ile sigortalı aracının 14.9.2009'da meydana gelen tek taraflı kazada hasarlandığını, sigortaya başvuru yapılması üzerine ödeme yapılmadığını belirterek 14.12.2011 tarihindeki ıslahıyla artırılmış 31.000 TL.nin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Islaha karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'inin kabulü gerekirken mülga 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte olduğu dönemde açılan davada, davanın HMK m.107'de düzenlenen belirsiz alacak dava...
(Şerh No: 16204 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-04-2015 14:13)

İŞÇİ ALACAKLARI/BELİRSİZ ALACAK/HUKUKİ YARAR Somut olayda, davacı bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, "kıdem tazminatı" ile "hafta tatili ücreti", "genel tatil ücreti" ve "izin ücreti" alacaklarını talep etmiştir. Davacının davanın açılması aşamasında talep ettiği "alacakların tamamını tam olarak" tespit etmesi mümkün değildir. Talep edilen alacaklar belirsizdir. Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı vardı...
(Şerh No: 16200 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-04-2015 14:26)

Arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciden temlik alınan bağımsız bölümün tapudan üçüncü şahıslara devri nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak tazminat istemli davada ihtiyati tedbire değil, İİK m.257 şartlarının varlığı halinde ihtiyati hacze karar verilebilir.
(Şerh No: 16194 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-04-2015 14:36)

Dosya kapsamından ve özellikle dava dilekçesinden davanın, davalının tasfiye halindeki kooperatifin muhasebecisi olduğu dönemde gerekli bildirimlerde bulunmadığı ve zarara neden olduğu iddiasına dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda zararın giderilmesi, haksız eylem faili olduğu iddia edilen davalıdan istenmiş olduğundan davanın husumetten reddi doğru değildir.
(Şerh No: 16169 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-04-2015 15:56)

Görevsizlik kararı verilebilmesi için, öncelikle dava dilekçesinin davalıya tebliği şarttır. Taraf teşkili sağlanmadan davada görevsizlik kararı verilemez.
(Şerh No: 16149 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-03-2015 17:27)

Davacı şirket, EPDK'nun tanzim ettiği "Dağıtıcı Lisansı" kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde şirketleri lehine 10 yıl 5 ay süreli intifa hakkı tesis edildiğini, Rekabet Kurulu'nun 12.3.2009 tarihli genelgeyle haksız rekabet kapsamında değerlendirdiğinden anlaşmaları 5 yıl süreyle sınırladığı gerekçesiyle fazla süreye dair önceden yapılan ödemelerin iadesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davacı tarafça sözleşmenin feshedilmed...
(Şerh No: 16089 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2015 12:18)

Davacı şirket, EPDK'nun tanzim ettiği "Dağıtıcı Lisansı" kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde şirketleri lehine 15 yıl 2 ay süreli intifa hakkı tesis edildiğini, Rekabet Kurulu'nun 12.03.2009 tarihli genelgesi ile haksız rekabet kapsamında değerlendirdiğinden anlaşmaları 5 yıl süre ile sınırladığı; fazla süreye ilişkin önceden yapılan ödemelerin iadesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davacı tarafça sözleşmenin feshedilmediği,...
(Şerh No: 16088 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2015 12:18)

Dava; davalılar arsa sahibi kooperatif ile yüklenici şirket arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davalı yükleniciye bırakılacak bağımsız bölümlerden birinin, davalı yüklenici tarafından davacıya satılıp bedeli tahsil edilmesine rağmen tapu devrinin verilmemesi sebebiyle ikame edilen tapu iptal ve tescil; ikinci kademede bağımsız bölümün rayiç değerinin tahsili ve ıslahla talep edilen gecikme tazminatı istemidir. Davalı müteahhit henüz davalı arsa sahibine karşı yükümlül...
(Şerh No: 16087 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2015 10:09)

Davacının, davalı bankadan isteyebileceği masrafların kapsamının yargılama safahatında belirlenecek olması göz önünde bulundurularak belirsiz alacak davası açılabileceğinin kabulü gerekir.
(Şerh No: 16075 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-02-2015 21:29)

Hüküm verildikten sonra davadan feragat edilmesi ve/veya davanın kabul edilmesi halinde yerel mahkemenin davadan vazgeçme veya kabul hakkında bir karar verebilmesi konusunda 6100 sayılı HMK'da açık bir düzenleme yapılmamış, ancak HMK Yönetmeliği ile bir düzenleme getirilmiştir. HMK'da açık bir hüküm bulunmayan ve İçtihadı Birleştirme Kararı ile yöntemi belirlenmiş bir konuda, yönetmelik hükmüne dayalı olarak, hükümden sonra davanın ele alınması suretiyle ek karar tesis edilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16071 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-02-2015 09:06)

Yerel mahkemece duruşmada tefhim edilen hüküm gerekçe taşımayıp sadece hüküm sonucunu (kısa kararı) içeriyorsa gerekçeli kararın her halükarda davanın taraflarına (taraflar kendilerini vekille temsil ettiriyorlar ise vekillerine) tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, sadece hüküm sonucunun (kısa kararın) tefhim edildiği durumlarda, taraflar (ya da vekilleri) duruşmada hazır olsalar dahi gerekçeli kararın taraflara veya vekillerine tebliğ edilmesi gerekir.
(Şerh No: 16069 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 13-02-2015 19:53)

Uyuşmazlık konusu olayda; iki davacı birlikte dava açmışlar, sonrasında mahkemece davacıların davalarının ayrılmasına karar verilmiştir. Bu halde, tarafların yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu tutulmaları mümkün olmadığından, ayırma kararına kadar davacılarca yapılan yargılama giderleri titizlikle incelenerek kim tarafından yapılmışsa, kabul ve ret oranına göre onun yararına, kim tarafından yapıldığı belirlenemiyorsa, iki davacı tarafından ortak yapıldığı kabul edilerek yarı oranda dav...
(Şerh No: 16062 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 12:20)

Tapu iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde taşınmazların satış bedeli talepli davada yerel mahkemece verilen karar, "tapu iptali ve tescili talebinin reddinde isabetsizlik bulunmadığı"ndan bahisle yargıtay tarafından onanmış; tashihi karar edilmeyerek; kararın, tapu iptali ve tescil talebinin reddine dair kısmı kesinleşmiştir. Satış bedeli talebinin kısmen kabulüne dair takip dayanağı ilam, taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara dair olmayıp satış bedeline dair alacak ilamı niteliğinde oldu...
(Şerh No: 16058 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 09:28)

Takip dayanağı ilamda her ne kadar bedele hükmedilmiş ise de, uyuşmazlığın özünde ayni hakka ilişkin mülkiyet ihtilafı olduğundan bu ilam kesinleşmeden infaz edilemez.
(Şerh No: 16057 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 09:28)

Davacı, sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, işe iade kararına rağmen işe başlatılmadığını iddia ederek işçilik alacaklarını talep etmiştir. Davalı Belediye olup yapılan iş ve işlemler resmi kayıtlara dayalı olmak zorunda olduğundan davacı, çalıştı ise hangi tarihlerde çalıştığını ve yaptığı çalışmaları somut olarak resmi belgeleriyle ispatlamalıdır.
(Şerh No: 16008 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 05-01-2015 11:24)

Ölü kişiye karşı dava açılamaz ise de; ortaklığın giderilmesi davasının özelliği nedeni ile; ölü kişiye karşı açılan dava reddedilmeyip, murisin veraset ilamına göre tesbit edilen mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerekir.
(Şerh No: 16002 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-12-2014 11:45)

Davacı dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış bir tanık ismi bildirmiştir. Ön inceleme duruşmasından önce de 27.04.2012 tarihli delil listesiyle diğer tanıklarının isimlerini bildirdiğinden bu liste ikinci tanık listesi olarak kabul edilemez.
(Şerh No: 15984 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-11-2014 20:52)

Tespit Masrafları Yargılama Giderlerindendir. Davacı yanca yaptırılan tespit masraflarının davacı yanca yapılan yargılama giderleri içerisinde nazara alınmaması da hatalıdır.
(Şerh No: 15906 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 11-10-2014 12:45)

Davacı, karışmadığı bir hırsızlık olayı sebebiyle aynı kimlik bilgilerini taşıyan gerçek sanık yerine kendisi hakkında üç kez gıyabi tutuklama kararı verildiği; her seferinde ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı; işlemlerin bariz hataya dayalı olduğu; suç işlemediği halde birden fazla kez gözaltına alındığı ve özgürlüğünün kısıtlandığını ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Hakimlerin hukuksal faaliyetinden dolayı devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesi için vekili...
(Şerh No: 15750 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 16:03)

Takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK m.170'te özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında HMK m.209 uygulanamaz. Senet üzerinde bulunan yazıdaki sahtelik iddiası da borca itiraz niteliğindedir ve bu konu da İİK m.169/a'da düzenlenmiştir; dolayısıyla bu yönden de HMK m.209'un uygulanma olanağı yoktur. HMK m.209 takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işl...
(Şerh No: 15748 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 16:03)

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılmasına mesnetle ikame edilen tapu iptal ve tescil ile terdiden tazminat taleplidir. Yerel mahkemece; davalı vekil yönünden tazminat istemi kabul edilerek diğer davalılar yönünden dava reddedilmiştir. Davaya konu taşınmazın satışı konusunda yetkilendirilen vekil, aslında taşınmazı davacıdan 14.000,00 TL bedelle satın aldığı, tapu masraflarını karşılayamadığından davacının önerisiyle vekaletname aldığı yönündeki savunmasını yazılı delille kanıtlamalıdır. B...
(Şerh No: 15747 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 16:03)

Davacı, teslim ettiği çeklerin sahte çıkması ve çeklerin sahte olduğunun kendisine bildirilmemesi sebebiyle davalı bankanın mevzuat gereklerini yerine getirmeyerek zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek açtığı davadan önce bankaya keşide ettiği ihtarnamede zararını belirlemiş; davayı, şimdilik kaydıyla kısmi dava olarak ikame etmiştir. Davacı, talep konusu uyuşmazlığın miktarını kendisi tarafından keşide edilen ihtarname ile açıkça belirlemiş olmakla kısmi dava açmakta hukuksal ...
(Şerh No: 15715 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-09-2014 10:49)

Davacı, davadan önce mahkeme kanalıyla yaptırdığı delil tesbiti sonucunda uğradığı maddi zararın miktarını kesin olarak belirlediği gibi dava dilekçesinde de anılan tesbit dosyasına atıf yaparak zararın tazminini talep etmiştir; dolayısıyla 6100 sayılı HMK yürürlükte iken açılmış dava, belirsiz alacak davası niteliğinde değildir.
(Şerh No: 15714 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-09-2014 10:04)

Eldeki dava, davacı tarafça HUMK yürürlükte iken kısmi dava şeklinde ikame edilmiştir. 6100 sayılı HMK hükümleri, aynı Kanunun 448. maddesine göre tamamlanmış usul işlemlerini etkilemeyeceğinden mahkemece davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davanın belirsiz alacak ve kısmi davaya imkan vermediğinden bahisle hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddi bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 15712 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-09-2014 16:30)

Davacının, tam dava açması gerekirken kısmi dava ikamesi halinde; dava ve usul ekonomisi bakımından HMK m.115/2 uyarınca davacıya, davasını tam dava olarak devam ettirmesi ve harcı tamamlaması konusunda kesin süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, davanın doğrudan usulden reddi isabetsizdir.
(Şerh No: 15711 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-09-2014 12:21)

Talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belli olduğundan somut olay bakımından kısmi dava açılamaz. Bu durumda mahkemece anılan bu husus dava şartı noksanlığı bağlamında ele alınarak HMK m.115/2-c.2 uyarınca işlem yapılması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak işin esasına girilmesi doğru olmamıştır.
(Şerh No: 15710 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-09-2014 11:59)

Dava konusu olayda, talep konusunun miktarı açıkça belli olup, taraflar arasında bu konuda herhangi bir tartışma bulunmadığından, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar; dava açıldığı anda var olmadığından, sonradan harcın tamamlatılması suretiyle bu eksiklik giderilemez ve davanın, dava şartı eksikliğinden, usulden reddi gerekir.
(Şerh No: 15709 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-09-2014 11:59)

6100 sayılı HMK.'nun 26. maddesi uyarınca hakim taleple bağlıdır. Talep edilmeyen bir konuda inceleme yapıp, karar vermesi mümkün değildir.
(Şerh No: 15707 - Ekleyen: Av.Murat ÇETİN - Tarih : 07-09-2014 11:50)

Görüş Değişkliği: Yargıtay 12. HD, bu kararında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte; borçlu sahtecilik iddiasını imza dışındaki bir unsura yönelik olarak yaparsa HMK 209'un uygulanacağı ve böylece takibin durması gerektiği yönündeki görüşünü değiştirerek, sahtecilik iddiasını borca itiraz olarak kabul edeceğini belirtmiştir.
(Şerh No: 15702 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 29-08-2014 22:05)

Muvazaaya mesnetle tapu iptal ve tescil talepli ikame edilen davada; yargılama aşamasında dava konusu bir kısım taşınmazların toplululaştırma işlemine tabi tutulduğu belirlendiği halde, toplulaştırma sonucu oluşan parsel kayıtları getirtilmeyerek infazda sorun çıkaracak biçimde kaydı kapatılan parseller yönünden iptal tescil hükmü kurulmuş olması doğru değildir.
(Şerh No: 15694 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-07-2014 11:53)

DEVAMLILIK ARZ EDEN TALEPLERDE KARARIN KESİN OLDUĞUNDAN SÖZEDİLEMEZ: Kayıp kaçak bedelinin başvuru tarihinden sonraki faturaların düzenleme biçimine de etkisi olacağı, bir başka deyişle kararın ileriye yönelik uygulaması bulunduğu ve bu yöndeki talebin de devamlılık arz eden bir isteme ilişkin olduğu, yine Dairemizce de benimsenen Hukuk Genel Kurulu'nun aynı doğrultudaki uygulaması da gözetildiğinde yerel mahkemece verilen kararın kesin olduğundan söz etmek mümkün değildir. Hal böyle olunca m...
(Şerh No: 15688 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-07-2014 17:28)

Davalı, jandarmada alınan ifadesinde davacının 24.500 TL'sini kısım kısım ödediğini belirtmek sureti beyanda bulunmuştur. Her ne kadar HUMK 236. maddesinde bu beyan mahkeme dışı ikrar olarak kabul edilmekte ise de HMK'da mahkeme dışı ikrar yer almamaktadır. Bunun yerine HMK199. Maddede belge olarak kabul edilen delil getirtilmiştir. Jandarma önünde yapılan beyan altındaki imza inkar edilmediğine göre, bu beyanın belge olarak kabul edilerek davalının 24.500 TL aldığının kabulü ile sonucuna göre k...
(Şerh No: 15681 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-07-2014 11:24)

Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesiyle husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124 üncü maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasın...
(Şerh No: 15676 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-07-2014 12:07)

Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesiyle husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124 üncü maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin "harçsız olarak" "davaya katılmalarını sağlama...
(Şerh No: 15674 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-07-2014 11:50)

MAHKEME KARARLARININ ŞEKİL OLARAK YAZIMINDA; TİMES NEW ROMAN (12) ZORUNLULUĞU
(Şerh No: 15671 - Ekleyen: Av.Nurgül ARAL - Tarih : 13-07-2014 13:12)

Davalının davaya süresinde cevap vermemiş olması, delil bildirme ve savunmasını ispat etme hakkını ortadan kaldırmaz. Delil çekişmeli vakıalar için gösterilir (HMK. Md. 187/1).Taraflar arasındaki çekişmeli hususlar ise ön inceleme duruşmasında belirlenir (HMK. Md. 140/1). Tahkikat tespit edilen çekişmeli hususların çözümü için yürütülür. O halde davalıya tanıklarını göstermesi için süre verilmeli, gösterdiği takdirde, tanıkları savunması çerçevesinde dinlenmeli ve tüm deliller birlikte değerl...
(Şerh No: 15617 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 02-07-2014 21:07)

Delil, çekişmeli vakıaların ispatı için gösterileceğinden ön inceleme duruşması yapılmadan, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar belirlenmeden, tarafların tanık listesi vermeleri de beklenemez.
(Şerh No: 15626 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 16:48)

Şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmelidir. ***Bunun yanında, şayet açılan davada asgari bir miktar gösterilmişse ve bunun alacağın bir bölümü olduğ...
(Şerh No: 15588 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 18-06-2014 20:30)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,11741590 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.