Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

T.C. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi Esas No:2016/13139 Karar No:2019/4822 İçtihat

Üyemizin Özeti
1-Tebliğ tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK'nin 103. maddesinde adli tatilde görülecek dava ve işler sayılmıştır. Ortaklığın giderilmesi davaları sayılan bu davalar arasında bulunmamaktadır. Anılan kanunun adli tatilin sürelere etkisini düzenleyen 104. maddesi; “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır hükmünü içermektedir.
Somut olayda; davalılar vekiline tebligat 17.08.2015 tarihinde yapılmış olduğundan temyiz süresi adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacaktır. Çünkü, 1086 sayılı HUMK'nun 176. maddesinin 10. fıkrası uyarınca sulh mahkemelerindeki davaların adli tatilde de görüleceğinin belirtilmesi nedeniyle önceki yasa döneminde adli tatil içerisinde dolan temyiz süreleri artık yeni yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK'nin 103. maddesinde genel olarak sulh mahkemelerindeki davaların adli tatilde görülecek davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle aynı yasanın 104. maddesi uyarınca adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesi süresindedir. Bu itibarla mahkemenin temyiz itirazının reddine ilişkin kararı kaldırılarak işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
(Karar Tarihi : 28.05.2019)
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi


Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.07.2012 gününde verilen dilekçe ile irtifak hakkı kurulması birleştirilen dava elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine dair verilen 23.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacılar- birleştirilen dava davalılar vekili, 1026 parsel ve 356 parsel sayılı taşınmazlar lehine; davacılar yanında asli müdahiller vekili, 339 ve 357 parsel sayılı taşınmazlar lehine 1027 parsel sayılı taşınmaz üzerinden mecra hakkı kurulmasını talep ve dava etmişlerdir.
Birleştirilen davada davacı vekili, davalıların 1027 parsel sayılı taşınmaza elatmasının önlenmesini pompa ile kulübenin kaldırılmasını dava ve talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, dava konusu .... Mahallesi 1 pafta 1026 ve 356 parseller lehine 1027 parsel aleyhine 15.09.2014 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokide gösterilen (yeşil gösterilen) su yolu geçit hakkı tesisine, birleştirilen davanın reddine, yatırılan geçit hakkı bedelinin 1027 parsel sahibi davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı- birleştirilen dava davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Tebliğ tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK'nin 103. maddesinde adli tatilde görülecek dava ve işler sayılmıştır. Ortaklığın giderilmesi davaları sayılan bu davalar arasında bulunmamaktadır. Anılan kanunun adli tatilin sürelere etkisini düzenleyen 104. maddesi; "Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır hükmünü içermektedir.
Somut olayda; davalılar vekiline tebligat 17.08.2015 tarihinde yapılmış olduğundan temyiz süresi adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılacaktır. Çünkü, 1086 sayılı HUMK'nun 176. maddesinin 10. fıkrası uyarınca sulh mahkemelerindeki davaların adli tatilde de görüleceğinin belirtilmesi nedeniyle önceki yasa döneminde adli tatil içerisinde dolan temyiz süreleri artık yeni yürürlüğe girmiş bulunan 6100 sayılı HMK'nin 103. maddesinde genel olarak sulh mahkemelerindeki davaların adli tatilde görülecek davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle aynı yasanın 104. maddesi uyarınca adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzayacağından davalı vekilinin temyiz dilekçesi süresindedir. Bu itibarla mahkemenin temyiz itirazının reddine ilişkin kararı kaldırılarak işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2-Türk Medeni Kanununun 744. maddesi uyarınca "Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu, kurutma kanalı, gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulmasına ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine mecra hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra hakkı kurulması istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulmasına ilişkin davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da mecra hakkı kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK'nin 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan "fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır
Somut olayda; mahkemece yapılan keşif sonucu aldırılan 15.09.2014 tarihli bilirkişi raporu ve ekli krokide davacı ...'e ait 1026 parselin sulama kanalına cepheli olduğundan mecra ihtiyacı olmadığı anlaşıldığından, 356 parsel sayılı taşınmazın davacıların ortak murisi A**** *** adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından akti su irtifakı kurulabileceği anlaşıldığından davanın reddi gerekir.
Asli müdahiller 357 ve 339 parsel lehine mecra irtifakı talep etmiş, asli müdahillerden Ömer'in vefat ettiği nüfus kaydından anlaşılan tek mirasçısı D**** *** gerekçeli karar tebliğ edilmiş, hüküm asli müdahillerce temyiz edilmemiş ise de asli müdahillerin talepleri hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerde asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; mecra irtifakının bağlanacağı su ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken kesintisizlik ilkesine aykırı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
KARAR : Yukarıda (1). bentte açıklanan nedenlerle Nazilli Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.01.2016 tarihli 2012/1064 Esas, 2015/586 karar sayılı temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına, (2) numaralı bent uyarınca davalı- birleştirilen davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Hukuk Muhakemeleri Kanunu MADDE 103 :(1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:

a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi.

b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler.

c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.

ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.

d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.

e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar.

f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.

g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.

ğ) Çekişmesiz yargı işleri.

h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.

(2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.

(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.

(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.M.Mustafa ÖZKUL
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 29-07-2022

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02181911 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.