Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/1706 E. , 2020/7154 K. İçtihat

Üyemizin Özeti
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; Adli tatil süresi başlıklı 102. maddesi, “Adli tatil, her yıl yirmi Temmuzda başlar, otuz bir Ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir Eylülde başlar.”; Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103. maddesi, “(1)Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür: ...ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar...h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler...(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.”; … Adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104. maddesi, “Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.” Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler başlıklı 447. maddesi, “Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” düzenlemelerini içermektedir.
Bu yasal mevzuat çerçevesinde artık, (icra mahkemesinde görülenler hariç) basit yargılama usulüne tabi olan davalara adli tatilde bakılmayacaktır. Başka bir ifade ile basit yargılama usulüne tabi davalar da adli tatile tabi olacaktır. Basit yargılama usulünün uygulandığı sulh hukuk mahkemeleri ile iş mahkemeleri adli tatilden yararlanacaktır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda ise basit yargılama usulüne tâbi olan davalar adli tatilde görülmeye devam edilmekte idi (m. 176/11).
Adli tatilde görülemeyen basit yargılama usulüne tâbi olan davalarla ilgili bir süre, adli tatil süresi içinde sona ererse, adli tatilden sonra ek bir süreden yararlanacaktır. Ancak Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde görülmeye devam edilecektir. Dikkat edilirse burada yargılama usulü değil, dava veya işin ivedi olması ya da mahkemenin ivedi olduğuna karar vermesi önemlidir. Bu nedenle mahkeme yazılı ya da basit yargılama usulüne tabi bir dava ya da işin ivedi olduğuna karar verirse, bu dava veya işin adli tatilde de görülmesine karar verebilir. Adli tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adli tatil dönemine rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılır. (.../.../..., Medeni Usûl Hukuku, 14. Bası, s. 273, 274)
(Karar Tarihi : 14.12.2020)
"İçtihat Metni"

Mahkemesi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Dava, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılan sürelerin geçmişe mal edilerek yaşlılık aylığının yeniden hesaplanması ve eksik aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışı hizmet borçlanmasına başvurduğunu, borçlanma bedelini ödeyerek 2014 yılının 10. ayında tahsis talebinde bulunduğunu, davacının Kuruma 2008 yılında başvurması üzerine Kurum tarafından 11.08.1978–31.12.2005 tarihlerine ilişkin 8633 günlük borç tahakkuk cetveli tebliğ edildiğini, davacının 3600 güne karşılık gelen miktar için 2014 yılının 10. ayında prim ödemesinde bulunduğunu, ödenen primlerin lehe sonuç doğuracak şekilde 11.08.1978 yılını takip eden 10 yıllık süreye (3600 güne) özgülenmesi gerekirken Kurum tarafından ödemelerin hatalı şekilde işlendiğini ve bu nedenle yaşlılık aylığı miktarının da hatalı tespit edildiğini, davalı Kurumun davacıya bağlanması gerekenden daha düşük bir yaşlılık aylığı bağladığını, davacının 31.12.2014 tarihinde Kuruma başvuru yaptığını, Kurumun 21.01.2015 tarihli cevabi yazı ile ödenen aylık tutarında hata bulunmadığını bildirdiğini; davacının yapmış olduğu kısmi ödemenin Kurum tarafından yanlış yıllara özgülendiğini belirterek, fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere, tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.11.2014 tarihinden itibaren bağlanması gereken yaşlılık aylıklarının eksik kısımlarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi ve yaşlılık aylığı miktarının mevzuata uygun şekilde artırılması gerektiğinin tespiti ile 25.09.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle talebin yanı sıra, davacının Kurum'a yapmış olduğu 3600 günlük yurtdışı borçlanma ödemesinin 11.08.1978–11.08.1988 tarihleri arasına hasredilmesi gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminde hata olmadığını, sigortalının ödeme nedeniyle faiz hakkını saklı tuttuğuna dair herhangi bir dilekçesinin bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından, davacının borçlanma talep dilekçesinde açıkça borçlanmak istediği süreler için tarih aralığı belirtmediği, 3201 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasına göre Kurum tarafından yapılan borçlanma tahakkuk işleminin yerinde olduğu, davacı tarafça Kurum tarafından düzenlenen borçlanma cetvelindeki sürenin tamamının değil bir kısmına ilişkin borçlanma bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi nedeniyle davacıya 01.11.2014 tarihi itibariyle bağlanan yaşlılık aylığı hesabında borçlanılan sürenin 3201 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasına göre mal edilmesinde hata olmadığından bahisle,
"Davanın reddine" şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından,
"Dosyanın incelenmesinde; mahkeme kararının davacı vekiline 17.8.2018 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf dilekçesinin yasal iki haftalık istinaf süresi geçtikten sonra 07.09.2018 tarihinde verildiği görülmüştür.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 7/3 maddesi yollaması ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361/1 maddesindeki düzenlemeye göre "Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinden verilen temyizi kabul nihai kararlar ile Hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
7036 sayılı Yasanın 7/5 maddesinde ise İş Mahkemesinden verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması durumunda Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay tarafından ivedilikle karara bağlanacağı düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye ilişkin Kanun gerekçesindeki "6100 sayılı Kanunun 103. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca "Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar" İlk Derece Mahkemelerinde adli tatilde görülebilmektedir. Buna karşılık dava açanın işçi veya işveren olduğuna bakılmaksızın İş Mahkemesi kararları, Kanun yolunda (Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay'da) ivedilikle karara bağlanacağı için 6100 sayılı Kanunun 103. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi uyarınca adli tatilde de incelenebilecektir" şeklindeki açıklama dikkate alındığında, İş Mahkemelerinden verilen kararların, Kanun yolu incelemesinin adli tatilde görülebilmesinin mümkün hale geldiği, giderek adli tatilde görülebilmesi nedeniyle, İş Mahkemelerinden verilen kararlara karşı kanun yoluna başvuru sonunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının HMK.nun 104.maddesindeki sınırlamaya tabi olmayacağı Adli Tatil içerisinde de sürelerin işleyeceği açıktır.
O halde, 6100 sayılı Yasanın 352/1-c maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin, süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla, aşağıdaki kararın verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle,
"Davacı vekili tarafından verilen istinaf başvuru dilekçesinin 6100 sayılı Yasanın 352/1.c maddesi uyarınca süre yönünden reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, temyiz dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun; Adli tatil süresi başlıklı 102. maddesi, "Adli tatil, her yıl yirmi Temmuzda başlar, otuz bir Ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir Eylülde başlar."; Adli tatilde görülecek dava ve işler başlıklı 103. maddesi, "(1)Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür: ...ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar...h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler...(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır."; … Adli tatilin sürelere etkisi başlıklı 104. maddesi, "Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır." Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler başlıklı 447. maddesi, "Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır." düzenlemelerini içermektedir.
Bu yasal mevzuat çerçevesinde artık, (icra mahkemesinde görülenler hariç) basit yargılama usulüne tabi olan davalara adli tatilde bakılmayacaktır. Başka bir ifade ile basit yargılama usulüne tabi davalar da adli tatile tabi olacaktır. Basit yargılama usulünün uygulandığı sulh hukuk mahkemeleri ile iş mahkemeleri adli tatilden yararlanacaktır. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda ise basit yargılama usulüne tâbi olan davalar adli tatilde görülmeye devam edilmekte idi (m. 176/11).
Adli tatilde görülemeyen basit yargılama usulüne tâbi olan davalarla ilgili bir süre, adli tatil süresi içinde sona ererse, adli tatilden sonra ek bir süreden yararlanacaktır. Ancak Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde görülmeye devam edilecektir. Dikkat edilirse burada yargılama usulü değil, dava veya işin ivedi olması ya da mahkemenin ivedi olduğuna karar vermesi önemlidir. Bu nedenle mahkeme yazılı ya da basit yargılama usulüne tabi bir dava ya da işin ivedi olduğuna karar verirse, bu dava veya işin adli tatilde de görülmesine karar verebilir. Adli tatilde bakılmayan iş ve davalarla ilgili sürelerin sonu, adli tatil dönemine rastlarsa, bu süreler adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta daha uzatılmış sayılır. (.../.../..., Medeni Usûl Hukuku, 14. Bası, s. 273, 274)
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında somut olaya dönüldüğünde, söz konusu dava, niteliği itibariyle 3201 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin geriye etkili kılınması istemine yönelik olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 103. maddesi kapsamında adli tatilde görülebilecek nitelikte bir dava değildir. Diğer yandan söz konusu davanın ivedi görülmesine karar verilen dava ve işlerden de olmaması sebebiyle, davacının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 104. maddesinde belirtilen bir haftalık süreden yararlanması gerekir. Bu açıklamalar çerçevesinde, 17.08.2018 tarihinde tebliğ edilen karara karşı davacı vekili tarafından 07.09.2018 tarihinde verilen istinaf dilekçesinin süresinde olduğu belirgin olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine yönelik karar, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine dair kararı bozulmalıdır.
KARAR : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK'nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Hukuk Muhakemeleri Kanunu MADDE 103 :(1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:

a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi.

b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler.

c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.

ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.

d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.

e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar.

f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.

g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.

ğ) Çekişmesiz yargı işleri.

h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.

(2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.

(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.

(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.M.Mustafa ÖZKUL
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 29-07-2022

THS Sunucusu bu sayfayı 0,03230190 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.