Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

 Bilgi  [MK. 352] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 278 inci maddesinden ifadesi sadeleştirilmek suretiyle aynen alınmıştır.
(Şerh No: 582 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:45)

 Bilgi  [MK. 351] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 276 ncı maddesinin birinci fıkrasını karşılamaktadır. Yürürlükteki metinde sadece velayetin kaldırılması sebebinin ortadan kalkması hâlinin düzenlenmiş olmasına karşılık, maddede, genel olarak koruma önlemlerine esas olan durumların değişmesi de göz önünde tutulmuştur.
(Şerh No: 581 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:44)

 Bilgi  [MK. 350] Gerekçe; Madde yürürlükteki Kanunun 277 nci maddesini karşılamaktadır ve velayetin kaldırılmasının sonuçlarını ilgilendirdiği için sistematik olarak burada düzenlenmiştir. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.
(Şerh No: 580 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:43)

 Bilgi  [MK. 349] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 275 inci maddesini karşılamaktadır. Birinci cümlede, ana veya babanın yeniden evlenmesinin kural olarak velayetin kaldırılmasını gerektirmediği açıkça ifade edilmiş ve böylece bugün uygulamada var olan bazı duraksamalar giderilmek istenmiştir, ikinci cümle ise, velayet hakkına sahip ana veya babanın yeniden evlenmesinin, velayetin değiştirilmesine veya kaldırılarak çocuğa vasi atanmasına sebep olabilmesinin koşulunu belirtmektedir ki, o da çocuğun menfaatidir.
(Şerh No: 579 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:41)

 Bilgi  [MK. 348] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 274 üncü maddesini karşılayan bu hüküm, İsviçre Medenî Kanununun 311 inci maddesinden alınmıştır. Maddenin birinci fıkrası, velayetin bu maddede öngörülen sebeplerle kaldırılabilmesinin ana koşulunu hükme bağlamıştır. Buna göre, velayetin kaldırılabilmesi için çocuğun korunmasıyla ilgili diğer önlemlerin uygulanmış ve bundan bir sonuç alınmamış ya da bu önlemlerin daha başlangıçta yetersiz kalacağının anlaşılmış olması gerekir, önceden aldığı önlemlerden bir sonu...
(Şerh No: 578 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:40)

 Bilgi  [MK. 347] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 273 üncü maddesini karşılayan bu madde, ifadede bazı değişiklikler yapılmak suretiyle, 1984 tarihli öntasarının 264 üncü maddesinden alınmıştır. Yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur.
(Şerh No: 577 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:38)

 Bilgi  [MK. 346] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 272 nci maddesini karşılayan bu madde, 1984 tarihli öntasarının 263 üncü maddesinden bazı ufak ifade değişiklikleri yapılmak suretiyle alınmıştır. Yürürlükteki metinde yer alan ana ve babanın "vazifelerini ifa etmemeleri" koşulu dar görülmüş ve çocuğun menfaati ve gelişmesinin tehlikeye düşmesi, ana ve babanın bu duruma çare bulamamaları veya buna güçlerinin yetmemesi hâlini de kapsayacak şekilde daha geniş bir ifade şekli tercih edilmiştir.
(Şerh No: 576 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:37)

 Bilgi  [MK. 345] Gerekçe; Madde 1984 tarihli öntasarının 262 nci maddesinden alınmıştır. Yürürlükteki metinde yer alan "hususi vasi"nin kayyım olduğu açıldığa kavuşturulmuştur. Hüküm değişikliği yoktur.
(Şerh No: 575 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:35)

 Bilgi  [MK. 344] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 270 inci maddesini karşılamaktadır, İsviçre Medenî Kanununun 306 ncı maddesinin birinci fıkrasını örnek alan 1984 tarihli öntasarının 261 inci maddesinden alınmıştır. Yürürlükteki meme göre hüküm değişikliği yoktur; ancak ana ve babanın borç altına girmesinde mal rejimine atıf yapılmasına gerek görülmemiştir.
(Şerh No: 574 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:34)

 Bilgi  [MK. 343] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 269 uncu maddesini kısmen karşılamaktadır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 305 inci maddesini örnek alan 1984 tarihli öntasarının 260 inci maddesinin aynıdır. Yürürlükteki meme göre hüküm değişikliği yoktur. Yalnız yürürlükteki metnin birinci fıkrasının ikinci cümlesi Taşanımı bir önceki maddesine alınmıştır.
(Şerh No: 573 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:33)

 Bilgi  [MK. 342] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 268 inci ve kısmen 269 uncu maddelerim karşılayan bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 304 üncü maddesini örnek alan 1984 tarihli öntasarının 259 uncu maddesinden alınmıştır. Birinci fıkrada, yürürlükteki metne göre hüküm değişikliği yoktur. İkinci fıkra, iyiniyetli üçüncü kişileri korumak amacıyla düzenlenmiştir, iyiniyetli üçüncü kişilere çocuğun temsili konusunda ana ve babadan her birinin diğerinin rızasıyla hareket ettiğini varsayma olanağı tanınmıştır. Zir...
(Şerh No: 572 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:31)

 Bilgi  [MK. 341] Gerekçe; Madde 1984 tarihli öntasarının 257 nci maddesinden, ifadede bazı değişiklikler yapılmak suretiyle aynen alınmıştır ve yürürlükteki Kanunun 266 nci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metne göre bir hüküm değişikliği yoktur.
(Şerh No: 571 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:29)

 Bilgi  [MK. 340] Gerekçe; İsviçre Medenî Kanununun 302 nci maddesinin ilk iki fıkrasını örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 256 nci maddesinin birinci fıkradaki bazı ifade ve terim farklılıkları dışında içerik bakımından aynıdır. Maddede sadece meslekî eğitim değil, onu da kapsamak üzere, genel olarak ' eğitim düzenlenmiştir. Madde, yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi hükmünü karşılamakla birlikte, o hükme göre daha kapsamlı ve açık bir ifadeyle kaleme alınmıştır.
(Şerh No: 570 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:28)

 Bilgi  [MK. 339] Gerekçe; Madde kısmen yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarını karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrası velayetin kapsamıyla ilgili olmadığı için, bu maddeye alınmıştır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun dört fıkralık 301 inci maddesi hükmü Örnek alınmak suretiyle beş fıkra hâlinde kaleme alınmıştır. Birinci fıkraya göre, ana ve baba çocuğun menfaatini göz önünde tutarak onun bakımı ve eğitimi hususunda karar alır ve uygularlar. İkinci fıkra ise,...
(Şerh No: 569 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:27)

 Bilgi  [MK. 338] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 299 uncu maddesinden esinlenen 1984 tarihli öntasarının 254 Oncu maddesinden alınmıştır. Bir kimsenin, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermesini, bu üvey çocuklar Özerinde velayeti kullanan eşine uygun bir şekilde yardımcı olmasını ve durumun gerektirdiği ölçüde bu çocuğun ihtiyaçları için onu temsil etmesini hükme bağlayan bu madde, bir sosyal ahlâk gerekliliğini Medenî Kanund...
(Şerh No: 568 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:26)

 Bilgi  [MK. 337] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 298 inci maddesinden alınmıştır. Maddeye göre, ana ve babanın evli olmaması hâlinde velayet kural olarak anaya ait olmakla birlikte; eğer ana ölmüşse, küçükse ya da kısıtlanmışsa veya velayet anadan alınmışsa, hâkim, çocuğun menfaatine göre, velayeti ya babaya verir ya da çocuğa bir vasi atar.
(Şerh No: 567 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:25)

 Bilgi  [MK. 336] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 297 nci maddesinden aynen alınmıştır. Birinci fıkrada, evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın velayeti birlikte kullanacakları şeklinde yürürlükteki Kanunun 263 üncü maddesinin birinci cümlesinde dile getirilen kural korunmuştur. Ancak yürürlükteki metnin ikinci cümlesindeki "Anlaşamazlarsa, babanın reyi muteberdir' hükmü, kadın erkek eşitliğine aykırı bulunduğu için, maddeye alınmamıştır. İkinci fıkrada, eşlerin ortak yaşamlarına fiilen son veri...
(Şerh No: 566 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:23)

 Bilgi  [MK. 335] Gerekçe; Ergin olmayan çocuğun velayet hakkının ana ve babaya ait olduğunu, yasal sebep olmadıkça velayetin ana ve babadan alınamayacağını ve hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe yani kural olarak kısıtlanan ergin çocukların bile ana ve babanın velayeti altında olacağını düzenleyen bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 262 nci maddesinden sadeleştirilmek suretiyle alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
(Şerh No: 565 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:22)

 Bilgi  [MK. 334] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunda bulunmayan bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 292 nci maddesini örnek almaktadır. Maddede, ana ve babanın nafaka yükümlülüklerini ileride de yerine getirmeyeceklerine dair veri oluşturan bazı hâller sayılmakta ve bunların varlığı hâlinde hâkimin, ana ve babayı uygun bir güvence sağlamaya mahkûm edebileceği yahut başka önlemlerin alınmasına karar verebileceği hükme bağlanmaktadır. Maddeye göre, güvence sağlanmasını veya başka önlemler alınmasını gerektiren hâller, se...
(Şerh No: 564 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:20)

 Bilgi  [MK. 333] Gerekçe; İsviçre Medenî Kanununun 282 ve 283 üncü maddelerinden esinlenilerek fakat onlardan farklı bir şekilde kaleme alınan bu maddede, babalık davası ile birlikte nafaka istenmesi hâlinde alınacak bir geçici önlem düzenlenmektedir. Buna göre, hâkim babalık olasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması için uygun bir nafakanın ödenmesine karar verebilecektir.
(Şerh No: 563 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:19)

 Bilgi  [MK. 332] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunda bulunmayan ve nafaka davasında geçici önlem alınabilmesi olanağını genel olarak düzenleyen bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 281 inci maddesinin ilk iki fıkrasından alınmıştır. Birinci fıkra, hâkimin nafaka davası süresince gerekli olan önlemleri alabileceğini hükme bağlamaktadır. Ancak hâkim, bu önlemleri kendiliğinden değil, davacının istemi üzerine alabilir, ikinci fıkrada ise, hâkimin, soybağının tespiti hâlinde, davalıyı uygun nafaka miktarını depo etmeye veya...
(Şerh No: 562 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:18)

 Bilgi  [MK. 331] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunda bulunmayan bu hüküm de 1984 tarihli öntasarının 251 inci maddesinden alınmıştır. Maddede, çocuğun ihtiyaçlarında veya ana ve babanın ödeme gücünde veya benzeri hayat koşullarının değişmesi hâlinde, hâkim tarafından nafaka miktarının yeniden belirlenmesi veya nafakanın tamamen kaldırılması olanağı düzenlenmiştir.
(Şerh No: 561 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:16)

 Bilgi  [MK. 330] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Maddede İsviçre Medenî Kanununun 285 inci maddesinin birinci fıkrasından etkilenen 1984 tarihli öntasarının 250 nci maddesi örnek alınmıştır. Birinci fıkrada, nafakanın belirlenmesinde dikkate alınacak hususlar düzenlenmiş; ikinci fıkrada ise, belirlenecek nafakanın her ay peşin olarak ödeneceği belirtilmiştir. Üçüncü fıkrada da, hâkimin istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda taraflar...
(Şerh No: 560 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:14)

 Bilgi  [MK. 329] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Madde, günümüz diline uygun olarak bazı değişiklikler yapılmak suretiyle 1984 tarihli öntasarının 249 uncu maddesinden alınmıştır. Birinci ve ikinci fıkralarda, uygulamadaki duraksamaları da gidermek üzere, küçüğe fiilen bakan ana veya babanın diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabileceği düzenlenmiş ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için, gereken hâllerde ana ve babaya karşı nafaka davasının kayyım ya da vars...
(Şerh No: 559 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:12)

 Bilgi  [MK. 328] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Maddenin yazımında, İsviçre Medenî Kanununun 277 nci maddesini göz önünde tutan 1984 tarihli öntasarının 248 inci maddesi örnek alınmıştır. Birinci fıkra, ana ve babanın bakım borcunun çocuğun ergin olmasına kadar devam edeceği kuralını koymaktadır. Ancak ikinci fıkraya göre, çocuk ergin olmuş olsa bile, bakım borcu, çocuğun eğitiminin sona ermesine kadar, ana ve babadan durum ve koşullara göre beklenebilecek ölçüde olmak ü...
(Şerh No: 558 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:11)

 Bilgi  [MK. 327] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 261 inci maddesini karşılamaktadır. Madde 1984 tarihli öntasarının 247 nci maddesinden bazı değişikliklerle ve daha an bir Türkçeyle iki fıkra hâlinde yeniden kaleme alınmıştır. Esaslı bir hüküm değişikliği yoktur. Bu maddede düzenlenen, ana ve babanın çocuklarına bakma, onu koruma ve eğitme ödevlerinin velayet hakkından bağımsız olduğu açıktır. Yani velayet hakkı kendisinden alınmış olsa dahi onların bu ödevleri yine de devam edecektir. Maddede, yürürlükteki ...
(Şerh No: 557 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:07)

 Bilgi  [MK. 326] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 275 inci maddesinden alınmıştır. Birinci fıkrada, ana ve babanın yahut üçüncü kişilerin çocuk ile kişisel ilişki kurmasıyla ilgili düzenlemeleri yapacak yetkili mahkeme belirlenmekte, ikinci fıkrada boşanmaya ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kurallarının saklı olduğu belirtilmektedir. Son fıkrada ise, çocuk velayetleri altında bulunmayan veya çocuk kendisine bırakılmamış olan ana ve/veya babanın yahut üçüncü kişilerin çocuk ile kişisel...
(Şerh No: 556 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:06)

 Bilgi  [MK. 325] Gerekçe;Yürürlükteki Kanunda mevcut olmayan ve İsviçre Medenî Kanununun 274a maddesinden alınan bu maddede, ana ve baba dışında kalan üçüncü kişilerin, özellikle de hısımların, olağanüstü sebeplerin varlığı hâlinde ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde, çocuk ile kişisel ilişki kurabilecekleri hükme bağlanmaktadır. Madde, bugün sadece büyükana ve büyükbabaların torunlarıyla kişisel ilişki kurma hakları açısından bir Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıyla sonuca bağlanmış olan bir sorunu, ü...
(Şerh No: 555 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:04)

 Bilgi  [MK. 324] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunda bulunmayan ve İsviçre Medenî Kanununun 274 üncü maddesinin ilk iki fıkrasını örnek alan bu maddede, ana ve babanın çocuk ile bir önceki madde gereğince kurabilecekleri kişisel ilişkilerinin sınırları belirlenmiştir. Birinci fıkraya göre, ana ve babadan her biri çocuğun diğeri ile kişisel ilişkisini zedelemekten ve çocuğun eğitilmesini ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmak zorundadır. İkinci fıkrada ise, ana ve babanın çocuk ile kişisel ilişki kurma talepl...
(Şerh No: 554 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 07-11-2009 15:03)

Teşhis işlemi, gerektiğinde fotoğraf üzerinden de yapılabilecek olan ve bu yönüyle de şüphelinin imzasının alınmasının bile zorunlu olmadığı bir tanıma işlemidir. Şüpheli buna pasif olarak katılmakta ve teşhis sırasında herhangi bir beyanı da alınmamaktadır. Bu işlemde aktif olarak rol alan kişi olayın mağduru veya tanığıdır. Bu nedenle ifade alma, keşif ve yer gösterme işlemlerinde olduğu gibi müdafiin teşhiste hazır bulundurulma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bununla birlikte müdafiin teşhiste b...
(Şerh No: 553 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 07-11-2009 10:20)

Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla özellikle görevlidir.
(Şerh No: 552 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 07-11-2009 09:53)

 Bilgi  [SGvGSSK. 4] Maddeyi sistematize edecek olursak: Yeni düzenlemede sigorta kolları “kısa vadeli sigorta kolları” , “uzun vadeli sigorta kolları” ve “genel sağlık sigortası” olmak üzere üçe ayrılmıştır.  Kısa vadeli sigorta kolları: - İş kazası ve meslek hastalığı sigortası - Hastalık ve analık sigortası  Uzun vadeli sigorta kolları: - Malullük sigortası - Yaşlılık sigortası - Ölüm sigortası Yeni düzenlemede sigortalı sayılanlar üç grupta toplanmıştır. Uygulamada farklı ...
(Şerh No: 551 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 06-11-2009 15:17)

 Bilgi  [SGvGSSK. 39] Maddede uygulamada sıkça rastlanılan bir durumla ilgili düzenleme getirmektedir. Üçüncü kişilerin kusurlu eylemi nedeniyle sigortalının zarara uğraması ya da ölmesi hallerinde Kurumca bağlanacak gelir nedeniyle üçüncü kişinin sorumluluğu tartışmalı bir durum yaratmaktadır. Bu hüküm ile birlikte üçüncü kişilerin sorumlu olduğu haller yalnızca kasıtlı davranışlarla sınırlandırılmıştır. Bu halde üçüncü kişi kasıt derecesine varmayan kusurlu hareketinden ötürü Kurumun gelir bağlamasın yani z...
(Şerh No: 550 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 06-11-2009 15:08)

 Bilgi  [SGvGSSK. GEÇİCİ MADDE 1] 506 sayılı Kanun'un halen yürürlükte bulunan Geçici 81. maddesi yaşlılık aylığına hak kazanma bakımından belirleyici kanun maddesidir. Geçici Madde 81 – (Ek: 25/8/1999 - 4447/17 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte; A) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlar ile sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ve sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler...
(Şerh No: 549 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 06-11-2009 14:54)

 Türkçe  [EskiBK. 2] İki taraf sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşursa ikincil noktalar üzerinde konuşulmamış olsa bile sözleşme kurulmuştur. İkincil noktalar üzerinde uyuşulamadığında yargıç, işin niteliğine göre sözleşmeyi tamamlar. Sözleşmelerin biçimlerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.
(Şerh No: 544 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 06-11-2009 09:19)

 Bilgi  [AATHK. 21] 1 A sayılı Tahsilat Genel Tebliği ile İdarenin 21 Madde Hakkındaki yaklşmı ve açıklamaları Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı 1. Amme alacaklarına öncelik hakkı veren 6183 sayılı Kanunun 21 inci maddesi hükmü ile üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden önce o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulduğunda satış bedelinin ne şekilde dağıtılacağına ilişkin düzenlemeler yapılmış, borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulması hallerinde amme...
(Şerh No: 543 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 06-11-2009 02:38)

 Bilgi  [AATHK. 20] 6183 sayılı AATUHK 20 maddesinde” Haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz tatbik olunanlar ihtiyati tahakkuk sebeplerine ve miktarına 15'inci Madde gereğince itirazda bulunabilirler.” Şeklinde yapılan düzenleme ile haklarında ihtiyati tahakkuk kararı alınan ilgililer kanunun 15 maddesi hükmüne göre ihtiyati tahakkukuk sonuç ve miktarına vergi mahkemesi nezdinde dava açmak suretiyle itiraz edebilirler ancak ihtiyatî tahakkuka dava açılabilmesi için, haciz uygulamasının yapılmış olması...
(Şerh No: 542 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 06-11-2009 02:26)

 Bilgi  [AATHK. 15] 6183 sayılı kanunun 13 maddesi hükümlerince ihtiyati haciz uygulamalarına karşı itiraz yolu Kanunun 15 maddesinde “Haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanlar haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edebilirler. İtirazın şekli ve incelenmesi hususunda Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur. Bu ihtilaflar itiraz komisyonlarınca diğ...
(Şerh No: 541 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 06-11-2009 02:24)

 Bilgi  [AATHK. 17] İhtiyati tahakkuka ilişkin düzenleme 6183 sayılı Yasanın 17 nci maddesinin 1inci bendinde, kanunun 13 üncü maddesinin 1,2,3 ve 5 inci bentlerinde yazılı ihtiyatî haciz sebeplerinden birinin mevcut olması halinde ihtiyatî tahakkuk işleminin uygulanacağı, atıfta bulunulan 13 üncü maddenin 1inci bendinde ise 6183 sayılı Yasanın 9 uncu maddesi gereğince teminat istenmesini gerektiren hallerin mevcut olması durumunda ihtiyatî haciz işleminin uygulanacağın öngörülmüştür. Bir başka ifade ile ihtiyati h...
(Şerh No: 540 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 06-11-2009 02:22)

 Bilgi  [AATHK. 13] Madde düzenlemesinde “ … alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun karariyle … “ hükmü uygulamada vergi idaresinin bağlı olduğu vergi dairesi başkanları veya defterdar kabul edilmekte olup ihtiyati haciz kararı bu kişilerce verilmekle uygulanmaktadır oysa kanun düzenlemesinde defterdar ya da vergi dairesi başkanından bahsedilebileceği gibi bu kişilere her hangi bir yetki tanınmamıştır. Kanun koyucu vergi dairesi başkan veya defterdar atfı yapmak istemiş olsaydı iradesini yine 6183 sayı...
(Şerh No: 539 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 06-11-2009 02:20)

 Önerge  [İnternetK. 4] (1) İçerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu ve bilgisi dahilinde olan her türlü içerikten sorumludur. (2) İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir.
(Şerh No: 531 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 06-11-2009 00:07)

Mahkemenin görevi, dava dilekçesindeki taleplere göre belirlenir. Bu taleplerin bir kısmından daha sonra feragat edilmiş olması görevli mahkemenin belirlenmesi yönünden sonuca bir etkili değildir.
(Şerh No: 537 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 05-11-2009 22:13)

Mahkeme müddeabihin değerini re'sen takdir etmeli ve görevli olup olmadığını kendi takdir ettiği değere göre belirlemelidir. Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir ve bu nedenle hakim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden nazara alınır. Taraflar görev konusunda anlaşma yapamazlar.
(Şerh No: 536 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 05-11-2009 21:57)

İdarenin abone adına tahakkuk ettirdiği atık su bedeli, özel hukuk hükümlerine tabi bir alacak borç ilişkisinden doğduğundan, bu bedele ilişkin uyuşmazlıklarda adli yargı mercileri görevlidir.
(Şerh No: 535 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 05-11-2009 21:21)

 Bilgi  [SGvGSSK. 82] Prime esas kazancın alt ve üst sınırının ne olacağı Kanun’un 82. maddesinde belirlenmiştir. Buna göre günlük kazancın alt sınırı asgari ücretin otuzda biri; üst sınırı ise günlük kazanç alt sınırının 6.5 katıdır. Kanun’un 80. maddesinin (d) bendinde üst sınırı aşan kazançların primlendirilmesinin esasları düzenlenmiştir. Buna göre; a) ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulacaktır. b) ücretler toplamı üst sınırı aşıyor ise bir sonraki ay ücretler toplamının ...
(Şerh No: 534 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 15:24)

 Bilgi  [SGvGSSK. 81] Prim oranları ise 5510 sayılı Kanun’un 81. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre • İş kazası ve meslek hastalıkları sigortası prim oranı işin tehlike sınıfına göre %1.5 – 6.5 arasında değişmektedir. Bu primler işveren tarafında ödenecektir. • Analık sigortası prim oranı ise %1 olup işveren tarafından ödenecektir. • Hastalık sigortası prim oranı %11 olup işveren payı %6; işçi payı ise %5’tir. • Aday çırak ve öğrenciler için hastalık sigortası prim oranı %4 olup işveren payı ve işçi p...
(Şerh No: 533 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 15:21)

 Bilgi  [SGvGSSK. 80] Prime esas kazanç türleri tasnif edilirken kapsamında olan sigortalılar için üç ana grup belirlenmiştir. • İlk gruptaki kazanç türlerinin brütü prime esas kazanç olarak dikkate alınmaktadır. Bunlar, a) Hak edilen ücretler b) Prim, ikramiye, ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemeler, İşverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların asgari ücretin %30’unu geçen kısmı, c) idare ve yarg...
(Şerh No: 532 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 15:19)

 Bilgi  [DenizİşK. 1] Giriş maddesine 4857 sayılı İş Kanunu ile Deniz İş Kanunu arasındaki ilişkiye dair bir bilgi eklemek gerekir: Deniz İş Kanunu ile İş Kanunu arasında özel kanun - genel kanun ilişkisi olmadığı artık uygulamada genel kabul gören görüştür. Yargıtay tarafından da kabul edildiğini bildiğimiz üzere İş Kanunu, Deniz İş Kanunu'na göre genel kanun değildir. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkmaktadır: Kanunda özel olarak düzenlenmiş atıflar olmadıkça Deniz İş Kanunu'nda yer almayan hususlar hakkında...
(Şerh No: 530 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 14:38)

 Bilgi  [BasınİşK. 1] 5953 sayılı Kanun'un tümünü ilgilendiren bir hususu da ilk maddeye ilişkin açıklamada belirtmek isterim: Bilindiği gibi 4857 sayılı İş Kanunu'nda faiz türleri ve faiz başlangıç tarihine ilişkin farklı hükümler yer almaktadır. Ancak 5953 sayılı Yasa içinde faiz türüne ve faiz başlangıç tarihine ilişkin hükümlerin bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle 5953 sayılı Yasa'dan kaynaklanan alacaklara yasal faiz uygulanır. Faiz başlangıç tarihi ise temerrüt tarihidir. Ancak faiz konusunda sözl...
(Şerh No: 529 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 14:28)

 Bilgi  [İşK. 18] Hangi hallerin geçerli neden sayılabileceğini anlayabilmek bakımından madde gerekçesi yol gösterici niteliktedir. MADDE GEREKÇESİ Bu madde ile belirsiz süreli iş sözleşmelerinin işveren tarafından feshedilmesi hali için, 158 sayılı ILO Sözleşmesi'nde belirlendiği üzere, geçerli bir sebep bildirme zorunluluğu getirilmiştir. Ayrıca geçerli sebebin neler olabileceği madde içinde düzenlenmiştir. İşçinin iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işle...
(Şerh No: 528 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 14:15)

 Bilgi  [İşK. 17] İş Kanunu'nun 17. maddesinde yer alan ve uygulamada karışıklık yaratan kurumlardan biri de "kötüniyet tazminatı"dır. Birçok kişi 4857 sayılı Kanun'a tabi tüm işçilerin kötüniyet tazminatı talep edebileceği düşüncesindir. Oysa yasal düzenlemede buna bir sınırlama getirilmiştir. Her işçi değil sadece iş güvencesi kapsamı dışında olan işçiler kötüniyet tazminatı talep edebilecektir. Yani yasakoyucu örneğin altı aylık kıdemi olmadığı için iş güvencesi kapsamı dışında kalan işçiye farklı bir ...
(Şerh No: 527 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 14:10)

Gecikilen ödeme dönemleri için borçlunun yapması gereken munzam ödemeler uygulamada vade farkı, finansman masrafı vs. adlarla ifade edilse bile bunların hukuki nitelikçe dönem ve oranı sözleşmeyle belirlenmiş temerrüt faizi olduğu düşünülmelidir.
(Şerh No: 526 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 05-11-2009 13:59)

 Bilgi  [İşK. 18] İşçinin iş güvencesi kapsamında olabilmesi için gereken koşullardan biri de "işveren vekili" olmamasıdır. İşveren vekili ise Yasanın 2. maddesinde tanımlanmıştır. Ancak yasa koyucu her işveren vekilini iş güvencesi kapsamında tutmuş değildir. Her işveren vekili değil sadece üç gruptaki işveren vekili iş güvencesi kapsamı dışındadır: BİR... İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili İKİ... İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili yardımcısı ÜÇ... İşyerinin bütünü...
(Şerh No: 525 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 13:58)

 Bilgi  [İşK. 18] İş güvencesinin kapsamıyla ilgili değerlendirme yapıldığında öncelikli olarak şu dört unsur bakımından değerlendirme yapmak gerekir: BİR... İş sözleşmesinin türü İKİ... İşyerinde çalışan sayısı ÜÇ... İşçinin kıdemi DÖRT... İşçinin işveren vekili olup olmaması Her bir unsur uygulamada farklı bir problemi de beraberinde getirmektedir. Basit gibi formüle edilen bu unsurlardan ortaya çıkan çokça uygulama sorunu vardır. Bu nedenle işçinin iş güvencesi kapsamında olup olmadığını değerlend...
(Şerh No: 523 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 13:36)

 Bilgi  [İşK. 12] İş Hukuku uygulamasında karışıklığa yol açan bir konu da "belirli süreli iş sözleşmeleri"dir. Hangi işlerden belirli süreli iş sözleşmesi yapılabileceği tartışması bir yana işçinin niteliğine bağlı olarak da belirli süreli iş sözleşmesi yapılıp yapılmayacağı tartışma konusudur. Yani belirli iş süreli sözleşmesi yapılmasında "iş" merkezli bir değerlendirme yerine "işçi" merkezli bir değerlendirme yapılıp yapılamayacağı konusu tartışmalıdır. İş Kanunu'nun 11. maddesine bakıldığında "iş" merkez...
(Şerh No: 522 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 13:21)

 Önerge  [İşK. 2] TANIMLAR Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sa...
(Şerh No: 520 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 10:51)

İcranın iadesi yolu ile iade borçlusundan geri alınıp alacaklıya verilecek meblağ, iade alacaklısının icra dairesine ve icra dairesinin de iade borçlusuna ödemiş olduğu paradır. Mahkeme ilamına dayanılarak kusursuz olarak elde edilen paranın haksız bir edinim ve kullanıma dayanmaz ve iade borçlusu (karar kesinleşmeden) gelir kaybından sorumlu tutulamaz.
(Şerh No: 519 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 05-11-2009 10:07)

Anayasa Mahkemesi bu kararı ile, "mal beyanında bulunmamak" suçunu düzenleyen İİK 337. maddesinin 1. fıkrasını iptal etmiştir.
(Şerh No: 518 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 05-11-2009 09:45)

Otel kat hizmetleri işi asıl olup alt işverene verilemez.
(Şerh No: 516 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 09:42)

Otel kat hizmetleri yardımcı iş olduğundan alt işveren verilebilir. Bir işin alt işverene verilmesi nedeniyle yapılan fesihler ise geçerli nedene dayandığından işe iade davasının reddi gerekir.
(Şerh No: 515 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 09:39)

 Bilgi  [İşK. 2] İş Kanunu'nun uygulaması bakımından 2. madde önemli bir yere sahiptir. Maddede düzenlenen alt işveren - asıl işveren ilişkisi birçok problemi beraberinde getirmektedir. Bu problemleri tek tek almayı şimdilik bir kenara bırakacak olursak yasal tanımdaki "muvazaa" halinin irdelenmesinin yararlı olacağı düşüncesindeyim. Muvazaa halinin irdelenmesi şu açıdan önemlidir: Eğer alt işveren - asıl işveren ilişkisi yasaya aykırı bir ilişki ise geçersiz kabul edilecektir. Ancak her geçersiz sayılan...
(Şerh No: 514 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 05-11-2009 09:33)

Mahkemece vekalet ücretine hükmedilirken "davalı lehine" yazılması gerekirken yanlışlıkla "davacı lehine" yazılmış olması halinde bu maddi hata tavzih ile düzeltilebilir.
(Şerh No: 509 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 04-11-2009 18:13)

Savunma dokunulmazlığının da bir sınırı mevcuttur ve bu sınır, haklı yararları korumanın çizdiği sınır ile sınırlıdır.
(Şerh No: 512 - Ekleyen: Av.Armağan KONYALI - Tarih : 04-11-2009 15:23)

Avukatlar 4483 sayılı Kanun kapsamındaki memurlar veya diğer kamu görevlilerinden sayılamayacağından, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda öngörülen soruşturma usulüne tabidir.
(Şerh No: 510 - Ekleyen: Av.Armağan KONYALI - Tarih : 04-11-2009 15:00)

 Bilgi  [MK. 323] Gerekçe; Madde yürürlükteki Kanunda mevcut değildir; İsviçre Medenî Kanununun 273 üncü maddesinden alınmıştır. Maddede, ana ve babanın, velayetleri altında bulunmayan veya kendilerine bırakılmayan çocuk ile uygun bir biçimde kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahip oldukları şeklindeki doğal ilke, açık bir Medenî Kanun hükmü olarak kaleme alınmıştır. Maddede, çocuğun ana ve babaya bırakılmamış olmasıyla kastedilen, esasen velayet hakkı ana ve babadan alınmamakla (nezdedilmemekle) bi...
(Şerh No: 508 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:43)

 Bilgi  [MK. 322] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 260 inci ve İsviçre Medenî Kanununun 272 nci maddelerini karşılayan bu madde, ana, baba ve çocuğun karşılıklı hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir. Madde, yürürlükteki metne göre daha an bir Türkçe ve daha kapsamlı bir ifadeyle yeni baştan kaleme alınmıştır.
(Şerh No: 507 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:41)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 321. maddesinin 1-"Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin..." ibaresi Anayasa'ya aykırı değildir. 2-"...evli değil ise ananın...." ibaresi Anayasa'ya aykırı olduğundan iptali gerekir.
(Şerh No: 506 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:39)

 Bilgi  [MK. 321] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 259 uncu maddesini karşılamaktadır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun (birinci fıkrası 1978 tarihinde yürürlüğe giren 1976 tarihli, ikinci fıkrası ise 1988 tarihinde yürürlüğe giren 1984 tarihli kanunlarla düzenlenen) 270 inci maddesinden alınmıştır. Maddeye göre çocuk, ana ve baba birbirleriyle evli ise ailenin, birbirleriyle evli değilse yani çocuk yasal olmayan bir birleşme sonucunda dünyaya gelmişse ananın soyadını taşır. Baba ile çocuk arasında tanıma ve ba...
(Şerh No: 505 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:27)

 Bilgi  [MK. 320] Gerekçe; Evlât edinme işlemlerinde aracılık faaliyetlerini düzenleyen bu madde, bazı gerekli değişiklikler dışında, İsviçre Medenî Kanununun 269c maddesinden alınmıştır. İkinci fıkrada ise, aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin kuralların tüzükle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Maddeye göre Devlet, küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetlerini bizzat kendi kurumlan aracılığı ile yerine getirecektir.
(Şerh No: 504 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:21)

 Bilgi  [MK. 319] Gerekçe;İptal davasının tâbi olduğu hak düşürücü sureleri düzenleyen bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 269b maddesinden aynen alınmıştır.
(Şerh No: 503 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:20)

 Bilgi  [MK. 318] Gerekçe; Madde bazı değişikliklerle, İsviçre Medenî Kanununun 269a maddesinden alınmıştır ve evlât edinme işleminin rızanın bulunmaması dışında kalan sebeplerle iptaline ilişkindir. Birinci fıkra, evlât edinme işleminin esasa ilişkin noksanlıklardan biriyle sakatlanmış olması hâlinde, Cumhuriyet savcısı veya her ilgili tarafından evlâtlık işleminin kaldırılmasının istenebileceğini hükme bağlamaktadır. İkinci fıkraya göre ise, noksanlıkların sonradan ortadan kalkınış olması hâlinde ilişkin...
(Şerh No: 502 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:18)

 Bilgi  [MK. 317] Gerekçe;Bu ve bunu takip eden iki maddede, evlatlık ilişkisinin kaldırılması düzenlenmektedir. Madde, İsviçre Medenî Kanunu 269 uncu maddesinin birinci fıkrasından alınmıştır. Buna göre, evlât edinmede rızası alınması gereken kişilerin rızası yasal sebep bulunmaksızın alınmamışsa, bu kişiler evlâtlık ilişkisinin kaldırılması için dava açabilirler. Ancak evlâtlık ilişkisinin kaldırılması evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecek olursa, iptal davası açılamaz.
(Şerh No: 501 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:17)

 Bilgi  [MK. 316] Gerekçe; İsviçre Medenî Kanununun 268a maddesinden alınan bu maddede, hâkimin evlât edinme kararı vermeden önce ciddî bir arastama yapması zorunluluğu ile bu araştırmanın kapsam ve içeriği düzenlenmektedir. Evlât edinme şahsa bağlı bir hak olduğundan, hâkim, evlât edinenin şahsî durumu hakkında tam bir kanaate sahip olmak bakımından, evlât edinen ile evlât edinileni birlikte dinleyecektir. Hâkim bu araştırmayı yaparken örneğin, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu gibi koruyucu kurum ve...
(Şerh No: 500 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:16)

 Bilgi  [MK. 315] Gerekçe; Madde ilk fıkrada yapılan bazı gerekli değişiklikler dışında, İsviçre Medenî Kanununun 268 inci maddesinden alınmıştır. Birinci fıkrada, evlât edinmenin, evlât edinenin veya birlikte evlât edinmede eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince verilecek bir kararla gerçekleşeceği hükme bağlanmış; ikinci fıkrada, evlât edinenin evlât edinme başvurusundan sonra ölmesinin veya ayırt etme gücünü kaybetmesinin, evlât edinmenin diğer koşulları bundan etkilenmemiş olmak koşuluyla, evlât edinmey...
(Şerh No: 499 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:13)

 Bilgi  [MK. 314] Gerekçe; Evlât edinmenin hukukî sonuçlarını düzenleyen bu madde, yürürlükteki Kanunun 257 nci maddesini karşılamaktadır. Birinci fıkrada, ana ve babaya ait hak ve yükümlülüklerin (velayetin ve velayetten doğan hak ve yükümlülüklerin) evlât edinmenin gerçekleşmesiyle birlikte evlât edinene geçeceği hükme bağlanmaktadır. İkinci fıkrada, evlât edinmenin mirasçılık üzerindeki etkileri düzenlenmiştir. Buna göre, evlâtlık, evlât edinenin mirasçısı olur, ancak kendi ailesine karşı kan bağından do...
(Şerh No: 498 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 19:04)

 Bilgi  [MK. 313] Değişiklik Gerekçesi;(4721 SAYILI TÜRK MEDENİ KANUNU’NUN 313. MADDESİNDE DEĞİŞİKLİK YAPAN 5399 SAYILI TÜRK MEDENİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN’UN GENEL GEREKÇESİDİR.) GENEL GEREKÇE Ülkemizin sosyal şartlan dikkate alındığında ergin veya kısıtlılardan aile himayesine ihtiyacı olanların çok sayıda bulunduğu ve sosyal desteklerden yoksun oldukları bilinmektedir. Geleneksel aile desteği içinde sağlanan imkanlar çoğu zaman şartların değişmesi ile ortadan kalkmaktadır. Muhtaç v...
(Şerh No: 497 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:59)

 Bilgi  [MK. 312] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 265d maddesinden alınmıştır. Birinci fıkra, küçüklerin evlât edinilmek amacıyla bu işlerle görevli bir kuruma yerleştirilmesi ve ana-babadan birinin rızasının bulunmaması hâlinde, evlât edinen veya evlât edinmeye aracılık yapan kurumun istemi üzerine, kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, hâkimin bu rızanın aranıp aranmamasına karar vermesini düzenlemektedir. Yetkili mahkeme, küçüğün yerleşim yeri mahkemesidir. İkinci fıkra, birinci fıkradak...
(Şerh No: 496 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:56)

 Bilgi  [MK. 311] Gerekçe;Hükümde sınırlayıcı olarak sayılan hâllerden biri kendisi açısından gerçekleşmiş olan ana veya babanın rızasının aranmayacağını belirten bu madde İsviçre Medenî Kanununun 265c maddesinden alınmıştır. Madde, esasen, yürürlükteki Kanunun 254a maddesinin kısmen yeniden kaleme alınmış şeklidir. Maddenin (II) numaralı bendindeki özen gösterme ihlâli, çocuğa karşı ciddî özen yükümlülüğünün Yeterince yerine getirilmemesidir. Özen yükümlülüğünün yeterince yerine getirilip getirilmediğini, tak...
(Şerh No: 495 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:55)

 Bilgi  [MK. 310] Gerekçe;Ana ve babanın verdiği rızanın zamanını ve geri alınma koşullarını düzenleyen bu madde İsviçre Medenî Kanununun 265b maddesinden aynen alınmıştır. Ana ve baba çocuklarının evlât edinilmesine ilişkin rızalarım en erken çocuğun doğumundan altı hafta geçtikten sonra verebilir ve bu rızayı da tutanağa geçirilme tarihinden itibaren altı hafta geçmeden -aynı usulle- geri alabilirler. Ancak, geri almadan sonra yeniden rıza verilirse, artık bunun geri alınması mümkün değildir.
(Şerh No: 494 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:54)

 Bilgi  [MK. 309] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 265a maddesinden alınmıştır. Birinci fıkra, ana. ve babasının rızası alınmayan küçüğün evlât edinilemeyeceğini, yürürlükteki Kanunun 254 üncü maddesinin ikinci cümlesini kısmen karşılar şekilde hükme bağlamaktadır, ikinci fıkra, rızanın verilme şeklini düzenlemekte ve üçüncü fıkrada ise, verilen rızanın, evlât edinenlerin adlan belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerli olacağı hükme bağlanmaktadır.
(Şerh No: 493 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:52)

 Bilgi  [MK. 308] Gerekçe;Madde İsviçre Medenî Kanununun 265 inci maddesinden, bu hükmün birinci fıkrasında değişiklik yapılmak suretiyle alınmıştır. Söz konusu değişiklik, kaynak maddedeki onaltı yaş farkı sınırının birinci fıkrada onsekize çıkarılmış olmasıdır, ikinci ve üçüncü fıkralar, yürürlükteki Kanunun 254 üncü maddesini karşılamaktadır.
(Şerh No: 492 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:51)

 Bilgi  [MK. 307] Gerekçe; Tek başına evlât edinmeyi düzenleyen bu madde, İsviçre Medenî Kanununun 264b maddesinden bazı değişiklikler yapılmak suretiyle alınmıştır. Birinci fıkraya göre, evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlât edinebilir. İkinci fıkrada ise, eşlerin ancak birlikte evlât edinebilecekleri kuralının ikinci istisnası yer almaktadır. Buna göre, otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede old...
(Şerh No: 491 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:50)

 Bilgi  [MK. 306] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 264a maddesinden bazı değişiklikler yapılmak suretiyle alınmıştır. Birinci fıkrada, hem birlikte evlât edinmenin ancak birbiriyle evli olan kişilerce yapılabileceği hem de eşlerin (üçüncü fıkra ve bir sonraki madde göz önüne alınırsa) kural olarak tek başlarına evlât edinemeyecekleri hükme bağlanmıştır. Birbiriyle evli olmayan kişiler ise birlikte evlât edinemezler. İkinci fıkra, eşlerin evlât edinebilmelerini en az beş yıldan beri-birbirleriyle evli...
(Şerh No: 490 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:49)

 Bilgi  [MK. 304] Gerekçe; Maddede babalık davasında, yürürlükteki Kanundan farklı olarak, malî ve şahsî sonuçlu babalık davası ayırımına yer verilmemiş; ancak ananın malî taleplerde bulunma olanağı da doğal olarak gözardı edilmemiştir. Yürürlükteki Kanunun 304 üncü maddesini karşılayan bu madde, ananın gebelik ve doğumdan kaynaklanan giderlerin karşılanmasını işleyebilme olanağını düzenlemektedir, istemin muhatabı baba veya -onun ölümü hâlinde- mirasçılarıdır. Maddenin üçüncü fıkrasında bir denkleştirme hükmü ye...
(Şerh No: 488 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:46)

 Bilgi  [MK. 303] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 296 ncı maddesini karşılamaktadır. Birinci fıkrada, babalık davasının çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilmesi öngörülmüş olmakla beraber uygulamada davanın daha çok doğumdan sonra açıldığı dikkate alınarak, ananın dava hakkının, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşeceği hükme bağlanmıştır, ikinci fıkrada, çocuğun davacı olması durumunda işleyecek bir yıllık süre düzenlenmiş ve bu sürenin, çocuğa kayyım atanmışsa atamanın kayyıma tebliği tarihinde, kay...
(Şerh No: 487 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:45)

 Bilgi  [MK. 302] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 301 inci maddesini karşılamaktadır ve içerik olarak hem İsviçre Medenî Kanununun 262 nci maddesinin hem de onu örnek alan 1984 tarihli Öntasarının 288 inci maddesinin aynısı olmakla birlikte ifade farklılıkları taşımaktadır. Maddenin ilk iki fıkrasında babalık karinesi düzenlenmiştir. Birinci fıkrada, esasen, yürürlükteki metnin birinci fıkrasındaki karine tekrar edilmektedir. Böylece, davalının çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasın...
(Şerh No: 486 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:43)

 Bilgi  [MK. 301] Gerekçe; Madde çocuk ile babası arasındaki soybağının hâkim hükmü ile kurulabilmesi olanağını, bu olanağın gerçekleşmesini dava açma yoluyla sağlayabilecek kişileri, davanın kime karşı açılacağını ve kime ihbar edileceğini düzenlemektedir. Yürürlükteki Kanunun 295 inci maddesini karşılayan bu maddede İsviçre Medenî Kanununun 261 inci maddesinden esinlenilmiş olmakla birlikte, İsviçre Medenî Kanununun anılan maddesinin aynen alınması söz konusu değildir. Birinci fıkra ana ve çocuğun, baba ile ...
(Şerh No: 485 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:42)

 Bilgi  [MK. 300] Gerekçe; Maddenin ilk üç fıkrası, içerik itibarıyla, İsviçre Medenî Kanununun 260c maddesinin ilk iki fıkrasının büyük oranda aynısıdır. Madde, tanımanın iptali davasının tâbi olduğu hak düşürücü süreleri düzenlemektedir. Birinci fıkrada, tanıyanın iptal davası açma haklarıın yanılma veya aldatmanın öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve herhalde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği hükme bağlanmıştır. İkinci fıkrada, ilgililerin davası...
(Şerh No: 484 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:40)

 Bilgi  [MK. 299] Gerekçe; Maddede İsviçre Medenî Kanununun 260b maddesi örnek alınmıştır. Birinci fıkraya göre davacı tanıyanın baba olmadığını kanıtlamak zorundadır. Ancak yürürlükteki Kanunun 293 ve 294 üncü maddelerinde yer alan, tanımanın çocuk için zararlı olduğu ve tanımanın kanunen yasak olduğu gerekçesiyle iptal davası açılması olanağı ve bu olanak kullanılırsa bu hususların kanıtlanması zorunluluğu maddeye alınmamıştır. İkinci fıkrada ise hem 1984 tarihli Öntasarısı ve hem de İsviçre Medenî Kanunu...
(Şerh No: 483 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:38)

 Bilgi  [MK. 298] Gerekçe; 1984 tarihli öntasarının 298 inci maddesinin ilk iki fıkrasından alınmıştır. Yürürlükteki Kanunun 293 ve 294 üncü maddeleri, itiraz hakkını anaya, çocuğa, çocuğun ölümü hâlinde onun altsoyuna, Hazineye ve diğer ilgililere tanımaktadır. Maddede ise anaya, çocuğa ve çocuğun ölümü hâlinde onun altsoyuna, Cumhuriyet savcısına, Hazineye ve diğer ilgililere tanımanın iptali davası açma hakkı tanınmıştır. Dava, ikinci fıkra gereğince, tanıyana veya tanıyan ölmüşse mirasçılarına yöneltilecektir...
(Şerh No: 482 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:36)

 Bilgi  [MK. 297] Gerekçe; 1984 tarihli öntasarının 283 üncü maddesinden esinlenilerek kaleme alınan bu madde, tanımanın irade sakatlığı nedeniyle iptalini düzenlemektedir. Maddede, "hata, hile, tehdit" yerine, "yanılma, aldatma, korkutma" sözcükleri tercih edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre dava, ana ve çocuğa karşı açılacaktır.
(Şerh No: 481 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:35)

 Bilgi  [MK. 296] Gerekçe;Bu maddede tanımanın alenileşmesi ve hukukî sonuçlarının gerçekleşmesinin kolaylaştırılması için yapılması gerekli işlemler, 1984 tarihli öntasarının 282 nci maddesi örnek alınarak düzenlenmiştir. Madde, yürürlükteki Kanunun 291 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmünü karşılamakta ve daha geniş bir düzenleme içermektedir.
(Şerh No: 480 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:34)

 Bilgi  [MK. 294] Gerekçe; Madde yürürlükteki Kanunun 251 inci maddesini karşılamaktadır, İsviçre Medenî Kanununun 259 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarından bazı değişikliklerle alınmıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre, çocuğun soybağının evlenme yoluyla kurulmasına ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk ve Cumhuriyet savcısı itiraz edebilecektir, itiraz eden, kocanın baba olmadığını kanıtlamak zorundadır, ikinci fıkrada ise, çocuğun ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması...
(Şerh No: 478 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:31)

 Bilgi  [MK. 293] Gerekçe;Yürürlükteki Kanunun 248 inci maddesini karşılayan bu madde, birinci fıkrasında, evlilik dışında doğmuş olmakla birlikte ana ve babasının evlenmesi sayesinde koca (baba) ile soybağı kurulan çocuğu, eşlerin nüfus memurluğuna bildirme zorunluluğunu düzenlemektedir. Bildirimde bulunulacak nüfus memuru, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra eşlerin yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memurudur. Yürürlükteki Kanunun 248 inci maddesinin ikinci cümlesini karşılaya...
(Şerh No: 477 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:29)

 Bilgi  [MK. 292] Gerekçe; Bu ve bunu takip eden iki madde, yürürlükteki Kanunun "Nesebin Tashihi" başlığını taşıyan ikinci Fasıldaki hükümlerini karşılamakta ve "Kocanın Babalığı" başlığını taşıyan ikinci Ayırımda "Sonradan evlenme" konu başlığı altında düzenlenmektedir. Maddede bu anlamda ve sadece konuya sistematik olarak verilen yer açısından, İsviçre Medenî Kanununun 1976 tarihli değişikliği örnek alınmıştır. Madde, sonradan evlenme yoluyla, çocuk ile koca arasında soybağı kurulabilmesi olanağını düzenlem...
(Şerh No: 476 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:28)

 Bilgi  [MK. 291] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 245 inci maddesini karşılamaktadır. Birinci fıkrada, dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerine özgü olmak üzere, kocanın altsoyunun, anasının, babasının veya baba olduğunu iddia eden kişinin dava hakkı düzenlenmiştir. Hükümde, hem yürürlükteki metin, hem 1984 tarihli öntasarının 227 nci maddesi ve hem de İsviçre Medenî Kanununun 258 inci maddesi karşısında önemli...
(Şerh No: 475 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:25)

 Bilgi  [MK. 290] Gerekçe; "Karinelerin çakışması" kenar başlığını taşıyan ve İsviçre Medenî Kanununun 257 nci maddesinden alınan bu hükümde, evlilik sona erdikten sonra üçyüz gün geçmeden önce çocuğun doğmuş olması hâlinde ortaya çıkan babalık karinesi ile çocuğun evlilik devam ederken doğmuş olması hâlinde ortaya çıkan babalık karinesinin çakışması durumu, yine bir karine ile, daha doğrusu çakışan karinelerden birinin tercihi ile çözüme kavuşturulmaktadır. Yürürlükteki Kanunda ise bu konu düzenlenmemiştir ve do...
(Şerh No: 474 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:24)

 Bilgi  [MK. 289] Gerekçe; Madde soybağının reddi davasının tâbi olduğu süreyi, yürürlükteki Kanundan tamamen farklı bir şekilde yeniden düzenlemekte ve kısmen yürürlükteki Kanunun 242 ve 246 ncı maddelerini karşılamaktadır. Maddede İsviçre Medenî Kanununun 256c maddesi hükmüne paralel bir düzenleme getirilmiştir. Birinci fıkrada, yürürlükteki Kanunun 242 nci maddesinde yer alan ve davanın dokunduğu menfaatler açısından çok kısa bir süre olan bir aylık süre yerine ve 1984 tarihli öntasarının 224 üncü maddesind...
(Şerh No: 473 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:23)

 Bilgi  [MK. 288] Gerekçe; İsviçre Medenî Kanununun 286b maddesinden esinlenen bu madde, yürürlükteki Kanunun 244 üncü maddesini karşılamaktadır. Birinci fıkrada, yürürlükteki metinden farklı olarak, yüzseksen günlük süre bir ölçü olarak öngörülmemiş ve sadece "evlenmeden önce ..... ana rahmine düşmüşse" ibaresi kullanılmıştır. Çünkü, evlilik içinde ana rahmine düşmüş olma keyfiyetinin hangi durumda kabul edileceği, yüzseksen günlük süre ölçüsü de belirtilmek suretiyle zaten bir önceki maddede düzenlenmiştir k...
(Şerh No: 472 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:21)

 Bilgi  [MK. 287] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 243 üncü maddesini karşılamaktadır. Madde, yürürlükteki metne göre farklı bir ilke getirmemekle birlikte, evlilik içinde ana rahmine düşen çocuğun soybağının reddinde kanıtlama yükünü, daha kapsamlı olarak ve açık ifadelerle düzenlemektedir. Hüküm kaynak Kanunda 1976 yılında yapılan değişiklik (m.256a) izlenmek suretiyle kaleme alınmıştır. Birinci fıkra, çocuğun evlilik içinde doğmuş olması hâlinde kanıtlama zorunluluğunun davacıya ait olduğunu ve bu kanıtlama...
(Şerh No: 471 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-11-2009 14:20)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,12865591 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.