Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 96.636
Mesajlar : 517.051
Üye : 47.879
Makale : 1.762
Şerh : 13857

Şu anda sitemizi 422 ziyaretçimiz (2 üye, 420 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar


Kira Sözleşmesinde Husumet
15-10-2021, Nhlmtl

Boşanma Davasında Delil
15-10-2021, lawislife

Ayıplı Araç Rucuen Alacak
15-10-2021, cmuk






İş Mi Yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi Mi Görevli?
13-10-2021, Av. Hasan Güney GÜLEÇ

Hagb
13-10-2021, av. aee

Taksi Durağı Dava Ehliyeti
13-10-2021, Av.Kerimyasin



Satış Sözleşmesi Mi Tüketici İşlemi Mi?
12-10-2021, Av. Yasemin İpek





Üye İlanları

Elvankent'te Bulunan Ofisimize Stajyer Avukat
08-09-2021, Av. R. Onur ÇINAR





» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
Davada sadece Belediye bünyesinde faaliyet gösteren Şirket davalı gösterilmiştir. Açılan işe iade davasının kabulünde bir hata yoktur.
(Şerh No: 17106 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-10-2021 15:28)
Davalı vekilinin hükme esas alınan bilirkişi ek raporuna karşı sunduğu uzman görüşü ile bilirkişi ek raporu arasındaki çelişki bulunması halinde, yeni bir bilirkişiden çelişkiyi giderici nitelikte rapor alınıp oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 17105 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-10-2021 14:35)
Belgenin sahte olduğu belirlenmiş olsa dahi, aslının temin edilememesi halinde fotokopisinin üzerinden iğfal kabiliyetine ilişkin inceleme yapılamayacağı için kurucu unsur olan aldatma öğesinin gerçekleşmediği kabul edilecektir.
(Şerh No: 17104 - Ekleyen: Stj.Av.Safacan GÜNEŞ - Tarih : 01-10-2021 10:46)
Taraflar arasında yabancı mahkemede görülüp kesinleşen boşanma davasında tebligatın usulüne uygun yapıldığı kanıtlanamamış olsa da, ortada artık kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunduğu için yabancı kararda uygulanan usul ve tespitler, tanıma ve tenfiz davasının inceleme konusu dışında kalmaktadır. Yabancılık unsuru barındıran davalar, yargılama usulüne ilişkin sorunlar bakımından hâkimin hukukuna (lex fori) tabi olduğu için davacının tanıma istediğinin kabulü gerekir.
(Şerh No: 17103 - Ekleyen: Stj.Av.Safacan GÜNEŞ - Tarih : 29-09-2021 15:40)
Davacının aleyhine yapılan icra takiplerinin çokluğu işverenin muhasebe servisinin/görevlisinin buna ilişkin işlemler yapmak zorunda kalması, işvereninde sorumluluğunu doğurabilecek hallerin oluşması riski karşısında davacının bu davranışının işyerinde olumsuzluklara yol açacağı ortadadır. Bu açıklamalar karşısında feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir.
(Şerh No: 17102 - Ekleyen: Av.Ali TAYLAN - Tarih : 23-08-2021 14:30)
Yargıtay 6. CD, bu içtihadında CMK md. 286 ve ilgili diğer hükümler gereği tür ve miktar itibariyle temyiz incelemesi yapılmaksızın kesinleşen hükümlerin de “suç vasfı yönünden” temyiz incelemesine tabi olduğunu hükme bağlamıştır.
(Şerh No: 17099 - Ekleyen: Av.Mustafa Kağan ÖZTÜRK - Tarih : 16-08-2021 15:15)
Sanığın tüfekle ateş edip maktulü öldürdüğü sırada, destek için av tüfeğiyle havaya ateş eden diğer sanığın eylemi, fiil üzerinde hakimiyet kurmadığından müşterek faillik değil, suç işleme kararını kuvvetlendirdiğinden suça yardım niteliğindedir.
(Şerh No: 17100 - Ekleyen: Av.Ali TAYLAN - Tarih : 16-08-2021 15:13)
Sanığın sahibi olduğu internet sitesinde yayınlanan haberin katılan haber ajansına ait olduğu hususunda hiç bir ibareye yer verilmeksizin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın internet sitesinde de yayınlanması karşısında, sanığın haberi Bakanlığın internet sitesinden alındığı savunmasında bulunması sebebiyle haber ajansının haberlerini izin almaksızın yayınlaması şeklindeki eylemi suç oluşturmaz.
(Şerh No: 17101 - Ekleyen: Av.M.Gökhan AHİ - Tarih : 16-08-2021 15:10)
Henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları üzerine yetkili mahkemede davaya devam edildiği hallerde uyuşmazlığın esası hakkında verilecek nihai kararda haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması yerinde olacaktır. Bu halde davalı vekili lehine ayrıca bir vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekir.
(Şerh No: 17098 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-07-2021 14:46)
Davalı yararına "hükmedilen" vekalet ücretinde maddi hata yapılmışsa HMK. 304.Madde uygulanarak ek karar verilebilir.
(Şerh No: 17097 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-07-2021 16:20)
Ana yapının asansörlerinin kaçınılmaz ve zorunlu olan yenilenmesi kat maliklerinin yapması gereken işler arasında bulunduğu, bugüne kadar kararlılık gösteren Yargıtay uygulaması ile kabul edilmektedir. Kat maliklerinin ana yapıdaki asansörlerin yenilenmesi ve güvenliğinin sağlanması için nitelikli çoğunlukla bir karar almalarına da gerek bulunmamaktadır. Yukarıda sözü edilen yönetim planının 13. maddesinde yer alan zemin kattaki bağımsız bölüm maliklerinin asansörün bakım ve işletme giderlerine ...
(Şerh No: 17096 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-07-2021 15:11)
İstinafa tâbi ara kararların, ayrı bir gerekçeli karar ile yazılarak taraflara tebliğ edilmesi gerekmektedir.
(Şerh No: 17095 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 06-07-2021 10:37)
İncelenen somut olayda; sanığın katılana hitaben söylediği iddianamede tanımlanıp, mahkemenin de kabul ettiği kaba hitap tarzındaki " senden hoca değil münafık bile olamaz" sözünün, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
(Şerh No: 17092 - Ekleyen: Av.Ali TAYLAN - Tarih : 29-06-2021 12:37)
ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtay’da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devrede...
(Şerh No: 17094 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-06-2021 17:12)
Anayasa Mahkemesi 17/7/2020 tarihinde E.2019/40 numaralı dosyada, Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
(Şerh No: 17093 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-06-2021 17:08)

Gündem Konumuz : Kurumlarca Yapılacak Karşı Vekalet Ücreti Ödemelerinde Serbest Meslek Makbuzu Meselesi
Konuyu Açan Üyemiz : Av. Fırat BİLBAY

Evet değerli meslektaşlar.

Bildiğiniz üzere, bu mesele yılların meselesidir. Karşı vekalet ücretinin kime ait olduğu, ödeme yükümlüsünün kim olduğu, ödemenin kime fatura (serbest meslek makbuzu) edileceği, stopaj (gelir vergisi) tevkifatı yapılıp yapılmayacağı, eğer tevkifat yapılacaksa kim tarafından nasıl yapılacağı, ve sair tüm hususlara ilişkin usul ve esaslar yıllardan beri tartışılmakta, bu tartışmalara net, nihai ve tatmin edici yanıtlar verilememektedir.

Son kertede, 05/12/2019 tarihli 7194 sayılı Yasa ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesine eklenen fıkrada: “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” hükmü ihdas edilmiştir.
Burada benim ele almak ve masaya yatırmak istediğim konu, idarelerce yapılacak ödemelerde izlenecek usullerdir. Bilindiği üzere bazı kanunlarda (İYUK madde 28, 5502 SK madde 36) mahkemece hükmolunan asıl alacak, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin ödenmesi için idareye yazılı müracaat zorunluluğu öngörülmüştür. Ne var ki, bu müracaata serbest meslek makbuzunun eklenmesinin bir zorunluluk olup olmadığı hususu bir türlü netleşmemektedir. Örneğin 5502 Sayılı Kanun’un 36. maddesinde ödemenin, “…alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına” yapılacağı belirtilmektedir. Burada kastedilen makbuz ve belgeler ne olabilir? Bilhassa ortada bir ilam varken ne gibi bir belgeye ihtiyaç duyulmaktadır? Dikkat edilirse “alacaklı veya vekili” denmekte, dolayısıyla alacaklının müracaat hakkı olduğu da yadsınmamaktadır. Alacaklı asilin serbest meslek makbuzu kesme zorunluluğu olmayacağına göre, üstelik mahkeme ilamında hem asıl alacağın hem de vekalet ücretlerinin asil lehine hükmolunduğu bilindiğine göre bu kanun lafzındaki makbuz nedir? Eğer bahsolunan serbest meslek makbuzu ise bundan çıkan doğal sonuç vekile yapılacak ödemelerde aranacağı, asile yapılacak ödemelerde ise aranmayacağı mıdır? Bu noktada tevkifat sorumluluğu da aşılarak kuruma vergi denetmenliği mi yaptırılmak istenmektedir?

Tüm bu sorular yanıtsızdır. Ne var ki, yasa metinlerinde bu sorulara açıklama getirebilecek mantıki bazı çıkarımlar vardır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 97/2 maddesi: “94 üncü maddede yazılı ödemelerden yapılan vergi tevkifatı, vergi kesenin kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterilir.” demektedir. Demek ki tevkifat bir yere kaçmamaktadır. Üstelik, tevkifat yükümlülüğü söz konusu olduğunda idare tüzel kişisi ile diğer özel/tüzel kişiler arasında bir fark bulunmamaktadır. Yasa, “tevkifat yükümlüsü” olarak genellemektedir. Kendisine karşı ilam vekalet ücreti yönünden icra takibi yapılan bir şirket, avukata, “hani nerede senin serbest meslek makbuzun, eğer yoksa ödemiyorum” dediğinde kapısında icra memurlarını görecektir. Zira serbest meslek makbuzu kesilmesi/tebliği temerrüt veya ödeme için şart değildir. Öyleyse, idare ile özel şirket arasında “serbest meslek makbuzu aramak” konusunda yasa herhangi bir ayrım da yapmadığına göre, idarenin de avukata “serbest meslek makbuzu olmadan ödeme yapmıyorum” deme hakkı bulunmayacaktır. Haczedilmezlik keyfiyeti ayrı, mütemerrit olma meselesi ayıdır. İdare, ortada makbuz olmasa dahi tevkifatı gereken ücretten tevkifatını yapacak, kayıtlarına işleyecek, makbuz işini de avukat ve bağlı bulunduğu vergi dairesi düşünecektir. Karşılıklı iyi niyet elbette ön plandadır. Bir avukatın serbest meslek makbuzunu keşide etmesi ve karşılığında hızlıca ödeme alması, icra dairelerine ve başkaca kırtasiyeye gerek duyulmaması elbette güzeldir. Ne var ki, muktezalar, tebliğler ve genel normlar ışığında mesele çözülecekse doğrusu açıkladığım gibidir. Aslında bunu bu kadar uzun uzadıya anlatmak lüzumu dahi yoktu. Zira Yargıtay 12. H.D. 2018/6351 E. 2019/4901 K. Sayılı ilamında “….İhtilaf, icra takibine geçilmeden önce yazılı başvuru dışında ayrıca alacaklı vekilinin ilama konu alacağın ödenmesi için serbest meslek makbuzu ibraz etmesinin zorunluluk olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, 2577 Sayılı Kanun'un 28. maddesinde özel bir düzenleme bulunmadığından, ilamın takibe konulması için anılan makbuzun ibrazına ilişkin sürecin beklenmesine gerek yoktur.” diyerek en azından İYUK 28. maddesi özelinde meseleyi çözmüştür.

Peki ben tüm bunları neden anlattım? Bugün başımıza gelen hadise yüzünden… Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı kazanmış olduğumuz vekalet ücreti için kurumdan “KEP” üzerinden talepte bulundum. Bizi nezaketle aradılar ve serbest meslek makbuzu keşide etmemizi istediler. "Hay hay" dedik. Makbuzu kesip kargoyla gönderdik. Son dönemde yaşanan salgın ve önlemler nazara alındığında 1 ayı aşkın süredir ödemenin gelmemesini de makul karşıladık.

Bu meyanda, son 10 yıl içerisinde herhangi bir SGK prim ödemesini 1 gün dahi geciktirmemiş olduğumuzu, hiçbir zaman vergi/prim affı, borç yapılandırması, erteleme, silme vs gibi ikramlardan istifade etmediğimizi özellikle belirtiyor, devletin günümüze değin vergi ve prim alacaklarını toplama konusundaki politikası nazara alınarak, devlete olan borcuna sadık mükelleflerin ne yerine koymuş olduğuyla ilgili genel tartışmaları da takdirlerinize bırakıyorum.

Hal böyleyken “covid19” salgınının ekonomik etkileri ile mücadele önlemleri kapsamında “İLK KEZ” -üstüne basarak söylüyorum “ilk kez”- SGK prim ödemelerini geciktirdik. Kaldı ki bu bir gecikme değil, devletin yükümlülere tanıdığı bir hakkın istimalidir. Ödemelerin vadesi 2020 Kasım ayına ötelenmiştir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bugüne dek her ödemeyi günü gününe, hatta gününden önce yapmak mükellef olarak bize hiçbir fayda sağlamadığından “yahu bari bu sefer vadesi gelmemiş ödemeyi de yapmayalım, vadesini bekleyelim” dedik.

Öykünün kalanını muhtemelen tahmin etmişsinizdir. Bugün SGK’yı arayarak ödemeyi hatırlattık ve akıbetini sorduk. Anlaşıldı ki SGK, Vadesi KASIM 2020 olan SGK prim borçlarından alacağımız vekalet ücretini mahsup etmiş, üstelik, mahsup miktarları ile ilgili kayıtları (telefon görüşmesinden sonra kurumun şubesine giderek yetkililerle yüz yüze yaptığım görüşmede) yazılı olarak vermekten de imtina etmiştir. Şimdi öncelikle bu noktada SGK çalışanlarını tenzih ederim. Hiçbir görevli bana nezaketsiz davranmamış, her biri ellerinden geldiğince yardım sağlama gayreti içerisinde olmuştur. Ne var ki, bizlere söylenene göre “SİSTEM” bir alacak gördüğü takdirde vadesi gelmiş olsun olmasın ödemeyi her halükarda mahsup etmektedir. Sistem’dir, hikmetinden sual olunmaz. İşin daha kötü tarafı, SGK kayıtlarında prim borçları mahsup edilmiş gözüktüğü (mali müşavir de doğrulamıştır) halde, banka kayıtlarında hala prim borcu tam olarak gözükmekte, dolayısıyla vekalet ücreti alacağımız “şimdilik” havaya uçmuş vaziyette, yani askıda hükümsüz kalmaktadır.

Gelelim öykünün ana fikrine: bizler avukat olarak yasal zorunluluğu yerine getirip kuruma talepte bulunduktan (ve 30 gün süre tanıdıktan) sonra alacağımız için icra takibine geçmeyerek ne kaybediyoruz? Öncelikle icra vekalet ücretimizi, akabinde telefonlarda fatura kestin/kesmedin parayı gönderdin/göndermedin diyaloglarından kurtulma lüksünü, saydamlık sağlamayı, nerede ne kadar para yattığını görüp, borcu alacağı hesaplayabilme imkanını… Hatta şöyle bir varsayımda bulunalım.. Somut hadisede olduğu gibi henüz vadesi gelmemiş değil, daha da vahimi, daha önce yapmış olduğunuz bir ödeme “sistem” tarafından görülmemiş ve “sistem” sizi borçlu kabul etmişse bu “aslında borçlu olmadığınız” borçtan ötürü sizinle mahsuplaşacak. Dolayısıyla mükerreren ödeme yapmış olacaksınız. Kurum görevlileri şifahen hakkınızı teslim edecek ama yasal prosedürleri takip etmeniz ve kurum içi hiyerarşiyle meseleyi çözmeniz gerekecek, böylece haklı olduğunuzu ispatlayana kadar idare mahkemelerinde gezecek ya da en iyi ihtimalle kurum kapılarında onlarca görüşme ve yazışma yapmak mecburiyetinde bırakılacaksınız.

Öykünün ana fikri dedim ama, buradaki ana fikri ve yapılacak çıkarsamayı siz değerli meslektaşlarımın öznel değerlendirmelerine bırakıyorum. Bu aklımdakileri sizlere anlatmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Okuyanlara ayırdıkları vakitleri için teşekkür ederim.

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Hanife Beyza Tuncer - 04-10-2021
Bonocui - 29-09-2021
M. İhsan Darende - 07-09-2021
Ayşe Dimdik - 22-08-2021
Mehmet Akif Ulusoy - 27-07-2021
Av.Ayşe Dimdik - 29-06-2021
Av.M.Lamih Çelik - 27-06-2021
Av.Ayşe Dimdik - 13-06-2021
Av.Ayşe Dimdik - 11-06-2021
Nezih Sütçü - 24-05-2021
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
Şehir dışı duruşmalara online katılma imkanı:
Fırsat eşitliği sağlar. - 44,72%
182 Oylar
Büyük hukuk büroları lehine avantaj sağlar. - 55,28%
225 Oylar
Toplam Oy: 407
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz
Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
Tedbir Nafakasi Davasi Devam Ederken Bosanma Davasi Acmak - Hukukiyardım
Merhabalar sayın meslektaşlarım. Konu ile alakali biraz araştırma yaptım ancak bir sonuca ulaşamadım. Yardımcı olduğunuz için şimdiden teşekkürler. Müvekkil kendi lehine tedbir nafakasi davasi açmış ve davasi suan devam etmekte olup Ekim ayında 2. Celse olacaktır. Ancak müvekkil suan boşanma davası açmak istemekte olup nafaka davasının surecini uzatacagi icin boşanma davasi ile nafaka davasinin birleşmesini ıstememektedir. Acaba boşanma davasında nafaka ile ilgili talebimizi nasıl belirtme... [Devamı..]

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
Tek Ortakli Limited Şirketin Ortağinin Ölümü Halinde Mirasçilar Arasinda Reşit Olmayan Var Ise Kayyim Tayini Davasi Devaminda Geçici Müdür Tayini - Av. Damla Durmuş
Bilindiği üzere, TTK' nın getirdiği en önemli yenilik tek kişilik limited şirkete ve tek kişilik anonim şirkete izin vermesi idi. Limited şirketin tek ortağı olması şirketin faaliyeti yönünden birtakım sorunlara da sebebiyet verebiliyor. Hele ki şirketteki tek ortak aynı zamanda şirketin tek müdürü ise ... Şu halde, limited şirketin tek ortağı ve müdürü olan kişinin ölümü halinde ne olacak? Sorunun yanıtı baştan belli olmakla, şirket ortağının payları miras yolu ile kanuni mirasçılara geç... [Devamı..]

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Avukatların Home - Ofis Çalışması - Av.AAO
selamlar, sizce bir avukat bürosu(dolayısıyla vergi hariç tüm masrafları) olmadan 5-6 ay süre niyetiyle işlerini home-ofis şeklinde sürdürebilir mi? az sayıdaki müvekkil ev'e kabul edilmeksizin... yürür mü bir süreliğine, yoksa sadece moral bozukluğuna mı yol açar? görüşleriniz kıymetli, her açıdan değerlendirilebilir.
THS Sunucusu bu sayfayı 0,07248712 saniyede 21 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.