Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Türk Hukuk Sitesi Duyurusu
Site üyelerimizden Sayın Öğr. Gör. Dr. Yunus Konbul "Harita, Tapu Kadastro, Kentsel Dönüşüm ve İmar Hukuku" Konularında ücretsiz online teknik danışma vermektedir. Ayrıntıları Adliye Duvarı forumumuzdaki duyurusundan takip edebilirsiniz. (Hizmet ücretsiz ve sadece avukatlara özeldir)

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2472 KARAR NO: 2026/161 İçtihat

Üyemizin Özeti
Alacağı olduğunu iddia eden davacıların alacağının tahsili amacı ile ister kısmi, ister tam eda veya belirsiz alacak davası açmasında her zaman hukuki yararı vardır.
Mahkemece, yasal düzenlemeye göre belirli alacaklar için de artık kısmi dava açılması mümkün hâle geldiğinden davacıların alacaklarının bir kısmını dava ettiğinin dava dilekçesi içeriğinden anlaşılmasına göre, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmeyerek bir ara kararı ile kısmi dava olarak görülüp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
(Karar Tarihi : 13.02.2026)
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/2472 KARAR NO : 2026/161

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BODRUM 3. SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: 22/09/2021
NUMARASI
: 2020/215 Esas- 2021/531 Karar
DAVANIN KONUSU : Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan Davalar (Yöneticide

Kalan Ortak Paranın Tahsili İstemli)
KARAR TARİHİ : 13/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/02/2026

Davacılar vekili tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusu ve dosya kapsamı incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ............... Sitesi'nin Akyarlar Mah. 3180 parselde yerleşik, eşit hisseli, 4'ü tüm kat maliklerinin, 1/204 hisse ile ortak olduğunu, 204'ü de müstakil bağımsız bölümden oluştuğunu, davalı ............. 22.07.2002 tarihinden 30.07.2017 tarihine kadar kesintisiz yöneticilik yaptığını, bir yıl aradan sonra yeniden yönetici seçildiğini ve halen yönetici olduğunu, davalı ..................... de 30.07.2017 ile 29.07.2018 tarihleri arasında yöneticilik yaptığını, ..... tarafından siteye 419.715,11TL idari para cezası tahakkuk ettirildiğini, uzlaşma ve yeniden yapılandırma ile kuruma 277.810,22TL ödendiğini, .........'nın ihbarı ile ........... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce tahakkuk ettirilen 9.141,47TL olmak üzere iki kuruma toplam 286.951,69TL ödendiğini, bunun davalıların yöneticilik görevleri sırasında yasaların emredici hükümlerine, hukuk ve mevzuata aykırı kusurlu işlemleri nedeniyle meydana geldiğini, her kat malikine 286.951,69TL/204= 1.406,62TL düştüğünü, beyanla fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere davalıların kusurlu ve hukuka aykırı fiilleri nedeniyle haksız yere ödemede bulunulması sebebiyle müvekkillerinin mal varlıklarında şimdilik tespit edilebilen 1.406,62TL'lik azalma ile yargılama sırasında tespit edilecek varsa diğer miktarın, ödeme gününden hesap edilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, dava masrafları ve avukatlık ücretinin davalılar tarafına yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı .................. cevap dilekçesinde özetle; 30.07.2017 ile 29.07.2018 tarihleri arasında yönetici olmadığını, yalnızca diğer arkadaşları ile birlikte site yönetim kurulunda yer aldığını, imza atılacağı zaman imza attığını, iddia edilen zararlardan herhangi bir bilgisi olmadığını, ödenen cezalardan bilgisi olmadığını yönetim kurulu görevi devam ederken böyle cezaların geldiğinden haberi olmadığını, hukuka aykırı eylemde bulunmadığını, siteye kesilen cezadan site yöneticilerinin sorumlu olamayacağını vb. beyanla haksız ve yersiz davanın reddine mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...................... cevap dilekçesinde özetle; 22.07.2002 ve 30.06.2017 dönemleri arası............ sitesinin 3 kişilik yönetim kurulu üyesinden biri olduğunu, davacıların da söz konusu sitede 1/208 hisseye sahip kat maliki olduğunu, site yönetim kurulu 3 kişilik olmasına rağmen davacının sadece şahsına ve 2017-2018 döneminde yöneticilik yapan .................. hedef aldığını, usule ve esasa ilişkin beyanlarda bulunarak dava süresi içinde açılmadığından reddine, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, aksi halde davanın konusuz kaldığından reddine, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:
Mahkemece; "Açılan davanın HMK 114/1-h ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE," karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tahkikat döneminde ........'nın 153.972,91 TL tahsil edildiğini bildirdiğini, site yönetiminin ise 277.810,22 TL ödediğini belirttiğini, söz konusu ....... yazısına davalıların itiraz etmediğini, dosyadaki farklı miktarların davanın açılış anında alacak miktarının belirsiz olduğunu kanıtladığını, ayrıca işveren sigorta katkı payının ancak bilirkişi incelemesiyle tespit edilebileceğini, yapılandırma işleminin dava sırasında, karardan önce ....... tarafından tek taraflı feshedildiğini belirterek yapılandırmanın iptali nedeniyle, davanın konusu kalmadığını, mahkemece eksik değerlendirme ile karar verildiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını arz ve talep etmiştir.
GEREKÇE:

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." hükmünü haizdir.
Yasal düzenlemeye göre bu tür davalarda davacının dava konusu yaptığı miktarı, davayı açtığı tarihte tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin ya imkânsız olması ya da kendisinden beklenemeyecek nitelik taşıması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 30'uncu maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi, anayasal dayanağı olan bir ilke olup 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141'inci maddesinin dördüncü bendinde, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğuna açıkça işaret edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın "Hâkimin davayı aydınlatma görevi" başlıklı 31'inci maddesine göre, "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir."
HMK'nın 33'üncü maddesi uyarınca hâkim, Türk hukukunu re'sen uygular. Bu nedenledir ki dava dilekçesinde davacının talebini dayandırdığı vakıalara uygun hukuki sebepleri dava dilekçesinin zorunlu unsurları arasında sayılmamıştır. Zira davacının dayandığı vakıalara uygun hukuki sebepleri hâkim kendiliğinden bulup uygulamakla yükümlüdür.
Dava dilekçesinde hiç gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa bile HMK 33. madde kapsamında doğru hukuki sebebi bulmak ve uygulamak hâkimin görevi ise, HMK 32. madde çerçevesinde yargılamayı sevk ve idare ile dava türü tanımlarına ve talep sonucuna göre dava türünü doğru belirleyip buna göre yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandırmak da hâkimin görevidir. Bu konuda hâkim, davacının dilekçesinde yaptığı isimlendirmeyle bağlı olmaksızın açılan davanın eda davası, tespit davası, belirsiz alacak ve tespit davası, inşai dava, kısmi dava, terditli dava, seçimlik dava ve topluluk davası çeşitlerinden hangisi olduğunu belirleyerek yargılamayı sürdürüp davayı sonuçlandıracaktır. Davacı dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğundan söz etmiş olsa bile belirsiz alacak davası unsurları bulunmuyorsa bu davanın açılmasında hukuki yarar olmadığından söz edilemeyecek, alacağın istenmesinde hukuki yarar olduğundan mevcut unsurları itibarıyla kısmi dava açılmış olduğu kabul edilerek davacının talep sonucu hakkında karar verilebilecektir.
Dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmî davanın koşulları da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119'uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanması hâlinde davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, aksi durumda ise davanın usulden reddine karar verilmelidir.
Dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş olup bunun, alacağın belirli bir kesimi olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık bulunmuyorsa hâkim, taleple bağlı olduğu ve davayı aydınlatma ödevi kapsamında öncelikle, HMK'nın 119'uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre vermeli ve onun beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemelidir. Davacı verilen bir haftalık kesin süre içinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ve belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli koşullar mevcut ise dava belirsiz alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılmalıdır. Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise bu durumda mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir. Bir diğer ihtimal olarak davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise, bu durumda, mahkemece, açılmış olan dava, doğrudan bir ara kararıyla bir kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanmalıdır. (HGK'nın 16.05.2019 gün ve 2016/22-1166 E., 2019/ 576 K. sayılı kararı.)
Somut olayda; Dava; KMK'dan kaynaklı olarak, site yöneticilerin görevleri sırasında ödenmemiş .........ya olan prim borçları nedeniyle ödenen idari para cezası bedelinin davacı kat maliklerine düşen kısmın rücuen tazminat istemine ilişkindir. Kat maliki olan davacılar tarafından, dava dışı ..........'ya ödenen 286.951,69-TL nin davalılardan tahsili talebiyle belirsiz alacak davası açılmıştır. İlk derece Mahkemesince, HMK'nın 107. maddesindeki belirsiz alacak davası koşullarının bulunmadığı, davacının alacağı belirleyebilecek durumda olduğu gerekçesiyle, hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, ödenen tutarın 286.951,69-TLolduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak sureti ile her kat malikine düşen 1.406,62-TL nin tahsilini istemiş olup, davasını açıkça belirsiz alacak davası olarak nitelendirmiştir. Dava belirsiz alacak davası olarak açılmasına göre İlk derece Mahkemesince alacakların belirli olduğu, belirsiz alacak davasının koşullarının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davacıların, mevcut yasal düzenlemeler karşısında dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşma imkânı olmayıp, bir mahkeme kararına ihtiyaç bulunması karşısında eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını söylemek mümkün değildir. Bu durumda da alacağı olduğunu iddia eden davacıların alacağının tahsili amacı ile ister kısmi, ister tam eda veya belirsiz alacak davası açmasında her zaman hukuki yararı vardır.
Mahkemece, yasal düzenlemeye göre belirli alacaklar için de artık kısmi dava açılması mümkün hâle geldiğinden davacıların alacaklarının bir kısmını dava ettiğinin dava dilekçesi içeriğinden anlaşılmasına göre, dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmeyerek bir ara kararı ile kısmi dava olarak görülüp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; "Yapılandırma işleminin dava sırasında, karardan önce ........... tarafından tek taraflı feshedildiğini belirterek yapılandırmanın iptali nedeniyle, davanın konusu kalmadığını "beyan etmiş olup, Mahkemece bu hususun da araştırılarak karar verilmesi gerekir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler, dayanak kanun hükümleri ile yerleşik yargısal içtihatlarda belirtilen unsurların yöntemine uygun olarak araştırılması halinde ancak taraf delillerinin toplanıp değerlendirilerek karar verilmiş sayılacağının kabulü gerekir.
Açıklanan nedenlerle davacıların istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
Davacılar vekilinin belirtilen yöne ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile, Bodrum 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22/09/2021 tarih, 2020/215 Esas 2021/531 Karar sayılı mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/a-4,6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
İstinaf karar harcının isteği halinde yatırana iadesine,
İstinaf gider fazlalığı bulunması halinde yatırana iadesine,
Dosyanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine,
Kararın mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-b maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/02/2026 günü oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Hukuk Muhakemeleri Kanunu MADDE 107 :(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. (Değişik 28.07.2020 T. 7251 Sy.Kanun-7.madde)

(3) (28.07.2020 Tarih 7251 Sy.Kanun-7.madde ile Yürürlükten Kaldırılmıştır.)



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Yıldırım ACAR
Site Üyesi
Şerh Son Güncelleme: Bugün

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02085090 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.