Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

İpoteğin paraya çevrilmesi takibinde satış aşamasında mutlak uyulması gereken usuli kurallar vardır. Bunlardan biri de tebligattır. Yapılan tebligatlar, tarafları özellikle borçlu ve taşınmazın tapu kütüğüne haciz kaydı koyduran diğer alacaklıları satışla ilgili tam olarak bilgilendirmeyi amaçlar. Alacaklı tebligatların usulsüzlüğünden dolayı, iyiniyet iddiasında da bulunamaz. Yolsuz tescil iddiasına dayalı davada hakimin, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delilleri toplayarak...
(Şerh No: 6342 - Ekleyen: Av.Ahmet GÜLHAN - Tarih : 12-08-2010 16:39)

Mahkemece olumlu veya olumsuz karara bağlanmamış bir iddia , yeni bir dava konusu yapılabileceğinden; kesin hükmün varlığından söz etme imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece bu tip taleplerin karar dışında bırakılmış olması isteğin zımnen reddi anlamına da gelmez. Taraflarca açıkça vazgeçilmeyen bu isteğin yeni bir davada terkar edilmesi mümkündür.
(Şerh No: 6341 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 12-08-2010 12:28)

Boşanma davalarında tedbir nafakasına hükmedilmesi için kusur incelemesi yapılmaz. Bir başka deyişle lehine tedbir nafakasına hükmedilecek olan tarafın kusurlu olması kendisi için tedbir nafakasına hükmedilmesine engel değildir.
(Şerh No: 6340 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 12-08-2010 11:50)

Kural olarak taşınırların rehnedilmesi ancak teslim suretiyle mümkün ise de (MK.939) aynı yasanın 940/II. maddesi hükmünce, bir sicile tescili zorunlu taşınırların,bu sicile yazılmak suretiyle rehni de yasa koyucu tarafından kabul edilmiştir.
(Şerh No: 6316 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 12-08-2010 09:17)

Onbeş yaşını dolduran küçük, her ne kadar kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilirse de, anne ve babanın ayrım yapılmaksızın velayetleri çerçevesinde çocuğu temsil edecekleri ilkesi doğrultusunda, MK.12 maddesi kapsamında açılmış, ancak eşlerden birinin katılımı ve rızası sağlanmamış olan davanın reddi gerekir.
(Şerh No: 6336 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 21:55)

Reşit olan kişinin iştirak nafakası talep hakkı bulunmamakla birlikte, buna rağmen rızaen veya hataen nafaka ödenmesi, ahlaki bir görevin yerine getirilmesi olarak nitelendirilebilir.Ancak; cebri icra tehditiyle, zorla nafaka tahsili ahlaki bir görevin yerine getirilmesi olarak telakki edilemeyeceğinden, kanuna aykırı olarak ödenmek zorunda kalınan nafaka parasının istirdadı caizdir.
(Şerh No: 6335 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 19:51)

Anayasamız yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsediğinden, yargılamanın açık olarak yapılması ve sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. Aynı doğrultuda HUMK.nun 382. maddesi gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli karar ile kısa kararın uyumlu olması gerekir.Bu anlamda bir çelişki bulunması bozma nedeni olup, hakimin önceki kısa karar ile bağlı olmaksızın ve çelişkiyi kaldırmak üzere,yeni bir karar vermesi gerekir. (Ayrıca Bknz: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu,10.04...
(Şerh No: 6338 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 19:06)

Zincirleme suça ilşkin yeni TCK. 43/1 maddesinde,eski TCK.dan farklı olarak "DEĞİŞİK ZAMANLARDA bir kişiye karşı" ibaresinin bulunması karşısında; AYNI ANDA işlenen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükmün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
(Şerh No: 6337 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 17:40)

Anne ve babanın bakım borcu, her kadar çocuğun ergin olmasına kadar devam ederse de, erginliğe girmiş bulunan çocuğun eğitiminin devam ediyor olması halinde, anne ve babası durum ve koşullara göre, kendilerinden beklenilebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.
(Şerh No: 6334 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 16:32)

Borçlu haksız fiilin işlenmesinden itibaren zararın faizinden sorumlu olur
(Şerh No: 6326 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 11:57)

Tapu iptal ve tescil davasında; ehliyetsizlik hukuki sebebi yanında,muris muvazaasına da dayanıldığı taktirde; Davalı murislerin iyi niyetli olması MK.15.madde hükmünü(ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından,o işlemi geçerli kılmaz.)ortadan kaldırmayacağı ve hukuki ehliyetin kamu düzeni ile ilgili olması sebepleriyle, öncelikle ve özellikle "ehliyetsizlik" ...
(Şerh No: 6300 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 10-08-2010 22:47)

 Bilgi  [MK. 174] tazminat talepleri
Anılan maddede bahsedilen maddi tazminat talebi eğer boşanmaya bağlı olarak uğranılan maddi kayıpların karşılığı olarak istenmekteyse, boşanma davasının eki niteliğinde olur. usuluna uygun karşılık yahut bağımsız dava bulunmadığı takdirede bunun dışında tazminat talebi olamaz. (bu yönde yargıtay kararı: 17.02.05 tarihli Yargıtay 2.HD 2005/281 E. 2005/2218K.) Ayrıca boşanmayla talep edilebilecek kalmeler arasında yer alan ziynet eşyalarının da kadın eşe ait olduğu kabul edilir ve aksi belirtilmed...
(Şerh No: 6332 - Ekleyen: Av.Hatice ÇINAR - Tarih : 10-08-2010 15:55)

Kat Mülkiyeti Yasası'nın 3. maddesi hükmüne göre, bağımsız bölümlere özgülenmiş olan arsa paylarının, kat irtifakının ya da kat mülkiyetinin kurulduğu tarihteki değerleri ile oranlı olup olmadığının saptanması gerekir.Bunun için mahkemece anataşınmazın yerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak, her bir bağımsız bölümün değerini etkileyen unsurlar belirlenmelidir.
(Şerh No: 6331 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 09-08-2010 21:50)

Kat Mülkiyetinin kurulabilmesi için, taşınmaz üzerindeki yapının mimari projesine uygun biçimde tamamlanmış ve yapının ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli bağımsız bölümlerden ibaret olması gerekir.
(Şerh No: 6330 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 09-08-2010 21:37)

Zararın Oluştuğu günden itibaren faiz isteme hakkı var iken dava tarihinden itibaren faiz isteyen davacı bu döneme ait faizler için ayrı bir dava açabilir.
(Şerh No: 6329 - Ekleyen: Av.Filiz KAÇAN YATMAZ - Tarih : 09-08-2010 09:35)

Olay tarihinden itibaren faiz istenebilecekken, dava tarihinden itibaren faiz istenilmiş olması bu aralıktaki faiz alacağından vazgeçildiği anlamına gelmez. Velev ki fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilmiş olsun veya asıl alacağın tahsili sırasında buna ilişkin şerh düşülsün.
(Şerh No: 6328 - Ekleyen: Av.Filiz KAÇAN YATMAZ - Tarih : 09-08-2010 09:32)

MÜLKİYETİ ÜÇÜNCÜ KİŞİYE AİT BİR TAŞINMAZ HAKKINDA, EŞLER TARAFINDAN AİLE KONUTU OLARAK KULLANILSA BİLE, AİLE KONUTU ŞERHİ VERİLEMEZ.
(Şerh No: 6327 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 08-08-2010 23:59)

Artezyen suyu kullanıldığından bahisle,abonesiz olarak atıksu tahliyesi yapıldığına ilişkin tutanağa karşı menfi tespit isteminde, her ne kadar artezyenden çıkan suyun tahliyesi için davalı tarafından sunulmuş bir hizmet bulunmayıp, suyun tahliyesi işyerinin yanından geçen dereye yapılmakta ise de, 20.11.1981 gün ve 2560 sayılı İSKİ'nin Kuruluş Yasası'na eklenen Ek madde uyarınca tüm Büyükşehir belediyelerinde bu yasa hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alındığından ve MESKİ tarifeler Yönetm...
(Şerh No: 6325 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 08-08-2010 12:08)

BK.169. maddeye göre, alacağın temliki ivaz mukabilinde yapılmış ise, temlik eden kimse, temlik zamanında alacağının mevcut olduğunu, borçlunun ödeme yapacağını garanti etmiş ve bu miktarı temellük edene karşı borçlanmış olmakla birlikte, AYRICA TAAHHÜT ETMEDİKÇE BORÇLUNUN ACZİNDEN SORUMLU DEĞİLDİR. Diğer yandan temlik bir ivaz ve karşılık almaksızın yapılmış ise, temlik eden, temellük edene karşı alacağın mevcudiyetinden dahi sorumlu değildir.
(Şerh No: 6324 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 08-08-2010 11:46)

Sulh ile sonuçlanan işlerde, her iki taraf avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda avukata karşı müteselsilen sorumlu olup, VEKİLİN MÜVEKKİL İLE BİRLİKTE SULH PROTOKOLÜ İMZALAMIŞ OLMASI BU SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMAZ. Ancak, avukat ile müvekkili arasında yapılan ücret sözleşmesinin üçüncü kişi konumundaki hasım taraf yönünden bağlayıcı olabilmesi için, ücret sözleşmesinin yargılamayı sona erdiren taraf işleminden önce yapıldığının HUMK.nun 299. maddesine göre kanıtlanması gerekmektedir. Bu dur...
(Şerh No: 6323 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 08-08-2010 11:34)

5219 sayılı yasa ile karar düzeltme ile ilgili 6.000.000.000 TL'ye çıkarılan parasal sınır,5236 sayılı yasanın 19. maddesi ile 1.1.2009 tarihinden itibaren 8.510.00 YTL'ye çıkarılmıştır. Anılan yasalarda derdest davalar yönünden ne şekilde uygulanacağı yönünde açık bir uygulama hükmü bulunmamakta ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.2.2005 T., 2005/13-32 E., 2005/85 K. sayılı ilamı ile, karar düzeltme istemi hangi karara yönelik ise, o karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmünün es...
(Şerh No: 6322 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 08-08-2010 11:20)

 Bilgi  [MK. 178] Mal rejimi tasfiyesinde zamanaşımı.
Bilindiği gibi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni Kanunun uygulanmaya başlanması ile Aile Hukukunda ve özellikle boşanma davalarında zaman zaman sorunlar yaşanmaktadır. Boşanma davalarında yaşanan sıkıntıların başında ise mal rejimi tasfiye davaları gelmektedir. Gerek doktrinde, gerek yargıda tartışmalı olan hususlar bulunmaktadır. Nitekim, mal rejimi tasfiyesi ile ilgili olarak Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun sadece...
(Şerh No: 6321 - Ekleyen: Sadık TOPRAK - Tarih : 08-08-2010 02:55)

Hile iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat davası HMUK. 293/5 hükmünce tanıkla ispat edilebilir olup,senede karşı senet kuralı böyle bir durumda işlemez.
(Şerh No: 6319 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 23:24)

Yetki sözleşmesi ile T.C. mahkemelerinin esas davadaki yetkisinin kaldırılmış olması, T.C. mahkemesinin geçici bir hukuki himaye tedbiri olan ihtiyati haciz kararı vermesine engel değildir.
(Şerh No: 6318 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 23:15)

Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıdadır. Diğer yandan bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli olmayıp, bononun keşide ve vade tarihi itibarı ile HUMK.nun 299. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek, üçüncü kimse hakkında hüküm ifade edip etmeyeceği irdelenmelidir.
(Şerh No: 6317 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 23:06)

İpotekli konutun bilerek devralınması ve ipotek akit tablosunda dava dışı borçlunun tüm borçlarının ipotek kapsamında olması halinde, salt konut kredisi borcunun ödenmesiyle ipoteğin fek edilemeyeceği kuşkusuzdur.
(Şerh No: 6315 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 22:39)

Sıra cetveline itiraz davaları kural olarak genel mahkemelerde görülürsede, itiraz sadece sıraya yönelikse, İcra Mahkemeleri görevlidir.
(Şerh No: 6314 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 22:18)

 Bilgi  [AATHK. 52] Kamu alacağının takip ve tahsili aşamasında borçlunun aciz durumda olduğunun tespit edilmesi zorunluluğu vardır ( AATUHK Md 75 ) aciz durumda olan borçlunun aczin tespit edilmesi gereken süreden sonra kanunun 51 inci maddesinde öngörülen gecikme zamı
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 52. maddesinde, gecikme zammının uygulanabileceği sürelere yer verilmiştir. Kanunda belirtilen sürelerden sayılmayan zamanlarda gecikme zammının uygulanması söz konusu olamayacaktır. Kanunun 52 nci maddesinde gecikme zammının, kamu alacağının tecilinde tecilin yapıldığı, iflas halinde iflasın açıldığı, aciz halinde bu durumun sabit olduğu güne kadar olan süreler olduğuna işaret etmiştir. 6183 sayılı kanunun 52 nci maddesinde sayılan...
(Şerh No: 6313 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 06-08-2010 00:59)

MK.16. maddesine göre,her ne kadar ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin işledikleri haksız eylemlerden sorumlu olduğu hükme bağlanmış ise de; olayın göstereceği özelliklere göre mahkemece değerlendirme yapılarak,sorumluluğun tamamen kaldırılması mümkün olduğu gibi, hakkaniyete uygun bir indirime gidilmesi de gerekebilir.
(Şerh No: 6312 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 04-08-2010 22:00)

MK.14.maddesi hükmünce, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetine sahip olmadıkları sabit olup, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılan her ergin kısıtlanacağından(MK.407),böyle bir kişinin fiil ve dava ehliyetine sahip olmadığı kuşkusuzdur.Bu durumda kısıtlının davada yasal temsilcileri tarafından temsil edilmeleri gereği taraflarca ileri sürülmesine gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilir. O halde dava ehliyeti...
(Şerh No: 6311 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 04-08-2010 21:37)

Taşınmaz mülkiyetinin devrini sağlamak amacıyla açılan davalar HUMK m.13’e göre kesin yetki hükmü gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması kuralı kamu düzenine ilişkin ve kesindir. Bu konuda yetki sözleşmesi yapılamaz. Emredici hükme rağmen, bu konuya aykırı yetki sözleşmesi yapılarak dava açılmışsa, hakim davanın esasını incelemeksizin “yetkisizlik kararı” vermek zorundadır.
(Şerh No: 6310 - Ekleyen: Av.Ahmet GÜLHAN - Tarih : 04-08-2010 18:03)

İflasın ertelenmesi talebi yerinde görülürse mahkemece, malvarlığının muhafazası için, maddi hukuk alanında sonuçlar doğurmayan tedbirler alınmalıdır. Ancak alacaklıların alacaklarını tahsil amacıyla kullanabilecekleri takas, mahsup, hapis hakkı gibi hukuki işlemlerin durdurulamayacağı gibi,mahkemece rehin ve blokajın kaldırılmasına da karar verilemez.(Ayrıca Bknz: Öztek,Selçuk,İflasın Ertelenmesi, Bankacılar Dergisi, Sayı 53, 2005, s.66)
(Şerh No: 6309 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 03-08-2010 22:27)

İflasın ertelenmesi talebinde, mahkeme öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmeli, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemeli, erteleme talebi İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilerek, ilan üzerine alacaklıların itirazı mevcutsa bu itirazlar değerlendirilerek erteleme koşullarının mevcut olup olmadığı saptanmalıdır. Bu bağlamda her ne kadar İİK.nun 179. ve TTK.nun 324. maddesinde,erteleme isteminin ilanına ilişkin bir düze...
(Şerh No: 6308 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 03-08-2010 22:18)

İhtiyari dava arkadaşlığı davaların birleştirilmesi yoluyla da mümkün olduğundan(Alongaya Yavuz: Medeni Usul Hukukunda Dava Ortaklığı 1965 s.62),birbiri ile ilgisi olan davaların benzer sebep kavramı içerisinde değerlendirilerek, bağlantının varlığı kabul edilmeli ve bu davalar birlikte görülebilmelidir. Zira bu durum yargılamayı çabuklaştıracağından, yargılama giderini azaltacağından ve çelişkili kararların önüne geçeceğinden, usul ekonomisine de uygun düşmektedir. İflasın ertelenmesi talebinde...
(Şerh No: 6307 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 03-08-2010 21:55)

Burada yerel mahkeme kasten yaralamaya hükmetmiş ancak failin 9 defa hayati tehlike teşkil eden bölgeleri hedef alması yargıtayın ilgili dairesi tarafından öldürme kastının varlığına delalet sayılmıştır.
(Şerh No: 6306 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 20:41)

Kanun dışı elde edilmiş delillerle, T.C. Anayasası'nın 20, 38/6, AİHS'nin 6, 8 ve CMK'nın 217/2. maddesi uyarınca, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Ku-rulu'nun 03.02.2006 gün, 2006/5 MD-154 Esas-2007/145 Karar, 14.04.2006 gün, 2007/5 MD-23 Esas-2007/167 Karar ve 22.01.2008 gün, 2007/5 MD-101 Esas-2008/3 Karar numaralı ilamı da dikkate alınarak, mahkumiyet yönünde hüküm kurulamadığı, dosya içeriğine ve oluşa göre, sanık hakkında elde edilen başka delillerin de maktulü öldürmesi için diğer sanık M____'n...
(Şerh No: 6305 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 20:30)

Yerel Mahkemenin çocuğun nitelikle cinsel istismarı konusunda verdiği karar ve ek olarak Sanığın cinsel istismar eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı zamanda işlediğinden, zincirleme suç hükümleri şartları bulunmadığı halde verilen cezanın aynı Kanunun 43. maddesi ile artırılması,BOZMA NEDENİDİR.
(Şerh No: 6292 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 10:30)

Yerel mahkemenin Kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu üzerinden yargılama yaptığı sanık, Yargıtay tarafından adam öldürme fırsatı varken yapmaması üstelik yaralamaların basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebilir seviyede olması ve adam öldürme saikını kanıtlayan bir delil olmaması sebebiyle davanın TCK. M.86 hükümlerine göre yargılanması gerektiği belirtilmiştir.
(Şerh No: 6294 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 10:19)

İlçe Emniyet Müdürü olan sanık hakkında görevi savsama suçu ile ilgili kamu davası açılabilmesi için, 5271 sayılı CYY.nın 161/5.maddesi uyarınca, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Yasasının 82 ve devamı hükümlerine göre Adalet Bakanlığından soruşturma ve kovuşturma izni alınması gerektiği gözetilmeden, duruşmaya devamla hüküm kurulması BOZMAYI gerektirmiştir.
(Şerh No: 6293 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 10:14)

Yargıtay, burada yerel mahkemenin tasarlayarak kasten öldürme konusundaki tespitinin delil yetersizliği ve tasarlayarak kasten öldürme suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı konusundaki belirsizlikten dolayı hükmü bozmuştur.
(Şerh No: 6295 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 10:11)

İİK.nun 15. maddesi uyarınca,bütün masraflar borçluya ait olup, icra dosyasında uygulanan haczin haksız olduğu nedeniyle, haciz masrafları ve yediemin ücretinin alacaklıdan tahsili,ancak genel hükümlere göre açılacak bir tazminat davasında değerlendirilebilecek bir husus olup, İcra Mahkemesince tahsil kararı verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 6303 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 03-08-2010 09:50)

ANAYASA MAHKEMESİNİN GÖREV VE YETKİLERİ ANAYASADA BELİRTİLMİŞTİR. SIKIYÖNETİM İLANI HAKKINDAKİ BAKANLAR KURULU KARARINI ONAYLAYAN TBMM KARARININ DENETİMİ ANAYASA MAHKEMESİNİN GÖREV ALANI DIŞINDADIR. DAVANIN REDDİ GEREKİR.
(Şerh No: 6304 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 03-08-2010 09:19)

Takipten sonra borcun ödendiğine ilişkin delil olarak sunulan belge,her ne kadar alacaklı tarafından kabul edilmişse de, içeriği itibari ile borcun ve ferilerinin itfa edildiği, yahut alacaklının borçluya bir mühlet verdiği hususunda bir açıklık bulunmadığından,belgelerde belirtilen taşınmazın devri ve ödeme hususlarının ne derecede gerçekleştiği genel mahkemede yargılamayı gerektirdiğinden, İİK.71/1.maddesi kapsamında bir ödeme belgesi olarak kabul edilemez.
(Şerh No: 6302 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 22:16)

Ayırtım gücü MK. 13. maddesinde tarif edilmiş, bu tarif içinde de ayırtım gücünü ortadan kaldırılan nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin dava da; temyiz dilekçesine eklenerek sunulmuş olsa dahi, vaad borçlusunun Alzheimer Hastası olduğuna ilşkin rapor sunulması halinde, vaad borçlusu davalının, bu durumundan ötürü sözleşmenin kendisini bağlayıp bağlamayacağı hususu üzerinde durulması bir zorunluluk olup, tarafların...
(Şerh No: 6299 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 20:51)

Satış vaadi sözleşmesinin iptali davasında, hükmün bozulmasına kadar ehliyetsizlik iddiasında bulunulmamış olması, karşı taraf yararına usulen bir hak kazandırmaz. Zira MK.9.Maddesi hükmünce; sözleşmelerde ve hakların kullanımında, "ehliyet" işlemin sıhhat şartı olduğundan, yargılamanın her aşamamasında ileri sürülebilir.
(Şerh No: 6298 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 20:27)

HUMK., taraf ehliyetinin MK. hükümlerine göre belirleneceği hükmünü getirmiş olup, MK. 8. maddesi her insanın hak ehliyetine sahip olduğu hükmünü içermektedir. Bunun sonucu olarak da medeni haklardan yararlanma ehliyeti olan herkes davada taraf olabilir.Bu nedenle ehliyetsiz olduğu söylenen ve yaptığı satış işlemlerinin iptali istenen kişinin davada taraf olma ehliyeti vardır. Ancak bu kişi eldeki davada baştan beri taraf sıfatı kazanmadığından, sonradan kendisine vasi tayin edilmesi ona taraf ...
(Şerh No: 6297 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 19:32)

Mahkeme tarafından nihai kararla davayı sonlandıran hükümde kendisine (davacı veya davalıya) harç yüklenip yüklenmemesine bakılmaksızın, davacı veya davalı, bakiye nispi karar ve ilam harcını ödemeksizin, ilamın bir suretini alabilir. Kararın tebliğe çıkarılması-temyiz edilmesi- icraya konulması yasal anlamda "müteakip işler" kavramına dahildir. 492 S.K. m.32 mucibince müteakip işlemlere devam edilebilmesi için karar ve ilam harcının tamamlanması gerekmektedir. Karar örneğinin harç tamamlanmad...
(Şerh No: 6208 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-08-2010 19:25)

Mirasçılık belgesi istemine ilişkin hasımsız dava; nüfus kayıtları, tapu kayıtları, tanık gibi her türlü delille kanıtlanabilir. MK.7. maddesi hükmünce "Resmi sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturacağından", davanın taraflarca hazırlanması ilkesine aykırı olarak herhangi bir delil bildirilmediği ve nüfus kayıtlarının tanık beyanı ile doğrulanması gerektiğinden bahisle,davanın reddine karar verilemez.
(Şerh No: 6296 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 19:07)

İstirdat davası borcun tamamen ödenmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Şayet istirdat istemine konu borç takside bağlanmış ise,süre son taksidin ödenme tarihinden itibaren işlemeye başlar.
(Şerh No: 6291 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 11:23)

Avukatın başka bir davada (dosyada) vekaleti bulunması, vekaleti bulunmayan bunlardan başka derdest bir davanın da vekili olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle tebligat asile yapılarak taraf teşkili sağlanmalıdır.
(Şerh No: 6281 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 11:16)

Anayasa’nın ilk üç maddesinde değişiklik öngören veya Anayasa’nın sair maddelerinde yapılan değişikliklerle doğrudan doğruya veya dolaylı olarak aynı sonucu doğuran herhangi bir yasama tasarrufunun da hukuksal geçerlilik kazanması mümkün olmadığından, bu doğrultudaki tekliflerin sayısal yönden Anayasa’ya uygun olması tasarrufun geçersizliğine engel oluşturmayacaktır. Anayasa değişikliklerinin içerik yönünden denetimi, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez ilkelerin doğrudan ya da dola...
(Şerh No: 6290 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 02-08-2010 10:35)

MK.ilgili maddesinde yeralan bir yıllık zamanaşımı süresi, boşanmanın ferisi olan tazminat ve nafaka taleplerine ilişkin olup, Katkı ve katılma payı alacağının zamanaşımı konusunda hüküm mevcut değildir. O halde MK.5.maddesi uyarınca, Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağından, BK.nun "bu konuda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir" hükmündeki (her dava) sözcüklerini "bütün ...
(Şerh No: 6289 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 09:52)

Borçlar Kanunu madde 67'de belirtilen hal dışında, borçlu borcunu şahsen ifaya mecbur olmayıp, borç üçüncü bir şahıs tarafından borçlunun bilgisi dışında tediye edilebilir.Üçüncü şahıs tediyesi ile alacaklıyı tatmin ettiği miktar nispetinde alacaklının haklarına sahip olur.
(Şerh No: 6284 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 22:57)

Herkesin yargı mercileri önünde iddiada bulunma ve savunma yapma özgürlüğü Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen ve korunan özgürlüklerden olup,bir davanın açılması veya görüşülmesi sırasında;TARAF AVUKATLARINCA VERİLEN DİLEKÇELERDE KULLANILAN SÖZLER KİŞİSEL HAKLARI ZEDELEYİCİ NİTELİKTE BULUNSA DAHİ, İDDİA VE SAVUNMA SINIRLARI AŞILMIŞ OLMADIKÇA BK. 49. maddesi kapsamına giren bir haksız eylem olarak nitelendirilemez.
(Şerh No: 6286 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 22:45)

Kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir.Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
(Şerh No: 6288 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 22:34)

Akdin feshi için mühim sebeplerden söz edebilmek için, önceden görülemeyen kestirilemeyen nedenlerle koşullarda olağanüstü değişme olması, bu nedenle yanlardan birinin durumunun ağırlaşmış olması gerekir. Yoksa uzun vadeli kira sözleşmesine konu taşınmazın bulunduğu yerdeki gelişmeler ve yörenin ticari potansiyelinin sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarihte öngörülmemesi, kira sözleşmesinin bir taraf için çekilmez hale geldiğini göstermez. Ancak taşınmazın bulunduğu yöredeki olağanüstü gelişme kar...
(Şerh No: 6287 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 17:38)

Adi sözleşme şeklinde düzenlenen satış vaadi,davalının dava dışı 3. kişi ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yüklenicisi olması halinde, BK.162 hükmünce mal sahibi 3.kişiden olan hak ve alacağının temliki niteliğinde olup geçerlidir. Diğer yandan böyle bir davada, dava konusu taşınmazların tapuda kayıtlı olup olmadığı, tapuda kayıtlı ise kim adına ne sebeple kayıtlı bulunduğu araştırılmalıdır. Taşınmazın tapusuz olması halinde, haricen düzenlenen satış sözleşmesinin salt bu nedenle ...
(Şerh No: 6285 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 16:29)

BK. 104/3 emredici hükmünce,icra dosyasında asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş faiz ayrı ayrı değerlendirilerek, takip tarihinden itibaren sadece ana paraya faiz işletilmesi gerekir. Kısaca kural olarak "faizli borç toplamına" faiz işletilmesi yasaktır.
(Şerh No: 6283 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 15:19)

Gerek icra inkar tazminatı,gerekse kötüniyet tazminatı, İİK.nun 72. maddesinde sadece menfi tesbit davaları bakımından öngörülmüş bulunmaktadır. Bu bağlamda istirdat davasının borçlu(istirdat isteyen)lehine sonuçlanması halinde, takip alacaklısı aleyhine "kötüniyet tazminatı" ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. O halde, istirdat davasına konu olan miktar bakımından borçlu yararına tazminata hükmedilmesi hatalıdır.
(Şerh No: 6282 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 15:03)

İcra takip dosyasında yapılan taksitlendirmeye istinaden yapılacak ödemelerin doğrudan doğruya anaparadan mahsup olunacağına dair bir açıklamaya yer verilmediği hallerde, Borçlar Kanunu'nun 84. maddesinin uygulanması için alacaklının talebine de gerek bulunmadığından, kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan düşülmesi gerekir.Bir başka ifadeyle borçlu faiz ve masrafları ödemedikçe(kapatmadıkça)kısmi ödemeler ana paraya mahsup edilemez.(Ayrıca Bknz: HGK. 09.10.2002 gün 2002/12-709 E. 2002/...
(Şerh No: 6280 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 14:12)

Belirli süreli hizmet akdi, işveren tarafından süre bitiminden önce ve haksız olarak feshedildiği takdirde, ücret talebinde BK.325´deki hüküm uyarınca mahsup yapılabilirse de, somut olayda işçinin boşta kaldığı sürede çalıştığına dair bir belge ve iddia olmadığına göre, sadece geri kalan kısa sürede yaptığı tasarruflarla ilgili cüz´i bir miktar indirim yapmakla yetinilmelidir.Bir başka ifadeyle böyle bir durumda, geri kalan süreye ilişkin ücret talebinde fahiş indirim yapılamaz.
(Şerh No: 6279 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 14:00)

Adli yardım, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 465 ila 472. maddelerinde düzenlenmiş olup; fakir bir kimsenin bir davanın gerektirdiği oldukça kabarık olan harç ve masrafları sağlayamaması durumunda, bu mali külfetlerden geçici olarak muaf tutulmasıdır. Anılan maddelerde adli yardımın yargılamanın hangi aşamalarında yapılacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak; 469/2 maddesinde kanun yollarına (ör:temyiz) başvuru esnasında adli yardım istenemeyeceğine ilişkin herhang...
(Şerh No: 6278 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 13:11)

İpoteğin İmar Kanunu uyarınca imar uygulaması sonucu oluştuğu, dolayısıyla tarafların özgür iradeleriyle düzenlenmiş ipotek akit tablosu bulunmadığı hallerde, İİK.nun 153/2. maddesinin olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.
(Şerh No: 6277 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 12:59)

Sahte kimlik, ehliyet,oto alım satım sözleşmesi belgelerinin tümünün, aynı amaca yönelik olarak düzenlenip kullanılması halinde, bir bütün halinde teselsül eden resmi belgede sahtecilik suçu oluşacaktır. Bu durumda belge sayısı ve TCK.nun 61. maddesi gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, sahte kimlik ve sürücü belgesi nedeniyle resmi belgede sahtecilik, ayrıca oto alım satım devir sözleşmesi nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilemez.
(Şerh No: 6276 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 12:53)

Yurt dışından alınan "emekli maaşının" haczedilemeyeceği yönünde özel bir yasa hükmü bulunmadığından, işbu emekli maaşlarının -tamamen- haczinin mümkün olduğuna dair içtihat terk edilerek; yurt dışından alınan emekli maaşlarının İİK m.83 mucibince kısmen (1/4 inden az olmamak üzere) haczedilebileceğine karar verilmiştir.
(Şerh No: 6275 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-08-2010 11:52)

Özel sözleşme hükmü olarak konulduğu savunulan sigorta poliçe ekindeki hüküm, Anayasa Mahkmesi'nce iptal edilen TTK m.1297/2 hükmünü aynen içerdiğinden, TTK m.1264/4 hükmü uyarınca bu fıkrada belirlenen yasal düzenlemelerin aksine sözleşme hükmü getirilemeyeceğinden; getirildiği takdirde ise, bu sözleşme hükümleri değil, yasa hükümleri re'sen uygulanacağından, davalı sigortaca savunulan özel sözleşme hükümleri geçerli değildir. Bir başka ifadeyle; Bir düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’nce iptali ...
(Şerh No: 6266 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 01-08-2010 11:25)

Tedbir nafakasına dair icra takibinde; borçlu, birbirini takip eden tarihlerde, hükmedilen nafaka tutarlarının tamamını kapsamayacak şekilde de olsa alacaklıya ödemelerde bulunmuşsa; sunulan belgeler işbu ödemelerinin nafakaya dair olduğu açıklamasını muhtevi olmasa da (borçlu tarafça yapılan tüm ödemelerin, açıkça alacaklı tarafça nafaka dışındaki bir alacağa ilişkin olduğu ispat edilmediği sürece) borçlu, yaptığı ödemeler nispetinde nafaka borcundan kurtulur.
(Şerh No: 6274 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-08-2010 11:11)

Tedbir nafakasına dair icra takibinde; borçlu, birbirini takip eden tarihlerde, hükmedilen nafaka tutarlarının tamamını kapsamayacak şekilde de olsa alacaklıya ödemelerde bulunmuşsa; sunulan belgeler işbu ödemelerinin nafakaya dair olduğu açıklamasını muhtevi olmasa da (borçlu tarafça yapılan tüm ödemelerin, açıkça alacaklı tarafça nafaka dışındaki bir alacağa ilişkin olduğu ispat edilmediği sürece) borçlu, yaptığı ödemeler nispetinde nafaka borcundan kurtulur.
(Şerh No: 6273 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-08-2010 11:09)

 Türkçe  [AnaY. 23] Herkes, yerleşme ve gezme özgürlüğüne iyedir. Yerleşme özgürlüğü, suç işlenmesini önlemek, toplumsal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; gezme özgürlüğü, suç soruşturması ve kovuşturması nedeniyle ve suç işlenmesini önlemek amaçlarıyla yasayla sınırlanabilir. (Değişik: 3.10.2001-4709 s.y./8.m.) Yurttaşın yurt dışına çıkma özgürlüğü, yurttaşlık ödevi ya da ceza soruşturması ya da kovuşturması nedeniyle sınırlanabilir. Yurttaş, sınırdışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
(Şerh No: 6272 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 01-08-2010 11:01)

 Türkçe  [AnaY. 22] Değişik: 3.10.2001-4709 s.y./7.m.) Herkes, haberleşme özgürlüğüne iyedir. Haberleşmenin gizliliği kuraldır. Ulusal güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması nedenlerinden biri ya da birkaçına bağlı olarak yöntemine göre verilmiş yargıç kararı olmadıkça, yine bu nedenlere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda da yasayla yetkili kılınmış yerin yazılı buyruğu bulunmadıkça, haberleşme engellenemez ve haberleşmenin gizliliğine dokunulamaz. Yetkili yerin kararı yirmi dört saat içinde görevli yargıcın onayına sunulur. Yargıç, kararını kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi durumda karar, kendiliğinden kalkar. Ayrıklıkların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları, yasada belirtilir.
(Şerh No: 6271 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 01-08-2010 10:54)

 Türkçe  [AnaY. 21] (Değişik: 3.10.2001-4709 s.y./6.m.) Kimsenin konutuna dokunulamaz. Ulusal güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması nedenlerinden biri ya da birkaçına bağlı olarak yöntemine göre verilmiş yargıç kararı olmadıkça, yine bu nedenlere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda da yasayla yetkili kılınmış yerin yazılı buyruğu bulunmadıkça, kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki varlığa el koyulamaz. Yetkili yerin kararı yirmi dört saat içinde görevli yargıcın onayına sunulur. Yargıç, kararını el koymadan başlayarak kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi durumda el koyma, kendiliğinden kalkar.
(Şerh No: 6270 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 01-08-2010 10:50)

Birden fazla para borcunun olduğu borç ilişkisinde, borçlunun, yapılan kısmi ödemenin hangi borç için mahsup edildiğini belirtmemesi, alacaklının da ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu makbuzda göstermemesi durumunda, kısmi ödemenin hangi borca mahsup edileceği sorunu BK.86'ya göre çözümlenmelidir. Buna göre kısmi ödeme öncelikle muaccel olan borç için yapılmış sayılır. Ödeme zamanında birden fazla borç muaccel hale gelmişse ödeme ilk takibe konulan borca mahsup edilir. Muaccel olan borçlardan...
(Şerh No: 6269 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 31-07-2010 22:09)

BK´nun 84. maddesinde tanınan hak, asıl borcun azalmasını sağlamak suretiyle, bu borca bağlı gecikme faizi isteme hakkının, alacaklı yararına işlemesini engellemeye yöneliktir. Anılan madde, borçlu tarafından yapılan kısmi ödemenin, alacaklı tarafından mutlaka faizden indirilmesi zorunluluğunu getirmeyip, kısmi ödemeyi anapara veya faizden düşme hususunda seçimlik hak sağlamaktadır.
(Şerh No: 6268 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 31-07-2010 21:55)

Faturalarda ödeme gününün belirtilmesi ve buna itiraz edilmemesi, BK.101 anlamında temerrüdün gerçekleşmesine olanak vermez.
(Şerh No: 6267 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 31-07-2010 21:32)

Borçlar Kanununun 101. maddesine göre, kesin vadeli sözleşmelerde,temerrüt tarihi kural olarak sözleşmede belirtilen ifa tarihidir. Ancak kredi kartı borçlarına ilişkin gönderilen son hesap özetinde, ödeme günü belirtilmekte ise de, burada borcun tamamı değil belli bir kısmının ödenmesi gerektiği bildirildiğinden(borcun tamamının ödenmesi gerektiği bildirilmediğinden),Borçlar Kanunun 101/2. maddesinde öngörülen, miktarı önceden belli kesin vadeli borç niteliğinde olduğu söylenemez. Kredi kartını...
(Şerh No: 6265 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 31-07-2010 20:50)

İbraz süresi içinde bankaya ibraz edilmeyen kambiyo vasfını kaybetmiş çeke dayalı itirazın iptali davasında, keşide tarihinden değil,takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 6264 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 31-07-2010 20:14)

Davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığından davalının icra takibi ile temerrüde düştüğünün kabulü ve belirlenen asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, fatura tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 6262 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 31-07-2010 20:01)

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, faizin başlangıç tarihi, haksız fiilin vuku bulduğu tarih olup, tazminat borçlusunun Borçlar Kanunu 101´nci maddesinde belirtildiği şekilde ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmez.
(Şerh No: 6263 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 31-07-2010 19:28)

Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi hükmünce; tarafların dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gere...
(Şerh No: 6261 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 31-07-2010 01:02)

Çeke dayalı menfi tespit ve iptal istemi,kural olarak ciro yoluyla temlik alan 3.kişiye karşı ileri sürülemez ise de; davalı 3.kişi Factoring şirketi olduğundan, Factoring Şirketlerinin kuruluş ve çalışma esaslarına ilişkin yönetmelik gereği diğer davalıyla arasındaki ilişki temlik ilişkisine dayandığından, davacı(borçlu) temlik edene karşı haiz olduğu bütün defi ve itirazları, temellük edene (factoring şirketine) karşı ileri sürme imkanına sahiptir.
(Şerh No: 6258 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 30-07-2010 22:35)

Alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir akittir. Borçlar Kanunu m.163 hükmüne göre de temlik sözleşmesi temlik edenle temlik alan arasındaki yazılı sözleşme ile kurulabilir. Ancak, alacağın temlikinde aranan yazılı şekil temlik sözleşmesinin resmi şekilde yapılmasına engel değildir.
(Şerh No: 6260 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 30-07-2010 22:35)

Temlik sözleşmesinde temlik alanın alacağı bir üçüncü kişiye temlikine engel teşkil edecek ve alacaklının muvafakatini öngören herhangi bir kayıt olmadığından, BK.nun 162/2. maddesi karşısında borçlu,temlik sözleşmesinin geçersizliğini ileri süremez.
(Şerh No: 6259 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 30-07-2010 22:28)

Yüklenicinin arsa sahibinden olan kişisel hakkını 3. kişinin temlik alması halinde, temliki öğrenen arsa sahibi,temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür defiler ileri sürecekse, aynı defiler yeni alacaklıya (temlik alan üçüncü kişiye) karşı da ileri sürülebilir hale gelir.
(Şerh No: 6257 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 30-07-2010 21:02)

Sanığın slogan atıp pankart taşıyarak yürüyen 15-20 kişilik bir topluluğun fotoğraflarını çekmenin ötesinde, izinsiz yürüyüşün düzenleyicisi olduğunu kabule yeterli kanıt bulunmadığı, hukuki durumunun aynı yürüyüşe katılmakla birlikte kendilerine yasal ihtar yapılması nedeniyle beraatlerine karar verilen diğer sanıklarla aynı olduğu gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, BOZMA NEDENİDİR.
(Şerh No: 6256 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 30-07-2010 18:47)

Sanığın silahlı terör örgütü ____'nın amacı doğrultusunda ve yaptığı eylem çağrısı üzerine organize edilen 29.3.2006 tarihinde gerçekleştirilen korsan gösteriye katılmak, göstericilerin önünde yer alıp, bizzat polise taş atmak, , şeklinde sloganlar atmak, polislere taş atan grup içinde yer almak suretiyle; örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, hem silahlı örgüt üyesi olmak suçundan hem de suç...
(Şerh No: 6255 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 30-07-2010 18:21)

TTK.707/2. maddesi hükmünce,ileri tarihli çek düzenlenmesi olanaklı olup, vadesinden önce ibrazın "Çekin geçici süreyle, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce, muhatap bankaya ibrazı geçersiz kabul edilerek, ekonomik kriz sebebiyle ticari hayatta karşılaşılan sorun ve mağduriyetlere çözüm üretilmesi amaçlanmaktadır." gerekçesiyle kanun koyucu tarafından yasaklandığı hallerde, yasağın yürürlükte olmadığı dönemde, üzerinde yazılı keşide tarihinden evvel ibraz edilmiş çekler hakkında, GEÇİCİ YASAĞ...
(Şerh No: 6254 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 30-07-2010 10:02)

Dürüstlük kuralının bir sözleşme yapılmasını zorunlu kıldığı durumlarda, bu sözleşmeyi yapmaktan kaçınma ya da uyuşmazlık konusu olayda olduğu üzere bir başkasının borcunu ödeme şartına bağlamak dürüstlük kuralına aykırı düşer. Bu durumdan zarar gören taraf sözleşmenin yapılması için dava açabileceği gibi, sözleşmenin yapılmaması yüzünden uğradığı zararın tazmin edilmesini ya da ödemek zorunda bırakıldığı meblağın nedensiz zenginleşme yolu ile geri verilmesini dava edebilir. Zira, tekel durumund...
(Şerh No: 6253 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 28-07-2010 10:19)

Kapanış tasdiki olmayan Davacı(Alacaklı) defterlerinde ki fatura kaydı lehine delil olamaz. Uyuşmazlık konusu faturanın usulüne uygun olarak tutulmuş Davalı(borçlu)defterlerinde BULUNMAMASI ise davalı lehine delil olur.
(Şerh No: 6250 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 27-07-2010 12:53)

Defterlerin usulüne uygun tutulmuş olmasının lehe delil teşkil etmesi, defterdeki kayıtların dayanağını oluşturan belgelerin de mevcut ve sıhhatli olması gereğiyle mümkündür.
(Şerh No: 6252 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 27-07-2010 10:30)

Defterlerin usulüne uygun olarak tutulmamasının, TTK 85. anlamında taraf lehine delil olamayacağı kuşkusuz ise de, uyuşmazlık konusu kayıtların dayanak belgelerle ve tarafların bu hususta sunacakları delillerle kanıtlanma olanağı mevcuttur.
(Şerh No: 6251 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 27-07-2010 10:21)

5941 sayılı yasanın 5/5. maddesi hükmünce,her ne kadar muhatap banka şubesinden gönderilen resmi belgelerdeki sanık adresine 35.maddeye göre tebligat yapılabilirse de, sanığın soruşturma aşamasında yeni adres bildirmiş olması karşısında, eski iş adresine 35.maddeye göre tebligat yapılarak, yokluğunda yargılama yapılıp hüküm verilmesi, savunma hakkının kısıtlanması olup bozmayı gerektirir.
(Şerh No: 6244 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 27-07-2010 10:16)

Tehditle düzenlendiği ve daha önce peşin olarak alınan avukatlık ücretinin iadesi amacıyla tanzim edildiği olgusu tarafların kabulünde bulunan senet hakkında,avukatlıktan azil nedeniyle ücretin iade edilip edilmeyeceği hususunun yargılamayı gerektirdiği de dikkate alındığında, TTK.nun 688/2. maddesinde öngörülen (kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini)taşımadığı anlaşıldığı için, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu edilemeyeceği sabittir.
(Şerh No: 6249 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 27-07-2010 10:13)

Vekalet sözleşmesi sonucu itibariyle bir itimat ilişkisi olduğundan vekalet konusunun yerine getirilmesinde vekile düşen başlıca yüküm, onu özen ve sadakatle ifa etmesidir. Manevi tazminat istemeyen, maddi tazminat miktarını tespit ettirmeyen, konu ile ilgi mevzuatı araştırmayan,zamanaşımı sürelerine dikkat etmeyen,ek davayı zamanında açmayan avukatın, görevini yerine getirmede özensiz davranıp, böylece kendi kusuru ile davacının zarara uğramasına sebep olacağı kuşkusuzdur.
(Şerh No: 6248 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 25-07-2010 22:46)

Bankada mevduat hesabı bulunan davacının hesabındaki paraların internet bankacılığı kullanılmak suretiyle çekilmesi nedeniyle alacak istemine ilişkin davada,haksız fiil hükümlerinin uygulanması mümkün olmayıp, mevduat hesabının açıldığı ve internet bankacılığı kullanılmak suretiyle hesabın boşaltıldığı yerde,HUMK.nun 17. maddesi uyarınca, bir şubenin muamelesinden dolayı, o şubenin bulunduğu mahalde dahi dava açılabilir.
(Şerh No: 6247 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 25-07-2010 22:22)

737. madde ki taşkınlıktan amaç,komşunun kendisi,ailesi ve taşınmazı zararına yönelik aşırı derecede etkili iş ve eylemlerdir.Bu kapsamda imar mevzuatına aykırılık oluşturan hususlar başlı başına komşuluk hakkına müdahale olarak kabul edilemeyeceği gibi, imar mevzuatına aykırılık belediye veya yetkili kuruluşların görev alanına girer.
(Şerh No: 6246 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 25-07-2010 21:57)

Komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkin davada, mülkiyet hakkının taşkın kullanılıp kulanılmadığının tespiti yanı sıra, davacı komşuyu taşkın kullanmadan koruyacak yöntemlerin neler olacağı şüphe ve tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanmalıdır.
(Şerh No: 6245 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 25-07-2010 21:43)

İnternet bankacılığı şifresinin kırılması eylemine dayalı menfi tespit isteminde,davalı bankanın sisteminde yeterli güvenlik tedbirlerini aldığının, davacının ise korumakla yükümlü olduğu şifresini koruyamadığının saptanması halinde,davanın reddi gerekir.
(Şerh No: 6242 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 24-07-2010 22:39)

İİK. 68/b emredici hükmünce, faiz tahakkuk dönemini takip eden 15 gün içerisinde gönderilmeyip sonradan gönderilen hesap özeti, İİK.nun 68. maddesinde yazılı belge niteliğini kazanamayacağından, bu belgeye dayanarak yapılan itirazın kaldırılması talebinin reddi gerekir.
(Şerh No: 6241 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 24-07-2010 22:17)

Alacaklı takip talepnamesinde açıkça ipotek belgesine dayandığını belirtmiş ise; takip yoluna "Haciz" yazılması, ipotekli takipte haciz sözkonusu olamayacağından "Fuzuli" bir ibare olup; takip kesin borç ipoteğine dayalı olduğundan borçluya İİK.m.149 gereği icra emri çıkarılmasında usulsüzlük yoktur. Ayrıca icra emrine yönelik şikayet, tebliğ tarihine göre yasal 7 günlük süre içinde yapılmalıdır.
(Şerh No: 6240 - Ekleyen: Av.Şehper Ferda DEMİREL - Tarih : 21-07-2010 18:16)

Davacı davasını sebepsiz zenginleşme nitelendirmesiyle açmış olsa bile, Banka Kredi Sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklara BK.66 değil, BK.125. hükmünce 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
(Şerh No: 6238 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 21-07-2010 00:15)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,10506296 saniyede 9 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.