Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 100.538
Mesajlar : 527.441
Üye : 49.558
Makale : 1.793
Şerh : 14082

Şu anda sitemizi 626 ziyaretçimiz (0 üye, 626 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar









Inançli Işlem Miras Pay Devri
22-07-2024, Mr. Kök

İdarenin Kesin Cevap Vermemesi
21-07-2024, Hukukçu3566







Trafik Cezası İade
19-07-2024, av.seymabasbug



Üye İlanları

Mesaj İstanbul 35. İcra Dairesi Vekillik Kaydı İçin Yardım
01-11-2023, Av.Beren TOPÇU DELİBALTA





» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
30 günlük icra takibinde kira sözleşmesine ve imzaya açıkça itiraz etmeyen kiracı, kirayı ödediğini ispatla ve ödeme belgelerini de sunmakla yükümlüdür. Bu yükümlüğününü yerine getirmeyen kiracının mahkemenin banka kayıtları celp etmeyerek eksik inceleme yaptığı şeklindeki istinaf başvurusu yerinde olmayıp reddi gerekir.
(Şerh No: 17338 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 02-07-2024 14:07)
hak ve nesafet yolu ile kira bedeli tespit edilirken kira bedeli bir önceki kira döneminde ödenen kira parasının endekse göre yapılacak artışından daha düşük bir tutar olamaz.
(Şerh No: 17337 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-06-2024 17:39)
Kiralananın ayıplı olarak teslimi nedeniyle kiralananın kullanılmasında imkansızlık veya derecesinde düşüklük meydana gelmiş ise bu durumda kiracının TBK’nun 123. ve 125. maddeleri dairesinde hareket ederek mevcut ayıbı uygun bir sürede kiraya verene ihbar etmesi beklenir. Kiralananda mevcut açık nitelikteki bozukluklara karşın kiracının uzun bir süre kiralananı mevcut hali ile kullanması ve bu konuda uyuşmazlık çıkartmaması, kiracının kiralananı mevcut hali ile kabul ettiği şeklinde yorumlanabi...
(Şerh No: 17336 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-06-2024 17:34)
kira bedelinin tespitine ilişkin davalarda red kararı verilemez.
(Şerh No: 17335 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-06-2024 17:31)
Taraflar kendi arasında bir protokol düzenleyerek kira bedelini ortak irade ile belirlemiş olsalar dahi, bu belirlenen rakam o tarih itibariyle emsal ve rayiçlere uygun değil ise müteakip yıl için ilk sözleşmenin başlangıcına göre geçen süre gözetilerek kira parasının hak ve nesafete göre tespiti talep edilebilir.
(Şerh No: 17334 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-06-2024 16:38)
Arabuluculuk anlaşmasına icra edilebilirlik şerhi verilmesi çekişmesiz yargı işi olup, taraf vekilleri lehine vekalet ücretine hükmedilemez. Arabuluculuk anlaşmasındaki edim muaccel olmasa dahi, arabuluculuk anlaşmasına icra edilebilirlik şerhi talebinde bulunulabilir. Arabuluculuk anlaşma belgesinden sonra borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği veya herhangi bir sebeple istenemeyeceğine yönelik iddialar, icra edilebilirlik şerhi davasında incelenemez. Bu tür iddiaların...
(Şerh No: 17331 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 17-05-2024 09:37)
Arabuluculuk müracaatının dava açma süresi içinde yapılmış olması gerekmez, dava açma hakkı doğmadan önce yapılmış arabuluculuk müracaatıyla da dava şartı yerine gelmiş sayılır.
(Şerh No: 17330 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 25-04-2024 14:13)
TMK. 166. maddesinin 4.fıkrası İptal edilmiştir. Karar 19.04.2024 tarihinden başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girecektir.
(Şerh No: 17329 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-04-2024 15:10)
Mahkemece dosya Yargıtay’da temyiz aşamasında bulunduğu esnada erkeğin instagram konuşmaları ile kadınla barışma çabası içerisinde olduğu, eşini çaya davet ettiği, “hiçbir şey için geç değil” diyerek tekrar görüşmek istediğini beyan ettiği, davadan sonra gönderildiği sabit olan mesajların kadına gönderilmesi, boşanma davasındaki olayları hoşgörü ile karşılama sayılabilecek davranışlardan olup af niteliğinde olduğu gerekçesiyle Dairemiz kararına direnerek erkeğin boşanma davasının reddine karar v...
(Şerh No: 17328 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-04-2024 14:53)
kadın eşin ilk davanın kesinleşmesinden sonraki fiili ayrılık süresi içinde evlilik birliğini kurtarmak amacıyla sunmuş olduğu barışma önerisi, ortak hayatın yeniden kurulması için iyi niyetli bir girişim olup, erkek eş tarafından kabul edilmemiştir. Kadın eşin iyi niyetli teklifi sonrasında taraflar arasında barışma gerçekleşerek ortak hayat yeniden kurulmadığı gibi erkek eş tarafından böyle bir iddianın ileri sürülmemiş olduğu gözetildiğinde kadın eşin bu eyleminin “af” olarak nitelendirilmesi...
(Şerh No: 17327 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-04-2024 14:45)
Mirasbırakan vasiyetnamesinde mirasçılıktan çıkarma sebeplerini göstermiş, davalılar gösterilen sebeplerin doğruluğunu kanıtlayamamışlardır. Bu durumda, Türk Medeni Kanunu'nun 512/3.maddesi uyarınca mirastan ıskatın mirasbırakanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı, başka bir ifade ile davacının saklı payını isteyebileceği gözetilerek davaya tenkis davası olarak devam edilmesi gerekmektedir.
(Şerh No: 17326 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-04-2024 14:24)
Toplanan deliller birlikte değerlendirilerek ispat külfeti davalı tarafta olduğundan, murisin davacıyı mirastan çıkarmakta haklı olup olmadığı belirlenerek davanın ispat olması halinde TMK.nun 512. maddesinin 3. fıkrası uyarınca inceleme yapılarak mirasçılıktan çıkarmanın tasarruf nisabı oranında geçerli olacağı, davacının saklı payını isteyebileceği, davaya tenkis davası olarak devam edebileceği düşünülerek değerlendirme yapılması gerekirken ıskatın haklı olup olmadığı belirlendikten sonra sonu...
(Şerh No: 17325 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-04-2024 12:53)
Kira sözleşmesi 01.01.2007 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli olup, 5 yıllık sözleşme süresi 01.01.2012 tarihinde bitmiştir. Bu tarihten itibaren birer yıl uzayan on yıllık dönem 01.01.2022 tarihidir. Bu tarihi izleyen uzama yılı 01.01.2022-01.01.2023 dönemidir. Uzayan dönemin bitim tarihi olan 01.01.2023 tarihinden üç ay öncesi fesih ihbarını tebliğ ettirip dönem sonu itibariyle sözleşmenin feshedilmesi gerekir. Davacı 21.09.2016 tebliğ tarihli noter ihtarı ile sözleşmeyi 01.01.2017 dönemi için ...
(Şerh No: 17324 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-04-2024 17:29)
Taraflar arasında 01/11/2009 başlangıç tarihli, 1 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi bulunmakta olup, sözleşme süresi 1 yılın 01/11/2010 itibariyle bittiği, 10 yıllık uzama süresinin 01/11/2020 itibariyle dolacağı, bu tarihten sonra 01.11.2021 kira süresinin dolmasından 3 ay öncesinde tahliye ihtarnamesinin tebliğ edilerek, 01/11/2021 tarihinden sonra TBK'nın 347. Maddesine dayalı olarak dava açabileceği, ancak davanın süresinden önce 03/11/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmakla; ilk derece mahkeme...
(Şerh No: 17323 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-04-2024 17:16)
Anayasa Mahkemesi,yürürlük tarihinden bu yana eleştrisi konusu olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenmiş bulunan fiili ayrılığa dayalı boşanma sebebi hakkında, ortak hayatın yeniden kurulamadığı hâllerde, makul olmayan (retle sonuçlanan ilk boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 3 yıllık) bir süre boyunca, ilgililerin boşanma kararı elde etmelerine imkân tanınmadığı, evlilik birliğini uzun bir süre boyunca sona erdiremeyen ilgililere katlanamay...
(Şerh No: 17322 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 19-04-2024 15:12)

Gündem Konumuz : Kurumlarca Yapılacak Karşı Vekalet Ücreti Ödemelerinde Serbest Meslek Makbuzu Meselesi
Konuyu Açan Üyemiz : Av. Fırat BİLBAY

Evet değerli meslektaşlar.

Bildiğiniz üzere, bu mesele yılların meselesidir. Karşı vekalet ücretinin kime ait olduğu, ödeme yükümlüsünün kim olduğu, ödemenin kime fatura (serbest meslek makbuzu) edileceği, stopaj (gelir vergisi) tevkifatı yapılıp yapılmayacağı, eğer tevkifat yapılacaksa kim tarafından nasıl yapılacağı, ve sair tüm hususlara ilişkin usul ve esaslar yıllardan beri tartışılmakta, bu tartışmalara net, nihai ve tatmin edici yanıtlar verilememektedir.

Son kertede, 05/12/2019 tarihli 7194 sayılı Yasa ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesine eklenen fıkrada: “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” hükmü ihdas edilmiştir.
Burada benim ele almak ve masaya yatırmak istediğim konu, idarelerce yapılacak ödemelerde izlenecek usullerdir. Bilindiği üzere bazı kanunlarda (İYUK madde 28, 5502 SK madde 36) mahkemece hükmolunan asıl alacak, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin ödenmesi için idareye yazılı müracaat zorunluluğu öngörülmüştür. Ne var ki, bu müracaata serbest meslek makbuzunun eklenmesinin bir zorunluluk olup olmadığı hususu bir türlü netleşmemektedir. Örneğin 5502 Sayılı Kanun’un 36. maddesinde ödemenin, “…alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına” yapılacağı belirtilmektedir. Burada kastedilen makbuz ve belgeler ne olabilir? Bilhassa ortada bir ilam varken ne gibi bir belgeye ihtiyaç duyulmaktadır? Dikkat edilirse “alacaklı veya vekili” denmekte, dolayısıyla alacaklının müracaat hakkı olduğu da yadsınmamaktadır. Alacaklı asilin serbest meslek makbuzu kesme zorunluluğu olmayacağına göre, üstelik mahkeme ilamında hem asıl alacağın hem de vekalet ücretlerinin asil lehine hükmolunduğu bilindiğine göre bu kanun lafzındaki makbuz nedir? Eğer bahsolunan serbest meslek makbuzu ise bundan çıkan doğal sonuç vekile yapılacak ödemelerde aranacağı, asile yapılacak ödemelerde ise aranmayacağı mıdır? Bu noktada tevkifat sorumluluğu da aşılarak kuruma vergi denetmenliği mi yaptırılmak istenmektedir?

Tüm bu sorular yanıtsızdır. Ne var ki, yasa metinlerinde bu sorulara açıklama getirebilecek mantıki bazı çıkarımlar vardır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 97/2 maddesi: “94 üncü maddede yazılı ödemelerden yapılan vergi tevkifatı, vergi kesenin kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterilir.” demektedir. Demek ki tevkifat bir yere kaçmamaktadır. Üstelik, tevkifat yükümlülüğü söz konusu olduğunda idare tüzel kişisi ile diğer özel/tüzel kişiler arasında bir fark bulunmamaktadır. Yasa, “tevkifat yükümlüsü” olarak genellemektedir. Kendisine karşı ilam vekalet ücreti yönünden icra takibi yapılan bir şirket, avukata, “hani nerede senin serbest meslek makbuzun, eğer yoksa ödemiyorum” dediğinde kapısında icra memurlarını görecektir. Zira serbest meslek makbuzu kesilmesi/tebliği temerrüt veya ödeme için şart değildir. Öyleyse, idare ile özel şirket arasında “serbest meslek makbuzu aramak” konusunda yasa herhangi bir ayrım da yapmadığına göre, idarenin de avukata “serbest meslek makbuzu olmadan ödeme yapmıyorum” deme hakkı bulunmayacaktır. Haczedilmezlik keyfiyeti ayrı, mütemerrit olma meselesi ayıdır. İdare, ortada makbuz olmasa dahi tevkifatı gereken ücretten tevkifatını yapacak, kayıtlarına işleyecek, makbuz işini de avukat ve bağlı bulunduğu vergi dairesi düşünecektir. Karşılıklı iyi niyet elbette ön plandadır. Bir avukatın serbest meslek makbuzunu keşide etmesi ve karşılığında hızlıca ödeme alması, icra dairelerine ve başkaca kırtasiyeye gerek duyulmaması elbette güzeldir. Ne var ki, muktezalar, tebliğler ve genel normlar ışığında mesele çözülecekse doğrusu açıkladığım gibidir. Aslında bunu bu kadar uzun uzadıya anlatmak lüzumu dahi yoktu. Zira Yargıtay 12. H.D. 2018/6351 E. 2019/4901 K. Sayılı ilamında “….İhtilaf, icra takibine geçilmeden önce yazılı başvuru dışında ayrıca alacaklı vekilinin ilama konu alacağın ödenmesi için serbest meslek makbuzu ibraz etmesinin zorunluluk olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, 2577 Sayılı Kanun'un 28. maddesinde özel bir düzenleme bulunmadığından, ilamın takibe konulması için anılan makbuzun ibrazına ilişkin sürecin beklenmesine gerek yoktur.” diyerek en azından İYUK 28. maddesi özelinde meseleyi çözmüştür.

Peki ben tüm bunları neden anlattım? Bugün başımıza gelen hadise yüzünden… Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı kazanmış olduğumuz vekalet ücreti için kurumdan “KEP” üzerinden talepte bulundum. Bizi nezaketle aradılar ve serbest meslek makbuzu keşide etmemizi istediler. "Hay hay" dedik. Makbuzu kesip kargoyla gönderdik. Son dönemde yaşanan salgın ve önlemler nazara alındığında 1 ayı aşkın süredir ödemenin gelmemesini de makul karşıladık.

Bu meyanda, son 10 yıl içerisinde herhangi bir SGK prim ödemesini 1 gün dahi geciktirmemiş olduğumuzu, hiçbir zaman vergi/prim affı, borç yapılandırması, erteleme, silme vs gibi ikramlardan istifade etmediğimizi özellikle belirtiyor, devletin günümüze değin vergi ve prim alacaklarını toplama konusundaki politikası nazara alınarak, devlete olan borcuna sadık mükelleflerin ne yerine koymuş olduğuyla ilgili genel tartışmaları da takdirlerinize bırakıyorum.

Hal böyleyken “covid19” salgınının ekonomik etkileri ile mücadele önlemleri kapsamında “İLK KEZ” -üstüne basarak söylüyorum “ilk kez”- SGK prim ödemelerini geciktirdik. Kaldı ki bu bir gecikme değil, devletin yükümlülere tanıdığı bir hakkın istimalidir. Ödemelerin vadesi 2020 Kasım ayına ötelenmiştir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bugüne dek her ödemeyi günü gününe, hatta gününden önce yapmak mükellef olarak bize hiçbir fayda sağlamadığından “yahu bari bu sefer vadesi gelmemiş ödemeyi de yapmayalım, vadesini bekleyelim” dedik.

Öykünün kalanını muhtemelen tahmin etmişsinizdir. Bugün SGK’yı arayarak ödemeyi hatırlattık ve akıbetini sorduk. Anlaşıldı ki SGK, Vadesi KASIM 2020 olan SGK prim borçlarından alacağımız vekalet ücretini mahsup etmiş, üstelik, mahsup miktarları ile ilgili kayıtları (telefon görüşmesinden sonra kurumun şubesine giderek yetkililerle yüz yüze yaptığım görüşmede) yazılı olarak vermekten de imtina etmiştir. Şimdi öncelikle bu noktada SGK çalışanlarını tenzih ederim. Hiçbir görevli bana nezaketsiz davranmamış, her biri ellerinden geldiğince yardım sağlama gayreti içerisinde olmuştur. Ne var ki, bizlere söylenene göre “SİSTEM” bir alacak gördüğü takdirde vadesi gelmiş olsun olmasın ödemeyi her halükarda mahsup etmektedir. Sistem’dir, hikmetinden sual olunmaz. İşin daha kötü tarafı, SGK kayıtlarında prim borçları mahsup edilmiş gözüktüğü (mali müşavir de doğrulamıştır) halde, banka kayıtlarında hala prim borcu tam olarak gözükmekte, dolayısıyla vekalet ücreti alacağımız “şimdilik” havaya uçmuş vaziyette, yani askıda hükümsüz kalmaktadır.

Gelelim öykünün ana fikrine: bizler avukat olarak yasal zorunluluğu yerine getirip kuruma talepte bulunduktan (ve 30 gün süre tanıdıktan) sonra alacağımız için icra takibine geçmeyerek ne kaybediyoruz? Öncelikle icra vekalet ücretimizi, akabinde telefonlarda fatura kestin/kesmedin parayı gönderdin/göndermedin diyaloglarından kurtulma lüksünü, saydamlık sağlamayı, nerede ne kadar para yattığını görüp, borcu alacağı hesaplayabilme imkanını… Hatta şöyle bir varsayımda bulunalım.. Somut hadisede olduğu gibi henüz vadesi gelmemiş değil, daha da vahimi, daha önce yapmış olduğunuz bir ödeme “sistem” tarafından görülmemiş ve “sistem” sizi borçlu kabul etmişse bu “aslında borçlu olmadığınız” borçtan ötürü sizinle mahsuplaşacak. Dolayısıyla mükerreren ödeme yapmış olacaksınız. Kurum görevlileri şifahen hakkınızı teslim edecek ama yasal prosedürleri takip etmeniz ve kurum içi hiyerarşiyle meseleyi çözmeniz gerekecek, böylece haklı olduğunuzu ispatlayana kadar idare mahkemelerinde gezecek ya da en iyi ihtimalle kurum kapılarında onlarca görüşme ve yazışma yapmak mecburiyetinde bırakılacaksınız.

Öykünün ana fikri dedim ama, buradaki ana fikri ve yapılacak çıkarsamayı siz değerli meslektaşlarımın öznel değerlendirmelerine bırakıyorum. Bu aklımdakileri sizlere anlatmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Okuyanlara ayırdıkları vakitleri için teşekkür ederim.

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 15-07-2024
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 12-07-2024
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 12-07-2024
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 11-07-2024
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 11-07-2024
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 11-07-2024
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 07-07-2024
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 01-07-2024
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 29-06-2024
Av. Ahmet Faruk Ümüt - 29-06-2024
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
Şehir dışı duruşmalara online katılma imkanı:
Fırsat eşitliği sağlar. - 49,45%
359 Oylar
Büyük hukuk büroları lehine avantaj sağlar. - 50,55%
367 Oylar
Toplam Oy: 726
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz
Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
Sahip Olunan Eşya Nasıl Alınabilir - GKHNÇLT
Müvekkilin annesi ile babası boşanma aşamasında.Boşanma davasında anne lehine tanıklık ettiğinden kaynaklı baba ile arası bozuldu.Müvekkil bu durumdan ötürü annesi ile ayrı bir ev tuttu.Ancak kendi emeği ile aldığı koltuk takımları ve çamaşır makinesi baba tarafından verilmemektedir. Bu eşyaları almak için ne yapılabilir

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
Mesleki Sınırların Kalkması Fırsat Eşitliği Midir? - Adli Tip
Merhabalar, Küresel pandemide hepimiz yüz yüze iletişime alternatif çözümleri daha çok kullanır olduk ister istemez. 3. Yargı Paketi ile elektronik haberleşme çözümlerinin yargı alanında da daha yoğun kullanılmaya başlanacağı söyleniyor. Yeni dünyada sınırlar daha da kalkacak gibi duruyor. Edirne'deki avukat Ardahan'dan müvekkil edinirken daha az düşünecek, vatandaş için de seçenek aynı şekilde artacak. Bu bir fırsat eşitliği mi getirir sizce, yoksa "kahraman bakkal süpermarkete karşı" durum... [Devamı..]

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Mesleğe Yeni Başlayanlar İçin Sigortalı Çalışmak Mı Yoksa Kendi İşini Yapmak Mı? - Av. NCAU
Selamlar meslektaşlarım Mesleğe yeni başlayan çiçeği burnunda bir avukatım. Ruhsatımı alalı 1 ay bile olmadı. Şu aşamada ne yapacağıma karar veremiyorum. 9 aydır yeni bir şehirde yaşıyorum yani yaşadığım şehirde çok bir çevre imkanım yok diyebilirim. Garantici olup sigortalı işçi avukat mı olmalıyım yoksa baştan biraz sıkıntı çekip CMK-Adli Yardım vs ile durumu toparlayabilir miyim. Şu aşamada olmazsa bile ilerde mutlaka kendi ofisimi açmak istiyorum. Forumlardan okuduğum kadarıyla kendi ofisin... [Devamı..]
THS Sunucusu bu sayfayı 0,08220911 saniyede 22 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.