Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

6098 S.lı Türk Borçlar Kanunu (Yeni) - Son Eklenen Şerhler

6098 S.lı Türk Borçlar Kanunu (Yeni) - Son Eklenen Şerhler

Muris hile sebebine dayanarak tapu iptal davası açmakla, iradesinin fesada uğratıldığını ileri sürmüş daha sonra bu davasından vazgeçmiştir. Muvazaa üçüncü kişileri yanıltmak amacıyla yapılan iradi bir işlemdir. Bu durumda murisin açtığı dava ile temlikteki iradesinin bozulduğunu açık bir şekilde ortaya koyduğu anlaşıldığına göre yapılan temliki işlemin muvazaalı olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
(Şerh No: 16970 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-11-2019 20:34)

TBK m.76 gereğince ön ödeme kararlarının kesinleşme gerektirmeden takibe konu edilebileceği ve bu takibe yapılacak itirazların da kaldırılması gerektiği yönünde verilmiş karardır.
(Şerh No: 16963 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 14-10-2019 10:33)

Muris kadastro tespitinden sonra ölmüşse Kadastro Kanunu 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz.
(Şerh No: 16953 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-08-2019 12:37)

SİMSARLIK SÖZLEŞMESİ GEÇERLİLİK ŞARTLARI VE SÖZLEŞME İLE TALEP EDİLEBİLECEK ALACAK KALEMLERİ SÖZLEŞMEDEKİ CEZAİ ŞARTTA İNDİRİM YAPILMASI MECBURİYETİNE İLİŞKİN HUKUK GENEL KURUL KARARI
(Şerh No: 16951 - Ekleyen: Av.Ömer Faruk ÜSTÜNDAĞ - Tarih : 17-08-2019 18:38)

MURİS MUVAZAASINDA MURİSİN GERÇEK İRADESİNİN TESPİTİ TÜM MALVARLIĞININ DEVREDİLMEMİŞ OLMASININ MUVAZAA OLMADIĞININ DELİLİ OLDUĞU AYRICA TAŞINMAZ ÜZERİNDE MURİS TARAFINDAN İNŞA EDİLEN BİNA OLMASININ MUVAZAA OLMADIĞNA KARİNE TEŞKİL ETTİĞİ
(Şerh No: 16952 - Ekleyen: Av.Ömer Faruk ÜSTÜNDAĞ - Tarih : 17-08-2019 18:37)

In the cases where contracts of service have been ended by the abusive exercise of the right to terminate, the employer shall pay compensation amounting to three times the wages for the term of the notice of termination.
(Şerh No: 16940 - Çeviren: Sılanur ŞAHİN - Tarih : 13-06-2019 13:14)

Somut olayda kira sözleşmesi "adi yazılı" şekilde düzenlenmiş ve noterce imza onayı yapılmamış olup sadece aslına uygun olduğuna dair suret onayı yapılmıştır. Bu şekilde kira sözleşmesinin, kiracı tarafından tapuya şerh edilmesi doğru olmadığından şerhin terkinine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. HARÇ: Harca tabi davalarda, başvurma harcı ile nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır (Harçlar Kanunu 27-28 mad). Dava açılırken har...
(Şerh No: 16938 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-05-2019 14:57)

Erken tahliye halinde kural olarak Türk Borçlar Kanununun 325. maddesine göre kiracı anahtar teslim tarihine kadar kira bedelinden, anahtar teslim tarihinden itibaren ise kiralananın aynı şartlarda kiraya verileceği makul süre kira bedeli ile sorumludur. Mahkemece yapılacak iş; mahallinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak dava konusu yerin aynı şartlarda ne kadar sürede kiraya verilebileceği hususunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu alınarak s...
(Şerh No: 16900 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 30-03-2019 21:26)

Kiralananın tahliye edilerken boya ve badanasının yenileceğine dair sözleşmede bir madde varsa bu masraf kiracıdan talep edilebilir. Kira sözleşmesinde böyle bir hüküm yoksa boya badana masrafının olağan kullanımdan kaynaklandığının kabulü gerekir.
(Şerh No: 16899 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 30-03-2019 20:21)

1 yıllık hak düşürücü sürenin hata, hileyi öğrendikten sonra başlaması.
(Şerh No: 16897 - Ekleyen: Berna GÖKTAŞ - Tarih : 26-03-2019 13:50)

Manevi tazminata ilişkin ilam kesinleşmeden icraya konulabilir.
(Şerh No: 16885 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 19-02-2019 13:47)

 Bilgi  [BK. 344] 17/1/2019 tarihli Değişiklik
1/3/2011 tarihli 6217 sayılı YARGI HİZMETLERİNİN HIZLANDIRILMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN: GEÇİCİ MADDE 2 – (Değişik: 4/7/2012-6353/53 md.) Kiracının Türk Ticaret Kanununda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 342, 343, 344, 346 ve 354 üncü maddeleri 1/7/2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanmaz. Bu halde, kira s...
(Şerh No: 16880 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 20-01-2019 13:15)

Türk Borçlar Kanunu 49. maddesinde Haksız fiil kurumu düzenlenmiştir. Haksız fiil sorumluluğunun doğması için bazı koşullar öngörülmüş bunlar; Hukuka aykırı fiil, zarar,illiyet bağıve kusur olup ancak tüm koşullar gerçekleştiğinde haksız fiil sorumluluğu hukuk dünyasında sonuç doğurabilecektir.Hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşebilmesi için hukukumuzda benimsenen objektif hukuka aykırılık teorisine göre, bir özel koruma normunun veya herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hakkın ihlal edil...
(Şerh No: 16870 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 08-12-2018 15:11)

KARİNE: ÖLEN ÇOCUKLAR ANNE BABALARININ DESTEKLERİDİR. V. SONUÇ 1. Anne-babanın, çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, desteklik ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir bağlanması şartının aranmayacağına 22.06.2018 günlü ikinci oturumda esas hakkında oy birliği, 2. Anne-babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazm...
(Şerh No: 16868 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-11-2018 16:27)

 Bilgi  [BK. 603] YİBBGK Tarafından Aval’de Eşin Rızasının Aranmayacağına Karar Verildi
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 20.04.2018 günü “Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır” hükmü gereğince kefaletin geçerliliği için eşin rızasının bulunması gerekliliğinin Türk Ticaret Kanununun 700-702 maddelerinde düzenlenen “Aval” hakkında uygulanmayacağına dair içtihatların birleştirilmesine karar verilmişti...
(Şerh No: 16825 - Ekleyen: Stj.Av.Rıza GÜNDOĞDU - Tarih : 12-09-2018 17:43)

Bilirkişi raporunda kusur oranı belirtilmesine rağmen; mahkeminin, kusur oranı gözetilmeksizin tüm bedel üzerinden devamına yönelik hüküm kurması mümkün değildir.
(Şerh No: 16846 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 17:39)

Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK. yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret Siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
(Şerh No: 16851 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 12-09-2018 17:33)

Mahkemece, davalının tacir olup olmadığı hususu araştırılıp, davalının tacir olması durumunda faizin hesabında TBK.nun 88 ve 120. maddesindeki sınırlamalarının etkili olmayacağı gözetilerek faizin hesaplanması gerekir.
(Şerh No: 16850 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 12-09-2018 17:26)

Rucüen tazminat istemi, ilgilinin bahse konu tazminatın tamamının ödediği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.
(Şerh No: 16839 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 12-09-2018 10:14)

Geçerli bir kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü kişiye satılması, Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil, Borçlar Kanunu'nun 162 ve sonraki maddelerinde düzenlenen "alacağın temliki" hükümlerine tabi bir işlemdir.
(Şerh No: 16818 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 01-08-2018 19:52)

Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. (HGK.'nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K.). Ancak normalin üzerinde özel ve külfet arzeden hizmetlerin semen olarak kabulü gerekir. O halde mahkemece, semenin hizmet olduğu benimsendiğine, yukarıda değinilen ilkeler de gözetildiğinde sat...
(Şerh No: 16815 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-07-2018 23:18)

Somut olayda, dava konusu taşınmazların resmi akitte gösterilen satış bedelleri ile gerçek değerleri arasındaki fahiş farkın keşfen saptandığı, murisin genellikle davalıların murisi ile birlikte yaşadığı, malvarlığının önemli bölümünü teşkil eden dava konusu taşınmazları oğluna satmasını gerektirir haklı ve makul bir nedeninin bulunmadığı, bunun yanında mahkeme kararında belirtilen dava dosyalarına konu taşınmazların muris ile ilgisinin olmayıp eşi ____'tan intikal eden taşınmazlara ilişkin oldu...
(Şerh No: 16814 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-07-2018 22:42)

Mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Muris uzun süre yatalak kalmıştır. Davalı kardeşin bu süreçte murise baktığı, bütün ihtiyaçlarını karşıladığı davacının diğer kardeşleri tarafından tanık ifadeleri ile aktarılmıştır. Temliklerin mal kaçırma amaçlı olmadığı anlaşılmaktadır. Davanın reddine karar verilmelidir.
(Şerh No: 16813 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-07-2018 22:26)

Murisin ilgili taşınmazı tek erkek evladı olan davalı _____'e devretmesine rağmen taşınmazın ölünceye kadar miras bırakan tarafından kullanıldığı, ara malikler arasında yakın ilişkinin ve hiçbir zaman bu kişilerce kullanılmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, murisin mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yaptığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescil talebinin kabulü gerekir.
(Şerh No: 16812 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-07-2018 22:03)

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME HÜKÜMLERİNE GÖRE BORÇLUDAN FAİZ TALEP EDİLEBİLMESİ İÇİN, ZENGİNLEŞENİN ALEYHİNE İHTAR VEYA TAKİP-DAVA İLE TEMERRÜDE DÜŞÜRMESİ GEREKLİDİR. TEMERRÜTE DÜŞÜRÜLMEDEN TEMERRÜT FAİZİ TALEP ETMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.
(Şerh No: 16808 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 22:33)

İcra Müdürlüğü tarafından satışa çıkarılan taşınmazı ihaleye girerek usulüne göre alan davacının; davalı tarafından, hak arama özgürlüğünün sınırları aşılmak suretiyle ihalenin feshi davasını açması sonucunda, davacının taşınmazdan belli bir süre yararlanmayarak maddi zararın oluşmasına davalının katlanması gerekmektedir.
(Şerh No: 16805 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 22:03)

KAMU KURUMLARI AÇISINDAN , SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDEN KAYNAKLI DAVALARDA ZAMANAŞIMI BAŞLANGICI DAVAYA AÇMAYA YETKİLİ KAMU KURUMUNUN ÖĞRENDİĞİ TARİHDİR. KAMU KURUMUNUN, SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEYE VARACAK ŞEKİLDE ÖDEME YAPIP YAPMADIĞININ TESPİTİ İÇİN UZMAN BİLİRKİŞİ GÖRÜŞÜNE BAŞVURMASI GEREKMEKTEDİR.
(Şerh No: 16801 - Ekleyen: Av.Aydın IŞIK - Tarih : 18-07-2018 20:45)

Doğrudan satış sitemi içinde ürünün muhatap (potansiyel) müşteriye tanıtımının yapılması zaten işin niteliği gereğidir ve bu nedenle taraflar arasında bağımlı bir çalışma yapıldığı sonucuna varılamaz. Kaldı ki, davacının çalışma koşul ve süresini kendisinin belirlediği, davalı işverenin emir, talimat, denetimi ve gözetimi altında çalışmasının söz konusu olmadığı, işin niteliği ve serbestinin de bir gereği olarak, gelir elde edip etmeme ya da bunun miktarının tamamen davacının kişisel ve sosyal i...
(Şerh No: 16787 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 22-06-2018 10:57)

Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir
(Şerh No: 16772 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 21-05-2018 20:55)

Davacı, kiralananı davalıdan satın almakla, satın aldığı mecurla birlikte bütün hak ve yükümlülüklerde devredilmiş olur. Davalı satıcı, mecurun satış tarihine kadar depozitonun teminat olarak verildiği konularda kiracıdan talep edebileceği bir hak ve alacağı olduğunu, bu hak ve alacakları için teminatı yedinde tutmak hakkı olduğunu kanıtlamadığı gibi bu yönde bir savunması da yoktur. Bu durumda davalının depozitoyu elinde tutmasının yasal dayanağı kalmadığından yeni malik olarak kiralayan sı...
(Şerh No: 16748 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-02-2018 15:29)

Kira farkı alacağı ve tahliye istemli takibe itiraz üzerine itirazın kaldırılması ve tahliye talepli dava ikame edilmiştir. 6098 S.K.'un yürürlüğe girdiği 1.7.2012 öncesi için taraflar arasında akdedilen 1.4.2010 tarihli kira sözleşmesinde yıllık kira artışına dair kararlaştırılan oranda ve 6098 S.K.'un yürürlük tarihi sonrası için de 344/1. maddesi uyarınca ÜFE oranında artış uygulanmak suretiyle kira bedeli bulunup; kira farkı alacağı bu çerçevede hesaplanmalıdır.
(Şerh No: 16743 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 11-01-2018 15:00)

Kira farkı alacağı ve tahliye istemli takibe itiraz üzerine itirazın kaldırılması ve tahliye talepli dava ikame edilmiştir. Taraflar arasında akdedilen 01.04.2008 başlangıç tarihli, 3 yıl süreli kira sözleşmesinde “1. yılın bitiminden sonraki kira artışında senelik TEFE+ÜFE/2 oranı baz alınacaktır” şeklindeki düzenleme geçerli olup tarafları bağlar. 1.07.2012'den sonrası için işbu tarihte yürürlüğe giren TBK m.344 hükmü de gözetilerek ÜFE artış oranını geçmemek üzere sözleşme hükmü doğrultus...
(Şerh No: 16742 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 11-01-2018 15:00)

Bu düzenlemeler ışığında davalı kiracının tacir olduğunun dosyadaki evraklardan anlaşılması ve TBK 325. maddesinin tacirler için ertelenmiş olması karşısında sözleşme serbestisi hükümlerine göre tarafların sözleşmeye uymalarının gerektiği, davalı kiracı tarafından anahtar tesliminin ispatlanamadığı ve dava konusu taşınmazın 01.05.2010 tarihinde tahliye ve teslim edildiği hususunda tarafların mutabık olmadığının anlaşılmasına göre tacir olan davalının dönem sonuna kadar olan kiradan ve sözleşme s...
(Şerh No: 16698 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 02-11-2017 23:02)

Kira sözleşmesinin yenilenmesi durumunda uzama süresi imzalanan son sözleşmenin bitiminden itibaren başlar.
(Şerh No: 16619 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 02-08-2017 10:33)

818 sayılı BK'nun 113. (TBK'nun 131/1. maddesi) gereğince asıl borç ifa ile veya herhangi bir suretle sona erdiği takdirde kural olarak kefalet, rehin ve diğer feri haklar da sona erer. Bu kuralın bazı istisnaları vardır. Bunlar; alacaklının asıl borcun ödenmesini kabul ederken işlemiş faizleri talep etmek hakkının saklı tutulduğunun bildirilmiş olması ve durumun özelliğinden faiz hakkının saklı tutulduğunun anlaşılmış olmasıdır.
(Şerh No: 16617 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 01-08-2017 09:52)

Dosya içerisinde yer alan davacının fotoğraflarından yüzündeki izlerin sabit nitelikte olduğu anlaşılması bakımından, davacının Sosyal Hizmetler Bölümü öğrencisi olup ileride yüzündeki izlerin mesleğe kabulden sonra yapmış olduğu işin sosyal nitelikte insanlarla sürekli iletişim içerisinde olmasını gerekli kıldığı da gözönüne alındığında kişinin yüzündeki yaralanma sonucu oluşan izlerin yalnızca mesleğe kabulde değil kariyer olarak mesleğinde yükselmesinde de etkileri değerlendirilip açıklanan y...
(Şerh No: 16611 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 15-06-2017 22:18)

Davacı, davalıdan satın aldığı dairenin 130 m² civarında olduğunun söylendiğini, satım işleminden sonra evin 87 m² olduğunun ortaya çıktığını, gerçekte terasın kapatılarak taşınmaza dahil edilmesi suretiyle genişletildiğini öğrendiğini, bu hali ile aldatıldığını ileri sürerek satış sözleşmesinin hile nedeni ile iptaline, satış bedelinin satış tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava, Borçlar Kanunu kapsamında satış sözleşmesinden kayn...
(Şerh No: 16606 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-06-2017 15:49)

Şirket ortağının şirket lehine imzalayacağı kefalet sözleşmesinde eşin rızasının gerekli olmadığına ilişkin TBK'nun 584/3. maddesinin 28.03.2013 tarihinde yürürlüğe girmesi, dava konusu ipoteğin ise bu yasal değişiklikten önce 24.12.2012 tarihinde tesis edilmiş olması nedeniyle, kefalet sözleşmesi niteliği de taşıyan ipotek akdinde davacı ...'nin kefalete ilişkin rızası bulunması gerekirken bulunmadığı da dosya içeriğiyle sabit olduğundan... ...yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulm...
(Şerh No: 16598 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 09-05-2017 12:01)

Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, yükleniciye ait olacağı kararlaştırılan bir bağımsız bölümün, yüklenici tarafından adi yazılı bir sözleşmeyle üçüncü kişiye satılması, Yargıtay’ın kökleşmiş uygulamasına göre, tapulu taşınmaza ilişkin bir satış sözleşmesi değil, Borçlar Kanunu’nun 162 ve sonraki maddelerinde düzenlenen “alacağın temliki” hükümlerine tabi bir işlemdir. Başka bir ifadeyle, böyle durumlarda, yüklenici kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, kendisine düşen bir bağımsız böl...
(Şerh No: 16583 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 02-03-2017 15:54)

6098 sayılı TBK'nın 54. maddesi bedensel zarara uğrayan kişilerin tedavi giderlerini talep edebileceği belirtilmiştir. Genel olarak yaralanmalar sonucunda belgeli tedavi giderleri olabileceği gibi tedavi giderlerine münhasıran bazı yemek, yol vs. belgesiz giderlerin olacağı da kabul edilmektedir. Ancak burada önemli olan, bedensel zarara uğrayan kişinin, tedavi sırasında ve tedavi için yapmış olduğu masrafların bu kapsama dahil olduğuduR
(Şerh No: 16581 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 17-02-2017 11:52)

Kiralayan mecuru geri alırken kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri ve ayıpları (hor kullanma) hemen kontrol ederek kiracıya yazılı olarak bildirmek zorundadır, aksi takdirde kiracı her türlü sorumluluktan kurtulur.
(Şerh No: 16549 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 07-12-2016 17:25)

 Bilgi  [BK. 584] İcra kefaletinde eş rızası şartı
Türk Borçlar Kanunu’nun 584. maddesine göre evli kişilerin yaptıkları kefalet sözleşmesinin geçerliliği, eşin en geç sözleşmenin kurulma anında verdiği yazılı rızasına bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) aile hukukuna ilişkin getirdiği en önemli yeniliklerden biri, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nde karşılığı bulunmayan 193. maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabili...
(Şerh No: 16516 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 23-09-2016 10:09)

Kiralananın erken tahliyesi halinde kural olarak kiracı, kira süresinin sonuna kadarki kira bedelinden sorumlu olup kiralayanın da tahliye edilen taşınmazın yeniden kiraya verilmesi hususunda gayret göstererek zararın artmasını önlemesi için kendine düşen yükümlülüğü yerine getirmesi gerekir. Bu halde davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira bedelinden ibarettir. Davalı kiracı, taşınmazın tahliye ed...
(Şerh No: 16502 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-07-2016 21:12)

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347/1.maddesi hükmüne göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminde en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşemeye son verebilir.
(Şerh No: 16460 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 21:00)

Mahkemece, TBK 347. maddesi uyarınca 10 yıllık uzama süresi dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/16113 esas sayıl icra dosyasında TBK 347.maddesi uyarınca tahliye istemli başlatılan icra takibinin iptaline, icra tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece "çatılı işyeri kiralarında İİK'nun 272.maddesi gereğince icra takibi başlatılıp, örnek 14 tahliye emri gönderilerek tahliye istenemeyeceği "gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar ve...
(Şerh No: 16489 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:59)

Somut olayda on yıllık uzama süresi 01.05.2010 tarihinde sona ermiş olup 01.07.2014 tarihinden sonra açılacak dava için 01.05.2014 döneminden 3 ay öncesine ait ihtarname gönderilmediği anlaşılmıştır. Öte yandan davacı yazılı kira sözleşmesine göre kiralayan olmayıp kiraya verenin vefatından sonra M ____ Z ____ ile birlikte elbirliği ile maliktir. Ancak maliklerin birlikte gönderdiği bir ihtarname de bulunmamaktadır. Mahkemece Türk Borçlar Kanunu 347. maddesi şartları oluşmadığından davanın reddi...
(Şerh No: 16488 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:54)

Davacının dayandığı 01.01.1987 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinden sonra akdedilen 01.01.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile taraflar arasındaki kiracılık ilişkisi yenilenmiştir.
(Şerh No: 16487 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:49)

01.01.1999 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözlşmesi uyarınca 02.07.2014 keşide, 07.07.2014 tebliğ tarihli ihtarname 01.01.2015-31.12.2015 dönemi için süresinde olduğundan ve 06.01.2015 tarihinde açılan dava da süresinde açıldığından kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle tahliye isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16486 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:42)

Yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu ile dosya arasına giren fotoğraf ve uydu çekimlerine göre kiralananın hakim vasfının arsa olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığın yukarıdaki açıklamalar uyarınca Türk Borçlar Kanunu genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. 1.9.2002 başlangıç tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi 01.09.2012 tarihinde süresiz hale gelmiştir. Kira sözleşmesi süresiz hale geldiğine göre tahliye için feshi ihbarda bulunulup bulunulmadığı araştırılarak sonucuna ...
(Şerh No: 16485 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:39)

Taraflar arasında imzalanan son sözleşmenin başlangıç tarihi 01.07.2008 olup sözleşme 2 yıl süreli olduğundan bu sözleşme itibariyle yasanın aradığı 10 yıl uzama süresi dolmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16484 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:26)

TBK'nın yürürlüğe girdiği 1.7.2012 tarihinde henüz 10 yıllık kira süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece koşulları gerçekleşmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16483 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:21)

Dava konusu taşınmaz tapu kaydında "tarla" niteliğindedir. Yine taraflar arasında 15.07.2013 tarihinde akdedilen kira sözleşmesinde de, kiralananın cinsi "tarla" olarak belirtilmiştir. Dosya kapsamından kiralananın TBK'nun adi kiraya ilişkin hükümlerine mi ya da konut ve çatılı iş yeri kirası hükümlerine mi tabi olduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece uzman bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılarak taşınmazın mevcut vasfı itibariyle TBK'nun konut ve çatılı işyeri kiraları genel hü...
(Şerh No: 16482 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:16)

Öncelikle keşif yapılmak suretiyle taşınmazın hakim unsuru da gözetilerek mevcut vasfı tespit edilerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine yada genel hükümlerine tabi olup olmadığı belirlendikten sonra sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken
(Şerh No: 16465 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:12)

Davanın açıldığı 06.08.2014 tarihi itibariyle Türk Borçlar Kanununun 347. maddesinin son cümlesinin henüz uygulanması olanağı bulunmadığından istemin reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16466 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:12)

Olayda, ihtarname tebligatı davalı şirket temsilcisinin orada bulunup bulunmadığı belirtilmeksizin yetkili kişi denilerek M ____ Y ____ imzasına tebliğ edilmiştir. Bu haliyle ihtarnamenin tebliğ işlemi yasada belirtilen usule uygun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın 01.07.2015 tarihinden sonra açılması gerekeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değilse de sonucu itibariyle karar redde ilişkin olduğundan onanmıştır.
(Şerh No: 16464 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:10)

Son uzama yılı dava açıldığı tarihe nazaran 01.01.20015 tarihinde sona ermiş olup bu tarihten en az üç ay önceden 01.04.2014, 07.07.2014, 16.09.2014 tarihinde yapılan feshi ihbarlar ve 19.01.2015 tarihinde açılan dava süresindedir. Durum böyle olduğu halde TBK'nUn Yürürlüğü ve Uygulama Şeklindeki Kanunun geçici 2.maddesine yanlış anlam vererek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 16467 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:10)

Kiralanan TBK.nun konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine tabi olup, taraflar arasında imzalanan 01.01.2014 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine değer verilerek kira sözleşmesinin 01.01.2015 tarihinden itibaren kiracı tarafından sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunulmadıkça TBK.nun 347. maddesi uyarınca aynı koşullarla yıldan yıla yenilenerek ve bu şekildeki uzama süresinin on yıla ulaşması gerektiği kabul edilmelidir. Mahkemece yukarıda açıklanan koşullar ...
(Şerh No: 16468 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:09)

Somut olayda, 01/01/1999 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesi uyarınca, 19/09/2014 keşide, 22/09/2014 tebliğ tarihli ihtarname, 01/01/2015-31/12/2015 dönemi için süresinde gönderilen bir ihtarname olduğundan ve 29/01/2015 tarihinde açılan dava da süresinde açıldığından, kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16469 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:09)

Mahkemece, TBK.nun 328 ve 329.maddeleri gereğince feshi ihbar sürelerine uyulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
(Şerh No: 16481 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:08)

Davanın 01/07/2017 tarihinden sonra açılması gerekmektedir.
(Şerh No: 16470 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:00)

Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01/01/2000 başlangıç tarihli olup 7 yıl sürelidir uzama süresi 01/01/2007 yılından itibaren başlatılması gerekir. Bu durumda uzayan dönem 01/01/2017 yılında sona ereceğinden ancak bu tarihten sonraki dönem için kiralananın süre bitimi nedeniyle tahliyesi istenebilir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
(Şerh No: 16480 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:59)

Somut olayda en son düzenlenen yazılı kira sözleşmesine göre on yıllık uzama süresi dolmamış olduğu halde, mahkemece taraflar arasındaki kira ilişkisinin süresi esas alınarak yazılı şekilde kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
(Şerh No: 16479 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 03-06-2016 22:07)

Davacıların 18.04.2013 tanzim ve 25.04.2013 tebliğ tarihli ihtarnamesi sözleşmenin sonu olan 01.07.2014 tarihine göre üç ay önce tebliğ edilmediğinden hukuki sonuç doğurmaz.
(Şerh No: 16463 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 18-05-2016 21:52)

Dava, keşideci(davacı) tarafından avans olarak verilen ve lehtar (davalı) tarafından ciro yoluyla diğer davalı faktoring şirketlerine devredilen çekler hakkındaki menfi tespit istemine ilişkindir. Çeklerin davacı keşideci tarafından, davalı lehtara avans olarak verildiği noktasında duraksama olmadığından, davalı şirket hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Diğer davalılar faktoring şirketleri hakkındaki davaya gelince, faktoring sözleşmesinin niteliği gereği...
(Şerh No: 16458 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 09-05-2016 21:27)

Mahkemece, öncelikle kiralanan yerin ( park içindeki kafeterya ) nitelik ve vasfının araştırılarak ( gerektiğinde yerinde keşif yapılarak ) ile TBK'nın taşınır kirası hükümlerine mi yoksa çatılı işyeri hükümlerine tabi bir yer olup olmadığının tespiti, daha sonra hasıl olacak sonuca göre davalının kira süresi dolmadan akdi feshinin haklı olup olmadığı belirlenmesi, feshin haklı olduğu kanaatine varılır ise davacının tazminat istemi ile ilgili bir hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hük...
(Şerh No: 16459 - Ekleyen: Av.Rıdvan ERGÜN - Tarih : 09-05-2016 21:19)

Bozma sonrasında yapılan yargılamada davacının 27.06.2012 tarihinde öldüğü nazara alınarak faraziyenin ortadan kalkmasıyla bilirkişiden davacının ölüm tarihi baz alınarak gerçek zararın hesaplanması için ek rapor alınması sonucunda göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
(Şerh No: 16442 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 01-03-2016 11:23)

 Bilgi  [BK. 72] BK 60 ile TBK 72 arasındaki fark
BK. m. 60 ile ilgili uygulamada “zararı müstelzim fiilin vukuu” tabirinin Yargıtay’ca zorlama bir yorumu ile zamanaşımı, zararı doğuran fiilin tarihi ile değil de bu fiilin sebep olduğu zararın gerçekleşmesi ile başlatılmıştır. Gölcük depreminde çürük inşa edilmiş bir binanın depremde yıkılması ile ilgili bir kararında zamanaşımı binanın teslim tarihinde değil de yıkıldığı tarihte başlar denilmiştir. TBK. M. 72 bu görüşü terk etmiştir. Uzak geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazl...
(Şerh No: 16425 - Ekleyen: Emin TEMİZEL - Tarih : 09-02-2016 16:25)

Kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. Hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı yapıldıktan sonra kullanım süresi ile orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan düşülmesi gerekir. Mahkemece gerçek zararın belirtilen şekilde tespit edilerek, tahliye sonrası kiraya veren tarafından iade edilmesi gereken depozito bedelinin de hesa...
(Şerh No: 16424 - Ekleyen: Av.Tuğba YILDIZ - Tarih : 03-02-2016 15:37)

6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/1.maddesinde; "TBK yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder Ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü veya zamanaşımı süresi dolmuş olur"
(Şerh No: 16415 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 22-01-2016 23:26)

Mahkemece, takip tarihinden geriye doğru on yıllık nafakanın istenebileceği gözetilerek, icra emri arkasındaki hesap tablosunda nafakanın talep edildiği döneme ait tarihler dikkate alınarak ve borçlunun zamanaşımı dışındaki diğer itiraz ve şikayet nedenleri de değerlendirilmek suretiyle inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16400 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-01-2016 20:14)

Davacıların miras bırakanlarının, tapulama tespitinde taşınmazları haricen davalılara SATTIKLARINI ve DAVALILAR ADINA TESBİTİNE MUVAFAKAT ETTİKLERİNİ beyan etmek suretiyle yaptıkları işlemin, 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği şekilde mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı yönünden gerekli araştırma ve incelemenin yapılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16387 - Ekleyen: Av.Selim HARTAVİ - Tarih : 14-12-2015 12:16)

Kambiyo senedi niteliğini taşımayan çek adi senet hükmünde olup zamanaşımı süresi on yıldır.
(Şerh No: 16380 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 27-11-2015 13:00)

Aldatılan eş, aldatan eşinin ilişkide olduğu üçüncü kişiden aldatma eylemi sebebiyle manevi tazminat talep edemez. Bu talebe TMK.'da imkan verilmediği gibi, TBK.'nun 49., 58. ve 61 ve 62. maddeleri de talebin reddini zorunlu kılmaktadır.
(Şerh No: 16354 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-11-2015 13:50)

Dava, kişilik haklarına saldırı sebebiyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, toplanan delillere göre davalının, davacının eşi ile evli olduğunu bilerek birlikte olduğu hususu sabit görülerek davanın kısmen kabulüyle davacı eş yararına manevi tazminata hükmedilmiştir. Davalının doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Söz konusu Yasada yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekl...
(Şerh No: 16353 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-11-2015 13:35)

Dosya kapsamında ödemeden takipten önce alacaklı vekilinin haberdar edildiği ispatlanamadığından, anılan ödemenin kısmi ödeme olduğunun kabulü gerekir.
(Şerh No: 16348 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2015 17:51)

Ödemenin takip tarihinden önce yapıldığı görülmekte ise de, alacaklının bu ödemeden takipten önce haberdar edildiğine dair bilgi ve belge bulunmadığından, alacaklının takibi başlatmasında usule aykırı bir durum bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16347 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2015 17:49)

Kefalet sözleşmesi 818 sayılı B.K. yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı T.B.K.'nın 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez.
(Şerh No: 16328 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 02-08-2015 15:16)

Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir. Davacı işçinin imzasını havi, iş akdinin fesih tarihi olan 15.11.2012 tarihli “İbra ve Feragatname” başlıklı belgeden, hangi alacağın ne miktarda olduğu ve ne surette ödendiği belirtilmeden, davacının bazı işçilik alacakları yönünden davalı işvereni ibra ...
(Şerh No: 16233 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 11-05-2015 15:14)

Dava,kira ve damga vergisi alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Taraflar arasında aynı tarihli aylık 4.000,00 TL bedelli ve aylık 8.000,00 TL iki kira sözleşmesi mevcuttur ve 4.000,00 TL bedelli olanın, 8.000,00 TL bedelli kira sözleşmesinden sonra imzalandığı tarafların kabulündedir. Uyuşmazlık; sözleşmelerden hangisine itibar edileceği noktasındadır. 4.000,00 TL bedelli ikinci sözleşmede ilk sözleşmenin feshedildiği ya ...
(Şerh No: 16213 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 30-04-2015 14:01)

Dava; davalı taraflara zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücülerinin kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada davacının yaralandığından bahisle iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili taleplidir. Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş ...
(Şerh No: 16206 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-04-2015 15:14)

6101 sayılı Kanun'un 10.maddesi ile 1.7.2012 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılan 6570 sayılı Kanun m.1'de Kanun’un kapsamına girecek taşınmazlar için belediye sınırları içerisinde olma ile belediye sınırları dışında kalmakla birlikte iskele, liman ve istasyonlarda bulunma şartı aranmakta iken; 6098 sayılı Kanun m.339'da kiralananın bulunduğu yer açısından bir ayrıma gidilmemiş ve tüm konut ve çatılı işyeri kiraları Türk Borçlar Kanunu’nun kapsamına alınmıştır. Somut olayda taraflar ara...
(Şerh No: 16195 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-04-2015 16:17)

Davacı, evinin çatısı üzerinde temizlik yaparken, elindeki fırçanın, çatı üzerinden geçen enerji nakil hattı tellerine değmesi sebebiyle elektrik çarpmasından dolayı çatıdan aşağıya düşerek yaralandığını, yaralanmanın kalıcı etkiler bıraktığını ve kırılan bacakta kısalık meydana geldiğinden tedavi gerektiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Enerji nakil hattı sahibi bulunan davalı tehlike arz eden bu yapı eserinin fena yapılmasından, bakım ve eksiklerinden sorum...
(Şerh No: 16084 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 12:39)

Davacıların oğlu ve kardeşleri olan 14 yaşındaki S_____, okul bahçesindeki bayrak direğine tırmanıp okulun çatısına adım attığı an yere düşerek vefat etmiştir. Dava, davalı elektrik şirketi ile kaymakamlığa karşı ikame olunan maddi ve manevi tazminat istemidir. Adli Tıp Kurumu otopsi raporunda ölüm olayının yüksekten düşme sonucu beyin kanaması sebebiyle meydana geldiği, elektrik çarpmasına ait herhangi bir bulguya rastlanılmadığı belirtilmiş; mahkemece, ölüm olayı ve okul çatısındaki kaçak...
(Şerh No: 16083 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 12:39)

Davacıların murisi, davalıya ait evde, sıvacı ustası olarak evin sıvasını yaptığı sırada evin yanındaki yüksek gerilim hattında bulunan elektriğe kapılarak hayatını kaybetmiştir. Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemidir. Enerji nakil hattının sahibi ve bina maliki tehlike arzeden yapı eserinin fena yapılmasından, bakımı ve işletilmesindeki eksikliklerden dolayı TBK m.69'a istinaden müteselsilen sorumludurlar. Somut olayda davalıların kusursuz ve müteselsil sorumlu oldukları gözetilme...
(Şerh No: 16082 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 12:39)

818 S.K. m.101/2 (6098 S.K. m.117/2) gereği borcun ifa olunacağı zaman sözleşme ile belirlenmiş ise ihtar şartı aranmadan bu günün bitmesi ile borçlu mütemerrit olur. Davalı, davacıya ait taşınmazda kiracı olup taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinin özel şartlar 3. maddesinde aylık kira bedellerinin her ayın 17'sinde peşin ödeneceği kararlaştırılmıştır. Mahkemece, davalının işlemiş faiz yönünden sorumlu olduğu miktarın gerektiğinde konusunda uzman hesap bilirkişisi aracılığıyla hesaplana...
(Şerh No: 16061 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 13:20)

Salt fatura düzenlenmesi temerrüde esas olarak kabul edilemez.
(Şerh No: 16060 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 13:20)

Zamanaşımına uğradığından kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitiren bonolara vade tarihinden itibaren faiz talep edilemez. Davacı yanca takip tarihinden önce temerrüt ihtarı çekildiği de iddia ve ispat edilmediğinden mahkemece asıl alacağa takipten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16059 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 13:20)

Davacı taraf zimmet durumunun ortaya çıkmasından sonra davalı bankaya müracaat ederek hesabındaki paranın kendisine ödenmesini talep etmiş, davalı banka müfettişlerince yapılan inceleme sonunda davacının bankadan alacağı olmadığı, hatta bankaya borçlu bulunduğu tespit edilerek, davacının talebi 31/12/2002 tarihinde reddedilmiş olmakla böylece davalıyı temerrüde düşürmüştür.
(Şerh No: 16039 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 29-01-2015 12:51)

TİCARİ KREDİ- KREDİ TAHSİS VE DEĞERLENDİRME KOMİSYONU-İADE TALEBİ: Borçlar Kanunu 21 - 25 - 26. maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği; ancak iş bu davaya konu sözleşmede de bu hususların açıkça belirlenmediği, matbu olarak tanzim edildiği, bu durumun kredi kullanan aleyhine ve MK. 2 maddesine uygun olmadığı, uygulamadan Türkiye İş Bankası ve T.C Ziraat Bankası'nın dava konusu komisyon ile...
(Şerh No: 16010 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-01-2015 12:29)

Davacı, kardeşi (davalı) ile 2001 yılından beri %50 hisseli mali müşavirlik ofisi işletmek üzere adi ortaklık kurduğunu, ortaklığın 2010 yılı Ocak ayında sona erdiğini, ortaklığa ait kâr payı ile ilgili olarak kendisine ödeme yapılmadığını iddia ederek kâr payı alacağının tahsilini talep ve dava etmiştir. Ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kâr payının talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Kararda; mahkemece, adi ortaklık tasfiyesinin ne şek...
(Şerh No: 15752 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 17:09)

Taraflar arasında düzenlenip hakim tarafından onaylanan boşanma anlaşmasında; koca, üzerine kayıtlı meskeni hükmün kesinleşmesinden sonra eşine devretmeyi, eş de kendisine devredilecek bu taşınmazı 2009 yılı Eylül ayı sonuna kadar satıp parası ile en geç altı ay içinde ortak çocukları adlarına iki, kendi adına da bir daire almayı kabul ve taahhüt etmiştir. Boşanma anlaşmasında yer alan "ortak çocuklar adına iki taşınmaz alınacağına" ilişkin hüküm, çocuklar bakımından üçüncü kişi yararına bir ...
(Şerh No: 15749 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 17:03)

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Somut olayda, miras bırakanın kadastro tespitinden sonra öldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin eldeki dava bakımından uygulanamayacağı tartışmasızdır.
(Şerh No: 15727 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-09-2014 21:04)

Davacı, davalı üniversitede öğrenci olduğunu, yıllık eğitim ücretini ödediği halde başarısız olduğu dersler için yeniden ücret ödemek zorunda kaldığını, davalı üniversitenin eğitim öğretim yılı için alınan ücret dışında öğrencilerden başarısız ders ve alt sınıf ders ücretlerinin yeniden alınmasının uygun olmadığını belirterek davalı tarafça yapılan fazla tahsilatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Yerel mahkemenin haksız tahsil edilen tutarın davalı üniversite yönünden sebep...
(Şerh No: 15704 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 04-09-2014 13:46)

 Bilgi  [BK. 347] Gerekçe
818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer verilmeyen, ancak. 6570 sayılı Kanunun 11 inci maddesini kısmen karşılayan, "F. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi / I. Bildirim yoluyla / 1. Genel olarak" kenar başlıklı yeni bir maddedir. Tasarının üç fıkradan oluşan 346 ncı maddesinde, genel olarak bildirim yoluyla kira sözleşmesinin sona ermesi düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre, belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında, 6570 sayılı Kanunun 11 inci maddes...
(Şerh No: 10849 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-08-2014 15:30)

Dava, muris muvazaasına dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tenkis istemlidir. Murisin, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaayla illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan malvarlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünd...
(Şerh No: 15696 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-07-2014 15:42)

Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil; mümkün olmadığı taktirde tenkis isteklerine ilişkindir. Dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanıklar, çekişmeli taşınmazın davalının annesine (murisin ikinci eşine) mehir olarak verildiğini belirtmişlerdir. Mehir sözleşmeleri bugün için de geçerli ve temlikin gerçekleştirilme sebebinin mehir olduğu kanıtlanmış olmakla; muvazaa ve tenkis koşullarının oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 15695 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-07-2014 14:01)

Arsa sahipleriyle yüklenici arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra; sözleşme tarafları arasında akdedilen, ortaklığın giderilmesi davası açılmasının ve inşaat süresinin ortaklığın giderilmesi davasının açılmasından ve arsanın yükleniciye tesliminden başlayacağının düzenlendiği ek sözleşme resmi şekilde yapılmamış ise de, anılan husus BK m.12'de (TBK m.13) yer alan istisnalar kapsamında bulunduğundan, işbu ek sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü gerekir.
(Şerh No: 15680 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-07-2014 12:17)

Somut olay itibariyle, dava dışı eşin eylemi ile davalının eylemleri ayrı olup boşanma davasında davalının taraf olarak yer alamayacağı da gözetildiğinde müteselsil sorumlu durumundaki davalıdan da manevi tazminat istenmesi mümkündür. Dava dışı eşin tazmin yükümlülüğünün sadakat hükümlerine aykırılık olmasına karşın davalının davacıya karşı bir sadakat yükümlülüğü bulunmaması, eyleminin davacının sosyal kişilik değerlerine saldırı niteliğinde olması da davalının bu eylemi nedeniyle tazminat soru...
(Şerh No: 15670 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-07-2014 20:16)

Davacının, eşine karşı açtığı boşanma davasında boşanmalarına ve eşin zina ve evlilik birliğini temelinden sarsıcı hareketleri nedeni ile 12.000,00 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Davacı, temyize konu davada; davalının, evli olduğunu bilerek, eşi ile evlilik dışı birlikteliğinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan bahisle manevi tazminat talep etmektedir. Yargıtay, isteme konu manevi tazminattan, davacının eşi ile davalının müteselsil sorumlu olduğunu kabul etmiş...
(Şerh No: 15668 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 11-07-2014 11:48)

Somut olayda sözleşmedeki artış oranının yasal TBK. 344/1.Maddesi (ÜFE) artış oranını geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece yukarıda açıklanan esas ve ilkeler doğrultusunda 01.09.2012 tarihinde başlayan kira dönemi için kira artışı üretici fiyat endeksindeki "12 aylık ortalama" artış oranına göre belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 15652 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-07-2014 12:23)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,05618095 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.