Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

6098 S.lı Türk Borçlar Kanunu (Yeni) - Son Eklenen Şerhler

6098 S.lı Türk Borçlar Kanunu (Yeni) - Son Eklenen Şerhler

Kiralananın erken tahliyesi halinde kural olarak kiracı, kira süresinin sonuna kadarki kira bedelinden sorumlu olup kiralayanın da tahliye edilen taşınmazın yeniden kiraya verilmesi hususunda gayret göstererek zararın artmasını önlemesi için kendine düşen yükümlülüğü yerine getirmesi gerekir. Bu halde davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira bedelinden ibarettir. Davalı kiracı, taşınmazın tahliye ed...
(Şerh No: 16502 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-07-2016 20:12)

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347/1.maddesi hükmüne göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminde en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşemeye son verebilir.
(Şerh No: 16460 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:00)

Mahkemece, TBK 347. maddesi uyarınca 10 yıllık uzama süresi dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/16113 esas sayıl icra dosyasında TBK 347.maddesi uyarınca tahliye istemli başlatılan icra takibinin iptaline, icra tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece "çatılı işyeri kiralarında İİK'nun 272.maddesi gereğince icra takibi başlatılıp, örnek 14 tahliye emri gönderilerek tahliye istenemeyeceği "gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar ve...
(Şerh No: 16489 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:59)

Somut olayda on yıllık uzama süresi 01.05.2010 tarihinde sona ermiş olup 01.07.2014 tarihinden sonra açılacak dava için 01.05.2014 döneminden 3 ay öncesine ait ihtarname gönderilmediği anlaşılmıştır. Öte yandan davacı yazılı kira sözleşmesine göre kiralayan olmayıp kiraya verenin vefatından sonra M ____ Z ____ ile birlikte elbirliği ile maliktir. Ancak maliklerin birlikte gönderdiği bir ihtarname de bulunmamaktadır. Mahkemece Türk Borçlar Kanunu 347. maddesi şartları oluşmadığından davanın reddi...
(Şerh No: 16488 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:54)

Davacının dayandığı 01.01.1987 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinden sonra akdedilen 01.01.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile taraflar arasındaki kiracılık ilişkisi yenilenmiştir.
(Şerh No: 16487 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:49)

01.01.1999 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözlşmesi uyarınca 02.07.2014 keşide, 07.07.2014 tebliğ tarihli ihtarname 01.01.2015-31.12.2015 dönemi için süresinde olduğundan ve 06.01.2015 tarihinde açılan dava da süresinde açıldığından kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle tahliye isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16486 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:42)

Yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu ile dosya arasına giren fotoğraf ve uydu çekimlerine göre kiralananın hakim vasfının arsa olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığın yukarıdaki açıklamalar uyarınca Türk Borçlar Kanunu genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. 1.9.2002 başlangıç tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi 01.09.2012 tarihinde süresiz hale gelmiştir. Kira sözleşmesi süresiz hale geldiğine göre tahliye için feshi ihbarda bulunulup bulunulmadığı araştırılarak sonucuna ...
(Şerh No: 16485 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:39)

Taraflar arasında imzalanan son sözleşmenin başlangıç tarihi 01.07.2008 olup sözleşme 2 yıl süreli olduğundan bu sözleşme itibariyle yasanın aradığı 10 yıl uzama süresi dolmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16484 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:26)

TBK'nın yürürlüğe girdiği 1.7.2012 tarihinde henüz 10 yıllık kira süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece koşulları gerçekleşmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16483 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:21)

Dava konusu taşınmaz tapu kaydında "tarla" niteliğindedir. Yine taraflar arasında 15.07.2013 tarihinde akdedilen kira sözleşmesinde de, kiralananın cinsi "tarla" olarak belirtilmiştir. Dosya kapsamından kiralananın TBK'nun adi kiraya ilişkin hükümlerine mi ya da konut ve çatılı iş yeri kirası hükümlerine mi tabi olduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece uzman bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılarak taşınmazın mevcut vasfı itibariyle TBK'nun konut ve çatılı işyeri kiraları genel hü...
(Şerh No: 16482 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:16)

Öncelikle keşif yapılmak suretiyle taşınmazın hakim unsuru da gözetilerek mevcut vasfı tespit edilerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine yada genel hükümlerine tabi olup olmadığı belirlendikten sonra sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken
(Şerh No: 16465 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:12)

Davanın açıldığı 06.08.2014 tarihi itibariyle Türk Borçlar Kanununun 347. maddesinin son cümlesinin henüz uygulanması olanağı bulunmadığından istemin reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16466 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:12)

Olayda, ihtarname tebligatı davalı şirket temsilcisinin orada bulunup bulunmadığı belirtilmeksizin yetkili kişi denilerek M ____ Y ____ imzasına tebliğ edilmiştir. Bu haliyle ihtarnamenin tebliğ işlemi yasada belirtilen usule uygun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın 01.07.2015 tarihinden sonra açılması gerekeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değilse de sonucu itibariyle karar redde ilişkin olduğundan onanmıştır.
(Şerh No: 16464 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:10)

Son uzama yılı dava açıldığı tarihe nazaran 01.01.20015 tarihinde sona ermiş olup bu tarihten en az üç ay önceden 01.04.2014, 07.07.2014, 16.09.2014 tarihinde yapılan feshi ihbarlar ve 19.01.2015 tarihinde açılan dava süresindedir. Durum böyle olduğu halde TBK'nUn Yürürlüğü ve Uygulama Şeklindeki Kanunun geçici 2.maddesine yanlış anlam vererek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 16467 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:10)

Kiralanan TBK.nun konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine tabi olup, taraflar arasında imzalanan 01.01.2014 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine değer verilerek kira sözleşmesinin 01.01.2015 tarihinden itibaren kiracı tarafından sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunulmadıkça TBK.nun 347. maddesi uyarınca aynı koşullarla yıldan yıla yenilenerek ve bu şekildeki uzama süresinin on yıla ulaşması gerektiği kabul edilmelidir. Mahkemece yukarıda açıklanan koşullar ...
(Şerh No: 16468 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:09)

Somut olayda, 01/01/1999 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesi uyarınca, 19/09/2014 keşide, 22/09/2014 tebliğ tarihli ihtarname, 01/01/2015-31/12/2015 dönemi için süresinde gönderilen bir ihtarname olduğundan ve 29/01/2015 tarihinde açılan dava da süresinde açıldığından, kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16469 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:09)

Mahkemece, TBK.nun 328 ve 329.maddeleri gereğince feshi ihbar sürelerine uyulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
(Şerh No: 16481 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:08)

Davanın 01/07/2017 tarihinden sonra açılması gerekmektedir.
(Şerh No: 16470 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:00)

Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01/01/2000 başlangıç tarihli olup 7 yıl sürelidir uzama süresi 01/01/2007 yılından itibaren başlatılması gerekir. Bu durumda uzayan dönem 01/01/2017 yılında sona ereceğinden ancak bu tarihten sonraki dönem için kiralananın süre bitimi nedeniyle tahliyesi istenebilir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
(Şerh No: 16480 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 18:59)

Somut olayda en son düzenlenen yazılı kira sözleşmesine göre on yıllık uzama süresi dolmamış olduğu halde, mahkemece taraflar arasındaki kira ilişkisinin süresi esas alınarak yazılı şekilde kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
(Şerh No: 16479 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 03-06-2016 21:07)

Davacıların 18.04.2013 tanzim ve 25.04.2013 tebliğ tarihli ihtarnamesi sözleşmenin sonu olan 01.07.2014 tarihine göre üç ay önce tebliğ edilmediğinden hukuki sonuç doğurmaz.
(Şerh No: 16463 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 18-05-2016 20:52)

Dava, keşideci(davacı) tarafından avans olarak verilen ve lehtar (davalı) tarafından ciro yoluyla diğer davalı faktoring şirketlerine devredilen çekler hakkındaki menfi tespit istemine ilişkindir. Çeklerin davacı keşideci tarafından, davalı lehtara avans olarak verildiği noktasında duraksama olmadığından, davalı şirket hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Diğer davalılar faktoring şirketleri hakkındaki davaya gelince, faktoring sözleşmesinin niteliği gereği...
(Şerh No: 16458 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 09-05-2016 20:27)

Mahkemece, öncelikle kiralanan yerin ( park içindeki kafeterya ) nitelik ve vasfının araştırılarak ( gerektiğinde yerinde keşif yapılarak ) ile TBK'nın taşınır kirası hükümlerine mi yoksa çatılı işyeri hükümlerine tabi bir yer olup olmadığının tespiti, daha sonra hasıl olacak sonuca göre davalının kira süresi dolmadan akdi feshinin haklı olup olmadığı belirlenmesi, feshin haklı olduğu kanaatine varılır ise davacının tazminat istemi ile ilgili bir hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hük...
(Şerh No: 16459 - Ekleyen: Av.Rıdvan ERGÜN - Tarih : 09-05-2016 20:19)

Bozma sonrasında yapılan yargılamada davacının 27.06.2012 tarihinde öldüğü nazara alınarak faraziyenin ortadan kalkmasıyla bilirkişiden davacının ölüm tarihi baz alınarak gerçek zararın hesaplanması için ek rapor alınması sonucunda göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
(Şerh No: 16442 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 01-03-2016 10:23)

 Bilgi  [BK. 72] BK 60 ile TBK 72 arasındaki fark
BK. m. 60 ile ilgili uygulamada “zararı müstelzim fiilin vukuu” tabirinin Yargıtay’ca zorlama bir yorumu ile zamanaşımı, zararı doğuran fiilin tarihi ile değil de bu fiilin sebep olduğu zararın gerçekleşmesi ile başlatılmıştır. Gölcük depreminde çürük inşa edilmiş bir binanın depremde yıkılması ile ilgili bir kararında zamanaşımı binanın teslim tarihinde değil de yıkıldığı tarihte başlar denilmiştir. TBK. M. 72 bu görüşü terk etmiştir. Uzak geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazl...
(Şerh No: 16425 - Ekleyen: Emin TEMİZEL - Tarih : 09-02-2016 15:25)

Kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. Hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı yapıldıktan sonra kullanım süresi ile orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan düşülmesi gerekir. Mahkemece gerçek zararın belirtilen şekilde tespit edilerek, tahliye sonrası kiraya veren tarafından iade edilmesi gereken depozito bedelinin de hesa...
(Şerh No: 16424 - Ekleyen: Av.Tuğba YILDIZ - Tarih : 03-02-2016 14:37)

6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/1.maddesinde; "TBK yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder Ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü veya zamanaşımı süresi dolmuş olur"
(Şerh No: 16415 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 22-01-2016 22:26)

Mahkemece, takip tarihinden geriye doğru on yıllık nafakanın istenebileceği gözetilerek, icra emri arkasındaki hesap tablosunda nafakanın talep edildiği döneme ait tarihler dikkate alınarak ve borçlunun zamanaşımı dışındaki diğer itiraz ve şikayet nedenleri de değerlendirilmek suretiyle inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16400 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-01-2016 19:14)

Davacıların miras bırakanlarının, tapulama tespitinde taşınmazları haricen davalılara SATTIKLARINI ve DAVALILAR ADINA TESBİTİNE MUVAFAKAT ETTİKLERİNİ beyan etmek suretiyle yaptıkları işlemin, 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği şekilde mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı yönünden gerekli araştırma ve incelemenin yapılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16387 - Ekleyen: Av.Selim HARTAVİ - Tarih : 14-12-2015 11:16)

Kambiyo senedi niteliğini taşımayan çek adi senet hükmünde olup zamanaşımı süresi on yıldır.
(Şerh No: 16380 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 27-11-2015 12:00)

Aldatılan eş, aldatan eşinin ilişkide olduğu üçüncü kişiden aldatma eylemi sebebiyle manevi tazminat talep edemez. Bu talebe TMK.'da imkan verilmediği gibi, TBK.'nun 49., 58. ve 61 ve 62. maddeleri de talebin reddini zorunlu kılmaktadır.
(Şerh No: 16354 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-11-2015 12:50)

Dava, kişilik haklarına saldırı sebebiyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, toplanan delillere göre davalının, davacının eşi ile evli olduğunu bilerek birlikte olduğu hususu sabit görülerek davanın kısmen kabulüyle davacı eş yararına manevi tazminata hükmedilmiştir. Davalının doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Söz konusu Yasada yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekl...
(Şerh No: 16353 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-11-2015 12:35)

Dosya kapsamında ödemeden takipten önce alacaklı vekilinin haberdar edildiği ispatlanamadığından, anılan ödemenin kısmi ödeme olduğunun kabulü gerekir.
(Şerh No: 16348 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2015 16:51)

Ödemenin takip tarihinden önce yapıldığı görülmekte ise de, alacaklının bu ödemeden takipten önce haberdar edildiğine dair bilgi ve belge bulunmadığından, alacaklının takibi başlatmasında usule aykırı bir durum bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16347 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2015 16:49)

Kefalet sözleşmesi 818 sayılı B.K. yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı T.B.K.'nın 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez.
(Şerh No: 16328 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 02-08-2015 14:16)

Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması gerekir. Davacı işçinin imzasını havi, iş akdinin fesih tarihi olan 15.11.2012 tarihli “İbra ve Feragatname” başlıklı belgeden, hangi alacağın ne miktarda olduğu ve ne surette ödendiği belirtilmeden, davacının bazı işçilik alacakları yönünden davalı işvereni ibra ...
(Şerh No: 16233 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 11-05-2015 14:14)

Dava,kira ve damga vergisi alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve tahliye istemine ilişkindir. Taraflar arasında aynı tarihli aylık 4.000,00 TL bedelli ve aylık 8.000,00 TL iki kira sözleşmesi mevcuttur ve 4.000,00 TL bedelli olanın, 8.000,00 TL bedelli kira sözleşmesinden sonra imzalandığı tarafların kabulündedir. Uyuşmazlık; sözleşmelerden hangisine itibar edileceği noktasındadır. 4.000,00 TL bedelli ikinci sözleşmede ilk sözleşmenin feshedildiği ya ...
(Şerh No: 16213 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 30-04-2015 13:01)

Dava; davalı taraflara zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücülerinin kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada davacının yaralandığından bahisle iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili taleplidir. Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş ...
(Şerh No: 16206 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-04-2015 14:14)

6101 sayılı Kanun'un 10.maddesi ile 1.7.2012 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılan 6570 sayılı Kanun m.1'de Kanun’un kapsamına girecek taşınmazlar için belediye sınırları içerisinde olma ile belediye sınırları dışında kalmakla birlikte iskele, liman ve istasyonlarda bulunma şartı aranmakta iken; 6098 sayılı Kanun m.339'da kiralananın bulunduğu yer açısından bir ayrıma gidilmemiş ve tüm konut ve çatılı işyeri kiraları Türk Borçlar Kanunu’nun kapsamına alınmıştır. Somut olayda taraflar ara...
(Şerh No: 16195 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-04-2015 15:17)

Davacı, evinin çatısı üzerinde temizlik yaparken, elindeki fırçanın, çatı üzerinden geçen enerji nakil hattı tellerine değmesi sebebiyle elektrik çarpmasından dolayı çatıdan aşağıya düşerek yaralandığını, yaralanmanın kalıcı etkiler bıraktığını ve kırılan bacakta kısalık meydana geldiğinden tedavi gerektiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Enerji nakil hattı sahibi bulunan davalı tehlike arz eden bu yapı eserinin fena yapılmasından, bakım ve eksiklerinden sorum...
(Şerh No: 16084 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 11:39)

Davacıların oğlu ve kardeşleri olan 14 yaşındaki S_____, okul bahçesindeki bayrak direğine tırmanıp okulun çatısına adım attığı an yere düşerek vefat etmiştir. Dava, davalı elektrik şirketi ile kaymakamlığa karşı ikame olunan maddi ve manevi tazminat istemidir. Adli Tıp Kurumu otopsi raporunda ölüm olayının yüksekten düşme sonucu beyin kanaması sebebiyle meydana geldiği, elektrik çarpmasına ait herhangi bir bulguya rastlanılmadığı belirtilmiş; mahkemece, ölüm olayı ve okul çatısındaki kaçak...
(Şerh No: 16083 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 11:39)

Davacıların murisi, davalıya ait evde, sıvacı ustası olarak evin sıvasını yaptığı sırada evin yanındaki yüksek gerilim hattında bulunan elektriğe kapılarak hayatını kaybetmiştir. Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemidir. Enerji nakil hattının sahibi ve bina maliki tehlike arzeden yapı eserinin fena yapılmasından, bakımı ve işletilmesindeki eksikliklerden dolayı TBK m.69'a istinaden müteselsilen sorumludurlar. Somut olayda davalıların kusursuz ve müteselsil sorumlu oldukları gözetilme...
(Şerh No: 16082 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 11:39)

818 S.K. m.101/2 (6098 S.K. m.117/2) gereği borcun ifa olunacağı zaman sözleşme ile belirlenmiş ise ihtar şartı aranmadan bu günün bitmesi ile borçlu mütemerrit olur. Davalı, davacıya ait taşınmazda kiracı olup taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinin özel şartlar 3. maddesinde aylık kira bedellerinin her ayın 17'sinde peşin ödeneceği kararlaştırılmıştır. Mahkemece, davalının işlemiş faiz yönünden sorumlu olduğu miktarın gerektiğinde konusunda uzman hesap bilirkişisi aracılığıyla hesaplana...
(Şerh No: 16061 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 12:20)

Salt fatura düzenlenmesi temerrüde esas olarak kabul edilemez.
(Şerh No: 16060 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 12:20)

Zamanaşımına uğradığından kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitiren bonolara vade tarihinden itibaren faiz talep edilemez. Davacı yanca takip tarihinden önce temerrüt ihtarı çekildiği de iddia ve ispat edilmediğinden mahkemece asıl alacağa takipten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16059 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 12:20)

Davacı taraf zimmet durumunun ortaya çıkmasından sonra davalı bankaya müracaat ederek hesabındaki paranın kendisine ödenmesini talep etmiş, davalı banka müfettişlerince yapılan inceleme sonunda davacının bankadan alacağı olmadığı, hatta bankaya borçlu bulunduğu tespit edilerek, davacının talebi 31/12/2002 tarihinde reddedilmiş olmakla böylece davalıyı temerrüde düşürmüştür.
(Şerh No: 16039 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 29-01-2015 11:51)

TİCARİ KREDİ- KREDİ TAHSİS VE DEĞERLENDİRME KOMİSYONU-İADE TALEBİ: Borçlar Kanunu 21 - 25 - 26. maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği; ancak iş bu davaya konu sözleşmede de bu hususların açıkça belirlenmediği, matbu olarak tanzim edildiği, bu durumun kredi kullanan aleyhine ve MK. 2 maddesine uygun olmadığı, uygulamadan Türkiye İş Bankası ve T.C Ziraat Bankası'nın dava konusu komisyon ile...
(Şerh No: 16010 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-01-2015 11:29)

Davacı, kardeşi (davalı) ile 2001 yılından beri %50 hisseli mali müşavirlik ofisi işletmek üzere adi ortaklık kurduğunu, ortaklığın 2010 yılı Ocak ayında sona erdiğini, ortaklığa ait kâr payı ile ilgili olarak kendisine ödeme yapılmadığını iddia ederek kâr payı alacağının tahsilini talep ve dava etmiştir. Ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kâr payının talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Kararda; mahkemece, adi ortaklık tasfiyesinin ne şek...
(Şerh No: 15752 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 16:09)

Taraflar arasında düzenlenip hakim tarafından onaylanan boşanma anlaşmasında; koca, üzerine kayıtlı meskeni hükmün kesinleşmesinden sonra eşine devretmeyi, eş de kendisine devredilecek bu taşınmazı 2009 yılı Eylül ayı sonuna kadar satıp parası ile en geç altı ay içinde ortak çocukları adlarına iki, kendi adına da bir daire almayı kabul ve taahhüt etmiştir. Boşanma anlaşmasında yer alan "ortak çocuklar adına iki taşınmaz alınacağına" ilişkin hüküm, çocuklar bakımından üçüncü kişi yararına bir ...
(Şerh No: 15749 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-09-2014 16:03)

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Somut olayda, miras bırakanın kadastro tespitinden sonra öldüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin eldeki dava bakımından uygulanamayacağı tartışmasızdır.
(Şerh No: 15727 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-09-2014 20:04)

Davacı, davalı üniversitede öğrenci olduğunu, yıllık eğitim ücretini ödediği halde başarısız olduğu dersler için yeniden ücret ödemek zorunda kaldığını, davalı üniversitenin eğitim öğretim yılı için alınan ücret dışında öğrencilerden başarısız ders ve alt sınıf ders ücretlerinin yeniden alınmasının uygun olmadığını belirterek davalı tarafça yapılan fazla tahsilatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Yerel mahkemenin haksız tahsil edilen tutarın davalı üniversite yönünden sebep...
(Şerh No: 15704 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 04-09-2014 12:46)

 Bilgi  [BK. 347] Gerekçe
818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer verilmeyen, ancak. 6570 sayılı Kanunun 11 inci maddesini kısmen karşılayan, "F. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmenin sona ermesi / I. Bildirim yoluyla / 1. Genel olarak" kenar başlıklı yeni bir maddedir. Tasarının üç fıkradan oluşan 346 ncı maddesinde, genel olarak bildirim yoluyla kira sözleşmesinin sona ermesi düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre, belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında, 6570 sayılı Kanunun 11 inci maddes...
(Şerh No: 10849 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-08-2014 14:30)

Dava, muris muvazaasına dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tenkis istemlidir. Murisin, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaayla illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan malvarlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların gözönünd...
(Şerh No: 15696 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-07-2014 14:42)

Dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil; mümkün olmadığı taktirde tenkis isteklerine ilişkindir. Dinlenen mahalli bilirkişiler ile tanıklar, çekişmeli taşınmazın davalının annesine (murisin ikinci eşine) mehir olarak verildiğini belirtmişlerdir. Mehir sözleşmeleri bugün için de geçerli ve temlikin gerçekleştirilme sebebinin mehir olduğu kanıtlanmış olmakla; muvazaa ve tenkis koşullarının oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 15695 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-07-2014 13:01)

Arsa sahipleriyle yüklenici arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra; sözleşme tarafları arasında akdedilen, ortaklığın giderilmesi davası açılmasının ve inşaat süresinin ortaklığın giderilmesi davasının açılmasından ve arsanın yükleniciye tesliminden başlayacağının düzenlendiği ek sözleşme resmi şekilde yapılmamış ise de, anılan husus BK m.12'de (TBK m.13) yer alan istisnalar kapsamında bulunduğundan, işbu ek sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü gerekir.
(Şerh No: 15680 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-07-2014 11:17)

Somut olay itibariyle, dava dışı eşin eylemi ile davalının eylemleri ayrı olup boşanma davasında davalının taraf olarak yer alamayacağı da gözetildiğinde müteselsil sorumlu durumundaki davalıdan da manevi tazminat istenmesi mümkündür. Dava dışı eşin tazmin yükümlülüğünün sadakat hükümlerine aykırılık olmasına karşın davalının davacıya karşı bir sadakat yükümlülüğü bulunmaması, eyleminin davacının sosyal kişilik değerlerine saldırı niteliğinde olması da davalının bu eylemi nedeniyle tazminat soru...
(Şerh No: 15670 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-07-2014 19:16)

Davacının, eşine karşı açtığı boşanma davasında boşanmalarına ve eşin zina ve evlilik birliğini temelinden sarsıcı hareketleri nedeni ile 12.000,00 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmiştir. Davacı, temyize konu davada; davalının, evli olduğunu bilerek, eşi ile evlilik dışı birlikteliğinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğundan bahisle manevi tazminat talep etmektedir. Yargıtay, isteme konu manevi tazminattan, davacının eşi ile davalının müteselsil sorumlu olduğunu kabul etmiş...
(Şerh No: 15668 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 11-07-2014 10:48)

Somut olayda sözleşmedeki artış oranının yasal TBK. 344/1.Maddesi (ÜFE) artış oranını geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece yukarıda açıklanan esas ve ilkeler doğrultusunda 01.09.2012 tarihinde başlayan kira dönemi için kira artışı üretici fiyat endeksindeki "12 aylık ortalama" artış oranına göre belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 15652 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-07-2014 11:23)

 Bilgi  [BK. 347] Yürürlük ve Uygulama
6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçici 2. maddesi gereğince; 01/07/2012 tarihi itibarı ile, bu maddede belirtilen 10 yıllını doldurmuş kira sözleşmeleri için fesih hakkı 01.07.2014 tarihinden sonra,10 yılını doldurmamış ve fakat 5 yılını geçmiş sözleşmeler için ise 01.07.2017 tarihinden sonra kullanılabilecektir.
(Şerh No: 15589 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-06-2014 10:28)

Taraflar arasında Ticari Kredi Sözleşmesi vardır. Bu sözleşme kapsamında Banka tarafından haksız tahsil edilen erken kapama dahil ücretlerin iadesinde uygulanması gereken Kanun 6098 sayılı TBK. ve 20.Maddesidir. Buna göre de; taraflar arasındaki sözleşme tip sözleşmeler olarak kabul görüp bu sözleşmede, davacı yan aleyhine konulan ve bilirkişi raporu ile tespit edilen Muhtelif masraflar, erken kapama komisyonu ücreti, ipotek fek ücreti yazılmamış sayılmalıdır. Dolayısıyla bu yazılmamış sayıla...
(Şerh No: 15555 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-05-2014 20:34)

Taşınmaz satış sözleşmesindeki gerçek satış bedelinin resmi senette daha düşük veya daha yüksek gösterilmiş olması; böylece satış bedelinin doğru gösterilmemesi halinde hangi bedelin dikkate alınacağı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada gerçek bedel senede yansıtılmamış olmakla, bu özelliği itibariyle, çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de muvazaa hükümlerinden faydalanılması gereklidir.
(Şerh No: 15513 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 14-05-2014 15:37)

Davacı bankanın, davalının kredi kartı borcunu ödememesi sebebiyle ikame ettiği itirazın iptali davasında; 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 2. ve 7. maddeleri uyarınca görülmekte olan davalara da uygulanması gereken TBK'nın emredici nitelikteki 88 ve 120. maddeleri re'sen nazara alınarak hüküm ittihazına gidilmelidir.
(Şerh No: 14997 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 04-04-2014 11:00)

Dava, ihtiyaç nedeniyle tahliye istemlidir ve taraflar arasında sözlü kira sözleşmesi bulunmaktadır. Davacının kira başlangıç tarihi olarak belirttiği tarihe davalı karşı çıktığından öncelikle davanın süresinde olup olmadığının belirlenebilmesi için bu uyuşmazlığın çözümü gerekir. Davacılar iddia ettikleri kira başlangıç tarihini ve süresini kanıtlamak zorundadırlar.
(Şerh No: 15399 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-03-2014 13:25)

Esaslı tamir, tadil nedenine dayalı davada paydaşlardan birinin keşide ettiği ihtarnamenin kira sözleşmesini feshedici niteliği bulunmamaktadır. İhtarname bir bildirimden ibaret olup süre koruyucu özelliktedir. Bu sebeple davacı tarafından sözleşme sona ermeden önce sözleşmenin yenilenmeyeceğine dair tahliye iradesi kiracıya bildirildiğinden, bu bildirimi takip eden dönem sonuna kadar dava açılabilir. İhtarnamenin paydaşlar tarafından birlikte keşide edilmemesi sebebiyle davanın reddine karar ve...
(Şerh No: 15398 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-03-2014 13:24)

Davalı şirketin asıl borçlu olduğu 28.08.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefil olan diğer davalı, sözleşme tarihinde evli ise de; kefalette eşin yazılı rızası olması gerektiğine dair TBK m.584'ün, 818 sayılı Borçlar Kanunu'na uygun olarak kurulan kefalette uygulama yeri bulunmamaktadır.
(Şerh No: 15369 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2014 16:29)

Dava, yüklenici tarafından arsa sahibi aleyhine açılmış olup kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılan inşaatta iskan için gerekli yükümlülüklerin yerine getirilmesi için davalıların cebri icbarına (izin ve yetki verilmesine) ilişkindir. Sözleşme hukuken geçerliliğini devam ettirdiğinden davacı yüklenicinin sözleşme gereğince yükümlülüğünde olan akdin ifasına yönelik yapı kullanma izin belgesi alma edimini yerine getirebilmek için resmi kurumlar önünde muvafakat vermeyen ve vekaletnam...
(Şerh No: 15292 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-01-2014 09:19)

Genel Kredi Sözleşmesi bankacılık işi olup TTK'nın 4. maddesi gereği ticari iş niteliğindedir. Aynı yasanın 8. Maddesine göre ; ticari işlerde temerrüt faizi oranı serbestçe belirlenecektir. Bu durumda TBK'ndaki 88. ve 120. maddelerindeki hükümlerin ticari işler bakımından uygulanabilirliği bulunmamaktadır.
(Şerh No: 15287 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 19-01-2014 18:54)

 Bilgi  [BK. 321] Gerekçe
818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer verilmeyen, "2. Kiracı tarafından" kenar başlıklı yeni bir maddedir. Tasarının üç fıkradan oluşan 320 nci maddesinde, kiracı tarafından kiralananda yenilik ve değişiklikler yapılması düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrasında, kiracının kiraya verenin yazılı rızasıyla kiralananda yenilik ve değişiklikler yapabileceği belirtilmektedir. Maddenin ikinci fıkrasında, kiraya verenin bu yenilik ve değişikliklere rıza göstermesi durumunda, yazılı olarak kara...
(Şerh No: 10823 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-01-2014 11:04)

Karar; işveren ile işçi arasındaki ibra sözleşmelerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğü tarihinden (01.07.2012) öncesi ve sonrası açısından değerlendirilmesine ilişkindir.
(Şerh No: 15213 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-12-2013 16:49)

Taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinde, kat irtifakı kurulduğu zaman müteahhide, teminat tutulacak iki daire dışındaki bağımsız bölümlerin satış yetkisinin verileceği kabul edilmiştir. Müteahhidin tapu iptal ve tescil talepli açtığı davada, inşaatın seviyesi ve sözleşmede kararlaştırılan bu husus göz önünde bulundurularak; teminat tutulan iki bağımsız bölüm dışındakiler yönünden davanın kabulü gerekir.
(Şerh No: 15069 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 18-11-2013 09:07)

BK.nun 44/I maddesi uyarınca, hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesine dayanmaktadır. Zararın artmasına veya doğmasına sebep olan kişi sonuçlarına katlanmalıdır. Borçlar Kanunu 51/2 maddesi hükmüne göre de, öncelikle haksız fiil sorumlusuna zararın tümü yüklenmiş bulunmaktadır. Sair bir deyişle, nasıl ki desteğin ölümü nedeniyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri de etkilediği kabul ediliyorsa desteğin kusurlu davranışları da aynı biçimde destek görenlere yansır. H...
(Şerh No: 15019 - Ekleyen: Av.İrem DÖNMEZ - Tarih : 25-10-2013 21:43)

Ölünceye kadar bakma sözleşmeleriyle bakım borçlusuna yapılan temlikte, bakım alacaklısı miras bırakanın irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması; başka bir deyişle temlikin muvazaalı olup olmadığının belirlenebilmesi için, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul nedeninin bulunup bulunmadığı, bakım borçlusu ve diğer mirasçılarla ilişkileri, miras bırakanın yaşı, sağlık durumu, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı gibi olgulardan yararlanılmasında ...
(Şerh No: 15026 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-10-2013 10:15)

Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir. Temyize konu davada miras bırakanın elinde bulunan mal varlığının miktarı, tem...
(Şerh No: 15025 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-10-2013 10:14)

Ölünceye kadar bakım sözleşmesinde; bakım alacaklısının, bakım borçlusunun mirasçıları ile sözleşmeyi devam ettirmek istememesi halinde; bakım borçlusunun ölümünden itibaren 1 yıl içerisinde bildirim zorunluluğu var ise de; davacının, eldeki davayı akde aykırılık nedeniyle açtığı gözetildiğinde, bu iddia yönünden taraf delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle hak düşürücü süreden dolayı davanın reddedilmesi doğru değildi...
(Şerh No: 15024 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-10-2013 10:13)

Türk Ticaret Kanunu'nda taahhüt altına girmek için eşin rızası koşulu düzenlenmemiştir. Kıymetli evraklar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesine göre ticari iş sayıldıklarından, Türk Ticaret Kanunu hükümleri karşısında genel hüküm sayılan Borçlar Kanunu 584. maddesinin somut olayda uygulama yeri yoktur.
(Şerh No: 15023 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-10-2013 13:48)

Türk Ticaret Kanunu'nda özel hükümler olması sebebiyle; TBK 584 ve 603. maddeleri kambiyo senetlerinde uygulanamaz.
(Şerh No: 15022 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-10-2013 13:38)

Eğer kiracı, kira parasına yukarıda belirtilen biçimde konutta teslim kaydı ile ve takipte itiraza uğramamış miktar üzerinden göndermiş ise alacaklının bu parayı almaması halinde ayrıca tevdii mahalli tayin ettirmemiş ve bu külfete katlanmamış olması nedeniyle tahliyesine karar verilemez. Bu durumda borçlunun değil, alacaklının temerrüdü söz konusudur.
(Şerh No: 15021 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 24-10-2013 12:03)

TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re' sen gözetileceğinin kabulü gerekir. O halde faize ilişkin TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesi gerekmektedir. Buna göre, TBK 88. maddesinden de açıkça anlaşıldığı gibi; faiz (anapara faizi) ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre belir...
(Şerh No: 15020 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 23-10-2013 13:13)

Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmışsa, bu oran (sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı), birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. (TBK m. 120/f.2 atfıyla 3095 sayılı Yasa m. 2- adi işlerde %9 + yüzde yüz fazlası yani %9 =18'i; ticari işlerde avans faizinin yüzde yüz fazlasını yani avans faizinin iki katını, (01.01.2011 tarihinden 31.12.2012 tarihine kadar avans faizi %15 olduğundan iki katı olan %30'u ...
(Şerh No: 15005 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 29-09-2013 16:22)

TBK. 88 VE 120. Maddeler kamu düzenindendir; gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere ve görülmekte olan davalara da derhal uygulanır. Mahkemece, hükmedilecek komisyon ücretinin yukarıda açıklanan şekilde temerrüt tarihinden itibaren yıllık % 18 temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde aylık % 10 (Yıllık 120) faizi ile tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ancak, mahkeme kararının bu şekilde bozulmas...
(Şerh No: 15004 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 29-09-2013 16:15)

Davacı bankanın, davalının kredi kartı borcunu ödememesi sebebiyle ikame ettiği itirazın iptali davasında; 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 2. ve 7. maddeleri uyarınca görülmekte olan davalara da uygulanması gereken TBK'nın emredici nitelikteki 88 ve 120. maddeleri re'sen nazara alınarak hüküm ittihazına gidilmelidir.
(Şerh No: 14998 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-09-2013 17:40)

Taraflar arasında düzenlenen sözleşme ile davalı, davacıya ait taşınmazın restitüsyon ve restorasyon projelerinin ve tanıtım dosyalarının hazırlanması işini üstlenmiş, bunların zamanında bitirilmemesi sebebiyle uğranılan zararların karşılanması talebiyle dava açılmıştır. Bu haliyle taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi kapsamında davaya bakmak görevi genel mahkemelere aittir.
(Şerh No: 14991 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-09-2013 18:34)

Davalının, davacının iletişim, tanıtım, reklam, vb. hizmetleri yürütebilmesi amacıyla ihtiyaç duyduğu internet yazılımlarını hazırlamayı yükümlendiği sözleşme eser sözleşmesidir. Dolayısıyla bu işten kaynaklı ikame edilen menfi tespit davasına bakma görevi fikri sınai haklar mahkemesinde değil ticaret mahkemesindedir.
(Şerh No: 14990 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-09-2013 18:34)

Dava, düğün organizasyonu kapsamında çekilen kamera kayıtlarının bozuk olmasından dolayı manevi tazminat istemine dairdir. Bu çerçevede taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesine dayanmakla davaya bakma görevi tüketici mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesindedir.
(Şerh No: 14989 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-09-2013 18:34)

Davacının, davalıya ait taşınmaz üzerindeki yapının mimari projesini çizdiğini, fenni mesuliyet hizmeti verdiğini ve yapı ruhsatını aldığını iddia ederek iş bedeli tutarını taleple ikame ettiği davada; davalı, yanlar arasındaki akdi ilişkiyi inkarla davacının sunduğu belgelerdeki imzaların kendisine ait olmadığını savunmuştur. Taraflar arasında bedeli uyuşmazlık konusu olan işin yapımına ilişkin akdi ilişkinin kurulduğunun davacı yüklenici tarafından yasal delillerle kanıtlanması zorunlu olmak...
(Şerh No: 14988 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-09-2013 18:34)

Davacının, davalıya statik proje müellifliği hizmeti verdiği iddiasıyla iş bedelinin tahsiline yönelik açtığı davada davalı, aradaki akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Davacı, davalıyla aralarında bulunan akdi ilişkinin ispatına yönelik herhangi bir delil sunmadığından, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddi gerekir.
(Şerh No: 14987 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-09-2013 18:33)

Eser sözleşmesinde kaynaklanan alacağa ilişkin davada davalı, davacıyla aralarındaki akdi ilişki inkar etmiştir. Davacı, dava dilekçesinde "vs. ilgili yasal delil" demek suretiyle yemin deliline dayandığından; mahkemece, davacının davalıya yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılmalı; akdi ilişki bu şekilde ispatlandığı takdirde alacağın miktarı tespit edilerek dava sonuçlandırılmalıdır.
(Şerh No: 14986 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-09-2013 17:29)

Eser bedelinin tahsili istemiyle ikame olunan davada davalı, davaya yanıt vermemek suretiyle akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, dava konusunun miktarına göre akdi ilişkinin varlığının senetle kanıtlanması gereği açıktır. Yalnız davacı, dava dilekçesinde "her türlü yasal delil" demek suretiyle yemin deliline de dayandığından; mahkemece, davacıya yemin teklif hakkı hatırlatılmalı ve akdi ilişki yemin deliliyle kanıtlanırsa dava kabul edilmelidir.
(Şerh No: 14985 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-09-2013 17:29)

Eser sözleşmesine mesnetle alacak talepli davada davalı, akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Bu durumda davacının, genel kurallar içinde davalıya ait aracı tamir ettiğini kanıtlaması gerekir. Alacağın miktarı itibarıyla davacı iddiasını yazılı belge ile ispat etmek zorundadır.
(Şerh No: 14984 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-09-2013 17:29)

Davacıya karşı yürütülen psikolojik tacizin ( mobbing )manevi yapısını olumsuz olarak etkileyecek ağırlıkta bulunduğu anlaşılmıştır; idarenin, hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle üzüntü ve sıkıntı yaşayan davacının zararını tazmini gerekir.
(Şerh No: 14975 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-09-2013 08:54)

Taraflar arasındaki, kiralanan gayrimenkuldeki bir kısım tadilat işlerinin yapılmasına dair eser sözleşmesinin bedeli dava edilmiş olup, bedel konusunda yazılı bir sözleşme mevcut olmadığından; işin bedelinin, yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece iş bedeli belirlenmeden fatura bedeli ile bağlı kalınarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
(Şerh No: 14968 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-08-2013 15:05)

Davalı şirkete ait hastanede, diğer davalı doktor tarafından muayene edilip tedavisine başlanan, ancak zamanında doğru teşhis konulmaması ve yanlış tedavi uygulanması nedeniyle başka bir hastanede kök hücresi tedavisi ve kemoterapi uygulaması gören kişinin maddi ve manevi tazminat istemiyle ikame ettiği davada, taraflar arasındaki uyuşmazlık vekalet sözleşmesine ilişkin hukuksal düzenlemelere göre çözülmesi gerektiğinden, uyuşmazlığın genel mahkemede görülmesi gerekir.
(Şerh No: 14937 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 28-07-2013 11:48)

İş akdinin devamı sırasında işçinin sadakat borcundan kaynaklanan rekabet etmeme yasağına aykırılık halinde, bu tür davalara bakmakla görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi halinde ise, buna dayalı olarak açılacak dava, niteliği itibariyle 818 sayılı BK’nun 348. maddesi (TBK m.444) kapsamına girmekle ve bu kapsamdaki davalar TTK.nun 4/1-3 maddesinin (6102 S.K. m.4/1-c) açık hükmü karşısında tarafların sıfatına bakılmaksızın mutl...
(Şerh No: 14899 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-07-2013 21:23)

 Bilgi  [BK. 117] Borçlnun temerrüde düşürülmesinde ihtar niteliği taşımayan durumlar
Faturanın gönderilmesi kural olarak ihtar yerine geçmez. (15. HD, 18.05.2011, 2010/3235 E, 2011/3024) Kapalı faturanın gönderilmesi, ihtar niteliğindedir. Hak edişlerin iş sahibine gönderilmesi, temerrüde düşürmez. (15. HD, 18.9.2007, 2006/4307 E Ve 2007/5443 K) Tespit davası, ihtar niteliği taşımaz ancak belirsiz alacak davası açılması alacağın tamamı için ihtar niteliğindedir. Oğuzman'a göre, Muacceliyetten önce çekilen ihtar, borçluyu temerrüde düşürmez.(Borçlar Hukuku Genel Hüküm...
(Şerh No: 14827 - Ekleyen: Adnan Koray DEMİRCİ - Tarih : 30-06-2013 12:35)

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davalı bankanın da kabul ettiği gibi davacının tanımadığı "H____ E____" isimli bir şahısla banka personelinin yaptığı bir hata sonucu "Ailem Kulübü" oluşturulduğu, Aralık 2003 ayına ait "Ailem Kulübü" puan dökümünün davacıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Dinlenen tanık beyanlarına göre davacının kocasının bu tebligat nedeniyle davacıyı dövdüğü, hakaret ettiği ve evdeki bazı eşyaları kırdığı, yanlış hesap açıldığının belirlenmesine rağmen davacıya olan güveni...
(Şerh No: 14777 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-06-2013 20:08)

Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. MUACCELİYET KOŞULU GEÇERSİZDİR. Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 22. maddesinde muacceliyet (ceza) koşuluna yer verildiği görülmekte ise de; dosya içeriğinden kiracının TTK kapsamında tacir olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece kiracının tacir olup olmadığı araştırılarak, tacir olması durumunda hakkında TBK.nın 346. maddesinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile uyg...
(Şerh No: 14721 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-06-2013 09:27)

Davacı şirketi temsile yetkili kimse ile davalı vekili tarafından imzalanmış davaya mesnet sözleşmenin konusu, davalının, 16.07.2006 tarihi ile 01.07.2009 tarihi arasında, taraflarca ortaklaşa belirlenecek televizyon kanalında yayınlanmak üzere talk show, taraflarca belirlenecek dizi ya da diziler ile yarışma programlarında sunuculuk ve oyunculuk işlerini yapmasıdır. Dava, anılan sözleşmenin davalı tarafından tek yanlı ve haksız olarak fesih olunması sebebiyle cezai şart ve maddi tazminat is...
(Şerh No: 14505 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 26-04-2013 13:26)

TBK 138 gereği şartlar gerçekleştiğinde hakimden uyarlanma talep edilebilir. Delillerin toplanıp, bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmesi eksik inceleme nedeni ile yerinde değildir.
(Şerh No: 14494 - Ekleyen: Av.İbrahim YİĞİT - Tarih : 17-04-2013 16:46)

6098 S.K. m.55 mucibince iş kazasına dayalı olarak sigortalının sürekli iş göremezliği nedeniyle hesaplanan maddi zararlarından hakkaniyet indirimi yapılabilmesi mümkün değildir.
(Şerh No: 14478 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-04-2013 17:17)

Kaza yapan araçta yolcu olan ve kazada kusuru olmadığı tespit edilen murisin vefatı sebebiyle murisin annesi, eşi ve çocuklarının, maddi ve manevi tazminat istemiyle, aracın maliki, sürücüsü, işleteni ve zorunlu trafik sigortacısı aleyhine ikame ettikleri maddi ve manevi tazminat istemli davada; hükmedilen 30.000 TL manevi tazminat olayın özelliklerine, davacıların murislerinin ölümünden etkileniş derecesine ve olay tarihindeki paranın alım gücüne göre azdır. Davacılar yönünden manevi tatmini s...
(Şerh No: 14473 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-04-2013 14:20)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,11808991 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.