Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 98.052
Mesajlar : 521.001
Üye : 48.460
Makale : 1.770
Şerh : 13942

Şu anda sitemizi 686 ziyaretçimiz (3 üye, 683 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar



Yapı Kayıt Belgesinin İptali
Dün, Av.ElifAktasyaka





Tahliye Taahhüdü,aile Konutu
25-09-2022, omarsa

Tahliye Taahhudu Gecerliligi
24-09-2022, avbeyza


Avrupa Ilamsiz Icra Takibi
23-09-2022, Av. Ayşe Yasemin

Mal Rejiminin Tasfiyesi
23-09-2022, mjalda





Elektrik Telleri Ve Direkleri
22-09-2022, Ali Öz



Üye İlanları
Konya İcra Dairesi
18-08-2022, Av.Gnyl


Devrek Icra Müdürlüğü
24-01-2022, Av.Bülent AKÇADAĞ

İmranlı Adliyesindeki Durusmamız Hakkinda
16-01-2022, Av. Zeynep İzel Palut



» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
Meskenin saatlik, günlük ve haftalık kiralamaları ticari amaca yönelik kabul edilir. Bu kullanımın önlenmesi için hakimin müdahalesi talep edilebilir ve verilen süre içinde bu kullanım sonlandırılmazsa, hakim tahliyeye karar verebilir.
(Şerh No: 17196 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 19-09-2022 08:38)
yazlık ihtiyacı için de ihtiyaçtan tahliye davası açılabilir.
(Şerh No: 17194 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 01-09-2022 19:23)
6098 Sayılı TBK.nun 350/1. maddesi uyarınca ihtiyaç iddiasına dayalı olarak açılacak davalarda dava hakkı kural olarak kiraya verene aittir. Ancak kiraya veren durumunda olmayan malikin de bu davaları açabileceği içtihaden kabul edilmiştir. Kiralanan paylı mülkiyete konu ise pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması, elbirliği halinde mülkiyete konu teşkil ediyorsa tüm ortakların davaya katılmaları gerekir. Bu koşullar birlikte dava açma şeklinde gerçekleşebileceği gibi bir paydaş tarafından açılan ...
(Şerh No: 17193 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 01-09-2022 19:18)
Konut ihtiyacına dayalı davalarda ihtiyaçlının kirada oturması ihtiyacın varlığı açısından yeterlidir.
(Şerh No: 17192 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 01-09-2022 19:11)
Mahkemece açılacağı bildirilen büfe için herhangi bir işyeri ruhsat başvurusu yapılmamış olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, işyeri ruhsat başvurusu daha sonra da yapılabileceğinden, bu hususun başlı başına ihtiyacın samimi olmadığını kanıtlamaya yeterli olmadığı açıktır. Mahkemece yapılacak iş; dava konusu kiralananın yapılacak işe uygun olup olmadığına ilişkin bilirkişi kurulundan Yargıtay denetimine elverişli ve ayrıntılı rapor alınarak dinlenen tanık beyanları da değer...
(Şerh No: 17191 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 01-09-2022 19:09)
Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir.
(Şerh No: 17190 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 01-09-2022 19:00)
Kira tespit davaları BK 345 gereğince yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı halde, ihtiyaçtan tahliye davaları sözleşmenin bitim tarihinde açılır. Sözleşme bitmeden otuz gün önce açılan ihtiyaçtan tahliye davasında Mahkemenin BK 350 gereğince süre yönünden davanın reddine karar vermesi gerekir.
(Şerh No: 17189 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 01-09-2022 18:55)
Döviz cinsinden yapılan bir icra takibinde, borçlunun vade tarihindeki kur üzerinden ödeme yapması üzerine, fiili ödeme tarihine göre oluşan kur farkının tahsili istemiyle açılan davada, davacı alacaklının hangi tarihteki döviz kurunun esas alınacağı yönünde TBK.99/III maddesinde kendine tanınan seçimlik hakkını icra takibinde belirtmemiş olması, bu durumda seçim hakkının borçluya geçmesi, borçlunun da vade tarihindeki döviz kuru üzerinden ödeme yaparak seçim hakkını bu yönde kullanmış olması n...
(Şerh No: 17184 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 22-08-2022 15:15)
Katılanın kendi kızını dövdüğünü gören sanığın, katılanla tartışması üzerine söylediği iddia olunan “sana göstereceğim, seni burada barındırmayız” şeklindeki sözlerinin, TCK'nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanunun 106/1-1. cümlesi uyarınca hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
(Şerh No: 17188 - Ekleyen: Av.Ali TAYLAN - Tarih : 19-08-2022 09:24)
Temerrüt nedeniyle açılacak tahliye davasının kural olarak kiraya veren tarafından açılması gerekir. Kiraya veren birden fazla ise aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan, ihtarnameyi birlikte göndermeleri ve yine davayı da birlikte açmaları zorunludur. Kiraya veren durumunda olmayan malik veya kiralananı sonradan iktisap eden yeni malikin önceden kiracıya ihbar göndererek kira paralarının kendisine ödenmesini istemesi bu ihbarın sonuçsuz kalması halinde yasal içerikli ihtarname tebliğ...
(Şerh No: 17186 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 13-08-2022 10:20)
Sözleşmede ödenmeyen kira bedelleri gecikme zammı uygulanacağı kararlaştırılmışsa, bu gecikme zammının sözleşmede aksi belirtilmediği sürece aylık değil yıllık olarak istenmesi gerekir.
(Şerh No: 17185 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 13-08-2022 10:10)
İİK 134.maddesine göre, ihale bedelinin nemaları ile birlikte hak sahiplerine ödeneceği belirtilmiştir. İİK' da yatırılan diğer paraların nemalandırılıp nemalandırılmayacağına dair açıkça yasal bir düzenleme mevcut değildir. Ancak nemalandırılmamasını gerektirir yasal bir engel de mevcut değildir. İcra dosyasına tehiri icra talebiyle yatırılan paranın nemalandırılması hem alacaklının hem de borçlunun menfaatinedir. Tüm bu nedenlerle; mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi yerinde değildir.
(Şerh No: 17182 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 01-08-2022 13:26)
1086 sayılı HUMK.nın 176/I-11 maddesi uyarınca da basit yargılamaya tabi davalarda adli tatilde temyiz sürelerinin işleyeceği ön görülmüştür. Ancak 01.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı yasanın 103. maddesinde ise adli tatil içinde görülebilecek davalar sayılmış olup basit yargılama usulüne tabi davaların adli tatilde görülebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda adli tatil süresi içinde temyiz süresi işlemeyeceğinden davacı tarafın vermiş olduğu temyiz dilekçesinin s...
(Şerh No: 17181 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 29-07-2022 16:15)
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ... 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/11552 sayılı dosyası üzerinden yapılan sıra cetvelinin davacı tarafa 11.08.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 25.08.2015 tarihinde açıldığı, sıra cetveline itiraz davasının 7 günlük süre içerisinde açılmasının gerektiği, davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, sürelerin adli tatilde geçerli sayıldığı göz önüne alınarak davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz et...
(Şerh No: 17180 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 29-07-2022 16:06)
1-Mahkemece 02.10.2015 tarihli ek karar ile davanın basit yargılama usulüne tabi olup, adli tatilde görülen davalardan olduğu, dolayısı ile temyiz süresinin 27/07/2014 tarihinde sona erdiği ve davalı ... Tic.AŞ vekilinin yasal temyiz süresi geçirildikten sonra, uyap üzerinden gönderdiği 07/09/2015 tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz talebinde bulunmuş olduğu gerekçesiyle temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmiş olup, davalı ... Tic. AŞ bu kararı da süresinde temyiz etmiştir. Temyiz ...
(Şerh No: 17179 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 29-07-2022 16:04)

Gündem Konumuz : Kurumlarca Yapılacak Karşı Vekalet Ücreti Ödemelerinde Serbest Meslek Makbuzu Meselesi
Konuyu Açan Üyemiz : Av. Fırat BİLBAY

Evet değerli meslektaşlar.

Bildiğiniz üzere, bu mesele yılların meselesidir. Karşı vekalet ücretinin kime ait olduğu, ödeme yükümlüsünün kim olduğu, ödemenin kime fatura (serbest meslek makbuzu) edileceği, stopaj (gelir vergisi) tevkifatı yapılıp yapılmayacağı, eğer tevkifat yapılacaksa kim tarafından nasıl yapılacağı, ve sair tüm hususlara ilişkin usul ve esaslar yıllardan beri tartışılmakta, bu tartışmalara net, nihai ve tatmin edici yanıtlar verilememektedir.

Son kertede, 05/12/2019 tarihli 7194 sayılı Yasa ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesine eklenen fıkrada: “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” hükmü ihdas edilmiştir.
Burada benim ele almak ve masaya yatırmak istediğim konu, idarelerce yapılacak ödemelerde izlenecek usullerdir. Bilindiği üzere bazı kanunlarda (İYUK madde 28, 5502 SK madde 36) mahkemece hükmolunan asıl alacak, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin ödenmesi için idareye yazılı müracaat zorunluluğu öngörülmüştür. Ne var ki, bu müracaata serbest meslek makbuzunun eklenmesinin bir zorunluluk olup olmadığı hususu bir türlü netleşmemektedir. Örneğin 5502 Sayılı Kanun’un 36. maddesinde ödemenin, “…alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına” yapılacağı belirtilmektedir. Burada kastedilen makbuz ve belgeler ne olabilir? Bilhassa ortada bir ilam varken ne gibi bir belgeye ihtiyaç duyulmaktadır? Dikkat edilirse “alacaklı veya vekili” denmekte, dolayısıyla alacaklının müracaat hakkı olduğu da yadsınmamaktadır. Alacaklı asilin serbest meslek makbuzu kesme zorunluluğu olmayacağına göre, üstelik mahkeme ilamında hem asıl alacağın hem de vekalet ücretlerinin asil lehine hükmolunduğu bilindiğine göre bu kanun lafzındaki makbuz nedir? Eğer bahsolunan serbest meslek makbuzu ise bundan çıkan doğal sonuç vekile yapılacak ödemelerde aranacağı, asile yapılacak ödemelerde ise aranmayacağı mıdır? Bu noktada tevkifat sorumluluğu da aşılarak kuruma vergi denetmenliği mi yaptırılmak istenmektedir?

Tüm bu sorular yanıtsızdır. Ne var ki, yasa metinlerinde bu sorulara açıklama getirebilecek mantıki bazı çıkarımlar vardır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 97/2 maddesi: “94 üncü maddede yazılı ödemelerden yapılan vergi tevkifatı, vergi kesenin kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterilir.” demektedir. Demek ki tevkifat bir yere kaçmamaktadır. Üstelik, tevkifat yükümlülüğü söz konusu olduğunda idare tüzel kişisi ile diğer özel/tüzel kişiler arasında bir fark bulunmamaktadır. Yasa, “tevkifat yükümlüsü” olarak genellemektedir. Kendisine karşı ilam vekalet ücreti yönünden icra takibi yapılan bir şirket, avukata, “hani nerede senin serbest meslek makbuzun, eğer yoksa ödemiyorum” dediğinde kapısında icra memurlarını görecektir. Zira serbest meslek makbuzu kesilmesi/tebliği temerrüt veya ödeme için şart değildir. Öyleyse, idare ile özel şirket arasında “serbest meslek makbuzu aramak” konusunda yasa herhangi bir ayrım da yapmadığına göre, idarenin de avukata “serbest meslek makbuzu olmadan ödeme yapmıyorum” deme hakkı bulunmayacaktır. Haczedilmezlik keyfiyeti ayrı, mütemerrit olma meselesi ayıdır. İdare, ortada makbuz olmasa dahi tevkifatı gereken ücretten tevkifatını yapacak, kayıtlarına işleyecek, makbuz işini de avukat ve bağlı bulunduğu vergi dairesi düşünecektir. Karşılıklı iyi niyet elbette ön plandadır. Bir avukatın serbest meslek makbuzunu keşide etmesi ve karşılığında hızlıca ödeme alması, icra dairelerine ve başkaca kırtasiyeye gerek duyulmaması elbette güzeldir. Ne var ki, muktezalar, tebliğler ve genel normlar ışığında mesele çözülecekse doğrusu açıkladığım gibidir. Aslında bunu bu kadar uzun uzadıya anlatmak lüzumu dahi yoktu. Zira Yargıtay 12. H.D. 2018/6351 E. 2019/4901 K. Sayılı ilamında “….İhtilaf, icra takibine geçilmeden önce yazılı başvuru dışında ayrıca alacaklı vekilinin ilama konu alacağın ödenmesi için serbest meslek makbuzu ibraz etmesinin zorunluluk olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, 2577 Sayılı Kanun'un 28. maddesinde özel bir düzenleme bulunmadığından, ilamın takibe konulması için anılan makbuzun ibrazına ilişkin sürecin beklenmesine gerek yoktur.” diyerek en azından İYUK 28. maddesi özelinde meseleyi çözmüştür.

Peki ben tüm bunları neden anlattım? Bugün başımıza gelen hadise yüzünden… Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı kazanmış olduğumuz vekalet ücreti için kurumdan “KEP” üzerinden talepte bulundum. Bizi nezaketle aradılar ve serbest meslek makbuzu keşide etmemizi istediler. "Hay hay" dedik. Makbuzu kesip kargoyla gönderdik. Son dönemde yaşanan salgın ve önlemler nazara alındığında 1 ayı aşkın süredir ödemenin gelmemesini de makul karşıladık.

Bu meyanda, son 10 yıl içerisinde herhangi bir SGK prim ödemesini 1 gün dahi geciktirmemiş olduğumuzu, hiçbir zaman vergi/prim affı, borç yapılandırması, erteleme, silme vs gibi ikramlardan istifade etmediğimizi özellikle belirtiyor, devletin günümüze değin vergi ve prim alacaklarını toplama konusundaki politikası nazara alınarak, devlete olan borcuna sadık mükelleflerin ne yerine koymuş olduğuyla ilgili genel tartışmaları da takdirlerinize bırakıyorum.

Hal böyleyken “covid19” salgınının ekonomik etkileri ile mücadele önlemleri kapsamında “İLK KEZ” -üstüne basarak söylüyorum “ilk kez”- SGK prim ödemelerini geciktirdik. Kaldı ki bu bir gecikme değil, devletin yükümlülere tanıdığı bir hakkın istimalidir. Ödemelerin vadesi 2020 Kasım ayına ötelenmiştir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bugüne dek her ödemeyi günü gününe, hatta gününden önce yapmak mükellef olarak bize hiçbir fayda sağlamadığından “yahu bari bu sefer vadesi gelmemiş ödemeyi de yapmayalım, vadesini bekleyelim” dedik.

Öykünün kalanını muhtemelen tahmin etmişsinizdir. Bugün SGK’yı arayarak ödemeyi hatırlattık ve akıbetini sorduk. Anlaşıldı ki SGK, Vadesi KASIM 2020 olan SGK prim borçlarından alacağımız vekalet ücretini mahsup etmiş, üstelik, mahsup miktarları ile ilgili kayıtları (telefon görüşmesinden sonra kurumun şubesine giderek yetkililerle yüz yüze yaptığım görüşmede) yazılı olarak vermekten de imtina etmiştir. Şimdi öncelikle bu noktada SGK çalışanlarını tenzih ederim. Hiçbir görevli bana nezaketsiz davranmamış, her biri ellerinden geldiğince yardım sağlama gayreti içerisinde olmuştur. Ne var ki, bizlere söylenene göre “SİSTEM” bir alacak gördüğü takdirde vadesi gelmiş olsun olmasın ödemeyi her halükarda mahsup etmektedir. Sistem’dir, hikmetinden sual olunmaz. İşin daha kötü tarafı, SGK kayıtlarında prim borçları mahsup edilmiş gözüktüğü (mali müşavir de doğrulamıştır) halde, banka kayıtlarında hala prim borcu tam olarak gözükmekte, dolayısıyla vekalet ücreti alacağımız “şimdilik” havaya uçmuş vaziyette, yani askıda hükümsüz kalmaktadır.

Gelelim öykünün ana fikrine: bizler avukat olarak yasal zorunluluğu yerine getirip kuruma talepte bulunduktan (ve 30 gün süre tanıdıktan) sonra alacağımız için icra takibine geçmeyerek ne kaybediyoruz? Öncelikle icra vekalet ücretimizi, akabinde telefonlarda fatura kestin/kesmedin parayı gönderdin/göndermedin diyaloglarından kurtulma lüksünü, saydamlık sağlamayı, nerede ne kadar para yattığını görüp, borcu alacağı hesaplayabilme imkanını… Hatta şöyle bir varsayımda bulunalım.. Somut hadisede olduğu gibi henüz vadesi gelmemiş değil, daha da vahimi, daha önce yapmış olduğunuz bir ödeme “sistem” tarafından görülmemiş ve “sistem” sizi borçlu kabul etmişse bu “aslında borçlu olmadığınız” borçtan ötürü sizinle mahsuplaşacak. Dolayısıyla mükerreren ödeme yapmış olacaksınız. Kurum görevlileri şifahen hakkınızı teslim edecek ama yasal prosedürleri takip etmeniz ve kurum içi hiyerarşiyle meseleyi çözmeniz gerekecek, böylece haklı olduğunuzu ispatlayana kadar idare mahkemelerinde gezecek ya da en iyi ihtimalle kurum kapılarında onlarca görüşme ve yazışma yapmak mecburiyetinde bırakılacaksınız.

Öykünün ana fikri dedim ama, buradaki ana fikri ve yapılacak çıkarsamayı siz değerli meslektaşlarımın öznel değerlendirmelerine bırakıyorum. Bu aklımdakileri sizlere anlatmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Okuyanlara ayırdıkları vakitleri için teşekkür ederim.

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Ahmet Gökhan Uysal - 13-08-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 25-06-2022
Stj Av. Kemal Taşkale - 27-04-2022
Stj.Av.Ayşenur Yavuz - 27-04-2022
Stj.Av.Ayşenur Yavuz - 19-04-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 01-02-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 01-02-2022
Av.Ömer Faruk İlgün - 14-01-2022
Avukat - 14-01-2022
Av.Ayşe Dimdik - 29-12-2021
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
Şehir dışı duruşmalara online katılma imkanı:
Fırsat eşitliği sağlar. - 47,52%
249 Oylar
Büyük hukuk büroları lehine avantaj sağlar. - 52,48%
275 Oylar
Toplam Oy: 524
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz
Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
Avukatın Kendi İcra Takibini Portaldan Açması - sulcet
Merhaba Meslektaşlarım Arabulucu olarak görev yaptığım dosyada anlaşma sağlandı. Ancak taraf ödemeyi yapmadı. Limited Şirket. BU durumda kendi uyap avukat sistaminden arabuluculuk ücretimin icra takibini yapabilir miyim? Uyap vatandaş dava açılıyor ancak icra takibi yapılmıyor. alacağımı tahsil için ya avukat tutmalıyım ya da fiziki olarak kendim icra takibi mi açmalıyım?

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
İlk Zamanlarda Sudan Çıkmış Balığa Dönen Bir Avukat - Av.Selim Ünlühizarcı
Merhaba sayın meslektaşlarım. Mesleğe yeni başlamış bir meslektaşınız olarak bu süreçte kendimi çok yetersiz hissediyorum. Üniversitede öğrendiklerimizin pratik hayatta çok çok özet bilgiler olarak kaldığını ve hatta o özet bilgilerin dahi çoğunun hatırlanmadığını görünce insan ''yetersizlik'' hissi bariz derecede yaşıyor. Özellikle geçenlerde yaşadığım bir potansiyel müvekkil görüşmesi -ki ilk müvekkil görüşümemdi :)- ne kadar yetersiz olduğumu çok ağır şekilde yüzüme çarptı. Kendimi sorduklar... [Devamı..]

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Avukatlığı Bırakıyorum - suskun_juliette
Birkaç ay sonra (tahminen bir buçuk ay) avukatlığı bırakıyorum.Mesleğe inancımı oldukça vakitsiz yitirdim.Meslekle alakasız olarak defalarca biçimlendirilmeye çalışıldım.Yoruldum.Bunu sizlerle paylaşma sebebim ise şu; hem bir veda hem de minnetimi ifade etmek... THS'ye birinci sınıfta üye olmuştum, her türlü haşarılığıma rağmen sitenin güzide hukukçusu sayın Admin sonsuz anlayışla karşıladı.Kendisine hem bundan ötürü hem de böyle asil bir paylaşım ortamı sağladığı için çok teşekkür ederim. ... [Devamı..]
THS Sunucusu bu sayfayı 0,05614591 saniyede 22 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.