Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Şehrin Sessiz Tanıkları; Şehitlikler

Yazan : Av.M.Lamih Çelik [Yazarla İletişim]

ŞEHRİN SESSİZ TANIKLARI; ŞEHİTLİKLER
M.Lamih ÇELİK


Giriş

İnsana ölümü hatırlatan,onda ölüm düşüncesini güçlendiren unsurlardan birisi ölümcül hastalıklar,bir diğeri cenazeler,teneşir taşları,mezarlıklar ve oradaki mezar taşlarıdır. (Karaca 2000 s.101) Mezarlıklar, ölülerin gömülmesine terk ve tahsis edilen yerlerdendir. Mezarlıkların temel işlevi,ölü bedenlerin kamu sağlığını tehlikeye atmadan toprağa dönüşümün sağlandığı alanların olmasıdır. Ayrıca,geride kalanlar için ziyaret,hatırlama ve sembol alanlarıdır. İslamiyet’te kabir ziyareti,ölümü hatırlatan bir uyarıcı olması nedeniyle teşvik edilmiştir.

İstanbul’u diğer bütün şehirlerden ayıran en önemli özelliklerden biri de hiç şüphesiz semtlerinin mezarlıklarla iç içe oluşudur. Şehrin içindeki bu mezarlar kimi zaman küçük bir mezarlık ya da hazire, kimi zaman da evlerin arasında kalmış bir durumdadır. Bazı semtler vardır ki içlerinde türbeler, mezarlıklar barındırır (Örnek: Vefa, Şehzadebaşı). Bazı türbe ve mezarlıklar vardır ki içinde mahalleler, semtler barındırır. (Örnek: Topkapı Mezarlığı) İstanbul’da birkaç mezarın bir evi, bir hazirenin bir mimari eseri, küçük mezarlıkların bütün bir mahalleyi ve en son da Edirnekapı, Karacahmet gibi büyük mezarlıkların da bütün bir şehri kuşattıkları görülebilir. Prof. İlber Ortaylı tarihî mezarlıklarımızla ilgili şunları söyler: “Büyük şehir İstanbul'un, Bursa'nın ve diğerlerinin mahallelerindeki irili ufaklı mezarlık alanları, yeşillikler, servilerle doludur. Ölüm yaşayanları ürpertmez, yaşayan kenti güzelleştirir. Eyüp'e, Karacahmed'e baktığımızda köşeli soğuk mezartaşları görülmez. Etraftaki otlarla, ağaçlarla bütünleşmiş binlerce taş dışarıdaki hayattan kopuk değildir…. İstanbul’da mezarlar şehrin kıyısında ya da uzağında değil her yerindedir. Şehir mi mezarlıkların içindedir yoksa mezarlıklar mı şehrin içindedir bilinmez.

Ünlü Fransız yazar ve seyyah Gerard de Nerval, İstanbul mezarlıkları hakkında şunları söylüyor: “Boğaz’da son derece güzel ve serin bir yerdeyiz. Buranın bir mezarlık olduğunu söylememe ihtiyaç yok sanırım. İstanbul’un bütün güzel yerleri, gezilecek ve zevk alınacak sahaları mezarlıklardır. Bakıyorsunuz yüksek ağaçların arasında, şuradan buradan güneş ışınlarının sızıp renklendirdiği, sıra sıra beyaz hayâletler var. Bunlar bir insan yüksekliğinde, mermerden yapılmış mezar taşlarıdır. Başları sarıklı, üzerleri yazılı mezar taşlarıdır. Sarığın biçimi, ölünün hayattayken işgal ettiği mevkii, sosyal seviyesini veya mezarın yapılış tarihini belli ediyor. Kadınların mezarlarında da sütun taşlar var. Fakat bunlarda, baş yerinde gül veya demet şeklinde bir süs bulunuyor. Kabartma veya oyma şeklinde çiçeklerle süslenmişler.”
İstanbul’daki mezar taşları bir medeniyetin işaret taşlarıdır.Sadece tarihin hafızası değil bir medeniyetin ruhu saklı o mezar taşlarında.Mezar taşları dinî değil, kültürel açıdan bakıldığında, ölümün kıyısına atılmış itilmiş, donmuş, basit yapılar değildir. Her şeyiyle dönemlerini, üretim tüketim kalıplarını, hayata bakışlarını, dinî, meslekî, sosyal aidiyetlerini, meşreplerini, mensubiyetlerini yansıtan belgelerdir.Taşın, taş olmadığı yerlerden biridir mezarlıklar. Taş, bir mezar başında, sanat eseridir, takvim yaprağıdır, tarih kitabıdır, ölümü anlatan vaizdir, arşiv belgesidir.Her mezar, bu toprağa basılmış bir mühür ve tarihe düşülmüş bir not olarak görülmelidir.

1.Dini açıdan Şehitlik Olgusu

Geçmişten günümüze din ve vatanın müdafaası için mücadele edip hayatını kaybedenler kültürümüzde çok değerli kabul edilmiş ve şehitlik mertebesine ulaştığı için kutsanmışlardır. Şehit, sadece onu tanıyanı değil tanımayan birçok insanı da ilgilendirmiş ve şehidin şahadeti toplumsal bir tepki oluşturmuştur. Kutsal değerler uğruna canını veren şehitler toplumun her kesimini etkilemiştir.

İslamiyet’in ana kaynağı olan Kur’an’da şehit kelimesi, daha çok “şahit” manasında kullanılmıştır.(Büyükyıldız,2010 s.5) Türkçede “şehit” şeklinde telaffuz edilen “şehîd” kelimesi Arapça olup, “ş h d” kökünden türemiştir. Bu kelimeye yüklenen manalar; bir yerde veya zamanda hazır olmak yani bulunmak, bilmek ve bildirmek şeklinde özetlenebilir ve detay olarak verilen bütün manaların bu üç mana ile irtibatlı olduğu söylenebilir. Türkçe’de kullanılan ve aynı kökten türeyen “şahit olmak”, “şahitlik yapmak” kelimeleri de aşağı yukarı bu manalarda kullanılmaktadır (Yaran,2012 s.211)Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük’te ise; “Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse” şeklinde tanımlanmıştır

Terim anlamı itibariyle şehit kavramı, Allah yolunda öldürülen Müslüman kimseye delalet etmektedir. Şehit, Allah yolunda savaşırken canını feda eden ve böylece kendisine Allah tarafından bahsedilen nimetlere tanıklık eden kimse demektir. Dinî literatürde Allah yolunda öldürülen kimselere şehit denmesinin sebepleri üzerinde çok farklı yorumlar yapılmış olsa da şehidin, esasen ölmeyip Allah’ın huzurunda bir şahit gibi canlı olması nedeniyle ve dünyada öldürülmesine mukabil kendisine hazırlanan ilahi mükâfatı görüp buna tanıklık etmesi hasebiyle bu unvanı aldığı söylenmiştir (Can, 2015) Şehitlik, Türkiye’de ve İslami coğrafyada dinen kutsanmış, yüceltilmiş ve önemli bir olaydır. Şehit olanların Cennet’le mükâfatlandırılmasıyla ilgili birçok ayet ve hadisin olması bu olayın ne kadar önemli olduğunun işaretidir.

Kur’an’ın çeşitli ayetlerinde şehitlerin sahip olacakları mükâfatlar şöyle dile getirilmiştir:
1. Allah, şehitlerin manen ölmediklerini, bu yüzden onlara ölüler denmemesini bildirir.
2. Allah, kendi yolunda ruhunu teslim eden şehitlerin amellerinin boşa gitmeyeceğini, büyük bir ecir ve sevap kazanacaklarını bildirir.
3. Allah, şehitleri Cennet’ine yerleştireceğini bildirir.
4. Allah, şehitlerin peygamberler, sıddikler ve salih kişilerle beraber olduğunu bildirir.
Şehitlerin sahip olacakları mükâfatlar, hadislerde daha ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır

“Vatanı kan korur mürekkep yüceltir./Kan şehidin, mürekkep muallimindir.” Sözü olayı özetlemektedir. (Taş,1994, s.58)
Şehitler, bulundukları toprakların senetleridir, tapularıdır. İstiklal Marşımızda denildiği gibi; Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün, altında binlerce ketensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki, feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan şühedâ
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin, tek vatanımdan beni dünyaya cüdâ.
Gerçekten Edirne’den Kars’a kadar bir karış toprak gösterilemez ki, şehit kanıyla sırılsıklam olmamış olsun. Hiç bir hane yok ki, oradan bir şehit çıkmamış olsun. Üzerinde yaşadığımız bu topraklara “cennet vatan” denmesi, sinesinde uyuyan ölümsüz dirilerdendir.

1.1.Hukuki açıdan Şehitlik/ler

Mevzuatımızda şehit veya şehitliğin tanımını yapan bağlayıcı bir düzenleme bulunmamaktadır. Her ne kadar, yasalarda ve daha alt hukuk normlarında şehit kavramının tanımına yer verilmemiş, anılan kavramın yasalarla içeriği ve sınırları belirlenmemiş ise de; görevini ifa ederken vefat edenlerin, olayın oluş şekline göre hak ve menfaatlerinin sosyal güvenlik yasaları veya özel yasalarla korunmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır.
1325 sayılı Askeri Tekaüt ve Maaş Kanununda ve 3713 sayılı Yasada şehit kavramı geçmekle birlikte, herhangi bir tanım yapılmamaktadır. 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 64 ve müteakip maddesinde "Harp malüllüğü"nden söz edilmiş ise de, şehit kavramı ile ilgili herhangi bir belirleme yapılmamıştır.
Öte yandan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 927 sayılı yorum kararında, harpte veya eşkiya müsademesinde her nev'i düşmanın silahının tesiri ile vefat edenler ile harpte yaralanıp tedavi sırasında veya icra olunan cerrahi ameliyat neticesinde vefat edenlerin şehit sayılacağı öngörülmüştür.

Şehitlikler ile ilgili mevzuat boşluğunu dolduran 12/11/2016 tarihli ve 29886 Sayılı Resmi Gazete yayımlanan Şehitlik Yönetmeliği ile şehitliklere defnedilecek kişiler ve şehitliğe defin kararını verecek makamlar belirlenmiş, kamu kurum ve kuruluşlarının şehitlikleri tek elde toplanarak yurt içindeki şehitlik ve şehit mezarlarının yapım ,bakım-onarım işleri şehitliklerin yönetimi valiliklere verilmiştir.

Yönetmeliğin üçüncü maddesinin birinci fıkrasında şehitliklere defnedilecekler ile defin yapılacak haller belirtilmiş,4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c ) ve (f) bendinde yer alanlar için de şehitliğe defin kararının olayın meydana geldiği il valiliğince verileceği düzenlenmiştir.

Bu çerçevede Şehitlik yönetmeliğine göre uygulama şöyle olacaktır;
1.Defin kararı alınmasından defnin tamamlanmasına kadar geçen süreçte yapılacak iş ve işlemlerin koordine edilmesi ve takibi için vali veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında ;Büyükşehir statüsündeki illerde büyükşehir belediyesi genel sekreteri ,diğer illerde belediye başkan yardımcısı ;yatırım izleme koordinasyon başkanlığından sorumlu vali yardımcısı /il özel idaresi genel sekreteri,il emniyet müdürü ile sahil güvenlik bölge komutanlığı olan illerde bölge komutanının katılımıyla bir komisyon oluşturulacaktır.komisyonun sekretarya hizmetleri valiliklerce yerine getirilecektir.
2.Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin ( 1 )inci fıkrasının (c )ve (f) bendi kapsamında olan kişiler ile kurumların personelinden vefat durumunun 3 üncü maddenin (1)inci fıkrasındaki ilgili olduğu bend ve bendi olayla ilk bilgi ve belgelere göre tespit edilerek şehitliğe defin kararı;
a.Jandarma Genel Komutanlığı mensupları ile güvenlik korucuları ve gönüllü güvenlik korucuları için il jandarma komutanlığınca,
b.Emniyet Genel Müdürlüğü mensupları il emniyet müdürlüğünce ,
c.Sahil Güvenlik komutanlığı mensupları için ilğili bölge komutanlığınca,
ç.Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (f) bendi kapsamında olanlar için olay,polis sorumluluk bölgesinde meydana gelmiş ise il jandarma komutanlığınca,
formata uygun şekilde tanzim edilerek ,komisyonun onayına sunulacaktır.
3.Şehidin ailesine (şehit evli ve eş ile baba/anne ayrı illerde ikamet ediyor ise her iki aileye de),şehadet olayının bildirilmesi maksadıyla ,olay yeri valiliğince ailenin ikamet yerindeki il valiliğine durum öncelikle telefonla,bilahare yazıyla bildirilecektir.Şehidin ailesine şehadet haberi vali veya görevlendireceği vali yardımcısı/kaymakam başkanlığında teşkil edilerek heyet tarafından yazılı ve görsel basın olmaksızın usulüne göre ve zaman mefhumu gözetilmeksizin ivedilikle yapılacaktır.Birden fazla yerde şehadet haberi verilecekse eş zamanlı yapılmasına dikkat edilecektir.
4.Şehitliğe defin kararı alındıktan sonra bu kararın örneği,ivedilikle defin yeri valiliğine ve kişinin ilgili olduğu birime gönderilecek,bir örneği ise olay yeri valiliğinde muhafaza edilecektir.
5. Defin yeri valiliğince,hakkında defin kararı verilen kişinin yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan yakınlarından, hangi şehitliğe yada mezarlığa defin yapılmasının talep edileceği ne dair yazılı beyanı alınacak ve olay yeri valiliğine bildirilecektir.
6.Şehitliğe defin edilecek kişinin yakınlarının tören alanına definin yapılacağı şehitliğe/mezarlığa ulaşımları ,defin giderleri definden sonra taziye tahsisi,dini vecibeler ve yöresel geleneklere göre yapılacak taziye giderleri,defin yeri valiliğince koordine edilecek ve vali tarafından uygun görülen birim tarafından karşılanacaktır.
7.Definden sonra şehitliğe defnedilecek veya beyan üzerine mezarlığa defin edilecek kişinin mezar yapımı, yönetmeliğe uygun olarak en kısa zamanda yerine getirilerek şehidin ilgili olduğu kuruma bildirilecektir.
Sonuç
Ülkemizde mezarlıklar Osmanlı’dan bu yana yönetimi ve korunması konusunda hassasiyet gösterilen mekânlar arasında yer almıştır.Hatta sadece mezarlıklar değil eski devirlere ait mezar taşları dahi korunması gerekli kültür varlıkları arasında sayılmıştır. Bu kadar önem atfedilen bu kutsal mekânlar ülkemizde yasal ve idari metinlerle korunma altına alınmıştır. Yahya Kemal, ne zaman memleketin nüfusundan söz edilse ölüleri de hesaba katmak gerektiğini söylermiş. Haklıdır.Her mezar, bu toprağa basılmış bir mühür ve tarihe düşülmüş bir not olarak görülmelidir. “Şahide”ler, sadece mezarda yatanın kimliğine değil, bir medeniyete, bir var oluşa da şahitlik eder. Bu bakımdan mezarlıkları yok etmek, nüfus kayıtlarını silmek gibidir.

Geleneksel toplumda mezarlık alanları şehir dışına, hayatın dışına taşınmamış, devamlı göz önünde olan yerlere yapılmıştır. (Göka,2001,s.95)Bir anlamda insanlar ölüleri ile birlikte yaşamış, bundan da huzur duymuşlardır. Bu sayede, devam edip giden hayatta fâniliklerini hiçbir zaman unutmamış, devamlı iyilik ve güzellik peşinde olmuşlardır. Modern toplumlarda ekonomik gerekçelerle veya şehir planlamasından dolayı mezarlılar yaşanan bölgelerden uzaklaştırılarak ölüm hayattan dışlanmaktadır.(Karaca,2000, s.505) Bu gün şehir mezarlığı; mezarlık da şehri unuttu, birbirlerine yabancılaştılar!Artık ölülere de tahammül edilemiyor, bir an önce şehri terketmesi için alelacele şehrin dışındaki ruhsuz mezarlıklara atılıyor. “Bu modern/asri mezarlar eskileri kadar sanatlı, zarif, güzel değildi. Osmanlı atalarımız kabristanlara, mezarlara bile hüzünlü bir sanat verebilmişlerdir. Yenilerde –ne yazık ki-bu yok.”

KAYNAKÇA

BERK, Süleyman, (2006), Zamanı Aşan Taşlar Zeytinburnu’nun Tarihi Mezar Taşları, İstanbul: Zeytinburnu Belediyesi Yayınları.
BEYATLI, Yahya Kemal. Kendi Gök Kubbemiz, İstanbul, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Yayınları, 1988, 166 s.

BÜYÜKYILDIZ,Fatih, Hadislerde Şehitlik Kavramı, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Atatürk Üniversitesi Sosyal  Bilimler Enstitüsü, Temel İslami Bilimler Ana Bilim Dalı, Erzurum 2010, s. 5.

CAN, Ali (2015), “Kuran ve Yeni Ahit’e Göre Şehitlik”, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 37.
ÇELİK,M.Lamih,(2010) Mezarlık Mevzuatı,Türkiye Belediyeler Birliği Yayını,Ankara.

DÖNMEZ,Cengiz ,I. Dünya Savaşıyla İlgili Yurt Dışındaki Türk Şehitlikleri,Akademik Bakış Cilt 7 Sayı 14 Yaz 2014 s.137-162 (s.160)

GÖKA,Erol ,Ölme: Ölümün ve Geride Kalanların Psikolojisi,Timaş yayınları,İstanbul 20019 s.95
KARACA,Faruk,ölüm psikolojisi,Beyan yayınları, İstanbul 2000 s.101
KESKİN,Yusuf Ziya (2006) Şanlıurfa Halk kültüründe Ölüm,Harran üniversitesi ilahiyat faültesi dergidi cilt XI ,sayı 13 s.7-41
SEVİM,Nidayi,(2010) Medeniyetimizin sessiz tanıkları,kitadostu yayınları,İstanbul
TAŞ, Necati Tayyar , “Gazilik ve Şehitlik”, Türk Yurdu, Mart 1994, c. XIV, sayı: 79, s. 58

YARAN, Rahmi. (2012), “Şehitlik ve İlgili Fıkhî Hükümler”, M.Ü. İlâhiyat Fakültesi Dergisi, 42 (2012/1), s. 211-220.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Şehrin Sessiz Tanıkları; Şehitlikler" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.M.Lamih Çelik'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
27-06-2021 - 20:02
(114 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 2 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 2 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
576
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 gün 2 saat 21 dakika 33 saniye önce.
* Ortalama Günde 5,01 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 14837, Kelime Sayısı : 1926, Boyut : 14,49 Kb.
* 2 kez yazdırıldı.
* 2 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2169
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03343201 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.