Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Torba Yasa İle Kamu İdarelerine Getirilen İş Müfettişinin Muvazaa Tespitine Karşı İtiraz Etme Mecburiyeti

Yazan : Av.M.Lamih Çelik [Yazarla İletişim]

Yazarın Notu
• Torba Yasa ile Kamu İdarelerine Getirilen İş Müfettişinin Muvazaa Tespitine Karşı İtiraz Etme Mecburiyeti - Legal İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi Cilt: 11, S: 43 Yıl: (2014) s. 45-57

TORBA YASA İLE KAMU İDARELERİNE GETİRİLEN
İŞ MÜFETTİŞİNİN MUVAZAA TESPİTİNE KARŞI İTİRAZ ETME MECBURİYETİ

Av.M.Lamih ÇELİK
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanı


• Torba Yasa ile Kamu İdarelerine Getirilen İş Müfettişinin Muvazaa Tespitine Karşı İtiraz Etme Mecburiyeti - Legal İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi Cilt: 11, S: 43 Yıl: (2014) s. 45-57



Özet: 6552 sayılı (Torba) yasasının ilk maddesinde yer alan iş müfettişinin muvazaa tespit raporu ve buna karşı kamu idarelerine getirilen itiraz etme mecburiyeti ele alınmıştır.

Anahtar kelimeler:İş müfettişi,muvazaa,itiraz,taşeron,alt işveren,asıl işveren,kamu idaresi


Giriş

Bilindiği gibi, 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun 11/9/2014 tarihli ve 29116 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu yasa kapsamında, kamu borçlarının büyük bir kısmında, belirli şartlarla, yeniden yapılandırılmaya gidilmiştir. Bununla birlikte iş mevzuatında önemli değişiklikler getirilmiştir. Bu çalışmamızda torba yasanın ilk maddesinde yer alan “İş Müfettişinin Muvazaa Tespitine Karşı İtiraz Etme Mecburiyeti” düzenlemesini ele alacağız.

“Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin tanımı 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin yedinci fıkrasında yapılmıştır. Buna göre, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.” İşyerinde alt işverene iş verilmesi, çalışma hayatının gereksinimlerinden kaynaklanan ve hukuki dayanakları bulunan bir ilişkidir. Bu ilişkide özellikle alt işveren işçilerinin bireysel ve kolektif haklarının korunması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle işçi-işveren ilişkilerini düzenleyen temel kanun niteliğindeki 4857 sayılı Kanun’da alt işveren işçilerinin çalıştırılmalarıyla ilgili ciddi önlemler getirilmiştir. Bu önlemlerden biri de asıl işveren-alt işveren ilişkisinin amacına aykırı olarak kullanılmasını hedefleyen muvazaanın önlenmesidir. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin sekizinci fıkrasında “Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.” denilerek, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayanılarak kurulması yasaklanmıştır

Alt işverenlik sözleşmelerinin muvazaalı olarak yapılmasını önlemek amacıyla 5763 sayılı “İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un 1 inci maddesiyle, İş Kanunu’nun 3 maddesinde değişikliğe gidilerek düzenleme getirilmiş ve bu maddenin son fıkrası uyarınca Alt İşverenlik Yönetmeliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılmıştır. 5763 sayılı Kanun ile İş Kanunu’nun 3.maddesinin 2.fıkrasında yapılan değişiklik, hükmü; “Bu Kanun’un 2’nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Rapora altı iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.” düzenlemesini içermekteydi. Torba yasa ile “MADDE 1- 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “altı iş günü” ibareleri “otuz iş günü” şeklinde, aynı fıkranın beşinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur.” Düzenlemesi yapılmıştır.

Bu düzenleme ile iş müfettişlerine asıl işveren alt işveren ilişkisinde muvazaa olup olmadığını tespit yetkisi tanınmıştır. Düzenleme; taraflar arasındaki “alt işverenlik sözleşmesi ’nin “yazılı” yapılmasını ve alt işverenin “asıl işverenden aldığı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte” bildirim yapmak üzere bölge müdürlüğüne başvurmasını, alt işverenin Bölge Müdürlüğüne tescil için müracaat etmesi sonucu, Bölge Müdürlüğünce başvuru belgelerinin gerektiğinde iş müfettişine incelettirilmesi ve muvazaalı bir durumun tespiti halinde tescilin iptal edilmesini öngörmektedir”.

İş müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda, alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğu tespit edilirse, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir.İşverenler, kendilerine tebliğ edilen iş müfettişi raporuna, otuz iş günü içinde yetkili iş mahkemesinde itiraz edebilirler. İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur. Rapora otuz işgünü içinde itiraz edilmezse veya mahkemenin muvazaanın tespitini Yargıtay onarsa, işyeri tescil işlemi bölge müdürlüğünce iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır. Muvazaalı şekilde kurulan alt işverenlik ilişkisinin iş sözleşmelerine en önemli etkisi, işçilerin başlangıçtan itibaren asıl işveren işçisi sayılarak işlem görmeleridir. Bu diğer ifadeyle muvazaalı asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulduğu işyerinde iş sözleşmelerinin tarafı görünürdeki alt işveren değil, asıl işverendir. Her iki maddedeki “ başlangıçtan itibaren “ ifadesi, asıl işveren işyerinde alınan işle ilgili taşeronluk sözleşmesinin hüküm sonuç doğurduğu ve işçinin bu sözleşme kapsamında çalışmaya başladığı tarihi ifade etmektedir.


1. İŞ MÜFETTİŞİ RAPORUNA KARŞI İTİRAZ

Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini istemedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı İş kanununda bir muvazaa tanımı yapılmamakla birlikte, madde 2 ve madde 3/II’de muvazaaya ilişkin bir takım bilgilere yer verilmiştir. 2008 yılında çıkarılan Alt İşverenlik Yönetmeliği ile muvazaa halleri netleştirilmeye çalışılmıştır. Yönetmeliğin madde 3/g fıkrasında ise
muvazaa olarak kabul edilen sözleşmeler şu şekilde sıralanmıştır:
İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesini,
 Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisini,
 Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini,
 Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri içeren sözleşmeler muvazaalı kabul edilmiştir.

Üçüncü kişileri aldatma amacı söz konusudur ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir.İtiraz davası açan işveren/işverenler, bu davada, iş müfettişinin raporunda varılan sonucun aksine, alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olmadığının tespitini talep edeceklerdir.

Davaya konu ve alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayandığını tespit eden iş müfettişliği raporunun hukuka aykırı olduğu, alt işverenlik sözleşmesini inkâr eden tespitlerinin herhangi bir sonuç doğurmayacağı ve dolayısıyla işverenler arasındaki söz konusu sözleşmeye dayalı hukuki ilişkinin geçerli, mevcut olduğunun tespiti amaçlanmaktadır. Davanın kabulüyle işverenler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanmadığı, alt işverenlik ilişkisinin mevcut olduğu; reddedilmesi halinde ilişkinin muvazaalı olduğu kesin hükümle tespit edilmektedir.

1.1. Dava Açma Süresi:

İş Kanunu’nun 3. maddesinin 2 fıkra uyarınca dava açma süresi, altı iş günü iken torba yasa ile bu süre 30 iş gününe çıkarılmıştır. Bu süre hak düşürücü süre olup gerekçeli raporun tebliğinden itibaren başlar. Tebligat, hem asıl işverene hem alt işverene yapılacağından, süre, her bir işveren bakımından kendisine yapılan tebligatla başlayacaktır.


1.2.Görev ve Yetki

İş Kanununun 3. maddesinin 2. fıkra 4 cümlesine göre görevli mahkeme iş mahkemesidir. İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5.maddesine göre iş mahkemelerinde açılacak her davaya davalının ikametgâhı mahkemesinde bırakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bırakılabilir. Davalı Bakanlık olduğuna göre 5.maddede tekrarlanan genel yetki kuralı uyarınca Ankara İş Mahkemesi yetkilidir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bazı illerde Bölge Müdürlüğü gibi taşra teşkilatı ve İş Teftiş Grup Başkanlığı bulunmasından hareketle HMK 14.maddesindeki yetki kuralı uygulanabilir. Gerçek ya da tüzel kişinin çeşitli yerlerde şubelerinin bulunması halinde şubenin işlemlerinden dolayı şubenin bulunduğu yerde de dava açılabilmektedir.

1.3. Davanın Tarafları

İş Teftiş Kurulu Başkanlığı bünyesinde görev yapan iş müfettişleri, Bakanlık denetleme birimleri olduğundan davada husumetin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yöneltilmesi gerekmektedir.

İş Kanunu’nda açıkça gösterildiği üzere, sözleşmenin tarafı işverenlere dava hakkı tanınmış olup, davacı tarafta işverenler ya da işveren yer alacaktır.

Alt İşveren bir adi ortaklık ise, ya da o ihale dönemi için müşterek iş ortaklığı kurulmuş ise, bunlar arasındaki ilişki de hukuki nitelikçe adi ortaklık hükümlerine tabi olduğundan, tüzel kişiliği bulunmayan adi ortaklığın dava şartlarından taraf ehliyeti bulunmamaktadır, bu nedenle davanın tüm ortaklar tarafından açılması gerekmektedir.

İşverenlerden birinin dava açmaması, diğerinin dava açmasına engel değildir. İşverenlerden birinin dava açma süresini kaçırması halinde, diğer işverenin açtığı davaya ferî müdahil olarak katılması mümkündür.

1.4. Mahkeme kararına karşı temyiz yolu

Dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. 6552 sayılı yasadan önce yerel mahkemenin kararı kesin olup karara karşı Yargıtay’a temyiz yolu kapalıydı. Bununla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi 18.10.2012 tarih ve 2012/40 Esas ve 2012/158 karar sayılı kararında , ”.4857 sayılı Kanun’un 3. maddesinin ikinci fıkrası, asıl işveren ile alt işverenin işçiler aleyhine muvazaalı işlem yapmalarına engel olmak ve muvazaalı işlem yapılmışsa, işçilerin bu işlemle yoksun bırakılan haklarını koruma altına almak amacıyla kabul edilmiştir. Bu kapsamda itiraz konusu kuralın da, bir yandan iş müfettişlerinin muvazaalı işlem tespit etmeleri üzerine düzenledikleri rapora karşı açılan itiraz davasının en kısa zamanda sonuçlandırılarak, uzayan yargılama nedeniyle işçilerin mağdur olmalarına engel olmak, diğer yandan da Yargıtay’ın iş yükünü azaltmak amacıyla kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, iş mahkemesi kararlarına karşı açılan davaların hızlandırılarak, işçilerin haklarının korunması ve mahkemelerin iş yükünün azaltılmasına yönelik kamu yararı amacıyla, temyiz yoluna gidilmesini önleyen itiraz konusu kuralın adalet duygusunu rencide eden, hak arama hürriyetini ve çalışma hakkını aşırı derecede zorlaştıran ya da ortadan kaldıran, dolayısıyla hakkın özüne dokunan bir sınırlama olmadığı açıktır.” Gerekçesiyle Yargıtay yolunun kapalı olmasını Anayasaya aykırı bulmamıştır.Ancak kanun koyucu içtihat birliğinin sağlanmasını temin etmek amacıyla Yargıtay’a temyiz yolu öngörmüştür. Ancak karar düzeltme yoluna başvurulamaz.

Yargıtay’ın kesin olarak karar vermesine yönelik düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığını 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… kesin olarak …” ibaresinin anayasa’ya aykırı bulmayan kararına istinaden rahatlıkla söyleyebiliriz. Anayasa Mahkemesi söz konusu 7.7.2011 tarih ve 2010/99 Esas ve 2011/117 karar sayılı kararında ; “Yargı denetiminde sonsuzluk söz konusu olamayacağından yasakoyucu kanun yollarını davaların özelliklerine göre düzenlemekte ve kimi kararların kesin olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, Anayasa’da tüm mahkeme kararlarının temyiz edileceğine ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Buna rağmen yasakoyucu itiraz konusu kuralla, iş sözleşmesinin feshine ilişkin davalarda mahkeme kararlarına karşı temyiz yolunu kapatmamakta, temyiz sonucunda verilen kararın kesinleşmiş olduğunu belirtmektedir. Yasakoyucu bu tür davaların görülmesinde ve sonuçlandırılmasında daha hızlı bir usul öngörmek suretiyle genel hükümlerden ayrılmakta kamu yararı görmüştür. Bu nedenle, adil yargılanma hakkını zedeleyen, adalet duygusunu rencide eden ve demokratik toplum düzeninin gerekleri ile çelişen bir yönü bulunmayan itiraz konusu kuralda, hukuk devleti ilkesine ve hak arama özgürlüğüne aykırılık bulunmamaktadır.” Görüşüne yer verilmiştir.Kanunun “kesin karar verme” ile Yargıtay Özel Daire kararının kesin olduğunu amaçladığı, bu nedenle de Dairenin bozma kararının direnmeye konu edilemeyeceğini kabul etmek gerekir. Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2004 gün ve 2004/9-510 E., 2004/557 K.; 08.12.2004 gün ve 2004/9-654 E., 2004/664 K.sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.

Dava, iş müfettişinin, alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunun tespitine karşı açıldığına göre, davacı işveren (birlikte dava açılmışsa, işverenler), dava dilekçesinde iş müfettişinin tespit ettiğinin aksine, alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olmadığının tespitini isteyecektir. Yani bu dava, hukukî niteliği itibariyle bir menfi tespit davasıdır. Davalı Bakanlık ise, ortada bir muvazaalı alt işverenlik ilişkisinin bulunduğu iddiasını sürdürecektir.

1.5. Kararın doğuracağı sonuçlar

Davayı gören mahkemenin,raporu hazırlayan iş müfettişini mutlaka duruşmaya davet ederek dinlemesinin ve davanın taraflarının iş müfettişine soracakları soruları cevaplandırmasının temini yoluna gidilmesinin yerinde olacaktır.

Davanın kabulü halinde, alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olmadığı yargı kararı ile anlaşılmış olacaktır. Bu hüküm, hukuken bir (menfî) tespit hükmüdür. Mahkeme, iş müfettişinin raporu ile bağlı olmadığından, alt işverenlik sözleşmesinin kısmen muvazaalı olduğuna da karar verebilir. Davanın kabulü halinde ise, alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğu yargı kararı (tespit hükmü) ile anlaşılmış olacak ve buna bağlı olarak mahkeme hükmünde açıkça yer almasına gerek olmaksızın, yasa gereği, alt işverenin işyeri tescili iptal edilecek ve alt işverenin işçileri, başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılacaktır.

İtiraz davası üzerine mahkemenin verdiği karara karşı daha önce yasa yoluna (temyiz) gidilebilmesi imkânı yoktu. 6552 sayılı yasa ile yerel mahkeme kararına karşı Yargıtay’a Temyiz etme imkanı verildi. Hüküm verildiği andan ileri etkili olmayıp, alt işverenlik ilişkisinin kurulduğu tarih itibariyle geriye etkili sonuç doğurmaktadır. Tespit hükümlerinin bu özelliğinin yanı sıra İş Kanunu’nun 2. ve tekrarla 3. maddesindeki alt işveren işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem göreceklerine dair düzenleme de aynı esasın sonucudur.

Gerek hak düşürücü sürenin geçmiş olması gerekse alt işverenlik ilişkisinin incelenerek muvazaaya dayandığının tespit edilmesi halinde, davanın reddi gerekecektir. Hukuki işlemin hükümsüzlüğünü tespit eden kararlar taraflar dışında üçüncü kişiler bakımından da bağlayıcıdır.

1.6. Verilen Kararın Başka Davalarda Bağlayıcılığı

İş mahkemesinin verdiği karar, maddî anlamda kesin hüküm oluşturur. Ancak bu husus, yalnızca davanın tarafları (yani, davayı açan işveren/işverenler ve Bakanlık) ve halefleri bakımındandır. Mahkemenin verdiği (muvazaanın varlığı veya yokluğu hakkındaki) kesin hüküm, bu davanın tarafları olmayan kişiler yönünden kesin hüküm ve kesin delil oluşturmaz.

Anayasa Mahkemesi 18.10.2012 tarih ve 2012/40 Esas ve 2012/158 karar sayılı kararında , ”iş müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda muvazaalı işlemi tespit eden rapora karşı iş mahkemesine açılan itiraz davasında, işçinin yer almadığı ve delil sunma olanağından yoksun bulunduğu, böyle bir yargılama sonucunda muvazaa bulunmadığına yönelik mahkeme kararının kesin olduğunun kabul edilmesinin işverene kanuna aykırı uygulama yapması için adeta ruhsat vermek anlamına geldiği ileri sürülmüş ise de 4857 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren 3. maddesinin ikinci fıkrası, işçilerin lehine kabul edilmiş olup, haklarının ihlal edildiğini düşünen işçilerin muvazaanın tespiti ya da başkaca nedenlerle bağımsız olarak dava açmalarına ya da iş müfettişlerinin raporuna karşı işverenler tarafından açılan itiraz davasına müdahil olarak katılma talebinde bulunmalarına engel teşkil etmemektedir.”tespitine yer vermiştir.

1.7. Rapora itiraz etmeyen kamu personeline uygulanacak yaptırım

6552 sayılı yasanın 11.maddesine göre: “4857 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen itiraz veya diğer kanun yollarına başvurmayan kişilere ise her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dâhil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.”

1.8.Muvazaa tespit raporunun kesinleşmesi halinde uygulanacak yaptırım

4857 sayılı İş kanunun 98.maddesine göre, Asıl işveren ile alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı tespiti halinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri tarafından 2014 yılı için hem asıl işverene hem de alt işverene ayrı ayrı 15 bin 226 TL idari para cezası uygulanacak olup, bu para cezası kesinleştikten sonra bu ilişkinin devam etmesi halinde her ay için aynı miktarda cezai müeyyide uygulanacaktır. İdari para cezasını gerektiren husus, muvazaalı alt işveren işyeri bildirimi olduğundan, alt işverenin bu bildirim yükümüne aykırı olarak anılan işyerini hiç bildirmemesi bu hüküm (İşK.98/1) bağlamında idari para cezasına tabi değildir. Çünkü, böyle bir durumda hiç bildirim yok ki onun muvazaalılığından söz edilsin. Herhangi bir bildirim yokken iş müfettişinin kendiliğinden yaptığı muvazaalı alt işverenlik tespiti veya bir sorun vesilesiyle alt işverenliğin muvazaalı olduğunun mahkemece tespiti durumunda da “muvazaalı alt işverenlik bildirimi” bulunmadığından, İşK.98/1 uyarınca idari para cezası gündeme gelmez. Çünkü İşK.98/1’in ilk cümlesi yasanın 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki işyeri bildirme yükümlülüğüne aykırı davranan işvereni veya vekiline idari para cezası öngörmektedir.Bu para cezasına itiraz mercii iş mahkemeleridir.( Uyuşmazlık Mahkemesi kararı E: 2011/237 K: 2012/100 T: 21.5.2012)

Sonuç

İş müfettişliğinin muvazaayı tespit ettiği rapora karşı 30 işgünü içinde dava açılmazsa işlemin muvazaalı niteliği kesinleşecektir. Böyle bir hukuki sonuçla karşı karşıya kalmamak için dava açmak işverenlere düşmektedir.6552 sayılı yasa ile kamu idarelerine itiraz etme mecburiyeti getirilmiştir. Ayrıca bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kamu görevlilerine idari para cezası verilmesi öngörülmüştür. Kamu kurum ve kuruluşlarından ihale alan alt işverenlerin işçi haklarını kısıtlaması durumunda belirli bir süre ihalelere girmesinin men edilmesi ayrı bir seçenek olarak değerlendirilebilir.



KAYNAKÇA

1-Akyiğit,Ercan,Alt İşverenlik İlişkisinde İdari para Cezasından Sorumluluk (http://www.tuhis.org.tr/upload/dergi/1349334820.pdf)
2-Ahmet TOZLU & Mehmet Tarık ERASLAN Türkiye’de Alt İşverenlik Uygulaması
Sayıştay Dergisi • Sayı:84/ Ocak-Mart 2012 (http://sayistay.gov.tr/dergi/icerik/der84m3.pdf)
3–CENTEL, Prof. Dr. Tankut – MESS SİCİL İş Hukuku Dergisi – “Alt İşveren Düzenlemelerine Eleştirel Bir Yaklaşım” Aralık 2008 Sayı 12
4 – YILMAZ, Prof. Dr. Ejder- Çimento İşveren Dergisi “Alt İşverenlik İlişkisinin Muvazaalı Olduğunu Tespit Eden İş Müfettişi Raporuna Göre Karşı İtiraz Davası”
5- ÜRCAN, Gülümden – LEGAL İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi – “Muvazaalı Alt İşverenlik İlişkisinin Tespiti Ve Usul Hukuku Açısından Gösterdiği Bazı Özellikler “2008 Yılı Sayı 19.
6- ZÖHRE, Nuran ,Çağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü “İş Müfettişinin Muvazaa Tespitine Karşı Başvurulabilecek Yargı Yolu”(yayımlanmamış yüksek lisans tezi)Adana – 2009
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Torba Yasa İle Kamu İdarelerine Getirilen İş Müfettişinin Muvazaa Tespitine Karşı İtiraz Etme Mecburiyeti" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.M.Lamih Çelik'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
27-03-2021 - 23:00
(48 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 1 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 1 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
303
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 11 saat 1 dakika 46 saniye önce.
* Ortalama Günde 6,31 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 21319, Kelime Sayısı : 2632, Boyut : 20,82 Kb.
* 1 kez yazdırıldı.
* 1 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2152
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,04732203 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.