Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 96.186
Mesajlar : 515.779
Üye : 47.670
Makale : 1.754
Şerh : 13833

Şu anda sitemizi 826 ziyaretçimiz (1 üye, 825 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar

İnfaz Hakkında
Dün, fadimugrlu




Tanık Dinletilmesine Muvafakat
11-06-2021, Av.m.elif

Uyap Üzerinden Ses Kaydı
11-06-2021, Hope_Smile





Tapu İptal Ve Tescil Davası Asli Müdahale
10-06-2021, taşralıavukat

Koruma Kararı
09-06-2021, Avukat2516

Bina Yönetim Hizmeti Nasıl Verilir
09-06-2021, Turkuazqq





Kaza Tespit Tutanağı Paradoksu.
08-06-2021, Av.Burak Polat


Üye İlanları
Çorlu / Fiili Haciz
09-06-2021, sorhan



Çanakkale'de Meslektaş Arayişimiz
23-05-2021, Av. Koray ÖZDOĞAN



» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davacının ödeme iddiası hakkında beyanı alınmış olup, davacı duruşmada alınan beyanında “Yargıtay bozma ilamında bildirilen, davalı banka tarafından yapıldığı belirlenen ödemeler benim hesabıma geçmiştir” diyerek ödeme iddiasını kabul etmiştir. İtibar edilen bilirkişi raporunda ise davalı tarafından ileri sürülen ödeme iddiasından daha az alacak tespit edilmiş ve davacının bu durumda yıllık izin alacağının bulunmadığı belirtilmiştir. Hal böyle o...
(Şerh No: 17082 - Ekleyen: Stj.Av.Elif ŞENSES - Tarih : 02-06-2021 15:35)
Muris muvaazasına dayalı iddiaların asılsız olduğu açıktır. Hal böyle olunca, HMK'nın 190. ve TMK'nın 6.maddeleri gereğince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 17081 - Ekleyen: Stj.Av.Elif ŞENSES - Tarih : 02-06-2021 15:25)
4721 s. Tmk'nın 713/3 m. gereğince, tescil davalarında Hazine'nin yanında ilgili kamu tüzel kişiliğine de husumet yöneltilmesi zorunludur. Bu nedenle taşınmazın sınırları içinde bulunduğu Balıkesir ilinde Büyükşehir Belediyesi kurulması nedeniyle tescil davalarında yasal hasım sıfatını kazanan Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı'nın da davada taraf olması gerekir. Bu şekilde taraf teşkili sağlanmamış, dava şartları oluşmamıştır. Bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi isabetsiz olup,...
(Şerh No: 17079 - Ekleyen: Stj.Av.Elif ŞENSES - Tarih : 28-05-2021 23:06)
Ölüm ile vekilin vekalet görevi son bulmuş olduğundan vekile yapılan tebligat usulsüz olup davalı ____'in mirasçılarının tespiti gerekirken, bunun için ilamın usulüne uygun şekilde mirasçılara tebliğ edildikten sonra karar düzeltme süresinin beklenilmesi, karar düzeltme talebinde bulunulması halinde ise karar düzeltme incelemesi yapılmak üzere iadesi için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
(Şerh No: 17080 - Ekleyen: Stj.Av.Elif ŞENSES - Tarih : 28-05-2021 23:00)
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı kadın yararına hükmolunan yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 17078 - Ekleyen: Stj.Av.Elif ŞENSES - Tarih : 25-05-2021 19:55)
Dava belirsiz alacak davası olarak açılmışsa da alacağının miktarının belirlenebilir olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu karar Yargıtay 11.Hukuk Dairesince de onanmıştır.
(Şerh No: 17077 - Ekleyen: Stj.Av.Elif ŞENSES - Tarih : 24-05-2021 19:33)
Bankanın avukata genel vekaletnameye istinaden bilgi/belge vermeyip, özel vekaletname istemesi banka görevlisi açısından görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur.
(Şerh No: 17076 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 12-05-2021 14:27)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bu kararında bedelsiz senedi kullanma suçunun ispatının tıpkı Hukuk Muhakemesi Kanunu 200-201.maddede öngörüldüğü gibi ancak senetle mümkün olabileceğine karar vermiştir. Yüksek mahkemeye göre, hukuk muhakemesi ile ceza muhakemesi arasında aynı konuda farklı usul kurallarının uygulanması bir çelişkidir ve delil serbestisi ilkesini kabul eden ceza muhakemesinde fail, tanık beyanlarıyla mahkum olurken diğer yandan hukuk muhakemesinde senede karşı tanık dinlenilmesi yasa...
(Şerh No: 17075 - Ekleyen: Av.Mustafa Kağan ÖZTÜRK - Tarih : 12-05-2021 08:45)
Yargıtay, 18. CD bu kararında göçmen kişilerin göçmen kaçakçılığı suçunun mağduru değil, suçun konusunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Bu nedenle bu suç tipinde göçmen kişileri suçun mağduru olarak kabul etmeyen Yargıtay ilgili ceza dairesi zincirleme suç hükümlerinin(TCK 43) göçmen kaçakçılığı suçunda uygulanmasına yer olmadığına karar vermiştir.
(Şerh No: 17074 - Ekleyen: Av.Mustafa Kağan ÖZTÜRK - Tarih : 06-05-2021 16:31)
Yargıtay ilgili Ceza Dairesi; sanık tarafından habersiz olarak alınan ses kaydının boşanma davasında kullanılmasında hukuka aykırı bir amaç bulunmadığından bahisle suç teşkil etmediğini belirtmiştir. Ancak söz konusu kayıtların eş ve aile yaşantısına ilişkin özel bilgiler içeriyor olmaları dolayısıyla aile bireyleri ile ilgili olmayan "üçüncü şahıslarla" paylaşılmasını TCK 134/2. Madde ve fıkrası kapsamında suç kabul etmiştir.
(Şerh No: 17073 - Ekleyen: Stj.Av.Furkan KONAK - Tarih : 28-04-2021 15:43)
Daha önce verilen tedbir nafakalarının boşanma kararının kesinleşmesinden sonra yoksulluk ve iştirak nafakasına dönüşmesi halinde, nafaka hükümlerine uymamak suçundan sanığın cezalandırılabilmesi için, kesinleşen kararın "ayrıca takibe konulması veya aynı dosya üzerinden yeni talep açılarak buna ilişkin icra emrinin tebliği"nin yapılması gerekir.
(Şerh No: 17072 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-04-2021 16:43)
Mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
(Şerh No: 17071 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-03-2021 20:31)
MURİS MUVAZAASINA DAYALI TAZMİNAT İSTEMLİ DAVANIN BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLARAK AÇILMASI HMK.107'E UYGUNDUR. Somut olayda, davacı taraf, dava dilekçesinde, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK) 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olduğunu belirtmek suretiyle eldeki davayı açmıştır. Dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin mahkemece yapılacak keşif sonucu alınacak bilirkişi raporuna bağlı olmakla dava değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafından belirlenmesi müm...
(Şerh No: 17070 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-03-2021 17:15)
RÜCU-FAİZ BAŞLANGICI Rucü hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hale gelmektedir. Keza ödeyenin mal varlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır. Bu durumda, daval...
(Şerh No: 17048 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 12-03-2021 16:04)
Ayıp oranında satış bedelinden indirim istendiğinde tazminat miktarı nisbi yönteme göre hesaplanır.
(Şerh No: 17069 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 09-03-2021 14:35)

Gündem Konumuz : Kurumlarca Yapılacak Karşı Vekalet Ücreti Ödemelerinde Serbest Meslek Makbuzu Meselesi
Konuyu Açan Üyemiz : Av. Fırat BİLBAY

Evet değerli meslektaşlar.

Bildiğiniz üzere, bu mesele yılların meselesidir. Karşı vekalet ücretinin kime ait olduğu, ödeme yükümlüsünün kim olduğu, ödemenin kime fatura (serbest meslek makbuzu) edileceği, stopaj (gelir vergisi) tevkifatı yapılıp yapılmayacağı, eğer tevkifat yapılacaksa kim tarafından nasıl yapılacağı, ve sair tüm hususlara ilişkin usul ve esaslar yıllardan beri tartışılmakta, bu tartışmalara net, nihai ve tatmin edici yanıtlar verilememektedir.

Son kertede, 05/12/2019 tarihli 7194 sayılı Yasa ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesine eklenen fıkrada: “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” hükmü ihdas edilmiştir.
Burada benim ele almak ve masaya yatırmak istediğim konu, idarelerce yapılacak ödemelerde izlenecek usullerdir. Bilindiği üzere bazı kanunlarda (İYUK madde 28, 5502 SK madde 36) mahkemece hükmolunan asıl alacak, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin ödenmesi için idareye yazılı müracaat zorunluluğu öngörülmüştür. Ne var ki, bu müracaata serbest meslek makbuzunun eklenmesinin bir zorunluluk olup olmadığı hususu bir türlü netleşmemektedir. Örneğin 5502 Sayılı Kanun’un 36. maddesinde ödemenin, “…alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına” yapılacağı belirtilmektedir. Burada kastedilen makbuz ve belgeler ne olabilir? Bilhassa ortada bir ilam varken ne gibi bir belgeye ihtiyaç duyulmaktadır? Dikkat edilirse “alacaklı veya vekili” denmekte, dolayısıyla alacaklının müracaat hakkı olduğu da yadsınmamaktadır. Alacaklı asilin serbest meslek makbuzu kesme zorunluluğu olmayacağına göre, üstelik mahkeme ilamında hem asıl alacağın hem de vekalet ücretlerinin asil lehine hükmolunduğu bilindiğine göre bu kanun lafzındaki makbuz nedir? Eğer bahsolunan serbest meslek makbuzu ise bundan çıkan doğal sonuç vekile yapılacak ödemelerde aranacağı, asile yapılacak ödemelerde ise aranmayacağı mıdır? Bu noktada tevkifat sorumluluğu da aşılarak kuruma vergi denetmenliği mi yaptırılmak istenmektedir?

Tüm bu sorular yanıtsızdır. Ne var ki, yasa metinlerinde bu sorulara açıklama getirebilecek mantıki bazı çıkarımlar vardır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 97/2 maddesi: “94 üncü maddede yazılı ödemelerden yapılan vergi tevkifatı, vergi kesenin kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterilir.” demektedir. Demek ki tevkifat bir yere kaçmamaktadır. Üstelik, tevkifat yükümlülüğü söz konusu olduğunda idare tüzel kişisi ile diğer özel/tüzel kişiler arasında bir fark bulunmamaktadır. Yasa, “tevkifat yükümlüsü” olarak genellemektedir. Kendisine karşı ilam vekalet ücreti yönünden icra takibi yapılan bir şirket, avukata, “hani nerede senin serbest meslek makbuzun, eğer yoksa ödemiyorum” dediğinde kapısında icra memurlarını görecektir. Zira serbest meslek makbuzu kesilmesi/tebliği temerrüt veya ödeme için şart değildir. Öyleyse, idare ile özel şirket arasında “serbest meslek makbuzu aramak” konusunda yasa herhangi bir ayrım da yapmadığına göre, idarenin de avukata “serbest meslek makbuzu olmadan ödeme yapmıyorum” deme hakkı bulunmayacaktır. Haczedilmezlik keyfiyeti ayrı, mütemerrit olma meselesi ayıdır. İdare, ortada makbuz olmasa dahi tevkifatı gereken ücretten tevkifatını yapacak, kayıtlarına işleyecek, makbuz işini de avukat ve bağlı bulunduğu vergi dairesi düşünecektir. Karşılıklı iyi niyet elbette ön plandadır. Bir avukatın serbest meslek makbuzunu keşide etmesi ve karşılığında hızlıca ödeme alması, icra dairelerine ve başkaca kırtasiyeye gerek duyulmaması elbette güzeldir. Ne var ki, muktezalar, tebliğler ve genel normlar ışığında mesele çözülecekse doğrusu açıkladığım gibidir. Aslında bunu bu kadar uzun uzadıya anlatmak lüzumu dahi yoktu. Zira Yargıtay 12. H.D. 2018/6351 E. 2019/4901 K. Sayılı ilamında “….İhtilaf, icra takibine geçilmeden önce yazılı başvuru dışında ayrıca alacaklı vekilinin ilama konu alacağın ödenmesi için serbest meslek makbuzu ibraz etmesinin zorunluluk olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, 2577 Sayılı Kanun'un 28. maddesinde özel bir düzenleme bulunmadığından, ilamın takibe konulması için anılan makbuzun ibrazına ilişkin sürecin beklenmesine gerek yoktur.” diyerek en azından İYUK 28. maddesi özelinde meseleyi çözmüştür.

Peki ben tüm bunları neden anlattım? Bugün başımıza gelen hadise yüzünden… Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı kazanmış olduğumuz vekalet ücreti için kurumdan “KEP” üzerinden talepte bulundum. Bizi nezaketle aradılar ve serbest meslek makbuzu keşide etmemizi istediler. "Hay hay" dedik. Makbuzu kesip kargoyla gönderdik. Son dönemde yaşanan salgın ve önlemler nazara alındığında 1 ayı aşkın süredir ödemenin gelmemesini de makul karşıladık.

Bu meyanda, son 10 yıl içerisinde herhangi bir SGK prim ödemesini 1 gün dahi geciktirmemiş olduğumuzu, hiçbir zaman vergi/prim affı, borç yapılandırması, erteleme, silme vs gibi ikramlardan istifade etmediğimizi özellikle belirtiyor, devletin günümüze değin vergi ve prim alacaklarını toplama konusundaki politikası nazara alınarak, devlete olan borcuna sadık mükelleflerin ne yerine koymuş olduğuyla ilgili genel tartışmaları da takdirlerinize bırakıyorum.

Hal böyleyken “covid19” salgınının ekonomik etkileri ile mücadele önlemleri kapsamında “İLK KEZ” -üstüne basarak söylüyorum “ilk kez”- SGK prim ödemelerini geciktirdik. Kaldı ki bu bir gecikme değil, devletin yükümlülere tanıdığı bir hakkın istimalidir. Ödemelerin vadesi 2020 Kasım ayına ötelenmiştir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bugüne dek her ödemeyi günü gününe, hatta gününden önce yapmak mükellef olarak bize hiçbir fayda sağlamadığından “yahu bari bu sefer vadesi gelmemiş ödemeyi de yapmayalım, vadesini bekleyelim” dedik.

Öykünün kalanını muhtemelen tahmin etmişsinizdir. Bugün SGK’yı arayarak ödemeyi hatırlattık ve akıbetini sorduk. Anlaşıldı ki SGK, Vadesi KASIM 2020 olan SGK prim borçlarından alacağımız vekalet ücretini mahsup etmiş, üstelik, mahsup miktarları ile ilgili kayıtları (telefon görüşmesinden sonra kurumun şubesine giderek yetkililerle yüz yüze yaptığım görüşmede) yazılı olarak vermekten de imtina etmiştir. Şimdi öncelikle bu noktada SGK çalışanlarını tenzih ederim. Hiçbir görevli bana nezaketsiz davranmamış, her biri ellerinden geldiğince yardım sağlama gayreti içerisinde olmuştur. Ne var ki, bizlere söylenene göre “SİSTEM” bir alacak gördüğü takdirde vadesi gelmiş olsun olmasın ödemeyi her halükarda mahsup etmektedir. Sistem’dir, hikmetinden sual olunmaz. İşin daha kötü tarafı, SGK kayıtlarında prim borçları mahsup edilmiş gözüktüğü (mali müşavir de doğrulamıştır) halde, banka kayıtlarında hala prim borcu tam olarak gözükmekte, dolayısıyla vekalet ücreti alacağımız “şimdilik” havaya uçmuş vaziyette, yani askıda hükümsüz kalmaktadır.

Gelelim öykünün ana fikrine: bizler avukat olarak yasal zorunluluğu yerine getirip kuruma talepte bulunduktan (ve 30 gün süre tanıdıktan) sonra alacağımız için icra takibine geçmeyerek ne kaybediyoruz? Öncelikle icra vekalet ücretimizi, akabinde telefonlarda fatura kestin/kesmedin parayı gönderdin/göndermedin diyaloglarından kurtulma lüksünü, saydamlık sağlamayı, nerede ne kadar para yattığını görüp, borcu alacağı hesaplayabilme imkanını… Hatta şöyle bir varsayımda bulunalım.. Somut hadisede olduğu gibi henüz vadesi gelmemiş değil, daha da vahimi, daha önce yapmış olduğunuz bir ödeme “sistem” tarafından görülmemiş ve “sistem” sizi borçlu kabul etmişse bu “aslında borçlu olmadığınız” borçtan ötürü sizinle mahsuplaşacak. Dolayısıyla mükerreren ödeme yapmış olacaksınız. Kurum görevlileri şifahen hakkınızı teslim edecek ama yasal prosedürleri takip etmeniz ve kurum içi hiyerarşiyle meseleyi çözmeniz gerekecek, böylece haklı olduğunuzu ispatlayana kadar idare mahkemelerinde gezecek ya da en iyi ihtimalle kurum kapılarında onlarca görüşme ve yazışma yapmak mecburiyetinde bırakılacaksınız.

Öykünün ana fikri dedim ama, buradaki ana fikri ve yapılacak çıkarsamayı siz değerli meslektaşlarımın öznel değerlendirmelerine bırakıyorum. Bu aklımdakileri sizlere anlatmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Okuyanlara ayırdıkları vakitleri için teşekkür ederim.

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Av.Ayşe Dimdik - 11-06-2021
Nezih Sütçü - 24-05-2021
Ali Mert Karakılçık - 12-05-2021
Ali Mert Karakılçık - 12-05-2021
Ali Mert Karakılçık - 12-05-2021
Ali Mert Karakılçık - 12-05-2021
Ali Mert Karakılçık - 12-05-2021
Ali Mert Karakılçık - 12-05-2021
Ali Mert Karakılçık - 12-05-2021
Ali Mert Karakılçık - 12-05-2021
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
Şehir dışı duruşmalara online katılma imkanı:
Fırsat eşitliği sağlar. - 44,10%
157 Oylar
Büyük hukuk büroları lehine avantaj sağlar. - 55,90%
199 Oylar
Toplam Oy: 356
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz
Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
Araç Değer Kaybı Talebi Nasıl Yapılır? - guney1988
Merhabalar Müvekkil Şirkete ait araçla kazaya karışan şahıs eksper raporu sonrasında %100 kusurlu bulunmuştur. Bunun üzerine değer kaybı talebiyle karşı taraf sigortasına başvurduk ve tarafımıza cüzi bir ödeme yapıldı. Yapılan ödemeye oranla araçtaki gerçek değer kaybı çok daha fazladır. Dolayısıyla bu kalan tutara ilişkin talebimiz devam etmektedir. Bildiğim kadarıyla değer kaybı hesabı için sbm den eksper atama yapılması artık zorunlu, bu aşamadan sonra tahkime mi davaya mı gitmem gerekir? Bu... [Devamı..]

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
Teknik Olarak Elektrik Hırsızlığı - EEE
Teknik Olarak Elektrik Hırsızlığı Elektrik hırsızlığı konusunda, THS’nde yazılanları incelediğimde, bu konuyla ilgili değerli hukukçuların büyük sıkıntılar yaşadığını gördüm. Çalınması (Hırsızlaması) bile belli bir teknik bilgi birikimini gerektiren bu eylem (Nitelikli Hırsızlık), bu konu hakkında uzman olmayan hukukçular tarafından yargılama konusu yapılmaktadır. Dava dosyalarına bakıldığında, Mahkeme kararına etkili olan iki belge karşımıza çıkmaktadır. 1-Kaçak / usulsüz elektrik tesbit tu... [Devamı..]

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Avukatların Home - Ofis Çalışması - Av.AAO
selamlar, sizce bir avukat bürosu(dolayısıyla vergi hariç tüm masrafları) olmadan 5-6 ay süre niyetiyle işlerini home-ofis şeklinde sürdürebilir mi? az sayıdaki müvekkil ev'e kabul edilmeksizin... yürür mü bir süreliğine, yoksa sadece moral bozukluğuna mı yol açar? görüşleriniz kıymetli, her açıdan değerlendirilebilir.
THS Sunucusu bu sayfayı 0,05934191 saniyede 22 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.