Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale İcra İflas Tasarı Eleştirisi

Yazan : Ulaş Hüseyin Telli [Yazarla İletişim]
AVUKAT

Makale Özeti
YARGI REFORMUNUN İCRA İFLAS HUKUKU VE ÇEK CEZALARINA DAİR ELEŞTİRİSİ

YARGI HİZMETLERİNİN ETKİNLEŞTİRİLMESİ AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI VE BASIN YAYIN YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARA İLİŞKİN DAVA VE CEZALARIN ERTELENMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI

İCRA İFLAS YASA TASARISI ELEŞTİRİSİ

MADDE 1- 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 1 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İcra daireleri
Madde 1- Her asliye mahkemesinin yargı çevresinde yeteri kadar icra dairesi bulunur.
Her icra dairesinde Adalet Bakanlığınca atanacak bir icra müdürü, yeteri kadar icra müdür yardımcısı, icra kâtibi ile adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları tarafından görevlendirilecek mübaşir ve hizmetli bulunur.
İcra müdür ve icra müdür yardımcıları, Adalet Bakanlığınca yaptırılacak yazılı sınav ve Adalet Bakanlığınca yapılacak sözlü sınav sonucuna göre atanırlar. İcra kâtipleri arasında Adalet Bakanlığınca yaptırılacak yazılı sınav ve Adalet Bakanlığınca yapılacak mülakat sonucuna göre de icra müdür veya icra müdür yardımcılığı kadrolarına atama yapılabilir.
İcra katipliğine ilk defa atanacaklar, kamu görevlerine ilk defa atanacaklar için yapılacak merkezi sınavda başarılı olanlar arasından Adalet Bakanlığının bu konuda yetki vereceği adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları tarafından yapılacak uygulama ve sözlü sınav sonucuna göre; unvan değişikliği suretiyle atanacaklar ise uygulama ve sözlü sınav sonucuna göre atanırlar. Unvan değişikliği suretiyle icra katipliğine atanacaklar tahsis edilen kadronun yüzde ellisini geçemez.
İcra müdür ve icra müdür yardımcıları ile icra katiplerinin, sınav, mülakat, görevlendirme, nakil, unvan değişikliği, görevde yükselme ve diğer hususları yönetmelikle düzenlenir.
İcra dairelerinde, gerektiğinde, Adalet Bakanlığınca belirlenecek esaslar çerçevesinde, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca zabıt kâtibi, mübaşir ve hizmetli görevlendirilir.
İcra müdürü, icra müdür yardımcısı veya icra katibinin herhangi bir nedenden dolayı yokluğu durumunda görev ve yetkileri, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından görevlendirilecek yazı işleri müdürü veya zabıt kâtibi tarafından yerine getirilir.
Adalet Bakanlığı, icra dairelerini bir arada bulundurmaya ve aynı icra mahkemesine bağlamaya yetkilidir.”
:
DEĞİŞİKLİĞİN 1. MADDESİ İLE İLGİLİ KARŞIT GÖRÜŞ BİLDİRMEMEKTEDİR



MADDE 2- 2004 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir.
“İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.”
:
Madde 2. ile beraber kararların gerekçeli olarak yazılmasının sakıncaları
a) İcra dairelerindeki iş yükünün artmasına sebebiyet verecektir. İstanbul İcra Dairelerinin ortalama yıllık 20.000 ila 30.000 arasında icra dosyası bulunmaktadır. Dosya adedinin bu kadar olduğu bir dairede her kabul kararının bile gerekçelendirilmesi memurun iş yükünü arttıracaktır. Madde 2. nin bu haliyle eksik, yanlış yazılmış gerekçe icra mahkemelerinin önüne şikayet olarak gidecektir. Gerekçeli kararının yanlışlığı nedeniyle işlemin ortadan kaldırılması alacaklının hak kayıplarını da beraberinde getirecektir. Gerekçeli kararın yargılanma zamanının da beklenmesi yargı sürecini yavaşlatacaktır.
b) Eğer gerçeklendirmede bir hukuki dayanak aranıyorsa sadece icra dairlerinin ret yönünde ki kararlarının gerekçeli yazılması makul olacaktır.
MADDE 3- 2004 sayılı Kanunun 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Elektronik işlemler
Madde 8/a- İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır, her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.
Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haizdir. Güvenli elektronik imza, kanunlarda güvenli elektronik imza ile yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olan işlemler dışında, elle atılan imza yerine kullanılabilir. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan belge ve kararlarda, Kanunda birden fazla nüshanın düzenlenmesi ve mühürleme işlemini öngören hükümler uygulanmaz.
Zorunlu nedenlerden dolayı fizikî olarak düzenlenen belge veya kararlar, yetkili kişilerce güvenli elektronik imzayla imzalanarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları, gönderen icra ve iflas dairesinde saklanır, ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır.
Elektronik ortamdan fizikî örnek çıkartılması gereken hâllerde, icra müdürü veya görevlendirdiği personel tarafından belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek, imzalanır ve mühürlenir.
Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.
Elektronik işlemlerin UYAP vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
:
DEĞİŞİKLİĞİN 3. MADDESİ İLE İLGİLİ KARŞIT GÖRÜŞ BİLDİRMEMEKTEDİR
MADDE 4- 2004 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Paranın ödenmesi ve değerli eşyanın muhafazası
Madde 9- İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığınca uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.
İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdi ödeme, ilgilisinin talebi üzerine, gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere verilecek talimat gereği yapılır.
İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hallerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.”
:
DEĞİŞİKLİĞİN 4. MADDESİ İLE İLGİLİ MADDE KAPSAMINDA KARŞIT GÖRÜŞÜ YOKTUR.
Ancak İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdi ödeme, ilgilisinin talebi üzerine(yerine alacaklı veya varsa vekilinin değiştirilmesi karışıklığı önleyecektir. ) , gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere verilecek talimat gereği yapılır.

MADDE 5- 2004 sayılı Kanunun 13/a maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, diğer örneğinin ise en geç o ayın sonunda Adalet Bakanlığına gönderilmesi” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 6- 2004 sayılı Kanunun 42 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Haciz yoluyla ilamsız takiplere başlanmadan önce, asıl alacak tutarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında ise alacaklı, borçlunun bilinen en son adresine iadeli taahhütlü posta yoluyla meşruhatlı ödemeye davet yazısı göndermek zorundadır. Bu ödemeye davet yazısında;
1. Alacaklının adı soyadı, varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, adresi,
2. Talebe konu alacak veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda talep edilirse faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi,
3. Alacak, belge veya senede dayandırılıyor ise sureti, yoksa borcun sebebi,
4. Bu ödemeye davet yazısı için harcanan posta gideri,
5. Ödemenin yapılması istenen banka adı ile alacaklıya ait hesap numarası,
6. Tebliğ tarihinden itibaren beş iş günü içinde (2) numaralı bent gereği belirlenen tutar ile ödemeye davet yazısı için harcanan posta giderinin ödenmesi gerektiği,
7. Beş iş günü içinde (6) numaralı bent gereği ödenmesi gereken tutarın ödenmemesi halinde cebri icra yoluna başvurulacağı,
Hususları bildirilir.
Ödemeye davet yazısının tebliğ edilememesi veya bu davete rağmen beş iş günü içinde ödeme yapılmaması halinde icra takibine başlanabilir.
Bu maddede düzenlenen hususları incelemek görev ve yetkisi icra müdürüne aittir.”
:
DEĞİŞİKLİĞİN 6. MADDESİ İLE İLGİLİ MADDE KAPSAMINDA KARŞIT GÖRÜŞÜDÜR.
İcra ve iflas dairelerince ilamsız icra takibi ile daha hızlı sonuç elde edebilecekken alacaklının karşı tarafı ihtar için geçirdiği süre tebliğ edilsin veya edilmesin ihtarın şartlarına uygun yapılıp yapılmadığı koşulları ile ihtarın şartlarının noksanlığı nedeniyle icra mahkemelerine yapılacak şikayetler başlı başına bir iş yüküdür.
Hak keza alacaklı, alacağını tahsil için yasal yollara başvurmadan önce onlarca kez borçluyu aramakta ihtar etmektedir. Alacağını alamayana ayrıca ek posta masrafı yaptırmak sadece Postane İşletmesi için kazanç sağlayacaktır.
Tasarının 6.3 fıkrası ise kesinlikle anlaşılamaz niteliktedir. Bu madde ile beraber hem borçluya hem de alacaklıya zarar verilmektedir. Abonelik sözleşmesine dayanan her türlü alacak eğer brüt asgari tutarının altında ise ilamsız icra takibine konu olmayacak denmektedir. Abonelik sözleşmesi ile çalışan bütün kurumlar alacağının ödenmediği ilk günde zararının artmaması için (elektrik, su, doğalgaz ki bunlar hayati nitelikte önemlidir.) aboneliği sonlandıracaktır. Konunun diğer bir tarafı ise daha vahim olup Bakanlığın açıkladığı iş yükünün azaltılma iddiasını tamamen terse döndüren durumdur. İlamsız yolla icra takibi yapamayan alacaklı alacağının sağlanması için ASLİYE HUKUK MAHKEMLERİNDE (Tüketici Mahkemeleri ) alacağının tahsili için ilam almaya çalışacaktır. Böylelikle haksızlığı ilam yoluyla gidermeye çalışan alacaklı, istemese de borçlunun sırtına mahkeme masrafları avukatlık ücretini de yükleyecektir. Asliye Mahkemeleri abonelikten doğan alacağın tasdik makamı haline getirilecektir. Hukuk mahkemelerinde ki dava yükü çoğalacaktır. Yukarda açıkladığımız gerekçelerle maddenin son fıkrasının tamamen kaldırılması gerekmektedir.



MADDE 7- 2004 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş; üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır.”
“1. Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır);
2. Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri;
Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri;”
“Kanunun 42 nci maddesinin ikinci ve devamı fıkralarında düzenlenen ödemeye davetle ilgili, bilgi ve belgelerin takip talebi anında icra dairesine tevdii zorunludur.”

:
DEĞİŞİKLİĞİN 7. MADDESİ İLE İLGİLİ MADDE KAPSAMINDA KARŞIT GÖRÜŞÜDÜR.

Madde 6’daki 6.3 teki itirazlarımız 7 son fıkrayı da ortadan kaldırmak gerekmektedir.


MADDE 8- 2004 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrası ve maddenin ikinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İcra müdürü takip talebinin Kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır.”
“1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtları,
2. Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait banka hesabına ödenmesi, borç teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,”


:
DEĞİŞİKLİĞİN 7. MADDESİ İLE İLGİLİ MADDE KAPSAMINDA KARŞIT GÖRÜŞ YOKTUR.
MADDE 9- 2004 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, birinci fıkrasına aşağıdaki (13) ve (14) numaralı bentler ile maddeye aşağıdaki son fıkra eklenmiştir.
“2. Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya,
3. a) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler,
b) Aynı amaçla kullanılan eşyanın birden fazla olması durumunda bunlardan biri,
hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireyleri için lüzumlu her türlü eşya;”
“13. Öğrenci bursları,
14. Diğer kanunlarda haczi yasaklanan mal ve haklar.”
“İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.”

:
DEĞİŞİKLİĞİN 9. MADDESİ İLE İLGİLİ MADDE KAPSAMINDA KARŞIT GÖRÜŞÜDÜR.
Madde 9. Genel anlamda eleştirisi alacaklının haczedilmez mallarının kapsamının genişletilerek neredeyse ev ve iş yerlerinde menkul mal haczinin sonlandırılmasıdır. Borçlunun iş yerinde veya evde her tülü eşya veya ev eşyası kavramının kanun tasarısında her ne kadar şirin görünse de maddenin bu kadar genişletilmesi borçlunun haciz baskısından tamamen kurtulmasına sebebiyet vermektedir. Tasarının gündeme gelmesi ile beraber arasındaki devletin sağlamak ile zorunlu olduğu dengenin tamamen bozulmasından başka hiçbir şey doğmayacaktır. Türkiye ne yazık ki soruşturulamayan mal ve mülk ülkesidir. Kişi ticaretten kazandığı gelir ile şirketi veya kendi şahsına mal varlığı edinmemektedir. Bunu eşi veya 3. şahısların üzerine edinerek dolaylı olarak mal kaçırmaktadır. İcra alanında çalışan bir avukat olarak söylüyorum ki ticaretten kazandığını şirketine veya kendi üzerine yapmış çok az sayıda tüccar vardır. Özellikle de evrakı karşılıksız çıkmış bu kimselerde çok az görülen bir eğilimdir. Haciz yollarının kapanması ile bugüne kadar borcunu ödememiş borçlulardan alacak tahsili yine o borçluların insafına kalacaktır. Borçlulara karşı yapılan icrai işlemler alacaklı ve borçlu nezdinde devletin egemenlik gücüdür. Alacağını devletin himayesi ve varlığı altında tahsil edemeyen vatandaşın hukuk normlarına ve hukuka saygısı da olmayacaktır. Çünkü kanun tasarısının Adalet Komisyonuna sevk edildiğini öğrenen tüccar ve sanayicilerde yasama organı ve hükümetin bu yasalarla kendilerini kandıranları korundukları inancı hakim olmaktadır. Bu inancın ve mağduriyet duygusunun doğuracağı sonuçlar daha da vahimdir. Vatandaşın hukuka inancının yok olması demek alacağını tahsil yolunda devlet haricinde başkaca kişilere veya örgütlenmelere yönlenmesini doğuracaktır. Buda 80li ve 90lı yıllarda Türkiye’nin çokça başını ağrıtan mafya olgusunun yeniden hortlamasını sonuçlayacaktır. Borçlunun Türkiye’de evde haciz yapılacak korkusu toplumsal baskı ile alacağın tahsilini sağlamakta anlaşma zeminini yaratmaktadır. Bu baskının ortadan kaldırılması alacaklı dramlarını ortaya çıkaracaktır.
Türkiye’de borcunu ödemeyenin korunmasına yol açacak bu yargı reformu ile beraber ticaret yapmak isteyene bir fırsat veren üretici ve hizmet sağlayıcılara bir nevi siz kusurlusunuz ödemeyecek şahsa niye mal veya hizmet sağladınız denmektedir. Karşısındakinin ödeyeceğine inanarak mal veya hizmet veren bu ülkenin dinamosu olan Sanayici Tüccar ve Hizmet sağlayıcısı dürüst vatandaşını da “sen de ödeme sen de borçlan ne de olsa kimse evine gelemez kimse işyerine gelemez, gelse bile icra uygulayamaz” diye teşvik edecektir.

MADDENİN METİNSEL KARMAŞASINA KARŞI ELEŞTİRİ

2. fıkra için örneğin bir kasabın, berberin, mesleğini sağlaması için gerekli bir takım aletleri vardır. Ancak 21. yüzyılda birtakım lüks makinelerde işyerlerinde bulunmaktadır. Bir günde iki tane hayvanı öğütüp kıyma dönüştürecek yüksek maliyetli bir kıyma makinesi mesleğini sürdürebilmek için gerekli midir? Berberlerin lüks güzellik aletleri mesleğin devamı için midir? Peki bu malların üreticisi olan sanayiciye borç ödenmediğinde üretici borcu karşılığında haciz baskısında bile bulunamayacak mıdır? Veya borçlu evinde 120 ekran plazma televizyon, yüksek bedelle alınmış bilgisayarı ile son model çamaşır makinesi ile evinde huzur içinde uyurken alacağını tahsil edemediği için alacaklının batmasına göz mü yumulacaktır. Tasarı bu hususların hiçbirini öngörmemektedir. Evinde sadece her eşyadan bir tanesinin bulunmasını yeterli görmektedir. Ayrıca ev hacizlerinde alacaklı icra müdürü ellerine dedektör alıp madeni para altın gümüş mü arayacaktır. Böyle bir haciz uygulamasında aile bireylerin psikolojisi daha da bozulmayacak mıdır? İşi dolandırma amacıyla yapacak kişi kendi evinde her birinden bir tane bulundurmak şartını da gerçekleştirerek tekstil atölyesi bile kurabilir. Ne de olsa kadının lüzumlu eşyası olarak görülecektir.

Alacaklı ile borçlu arasında, yasayla gözetilmesi gereken denge, borcun ödenmesi hususunun borçlunun arzu ve takdirine bırakılmayıp, cebri icra güvenceleri ile alacaklı yararına takdir edilmesidir. Anayasa mahkemesi kararları ve yargısal içtihatlar bu yöndedir. Ev eşyalarının haczinin kaldırılması, hapis gibi cebri icranın diğer yaptırımlarının kaldırılması, karşılıksız çeke bağlanan hapis cezasının kaldırılması, alacaklı ile borçlu arasındaki yukarıda zikredilen dengeyi bozacak, genelin menfaatini zedeleyecektir. Zaten emekli maaşlarının haczedilmezliğii bazı hapis cezalarının kaldırılması gibi düzenlemeler bu dengeyi çoktan bozmuştur.

Yargı yükü, mahkemelerin yoğunluğu gibi nedenler, kamu güvenliği ile yakından alakalı bir değişikliğe gidilmesinin bahanesi ve gerekçesi olamaz. Yargı yükü idari bir sorundur. Çözümü de idari sınırlar içersinde olmalıdır. Oysa her ihtilaf hukukun konusunu teşkil etmektedir. Bunun çözümü ise etkili bir yargıya mekanizması ile mümkündür. İhtilafa konu hakları büyük, küçük; önemli, önemsiz gibi kategorilere ayırmak ve bunlara bağlanan yaptırımları etkisizleştirmek zulümdür.
MADDE 10- 2004 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Diğer taşınır mallar, masrafı peşinen alacaklıdan alınarak muhafaza altına alınır. Alacaklı muvafakat ederse, istenildiği zaman verilmek şartıyla, muvakkaten borçlu yedinde veya üçüncü şahıs nezdinde bırakılabilir. Üçüncü şahsın elinde bulunan taşınır mallar haczedildiğinde, alacaklının muvafakati ve üçüncü şahsın kabulü hâlinde üçüncü şahsa yediemin olarak bırakılır. Haczedilen taşınır malların toplam değeri Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının beş katından az ise muhafaza altına alınmaz, borçlu veya üçüncü kişiye yediemin olarak bırakılır. Mallar satış mahalline getirilmediği takdirde yediemin değişikliği yapılabilir.”
“Hacizli mallar, Adalet Bakanlığı tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir. Yetki verilen gerçek veya tüzel kişiler, bu yetkilerini Adalet Bakanlığının onayıyla alt işleticilere aynı standartları sağlamak koşuluyla devredebilirler. Bu devir, yetki verilen gerçek veya tüzel kişilerin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Bu depoların yönetmelikte belirlenen nitelik ve şartlara uygunluğunun saptanması sonucunda işletme belgesi Adalet Bakanlığı tarafından verilir. Haczedilen malların muhafaza işlemleri; lisanslı yediemin depolarının kuruluşuna, bu depolarda bulunması gereken asgarî niteliklere, depo için alınacak teminata, mallar için muhtemel rizikolara karşı yapılacak sigortaya; işletici olma niteliklerine, işletici lisansına, Adalet Bakanlığı tarafından bu lisansın verilmesine; Adalet Bakanlığının lisanslı işletmelerle ilgili görev ve yetkilerine; faaliyetin durdurulması ya da iptali gibi idarî tedbir ve tasarruflara; bu depoların denetimine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Haczedilen malların muhafazası aşamasındaki ücretler Adalet Bakanlığınca düzenlenecek tarifeyle belirlenir.”

:
DEĞİŞİKLİĞİN 10. MADDESİ İLE İLGİLİ MADDE KAPSAMINDA KARŞIT GÖRÜŞÜDÜR.
Kanunda ki ilk hali daha işlevseldir. Bu hali ile mal kaldırmak için önce rakamlar yüksek yazılıp daha sonrasında kıymet takdirine itiraz yolu ile yargılama yoluna başvuruyu teşvik etmektedir. Borçlunun iş yerinde veya evde olmadığı zamanların düşünelerek muhafaza işlemi yapılması gibi ahlaki olmayan sonuçlarda doğuracaktır. Belirli bir bedelin altında bir malın kaldırılması istenmiyorsa asgari ücretin yarı kadar bir malın kaldırılması vaki olacaktır. Muhafaza altına almak için getirilen sınır uygulaması ve devamında satışın haciz mahallinde yapılması, “satış mahalline getirilmemesi halinde yediemin değişikliği yapılması “düzenlemeleri yerinde bir değişiklik değildir. Zira bu işlemler amaca hizmet etmeyecek ve borcun masraflarla dahada artmasına sebep olacaktır. Ve satışını bir kere sitediğin malın yediemince mahalle getirilmemesi halinde yeniden malı muhafaza altına almayı gerektirecektir. Yediemin olarak borçluya teslim edilen mallar yerinde bulunmaması halinde yedieminliği suistimal suçunun cezasının nerdeyse affedilmiş olması borçluya hiçbir yaptırım uygulanmamasına sebep olacaktır.Bu şekilde muhafaza altına alınmayan malların büyük çoğunluğu satılamayacak yerinde bulunamayacaktır.mal muhafaza baskısı ile çözülmüş dosya sayısı muhafaza yağılan dosyaların idda ediyoruz ki bin katıdır. Hak keza sadece muhafazaya gelineceğinin duyurulması bile borçlunun borcunu ödemek için harekete geçmesini sağlamaktadır. Haczin ve muhafazanın gerekiliğine doğuran o kadar az dosya vardır ama bu baskının ödettiği icra dosyası akıl alamaz boyutlardadır.
BU KANUN TASARININ UYGULAMAYI BİLMEYEN KİMSELER TARAFINDAN YAZILDIĞINA HİÇ ŞÜPHEMİZ KALMAMAKTADIR. BU KANUN İLE BERABER ADLİ İŞ YÜKÜ AZALMAK YERİNE SADECE ÇOĞALACAKTIR. ALACALKILININ HACİZ KABİLİYETNİN ELİNDEN ALINMASI DÜŞÜNCESİ İŞİ ORTADAN KALDIRMAKTADIR. BU HALİYLE OLUŞAN DOĞAL SONUÇ İŞ KALKINCA YÜKÜ DE ORTADAN KALKMAKTADIR.
MADDE 11- 2004 sayılı Kanunun 99 uncu maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Üçüncü şahsın zilyetliği
Madde 99 - Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. İcra müdürü, üçüncü kişi aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde icra mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, hacizli malın satışı yapılamaz. Haczin, üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.”
:
DEĞİŞİKLİĞİN 10. MADDESİ İLE İLGİLİ MADDE KAPSAMINDA KARŞIT GÖRÜŞÜDÜR.
Bu metin eleştirmek için sanırım örnek üstüne örnek versek sayfalarca yazsak yeterli olmaz. Uygulama da tasarı kanunlaşırsa bu hali en çok dolandırıcıların mal kaçıranların usulsüz işlemlerle sivil vatandaşı kandıranların ekmeğine yağ sürecektir. Bugünün Türkiye’sinin borçlusu mal kaçıran kendisinin işletmesi olsa bile 3. şahıslar eliyle işletmeyi yöneten borç ödemek yerine alacaklı savuşturan kimselerin var olduğu bir ülkedir. Uygulamada binlerce haciz tutanağı ile bunu ispat etmek mümkündür. Borçluların genel eğilimi kaçma psikolojisidir. Haciz mahalli tebliğ yeri olmasına rağmen hacze gidildiğinde borçlunun annesi babası ablası hatta yan komşusu çıkıp aslında ev benim iş yeri benim diyerek alacaklı veya vekilini savuşturmaya çalışmaktadırlar. Bugünün borçluları istihkak iddiasını fakülte bitirmiş hukukçudan daha iyi bilmektedir. Nüfus adresini bildirme zorunluluğu olan vatandaşın mernis adresinin belirsiz adresli olanlarının %70 iddia ediyorum ki icra takibindedir. Yasal takiplerden kaçma yönetimini bu kadar iyi bilen borçlunun eline 3. şahsın istihkak iddiasında alacaklı vekilini muhafaza baskısını elinden alınması ile istihkak davası açmaya sevk etmek sadece ve sadece borçlunun bir adres değiştirmesine bir daha kaçmasına sebebiyet verecektir. Alacaklıların 3. şahsın istihkak iddiasında muhafaza baskısı ile haciz mahallinde olman borçlunun işyerine evine dönerek bir anlaşma sağlandığına dair onlarca yüzlerce icra tutanağı mevcuttur.
Madde kapsamında istihkak davası sonuna kadar malın satışının istenmemesi borçlu nezdinde yararlı sonuçlar doğuracaktır. Madde kapsamında muhafaza altına alınmış bile olsa 3. şahıs 99 kapsamında alacaklının kaybettiği davada muhafaza edilen mal kadar tazminat ödemeye mahkum edilebilir. Bu 3. şahsın malının haksız muhafazasında daha caydırıcı olacaktır.


MADDE 12- 2004 sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir.”

:
DEĞİŞİKLİĞİN 12. MADDESİ İLE İLGİLİ MADDE KAPSAMINDA KARŞIT GÖRÜŞÜDÜR.


Mevcut satış isteme süreleri yarı oranında kısaltılmıştır. Düzenleme yerinde olmamıştır. Zira protokol yapılmış ve 1, 2 yıl ve daha fazla süreli yapılandırmalar yapılmaktadır. Bu durumda satış yapılmak zorunda kalınacaktır. Ayrıca özellikle araçlarda araç yakalanamadığı halde satış avansı yatırılmak zorunda kalınmaktadır. Bu süre bu düzenleme ile 6 ay kısalmıştır. Araç kaybolmuş beklide ortadan kaldırılmış iken haczin düşmemesi için kaç yıl kalacağı belli olmayan bvir avans yatırılmaktadır. Araçlarla ilgili özel bir düzenleme yapılması gerekir Bu tasarıda eksik olan bu sürelerin haciz tarihinden mi yoksa kesinleşme tarihinden mi başlayacağı belirtilmemiştir. Kaldı ki; bu sürelerin kesinleşme tarihinden itibaren başladığını farzetsek bile fiiliyatta bu imkansızdır. Bir gayrımenkul satışının satış aşamasına gelme süresi eski yasada belirtilen 2 yıllık sürede ancak yapılabilmektedir. Zaten 2002 yılında bu sure 1 yıla indirgenmiş ancak yapılamayacağı anlaşıldığından tekrar 2 yıla çıkarılmıştır. Gayrımenkulün satış şartları gereği tapu şerhlerindeki İİK. 100. madde bilgilerinin toplanması ve bu ilgililere kıymet takdiri tebligatı en az 7 – 8 ay sürmekte iken bu sürenin 6 aya indirilmesi icra sistemini işleyemez duruma getirecektir. Bu konuyla ilgili çok fazla örnek yazılabilecekken sadece bu örnek bile sistemin işlemeyeceğini gösterdiğinden tarafımızca yeterli görülmüştür.
MADDE 13- 2004 sayılı Kanunun 110 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 110 - Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürünce verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir.
Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczin kalktığının tespit edilmesi halinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir; işlem ilgili icra dairesine bildirilir.
Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur.”
MADDE 14- 2004 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki cümle ve üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“Satış ilanı elektronik ortamda da yapılır.”
“Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla başlanır. Elektronik ortamda teklif verme, birinci ihale tarihinden on gün önce başlar, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer; ikinci ihalede ise elektronik ortamda teklif verme birinci ihaleden sonraki beşinci gün başlar, en az on gün sonrası için belirlenecek ikinci ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz; teklif vermeden önce, hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur.
Satılığa çıkarılan taşınır üzerinde hakkı olan alacaklının alacağı yukarıdaki fıkrada yazılı oranda ise artırmaya iştiraki halinde ayrıca pey akçesi ve teminat aranmaz.”
MADDE 15- 2004 sayılı Kanunun 115 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“İhalenin yapılması
Madde 115 – Birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Satılığa çıkarılan mal üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir.
Birinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı miktara ulaşılmazsa satış icra memuru tarafından geri bırakılır.”
İkinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı şartlar gerçekleşmezse satış talebi düşer.”
MADDE 16- 2004 sayılı Kanunun 118 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, fıkranın son cümlesi madde metninden çıkarılmıştır.
“Daire dışında tahsil edilen paralar en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere, icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.”
MADDE 17-2004 sayılı Kanunun 112 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir ay” ibaresi “iki ay”, 123 üncü maddesinde yer alan “iki ay” ibaresi “üç ay” olarak değiştirilmiştir.
MADDE 18-2004 sayılı Kanunun 124 üncü maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Şartnameye, artırmaya iştirak edeceklerin taşınmazın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri, elektronik ortamda teklif vererek artırmaya katılacakların teminat göstermeleri gerektiği; elektronik ortamda verilen tekliflerin taşınmazın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamayacağı, elektronik ortamda teklif vermeye ilişkin hususlar yazılır.”
MADDE 19- 2004 sayılı Kanunun 126 ncı maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Artırmanın ilanı, artırma hazırlıkları ve ilgililere ihtar
Madde 126- Satış, açık artırma ile yapılır. Birinci ve ikinci ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat önceden ilan edilir.
İlan, birinci ihale tarihinden en az bir ay önce yapılır. İlan edilen metnin esasa müessir olmayan maddi hatalar nedeniyle tekrarlanması gerektiğinde, ihale tarihi değiştirilmeksizin hata ilanen düzeltilir. Ancak bu düzeltme ilanının tarihi ile ihale tarihi arasında yedi günden az zaman kalmış ise daha önce ilan edilen günden yedi iş günü sonrası için tespit edilecek günde satış yapılacağı düzeltme ilanında belirtilir. Bu düzeltme ilanı ilgililere ayrıca tebliğ edilmez.
Yapılacak ilana, satılacak şeyin cinsi, mahiyeti, önemli vasıfları, tahmin edilen kıymeti, bulunduğu yer; birinci ve ikinci ihalenin yapılacağı yer, gün ve saat; artırmaya iştirak edeceklerin hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde pey akçesi veya milli bir bankanın teminat mektubunu tevdi etmeleri gerektiği; diğer bilgilerin nereden ve ne suretle öğrenilebileceği hususları yazılır. Ayrıca, ipotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin taşınmaz üzerindeki haklarını, hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialarını evrakı müsbiteleri ile onbeş gün içinde icra dairesine bildirmeleri gerektiği yazılır; aksi halde, hakları tapu siciliyle sabit olmadıkça, satış bedelinin paylaşmasından hariç kalacakları da ilave edilir. Bu ihtar irtifak hakkı sahiplerine de yapılır.
Açık artırmaya elektronik ortamda teklif verme yoluyla başlanır. Elektronik ortamda teklif verme, birinci ihale tarihinden yirmi gün önce başlar, ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer; ikinci ihalede ise elektronik ortamda teklif verme birinci ihaleden sonraki beşinci gün başlar, en az yirmi gün sonrası için belirlenecek ikinci ihalenin tamamlanacağı günden önceki gün sonunda sona erer. Elektronik ortamda verilecek teklifler hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde ellisinden az olamaz; teklif vermeden önce, hacizli malın tahmin edilen kıymetinin yüzde yirmisi nispetinde teminat gösterilmesi zorunludur.
Satılığa çıkarılan taşınmaz üzerinde hakkı olan alacaklının alacağı yukarıdaki fıkrada yazılı oranda ise artırmaya iştiraki halinde ayrıca pey akçesi ve teminat aranmaz.
114 üncü maddenin 2 nci ve 3 üncü fıkrası hükümleri taşınmazın satış ilanı hakkında da uygulanır.”
MADDE 20- 2004 sayılı Kanunun 127 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 127- İlanın birer sureti borçluya ve alacaklıya ve taşınmazın tapu siciline kayıtlı bulunan alakadarlarının tapuda kayıtlı adresleri varsa bu adreslerine tebliğ olunur. Adresin tapuda kayıtlı olmaması halinde, varsa adres kayıt sistemindeki adresleri tebligat adresleri olarak kabul edilir. Bunların dışında ayrıca adres tahkiki yapılmaz, gazetede veya elektronik ortamda yapılan satış ilanı tebligat yerine geçer.”
MADDE 21- 2004 sayılı Kanunun 129 ncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Madde 129- Birinci ve ikinci ihale icra memuru tarafından, ilanda belirlenen yer, gün ve saatte, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif üzerinden başlatılır. Taşınmaz üç defa bağırıldıktan sonra, elektronik ortamda verilen en yüksek teklif de değerlendirilerek, en çok artırana ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen bedelinin yüzde ellisini bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan diğer alacaklar o malla temin edilmişse bu suretle rüçhanı olan alacakların mecmuundan fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paraların paylaştırılması masraflarını aşması gerekir.
Birinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı miktara ulaşılmazsa satış icra memuru tarafından geri bırakılır.
İkinci ihalede, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı şartlar gerçekleşmezse satış talebi düşer.”
MADDE 22- 2004 sayılı Kanunun 150/e maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren altı ay içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren bir yıl içinde isteyebilir.”
MADDE 23- 2004 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar,”
MADDE 24- 2004 sayılı Kanunun 171 inci maddesinin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“1. Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, takip talebine yazılması lazım gelen kayıtlar,”
MADDE 25- 2004 sayılı Kanunun 243 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “116 ve” ibaresi metinden çıkartılmıştır.
MADDE 26- 2004 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.
“Geçici Madde 9- Bu Kanunla değiştirilen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği ödeme yapılabilmesi için ilgilisi tarafından, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde banka hesap numarasının bildirilmesi gerekir.
Geçici Madde 10- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılan takipler hakkında 2004 sayılı Kanunun bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümleri uygulanır.

Geçici Madde 11- Adalet Bakanlığı, 2004 sayılı Kanunun bu Kanunla değişik 88 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince hukuki ve teknik her türlü alt yapıyı bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlar. Lisanslı yediemin depoları faaliyete geçinceye kadar o yerdeki mevcut depo ve garajlarda muhafaza işlemlerine, mevcut yönetmelik ve ücret tarifeleri çerçevesinde devam olunur.
Geçici Madde 12- Mevcut depo ve garajlarda muhafaza edilen ancak hukuken muhafazasına gerek kalmayan malların bir ay içinde teslim alınması için icra müdürü tarafından ilgilisine resen bildirim yapılır.
İlgilisine tebligat yapılamazsa veya verilen süre içinde mal geri alınmazsa, üç ay içinde, 2004 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uyarınca satış işlemi yapılır.
Ancak, satış yapılamazsa Bakanlıkça görevlendirilecek icra müdürünün başkanlığında kaymakamlık, belediye, ilgili yer baro başkanlığı ve ticaret odası tarafından bildirilecek birer kişinin katılımıyla oluşturulacak değer tespit komisyonunca tespit edilecek değer üzerinden, yedieminin alacağına mahsup için malın mülkiyeti yediemine devredilebilir; komisyon, ekonomik bir değerinin kalmadığına karar verirse mal bir tutanakla imha edilir.
Satılan veya mülkiyeti devredilen malın bedelinden, muhafaza ve diğer giderler mahsup edildikten sonra varsa artan miktar talep halinde ilgilisine ödenir.
GENEL ELEŞTİRİ:
Tasarı bu haliyle alacaklının alacağını alma ümidini tamamen ortadan kaldırmaktadır. Borçlunun zor durumdan kurtarılması amacı ile bir çok düzenleme yapılmıştır. Mal beyanı cezası kaldırılmış, taahhüdü ihlal etkisizleştirilmiş, yedieminli suistimal cezası caydırıcılıktan uzak hale getirilmiştir. Emekli maaşı haczi kaldırılmıştır. 2-3 çek düzenlemesi yapılarak düzenlemeden önce çek alan alacaklılar mağdur edilmiştir.
Yapılan çek düzenlemeleri bu davaların uzamasına sebep olmuş her değişiklikte başa dönülmüş daha önce verilen kararlar yargılamanın iadesi ile tekrar canlanmıştır. Bu şekilde ceza yargılamasında mahkemelerin yükü yasa koyucu nedeniyle ağırlaştırılmıştır. Her çek düzenlemesinde lehe olan kanun uygulanmış ve 2007 den bugüne temyiz edilmiş hiçbir karar infaz edilememiştir. Peki çek şikayetleri nedeni ile yapılan masraf , avukatlık hizmeti bedelini devlet mi karşılayacaktır.
Çeke hapis cezası kaldırmak istenmektedir. Düzenlemeden önce çekin caydırıcı gücüne güvenerek alan kişiler mağdur edilmiş bulunmaktadır. Çeki adi senetten farkı kalmayacaktır. Üstüne bono ile aynı müeyyideye sahip çek için icra takibinde 6 ayda bir işlem yapılması gibi bir zorunluluk olmakla senetten daha güçsüz bir kambiyo evrağı haline gelecektir. Takibe konu edilen çekler için 6 aylık zamanaşımının işlemeyeceği değişikliği yapılması gerekmektedir. Çekte ceza kalkması ile çekin ticaretin bir değişim aracı olma özelliği tamamen ortadan kalkacaktır. Düzenleme ile 10 yıl çek keşide edemeyeceği müeyyidesi getirilmiş bunun karşılığında ibraz süresi, takip süresi, takip sonrası işlem süresi gibi yükümlülükler göz önüne alındığında, bononunda protesto edilebilmesi, zamanaşımın 3 yıl olması, bu süre içerisinde takibe konu edilebilmesi bononun çekten daha kuvvetli bir evrak olacaktır. Bu sebeple çek ticari hayta kullanılmayacak veya çok az yeri olacaktır.

HAK KEZA ALACAKLININ İCRA TAKİBİNİN DÜŞMEMESİ İÇİN HER 6 AYDA ÇEKLERDE, HER YILDA BİR KERE İLAMSIZ TAKİPLERİN TAMAMINDA TALEP AÇMAYA İTEN ZİHNİYET İCRA DAİRLERİNİN YÜKÜNÜ ARTTIRMAKTADIR. BORÇLUNUN ÇALIŞIP ÇALIŞMADIĞINI SGK SİSTEMİNDE OFİSİNDE SORABİLECEK BİR ALACAKLI VEYA VEKİLİ ADLİYENİN İŞ YÜKÜNÜN YARISINI ORTADAN KALDIRABİLECEKTİR . UYAP SİSTEMİNİN ALACAKLILARCA ÜCRETSİZ VEYA MAKUL BİR ÜCRETLE KULLANDIRILMASI VE UYAP ÜSTÜNDEN YAPTIĞI MAL SORGUSU NUFÜS KAYIT SORGULARININ DOSYAYI DÜŞÜRMEMESİ HALİNDE ZATEN ADLİYELERDE İŞ YÜKÜ AZALACAKTIR. İNTERNET ÜZERİNDEN YAPILAN İŞLEMLERLE ADLİYEYE EVRAK VE KARAR İÇİN GELMEYEN ALACAKLI VE ALACAKLI VEKİLLERİ SİSTEMİ ZATEN DAHA ÇALIŞIR DURUMA GETİRECEKTİR.

İflas erteleme kurumu tamamen devlet, borçlu ortaklığı ile şirketin içini boşaltmaya dönüşmüştür. Alacaklıyı mağdur eden kurumlar büyük maharetle icat edilmektedir.
Tüm bu düzenlemeler borçluyu zor durumda koruma amacı iddiası ile yapılmıştır. Yasa koyucu alacağını alamasa da alacaklının yinede refah içinde olduğu varsayımı ilemi hareket etmektedir. Kötüniyetli borçlular için neden bugüne kadar hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Neden mal kaçırma müeyyideye bağlanmamıştır, icra ceza suçları neden etkisiz bir uygulama olarak devam etmiştir. Banka hesap hacizlerinde neden şube şube haciz talimatı gönderilmesi değiştirilmemiştir, aciz vesikası alındığı halde lüks içinde yaşam süren borçlular için neden bir yaptırım düşünülmemiştir. Alacaklı lehine yapılacak birçok düzenleme var iken bilinçli olarak bu düzenlemeler yapılmamıştır.
Sonuç olarak borçlu lehine düzenleme yapılıyorken “adalet” kavramı ile ne kadar bağdaştığı gözönüne alınması gerekir. Ayrıca yapılan değişikliklerin ticareti ve sosyal hayata etkileri hesaba katılmalıdır. Bu nedenlerle yapılan değişiklik maddelerine yapılan eleştiriler doğrultusunda düzeltilmesi gereklilikten öte bir mecburiyettir
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"İcra İflas Tasarı Eleştirisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ulaş Hüseyin Telli'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
» Makale Bilgileri
Tarih
23-01-2012 - 06:46
(1061 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 5 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 1 okuyucu (20%) makaleyi yararlı bulurken, 4 okuyucu (80%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
3204
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 4 gün 23 saat 12 dakika 1 saniye önce.
* Ortalama Günde 3,02 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 40870, Kelime Sayısı : 5116, Boyut : 39,91 Kb.
* 3 kez yazdırıldı.
* 1 kez indirildi.
* 2 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1426
Yorumlar : 1
teşekkürler(...)
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,08680701 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.