Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Devlet Memurları Kanununda Düzenlenen Disiplin Suç Ve Cezaları

Yazan : Ahmet Kılınç [Yazarla İletişim]
Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi

Yazarın Notu
Makale Temmuz 2003 tarihlidir.

B İ R İ N C İ B Ö L Ü M

G E N E L O L A R A K D İ S İ P L İ N S U Ç V E C E Z A L A R I

A- DİSİPLİN , DİSİPLİN SUÇU VE DİSİPLİN CEZASI KAVRAMLARI

1- DİSİPLİN KAVRAMI
Latince “disciplina” ve Fransızca “discipline” kökenli olan disiplin sözcüğü ; Türkçe’mizde sıkı düzen , yöntem , yol , yordam , eğitme , yola getirme ve güdüleme anlamına gelmektedir1. Sözlük anlamı ile disiplin , “yasa ,kural ve toplum düzenine uygun davranma niteliği” demektir2.
Disiplin tanımları üzerinde duran bazı yazarlar , disiplinin üç ayrı mana içerdiğini açıklamaya çalışırlar.Buna göre disiplinin ilk anlamı , kişinin kendi kendini düzenlemesi ve kontrol etmesidir.İkinci anlamda düzenli bir davranış için gerekli koşulları yaratmaktır. Sonuncu anlamda disiplin ise hukuksal ve eğitimsel bir içrek taşır.Buna göre disiplin istenilmeyen bir eylemin sonucu olarak yüklenilen bir ceza türüdür.3
Disiplin kelimesi çoğunlukla ceza sözcüğü ile birlikte ve onunla yan yana düşünülür.Nitekim en çok kullanılan bir tanıma göre disiplin şu şekilde tarif edilmiştir ; iş görenlerin kurum düzenine aykırı davranışlarından ötürü bağlı oldukları yaptırımlardır.4
PİRLER ,disiplini şu şekilde tarif etmiştir, “ Disiplin örgütlenmiş bir toplulukta veya bir kurumda , gerek hizmetlerin iyi bir şekilde görülmesi , gerekse fertlerin davranışlarını kontrol etmesi bakımından , kanunların ve nizamların ve teessüs etmiş kaidelerin hakim kılınmasıdır.”5

2- DİSİPLİN SUÇU KAVRAMI
İnsanlar varoluşlarından bu yana sürekli olarak toplu halde yaşamışlardır. Bu tür yaşam insan olmanın getirdiği bir zorunluluktur.Bu zorunluluğun sonucu olarak , belirli bir disiplinin varlığı ve gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Tam bu noktada ceza hukuku , sosyal düzeni bozmaya yönelik eylemleri suç olarak nitelendirip , cezalandırmakla mevcudiyetini ortaya çıkarmaktadır.
Genel anlamda suç olmayan bir takım tavır ve davranışlar da vardır ki; ceza hukukundaki gibi bir müeyyide ile karşılaşırlar. Ancak bu müeyyide kişi hukuku bakımından umumi manada ceza sonuçlarını doğurmaz.Bu tür cezaları gerektiren hukuka aykırı fiiller de disiplin suçlarından ibarettir.
En sade hali ile kavram şu şekilde tanımlanmıştır, “Disiplin suçu bir kamu hizmeti düzenini bozan eylemler demetidir.”6
Disiplin suçlarının niteliğini belirleyen çeşitli görüşler mevcuttur. Bir görüşe göre ; disiplin suçları devlete ait menfaati koruyan eylemleri içerir.Suçtaki yarar kamu hizmetlerinin devamlılığını ve umumi kamu düzenini bozacak eylemlerden idareyi korumaktır. Başka bir görüş ise disiplin cezalarının nitelik açısından suçtan farklı olmadığını, disiplin suçlarının da cezayı gerektiren eylemler olduğunu , farklılığın ise usuli olduğunu savunurlar. Bir diğer görüşe göre genel sosyal düzeni tesis yolu ile korumak maksadıyla müeyyidelendiren fiiller suçtur. Kısmi bir düzeni korumak maksadıyla müeyyide altına alınan fiiller disiplin cezasını gerektiren hareketlerdir.7

3- DİSİPLİN CEZASI KAVRAMI
Müessesenin daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle “müeyyide” , ve “ceza” kavramları üzerinde durmak gerekeceği kanaatindeyiz.
a- Müeyyide Kavramı
Topluluk halinde yaşayan insanların ,yine kendileri tarafından kabul edilen uyulması zorunlu düzen kurallarına aykırı davranılması halinde , bu ihlale gösterdiği tepkiye “müeyyide” denilmektedir.Müeyyide hakkındaki her düşünce , normun ihlal edilebilirliği düşüncesine dayanmakta ve müeyyide normun ihlali anıyla rabıtalı görülmektedir. Bu sebepten ötürü müeyyide genel olarak “ihlale bir tepki”, “ihlale bir cevap” olarak tanımlanmaktadır.8

b- Ceza Kavramı
Sadece kanunla konulabilen ;amacı , suç işlediği yargısal bir karar ile sabit olan kimseyi yine yargısal bir kararlarla suçunun karşılığı olarak bazı yoksunluklara tabi kılarak ıslah etmek ve başkalarının suç işlememesini temin etmek olan korkutucu müeyyidelere ceza denir.9
Cezanın “kamusal bir müeyyide”10 olması onu özel hukuk alanında yer alan cezalardan ayırmaya elverişli iken ; kamu hukuku alanında yer alan diğer cezalardan11 ayırmak için yeterli değildir.Cezanın özünden, mahiyetinden ötürü , disiplin cezalarından ayrılıp ayrılmadığı konusundaki düşünceler ,konumuzun çerçevesini aşacağından ,burada bu tartışmalara girmeksizin ilerde, cezalarla disiplin cezaları aralarındaki farklar üzerinde durulacaktır.

c- Disiplin Cezası Kavramı
Disiplinin amacını, varolduğu toplulukta veya kurumda,hizmetlerin iyi bir şekilde görülmesi olarak algılarsak; bu amaca ulaşmak için müeyyideye ihtiyaç duyulduğu şüphe götürmez bir gerçek olduğunu anlarız.
Ord.Prof. S.S.ONAR’IN yapmış olduğu tanım bütün makale ve diğer eserlerde hemen hemen kullanıla gelmektedir.Buna göre “Disiplin cezaları memurun mesleki hayat ve vazifesinde görülen yolsuzluklara karşı kendisine tatbik edilen zecri müeyyidelerdir.”12
Prof. GÖZÜBÜYÜK’ÜN yaptığı tanım ise şöyledir “Memurların birlikte bulunma-sının ve çalışmasının sağlanabilmesi için uygulanan yaptırımlardan biri de disiplin ceza-larıdır.” Bir kurumda çalışan memurların kurum düzenini bozucu davranışlarına karşı uy-gulanan yaptırımlara kısaca disiplin cezaları diyoruz.13
Literatürde rastlanan diğer bir tanım ise şöyledir ; “Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamunun yararının devamlılığının sağlanması amacıyla kamu görevlileri için görev yetki ve sorumlulukları bakımından yasal olarak getirilmiş bulunan yaptırımlardır.”14
Pozitif hukuk açısından , “disiplin cezası” müessesini ele alacak olursak , Devlet Memurları Kanunun 124.md.sini incelememiz gerekecektir. Gerçekten DMK 124/II ‘ a göre “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere , uyulması zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara , yasakladığı işleri yapanlara...” verilen cezalardır.
Doktrinde ve DMK’ da “disiplin cezaları” kavramının nasıl tanımlandığını ana hatlarıyla tespit ettikten sonra ; yargı organlarının bu kavramı nasıl açıkladığını inceleyelim.Yerel mahkeme kararında kavramı şu şekilde açıklamıştır :“İdare hukukunda , disiplin cezası kamu görevlilerinin kurum düzenini bozan tutum ve davranışlarına karşı uygulanan yaptırımlardır.”15
Literatür, mevzuat ve yargı kararları dikkate alınırsa disiplin cezalarının ana hatlarının şunlar olduğu söylenebilir.16
* Ortada belirli bir kamu düzeni olmalı.
* Bu kamu hizmetinin düzenli ve iyi bir şekilde görülmesinin teminiyle beraber kamu yararının sağlanması ve bir kurumun statüsünün korunması amacı mevcut olmalı.
* Yasa , tüzük ve yönetmelikle düzenlenen eylemlerin cezalandırılması ve eylemin ağırlık derecesine göre ceza uygulanması gerekir.

B- DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARININ ÖNEMİ, AMACI VE FONKSİYONLARI
Disiplin suç ve cezalarının varolmasının nedenleri nelerdir?Hangi amaca hizmet edilmesi için bu müesseseler düzenlenmiştir?Disiplin suç ve cezalarının olmadığı bir kurumda kamu hizmeti gerektiği gibi yerine getirilebilir miydi?Bu başlık altında bu sorulara cevap ver- meye çalışacağız.

1- ÖNEMİ
İnsanların toplu halde yaşamaları ve bu yaşayışlarını belirli kurallara bağlı olarak sürdürebilmeleri için en önemli unsur; disiplindir.Toplumun gelişmesi ve kamu düzeninin iyi işleyebilmesi için sağlam disipline ihtiyaç duyulmaktadır.İnsanın tek başına yaşaması imkansızdır.Bu durumda toplu halde yaşayan insanlar kendi aralarındaki münasebetleri belli kurallara göre sürdürmeleri gerekir.Disiplinin bozuk olduğu toplumlarda , kanuna aykırı davranışlar ve kamu hizmetlerinin aksadığı görülmektedir.17
Toplu halde yaşayan insanların başarılı ve verimli olabilmeleri için morallerinin iyi olması , kolektif disiplinin bir ifadesidir.Kişi veya grubun moralinin yüksek tutulabilmesi için iyi bir disiplinin kurulması zorunludur.18
Çalışmalarından memnun olan memurlar ve kamu görevlileri ,disiplinli bir şekilde kurallara kendileri istedikleri için uyarlar.Bu durumun aksine personelin disiplin ve moral gücü yüksek tutulmazsa isteksizlikler , işte gevşeme ve kargaşalıklar ortaya çıkar.
Başarı , disiplinli çalışmadır. Başı bozuk ,hiçbir kayıt ve şarta tabi olmaksızın gelişigüzel çalışmalardan verim alınması mümkün değildir.Kısaca şunu söylememizde sakınca yoktur; kamu hizmetlerinin , kamu yararı amacına uygun şekilde görülmesi için disiplinli çalışma şarttır.

2- AMACI
Disiplin cezalarının amacı , memuru görevine bağlamak ve kamu hizmetlerinin en iyi düzeyde yürütülmesini sağlamaktır.19 Demek oluyor ki;disiplin cezaları kamu hizmetlerinin gereği gibi yapılması memurların hiyerarşik düzen içerisinde uyumlu hareket etmesi ,memuriyet şeref ve haysiyetini koruması ,memuru iyi yola sevk etmesi gayesiyle uygulanır.
Disiplin cezalandırılmasında güdülen amacın; kamu hizmetlerinin daha iyi görülme-si düşüncesi kanunda da yerini almıştır.Gerçekten DMK 124/II “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla ...”ifadesi20 disiplin cezalarının amacını ortaya koy-maktadır. Bu durumda , (657) sayılı Kanuna göre , disiplin cezası verilmesinin üç gerekçesi vardır21:
- Kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin memurlara emrettiği işleri yurt içinde ve dışında yerine getirmemek (DMK 6-7-8-11)
- Kanunların , tüzüklerin ve yönetmeliklerin uyulmasını zorunlu tuttuğu şeyleri yapmamak(DMK, 26-27-28-29-30-31)
- Mevzuatın yasakladığı işleri yapmak.
Yargı mercilerinin bu konudaki tutumlarını incelemek gerekirse; yerel mahkeme “Disiplin cezalarının esas amacı, toplumda arzulanan amaçların devamı ve istikrarlı olarak gerçekleşmesi , kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi , kanun tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun hareket ve kurumların huzurunun sağlanmasına yönelik bulunmaktadır.”22 diyerek müessesin gayesini ortaya koymaktadır. Bir başka yargı kararında ise olgu şu şekilde açıklanmıştır :
“Disiplin cezası ,kamu personelinin görevli bulunduğu kurumun çalışma düzenini bozucu davranışlarda bulunanlara ve gelecek için uyarıcı etkilerde bulunmak amaç ve nedenleriyle verilmekte olup, bununla yasaklanmış bir davranışın cezalandırılması suretiyle,aynı tür davranışların ,yeniden yapılmasına engel olunmak hususuna yönelik bulunduğu kuşkusuzdur.
Böylelikle kamu görevlisine kanunların , tüzüklerin ve yönetmeliklerin yasakladığı veya uyulmasını istediği hususlardan hangisine aykırı davranışlarda bulunduğu cezalandırma yoluyla hatırlatılarak , disiplin cezasından umulan amacın gerçekleştirilmesi tabiidir.
Diğer taraftan ,disiplin hukukunda eylem karşılığında öngörülmüş bulunan disiplin cezasının verilmesi esas olup , bu şekilde suç ve ceza arasındaki adil dengenin sağlanması da zorunlu bulunmaktadır.”23

3- FONKSİYONLARI
Disiplinin amacını yukarda ayrıntılı olarak açıkladığımız gibi “memurları teşvik, hatırlatma ve bilgi verme , kurallara uymayan bir azınlığın davranış standartlarına gereksiz bir tesirde bulunmasını önleme”24 olarak algılarsak disiplinin iki yönüne temas etmiş oluruz. Bir yönüyle disiplin “yapıcıdır” diğer yönüyle “bastırıcıdır”
Modern hukuk bakımından disipline öncelikle yapıcı ve onarıcı amaçla başvurulmalıdır.Örneğin bir aday öğretmenin işlediği suça idarenin bakış açısı önem taşımaktadır. Zira memur düzeltme geliştirme ve moral eğitimle bir süre sonra kendisinden beklenen duruma erişecektir.Zaten gerek DMK’nun “uyarma” , “kınama” şeklinde getirdiği düzenleme ; gerekse özel kanunlardaki “ihtar” , “tevbih” ve kusurlu sayılma cezalarında mahiyet itibariyle disiplin cezalarında böylesine “yapıcı” bir nitelik arandığını göstermektedir.25 Bunun gibi memurun cezalarının sicilinden bir süre sonra silinmesi de disiplinin yapıcı yönünü göstermektedir.
Tabi disiplin cezalarının “bastırıcı” yönünün de olduğu açıktır.Örneğin aylıktan kesme cezasını alan memurun maaşından bir miktar kesilmektedir.
BODUR-OZULU konuya bakışlarını şu şekilde ortaya koymaktadırlar : “ Zamanımız kuruluşlarında memurlar üzerinde korku yaratarak, baskıya dayanan kesin , sert cezalandırmalarla sağlanan disiplin terk edilmekte ,onun yerine öğretici , eğitici yönü ağır basan ve cezalandırmadan çok düzelten adil ve demokratik usullü disipline yer verilmektedir.”26
Anlatılanlar ışığında ; disiplini bir ceza aracı olarak değil de , bir eğitim yolu olarak görmekte fayda vardır.DMK 125 md.’i yorumlarken bu hususları göz önünde bulundurmak gerekeceği fikrindeyiz.

C- DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARININ CEZA HUKUKU İLE OLAN İLİŞKİSİ
Disiplin suç ve cezalarının yukarda değindiğimiz özellikleri dikkate alındığında
ceza hukuku anlamında suç ve ceza ile yakın ilişkisi olduğu aşikardır. Çalışmamızın konusu Devlet Memurları Kanunda düzenlene disiplin suç ve cezalar olması sebebiyle bu bölümde fazla ayrıntıya inmeden özellikle DMK.’nun 125inci maddesi esas alınarak iki müessese arasındaki ilişkiyi tespit etmeye çalışacağız.
Disiplin suç ve cezaları ile ceza hukuku anlamında suç ve cezaları arasında çeşitli açılardan farklar mevcuttur.

1- AMAÇ BAKIMINDAN
Disiplin suçlarının tanzimi ve cezai müeyyide ile karşılaşmasındaki amaç “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamaktır.”27 Disiplin cezaları sadece kamu hizmetlerinin gereği gibi görülmesini sağlamayı hedef tutmaktadır.Ceza Kanunun gayesi ise kamu düzenini korumak ve toplumu savunmak esasına dayanır.28
Kısaca şunu ifade edebiliriz ki; ceza hukuku temelde sosyal düzeni korumak amacıyla bu düzene aykırı hareketleri cezalandırırken , disiplin cezalarındaki amaç kurumun çalışma düzenini korumaktır.

2- KİŞİ BAKIMINDAN
Ceza kanunları memur olsun olmasın, herkese uygulanır.Oysa disiplin cezaları sadece memurlar hakkında tatbik olunur. Sadece memurlar tarafından işlenebilen ceza hukuku anlamında suçlar mevcut ise de bunlar mesleki disiplinden dolayı değil sosyal düzeni korumak amacıyla mevcuttur.Aradaki farkı belirginleştirmek için şu örneği verebiliriz ; rüşvet hem ceza hukuku bakımından hem de disiplin rejimi açısından cezayı gerektirir. Anlatılmak istenen odur ki, bir memur hem ceza hukuku bakımından hem de disiplin hukuku bakımından cezalandırılabilecektir.Oysa memur olmayan birisi , bahsedilen suça iştirak etse , sadece ceza hukuku açısından cezalandırılacaktır ; disiplin cezası alması söz konusu olmayacaktır.
Net olarak şunu söyleyebiliriz ki ; disiplin suçunun muhatabı sadece kamu hizmetlerinin görülmesini sağlayan memur olurken ,ceza hukuku anlamındaki suçları bütün kişiler tarafından işlenebilir.29

3- UYGULAMA BAKIMINDAN
Ceza hukukunda ceza adli mahkemeler tarafından verilirken , disiplin cezaları idari makamlar tarafından verilir.30 Başka bir ifade ile , ceza hukukundaki cezayı uygulama sadece devlete aittir,bu nedenle de ceza verebilmek için daima hakim kararı gerekmektedir.Halbuki disiplin cezaları disiplin kurulları veya yetkili amirler tarafından verilebilir.
Olguya bu açıdan baktığımız zaman , disiplin cezaları ceza hukuku anlamında ceza değil ; cezaları doğuran tasarrufta bir kazai tasarruf değildir.Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin gereği gibi yapılabilmesini sağlamak amacıyla hiyerarşi kuvvetine dayanılarak alınmış idari tedbirlerdir.31
Danıştay da aynı fikirde olduğunu şu kararında ortaya koymuştur ; “Disiplin kurullarınca verilen cezalar , Anayasanın 118inci maddesine göre bir idari yargı kararı değil, iptal davası biçiminde kesin karar veren kurul veya makama husumetin yöneltilmesi gerekir.”32

4- KANUNİLİK İLKESİ BAKIMINDAN

a- Genel Olarak
Latince’de “Nullum crimen nulla poena sine lege et iudicio” olarak ifade edilen “Kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi ceza hukukunun temel ilkelerden birini oluşturmaktadır.İlke ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK tarafından şöyle tarif edilmiştir: “Suç ve cezaların ancak KANUN ile konulması ve bunların usulüne uygun olarak ilan edilmek suretiyle herkes tarafından öğrenilmesinin temin edilmesini ifade eden ilkeye kanunilik ilkesi denmektedir.”33 Anayasamızın 38inci ve TCK ‘nun 1inci maddeleri ile bu ilke mevzuatımızdaki yerini almıştır.
Suçun kanuni unsurundan bahsederken anlatılmak istenen; öncelikle işlenen fiilin ceza hukukunda “ kaynak kıymetini haiz olan bir metinde ” önceden tespit edilmiş olması hususudur, ikinci olarak fiil kanundaki tarife uygun olmalıdır.Fiil işlendiği zaman herhangi bir pozitif metinde suç olarak tarif edilmemişse hareket suç olarak nitelendirilemeyecektir.34

b- Disiplin Hukuku Açısından Kanunilik ilkesi
Disiplin Hukukunda da muhtelif fiil ve hareketler tarif edilmiş ve bu fiil ve hareketlerin işlenmesi durumunda karşılığında gösterilen disiplin cezalarının verilmesi gerekmektedir.Bir başka ifadeyle kanunilik ilkesi disiplin rejiminde de kullanılmalıdır.Fakat bu konuda bazı yazarlar tarafından idarenin tüzük, yönetmelik gibi düzenleyici işlemlerin de maddi bakımdan bir tür kanun olduğu zikredilerek idarenin bu işlemlerle suç yaratabileceği iddia edilmiş; uygulamada idarenin düzenleyici işlemlerle suç yaratabiliyor olması ; böyle bir yetkisi bulunmadığı zaman idarenin işini yapamayacağı ,ihtiyaçların mahalli olduğu , parlamentonun bunu her zaman her vakit iyi değerlendiremeyeceği ; kanun yapmanın uzun sürdüğü , parlamentonun yavaş çalıştığı , oysa idarenin sorunlara hızla müdahale edip çözümler bulmak zorunda olduğu , gerekçe olarak ileri sürülmüştür.35
Bizce disiplin cezası vermesini gerektirecek eylemlerin ve bunlara uygulanacak disiplin cezalarının, bu eylemler ortaya çıkmadan önce hukuksal bir dayanağının(kanunun) bulunması diğer bir ifadeyle kanunda gösterilmesi , eylemlerin ve karşılığı disiplin cezaların kanunda açıkça belirtilmesi gerekir.36 Bu durum Anayasamızda yer alan “kanuni idare” ilkesinin doğal bir sonucudur.Gerçekten Anayasamızın gerek başlangıç hükümlerinde ve gerekse genel esaslar kısmındaki ikinci,altıncı,sekizinci ve on birinci maddelerinde yürütme ve idarenin hukuka ve kanunlara bağlılığı zikredilmiştir.
Kanuni idare ilkesi , idarenin davranışlarına kanunun ve ona eşit hukuk kurallarının egemen olması demektir37.
Kanunun idari davranışlara egemen olması , bunların bütünün kanun tarafından düzenlenmesi gerektiği anlamına gelmez. Aksi takdirde idare çok güç işleyen bir müessese durumuna düşer , ve varoluş gayesi olan kamu hizmetlerinin gereği gibi yapılması aksar.Bu sebeple kanunun idaredeki düzenleme alanı idare edilenler yada idare açısından özgüven ve istikrar isteyen konulara ilişkin olmalıdır. Başka bir ifadeyle özel güven ve istikrar gerektirmeyen konular , kanunun verdiği yetki çerçevesinde idarenin düzenleyici işlemlere konu olabilir.38
Disiplin Hukukumuzda kanunilik ilkesine temel teşkil eden Anayasamızın 128inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri atanmaları , görev ve yetkileri , hakları ve yükümlülükleri , aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir” denilmiştir.Bu durumda memurların özlük haklarını etkileyecek nitelikte olan disiplin suç ve cezaları ile bu cezaların verilmesi ve uygulanmasına ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması esastır.
Ancak disiplin rejimimizde suçlar tek tek tarif edilmeyip “memur vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak”39gibi genel ibareler kullanılmıştır.Bu nedenle suç ve cezaların kanuniliği meselesi DMK açısından incelendiğinde ,ceza hukukundaki gibi net değildir.
Ayrıca 657 sayılı Kanunun 125inci maddesinin dördüncü fıkrası suç ve cezaların kanuniliği ilkesiyle çelişen bir başka düzenlemedir.Gerçekten anılan fıkra şöyledir “Yukarda sayılan ve disiplin cezası verilmesi gereken fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.”Böylece sözü geçen ilke ile çelişen , bu kural ile kıyasa izin verilmiş40, açıkça kanunda gösterilmeyen bir fiil ve hal “nitelik ve ağırlık itibariyle” kanunda yer alan eylemlere benziyor ise memura yine de ceza verilmesine olanak sağlanmıştır.41

c- İlkenin Disiplin Mevzuatımız Açısından Tarihi Gelişimi
Cumhuriyet döneminde yürürlüğe giren 31 Mart 1926 tarihli ve 788 sayılı Memurin42 Kanunun 26ıncı maddesinde ;disiplin cezalarını , ihtar ,tevbih, maaş kat’ı , kıdem tenzili , sınıf tenzili , memuriyetten ihraç olmak üzere altı çeşit olarak belirtildikten sonra bahsi geçen kanunun 28,29,30,31,32 ve 33üncü maddelerinde bu cezaları gerektiren fiiller teker teker sayılmıştır. Kanunilik prensibi açısından konuyu ele alacak olursak ; bu kanunun daha modern olduğunu söyleyebiliriz.
657 sayılı Kanunun ilk metninde, sadece disiplin cezaları sayılmış hangi eylem ve hallere,han- gi cezaların verileceği belirtilmemiştir. Disiplin kurulları veya ceza vermeğe yetkili amirler, “fiilin niteliğine ve ağırlık derecelerine göre” uygun görecekleri bir cezayı vereceklerdi. Eylem ile ceza arasında illiyet bağı kurulmamıştı. İlliyet bağını kurmada yetkili amire geniş takdir hakkı verilmişti. Gerekçede bu durum, “Kanun.... disiplin konusunda şimdikinden farklı bir sistem getirmektedir. Yürürlükteki memurin kanunu, disiplin cezalarını gerektiren eylemleri sıralamak ve bunlara birer ceza tayin etmek suretiyle bu alanda karar vermeğe yetkili mercileri gayet dar bir çerçeve içinde kalmağa mahkûm etmektedir. Kanun bu sistemi terk etmektedir. Kanunda sadece disiplin cezalarının nevileri sıralanmış ve (Durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre)bunlardan en uygun görülenin verilmesi esası kabul edilmiştir.” şeklinde açıklanmıştır.43
Bu sistemin en sakıncalı tarafı keyfiliğe ve hissi davranışa müsait oluşudur.
Sistemin gereği gibi işlemeyeceğinin anlaşılması üzerine , bu sistemden vazgeçildi.
Önce , 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125inci maddesine 1327 sayılı kanunla bir fıkra eklenerek , hangi eylem ve hallerde , hangi cezaların verileceğinin (Tüzük)le tespiti ilkesi getirildi.Bu maddenin getirilmesi madde gerekçesinde şu şekilde açıklanmıştır : “Madde de disiplin cezaları genel olarak belirtilmiş ve bunlara verilecek cezalar 125inci madde de sıralanmıştır.Ancak 125inci maddede sayılan cezaların hangi suçlar için verileceği amirlerin takdirine bırakılmıştır.Bu durumun hukuki anlaşmazlıklar yaratacağı ihtimali göz önünde bulundurularak maddede sayılan cezaların 124üncü maddede belirtilen sebeplerden hangisi için verileceği ... hususunda bir tüzük hazırlanması için maddeye bir fıkra eklenmiştir.”44
Fakat bu sistemde Anayasa ve Devlet Memurları Kanununun bazı hükümlerine45 aykırı görülmüştür.Bunun üzerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi 2 sayılı Kanun Hükmünde Kararname46 ile değiştirilerek,disiplin cezalarını gerektiren fiiller ve haller, birer birer sayılarak saptanmıştır.Madde gerekçesinde bu durum , “Kanunda disiplin cezaları gösterilmiş ve bu cezaları gerektiren fiil ve hareketlerin tüzükte belirtilmesi öngörülmüştür .Bu şekil Anayasa’nın 117 inci47 ile bu kanunun 2 ve 18inci maddeleri hükümlerine aykırı düştüğünden disiplin cezasını gerektiren fiil ve hareketler kanun metnine alınmış ve ayrıca öz-el kanunların bu husustaki hükümleri saklı tutulmuştur.” Böylece yine eski sisteme dönülmüştür.
2670 sayılı Kanunun48 31 inci maddesi ile 125 inci maddede yapılan değişiklikle ; disiplin suçlarını oluşturan fiil ve halleri sayma yoluna gidilmiş , böylece madde metni bugünkü halini almış olmaktadır. DMK’ nun disiplin hükümlerine ilişkin düzenlemesi 2670 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra “bastırıcı” özellikleri öne çıkan bir görünüm almıştır. Daha önce kanunda yer alan kısa ve uzun süreli durdurma ve geçici olarak görevden çıkarma cezaları 2670 sayılı kanun ile kaldırılmıştır. Devleti korumak gayesiyle bazı fiiller suç olarak getirilmiş , “ancak hızlı değişim süreci içersinde anlamını yitirmiş , hukuki ifadesiyle bu hükümler harabiyete uğramışlardır.”49(49)

d- Yargı Mercilerinin Tutumu
Danıştay’ın , 2 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesi yürürlüğe girmesinden önceki tutumunu BODUR-OZULU şöyle ifade etmişlerdir “...çeşitli personel yönetmelikleri , benzer eylemler yolu ile yeni disiplin suçlarını idarenin takdirini kullanarak kabul edebilecekleri hakkında hükümler getirmişlerdir.Danıştay’da bu yönetmeliklerin takdirle suç belirlenmesini kabul eden hükümleri benimsemiştir.”50
Daha sonraları , yasa değişikliğinin de etkisiyle Danıştay’ın tutumu aksi yönde olmaya başlamıştır.Danıştay 10uncu dairenin verdiği bir kararda şöyle denilmektedir :
“Amir ve üstlerine söz , yazı ve davranışla hakaret ve tehdit eylemlerinin meslekten çıkarma cezası gerektireceği , Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/4. maddesinde öngörülmüştür. Dava konusu olayda davacı karakola getirildiğinde çeşitli küfürler ettiği , ancak bu sözlerin amirini veya arkadaşlarını hedeflemediği , bu eylemin metni yazılı 8/4. maddenin kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle idare mahkemesinin kararının bozulmasına...”51
Anayasa Mahkemesi de, disiplin suç ve cezalarının Anayasamızın 38inci maddesine girdiği görüşündedir.52 Yüksek mahkeme buna gerekçe olarak , 38inci maddede idari ve adli cezalar arasında bir ayırım yapılmamış olmasını göstermektedir.

e- Sonuç
Sonuç olarak şu söylenebilir ki; Kanunilik ilkesi disiplin suç ve cezalarında da uygulanması hususu gerek doktrin ve gerekse yargı mercileri tarafından kabul edilmektedir.53
KIRMIZIGÜL sorunun çözümünü şu şekilde dile getirmiştir: “Disiplin hukukun özelliği ne derece amaçlar bakımından ceza hukuku prensipleri ile bağlı olmamayı gerektiriyor denilse de kanaatimce bu iddialar ceza hukuku genel ilkelerinden ayrılmayı haklı kılmamak tadır.Kanundaki disiplin suçu teşkil eden fiil ve haller fazladır eksik değildir.Bu nedenle kıyasa cevaz veren suç ve cezada kanunilik ilkesine ters düşen bu hükmün kanundan çıkarılması uygun olacaktır.Kaldı ki bu hükme göre verilen bir cezaya da çok seyrek rastladığımı belirtmeliyim.”54

5- MÜEYYİDE BAKIMINDAN
Ceza hukukundaki müeyyideler , disiplin cezalarına göre daha ağırdır ; çünkü ceza hukuku sosyal düzeni korumaktadır.Bu bakımdan cezaların temel hak ve hürriyetlere yönelmesi ve yaşam hakkına kadar uzanması normal karşılanmalıdır . Disiplin cezaları ise sadece mali haklara ve mesleki hayata yöneliktir.55 Diğer bir ifadeyle ceza hukukunda söz konusu edilen ceza toplum düzenini bozan , bu düzene aykırı olan hareketler ve davranışlara uygulanmaktadır ; böylece ceza görenin temel hürriyetleri ve hakları kısıtlanmaktadır.Disiplin cezalarında ise söz konusu olan toplum düzenine aykırı davranışlar değil, belli bir kurum düzenine aykırı davranışlar sonucu verilen cezalar , ilgilinin temel hak ve hürriyetleri üzerinde değil ; çalıştıkları kurum ile bunlar arasındaki ilişkilerde kendini gösterir.56Örnek vermek gerekirse, ceza hukukunda hapis cezası vs. mevcut iken ,disiplin hukukunda , uyarma, kınama gibi hizmet ilişkileri mevcuttur.

6- DİSİPLİN CEZALARINDA TEKERRÜR
Tekerrür , sözlük anlamıyla “tekrarlama , tekrar etme” demektir.57 Ceza Hukuku anlamında tekerrür “Bir suçtan dolayı mahkum olup CEZASINI ÇEKTİĞİ veya özel af vs. gibi sebeplerle CEZASI DÜŞTÜĞÜ tarihten itibaren belli bir süre içinde YENİDEN SUÇ işleyen kimseye MÜKERRİR, bunun içinde bulunduğu duruma da TEKERRÜR denir.(md.81 TCK)”58 Disiplin suçlarında tekerrür ise, disiplin cezası alan bir memurun , disiplin cezasının sicilinden silinmesine ilişkin süre içinde tekrar aynı mahiyette ve aynı cezayı gerektiren disiplin suçu işlemesi halidir. Bu halde memura bir derece ağır ceza verilecektir.
Tekerrürün nedenini PINAR şöyle açıklamıştır : “Sonraki suç veya suçların işlenmesi, kişinin (memurun) uslanmadığını , disiplin suçu işlemekteki alışkanlığını ve direnişini göstermesi bakımından verilecek cezanın belli oranlarda arttırılmasını öngören tekerrür hükmü, cezayı arttıran kişisel bir nedendir.”59
125 inci maddenin 3 üncü fıkrası hükmüne göre disiplin suçlarında tekerrür şu koşullara bağlı tutulmuştur :
a) Memur önceden disiplin cezası almış olmalıdır,
b) Memurun aynı mahiyetteki bir suçu disiplin cezalarının sicilden silinmesini gerektiren süre içinde işlemiş olması gerekir.
Burada şu hususa dikkat etmek gerekmektedir ; Tekerrür dolayısıyla memura daha ağır bir disiplin cezasının verilmesi için, önceki cezanın kesinleşmesi gerekir. Bu cezanın kesinleşmesinden itibaren işleyecek olan süre içinde ikinci ya da daha çok önceki suç ile aynı mahiyette olan bir suçun işlenmiş olması şarttır. Bu süre geçtikten sonra, yani disiplin cezalarının sicilden silinmesini gerektiren süreden60 sonra işlenen aynı mahiyetteki suç için tekerrür hükmü uygulanamaz. Aynı süre içinde aynı derece cezayı gerektiren, fakat ayrı bir suçun işlenmesi halinde de tekerrür hükmü uygulanmaz. Zira madde açıkça “disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya hal” den söz etmiştir. Aynı derece cezayı gerektiren birden çok Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hal’ in bulunduğu 125 inci maddede ayrıntılı bir şekilde gösterilmiştir. Bu durumda , ayrı fiiller tekerrürü gerektirmez.Burada şunu belirtmekte fayda vardır ; tekerrüre esas teşkil eden iki fiilin birbirinin tıpa tıp aynı olması gerekmez , bu fiillerin aynı “mahiyette” olması ve aynı bende göre tanımlanması yeterlidir.
Örneğin ; görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek , aylıktan kesme cezasını gerektiren bir disiplin suçudur.61 Bu suçtan dolayı ceza alan kimse bu cezanın sicilden silinmesini gerektiren süre olan 10 yıl içinde aynı suçu işlerse hakkında tekerrür hükmü uygulanarak memura bir derece ağır ceza olan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilecektir. Fakat aynı memur 10 yıllık süre içinde aylıktan kesme cezasını gerektiren diğer bir eylemi yaparsa bu halde tekerrür uygulanmayacak , memura yine aylıktan kesme cezası verilecektir.
Danıştay, bir kararında , alkol alıp resmi tabancasının başkalarınca alınmasına sebebiyet verdiği için daha önce 10 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılan emniyet hizmetleri sınıfına mensup bekçinin , aynı suçu işlemesi nedeniyle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 14 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre , daha önce aldığı kısa süreli durdurma cezasının bir derece daha ağır ceza olan uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasının gerektiğinden hareket ederek , suçun bu şekilde tekerrürünü meslekten çıkarma cezası vermeye neden olarak görmeyerek davacının, işlemin iptali istemiyle açtığı davanın idare mahkemesince reddi üzerine verilen kararı bozmuştur.62
Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulanmasında da bir derece ağır ceza verilir.63 Burada önemli olan konu, aynı derece ceza verilmesini gerektiren iki ayrı eylemden sonra, muayyen süre içersinde aynı derece cezayı gerektiren üçüncü bir eylemin işlenmiş olmasıdır.64
125 inci maddenin 4 üncü fıkrası, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olan cezanın uygulanabileceğini açıklamıştır. Bu konuda disiplin cezası vermeye yetkili amire geniş takdir hakkı tanınmıştır. Ancak bu hakkın kullanılmasında amiri etkileyebilecek haller de fıkrada sayılmıştır. Buna göre disiplin suçunu işlediği tarihe kadar çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memur, önceki olumlu davranışları ve sicilinin iyi olması nedeniyle bir derece hafif ceza ile cezalandırılabilecektir. Örneğin; 20 senelik kamu hizmeti sırasında başarılı çalışmalarıyla dikkati çeken ve sicil amirlerinden iyi derecede sicil almış bir memur izinsiz veya kurumunca kabul edilen özürü olmaksızın 3 gün süre ile görevine gelmezse, bu halde kendisi hakkında uygulanması gereken disiplin cezası “kademe durdurma” olmasına karşın, disiplin cezası vermeye yetkili amir (veya kurul) memurun .önceki hizmetlerinde görülen başarısını ve olumlu sicilini dikkate alarak memura bir derece hafif olan “Aylıktan Kesme” cezasını verebilecektir.
Sicil durumu dikkate alınarak bir alt ceza uygulanması hususunda idareye tanınan takdir yetkisi mutlak değildir. Takdirin gereği gibi kullanılıp kullanılmadığı yargı denetimine tabidir. Örneğin, aynı disiplin suçunu işleyen ve sicilleri çok iyi olan iki memurdan birine eyleminin gerektirdiği kademe ilerlemesinin durdurulması cezası yerine , bir alt ceza olan aylıktan kesme cezası verildiği halde, diğer memura kademe ilerlemesi cezasının verilerek aylıktan kesme cezasının verilmemesi yargı merciince yasaya aykırı bulunmaktadır.65

D- DİĞER ÜLKELERDE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI66
Devlet memurları için öngörülen disiplin suçları ve cezaları, bir çok ülkenin mevzuatında tahdidi olarak gösterilmiş, bazı ülkelerde ise sadece genel çizgileriyle belirtilmiştir.Bu gibi ülkelerde bir içtihatlar hukuku geliştirilmiş olup, bu içtihatlardan, disiplin cezaları uygulanabilecek disiplin suçlarının neler olduğunu tespit etmek mümkün olmaktadır.Örneğin, İngiltere ve İsveç'te durum böyledir.67
Çeşitli ülkelerde kabul edilmiş olan disiplin cezaları birbirinden oldukça farklıdır.Örneğin;
İngiltere'de; para cezası veya tazmin, başka yere gönderme, ücret kesilmesini de içine alan işten el çektirme, rütbe indirimi, emeklilik maaşı indirilerek veya emeklilik maaşı verilmeden memuriyetten çıkarma,
İsveç'de; memurun terfiini ve maaş artışını etkileyecek resmi uyarma, aylıktan kesme veya para cezası, üç ay süre ile hizmetten maaşsız uzaklaştırma, devlet memurluğundan çıkarma, :
Amerika Birleşik Devletlerinde; daha düşük göreve atama liyakatsızlıkla veya daha aşağı bir performans derecesiyle değerlendirme; para cezası, sınıf indirimi
İtalya'da; kınama, maaş indirimi, maaşsız geçici olarak görevden uzaklaştırma, emeklilik haklarının bir kısmından mahrumiyet sonucunu doğuran göreve son verme, bütün emeklilik haklarından mahrumiyet sonucunu doğuran göreve son verme,
Fransa'da; uyarma, kınama, terfi listesinden çıkarma, zorunlu iş değişimi, kıdem indirimi, sınıf indirimi, emeklilik hakkı baki kalmak veya bu hakkı kaybetmek üzere memurluktan çıkarma.

E- ÜLKEMİZDE DİSİPLİN UYGULANMASININ GELİŞMESİ68
Devlet memurlarının tabi olacakları disiplin hükümleri, Tanzimat döneminden başlayarak, memur statülerini belirleyen çeşitli kanun, nizamname ve talimatnamelerde yer almıştır.Konumuzun kapsamını dikkate aldığımızda ; Cumhuriyet dönemine kadar olan disiplin mevzuatımızın isimlerini belirtmemizin yeterli olacağı kanaatindeyiz.
- 9 Şevval 1276 (1860) tarihli Ticaret Kanunnamesi
- 27 Rebiülevvel 1276 (1860) tarihli Telgraf Nizamnamesi
- 12 Rebiülevvel 1277 (1861) tarihli Dersaadet Gümrükleri ile Mülhakat Gümrüklerinin Muamelatı Dahiliyesine Dair Nizamname
- 8 Teşrinievvel 1299 (1883) tarihli Saltanatı Seniye Şehbenderlerine Dair Nizamnamei Dahili
- 24 Şubat 1285 (1869) tarihli Mektebi Sanayi Nizamnamesi
- Emvali Miriye Tahsilatı İçin İstihdam Olunacak Tahsildarların Sıfat ve Hareketleri ve Vezaifi Memuriyetleri Hakkındaki Talimat ile Tapu Mesalihi Hakkında Talimat'ta,
- 23 Ağustos 1297 (1881) tarihli Memurini Mülkiye Kararnamesi
- 23 Eylül 1329 (1913) tarihli Tedrisatı İptidaiye Kanunu Muvakkati
- 2 Mayıs 1329 (1913) tarihli Polis Nizamnamesi
Yukarıda belirtilen kanun, nizamname ve talimatnamelerde, disiplin cezaları, hafiften ağıra doğru belirlenmiş olmakla birlikte, bu cezalardan hangilerinin hangi fiiller için uygulanacağı, azli gerektiren sebepler dışında, tespit edilmemiş ve böylelikle bu cezaların uygulanmasında yetkili makam ve mercilere geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Daha sonra yapılan düzenlemelerde, her bir cezanın uygulanmasını gerektiren fiiller tahdidi olarak belirlenmek suretiyle bu husustaki takdir yetkisinin sınırlandırılması yönünde bir gelişme görülmektedir69
Cumhuriyet dönemindeki uygulamaya bakmak için ilk önce 1926 tarih ve 788 sayılı memurin kanunun incelememiz gerekir. Bu kanunda disiplinin tanımı yapılmadan, inzitabi
cezalar başlığı altında, 26. Maddede, ihtar, tevbih, maaş katı, kıdem tenzili, sınıf tenzili ve memuriyetten ihraç cezalarının verilebileceğini sıralamıştır. Ayrıca 28,29, 30,31,32 ve 33 maddelerinde cezaların hangi fillere uygulanacağını sayma yoluna gidilmiştir.
Adı geçen kanunun bastırıcı yönü ağır basmaktadır. Tek amir tarafından resen verilen ihtar ve tevbih cezası süresi içinde itiraz olunmaz veya edilen itiraz amir tarafından reddolunursa ceza kesinleşir ve sicile geçer.70 Kanunun olumlu yönü ise, memurlara verilecek disiplin cezasını gerektirecek fiil ve halleri tek tek sayarak keyfilikleri önleyecek güvence getirmesidir . Aksi halde, güvenceden yoksun olan memurların çalışma hayatında başarılı olamayacakları bir gerçektir.
1955 tarihli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Md 124 , kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulması zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre ceza verileceğini öngörmektedir. 788 sayılı memurin kanunundan farklı bir uygulama getirilerek, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin sayılmaması memuru güvencesiz bırakmaktadır . Memurun suç işlediği zaman ne tür disiplin müeyyidesi ile karşılaşacağını bilmesi güvence teşkil etmektedir. 657 sayılı kanunda getirilen yeni düzenleme ile ,788 sayılı kanunun aksine, bir gerileme ve teminatsızlık getirilmiştir.71
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu önce 1327 sayılı kanunla daha sonra 23.12.1972 gün ve 2 sayılı Kanun Hükmünde Kararname72 ile değişiklik yapılarak disiplin suçlarını sayma yoluna giderek idareye tanınan geniş takdir yetkisini ortadan kaldırmıştır. Bu uygulama ile memur güvenceye kavuşturularak keyfiliklerin önlenmesi amaçlanmıştır.Son olarak 12.5.1982 tarih ve 2670 sayılı kanunla73 657 sayılı kanunda yapılan değişiklikle, disiplin suçlarını oluşturan fiil ve halleri sayma yoluna gitmiştir.


F- DİSİPLİN CEZALARI RAKIMINDAN 657 SAYILI KANUNUN KAPSAMI

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ; Kanunun 1. maddesinin birinci fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlarda çalışan memurlar hakkında uygulanır. Birinci maddenin iki ve üçüncü fıkralarında sayılan görevliler özel yasaları hükümlerine tabidirler.
Ancak, birinci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında yer alan Devlet memurlarından bazıları malı yönden yasanın ek geçici maddeleri ile bu yasaya tâbi tutulmuşlardır.
Fakat mali yönden 657 sayılı kanununun ek geçici maddeleri ile bu yasaya bağlı olan memurlar disiplin cezaları yönünden bu yasaya tabi değillerdir. Hangi memurların bu yasaya bağlı olduğu kanunun birinci maddesinde gösterildiği ayrıca bu kanuna tabi olmayıp da , disiplin işlemleri yönünden bağlılıkları özel kanunlarında belirtilen kuruluş ve kurumlar memurları da vardır.74
Bu durumda 657 sayılı kanunda yer alan disiplin hükümlerinin hangi memurlar hakkında uygulanıp , hangilerine uygulanamayacağını kanunun birinci maddesini de dikkate alarak belirtmeye çalışalım.

1- DİSİPLİN HÜKÜMLERİ BAKIMINDAN DEVLET MEMURLAR KANUNUNA TABİ MEMURLAR
Kanunun birinci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlarda çalışan memurlar, teşkilât yasalarında bu yönde hüküm yoksa 657 sayılı Kanunun disiplin cezalarını düzenleyen hükümlerine tabidirler.
657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin son fıkrasına göre , özel yasaların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. Buradaki "özel kanun"dan amaç , 657 sayılı Yasanın kapsamında bulunan memurlar hakkında uygulanan özel örgüt kanunlarıdır.75
Bu memurlar disiplin cezasını gerektiren bir suç işledikleri takdirde teşkilat kanunların da disiplin cezalarına ilişkin hükümler varsa bu hükümlere göre ceza görürler. Aksi halde 657 sayılı Kanunun bu konudaki hükümlerine tabidirler.
657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin saklı tuttuğu hükümler, sadece disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümlerdir. Disiplin kurulları, soruşturma usulleri, itiraz ve saireye ilişkin hükümler saklı tutulmamıştır.
657 sayılı Kanununa tabi memurlar hakkında, disiplin cezaları, teşkilat yasalarıyla değil de, Tüzük ve Yönetmeliklerle düzenlenmiş olduğu takdirde, bu halde , 657 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bunların yürürlükten kalkmış olması gerekir. Tüzük ya da Yönetmeliklerle düzenlenmiş bulunan disiplin cezalarının uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Zira, saklı tutulan özel kanun hükümleri olup Tüzük ya da Yönetmelik hükümleri değildir.76

2- DİSİPLİN HÜKÜMLERİ BAKIMINDAN DEVLET MEMURLARI KANUNA TABİ OLMAYAN MEMURLAR

657 sayılı Yasanın 1inci maddesinin son fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlarda
görevli memurlar bu kanuna tabi olmadıklarından disiplin hükümlerinin de bunlar
hakkında uygulanma olanağı yoktur. Ancak, bu kurum ve kuruluşların özel yasalarında 657 sayılı Kanuna göndermede bulunuluyorsa yalnız göndermede bulunulan hükümler uygulanabilecektir
Bunlar dışında 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin son fıkrasına göre , yasaya tabi olmakla beraber ,özel kanunlarında disiplin hükümleri bulunan memurlar da bu yasaya tabi değildirler.































İ K İ N C İ B Ö L Ü M



D E V L E T M E M U R L A R I K A N U N U N D A

D Ü Z E N L E N E N D İ S İ P L İ N S U Ç V E C E Z A L A R I




A- GENEL OLARAK
DMK’nun 125 inci maddesinde disiplin suç ve cezaları sayılmıştır.Cezalar uyarma , kınama , aylıktan kesme , kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarmadır.Belirtilen bu fiil ve hallere “nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara” da aynı neviden disiplin cezalarının verileceği kuralı yine aynı maddede açıklanmak suretiyle sayılı fiil ve hallerin dışına çıkılabilmesine imkan tanınmıştır.
Daha önce Kanunda yer alan kısa ve uzun süreli durdurma ve geçici olarak görevden çıkarma cezaları 12.5.1982 tarih ve 2670 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile kaldırılmıştır.
Uyarma , kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından , kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ise , memurun bağlı bulunduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde valiler tarafından verilecektir.Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise amirlerin bu yoldaki istekleri üzerine yüksek disiplin kurulu kararı ile verilmektedir.(657 sayılı DMK md126)
B- UYARMA
1- GENEL OLARAK
Uyarma, arkadaşça konuşma , sözlü bir ikaz yada tembih şeklindeki gayrı resmi usuller kullanıldıktan sonra ilk resmi disiplin hareketidir. Hiyerarşik amir tarafından yazılı olarak verilmektedir.Bu sebepten ötürü bu cezaya “manevi ceza” diyen müellifler de mevcuttur.77
Uyarma cezası memurun memuriyet haklarında herhangi bir kısıntı getirmez78
Uyarma, DMK'nun 125/A maddesinde düzenlenmiş olup "memura görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi" şeklinde tarif edilmiştir.
Bu tarife "davranış" unsuru 2670 sayılı Kanun ile ilave edilmiştir, ilk tarifte yalnızca "görevde daha dikkatli davranma" ifadesi yer alıyordu. Bu değişiklikten sonra artık memur sadece görevinde dikkatli olmakla yetinemeyecek, davranışlarında da görevinde göstermesi gereken dikkat derecesinde özen göstermek zorunda kalacaktır. Burada memurdan istenen dikkatin derecesi memurun gördüğü hizmetin gerektirdiği "makul" bir dikkattir.79
Uyarma cezasına 788 sayılı Kanunda "ihtar" denilmekteydi.80
Uyarma cezası disiplin amirleri tarafından verilebilmekledir (md126/f. l)
Uyarma cezasını gerektiren fiil ve hallerin öğrenildiği tarihten itibaren disiplin amirlerince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir Aksi takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Uyarma cezası verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. (md132/f.1)
Uyarma cezalarına karşı idari yargı yoluna gidilemez. Uyarma ve Kınama cezaları için idari yargı yolu 1982 Anayasası ile ve 2670 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu kapatılmıştır. Daha önce bu cezalar için de idari yargı yolu açıktı.Gerçekten Anayasamızın md.129/f3 de şu şekilde ifade edilmiştir : “... Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz...”
129'uncu maddenin gerekçesine göre, kamu hizmeti görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları mensupları hakkında yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin uygulamalarında, "ilgiliye suçlandığı konunun bildirilmesi", "ilgilinin dinlenmesi, savunmasını yapma olanağının tanınması" güvence altına alınmıştır.İlk bakışta uyarma cezasının, disiplin cezaları sıralamasında yaptırım açısından hafif olması nedeniyle Yargı denetimi dışında tutulduğu izlenimi doğmakta ise de, gerek Anayasamızın (125/f1) maddesinin İdari Yargı denetimi konusunda getirdiği ilke, gerek bu cezaların üstler tarafından doğrudan verilebilmesi olanağının bulunmasının, keyfiliğe ve takdir yetkisinin kötüye kullanılmasına yol açabileceği olgularından hareketle, bahsedilen cezanın da, İdari Yargı denetimine tabi olması gerektiğini düşünüyoruz.81
Danıştay’ca verilmiş bir kararda, "Anayasanın 129 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan... hükmü uyarınca uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimi dışında bırakılabileceği belirtilmiştir. Ancak, bu yönde bir kısıtlamanın, normlar hiyerarşisine göre yasa ile getirilebileceği de açık bulunmaktadır. Bu itibarla , yönetmelik hükmü ile yargı denetimine sınır konulması düşünülemez. Öte yandan , 3011 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanacak Yönetmelikler Hakkında Kanunun l inci maddesinin b bendi, kamu personeline ait genel hükümleri kapsayan yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanması gerektiği hükmünü taşımaktadır.- Bu durumda, davaya konu İş ve İşçi Bulma Kurumu Personel Yönetmeliği'nin yasal zorunluluğa karşın Resmî Gazete'de yayımlanmamış olmasının yanı sıra, ‘İtiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz.’ hükmü ile yargı denetimine kısıntı getirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararının, sözü edilen yönetmeliğin,....iptaline ilişkin kısmının...bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna varılmaktadır..." demektedir.82
Son zamanlarda İdari Yargı Mercileri, kanunlarla ve yönetmeliklerle kabul edilmiş Yargı kısıntısını kabul etmemektedirler. İdari Yargı Mercileri, a çılan iptal davalarını kabul edip karar vermekle Yargı kısıntısını hükümsüz duruma getirmektedir.83
DMK'nun 135/1. maddesine göre uyarma cezalarına karşı itiraz , varsa bir üst disiplin amirine, yoksa disiplin kurullarına yapılır ve itiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Kesinleşen kararlar için ikinci bir itiraz yolu yoktur
İtiraz süresi, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür(md.136/f l)
2- UYARMA CEZASINI GEREKTİREN FİİLVE HALLER

a- Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak (md. 125/A-a).
Bu fıkrada üç ayrı fiil birlikte düzenlenmiştir:
1-Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,
2-Görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak
3-Görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak
2670 sayılı Kanunla getirilen değişiklikten önce fiil "göreve karşı kayıtsızlık ve görevde düzensizlik göstermek" şeklinde iken yukarıdaki düzenlemeye gidilmiş olarak kapsam genişletilmiştir
Her üç durumda da maddi unsur "kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmaktır.
Danıştay tarafından verilmiş bir kararda konuya şu şekilde temas edilmiştir;
"Uyarma cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali için açılan davanın; başmüfettiş tarafından saptanarak teftiş defterine yazılan noksanlardan (müstehlik eşya defterinin tutulması) hususu yerine getirilmediği halde defter tutulmuş gibi bakanlığa yazı yazıldığı ve teftiş defterlerinin yerine getirilip getirilmediğini kontrol etmemek suretiyle görevinde kayıtsızlık gösterdiği anlaşılan davacıya, 788 sayılı yasanın 28. maddesine göre uyarma cezası verilmesinde yasaya aykırılık görülmediği .."84

b- Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek (md. 125/A-b)
Bu fıkrada da üç ayrı fiil birlikte düzenlenmiştir:
- İzinsiz veya özürsüz olarak göreve geç gelmek.
- İzinsiz veya özürsüz olarak görevden erken ayrılmak
- İzinsiz veya özürsüz olarak görev mahallini terk etmek. ;
Suçun maddi unsuru, göreve geç gelmek, görevden erken ayrılmak ve görev mahallini terk etmektir.
Bu fiil, 2670 sayılı Kanun ile değişmeden önceki 125. maddede yine mevcuttu.Ancak 2670 sayılı Kanun ile "özürsüz" kelimesinin yanına "izinsiz" kelimesi de ilave edilmiştir. Ayrıca görev mahallini terk etmek de suç sayılmıştır.
Konu ile ilgili olarak aşağıya aldığımız bir kararda şöyle denilmektedir:
"... 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin C fıkrası (a) ve (ı) bentleri uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırıldığı görülmekte ise de , davacının yaklaşık iki yıl önce bir öğrenci velisi ile okulda uygunsuz vaziyette yakalandığı yolundaki iddia yönünden , soruşturma sırasında ifadesine başvurulan tanıklardan bir bölümü böyle bir olayı duymadığını ve bilmediğini beyan ederken, bir bölümünün duyduğunu ancak görmediğini beyan ettiği, dolayısıyla söylenti şeklinde cereyan etmiş olan ve sübuta erdirilemeyen bu eylemin iddiadan ibaret bir nitelik taşıması n edeniyle cezalandırılmasının mümkün bulunmaması , diğer taraftan kimi zaman göreve geç geldiği şeklinde sübuta erdirilen eylemin ise anılan yasanın 125 maddesinin A fıkrası (b) bendi kapsamında değerlendirilebilecek ve uyarma cezasını gerektirecek nitelikte bulunması nedeniyle aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına hukuken olanak bulunmamaktadır "85

c- Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek (md. 125/A-c)
Bu fiilin suç olarak kabul edilmesi de 2670 sayılı Kanun ile olmuştur. Yakın zamanda yaşanan ekonomik bunalım nedeniyle milletçe uyulması gereken tasarruf tedbirlerine kamu yönetimi de kendi bünyesinde uymak zaruretini hissetmiştir ; ve bu hüküm ile de alınan tedbirlere yaptırım gücü kazandırılmak istenilmiştir.
Örnek olarak elektrik kullanımında israf gösteren memura uyarma cezası verilebilecektir.
Bunun gibi yazışmalarda , yarım sayfaya yazılacak yazının tam sayfaya yazılması. . tasarruf tedbirlerine uymamaktır.

d- Usulsüz müracaat ve şikayette bulunmak (md. 125/A-d).
Bu hüküm de yenidir. Devlet memurları hiyerarşik düzen gereği şikayet ve müracaatlarını belirli kurallara uyarak yapmak zorundadırlar. Bu kurallar Devlet Memurlarının Şikayet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelik86 hükümleri ile tespit edilmiştir Devlet memurlarının yönetmelik hükümlerine uygun olmayan müracaat ve şikayette bulunmaları durumunda kendilerine uyarma cezası verilebilecektir.
DMK'nun 21. maddesine göre. Devlet memurları resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat ; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikayet ve dava açma hakkına sahiptir. Bu hüküm, Anayasa ve 3071 sayılı Kanunun vatandaşlara tanıdığı hakkın değişik bir ifadesidir. Fakat zaman zaman ast-üst ilişkisini zedeleyen ve karışıklığa yol açan müracaatlara rastlanılmaktadır. Bunun için böyle bir düzenlemeye gidilmeye ihtiyaç duyulmuştur.87(78)
Ancak memurların dilekçe vermelerinin "isyankar" veya "yuvasını kirleten" yahut tedirgin edici nitelendirmeye hak verdirir bir özellikte olması da hoş görülemez. Bu husus memurların statüleri gereğidir. Memur dilekçesinde cevap vermek veya şikayet etmek için olsun amirine hakaret edici, suçlayıcı ifadeler kullanamaz Memur, bir hakkını kullanırken başkasının kişilik haklarına saldıramaz. Memur amirini şikayet ederken objektif bir şekilde , duygularını işe katmadan meramını (maksadını) anlatmalıdır . "Amirim hırsızdır, sahtekardır" gibi ifadeler kullanılmamalıdır. Memur, savunma hakkını kullanıyorsa dahi yine saygılı bir dil kullanmalı ve mütecaviz bir ifadeden kaçınmalıdır.

e- Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak (md. 125/A-e).
2670 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önce bu hüküm “vakara uymayan durum ve davranışları görülmek” şeklindeydi . Bu hükümde önemli olan nokta , tek bir fiil eğer Devlet memuru vakarına yakışmayan davranış oluşturuyorsa, suçun oluşması için bu durum yeterlidir.
Suçun maddi unsuru, memurluk vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmaktır.
“Tutum", olaylar karşısında takınılan tavırdır. Hiçbir harekette bulunmamak, pasif kalmak ile de memurluk vakarına yakışmayacak bir “tutum” takınılmış olunabilir. Takınılan tutum memurluk ciddiyeti ile bağdaştırılamıyorsa bu suç oluşmuş demektir.
Memurluk vakarından anlaşılması gereken ; memurda , toplum toplum tarafından görülmesi istenen ağır başlılık ,ciddiyet ve aynı zamanda Devlet memurluğunun statüsü gereği kendisinden istenen standart davranış normlarıdır.
Konu ile ilgili olarak Danıştay tarafından verilmiş bir kararda şöyle denilmektedir :
"... davacının ilçesinden ayrıldığı sırada yerel bir gazetede yayınlanan şiirinde ve dairelere gönderdiği veda mesajında kullandığı amirlerini eleştirici nitelikteki ifadelerin kaymakamlık görevinin gerektirdiği ciddiyete uygun olmadığı anlaşılmakla, bu davranışı dolayısıyla görevinde daha dikkatli davranması gerektiğinin bildirilmesi amacıyla kendisine uyarma cezası verilmesinde 657 sayılı yasanın 2 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 125 maddesinin (A) fıkrasına aykırılık bulunmadığı "88

f- Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak (md. 125/A-f).
Bu fıkrada şu hususlar düzenlenmiş bulunmaktadır:
- Memurun görevine karşı kayıtsızlık göstermesi;
- Veya iş sahiplerine karşı ilgisiz kalması.
Kayıtsızlık gösterme önceden de mevcut iken 2670 sayılı Kanun ile iş sahiplerine karşı ilgisiz kalma ilave edilmiştir. Böylece "bugün git, yarın gel" şeklinde ifade edilen ve Devletin yıpranmasına neden olan zihniyete engel olunmak istenilmiştir.89
788 sayılı Kanunda da "görevde kayıtsızlık" yer almıştı.

g- Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak (md. 125/A-g).
Bu hüküm de yenidir. 2670 sayılı Kanunun ek 1. maddesi ile memurlara kıyafet mecburiyeti getirilmiştir. Buna göre "Devlet memurları , kanun , tüzük ve yönetmeliklerin öngördüğü kılık ve kıyafet kurallarına uymak mecburiyetindedirler".
Bu hüküm olmasaydı ve memurun kılık ve kıyafeti , memurluk statüsüne yakışan ciddiyet ve ağır başlılığa uygun değilse , kişi(memur) hakkında DMK. 125/A-e uyarınca disiplin cezası verilmesi gerekecekti.
Giyimde ana ilke, sadelik, temizlik ve hizmete uygunluktur. Örneğin kadın memurun görev başında normalden uzun tırnaklı, sadelikten uzak elbiseli olması, erkek memurların kulak ortasından aşağı favori bırakması, kulağı kapatacak şekilde ve gömlek yakasını kapatacak uzunlukta saç uzatması Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik tarafından getirilen normlara uygun düşmemektedir

h- Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak (md. 125/A-h).
Bu fıkrada yapılan düzenleme, içe dönük, idarenin kendi iç düzenindeki çalışmasında verimliliği sağlamaya yönelik bir düzenlemedir Memurlar kendi aralarındaki, ilişkilerinde ve ast-üst ilişkilerinde işbirliği ilkesine uymak zorundadırlar. Ast, üst ile, üst, ast ile ve memur, memur ile uyumlu bir işbirliğine gidemiyorsa kamu hizmetinin rasyonel, disiplinli ve hızlı yürümesinden bahsetmek mümkün olamaz.
Görevin işbirliği içerisinde yapılması ilkesine aykırılık teşkil eden fiil ve haller çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Duruma ve oluşa göre yapılan hareket işbirliği ilkesine uygun düşmüyor denilebiliyor ise memura uyarma cezası verilebilecektir.90



C- KINAMA

1- GENEL OLARAK
Kınama, memura görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir .İlk ceza türünden farkı burada hareketin “belirgin” olmasıdır.Bir başka deyişle hareketin kusur-lu olduğunun belirtilmesidir.91 Uyarma soyut ve hafif bir müeyyide türü iken ; kınama somut ve daha ağır bir cezadır.
Kusur , kanuna aykırı bir iradenin mevcudiyeti halinde karşımıza çıkar.Diğer bir deyişle kanuna aykırı bir hareket iradi ise kusurluluk mevzubahistir.İşte kınama cezası verilerek memura bu durum ikaz edilir.
788 sayılı Memurin kanundaki adı “tevbih”tir.(788 sayılı Kanun md26)
Uyarma cezasında olduğu gibi memurun özlük ve sosyal haklarında kısıntı meydana ge-tirmez.
Kınama cezası da uyarma cezasında olduğu gibi disiplin amirleri tarafından verilebil- mektedir(DMK m I26/f 1)
Ceza verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır Ayrıca itiraz suresi olan 7 günlük sürenin geçmesi beklenmez (md. 132).
Kınama cezası için de itiraz yolu vardır.Uyarma cezasında olduğu gibi Kınama cezasının iptali için idari yargı yoluna gidilemez.92 İtiraz, cezanın tebliğini izleyen günden başlamak üzere yedi gün içinde yapılmalıdır Bu süre geçtikten sonra yapılan itirazlar esasa girmeden red edilir, itiraz, uyarma cezasından farklı prosedüre tabi tutulmamaktadır. Aynen uyarmada olduğu gibi üst disiplin amirine, yoksa disiplin kurullarına yapılır. (DMKmd135/f. 1)

2- KINAMA CEZASINI GEREKTİREN FİİLVE HALLER
Devlet Memurları Kanunun 125 inci maddesinin (B) bendinde kınama cezasını gerek-tiren fiil ve haller 12 fıkra halinde düzenlenmiştir.

a- Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında ,görev mahal-linde kurumlarca belirtilen usul ve esasların yerine getirilmesinde , görevle ilgili resmi belge , araç ve gereçlerin korunması , kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak (md.125/B-a)
Bu fıkra 2670 sayılı Kanun ile getirilmiş olup , eski mevzuatımızda böyle bir fiil suç olarak yer almıyordu.
Fıkrada üç ayrı fiil ve hal birlikte yer almaktadır:
- Verilen emir ve görevlerin tam zamanında yapılmasında kusurlu davranmak
- Görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde kusurlu davranmak
- Görev ile ilgili resmi belge , araç ve gereçlerin korunması , kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak
Kamu yararı gayesini hedef tutan idarenin, kamu hizmetini gerektiği gibi yerine geti-rebilmesi için , memur ve diğer kamu görevlilerinin verilen emir ve görevleri gecikmeden yerine getirmek mecburiyeti vardır. Bu fıkra bu zorunluluğa uymayan memurlara verilen disiplin cezasını düzenlemiştir.
İncelediğimiz disiplin suçuyla ilgili bir olayda ;Danıştay , vali tarafından verilen emir ve talimatları zamanında yerine getirmeyen kaymakama verilen kınama cezasını yerinde bulmuştur.93


b- Eşlerinin ,reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sü-rekli faaliyetlerini belirlenen sürede kuruma bildirmemek (md.125/B-b)

Burada yapılan işin “sürekli” ve “kazanç getirici” nitelikte olması şarttır.
“Sürekli iş” ten ne anlaşılması gerektiğini ,KIRMIZIGÜL şöyle açıklamıştır : “Sürekli ve süreksiz iş ayırımı İş Kanunda yapılmıştır.Kanımca İş Kanunu tanımlarının burada ölçü olarak dikkate alınması amaca uygun olur.”94
Konuyla ilgili bir Danıştay kararında şöyle denilmektedir : “Davacı reşit olan oğlu adına aldığı kamyonu idaresine bildirmek zorunda olmadığı gibi çocuğun kazanç getirici ,faaliyette bulunmasından ötürü de cezalandırılamayacağı ...”95

c- Görevi sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak(md.125/B-c)
Burada sadece amirden bahsetmektedir ; bu durumda ister sicil amiri ister disiplin am-ri olsun fark etmemektedir.
Ayrıca görev dışında amire hal ve hareketleriyle saygısız davranmak bu suçu oluşturmaz.
Bu suçta unutulmaması gereken bir diğer noktada “kusurluluk”tur.Memur hal ve ha-reketleriyle amirine görevi başında saygısızca davranırken,kendisine bir kusur atfedilemiyor-sa bu suçu işlemiş sayamayız.
Daha öncede belirtildiği gibi ; 1982 Anayasası ve 2670 sayılı Kanun ile yapılan deği-şiklikten önce kınama cezasının iptali için iptal davası açmak gerekmekteydi.Açılmış olan bir iptal davasında Danıştay şöyle bir karara varmıştır:
“Kınama cezasının iptali için istenen açılan davanın; vali tarafından verilen emir ve talimatları zamanında yerine getirmediği , amir-memur ilişkilerine yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunduğu dosyadan anlaşılan ve kaymakam olan davacıya valilikçe verilen cezada, 5442 sayılı yasanın 13 üncü maddesinin (c) fıkrasına ve 657 sayılı yasaya 2 sayılı K.H.K. ile eklenen 124 inci maddenin (B) bendinin (C) fıkrasına aykırılık bulunmadığından reddine karar verilmiştir.”96

d- Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlara bulunmak(md.125/B-d)

DMK’nun 8 inci maddesine göre “ Devlet Memurları ,resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.” Bu zorunluluğu yerine getirmeyen memurlara md.125/B-d da belirtilen ceza verilecektir.
Bu hükümle memurun görev dışında da “Devletin bir memuru olduğunun” bilincinde olması istenmiştir.
Kanunumuz Devlet Memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmayı “ hizmet içi”ve “hizmet dışında” olarak ikiye ayırmıştır.Bu düzen-lemede hizmet dışını, hizmet içindekine göre daha hafif müeyyide ile cezalandırmıştır.
Hangi fiillerin bu suçu oluşturduğu yolunda standart ölçüler yoktur ; yer ve zamana göre farklı değerlendirmeler olacaktır.
Danıştay tarafından verilen bir kararda konu şu şekilde değerlendirilmiştir:
“ Komiser olan davacının Mecidiye Karakol amiri olarak görev yaptığı 1981 yılı içinde daha önceden bombalanmış olan karakola , semt esnafının çeşitli eşyalar almaları ve karakol aracını tamir ettirmelerini kabul etmesi eyleminin , kişilerin bu işi kendi iradeleri ile yaptıklarını beyan etmeleri, hibe edilen eşyaları davacının demirbaşa kaydetmek suretiyle üst makamları haberdar etmesi ve de kendisine herhangi bir menfaat sağlamaması hususları gözönüne alındığında bu olay hizmet dışında resmi sıfatın gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak nitelendirmek mümkün olmadığından ... disiplin cezası verilmesinde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.”97

e- Devlete ait resmi araç ,gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak (md.125/B-e)
Bu hükme göre memurun ; demirbaşa kayıtlı olsun olmasın Devletin malı olan bir eşyayı evinde veya işyerinde özel işi için kullanması yasaktır.Burada mühim olan kısım ; devlete ait eşyanın “özel iş” için kullanılmasıdır.Devlete ait eşya sadece Devletin işinde kul-lanılmalıdır.
Özel işlerde kullanma bizzat memur tarafından kullanma anlamında dar yorumlan-mamalıdır.Aile fertlerinin kullanması, bir yabancının kullanmasına izin verilmesi fıkra kap-samında sayılmalıdır.98

f- Devlete ait resmi belge ,araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek(md.125/B-f)
Resmi belgeden kast olunan şey; “ Memur tarafından görevin yapıldığı sırada ve gö-rev dolayısıyla düzenlenen belgedir”99 Fıkra hükmünden rahatça anlaşılacağı üzere “ve
benzeri eşya” tabiriyle kapsam geniş tutulmuştur.
Diğer suçlarda olduğu gibi burada da kusurluluk durumu şarttır.
Yapılan soruşturmada Devlete ait araç, gereç , ve benzeri eşyayı kaybeden memur hakkında kusurluluk durumu dikkate alınarak ,Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti ,Takibi,Amirlerin Sorumlulukları,Yapılacak diğer İşlemler Hakkında Yönetmelik100 uyarınca mali teklif de getirilmelidir. Eşyanın kaybı ile Devletin zararı söz konusudur , Memurların kast, kusur,ihmal ve tedbirsizlik sonucu idareye verdikleri zararlar için adı geçen özel yönetmelik kurallarına memura ödettirilir.
g- İş arkadaşlarına ,maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak(md.125/B-g)
Suçun maddi unsuru olarak “kötü muamelede bulunmak” gösterilmektedir.Memur kötü muameleyi ya iş arkadaşlarına ,ya maiyetindeki personele ya da iş sahiplerine karşı yapacaktır. Amirine yapacağı kötü muamele daha ağır disiplin suçu olduğu için bu fıkra kapsamına girmez.
Kötü muamele , “ küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareket” sayılmayacak derecede hafif nitelikte olan fiil ve hareketlerdir.101
h- İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hakaretle sataşmak(md.125/B-h)
Bu hüküm de yenidir.Suçun maddi unsuru söz veya hareketle sataşmaktır.Sataşmak , söz ve fille “rahatsız etmek” sınırları içinde cereyan etmelidir.

i- Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak,işaret,resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak(md.125/B-ı)
Genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ; toplumun benimsemiş bulunduğu ahlak kurallarına ters düşen ,edebe aykırılık niteliği taşıyan davranışlardır.

j- Verilen emirlere itiraz etmek(md.125/B-j)
Burada verilen emrin kanun , tüzük ve yönetmeliklere uygun olarak verilmesi gerekmektedir.
Kanunsuz emre karşı memurun yapması gereken davranış Anayasamızda düzenlenmiştir 1982 Anayasasının 137 maddesine göre “Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle ça-lışmakta olan kimse , üstünden aldığı emri , yönetmelik, tüzük kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir.Ancak , üstü emrinde ısrar eder ve bu emri yazı ile yenilerse emir yerine getirilir ; bu halde , emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir hiçbir suretle yerine getirilmez ; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.”
Anayasamızın bu hükmü ve incelediğimiz fıkra beraber ele alındığında ; hukuka uygun olarak ve yetkili amir tarafından verilen emirlere itiraz etme durumunda bu suç oluşmaktadır.
Düzenlenen disiplin suçu emre “itiraz” durumudur.İtiraz emri yapmamak demek değil-dir.Eğer memur , emirleri kasten yapmıyorsa daha ağır bir disiplin cezasıyla cezalandırılır.

k- Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak(md.125/B-k)
Burada dikkat edilmesi gereken husus ; memurun borçlarını ödememe kastının bulun-masıdır.Konuyu örnekle açıklamak gerekirse ;bir öğretmenin maaşının belirli bir miktarına haciz konulacağını bile bile birkaç yere borçlanır ve hakkında haciz işlemi yapılırsa bu suç iş-lenmiştir.
Yasal yollardan kast edilen şey ;alacağın tahsili için adli yargıya başvurmadır.102

l- Kurumların huzur ,sükun ve çalışma düzenini bozmak(md.125/B-l)
Kurumun verimli hizmet görmesi , iyi çalışma düzeni içerisinde huzurlu bir ortamda hizmet vermesiyle mümkün olur.Örneğin dedikodunun var olduğu bir kurumda kamu hizmetleri gereği gibi yerine getirilemez.



D- AYLIKTAN KESME

1- GENEL OLARAK
Aylıktan kesme, memurun brüt aylığının otuzda biri ile sekizde biri arasında kesinti yapılmasıdır.
Uyarma ve kınama cezalarının manevi bir ceza olmasına rağmen aylıktan kesme cezası manevi yönüne ilaveten maddi yönü de olan bir ceza türüdür.
Adı geçen ceza 2670 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu getirilmiştir. Bu cezanın bulunmayış nedeni kanunun gerekçesinde şöyle belirtiliyordu: “Aylık, yalnız memurun değil, bütün ailenin geçim kaynağı olması itibariyle, memura verilecek bu ceza ile başka kişilerin de cezalandırılması uygun bulunmamıştır.” Ancak görülmüştür ki sadece manevi cezalar suçun önlenmesinde yeterli olamamakta, bu cezalara ilaveten maddi cezalara da ihtiyaç duyulmaktadır.
Aylıktan kesme cezasının sadece maddi bir ceza olduğu iddia edilemez. Aylıktan kesme cezası sonuç olarak bir disiplin cezasıdır.
Aylıktan kesme cezası da uyarma ve kınama cezaları gibi disiplin amirleri tarafından re'sen verilebilmektedir (md. 126). Fakat Aylıktan kesme cezasına karşı itiraz üst disiplin amirine yapılmaz. Aylıktan kesme cezasının iptali ancak idari yargı denetimi ile mümkündür (md135/f 2) idari yargı denetimi ise açılacak bir iptal davası sonucu mümkün olabilmektedir.
Aylıktan kesme memurun brüt aylığından yapılmalıdır.Brüt aylık, “.bir memurun aylık gösterge ve ek gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak rakamdır.”103 Dolayısıyla memurun net aylığı üzerinden hesaplanarak yapılan ceza kesintisi kanun açıkça brüt aylıktan bahsettiği için kanuna aykırı düşecektir.
Aylıktan kesme cezasının alt sınırı otuzda bir, üst sınırı ise sekizde birdir . Otuzda birden az ve sekide birden daha fazla aylıktan kesme cezasının verilmesi kanuna aykırıdır.
Kanunda tayin edilen otuzda bir oranı cezanın alt sınırı olup aynı zamanda asıl cezadır. Aylıktan kesme cezasının verilmesi gereken durumlarda ilk tayin edilecek ceza otuzda bir oranında aylıktan kesme cezasıdır. Eğer üst sınıra doğru ceza artırılmak isteniyorsa bunun gerekçesi mutlaka belirtilmelidir. Gerekçeden yoksun olarak verilen örneğin sekizde bir aylıktan kesme cezası hukuka uygun değildir.104
Ceza, verildiği tarihi takip eden aybaşındaki aylık esas alınmak suretiyle uygulanır.
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun, sandığın gelirleri ve tahsil şekillerini gösteren değişik 14. maddesinin (g) fıkrasında iştirakçilerin aylık ve ücretlerinden kurumlarınca kesilen inzibati para cezaları sandığın geliri sayıldığından kesilen aylıktan kesme cezaları Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne gönderilir.

2- AYLIKTAN KESME CEZASININ VERİLMESİNİ GEREKTİREN FİİL VE HALLER

a- Kasıtlı olarak, verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak (md. 125/C-a)
Fıkrada üç ayrı suç birden düzenlenmiştir.Bu suçları incelemeye başlamadan önce üçü içinde geçerli olan hususlara değinmekte fayda vardır.
Söz konusu edilen fiil ve hallerin disiplin suçu teşkil edebilmesi için memurun “kasıtlı olarak” hareket etmiş bulunması şarttır.DÖNMEZER-ERMAN’ın kast tanımı şöyledir : “Kasıt, tasarlanan bir gerçekleştirmeye matuf iradedir”105 Aynı şekilde kast şu şekilde de tanımlanmıştır “Kast, fiili ve neticelerini bilerek ve isteyerek işlemek iradesidir”106Bu durumda memura kasıtlı hareket ettin diyebilmek için ; memurun “tipe uygun hareketi önceden tasavvur ve tahayyül etmiş,zihninde canlandırmış” olması önem kazanmaktadır107
Adı geçen fıkrada düzenlenen suçlar şunlardır:
- Kasıtlı olarak, verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak :Burada emir ve görev yapılmıştır, ancak emir ve görevler ya noksan yapılmış yada zamanında yapılmamıştır.
- Kasıtlı olarak görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek :Görev mahallinde uyulması gereken usul ve esaslar ,görevle ilgili olup hizmetin iyi yapılmasını temine yöneliktir.Bu usul ve esaslar keyfi, amirin takdiri ile değişen nitelikte olmayıp objektif olarak, kanun, tüzük, yönetmelik, genelge ve emirlerle önceden belirlenmiştir.
- Kasıtlı olarak görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak: Burada suçun maddi unsuru korumamak, bakımı yapmamak ve hor kullanmaktır.Örneğin bir öğretmenin sınıftaki haritaları hırpalayarak kullanması...

b- Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek(md.125/C-b)
Memur , görevini sürekli olarak ve kesintisiz bir şekilde yapmalıdır.Kamu hizmetlerinin sürekliliği bunu gerektirir.Hizmetin sürekliliğinde keyfilik söz konusu olamaz.Diğer taraftan memur görevini bizzat yapmalıdır,başkasını kendisinin yerine gönderip kamu hizmetinin yapılmasına vesile olamaz.
Bu suçta memurun görevine bir veya iki gün gelmemesi aranmaktadır.İki günden fazla göreve gelmeme daha ağır bir disiplin suçunu oluşturur.Bir günden az süreli göreve gelmeme mesela iki saatlik göreve gelmeme ,göreve geç gelmek veya görevden erken ayrılmak şeklinde yorumlanmalıdır.
Fıkrada açıkça “özürsüz olarak” göreve gelmeme düzenlenmiştir.Kanunda özür durumunun nelere olacağı hususunda açık bir hüküm olmaması sebebiyle, bu durumun tespiti cezayı verecek makama kalmaktadır.
Memur Cuma günü göreve gelmeyip pazartesi günü göreve gelse ,tatil günleri eklenmeden bir günlük devamsız sayılmalıdır.Yine aynı şekilde Cuma günü göreve gelmeyip Salı günü göreve gelen memurun devamsızlığı hafta sonu tatilini çıkararak hesaplamak gerekmektedir.Bu durum da memura iki gün göreve gelmeme cezası verilmelidir.108
Konuya açıklık getirmek için bir idari yargı kararı vermek gerekirse :
“Davacının 19.12.1994 gününde çocukları için hasta sevk kağıdı aldığı ve 20.12.1994 ile 21.12.1994 gününde çocuklarını hastaneye götürdüğü dosyada fotokopisi bulunan hasta sevk kağıdı ile fotokopilerinden anlaşıldığı ve idarece20.12.1994 tarihinden başka tarihe belge ve bilgilerle aksi kanıtlanamadığından davacının idarece kabul edilebilir bir özrü dolayısıyla göreve gelmediği sonuç ve kanısına varılmış olup , özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelememek fiili sübuta bulunmadığından (ermediğinden) 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.”109

c- Devlete ait resmi belge,araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak(md.125/C-c)
Suçun maddi unsuru “kullanma”dır.Memur “özel menfaat sağlamak” kastı ile hareket etmelidir.Örnek vermek gerekirse ; çocukları ile hizmet arabasını kır gezisinde kullanmak.

d- Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak(md.125/C-d)
Memurun yükümlü olduğu kişiler hiyerarşik amirleridir.Ancak memur iş sahiplerine yazılı olarak cevap vermek durumda ise ve bu halde iken yalan ve yanlış beyanda bulunuyorsa fıkra kapsamına girmelidir.110
Burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da ; yalan ve yanlış beyan dolayısıyla herhangi bir zararın doğması meydana gelmesi şartının aranmamasıdır.Ayrıca memur , görev alanına girmeyen hususlarda veya yükümlü olmadığı kişilere yalan yanlış beyanda bulunursa fıkra kapsamına girmediğimden memura adı geçen fıkra hükmünce disiplin cezası verilemeyecektir.


e- Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek (md.125/C-e)
Suçun oluşabilmesi için ;
- Görev sırasında
- amirine
- sözle saygısızlık etmesi gerekmektedir.
Suçun maddi unsuru, “sözle saygısızlıkta bulunmak”tır Bu durumda ,söz dışında yapılan saygısızlıklar örneğin , amiri önünde ayaklarını masaya uzatmak veya sözle saygısızlığı amirine değil de iş arkadaşlarına yapmak yada görev dışında yapılan saygısızlıklar fıkra kapsamına girmemektedir.
Sözle saygısızlığın sınırını tespit etmek için TCK’ nun 480 ve 482 maddelerini esas alan görüşler mevcuttur.111
Amir , sicil ve disiplin amiri olan kimsedir.

f- Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak(md.125/C-f)
Burada dikkat edilmesi gereken husus memurun bizzat izinsiz olarak görev yeri içerisinde bir yeri toplantı , tören ve benzeri amaçlarla kullanma durumda olması değil, yardımcı olan durumunda olmasıdır.Memur bizzat kullanma durumuna düşerse daha ağır bir disiplin cezasıyla cezalandırılacaktır.

g- İkamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terk etmek (md125/C-g)
Suçun oluşması için memurun
- ikamet ettiği ilin hudutlarını
- izinsiz olarak
- terk etmesi
gerekmektedir.
DMK.’na 2670 sayılı Kanun ile eklenen ek2. maddeye göre “devlet memurlarının görev yaptıkları kurum ve hizmet birimlerinin bulunduğu yerleşme merkezlerinde ikamet etmleri” esası getirilmiştir.Maddenin ikinci fıkrasında memurun görevi aksatmamak kayıt ve şartı ile birinci fıkrada belirlenen hudutlar dışında ikamet etmesi mensup oldukları kurumun yetkili amirinin iznine bağlı tutulmuştur.Üçüncü fıkrasına göre ise “Devlet memurları, ikamet ettikleri il hudutlarını tatillerde ancak yetkili amirin izniyle terk edebilirler.
O halde gerek izinsiz olarak il dışında ikamet etmek niyetiyle il dışına çıkmak ve gerek izinsiz olarak il dışına çıkmak görev sırasında veya tatilde ayrımı yapılmadan aylıktan kesme cezasını gerektiren bir disiplin suçu olarak düzenlenmiştir.112
Bu fıkra hükmü bulunduğumuz çağın gereklerine ters düştüğü gerekçesiyle tenkit edilmektedir.113



h- Toplu müracaat ve şikayet etmek(md.125/C-h)
DMK.’nun 21.maddesinin 1 inci fıkrası ve Devlet Memurlarının Şikayet ve Müracaatları Hakkında Yönetmelik’in114 11 inci maddesine “Devlet memurları ,kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat etmek hakkına sahiptirler” Yine DMK.’nun 21/I ve anılan yönetmeliğin 3 üncü maddesine göre “Devlet memurları ,amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikayet hakkına sahiptirler.”
Mevzuat ,memurlara şikayet ve müracaat hakkını bu şekilde tanıdıktan sonra , sınırlama getirmiştir.Şöyle ki; DMK’nun 26/1 maddesine göre müracaat ve şikayet hakkının kullanılmasında birden fazla devlet memurunun toplu olarak söz ve yazı ile müracaatları ve şikayetleri yasaktır.İşte bu yasağın ihlali halinde ,yasağı çiğneyen memurlar hakkında anılan fıkra hükmünce ceza verilecektir.
Burada şikayet veya müracaatın sözlü yada yazılı olması fark etmemektedir ; çünkü fıkra bu konuda bir ayırım yapmamaktadır.

i- Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak(md.125/C-ı)
Fıkra da memurun hizmet içinde itibar ve güven duygusunu sarsacak davranışlarda bulunmaları düzenlenmiştir.Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak suçu daha hafif cezayı gerektiren bir suçtur.
Bu fıkrada düzenlenen suç yoruma müsaittir.Davranışların itibar ve güven duygusunu sarsıcı sayılıp sayılmaması mesleğin özelliğine ve fiilin niteliğine göre değişmektedir.
2670 sayılı Kanun ile değişmeden önceki düzenlemede de bu kural vardı ve karşılığı kısa süreli durdurma cezasıydı.
Bir idari yargı kararında konu şu şekilde değerlendirilmiştir:
“Beden eğitimi öğretmeni olan davacıya kız öğrencilere karşı öğretmenliğe yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunarak devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak eylemlerde bulunması nedeniyle 657 sayılı yasanın 125/C-ı maddesi uyarınca verilen 1/8 oranında aylıktan kesme cezasının iptali istemiyle açılan davayı; öğrenci öğretmen ve okul müdürünün anlatımlarının birlikte değerlendirilmesinden davacının kız öğrencilere karşı tutum ve davranışlarının yanlış anlamalara meydan verebilecek nitelikte olduğu , öğretmen olarak okulda yanlış bir izlenim bıraktığı , hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsan eylemi nedeniyle verilen cezanın yasalara aykırı olmadığı gerekçesiyle reddeden İstanbul 4.İdare Mahkemesinin 15.10.1991 gün ve 1580 sayılı kararının .... dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup , bozulmasını gerektiren bir neden de bulunmadığından,temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına.”115

j- Yasaklanmış her türlü yanını görev mahallinde bulundurmak(md.125/C-j)
Yasaklanmış yayınlar ancak görev mahallinde bulundurulur ise bu fıkraya giren suç işlenmiş sayılır.Diğer taraftan yasaklanmış yayını basmak, çoğaltmak, dağıtmak ayrı bir suçtur
Bu konuda Danıştay 10.Dairesince verilen bir kararda şöyle denilmektedir.
“ilkokul öğretmeni olan davacının Hisarbeyli köyünde görevli olduğu sırada evinde yapılan aramalarda bazı yasak kitapların bulunduğu nedeniyle, 657 sayılı Yasanın 125 inci maddesi C/b-c fıkrası uyarınca kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılan dava sonunda, İstanbul 3 No’ lu İdare Mahkemesince, davacının evinde yasak kitap bulundurmanın suç olmadığı bu konuda Askeri Yargıtay’ın kararı bulunduğu, davacı hakkında yaptırılan soruşturmada davacının yasak kitapların propagandasını yaptığı konusunda hiçbir kanıt bulunmadığı, dolayısıyla eylemin yukarıdaki yasa maddesi kapsamına girmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bozulması istenilen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına.”116


E- KADEME İLERLEMESİNİN DURDURULMASI

1- GENEL OLARAK
DMK'nun 125. maddesinde düzenlenen disiplin cezaları içerisinde yaptırım itibariyle Devlet Memurluğundan Çıkarma cezasından bir önce gelen ağır bir cezadır. 2670 sayılı kanun ile kısa ve uzun süreli durdurma cezaları kaldırılmış ve yerine aylıktan kesme cezası ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları konulmuştur
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin fiilin ağırlık derecesine göre 1-3 yıl durdurulmasıdır (m. 125/D)
DMK'nun 64 maddesine göre devlet memurunun kademe ilerlemesi için bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmış olması, o yıl içinde olumlu sicil almış bulunması ve bulunduğu derecede ilerleyebileceği bir kademenin bulunması gerekmektedir. Adı geçen ceza verildiğinde memur kademe ilerlemesini yapabilecek durumda olsa bile, memur kademe ilerlemesi yapamayacaktır. Bulunduğu kademede 1-2 veya 3 yıl bekleyecektir Böylece memur bu ceza ile hem maddi hem de manevi yönden cezalandırılmış olmaktadır.
Cezanın maddi yönü, memurun aylığında kademe ilerlemesi ile gelecek artıştan yoksun kalmasıdır. Manevi yönden ise cezanın ağırlığının sicilinde mesleki yönden hissettirdiği durum yanında yöneticiliğe atanamaması, yönetici ise yöneticilik vasfını yitirmesidir.
125 maddenin son fıkrasında öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademelerinde bulunan Devlet memurlarının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının 1/4 ü-l/2'si kesilir ve tekerrüründe göreve son verilir şeklindeki kural ile de fiilen kademe ilerlemesi durdurulmayacak durumlarda , brüt aylıktan kesme yapılması suretiyle uygulama yapılması düzenlenmiştir. Burada brüt aylıktan 1/4-1/2 kesilme kademe ilerlemesi durdurulması cezasının uygulanmasına ilişkin kuraldır ; yoksa aylıktan kesme cezası değildir.
Kanunda 1-3 yıl arasında kademe ilerlemesinin durdurulması nasıl takdire bırakılmış ise aylıktan 1/4-1/2 kesilmesi de aynı şekilde takdire bırakılmıştır. Diğer bir deyişle l yıl, 2 veya 3 yıl verilirken l yılın karşılığı 1/4, 2 yılın karşılığı 1/3 gibi bir ifadeye yer verilmemiştir.

2- KADEME İLERLEMESİNİN DURDURULMASI CEZASININ VERİLMESİNİ GEREKTİREN FİİL VE HALLER

a- Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek (md. 125 D/a)
Bu fıkrada da diğer bazı fıkralarda olduğu gibi iki suç bir arada düzenlenmiştir.
- Göreve sarhoş gelmek: İhtiyari sarhoşluk durumunda memura fiilin ağırlık derecesine göre1-3 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilir.Burada memurun sarhoş olduğunu bile bile göreve gelmesinde kastının olup olmadığı önem taşımaktadır.
- Görev yerinde alkollü içki içmek:Burada sarhoş olunsun yada olunmasın içki içilmiş olunması yeterlidir.Ayrıca içilen içki alkollü olmalıdır.



b- Özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemek(md125/D-b)
Bu suçun teşekkül edebilmesi için ;
- Özürsüz
- Kesintisiz olarak
- İki günden fazla , on günden az olarak
Göreve gelmeme şeklinde memurun eylemde bulunması gerekmektedir.Bu durumda memurun özrü olmamakla beraber devamsızlık ,birer ikişer gün şeklinde kesik kesik olmuşsa bu fıkrada belirtilen suç oluşmaz.
Devamsızlık süresi 3-9gündür.Dokuz günü geçen devamsızlık için memurun görevden çekilmiş sayılma işlemine tabi tutulması gerekir.

c- Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak (md.125/D-c)
ONAR bu hükümle ilgili şöyle bir beyanda bulunmuştur : “amme hizmetlerini gören memur, şahsi arzu ve menfaatleri için değil, umumi menfaatler için çalışacak ve amme hizmetlerinin devamlı ,inkıtasız ,halin icaplarını uygun surette görülmesini temin için hiçbir fedakarlıktan ve nefis feragatından kaçınmayacaktır.”117
DMK.’nun 9 maddesi adı geçen hükmün koruduğu yasağı şu şekilde ifade etmiştir. “Devlet memurlarının doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemeleri ve görevleri sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etmeleri veya işsahiplerinden borç para istemeleri ve almaları yasaktır”
Bu durumda suçun teşekkülü için;memurun
- görevle ilgili olarak
- her ne şekilde olursa olsun
- çıkar sağlamış bulunması gerekmektedir.
Örnek olarak şu kararı verebilir:
“657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125. maddesinin D fıkrasında kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren fiil ve haller sayılmış anılan fıkranın C bendinde ; görevle ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak fiili de bu fıkra kapsamında yer almıştır.
Davacının kurum aracını izinsiz kullanma, resmi otoya ait garajı özel otosu için kullanıp bu konuda resmi otoya gerekli özeni göstermeme, kurum binasında yapılan tadilatla amaç dışı kullanım yapma ,fazla çalışma yapmadığı dönemi için fazla çalışma ücreti tahakkuk ettirme gibi fiillerin sübut bulunması karşısında verilen disiplin cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.”118
Görevden kast olunan şey , “memurun kanun ve nizamın gösterdiği, usul ve esaslara göre meşru surette yapmakla ödevli olduğu kamu görevleridir.”119
Hediye adı altında çıkar sağlama memurluk mesleğinin onurunu zedelediği memurun itibarına da gölge düşürmektedir.Verilen hediyelerin dedikoduları çevrede yapılarak vatandaşın memura olan güveni sarsılır.120

d- Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak(md.125/D-d)
Fıkrada astın üstüne ve üstünde astına karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak söz konusu edilmektedir.Bu durumda iki ayrı suç düzenlenmiştir.
-Amirin, maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapması: Amir disiplin veya sicil amiri durumda olan kimsedir.Maiyetinde sözü ile kast olunan mevzuat karşısında maiyetinde olma anlaşılmalıdır. Burada anlatılmak istenen fiilin, alt sınırını “sözle saygısızlık etmek” , üst sınırını da “fiili tecavüz” oluşturmaktadır.Çünkü her iki halinde cezası farklıdır.
-Astın amirine karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapması

e- Görev yeri sınırları içerisinde herhangi bir yeri toplantı tören ve benzeri
amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak (md.125/D-e)
DMK.’nun md.125/C-f de bu suç “yardımcı olmak” şeklinde düzenlenmiş iken ; burada memurun durumu artık bizzat fiili icra eden veya icra ettiren şeklindedir.

f- Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek(md.125/D-f)
Fıkrada memurun
- gerçeğe aykırı olarak
- rapor ve belge düzenlemesinden söz edilmektedir.
Burada “rapor” denilerek herhangi bir sınırlama yapılmamıştır, böylece her türlü rapor fıkra kapsamına dahil edilmiştir.Ör: doktor raporu,sicil raporu, teftiş raporları vs.
Fıkrada sadece gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek belirtilmiştir;dolayısıyla böyle bir rapor ve belgeyi kullanmak fıkra kapsamı dışındadır.
Sahte belge düzenlemede ise memur ,evrakı düzenlemesi sırasında cereyan etmiş olayları,söylenen sözleri gerçeğe aykırı bir şekilde yazmaktadır.Belgeden kast olunan şey resmi evraktır.Müellifler arasında çoğunlukta olan görüşe göre, resmi evrak, bir memur tarafından kamu görevi dolayısıyla ve görevi gereğince düzenlenmiş bulunan belgelerdir.121

g- Yetkili olmadığı halde basına,haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek (md.125/D-g)
DMK.’nun 15. maddesine göre “Devlet memurları, kamu görevleri hakkında basına haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler.Bu konudaki gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli , illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir.” Bu maddede zikredilen kurala aykırılığın var oldu hallerde md125/D-g bendi uyarınca disiplin cezası verilmelidir.
Bazı müellifler tarafından basın,haber ajansı,radyo ve televizyon kurumları geniş yorumlanmalı hatta bilgisayar ve video gibi vasıtalarla suçun işlenmesi madde kapsamında sayılmalıdır.122
Adı geçen fıkra uyarınca bilgi ve demeç sayılmayan beyanlar suçun oluşmasına engel teşkil etmektedirler.
Fıkrayla ilgili bir yargı kararı şu şekildedir:
“Lisesi müdürü olan davacının okuldaki odasında gazeteciye öğretmenlik mesleği ile ilgili konulardaki görüş ve düşüncelerini açıkladığı ve anılan görüşlerinin gazetede yayımlandığı anlaşılmış olup basına bilgi ve demeç verdiği açık olan davacının fiiline uyan 657 sayılı Yasanın 125. maddesinin (D) bendi (g) fıkrası uyarınca l yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilmesinde... hukuka aykırılık görülmemiştir.”123
Verilen bu karar davacı tarafından Danıştay nezdinde yürütmenin durdurulması talepli olarak temyiz edilmiş olup Danıştay şu nedenlerle yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir: "Uyuşmazlık Lise müdürü olan davacıya verilen disiplin cezasından doğmuştur 657 sayılı Yasanın değişik 15. maddesinde, Devlet Memurlarının, Kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremeyecekleri, bu konuda gerekli bilginin ancak bakanın yetkili kıldığı görevli, illerde valiler veya yetkili kılacağı görevliler tarafından verilebileceği kuralı getirilmiş, aynı Yasanın 125, maddesinin (D) bendinin (g) fıkrasında ise, bu yasağa uymayanların kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılacakları öngörülmüştür.
Olayda.davacı bir gazeteci ile yaptığı konuşmanın gazetede yayımlanması üzerine, yetkili olmadığı halde basına bilgi ve demeç verdiği gerekçesiyle bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmıştır.
Ancak;dosyadan davacının, bir gazeteciyle yaptığı konuşmanın, mesleğin sorunlarını ve meslek mensuplarının sıkıntılarını dile getiren genel bir sohbet niteliğinde okluğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar; Devlet memuru olan davacının söz konusu davranışı daha dikkatli olması için uyarılmayı gerektirir ise de.bu davranış basına bilgi ve demeç verme niteliğinde olmadığından aksi düşünüşle verilen disiplin cezasına ilişkin işleme karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 31.3.1995 gün ve 406 sayılı kararının yürütmesinin durdurulmasına 6. 7. 1995 oyçokluğuyla karar yerildi.”124

h- Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak (md. 125/D-h)
Ticaret yapmak veya diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı DMK’nun 28 inci maddesinde "yasaklar" bölümünde düzenlenerek yasağa aykırılığın yaptırımı bu fıkrada gösterilmiştir.
Devlet memurları ticaret yaparken,genellikle çocuklarının veya eşlerinin adını kullanmakta ve soruşturma aşamasında da bunların isimlerini vermekte ve vergi kayıtlarını, sicil kayıtlarını göstermektedirler. Ancak bu durumda memurun beyanına itibar etmekten başka yapacak bir şey yoktur. Konuyu kapsamlı olarak açıklayan bir Danıştay karanın örnek olarak aşağıya alıyoruz:
“657 sayılı Devlet Memulları Kanununun 28 maddesinin 1. fıkrasında da Devlet Memurlarının Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek faaliyette bulunmaları yasaklanmıştır. Türk Ticaret Kanununun 16. maddesinde ise, iktisadi faaliyeti bedeni çalışmasından ziyade nakdi sermayesine dayanan ve bu suretle bir ticari işletmeyi işleten kimsenin tacir, 17 maddesinde de , ister gezici olsunlar ister bir dükkanda veya bir sokağın muayyen yerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancını ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahiplerinin esnaf olduğu hükme bağlanmıştır
Temyiz, dava ve soruşturma dosyasındaki belgelerin incelenmesinden, davacının babasının atlına kayıtlı ticari otoyu Nimet isimli bir şoförün çalıştırdığı ve hasılatı davacıya teslim ettiği, davacının ise boş zamanlarında bu otoyu kullandığı anlaşılmakla ise de . bu hallerin, Türk Ticaret Kanununun yukarıda açıklanan 16. ve 17. maddelerinde belirlenen tacir ve esnaf tanımı kapsamında bulunmadığı açıktır
Hal böyle olunca, davacının, Türk Ticaret Kanununda tanımlanan esnaf kapsamında bir ticari faaliyette bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine ilişkin idare Mahkemesi kararı yerinde değildir " 125

i- Görevin yerine getirilmesinde dil,ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı yapmak, kişilerin yarar ve zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak (md. 125/D-i).
Anayasamızın 10 maddesine göre, herkes, dil ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşinir Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Kanun önünde eşitlik ilkesi, Anayasanın bu maddesi ile düzenlenmiştir. Anayasada belirtilen bu ilke ile idare ile ilişkide bulunan vatandaşların, idare tarafından kendilerine eşit muamele yapılmasını istemeleri kadar doğal bir hak yoktur
DMK'nun 7. maddesinde de Anayasaya paralel bir düzenleme vardır.Devlet memurlarının siyasi partilere üye olamayacakları belirtildikten sonra madde şöyle devam etmektedir: Herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar,görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç,din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.
Anılan fıkrayı şu şekilde inceleyebiliriz.
- ayırım yapmak:Ayırım yapmak maddede sayma yöntemiyle şu şekilde sıralanmıştır. 1)dil ayırımı yapmak 2)ırk ayrımı yapmak 3)cinsiyet ayırımı yapmak 4)siyasi düşünce ayırımı yapmak 5)felsefi inanç ayırımı yapmak 6)din ve mezhep ayırımı yapmak
- kişilerin yarar ve zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak :Burada unutulmaması gereken husus; kişiler denilirken,hakiki ve hükmi şahıs ayırımı yapılmamıştır

j- Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak (md. 125/D-j).
DMK’ na 2670 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle eklenmiş olan yeni bir hükümdür DMK’nun 14 üncü maddesinde "mal bildiriminde bulunmak" memurun ödev ve sorumlulukları arasında yer alınıştır. Bu sorumluluğu yerine getirmeyen memur hakkında ise DMK’nun 125/D-j maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilecektir.
Gerçekten DMK’ nun 14 maddesinde Devlet memurlarının "kendileriyle eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları,alacak ve borçları hakkında, özel kanunla yazılı hükümler uyarınca, mal bildirimi verirler" denilmek sureliyle memurun ödevlerinden sayılmıştır.
KIRMIZIGÜL hükmün koruduğu hususu şöyle açıklamaktadır: “Memurun geliri bellidir. Memurun bu geliri ile mütenasip bir malvarlığına sahip olması mantık gereğidir Eğer memurun malvarlığında bir artma varsa bunun meşru bir artma olması (mesela hibe, miras intikali veya aile efradından çalışanların gelirleri) ve bu hususun bilinmesi hem memurun idare ve halk karşısında "alnının ak" olmasını sağlar hem de memurun gayri meşru yollardan servet edinmesini bu denetim yolu ile frenler.”126
DMK.’nun 14 maddesinde "özel kanundan" söz edilmekledir. Özel kanun 16. 4. 1990 tarihinde yürürlüğe giren 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanundur.



k- Açıklanması yasak bilgileri açıklamak (md.125/D-k)
Memur,görevi vesilesiyle bir takım bilgiler öğrenir.Bu bilgilerin bazıları “sır”nitelikte olup bunların saklanması gerekmektedir. Gerçekten Devlet memurları, kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri görevlerinden ayrılmış bile olsalar, yetkili bakanın izni olmadıkça açıklamaları yasaktır (md.31)
Bu disiplin suçunun oluşması için ilk başta açıklanması yasaklanan bilgilerin bulunması gerekir. Böylesine yasaklanmış bilgilerin memur tarafından, açıklanması gerekmeyen kişilere açıklanması da ikinci şart olarak görülmektedir

l- Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek (md. I25/D-l).
Fıkrada düzenlenen suçu memur ve amir açısından ele alarak şu şekilde sıralamaya tabi tutmak mümkündür. Memurun;
-Amirine hakarette bulunması veya tehdit etmesi,
-iş arkadaşlarına hakarette bulunması veya tehdit etmesi,
-iş sahiplerine hakarette bulunması veya tehdit etmesi.
Amirin,
-Maiyetindekilere hakarette bulunması veya tehdit etmesi,
-Aynı düzeydeki iş arkadaşlarına hakarette bulunması veya tehdit etmesi,
-İş sahiplerine hakarette bulunması veya tehdit etmesi.

m- Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemedeki tutum ve davranışlarıyla Devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek (md. 125/D-m).
DMK’ nun 9 uncu maddesinde yurt dışında davranış ile ilgili kurallar getirilmiş ve bu kurallara uymamanın müeyyidesi ise kademe ilerlemesinin durdurulması cezası şeklinde düzenlenmiştir.
İncelenen fıkrada sözü edilen suçun işlenebilmesi için memurun "diplomatik statüde" bulunması gerekmektedir.Bu statüdeki memurlar BOZKURT-KÜTÜKÇÜ-POYRAZ tarafından şu şekilde açıklanmıştır: “sürekli elçiliğin gelişmesiyle yeni bir sınıf devlet memuru ortaya çıkmıştır: diplomasi temsilcileri ve görevlileri.”127
Diplomasi temsilcileri yurt dışında Devleti temsil ettikleri için Devlet itibarını zedelememek yükümlülüğü altındadırlar. Bu itibarla diplomasi statüsünden yararlanmak suretiyle hiçbir haklı sebep olmaksızın ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmamalı ve ödemede düştüğü küçültücü durumlar dolayısıyla sadece şahsını değil aynı zamanda Devletin itibarını zedelememelidirler.

n- Verilen emir ve görevleri kasten yapmamak (md. 125/D-n).
Devlet memurları, DMK'nun 11. maddesinde belirtildiği üzere “kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla; ve amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdürler.”
Memur, amirinden aldığı emri Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmeliklere aykırı görürse emri yerine getirmeyerek bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse memur emri yerine getirmek mecburiyetindedir. yazılı olarak verilmiş bir emre karşı memurun direnmesi disiplin suçu olarak kabul edilmiştir. Memur sadece konusu suç teşkil eden emri yerine getirmeyecektir.(AY. md.137,DMK.11)
Bent,"kasıtlı olarak" emirleri yapmamayı düzenlemiştir. Bu itibarla memurun ilk emre karşı Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmeliklere aykırılık ileri sürmesi suç sayılmaz Ancak emir yazılı olarak tekrarlandığı halde memurun emri yapmaması kasden emirleri yapmamak anlamına gelir.

o- Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak (md. 125/D-o).
Burada memurun fiili münhasıran siyasi partiye yönelik olmalıdır. Ancak işlenen fiil siyasi olmamalıdır ; çünkü siyasi nitelikli faaliyetler sonuç itibariyle bir siyasi partinin yararına veya zararına olsa bile daha ağır nitelikte disiplin suçu sayılmış ve kanunda ayrıca düzenlenmiştir.
Fıkranın koruduğu müessese DMK'nun 7. maddesinde şu şekilde belirtilmiştir.Devlet memurları,"herhangi bir siyasi parti yararını veya zararını hedef tutan davranışta" bulunamazlar.

F- DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA

1- GENEL OLARAK
657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinin (E) bendinde Devlet memurluğundan çıkarma, bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmak şeklinde tarif edilmiştir Devlet memurluğundan çıkarma ile memurluk statüsü sona ermektedir.
Adı geçen kanunun 98 inci maddesine göre memurluktan çekilme veya çekilmiş sayılma, isteğe bağlı olarak emekliye ayrılma durumlarında da memurluk statüsü sona ermektedir Ancak bu hallerde tekrar statüye dönme mümkün iken Devlet memurluğundan çıkarma halinde statüye dönme mümkün olamamakla ve etkisini sürekli olarak göstermektedir.
Çıkarma, en ağır suçlara tatbik edilen bir müeyyidedir Çünkü etkileri şiddetlidir. Bir daha statüye dönüş yolunun kapalı olması yanında memur için hem maddi hem de manevi yönden yıkını sayılacak sonuçlan vardır.
Bu cezanın,idare için de olumsuz etkileri görülmekledir.Memurun bu statüyü kazanabilmesine kadar idare “yetiştirme” için çok büyük masraflar yapmak zorunda kalmıştır. Ayrıca tayin etmiş, iş basında gerekli yeterliliği, beceriyi kazanabilmesi için yetiştirmiş, bunu yaparken de kontrol etmiş ve bu konularda birtakım maddi külfetlere kalkınmıştır. Memur hakkında Devlet memurluğundan çıkarma müeyyidesinin uygulanması ile idarenin yaptığı bütün masraflar ve zaman boşa gitmiştir.İdare çıkardığı memurun yerine yeni birini getirmek için her şeye yeni bastan tekrar başlayacaktır
788 sayılı Memurin Kanunun 26 ıncı maddesinde Devlet memurluğundan çıkarma,"bir daha devlet memuriyetinde kullanılmamak üzere çıkarmaktır" şeklinde tarif edilmişti.657 sayılı Kanun da bu tarifi aynen kabul etmiştir. Ancak 657 sayılı Kanunda “geçici olarak görevden çıkarma” gibi bir yenilik getirilmiş daha sonra 2670 sayılı Kanun ile “geçici olarak görevden çıkarma” cezası kaldırılmıştır.Bu cezanın kaldırılmasının nedenini KIRMIZIGÜL şöyle tespit etmiştir: “. Çünkü uygulama içerisinde geçici olarak görevden çıkarmanın sakıncaları görülmüş ve özellikle usul saptırması ihtimalinin bulunması nedeniyle tekrar 78S sayılı Kanunun benimsediği sisteme dönülmüştür”128

Devlet memurluğundan çıkarma cezası amirlerin bu yoldaki isteği üzerine memurun bağlı bulunduğu kurunum yüksek disiplin kurulu kararı ile verilir.Ayrıca DMK'nun 127 inci maddesine göre memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.




2- DEVLETMEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASININ VERİLMESİNİ GEREKTİREN FİİL VE HALLER

a- İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak (md. 125/E-a).
Ansiklopedik anlamda ideoloji; “bir konudaki fikir manzumesi,siyasi ekonomik veya sosyal konularda bir bakış ve değerlendiriş,bir düşünce manzumesi” olarak tanımlanmaktadır.129 İdeolojiler bilimsel eleştiriyi ve geleneksel siyasal çalışmayı ortadan kaldırmak suretiyle tartışmasız kabul ister.
Anayasamız herhangi bir ideolojik sisteme kapılarını kapatmıştır.
Siyasi amaç ise kişilerin siyasi kanaatları üzerinde etkili olacak davranışlar şekilnde tanımlanmıştır.130
Fıkrada çeşitli hareketler söz konusu edilmiştir:
- Memurlar ,siyasi,ideolojik veya başka amaçlarla boykot yapamazlar:
- Memurların işgal eyleminde bulunmaları yasaklanmıştır.
- Memurların işi yavaşlatmaları da yasaklanmıştır.
- İdeolojik veya siyasi amaçlarla grev131 de yasaklanmıştır
- İdeolojik veya siyasi amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek
- Yukarda sayılan suçların işlenilmesini tahrik ve teşvik eden veya yardımda bulunanlara da aynı ceza uygulanacaktır.

b- Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak,çoğaltmak , dağıtmak veya bunların kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek(md.125/E-b)
Konuyu ikiye ayırarak incelemek daha uygun olacaktır
- Yasaklanmış her türlü yayını basmak,çoğaltmak,dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek :Burada mühim olan nokta; gerçekten yayının yasaklanmış olup olmadığıdır.
- siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak , dağıtmak veya bunların kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek :Burada ise siyasi ve ideolojik amaçlı bildiri,afiş ve benzerlerinin olması kafi gelip ayrıca bunların yasaklanmış olması şartı aranmamalıdır.

c- Siyasi partiye girmek(md.125/E-c)
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunun 11/a maddesine göre "... kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri yaptıkları hizmet bakımından isçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri siyasi partilere giremezler "
DMK'nun 7 inci maddesinde Devlet memurlarının siyasi partilere üye olamayacakları belirtildikten sonra buna uymamanın müeyyidesi de incelediğimiz fıkrada gösterilmiştir.

d- Özürsüz olarak, bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek (md. 125/E-d).
Fıkra. 28.11. 1984 tarih ve 243 sayılı KHK' nin 26 maddesi ile değiştirilmeden önce "özürsüz olarak kesintisiz 10 gün veya... şeklinde iken bugünkü şekle dönüştürülmüştür.
20 gün devamsızlığın gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanmasında diğer devamsızlık suçlarında değinildiği gibi hafta sonu tatillerinin sayılmaması, bayram tatillerinin sayılmaması gerekir. Danıştay tarafından verilen bir kararda söyle denilmektedir
"657 sayılı Kanunun 125/E-d maddesine göre bir yılda toplam özürsüz olarak 20 gün göreve gelmemek Devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiriyorsa da, devamsızlığın sonunun tatil olan cumartesi ve pazar günlerine rastlaması ve ilgilinin tatil günlerinden sonraki iş gününde göreve başlaması nedeniyle devamsızlığın 20 gün olarak kabulüne olanak bulunmadığı "132
Burada üzerinde durulması gereken mesele memurun 20 günlük devamsızlığının aralıklı şekilde cereyan etmesi hallerinde ortaya çıkacaktır. O da şuduriyelim ki memur özürsüz olarak bir gün göreve gelmedi. Bu durumda idare kurallara uygun olarak aylıktan kesme cezası verecektir.Aynı şekilde bir günlük devamsızlık halinde bu kez tekerrür hükmü uygulamak suretiyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verecektir Aynı hal özürsüz ve kesintisiz olarak 3-9 günlük devamsızlıklar içinde söz konusu olacaktır. Örneğin birinci üç günlük için kademi ilerlemesinin durdurulması ceza alan memur ikinci üç günlük için de tekerrür uygulanarak, Devlet memurluğundan çıkarılacaktır.Böylece 20 gün dolmadan 6 gün devamsızlık durumunda Devlet memurluğundan çıkarılma yoluna gidilmiş olunacaktır. Diğer bir deyişle idare disiplin işlemini devamsızlık biter bitmez uygularsa toplam 20 günlük sürenin dolması mümkün olamayacaktır.133

e- Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda Amirinin verdiği görev veya emirleri yapmamak (md. I25/E-e).
Bu fıkrada dikkat edilmesi gereken noktada ; Amirin verdiği görev veya emir doğrudan doğruya savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin olmalıdır.

f- Amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak (md. 125/E-f).
Fiili tecavüzden anlatılmak istenen müessir fiildir. Fiili tecavüz “kaba muamele” veya “saygısızca hareket” sayılamayacak derecede ağır hareketlerdir

g- Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak (md.125/E-g)
Fıkranın uygulanmasında en önemli nokta yüz kızartıcı hareketlerin neler olduğunun tespitidir. Çünkü Ceza Kanununda yüz kızartıcı suçların tanımı yapılmamıştır.
DMK’nun 48 inci maddesinde yüz kızartıcı suçlar olarak zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas suçları yüz kızartıcı suçlar olarak sayılmış ve bu sayma sonunda "gibi" sözcüğü kullanılarak bu saymanın tahdidi olmadığı ve benzer suçların da yüz kızartıcı suçlardan sayılabileceği anlamına gelen bir düzenleme mevcuttur.
Fıkrada ayrıca utanç verici hareketlerden de söz edilmektedir. Böylece yüz kızartıcı suç sayılmamakla birlikle utanç verici suçlardan sayılan hareketlere de Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilebilecektir.Utanç verici hareketler ,toplumda yerleşmiş yüksekahlaki değerlere tezat olan, adap ve aile düzenini tahribe yönelik olan cürümlerdir. Bu cürümler TCK’nun genel adap ve aile düzenine karşı cürümler şeklinde ayrı bir bapta düzenlenmiştir.

h- Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak ( md.125/E-h)
DMK’nun 31 inci maddesine göre Devlet memurları, kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri, görevlerinden ayrılmış bile olsalar, yetkili bakanın yazılı izni olmadıkça açıklamaları yasaktır.Bu yasağa aykırılın müeyyidesi de, Devlet Memurluğundan çıkarma şeklinde incelediğimiz fıkrada düzenlenmiştir.

ı- Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek (md. 125/E-ı).
İdeolojik ve siyasi eylemlerden arananlara yataklık yapan Devlet memurlarına, bu yataklık eylemini görev mahallinde yapmaları şartı ile bu fıkra uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılma cezası verilecektir

j- Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak (md.125/E-j).
DMK’ nun 9 uncu maddesinde yurt dışında davranış ile ilgili kurallar getirilmiş ve bu kurallara uymamanın müeyyidesi ise incelediğimiz fıkra hükmünce cezalandırmaktadır.

k- 5816 sayılı Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında Kanuna aykırı fiilleri işlemek (md.125/E-k)
5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunun l maddesinde, Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven, Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk’ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimselerin cezalandırılacakları belirtilmiştir.Bu suçlardan herhangi birini işleyen memur hakkında md.125/E-k uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacaktır.


DİPNOTLAR
1 Büyük Larousse C.6 syf .3216
2 Türk Dil Kurumu : Resimli Türkçe Sözlük , syf.163
3 TUTUM Cahit : Personel yönetimi, 1979, syf.188,189
4 LİVANELİOĞLU, Ömer Asım : Türkiye’de Memur Disiplin Hukuku, yayımlanmamış yüksek lisans tezi , Ankara , 1996 syf. 7
5 PİRLER , Orhan : Açıklamalı ve Uygulamalı Devlet Memurları Kanunu , Er-Tu Matbaası, 1980 , syf.364
6 PINAR ,İbrahim : Devlet Memurları Kanunu Şerhi ve İlgili Mevzuat, 7. baskı,seçkin kitabevi, Ankara , 1999, syf. 1186
7 DÖNMEZER-ERMAN :Hususi Tatbiki Ceza Hukuku C.1 İstanbul, 8.baskı, syf.387, 388
8 LİVANELİOĞLU,Ömer Asım: a.g.t syf.8
9 ÖZTÜRK,Bahri-ERDEM,R.Mustafa-ÖZBEK,Özer :Uygulamalı Ceza Hukuku ve Emniyet Tedbirleri Hukuku , 4. Baskı, İzmir,1998, syf. 340.
10 Anlatılmak istenen cezanın sadece devlet tarafından verilebileceğidir.
11 Örneğin konumuzu teşkil eden disiplin cezalarından
12 ONAR,Sıddık Sami : İdare Hukukunun Umumi Esasları 3.Baskı,C.2,İstanbul,1966 , syf.1188
13 GÖZÜBÜYÜK,Şeref :Yönetim Hukuku,Ankara 1983, syf.131
14 PINAR,İbrahim : a.g.ş. syf 1187
15 İstanbul 1.İd. Mh.,17.4.1992 g., 1987/150 E.,1992/329 K. ; Disiplin Cezası’nı açıklayan bir başka yargı kararı için bk.İstanbul 6.İd.Mh., 14.10.1991 g.,1990/1999 E., 1991/1893 K. ;KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :Uygulama ve Teoride Disiplin Suç ve Cezaları ve DenetimYolları, Kazancı Kitab Tic. AŞ. ,İstanbul,1998, syf.3
16 AHMETOĞLU,Enver : 657 sayılı DMK’ na göre Memur Disiplin Cezaları ,yayımlanmamış yüksek lisans tezi,İstanbul, 1986,syf. 34
17 AHMETOĞLU,Enver : a.g.t. syf 6,7
18 AHMETOĞLU,Enver : a.g.t. syf.7
19 PINAR,İbrahim :Açıklamalı-İçtihatlı memur suçlarında idari soruşturma,Seçkin Kitabevi,1987, syf 307
20 Fıkranın tam metni şu şekildedir ; “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere , uyulması zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara , yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık dercesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.”
21 AKGÜNER,Tayfun :Kamu Personel Yönetimi, Der yayınları,İstanbul,2001,syf.202
22 İstanbul 6.İd.Mh., 15.5.1991 g.,1990/254 E.,1991/1122 K.,ve 13.4.1995 g.,1994/693E.,1995/431 K. Sayılı kararları ;KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.9
23 İstanbul 6.İd.Mh.,14.10.1991 g.,1990/1999 E.,1991/1893 K.; KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.9
24 ÖRÜCÜ: Disiplin Cezaları , İÜHFM,syf.786
25 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :Uygulama ve Teoride Disiplin Suç ve Cezaları ve Denetim Yolları, Kazancı Kitap Tic. AŞ. ,İstanbul,1998, syf 4
26 BODUR,Şükür-OZULU,Osman : Kamu görevlileri ,Memurlar ve Öğretmenlerin Disiplin Cezaları , İstanbul, 1976 syf.18,19
27 DÖNMEZER-ERMAN :a.g.e. syf 385
28 PINAR,İbrahim : a.g.ş. sy.1187
29 AHMETOĞLU,Enver: a.g.t. syf.30
30 DİNÇER,Yıldız evlet Memurları ve Disiplin Hukuku,Amme İdaresi Dergisi,C.9,Mart 1976
31 AHMETOĞLU,Enver: a.g.t. syf.39
32 PINAR,İbrahim : a.g.ş. syf 1273
33 ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK :a.g.e. syf 13
34 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin : a.g.e.syf.21
35 ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK :a.g.e. syf.15,16; ALİKAŞİFOĞLU,Kemalettinisiplin Cezaları,Amme İdaresi Dergisi,C.10.Ankara, 1977
36 AKGÜNER,Tayfun :a.g.e. syf 202
37 LİVANELİOĞLU,Ömer Asım: a.g.t syf.25,26
38 LİVANELİOĞLU,Ömer Asım: a.g.t syf.26
39 DMK md.125 A/e
40 Bahsedilen fıkranın idareye kıyas değil , genişletici yorum yetkisi verdiği yönündeki görüş için bk. LİVANELİOĞLU,Enver : a.g.t.syf 30
41 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin: a.g.e. syf. 22 ; Disiplin Hukukunda kıyas yoluyla ceza uygulamasının mümkün olmadığı hakkında Danıştay kararı için bk. E.1979/34, K.1980/3823, 9,12,1980, Danıştay Dergisi sayı 42-43,syf352 ; KAHRAMANOĞLU,Salim-ÜNVER,Mehmet-KARDOĞAN,Nezir :Açıklamalı Devlet Memurları Kanunu ,Nobel Yayın Dağıtım,Aralık2002,syf.119.
42 Kelime anlamı ile memurlar,görevliler demektir; bk.Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi C.15 syf .7990
43 PİRLER,Orhan :a.g.ş. syf 370
44 PİRLER,Orhan :a.g.ş. syf 370
45 Anayasanın 117inci ve Devlet Memurları Kanunun 2 ve 18 inci maddelerine
46 23.12.1972 tarih ve 2 sayılı K.H.K., Resmi Gazete Tarihi 30.12.1972, sayı 14407
47 Devrin Anayasasının 117inci maddesi şöyledir : “Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin , genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmet-lerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler , memurlar eliyle görülür. – Memurların nitelikleri , atanmaları , ödev ve yetkileri , hakları ve yükümlülükleri , aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”
48 12.5.1982 tarih ve 2670 sayılı Kanun., Resmi Gazete Tarihi16.5.1982,sayı 17696
49 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin: a.g.e.syf.58
50 BODUR-OZULU :a.g.e. syf 33 ; Danıştay 5.D.E.1971/15234 K. 1974/8545 3.12.1974
51 Danıştay 10.D.,1988/1852 E., 1990/3589 K., Danıştay Dergisi sayı 88 syf 10 ; Disiplin hukukunda kıyas yoluyla ceza uygulamasının mümkün bulunmadığı hakkında bir başka yargı kararı için bk. E.1979/34, K.1980/3823, tarih:9.12.1982, Danıştay Dergisi sayı 42-43 syf.352
52 Anayasa Mahkemesinin 4.4.1991 tarih ve E.1990/12,K.1991/7 sayılı kararı.Resmi Gazete sayı 20959 ;LİVANELİOĞLU,Ömer Asım: a.g.t. syf 28
53 Bu konuda karşıt görüşler olduğu yukarda belirtilmişti
54 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin: a.g.e. syf. 22
55 AHMETOĞLU,Enver: a.g.t. syf 38
56 PINAR,İbrahim :a.g.e. syf 308
57 ŞAFAK,Ali :Hukuk Terimleri Sözlüğü,Rehber Yayıncılık,Ankara, Mart 1992,syf.593
58 ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK :a.g.e. syf.368
59 PINAR,İbrahim :a.g.e. syf.318
60 Bu süreler için bk. 657 s. DMK.md.133
61 Bk. 657 s. DMK. Md 125 /C-e
62 Danıştay 10.D.19.12.1985 gün ve E.1984/1768,K.1986/254 ;PINAR,İbrahim :a.g.e. syf389,390
63 DMK. md. 125/II-2inci cümle
64 Bu konuda Danıştay kararı için bk.Danıştay 10D. 9.12.1893 gün ve E. 85/2632; K. 85/2072 ; İbrahim :a.g.e. syf321
65 PINAR,İbrahim :a.g.ş syf.1199,1200
66 geniş bilgi için bk. CHAPMAN, Brian: İdare Mesleği, Avrupa'da Devlet Memurluğu, Çeviren.Cahit TUTUM, Ankara, 1970
67 LİVANELİOĞLU, Ömer Asım :a.g.t. syf.22
68 Tarihçe konusunda geniş bilgi için bk. ORHUN, Hayri : Türkiye'de Devlet Memurlarının Hukuki Rejimimi Hatlarıyla Tarihi Gelişim ve Bugünkü Durum, İstanbul, 1946, s.157-193 ;
69 LİVANELİOĞLU, Ömer Asım :a.g.t. syf.15
70 ÖRÜCÜ,Esin isiplin Cezaları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Sistemi, İÜHFM C.12,sayı2-4,1967
71 AHMETOĞLU,Enver :a.g.t. syf.15
72 23.12.1972 tarih ve 2 sayılı K.H.K., Resmi Gazete Tarihi 30.12.1972, sayı 14407
73 12.5.1982 tarih ve 2670 sayılı Kanun., Resmi Gazete Tarihi16.5.1982,sayı 17696
74 PINAR,İbrahim: a.g.ş. syf 1194
75 PINAR,İbrahim: a.g.ş. syf 1194
76 PINAR,İbrahim: a.g.ş. syf 1194
77 PİRLER,Orhan : a.g.ş. syf 371
78 PINAR,İbrahim: a.g.e. syf 318 ; AHMETOĞLU,Enver: a.g.t. syf41
79 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e.syf.58
80 31 Mart 1926 tarihli ve 788 sayılı Memurin Kanunu md.26/A
81 Aynı yönde görüş için bk. AKGÜNER,Tayfun :a.g.e. syf201
82 Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu E, 1991/496 K. 1992/176. T. 23.10.1992: bk.PERTEV,Bilgen. "İdare Hukuku Dersleri, İdare Hukukuna Giriş, İstanbul, 1996,s.53-54 ; AKGÜNER,Tayfun :a.g.e. syf 201 ve dipnotları).
83 Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 18 Eylül 1996 günlü Cumhuriyet gazetesinde yer alan kararı ; AKGÜNER,Tayfun : a.g.e. syf 201-202 ve dip notları
84 Danıştay 5.D.25.1.1971 g.,1969/1277 E.,1971/295 K.,KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.59
85 İstanbul 6.İd.Mh.,14.10.1991g.,1990/1999 E.,1991/1893 K., KIRMIZIGÜL, Hüsamettin :a.g.e. syf.61
86 28.11.1982 tarih ve 8/5743 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kararlaştırılmış ve 12.1.1983 tarih ve 17926 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur
87 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.63
88 Danıştay 5.D.28.11.1976g.,1974/10123 E.,1976/222 K. ; KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf65
89 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.65
90 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.66
91 AHMETOĞLU,Enver: a.g.t. syf.41
92 Bu konuda uyarma cezası için belirttiğimiz tüm hususlar kınama cezası içinde geçerli olduğu için burada tekrar etme ihtiyacı duymuyoruz.
93 Danıştay 5.D. 28.6.1977 g.,1973/57777 E.,1977/38224 K ;KIRMIZIGÜL,Hüsamettin a.g.e. syf 67
94 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.68
95 Danıştay 5.D. 12.5.1975 g.,1974/4476 E.,1975/2685 K. ;KIRMIZIGÜL,Hüsamettin : a.g.e.syf.68
96 Danıştay 5.D.28.11.1977g.,1973/5777 E.,1977/3824 K. ;KIRMIZIGÜL,Hüsamettin : a.g.e.syf.68
97 Danıştay 10.D.22.1.1987 g.,1985/59 E.,1987/54 K.,Danıştay Dergisi sayı 68-69,syf. 684
98 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.71
99 SOYASLAN,Doğan: Ceza Hukuku Özel Hükümler,Savaş yayınevi ,Haziran 1999,syf.410
100 27.6.1983 tarih ve 83/6510 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kararlaştırılmış ve 13.8.1983 tarih ve 18134 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanmıştır
101 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.72
102 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.73,74
103 KAHRAMANOĞLU,Salim-ÜNVER,Mehmet-KARDOĞAN,Nezir:a.g.kanun syf.116
104 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.76
105 DÖNMEZER-ERMAN :a.g.e C.2,syf.235
106 ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK: a.g.e. syf.251
107 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.76

108 Danıştay’ da aynı yönde kararlar vermiştir,bunlardan bir tanesi için bk. Danıştay 5.D.22.10.1984g., 1984/1538 E.,1984/1713 K.; KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.82
109 İstanbul 6.İd.Mh. 16.11.1995 g., 1995/498 E.,1995/1478 K.; KIRMIZIGÜL, Hüsamettin :a.g.e. syf.81
110 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e. syf.86
111 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e.syf.87
112 Konuyla ilgili Yargı kararı için bk. İst.2.İd.Mh.,23.10.1995g.,1994/1268E., 1995/1378K.; KIRMIZIGÜL, Hüsamettin :a.g.e.syf.90
113 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e.syf.90
114 28.11.1982 tarih ve 8/5743 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kararlaştırılmış ve 12.1.1983 ve 17926 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır
115 Danıştay 8.D.3.3.1993 g.,1992/1723 E.,1993/1139 ; KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e.syf.93
116 Danıştay 10. D.9.11.1987 g.,1985/2180E.,1987/1794 K.; KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e.syf.97
117 ONAR,Sıddık Sami: a.g.e. syf. C.2,syf 1171
118 İstanbul 5.İd.Mh.30.11.1994g.,1994/193 E.,1994/1742 K.; KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :a.g.e.syf.105
119 GÖZÜBÜYÜK,Şeref: Ceza,C.3.syf.171
120 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin:a.g.e.syf.106
121 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin:a.g.e.syf.112
122 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin:a.g.e.syf.115
123 İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 31.3.1995 gün,1994/1369 E., 406 sayılı K.; KIRMIZIGÜL,Hüsamettin:a.g.e.syf.115
124 Danıştay 8.D.6.7.1995 g.,1995/259 ; KIRMIZIGÜL,Hüsamettin:a.g.e.syf.115
125 Danıştay 10.D.15.4.1987 g.,1987/178 E.,1987/792 K,Danıştay Dergisi sayı68-69,syf.686
126 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin:a.g.e.syf.123
127 BOZKURT,Enver-KÜTÜKÇÜ,M. Akif-POYRAZ,Yasin evletler Hukuku,Nobel yayın dağıtım,Ankara,2000,syf.164
128 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin:a.g.e.syf.135
129 ŞAFAK,Ali :a.g.e.syf.193
130 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin:a.g.e.syf.137
131 Grev için bk. 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi,Grev ve Lokavt Kanunu md 25
132 Danıştay 10.D.29.9.1986 g.,1986/466 E.,1986/1659 K.,Danıştay Dergisi sayı 68-69,syf 28
133 KIRMIZIGÜL,Hüsamettin:a.g.e.syf.142


KAYNAKCA
* AHMETOĞLU,Enver : 657 sayılı DMK’ na göre Memur Disiplin Cezaları ,yayımlanmamış yüksek lisans tezi,İstanbul, 1986
* ALİKAŞİFOĞLU,Kemalettinisiplin Cezaları,Amme İdaresi Dergisi,C.10.Ankara, 1977
* AKGÜNER,Tayfun :Kamu Personel Yönetimi, Der yayınları,İstanbul,2001
* BODUR-OZULU : Kamu görevlileri ,Memurlar ve Öğretmenlerin Disiplin Cezaları , İstanbul, 1976
* BOZKURT,Enver-KÜTÜKÇÜ,M. Akif-POYRAZ,Yasin evletler Hukuku,Nobel yayın dağıtım,Ankara,2000
* CHAPMAN, Brian: İdare Mesleği, Avrupa'da Devlet Memurluğu, Çeviren.Cahit TUTUM, Ankara, 1970
* DİNÇER,Yıldız evlet Memurları ve Disiplin Hukuku,Amme İdaresi Dergisi,C.9,Mart 1976
* DÖNMEZER-ERMAN :Hususi Tatbiki C eza Hukuku C.1 İstanbul, 8.baskı
* DÖNMEZER-ERMAN :Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku,İstanbul,1987
* GELEGEN,Taner:Kamu yönetiminde Disiplin ve Disiplin Cezaları,Danıştay Dergisi, Cumhuriyetin 50. yılı Özel sayı,Ankara,1973
* GÜNDAY,Metin :İdare Hukuku,Dördüncü baskı,İmaj yayıncılık,Ankara,1999
* GİRİTLİ,İbrahim :Kamu yönetim Teşkilatı ve Personeli,İstanbul,1983
* GÖZÜBÜYÜK,Şeref :Yönetim Hukuku,Ankara 1983
* KAHRAMANOĞLU,Salim-ÜNVER,Mehmet-KARDOĞAN,Nezir :Nobel Yayın Dağıtım,Aralık2002
* KIRMIZIGÜL,Hüsamettin :Uygulama ve Teoride Disiplin Suç ve Cezaları ve DenetimYolları, Kazancı Kitab Tic. AŞ. ,İstanbul,1998
* LİVANELİOĞLU, Ömer Asım : Türkiye’de Memur Disiplin Hukuku, yayımlanmamış yüksek lisans tezi , Ankara , 1996
* Milliyet Gazetecilik A.Ş., Büyük Larousse C.6
* ONAR,Sıddık Sami : İdare Hukukunun Umumi Esasları 3.Baskı,C.1ve2,İstanbul,1966
* ORHUN, Hayri : Türkiye'de Devlet Memurlarının Hukuki Rejimimi Hatlarıyla Tarihi Gelişim ve Bugünkü Durum, İstanbul, 1946,
* ÖRÜCÜ,Esin isiplin Cezaları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Sistemi, İÜHFM C.12,sayı2-4,1967
* ÖZTÜRK-ERDEM-ÖZBEK :Uygulamalı Ceza Hukuku ve Emniyet Tedbirleri Hukuku ,4. Baskı, İzmir,1998,
* PERTEV,Bilgen. "İdare Hukuku Dersleri, İdare Hukukuna Giriş, İstanbul, 1996
* PINAR ,İbrahim :Memurin Muhakemet Kanunu ve Disiplin Cezaları, Ankara ,1980
* PINAR ,İbrahim :Açıklamalı – İçtihatlı Devlet Memurları Kanunu,Ankara,1985
* PINAR ,İbrahim : Devlet Memurları Kanunu Şerhi ve İlgili Mevzuat, 7. baskı,seçkin kitabevi, Ankara , 1999,
* PINAR,İbrahim :Açıklamalı-İçtihatlı memur suçlarında idari soruşturma,Seçkin Kitabevi,1987,
* PİRLER , Orhan : Açıklamalı ve Uygulamalı Devlet Memurları Kanunu , Er-Tu Matbaası, 1980
* SOYASLAN,Doğan: Ceza Hukuku Özel Hükümler,Savaş yayınevi ,Haziran 1999,
* ŞAFAK,Ali :Hukuk Terimleri Sözlüğü,Rehber Yayıncılık,Ankara, Mart 1992
* TORTOP,Nuri :Personel Yönetimi,Ankara,1992
* TUTUM Cahit : Personel yönetimi, 1979,
* TUTUM,Cahit :Türk Personel Sisteminin Sorunlarına Genel bir Yaklaşım,Amme İdaresi Dergisi,C.6,syf.3,Ankara,Eylül 1983
* Türk Dil Kurumu:Resimli Türkçe Sözlük
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Devlet Memurları Kanununda Düzenlenen Disiplin Suç Ve Cezaları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ahmet Kılınç'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
» Makale Bilgileri
Tarih
19-04-2004 - 01:02
(3846 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 64 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 45 okuyucu (70%) makaleyi yararlı bulurken, 19 okuyucu (30%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
331075
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 13 dakika 59 saniye önce.
* Ortalama Günde 86,06 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 121620, Kelime Sayısı : 14951, Boyut : 118,77 Kb.
* 250 kez yazdırıldı.
* 2 kez arkadaşa gönderildi.
* 163 kez indirildi.
* 49 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 97
Yorumlar : 1
çok yararlı ışık tutma niteliğinde bir çalışma. bunun uygulama şekil usulü de örneklendirilse çok daha aydınlatıcı olacağını düşünüyorum.(...)
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,18833709 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.