Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı Ve Mahkeme Tarihindeki İlk Örneği

Yazan : Av.Yahya Biçer [Yazarla İletişim]
Elazığ Barosu Avukatlarından

Makale Özeti
Makalede özetle; 23.09.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı,bu konuda yapılan anayasal ve yasal düzenlemeler,Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde 2011 yılındaki kötü sicili ve bu hakkın getirilmesindeki amacın AİHM'ye başvuru sayılarını azaltmak olduğu ayrıca ilginç bir tesadüf olarak da Anayasa Mahkemesinin kurulduğu 1962 yılında görüşüp karara bağladığı ilk kararının da Elazığ'dan yapılan bir bireysel başvuru üzerine verildiği işlenmiştir.
Yazarın Notu
- Leges Aylık Hukuk Dergisi'nin Haziran 2012 - 30. sayısında ve Elazığ Barosu Bülteni'nin Kış 2012 -6. sayısında yayımlanmıştır.

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı
Ve Mahkeme Tarihindeki İlk Örneği


Yerin,yurdun adresesin bilmirem
Angara'da: Anayasso !
Ellerinden öpiy Hasso
Yap bize de iltimaso
Bu işin mümkini yoh mi hooy baboov?
[Şemsi Belli-Anayasso şiirinin son kıtası]



Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamında koruma altına alınan temel hak ve özgürlükleri yasama, yürütme veya yargı organlarının işlem veya kararları ile ihlal edilen bireylerin, bu ihlalin giderilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurması hakkına bireysel başvuru hakkı denilmektedir. Doktrinde bireysel başvuru hakkı yerine “Anayasa Şikayeti” tanımlaması da kullanılmaktadır.Bireysel başvuru hakkı , temel hak ve özgürlüklerin iç hukukta korunması amacıyla başvurulabilecek son hukukî yoldur. Bu hakkın tanınması ile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmadan önce temel hak ve özgürlük ihlallerinin ulusal hukuk aşamasında giderilmesi amaçlanmıştır.
12 Eylül 2010 tarihinde yapılan Referandumla kabul edilen Anayasa değişiklikleriyle, Anayasa Yargımıza bireysel başvuru hakkı ismiyle yeni bir iç hukuk yolu eklenmiş, bu Anayasal değişiklikten sonra 6216 sayılı yasa ile de hakkın kullanımı ile ilgili yasal düzenlemeler yapılmıştır.
Bireysel başvuru hakkının tanınması ve kullanılması ile ilgili olarak yapılan Anayasal ve yasal düzenlemeler şu şekildedir;
13.05.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan, 5982 sayılı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 18.maddesi ile, 2709 sayılı 1982 Anayasasının, Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148 maddesi değiştirilmiş ; maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin sonuna "ve bireysel başvuruları karara bağlar" ibaresi eklenmiş, devamındaise maddeye ;"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır" fıkraları eklenmiştir. Böylelikle hukukumuzda ilk defa herkese, AYM’ye bireysel başvuruda bulunma hakkı tanınarak yeni bir iç hukuk yolu ihdas edilmiş, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında ve hukuk devleti ilkesi yolunda önemli bir adım atılmıştır. Devam eden fıkralar da ise "Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz" ve "Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir" hükümleri ile 149.maddeye de "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi için komisyonlar oluşturulabilir" hükmü eklenmiştir. Bu Anayasa değişiklikleri 12.09.2010 tarihinde Referanduma sunulmuş ve yapılan oylama sonucunda halkın % 57,94’ünün evet oyu vermesi ile yürürlüğe girmiştir.
03.04.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan, 6216 sayılı, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun, 10.11.1983 tarihli ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunu yürürlükten kaldırmış ve AYM’yi yeniden dizayn etmiştir. 6216 sayılı yasanın "Bireysel Başvuru Hakkı" başlığını taşıyan 45-51 maddeleri arasında da bu hakkın nasıl kullanılacağı düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler ile ; iptal davası, itiraz yolu, siyasi parti kapatma davası,yüce divan yargılaması ve yasama dokunulmazlığının kaldırılmasının iptali, davalarına bakan Anayasa Mahkemesine yeni bir dava türüne daha bakma ve neticelendirme görevi verilmiştir.

Bireysel başvuru hakkı ile ilgili kısaca bilgi vermek gerekirse;

1- Başvuru şartları nedir?

- Kanun maddeleri incelendiğinde görüleceği üzere AYM'ye bireysel başvuru davası açabilmek için aşağıda iki şartın birlikte bulunması gerekiyor ;

- 1.) İhlal edildiği iddia edilen hakkın hem Anayasa’da, hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamında yer alması gerekiyor. (45/1)

- 2.) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekiyor. (45/2)

- Kanunun 45/3 maddesinde ise ;“Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi Anayasa Mahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler de bireysel başvurunun konusu olamaz” denilmek suretiyle mahkemenin inceleme yetkisi dışında bırakılan işlem ve kararlar sıralanmıştır.

2- Kimler başvurabilir?

- Anayasa’da “herkes” denilerek vatandaş, yabancılar ve vatansızlar arasında fark yaratılmamışsa da, Kanunun 46/3 maddesinde; “Yalnızca Türk vatandaşlarına tanınan haklarla ilgili olarak yabancılar bireysel başvuru yapamaz” denilmek suretiyle “herkes” ifadesine bir istisna getirilmiş ve bu haklarla ilgili olarak yabancılara dava açma hakkı tanınmamıştır. Örneğin seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği iddiası ile bir yabancı AYM’ye bireysel başvuruda bulunamayacaktır.

- 46/1 maddesi; bireysel başvuru davası açma hakkını sadece ;" ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlere " tanımıştır.

- 46/2 maddesi ise; Özel hukuk tüzel kişilerine sadece tüzel kişiliğe ait haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru hakkı tanımış ancak kamu tüzel kişilerine bu hak tanınmamıştır.

3- Başvuru hangi makamlar aracılığıyla yapılabilir?

- Başvuru doğrudan AYM’ye yapılabileceği gibi, AYM’ye gönderilmek üzere mahkemeler veya yurt dışı temsilcilikleri vasıtasıyla da yapılabilir. Başvurunun diğer yollarla kabulüne ilişkin usul ve esaslar İçtüzükle düzenlenir.(47/1)

4- Başvuru süresi ne kadardır?

- Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler.(47/5)


5- Başvuru dilekçesinde hangi bilgiler yer almalıdır?

- Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsa temsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin aşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvuru dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin eklenmesi şarttır. (47/3)

- Başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa, vekâletnamenin sunulması gerekir.(47/4)


6- Başvurular harca tabii midir ?

- AİHM’ye bireysel başvurular herhangi bir harca tabi değilken AYM’ye bireysel başvurular harca tabidir.(47/2)

- Bu başvuru harcı;Yargı Harçları 2012 yılı tarifesine göre 150,00 TL dir.


7- Başvuru sonucunda Mahkeme hangi kararları verebilir ?

- Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunması hâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucu veya varsavekiline onbeş günü geçmemek üzere bir süre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğin tamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.(47/6)

Başvuru evraklarında herhangi bir eksiklik yoksa Mahkeme iki türlü karar verebilir ;

A.) Kabul edilemezlik ;


- Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir(48/2)

- Kabul edilebilirlik şartlarını taşımadığına oy birliği ile karar verilen başvurular hakkında, kabul edilemezlik kararı verilir. Oy birliği sağlanamayan dosyalar bölümlere havale edilir. (48/3)

- Kabul edilemezlik kararları kesindir ve ilgililere tebliğ edilir.(48/4)

B.)Kabul edilebilirlik ;

- Kabul edilebilirlik incelemesi komisyonlarca yapılır.(48/3,49/1)

- Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.(48/1)

- Kabul edilebilirliğine karar verilen bireysel başvuruların esas incelemesi bölümler tarafından yapılır (49/1)

- Bireysel başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi hâlinde, başvurunun bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilir. Adalet Bakanlığı gerekli gördüğü hâllerde görüşünü yazılı olarak Mahkemeye bildirir.(49/2)

- Komisyonlar ve bölümler bireysel başvuruları incelerken bir temel hakkın ihlal edilip edilmediğine yönelik her türlü araştırma ve incelemeyi yapabilir. Başvuruyla ilgili gerekli görülen bilgi, belge ve deliller ilgililerden istenir.(49/3)

- Mahkeme, incelemesini dosya üzerinden yapmakla birlikte, gerekli görürse duruşma yapılmasına da karar verebilir.(49/4)

- Bölümler, esas inceleme aşamasında, başvurucunun temel haklarının korunması için zorunlu gördükleri tedbirlere resen veya başvurucunun talebi üzerine karar verebilir. Tedbire karar verilmesi hâlinde, esas hakkındaki kararın en geç altı ay içinde verilmesi gerekir. Aksi takdirde tedbir kararı kendiliğinden kalkar.(49/5)

- Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.(49/6)


Esas incelemesi neticesinde verilebilecek kararlar ;

- Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (50/1)

- Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.(50/2)

- Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir.(50/3)

- Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.(50/4)

- Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir.(50/5)

8- Başvuru hakkının kötüye kullanılması ;

- 6216 sayılı Kanunun 51 maddesinde: “Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir” denilmektedir. Bu madde bireysel başvuru hakkının etkin bir biçimde kullanılmasına engel bir düzenleme getirmiştir. Hukukumuzda sadece Yargıtay Hukuk Daireleri tarafından temyiz incelemesi neticesinde verilen kararlara karşı, karar düzeltme istemlerinin reddi halinde verilen para cezalarının, ilk derece mahkemesi olarak görülecek bir davada da uygulanacak olması, bu yolun etkin bir biçimde kullanılmasında ciddi bir engel teşkil edeceği kanaatindeyim. Bireysel başvuruların kötüye kullanıldığı hangi objektif kriterlere göre nasıl tespit edilecektir? Bireysel başvuru hakkının kötüye kullanıldığı gerekçesiyle başvurucuya para cezası vermek başkaca bir hak ihlali değil midir? Başvuruların reddi halinde para cezasının verilecek olması, bu yola başvuracaklarda belli bir çekince yaratmayacak mıdır? Her ne kadar Mahkemenin gereksiz iş yüküyle meşgul edilmemesi saikiyle işin başından bu hüküm konulmuşsa da, kafalarda oluşacak bu sorular ve çekinceler nedeniyle kanunda para cezasına hükmedilmiş olması isabetli olmamıştır.

9- Yürürlük tarihi ;

- 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel Başvuru Hakkı" başlığını taşıyan 45-51 maddeleri 23.09.2012tarihinde yürürlüğe girecektir (76/1-a) ve Mahkeme, 23.09.2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceleyebilecektir (Geçici madde 1/8).

Anayasal ve yasal düzenlemeler ile hukukumuza yeni giren bu hakkın dünyada ki uygulamasına bakmak gerekirse; bireysel başvuruya benzer kanun yolları bulunması nedeniyle Anglo-Sakson hukuk sisteminin uygulandığı ülkelerde bu hak bulunmamaktadır. Kara Avrupası ve Latin Amerika ülkelerinin bir çoğunda bu hak tanınmakta ve Anayasa yargısının ayrılmaz parçası olarak kabul edilmektedir. Bu hakkın devletimizce de tanınması ile AİHM’ye başvurmadan önce hak ve özgürlük ihlallerinin ulusal hukuk aşamasında giderilmesi amaçlanmıştır. 1998-2008 yılları arasında AİHM'de Yargıç olarak görev yapan Rıza TÜRMEN’İN 13.01.2011 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan makalesinde; "Yeni bir iç yargı yolunun kurulmasıyla, Türkiye’den AİHM’ye yapılan başvuruların sayısında da önemli bir azalma olabilir. Ancak bunun için, AİHM’nin, AYM’yi etkili ve yeterli bir iç yargı yolu olarak kabul etmesi gerekir. AİHM, AYM’nin etkili ve yeterli bir yargı yolu olmadığına karar verirse, o zaman AYM’ ye gitmeden doğrudan AİHM’ye başvurma olanağı var. İç yargı yolunun etkili ve yeterli olduğunu göstermek ilgili devlete düşüyor.Örneğin, AYM makul bir sürede karar vermediği için etkisiz olabilir.
Apostol/Gürcistan (2006) kararında; AİHM, Gürcistan AYM’ye bireysel başvuru hakkının, devletin bu yolun etkili olduğunu kanıtlayan somut bir örnek gösterememesi, ayrıca hak ihlali saptandıktan sonra Anayasa’da bunu düzeltecek önlemlerin bulunmaması nedenleriyle etkili ve yeterli bir iç hukuk yolu olmadığına karar verdi. Türk Anayasa’sındaki bireysel başvuru hakkının etkili bir iç hukuk yolu sayılması için, AYM’nin makul bir süre içinde karar vermesi, AİHM kararlarındaki ilkeleri göz önünde bulundurması önem taşıyor." demektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarafı bulunduğu AİHS’nin 34.maddesinde düzenlenen AİHM’ye bireysel başvurma hakkını, 28.01.1987 tarihi itibari ile tanıdığını bildirmiş ve aradan geçen zaman içerisinde hak ihlallerini giderecek etkin iç hukuk yollarının olmaması nedeniyle, aleyhinde en çok bireysel şikayetin yapıldığı devletlerden biri olmuştur. AİHM, 2011 yılında karara bağladığı dosyalar arasında, toplamda 1.160 davada sözleşmeye aykırılık tespit etmiştir. Mahkemenin 2011 yılında en fazla mahkûm ettiği ülkeler arasında Türkiye Cumhuriyeti 159 mahkûmiyet kararı ile başı çekmektedir, Türkiye’nin 2011 yılında bu davalarda AİHS’nin en az bir maddesini ihlâl ettiği tespit edilmiştir. İhlallerinin büyük bir bölümünü; yargılama süresinin uzunluğu, adil yargılama hakkının ihlali, kötü muamelenin önlenememesi, etkili soruşturma hakkının ihlali ve mülkiyet hakkının korunmasıyla ilgili durumlar oluşturmaktadır. Sıralamaya göre 159 ihlal kararıyla birinci olan Türkiye’yi, 121 davayla Rusya izlemiştir. Ukrayna 105, Yunanistan 69, Romanya 58 ve Polonya’ da 54 davayla en çok mahkûm edilen ülkeler arasında yer almışlardır. AİHM’ye 2011 yılında 64.500 yeni başvuru yapılmıştır. Önceki yıllarda yapılan başvurularla birlikte Mahkemenin gündeminde karar verilmeyi bekleyen dava sayısı toplamda 151.600 dosyaya kavuşmuştur. Mahkemenin iş yükü sürekli artmakta ve karar verme süreci uzun yıllar almaktadır. Dilerim ki AYM'ye bireysel başvuru hakkı etkili ve yeterli bir iç yargı yolu olur ve AİHM de ki yığılan dosyaların çokluğu nedeniyle yargılama sürecinin uzaması da göz önüne alınırsa hak ihlallerinin kısa yoldan ve kısa sürede bertaraf edilmesi iç hukuk aşamasında sağlanır. Türkiye’de AİHM’de ki kötü sicilinden kurtulur.

1961 Anayasasının kabulünden sonra 22.4.1962 tarih ve 44 sayılı “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile kurulan ve 28.08.1962 tarihinde resmen çalışmaya başlayan AYM'nin vermiş olduğu ilk karar 05.09.1962 tarih 1962/2 Esas 1962/1 Karar sayılı karardır.*

Medeni ülkelerde Anayasa yargısının ayrılmaz bir parçası kabul edilen bireysel başvuru hakkı, hukukumuza yeni girmiş bir dava türü ise de ilginç bir tesadüftür ki AYM'nin görüşüp hüküm altına aldığı ilk karar olan 1962/1 Karar sayılı karar [ 6216 sayılı yasada tanımlanan ve şartları sayılan davanın niteliklerini taşımasa da ] yine bir bireysel başvuru üzerine verilmiştir ve bu davayı açan da Elazığlı bir hemşehrimizdir. 1961 Anayasası bireylere bu davayı açma hakkını tanımadığı halde, böyle bir mahkemenin kurulduğu ve resmen çalışmaya başladığından haberdar olan hukuk bilincine sahip bir hemşehrimizin, Anayasa’ya aykırı olduğunu düşündüğü yasa hükümlerini iptal etmesi amacıyla mahkemeye başvurması, bu hakkın hukukun doğası gereğince bireylere tanınması gereken bir hak olduğuna işarettir.

Bu karara konu davayı açan,dava tarihinde Nailbey Mahallesi Çıkmaz Sokak No:45 ELAZIĞ adresinde ikamet eden İnaç TUREREN isimli hemşehrimizdir.

TUREREN, AYM'ye vermiş olduğu dava dilekçesinde; Anayasanın 30.maddesine göre mesken ve ikametgâhı bulunan vatandaşların tevkif edilemeyeceğini, Ceza Yargılamaları Usulü Kanununun 104.maddesi hükmünün sözü edilen Anayasanın 30.maddesi hükmüne uymadığını ve aynı suretle 1609 sayılı Kanunun 3. maddesinin koyduğu tevkif zorunluluğunun da hak ve adalete aykırı bulunduğunu ve Türk Ceza Kanununun bazı hükümlerinin Faşist Ülke Kanunlarından alınmış olduğunu ileri sürerek anılan ve Demokratik ilkelerle bağdaşamayan ve Anayasaya aykırı bulunan iş bu Kanun hükümlerinin Anayasa Mahkemesince öncelikle ele alınmasını talep etmiş, ancak bu talebi iptal davası açmaya yetkisi bulunmadığından, Mahkemece yetki bakımından reddedilmiştir.

23.09.2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan ve bu tarihten sonra kesinleşecek yargı kararlarına karşı uygulanabilecek olan AYM'ye bireysel başvuru hakkının, etkili ve yeterli , çabuk sonuç alınan bir iç hukuk yolu olması umuduyla...
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
*
Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu ilk karar olan
05.09.1962 tarih 1962/2 Esas 1962/1 Karar sayılı karara AYM'nin e-müze linkinden ; http://www.anayasa.gov.tr/index.php?l=template&id=47&lang=0 ulaşılabilir.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
© 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu koruması altındadır. Her hakkı saklıdır.
Av.Yahya BİÇER – Elazığ Barosu
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı Ve Mahkeme Tarihindeki İlk Örneği" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.Yahya Biçer'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
05-03-2012 - 15:14
(1785 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 226 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 225 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 1 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
48552
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 saat 11 dakika 33 saniye önce.
* Ortalama Günde 27,20 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 25018, Kelime Sayısı : 3244, Boyut : 24,43 Kb.
* 162 kez yazdırıldı.
* 265 kez indirildi.
* 11 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1442
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,19831705 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.