Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Danıştay Kararları Işığında İdari İşlemin Unsurları Açısından Hukuka Aykırılık

Yazan : Av. Onur Kart [Yazarla İletişim]

Makale Özeti
Gazi Üniversitesi Ceza Hukuku Bilim Dalı Yüksek Lisans Ödevi Olarak Hazırlanan Çalışmadır.

İDARİ İŞLEMİN UNSURLARI



Bilindiği gibi idari işlemin unsurları olarak beş ana unsurdan bahsedilir. Bunlar yetki, şekil, sebep, konu ve amaçtır.Bu çalışmada, öncelikle bunlara kısaca değinilecektir.

Yetki: İdare hukuku anlamında yetki, idari işlemin sadece kanunla belirlenmiş ve sınırlanmış makamlar tarafından yapılabilmesi yeteneğini ifade eder.Bu anlamda yetki, bir kişiye değil bir makama verilmiştir.Ayrıca bir hak değil, bir yükümlülüktür.[1]
Yetki unsurunun içinde kişi, konu, yer ve zaman bakımından yetki kavramları yer almaktadır.
Kişi bakımından yetki, idari faaliyet için hani makamın irade açıklamaya yetkili olduğunu; konu yönünden yetki ise belli konulara ilişkin kararların hangi idari makamlarca alınacağını ifade eder.
Yer bakımından yetki ile yetkinin kullanılabileceği coğrafi alan; zaman bakımından yetki ile de görevlinin yetkisin belli bir süre dahilinde kullanması gerektiği belirtilmektedir.[2]

Şekil: İYUK 2.maddede belirtilen şekil, hem işlemin dış görünüşünü hem de işlemin hazırlanış usulünü ifade eder.Dolayısıyla idari usul kavramını da içerdiği söylenebilir.Dış görünüşten kastedilen ise, hukuk dünyasındaki yansımasıdır.[3]
İdari işlemler kural olarak yazılı şekle tabidirler.İstisnai olarak sözlü işlemler de vardır.Ancak bir idari işlemin sözlü yapılabilmesi için açıkça sözlü şekil öngörülmelidir.

Sebep: İdari işlemden önce gelen ve idareyi belirli bir işlem yapmaya sevk eden etkenler, idari işlemin sebebi olarak gösterilebilir.Diğer bir söyleyişle idareyi işlem yapmaya sevk eden saiktir, işlemin gerekçesidir.



İdare hukukunun, özel hukukla ayrıldığı temel noktalardan birisi sebep konusudur.Özel hukukta işlemin mutlaka sebep içermesi gerekmez.Sebepsiz işlem olabilir. Ancak idare hukukunda işlemin mutlaka sebep içermesi gerekir.[4]
İdari işlemin sebebi mevzuatta açıkça belirtilmiş olabilir ya da “kamu düzeni, görülen lüzum üzerine vb.” gibi muğlak kavramlarla kapalı olarak ifade edilmiş olabilir.

Konu: İdari işlemin doğuracağı sonuç, idari işlemin konusunu oluşturur.Her idari işlem, belirli bir sonuca yönelik yapılır.Bu sonuç kanunla belirtilmiştir.İdare, bu unsur bakımından serbest değildir.Örneğin; kamulaştırmanın sonucu mülkiyetin devlete geçmesidir.İdare, mülkiyetin bir gerçek veya tüzel kişiye geçmesini sağlayacak bir kamulaştırma yapamaz.

Amaç: Her idari işlemin bir amacı vardır.Bu amaçta kamu yararıdır.Kamu yararı, idari işlemin genel amacıdır.Mevzuatta belirtilen özel amaçlarda sonuçta genel amacın içinde yer alır.[5]
İdari işlemin amacını tespit etmek için, işlemi yapanın düşüncesini, niyetini bilmek gerekir.Bu nedenle amaç unsuru, subjektif bir nitelik taşımaktadır.Ayrıca amaç unsuru, kamu düzeni ile ilgili değildir.Hakim, re’sen dikkate almaz.Davacı tarafından ileri sürülmesi gerekir.
Kamu yararı kavramının da net bir tarifi yapılmamıştır.Ancak nelerin bu kavram içine girmediği belirlenmiş, duygusal, şahsi ve siyasi amaçlarla hareket edilmesinin kamu yararına aykırı olduğu ifade edilmiştir.







İDARİ İŞLEME YÖNELİK YAPTIRIMLAR



Yokluk: Yokluk kavramı, ilk olarak evlenme akdi ile ilgili olarak medeni hukuk alanında ortaya çıkmıştır.İdare hukukunda ise, çok önemli hukuki sakatlıkların işlemi tümüyle ortadan kaldıracak nitelikte olduğu fikrinden hareketle kullanılmaya başlanmıştır.[6]
Her ne kadar daha sonra kullanılmaya başlanmış olsa da idare hukukunda yokluk, medeni hukuka göre daha fazla uygulama alanı bulmuştur.
Yokluk halinin sonuçlarının birkaçından bahsedecek olursak;
-Yokluk halinde, bir idari işlem yoktur.Bir haksız fiil söz konusudur.
-Yokluk, herkes tarafından ileri sürülebilir.
-Yokluk, süreye bağlı olmadan her zaman ileri sürülebilir.
-Yokluk, mahkeme tarafından re’sen dikkate alır.[7]
Yok hükmünde bir idari işlem için dava açmaya gerek yoktur.İdari işlem oluşmadığı için icra kabiliyeti de yoktur.Ancak buna rağmen uygulanmaya çalışılıyorsa, yok hükmündeki işlem hakkında dava açılması doktrin ve içtihatlarla belirlenmiştir.Uygulamada Danıştay, işlemin yok hükmünde olduğunu saptadıktan sonra iptal davasını reddetmektedir.

İptal-Butlan: İdari işlemin unsurlarındaki sakatlıklar nedeniyle yokluk yaptırımının uygulanacağı haller sınırlıdır, istisnaidir.Butlan yaptırımına tâbi haller daha genel ve fazladır.
Bir idari işlemin hukuken doğup hayata geçtikten sonra, bazı sakatlıklar nedeniyle iptali gerekebilir.İdare hukukunda butlan, iptal davası ile ileri sürülür.[8]
İptal nedenlerinin İYUK 2.maddede sayılmış olması, butlan ile yokluk arasındaki bir fark olarak ortaya çıkmaktadır.Yokluk, mevzuatta yer almamış, doktrin ve içtihatlarla geliştirilmiştir.
İdari işlemin yargı kararıyla iptali halinde işlem, kesin olarak ortadan kalkar.Butlanın tespitiyle idari işlem, yapıldığı ilk tarihe kadar geriye yürür.



İDARİ İŞLEMİN UNSURLARI AÇISINDAN HUKUKA AYKIRILIK HALLERİ



Yetki yönünden hukuka aykırılık: Öncelikle yokluk yaptırımını gerektiren haller gösterilecektir.Bunlar; yetki gasbı, fonksiyon gasbı ve ağır bariz yetki tecavüzü halleridir.


a)Yetki Gasbı: İdare adına irade açıklamasında bulunmaya, karar almaya yetkisi olmayan bir görevlinin işlemleri kişi yönünden yetkisizlik halini ya da yetki gasbını oluşturur.[9]
Bu konuda ilk olarak, medeni hukuk anlamında ehliyet sahibi olmak gerekmektedir.Daha sonra yetkisiz kişinin yaptığı işlemin idareye yüklenebilecek bir hukuki durum meydana getirip getirmediğine bakılmalıdır.Bu hususla ilgili Danıştay, özel hukuk tüzel kişisinin kamulaştırma yapmasını yetki gasbı kabul etmiş ve hukuka aykırılığı saptamıştır.[10]
Aslında böyle bir durumda yargıya müracaat etmeye dahi gerek yoktur.Eğer işlemi yapan idari teşkilat içinden birisiyse, o zaman yargıya gitmek gerekebilir.Danıştay, yetkili olmayan müdür yardımcısının başka bir memurun istifasını kabul etmesini, bu memuru istifa etmiş saymasını yetki gasbı olarak değerlendirmiş ve yok hükmünde olduğunu belirtmiştir.
Değinilmesi gereken bir diğer husus, “fiili memur” kavramıdır.Yetkisiz bir kişinin yaptığı işlemleri, belli şartlar altında geçerli sayma amacıyla ortaya konmuş bir kuramdır.
Bu kavram, üç ana başlıkta ortaya çıkmaktadır:
- Atama işleminde bir sakatlık vardır ancak, ilgili memur ve üçüncü kişiler bu durumu bilmemektedirler.Üçüncü kişilerin haklarını korumak amacıyla, bu memurun yaptığı işlemlerin geçerli olması kabul edilmektedir.[11]
- Olağanüstü idare usullerinin uygulanması halinde memur statüsünde olmayan kişiler, zorunlu kamu hizmetlerinin yürütülmesi için memurların yetkilerini kullanabilir.
- İdare, bazı memurları ilerde bir göreve atamak kaydıyla görevden alır, ancak uzun bir süre yeni bir göreve atamaz.Bu durum, “askıda memur” olarak adlandırılmaktadır.Bu durumdaki memurun yaptığı işlemler açısından da fiili memur sayılması gerektiği yönünde görüşler vardır.[12]

b)Fonksiyon (Görev)Gasbı: Devletin üç ana fonksiyonunu ifa ile görevlendirilmiş organ ya da makamların, birbirlerinin yerine karar alıp işlem yapmaları halinde fonksiyon gasbından söz edilebilir.
Konuyla ilgili bir kararında Danıştay, kamu çalışanlarının sendikal haklarının kanunla düzenlendiğini, idarenin bunu engelleyici genelge çıkarmasını yetki yönünden hukuka aykırı bulmuştur.[13]

c)Ağır Bariz Yetki Tecavüzü: Bu durumda işlem, idarenin yetkisi içinde olmakla birlikte idarenin kendi işbölümü esaslarına tamamen aykırı olarak gerçekleşmiştir.Kimin yetkisine girdiği açıkça belli olan bir yetkinin, başka bir idare tarafından kullanılması halinde ortaya çıkar.
Yetki kuralları, sıkı sıkıya düzenlendiği için uygulamada ağır bariz yetki tecavüzüne çok fazla rastlanmamaktadır.Bu konudaki en belirgin örnek; bir bakanlığın başka bir bakanlığın yetkisine giren konularda işlem yapmasıdır.
Ağır bariz yetki tecavüzünün yokluğa tâbi olup olmadığı doktrin ve içtihatlarda tartışmalı bir konudur.
Doktrindeki önemli bir çoğunluk, bu tür işlemlerin yoklukla malûl olması gerektiğini belirtmiştir(Sarıca, Onar, Balta, Günday).
Erkut ise, bu durumun yoklukla malûl olmaması gerektiğini, yokluğun alanının daha dar tutulması gerektiğini ifade etmiştir[14].
Danıştay, verdiği kararlarda çelişkili davranmış, ancak çoğunlukla bu tür işlemlerin yok hükmünde olduğunu, ortada iptal edilecek bir işlem olmadığını saptamıştır.
Yetki gasbı, fonksiyon gasbı ve ağır bariz yetki tecavüzü hallerinin dışında kalan yetki sakatlıkları “Yetki Tecavüzü” veya “Yetkisizlik” olarak adlandırılır.Bu hallerde hukuka aykırı işlem yok hükmünde değildir, iptal edilene kadar hüküm sürer.
Yetki tecavüzünün kapsamına üç önemli konu girer.

1- Yer Yönünden Yetkisizlik: Yetkinin kullanılması için belirlenen coğrafi sınırlar dışında kullanılması, yer yönünden yetkisizlik halini doğurur.Bu şekildeki uyuşmazlıklar nispeten daha azdır.Coğrafi sınırların tespiti, fiziki öğelere dayandığı için yetkiliyi belirlemek daha kolaydır.
Bu konuda en çok karşılaşılan örnek, belediyelerin kendi sınırları dışında kamulaştırma yapmalarıdır.Yine bir diğer örnek, Büyükşehir ile ilçe belediyeleri arasındaki yetki uyuşmazlıklarıdır.[15]

2- Zaman Yönünden Yetkisizlik: İdare, bir işlem için belli bir süre ile yasa tarafından sınırlanmışsa, bu süre içinde işlem yapmak zorundadır.Bu süreye uyulmaması halinde işlem hukuka aykırı olur.Ayrıca kamu görevlisinin henüz yetkiyi almadan ya da yetkisini kaybettikten sonra yaptığı işlemler açısından da hukuka aykırılık söz konusu olur.Bu husus, kurullar için de geçerlidir.
Örneğin; belediye meclisinin yasal toplantı zamanları dışında toplanması halinde bu, meclisin feshi için bir nedendir.[16] Yine bir diğer örnek olarak, disiplin soruşturmalarının belli bir sürede başlayıp bitmesi gösterilebilir.
Bu durumun bir istisnası olarak kamu görevlisinin, yerine birisi atanana kadar bir süre daha görevine devam etmesi gösterilebilir.Bu istisna, yönetimde devamlılık ilkesinin bir gereğidir[17].

3- Konu Yönünden Yetkisizlik: Belli konulara ilişkin kararların, belli işbölümü kurallarına göre alınmaması halinde işlemin konu yönünden yetkisizliği söz konusu olur.Ortaya çıkış şekilleri olarak; astın üst yerine karar alması(valinin bakan yerine), üstün ast yerine karar alması(valinin kaymakam adına), ayrı kuruluşlar arasında(YÖK’nun, KGM yerine yol yapmak için kamulaştırma yapması), aynı kuruluş içinde (belediye başkanının, belediye meclisi yerine tek başına karar alması) gösterilebilir.
Değinilmesi gereken bir diğer husus, kişi yönünden yetkisizlik halleri ile konu yönünden yetkisizlik hallerinin birbirine benzemesidir.Ayrıldıkları nokta, yetki gasbında alınan karar idarenin görevine girer, ancak kararı alan kimsenin idare adına irade açıklamasında bulunma hakkı yoktur.Konu yönünden yetkisizlik halinde ise kararı alan kimse idare adına irade açıklamasında bulunma hakkına sahiptir ancak, aldığı kararın konusu başka bir makamın görevine girmektedir.[18]

Şekil Yönünden Hukuka Aykırılık: Şekil, aslında usûlün bir parçası olmakla birlikte iptal nedeni olarak daha kapsamlıdır, usulü de kapsar.
İdari bir işlemin yapılması sırasında uyulması gereken şekil kuralları, ana kural ve ikincil kural olarak ikiye ayrılır.[19] Ana kural, kararın içeriğini etkileyen ve genellikle ilgilinin yararına görülmüş kurallardır.Bu kurallara uymamak hukuka aykırı bir durum yaratır.İkincil nitelikteki kurallar ise daha çok kararın içeriğini etkilemeyen kurallardır.
Danıştay, bu kavramları içtihatlar ile geliştirmiştir.Karar yeter sayısına uyulmaması, kararnamedeki imza eksikliği gibi şekil eksiklikleri iptal nedeni olarak görülmüş; kararda tarih olmaması, isim veya görevlerin yazılmaması iptali gerektiren nitelikte görülmemiştir.Yine Danıştay, asistanlık sınavının üç yerine beş kişilik jüri ile yapılmasını hukuka aykırı kabul etmiştir.[20]
Önişlem ,hazırlık işlemi gibi ifade edilen işlemler, iptal davasına konu teşkil etmez.Bu işlemlerdeki sakatlıklar, asıl işlemle birlikte dava konusu olabilirler.

Sebep Yönünden Hukuka Aykırılık: İdari işlemin belli bir sebebe dayanması gerektiği açık bir kuraldır.Ayrıca bu sebep, bir hukuk kuralına dayanmalıdır.Dolayısıyla idari işlemin sebebinin olmaması ya da sebebinin hukuka aykırı olması halinde işlem,iptal edilir.
İdarenin dayandığı sebep hukuki olabilir ancak gerçeğe aykırı ise yine iptal edilmelidir.Örneğin; memurun talebi üzerine bir karar aldığını belirten idarenin kararı, memurun talebi olmadığının ortaya çıkması halinde sebep yönünden hukuka aykırı olacaktır.[21]
İdarenin dayandığı sebebin nitelendirilmesinde denetiminin yargı tarafından yapılabileceği savunulmaktadır.[22]Ancak bunun yerindelik denetimi olmaması gerektiği açıktır.Örneğin; kamulaştırılacak taşınmazın iyi seçilip seçilmediği, başka taşınmazın seçilmesi gerektiği yönünde bir değerlendirme yapılmamalıdır.

Amaç Yönünden Hukuka Aykırılık: Bu konuda öncelikle amaç unsuru ile takdir yetkisi ilişkisine değinmek gerekir.Belli bir durum karşısında idare şu veya bu şekilde karar almakta serbestse, hareket tarzı sınırlandırılmamışsa, idarenin takdir yetkisinden söz edilir.[23]Bu tanım, takdir yetkisi üzerine yapılan tanımlardan birisidir.
Her alanı mevzuat ile en ince ayrıntısına kadar düzenlemenin imkanı yoktur.Bu sebeple idarenin takdir yetkisinin olması zorunluluktur.Bununla birlikte bu yetki sınırsız değildir.Sınır olarak da amaç unsuru karşımıza çıkar.
İdari işlemin amaç unsuru bakımından idarenin takdir yetkisi bulunmamaktadır.[24] Çünkü, idari işlemin amacı mutlaka kamu yararıdır.İdare, bu konuda bağlıdır.Kanunlarda özel amaç belirtilse dahi bu da sonuçta genel amaç olan kamu yararının içinde yer alacaktır.
Takdir yetkisinin hangi unsurlar açısından geçerli olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.Ancak genel görüş, sebep ve konu bakımından takdir yetkisinin olabileceği, yetki, şekil ve amaç bakımından takdir yetkisinin olamayacağıdır.[25]
İdari işlemin genel amaç bakımından hukuka aykırılık halleri; idarenin kişisel amaç gütmesi, üçüncü kişileri koruma amacı gütmesi ve siyasi amaç gütmesidir.

I-Şahsi Amaç Güdülmesi: İdari işlem, işlemi yapanın duygularından arınmış olmalıdır.Kişisel hırslar, menfaatler, çekişmeler idari işlemde rol oynamamalıdır.Bu durumlara örnek olarak; bir memurun amiri tarafından sevildiği için terfi ettirilmesi, komisyonda görevli birisi ile o komisyonun hakkında işlem yaptığı kişi arasında husumet olması gösterilebilir.Danıştay, böyle durumları amaç yönünden hukuka aykırı bularak iptal etmiştir.

II-Üçüncü Kişileri Koruma Amacı Güdülmesi: İdari işlem yapanlar, kendi çıkarlarına hareket edemeyecekleri gibi üçüncü kişiler çıkarına ya da onları korumak için işlem yapamazlar.Böyle bir durumda da işlem, amaç yönünden iptal edilir.Örnek olarak; bir görevliyi bir makama getirmek için o makam için gerekli rütbenin düşürülmesini AYİM, amaç ve sebep yönlerinden hukuka aykırı bulmuştur[26].Danıştay, üçüncü kişilere haksız kazanç sağlamak amacıyla kamulaştırma yapmasını amaç yönünden hukuka aykırı bularak iptal etmiştir.Yine Danıştay, başka bir kararında köy ihtiyar heyetinin bir köylüye ait değirmeni, değirmene yakın bazı köylülerin tarlalarının sulanması için kamulaştırmasını amaç yönünden hukuka aykırı bulmuştur.[27] Kararda, ancak köy halkının tamamının menfaatine yönelik kamulaştırma yapılabileceği belirtilmiştir.

III-Siyasi Amaç Güdülmesi: İdare, siyasi bir amaçla bazı kişileri cezalandıramaz, yine bazı kimselere ayrıcalık tanıyamaz.Siyasi amaçlar, kamu yararı ile bağdaşmaz.İdare, gerek memurların alınmasında, gerekse de onlardan yararlanmada ehliyet ve liyakata önem vermelidir.
Kişinin yasa dışı olaylara katılması, eylemlerde bulunması ve bunun sonucunda görevden alınması ya da bir göreve atanmaması halinde idarenin siyasi amaçla hareket ettiği söylenemez.Çünkü bu durumda idare, kişiyi siyasi düşüncelerinden dolayı değil, yasa dışı faaliyetlere katılması nedeniyle cezalandırmış, görevden almış veya göreve atamamıştır.Bunun kamu yararına aykırı olmadığı açıktır.Danıştay’da verdiği kararlarda idarenin kamu yararına uygun hareket ettiğini ifade etmiştir.
İdarenin siyasi amaçla hareket etmesine örnek olarak; hükümete muhalif bir dergide yazı yazmak üzere anlaşan öğretim üyesinin üniversitedeki görevinden alınması[28], mahkeme zabıt katipliği sınavını en yüksek puanla kazanan kişinin güvenlik soruşturması sonucu göreve atanmaması[29]gösterilebilir.Danıştay, özellikle güvenlik soruşturması sonucu atanmama ile ilgili kararlarında güvenlik soruşturması sonuçlarının hukuki delil olarak kabul edilmeyeceğini belirtmiştir.
Bu üç konu, idari işlemin genel amacına yönelik hukuka aykırılıklardır.Bazı hallerde kanun koyucu yine kamu yararı içinde kalmak şartıyla idari işlemin amacını açık olarak belirtebilir.Bu durumda özel bir amacın varlığından söz edilebilir.Ancak sonuçta bu da daraltılmış bir genel amaçtan başka bir şey değildir.[30]
Böyle bir amaç söz konusu olduğunda, bu amaçtan sapılması halinde işlem halâ kamu yararına uygun olsa dahi işlem iptal edilebilir.Örnek olarak; bir kimse belediye sınırları dışında benzin istasyonu kurmak istemiştir.Tehlikeli maddeler depolaması ve satması nedeniyle güvenlik açısından kurulması, belediye ve valilik iznine bağlanmıştır.Valilik, vergi kaçağını önlemek amacıyla istasyonun belediye sınırları dışına kurulmasına izin vermemiştir.
Genel amaç bakımından kamu yararına uygun olsa da özel amaç olan güvenlik açısından idare, yetkisini amaç dışında kullanmıştır.Danıştay’da bu işlemi iptal etmiştir.[31]
İdarenin daha çok tasarruf veya formaliteleri basitleştirmek amacıyla yaptığı bir diğer hukuka aykırı davranış da usûl saptırmasıdır.[32]
Bu durumda idare, belli bir işlem için koyulan usûlü başka bir işlem için kullanır.Bu kavram, daha çok yetki saptırması kavramı içinde ele alınmakta, Danıştay’da bu tür aykırılıkları amaç yönünden iptal etmektedir.
Usûl saptırmasının en tipik örneği, idarenin kamulaştırma yerine işgal işlemini yapmasıdır.[33]Kamulaştırma, uzun ve detaylı bir hukuki süreç gerektirmektedir.İşgal, ona göre daha basittir.Bu nedenle idare, kamulaştırma yapması gereken durumlarda işgal yoluna gidebilmektedir.Yine kamulaştırma yerine irtifak hakkı kurulması da amaç bakımından hukuka aykırılık oluşturur.







YARARLANILAN KAYNAKLAR




MURAT SEZGİNER, İDARİ İŞLEMLERDE AMAÇ UNSURU BAKIMINDAN HUKUKA AYKIRILIK, DOKTORA TEZİ, KONYA, 1991


BAHTİYAR AKYILMAZ, MURAT SEZGİNER, İDARE HUKUKU DERSLERİ, GÖKSU MATBAASI, KONYA, 2001


ŞEREF GÖZÜBÜYÜK, YÖNETSEL YARGI, TURHAN KİTABEVİ, 22.BASI, ANKARA, EYLÜL 2005


MURAT SEZGİNER, İPTAL DAVASININ UYGULAMA ALANI BAKIMINDAN AYRILABİLİR İŞLEM KURAMI, YETKİN YAY., ANKARA, 2000


S.BURAK AÇDOYURAN, İDARİ İŞLEMİN YETKİ UNSURU VE YETKİ UNSURUNDAKİ SAKATLIKLAR, YÜKSEK LİSANS TEZİ, KONYA 1998










[1] AKYILMAZ Bahtiyar-SEZGİNER Murat, İdare Hukuku Dersleri, Göksu Matbaası, Konya, 2001, sh.217

[2] AKYILMAZ-SEZGİNER, İdare Hukuku Dersleri, sh.220

[3] AKYILMAZ-SEZGİNER, İdare Hukuku Dersleri, sh.221

[4] AKYILMAZ-SEZGİNER, İdare Hukuku Dersleri, sh.225

[5] GÖZÜBÜYÜK Şeref, Yönetsel Yargı, Turhan Kitapevi, 22.Baskı, Eylül 2005, sh.233

[6] AÇDOYURAN Burak, İdari İşlemin Yetki Unsuru ve Yetki Unsurundaki Sakatlıklar, Yüksek Lisans Tezi, Konya, 1998, sh.49

[7] AÇDOYURAN Burak, Yetki Unsuru ve Sakatlıklar, sh.50-51

[8] AÇDOYURAN Burak, Yetki Unsuru ve Sakatlıklar, sh.64-65

[9] AÇDOYURAN Burak, Yetki Unsuru ve Sakatlıklar, sh.52

[10] Dan.6D, 66/2621(E), 68/524(K), 21.2.1968

[11] AÇDOYURAN Burak, Yetki Unsuru ve Sakatlıklar, sh.57

[12] AÇDOYURAN Burak, Yetki Unsuru ve Sakatlıklar, sh.58

[13] Dan.10D, 91/1262(E), 92/391(K), 10.11.1992

[14] AÇDOYURAN Burak, Yetki Unsuru ve Sakatlıklar, sh.63

[15] AÇDOYURAN Burak, Yetki Unsuru ve Sakatlıklar, sh.71

[16] GÖZÜBÜYÜK Şeref, Yönetsel Yargı, sh.205

[17] AÇDOYURAN Burak,Yetki Unsuru ve Sakatlıklar, sh.72

[18] AÇDOYURAN Burak,Yetki Unsuru ve Sakatlıklar, sh.54

[19] GÖZÜBÜYÜK Şeref, Yönetsel Yargı, sh.216

[20] Dan.12D, 68/2339(E), 69/736(K), 21.4.1969

[21] GÖZÜBÜYÜK Şeref,Yönetsel Yargı, sh.227

[22] GÖZÜBÜYÜK Şeref,Yönetsel Yargı, sh.228

[23] SEZGİNER Murat ,İdari İşlemlerde Amaç Unsuru Bakımından Hukuka Aykırılık, Doktora Tezi, Konya, 1991, sh.106

[24] SEZGİNER Murat, Amaç Unsuru Bakımından Hukuka Aykırılık, sh.114

[25] SEZGİNER Murat, Amaç Unsuru Bakımından Hukuka Aykırılık, sh.135

[26] GÖZÜBÜYÜK Şeref, Yönetsel Yargı, sh.235

[27] SEZGİNER Murat, Amaç Unsuru Bakımından Hukuka Aykırılık, sh.169-170

[28] GÖZÜBÜYÜK Şeref,Yönetsel Yargı, sh.236

[29] SEZGİNER Murat, Amaç Unsuru Bakımından Hukuka Aykırılık, sh.202

[30] SEZGİNER Murat, Amaç Unsuru Bakımından Hukuka Aykırılık, sh.207

[31] GÖZÜBÜYÜK Şeref, Yönetsel Yargı, sh.237

[32] SEZGİNER Murat, Amaç Unsuru Bakımından Hukuka Aykırılık, sh.223

[33] SEZGİNER Murat, Amaç Unsuru Bakımından Hukuka Aykırılık, sh.223
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Danıştay Kararları Işığında İdari İşlemin Unsurları Açısından Hukuka Aykırılık" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av. Onur Kart'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
24-03-2007 - 21:34
(2768 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 13 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 13 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
48321
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 3 dakika 5 saniye önce.
* Ortalama Günde 17,46 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 40514, Kelime Sayısı : 2414, Boyut : 39,56 Kb.
* 8 kez yazdırıldı.
* 1 kez arkadaşa gönderildi.
* 17 kez indirildi.
* 7 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 546
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,66859698 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.