Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale İmar Hukukunda Ruhsat

Yazan : Mehmet Gerem [Yazarla İletişim]
Avukat, yüksek Lisans öğrencisi

Makale Özeti
Bu çalışmada ülkemizde uygulanan ruhsat işlemi ve usulü irdelenecektir. Bu kapsamda yapı izni ve yapı kullanma izninin imar mevzuatına paralel olarak neleri ihtiva ettiğine değinilecektir.
Yazarın Notu
İmar Kanunu'nda Ruhsat kavramına ilişkin kanuni bir bakış açısı ve yazar yorumlarını ihtiva eder.

İmar Hukukunda Ruhsat


Giriş 1
I. Yapı Kavramı
A. Genel Olarak
B. Yapı Türleri
C. İmar Hukukuna Göre Yapı
II. Ruhsat Kavramı
A. Genel Olarak
B. Temel Haklar Yönünden Ruhsatın İncelenmesi
C. Ruhsat Hükümlerinin Uygulanması Bakımından Kanunun
Kapsamı
1. Yapının Niteliği Yönünden Uygulama
2. Kişi Bakımından Uygulama
3. Alan Bakımından Uygulama
D. Ruhsat Vermeye Yetkili makamlar
III. Yapı Denetim Süreci
A. Yapıya başlanmadan önce alınan ruhsat
B. Yapı Devam Ederken
C. Yapı Bitiminden Sonra
Sonuç
Kaynakça ve Faydalanılan Esesler


Giriş

Belediyelerin imar yönünden düzenli olması mevcut olan imar planlarının aynen uygulanması ile mümkün olabilir. İmar planlarına mekân boyutu kazandırılması ve amaçlanan düzenli ve titiz bir kentleşmeye kavuşulması tüm yapıların plana uygun yapımı ile gerçekleştirilebilir. Bu sebeple yapılmış ve yapılacak olan yapıların imar planlarına uygunluğu bakımından denetimi gerekmektedir.
Kentleşme çağımızın en büyük sorunu haline gelen nüfus artışı sebebiyle gittikçe büyümekte ve eskiye oranla hızlanmaktadır. Bu sebeple gün geçtikçe mevcut yapılaşma eksik kalmakta ve yeni binalara ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılacak bu yeni yapıların ise mevcut dokuyu ve yapıyı bozmayacak biçimde tesis edilmesi gerekmektedir. Buda yapılmış ve yapılacak yapıların mevcut dokuya uygunluğunun etkin bir biçimde denetlenmesine bağlıdır. Bahsi geçen bu denetim ise ruhsat işlemleri ile yerine getirilmektedir. Ruhsat işlemleri için şöyle bir tanım getirilebilir; ruhsat işlemleri, imar mevzuatı ve imar planları ile tesis edilmiş bulunan imar düzenini korumak ve geliştirmek amacıyla, bireylerin ve toplulukların, imar sınırları içinde, malik oldukları arsaların üzerindeki yapı yapma ve mevcut yapılara değişiklik ve ilaveler yapabilme hak ve yetkilerini, gözetim ve denetim altında tutmak ve gerekli tedbirleri alabilmek için getirilmiş denetleme düzenlemelerdir. Tanımdan da anlaşılacağı üzeri ruhsat işlemi, sadece oluşturulacak yapılar için değil mevcut yapılarda yapılacak değişiklikleri de içermektedir.
Bu çalışmada ülkemizde uygulanan ruhsat işlemi ve usulü irdelenecektir. Bu kapsamda yapı izni ve yapı kullanma izninin imar mevzuatına paralel olarak neleri ihtiva ettiğine değinilecektir. İzin ve ekine aykırı yapılar veya izin alınmadan meydana getirilen yapılar ve imar mevzuatına aykırı yapılar(Kaçak Yapı) başka çalışmaların konusu olduğu için bu konulara değinilmeyecektir.

I. Yapı Kavramı

A. Genel Olarak

Yapı, tekniğin yardımıyla ve insan eliyle, yer altında veya üstünde sürekli kalmak üzere yapılan ve toprağa sıkıca bağlı bulunan tüm inşaat ve imalatlardır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere yapı kavramının sınırları geniş çizilmiştir. Yapı, yerin altında veya üstünde olabileceği gibi toprağa sıkıca bağlı olmak üzere sürekli yapılan inşaatlardır. Bu kapsamda kiler, garaj, depo, kömürlük, kanal, direk, sütun gibi tanıma uyan şeyler yapı kavramının kapsamına girer. Çeşitli hukuk sistemleri bakımından yapı tanımına baktığımızda ise Borçlar hukuku bakımından yapı yukarıda yaptığımız yapı tanımı ile örtüşmektedir. Zira 818 sayılı BK 58. maddesi ‘yapı malikinin sorumluluğu’ başlığını taşımaktadır. İlgili maddeye göre Yargıtay tarafından çıkarılan bir içtihadı birleştirme kararında, maddede geçen yapı kavramı, ‘yapı ve yapıların herhangi bir şeyden ibaret toprağa sağlam bir şekilde bağlı, yapıya kuvvetle benzerlik gösteren şeylerden oluştuğu belirtilmiştir’. Şeklinde açıklanmıştır. Görüldüğü üzere borçlar hukuku kapsamında yapı kavramı oldukça geniş tutulmuş, yapıya benzerlik gösteren şeylerinde yapı sayılacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda Yargıtay bir kararında trafiğe engel olacak şekilde yolun kenarına dikilen ağacı yapı eseri olarak kabul etmiştir.
Bina ise insanların ya da hayvanların barınmalarına, girip çıkmalarına ya da insanların ekonomik gereksinimlerine hizmet eden ve yapay, etrafı ve üstü, duvar ve benzeri şeylerle tamamen veya kısmen örtülü olan yerdir.
TMK ise salt bir şekilde yapı kavramı yapmamıştır. Buna rağmen 737 ve 738. maddelerde malikin mülkiyet hakkını kullanırken komşusuna karşı zarar vermekten kaçınmasını düzenleme altına almıştır. Zarar verici yapının ne olduğu maddede tanımlanmasa da kapsamına bina, duvar, mecra, kiler, depo, garaj, kömürlük, köprü, kanal, menfez, direk, sütun gibi şeylerin yanında, balkon, saçak, pencere, dehliz, kapı, sahanlık gibi ek yapılar ve değişikliklerinde girdiği belirtilmektedir.

B. Yapı Türleri

Uygulamada yapı türleri çeşitli şekillerde tasnif edilmekle birlikte konumuz açısından önemli olan iki yapı türü çeşitlemesi şu şekildedir;
Resmi yapı – Özel yapı; Resmi yapılar genel katma ve özel bütçeli idarelerle il özel idaresi, belediye veya bu kurumlarca sermayesinin yarısından fazlası karşılanan kurumlara ait binalar veya bir kamu hizmeti için ayrılan binalardır. Bunun yanında idarece bir kamu hizmetinin kullanımına özgülenmiş binalar, ibadethaneler, eğitim, sağlık, spor tesisleri, kültürel tesislerde resmi binalardan sayılmaktadır. Bunların dışında kalan binaların ise özel yapı statüsünde olduğu söylenebilir.
Kullanımına göre yapılar; Bu şekilde ise yapılar üçe ayrılmaktadır. Bunlar asli kullanım, ferî kullanım, amaç dışı kullanımdır. Kısaca asli kullanım, imar mevzuatınca bir yapının özellikle ve öncelikli başvuru dilekçesinde talep edilen amaca özgülenmesidir. Ferî kullanım ise yetkili makamın asli kullanıma ilave olarak ferî ve arızi kullanıma imkân vermesidir. Bu bağlamda bazen belediyeler örneğin evlerin sadece oturmak amacıyla değil kuaför, güzellik salonu, meslek büroları şeklinde kullanılmasına da izin vermektedir. Bizim mevzuatımıza göre imar planlarını hazırlamaya yapı ve kullanma izni vermeye yetkili idareler feri kullanıma izin vermeye de yetkilidir. Aykırı kullanım ise imar mevzuatına yerel planlara ve yapı ve kullanma iznine uygun olmayacak şekilde yapılan yapılardır. Bir bölge imar planında yapılan bir değişiklikle örneğin sanayi bölgesiyken oturma bölgesi haline getirilirse aykırı kullanım ortaya çıkacaktır, bu nedenle aykırı kullanımlar ile kazanılmış haklar kurumu birbirine çok benzer niteliktedir ve çoğunlukla örtüşürler.

C. İmar Hukukuna Göre Yapı

Yapı ve bina terimleri konumuz açısından temel kanun niteliğinde olan İmar Kanununun tanımlar başlıklı 5. maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır; Yapı, karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir. Bina ise; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.
Görüldüğü üzere imar hukukunda da niteliği ne olursa olsun yapı kavramına ana yapıya ek olarak yapılan yapılar ve ana yapı üzerinde yapılan onarımlar da girmektedir. Buna ilave olarak İmar Kanununun 21. maddesi kanun kapsamına giren bütün yapıların ruhsata tabi olduğunu düzenlerken maddeye bir istisna koyarak nelerin ruhsata tabi olmadığını düzenlemiştir. Böylece bu istisnalar her ne kadar ruhsata tabi olmasalar da yapı kavramının içine sokulmuştur. Böylece 21. maddede düzenlenen istisnalarında(derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak* mahallin* hususiyetine göre* belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar) yapı kavramına girdiği söylenebilir.

II. Ruhsat Kavramı

A. Genel Olarak

İzin kural olarak bir işlemin hayata geçirilmesi, bir şeyin yapılması gibi olumlu bir hareketin ifası için muvafakattir. Giriş bölümünde de belirtildiği üzere nizamlı bir kentleşmenin gerçekleştirilebilmesi için yapı işlerinin denetlenmesi gerekmektedir. İzin yani ruhsatta bunu sağlamayı amaçlayan bir denetim biçimidir. Bu kapsamda izin yapı için bir zorunluluktur zira böyle bir zorunluluk olmadan fiili olarak denetimin uygulanması çok güç hale gelecektir. Kalabalık, izin faaliyetini şu şekilde açıklamaktadır; Bölgeleme, parselleme ve yapı yapma yasağı gibi denetimlerin daha etkili olabilmesi için, her türlü imar ve yapı faaliyetinin önceden izine bağlanması gerekir. Bu tanıma kısmen katılmak mümkündür. Zira açıklandığı üzere denetim yapılması şarttır ve bu denetimin en uygun biçimi başlangıçta ruhsatla yapılacak bir denetimdir. Buna karşılık her türlü imar ve yapı faaliyetinin önceden izine bağlanması aşırı kuralcı bir tasarruf olacaktır. Bina ve önemli tadilatların ruhsat koşuluna bağlanmasının yanında pek küçük, yapı faaliyetlerinin izine tabi tutulmaması gerekir. Bu kapsamda imar kanununu da istisnalar getirmiştir.
Sonuç olarak bir tanıma varmak gerekirse en doğru ifadeyle ruhsat, yetkili idare tarafından, taşınmaz malikinin taşınmazı üzerinde imar kurallarına uygun bir inşaat ya da yapılmış bir bina üzerindeki esaslı değişiklik, ek ve onarımların yapılması için verilmesi gereken belgedir. Burada belirtmek gerekir ki parselasyon yapılmayan alanlarda ruhsat verilemez.
Bu açıklamalardan sonra idarî açıdan ele alınırsa izin işlemi, maddi açıdan şart işlemdir zira ruhsat kişiyi yani maliki önceden düzenlenmiş genel ve kişilik dışı bir hukuki duruma sokmaktadır. Gerçekten, ruhsat alınmasıyla yapı, imar mevzuatına uygun hale getirilmiş olmaktadır, bunun dışında mevcut fiili durumundan bambaşka bir hale bürünmemektedir. Buna karşılık yapı kullanma izni, yapı hakkında yeni bir hukukî durum doğurmaktadır. Zira yapı artık bina haline dönüşmekte ve kullanıma hazır hale gelmekte, yapı kullanma izni de durumu belgelemektedir. Bu sebeple yapı kullanma izni yeni bir hukukî duruma sokan kurucu bir işlemdir.
Açıklanan irade sayısına göre işlemler basit-kolektif-karma olarak üçe ayrılmaktadır. Ruhsat işlemi bir tek idare tarafından irade açıklamasıyla gerçekleştiği için basit bir idari işlemdir. Yapı kullanma izni ve yapı izni ayrıca etkisine göre etkisi devam eden işlemlerdendir.

B. Temel Haklar Yönünden Ruhsatın İncelenmesi

Yukarıda defaten açıklandığı üzere ruhsat işlemi izne tabi tutulmuştur. Hukukta yasak, kural değil istisnadır. Diğer bir ifadeyle hukukun yasaklanamadığı her sonuç veya hareket ilgileri bakımından icra edilebilir. Mülkiyet hakkı Jellinek’in hak teorisine göre negatif statü haklarından sayılmış ve devletten müdahale edilmemesi beklenen haklar arasında gösterilmiştir. Anayasamızda ise 35. maddede düzenleme altına alınmıştır. Anayasamızın 13. maddesinde ise temel hak ve hürriyetlerin sınırlanma şekli düzenlenmiş, temel hak ve özgürlüklerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kanunla sınırlanabileceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda mülkiyet hakkı yerleşme özgürlüğü ve konut hakkı, daha üstün bir kamu yararı gereğince sınırlamaya tabi tutularak idari makamın vereceği bir izne bağlı kılınmıştır. Bu kapsamda yerleşme hakkının, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek amacıyla 23. maddede kısıtlanabileceği hükme alınmıştır.



C. Ruhsat Hükümlerinin Uygulanması Bakımından Kanunun Kapsamı

İmar Kanunu temel olarak yapılacak yapının niteliği yönünden, yapının yapılacağı veya yapıldığı alan yönünden ve yapıyı yaptıracak kişi yönünden çeşitli uygulamalar getirmektedir.

1. Yapının Niteliği Yönünden Uygulama

İmar mevzuatı gereği yukarıda açıklanan yapı kavramının, tanımlarına değişik sonuçlar bağlanmıştır. 3e ayrılan ve aşağıda daha ayrıntılı incelenecek olan bu süreç, yapı yapılmaya başlamadan önce ruhsatla başlar ve yapı bittiğinden sonra dahi yapılacak bazı değişiklerde kendini gösterir. Bu kapsamda imar hukukuna göre örneğin inşaata başlamakta bir ruhsat işlemi ile olur balkonun tamamen kapatılarak bağımsız bölüme eklenmesi de.
Yapı kavramına nelerin girdiği açıklanmıştır. Yapı kavramına dâhil olan inşa faaliyetleri için izin almak zorunlu iken kanunun istisna tuttuğu hallerde izin zorunlu değildir. Kanun 26. ve 27. madde de belirtilen istisnalar hariç bütün yapıların ruhsat işlemlerine tabi olduğunu 21.maddede hüküm altına almıştır. Ayrıca 21. maddenin 3. fıkrasında belirlenen değişikliklerde ruhsata tabi değildir.

2. Kişi Bakımından Uygulama

İmar Kanuna göre ruhsatiye hükümleri, ilgilileri ilk olarak maliklerdir. Bu genel tanım gerçek kişileri ve tüzel kişileri içermektedir. Bununla beraber her ne kadar özel kişiler gibi detaylı ruhsatiye işlemlerine tabi tutulmasalar da idarenin yaptıracağı daire ve kurumlara da hatta askerî yapılara da ruhsat alınması gerekmektedir. Ancak söylenildiği gibi bu idare tarafından yaptırılan ve 26. maddeye tabi tutulan bu yapılar için ruhsat kanunda özel kişiler için sayılan detaylı şartlara tabi tutulmamakta kurumlar arası yazışmalarla daha kolay şekilde alınabilmektedir.

3. Alan Bakımından Uygulama

Alan bakımından uygulama imar mevzuatında çeşitli düzenlemelerle irdelenmiştir. Uygulama alanları, imar kanunu, imar yönetmelikleri, belediyelerin kendi imar yönetmelikleri ayrıca bazı özel mevzuatlar tarafından düzenlenmiştir. Bu kapsamda belediye sınırları içerisinde yapı ruhsatiyesi vermeye yetkili idare belediyelerdir. Ayrıca tanımlar başlıklı 5. madde de imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlar. Şeklinde tanımı yapılan mücavir alanlarda da ruhsatiye verme yetkisi duruma göre kimi zaman belediyelerin elinde kimi zaman ise Bayındırlık ve İskân bakanlığının taşra teşkilatı olan bayındırlık ve iskân müdürlüklerindedir(müdürlükler bu yetkilerini valilerin sorumluluğu altında kullanır).

a. Belediye ve Mücavir Alanlar İçerisinde

Belediye kendi sınırları içerisinde, ruhsatiye ile ilgili gerekli izin ve denetlemeleri kendi yapacaktır. Mücavir alanlar bakımından ise ruhsat denetimini ne şekilde yapılacağı iki şekilde çözülmektedir. Bunlardan ilkine göre İmar Kanununun 23. maddesindeki şartlar aranmalıdır. Bu alanlarda madde de anılan şartlar gereği öncelikle parselasyon planlarının belediye encümeni veya il idare kurulunca tasdik edilmiş bulunması, ayrıca teknik alt yapının bitirilmiş olması koşulları aranmalıdır. Diğer yöntem ise; mücavir alanlar genellikle kent dışında bulunan alanlar olduğundan, yerleşme dışı alan olarak kabul edilmeli ve belediyeler bu alanlarda imar kanununun farklı hükümlerini uygulamalıdır. Zira mücavir alan sınırlarında olmakla birlikte imar planı henüz yapılmamış olan yerlerde, ilke olarak yapı izni verilmeyecektir. İzin verilebilecek yapılar sadece tarım, eğlence yapıları, sayfiye evleri, turizm ve benzeri amaçlı yapılardır. Danıştay bazı kararlarında bu yöntemlerden ilkini bazılarında bu yöntemlerden ikincisini benimsemektedir.

b. Köylerde Yapılacak Yapılar

Kural olarak belediye ve mücavir alanların sınırının dışında kalan köy alanlarında yapı ruhsatı alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Hükmün düzenlendiği 27. maddenin başlığı ruhsata tabi olmayan yapılar ve uyacakları esaslar iken 2011 yılında 648 sayılı KHK ile köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar olarak değiştirilmiştir. İmar kanununun 27. maddesi gereğince Belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köyde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, köy fırını, köy kahvesi, köy lokantası, tanıtım ve teşhir büfeleri ve köy halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatiflerin işletme binası gibi yapılar için yapı ruhsatı aranmaz. Bununla beraber bu yapıların fen ve sağlık koşullarına uygun yapılmasını sağlamak amacıyla muhtarlıktan izin alınması koşulu getirilmiştir. Ruhsata tabi olmayan bu yapıların denetimi ise farklı bir usulle yapılmaktadır. Bu sebeple Köy Kanunu 13. maddesinde köylerin mecburi işleri başlığıyla bazı standartlar getirilmiştir. Örneğin ilgili maddenin 5. fıkrasına göre Köyün her evinde üstü kapalı ve kuyulu veya lağımlı bir hela yapmak ve köyün münasip bir yerinde herkes için kuyusu kapalı veya lağımlı bir (hela) yapmak zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca kırsal alanda kalan yapılaşmaların fen sağlık ve şartlarına uygun olmasını sağlamak amacıyla Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında planı bulunmayan alanlarda uygulanacak imar yönetmeliği çıkarılmıştır. Buna göre belediye ve mücavir alan dışında olup planı bulunmayan yerlerle ilgili olarak yapı şartları ve yapı ruhsat işleri, parsel genişliği gibi konularla ilgili olarak kurallar getirilmiştir. Bu yönetmeliğin örneğin 51. maddesi Köy ve mezraların yerleşik alanlarında taban alanı kat sayısı (müştemilat da dâhil) % 50'yi geçemez hükmünü içermektedir. Bununla beraber takip eden hüküm Köy ve mezarların yerleşik alanlarında 2 kat (6.50)m den fazla katlı bina yapılamaz. Meyilden dolayı birden fazla kat kazanılamaz. Zemin döşemesi üstü tabii zemine (0.50)m den fazla gömülü olan hacimler ikamete tahsis edilemez Düzenlemesini içermektedir. Görüldüğü üzere he ne kadar köy alanları genel olarak ruhsat işlerinden istisna bırakılmışsa da yapıların denetimi sağlanmaktadır. Ayrıca anılan yönetmeliğin 62-64. maddeleri imar planı dışında kalan köy alanlarına uygulanacaktır.

ba. 13 İlin Büyükşehir Olmasıyla Birlikte Köylerin Durumu

Bilindiği üzere 13 ilin mevcut belediyeleri, düzenlenen kanunla büyükşehir belediyesi haline getirilmiş. İlgili kanunun ilk maddesinin 3. fıkrasına göre Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırlan içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise mahalleleriyle birlikte bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Yasa ise Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerini kapsamaktadır. Belirtilen maddeye göre bu şehirlerde köyler artık mahalle olarak ilçe belediyesi sınırları içerisine alınmıştır. Bu kapsamda ortaya çıkan tablo bu şehirlerde ki köyler, artık mahalle olacağı için bu kanun 27. madde hükmü uygulanmayacaktır.

D. Ruhsat Vermeye Yetkili makamlar

Yapı izin ve denetleme yetkileri, belediye ve mücavir alanlarda belediyeler, dışında ise valilikler tarafından kullanılır. Dolayısıyla yapı izin ve denetleme faaliyetleri belediyeler ve valilikler adına irade açıklamasına yetkilendirilmiş kişiler tarafından kullanılmalıdır. Belirtilen alanlar içerisinde belediyelere veya valiliğe yabancı idareler tarafından bu yetki kullanılırsa kişi bakımından yetkisizlik ortaya çıkacaktır. Danıştay da verdiği bazı kararlarda yapı ruhsatının verilmesi bakımından valileri ve belediye başkanlarını yetkili makam olarak göstermiştir.
Bununla birlikte yukarıda adı geçen Belediye ve mücavir alan sınırlar içinde ve dışında planı bulunmayan alanlarda uygulanacak imar yönetmeliği nin 57. maddesine göre yapılacak yapıların fen ve sağlık kurallarına uygunluğunun denetlenmesi için köy ihtiyar heyetinden izin alınması gerekmektedir. Örneğin bu izinde köy ihtiyar heyeti yerine muhtardan alınırsa kişi yönünden yetkisizlik ortaya çıkacaktır.

III. Yapı Denetim Süreci

Yapının mevcut sürecine göre yapılacak denetimler ve alınacak ruhsatlar farklılıklar göstermektedir. Örneğin inşa yapımına başlanmadan önce alınması gereken ruhsat yapı izni inşaat bittikten sonra yapının kullanıma hazır olduğuna dair alınması gereken ruhsat yapı kullanma iznidir.

A. Yapıya başlanmadan önce alınan ruhsat

İmar kanununun 21. maddesi gereğince yapıya başlanmadan önce belediyelerden ve valiliklerden yapı ruhsatı alınması zorunludur. Kimlerin yapı ruhsatı almaya yetkili olduğu ise kanunun devam eden 22. maddesinde düzenlendiği şekliyle ruhsat alma yetkisi yapı sahiplerine aittir. Salt bir şekilde bu tanım getirilmekle birlikte kimlerin yapı sahipleri teriminin içine girdiği kanunda açıklanmamıştır. Bu tanımdan varılan sonuç yapı izni almaya yetkili kişiler, yapı yapma iradesine sahip olan maliklerdir. Bu noktada eğer söz konusu yapı üzerinde elbirliğiyle mülkiyet veya paylı mülkiyet olması konusuna değinilmelidir. Eğer bir taşınmaz üzerinde el birliğiyle mülkiyet ya da paylı mülkiyet varsa ortakların ya da paydaşların oy birliği gerekmektedir. Ruhsat alımına ilişkin belgede bütün paydaşların veya ortakların imzası bulunmalıdır. Gerçektende MK 692. maddesi Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlıdır. Hükmünü içermektedir. Boş arsaya yapı yapılması veya mevcut bir fabrikanın otel haline çevrilmesi gibi esaslı değişiklikler tüm paydaşların oy birliğiyle sağlanmalıdır. Bunun dışında MK ya göre küçük onarımları aşan onarımlar ise pay ve paydaş çoğunluğuna bağlı tutulduğu için bunlar için gerekli çoğunluk sağlanmakla ruhsat alınabilir. İmar hukuku açısından yapı kavramının önemi burada tekrar vurgulanmalıdır; Tanıma göre boş arsaya bir bina yapılması da ruhsata tabidir, hali hazırda mevcut bir binada taşıyıcı unsuru etkileyen ve istisnalar dışında tutulan onarımlar da ruhsata tabidir. Uygulamada genellikle arsa üzerine yapılacak inşaatlarda izin alan kişi değişmektedir. Zira ülkemizde sıkça uygulama alanı bulan Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri gereğince, sözleşmede yapı ve yapı kullanma izinlerinin müteahhitler tarafından alınması kararlaştırılmaktadır. Bu kapsamda malik veya malikler, belediyede gerekli işlemlerin yapılması için müteahhitlere bir yetki belgesi vermekte alınan belgeyle müteahhitler belediyeden gerekli izinleri almaktadır.
Bu kapsamda yeni yapı ve ek veya esaslı değişikliklerde yapı izni almak için idareye(Belediye veya Valilik) verilecek dilekçede Tip imar yönetmeliğinin 57. maddesi gereği şu belgelerin bulunması gerekmektedir;
● Tapu kayıt örneği veya tapu kayıt yerine geçecek belgeler(tapu senedi, özel kanunlara göre tahsisi yapılıp henüz tapu siciline kaydedilmemiş ilgili kamu kuruluşunca verilmiş tahsis belgesi, mülkiyete dair kesinleşmiş mahkeme ilamı, kamulaştırma kararları)
● Mimari proje ( 1/500 ölçekli umumî vaziyet planı, binanın büyüklüğüne göre A-1 normuna sığmayan mimarî projelerde 1/50 veya 1/100 ölçekli temel bodrum ve kat planları, 1/50 veya 1/100 ölçekli iki tane kesit, 1/50 veya 1/100 ölçekli yeteri kadar cephe resimleri.) Bu konuda vaziyet planından kısaca bahsedilmek gerekirse, vaziyet planı yerel özelliklere uygun olarak, yapıların imar parseli ya da yapı adası üzerine yerleşme şeklini gösteren plandır. Vaziyet planlarının düzenlenme amacı, bir parselin kendisine bitişik parsellere ve taşınmazlara olumsuz etkilerini önlemektir.
●Yapı aplikasyon projesi; parsele ait aplikasyon krokisine dayanılarak ve vaziyet planına göre yapının araziye aplikasyonunu sağlamak üzere, yürürlükteki imar planında gösterilen ya da planda belirtilmemiş ise bu Yönetmeliğin 18 inci maddesine göre belirlenen yapı yaklaşma mesafelerinin, yapı projelerine göre köşe koordinatlarının ve röper noktalarının ülke koordinat sistemine işlenmek üzere harita mühendislerince hazırlanıp imzalanan projeyi ifade eder.
● Statik Proje; Mimari projeye göre, yapılan statik hesaplamalar sonucu, ortaya çıkan değerlere göre hazırlanan çizimlerin tümüne denir.
Bunların dışında ilgili yönetmelik maddesine göre dilekçede; mekanik tesisat projesi, elektrik tesisat projesi, arsanın yeri, tapu kaydı, pafta, ada ve parsel numaraları, arsanın alanı, var ise mevcut yapılar, yapının taşıyıcı sisteminin niteliği, kat adedi, emsal hesabına konu alanı, yapı inşaat alanı ve toplam yapı inşaat alanı, kullanım amacı, yapı sahibi, yapı müteahhidi, proje müellifleri ve proje denetimi yapan denetçi mimar ve mühendisler ile bunlara ilişkin kuruluşlar hakkındaki bilgileri ihtiva eden bilgi tablosu bulunur.
Bununla beraber yapıda yapılan değişiklikler için ruhsat alma zorunluluğunun yanında İmar Kanunu 21/2 fırkasına göre yapılan değişiklik bağımsız bölümlerin brüt alanı artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat, hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaz.
Yapılan değişiklik yapının tamamını değiştirir nitelikte ise yönetmeliğin 62. maddesine göre mimari projenin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Ayrıca yönetmeliğin 63. maddesine göre Basit tamir ve tadiller ile korkuluk, pergola ve benzerlerinin yapımı ile bölme duvarı, bahçe duvarı, duvar kaplamaları, baca, saçak ve benzeri elemanların tamirleri ruhsata tabi değildir. Bunlardan iskele kurmayı gerektirenler için Belediyeye yazılı müracaat edilmesi zorunludur. Bu kapsamda kalmakla birlikte binanın ısı yalıtımını etkileyen işlemler yapılamaz. Bu doğrultuda Danıştay verdiği bir karar da ‘etrafı bütünüyle açık olan pergolanın güneş ve yağmurlardan korunmak amacıyla yapıldığı, kapalı alan oluşturmadığı ve bu haliyle taşıyıcı unsuru etkilemediği sonucuna varıldığından’ pergolanın yapı ruhsatına tabi olmadığını hüküm altına almıştır.
İmar mevzuatınca kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak yapılara kolaylık sağlanmaktadır. İmar kanunun 26. maddesine göre kamu kurum ve kuruluşlarınca yaptırılacak yapılara, imar planlarında o maksada tahsis edilmiş olmak, plan ve mevzuata aykırı olmamak üzere mimari, statik, tesisat ve her türlü fenni mesuliyeti bu kamu kurum ve kuruluşlarınca üstlenilmesi ve mülkiyetin belgelenmesi kaydıyla avan projeye göre ruhsat verilir. Hükme paralel olarak yönetmeliğin 59. maddesinde belirtilen durumlarda yapıya başlanmasının yeterli olduğu belirtilmiştir. 26. maddenin ikinci fıkrasında ise Türk Silahlı Kuvvetlerinin harekât ve savunması bakımından gizlilik bulunan yapılarda ruhsat için sayılan belgeler olmadan, bir bildirimle ruhsat verilecektir. Anılan bu maddeler eşitlik prensibine aykırılık gereğince Anayasa Mahkemesi önüne götürülmüş, Anayasa Mahkemesi ise ilgili maddelerin kamu yararı gereğince eşitlik prensibini düzenleyen 10. maddeye aykırılık teşkil etmediğini hükme bağlamıştır. Bununla beraber aynı maddede yer alan mülga 3. fıkrada bazı hallerde sanayi kuruluşlarına da ruhsat verilme işlemi kolaylaştırılmıştır. Anayasa Mahkemesi ise bu fırkada ilk iki fırka gibi üstün bir kamu yararı tespit etmemiş 10. ve sağlıklı çevre hakkını düzenleyen 56. maddeye aykırılık gereğince fıkrayı iptal etmiştir.
İmar kanunun 22. maddesine göre Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Bununla birlikte başvuru yanlış ve eksikse, eksik ve yanlışlar bildirilerek bunların giderilmesi için ilgiliye 15 günlük süre verilir. Bu 15 günlük sürenin sonunda yanlışlıklar giderilmezse başvurunun hiç yapılmamış sayılması açıktır. Buna rağmen idare ruhsat başvurusuna 30 gün içerisinde cevap vermezse ya da eksiklikler giderildiği halde 15 günlük sürede bir cevap verilmezse yani bu süreyi susma şeklinde geçirse kararının ne olduğu açıklanmalıdır.
Konuya açıklık getirmek amacıyla imar kanunun yapı kullanma iznini düzenleyen 30. maddesine değinilmelidir. İlgili maddede yapılan yapı kullanma ruhsatı başvurusuna aynı şekilde 30 gün içinde cevap verilmesi gerekmektedir. Fakat farklı olarak bu 30 günlük sürenin susma şeklinde geçirilmesi halinde başvurucunun başvurusunun kabul olacağı belirtilmiş ve ruhsat verilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. İdare hukukunda temel olarak susma ret anlamına gelmektedir. Zımnî ret denilen bu kurum İdari Yargılama Usul Kanununun 10. ve 11. maddelerinde düzenleme altına alınmıştır. Yapılan açıklamalar neticesinde idarenin yapı izni ile ilgili yukarıda belirtilen süreleri susarak geçirmesi zımni ret kabul edilmeli ve artık idari yargıda dava açılmalıdır.
İmar kanunun 23. maddesi gereğince gelişme alanlarında yapı ruhsatı verilebilmesi bir takım şartlara tabi tutulmuştur. İlgili maddeye göre belirtilen şartlar öncelikle Bu sahaların imar planı esaslarına ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak parselasyon planlarının belediye encümeni veya il idare kurulunca tasdik edilmiş bulunması ve Plana ve bulunduğu bölgenin şartlarına göre yollarının, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik alt yapısının yapılmış olmasıdır. Bu hükümle birlikte bu şart ilgili maddenin 3. fıkrasındaki parselasyon planları tasdik edilmiş olmakla beraber yolu, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik alt yapısı henüz yapılmamış olan yerlerde, ilgili idarenin izni halinde ve ilgili idarece hazırlanacak projeye uygun olarak yaptıranlara veya parselleri hizasına rastlayan ve yönetmelikte belirtildiği şekilde hissesine düşen teknik alt yapı bedelini % 25 peşin ödeyip geri kalan % 75 ini alt yapı hizmetinin ilgili idaresince tamamlanacağı tarihten en geç altı ay içinde ödemeyi taahhüt edenlere de yapı ruhsatı verilir. Hükmüyle yumuşatılmıştır. İlgili medenin devam eden hükmüne göre yapının kullanılmaya başlanacağı ana kadar kanalizasyon sisteminin bitirilememesi halinde fosseptik çukuru veya benzeri bir geçici tesis yapılmadan ruhsat verilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Maddenin devam eden fıkrasında toplu konut meskenleriyle ilgili düzenlemeler bulunmaktadır. Buna göre izin ile bütünü inşa ve ikmal edilen teknik alt yapının iki tarafındaki parsellerin sahiplerinden, kendi parsellerine isabet eden bölüm alınmadıkça, kendilerine yapı ruhsatı verilmez. Bu alt yapı hizmetlerinin toplu konut sahipleri tarafından projeye uygun olarak yaptırılması bu ücret zorunluluğunu haliyle ortadan kaldıracaktır.
26. maddede belirtilen alacakların AATUHK hükümleri gereğince tahsil edileceği belirtilmiştir.
Ülkemizde imar mevzuatı ve imar planları gün geçtikçe değişikliklere uğramaktadır. Bunun sebebi ise kentleşmenin ilk yıllarda nizamlı bir şekilde başlatılamaması ve bu konuda ortaya çıkan siyasi ve ekonomik ranttır. Bu sebeple alınan yapı izinlerine müteakiben izinde belirtilen yapı işlemlerinin belirli bir zaman dilimi içerisinde yapılması gerekmektedir. İmar kanunun 29. maddesinde yapı izninin alınmasından itibaren iki yıl içerisinde ve nihayet yapı kullanma izninin alınmasından itibaren 5 yıl içerisinde yapı kullanma izini alınmalıdır. Danıştay konuyla ilgili bir kararında şu ifadeler yer vermektedir; ‘Uyuşmazlık konusu olayda, … gününde eski inşaat ruhsatının verildiği günden itibaren 5 yıl içinde inşaatın tamamlanmadığı, bu 5 yıllık süre içerisinde ruhsatın yenilenmesi istemiyle başvuruda bulunulmaması nedeniyle eski ruhsat hukukî geçerliliğini yitirdiğinden davacının ruhsat başvurusundan, başvuru tarihinde yürürlükte bulunan plan ve mevzuat hükümlerinin uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir.
Belirtmek gerekir ki yetkili makamlar imar mevzuatına ve imar planına aykırı olarak verdikleri yapı izinlerini, verecekleri başka bir izin ile geri alabilirler. Sakat bir işlemin geri alınması başka bir kararla olabilecektir. Mevzuata ve plana aykırı bir yapı izni, yapı izinlerinin bunlara aykırı olamayacağı gerekçesiyle sakat bir işlemdir. İdarenin vereceği bu ikinci kararla sakat işlem yani yapı izni geri alınacaktır. Bu ise idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesinin bir istisnası olarak karşımıza çıkmaktadır. Alınan bu ikinci kararla yapı izni hiç doğmamış bir hale gelecektir. Buna rağmen imar mevzuatına uygun olan bir idari işlem geriye yönelik olarak kaldırılamaz, böyle bir işlem ancak şartları mevcutsa ileriye yönelik olarak kaldırılabilir. İdare hukukuna hâkim olan yetki ve usulde paralellik ilkesi gereği ikinci kararı almaya, ilk kararı almaya yetkili olan merci yetkilidir. Bu kapsamda örneğin belediye başkanı tarafından verilen bir izin belediye encümeni tarafından geri alınırsa bir yetki tecavüzü ortaya çıkacaktır. İmar mevzuatı ve planlara aykırı şekilde tesis edilmiş bir yapı izninin geri alınma süresi belirsizdir. Bu sürenin uygulamada makul süre olduğu kabul edilir. Makul süre Danıştay’ın 1973 tarihli bir içtihadı birleştirme kararında dava açma süresi olarak kabul edilmiştir. Gerçektende hukuka aykırı işlemi ortadan kaldırmaya yönelik ikinci karar hukukî istikrarı zedelemeyecek bir sürede alınmalı bu sürede dava açma süresi olmalıdır.

B. Yapı Devam Ederken

Yapım sürecine başlamadan verilen ruhsatla yapı kullanma için verilen ruhsat denetim için yetmeyebilir. Zira yapının da mevzuata ve planlara uygun bir biçimde yapılıp yapılamadığının da denetimi gerekmektedir. Yapıya devam ederken yapılan denetim yapı yerine ilişkin denetimdir.
İmar kanunun 29/3 fıkrası denetimle ilgili Ruhsat ve eklerinin yapı yerinde bulundurulması mecburidir. Hükmünü içermektedir. Buna göre yapı süreci boyunca ruhsat ve ekleri yapı yerinde bulundurulmalıdır.
İmar Kanunun 34. maddesi ise yapı yapılırken uygulanacak denetim sürecini şu şekilde hüküm altına almıştır.
İnşaat ve tamiratın devamı ve bahçelerin tanzim ve ağaçlandırılması sırasında yolun ve yaya kaldırımlarının, belediye veya valiliklere ve komşulara ait yerlerin işgal edilmemesi ve buralardaki yeraltı ve yerüstü tesislerinin tahrip olunmaması ve bunlara zarar verilmemesi, taşıt ve yayaların gidiş ve gelişinin zorlaştırılmaması, yapı, yol sınırına üç metre ve daha az mesafede yapıldığı takdirde her türlü tehlikeyi önleyecek şekilde yapı önünün tahta perde veya münasip malzeme ile kapatılması ve geceleri aydınlatılması, mecburidir.
Yapı, yol kenarına yapıldığı takdirde ilgili idarece takdir edilecek zaruri hallerde yaya kaldırımlarının bir kısmının işgaline yayalar için uygun geçiş sağlamak ve yukarıdaki tedbirler alınmak şartıyla müsaade olunabilir.
Bu gibi hallerde mülk sahibi veya inşaatı deruhte eden kişi veya kuruluşun sahipleri gelip geçenlere zarar vermeyecek ve tehlikeyi önleyecek tedbirleri alırlar.
Zemin katlarda, dükkân yapılmasına müsaade edilen yapılarda, yaya kaldırımı ile aynı seviyedeki ön bahçeleri yayaya açık bulundurulacak, yayaların can emniyetini tehlikeye düşürecek duvar ve mânialar yapılamaz.
Bu kapsamda belirtilmelidir ki yapı yol sınırına 3 metre uzaklıktaysa gerekli tedbirlerin maddede alınacağı belirtilmiştir. Aynı şekilde kaldırımı işgal eden yapı çalışmalarında yayalara uygun geçişi sağlama zorunluluğu getirilmiştir. Bu hükümlerin ihlali halinde ise İmar Kanunu gereğince idari para cezaları verilmektedir. Fiili duruma bakıldığında ise yapılan inşaatlarda bu hükümlerin sıkça ihlal edildiği görülmektedir. Sonuç olarak belirtilmelidir ki yapı sürerken yapılan denetimler ulaşmak istediği sonucun uzağında kalmaktadır.

C. Yapı Bitiminden Sonra

Yapı denetim süreci yapı işlemi bittikten sonra, yapılmış olan yapının mevzuata plana ve izin ve eklerine uygun yapıldığının denetimi gerçekleşecektir. Bu denetim sonucu verilecek izin, yapı kullanma iznidir. Uygulamada yapı kullanma iznine iskân izni de denilmektedir. Yasanın yapı kullanma iznine bağladığı en önemli sonuç bir yapının yapımının yasal olarak tamamlandığının belgelenmesidir. Anlaşılacağı üzere mevzuata izin ve eklerine aykırı olarak hayata geçirilmiş bir yapıya iskân izni verilmeyecektir.
İmar Kanunun 30. maddesine göre Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Yapı denetim izninin alınabilmesi için ilgili idareye başvurunun ardından bir denetim safhası başlayacaktır. Yapı denetimi hakkında kanunun yapı denetim kuruluşlarının görevlerini düzenleyen 2. maddesinin (h) bendine göre bir görevinin de ‘Yapının ruhsat eki projelerine uygun olarak kısmen veya tamamen bitirildiğine dair ilgili idareye rapor vermek’ olduğu belirtilmiştir. İlgili idareye verilen bu rapor olumlu yönde ise ilgiliye yapı kullanma izni verilecektir. Rapor ise yapının, yapı izin ve eklerine uygun olduğunu kullanılmasında fen ve sağlık yönünden bir sakınca görülmediği yönünde olacaktır. Bu bakımdan örneğin otopark ihtiyacı bulunan yapılarda otoparkın, sığınak ihtiyacı olan yerlerde sığınağın yapıldığının rapor kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir.
İmar Kanunun 30. maddesinin ikinci fıkrasına göre Belediyeler ve valilikler mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır. Yukarıda açıklandığı üzere ilgili idare yapı kullanma izni başvurusu üzerine 30 gün içinde bir cevap vermek zorundadır. Açıkça belirtildiği üzere susma kabul anlamına gelip başvura kabul edilmiş sayılacaktır. Devam eden fıkraya göre ise Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz. Hükmüne yer verilerek ilgililerin sorumluluğunun devam ettiği belirtilmiştir.
Yukarıda da değinildiği üzere mevzuata ve izin ve eklerine aykırı olan bir yapı için yapı kullanma izni verilmeyecektir. Bu kapsamda aykırılığın giderilmesi yoluna gidilecektir. Konumuz açısından önemli olan nokta ise yapının bir kısmının izin ve eklerine aykırı olmasıdır. Yapının tamamında değil de sadece bir kısmında aykırılık varsa ve aykırılığın giderilmesi uygun kalan kısma zarar vermeyecek nitelikte ise, aykırı olmayan kısım için yapı kullanma izni verilebilir.
Yapı kullanma izni alan bir yapı açıklandığı üzere hukukî olarak bitmiş bir yapıdır. Buna bağlanan bir diğer sonuçta yapı kullanma izni alan bir yapının belediye hizmetlerinden yararlanacağıdır. Zira İmar kanununun 31. maddesi İnşaatın bitme günü, kullanma izninin verildiği tarihtir. Kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılarda izin alınıncaya kadar elektrik, su ve kanalizasyon hizmetlerinden ve tesislerinden faydalandırılmazlar. Ancak, kullanma izni alan bağımsız bölümler bu hizmetlerden istifade ettirilir. Hükmünü içermektedir.
Yapı kullanma iznine özel hukuk açısından da bağlanan sonuçlar vardır. Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yapı kullanma iznini alma ediminin genellikle müteahhitlere ait olduğu yukarıda belirtilmişti. Sözleşmelerde genel olarak yapı kullanma izninin alınmasıyla birlikte müteahhidin teslim borcu muaccel olmaktadır. Yapı kullanma iznini almakla birlikte yapıyı teslim etmeyen müteahhit iş sahibi tarafından temerrüde düşürülebilir.

Sonuç

Düzgün ve nizamlı bir kentleşmeyi sağlamak amacıyla, kentlerdeki yapı işlerinin imar mevzuatına ve yerel planlara uygun yapıldığının denetlenmesi gerekmektedir. Zira bu denetim zorunluluğu sağlıklı bir çevreyi sağlamak amacıyla değil fertlerin yaşam hakkını sağlamak amacıyla da gereklidir. Ülkemizde meydana gelen ufak çaplı depremler sonucu meydana gelen hiç de ufak çaplı olamayan can ve mal kayıpları denetimin bir zorunluluk olduğunu gösterir niteliktedir.
Yapı denetimini sağlamak en iyi şekilde ruhsat işlemleri ile sağlanabilir. Bu kapsamda gerek yapıya başlamadan gerek yapı devam ederken ve gerekse yapı bitiminden sonra yapının fen ve sağlık koşullarına uygunluğunun denetlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada mevzuata paralel olarak ruhsat süreci incelenmiştir. Mevzuatla terim yerindeyse altın kurallarla düzenleme altına alınan bu denetim süreci fiili olarak da iyi kontrol edilmelidir. Zira İmar işleri bünyesinde büyük siyasi ve ekonomik rant barındıran işlerdir. Bu kapsamda denetim kanunda kalmalı fiili olarak işletilebilir bir hale getirilmelidir.

Kaynakça ve Faydalanılan Esesler

Abama; Muhittin, İmar Kanunu Mevzuatı ve Uygulaması, 6. Baskı(Seçkin Yayınevi), ‘Yıl Belirtilmemiş’ Ankara

Bilgin; Hüseyin, Sezer; Yasin, İmar Kanunu Uygulama Rehberi, (Adalet Yayınevi), Ankara 2010

Çelik; Aslıhan, Bina ve Yapı Eseri Malikinin Hukukî Sorumluluğu, Yayınlanmış Doktora Tezi, Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2006

Ergen; Cafer, İmar Mevzuatı,(Seçkin Yayınevi), Ankara 2007 ( Bu esere çalışmada atıf yapılmamakla birlikte sadece yararlanılmıştır)

Kalabalık; Halil, İmar Hukuku Dersleri(Planlama, Yapı, Arsa, Koruma), (Seçkin Yayınevi), Ankara 2003 (İmar Hukuku Dersleri)

Kalabalık; Halil, İmar Hukuku(Planlama, Arsa, Yapı, Koruma) 2. Baskı(Seçkin Yayınevi), Ankara 2005

Karahasan; Mustafa Reşit, İnşaat-İmar-İhale Hukuku, C.2(İmar), (Sevinç Matbaası), Ankara 1979

Megep; Mesleki Eğitim ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi projesi, İnşaat Teknolojisi Betonarmeye hazırlık, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara 2006,
http://hbogm.meb.gov.tr/modulerprogramlar/kursprogramlari/insaat/moduller/BetonarmeyeHazirlik.pdf (10.01.2013)


Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü, Mevzuat Geliştirme Sistemi, e-mevzuat, http://www.mevzuat.gov.tr (10.01.2013)

T.C. Anayasa Mahkemesi; Kararlar Bilgi Bankası, http://www.anayasa.gov.tr/index.php?l=manage_karar&ref=show&action=search&id =24 (10.01.2013)
T.C. Danıştay Başkanlığı; Danıştay Bilgi Bankası, http://www.danistay.gov.tr (10.01.2013)
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"İmar Hukukunda Ruhsat" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Mehmet Gerem'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
10-04-2014 - 20:45
(1622 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
5276
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 2 saat 36 dakika 6 saniye önce.
* Ortalama Günde 3,25 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 41108, Kelime Sayısı : 5163, Boyut : 40,14 Kb.
* 3 kez yazdırıldı.
* 5 kez indirildi.
* 1 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1767
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03070593 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.