Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 97.615
Mesajlar : 519.723
Üye : 48.296
Makale : 1.768
Şerh : 13903

Şu anda sitemizi 510 ziyaretçimiz (0 üye, 510 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar


Vekalet Ücreti Ve İstinaf
26-05-2022, pati

Mal Rejimi Tasfiyesi
25-05-2022, sentez

Evin Kilidini Değişen Eş
25-05-2022, Oğulcan Aydın




Kamulaştırma Bedelinin Tespiti
24-05-2022, av.enesteper



Avukat Nafakayı Alabilir Mi
24-05-2022, avbeyza


Replika Logo
23-05-2022, lawyerhanım

Tasfiye Memuru Adayi Nasil Belirlenir
23-05-2022, furugferruhzad

Karşı Vekalet Ücreti Ödenmemesi
23-05-2022, sebastian





Üye İlanları
Stajyer Avukat - Ankara
Dün, Av.Armağan ÖZMEN


Devrek Icra Müdürlüğü
24-01-2022, Av.Bülent AKÇADAĞ

İmranlı Adliyesindeki Durusmamız Hakkinda
16-01-2022, Av. Zeynep İzel Palut



» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, somut olaylarda, yasadışı toplantıya dönüşen etkinliklerde grup içerisinde yer almaktan başkaca eylemi bulunmayan sanığa atılı 2911 sayılı Kanunun 28/1. maddesinde belirtilen şekilde kanuna aykırı olarak yapılan gösteriyi düzenleme, yönetme veya düzenleyen ve yöneten kişilerin fiillerine iştirak etme suçlarının unsurları itibarı ile oluşmadığı gözetilerek, sanığın beraati yerine hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
(Şerh No: 17157 - Ekleyen: Av.Ali TAYLAN - Tarih : Dün 11:12)
Sanığın, itiraz dilekçesinde katılana hitaben; “____ C. Savcısı ... dosyaları karıştırıp iki önemli delili yok edip bir iddianame uydurup haksız dava açıyor…” şeklinde ifadeler kullandığı olayda;Sanığın katılana hakaret etme niyetinin olmadığına dair savunması ile itiraz dilekçesinin bütünlüğü ve yazılış amacı gözetildiğinde kullanılan ifadeler nezaket dışı, kaba, rahatsız edici ve ağır eleştiri niteliğinde ise de bu ifadelerin katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte s...
(Şerh No: 17156 - Ekleyen: Av.Ali TAYLAN - Tarih : Dün 11:09)
Taraf teşkili sağlanmadan, sanık savunması ve tanık beyanlarına göre ortaya çıkan çelişkilerin giderilmemesi bozma sebebidir.
(Şerh No: 17155 - Ekleyen: Av.Yakup AYDIN - Tarih : 25-05-2022 14:51)
Finansal Kiralama Sözleşmesi kapsamında TCK 155/2'nin uygulanabilir olduğu, TCK 155/1'e göre ceza tesisinin bozmayı gerektirdiği...
(Şerh No: 17152 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 04-04-2022 13:27)
Alt kiracının kira ilişkisi kiracıya bağlı olarak devam eder. Alt kiracı, kira sözleşmesinin tarafı durumuna geçmez. Kiralayan ile kiracı arasındaki kira ilişkisi herhangi bir şekilde sona erdiğinde alt kiracının da kiracılığı son bulur, çünkü kiralayan ile alt kiracı arasında sözleşmesel bağlantı yoktur.
(Şerh No: 17151 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 01-04-2022 15:44)
Mahkemece her ne kadar 5237 sayılı TCK 'nun 66/1-e maddesi gereğince davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair karar verilmiş ise de, sanıklara yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle 5237 sayılı TCK’nun 66-(1)e ve 67. Maddelerine göre 8 yıl olağan, 12 yıl olağanüstü zamanaşımına tabi olduğu...
(Şerh No: 17150 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 31-03-2022 19:50)
Kira tespit davasında hakim kirayı hak ve nesafete göre belirlerken kiracının eski kiracı olmasına dayanarak rayiç kira bedelinde %27 indirim yapması makul olmayan ölçüde bir hak ve nesafet indirimidir.
(Şerh No: 17149 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 31-03-2022 14:49)
Sözleşmenin "beş yıldan sonra yenilenip yenilenmediği" hesaplanırken 4+1 kuralı uygulanır. Buna göre ilk yıl sözleşme hükümleri, uzayan 4 yıl endeks uygulandıktan sonra, onu izleyen yılda hak ve nısfet uygulaması yapılır
(Şerh No: 17148 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 31-03-2022 14:39)
EVLİLİK TEKLİFİNİ REDDETME İHTİMALİNE BİNAEN TEDBİREN YANINA BIÇAK ALAN ERKEK CİNAYETİ TASARLAMAMIŞTIR!.... Maktulle bir an önce evlenmeyi arzulayan sanığın, kendisiyle evlenmeyi kabul etmeyen ve ayrılma düşüncesini kendisine hissettirip açıklayan maktule duyduğu hiddetle yanına tedbiren aldığı bıçağı, maktulle konuşmalarının olumlu geçmesi hâlinde kullanmayacağı düşüncesiyle sağ bileğine bağladığı, maktulün kendisinden ayrılma konusunda ısrarcı olması üzerine kapıldığı hiddet duygusunun etki...
(Şerh No: 17147 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-03-2022 17:59)
Sosyal medya hesaplarından borçlu tarafından borcu kabul anlamında gönderilen mesajların HMK.199 maddesi kapsamında belge niteliğinde kabulü gerekir.
(Şerh No: 17146 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 04-03-2022 19:57)
İİK 58/5. maddesine göre takip talebinde bulunması gereken hususlardan biri de borcun sebebinin beyan edilmesidir.Takip konusu belgenin aslının veya örneğinin verilmemesi, takip talebinin geçerliliğini etkilemez. Bir başka ifadeyle, takibin dayanağı olarak gösterilen belge takip talebine eklenmemiş olsa dahi,açılan itirazın iptali davasında delil olarak aynı belgenin sunulması halinde, davanın esasına girilerek oluşacak sonuç dairesinde hüküm tesisi gerekir.
(Şerh No: 17145 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 19-02-2022 15:19)
Mal satım faturalarının döviz cinsinden düzenlenmesi halinde, ayrıca yazılı sözleşmeye gerek olmaksızın kur farkı talep edilebilir ise de; çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen,ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir.
(Şerh No: 17144 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 19-02-2022 14:55)
Taraflar arasındaki sözleşmede bedel yabancı para cinsinden kararlaştırılmış olsa da, davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almış olmakla, çekin bir ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edemez.
(Şerh No: 17143 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 19-02-2022 14:43)
Yasal bir aylık süre geçirildikten sonra açılan davanın süresinde açılmadığından, mahkemece tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
(Şerh No: 17142 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 11-02-2022 10:21)
Dava açılmadan önce kıdem tazminatı ile ilgili olarak arabuluculuğa başvuran davacının, ıslaha konu kısım için ayrıca bu yola başvurması zorunlu değildir.
(Şerh No: 17141 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 03-01-2022 19:19)

Gündem Konumuz : Kurumlarca Yapılacak Karşı Vekalet Ücreti Ödemelerinde Serbest Meslek Makbuzu Meselesi
Konuyu Açan Üyemiz : Av. Fırat BİLBAY

Evet değerli meslektaşlar.

Bildiğiniz üzere, bu mesele yılların meselesidir. Karşı vekalet ücretinin kime ait olduğu, ödeme yükümlüsünün kim olduğu, ödemenin kime fatura (serbest meslek makbuzu) edileceği, stopaj (gelir vergisi) tevkifatı yapılıp yapılmayacağı, eğer tevkifat yapılacaksa kim tarafından nasıl yapılacağı, ve sair tüm hususlara ilişkin usul ve esaslar yıllardan beri tartışılmakta, bu tartışmalara net, nihai ve tatmin edici yanıtlar verilememektedir.

Son kertede, 05/12/2019 tarihli 7194 sayılı Yasa ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesine eklenen fıkrada: “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” hükmü ihdas edilmiştir.
Burada benim ele almak ve masaya yatırmak istediğim konu, idarelerce yapılacak ödemelerde izlenecek usullerdir. Bilindiği üzere bazı kanunlarda (İYUK madde 28, 5502 SK madde 36) mahkemece hükmolunan asıl alacak, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin ödenmesi için idareye yazılı müracaat zorunluluğu öngörülmüştür. Ne var ki, bu müracaata serbest meslek makbuzunun eklenmesinin bir zorunluluk olup olmadığı hususu bir türlü netleşmemektedir. Örneğin 5502 Sayılı Kanun’un 36. maddesinde ödemenin, “…alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına” yapılacağı belirtilmektedir. Burada kastedilen makbuz ve belgeler ne olabilir? Bilhassa ortada bir ilam varken ne gibi bir belgeye ihtiyaç duyulmaktadır? Dikkat edilirse “alacaklı veya vekili” denmekte, dolayısıyla alacaklının müracaat hakkı olduğu da yadsınmamaktadır. Alacaklı asilin serbest meslek makbuzu kesme zorunluluğu olmayacağına göre, üstelik mahkeme ilamında hem asıl alacağın hem de vekalet ücretlerinin asil lehine hükmolunduğu bilindiğine göre bu kanun lafzındaki makbuz nedir? Eğer bahsolunan serbest meslek makbuzu ise bundan çıkan doğal sonuç vekile yapılacak ödemelerde aranacağı, asile yapılacak ödemelerde ise aranmayacağı mıdır? Bu noktada tevkifat sorumluluğu da aşılarak kuruma vergi denetmenliği mi yaptırılmak istenmektedir?

Tüm bu sorular yanıtsızdır. Ne var ki, yasa metinlerinde bu sorulara açıklama getirebilecek mantıki bazı çıkarımlar vardır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 97/2 maddesi: “94 üncü maddede yazılı ödemelerden yapılan vergi tevkifatı, vergi kesenin kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterilir.” demektedir. Demek ki tevkifat bir yere kaçmamaktadır. Üstelik, tevkifat yükümlülüğü söz konusu olduğunda idare tüzel kişisi ile diğer özel/tüzel kişiler arasında bir fark bulunmamaktadır. Yasa, “tevkifat yükümlüsü” olarak genellemektedir. Kendisine karşı ilam vekalet ücreti yönünden icra takibi yapılan bir şirket, avukata, “hani nerede senin serbest meslek makbuzun, eğer yoksa ödemiyorum” dediğinde kapısında icra memurlarını görecektir. Zira serbest meslek makbuzu kesilmesi/tebliği temerrüt veya ödeme için şart değildir. Öyleyse, idare ile özel şirket arasında “serbest meslek makbuzu aramak” konusunda yasa herhangi bir ayrım da yapmadığına göre, idarenin de avukata “serbest meslek makbuzu olmadan ödeme yapmıyorum” deme hakkı bulunmayacaktır. Haczedilmezlik keyfiyeti ayrı, mütemerrit olma meselesi ayıdır. İdare, ortada makbuz olmasa dahi tevkifatı gereken ücretten tevkifatını yapacak, kayıtlarına işleyecek, makbuz işini de avukat ve bağlı bulunduğu vergi dairesi düşünecektir. Karşılıklı iyi niyet elbette ön plandadır. Bir avukatın serbest meslek makbuzunu keşide etmesi ve karşılığında hızlıca ödeme alması, icra dairelerine ve başkaca kırtasiyeye gerek duyulmaması elbette güzeldir. Ne var ki, muktezalar, tebliğler ve genel normlar ışığında mesele çözülecekse doğrusu açıkladığım gibidir. Aslında bunu bu kadar uzun uzadıya anlatmak lüzumu dahi yoktu. Zira Yargıtay 12. H.D. 2018/6351 E. 2019/4901 K. Sayılı ilamında “….İhtilaf, icra takibine geçilmeden önce yazılı başvuru dışında ayrıca alacaklı vekilinin ilama konu alacağın ödenmesi için serbest meslek makbuzu ibraz etmesinin zorunluluk olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, 2577 Sayılı Kanun'un 28. maddesinde özel bir düzenleme bulunmadığından, ilamın takibe konulması için anılan makbuzun ibrazına ilişkin sürecin beklenmesine gerek yoktur.” diyerek en azından İYUK 28. maddesi özelinde meseleyi çözmüştür.

Peki ben tüm bunları neden anlattım? Bugün başımıza gelen hadise yüzünden… Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı kazanmış olduğumuz vekalet ücreti için kurumdan “KEP” üzerinden talepte bulundum. Bizi nezaketle aradılar ve serbest meslek makbuzu keşide etmemizi istediler. "Hay hay" dedik. Makbuzu kesip kargoyla gönderdik. Son dönemde yaşanan salgın ve önlemler nazara alındığında 1 ayı aşkın süredir ödemenin gelmemesini de makul karşıladık.

Bu meyanda, son 10 yıl içerisinde herhangi bir SGK prim ödemesini 1 gün dahi geciktirmemiş olduğumuzu, hiçbir zaman vergi/prim affı, borç yapılandırması, erteleme, silme vs gibi ikramlardan istifade etmediğimizi özellikle belirtiyor, devletin günümüze değin vergi ve prim alacaklarını toplama konusundaki politikası nazara alınarak, devlete olan borcuna sadık mükelleflerin ne yerine koymuş olduğuyla ilgili genel tartışmaları da takdirlerinize bırakıyorum.

Hal böyleyken “covid19” salgınının ekonomik etkileri ile mücadele önlemleri kapsamında “İLK KEZ” -üstüne basarak söylüyorum “ilk kez”- SGK prim ödemelerini geciktirdik. Kaldı ki bu bir gecikme değil, devletin yükümlülere tanıdığı bir hakkın istimalidir. Ödemelerin vadesi 2020 Kasım ayına ötelenmiştir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bugüne dek her ödemeyi günü gününe, hatta gününden önce yapmak mükellef olarak bize hiçbir fayda sağlamadığından “yahu bari bu sefer vadesi gelmemiş ödemeyi de yapmayalım, vadesini bekleyelim” dedik.

Öykünün kalanını muhtemelen tahmin etmişsinizdir. Bugün SGK’yı arayarak ödemeyi hatırlattık ve akıbetini sorduk. Anlaşıldı ki SGK, Vadesi KASIM 2020 olan SGK prim borçlarından alacağımız vekalet ücretini mahsup etmiş, üstelik, mahsup miktarları ile ilgili kayıtları (telefon görüşmesinden sonra kurumun şubesine giderek yetkililerle yüz yüze yaptığım görüşmede) yazılı olarak vermekten de imtina etmiştir. Şimdi öncelikle bu noktada SGK çalışanlarını tenzih ederim. Hiçbir görevli bana nezaketsiz davranmamış, her biri ellerinden geldiğince yardım sağlama gayreti içerisinde olmuştur. Ne var ki, bizlere söylenene göre “SİSTEM” bir alacak gördüğü takdirde vadesi gelmiş olsun olmasın ödemeyi her halükarda mahsup etmektedir. Sistem’dir, hikmetinden sual olunmaz. İşin daha kötü tarafı, SGK kayıtlarında prim borçları mahsup edilmiş gözüktüğü (mali müşavir de doğrulamıştır) halde, banka kayıtlarında hala prim borcu tam olarak gözükmekte, dolayısıyla vekalet ücreti alacağımız “şimdilik” havaya uçmuş vaziyette, yani askıda hükümsüz kalmaktadır.

Gelelim öykünün ana fikrine: bizler avukat olarak yasal zorunluluğu yerine getirip kuruma talepte bulunduktan (ve 30 gün süre tanıdıktan) sonra alacağımız için icra takibine geçmeyerek ne kaybediyoruz? Öncelikle icra vekalet ücretimizi, akabinde telefonlarda fatura kestin/kesmedin parayı gönderdin/göndermedin diyaloglarından kurtulma lüksünü, saydamlık sağlamayı, nerede ne kadar para yattığını görüp, borcu alacağı hesaplayabilme imkanını… Hatta şöyle bir varsayımda bulunalım.. Somut hadisede olduğu gibi henüz vadesi gelmemiş değil, daha da vahimi, daha önce yapmış olduğunuz bir ödeme “sistem” tarafından görülmemiş ve “sistem” sizi borçlu kabul etmişse bu “aslında borçlu olmadığınız” borçtan ötürü sizinle mahsuplaşacak. Dolayısıyla mükerreren ödeme yapmış olacaksınız. Kurum görevlileri şifahen hakkınızı teslim edecek ama yasal prosedürleri takip etmeniz ve kurum içi hiyerarşiyle meseleyi çözmeniz gerekecek, böylece haklı olduğunuzu ispatlayana kadar idare mahkemelerinde gezecek ya da en iyi ihtimalle kurum kapılarında onlarca görüşme ve yazışma yapmak mecburiyetinde bırakılacaksınız.

Öykünün ana fikri dedim ama, buradaki ana fikri ve yapılacak çıkarsamayı siz değerli meslektaşlarımın öznel değerlendirmelerine bırakıyorum. Bu aklımdakileri sizlere anlatmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Okuyanlara ayırdıkları vakitleri için teşekkür ederim.

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Stj Av. Kemal Taşkale - 27-04-2022
Stj.Av.Ayşenur Yavuz - 27-04-2022
Stj.Av.Ayşenur Yavuz - 19-04-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 01-02-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 01-02-2022
Av.Ömer Faruk İlgün - 14-01-2022
Avukat - 14-01-2022
Av.Ayşe Dimdik - 29-12-2021
Stj Av. Kemal Taşkale - 22-12-2021
Stj Av. Kemal Taşkale - 07-12-2021
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
Şehir dışı duruşmalara online katılma imkanı:
Fırsat eşitliği sağlar. - 46,22%
226 Oylar
Büyük hukuk büroları lehine avantaj sağlar. - 53,78%
263 Oylar
Toplam Oy: 489
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz
Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
İlamdaki Vekalet Ücreti İcra Takibinden Önce Ödenirse Faizi Talep Edilebilir Mi? - ekinheval
Bakanlık vekili lehine hükmolunan vekalet ücretini icra takibi yapılmadan önce maliye veznesine ödedik, ancak ilam tarihi üzerinde 10 ay geçtiğinden hazine vekili 10 aylık faizinde ödenmesi gerektiğini aksi halde icra takibi yapacağını söyledi. Ödeme makbuzuna BK 84 le ilgili herhangi bir kayıt da yazmadılar. Bu halde faiz talebi haklı sayılır mı ? (ana para ödendiğinden ve ödememizi alırken BK 84. md uyarınca alındığı belirtilmediğinden talep edilmeyeceğini düşünüyorum)

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
Adaletin Toplumdaki Yeri - Ali Rıza Malkoç
Adaletin toplumdaki yeri Bir toplumda çoğulculuk, demokrasi, çeşitlilik, özgürlük ve güvenlik denkleminden yana olmak; her bireye ayrı ayrı ödev ve sorumluluklar yüklemektedir. Adalet; bilim, etik, estetik değerlerle yoğrulursa, hakkaniyet ve meşruiyete yelken açar. Adalet arayışı ve icrasında; din, iman, ırk, etnik, kültürel kimlik, mezhep, tarikat, grup, parti, hizip, ekol, ideolojik nitelik/tanım/değer ve aidiyetlerin olumlu ya da olumsuz bir etkisi olamaz. Adalet; herkese, hakkı o... [Devamı..]

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Avukatların Home - Ofis Çalışması - Av.AAO
selamlar, sizce bir avukat bürosu(dolayısıyla vergi hariç tüm masrafları) olmadan 5-6 ay süre niyetiyle işlerini home-ofis şeklinde sürdürebilir mi? az sayıdaki müvekkil ev'e kabul edilmeksizin... yürür mü bir süreliğine, yoksa sadece moral bozukluğuna mı yol açar? görüşleriniz kıymetli, her açıdan değerlendirilebilir.
THS Sunucusu bu sayfayı 0,06681490 saniyede 22 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.