Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Devletlerin Uluslararası Sorumluluğu

Yazan : Emrah Dertli [Yazarla İletişim]
HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİ


İÇİNDEKİLER




GİRİŞ


DEVLETLERİN ULUSLARARASI SORUMLULUĞU

A – KAVRAM

1 - Tarihçe
2 - Kodifikasyon

B - ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI EYLEM
C - İSNADİYET
a - Silahlı Güçlere Mensup Kişilerin Eylemleri
b - De Facto Ajanlar
c - Resmi Otoritelerin Yokluğundaki Ya Da Zayıf Olduğu Durumlardaki Eylemler
d - Ayaklanma Hareketlerinin Eylemlerinden Sorumluluk

SONUÇ

KAYNAKÇA















GİRİŞ



Uluslararası Adalet Divanı’nın Bosna Kararı ile devletlerin uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerden sorumluluğu konusu bir kez daha gündemimize girmiştir. Olayın başka birçok boyutunun yanında mahkeme Eski Yugoslavya Cumhuriyeti’nin özelde soykırım suçuyla ilgili olarak sorumluluğu olup olmadığını da tartışmış ve sorumluluğu gerektirecek yeterli kanıt olmadığına hükmetmiştir. Mahkemeye göre, Boşnak ve Hırvatlara karşı yapılan zalimane eylemlerin Eski Yugoslavya Cumhuriyetinin genel politikasının bir sonucu olduğu konusunda şüphe yoktur. Fakat bu devletin organ ya da görevlilerinin, söz konusu eylemleri gerçekleştiren tarafa yardım gönderirken, bu yardımların soykırım eyleminde kullanılmakta olduğunun farkında olduklarını tespit etmeye yeterli kanıt yoktur.

Milletler Cemiyeti’nin kuruluşundan bu yana uluslararası hukukun temel meselelerinden biri olan devletlerin uluslararası sorumluluğu hala çerçevesi çizilmemiş bir konu olarak orta yerde durmaktadır. Onyıllar boyunca süren çalışmalar ancak 2001 yılında Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun taslak çalışması ile sonuçlanabilmiş, uluslararası hukukun özneleri olarak devletler ‘sorumluluk’ konusunda halen daha bir çerçeve üzerinde anlaşamamışlardır. Uluslararası Adalet Divanı’nın Bosna kararından yola çıkarak bu çalışmada biz ‘devletlerin uluslar arası sorumluluğu’nun çerçevesini kaba hatlarıyla çizmeye çalışacak ve mevcut durumun ne olduğunu ortaya koymayı deneyeceğiz.


DEVLETLERİN ULUSLARARASI SORUMLULUĞU

A - KAVRAM

Devletlerin sorumluluğu hukuku esas olarak bir devletin uluslararası bir yükümlülüğün ihlalinden nasıl ve ne zaman sorumlu tutulması gerektiği konusunda konulmuş ilkelerden meydana gelmektedir. Devletlerin sorumluluğu kuralları belli bazı yükümlülükler ortaya koymaktan çok bir uluslararası yükümlülüğün ne zaman ihlal edildiğini ve bu ihlalin sonuçlarını belirler.[1] Bu kurallar bu yönüyle sorumlulukla ilgili temel sorunları tespit eden ve örneğin silahlı güçlerin kullanımı hakkındaki hükümler gibi birincil ve maddi normların ihlali karşısında çareler arayan ikincil kurallardır. Bu genellik nedeniyle sözkonusu kurallar yükümlülüğe ilişkin birincil hükümlerden bağımsız olarak ele alınabilir. Bu kurallar, 1) bir fiilin hangi şartlarda uluslararası hukuk açısından haksız bir fiil sayılacağını, 2) devletlerin resmi görevlilerin, özel ve diğer kişilerin eylemlerinden hangi koşullarda sorumlu tutulacaklarını, 3) sorumluluk karşısında ileri sürülen itirazları ve 4)sorumluluğun sonuçlarını ortaya koyarlar.[2]

1 - Tarihçe

Bir süre öncesine kadar devletlerin sorumluluğu hukuku teorisi çok da fazla gelişme şansı bulamamıştı. Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun “devletlerin Haksız Eylemleri Nedeniyle Uluslararası Sorumlulukları Hakkında Taslak Maddeler”i Ağustos 2001’de ortaya koymasıyla birlikte durum değişmiştir. Taslak maddeler tedrici gelişmenin ve kodifikasyon çalışmasının birleşimi niteliğindedir. Maddeler uluslararası adalet divanı tarafından şimdiden kabul görmüş ve genel olarak olumlu not almıştır.[3]

Maddeler oldukça kapsamlı iseler de bu her olayda uygulanacakları anlamına gelmez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Gümrük Tarifeleri Ve Ticaret Genel Anlaşması gibi bazı anlaşma rejimleri ilgili oldukları alanlarda sorumluluğa ilişkin özel hükümler koymuşlardır.

“Devletlerin sorumluluğu” terimi eskiden beri devletlerin yabancılara verilen zararlar karşısındaki sorumluluğunu ifade etmek için kullanılmıştır. Terim yalnızca isnat edilebilirlik ve tazminat gibi ikincil sorunları değil aynı zamanda devletlerin diplomatik korunma hakkı ve teamüli uluslararası eylem standartarıyla ilgili yükümlülüklerini de içermekteydi. Devletlerin sorumluluğuna ilişkin Milletler Cemiyeti ve kimi özel kuruluşlar tarafından daha önce yapılmış olan kodifikasyon çalışmaları, yabancılara verilen zararlar nedeniyle sorumluluğa odaklanmış geleneksel bakış açısını yansıtmaktadır. Milletler Cemiyeti tarafından 1930 yılında Hague’da toplanan Kodifikasyon Konferansı yabancılara ve onların mülklerine gösterilecek muamele konusunda getirilecek etkili hükümler üzerinde anlaşamamış, ancak isnadiyet gibi ikincil sorunlar üzerinde uzlaşabilmiştir.[4]

Birleşmiş Milletler kurulduktan sonra da devletlerin sorumluluğuna ilişkin kuralları yasalaştırma ve geliştirme girişimleri devam etmiştir. Uluslararası Hukuk Komisyonunun açıklamalarıyla birlikte taslak maddelerin son hali üzerinde uzlaşmaya varması için 45 yılda 5 özel raportörün yaptığı kapsamlı bir çalışma ve 30 dan fazla raporun ortaya koyulması gerekmiştir. Aynı zamanda yabancıların tutuklanması ve yabancılara yapılan kötü muamele ile adil yargılanma hakları gibi konularla ilgili geleneksel devletlerin uluslararası sorumluluğu hukuku, yabancı-vatandaş ayrımı yapmaksızın tüm kişilere uygulanan uluslararası insan hakları hukukunun gelişimiyle birlikte ikinci planda kalmıştır. Devletlerin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin ele aldığı yasal sorumluluğun genel rejimi kavramı özel hukukun başlangıç kavramıdır ve kamu hukuku geleneğine büyük ölçüde yabancıdır.

2 - Kodifikasyon

Devletlerin sorumluluğu konusu uluslararası hukuk komisyonu tarafından 1949’da geçici olarak belirlenen ilk 14 konudan biridir. Uluslararası Hukuk Komisyonu 1953’te kodifikasyona tabi konuları listelediğinde “devletlerin sorumluluğu”nun ayrı bir başlık olarak düzenlenen “yabancılara yapılacak muamele” konusundan ayrıldığı dikkati çekmiştir ve bu durum “devletlerin sorumluluğunun uluslararası bir yükümlülüğün ihlalini de kapsadığı yolunda giderek büyüyen anlayışı yansıtmaktadır. [5]


B - ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI EYLEM

Taslak maddelere göre uluslararası hukuka aykırı bir eylem,
“a) Uluslararası hukukun tanıdığı bir devlete isnat edilebilir” ve
“b) O devletin uluslararası bir yükümlülüğünün ihlali niteliğinde bir eylem” olmalıdır.[6]

“Uluslararası bir yükümlülüğün ihlali” “sözkonusu yükümlülüğün gereklilikleriyle uyum içinde olmayan bir eylem “ olarak tanımlanmıştır. Ayrıca devlet iç hukukundan doğan kimi yasal gerekçeler öne sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Kimi eski davalarda ve yorumlarda devletin sorumluluğunun kusur mu yoksa kesin kusursuz sorumluluk kavramına mı dayandığı tartışılmıştır. Denilebilir ki devletler özel şahısların eylemlerinden çok kendi resmi görevlilerinin eylemlerinden kesin bir şekilde sorumludurlar. Özel kişiler sözkonusu olduğunda devletin sorumluluğuna hükmetmeden önce devletin özel kişileri kontrol etmekte başarısız olduğunu (kusur) kanıtlamak gerekebilir. Taslak maddeler bir eylemin hukuka aykırılığının kasta, kusura, ihmale ya da başka nedenlere dayandığının tespitini o yükümlülüğe ilişkin birincil hükümlere bırakmaktadır.

C - İSNADİYET

Bir devlet herhangi bir eylem nedeniyle sorumlu tutulmadan önce zarar ile yükümlülüğü ihlal ettiği iddia edilen devlete atfedilebilecek bir misyon veya resmi bir eylem arasında nedensellik bağı olduğunun kanıtlanması gerekir.[7] Devletlerin kimi geleneksel işlevlerini özelleştirmesi ve El Kaide, çokuluslu şirketler gibi aktörlerin giderek büyüyen bir uluslararası rol oynamaya başlamaları nedeniyle bu sorun giderek daha da önem kazanan güncel bir sorun haline gelmiştir.[8]

Devlet resmi görevlilerinin ve organlarının tüm eylemlerinden sorumludur; bu görevliler ve organlar resmi olarak bağımsız ve hatta yetkilerini aşarak hareket ediyor olsalar bile. Bir devlet ancak kendi emrindeki sivillerin eylemlerinden dolayı sorumlu tutulabilir. İktidarın ve hükümet otoritesinin yitirildiği hallerde de facto hükümet olarak hareket edenlerin eylemleri de o devletin eylemi kabul edilir. Mevcut bir devlette iktidarı ele geçiren veya yeni bir devlet kurmakta başarı gösteren ayaklanma vb. hareketlerin eylemleri de o devletin eylemi addedilir. Bu aynı zamanda devletin özel kişilerin eylemlerini de kendi eylemi olarak kabul ettiği bir durumdur.[9]

Gözle görünür somutluklarına rağmen kimi kurallarda ortaya konan standartlar bazı belirsizlikler içermektedirler ve bu kuralların uygulanması sık sık önemli derecede araştırma yapılmasına ve yargılamaya ihtiyaç duymaktadır. Devletlerin sivillerin eylemleri dolayısıyla sorumluluğuna ilişkin çoğu kural zaten birincil kurallar içinde yeralmaktadır. Örneğin çevre ve insan haklarına ilişkin sözleşmeler devletlere siviller tarafından yapılan ihlalleri önleme görevi yüklemektedir. Uluslararası hukukun geleneksel katmanına ait devletlerarası kurallar açısından sorumluluk için ihlalin devlete isnat edilebilir bir eylem içermesi gereklidir. Eğer bu yoksa, bu ihlaller yine de kişilerin cezai sorumluluğuna yolaçabilir ve bu ikinci olası isnadiyettir ki uluslararası insancıl hukuku uluslararası hukukun diğer dallarından ayırır.

a - Silahlı Güçlere Mensup Kişilerin Eylemleri

Bu bağlamda ortaya çıkan ilk sorun bir devletin silahlı güçlerine üye kişilerin eylemlerinden sorumlu tutulup tutulamayacağıdır. Taslak maddelerin 7.si şu düzenlemeyi getirmektedir: “Bir devletin organının eylemi bu organ ya da kişi yetkisini aşmış ya da emirleri ihlal etmiş olsa da uluslararası hukuk tarafından o devletin eylemi addedilecektir; yeter ki o kişi ya da organ o sıfatla hareket etmiş olsun.“ Lahey Kara Savaşına iİlişkin Sözleşme’nin 3. maddesi ve I nolu protokolün 91. maddesine göre çatışmanın tarafları silahlı güçlerine mensup kişilerin eylemlerinden sorumlu tutulacaklardır. Üç hüküm de açıkça emir ve talimatlara aykırı şekilde işlenen eylemleri kapsamaktadır. Bununla birlikte sözü edilen taslak maddeye göre bir devlet silahlı güçlerinin mensuplarının bu ad altında işlediği eylemlerden sorumlu tutulmaktadır.[10] Bu sınırlandırma bir askerin özel kişi olarak geri çekilme sırasında işgal edilen bölgelerde işlediği hırsızlık ya da çinsel saldırı gibi bağımsız eylemleri dışarda bırakabilir. Uluslar arası Hukuk Komisyonu gerekçesinde uluslararası insancıl hukuk kuralının taslak maddeyi açıkladığını gözönünde tutmaktadır.[11] Daha önce komisyon taslak maddelerin ilk halindeki mütekabil maddenin gerekçesinde uluslararası insancıl hukuk hükmünü genel kuralın bir istisnası olarak kabul ediyordu. Bu istisnaya dayanılarak devletler silahlı güçlerine mensup kişilerin eylemlerinden, bu eylemler özel kişi olarak işlenmiş olsalar bile sorumlu addediliyordu. Akademik çalışmaların ve kimi mahkeme kararlarının ittifakla kabul ettiği ikinci görüş kanımızca da yerindedir. Lahey Kara Savaşına İlişkin Sözleşme’nin hazırlık çalışmaları kayıtları, bir devletin silahlı güçlerinin mensuplarının emir altında değilken işledikleri eylemlerden sorumlu tutulamayacağı hükmünü getiren maddeyi tadil etme arzusunu yansıtmaktadır. Getirilen bu istisna devletin birliklerinin yolaçtığı zararları cesaretlendirmesi korkusunun bir ifadesidir. Gerçekten de devlete yüklenebilirliğin öznel unsuruna ek olarak sözkonusu eylemler, uluslararası insancıl hukukun belirli hükümlerini ihlal etmek anlamında hukuka aykırılıktan sorumluluğun nesnel unsurunu da taşımalıdırlar. Böylesi eylemler açısından kabul edilen mutlak sorumluluk askerlerin sivil görevlilere nazaran devletin çok daha katı kontrolü altında oldukları gerçeğine yaslanmaktadır. VI nlu Hague Sözleşmesinin 6. maddesinin taslak 7. maddeye göre özel hüküm ve istisna olarak kabul etmek istemeyenler, en azından savaş zamanında ve uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki eylemler açısından silahlı kuvvetler mensuplarının her zaman görevde olduklarını ve asla özel kişiler olarak hareket etmediklerini varsayabilirler. Özel kişiler olarak asla düşmanla karşı karşıya gelmeyecekler veya düşman bölgede eylemde bulunmayacaklardır.

b - De Facto Ajanlar

İkinci isnadiyet sorunu hükümetin silahl güçlerine karşı savaşan silahlı bir grubun hangi koşullarda yabancı bir devletin de facto ajanı olarak kabul edilebileceğidir. Bu sorun insancıl hukuk açısından özel bir önem taşımaktadır. Böyle bir grubun de facto ajan kabul edilmesi durumunda onun eylemleri devlete yüklenebilecektir ve bu nedenle uluslararası s,lahlı çatışmalar hukuku uygulanabilecektir.[12] Taslak 8. madde şu hükmü getirmektedir: “Bir kişi ya da grup bir fiili işlerken bir devletin emrinde, idaresi ya da kontrolü altında hareket etmişse, sözkonusu kişi ya da grubun eylemi uluslararası hukuka göre o devletin eylemi sayılır. Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun ifadesiyle “Belirli bir eylemin bir devletin sorumluluğunu gerektirecek şekilde o devletin kontrolü altında işlenip işlenmediği her durumda ayrı ayrı takdir edilecek bir sorundur.”[13] Her duruma özgü gerçeklerin takdiri açısından doğrusu bu olmakla birlikte isnadiyete dair ikincil kural tarafından getirilen yasal standart her olayda aynı olmak zorundadır.

Uluslararası Adalet Divanı’nın karara bağladığı Nikaragua Davası’nda sorun böylesi bir isnadiyet idi. Divan bu derecede bir isnadiyet için oldukça yüksek düzeyde bir ‘etkili kontrol’ aramıştır ve kararda Nikaragua hükümetine karşı savaşan kontralarla ilgili olarak ABD’nin sorumluluğunu tartışırken bunu şöyle ifade etmiştir: “kontraların eğitilmesi, finansmanı, örgütlenmesi, desteklenmesi ve kontralara malzeme sağlanması, hedeflerin seçimi ve operasyonun tamamının planlanması konusunda ABD’nin rolü ne kadar istikrarlı ve hakim olsa da kontraların eylemlerinden ABD’yi sorumlu tutmaya yeterli değildir. Eylemlerin ABD’nin sorumluluğuna yolaçması için ilkesel olarak sözkonusu ihlallerin gerçekleştirildiği askeri ya da yarı askeri operasyonlarda ABD’nin etkili kontrolü olduğunun kanıtlanması gerekir.”

Yugoslavya İçin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Başvurular Dairesi Tadic Davası’nda Uluslararası Adalet Divanı’nın sözkonusu kriterlerinin hiç de ikna edici olmadığına ve devletlerin sorumluluğu mantığına aykırı olduğuna karar vermiştir. Mahkemeye göre askeri bir örgütlenme açısından sorumluluk sözkonusu olduğunda yabancı devletin yürüttüğü genel kontrol sorumluluğa hükmetmek için yeterlidir ve bu bakış açısı sonuçta uluslararası insancıl hukuk kurallarının uluslararası silahlı çatışmalarda egemen olmasını sağlar. Uluslararası Hukuk Komisyonu’na göre Tadic davasındaki durumla Nikaragua davsındaki durum arasında farklar vardır. Bu görüşe katılmak mümkün değildir. Tadic davasında sorunun devletin sorumluluğu değil uygulanacak hukukun ne olması gerektiği olduğu doğrudur. Bununla birlikte bir davada kişinin sorumluluğu hakkında karar verirken o kişilerin hangi kurallara göre hareket ettiklerinin belirlenmesi gerekir. Uluslararası silahlı çatışmalar sözkonusu olduğunda uygulanan uluslararası insancıl hukuk açısından o kişinin sorumlu addedilebilmesi için kişinin eylemlerini devletlerarası bir silahlı çatışmada taraf devletlerden biri adına diğer taraflardan birine karşı işlemiş olması gerektiği açıktır. Sonuçta başlanılan yere gelinir ve devletin sorumluluğu tartışılmak zorundadır.[14]



c - Resmi Otoritelerin Yokluğundaki Ya Da Zayıf Olduğu Durumlardaki Eylemler

Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun taslak maddelerinden biri de geleneksel uluslararası hukuk kurallarından birine dayanmaktadır. Resmi otoritelerin yokluğunda ya da zayıf olduğu hallerde sivillerin kendiliklerinden silahlanarak düşmanla karşı karşıya geldikleri hallerde bu sivillerin eylemlerinden ve ihlallerinden devlet sorumlu tutulmaktadır.[15]


d - Ayaklanma Hareketlerinin Eylemlerinden Sorumluluk

Genel olarak ayaklanma halinde ayaklananların eylemlerinden devlet sorumlu tutulmamaktadır. Bununla birlikte ayaklanma başarıya ulaşarak iktidara gelmişse ya da yeni bir devlet kurmuşsa halefiyet ilkesi gereği eylemlerinden devlet olarak sorumludur.


SONUÇ

Gördüğümüz gibi uluslar arası hukuku ihlal eden eylemlerin devletlere yüklenmesi ve devletlerin uluslar arası sorumluluğu konusunda bütün devletlere uygulanabilecek, çerçevesi net olarak çizilmiş ve sorunlara yanıt olabilecek bir hukuki çerçeve ne yazık ki yoktur. Devletler objektif kusursuz sorumluluk konusunda son derece ihtiyatlı oldukları gibi[16] uluslar arası hukuku ihlal eden eylemleri devletlere yüklemek konusunda da oldukça çekincelidirler. Uluslar arası hukuk kurumları da önlerine gelen davalarda bu uluslar arası düzenin yansıması olarak utangaç kararlar vermektedirler. Egemenlik haklarının ardına sığınarak uluslar arası hukukun gerçekten ‘hukuk’ niteliklerini haiz bir gerçeklik haline gelmesinin önünde engel olan devletler bu belirsizlikte hukuku ve insancıl değerleri çıkarlarına kurban etmektedirler. Bu etkiden sıyrılamayan ve esasen uluslar arası güç dengelerinin gölgesinde kalan Uluslar arası Adalet Divanı’nın Bosna Kararı da göstermiştir ki devletlerin hukuka uymalarının sağlanabilmesi için somut kurallara ve bu kuralları uygulayacak, onlara yaptırım gücü verecek gerçek hukuki organlara ihtiyaç vardır. Hukuk Komisyonu’nun yüzyılın başından beri sürdürdüğü çalışmaların ancak ‘taslak’ metinlerle sonuçlandığı düşünülürse ve Bosna Kararı’na bakılırsa insanlığın bu konuda katedecek daha çok yolu var demektir.











KAYNAKÇA



ACER, Yücel, Uluslararası Hukukta Saldırı Suçu, Ankara 2004

GÜNDÜZ, Aslan, Milletlerarası Hukuk Temel Belgeler-Örnek Kararlar, Beta Yayınları, 5. Basım
PAZARCI, Hüseyin, Uluslararası Hukuk, Turhan Kitabevi, Ankara 2006
SUR, Melda, Uluslararası Hukukun Esasları, Beta Yayınları, İstanbul 2006
TOLUNER, Sevin, Nikaragua’ya Karşı Askeri ve Benzeri Faaliyetler Davası’ndaki Yargı ve Meşru Müdafaa Hakkı, İstanbul 1993
BODANSKY, Daniel/ CROOK,John R., "Symposium: The ILC's State Responsibility Articles" (2002) 96 American Journal of International Law.

CRAWFORD, James, The International Law Commission's Articles on State Responsibility: Introduction, Text and Commentaries (Cambridge University Press, 2002)

http://en.wikipedia.org/wiki/State_responsibility

SASSÖLİ, Marco, State Responsibility For Violations Of İnternational Humanitarian Law, IRRC June 2002 Vol. 84 N° 846.

Draft Articles on the Responsibility of States for Internationally Wrongful Acts, Report of the ILC on the Work of its Fifty-third Session, UN GAOR, 56th Sess, Supp No 10, p 43, UN Doc A/56/10 (2001).










[1] Toluner, 392.

[2] ‘State Responsibility’, http://en.wikipedia.org/wiki/State_responsibility

[3] SASSÖLİ, Marco, State Responsibility For Violations Of İnternational Humanitarian Law, IRRC June 2002 Vol. 84 N° 846, 402, 403.

[4] ‘State Responsibility’, http://en.wikipedia.org/wiki/State_responsibility

[5] Crawford, 12.

[6]Draft Articles on the Responsibility of States for Internationally Wrongful Acts, Report of the ILC on the Work of its Fifty-third Session, UN GAOR, 56th Sess, Supp No 10, p 43, UN Doc A/56/10 (2001).


[7] Sur, 244, 245.

[8] http://en.wikipedia.org/wiki/State_responsibility

[9] SASSÖLİ, Marco, State Responsibility For Violations Of İnternational Humanitarian Law, IRRC June 2002 Vol. 84 N° 846, 407.

[10] Pazarcı, 643.

[11] Aslan, 320.

[12] Acer, 32.

[13] Draft Articles on the Responsibility of States for Internationally Wrongful Acts, Report of the ILC on the Work of its Fifty-third Session, UN GAOR, 56th Sess, Supp No 10, p 43, UN Doc A/56/10 (2001).

[14]http://en.wikipedia.org/wiki/State_responsibility


[15] SASSÖLİ, Marco, State Responsibility For Violations Of İnternational Humanitarian Law, IRRC June 2002 Vol. 84 N° 846. 410.

[16] Sur, 244.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Devletlerin Uluslararası Sorumluluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Emrah Dertli'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
30-03-2008 - 21:25
(4480 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 1 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 1 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
22409
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 4 dakika 38 saniye önce.
* Ortalama Günde 5,00 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 37570, Kelime Sayısı : 3531, Boyut : 36,69 Kb.
* 3 kez yazdırıldı.
* 3 kez indirildi.
* 2 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 789
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
Forumumuzdaki İlgili Mesajlar
Erken Bitirme, Üstten Ders Alma Hakkında.
Meliha - 01-07-2018 - 08:26
Yeni Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Tavsiyeler
sametcanaslan - 09-03-2018 - 23:39
Hukuk Eğitiminde Üniversitenin Önemi ?
Femida - 28-09-2017 - 20:14
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,13104606 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.