Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale 5.Referandum'un Ardından Türkiye'de Ve Dünyada Referandum

Yazan : Ali Göktürk Özdoğan [Yazarla İletişim]

Makale Özeti
Dünya'da ve Türkiye'de yapılan referandumların incelenmesi, TC.Anayasası'nda Referandum, 5.Referandumun ardından eleştiriler ve gelecekte yapılacak olan oylamalara ışık tutacağı düşünülen öneriler.
Yazarın Notu
Makaleyi kaynaklar bilgisiyle ve düzenli olarak http://www.gokturkozdogan.com/makale adresinden okuyabilirsiniz.

(5. REFERANDUMUN ARDINDAN)

TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA

REFERANDUM


HUKUKİ SONUÇLARI
TARİHİ
USULÜ
&
ÖNERİLER



İÇERİK



GİRİŞ…………………………………………………….…………...……………… 3

REFERANDUM………………………………….………………………..……….. 4
Tanımı
Usulü

DÜNYADA REFERANDUM………………………………….…………………. 5

TC. ANAYASASI’NDA REFERANDUM
VE TÜRK REFERANDUMLAR TARİHİ ………………….……….…… 9
Anayasal Düzenlemeler
Türkiye Referandum Tarihi

5. REFERANDUM ÜZERİNE ELEŞTİRİLER
DEĞERLENDİRMELER VE ÖNERİLER………………………….……… 11

5. Referandum’a Eleştiriler
Bundan Sonraki Olası Referandumlar İçin Şekil ve Denetim Önerileri


6– SONUDž………………………………………….…………………….. 17





GİRİŞ

21 Ekim 2007 referandumunun ardından, referandum konusunda genel bir bilgi eksikliğimizin olduğunu fark ettik. Bir halk oylamasının amacını ve nedenini özümseyemeden oylamaya katıldık. Gündemin karmaşıklığı her ne kadar “araya karıştı” yorumlarına neden olsa da bu referandum gerçekten önemli değişiklikler içeriyordu ve gerekli bilgi halka sunulmadı.

Referandum kavramı ile ilgili bir araştırma yapmanın, sadece ülke geçmişimize bakarak olamayacağını bilmemiz gerekiyor. Türk Milleti olarak pek de alışık değiliz halk oylamasına.
Halen siyasi bir eylem olarak görülüyor belki de. “Evet” ya da “Hayır” sanki birer parti ismi gibi anlaşıldı ve herkes siyasi düşüncelerini beyan edebilecek olma korkularından dolayı, referandum üzerine yorum yapamadı.

Referandum kavramı, her ne kadar makalenin devamında aksi savunulsa da, pek çok tanıma göre bir demokratik gelişmişlik anlamına geliyor. Bundan yola çıkarak, Türkiye demokra-sisinin geleceğinde pek çok defa madde değişiklikleri için sandık başına gidebileceğimizi söyle-yebiliriz.

Referandum ile ilgili araştırmalar, referandum sonrasında olmamalıydı. Ama bundan sonraki olası referandumlar için, değerli yorumlar dışında yazılı bir araştırma ile küçük de olsa bir bilgi aktarımı sağlayabilirsem mutlu olacağım.



2 – REFERANDUM

a)Kavram
Referandum, latince “referenda” kelimesinden ve İngilizce “refer” kelime kökünden gelmektedir.
“Referendum” kelimesi İngilizce’de, bizim sistemimizde “genel oylama” anlamına gelmektedir. İngilizce’de “Referendums” kelimesi ise, “referendum” kelimesinin çoğulu olarak Türkçe’deki ve bizim sistemimizdeki “referandum”, “halk oylaması” anlamını karşılamaktadır.

Referendums kelimesi Oxford İngilizce Sözlüğü’nde:
Referendums: Referandum mantık olarak belli konuların dahil olduğu önerinin çoğunluk oyuna sunulmasıdır. Latince’deki “referenda” çoğul hali danışılan şeylerin, yani konuların, kabulünün çoğunluğu gerektirdiğini ifade etmektedir.
şeklinde açıklanmaktadır.

Referandumlar meclisin (ve sistemimizdeki gibi cumhurbaşkanının) iradesi sonucu gerçekleşebileceği gibi zorunlu da olabilirler. Genellikle bağlayıcıdırlar ancak bağlayıcı olmayan referandumlar da vardır. Bunlar genellikle alınacak kararlar için danışma ya da destek amacıyla yapılırlar.

b)Uygulama
Ülkemizde olduğu gibi, anayasa değişiklikleri veya diğer kanun değişikliklerinin oylanması meclis tarafından hazırlanan tasarının, halk tarafından kabule sunulmasıdır.

Referandumlar genellikle kabul ve ret manasına gelen iki seçenek ile oylamaya sunulur. Ancak bu bir geçerlilik şartı değildir. Bununla birlikte farklı şekil şartları da öngörülebilir. Mesela tek seçenek vardır, konuyu kabul etmek için üzerine belirlenen işaret basılır, ret etmek için boş bırakılır ve hiçbir şey basılmaz. Ya da sorunun içeriğine göre 2’den fazla seçenek öngörülebilir.

Önemli bir husus da referandum oylamasında, sorunun konusunun oylama yapılan yere yazılması veya oy pusulasında bulunmasıdır.
Çalışmalar, oylamanın yapıldığı konu hakkında verilen bilginin sonuçlar üzerinde büyük etkisi olduğunu göstermektedir.

Sizce hükümet oylama şeklinden ve diğer usul şartlarından dolayı sorumlu olmalı mıdır? Oy pusulası ile verilme ya da oy kullanılan yere konunun asılması usulünü sizce kim nasıl uygulamalı? Konu metnini kim hazırlamalı, kim denetlemeli?
Araştırmalar yine göstermektedir ki seçmenler referandum konusu hakkında çelişkiye düşmektedirler. Neyi oyladıklarını tam olarak bilmek isteyen seçmenlere, özellikle İsviçre gibi ülkelerde, referandum oylamasında, oy pusulasının üzerinde oylanan metin de sunulmaktadır.
Dünya üzerinde elektronik oylama sistemlerinin de bulunduğu göz önüne alındığında sonuçların belilenmesi yetkisinin kimde olduğu sorusu ortaya çıkmaktadır.
Bu yetki ülkemizde ve dünyada açık sayım, açık kayıt usulüne tabidir.

Türkiye’de, T.C. Anayasası’nın 79. Maddesi’ne,
“(Değişik: 31.5.2007-5678/2md )Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi işlemlerinin genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere göre olur.”
şeklinde eklenen değişiklik metni, referandum kurallarını genel seçim usulleriyle birleştirmiştir.



3 – DÜNYADA REFERANDUM

Bu bölümde dünya ülkelerinde referandum usulü ve geçmişleri hakkında kısaca bilgi vermek istenmektedir. Böylece Türkiye’deki referandum geçmişi ve usulünü diğer ülkelerinkilerle karşılaştırarak bazı sonuçlara ulaşılabilir:

Avustralya:İlk olarak bir seçmen kartı gönderilir. Çoğunluk sağlanan kararlar Kraliyet Görüşüne uygun olarak, kral ya da kraliçenin adına yayınlanır.
1901’den beri 44’ten fazla referandum gerçekleştirilmiş ancak sadece 8 adet referandum oylamadan geçebilmiştir.

Kanada: Kanada’da referandumlar seyrektir. Sadece 3 adet referandum genel oylama seviyesine ulaşabilmiştir.

Şili: Şimdiye kadar 3 halk oylaması ve 1 adet danışma oylaması yapılan Şili’de halk oylamalarının konusu şöyle:
– Yarı parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş (1925)
– Ramon Pinochet rejiminin kabulü (1978)
– Askeri rejimi sona erdirme (1988)

İrlanda: Halk oylaması 1937’de İrlanda Anayasası’na girmiştir. Bu düzenlemeden beri 27 adet kanun değişikliği yapılmış, referandum oylamasına gidilmiştir.

Sırbistan: Tarihinde sadece 2006 yılında, 1 adet referandum oylaması gerçekleşmiştir.

İsveç: İsveç kanunları bağlayıcı ve bağlayıcı olmayan iki referandum türü kabul etmektedir. Şimdiye kadar 6 adet referandum oylaması yapılmıştır.
İlki 1922’deki içki yasağı ile ilgili olarak ve sonuncusu 2003’te Avro para sistemine üyelik ile ilgili olarak yapılmıştır.

İsviçre: Federal, kantonal ve birleşik seviyeli oylamalar vardır.,
İsviçre’de referandum oylamaları her zaman Pazar günleri yapılmaktadır. Senede 3 veya 4 oylama gerçekleşmektedir.
İhtiyari ve zorunlu referandum olarak iki çeşit referandum düzenlenmiştir.

İspanya: 1976’da Francisco Franco’nun ölümünün ardından vatandaşların politik sistemi değiştirmek isteyip istemedikleri sorusu referandum konusu olmuştur. %94 olumlu oyla politik sistem değiştirilmiştir.
Yine 1986’da bir referandum da İspanya’nın NATO’ya üyeliği konusunda gerçekleşmiştir.

Fransa: Fransa’da anayasal değişiklikler yüksek çoğunluk ile veya halk oylamasında alınan sonuç ile değiştirilebilmektedir.

Birleşik Krallık: Birleşik Krallık’ta, parlamento egemenliğine bağlı olarak bağlayıcı referandum kararı alınamaz. Referandumlar çok seyrek gerçekleşir. Şimdiye kadar yalnızda 1 defa 1975’te, Avrupa Ekonomi Birliği’ne devam etme konusunu içeren bir referandum oylamaya sunulmuştur.
Birleşik Krallık’ta referandumlar ayrı bölümler için, Galler ve İskoçya’da (ve Kuzey İrlanda’da sonraki düzenlemelerden sonra) yetki verilmiş konularda gerçekleştirilebilmektedir.

ABD: ABD’de eyalet sistemi bulunması dolayısıyla, referandum kavramı, çoğunluğun verdiği eyalet ya da yerel bazda oylama anlamına gelmektedir. Referandum, oy çoğunluğu (çoğunluğun kararı), tek yetkili karar verme, teklif sunma gibi anlamlar içermektedir.
ABD’de federal düzeyde bir referandum yapılabilmesi için herhangi bir şart yoktur. Ancak, 24 eyaletli yapıda ve pekçok yerel ve şehir yönetiminde, referandum ve seçmen görüşüne başvuru için kimi şartlar belirlenmiştir.
En ünlü eyalet oylaması, mülkiyete dair (menkul ve gayrimenkul) vergilerin yükselmesini sınırlandırmaya dair California, 13. Önerisidir.
Referandumlar ülke genelinde, özellikle eyalet sistemlerini değiştirmede çok kullanılmaktadır.


Girişte belirtildiği gibi tanımlamaların çoğunda referandumun bir demokratik gelişmişlik anlamına geldiğini görüyoruz. Ancak dünyada referandumu ülkeler bazında farklı noktalardan incelediğimizde, aslında Türkiye’de olduğundan pek de farklı uygulamaların olmadığını anlıyoruz. İrlanda ve Avustralya dışında, yapılan referandum sayılarının, Türkiye’de yapılan beş adet referandumla neredeyse eşit, hatta altında olduğunu görüyoruz.

İrlanda’da yapılan 20 tane referandum oylamasını incelediğimizde:

– Oylama yaş sınırının 21’den 18’e düşürülmesi, (1973)
– Roma Katolik Kilise’sinin özel statüsünün kaldırılması ve diğer mezhep ayrımlarının
kaldırılması konusunda (1973)
– Kürtaj yasağının eyalet içi ve dışına dolaşım hakkını kısıtlayamayacağı hakkında
düzenleme (1992)
– Kürtaj yasağının anayasal düzenlemeden çıkartılması (1996)
– Nice Antlaşması’nı kabul etmek için kararı onaylama (2002)

gibi oylama konularıyla karşılaşıyoruz. İrlanda’dan sonra referandum sayılarında zirve yapan Avustralya’ya incelediğimizde ise:

– Senato Seçimleri, (1906)
– Alışveriş ve ticarette tekel müessesesinin düzenlenmesi, (1911)
– Alışveriş ve ticarette şirket, vakıf, tekel müesseseleri ve demiryolu işletmesinin
düzenlenmesi,
– Askeri Hizmetler, (1916-17)
– Endüstri ve Ticaret, (1926)
– Parlementoda Aborijinler, (1967)
– ve son olarak yönetim rejiminin belirlenmesi hakkında (1999)

gerçekleşen oylamalar gibi.

Bazı noktalardan Türkiye ile bu iki ülkeyi karşılaştırdığımızda sonuç şöyle çıkmaktadır ki:

– Avustralya 21,126,336, İrlanda’nın ise 4,301,000 olan nüfusu Türkiye’nin
74,877,000 olan nüfusu yanında çok düşük kalıyor.

– Avustralya ve İrlanda, Birleşik Krallık’ın birer uzantısı durumundadırlar ve sistem olarak benzer özellik taşımaktadırlar. (Avustralya için Monarşi) Ancak Türkiye bir cumhuriyettir.

– Avustralya, coğrafi keşiflerin uzantısı olarak meydana çıkan toprak alımlarının ve kolonileşmenin birleştirdiği mozaik yapı üzerine kurulmuştur. İrlanda ise 1922 yılında 26 yerel yapının Büyük Britanya ve İrlanda’nın Birleşik Krallık’ından ayrılarak cumhuriyet şeklinde kurulan bir ülkedir. Yani yönetim sistemi daha sonradan oluşmaya başlamıştır. Ancak Osmanlı Devleti’nin ardından gelen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, halen Osmanlı Kanunları’nı da içeren köklü bir yönetim ve hukuk geçmişine sahiptir. Ayrıca bulunulan coğrafya yüzyıllardır aynı kültürün çatısı altında birleşmiştir.

Karşılaştırmalar gözönüne alındığında, gerçekten demokrasinin göstergesi kabul edilen referandumların, yönetime halkın oylama yoluyla karar verme şeklinde katılmasının, pek de yerinde bir tanımlama olmadığı görülmektedir.

Öncelikle yirmiyedi adet referandum geçirmiş İrlanda’nın oylama konularına baktığımızda, “bir antlaşmanın kabul edilmesi”, “kürtaj yasağı hakkında kimi düzenlemelerin değiştirilmesi”, “oy kullanma yaşının düşürülmesi” gibi konuları buluyoruz.

Türkiye ile İrlanda’yı kıyasladığımızda, TBMM’nin bu konularda daha önceki yapılan değişikliklerde, çok da sıkıntılı olmayan ve referandum kadar geniş kapsamlı bir oylamaya gerek duyulmayan bir süreçte, halkın iradesi doğrultusunda yetkisini kullandığı görülmektedir.

Kırdördüncüsünü 1999’da, rejimin nitelikleri konusu üzerine yapan Avustralya’da ise ticari düzenlemelerin, azınlıklık haklarının referandum ile halkın oyuna sunulduğunu görüyoruz.
Türkiye ile Avustralya’yı kıyasladığımızda, TBMM’nin ticari konular gibi teknik bilgi gerektiren konularda kararı zaten evleviyetle kendi verme yoluna gidebileceğini mantıken çıkartabiliriz. Ben meclisimizin, tekel veya vakıflarla ilgili düzenlemeler hakkında halktan karar alma noktasına gelecek kadar sıkıntılı bir süreç geçirebileceğini düşünemiyorum. Yine yaklaşık olarak 4 milyon nüfuslu bir ülke ile 74 milyon nüfuslu bir ülkenin referandum oylaması karşısında tutumunu sizin takdirinize bırakıyorum.

Birleşik Krallık’taki zümre sistemine binaen bağlayıcı bir referandum kararı verilememektedir. Bu bilgiye dayanarak İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda ve yine pek çok koloni devlet düzeninde referandumun bir demokrasi göstergesi olarak kabul edilmediğini anlamak pek de zor değil.
Birleşik Krallık’ta demokrasi var mıdır, ne kadar etkilidir? Zümre yönetimi ve krallık içinde bulunan ülkelerin parlamento yönetimi ve monarşik yönetimi birbirinden çok ayrı olduğu için, demokrasinin anlaşılan manada bulunduğunu kabul edebiliriz. Ancak genel kural, demokratik yönetimi biraz kısıtlıyor gibi görünüyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ise eyalet sisteminin geçerli olması, zaten bizim anladığımız manada referandumların gerçekleşemeyeceğini kanıtlıyor. Ancak ABD’deki sistemde referandumların bir demokratikleşme kanıtı olarak tanımlanabileceğini söyleyebiliriz. Çünkü yapılan referandumlar, genel olarak, federe yapıdaki yönetim sistemlerini bile değiştirme amacıyla kullanılmaktadır. Halk kendini aldığı kararlarla, belli dönemler için bile olsa, istediği gibi yönetiyor.
Tüm bu farklı sistemler ideal veya karmaşık görünse de, her toplumun kendine özgü bir geçmişi, toplum yapısı ve yönetim şekli vardır. Demokratikleşmek ve milletin egemenliğini yasa-mada ön plana çıkarmak, yapılan referandumların sayısıyla değil, gerçek millet iradesinin oylamaya yansımasıyla ölçülmelidir.

Bu bilgiler ve değerlendirmeler ışığında, Dünya’da referandumun uygulanması ile Türkiye’deki geçmişi ve şimdiki uygulamaları hakkında yapılan karşılaştırmaların önemli olmadığı sonucuna varabiliriz.
Gündem ve toplumsal yapı, demokrasinin anlamına doğrudan etki etmektedir. Yazının devamında belirtileceği üzere; halk oylamasından önce oluşturulan kamuoyunun halk üzerindeki etkisi, demokratikleşme çabalarını tam tersi sonuçlara da götürebilir.



4- T.C. ANAYASASI’NDA REFERANDUM ve TÜRKİYE
REFERANDUM TARİHİ

a)Anayasal Düzenlemeler

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda halk oylamasının düzenlenişini incelediğimizde, çözümsüzlüklerin önüne geçecek hükümlerle karşılaşıyoruz:

1– “Seçimler ve halk oylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler.”
Burada referandum oylamasının şekli gösterilmiştir. Genel oylama ile ilgili tüm düzenlemeler ortak kabul edilmiştir.

2– “On sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halk oylamasına katılma haklama sahiptir.”

3– “Seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir.”

4– “Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulması işlemlerinin genel yönetim ve denetimi de milletvekili seçimlerinde uygulanan hükümlere göre olur.”

Bu durumda 79. Maddede milletvekilleri seçimlerinde uygulanan yönetim ve denetim hükmüne gidecek olursak:

5– “Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulu’nundur. Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.”
Halk oylamasının yönetim ve denetimi, genel seçimlerde olduğu gibi Yüksek Seçim Kurulu’na verilmiştir. Bu halk oylaması ile genel seçimler arasında amaç farkından başka bir ayrım bırakmamaktadır.

Anayasamız’da halk oylaması ile ilgili düzenlemeler bunlardır.



b)Türkiye Referandumlar Tarihi

Verilen bu bilgilerden sonra, Türkiye referandum tarihine, şimdiye kadar yapılan 5 referanduma bakacak olursak:

1– 9 Temmuz 1961 Halk Oylaması: 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından hazırlanan 61 Anayasası,9 Temmuz 1961’de yapılan halk oylaması ile, yüzde 38.3 “hayır” oyuna karşılık yüzde 61.7 “evet” oyu ile kabul edildi.
2– 7 Kasım 1982 Halk Oylaması: 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin ardından hazırlanan 82 Anayasası, 7 Kasım 1982’de yapılan halk oylamasında, yüzde 91.37 “evet” oyu olarak kabul edilmiştir.
3– 6 Eylül 1987 Halk Oylaması: 82 Anayasası’nda geçici 4. Madde ile getirilen 5 ve 10 yıllık siyasi yasakların kaldırılmasına ilişkin düzenlenmiştir. Çok küçük bir oy farkı ile kabul edilmiştir.
4– 25 Eylül 1988 Halk Oylaması: Anayasa’nın 127. Maddesinde bulunan yerel seçimlerin 1 yıl erken tarihe alınması konusu oylandı. Yüzde 35 olumlu oya karşılık yüzde 65 olumsuz oyla kabul edilmedi.
5– 21 Ekim 2007 Halk Oylaması: Anayasamız’ın 4 maddesinde değişiklik öngören halk oylaması yüzde 70 kabul oyuna karşılık yüzde 30 olumsuz oy ile kabul edildi.
Değiştirilen maddeler:
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi
Cumhurbaşkanının görev süresinin 7 yıldan 5 yıla indirilmesi
Aynı kişinin üst üste 2 defa cumhurbaşkanlığı yapabilmesi (5+5=10 sene)
Milletvekili seçim döneminin 5 yıldan 4 yıla indirilmesi
TBMM tarafından yapılacak bütün işlerde tamsayının üçte birinin (184 üye) yeter sayı kabul edilmesi

şeklinde gerçekleşmiştir.



5- 5. REFERANDUM ÜZERİNE ELEŞTİRİLER,
DEĞERLENDİRMELER VE ÖNERİLER

5. Referandum, öncesinde ve sonrasında pek çok tartışmalara neden oldu. Referandumun içeriği, değişikliğin geriye yürüyüp yürümeyeceği, oylamaya katılan kişi oranının az olacağı gibi tartışmalar ön planda olmak özere, referandum, gündemi epey meşgul etti.

Bütün bu tartışmalar somut bir sonuca ulaştırılamamışsa da, 5.Referandum'u yeniden gözden geçirmenin, ileride gerçekleşecek olan oylamalar adına, faydalı olacağı düşünülmektedir.

a) 5.Referandum’a Eleştiriler

5.Referandum’a eleştirilerim aşağıda 3 madde halinde listelenmiş ve daha sonra gerek-çeleriyle birlikte açıklanmıştır:

1– Neden-Zaman Çıkmazı
2– Değişikliklerin Bildiriminin Yetersizliği ve Kanuna Aykırı Tanıtım
3– Bir Oylama – 4 Kabul?



1– Neden-Zaman Çıkmazı

21 Ekim’de yapılan halkoylamasını masaya yatırabilmek için öncelikle bu halkoylaması-nın amacını belirlemek gerekiyor.
Cumhurbaşkanı ve TBMM seçimi öncesi, TBMM’ce onaylanan ve cumhurbaşkanına sunulan;
– Cumhurbaşkanının halk oylaması ile seçilmesi (m.102)
– Cumhurbaşkanı seçiminin 5 yılda bir yapılması ve 2 kez aynı kişinin Cumhurbaşkanı
seçilebilmesi(m.101)
– TBMM seçiminin 4 yılda bir yapılması (m.77)
– TBMM’nin, yapılacak seçimler dahil 184 toplantı yeter sayısı ile toplanması (m.96)

İlgili maddelerinin değiştirilmesi teklif paketi, Cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer tarafından halkoyuna sunuldu. Tabii eski Cumhurbaşkanımız’ın görev süresinin dolması ile birlikte, TBMM seçimlerinden sonraya bırakılan ve yeni TBMM tarafından seçilen Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasından sonra yapılan halkoylaması ile birlikte değişiklik paketi kabul edilmiş oldu.

Neden–Zaman çıkmazı ise şu noktalarda yaşandı:

Öncelikle gümrük noktalarında ve yabancı devletlerdeki konsolosluklarımızda oy kulla-nan vatandaşlarımızın oyları büyük bir yanlış anlaşılmaya feda olmuştur: Çünkü hava alanla-rında oy kullanmaya 12 Eylül gününden itibaren başlanmıştır. Konsolosluk ve gümrükerde ise kırk gün öncesinden oylamanın başlaması gerekiyordu. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarca, değişiklik paketinde yer alan “geçici 19.madde” kapsamında, 11. Cumhurbaşkanı seçimi halk tarafından yapılacaktı. Ancak daha sonra bu madde paketten, 8 Kasım 2007’de TBMM’de uzlaşma sağlanması yoluyla çıkarıldı. Yüksek Seçim Kurulu bu maddenin çıkartılma-sının referandumu durdurma niteliğinde bir durum olmadığına hükmetti.

28 Ağustos günü yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin 3. tur oylamasında Abdullah Gül, 339 oy ile Türkiye Cumhuriyeti 11. Cumhurbaşkanı seçildi.
21 Ekim’de yapılan halkoylaması sonucunda %31,05 “Hayır” oyuna karşılık %68,95 “Evet” oyu ile değişiklik paketi kabul edilmiştir.

Burada, yabancı memlekette yaşayan vatandaşlarımızca, 11.Cumhurbaşkanı seçiminin halk tarafından yapılacağı önerisi doğrultusunda oy kullanılmıştır. Değişiklik maddelerine baktı-mız zaman, kullanılan oyların belirleyicilik özelliğinin en çok “Cumhurbaşkanını halk seçer” deği-şiklik önerisi üzerine olduğunu görmekteyiz.
11.Cumhurbaşkanı seçiminin TBMM’ce yapılarak geçerli hale gelmiş olması şu halde mümkün gözükmemektedir. Çünkü değişiklik yapılan hükümler Türkiye Cumhuriyeti Anayasa-sı’na bile, 31.5.2007 tarihli olarak şerh düşülmüştür.

Milletvekillerinin, referandumun iptal edilmesi ve yeniden yapılması konusunda, maddi kaybı gözönüne alarak sonucun değişmeyeceği iddialarını ise anlamak güçtür.
Böyle bir durumda, TBMM’nin verdiği karar hiç bir önem taşımaz ve YSK’nın oylamaya 13 kala, alınan bu kararla yapılan talebi ret etmesi gerekirdi. YSK ise bu işlemin halk oylamasını durdurma niteliği taşımadığına karar verdi. Bu kararın yanlış olduğu kanaatindeyim.
Ancak YSK’nın bu kararına karşı üst yargı yolunun açık olduğu basında yazılan ve bildiri-len pek çok yayında belirtilmişti. Herhangi bir başvuruda da bulunulmadı. Bu nedenle yanlış u-sulle yapılmış olan eleştiri ve itirazları da yersiz buluyorum.

2– Değişikliklerin Bildiriminin Yetersizliği ve Kanuna Aykırı Tanıtım
Bu madde altında eleştirmek istediğim nokta, oy kullanan bir çok kişinin ne için “Evet” ne için “Hayır” dediğini bilmemesidir. Pek çok kişi, referandumda oylanan konunun sadece “Cum-hurbaşkanı’nı halk doğrudan seçer” maddesi olduğunu zannetmiştir. Hatta bazı vatandaşlarımız, oylamadan sonra yaptıkları konuşmalara bakılırsa Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı için oy kul-landığını zannetmiştir.
Halkımızın farklı çevrelerinde, kamuoyunun takip edilmemesi dolayısıyla oluşan bu tip hatalar normal karşılanabilir ancak düzenli olarak kamuoyunu takip eden vatandaşlarımızdan bi-le, değişikliğe sunulan 4 maddenin tamamını bilmeden oylamaya katılan kişiler olmuştur.
Bu çerçevede, 3376 sayılı kanunun 5. maddesinde yer alan tanıtım işlevinin sonuç do-ğurmadığı anlaşılmaktadır.
3376 sayılı Kanun’un 5. Maddesinde tanıtım 3 başlık altında düzenlenmiştir:

a) 298 sayılı Kanunun propaganda serbestliğine ilişkin hükümleri,halkoylaması gününden önceki yedinci günden başlayarak uygulanır.
b) Anayasa değişikliklerinin açıklanması ve tanıtılması amacıyla; özel kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasî partiler ve Cumhurbaşkanı halkoylaması gününden önceki yedinci günden itibaren, halkoylamasından önceki gün saat 18.00'e kadar radyo ve televizyonla aşağıdaki esaslara göre propaganda yapabilirler:
1. Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan partilere 10'ar dakikalık ikişer konuşma,
2. İktidar partisine veya partilerine 10'ar dakikalık birer, iktidar ortağı partilerden büyük olanına ilaveten 10 dakikalık bir konuşma, (iktidar partisinin konuşması siyasî partilerin konuşmalarının tamamlanmasından sonra yapılır. İktidar ortağı partiler bulunuyor ise son konuşma en büyük iktidar ortağı partiye aittir.)
3. Cumhurbaşkanına,dilerse birisi en sonda olmak üzere 10ar dakikalık iki konuşma hakkı verilir.
c) Anayasa değişikliğine dair Kanun Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra TRT'de, (b) fıkrasında belirtilenler dışında bu konuya ilişkin başka yayın yapılamaz.

3376 sayılı Kanun’da belirtilen tanıtım araçları bu şekilde düzenlenmiştir. Maddenin b bendinde, burada belirtilen tanıtım çalışmaları dışında yapılabilecek tanıtım çalışmaları da, özel kanunlardaki hükümler saklıdır denilerek korunmuştur.
Peki bu özel kanunlar ve saklı tutulan bu haklar nasıl kullanılmalı?
İşte bunun cevabı b bendinin ilk cümlesinde verilmiş: “Anayasa değişikliklerinin açıklanması ve tanıtılması amacıyla” sınırlaması konmuştur. Yani bir reklam kampanyası değil, tanıtım kampanyası yürütülmesi kanunca düzenlenmiştir.
Ancak saklı tutulan bu haklar, hiç de kanunda belirtildiği gibi kullanılmadı bu halkoylama-sının anıtımında. Bizzat gördüğüm bazı panolarda “Oylamada EVET!” sloganından ve ibaret olan reklamlar vardı panolarda.
Bu ve benzeri çalışmalar, o kadar zaman ve para harcanan, halkın iradesini dolaylı yoldan almak yerine doğrudan alan halkoylaması için kara leke teşkil etmektedir. O panoyu gören bir kişi oy pusulasına “EVET” üzerine mühür basabilir belki. Ancak bu hedeflenmesi gere-ken şey değildir. Bu bir tanıtım değildir.
Bu, halk oylamasına konu teşkil eden değişiklikleri bir kenara bırakıp parti propagandası yapmak ve kişisel görüşleri diretmekten başka bir şey değildir. Bu şekilde yapılan bir tanıtım yasaya aykırı değildir (şu anda) ancak demokrasiye ve hedeflenen milli egemenlik düşüncesine aykırıdır.
Tanıtım aşağıda belirtilen metin üzerinde yapılmalıydı; ister olumlu oyun yararlarından ister zararlarından bahsedilsin; tanıtım oylanacak metin üzerinden yapılmalıdır:

“MADDE 1 – 7/11/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 77. maddesinin birinci fıkrasında geçen 'beş' ibaresi 'dört' olarak değiştirilmiştir.
MADDE 2 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 79 uncu maddesinin ikinci fıkrasında geçen 'seçim tutanaklarını' ibaresinden sonra gelmek üzere 've Cumhurbaşkanlığı seçimi tutanaklarını' ibaresi; son fıkrasında geçen 'halkoyuna sunulması' ibaresinden sonra gelmek üzere 'Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi' ibaresi eklenmiştir.

MADDE 3 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 96. maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.'Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tamsayısının en az üçte biri ile toplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.'
MADDE 4 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 101 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
' MADDE 101 – Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir.
Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.
Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile mümkündür. Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday gösterebilir.
Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.'
MADDE 5 – Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 102 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
'MADDE 102 – Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır.
Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.
İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin ölümü veya seçilme yeterliğini kaybetmesi halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.
Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder.
Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.”

Bana göre bu konu, en çok dikkat edilmesi gereken noktalardan bir tanesidir. İlgililerin bundan sonra yapılacak olan halk oylamalarında buna dikkat etmelerini bekliyorum.
Halk oylamasını bir sözleşme gibi tasvir ediyorum. Devletin milleti ile yaptığı bir sözleş-medir en nihayetinde. Biz nasıl ki imzalayacağımız sözleşmeyi okuyorsak ve anladıktan sonra imzalamayı kabul veya ret ediyorsak, halk oylaması da aynı bunun gibidir.
Burada siyasi partiler, “EVET” veya “HAYIR” gibi diretmelerle halkın karşısına çıkarlarsa, gelecekte beklenmeyen bir sonuç ortaya çıkacak olursa, bunun tek sorumlusunun yine insanlara di retme uygulayan siyasi partilerin olacağı bilinmelidir.

3– Bir Oylama – 5 Kabul?
Referandum siyasi bir dava haline getirildiği için kimse değişiklikler ve sonuçların üzerine konuşmadı. “EVET” demek sanki A Partisine, “HAYIR” demek B Partisine oy atmak gibi algılandı halkın her kesimince.
Değişikliklerin içeriği, tartışma ortamlarında, bilen kişilerin tecrübeleri doğrultusunda yoğ-rulmadığı için bu oylamada “EVET” diyenler ve “HAYIR” diyenler, YSK’nın istatistiki verilerine bil-gi sağlamaktan başka bir görev görmediler.
1. Sınıfta Anayasa Hukuku derslerinde buna benzer bir pratik çözmemiştik ama değerli hocamlarımın da iznini alarak, konuyu tamamlayan bir olayla açıklamak istiyorum bu başlığı…
Yukarıdaki 2. başlık altında değişiklikleri içeren metnin konulma amacı, bu bölümde işlenecek olan konuya öncülük etmesidir:
Mesela farazi 3. kişi olarak oylamaya katılan birini düşünecek olursak:
1– Milletvekili seçiminin 4 yılda bir yapılması.
2– Toplantı yeter sayısının 184 olması.
3– Cumhurbaşkanını halkın seçmesi.
4– Cumhurbaşkanının 2 defa seçilebilmesi.
5– Cumhurbaşkanı seçiminin 5 yılda bir yapılması.
1., 2. ,3. ve 4. maddelerin değiştirilmesi önerisinin, 3. kişi için yararlı görülüyor olduğunu varsayalım.
Ancak 5. Maddede bulunan değişikliğin, zaman ve para israfına neden olduğunu düşünerek is–temediğini farz edelim.
3. kişi, bu referandum için aktarılan 103 milyon YTL’lik bir kaynak israfı olduğunu, bu kaynak ile bir çok yatırımın ayağa kaldırılabileceğini düşünmektedir. Zaten 4 sene-5 sene seçim uygulaması ile halkın, seçimin hemen arkasından gerçekleşecek olan cumhurbaşkanı seçimini hükümet eliyle gördürebileceğini savunmaktadır.
Burada 3.kişi ya kendi düşüncesinden feragat ederek “EVET” diyecek, ya da diğer 4 olumlu gelişmeyi feda ederek “HAYIR” diyecek.

Sonuç olarak ortaya çıkan bu iki durum da, ulaşmak istediğimiz sabit iradenin önüne set çekmektedir.
Makalenin önceki bölümünde incelediğim Türkiye Referandum Tarihi’ne bir gözattığımız zaman, bu oylamadan önceki 4 oylamanın 2’sinin darbelerden sonra hazırlanan Anayasalar ile ilgili olduğunu ve diğer 2’sinin de tek bir konuya yönelik olduğunu görüyoruz.
Daha önce Türk Referandum Tarihi’nde , bu 5.oylamanın maddeleri gibi, arasında hiçbir bağ olmayan, birden çok değişiklik hakkında aynı anda oylama yapılmamıştır.
Halk oylamasında, tek kabul veya ret ile oylanan değişiklikler:
1– Bu şekilde bir oylama ile, değişikliklerin bir kısmını çok olumlu bulan ancak diğer kısmını olumlu bulmayan kişilerin desteğinden yoksun kalmıştır,
2– Olumsuz oy verenlerin hangi maddeler ile ilgili soruları ve şüpheleri olduğunu tartışabilecek istatistikler mevcut değildir,
3– Tanıtım gerektiği gibi madde madde yapılmadığı için halkın oyları soru işaretleriyle birlikte zarflara girmiştir. Oylamanın gelecekteki getirilerinin halka yansıması halinde, halk uygu-lamaları kendi seçimi gibi benimsemeyecek ve toplumsal bir tepki oluşacaktır.

b)Bundan Sonraki Olası Referandumlar İçin Şekil ve Denetim Önerileri
1– Bir anayasa değişikliği söz konusu olduğunda, oylanan değişiklik metni, anayasal kurallar kapsamında, mutlaka oy kullanılan alanlarda yer almalıdır.
Oylanan değişiklik veya değişikliklerin listesinin, oy kullanılan alanlarda yer alması gerektiği savunmamı, aşağıda açıklayacağım şekilde kanuna dayandırıyorum.

Anayasa’nın 67.maddesinin 6. fıkrası, halkoylamasına uygulanacak usul ve esasların milletvekili seçimi ile aynı kurallara tabi olduğunu belirtmektedir.
Bu hüküm bizi 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’na götürüyor.
26. maddenin 1. Fıkrasının b bendinde, oy pusulası aynen şöyle düzenlenmiştir:
b) Birleşik oy pusulasının en üstüne "Siyasi Partiler ve Bağımsız Adaylar" ibaresi yazılır. Bu ibarenin altına seçime katılan siyasî parti temsilcileri huzurunda Yüksek Seçim Kurulu tarafından çekilen kura sırasına göre, en başta ve ortada partinin özel işareti, özel işaretinin altında kısaltılmış adı, onun altında da tam yazı halinde adı, onun altında koyu renkli harflerle parti genel başkanının adı ve soyadı, belirli bir aralık veya çizgiden sonra çapı iki santimetre olan bir boş daire basılır ve bütün bunların altı çizilir. Bu çizginin altına o partinin kesinleşen aday listesinde yer alan adayların ad ve soyadları, aldıkları sıra numarasına göre yazılır.
Bu maddeyi 3376 sayılı Kanun’un 3.maddesinin 2.fıkrasına bağlamak istiyorum:
II-Yüksek Seçim Kurulu, Anayasa değişikliklerinin halkoyuna sunulması için bütün tedbirleri alır ve hazırlıkları yapar. Kurul, halkoylamasının sağlıklı ve düzenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak amacıyla gerekli ilke kararlarını almaya yetkilidir.
Ve son olarak Yüksek Seçim Kurulu ve kararlarının niteliği hakkında:
Anayasa'da "Yasama Bölümü" içinde yer alan Yüksek Seçim Kurulu, yalnız seçimlerin genel yönetim ve denetimini yürüten bir kurul değildir. Yargıtay ve Danıştay'ın kendi içlerinden çıkardıkları üyelerden oluşan seçimlerin yargısal denetimini de sağlayan karma egemen üst yargı merciidir.
Yukarıdaki metni eklemek istiyorum.

Yukarıda değindiğim bu 3 nokta üzerinden bir yorumlama yapmak gerekirse:

Yüksek Seçim Kurulu, tüm seçimlerin yargısal denetimini sağlayan, seçimlerin en doğru şekilde yapılması için gerekli önlemleri alan ve hazırlıkları yapan bir yapı arz etmektedir.
Milletvekili Seçim Kanunu’ndan yaptığım alıntıda ise göstermek istenilen, genel seçim-lerde kullanılan birleşik oy pusulasının şekli ve açıklığıdır. Genel seçimlerin amacı ve sürecini iyi bilen oy kullananlar, hiç bir karışıklıkla karşılaşmadan, oy pusulasında açık bulnan bilgilere göre oylamasını kolayca kullanabilmektedir.

3376 sayılı kanunun 4.maddesinde, halk oylamasının yapılacağı oy pusulasının şekli, “EVET” ve “HAYIR” ibarelerini içeren şekilde düzenlenmiştir. Ancak 5. Referandum için oylanan madddelerin birbirine konu itibariyle bağlı olmaması ve 5 farklı maddenin oylanması nedeniyle, YSK, görevleri doğrultusunda gerekli bilgileri, onaylanmış şekilde, oy kullanılan yerde bulun-durma yükümlülüğüne hükmedebilirdi.


2– Halk oylamasında oylanan değişiklik önerilerinin halka yeterince tanıtılması görevi yi-ne YSK’nın sorumluluğundadır. Makale içinde eleştirdiğim tanıtım yöntemleri hususunda YSK, denetim yetkisini kullanarak gerekli düzenlemeleri ve ilke kararlarını almalıdır.
Halk oylaması, siyasi parti seçimlerinden farklı olarak, halkın kendisini yönetecek kural-ları belirleyen grubu seçmek yerine kendisini yönetecek kuralları doğrudan belirlemesidir. Bura-da siyasi partilere ve parti başkanlarına ciddi bir sorumluluk yüklenmektedir.
Halka, yapılacak değişiklikleri, partinin siyasi görüşü doğrultusunda anlatmak ve olası so-nuçlarını yorumlamak, oylamaya katılacak kişilerin gerçek iradelerini oylarına aktarabilmesini sağlayacaktır.

3– Değişikliği önerilen maddelerin birbiriyle bağlantısı yoksa ve birbirinden farklı 2 veya daha fazla madde halk oyuna sunuluyorsa, oy pusulasında her madde için ayrı bir oy alanının bulunması gerekmektedir.
Makalede eleştirilen noktalardan hareketle, paket halinde değişikliklerin oylanması, ger-çek halk iradesinin oylamaya aktarılmasını engellemektedir.



6– SONUÇ

5. Referandum sonucunda kabul edilen 5678 sayılı kanun ile düzenlenmiş Anayasa de-ğişiklik paketi ile, artık Cumhurbaşkanı seçimleri doğrudan halk oylaması ile yapılacaktır. Bu ne-denle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL’ün görev süresi sona erdikten sonra, artık 5 yılda bir Cumhurbaşkanı seçimi için sandık başına gideceklerdir.

“Sivil Anayasa” adı altında yürütülen yeni anayasa çalışmalarının sona ermesinden son-ra, eğer 82 Anayasası değiştirilecek olursa, değişen anayasanın getirdiği sonuçlara yönelik ola-rak değişikliklerin olacağını öngörebilmekteyiz.
Yazılan bu makale, yapılacak olan bu ve benzeri halkoylamalarının, sağlıklı ve amacına uygun olmasına ışık tutmakta yardımcı olursa mutlu olacağım.



Ali Göktürk Özdoğan

02/08


Makaleyi kaynaklar bilgisiyle ve düzenli olarak
http://www.gokturkozdogan.com/makale
adresinden okuyabilirsiniz.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"5.Referandum'un Ardından Türkiye'de Ve Dünyada Referandum" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ali Göktürk Özdoğan'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
» Makale Bilgileri
Tarih
05-02-2008 - 02:34
(3670 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 4 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 4 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
8379
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 8 saat 32 dakika önce.
* Ortalama Günde 2,28 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 36515, Kelime Sayısı : 4597, Boyut : 35,66 Kb.
* 4 kez yazdırıldı.
* 7 kez indirildi.
* 1 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 753
Yorumlar : 2
üzerinden bi hayli zaman geçti ama oldukça yararlandım.emeğiniz için teşekkürler...(...)
Çok güzel bir araştırma yapmışsınız. Sitenizdeki düzenli olan metindeki dipnot bilgileri de çok ama çok yararlı. Gelecekteki halkoylamaları için önerilerilerinizin dikkate alınmasını dilerim. Teşekk... (...)
Makalelerde Arayın
Forumumuzdaki İlgili Mesajlar
Hukuk Eğitiminde Üniversitenin Önemi ?
Femida - 28-09-2017 - 21:14
Zabıt Katibi > Savcı/hakim
zk88 - 27-12-2016 - 14:39
Dd Harf Notları Hk. Bir Dava
ismailarslan - 23-03-2016 - 14:45
Dgs Ile Hukuk Fakültesini Düşünenler
ZİNCİRKIRAN - 28-01-2016 - 16:32
Hukuk Öğrencileri Neden Avukat Olsun Ya Da Olmasın ?
Av.Hasan Erdem - 26-12-2015 - 13:52
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,10773206 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.