Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Avukatın Müvekkile Bilgi Verme Zorunluluğu

Yazan : Av.M.Lamih Çelik [Yazarla İletişim]

Yazarın Notu
Türkiye Barolar Birliği dergisinde yayınlanmıştır.

AVUKATIN MÜVEKKİLE BİLGİ VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Av.M.Lamih ÇELİK

Şanlıurfa Belediyesi Hukuk İşleri Müd.V.

Avukatın müvekkiline bilgi verme yükümlülüğü meslek kurallarının 31-34-42-43 ve 45.maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddeler açıklanırken varsa ilgili AB meslek kuralına ,yasa maddesine dipnotta yer verilmiş ve TBB Disiplin kurulu kararının konuya ilişkin kısmına yer verilmiştir.Bazı kurallarla ilgili ulaşabildiğimiz yargı kararlarına yer verilmiştir.

1- Meslek Kuralı m.31
“Avukat hasım tarafından ancak avukatı ile görüşebilir.(Hasmının avukatı yok ise) avukatın hasımla teması zorunlu sınırlar içinde kalır. Hasım tarafla her temasından sonra avukat müvekkiline bilgi verir.”[1]

TBB Disiplin Kurulu Kararları

“Avukatın karşı tarafın avukatı olduğu halde onunla görüşerek kendi müvekkili lehine feragat dilekçesi yazdırması ve meslektaşına bilgi vermemesi disiplin suçudur.(13.04.2002T. E.2001/284 K.2002/98)”

“Hasım tarafın avukatı yoksa zorunlu sınırlar içinde hasımla görüşülebilir. Eğer her iki tarafın avukatı varsa telefonla dahi olsa hasım ile görüşemez ancak avukatı ile görüşebilir. (08.07.2005 T. E.2005/114 K.2005/230)”[2]

“Avukatın hasım tarafla görüşmesinin ancak avukatı ile yapılabileceği meslek kuralı mutlak olup,hasmın avukatının bulunmaması halinde dahi görüşme “zorunluluk” sınırı ile bağlı bulunmaktadır.Avukat,bir davada,başka bir meslektaşının temsil ettiği kimse ile meslektaşının izni haricinde,doğrudan onunla temasa geçmesi disiplin suçunu oluşturmaktadır.(16.06.2006 T. E.2006/148 K.2006/221)[3]
2- Meslek Kuralı m.34

“Avukat müvekkiline davanın sonucu ile ilgili hukuki görüşünü açıklayabilir. Fakat bunun bir teminat olmadığını özellikle belirtir.”

TBB Disiplin Kurulu Kararları

“İş sahibi davanın sonucu ile ilgili hukuki görüşünü açıklarken bunun bir teminat olmadığını özellikle belirtmelidir.(1.2.992 T. E.1992/ 91 K. 1992/17)”[4]

“Avukat, hakkı kanun dairesinde savunmak ve müvekkilin menfaatlerini korumak vazifesini üzerine alırken adalete yardımcı olmayı kabul ve taahhüt etmiştir. Bu sebeple davanın kazanılmasını hiçbir zaman taahhüt edemez.(Yargıtay HGK. 28.02.1968 T. E.1966/3–179 K.1966/110)”[5]
3- Meslek Kuralı m.42



“Avukat işle ilgili giderleri karşılamak üzere avans isteyebilir. Avansın işin gereğini çok aşmamasına, avanstan yapılan harcamaların müvekkile zaman zaman bildirilmesine ve işin sonunda avanstan kalan paranın müvekkile geri verilmesine dikkat edilir.”[6]

TBB Disiplin Kurulu Kararları

“Avukat üstlendiği bir dava sonunda tesis edilen kararın temyizinde yarar olmadığı düşüncesinde ise, bu yoldaki hukuki kanaatini temyiz süresi geçmeden ve yazılı olarak müvekkiline bildirmek zorundadır. Aynı şekilde, temyiz giderlerinin de süresi içinde ve yine yazılı olarak iş sahibine bildirilmesi ve giderlerin ödenmemesinin sonuçları hakkında uyarıda bulunulması gerekir.(15.9.1990 T. E.1990/85 K. 1990/74)” [7]

“Avukat, yaptığı ödemelerle ilgili müvekkiline yazılı belge ibraz edemediğinde, kusurunun varlığından söz edilebilir ve bu eylem disiplin suçunu oluşturur.(27.1.1990 T. E.1990/100 K. 1990/7)”[8]

“Avukatın, üstlendiği işle orantılı olmayacak miktarda masraf avansı alması, bu avansın kullanılmayan bölümünü iade etmemesi meslek kurallarına aykırıdır.(7.11.1992 T. E. 1992/51 K. 1992/79)”[9]

“Şikâyetli avukat, dava masrafının verilmediği için süresinde itirazın iptali davası açmadığını ileri sürmüşse de bu hususta müvekkilini bilgilendirmediği ve üzerine düşeni yaptığını kanıtlamayan hiçbir yazılı belge sunmadığından bu beyana itibar edilemez.(27.1.2001 T. E.2001/198 K.2001/19)”[10]

“Bürosunu değiştiren avukat, yeni adresini baroya, müvekkillerine ve ilgisi bulunduğu dava dosyalarına bildirmekle yükümlüdür.(27.1.2001 T. E.2001/177 K. 2001/7)”[11]

“Avukatın işe başlamadan giderler için avans istemesi gerekir. Kendisine masraf ve vekâlet ücreti ödenmediği gerekçesiyle müvekkiline yaptığı işler hakkında bilgi vermemesi düşünülemez. (12.9.2003 T. E. 2003/129 K. 2003/249-12.07.2002 T. E. 2002/75 K.2002/208) (24.9.2004 T. E.2004/193 K.2004/287 )”[12]”

“Şikâyetli avukatlar 2000 markın danışma ücreti olduğunu, davanın takibini üstlenmediklerini savunmuşlar ise de, paranın gönderilmesinden önce vekâletname almış olmaları ve havale belgesinde de paranın “palmiye davası” için gönderildiğinin belirtilmiş bulunması karşısında,vekâlet ve ücret almak suretiyle bir davanın takibini üstlendikleri anlaşılmaktadır.Vekâlet ve ücret aldıkları halde,davayı takip etmeyen avukatların eylemi, Avukatlık Kanunu 34 ve 171.maddelerine aykırı olduğundan disiplin suçu oluşturur.(13.04.2002 T. E.2001/299 K.2002/111)”[13]

“Avukat, müvekkiline gönderdiği ihtarnamede “vekâlet ücretleri ile masrafların mahsubundan sonra kalan parayı alması ”gerektiği yazılıdır. Oysa ihtarnamede tahsil ettiği paraları ve mahsup ettiği miktar ile ödenecek para miktarının da belirtilmesi gerekir. (20.09.2002 T. E.2002/98 K.2002/242)”

“Şikâyetli avukatın, alınmaması gereken ve harç olarak isimlendirilen avansın davada harcanmadığı halde hesabını vermemesi iade etmemesi avukatlık mesleğine olan güveni sarsıcı nitelikte bir eylemdir.(11.6.2004 T. E.2004/107 K. 2004/203)”

“Şikâyetli avukatın takip ettiği ve şikâyetçi aleyhine sonuçlanan tapu iptal ve tescil davasına ait yargılama giderlerinin tahsili için yapılan icra takibinde vekil sıfatıyla kendisine tebliğ edilen icra emri hakkında müvekkiline bilgi vermediği için şikâyetçinin işyerinde fiili haciz uygulanmıştır. Avukat kendisine tebliğ edilen icra emri hakkında müvekkiline bilgi vermemesi disiplin suçudur.(12.6.2004 T. E.2004/138 K. 2004/223 )”[14]

“Şikâyetli, kendisine masraf verilmediğinden davayı takipte zorluk çektiğini, mahkemeye gerekçeli mazeret dilekçesi gönderdiğini, mahkemenin mazeretini kabul etmeyip davayı müracaata bıraktığını, bir ihmalinin söz konusu olmadığını savunmakta ise de, bu savunmaya katılmak mümkün olmamıştır. Zira şikâyetli avukat müracaata kalan davasını makul sayılacak kısa bir sürede yenilemeli ve davanın açılmamış sayılmasına neden olmamalıdır. Müvekkilince masraf verilmemesi sebebi ile davayı takip etmekte zorluk çektiği takdirde de iş sahibini yazı ile uyarmalı ve masraf ödenmemesinin sonuçlarını açıkça bildirmelidir. (19.03.2004T. E.2003/288 K. 2004/67)”
4- Meslek Kuralı m. 43

“Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir. Müvekkille ilgili bir hesap varsa uygun sürelerde durum yazıyla bildirilir.”[15]

Avukatın müvekkili adına tahsil ettiği paralan geciktirmeksizin müvekkiline ödemesi gerekmektedir. Ödeme olanağı bulunmayan hallerde ise müvekkil adına Bankaya yatırması veya Mahkemeye başvurarak tevdi mahalli tayin ettirmesi zorunludur.

Paranın disiplin kovuşturması açılmasından sonra ödemiş olması, Baro Disiplin Kurulu'nu bağlamaz ve disiplin kovuşturmasını etkilemez.Avukatın icradan çektiği paraları müvekkiline ödediğini miktarı yüksek ise yazılı belge ile ispatlaması gerekir bu konuda tanık dinletemez.Avukat,vekalet ücreti ödenmediği için hapis hakkını kullanarak tahsil ettiği parayı müvekkile ödemiyorsa müvekkile yazılı olarak bildirimde bulunması gerekir aksi halde avukatın eylemi 43.meslek kuralına aykırı olur.

TBB Disiplin Kurulu Kararları

“Avukat üstlendiği işi sonuna kadar sürdürmeye, makul sürelerle müvekkiline bilgi vermeye, vekâlet ücreti dışında dosyalardan çekilen paralar ve yapılan harcamalar konusunda müvekkiline hesap vermeye zorunludur.(7.11.1987 T. E.1987/49 K.1987/88)[16](15.11.1986 T. E.1986/50 K.1986/63)”[17]

“Mahkeme veznesinden aldığı teminatın bir bölümünü haklı bir sebebe dayanmadan müvekkile iade etmeyen avukat disiplin suçu işlemiş olur.(24.12.1988 T. E.1988/74 K.1988/65)”[18]

“Avukatın iş sahibine aldığı avansların ve yaptığı harcamaların hesabını vermemesi ve iş sahibinin bu yoldaki yazılarını yanıtlamaması 43.meslek kuralına aykırıdır.”(5.11.1988 T. E.1988/70 K. 1988/58)[19] (19.9.1992 T. E.1992/68 K.1992/78)”[20]

“Avukatın icra takibini üstlendiği senetleri arkadaşına ciro ettirip onun adına yapması ve tahsil ettiği parayı iş arkadaşına vermeyerek alıkoyması mesleğinin niteliğine, düzen ve geleneklerine aykırıdır.(15.9.1990 T. E.1990/52 K. 1990/2)”

“Avukat paranın tahsilinden 3 ay sonra şikâyetçiye taahhütlü bir mektup göndermiş ise de bu mektup alıcının adresten ayrılmış olması nedeniyle iade edilmiştir. Ancak bu mektupta gösterilen adresin vekâletname de yazılı adres olmadığı görülmektedir. Müvekkil adına alınan paraları geciktirmeksizin müvekkile duyurmak ve vermek zorunluluğunda olan avukatın iş sahibine herhangi bir nedenle ulaşmaması halinde mahkemeden tevdi mahalli tayini istemesi ve yükümlülüğünü bu şekilde yerine getirmesi gerekirdi. Kaldı ki vekâletname de yazılı adrese bildirimde bulunmayı da denememiştir.(25.4.1998 T. E.1998/37 K.1998/61)”[21]

“Avukatın yüklendiği iş nedeniyle tahsil ettiği parayı ve hesabını bizzat müvekkiline veya onun yazılı talimatı ile gösterdiği kişiye vermesi esastır. Şikâyetli avukatın tahsil ettiği parayı müvekkilinin açık ve yazılı talimatı olmadığı halde bir başkasına ödemesi ve müvekkilinin mağduriyetine yol açması avukatlık mesleğinin gerektirdiği onur güven ve özenli davranma ilkeleri ile bağdaşmaz paranın çok sonra ödenmesi eylemin disiplin suçu mahiyetini değiştirmez.(25.1.1999 T. E.1998/146 K.1999/12 )”[22]

“Avukat, müvekkilinin talebi olmasa bile vekâlet işinin yürütümü hakkında bilgi vermek ve tahsil edilen parayı uygun süre içinde ödemek zorundadır.(14.07.2001 T. E.2001/41 K.2001/107)”

“ Şikâyetli sözlü olarak 12.000 DM. karşılığı ücreti vekâlet anlaşması yaptıklarını ve tahsil ettiği (15.000.000.000) TL'yi ücreti vekâlet alacağına mahsuben alıkoyduğunu savunmuştur. Yazılı ücreti vekâlet sözleşmesi ibraz edilmediğine göre, Avukatlık Yasası'nın 163/son maddesi hükmü uyarınca asgari ücret tarifesinin uygulanması esastır. Şikâyetli avukatın tahsil edip şikâyetçi müvekkiline ödemediği para, asgari ücret tarifesi nazara alınarak hesaplanacak olan vekil ücretinin çok üstünde bir miktara tekabül ettiğinden, şikâyetli edilenin, hak ettiği ücretin üstünde bir miktarı yedinde tuttuğu anlaşılmaktadır.
Meslek Kuralları'nın 43. maddesine göre, müvekkil adına alınan paraların geciktirilmeksizin müvekkile duyurulması ve verilmesi gerektiği halde şikâyetli avukatın tahsil ettiği bir kısım miktarın müvekkile ödenmediğinden disiplin suçu oluşmaktadır.(09.05.2003 T. E.2003/30 K.2003/137 -27.10.2001 T. E.2001/97 K.2001/171)”

“Şikâyetli müvekkili tarafından A.Z.'ye ödeme yapılması için yazılı bir talimat sunmadığı gibi, en son 15.02.1999 tarihinde Havran Belediyesi'nden tahsil ettiği parayı uzunca bir müddet yedinde tutmuş, herhangi bir ödeme yapmamıştır. Avukatlık Meslek Kuralları'nın 43. maddesi gereği “..müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir”. Müvekkil bulunmadığı takdirde nemalarından da yararlanılmak üzere müvekkil adına bankada hesap açtırmak veya mahkemeden tevdi mahalli tayin ettirmek zorunludur.(06.06.2003 T. E.2003/82 K.2003/180)”

“Şikâyetli avukat dava ve icra masraflarını kendisinin yaptığını vekâlet ücretini peşin almadığından icradan çekmiş olduğu parayı yaptığı masraf ve vekâlet ücretine karşılık hapis hakkını kullanarak şikâyetçiye ödemediğini iddia etmiştir. Ancak avukatın alacağından dolayı hapis hakkını kullanabilmesi için hapis hakkını kullandığı hususunun iş sahibine yazılı olarak bildirmesi ayrıca iş sahibi adına tahsil ettiği para ile hangi işlerden dolayı ne kadar miktarda alacağı olduğunu gecikmeksizin müvekkiline duyurması gerekmektedir. Böyle bir bildirimde bulunmadığından 43.meslek kuralına aykırı olan eylem disiplin suçunu oluşturur.(9.5.2003 T. E.2003/46 K.2003/150-08.07.2005 T. E.2005/117 K.2005/232)”[23]

Yargıtay kararı

“Müvekkili adına tahsil ettiği parayı müvekkiline ödemeyen avukat haklı olarak azledilmiş olup, azlin haklı olması nedeniyle müvekkilinden herhangi bir bedel talep etme hakkı bulunmamaktadır. (Yargıtay 13. HD E. 2006/12251 K. 2006/15903 T. 4.12.2006 )
“Sanık Avukatın, katılan borçludan tahsil ettiği 500 milyon TL.yi icra takip dosyasına bildirmeyerek, alacağın tamamı üzerinden faiz hesaplayıp icra takibine devam etmek suretiyle icrai harekette bulunarak katılanın mağduriyetine yol açmaktan ibaret eylemi görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturur. (Yargıtay 4. CD 5.4.2006 T. E. 2004/3944 K. 2006/9086 )

“Avukatlık Kanununun 164/son maddesi gereğince dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenilecek vekalet ücreti avukata aittir. Ancak, dayanak ilamda takip konusu edilen avukatlık ücretinin vekilinin kendisine ait olduğu yazılı olmadığına göre, avukatın kendi adına bu ilamla takip yapması mümkün değildir. “(Yargıtay 12. HD E. 2007/5352 K. 2007/8969 T. 4.5.2007)

5- Meslek Kuralı m.45

“Avukat “hapis hakkı”nı alacağı ile orantılı olarak kullanabilir”

Açıklamalar:

Avukatın, elindeki para, mal ve her türlü kıymetli evraka yönelik hapis hakkı ve elinde bulunan evrakı geri vermeme şeklinde hapis hakkı vardır.

Avukatlık Yasası'nın 166.maddesi; “Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir.” hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre avukat sadece vekil ücretini değil kendisi tarafından yapılan giderler içinde hapis hakkını kullanabilir. Bunun için alacağının muaccel olması gerekir. Avukat, vekâlet ilişkisi dışında müvekkiliyle olan bir başka ilişkisi dolaysıyla ondan alacaklı olduğu hallerde 166 ve 39.maddelerindeki[24] hapis haklarını kullanamaz.

Ancak, avukatın alacağından dolayı hapis hakkını kullanabilmesi için hapis hakkının kullanıldığı hususunun iş sahibine yazılı olarak bildirilmesi, ayrıca iş sahibi adına tahsil ettiği para ile hangi işlerden ötürü, ne miktar da alacağı olduğunu gecikmeksizin müvekkiline duyurması gerekmektedir.

Avukat elinde bulundurduğu evrakı,ücreti ve yapmış olduğu giderler müvekkilce ödendiği takdirde,iade etmekle yükümlüdür. “Avukat müvekkilinden aldığı belgeleri geri verdiğini tanıkla kanıtlayabilir.(HGK. 22.13. 1965, 4/468)”
Avukatın yaptığı cüzi bir gider için alıkoyma hakkını kullanması ve bundan müvekkilin zarar görmesi veya böyle bir tehlikenin bulunması halinde hakkın kötüye kullanması söz konusudur.

TBB Disiplin Kurulu Kararları

“Avukat takip ettiği dava sonunda müvekkil namına tahsil ettiği bedel üzerinde, anlaşma gereği kararlaştırılan vekâlet ücreti kadar hapis hakkına sahiptir.(1.2.1986 T. E.1986/6 K.1986/1)”[25]

“Avukatın alacağından dolayı hapis hakkını kullanabilmesi için, müvekkili adına tahsil ettiği parayı geciktirmeksizin ve yazılı olarak bildirmekle birlikte aynı yazıda hangi işlerden ötürü ne miktarda alacağı olduğunu da açıklaması ve iş sahibini hesaplaşmaya davet etmesi gerekir.( 15.9.1990 T. E.1990/58 K.1990/71)”[26]

“Avukat, yazılı ücret sözleşmesi yoksa asgari ücret tarifesinde belirtilen ücretten fazlası üzerinde hapis hakkı kullanamaz. Müvekkil asgari ücret taifesine göre ödemeyi kabul ettiğine göre avukat evrakları geri vermek zorundadır.(16.03.2002 T. E.2001/275 K.2002/85-14.05.2004 T. E.2004/75 K.2004/176- 16.6.1990 T. E.1990/33 K.1990/47)”[27]

“Avukatın, ücreti ve yaptığı masrafları kendisine ödenmedikçe elinde bulunan evrak üzerinde hapis hakkı vardır. Avukatın aldığı avans, ücret ve yaptığı masraf toplamından fazla ise, bu halde ortada disiplin cezasını gerektiren bir eylem yoktur.(6.4.1991 T. E. 1991/24 K.1991/33)”

“Avukatın iş sahibi tarafından verilen çekler üzerinde hapis hakkı vardır.(20.11.1993 T. E.1993/68 K.1993/71)”[28]

“Avukat, şikâyetli ile ilgili olarak iki ayrı iş üstlenmiştir. Birinci iş daha önce kendisine teslim edilen bonoların tahsili işlemi olup, iddia edilen ücret alacağı bu işle ilgilidir. Bu işe ilişkin olarak, kendisine verilen kıymetler üzerinde ücret alacağına karşılık hapis hakkı mevcuttur.Ancak, kovuşturmaya neden olan ve hapis hakkı ileri sürülerek iade edilmeyen iki adet bono ve bir adet çek,birinci işle ilgili olmayıp,Avukata daha sonra tahsil için teslim edilen senetlerdir.Bu durumda,Avukatın,ücret alacağı ile ilgili olmayan bir işten dolayı kendisine teslim edilen diğer değerler üzerinde hapis hakkı yoktur.(13.04.2002 T. E.2001/295 K.2002/108)”[29]

“Şikâyetli avukat icra dosyasından 02.10.2000 tarihinde 579.200.000.-TL tahsil etmiştir. Şikâyetçi ise 07.11.2001 tarihinde şikâyette bulunmuştur. Dosya içinde Şikâyetli avukatın şikâyetçiye hangi işlerden ötürü ve ne miktar alacağı olduğuna ve alacakları için hapis hakkını kullandığına dair şikâyetçiye yazılı bir bildirimde bulunduğunu gösteren belgeye rastlanmadığı gibi şikâyetli avukat savunmasında da hapis hakkını ve mahiyetini şikâyetçi müvekkiline bildirdiğini savunmamıştır. Bu sebeple şikâyetli avukatın eyleminin disiplin suçunu oluşturmaktadır. (09.05.2003T. E.2003/46 K.2003/150

“Bono bedeli tamamen ödenmiş olduğu takdirde, bononun, borçlusuna iade edilmesi yasal bir zorunluluktur. Bedeli tamamen ödenmiş olan bononun, iade edilmemesi yönünden müvekkilce avukata verilen talimat yasaya aykırı olup, geçerli değildir.Şikâyetli avukat, şikâyete konu bonoyu, müvekkiline vererek, en azından kendisini taraflar arasındaki husumet ve çatışmanın dışında tutması mümkün iken bunu da yapmamıştır. Bedeli tamamen ödenmiş olan bir senedi, haklı ve asal bir gerekçe olmaksızın, şikâyetçiye iade etmeyen avukatın eylemi disiplin suçu oluşturmaktadır.(11.11.2004 T. E 2004/269 K. 2004/366)”



DİPNOTLAR

[1]AB Meslek Kuralı; 5.5. Avukat, belirli her davada başka bir avukat tarafından temsil olduğunun ya da yardım gördüğünü bildiği karşı tarafla doğrudan ilişkiye geçemez eğer ki meslektaşı kendisine haber verilmesi şartıyla buna muvafakat etmiş olsun.
Uluslararası Barolar Birliği Oslo Kararları:
(7) “Bir davada başka bir meslektaşının temsil ettiği bir kimse ile meslektaşının izni haricinde asla doğrudan doğruya temasa geçemeyecektir”. Bu kural hem, hasım tarafı temsil eden meslektaşını ve hem de kendi müvekkilini yersiz şüphelere düşürmek için avukatları uyarmak amacını güder. Avukat karşı tarafla görüşmesi gerekiyorsa, avukatın müvekkili ile ilgili konularda dikkatli olarak onun aleyhine olacak şeylerden özenle kaçınması gerekir.


[2] TBB Dergisi S. 2005/61 s.488

[3] TBB Dergisi S.2006/66 s.433-Antalya Barosu Dergisi ocak 2007 S. 60 s. 128

[4]TBB Dergisi S. 1992/1 s.102

[5] Ankara Barosu Dergisi S. 2001/2 s.104.

[6] AB Meslek Kuralı; 3.5 Avukat, masraflar ve/veya ücrete mahsuben bir avans ödenmesini talep ettiği zaman, bu avans işin gerektirdiği harcamalar ve vekâlet ücretine biçilecek makul bir değerin üstünde olmamalıdır. Talep edilen avansın ödenmemesi durumunda avukat, 3.1.4 maddesi hükmüne riayet etmek kaydıyla söz konusu davadan çekilme hakkını kullanabilir
Avans,avukatın üstlendiği işi yapabilmesi gerekli bir takım -yargılama gideri gibi- masrafları karşılayabilmek için istediği meblağdır.Gideri olmayan konularda avans istenemez. Avukat yapacağı olası harcamalar için kendisine yeteri kadar avans verilmesini isteme hakkına sahiptir.Talep edilen avans işle orantılı olmalıdır. Avukat,istediği avans verilene kadar işi bekletme hakkına sahiptir. Avansın verilmemesi halinde avukatın cebinden harcama yaparak işi takip etme zorunda değildir.
Ancak beklemeden kaynaklanacak hak kayıplarının sorumluluğundan kurtulmak için avans talep ettiğini ispatlaması gerekir. Bu nedenle yazılı talep ispatı kolaylaştırır. Avukat yaptığı harcamaları yazılı evrakla ispatlamak zorundadır.
Müvekkilin, güvenip de vekâlet görevini verdiği avukatın işi nasıl yürüttüğü ve sonuçlandırdığını bilmeye hakkı vardır.

[7] TBB Dergisi S. 1990/3

[8] Ankara Barosu Dergisi S. 1990/2 s.322

[9] Ankara Barosu Dergisi S. 1992/6 s.1003

[10] Ankara Barosu Dergisi S. 2001/2 s.181

[11] Ankara Barosu Dergisi S. 2001/2 s.180-181

[12] İstanbul Barosu Dergisi S. 2005/2 s.670

[13] “Avukatlık kanunu 171.maddesi ve HUMK 62 ve 68.maddeleri gereğince ilamda borçlunun davasını vekille takip ettirdiği anlaşıldığından bu ilam icraya konulduğu takdirde icra dosyasında vekâletname olmasa da avukatın icra aşamasında da vekilliği devam ettiğinden icra emrinin ilamda adı yazılı avukata tebliğ edilmesi gerekir.”(HGK 2.07.2003 T. E. 2003/12-442 K.2003/445-İstanbul Barosu Dergisi S. 2006/1 s.191-194)

[14] Manisa Barosu Dergisi S. 2004/4 s. 207

[15] AB Meslek Kuralı; 3.8.1 Avukat, herhangi bir zamanda müvekkilleri ya da 3 üncü bir şahıs adına aşağıda müvekkiller hesabı olarak anılan türden bir hesap tutuyorsa şu kurallara uymakla yükümlüdür.
3.8.1.1. Müvekkilin açıkça veya zımmen verdiği bir talimatla değişik bir uygulama söz konusu olmadıkça “müvekkil hesapları” daima bankada veya kamu kurumlarınca onaylanmış benzeri bir kuruluşta açık bir hesap tutulacak ve avukat tarafından tahsil edilen tüm meblağlar bu hesapta toplanacaktır.
3.8.1.2.Avukat tarafından açılan müvekkil hesapların içeren her banka hesabının isimler hanesinde hesap ya da hesapların avukatın müvekkili ya da müvekkilleri adına olduğu belirtilmelidir.
3.8.1.4 Müvekkiller hesabı müvekkilin talebi üzerine, ya da müvekkilin kabul ettiği şartlarda tetkike açık olmalıdır.
3.8.1.5 Aksini öngören kanun hükmü ya da ödemede bulunan müvekkilin açık ya da zımni muvafakatı dışında
a)Bir müvekkil için bir başka müvekkilin hesabından yapılan ödemeler.
b)Avukat ücretine mahsuben avanslar da dahil olmak üzere müvekkil hesabından bir 3 üncü şahsın hesabına herhangi bir ödemede bulunmak yasaktır.
Uluslararası Barolar Birliği Oslo Kararları ;
(15): “Avukat müvekkili adına aldığı parayı gerektirdiğinden fazla yanında tutmamalıdır”. “Avukat asgari sarf edeceği emek ve muhtemel giderleri ile oranlı olmak şartı ile avans istemek hakkına haizdir”.


[16] Ankara Barosu Dergisi S. 1988/1 s.66

[17] Ankara Barosu Dergisi S. 1987/1 s.35

[18] Ankara Barosu Dergisi S. 1989/1 s.172

[19] Ankara Barosu Dergisi S. 1989/1 s.169

[20] TBB Dergisi S. 1992/3

[21] İstanbul Barosu Dergisi S. 1999/3-4-5 s. 412

[22] İstanbul Barosu Dergisi S. 1999/3-4-5 s.419

[23] TBB Dergisi S. 2005/61 s.486

[24]Avukatlık Kanunu
Avukatın Dosya Saklaması ve Hapis Hakkı
Madde 39 - …….Avukat, ücreti ve yapmış olduğu giderleri kendisine ödenmedikçe, elinde bulunan evrakı geri vermekle yükümlü değildir.


[25] Ankara Barosu Dergisi S. 1986/2 s.225

[26] TBB Dergisi S. 1990/3 s.421

[27] TBB Dergisi S. 1990/2 s.247

[28]TBB Dergisi S. 1994/1 s.247

[29] Manisa Barosu Dergisi S. 2003/2 s.140-141






Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Avukatın Müvekkile Bilgi Verme Zorunluluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.M.Lamih Çelik'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
17-08-2007 - 15:46
(2573 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 5 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 5 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
17354
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 dakika 46 saniye önce.
* Ortalama Günde 6,74 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 39231, Kelime Sayısı : 2946, Boyut : 38,31 Kb.
* 2 kez arkadaşa gönderildi.
* 10 kez indirildi.
* 5 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 657
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,65959001 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.