|
Kadına Yönelik Şiddet,4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun Yönetmelik Yargıtay Kararları Ve Uygulama Sorunları
İÇERİK:
A-Giriş
B-19 nolu Tavsiye Kararı(11.oturum,1992) Kadınlara Yönelik Şiddet,
Arkaplan
Genel Yorumlar
Haklar ve özgürlükler
Anlaşmanın Belirli Maddelerine dair Yorumlar
C-19.nolu Tavsiye Kararına Göre Aile İçi Şiddeti Yenmek İçin Alınacak Tedbirler
D- Ulusal Düzenleme:4320 sayılı yasa;
Yasanın Uygulanması
Şiddete Maruz Kalmada ve Şiddet ihtimalinde İzlenecek Yol
Şiddet Uygulayan
Mağdur
Aile Mahkemesine Başvuru Biçimleri
Yetkili Mahkeme
Görevli Mahkeme
Alınabilecek Tedbir örnekleri
Tedbirlerin Özellikleri
Usul
İspat
Tedbirin diğer sonuçları
Harç
Süre
Yaptırım
E-4320 Sayılı Yasada yapılan son değişiklikler,değişmeyenler,
F:Eleştiriler,Öneriler
G-Sonuç:
H-Ekler:
1-4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun 1998:
Yasa Metni
Genel Gerekçe
Madde Gerekçeleri
2-4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunda 2007 yılında yapılan değişiklik
Yasa Metni
Genel Gerekçe
Madde Gerekçeleri
3-4320 Sayılı Yasa ile ilgili Yargıtay Kararları
Hukuk
Ceza
4- Kadınlara Yönelik Şiddet,Töre Ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Genelge
5-Ailenin Korunmasına Dair Kanunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik
A-GİRİŞ:
Ulusal ve uluslararası güvenceye bağlanmış hak ve özgürlüklerden kadınların yararlanmasını ve becerisini engelleyen en önemli etken kadına çeşitli biçimlerde yönelmiş şiddettir.Bu şekliyle şiddet;en büyük ayrımcılık şeklidir.
Kadına yönelik şiddet ulusal ve bazı coğrafyalarda görülen bir olay değildir.Bütün toplumlarda yaygındır.Aile bağı içindeki kadınlar aile içi şiddet uygulayan kişilerce tecavüz,,dayak,diğer cinsel ve ruhsal saldırı türlerine maruz bırakılmaktadır.Ekonomik güç bakımından daha dezavantajı durumda olan kadınlar şiddet ortamında kalmaya zorlanmaktadır.Şiddetten uzaklaşma yollarını bilememekte,bilse bile bir çok engel ile karşılaşmaktadır.
Şiddet sadece temel hakların ihlali olmayıp kadınların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını etkilemekte,kadın ve erkek arasındaki fiili eşitsizliği derinleştirmekte her alandaki yaşama katılma haklarını ve becerisini ihlal etmektedir. ( B.M Genel Tavsiye No:19 (11.oturum,1992)
Diğer yandan kadına yönelik şiddet, ayrımcılığı ve eşitsizliği sürekli hale getirmekte olup kadının hayatının denetlenmesinde başvurulan evrensel bir araçtır .
Aile içi şiddetin mahrem bir konu olarak değerlendirilmesi,aile kurumunun insan hakları karşısında aşırı değerli görülmesi kadına yönelik şiddetin yakın zamanlara kadar gözle görünmezliğine yol açmıştır.
Toplumsal örgütlenişteki mevcut adaletsizlikler ve işleyişler de bu görünmezliği normal hale getirmiştir.Kadının sadece ev de değil, toplumsal yaşamın her alanında yaygın biçimde şiddete maruz kaldığı,savaşlarda ilk mağdur oldukları gerçeğinin dile getirilmesi ancak yakın geçmişte kadın hareketi aktivistlerinin ısrarlı ve yorucu çalışmalarının bir sonucu olarak gerçekleşmiştir.
Gerçekten de insan haklarına ilişkin uluslararası bildirge ve anlaşmalar; başlangıçta temel hakları tanımlamış ve dezavantajlı gruplara/cinslere/yaşlara/işlere göre bir ayrım başlangıçta gözetilmemiştir.Kadın konusu ise bunda ayrık bir özelik göstermemektedir.
Uluslararası Kadın Hareketinin yorulmaz mücadelesiyle bu zulüm sistemi görünürlük kazanmış ve yavaş da olsa kadına karşı ayrımcılık ve şiddet konularındaki bilinçlenme ilk kez 1993 de Viyana da toplanan Dünya İnsan Hakları Konferansında uluslararası hukuka yansıyabilmiştir.
Böylece 20 yüzyılın sonunda kadına karşı şiddet konusu nihayet hükümetlerin gündem maddesi olarak bir zemin kazanmış ,kadınların evrensel hukuku sayılan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi(CEDAW) 1979 yılında şiddet konusuna yer vermeden yürürlüğe girdiğinden ,ancak seksenli yıllardaki gelişmeler karşısında CEDAW Komitesi 19 nolu genel tavsiye kararı(1992) ile kadına karşı şiddeti ayrımcılıkla ilişkilendirerek devletleri şiddeti önleme konusunda sorumlu kılmıştır. (Prof.Yakın Ertürk)
B-GENEL TAVSİYE NO:19 (11.oturum,1992)
Kadınlara Yönelik Şiddet
Arkaplan
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1-Cinsiyete dayalı şiddet,kadınların erkeklerle eşit temelde hak ve özgürlüklerden yararlanma becerisini ciddi şekilde kısıtlayan bir ayrımcılık şeklidir
2-1989 yılında, komisyon,devletlere,değerlendirmek üzere sunulan raporların şiddet ve önlemler hakkında bilgi içermesi gerektiğini tavsiye etmiştir.
3-1991 yılındaki 10. Oturumda,11.oturum 6 maddenin ve kadın sömürüsü,cinsel suiistimal ve kadına karşı şiddet ile ilgili diğer maddeler üzerinde tartışma ve çalışmaya hasredilmesine karar verilmiştir .Bu konu,Genel Kurulun 18 Ekim 1990 tarihli 45/155 no'lu önergesi ile toplantıya çağırdığı 1993 yılı Dünya İnsan Hakları Konferansında belirlenmiştir.
4-Komite, taraf devletlerin hiçbirinin raporunun kadınlara karşı ayrımcılık,cinsiyete dayalı şiddet ve temel özgürlükler ve insan hakları ihlalleri arasındaki yakın bağlantıyı yeterince yansıtmadığı sonucuna varmıştır.
5-Komite,kongreye rapor sunumunda ve politikalarını gözden geçirmede cinsiyete dayalı şiddet ile ilgili olarak aşağıdaki komite yorumlarını göz önüne almalarını üye devletlere önermiştir.
|
|
 |
|
 |
|
Genel Yorumlar
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
6-Kongre, 1.maddede kadınlara yönelik ayrımcılığı tanımlamaktadır. Ayrımcılık tanımı kadına kadın olduğu için yöneltilen veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı şiddeti kapsar. Bu fiziksel,zihinsel ve cinsel zarar ve acı çektiren bu tür eylemlerle tehdidi içermektedir. Cinsiyete dayalı şiddet,açıkça şiddetten söz etmediğine bakılmaksızın sözleşmenin özel hükümlerini ihlal edebilir.
7-İnsan hakları sözleşmesi, genel uluslararası hukuk bağlamında kadınların insan hak ve temel özgürlüklerinden yararlanılmasını etkisizleştiren ya da ihlal eden cinsiyete dayalı şiddet anlaşmanın 1.maddesi anlamında ayrımcılıktır.
|
|
 |
|
 |
|
Bu haklar ve özgürlükler;
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
a) Yaşam hakkı
b) İşkenceye, zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı davranış veya cezalandırmaya maruz kalmama
c) Ulusal ya da uluslararası silahlı çarpışma zamanında,insani normlara göre eşit korunma
d) Kişi güvenliği ve özgürlüğü hakkı
e) Yasalar önünde eşit korunma
f) Aile içinde eşitlik
g) Elde edilebilir en yüksek standartta fiziksel ve zihinsel sağlık
h) Tam ve elverişli çalışma koşulları haklarını içermektedir. |
|
 |
|
 |
|
(Hükümetlerin Sorumluluğu)
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
8)Anlaşma, kamu otoritelerince gerçekleştirilen şiddete uygulanmaktadır. Bu tip şiddet eylemleri anlaşma ihlaline ek olarak,devletin uluslararası insan hakları hukuku ve diğer sözleşmeler kapsamındaki yükümlülüklerini de ihlal edebilir.
9) Bununla beraber anlaşma kapsamında ayrımcılığın hükümetler tarafından ya da onlar adına gerçekleştirilen eylemlerle sınırlandırılmadığı vurgulanmaktadır. Örn. 2(e) maddede anlaşma, taraf devletleri herhangi bir teşebbüs,organizasyon ya da birey tarafından kadınlara yöneltilen ayrımcılığı ortadan kaldıracak uygun tüm önlemleri almaya davet etmektedir. Genel uluslar arası hukuk ve insan hakları özel sözleşmeleri bağlamında devletler hak ihlallerini önleme ve şiddet hareketlerini soruşturma ve cezalandırmakta başarısızlığından ve tazminattan sorumlu olabilecektir.] |
|
 |
|
 |
|
Anlaşmanın Belirli Maddelerine dair Yorumlar
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Madde 2 ve 3
10)Anlaşma,5 ve 16 maddelerdeki özel yükümlülüklere ilaveten ayrımcılığın tüm şekillerini ortadan kaldıracak geniş bir yükümlülük tesis etmektedir.
Madde 2 (f), 5 ve 10 (c)
11)Kadına,erkeklere göre ikinci sınıf ya da kalıplaşmış role sahip olduğu gözüyle bakan geleneksel düşünce tarzı aile içi şiddet ve suiistimal, zoraki evlilik,kadın sünneti gibi zorlama ve şiddet içeren yaygın uygulamayı sürdürmektedir. Bu tip önyargı ve uygulamalar kadınların koruma ve kontrolünün bir şekli olarak cinsiyete dayalı şiddeti haklı göstermektedir. Kadınların fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik bu tip şiddet hareketleri kadınları insan hakları ve temel özgürlüklerine eşit katılım ve bilgiden yoksun bırakmaktadır. Bu yorum var olan ya da tehdit niteliğindeki şiddete işaret etmekteyken cinsiyete dayalı şiddet biçimlerinin temel sonuçları kadınların ikinci sınıf rolünü sürdürmesine ve politik alanda,eğitimde ve iş fırsatlarına düşük seviyede katılımını sürdürmektedir
12)Bu davranışlar pornografinin yayılmasına ve kadınların birey olmaktan çok seks objeleri gibi görülmelerine ticari sömürüsüne ve giderek cinsiyete dayalı şiddete katkıda bulunur.
Madde:6
13) M:6 gereğince taraf devletlerin kadın ticaretinin ve kadınların sömürüsünün tüm şekillerini bastıracak önlemler almalarını gerektirmektedir.
14)Yoksulluk ve işsizlik kadın ticareti koşullarını arttırmaktadır. Bu ticaretin yerleşik şekillerine ilaveten cinsel sömürünün seks, turizmi, gelişmekte olan ülkelerdeki yerli iş gücünün gelişmiş ülkelerde çalışmak için. işe alınması, gelişmekte olan ülkelerden ve yabancı uluslardan kadınlarla anlaşmalı evlilikler gibi yeni şekilleri bulunmaktadır. Bu uygulamalar kadınların haklardan eşit yararlanması ve onların hakları ve saygınlığı ile bağdaşmamaktadır. Bu uygulamalar kadını suistimal etmekte ve ayrı bir şiddet tehlikesine maruz bırakmaktadır.
15)Yoksulluk ve işsizlik,genç kızlarla beraber birçok kadını da fahişeliğe zorlamaktadır. Yasadışı olabilen,statüleri marjinal olmaya eğilimli olan fahişeler özellikle şiddete maruz kalabilmektedirler. Tecavüz ve diğer şiddet biçimlerine karşı eşit yasal korumaya ihtiyaçları vardır.
16)Savaşlar, silahlı çatışmalar özel koruma ve ceza tedbirleri gerektiren kadın ticareti,cinsel şiddet ve yaygın fahişeliğe yol açmaktadır.
Madde 11
17)Kadınlar işyerlerinde cinsel taciz gibi cinsiyete dayalı ayrı bir şiddete maruz kaldıklarında çalışma eşitliği ciddi olarak zarar görebilmektedir.
18)Cinsel taciz,fiziksel temas ve yakınlaşmalar gibi hoş olmayan cinsel nitelikli davranışlar,cinsel içerikli sözler, söz ve hareketlerle pornografi ve cinsel istek gösterisini içermektedir. Bu davranış onur kırıcı olabilmekte ve sağlık ve güvenlik sorunu yaratabilmektedir. Kadınların, karşı çıkmaları halinde işvereniyle ilişkisinde kendisi için dezavantaj olacağına inandıkları makul sebeplerin varlığı ayrımcılıktır.
Madde 12
19) Taraf devletlerin 12 madde uyarınca sağlık güvencesine girişte eşitliği sağlamaları gerekmektedir. Kadınlara yönelik şiddet onların sağlığını ve yaşamını riske atmaktadır.
20)Bazı devletlerde kültür tarafından devam ettirilen geleneksel uygulamalar ve çocuk ve kadın sağlığına zarar veren gelenekler vardır. Bu uygulamalar, erkek çocuğun tercih edilmesi kadın sünneti, jenital sakatlık, hamile kadınlara besin sınırlamasını içermektedir.
Madde 14
21)Kırsal bölgelerdeki kadınlar, birçok kırsal toplulukta devam eden ve kadını ikinci sınıf olarak gören geleneksel davranışlar nedeniyle cinsiyete dayalı şiddet riski altındadır. Kırsal toplumlardaki kızlar kasabalarda iş aramak için kırsal toplumdan ayrıldıklarında farklı bir şiddet riski ve cinsel sömürü altındadırlar.
Madde 16 (Ve madde 5)
22)Zorunlu sterilizasyon ve çocuk düşürme kadının ruhsal ve fiziksel sağlığını ters yönde etkilemekte ve kadınların hangi sıklıkla ve kaç çocukları olacağına karar verme hakkını çiğnemektedir.
23)Aile içi şiddet kadınlara yönelik şiddetin en gizli şekillerinden biridir. Tüm toplumlarda yaygındır. Aile bağı içinde her yaştaki kadın tecavüz,dayak,cinsel saldırının diğer şekilleri geleneksel davranışlarla sürdürülen diğer şiddet tiplerine maruz kalmaktadır. Ekonomik özgürlükten yoksunluk birçok kadını şiddet içeren aile bağı içinde kalmaya zorlamaktadır. Bu tür şiddet kadınların sağlığını riske atmakta ve onların eşit oranda sosyal yaşama ve aile yaşamına katılma becerisini ihlal etmektedir. |
|
 |
|
 |
|
C-Özel Tavsiyeler: (11.oturum,1992)
Aile içi şiddeti yenmek için alınacak tedbirler arasında şunlar yer almalıdır:
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu yorumlar ışığında Kadınlara Yönelik Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi şunu tavsiye etmektedir.
(a) Taraf devletler toplumsal cinsiyet temelli şiddetin bütün biçimlerinin –gerek kamu gerek özel kişi tarafından yapılmış fiiller- üstesinden gelmek için uygun ve etkin tedbirler almalıdır;
(b) Taraf devletler aile içi şiddet ve taciz, tecavüz, cinsel saldırı ve diğer toplumsal cinsiyet temelli şiddete karşı yasaların tüm kadınlara etkin koruma sağlamasını ve bütünlük ve onurlarına saygıyı sağlamalıdır. Kurbanlar için uygun koruyucu ve destek hizmetleri sağlanmalıdır. Adli personel ve kanun uygulayıcılara ve diğer kamu çalışanlarına yönelik toplumsal cinsiyet duyarlılığı eğitiminin verilmesi Sözleşmenin etkin uygulanması için gereklidir;
(c) Taraf devletler şiddetin derecesi, nedenleri ve etkileri ve şiddeti önlemek ve uğraşmaya yönelik tedbirlerin etkinliğiyle ilgili istatistik toplanması ve araştırmayı teşvik etmelidir;
(d) Medyanın kadınlara saygı göstermesi ve saygıyı teşvik etmesi için etkin tedbirler alınmalıdır;
(e) Taraf devletler raporlarında kadınlara yönelik şiddeti kalıcılaştıran yaklaşım, gelenek ve uygulamaların doğasını ve yaygınlığını ve ortaya çıkan şiddet biçimlerini tanımlamalıdır. Raporda şiddeti yenmek için aldıkları tedbirler ve bu tedbirlerin etkisi de yer almalıdır;
(f) Bu yaklaşım ve uygulamaları yenmek için etkin önlemler alınmalıdır. Devletler kadın eşitliğini engelleyen önyargıların yok edilmesine yardımcı olacak eğitim ve kamu bilgi programları hazırlamalıdır;
(g) Trafik ve cinsel sömürüyü yenmek için özel önleyici ve cezai tedbirler gereklidir;
(h) Taraf devletler raporlarında tüm bu sorunları ve cezai tedbirler, fahişelik yapmış veya trafik edilmiş ve diğer cinsel sömürü biçimlerine maruz kalmış kadınları korumak için alınan koruyucu ve rehabilitasyon tedbirlerini de içeren tedbirleri açıklamalıdır;
(i) Etkin şikayet prosedürleri ve giderimler –tazminat dahil- sağlanmalıdır;
(j) Taraf devletler raporlarında cinsel baskıyla ilgili bilgi ve kadınları cinsel baskı ve çalıştıkları yerde diğer zor kullanma biçimlerinden korumak için alınan tedbirleri bildirmelidir;
(k) Taraf devletler aile içi şiddet, tecavüz, cinsel saldırı ve diğer toplumsal cinsiyete dayalı şiddet biçimlerine maruz kalmış kurbanlar için sığınak, özel eğitimli sağlık çalışanları, rehabilitasyon ve danışma gibi hizmetler oluşturmalı veya varolanları desteklemelidir;
(l) Taraf devletler bu tip uygulamaları yenmek için tedbirler almalı ve sağlık konularını rapor ederken Komite’nin kadın sünnetiyle ilgili tavsiyesini (tavsiye no. 14) dikkate almalıdır;
(m) Taraf devletler, doğurganlık ve üremeyle ilgili zor kullanmayı önlemek için tedbirler alınmasını sağlamalı ve kadınların doğurganlık kontrolüyle ilgili uygun hizmetlerin olmaması nedeniyle yasadışı kürtaj gibi güvenli olmayan tıbbi uygulamalar arayışına girmeye zorlanmamasını sağlamalıdır;
(n) Taraf devletler raporlarında bu sorunların büyüklüğünü belirtmeli ve alınan tedbirleri ve etkilerini açıklamalıdır;
(o) Taraf devletler şiddet kurbanları için hizmetlerin kırsal kesim kadınlarının da ulaşabilmesini sağlamalı ve gerektiğinde izole topluluklara özel hizmetler sağlamalıdır;
(p) Onları şiddetten korumak için alınacak tedbirler arasında eğitim ve iş olanakları ve ev içi hizmetlilerin çalışma koşullarının izlenmesi bulunmalıdır;
(q) Taraf devletler raporlarında kırsal kesim kadınlarının karşı karşıya olduğu riskleri, maruz kaldıkları şiddet ve tacizin derecesi ve doğasını, destek ve diğer hizmetlere yönelik ihtiyaçlarını ve erişimlerini ve şiddeti yenmek için alınan tedbirlerin etkinliğini belirtmelidir;
r) Aile içi şiddeti yenmek için alınacak tedbirler arasında şunlar yer almalıdır:
(i) Gerektiğinde cezalandırma ve aile içi şiddet olaylarında sivil giderimler
(ii) Kadın aile bireyinin öldürülmesi veya saldırıya uğraması durumunda namus savunmasının yasalardan çıkarılması
(iii) Aile içi şiddet kurbanlarının güvenliği ve emniyetini sağlamak için sığınak, danışmanlık ve rehabilitasyon programları gibi hizmetler
(iv) Aile içi şiddet suçluları için rehabilitasyon programları
(v) Ensest veya cinsel tacizin meydana geldiği aileler için destek hizmetleri
(s) Taraf devletler aile içi şiddet,cinsel taciz ve önleyici,cezalandırıcı ve iyileştirici tedbirlerin kapsamını rapor etmelidirler
(t)Taraf devletler kadınların cinsel şiddete karşı etkin korunması için gerekli diğer önlemler arasında yasal tüm önlemleri almalıdır.
(i) Aile içi tecavüz,cinsel saldırı,işyerindeki tacizleri içeren tüm şiddet biçimlerine karşı kadınları korumaya yönelik sivil çözümler ve cezai yaptırımları içeren etkili tedbirler
(ii) Kadınların ve erkeklerin rolü ile ilgili tutumu değiştirecek eğitim programlarını ve halkı bilgilendirmeyi içeren koruyucu tedbirler.
(iii) Barınma,danışma,rehabilitasyon ve şiddet tehlikesi altındaki ya da şiddet kurbanı olan kadınlar için destek hizmetleri içeren koruyucu tedbirler.
(u) Taraf devletler cinsiyete dayalı şiddetin tüm biçimlerini rapor etmeli ve bu raporlar mağdur kadınlar üzerinde bu şiddetin etkileri ve her şiddet biçiminin tekrarlanma oranı hakkında ulaşılabilecek tüm bilgiyi içermelidir.
(v)Taraf devletlerin raporları kadınlara yönelik şiddetin üstesinden gelmek üzere alınan koruyucu,önleyici yasal tedbirler ve bu tedbirlerin etkileri hakkında bilgi içermelidir. |
|
 |
|
 |
|
4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun:
Kadına yönelik şiddetin görünür hale gelmesi,tanımlanması ve şiddetin önlenmesi konusunda hükümetlere sorumluluklar yüklenmesi ,aile içi şiddet konusunda özel yasaların çıkarılmasını gerekli kılmıştır.
4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun; aile içi şiddeti önleme /koruma sağlama amacına yönelik olarak, 1998 de yürürlüğe girmiştir ve yaklaşık dokuz yıllık bir uygulama sonrası eleştiriler de dikkate alınarak yasada bazı değişiklikler yapılmış ,5636 sayılı kanun ile 26/4/2007 Tarihinde kabul edilip 04.05.2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
01.03.2008 tarihinde de kanunun uygulanması hakkında yönetmelik yayınlanmıştır.(Resmî Gazete Sayı : 26803)
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK
YAPILMASI HAKKINDA KANUN
Kanun No. 5636 Kabul Tarihi : 26/4/2007
MADDE 1 – 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun
1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 1 – Türk Medenî Kanununda öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, eşlerden birinin veya çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin veya mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan veya evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi üzerine Aile Mahkemesi Hâkimi meselenin mahiyetini göz önünde bulundurarak re'sen aşağıda sayılan tedbirlerden bir ya da birkaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başka tedbirlere de hükmedebilir:
Kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin;
a) Aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmaması,
b) Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin
birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve veya işyerlerine yaklaşmaması,
c) Aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi,
ç) Aile bireylerini iletişim araçları ile rahatsız etmemesi,
d) Varsa silah veya benzeri araçlarını genel kolluk kuvvetlerine teslim etmesi,
e) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak şiddet mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde bu maddeleri kullanmaması,
f) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması.
Yukarıdaki hükümlerin uygulanması amacıyla öngörülen süre altı ayı geçemez ve kararda hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması halinde tutuklanacağı ve hakkında hapis cezasına hükmedileceği hususu şiddet uygulayan eş veya diğer aile bireyine ihtar olunur.
Eğer şiddeti uygulayan eş veya diğer aile bireyi aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise hâkim bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini göz önünde bulundurarak daha önce Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.
Bu Kanun kapsamındaki başvurular ve verilen kararın infazı için yapılan icraî işlemler harca tâbi değildir."
MADDE 2 – 4320 sayılı Kanunun 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 2 – Koruma kararının bir örneği mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi olunur. Cumhuriyet Başsavcılığı kararın uygulanmasını genel kolluk kuvvetleri marifeti ile izler.
Koruma kararına uyulmaması halinde genel kolluk kuvvetleri, mağdurların şikâyet dilekçesi vermesine gerek kalmadan re'sen soruşturma yaparak evrakı en kısa zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirir.
Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararına uymayan eş veya diğer aile bireyleri hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar.
Fiili başka bir suç oluştursa bile, koruma kararına aykırı davranan eş veya diğer aile bireyleri hakkında ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur.
Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir."
MADDE 3 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. |
|
 |
|
 |
|
Uygulama
Tedbir kararı verilmesini gerektiren,toplumsal ve özel alanda meydana gelen şiddet biçimleri:
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1-Fiziksel
2-Cinsel
3-Ekonomik
4-Psikolojik zarar görme veya acı çekme
5-Tehtid
6-Baskı
7-Özgürlüğün keyfi engellenmesi
Davranışlarına maruz kalan aile bireyi şiddet nedeniyle tedbir talep edebilir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yönetmelik Md.5 – (1) Aile bireylerinden biri fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanması muhtemel olan, bu tip hareketlerin tehdidini, baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, toplumsal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözel ve ekonomik nitelikte şiddet içeren davranışa maruz kalmaları hâlinde, şikâyet ve ihbar mercilerine müracaat etmek suretiyle tedbir talebinde bulunabilir |
|
 |
|
 |
|
. |
|
 |
|
 |
|
Kimler tedbirden yararlanabilir?
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1-Eşlerden biri
2-Çocuklar
3-Aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireyleri
4-Mahkemece ayrılık kararı verilen eşler
5-Yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan eşler
6-Evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan eşlerden biri
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yönetmelik Md.2 eşlerden biri veya çocuklar veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden biri veya mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan veya evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireylerinden birisi |
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
Şiddete Maruz Kalmada ve Şiddet ihtimalinde İzlenecek Yol:
Mağdurun başvurusu;
1-Mağdurun Aile Mahkemesine Doğrudan Başvurusu;
Şiddet mağduru veya şiddet ihtimali yaşayan aile bireyi ,karakola,jandarmaya veya savcılığa bir şikayet başvurusu yapmaksızın doğrudan Aile Mahkesine başvurarak tedbir kararı verilmesini isteyebilir.
2-Mağdurun Şikayeti;
Aile içi şiddete maruz kalmış aile bireyinin genel kolluk kuvvetlerine(Polis,Jandarma) Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetini bildirmesi üzerine,Savcılık tedbir kararı verilmesi için Aile Mahkemesi Hakimliğine bildirmde bulunur.(Yönetmelik Md.5/2,4)
3-Mağdur Dışındaki Kişilerin İhbarı;İhbar; şikâyet ve ihbar mercilerine başka bir şahıs tarafından, olayın yazılı, sözlü veya başka bir şekilde bildirilmesi suretiyle de yapılabilir.(Yönetmelik Md.5/3)
Yapılacak İşlemler
Doğrudan Aile Mahkemesine Başvuruda;
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başvuruyu alan Aile Mahkemesi, gereklilik üzerine duruşma günü tayin edilmeksizin,dosya üzerinden,şiddete ilişkin tıbbi rapor olmasını zorunlu saymaksızın ve derhal karar verme ilkesine uygun olarak gerekli tedbir kararını verir.
Bir başvuru olmaksızın görülmekte olan dava nedeniyle şiddet uygulandığının anlaşılması veya bunun yakın ihtimal olması durumunda da Aile Mahkemesi Hakimi res'en koruma kararı verebilir. |
|
 |
|
 |
|
Kolluk Birimlerine(Polis/Jandarma) Şikayet Yolu İle Başvuruda
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
b) Şikayeti alan genel kolluk şiddeti zapta geçerek gerekirse mağduru Adli Tıp Kurumu’na göndererek alınacak raporla birlikte de evrakı Cumhuriyet Savcılığı’na göndermek zorundadırlar. |
|
 |
|
 |
|
İhbar Yolu İle
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kolluk veya Savcılığa başka bir şahıs tarafından, olayın yazılı, sözlü veya başka bir şekilde bildirilmesi suretiyle de yapılan ihbarlar kayda alınır İhbar yapılan merci gerekli işlemi ivedilikle yapar.İhbar kolluk birimlerine yapılmışsa, düzenlenen evrak Savcılığa bildirilir.Savcılığa yapılmış ihbarlar,kayda alınarak Yine Aile Mahkemesine tedbir istemli olarak gönderilir. |
|
 |
|
 |
|
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
c) Kolluk tarafından bildirilen veya doğrudan Savcılığa başvuru yolu şiddetten haberdar olan Cumhuriyet Savcılığı eylem Türk Ceza Kanun’daki bir başka suçu içerse dahi, mutlaka 4320 sayılı yasa ile ilgili koruma kararının alınması talebi ile, evrakın onaylı bir örneği ile aile nüfus kayıt tablosunu ihbar yazısına ekleyerek ivedilikle aile mahkemesine gönderir.(Yönetmelik Md 5/4) |
|
 |
|
 |
|
Görevli Mahkeme
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başvuru yolu ve yöntemi hangi biçimde olursa olsun tedbir kararını sadece Aile Mahkemesince verilir. |
|
 |
|
 |
|
Yetkili Mahkeme:[/
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
(6) Koruma kararı en az masrafla, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer aile mahkemesinden istenebilir.Adli yargı sınırı yoktur.(Yönetmelik Md.5/6) |
|
 |
|
 |
|
Alınabilecek Tedbir örnekleri :
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
a) Aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmaması,
b) Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve veya işyerlerine yaklaşmaması,
c) Aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi,
ç) Aile bireylerini iletişim araçları ile rahatsız etmemesi,
d) Varsa silah veya benzeri araçlarını genel kolluk kuvvetlerine teslim etmesi,
e) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak şiddet mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde bu maddeleri kullanmaması,
f) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması.
|
|
 |
|
 |
|
Tedbirlerin Özellikleri ve İzlenmesi Diğer Sonuçları
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Aile Mahkemesi Hakimi sayılan tedbirlerden bir ya da birkaçına birlikte veya olayın özelliğine göre uygun göreceği benzeri başka tedbirlere de hükmedebilir.(Yönetmelik Md.6/1) |
|
 |
|
 |
|
Usul
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Verilen kararda, hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması hâlinde tutuklanacağı ve hakkında hapis cezasına hükmedileceği konusunda şiddet uygulayan eşe veya diğer aile bireyine tefhim veya tebliğ ile ihtarda bulunulur.(Yönetmelik Md.14/2) |
|
 |
|
 |
|
İspat
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin gerçekleşmesi gerekmez.Şiddetin belgelenmesi aranmaksızın karar verilmelidir.Tehlike ve ihtimal yeterlidır.Şiddet mağdurunun ispat külfeti yoktur.(Yönetmelik Md.6/1) |
|
 |
|
 |
|
Derhal Karar Verilme İlkesi
)
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Koruma kararlarının duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden, işin niteliği gereği en kısa sürede verilmesi esastır. Hâkim tarafından gerekli görülmesi durumunda taraflar dinlenebilir.(Yönetmelik Md.14/3) |
|
 |
|
 |
|
Müşterek evin diğer eş,çocuk ve diğer aile bireylerine tahsisi
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinden birisinin korunması amacıyla, hükmedilen kusurlu eş veya şiddet uygulayan diğer aile bireyi hakkında, müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve, işyerlerine, gerektiğinde çocukların okullarına yaklaşmaması amacıyla hükmedilen tedbirdir.Yönetmelik Md.8/1 |
|
 |
|
 |
|
Müşterek konutun kira, elektrik, su, telefon, doğalgaz ve benzeri giderlerini karşılama yükümlülüğünün devamı
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu tedbirin uygulanması, kusurlu eş veya şiddet uygulayan diğer aile bireyinin, uzaklaştırıldığı konutun kira, elektrik, su, telefon, doğalgaz ve benzeri giderlerini karşılamaya devam etmesine engel değildir. Hâkim uzaklaştırılan kişinin bu tür yükümlülüklerinin devamına karar verebilir.(Yönetmelik Md.8/2) |
|
 |
|
 |
|
Nafaka
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şiddet uygulayan eş veya diğer aile bireyinin, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi olması hâlinde, hâkim, bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini dikkate alarak, daha önce Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması koşuluyla herhangi bir talep olmasa dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.Yönetmelik Md:16/1 |
|
 |
|
 |
|
Geçici velayet
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şiddet uygulayan aile bireyinin müşterek konuttan uzaklaştırılması veya gerekli görüldüğü hallerde tedbir süresince çocukların korunması ve ihtiyaçları da dikkate alınarak velayet hakkının diğer eş tarafından kullanılmasına karar verilebilir. |
|
 |
|
 |
|
Kaynaktan Nafakanın Tahsili
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tedbir nafakasına ilişkin kararın bir örneği, mahkeme tarafından re’sen ilgili icra müdürlüğüne gönderilir. Nafaka ödemekle yükümlü kılınan kişinin herhangi bir sosyal güvenlik kurumu ile bağlantısı olması durumunda, nafaka, şiddet mağdurunun başvurusu aranmaksızın ilgilinin maaş ya da ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir.(Yönetmelik Md.16/2) |
|
 |
|
 |
|
Adli Emanet
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinden birisinin korunması amacıyla kusurlu eşe veya şiddet uygulayan diğer aile bireyine ait olan silâh veya benzeri araçların genel kolluk kuvvetlerine teslimi ve tedbir süresinin sonuna kadar adlî emanete alınmasıdır.(Yönetmelik Md.11) |
|
 |
|
 |
|
Şiddet Uygulayan Aile Bireyinin Muayenesi ve Tedavisi
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
(1)Muayene ve tedavi tedbiri, hâkim tarafından aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinden birisinin korunması için, kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavisinin sağlanması amacıyla hükmedilen tedbiri ifade eder.
(2) Hâkim, muayene ve tedavinin sağlanması için şiddet uygulayan kişilerin illerde İl Sağlık Müdürlüğüne, ilçelerde Sağlık Grup Başkanlığına başvurmasını kararında belirtir.
(3) Bu kişiler İl Sağlık Müdürlükleri Ruh Sağlığı Şubelerince veya Sağlık Grup Başkanlıklarınca resmî veya kendi istekleri üzerine özel sağlık kurumlarına sevk edilir. İlgilinin tedaviyi sürdürüp sürdürmediği ve yapılan işlemin sonucu İl Sağlık Müdürlüğü veya Sağlık Grup Başkanlığı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilirYönetmelik Md.13/1 |
|
 |
|
 |
|
Harçtan muafiyet:
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Koruma kararı verilmesi için yapılan başvurular ve verilen kararın infazı için yapılan icraî işlemler harca tâbi değildir.(Yönetmelik Md.17/1) |
|
 |
|
 |
|
Tedbirin Süresi
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hâkim tarafından hükmedilecek tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla öngörülen süre altı ayı geçemez. Bu süre tedbir kararı verilebilecek yeni bir durumun meydana gelmesi hâlinde hâkim tarafından yeniden tedbir kararı verilmesine engel değildir.(Yönetmelik Md.14/1) |
|
 |
|
 |
|
Yaptırım
İhlal halinde tutuklama ve 3-6 ay ceza kadar ceza istemli dava açılır.
Tedbir kararının Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmesi ve yerine getirilmesi
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Koruma kararının bir örneği mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına iletilir. Bu karar Cumhuriyet Başsavcılıklarında tutulacak olan Koruma Kararı Defterine kaydedilir.(Yönetmelik Md.15/1) |
|
 |
|
 |
|
Cumhuriyet Başsavcılığı kararın uygulanmasını Genel Kolluk Kuvvetleri marifeti ile izler. Tedbir kararı içeriğine göre tarafların bulunduğu yerin bağlı olduğu kolluk kuvvetine işlem yapılmak üzere ivedilikle gönderilir. Cumhuriyet Savcılığınca gerektiğinde koruma kararının başvuruda bulunanlar tarafından kolluğa götürülmesine olanak tanınır (Yönetmelik Md.15/2)
Kolluğun izleme görevi
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Koruma kararının verildiği tarihte başlar. Kolluk kuvveti, koruma kararının içeriğine göre ilgililere bildirimde bulunur. Bu bildirim tutanak altına alınır ve karar süresince tedbirlerin yerine getirilip getirilmediği kontrol edilir.(Yönetmelik Md.15/3 ) |
|
 |
|
 |
|
Kolluğun izleme yöntemi
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
a) Bulunduğu konutun haftada bir kez ziyaret edilmesini,
b) Birinci derece yakınları ile iletişim kurulmasını,
c) Komşularının bilgisine başvurulmasını,
ç) Oturulan yerin muhtarından bilgi alınmasını,
d) Bulunduğu konutun çevresinde araştırma yapılmasını,
içerir.(Yönetmelik Md.15/3) |
|
 |
|
 |
|
İhlalin tespiti halinde kolluğun yapacağı işlem
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kontrol işlemleri sonucunda kişinin, aleyhine verilen koruma kararına uymadığının tespit edilmesi halinde bu husus tutanağa bağlanır. Bu tutanağa istinaden genel kolluk kuvvetleri tarafından resen soruşturma yapılarak evrak en kısa zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilir.(Yönetmelik Md.15/4) |
|
 |
|
 |
|
İhlalin tespiti halinde Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak işlem
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararına uymayan eş veya diğer aile bireyleri hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar. (Yönetmelik Md.15/5) |
|
 |
|
 |
|
4320 Sayılı Yasada yapılan değişiklikler ve Yönetmelik hakkında bazı düşünceler
4320 Sayılı Yasa Hakkında:
1-Mağdur kavramı daha açık bir biçimde tanımlanmıştır:
Değişiklik öncesinde mağdurlar: eşlerden biri,çocuklar ve aynı çatı altındaki diğer aile bireyleri olarak belirlenmişti.Değişiklik sonrasında mağdurlar daha geniş açıklanmış ve hukuken veya fiilen ayrı yaşayan eşler bakımından da koruma kararı verilebileceği öngörülmüştür.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mahkemece ayrılık kararı verilen
-Yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan
-Evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireylerinden birinin |
|
 |
|
 |
|
şeklinde düzenleme yapılarak yenilik olarak değil ama, zaten yasada korunması gereken kişileri daha tereddütsüz biçimde açıklamıştır.
Uygulamada yasa metninden aksi anlaşılmadığı halde zaman zaman aynı çatı sözcüğü tedbirin bir engeli gibi değerlendirilmekteydi. Özellikle fiilen ayrı yaşayan veya boşanma davası açıldığında eşlerin ayrı yaşama hakkı nedeni ile “aynı çatı” nın artık olmadığı ve bu nedenle genel yasalarla koruma ile yetinilmesi gerektiği şeklinde kararlara tanık olunmaktaydı.
Aynı sorun şiddet nedeni ile müşterek haneyi terk eden ve başka bir konuta yerleşen/sığınan bireylerinde korunmasında aynı yöndeki yanılgılı yorum nedeni ile; sorunlar yaşanmaktaydı.
2-Şiddet uygulayan kişi olarak ,sadece kusurlu eş sayılmakla kalmamış diğer aile bireylerinin de şiddet uygulayan olabileceği belirtilmiştir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin
|
|
 |
|
 |
|
Her ne kadar uygulamada “kusurlu eş” sözü şiddet uygulayan aile bireyi olarak anlaşılmışsa da yasada bu eksik anlatım tamamlanmış ve her aile bireyinin şiddet uygulayan kişi olabileceği daha açıklıkla belirtilmiştir.
3-Şiddetin yöneltildiği kişiler ; yeniden ve daha doğru bir şekilde açıklanmıştır
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
a)Aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmaması, |
|
 |
|
 |
|
Şiddetin yöneltildiği kişilerin yeniden açıklanmasının sonucu olarak
yasa metninden diğer "eşe ve çoçuklara" sözcüğü kaldırılarak aile bireyi denmesi yolu seçilmiş ve tedbir kararları bu biçimde örneklenme yolu seçilmiştir.
4-Mağdurların sadece müşterek konutta değil, yaşadıkları/sığındıkları/çalıştıkları yerde korunması ilkesi getirilmiştir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
b) Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve veya işyerlerine yaklaşmaması,
|
|
 |
|
 |
|
Aile Mahkemesi Hakimince verilen koruma kararı uzak durma,yaklaşmama niteliğinde olduğunda koruma alanı genişletilmiş ve korumayı sadece müşterek konut ile ve birlikte yaşarken zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.
5-Zabıta sözcüğü kaldırılmış ve yerine genel kolluk sözü getirilmiştir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
d) Varsa silah veya benzeri araçlarını genel kolluk kuvvetlerine teslim etmesi
|
|
 |
|
 |
|
6-Alkol ve uyuşturucu kullanma yasağı genişletilmiştir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
e) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak şiddet mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde bu maddeleri kullanmaması
|
|
 |
|
 |
|
Yasanın önceki halinde alkol yasağı ortak konut ile sınırlanmış ve mağdurun/potansiyel mağdurun yaşadığı / sığındığı konut ve işyeri koruma dışında bulunmaktaydı.
7-Yeni tedbir örnekleri gösterilmiştir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
f-Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması. |
|
 |
|
 |
|
Yeni düzenlemenin neleri kapsadığı açıklanmamıştır.Bu tedbir; madde bağımlılığı veya ruhsal sorunlar ile ilgili olabileceği gibi bir danışma merkezine başvurma zorunluluğu olarak da düşünülebileceği gibi şiddet uygulayanın rehabilitasyonu gibi bir seçenek de düşünülebilir.
8-Örneklenen tedbirler yeniden sıralanmıştır:
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yasa önceki halinde olduğu gibi uygulamaya ışık tutacak tedbir kararlarını örneklemiş ve içeriğini korumuştur.
a) Aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmaması,
b) Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve veya işyerlerine yaklaşmaması,
c) Aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi,
ç) Aile bireylerini iletişim araçları ile rahatsız etmemesi,
d) Varsa silah veya benzeri araçlarını genel kolluk kuvvetlerine teslim etmesi,
e) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak şiddet mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde bu maddeleri kullanmaması,
f) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması.
|
|
 |
|
 |
|
9-Süre korunmuştur.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yukarıdaki hükümlerin uygulanması amacıyla öngörülen süre altı ayı geçemez |
|
 |
|
 |
|
Bu konuda şiddetin sürekli olma ihtimali olan durumlar çok da gözetilmemiştir.Örneğin boşanma davası açılmakla şiddet ihtimali mevcut görünüyorsa kararın altı ay ile sınırlandırılmaksızın dava sonuna kadar kendiliğinden devam edeceğinin yasada yer alması oldukça yararlı olacaktı.
10-Yaptırım korunmuştur.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
kararda hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması halinde tutuklanacağı ve hakkında hapis cezasına hükmedileceği hususu şiddet uygulayan eş veya diğer aile bireyine ihtar olunur. |
|
 |
|
 |
|
11-Nafaka konusunda hakime takdir yetkisi verilmiştir;
Nafaka kararı için şiddet uygulayan kişinin ailenin geçimini sağlayan veya katkıda bulunan kişi olması durumunda mağdurların yaşama düzeyi gözetilerek nafaka kararı verilebileceği belirtilmiştir.Yasanın önceki halinde Hakim bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini gözönünde bulundurarak tedbir nafakasına hükmeder. şeklinde yer almaktaydı.Yeni düzenlemede olumlu diğer bir düzenleme de “talep edilmese dahi” diyerek hakimin res’en harekete geçmesi gerektiği işaret edilmiş ve taleple bağlılık ilkesinin istisnası yasada yer bulmuştur.
Yeni düzenlemeye göre:
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Eğer şiddeti uygulayan eş veya diğer aile bireyi aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise hâkim bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini göz önünde bulundurarak daha önce Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir |
|
 |
|
 |
|
.
12-Harçtan muafiyet genişletilmiş ve icrai işlemlerde de harç alınmayacağı yasaca düzenlenmiştir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu Kanun kapsamındaki başvurular ve verilen kararın infazı için yapılan icraî işlemler harca tâbi değildir. |
|
 |
|
 |
|
Son düzenleme ile uygulamada yaşanan bazı sorunlar giderilmek istenmiştir.Yasanın önceki halinde Birinci fıkra hükmüne göre yapılan başvurular harca tabi değildir şeklindeki düzenlemesi bazı başvurularda harç alınması ile sonuçlanmaktaydı.Ayrıca icrai işlemlerde harca tabi olduğundan çoğu kez ekonomik olarak güçsüzlük içinde olan mağdurların yeni bir şiddet yaşamasına yol açıyordu.Bu haliyle oldukça olumlu bir düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Yönetmelik Hakkında:
Şiddetin türleri ve alanlarına ilişkin uluslararası standartlara uygun açıklama yapılmıştır.
Yönetmeliğin en olumlu taraflarından biri,şiddet çeşitleri konusunda uluslararası standartlara uygun bir açıklama getirmesidir.(Md.5/1) Bu açıklama ile aile içi şiddetin hangi görünüm ve olasılıklarda görülebileceği konusunda uygulayıcılara büyük bir kolaylık sağlanmıştır.
Yönetmelik gayet yerinde olarak şiddetin türlerini açıklamıştır.Böylece sadece darp sonuçlu ve bilindik türde tıbbi rapor düzenlenebilecek olgularda koruma kararı verilmesi alışkanlığı değiştirilebilecektir.
Yine bu tanımlamada mevcut ve muhtemel şiddet de kapsamda belirtilmiş olmakla ,yasanın amacına uygun bir açıklama yapılmıştır.
Bu kısımda en önemli söz de şiddetin toplumsal alanda da oluşuna işret etmesidir.Aile içi şiddetin,sadece konut içinde ve konutta yaşarken meydana gelmediği/gelmeyebileceği böylece belirtilmiştir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
e) Şiddet: Aile bireyinin fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözel ve ekonomik her türlü davranışı |
|
 |
|
 |
|
Ayrıca Şiddetin niteliği,çeşitleri,sonuçları,görüldüğü alanlara ilişkin olarak yapılan tanımlamalar,20 Aralık 1993 tarihinde BM Genel Kurulunda kabul edilen “ Kadınlara Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Bildirge 'ye uygundur
Başvuru,şikayet ve ihbar usulleri ve mercileri daha açık olarak belirtilmiştir.
Uygulamada genellikle Aile Mahkemelerine başvuru sonrasında ele alınan koruma konusu ,daha geniş kapsamlı olarak ve diğer sorumlu mercileri işaret etmek suretiyle belirtilmiştir.Önemlisi,şikayetin yanında "başka bir şahsın" bildirimi vurgulanmıştır.
Bu durumda sadece Aile Mahkemeleri değil Kolluk ve Savcılığın harekete geçirilmesi ve bu eylemlerin varlığında şikayete gerek kalmaksızın res'en işlem yapılması gerekliliği daha belirgin biçimde yönetmelikle belirtilmiştir
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
f) Şikâyet ve ihbar: Aile içi şiddete maruz kalmış aile bireyinin genel kolluk kuvvetlerine, Cumhuriyet Başsavcılığına veya aile mahkemesine müracaat etmesini veya başka bir şahıs tarafından genel kolluk kuvvetlerine veya Cumhuriyet Başsavcılığına olayın yazılı, sözlü veya başka bir suretle bildirilmesini |
|
 |
|
 |
|
Kolluğun izlemesi
Yönetmeliğin en olumlu taraflarından biri kolluğun tedbir kararını izlemesi konusunda açıklamalar yapması ve usulü belirtmesidir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ç) İzleme: Koruma kararlarının Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından genel kolluk kuvvetlerine ve kolluk aracılığıyla ilgili kişiye ivedilikle bildirilmesini, karara uyulup uyulmadığının kontrolünü ve aykırılık hâlinde re’sen soruşturma yapılmasını, |
|
 |
|
 |
|
Kolluğun izleme görevi
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Koruma kararının verildiği tarihte başlar. Kolluk kuvveti, koruma kararının içeriğine göre ilgililere bildirimde bulunur. Bu bildirim tutanak altına alınır ve karar süresince tedbirlerin yerine getirilip getirilmediği kontrol edilir.(Yönetmelik Md.15/3 ) |
|
 |
|
 |
|
Kolluğun izleme yöntemi
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
a) Bulunduğu konutun haftada bir kez ziyaret edilmesini,
b) Birinci derece yakınları ile iletişim kurulmasını,
c) Komşularının bilgisine başvurulmasını,
ç) Oturulan yerin muhtarından bilgi alınmasını,
d) Bulunduğu konutun çevresinde araştırma yapılmasını,
içerir.(Yönetmelik Md.15/3) |
|
 |
|
 |
|
Yasada olduğu gibi yönetmelikte de gerçekleşmiş şiddet işaret edilmiş, olası şiddetle ilgili açıklama yapılmamıştır.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik, aile içi şiddete maruz kalan |
|
 |
|
 |
|
Bu ifade,şiddetin ihtimal olduğu durumları koruma dışında bırakabilecek bir söyleyiştir.Yani henüz şiddet nedeniyle mağduriyet oluşmamışken önlem almayı engelleyecektir.
Oysa yasanın amacı şiddet gerçekleşmeden korumaktır.Şiddet gerçekleştikten sonra verilecek koruma kararı ancak sonraki yeni şiddeti önlemeye yönelik olacaktır.
Öneri:Aile içi şiddete maruz kalan veya maruz kalma ihtimali olan ...şeklinde bir ifadeye yer verilmeli ve ek yapılmalıdır
Yetki konusu açıkça düzenlenmiştir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
(6) Koruma kararı en az masrafla, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer aile mahkemesinden istenebilir. |
|
 |
|
 |
|
Yasada tereddüte yer bırakmayacak biçimde yer alması gereken bu açıklama ,her ne kadar yönetmelik ile düzenlenmiş ise de son derece olumludur.
Uygulamada bazen hatalı biçimde yetkisizlik kararlarının verildiğine tanık olunmaktaydı.Hatta yetkisizlik kararı verilmesi üzerine yetkili olarak belirtilen Aile Mahkemesinin kendini yetkili saymaması üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine giden dosyalar oldu.
Şiddetin Belgelendirilmesi Zorunluluk Olmaktan Çıkarılmıştır.
Uygulamada şiddetin sadece fiziksel şiddet olarak anlaşılması nedeniyle derp raporunun olmadığı başvurularda koruma kararı verilmesinde sorun yaşanmaktadır.Şiddetin çeşitlerinin yönetmelikte gayet yerinde olarak açıklanması ile şiddet konusundaki yanılgılar ve şiddetin alışıldık darp raporunun alınmadığı durumlarda da gerçekleştiği/gerçekleşebileceği yönetmelikle kabul edilmiştir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MADDE 6 – (1) Aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi üzerine şiddetin belgelenmesi aranmaksızın |
|
 |
|
 |
|
Muayene ve tedavi tedbiri açıklanmıştır.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MADDE 13 – (1) Muayene ve tedavi tedbiri, hâkim tarafından aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinden birisinin korunması için, kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavisinin sağlanması amacıyla hükmedilen tedbiri ifade eder.
(2) Hâkim, muayene ve tedavinin sağlanması için şiddet uygulayan kişilerin illerde İl Sağlık Müdürlüğüne, ilçelerde Sağlık Grup Başkanlığına başvurmasını kararında belirtir.
(3) Bu kişiler İl Sağlık Müdürlükleri Ruh Sağlığı Şubelerince veya Sağlık Grup Başkanlıklarınca resmî veya kendi istekleri üzerine özel sağlık kurumlarına sevk edilir. İlgilinin tedaviyi sürdürüp sürdürmediği ve yapılan işlemin sonucu İl Sağlık Müdürlüğü veya Sağlık Grup Başkanlığı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir |
|
 |
|
 |
|
Nafaka konusunda icra müdürlüğünce kaynaktan tahsilat olanaklı hale gelmiştir.
Her ne kadar tedbir kararı ile belirlenen nafakanın icra işlemleri harçtan muaf ise de ,işlemler uzun sürmekte ve şiddet mağduru bu kez ayrıca ekonomik şiddetle karşı karşıya kalmaktadır.Yönetmelikle bu sakınca kısmen de olsa giderilmiş ve tedbir kararının res'en icra müdürlüğüne gönderileceği ve koşulları varsa gelirden doğrudan tahsilat olanağı sağlanmıştır.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
16/2Tedbir nafakasına ilişkin kararın bir örneği, mahkeme tarafından re’sen ilgili icra müdürlüğüne gönderilir. Nafaka ödemekle yükümlü kılınan kişinin herhangi bir sosyal güvenlik kurumu ile bağlantısı olması durumunda, nafaka, şiddet mağdurunun başvurusu aranmaksızın ilgilinin maaş ya da ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir |
|
 |
|
 |
|
Müşterek konutun kira, elektrik, su, telefon, doğalgaz ve benzeri giderlerini karşılama yükümlülüğünün devamı
Yeni ve olumlu bir düzenleme de şiddet uygulayan eşin sorumluluklarının devamını sağlamak için yapılan düzenlemedir.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu tedbirin uygulanması, kusurlu eş veya şiddet uygulayan diğer aile bireyinin, uzaklaştırıldığı konutun kira, elektrik, su, telefon, doğalgaz ve benzeri giderlerini karşılamaya devam etmesine engel değildir. Hâkim uzaklaştırılan kişinin bu tür yükümlülüklerinin devamına karar verebilir.(Yönetmelik Md.8/2) |
|
 |
|
 |
|
F:Eleştiriler,Öneriler
1-Yasada Aile Mahkemesi Hakiminin , öngörülen nafakanın,doğrudan ödeme kararı verebilmesi olanağı henüz yer almamaktadır.
İcrai işlemler zaman almaktadır ve mağdurlar aradan geçen sürede yeniden mağduriyet yaşamaktadır.Yasada açıkça belirtilmemiş olmasına karşılık hakimin doğrudan ödeme emri verebilmesinin mümkün olduğunu düşünüyorum.Örneğin şiddet uygulayanın kira geliri varsa,kiracıya ,ödemenin diğer aile bireyine yapılması gerektiği emredilebilir yada işyeri muhasebesine yazılarak kaynaktan kesinti yapılmasına karar verilebilmelidir.
Yönetmelikte icra müdürlüğü aracılığı ile doğrudan tahsilat yapılması ile bu konu kısmen çözümlenmiş gibi görünse de yeterli değildir.
2-4320 sayılı yasa gereği ,kararlaştırılan tedbirlerin ihlali sonucu verilen cezaların ertelenmeyeceği veya paraya çevrilmeyeceği yönünde bir düzenleme değişiklikte yer almamıştır.
Bu yönde düzenlemenin olmayışı ,cezai yaptırımların paraya çevrilmesi veya ertelenmesi ,yasanın caydırıcılığını ortadan kaldırmaktadır.
3-“Derhal karar verilme” ilkesi yasada yer almamıştır.
Uygulamada en çok yaşanan sorun muhtemel veya devam eden şiddet durumunda kararların geç verilmesidir.Başvurular esas defterine kaydedilmekte ve tevzii beklenmektedir.Geçen sürede şiddetten korunma mümkün olmamaktadır.
Bu nedenle yasa metninde tereddüte asla yer vermeyecek biçimde “derhal karar” verme ilkesinin belirtilmesi oldukça yararlı olabilecekken bu konu ihmal edilmiştir.
4-Bireylerin evlilik kurumu dışında korunmaları hala sağlanmamıştır:
Uygulamada yasanın en çok eleştirilen yanı; mağdurların evlilik dışında korunmamalarıdır.
Yaygın biçimde görülen evlilik dışı beraberlikler sırasında ve boşanma sonrasında şiddet mağdurlarının korunması mümkün olmamaktadır.Oysa sadece boşanma davasının varlığı bile çoğukez şiddet sebebi olmaktadır.Boşanmayla birlikte,özellikle kadın üzerindeki hakimiyeti devam ettirmek niyetli şiddet sıkça rastlanmaktadır.Yasanın bu hali ile kabulü kadınları boşanma davası açmaktan caydırıcı olabilmektedir.
Bu da medeni hallerine göre bireyler arasında yasadan yararlanmada eşitsizlik yaratmaktadır ve doğal olarak en çok zararı kadınlar ve çocuklar görmektedir.
Yasa,sadece evli bireylerin aile içi şiddetten korunması yasası olarak değerlendilmemelidir..Yasa her ne biçimde olursa olsun kendilerini aile olarak adlandıran yapılar içindeki aile içi şiddeti önlemek amacıyla çıkarılmıştır ve gerek boşanma,gerekse evlilik dışı beraberlik gerekçesi ile şiddetten korunma; evli kişilerin ayrıcalıklı olarak korunmasını sonuçlamamalıdır.
5-Yasanın adı aynen korunmuştur.
Öncelikle yasanın adının ,yasa amacına uygun biçimde değiştirilmesi henüz gerçekleşmemiştir.,Koruma Yasası,Geri Durma Yasası,Aile İçi Şiddetin Önlenmesi veya Aile İçi Şiddetten Korunma gibi gibi doğrudan yasayı ve içeriği işaret eden düzenleme amaca daha uygun olacaktır. Son değişiklik ile bu da sağlanmamıştır.
6-Yetki konusu açıkça belirtilmemiştir.
Uygulamada bazı tedbir talepleri, yetkisizlik nedeni ile reddedilmektedir.Bu konuda yasada bir açıklamanın olmaması sorunun devam etmesine yol açmaktadır.
Yetki konusunda yönetmelikte açıklayıcı bir düzenleme yapılmıştır.Bu düzenlemenin yasada yer alması daha doğru olacaktır.
7-Yasa yolları açıklanmamıştır.
Koruma talebinin reddi nedeniyle mağdur veya aleyhine koruma kararı verilen kişi için hangi yasayollarının olduğu değişiklikte belirtilmemiştir.
8-Yasanın adındaki yanlışlık devam ettirilmiştir
Yasanın adı:Şiddetten korunma gibi amacı daha doğru açıklayan biçimde değiştirilmelidir.
9-Şiddet türleri yasada açıklanmamıştır.
Uygulamada şiddet kavramı,kollukça ve bazen karar vermesi talep edilen hakim tarafından sadece iz bırakan ,fiziksel şiddet ve darp olarak anlaşılmaktadır.Şiddetin sadece fiziksel değil,ruhsal,sosyal,cinsel ekonomik vb. türlerinin olduğu açıklanmalı veya en azından “herhangi bir şiddet türü” biçiminde açıklama yapılarak uygulamada çıkan sorunların bir kısmı önlenebilmelidir.
Yönetmelikte şiddetin tanımı,çeşitleri ve özel ve kamusal alanda görülebilmesine ilişkin yapılan açıklamanın yasa metninde bulunması daha uygundur.
10-Derhal yargılama ilkesi kaldırılmıştır.
Yasanın ilk halinde suçüstü yargılaması öngörülmüşken,süreç içerisinde 3005 sayılı yasa kaldırılmış ve böylece 4320 sayılı yasanın uygulanmasına ilişkin etkin ve hızlı yargılama süreci olanağı ortadan kalkmıştır.
11-Kararın etkin denetimine ve izlenmesine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamıştır.
Uygulamada Aile Mahkemesi koruma kararı vermiş olsa bile karar önce Cumhuriyet Savcılığına gönderilmekte,buradan da ilgili karakola karar iletilmektedir.
Bu oldukça yavaş bir süreçtir.Karar,genellikle duruşmasız verildiğinden kararın aleyhine tedbir kararı verilen aile üyesine tebliğine kadar geçen sürede cezai sorumluluk oluşmamaktadır.
Tebligat ise genellikle zorlukla yapılmaktadır.
Yasanın amacına uygun bir koruma kararı izlemesi için kurumlararası koordinasyon,işbirliği ve etkin bir önleme/izleme sağlanmalıdır.
Yönetmelikte izlemeye ilişkin oldukça ayrıntılı düzenleme yapılmış olup,bu konunun da yasa metninde doğrudan yer alması daha uygundur.
12-Mağdurların başvurularında CMK ile sağlanan mağdurlara vekil atanması olanağından bahsedilmemiştir.
Yürürlükteki CMK mağdurlara da vekil atanması olanağı sağlamıştır.Bu olanak aile içi şiddet mağdurları için de geçerlidir.Bu hak kadınlara hatırlatılmadığından süreç bir avukat tarafından etkin olarak takip edilememektedir.Böylece yasal olanağa rağmen etkili iç hukuk yollarına başvurma hakkı,etkin olarak kullanılamamaktadır.
13-Şiddet sonucu can güvenliği sorunu yaşandığında sığınma evine mağdurun yerleştirilmesi konusu yasada yer almamaktadır.
İlke olarak şiddet mağdurunun yaşam olanaklarının ve ortamının aynen korunarak,siddet uygulayanın gerektiğinde bu ortamdan uzaklaştırılması gerekmektedir.
Fakat bazı durumlar olabilir ki şiddet uygulayanın ortamdan uzaklaştırılması kararı yetersiz kalır.Yaşam hakkının tehdit altında olduğu durumlarda etkin bir korumaya sığınma evi olanağı da katılmalıdır.
14-Tedbir süresinde mağdura destek olanağı yaratılmamıştır.
Şiddet sonrasında mağdur hayatını değiştirecek bazı kararlar vermek durumunda kalabilir.Bunlar boşanma,ayrılık velayet nafaka ve diğer sorunlardır.
Mağdurun yasal hak ve olanaklarının ne olduğunu bilmeye ve ücretsiz hukuki yardım almaya hakkı vardır.Mağdura ulaştırılabilecek bu tür destekler şiddetin tekrarlanmasını da önleyebilir.
Yine koruma süresince sosyal çalışmacıların mağdurla ilişkiye geçmesi ,tedbire ilişkin izlemede bulunması ve gerekirse düzenlenecek rapor ile koruma kararının süresinin uzatılması yönünde görüş oluşturması oldukça yarar sağlayacaktır.
"Aynı çatı" sözü sorunlara ve bazı aile bireylerinin koruma dışında kalmasına yol açmaktadır.
 |
Alıntı: |
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
eş, çocuk, aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireyleri |
|
 |
|
 |
|
Bu düzenlemeden eşin,çocukların aynı çatı altında yaşıyor olma zorunluluğu olmaksızın korumadan yararlanabileceği ama diğer aile bireyleri için aynı çatı altında yaşayan olması gerekliliği belirtilmektedir.
Bu biçimi ile diğer aile bireyleri ile ilişkiyi aynı çatı ile sınırlamış ve birlikte yaşamayan aile üyelerini koruma dışında bırakmıştır.
Örneğin,aile bireyi başka bir şehirde yaşayan diğer aile bireyini-örneğin kardeşini- öldürmekle tehdit ederse "aynı çatı" altında yaşamamak sebebi ile tehdit edilen kardeş koruma kararı isteyemeyecektir.
Öneri;
Hem yasadan hem yönetmelikten "aynı çatı altında yaşayan" sözcükleri kaldırılmalıdır.[/u][/color]
G-Sonuç:
Dünyadaki değişime neredeyse eş zamanlı olarak kabul edilen 4320 sayılı yasa kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddet uygulayanın yasal yaptırımlarla karşılaşmasında oldukça olumlu bir role sahiptir.Fakat kadına yönelik şiddetin önlenmesi için sadece yasa cıkarmak yeterli değildir.
Şiddetin varlığını kabul etmek ve önlenmesine ilişkin ulusal eylem programı oluşturmak gerekmektedir.Şiddetin önlenmesi,şiddet uygulayanın cezalandırılması,şiddet mağdurunun ve çocukların korunması ve rehabilitasyonu,sığınma evlerinin acilen açılması ve tüm aşamalarda birimler arasında tam bir koordinasyon sağlanması zorunluluktur.
Diğer yandan kadının her yönü ile statüsünün yükseltilmesi ve güçlendirilmesi ,geleneksel rollerin insan haklarına uygun biçimde değiştirilmesinin sürekli bir eylem planı olarak kabulü gerekmektedir.
H-Ekler:
1-4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun 1998:Yasa Metni
Genel Gerekçe
Madde Gerekçeleri
KANUN NO: 4320
AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN
Kabul Tarihi: 14 Ocak 1998
Resmi Gazete ile Neşir ve İlânı: 17 Ocak 1998 - Sayı: 23233 5.t. Düstur, c.37 - s.
Madde 1 - Türk Kanunu Medenisinde öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, eşlerden birinin veya çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi halinde, (Değişik ibare: 4787 - 9.1.2003 / m.9) "Aile Mahkemesi Hakimi" re’sen meselenin mahiyetini gözönünde bulundurarak aşağıda sayılan tedbirlerden, bir ya da bir kaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başkaca tedbirlere de hükmedebilir.
Kusurlu eşin;
a)Diğer eşe veya çocuklara veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması,
b)Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer eşe ve varsa çocuklara tahsisi ile diğer eş ve çocukların oturmakta olduğu eve veya iş yerlerine yaklaşmaması,
c)Diğer eşin, çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi,
d)Diğer eşi, çocukları veya aynı çatı altında yaşayan aile bireylerini iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmemesi,
e)Varsa silah ve benzeri araçlarını zabıtaya teslim etmesi,
f)Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak ortak konuta gelmemesi veya ortak konuta bu maddeleri kullanmaması,
Yukarıdaki hükümlerin tatbiki maksadıyla öngörülen süre altı ayı geçemez ve kararda hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedileceği hususu kusurlu eşe ihtar olunur.
Hakim bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini gözönünde bulundurarak tedbir nafakasına hükmeder.
Birinci fıkra hükmüne göre yapılan başvurular harca tabi değildir.
Madde 2 - Koruma kararının bir örneği mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi olunur. Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararının uygulanmasını zabıta marifetiyle izler.
Koruma kararına uyulmaması halinde zabıta, mağdurların şikayet dilekçesi vermesine gerek kalmadan re'sen soruşturma yaparak evrakı en kısa zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirir.
Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararına uymayan eş hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar. Bu davanın duruşması yer ve zaman kaydına bakılmaksızın 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Fiili başka bir suç oluştursa bile, koruma kararına aykırı davranan eşe ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis cezası hükmolunur.
Madde 3 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 4 - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
GENEL GEREKÇE
Anayasanın 41. Maddesinde belirtildiği gibi toplumun temelini aile oluşturmaktadır. Bireysellikten toplumsallığa geçişin en küçük birimi olan ve karşılıklı rıza ile oluşan ailenin sağlıklı yapılanması ve yürütülmesi toplumun varoluşunu ve yarınlara güçlü bir biçimde uzanmasını doğrudan etkilemektedir.
Ülkemizin büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve torunların birlikte yaşadığı geleneksel geniş aile sisteminden hızlı sanayileşme ve buna paralel olarak şehirleşmeyle birlikte çekirdek aile tipi dediğimiz anne, baba ve çocuğun oluşturduğu dar aile tipine doğru yoğun bir gidiş yaşanmıştır. Bugün içinde bulunulan zor ekonomik koşullar, sosyal ve kavramsal kargaşalar, yorucu şehir hayatı aile bireyleri üzerinde psikolojik ve sosyolojik rahatsızlıklara sebep olmaktadır.
İlk insanla birlikte ortaya çıkan şiddet olgusu değişik türleri ve uygulanış biçimleriyle her zaman gündemde olmuştur. Şiddetin aile yaşamı içerisinde, aileyi oluşturan bireyler arasında gerçekleşen ve "aile içi şiddet" adı altında "aile içinde bir bireyin diğer bir bireye yönelik fiziki, sözel ve duygusal kötü davranış" şeklinde tanımlanan görüntüsü toplum için tehlike olmakta, toplumun en küçük birimi olan aile içerisinde gerçekleşen şiddetin yol açtığı ve açacağı zararlar toplum bünyesinde derin ve kalıcı izler bırakmaktadır.
Aile içi şiddetin zararları sadece toplum açısından değil, birey açısından da tehlikeli sonuçlar yaratmaktadır. Aile içi şiddet, sevgi, şefkat ve merhamet göstermesi gereken bir kişi tarafından uygulandığından, şiddete maruz kalan aile bireyinin ruhi yapısında hayatı boyunca silinmesi zor izler bırakmaktadır. Aile içi şiddet olaylarına daha çok anne ve çocukların maruz kaldığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmaktadır
Son yıllarda aile içi şiddet olayları toplumumuzu sarsar boyutlara ulaşmıştır. Her geçen gün ailede yaşanan dayak, işkence ve cinayet gibi şiddet olayları görsel ve yazılı basında izlenmektedir.
Bu itibarla Anayasanın 41. Maddesinde yer alan "Devlet ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar" hükmü de gözönüne alınarak aile içi şiddetten mağdur olan kadını koruyucu yasal tedbirlerin alınması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.
Bu amaçla hazırlanan "Ailenin Korunmasına Dair Kanun Tasarısıyla", ABD, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiltere, İrlanda ve Norveç gibi ülkelerde uygulanan, şiddete uğrama ihtimali bulunan kadınların mahkemelere başvurarak koruma emri alabilmelerini sağlayacak hükümler Türk Hukuk sistemine dahil edilmektedir.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Tasarının birinci maddesiyle, kadının aile içi şiddete maruz kaldığını bizzat kendisinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi halinde, sulh mahkemesince Türk Medeni Kanununda öngörülen tedbirlerden ayrı olarak bu maddede sayılan koruyucu tedbirlerden biri veya birkaçına birden hükmedilecektir. Örneğin: Kocanın eve içkili gelerek kadın ve çocuklara karşı şiddet eylemlerinde bulunduğu hallerde mahkemece sadece "alkollü vaziyette eve veya işyerine yaklaşmama" , "kadın eşyalarına zarar vermeme", "kusurlu eşin işyerindeki amirine veya işverenine durumu haber verme" gibi birden fazla tedbire de karar verilebilecektir. Bu sayılanlar dışında da benzer tedbirlere hükmolunabilecektir.
Sulh Hukuk Mahkemesi kadının tekrar şiddete uğrama ihtimalini göz önüne alarak başvurunun hemen ardından tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Mahkeme kararında, 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulanma süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde kusurlu eşin tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği ihtar olunacaktır.
Hakim, kadın ve çocukların yoksulluğa düşmelerini önlemek amacıyla nafakaya hükmedecek, kadın ve çocuklarını kadın koruma evlerinden birine yerleştirilmesine karar verilebilecektir. Bu tür adli işlemlerin kadına mali külfet getirmemesi için sulh hukuk mahkemesine yapılacak başvuruların harca tabi olmayacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 2- Tasarının ikinci maddesine göre, koruma kararının bir örneği sulh hukuk mahkemesince Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi olunacak ve kararın uygulanması zabıta marifetiyle izlenecektir. Koruma kararına uyulmaması halinde, zabıta, kadının şikâyet dilekçesi vermesine gerek koşmadan re'sen Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararına eş hakkında sulh ceza mahkemesinde kamu davası açacaktır. Söz konusu davanın duruşmanın Meşhut Suçların Muhakeme Usulüne tabi tutulması suretiyle yargılamanın süratle sonuçlandırılması amaçlanmıştır.
Bu dava sonucunda, fiil başka bir suç oluştursa bile koruma kararına aykırı davranan eş ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis cezasına mahkum edilecektir.
Madde 3 - Kanunun yürürlük tarihini belirlemektedir.
Madde 4 - Yürütme merciini belirlemektedir.
4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunda 2007 yılında yapılan değişiklik:
AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK
YAPILMASI HAKKINDA KANUN
Kanun No. 5636 Kabul Tarihi : 26/4/2007
MADDE 1 – 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun
1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 1 – Türk Medenî Kanununda öngörülen tedbirlerden ayrı olarak, eşlerden birinin veya çocukların veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden birinin veya mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan veya evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi üzerine Aile Mahkemesi Hâkimi meselenin mahiyetini göz önünde bulundurarak re'sen aşağıda sayılan tedbirlerden bir ya da birkaçına birlikte veya uygun göreceği benzeri başka tedbirlere de hükmedebilir:
Kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin;
a) Aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmaması,
b) Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin
birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve veya işyerlerine yaklaşmaması,
c) Aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi,
ç) Aile bireylerini iletişim araçları ile rahatsız etmemesi,
d) Varsa silah veya benzeri araçlarını genel kolluk kuvvetlerine teslim etmesi,
e) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak şiddet mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde bu maddeleri kullanmaması,
f) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması.
Yukarıdaki hükümlerin uygulanması amacıyla öngörülen süre altı ayı geçemez ve kararda hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması halinde tutuklanacağı ve hakkında hapis cezasına hükmedileceği hususu şiddet uygulayan eş veya diğer aile bireyine ihtar olunur.
Eğer şiddeti uygulayan eş veya diğer aile bireyi aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise hâkim bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini göz önünde bulundurarak daha önce Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.
Bu Kanun kapsamındaki başvurular ve verilen kararın infazı için yapılan icraî işlemler harca tâbi değildir."
MADDE 2 – 4320 sayılı Kanunun 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 2 – Koruma kararının bir örneği mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi olunur. Cumhuriyet Başsavcılığı kararın uygulanmasını genel kolluk kuvvetleri marifeti ile izler.
Koruma kararına uyulmaması halinde genel kolluk kuvvetleri, mağdurların şikâyet dilekçesi vermesine gerek kalmadan re'sen soruşturma yaparak evrakı en kısa zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirir.
Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararına uymayan eş veya diğer aile bireyleri hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar.
Fiili başka bir suç oluştursa bile, koruma kararına aykırı davranan eş veya diğer aile bireyleri hakkında ayrıca üç aydan altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur.
Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin hususlar yönetmelikle düzenlenir."
MADDE 3 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
GENEL GEREKÇE
17/1/1998 tarihli ve 23233 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun, aile içi şiddeti önleme konusunda reform niteliğinde yasal bir düzenlemedir. Yürürlük tarihinden itibaren yaygın bir şekilde uygulanmış bulunan bu Kanun hakkında uygulamadan kaynaklanan kavram karışıklıkları ve tereddütler hasıl olmuştur. Söz konusu kavram karışıklıklarının ve tereddütlerin Kanunun amacı olan aile içi şiddeti önleme işlevinin aksamadan ve acil olarak yerine getirilmesi için giderilmesi gerekmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 28/6/2006 tarihli ve 853 sayılı Kararıyla Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla oluşturulan Meclis Araştırma Komisyonu Raporu ile 4/7/2006 tarihli ve 26218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2006/17 sayılı Başbakanlık Genelgesinde 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunda değişiklik yapılması gerektiği belirtilmektedir. Tasarı, belirlenen eksiklikleri gidermek üzere düzenlenmiştir. Bilindiği gibi 4320 sayılı Kanunun temel amacı aile içinde şiddet uygulayan bireyi, ortak yaşam alanından uzaklaştırarak ve diğer birtakım tedbirleri uygulamaya koyarak aile içi şiddeti önlemektir.
Ülkemizde aile içinde, eşler arasında veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireyleri arasında da şiddetin varlığı bilinen bir gerçektir. Bu durumda şiddet olgusunu geniş yorumlayarak aile içi şiddeti sadece eşler arası şiddet olarak algılamamak gereği ortaya çıkmıştır. Ayrıca, aynı çatı altında yaşamayan; boşanma veya ayrılık nedeniyle ayrı konutlarda bulunan bireyler ve evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireyleri ve çocuklar da aile içi şiddete maruz kalabildiklerinden, aile içi şiddet mağduru kapsamının gerçeklere uygun olarak düzeltilmesi gerekmiştir.
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasından farklı olmak üzere ikinci fıkrasında “eş” ifadesinin kullanılmasının, geçen süre zarfında uygulamada, olayın tarafları konusunda kavram karışıklığı yarattığı görülmüştür. Söz konusu karışıklığı ortadan kaldırmak amacıyla “kusurlu eş” ifadesi yerine “Kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin” ifadesinin kullanılması uygun bulunmuştur.
Tasarıda, Aile Mahkemesi Hâkiminin uygun görmesi halinde şiddet uygulayan birey için “Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması” tedbirine hükmedebileceği öngörülmüştür. Anayasanın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlıklı Üçüncü Bölümünün “Ailenin korunması” başlıklı 41 inci maddesinde “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” hükmü bulunmakla; Devlet özellikle ananın ve çocukların korunmasını sağlamakla yükümlü tutulmaktadır. Bu nedenle şiddet uygulayan bireyin herhangi bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı hususunun tespiti ve tedavisi ile uyguladığı veya uygulayacağı şiddetin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.
4320 sayılı Kanunda, şiddet mağduru kişilerin tedbir kararı sonrasında ekonomik sıkıntı çekmelerini önlemek için tedbir nafakası hükme bağlanmıştır. Özellikle şiddet uygulayan bireyin ailenin geçimini birinci derecede sağlayan kişi olması halinde, bu kişinin eve ve aile bireylerine yaklaştırılmaması halinde ailenin geçim sıkıntısı içine düşeceği bir gerçektir. Anayasanın 5 inci maddesinde Devlete, vatandaşın refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak surette sınırlayan ekonomik engelleri kaldırmak görevi verilmiştir. Anayasanın bu hükmü gereğince, aile içi şiddet mağduru insanların ekonomik güvence altına alınmaları tedbir nafakası alarak sağlanmakta olup, eğer şiddet mağdurları nafaka almakta iseler, mükerrer nafaka ödenmesine engel olunacak şekilde yeni bir düzenleme yapılmıştır.
4320 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yer alan, bu maddenin birinci fıkra hükmüne göre yapılan başvuruların harca tabi olmayacağı hükmü, bu Kanun kapsamındaki başvurular ve verilen kararların infazı için yapılan icrai işlemlerin harca tabi olmayacağı şeklinde düzenlenmiştir. Kanun özellikle kadın ve çocukların koruma altına alma ve bu sebeple şiddete maruz kalmış kişilere yargı işlemlerinde mali külfet getirmeme amacını taşımaktadır. Söz konusu amaç doğrultusunda başvurunun harca tabi olmaması uygulamasına uyacak şekilde, hükmedilen tedbirlerin icraya konulması aşamasında da harç alınmaması hususunun Kanunda ayrıca belirtilmesine ihtiyaç duyulmuştur.
Diğer taraftan, bu Kanunun uygulanmasına yönelik hususların yönetmelikle düzenleneceği hüküm altına alınarak uygulamada karşılaşılabilecek aksaklıkların giderilmesi amaçlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Ülkemizde aile içi şiddeti sadece eşler arası şiddet olarak algılamamak gereği ortaya çıktığından, ayrıca, aynı çatı altında yaşamayan; boşanma veya ayrılık nedeniyle ayrı konutlarda bulunan bireyler de aile içi şiddete maruz kalabildiklerinden, 4320 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde yer alan “Kusurlu eşin” ibaresi “Kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin” şeklinde, “diğer eş ve çocuklar” ifadesi “aile bireyleri” şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca, aile içi şiddete maruz kalan eşin bu şiddet nedeniyle çocuğu ile birlikte evinden ayrılarak baba evine gitmesi ve boşanma davası açılması durumlarında dahi, koşulların gerçekleşmesi halinde, 4320 sayılı Kanundan faydalanabileceği de dikkate alınmıştır. Bu nedenle maddenin (b) bendinde yer alan “eşe ve varsa çocuklara tahsisi ile diğer eş ve çocukların oturmakta olduğu eve” ifadesi, “aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve” şeklinde ve (f) bendinde yer alan “ortak konuta gelmemesi veya ortak konutta” ibaresi “şiddet mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde” ifadesinin eklenmesi gerekli görülmüştür.
Diğer taraftan, maddeye “f) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurması” şeklinde (f) bendi eklenerek Aile Mahkemesi Hâkiminin uygun görmesi halinde şiddet uygulayan birey için bu tedbire hükmedebileceği düzenlenmiştir.
4320 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde, şiddet mağduru kişilerin tedbir kararı sonrasında ekonomik sıkıntı yaşamalarını önlemek için Aile Mahkemesi Hâkiminin tedbir nafakasına hükmedeceği öngörülmüştür. Bu kez Tasarıda, bu hususun daha anlaşılır ve eğer şiddet mağduru nafaka almakta ise mükerrer nafaka ödenmesine engel olunacak şekilde bir düzenleme yapılmıştır.
4320 sayılı Kanun, şiddete uğrayan aile bireylerini koruma altına alma ve bu nedenle şiddete maruz kalmış kişilere yargı işlemlerinde mali külfet getirmeme amacını taşımaktadır. Kanundaki, bu amaç doğrultusunda ve başvurunun harca tabi olmaması hükmüne uyacak şekilde, Tasarıda ilave olarak verilen kararların infazı için icraya konulması aşamasında da harç alınmaması hususu düzenlenmiştir.
Madde 2- 4320 sayılı Kanunun uygulanmasında zabıta görevli kılınmış ancak bu göreve bir açıklama getirilmediğinden uygulamada tereddütler ortaya çıkmıştır. Bu nedenle tedbir kararının genel kolluk kuvvetlerince uygulanacağına ilişkin maddede değişiklik yapılmıştır.
4320 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesindeki 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununa yapılan atfa; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18 inci maddesi ile bu Kanunun yürürlükten kaldırılması sebebiyle Tasarı metninde yer verilmemiştir.
Maddede, şiddetin sadece eş ve çocuklarla sınırlı olmadığı gerekçesi ile “eş” ifadesi “eş veya diğer aile bireyleri” ifadesi ile değiştirilmiştir.
Madde 3- Yürürlük maddesidir.
Madde 4- Yürütme maddesidir.
3-4320 Sayılı Yasa ve Yargıtay Kararları
HUKUK:
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 1998/7229
K. 1998/8655
T. 9.7.1998
• AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN GEREĞİ VERİLEN KARARLAR ( Temyiz Edilemeyecekleri )
• TEMYİZ EDİLEMEYECEK KARARLAR ( Ailenin Korunmasına Dair Kanun Gereği Verilen Tedbir Kararları )
• GEÇİCİ TEDBİR NİTELİĞİNDEKİ KARARLAR ( Ailenin Korunmasına Dair Kanun Gereği Verilen Kararlar )
1086/m.105, 106, 107, 108, 109
ÖZET : 4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından re'sen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma amacı ile çıkarılmıştır. Bu kanuna dayanak alınan tedbirler kısa süreli tedbirler olup, kararların nihai nitelikte olmadığını, sürekli sonuç doğurmayacağını, hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve geçici tedbir niteliğindeki kararlar temyiz incelenmesine tabi değildir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR : "Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir" ( HUMK. md. 427 ). Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacı 4320 sayılı Kanun uyarınca tedbir alınmasını istemiş, mahkemece taraflar arasında mürafaa icrası ile üç ay süreli olarak bazı tedbirlerin alınmasına karar verilmiştir.
4320 sayılı Kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından re'sen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta "Sulh Hukuk Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini gözönüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır" açıklamaları yapılmıştır.
Görüldüğü üzere bu karar kusurlu eşin saldırılarına son verilmesinin kendisine ihtarından ibaret kısa süreli bir tedbir niteliğindedir. Bu açıklamalar kararın nihai nitelikte olmadığını sürekli sonuç doğurmayacağını göstermektedir.
Öte yandan kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda müzakeresi sırasında 1/2. maddeye "Bu karara karşı tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içinde aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edebilir. Asliye Hukuk Mahkemesi itirazı üç gün içinde sonuçlandırır. Bu karar kesindir. İtirazlar verilen tedbir kararının uygulanmasını tehir etmez" biçimindeki eklemeye genel kurul müzakerelerinde karşı çıkılmış ve bu ekleme kanun metninden çıkarılmıştır. Bu kanunun müzakereleri sırasında konuşmacılar kanunun ön gördüğü kararın tedbir niteliğinde olduğunu hemen uygulanarak aile içi şiddetin bıçakla keser gibi kesilmesi ve ortadan kaldırılması gereğine işaretle "onun için Sulh Hukuk Mahkemesi kararı kesin olmalıdır" demişlerdir. Bu görüşlere cevap veren ilgili Bakan Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik ve ilavelerin taslaktan çıkarılmasını talep ediyoruz; çünkü bunlar taslakta yer aldığı müddetçe, kanunun ruhuna aykırı olacaktır..... Kusurlu eşin genel hüküme göre itiraz hakkı vardır; yani Sulh Hukuk Mahkemesine itiraz edilebilir. Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz hakkı sağlamak, kusurlu eşe ek bir itiraz hakkı sağlamak anlamını taşımakta, zaten şiddet mağduru olan kadın ve çocukların bu süre zarfında daha çok mağdur olmalarına sebep olmaktadır" demiştir. Bu açıklamalardan sonra tasarıya Adalet Komisyonunda yapılan itiraza ilişkin eklemeler çıkarılmış; kanun bu hali ile kesinleşmiştir.
Şu halde 4320 sayılı Kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 105,106,107 ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109.maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir. Temyiz isteğinin bu sebeplerle reddi gerekmiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle temyizi kabil olmayan karara karşı vaki temyiz isteğinin ( REDDİNE ), temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine 9.7.1998 gününde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ
4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun amacı, aile içersindeki bireylerin birbirlerine yönelik fiziki, sözel ve duygusal kötü davranışları önlemektir. Yasanın hükümet gerekçesinde; Sulh Hukuk Hakiminin, mağdurun tekrar şiddete uğrama ihtimalini göz önüne alarak başvurunun hemen ardından, tanık yada karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan kararını verebileceğini, şiddete uğrayanın mahkemede şiddete uğrama ihtimalini kanıtlama yükümlülüğü altında da bulunmadığını belirtmiştir.. Nitekim, bu düşünce altında karara karşı itiraza ilişkin Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik meclis genel kurulunda kabul görmemiş ve metinden çıkartılmıştır. Hakimin bu şekilde derhal ( herhangi bir gecikmeye meydan vermeden ) tedbir alması sağlanmıştır.
Çoğunluk gerekçesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 105. maddesinin uygulanabileceğine işaret olunmuştur. Sözü edilen madde duruşma açılması ile ilgilidir. Duruşma açılması demek, davanın taraflarına mürafaa gününün bildirilmesi demektir. Mürafaa günü taraflara çıkartılacak davetiye ile bildirilir. Masraflarının da dava açandan alınması zorunludur. Masrafların yatırılmaması talepten sarfınazar anlamına gelir. ( T.K. md.5, tebligat Tüzüğünün 6. maddesi ).
Yasanın birinci maddesinde, başvurudan herhangi bir harç alınmayacağını vurgulamıştır. Amacı başvuruda bulunan aile bireyine kolaylık sağlamaktır. Onu bir yük altına sokmamaktadır. Mürafaa açmak için gider istenilmesi caydırıcı unsur teşkil edecektir. Yasanın espirisi ile bağdaşmayacaktır.
Yine Tebligat Yasasının 9. ve Tüzüğün 8. ve 12. maddesi, tebligat evrakını gönderen meranın gönderilen yerin uzaklığını, mevsim şartlarını nakil vasıtalarının durumunu nazara alacağını, mürafaa gününün tebligatın belediye hudutları içersinde yapılacaksa üç günden köyde veya, vilayetin diğer bir kazasında yapılacaksa onbeş günden, diğer bir vilayet içinde yapılacaksa bir aydan az olamıyacağını vurgulamıştır. Tebligatın yurt dışında yapılması durumunda sürenin daha da uzayacağı tartışmasızdır. Bu şekilde, aradan çok uzun zaman geçtikten sonra alınan tedbirin, tedbir olma özelliği de ortadan kalkacaktır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 107. maddesi ise itirazla ilgilidir. İtiraz üzerine duruşma açılması zorunludur. Yukarıda mürafaa ile ilgili yapılan açıklamalar burada da tekrarlanacaktır. Kanun koyucunun kapattığı bir yol, dolaylı olarak gündeme gelecektir.
Tedbir kararı verilebilmesi için Sulh Hakiminin tam bir kanaate sahip olmasına da gerek yoktur. Şiddete uğrama ihtimalini sezinlemesi yeterlidir.
Bu açıklamalar karşısında hakimi evrak üzerinde, duruşma açmadan birinci maddede gösterilen tedbirlerden birini, bir kaçını yahut duruma uygun benzer önlemi almakla mükelleftir. Verilecek karar yasanın amacına, ailenin durumuna, somut olayın özelliğine uygun, objektif ve herkesçe kabul edilebilir olmalıdır. Kesindir. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun gerekçesine iştirak edilmemiştir.
Üye Hakkı Dinç MUHALEFET ŞERHİ
4320 sayılı yasa gereğince verilecek tedbir kararlarında Hakim duruşma yapma zorunluluğunda değildir. Yasa zaten bu hususu Hakimin takdirine bırakmıştır. Bu sebeple Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 105/1. maddesinin bu yasaya tabi işlerde uygulama olanağı yoktur. Bu sebeple sayın çoğunluğun kararının gerekçesine iştirak etmiyorum.
Üye Ferman Kıbrıscıklı
Not: Aile Mahkemelerinin Kurulması ile birlikte Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi Yerine Aile Mahkemesi Hakimi anlaşılmalıdır
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/6474
K. 2002/7945
T. 13.6.2002
• AİLEYİ KORUYUCU TEDBİRLER ( Sulh Hukuk Hakimi Tarafından Resen Gözönünde Bulundurma )
• SULH HUKUK MAHKEMESİ ( Tarafın Dinlenmesine Gerek Olmadan Tedbir Kararı Vermesi )
• MAHKEMECE VERİLEN NİHAİ KARARLAR ( Temyiz Yoluna Başvurulabileceği - Şiddete Uğrama )
• AİLE İÇİ ŞİDDET ( Mahkeme Kararında 6 Ayı Geçmemek Üzere Verilen Tedbir )
• TEDBİRE AYKIRI DAVRANIŞ ( Tutuklanacağı Ve Hürriyeti Bağlayıcı Cezaya Mahkum Edileceği )
• KUSURLU EŞ ( Tedbir Kararının Nihai nitelikte Olmadığı Sürekli Sonuç Doğurmayacağı )
• TEDBİR KARARINA İTİRAZ ( Tefhim Veya Tebliğinden İtibaren Üç Gün - Asliye Hukuk Mahkemesine )
1086/m.105, 106, 107, 108, 109
ÖZET : 4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta " Sulh Hukuk Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini gözönüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık yada karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm esas ve hakimin reddi yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : "Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir" ( HUMK. md. 427 ). Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.
4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta " Sulh Hukuk Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini gözönüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık yada karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır " açıklamaları yapılmıştır.
Görüldüğü üzere bu karar kusurlu eşin saldırılarına son verilmesinin kendisine ihtarından ibaret kısa süreli bir tedbir niteliğindedir. Bu açıklamalar kararın nihai nitelikte olmadığını sürekli sonuç doğurmayacağını göstermektedir.
Öte yandan kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda müzakeresi sırasında 1/2. maddeye " Bu karara karşı tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içinde aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edebilir. Asliye Hukuk Mahkemesi itirazı üç gün içinde sonuçlandırır. Bu karar kesindir. İtirazlar verilen tedbir kararının uygulanmasını tehir etmez " biçimindeki eklemeye genel kurul müzakerelerinde karşı çıkılmış ve bu ekleme kanun metninden çıkarılmıştır. Bu konunun müzakereleri sırasında konuşmacılar kanunun ön gördüğü kararın tedbir niteliğinde olduğunu hemen uygulanarak aile içi şiddetin bıçakla keser gibi kesilmesi ve ortadan kaldırılması gereğine işaretle " onun için Sulh Hukuk Mahkemesi kararı kesin olmalıdır " demişlerdir. Bu görüşlere cevap veren ilgili Bakan " Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik ve ilavelerin taslaktan çıkarılmasını talep ediyoruz; Çünkü bunlar taslakta yer aldığı müddetçe, kanunun ruhuna aykırı olacaktır.... Kusurlu eşin genel hüküme göre itiraz hakkı vardır; yani Sulh Hukuk Mahkemesine itiraz edilebilir. Asliye Hukuk Mahkemesine ittiraz hakkı sağlamak, kusurlu eşe ek bir itiraz hakkı sağlamak anlamını taşımakta, zaten şiddet mağduru olan kadın ve çocukların bu süre zarfında daha çok mağdur olmalarına sebep olmaktadır " demiştir. Bu açıklamalardan sonra tasarıya Adalet Komisyonunda yapılan itiraza ilişkin eklemeler çıkarılmış; kanun bu hali ile kesinleşmiştir.
Şu halde 4320 sayılı kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 105, 106, 107, ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109. maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir.
Temyiz isteğinin bu sebeplerle reddi gerekmiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle temyizi kabil olmayan karara karşı vaki temyiz isteğinin REDDİNE, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine 13.06.2002 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
4320 sayılı yasa gereğince verilecek tedbir kararlarında Hakim duruşma yapma zorunluluğunda değildir. Yasa zaten bu hususu Hakimin takdirine bırakmıştır. Bu sebeple Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 105/1. maddesinin bu yasaya tabi işlerde uygulama olanağı yoktur. Açıklanan bu nedenle sayın çoğunluğun kararının gerekçesine iştirak etmiyorum.
KARŞI OY :
Hakimin reddi isteği Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 35. maddesi uyarınca bizzat ret edilen hakim tarafından ret edilmiştir. Bu karar refık hakim tarafından da incelenmediğine göre denetimsiz kalmaması bakımından reddi hakim yönünden temyiz isteğinin incelenmesi gerekir. Öte yandan asıl hükme yönelik temyiz isteğinin ret edilmesi reddi hakim konusundaki temyizin incelenmeyeceği anlamınada gelmez. Çoğunluk görüşüne bu sebeple katılamıyorum.
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/14276
K. 2003/344
T. 16.1.2003
• AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUN ( Tedbirlerin Hakimin Tayin Ettiği Süre İle Geçerli ve Temyiz İncelenmesine Tabi Bulunmayan Geçici Tedbir Niteliğinde Kabul Edilmesi Gereği )
• TEMYİZ İNCELENMESİNE TABİ BULUNMAYAN KARARLAR ( Ailenin Korunmasına Dair Kanun - Tedbirlerin Hakimin Tayin Ettiği Süre İle Geçerli Geçici Tedbir Niteliğinde Kabul Edilmesi Gereği )
• AİLE İÇİ ŞİDDETİ DURDURMA TEDBİRLERİ ( Hakimin Tayin Ettiği Süre İle Geçerli ve Temyiz İncelenmesine Tabi Bulunmayan Geçici Tedbir Niteliğinde Kabul Edilmesi Gereği )
4320/m.1
1086/m.105, 106, 107, 108, 109, 427
ÖZET : 4320 sayılı kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 105, 106, 107, ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109. maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : "Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. " ( HUMK. md. 427 ). Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.
4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Sulh Hukuk Hakimi tarafından resen alınması hükme bağlanmıştır. Bu kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları koruma olduğu sevk gerekçesinde açıklanmıştır. Hatta "Sulh Hukuk Mahkemesi mağdurların tekrar şiddete uğrama ihtimalini gözönüne alarak başvurusunun hemen ardından tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan bu kararı verebilecektir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Mahkeme kararında 6 ayı geçmemek üzere tedbirin uygulama süresi belirtilecek ve tedbire aykırı davranışta bulunulması halinde tutuklanacağı ve hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edileceği kusurlu eşe ihtar olacaktır" açıklamaları yapılmıştır.
Görüldüğü üzere bu karar kusurlu eşin saldırılarına son verilmesinin kendisine ihtarından ibaret kısa süreli bir tedbir niteliğindedir. Bu açıklamalar kararın nihai nitelikte olmadığını sürekli sonuç doğurmayacağını göstermektedir.
Öte yandan kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda müzakeresi sırasında 1/2. maddeye " Bu karara karşı tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içinde aynı yer Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edebilir. Asliye Hukuk Mahkemesi itirazı üç gün içinde sonuçlandırır. Bu karar kesindir. İtirazlar verilen tedbir kararının uygulanmasını tehir etmez" biçimindeki eklemeye genel kurul müzakerelerinde karşı çıkılmış ve bu ekleme kanun metninden çıkarılmıştır. Bu konunun müzakereleri sırasında konuşmacılar kanunun ön gördüğü kararın tedbir niteliğinde olduğunu hemen uygulanarak aile içi şiddetin bıçakla keser gibi kesilmesi ve ortadan kaldırılması gereğine işaretle "onun için Sulh Hukuk Mahkemesi kararı kesin olmalıdır " demişlerdir. Bu görüşlere cevap veren ilgili Bakan "Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik ve ilavelerin taslaktan çıkarılmasını talep ediyoruz; Çünkü bunlar taslakta yer aldığı müddetçe, kanunun ruhuna aykırı olacaktır.... Kusurlu eşin genel hükme göre itiraz hakkı vardır; yani Sulh Hukuk Mahkemesine itiraz edilebilir. Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz hakkı sağlamak, kusurlu eşe ek bir itiraz hakkı sağlamak anlamını taşımakta, zaten şiddet mağduru olan kadın ve çocukların bu süre zarfında daha çok mağdur olmalarına sebep olmaktadır" demiştir. Bu açıklamalardan sonra tasarıya Adalet Komisyonunda yapılan itiraza ilişkin eklemeler çıkarılmış; kanun bu hali ile kesinleşmiştir.
Şu halde 4320 sayılı kanun uyarınca oluşturulan kararları, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 105, 106, 107, ve 108. maddelerinde belirlenen prosedür uyarınca ittihaz olunan ve bu kanunun 109. maddesi uyarınca 10 gün içinde dava açılması şartıyla değil hakimin tayin ettiği süre ile geçerli ve temyiz incelenmesine tabi bulunmayan geçici tedbir niteliğinde kabul etmek, kanunun tedvin amacına uygun düşecektir.Temyiz isteğinin bu sebeplerle reddi gerekmiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle temyizi kabil olmayan karara karşı vaki temyiz isteğinin REDDİNE, temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
4320 sayılı Ailenin Korunmasına dair kanunun amacı, aile içerisindeki bireylerin birbirlerine yönelik fiziki, sözel ve duygusal kötü davranışları önlemektir. Yasanın hükümet gerekçesinde; Sulh Hukuk Hakiminin, mağdurun tekrar şiddete uğrama ihtimalini göz önüne alarak başvurunun hemen ardından, tanık ya da karşı tarafın dinlenmesine gerek olmadan kararını verebileceğini, şiddete uğrayanın mahkemede şiddete uğrama ihtimalini kanıtlama yükümlülüğü altında da bulunmadığını belirtmiştir. Nitekim bu düşünce altında karara karşı itiraza ilişkin Adalet Komisyonunda yapılan değişiklik meclis genel kurulunda kabul görmemiş ve metinden çıkartılmıştır. Hakimin bu şekilde derhal ( herhangi bir gecikmeye meydan vermeden ) tedbir alması sağlanmıştır. Çoğunluk gerekçesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 105. maddesinin uygulanabileceğine işaret olunmuştur. Sözü edilen madde duruşma açılması ile ilgilidir. Duruşma açılması demek, davanın taraflarına mürafaa gününün bildirilmesi demektir. Mürafaa günü taraflara çıkartılacak davetiye ile bildirilir. Masraflarının da dava açandan alınması zorunludur. Masrafların yatırılmaması talepten sarfınazar anlamına gelir ( Tebligat. Kanunu. m.5, Tebligat Tüzüğünün 6. maddesi ).
Yasanın birinci maddesinde, başvurudan herhangi bir harç alınmayacağını vurgulamıştır. Amacı başvuruda bulunan aile bireyine kolaylık sağlamaktır. Onu bir yük altına sokmamaktadır. Mürafaa açmak için gider istenilmesi caydırıcı unsur teşkil edecektir. Yasanın esprisi ile bağdaşmayacaktır.
Yine Tebligat Yasasının 9. ve Tüzüğün 8. ve 12. maddesi, tebligat evrakını gönderen merciinin gönderilen yerin uzaklığını, mevsim şartlarını nakil vasıtalarının durumunu nazara alacağını, murafaa gününün tebligatın belediye hudutları içersinde yapılacaksa üç günden köyde veya, vilayetin diğer bir kazasında yapılacaksa on beş günden, diğer bir vilayet içinde yapılacaksa bir aydan az olamayacağını vurgulamıştır. Tebligatın yurt dışında yapılması durumunda sürenin daha da uzayacağı tartışmasızdır. Bu şekilde, aradan çok uzun zaman geçtikten sonra alınan tedbirin, tedbir olma özelliği de ortadan kalkacaktır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 107. maddesi ise itirazla ilgilidir. İtiraz üzerine duruşma açılması zorunludur. Yukarıda mürafaa ile ilgili yapılan açıklamalar burada da tekrarlanacaktır. Kanun koyucunun kapattığı bir yol, dolaylı olarak gündeme gelecektir.
Tedbir kararı verilebilmesi için Sulh Hakiminin tam bir kanaate sahip olmasına da gerek yoktur. Şiddete uğrama ihtimalini sezinlemesi yeterlidir.
Bu açıklamalar karşısında hakimi evrak üzerinde, duruşma açmadan birinci maddede gösterilen tedbirlerden birini, bir kaçını yahut duruma uygun benzer önlemi almakla mükelleftir. Verilecek karar yasanın amacına, ailenin durumuna, somut olayın özelliğine uygun, objektif ve herkesçe kabul edilebilir olmalıdır. Kesindir. Açıklanan sebeple de değerli çoğunluğun gerekçesine iştirak edilmemiştir.
Üye
Hakkı Dinç
( NOT : 9.1.2003 tarih ve 4787 sayılı Kanun'un 9. Maddesi ile "Aile Mahkemesi Hakimi" görevli kılınmıştır. )
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2003/4114
K. 2003/5177
T. 10.4.2003
• EKSİK TAHKİKATLA HÜKÜM ( Eksik Araştırma ile Hüküm Kurulmasının Hukuka Aykırı Olması )
• BAŞKA AİLE NÜFUS KAYDI İLE HÜKÜM ( Taraflarla Alakası Olmayan Kişiye Ait Nüfus Kaydının Esas Alınarak Hüküm Kurulmasının Usul ve Yasaya Aykırı Olması )
• ŞAHİTLERİN DİNLENİLMEMİŞ OLMASI ( Davacının Bahsettiği Dava Dosyası ile Bildirilen Tanıkların Dinlenilmemesinin Bozma Sebebi Olması )
• HASTAHANE KAYITLARININ CELBİ ( Davacının Bahsettiği Dava Dosyası ile Adli Tıp Raporlarının Hastahane Kayıtlarının Getirilmemesinin Usul ve Yasaya Aykırı Olması )
• TÜM DELİLLERİN TOPLANMASI ( Davacının Gösterdiği Delillerin Tamamı Toplanmadan ve Tüm Deliller Birlikte Değerlendirilmeden Eksik Tahkikatle Hüküm Kurulmasının Hukuka Aykırı Olması )
4721/m.166,184
1086/m.242,274
ÖZET : Eksik araştırma ile hüküm kurulamaz. Davacının bahsettiği dava dosyası ile adli tıp raporlarının hastahane kayıtları getirilmediği gibi, bildirilen tanıklarda dinlenilmemiştir. Keza, çocuksuz olan tarafın dört çocuğu varmış gibi başkasının nüfus kaydı ile hüküm kurulmuş olması da bozma sebebidir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR : 1-Davacı, süresi içinde verdiği delil listesinde; 4320 sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanuna göre Cumhuriyet Savcılığınca res’en tedbir talebinde bulunulduğunu bildirerek, bununla ilgili Sulh Hukuk Mahkemesinin dosyasını, 29.4.2002 tarihinde davalının dayağı sonucu Sursa Yüksek İhtisas Hastanesine başvurmak zorunda kaldığını bildirerek bu başvuruya ilişkin evrak ve kayıtları göstermiş, dava dilekçesi ekinde de 27.8.2002 adli tabip raporunu sunmuştur. Delil listesinde gösterdiği tek tanık dışında, yukarda sözü edilen diğer delilleri toplanmamıştır. Davacının, gösterdiği delillerin tamamı toplanmadan ve tüm deliller birlikte değerlendirilmeden eksik tahkikatle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Dosyaya alınan nüfus kaydına göre tarafların 3.8.1990 tarihinde evlendikleri ve çocuklarının da bulunmadığı halde, kararın gerekçesinde tarafların 28.11.1948 tarihinde evlendiklerinin ve reşit 4 çocukları bulunduğunun kabul edilmesi, taraflarla alakası olmayan kişiye ait nüfus kaydının esas alınması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Kabule göre de;
Davacının ismi Sefiye olduğu, dava dilekçesi ve nüfus kaydında da bu şekilde olduğu halde karar başlığında “Safiye” gösterilmesi de usul ve yasaya aykırıdır;
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda 1 ve 2. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.
CEZA;
T.C.
YARGITAY
7. CEZA DAİRESİ
E. 2000/9477
K. 2000/12100
T. 2.10.2000
• 4320 SAYILI KANUNA MUHALEFET ( Kusurlu Eş Olan Sanığın Müşterek Şekilde Oturdukları Evden Üç Ay Süreyle Uzaklaştırma Biçiminde Tedbir Kararı Vermesi )
• MÜTESELSİL SUÇ ( Kusurlu Eş Olan Sanığın Müşterek Oturdukları Evden Uzaklaştırma Biçimindeki Tedbir Kararına Dörder Gün Arayla İki Defa Uyulmaması Nedeniyle Cezasının Artırılması )
4320/m.1
765/m.80
ÖZET : 4320 sayılı yasanın 1/b maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinin kusurlu eş olan sanığı müşterek şekilde oturdukları evden 3 ay süreyle uzaklaştırma biçiminde verdiği tedbir kararına, dörder gün arayla iki defa uymayan sanığın eylemi bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olduğundan TCK. m. 80 uyarınca cezanın arttırılması gerekir.
DAVA : 4320 sayılı kanuna muhalefetten sanık, Murat A. hakkında yapılan duruşma sonunda: Hükümlülüğüne ve erteli cezanın aynen infazına dair GERMENCİK Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 1.2.1999 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi, Mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 5.6.2000 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
4320 sayılı yasanın 1/b maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinin kusurlu eş olan sanığı müşterek şekilde oturdukları evden 3 ay süreyle uzaklaştırma biçiminde verdiği tedbir kararına 14.8.1998 ve 18.8.1998 tarihleri itibarıyla dörder gün arayla iki defa riayet etmeyen sanığın eylemi bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak TCK.nun 80.maddesiyle arttırılması yerine iki ayrı suç kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
SONUÇ : Yasaya aykırı, Mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02.10.2000 günü oybirliğiyle karar verildi.
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.
T.C.
YARGITAY
7. CEZA DAİRESİ
E. 2002/9910
K. 2002/10353
T. 28.6.2002
• AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUNA MUHALEFET ( Yargılama Usulü 3005 Sayılı Yasaya Tabi Bulunmayan Eşe Karşı Etkili Eylem Suçundan Ayrı Bir İddianame İle Dava Açılmasının Mümkün Olduğu )
• EŞE KARŞI MÜESSİR FİİL ( Yargılaması 3005 Sayılı Yasaya Tabi 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasanın 2/1 Son Maddesi Uyarınca Cezalandırılması İstemiyle Dava Açılması )
• MÜESSİR FİİL ( Eşe Karşı - Yargılaması 3005 Sayılı Yasaya Tabi 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Yasanın 2/1 Son Maddesi Uyarınca Cezalandırılması İstemiyle Dava Açılması )
3005/m.1
4320/m.2/1-son
765/m.51/1, 456/4, 457/1
ÖZET : Sanık hakkında Sulh Hukuk Mahkemesince koruma kararı verildiği halde, müştekiyi darp ettiğinden bahisle, yargılaması 3005 sayılı Yasaya tabi 4320 sayılı Ailenin Korunmasına dair Yasanın 2/1 son maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açıldığına göre, yargılamaya devamla bir hüküm tesisi gerekirken, birlikte görülmesi mümkün olmayan, eşe karşı etkili eylem suçundan, ayrı bir iddianame ile dava açılması mümkün olduğu gözetilmeden, ek savunma hakkı verilmesi, yasaya aykırıdır.
DAVA : Ailenin Korunmasına Dair Kanuna muhalefetten ( eşe karşı müessir fiil ) sanık, İlyas hakkında yapılan duruşma sonunda: Sanığın TCK.nun 456/4, 457/1 ve 51/1 maddeleri uyarınca hükümlülüğüne dair ( Sındırgı Sulh Ceza Mahkemesi )nden verilen 4.9.2001 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi, yerel Cumhuriyet Savcısı ve sanık tarafından süresinde istenilerek dava evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen 14.5.2002 tarihli tebliğnamesiyle daireye verilmekle dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Sanık hakkında Sulh Hukuk Mahkemesince koruma kararı verildiği halde müştekiyi darp ettiğinden bahisle yargılaması 3005 sayılı Yasaya tabi 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun 2/1-son maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmış olduğuna göre yargılamaya devamla bir hüküm tesisi gerekirken birlikte görülmesi mümkün olmayan takibi şikayete bağlı ve yargılama usulü 3005 sayılı Yasaya tabi bulunmayan eşe karşı etkili eylem suçundan ayrı bir iddianame ile dava açılması mümkün olduğu gözetilmeden ek savunma hakkı verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
SONUÇ : Yasaya aykırı, Yerel Cumhuriyet Savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün sonuçta isteme uygun olarak ( BOZULMASINA ), 26.6.2002 günü oybirliğiyle karar verildi.
Karar Kazancı Bilişim Teknolojileri İçtihat Bilgi Bankasından alınmıştır.
GENELGE
Kadınlara Yönelik Şiddet,Töre Ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Genelge ________________________________________
4 Temmuz 2006 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 26218
GENELGE
Başbakanlıktan:
KONU: Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirler.
GENELGE
2006/17
Kadın ve çocuklara yönelik şiddet insanlığın gündemindeki yerini korumaktadır. Bu tür şiddetin en acımasız biçimi kamuoyunda “töre cinayeti” olarak tanımlanan kadına yönelik öldürme olaylarıdır. Kadın ve çocuklara yönelik şiddetin ülkemizde de devam ediyor olması yeni ve acil önlemlerin alınmasını gerekli kılmaktadır. Ekonomik kalkınma ve gelişme ile birlikte eğitim ve kültür düzeyinin yükselmesiyle giderek ortadan kalkacak olan bu sorunların çözümü için kamu kurum ve kuruluşları ile birlikte sivil toplum örgütleri ve vatandaşlarımıza büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.
Nitekim Türkiye Büyük Millet Meclisi de sosyal bir yara olan bu olguyla ilgilenme ihtiyacı hissetmiş, 28/6/2005 tarihli ve 853 sayılı kararıyla bir araştırma komisyonu teşkil etmiştir. Bu komisyon çalışmalarını tamamlayarak kadın ve çocuklara yönelik şiddetin sebepleri ile alınabilecek önlemleri belirleyen kapsamlı bir rapor hazırlamıştır.
Mezkûr komisyon çalışmaları sonucunda hazırlanan ve Hükümetimizce de benimsenen bu konuda alınacak önlemlere ilişkin öneriler ve bundan sorumlu kuruluşlar ekli listelerde belirtilmiştir. Bu önerilerle ilgili olarak başlatılacak çalışmalarda koordinasyon görevi çocuğa yönelik şiddet konusunda Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, kadına yönelik şiddet ve töre/namus cinayetleri konusunda ise Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilecektir.
Sorumlu kuruluşların ve bu kuruluşlarla işbirliği içerisinde hareket etmesi gereken kurumların ayrı ayrı belirtildiği önlemlere ilişkin çalışmalar, koordinatör olarak belirlenen Genel Müdürlüklerle işbirliği içerisinde derhal başlatılacaktır. Sorumlu kurumlar tarafından görev alanına giren konularda hazırlanacak ayrıntılı faaliyet raporlar üçer aylık dönemlerle ilgili koordinatör kuruma gönderilecektir.
Bilgilerini ve gereğini önemle rica ederim.
Recep Tayyip ERDOĞAN
Başbakan
B. KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDAKİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİN YAŞAMA GEÇİRİLMESİNDE KOORDİNELİ ÇALIŞMASI GEREKEN KURUMLAR.
ÖNERİLER SORUMLU KURUM İŞBİRLİĞİ YAPILACAK
KURUM/KURULUŞ
KORUYUCU VE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER
1. Devlet, kadın ve erkek arasındaki ekonomik eşitsizliğin ortadan kaldırılması için gerekli tedbirleri almalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili Tüm Kurum ve Kuruluşlar, Özel Sektör,
Üniversiteler
2. İşe alınmada eşitliği sağlayıcı önlemler alınmalı, işyerinde cinsiyete dayalı ayrımcılığın olmaması için işverenlerin ve yöneticilerin gerekirse pozitif ayrımcılık yapmaları gerekmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İlgili Tüm Kurum ve Kuruluşlar, Özel Sektör
3. Kadınların istihdam olanakları ve iş kurmak için gereksinim duydukları kredi almalarını kolaylaştıracak düzenlemeler yapılmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kamu ve Özel Sektör Bankaları Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Sivil Toplum Kuruluşları
4.4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun tanıtımı yönünde çok yönlü çalışmalar yapılmalıdır. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü İlgili Tüm Kurum ve Kuruluşlar, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
5. Evlilik öncesi çiftlerin yardım almaları konusunda "Evlilik ve Evlilik Danışmanlığı" hizmetlerinin kurumsallaşması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Yerel Yönetimler İlgili Tüm Kurum ve Kuruluşlar, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
6. Kadın-erkek eşitliğini önemseyen, kadın haklarının gelişmesi konusunda destek veren erkek gruplarının sayısının artırılması konusunda gerekli önlemler alınmalıdır. Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Sivil Toplum Kuruluşları
7. Eğitimini yanda bırakmış kadınların eğitimlerini tamamlayabilmeleri ve aktif olarak iş yaşamına katılmaları için ihtiyaç duydukları destek hizmetleri (yuva, kreş, gündüz bakımevi gibi) sağlanmalıdır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Milli Eğitim Bakanlığı, Yerel Yönetimler, Sivil Toplum Kuruluşları, Özel Sektör
8. Aile Mahkemeleri ve Çocuk Mahkemelerinde görev yapacak yargı mensuplarının, pedagogların, sosyal hizmet uzmanlarının, psikologların toplumsal cinsiyet bakış açısı eğitimi alması ve 4787 s. Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunu uyarınca bu mahkemelerde görev alacak
pedagogların, sosyal hizmet uzmanlarının, psikologların kadrolarına atanmaları en kısa sürede yapılmalıdır. Adalet Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Üniversiteler
9. Belediyelerin ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın Halk Eğitim Merkezleri ile SHÇEK' in Toplum Merkezleri'nde kadın çalışmaları yapılmalıdır. Sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği sağlanarak söz konusu merkezlerde okur-yazarlık, kadının insan hakları, toplumsal cinsiyet rolleri, özgüven gibi kadına yönelik güçlendirici çalışmalar yapılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı, Yerel Yönetimler, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Sivil Toplum Kuruluşları
10. Kadına yönelik şiddetle ilgili spot filmler üretilmeli, ulusal, bölgesel ve yerel medyada ulusal bir kampanya çerçevesinde gösterilmesi sağlanmalıdır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Görsel-İşitsel Medya Kuruluşları (Ulusal, Bölgesel ve Yerel)
11. Kadına yönelik şiddettin önlenmesine ilişkin mülki idare amirlikleri ve yerel yönetimlerce broşürler hazırlanmalı, hazırlanacak bu broşürlerin, halka açık alanlarda ve kamu hizmet birimlerinde dağıtımı sağlanmalıdır. Valilikler, Yerel Yönetimler Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları,
12. Diyanet İşleri Başkanlığı, kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda; toplumu bilinçlendirmek üzere hutbe ve vaazlar vermeli, yazılı ve görsel yayınlar yapmalı ve çeşitli etkinlikler düzenlemelidir. Diyanet İşleri Başkanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Görsel-İşitsel Medya Kuruluşları (Ulusal, Bölgesel ve Yerel)
13. Bütün kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarında kadına yönelik şiddet konusunda duyarlığı ve sorumluluğu artırıcı bir kampanya düzenlenmeli bu alanda yapılmış olumlu girişimlerin duyurulması sağlanmalıdır. Özel Sektör Kuruluşları, Sendikalar İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
14. Kent planlamasında, sokak ve parkların iyi aydınlatılması ve kadınların acil telefon hatlarına kolay ulaşabilmesini sağlamak amacıyla telefon kulübelerinin sayılarının artırılması gibi kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda gerekli hizmetlerin sunulması sağlanmalıdır. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Yerel Yönetimler Ulaştırma Bakanlığı, Özel Sektör
HİZMET KURUMLARI
1. TBMM bünyesinde "Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu" adı ile daimi bir komisyon oluşturulmalıdır. TBMM İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
2. Şiddete uğrayan ve özellikle sığınma evlerindeki ihtiyacı olan kadınları danışma merkezleri ile sığınaklara başvuran kadınları ekonomik olarak güçlendirmek, yeniden ev kurmalarını sağlamak amacıyla bir "Kadın Destek Fonu" oluşturulmalı ve kadınların uygun işlere yerleştirilmesi sağlanmalıdır. Başbakanlık İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Özel Sektör, Sivil Toplum Kuruluşları
3. Avrupa Birliği bünyesinde yürütülmekte olan çocuklar, gençler ve kadınlara karşı şiddetin önlenmesine yönelik DAPHNEII (2004-2008) programını ülkemiz de imzalamalıdır. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Yerel Yönetimler, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
4. Kadın erkek eşitliğine aykırı politikalar, yasal düzenlemeler ve uygulamalar kaldırılmalı, toplumda kadın ve erkek eşitliği sağlanıncaya kadar, kadınlara pozitif ayrımcılık yapılması bir devlet politikası olarak kabul edilmelidir. Başbakanlık ve Diğer İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
5. Yasa koyucuların, kadınları doğrudan ilgilendiren kanunların yapım sürecinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra, sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin kadın araştırma ve uygulama merkezlerinin de görüş ve önerilerini alınmalıdır. Başbakanlık ve Diğer İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları
6. Devlet kadınlara yönelik her türlü şiddet eyleminin önlenmesini bir devlet politikası olarak kabul etmelidir. Bu alana yönelik bir bütçe oluşturularak, toplumsal cinsiyet rolleri açısından bütçelerin etki ve sonuçları görünür kılınarak, toplumsal cinsiyete dayalı bütçe analizleri yapılmalıdır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
7. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü koordinatörlüğünde bir "Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi" kurulmalıdır. Kadının Statüsü
Genel Müdürlüğü İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
8. Toplumsal cinsiyete duyarlı politikaların devletin bütün ana plan ve programlarının içine entegre edilmesi, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında işbirliğinin sağlanması, programların ve sonuçların izlenme ve değerlendirilmesi için gerekli mekanizmaların oluşturulması ve var olan mekanizmaların işler hale getirilmesi sağlanmalıdır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
9. Kadına yönelik şiddete karşı alınacak önlemler bir ulusal plan çerçevesinde yasal, kurumsal, eğitsel ve kültürel alanlara yönelik, kapsamlı olarak belirlenmelidir. Bu plan hazırlanırken toplumsal cinsiyet bakış açısına sahip bir plan olması sağlanmalıdır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
10. Ülke genelinde tüm kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve özel sektör çalışanlarına yönelik "toplumsal cinsiyet eşitliği" eğitimi verilmesinin zorunlu hale getirilmesi sağlanmalıdır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Yerel Yönetimler, Üniversitelerin Kadın Sorunları Araştırma Merkezleri, Özel Sektör
11. Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı koordinasyonunda bütün kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteleri, sivil toplum kuruluşlarını, özel sektör ve yerel yönetimleri de kapsayacak "2006-2010 Kadına Yönelik Şiddetin önlenmesi Eylem Planı" hazırlanmalı ve uygulamaları takip edilmelidir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Yerel Yönetimler, Üniversitelerin Kadın Sorunları Araştırma Merkezleri, Sivil Toplum Kuruluşları, Özel Sektör
12. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde çalışmalar yapmakta olan tüm kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, üniversitelerin kadın çalışması yapan araştırma merkezleri ve yerel yönetimler arasında koordinasyonun sağlanarak, ortak bir "hizmet ağı modeli" oluşturulmalıdır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Yerel Yönetimler, Üniversitelerin Kadın Sorunları Araştırma Merkezleri, Sivil Toplum Kuruluşları
13. SHÇEK bünyesinde hizmet veren "183 Aile, Çocuk, Kadın ve Sosyal Hizmet ve Özürlü Çağrı Merkezi”nin çalışmasındaki sorunların giderilmesi, daha işlevsel kılınması ve bunun için gerekli tedbirlerin alınması sağlanmalıdır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Üniversite ve özel Sektöre Ait Sağlık Kuruluşları, Barolar
14. Ülke genelinde 24 saat hizmet verecek ücretsiz "ALO ŞİDDET HATTI” oluşturulmalıdır. Bu hat da şiddet konusunda eğitim almış personelin görev yapması sağlanmalıdır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Üniversite ve Özel Sektöre Ait Sağlık Kuruluşları, Barolar
15.4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun'un uygulanması aşamasında daha etkili bir sonuca ulaşmak için şiddet uygulayan bireylerin rehabilitasyona tabi tutulmaları konusunda gerekli bütün yasal ve kurumsal alt yapı oluşturulmalıdır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı
16. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) için bütçeden ayrılan pay artırılmalı, kadın sığınma evleri/kadın konukevleri nitelik ve nicelik açısından Avrupa Birliği standartlarına uygun hale getirilmeli ve hizmet sunacak personelin kadın bakış açısına sahip olması sağlanmalı, anılan merkezlerin gizlilik ilkesine uygun olarak hizmet vermeleri konusunda gerekli özen gösterilmelidir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Devlet Planlama Teşkilatı, Yerel Yönetimler Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
17. Kadın sığınma/konuk evlerinin kuruluşu ve işletilmesi ile ilgili mevzuatın gözden geçirilerek Avrupa Birliği standartları doğrultusunda yeniden hazırlanması ve yerel yönetimlere kadın sığınma/konuk evi açma konusunda zorunluluk getirilmesi sağlanmalıdır. Açılan kadın sığınma/konuk evlerinin mevzuatta belirtilen standartlara uygunluğu düzenli olarak denetlenmelidir. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Yerel Yönetimler, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
18. Hak arama sürecindeki yasal prosedür mağdurlar lehine basitleştirilmeli, sağlıkla ilgili kayıtlar başta olmak üzere gerekli belge ve kayıtların ücretsiz hazırlanması sağlanmalıdır. Bu sürecin her aşaması kadının özel hayatına saygılı, kadım koruyucu olmalıdır. Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları
19. Şiddet mağduru kadına emniyet birimlerinde uygulanacak prosedür ve atılacak adımlarla ilgili olarak genel broşür hazırlanmalıdır. İçişleri Bakanlığı Barolar, İlgili Sivil Toplum Kuruluşları
20. Sivil toplum kuruluşları tarafından kurulmuş ve kurulacak olan bağımsız kadın sığınma evi ve kadın danışma merkezlerini açma ve işletme girişimleri yerel yönetimler ve İl özel idareleri tarafından mali destek de dahil olmak üzere çok yönlü desteklenmelidir. Valilikler, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Yerel Yönetimler Sivil Toplum Kuruluşları
21. Şiddet gördüğü için kadın sığınma/konuk evine yerleştirilen kadınların buradan çıktıktan sonra kendi ayakları üzerinde durmayı başarmalarını sağlamak ve desteklemek için kadınlara devletin sahip olduğu kaynaklardan geçici konut tahsisi yapılmalıdır. Yerel Yönetimler, Toplu Konut İdaresi Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Sivil Toplum Kuruluşları
22. Kadına yönelik şiddet konusunda ulusal bir veri tabanı bulunmamaktadır. Mevcut veriler de sağlıklı ve yeterli değildir. Bu nedenle bu konularla ilgili Bakanlıkların sağlıklı veri oluşturabilmeleri için toplanacak verilere yönelik standart soru formları hazırlanmalı ve sonuçları tek elde (Türkiye İstatistik Kurumu) toplanarak ulusal veri tabanı oluşturulmalıdır. Türkiye İstatistik Kurumu İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Üniversiteler, Özel Sektör, Sivil Toplum Kuruluşları
23. Kadına yönelik şiddetin neden ve sonuçları ile toplumsal maliyetinin araştırılması ve şiddetin önlenmesine ilişkin projelerin üretilmesi ve gerçekleştirilmesi yönünde ilgili kuruluşlara destek verilmelidir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Yerel Yönetimler, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
24. Ülke içinde politika, program geliştirmeyi teşvik edecek bilgilerin daha hızlı üretebilmesi için üniversitelerin Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezleri teşvik edilerek araştırma yapmaları ve yayınlamaları sağlanmalıdır. Üniversiteler Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Yerel Yönetimler, Sivil Toplum Kuruluşları
EĞİTİM
1. Kadına yönelik şiddet konusunda zararlı gelenek ve göreneklerin tespit edilerek buna yönelik tutum ve davranış biçimlerini değiştirmelerini sağlayıcı eğitim programlan hazırlanmalıdır. Kadına yönelik aile içi şiddetin önlenmesine yönelik olarak başta erkekler olmak üzere ailenin tüm bireylerinin eğitilmesi ve özellikle öfkenin kontrolü ve kişiler arasında sağlıklı iletişim becerileri konusunda yaygın eğitim programlarının hazırlanmasında devletin gerekli çalışmaları yapması gerekmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim bakanlığı," Sağlık Bakanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
2. Özellikle ekonomik yönden geri, geleneksel değerlerin hakim olduğu kırsal bölgelerde kız çocuklarının eğitime katılmaların sağlamaya yönelik olarak kız yatılı ilköğretim ve ortaöğretim bölge okullarının açılması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı
3. Askerlik eğitiminde, camilerde, kahvehanelerde, çok sayıda erkek çalışan istihdam eden kuruluşlarda kadına yönelik şiddet konusunda erkeklere yönelik zihniyet dönüşümünü sağlayacak eğitim programları düzenlenmelidir. Milli Savunma Bakanlığı, Sosyal Hiz-metler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Diyanet İşleri Başkanlığı, Valilikler.
4. Şiddete uğrayan kadınların başvurabilecekleri, rehberlik ve danışmanlık hizmeti alabilecekleri merkezlerin tanıtımı ile kadınlara yönelik bilinç yükseltme ve eğitim çalışmaları konusunda ulusal bir bilgilendirme kampanyası yürütülmelidir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Valilikler, Diyanet İşleri Başkanlığı, Yerel Yönetimler
6. Sağlık görevlileri, yargı mensupları, kolluk kuvvetleri, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, çocuk gelişimi uzmanları, ve diğer meslek gruplarının lisans ve hizmet içi eğitim programlarında kadına yönelik şiddet konusu yer almalıdır. Üniversitelerarası Eğitim Komisyonu, Üniversitelerin Eğitim Müfredat Komisyonları
SAĞLIK
1. Sağlık hizmeti sunan kurumlarda çalışan sağlık personelinin kadına yönelik şiddeti tanıması, tespit etmesi, gerekli müdahaleleri yapabilmesi ve şiddete uğrayan kadınları uygun kuruluşlara yönlendirmeleri için gerekli alt yapının oluşturulması ve sağlık çalışanlarının mezuniyet öncesi ve sonrası eğitim programlarında kadına yönelik şiddet konusuna yer verilmelidir. Sağlık Bakanlığı, Üniversitelerarası Eğitim Komisyonu, Üniversitelerin Eğitim Müfredat Komisyonları, Üniversite ve Özel Sektöre Ait Sağlık Kuruluşları
2. Tüm sağlık kuruluşlarında şiddet mağduru kadınlara yönelik özel birimlerin oluşturulması zorunlu hale getirilmelidir. Bu birimlerde hekim ve hemşire gibi sağlık çalışanlarının yanı sıra kadına yönelik şiddet konusuna duyarlı sosyal hizmet uzmanı ve psikologların çalışması sağlanmalıdır. Bu birimde çalışanların kadına yönelik şiddeti tanıma, ve şiddet gören kadına yönelik hizmet veren mekanizmaları harekete geçirebilmek için gerekli bildirimi yapmaları sağlanmalıdır. Sağlık Bakanlığı, Üniversite ve özel Sektöre Ait Sağlık Kuruluşları
3. Aile planlaması hizmetleri başta olmak üzere bütün üreme sağlığı hizmetlerinin özellikle birinci basamak sağlık kuruluşlarında kadınlar için ücretsiz, ulaşılabilir ve kaliteli bir şekilde verilmesi sağlanmalıdır. Sağlık Bakanlığı
HUKUK
1."Çerçeve Eşitlik Yasası"nın ivedilikle çıkarılması gerekmektedir. Adalet Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Üniversiteler ve ilgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşları
2. Anayasamızın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesine göre; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
(Ek fıkra:7/5/2004-5170/l.md; Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.Devlet, bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür.. hükmünün gereği olarak devlet bu amir hükmü hayata geçirecek başta yasal düzenlemeler olmak üzere gerekli her türlü tedbiri almalıdır. Adalet Bakanlığı İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları
3. Yürürlükteki mevzuatımızdaki kadın-erkek eşitliğini zedeleyen düzenlemelerin ayıklanması yönünde gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Adalet Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Üniversiteler ve İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşları
4. 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun'un 1. maddesinde geçen "kusurlu eş" ibaresinin "şiddet uygulayan birey" şeklinde düzeltilmesi; hakimin anılan yasa kapsamında hükmedebileceği tedbirlere ilişkin olarak yasanın 1. maddesinin (f) bendinde geçen "ortak konut" ibaresinin yanına "veya şiddete maruz kalan bireyin işyerine gelmemesi" ibaresinin de eklenmesinin, ayrıca 4320 sayılı Kanunun korunma kapsamına mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan eşlerden birinin veya çocuklarının da dahil edilmesinin ve mahkemenin vermiş olduğu tedbir hükmünün infazına ilişkin icra işlemlerinin de harçtan muaf tutulması yönünde yasal düzenleme yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Adalet Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Üniversiteler ve İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşları
5. Mevcut yasalarımızda halen kadın bedenini kontrol altında tutmayı amaçlayan, kadının insan haklarının ihlaline neden olan hukuki düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır. Adalet Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Üniversiteler ve İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşları
6. Siyasi Partiler Yasasında kadınların siyasete katılımını destekleyen düzenlemeler yapılmalıdır. Adalet Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Siyasi Partiler, Üniversiteler ve İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşları
7. "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliğinde "sivil toplum kuruluşları tarafından açılmış olan sığınma evlerinde kalan kadınlara kaldıkları süre içinde ayni ve maddi yardım konusunda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü
C. TÖRE/NAMUS CİNAYETLERİ KONUSUNDAKİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİN YAŞAMA GEÇİRİLMESİNDE KOORDİNELİ ÇALIŞMASI GEREKEN KURUMLAR
ÖNERİLER SORUMLU KURUM İŞBİRLİĞİ YAPILACAK
KURUM/ KURULUŞ
KORUYUCU VE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER
1. Sistematik bir zihniyet dönüşümü için ders kitaplarında, günlük konuşmalarda, görsel ve yazılı basında, sinema filmlerinde hatta akademik çalışmalarda, vaaz ve hutbelerde kullanılan geleneksel cinsiyet rol ve kalıplarını erkek egemen zihniyetin hakim olduğu toplumsal yapının yarattığı olumsuzlukları vurgulayan bir söylem geliştirilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür 1 ve Turizm Bakanlığı, Türk Dil . Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Yüksek Öğrenim Kurulu, Diyanet İşleri Başkanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Üniversiteler ve İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşları, Görsel-İşitsel Medya Kuruluşları (Ulusal, Bölgesel ve Yerel)
2. Diyanet İşleri Başkanlığı, töre/namus cinayetlerinin önlenmesi konusunda; toplumu bilinçlendirmek üzere hutbe ve vaazlar vermeli, yazılı ve görsel yayınlar yapmalı ve çeşitli etkinlikler düzenlemelidir. Bu etkinliklerinde Diyanet İşleri Başkanlığı geleneksel cinsiyet rol ve kalıplarını, ataerkil yapının yarattığı olumsuzlukları vurgulayan ahlaki söyleme sahip bir dil kullanmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü
3. Töre/namus cinayetleri konusunda Devlet, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler ortak kampanyalar düzenlemelidir. Bu kampanyalarda kadınların yanı sıra erkeklerin de şiddete karşı bilinç yükseltici eğitim almaları sağlanmalıdır. Erkek ve kadınların alternatif davranış biçimleri geliştirmelerine destek veren programlar oluşturulmalı, kendini ifade yollarını bulmak ve iletişim kurma olanaklarını artırmak için sorun çözme tekniklerini anlatan programlar geliştirilmelidir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Üniversiteler ve îlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşları, Görsel-İşitsel Medya Kuruluşları (Ulusal, Bölgesel ve Yerel)
4. Töre/namus cinayetlerinin önlenmesine yönelik bilgilendirici spot filmlerin üretilerek, görsel medyada sık aralıklarla gösterilmesi sağlanmalıdır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Üniversiteler ve İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşları, Televizyon Kuruluşları (Ulusal, Bölgesel ve Yerel)
KURUMSAL HİZMETLER
1. Töre ve namus konusunda toplumda yerleşik ön kabullerin veya geleneksel anlayışın tersine çevrilmesi sağlanmalıdır. İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları, Görsel-işitsel Medya Kuruluşları (Ulusal, Bölgesel ve Yerel)
2. Devletin yasalardan ve uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükler doğrultusunda gerekli düzenlemeleri yapması, yasalardaki anlayış değişikliğinin uygulamaya yansıtılabilmesi için gerekli mesleki eğitim çalışmalarının yapılması ve yasaların sıfır toleransla uygulanması sağlanmalıdır. Adalet Bakanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü,Üniversiteler İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları, Görsel-İşitsel Medya Kuruluşları (Ulusal, Bölgesel ve Yerel)
3. Ülke çapında ilgili tüm sivil ve resmi kuruluşları kapsayacak "2006-2010 Töre/ Namus Cinayetlerinin önlenmesine Yönelik Eylem Planı" hazırlanmalı ve uygulamaları takip edilmelidir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Yerel Yönetimler, Üniversitelerin Kadın Sorunları Araştırma Merkezleri, Sivil Toplum Kuruluşları
4. Ülke genelinde 24 saat hizmet verecek ücretsiz "ALO ŞİDDET HATTI” oluşturulmalıdır. Bu hatlarda şiddet konusunda eğitim almış personelin görev yapması sağlanmalıdır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Üniversite ve özel Sektöre Ait Sağlık Kuruluşları, Barolar
5. Töre/namus cinayetlerinin önlenmesine yönelik olarak yerel düzeyde Valilik, Emniyet, Jandarma, Belediye, Müftülük, Üniversite, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla komiteler oluşturulmalıdır. Valilikler İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, Belediyeler, Müftülük, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
6. Töre/namus cinayetleri konusunda ulusal düzeyde veriler bulunmamaktadır. Mevcut veriler de sağlıklı ve yeterli değildir. Bu nedenle bu konularla ilgili Bakanlıkların sağlıklı veri oluşturabilmeleri için toplanacak verilere yönelik standart soru formları hazırlanarak sonuçları tek elde (Türkiye İstatistik Kurumu) toplanmalı ve kadına yönelik şiddet konusunda oluşturulacak veriler ulusal veri tabanına entegre edilmelidir. Türkiye İstatistik Kurumu İlgili Tüm Kamu Kurum ve Kuruluşları, Yerel Yönetimler, Üniversitelerin Kadın Sorunları Araştırma Merkezleri, Sivil Toplum Kuruluşları
7. Töre/namus cinayetlerinin nedenlerine, sonuçlarına, maliyetine ve önleme yöntemlerine ilişkin projelerin üretilmesi ve gerçekleştirilmesi yönünde ilgili kuruluşlara destek verilmelidir. Devlet Planlama Teşkilatı,Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Yerel Yönetimler, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları
8. Kadın ve erkek arasındaki eşitsizliklerin giderilebilmesi için kadının her alanda güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla üniversitelerin Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezlerinin teşvik edilerek, araştırma yapmaları ve yayınlamaları sağlanmalıdır. Üniversiteler Devlet Planlama Teşkilatı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü
EĞİTİM
1. Özellikle ekonomik yönden geri, geleneksel değerlerin hakim olduğu kırsal bölgelerde kız çocuklarının eğitime katılmaların sağlamaya yönelik olarak yatılı kız bölge okullarının (ilköğretim ve ortaöğretim) açılması ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Valilikler, Yerel Yönetimler, Özel Sektör Kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları
D. MEDYA VE ŞİDDET KONUSUNDAKİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİN YAŞAMA GEÇİRİLMESİNDE KOORDİNELİ ÇALIŞMASI GEREKEN KURUMLAR
ÖNERİLER SORUMLU KURUM İŞBİRLİĞİ YAPILACAK
KURUM/ KURULUŞ
1. Ülkemizde mevcut medya hukukunun öncelikle 3986 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınlarına İlişkin Kanunun ile bu Kanuna uygun olarak çıkarılan Yönetmeliklerin teknolojik gelişmelere uygun olarak güncelleştirilmesi "cinsiyet ayrımcılığı", "çocuk istismarı" ve "şiddet" içerikli yayınlara uygulanan müeyyidelerin caydırıcılıktan uzak kaldığı göz önünde bulundurularak yaptırım gücünün arttırılmasına ve güncelliklerini yitirmeden uygulanabilmelerine yönelik düzenlemelerin yapılması, uygulanabilir bir mevzuatın yaratılması, TBMM, İlgili Devlet Bakanlığı RTÜK İlgili Kurum ve Kuruluşlar,
2. Avrupa Birliği Müktesebatının üstlenilmesine ilişkin (24 Temmuz 2003 tarih ve 25178 Mükerrer sayılı Resmi Gazete) Türkiye Ulusal Programında Kültür ve Görsel İşitsel Politikanın öncelikler bölümünde de yer alan; küçüklerin ve insan onurunun korunmasında güçlü ve etkili bir seviyenin elde edilmesine yönelik ulusal çerçeveleri geliştirerek Avrupa görsel-işitsel ve bilgi hizmetleri endüstrisinin rekabet edebilirliğinin geliştirilmesi hakkındaki 24 Eylül 1998 tarihli Konsey Tavsiye Kararı (31998H0560) Yeni medya hizmetlerinin gelişimi çerçevesinde öz-denetimin rolü hakkındaki 27 Eylül 1999 tarihli Konsey Sonuç Kararı (31999Y 1006(02) ilişkin olarak yayın kuruluşlarının kendi öz-denetim birimlerini kurarak bir an önce kamusal yayıncılığın gereği kendi sorumlu yayıncılık ilkelerini yerleştirmeleri, Yazılı ve Görsel-işitsel Medya Kuruluşları,(Kamu-Özel Ulusal Bölgesel ve Yerel), Yazılı Basın, Bilgi Hizmetleri ve Haber Ajansları Avrupa Birliği Genel Sekreterliği İlgili Kurum ve Kuruluşlar
3. Yayın planlamasında, yayın genel akışı içinde,yayın içeriğinde, çocuk istismarı ile cinsiyet ayırımı, şiddet, pornografi, kadını küçültücü, incitici ve önyargılı yayınların yapılmaması için yayın kanallarının kendi "ETİK” değerlerini yerleştirmeleri ve yayın kimliğini öne çıkarmalarının sağlanması, Yazılı ve Görsel-işitsel Medya Kuruluşları,(Kamu-Özel Ulusal Bölgesel ve Yerel), Yazılı Basın, Bilgi Hizmetleri ve Haber Ajansları İlgili Kurum ve Kuruluşlar
4. Özellikle radyonun yaygın gücü ve tüm ailenin birlikte olduğu, televizyon izlediği saatlerde ve yayının genel akışında "Çocuk programları" özellikle "REKLAM KUŞAKLARI”nda çocuk istismarının önlenmesi, Yazılı ve Görsel-işitsel Medya Kuruluşları,(Kamu-Özel Ulusal Bölgesel ve Yerel), Bilgi Hizmetleri ve Haber Ajansları İlgili Kurum ve Kuruluşlar
5. Tüm yayın kanallarında, yayın içeriği ve planlamasında; evde ve çalışan kadına yönelik hedef kitlesi belirlenen, kadının toplumsal dönüşümünü sağlayacak, bilgilendirici programların öne çıkarılarak çok sayıda izleyiciye, kadına ulaşması için izlenebilirliği yüksek zaman diliminin belirlenmesi, uygulanması, Yazılı ve Görsel-işitsel Medya Kuruluşları,(Kamu-Özel Ulusal Bölgesel ve Yerel), Bilgi Hizmetleri ve Haber Ajansları Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Üniversiteler Kadın Araştırma ve Uygulama Merkezleri, İlgili Sivil Toplum Kuruluşları,
6. Mevcut Yasa kapsamında, televizyonlarda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yayından kaldırılan programlar yerine şiddete karşı duyarlılığı artırıcı, kaliteli ve olumlu mesajlar veren eğitici ikame programların oluşturulması konusunda çalışmalar yapılması, RTÜK, Görsel Medya Kuruluşları, (Kamu-Özel Ulusal Bölgesel ve Yerel), Bilgi Hizmetleri İlgili Kamu Kurum ve Kuruluşları
7. Başta program yapım ve yöneticileri olmak üzere televizyon programlarının üretiminin her aşamasında yer alan medya çalışanlarının "şiddete" ilişkin duyarlılıklarını arttırıcı "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" eğitimi almalarının sağlanması, Yazılı ve Görsel Medya Kuruluşları;( Kamu ve Özel Ulusal, Bölgesel ve Yerel) )Yayın Kuruluşları, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
8. İzleyiciye medya karşısında "farkındalık" kazandırılması ve bilinçli izleyiciler (öncelikle ebeveynler) oluşturulması konusunda çalışmalar yapılması ve izleyiciye medya okuryazarlığının kazandırılması için eğitim programlarının düzenlenmesi, RTÜK, Yazılı ve Görsel-işitsel Medya Kuruluşları,(Kamu-Özel Ulusal Bölgesel ve Yerel), Bilgi Hizmetleri ve Haber Ajansları İlgili Kamu Kurum ve Kuruluşları Sivil Toplum Örgütleri
9.Ülkemizde medyada karar mekanizmalarında cinsiyetçiliğin ortadan kaldırılması ve eşitliğin sağlanması, Yazılı ve Görsel-işitsel Medya Kuruluşları, (Kamu ve Özel Ulusal, Bölgesel, Yerel Yayın Kuruluşları), Haber Ajansları Basın Meslek Örgütleri
10. Medyanın kadın ve çocuğa yönelik "şiddetin" pekiştirilmesi ve ortadan kaldırılmasına ilişkin etkisini araştıran ve günümüzde büyük eksiklik olan araştırmaların yapılması RTÜK,
Görsel-işitsel Medya Kuruluşları, (Kamu ve Özel Ulusal, Bölgesel, Yerel Yayın Kuruluşları) Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, TÜİK, TRT,
11. Sivil Toplum Kuruluşlarının "Medya İzleme Grupları" oluşturması ve medyanın günü gününe izlenmesi oto kontrolün sağlanması, Basın Meslek örgütleri, Sivil Toplum örgütleri İlgili kuruluşlar
AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUNUN UYGULANMASI
HAKKINDA YÖNETMELİK
Başbakanlık (Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü)’tan: 1 Mart 2008 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 26803
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik, aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinin korunması amacıyla şiddet uygulayan aile bireyleri hakkında alınacak tedbirleri ve bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenler.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, aile içi şiddete maruz kalan eş, çocuk, aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireyleri ve mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan ya da evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireyleri ile şiddet uygulayan eş veya diğer aile bireylerini, alınacak tedbirleri, bu tedbirleri almak ve uygulamakla görevli ve yetkili makam ve merciler ile usul hükümlerini kapsar.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 14/1/1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun 2 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Aile: Aynı veya ayrı çatı altında yaşayan eş ve çocuk ile aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerini,
b) Genel kolluk kuvvetleri: Polis ve Jandarma birimlerini,
c) Hâkim: Aile mahkemesi hâkimini,
ç) İzleme: Koruma kararlarının Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından genel kolluk kuvvetlerine ve kolluk aracılığıyla ilgili kişiye ivedilikle bildirilmesini, karara uyulup uyulmadığının kontrolünü ve aykırılık hâlinde re’sen soruşturma yapılmasını,
d) Kanun: 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunu,
e) Şiddet: Aile bireyinin fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözel ve ekonomik her türlü davranışı,
f) Şikâyet ve ihbar: Aile içi şiddete maruz kalmış aile bireyinin genel kolluk kuvvetlerine, Cumhuriyet Başsavcılığına veya aile mahkemesine müracaat etmesini veya başka bir şahıs tarafından genel kolluk kuvvetlerine veya Cumhuriyet Başsavcılığına olayın yazılı, sözlü veya başka bir suretle bildirilmesini,
g) Şikâyet ve ihbar mercileri: Genel Kolluk kuvvetlerini, Cumhuriyet Başsavcılığını ve aile mahkemesi hâkimliğini,
h) Tedbir: Aile mahkemesi hâkiminin, şiddet uygulayan eş veya diğer aile bireyi hakkında olayın kapsamı dikkate alınarak re’sen hükmedeceği 4320 sayılı Kanunda yer alan tedbirler ile uygun göreceği benzeri başka tedbirleri,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Aile İçi Şiddet, Şikâyet, İhbar ve Tedbirler
Aile içi şiddet, şikâyet ve ihbar
MADDE 5 – (1) Aile bireylerinden biri fiziksel, cinsel, ekonomik veya psikolojik zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanması muhtemel olan, bu tip hareketlerin tehdidini, baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, toplumsal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözel ve ekonomik nitelikte şiddet içeren davranışa maruz kalmaları hâlinde, şikâyet ve ihbar mercilerine müracaat etmek suretiyle tedbir talebinde bulunabilir.
(2) Şikâyet ve ihbar; eşlerden biri veya çocuklar veya aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireylerinden biri veya mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan veya evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan aile bireylerinden birisi tarafından yapılabilir.
(3) İhbar; şikâyet ve ihbar mercilerine başka bir şahıs tarafından, olayın yazılı, sözlü veya başka bir şekilde bildirilmesi suretiyle de yapılabilir.
(4) Cumhuriyet başsavcılığı müracaat üzerine evrakın onaylı bir örneği ile aile nüfus kayıt tablosunu ihbar yazısına ekleyerek ivedilikle aile mahkemesine gönderir.
(5) Sözlü ihbarlar tutanağa geçirilir.
(6) Koruma kararı en az masrafla, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer aile mahkemesinden istenebilir.
Uygulanacak tedbirler
MADDE 6 – (1) Aile bireylerinden birinin aile içi şiddete maruz kaldığını kendilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının bildirmesi üzerine şiddetin belgelenmesi aranmaksızın aile mahkemesi hâkimi meselenin mahiyetini göz önünde bulundurarak re'sen ikinci fıkrada sayılan tedbirlerden bir ya da birkaçına birlikte veya olayın özelliğine göre uygun göreceği benzeri başka tedbirlere de hükmedebilir.
(2) Bu tedbirler kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin;
a) Aile bireylerine karşı şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmamasını,
b) Müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve veya işyerlerine yaklaşmamasını,
c) Aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesini,
ç) Aile bireylerini iletişim araçları ile rahatsız etmemesini,
d) Varsa silâh veya benzeri araçlarını genel kolluk kuvvetlerine teslim etmesini,
e) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanılmış olarak şiddet mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde bu maddeleri kullanmamasını,
f) Bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurmasını,
içerir.
Şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmama tedbiri
MADDE 7 – (1) Şiddete veya korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunmama tedbiri; hâkim tarafından, aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinin korunması amacıyla, kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin şiddete veya korku yaratmaya yönelik söz ve davranışta bulunmaması için uyarılmasıdır.
Müşterek evin tahsisi ve eve veya işyerlerine yaklaşmama tedbiri
MADDE 8 – (1) Müşterek evin tahsisi ve eve veya işyerlerine yaklaşmama tedbiri; hâkim tarafından, aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinden birisinin korunması amacıyla, hükmedilen kusurlu eş veya şiddet uygulayan diğer aile bireyi hakkında, müşterek evden uzaklaştırılarak bu evin diğer aile bireylerine tahsisi ile bu bireylerin birlikte ya da ayrı oturmakta olduğu eve, işyerlerine, gerektiğinde çocukların okullarına yaklaşmaması amacıyla hükmedilen tedbirdir.
(2) Bu tedbirin uygulanması, kusurlu eş veya şiddet uygulayan diğer aile bireyinin, uzaklaştırıldığı konutun kira, elektrik, su, telefon, doğalgaz ve benzeri giderlerini karşılamaya devam etmesine engel değildir. Hâkim uzaklaştırılan kişinin bu tür yükümlülüklerinin devamına karar verebilir.
Eşyalara zarar vermeme tedbiri
MADDE 9 – (1) Eşyalara zarar vermeme tedbiri, hâkim tarafından, aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinden birisinin korunması amacıyla, kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin, hakkında koruma kararı verilen aile bireylerinin eşyalarına zarar vermemesi amacıyla uyarılmasıdır.
İletişim araçları ile rahatsız etmeme tedbiri
MADDE 10 – (1) İletişim araçları ile rahatsız etmeme tedbiri; hâkim tarafından, aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinin korunması amacıyla, kusurlu eş veya diğer aile bireylerinin, görsel, işitsel, yazılı, internet ve benzeri iletişim araçları ile hakkında koruma kararı verilen aile bireylerini rahatsız etmemesi için hükmedilen tedbirdir.
Silâh veya benzeri araçların teslimi tedbiri
MADDE 11 – (1) Silâh veya benzeri araçların teslimi tedbiri; hâkim tarafından, aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinden birisinin korunması amacıyla kusurlu eşe veya şiddet uygulayan diğer aile bireyine ait olan silâh veya benzeri araçların genel kolluk kuvvetlerine teslimi ve tedbir süresinin sonuna kadar adlî emanete alınması amacıyla hükmedilen tedbirdir.
Alkollü veya uyuşturucu madde kullanarak konuta veya işyerine gelmeme veya bu maddeleri kullanmama tedbiri
MADDE 12 – (1) Alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanarak konuta veya işyerine gelmeme veya bu maddeleri kullanmama tedbiri; hâkim tarafından, aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinin korunması amacıyla, kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin, alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanmış olarak şiddet mağdurunun yaşamakta olduğu konuta veya işyerine gelmemesi veya bu yerlerde bu maddeleri kullanmaması amacıyla uyarılmasıdır.
Muayene ve tedavi tedbiri
MADDE 13 – (1) Muayene ve tedavi tedbiri, hâkim tarafından aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinden birisinin korunması için, kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavisinin sağlanması amacıyla hükmedilen tedbiri ifade eder.
(2) Hâkim, muayene ve tedavinin sağlanması için şiddet uygulayan kişilerin illerde İl Sağlık Müdürlüğüne, ilçelerde Sağlık Grup Başkanlığına başvurmasını kararında belirtir.
(3) Bu kişiler İl Sağlık Müdürlükleri Ruh Sağlığı Şubelerince veya Sağlık Grup Başkanlıklarınca resmî veya kendi istekleri üzerine özel sağlık kurumlarına sevk edilir. İlgilinin tedaviyi sürdürüp sürdürmediği ve yapılan işlemin sonucu İl Sağlık Müdürlüğü veya Sağlık Grup Başkanlığı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir.
Tedbirlerin süresi ve yapılacak ihtarat
MADDE 14 – (1) Hâkim tarafından hükmedilecek tedbirlerin yerine getirilmesi amacıyla öngörülen süre altı ayı geçemez. Bu süre tedbir kararı verilebilecek yeni bir durumun meydana gelmesi hâlinde hâkim tarafından yeniden tedbir kararı verilmesine engel değildir.
(2) Verilen kararda, hükmolunan tedbirlere aykırı davranılması hâlinde tutuklanacağı ve hakkında hapis cezasına hükmedileceği konusunda şiddet uygulayan eşe veya diğer aile bireyine ihtarda bulunulur.
(3) Koruma kararlarının duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden, işin niteliği gereği en kısa sürede verilmesi esastır. Hâkim tarafından gerekli görülmesi durumunda taraflar dinlenebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Nafaka ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesi ile Diğer Usul İşlemleri
Tedbir kararının Cumhuriyet başsavcılığına iletilmesi ve yerine getirilmesi
MADDE 15 – (1) Koruma kararının bir örneği mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığına iletilir. Bu karar Cumhuriyet Başsavcılıklarında tutulacak olan Koruma Kararı Defterine kaydedilir.
(2) Cumhuriyet Başsavcılığı kararın uygulanmasını Genel Kolluk Kuvvetleri marifeti ile izler. Tedbir kararı içeriğine göre tarafların bulunduğu yerin bağlı olduğu kolluk kuvvetine işlem yapılmak üzere ivedilikle gönderilir. Cumhuriyet Savcılığınca gerektiğinde koruma kararının başvuruda bulunanlar tarafından kolluğa götürülmesine olanak tanınır.
(3) Kolluğun izleme görevi, koruma kararının verildiği tarihte başlar. Kolluk kuvveti, koruma kararının içeriğine göre ilgililere bildirimde bulunur. Bu bildirim tutanak altına alınır ve karar süresince tedbirlerin yerine getirilip getirilmediği kontrol edilir. Bu kontrol lehine koruma kararı verilen kişinin:
a) Bulunduğu konutun haftada bir kez ziyaret edilmesini,
b) Birinci derece yakınları ile iletişim kurulmasını,
c) Komşularının bilgisine başvurulmasını,
ç) Oturulan yerin muhtarından bilgi alınmasını,
d) Bulunduğu konutun çevresinde araştırma yapılmasını,
içerir.
(4) Yukarıda belirtilen veya başka şekilde gerçekleştirilen kontrol işlemleri sonucunda kişinin, aleyhine verilen koruma kararına uymadığının tespit edilmesi halinde bu husus tutanağa bağlanır. Bu tutanağa istinaden genel kolluk kuvvetleri tarafından resen soruşturma yapılarak evrak en kısa zamanda Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilir.
(5) Cumhuriyet Başsavcılığı koruma kararına uymayan eş veya diğer aile bireyleri hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar.
Nafaka
MADDE 16 – (1) Şiddet uygulayan eş veya diğer aile bireyinin, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi olması hâlinde, hâkim, bu konuda mağdurların yaşam düzeylerini dikkate alarak, daha önce Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması koşuluyla herhangi bir talep olmasa dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.
(2) Tedbir nafakasına ilişkin kararın bir örneği, mahkeme tarafından re’sen ilgili icra müdürlüğüne gönderilir. Nafaka ödemekle yükümlü kılınan kişinin herhangi bir sosyal güvenlik kurumu ile bağlantısı olması durumunda, nafaka, şiddet mağdurunun başvurusu aranmaksızın ilgilinin maaş ya da ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir.
Harçtan muafiyet
MADDE 17 – (1) Koruma kararı verilmesi için yapılan başvurular ve verilen kararın infazı için yapılan icraî işlemler harca tâbi değildir.
Yürürlük
MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 19 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan yürütür.
|
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :
"Kadına Yönelik Şiddet,4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun Yönetmelik Yargıtay Kararları Ve Uygulama Sorunları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.Habibe Yılmaz Kayar'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
|
|