Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale (5560 Sayılı Yasa İle Getirilen) Son Değişikliklerle Çocukların Yasalar Karşısındaki Durumu

Yazan : Nesrin Dabanlıoğlu [Yazarla İletişim]

Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi ifade eder.Bu kapsamda,
1) Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlâkî, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu,
2) Suça sürüklenen çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu,
ifade eder.


SORUŞTURMA


5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 15.maddesinde,Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usûl ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 5.maddesinde düzenlenmiştir.

Çocuk Koruma Kanunu:

MADDE 15.— (1) Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır.
(2) Çocuğun ifadesinin alınması veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında, çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilir.
(3) Cumhuriyet savcısı soruşturma sırasında gerekli görüldüğünde çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını çocuk hâkiminden isteyebilir.

Yönetmelik:

MADDE 5 – (1) Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma, çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, soruşturma çocuk bürosunda görevli olmayan Cumhuriyet savcıları tarafından da yerine getirilebilir.
(2) Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturmalar Cumhuriyet başsavcılığının iş bölümünde gösterilen Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.
(3) Mahkemelerin yargı çevresi dikkate alınarak, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ağır ceza mahkemesi ile bağlı bulunduğu çocuk mahkemesi veya çocuk ağır ceza mahkemesi farklı yerlerde bulunduğu takdirde, Cumhuriyet savcısı çocuk hakkında düzenlediği soruşturma evrakını, çocuk mahkemesine veya çocuk ağır ceza mahkemesine dava açılmak üzere bu yer Cumhuriyet başsavcılığına fezleke düzenleyerek gönderir.
(4) Suça sürüklenen çocuğun ifadesinin alınması veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında, çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilir.[1]
(5) Mağdur çocuğun tanık olarak dinlenmesi hâlinde, yemin hariç, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun tanıklığa ilişkin hükümleri uygulanır.
(6) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş mağdur çocuk, bu suça ilişkin soruşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
(7) Mağdur çocuğun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır.
(8) Cumhuriyet savcısı soruşturmayı yürütürken aynı zamanda tedbir kararı alınabilmesi için korunma ihtiyacı olan çocuğu, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bildirmekle yükümlüdür. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu gerekli incelemeyi derhâl yapar. Koruyucu ve destekleyici tedbir kararı alınması gereken hâllerde, il veya ilçe sosyal hizmetler müdürlüğünce çocuk hakkında bu Yönetmeliğin 21 inci maddesine [2]uygun olarak hazırlanacak sosyal inceleme raporu, talep yazısı ekinde mahkemeye[3] veya çocuk hâkimine[4] sunulur. Kurum, aynı zamanda yaptığı inceleme sonucunda hazırladığı sosyal inceleme raporunun bir örneğini soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcılığına gönderir. Cumhuriyet savcısı da soruşturma sırasında gerekli gördüğünde çocuk hâkiminden koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmesini isteyebilir.¬
(9) Çocuklar hakkında, yakalama, gözaltına alma ve ifade almaya ilişkin hususlarda 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin çocuklara ilişkin hükümleri[5] uygulanır.
(10) Fiili işlediği sırada oniki yaşından küçük çocuklar ile onbeş yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlerin işledikleri iddia olunan suçlara dair delillerin toplanması veya başka fail ya da faillerin bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin olarak yukarıdaki esaslar dahilinde soruşturma yapılabilir.
(11) Görünüş itibarıyla oniki yaşından büyük olup, nüfus kaydına göre oniki yaşından küçük çocuklar ile çocuğun nüfusa kayıtlı yaşının gerçek yaşı olmadığının başka bir şekilde anlaşılması hâlinde; çocuğun yaşı hukuk mahkemesi nezdinde dava açılıp düzeltilmeden kamu davası açılamaz.


GÖZALTI


5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 16.maddesinde,Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usûl ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 6.maddesinde düzenlenmiştir.

Çocuk Koruma Kanunu:

MADDE 16. — (1) Gözaltına alınan çocuklar, kolluğun çocuk biriminde tutulur.
(2) Kolluğun çocuk biriminin bulunmadığı yerlerde çocuklar, gözaltına alınan yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur.

Yönetmelik:
Çocuğun gözaltında tutulması
MADDE 6 – (1) Gözaltına alınan çocuklar, kolluğun çocuk biriminde tutulur.
(2) Kolluğun çocuk biriminin bulunmadığı yerlerde çocuklar, yukarıda belirtilen hususlara uygun olarak, gözaltına alınan yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur.


İŞTİRAK HALİNDE İŞLENEN SUÇLAR


5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 17.maddesinde,Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usûl ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 7.maddesinde düzenlenmiştir.

Çocuk Koruma Kanunu:

MADDE 17— (1) Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür.
(2) Bu hâlde de çocuklar hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla beraber, mahkeme lüzum gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir.
(3) Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.

Yönetmelik:

MADDE 7.-(1) Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde, adlî kolluk tarafından çocuklar hakkında ayrı evrak düzenlenir, soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür.
(2) Bu hâlde de çocuklar hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla beraber, mahkeme lüzum gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir.
(3) Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi hâlinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir.
a) Birleştirme kararı verilmesinin genel mahkemeler tarafından istenildiği hâllerde; çocuk hakkında davayı yürüten mahkeme davaların birleştirilmesini uygun bulursa genel mahkeme iki davanın birleştirilmesine dair ara kararı vererek, bunu çocuk hakkındaki davayı görmekte bulunan mahkemeye bildirir. Bunun üzerine çocuk mahkemesi de birleştirme kararı vererek dosyasını esastan kapatır ve genel mahkemeye gönderir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.
b) Birleştirme kararı verilmesinin çocuk hakkında davayı yürüten mahkeme tarafından istenildiği hâllerde; genel mahkeme davaların birleştirilmesini uygun bulursa iki davanın birleştirilmesine dair ara kararı vererek, bunu çocuk hakkındaki davayı görmekte bulunan mahkemeye bildirir. Bunun üzerine çocuk mahkemesi de birleştirme kararı vererek dosyasını esastan kapatır ve genel mahkemeye gönderir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.


MÜDAFİİ SEÇİMİ

Müdafii seçimini düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 150.maddesi, 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilmiştir.

Değişikliğe göre;

“MADDE 150 – Müdafiinin görevlendirilmesi
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

Değişiklikle,zorunlu müdafi görevlendirilmesi, alt sınırı 5 yıldan fazla hapis gerektiren suçlar için yapılacak.[6]


ÇOCUĞUN NAKLİ


5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 18.maddesinde,Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usûl ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 8.maddesinde düzenlenmiştir.

Çocuk Koruma Kanunu:

MADDE 18. — (1) Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir.
Yönetmelik:

MADDE 8-(1) Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir.


TUTUKLAMA YASAĞI


5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 21.maddesinde,Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usûl ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 11.maddesinde düzenlenmiştir.

Çocuk Koruma Kanunu:

MADDE 21. — (1) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez.

Yönetmelik:
MADDE 11- (1) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez.

Bu durumda şöyle bir ayrım yapılabilir;

a) 0-15 yaş arası çocuklar hakkında,üst sınırı 5 yılı aşmayan cezalarda, tutuklama kararı verilemez.
b) 15-18 yaş arası çocuklar hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tutuklamaya ilişkin hükümleri (madde.100/4), bir başka ifadeyle genel kurallar uygulanır.Yani, bu kişiler hakkında sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 1 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
c) Sağır ve dilsizler bakımından;
i) 0-18 yaş arasındaki sağır ve dilsizlere, Çocuk Koruma Kanunu’nun 21.maddesi(yönetmeliğin yukarıda belirtilen 11.maddesi) uygulanır.
ii) 18-21 yaş arasındaki sağır ve dilsizlere Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100.maddesi yani genel kural uygulanır.


ADLİ KONTROL

Çocuk Koruma Kanunu:
Madde 20 - (1) Suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma evrelerinde adlî kontrol tedbiri olarak Ceza Muhakemesi Kanununun 109uncu[7] maddesinde sayılanlar ile aşağıdaki tedbirlerden bir ya da birkaçına karar verilebilir:
a) Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak.
b) Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek.
c) Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak.
(2) Ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebilir.
Yönetmelik:
MADDE 9 – (1) Suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma evrelerinde adlî kontrol tedbiri olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinde sayılanlar ile aşağıdaki tedbirlerden bir ya da birkaçına karar verilebilir:
a) Belirlenen çevre sınırları dışına çıkmamak,
b) Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek,
c) Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak.
MADDE 10 – Adlî kontrol tedbirlerine uymama (1) Adlî kontrol tedbirlerinden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda suça sürüklenen çocuk hakkında yetkili yargı mercii tarafından tutuklama kararı verilebilir ya da adlî kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükler bütünüyle veya kısmen kaldırılabilir, değiştirilebilir veya bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutulabilir.

KOVUŞTURMA

Çocuk Koruma Kanunu:
Madde 22 - Duruşma (1) Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir.
(2) Mahkeme veya hâkim, çocuğun sorgusu veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurabilir.
(3) Duruşmalarda hazır bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan çıkarılabileceği gibi sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır bulundurulmasına da gerek görülmeyebilir.
Yönetmelik:
MADDE 13 – (1) Çocukların duruşmaları kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir.
(2) Kovuşturma sırasında onsekiz yaşını doldurmuş çocuklar hakkında yargılama açık yapılır, hükümde açık tefhim edilir. Ancak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 182 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirlenen koşulların varlığı hâlinde duruşmanın kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir.
(3) Mahkeme veya hâkim, çocuğun sorgusu veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurabilir. Sosyal çalışma görevlisi, çocuğa bu süreçte haklarını öğretmek, yargılama süreci hakkında bilgilendirmek ve kendini güvende hissetmesi, süreci anlaması ve görüşlerini serbestçe ifade etmesi için ona yardım etmekle görevlidir.
(4) Mağdur çocuğun tanık olarak dinlenmesi hâlinde, yemin hariç, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun tanıklığa ilişkin hükümleri uygulanır.
(5) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş mağdur çocuk, bu suça ilişkin kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
(6) Mağdur çocuğun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır.
(7) Duruşmalarda hazır bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan çıkarılabileceği gibi sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır bulundurulmasına da gerek görülmeyebilir.
(8) Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait kovuşturmalar görevli mahkemelerce Kanun ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre yapılır

UZLAŞMA

Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5560 sayılı kanunun 41.maddesi ile, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 24.maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 24.- (1) Ceza Muhakemesi Kanununun uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar bakımından da uygulanır.
Yapılan değişikliğe göre; CMK’nın uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar hakkında da uygulanır. Değişiklikten önce uzlaşmanın uygulanması; suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bir suç olmasına ya da kasten işlenen ve alt sınırı 2 yılı aşmayan hapis ya da adli para cezasını gerektiren ya da taksirle işlenen bir suç olmasına bağlıydı. Suç tarihinde onbeş yaşını doldurmayan çocuklar bakımından öngörülen hapis cezasının alt sınırı üç yıl olarak uygulanmaktaydı.[8]

KAMU DAVASININ AÇILMASININ ERTELENMESİ

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin 5560 sayılı kanunun 39.maddesi ile Çocuk Koruma Kanunu 19.madde aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 19.- 1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından erteleme süresi üç yıldır.
Bu değişiklikle,kamu davası açılmasının ertelenmesi CMK’daki koşulların varlığına bağlı tutulmuştur. Erteleme süresi çocuklar bakımından 5 yıl iken,5560 sayılı kanunla bu süre 3 yıl olarak değiştirilmiştir.


HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI

Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin 5560 sayılı kanunun 40.maddesi ile çocuk koruma kanunu 23.maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
MADDE 23.-(1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır.
Bu düzenleme ile, hükmün açıklanmasının geri bırakılması CMK’ya tabi tutulmuştur.Denetimli serbestlik süresi 5 yıl iken 3 yıla indirilmiştir.

KOŞULLU SALIVERİLME

Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 5560 sayılı kanunla ,5275 sayılı ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107.maddesinin 5.fıkrası değiştirilmiştir.Buna göre,koşullu salıvermeyi düzenleyen yasa maddesinin beşinci fıkrası şu şekildedir:
MADDE 107.-(5) Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında,hükümlünün onsekiz yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.
Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında hükümlünün 18 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir günün iki gün olarak dikkate alınmasına ilişkin düzenlemede yer alan yaş sınırı 15 yaşa indirildi.




[1]Sosyal çalışma görevlilerinin atanmaları ve çalışma esasları, görevleri, sosyal inceleme talebi, yaptırılması ve değerlendirilmesi, sosyal inceleme raporları hakkında bilgi edinme,Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin
Usûl Ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 17-22 arası maddelerinde düzenlenmiştir.


[2] Sosyal inceleme raporları
MADDE 21 – (1) Sosyal inceleme raporlarında yapılan incelemenin özelliğine ve verilen görevin niteliğine göre aşağıdaki hususların tamamına veya bir kısmına yer verilir;
a) Hakkında inceleme yapılması talep edilen çocuğun;
1) Doğumundan başlayarak geçirdiği gelişim aşamaları,
2) Fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal ve moral gelişim özellikleri,
3) Ailesinin toplumsal, ekonomik ve kültürel durumu,
4) Aile bireyleri arasındaki ilişki,
5) Okul ve iş ortamı ile boş zamanlarını değerlendirdiği çevre,
6) İçinde bulunduğu hukukî durum ve adlî mercilerin müdahalelerini gerektiren olaylar,
7) İnceleme sırasında uzmanlar tarafından tespit edilen davranışları,
8) Suçluluklarına ve topluma uyumsuzluklarına veya korunmaya muhtaç olmalarına neden olan etkenler hakkında bilgiler,
b) Çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal yönden incelenmesi sırasında elde edilen ve olayın açıklanması bakımından önemli görülen bilgiler,
c) Çocuk hakkında Kanunun 5 inci maddesinde gösterilen tedbirlerden hangisinin yararlı olacağına, tedbirin yanında denetim altına alınmasına gerek olup olmadığına dair öneriler,
d) Çocuk hakkındaki tedbir veya denetim kararlarının ne kadar süre ile uygulanması gerektiğine ilişkin öneriler,
e) Çocuklar ve ailelerine uygulanabilecek özel tretman veya psikiyatrik tedavi hususunda öneriler.
(2) Raporda çocuğun işlediği fiille ilgili olarak hukukî anlam ve sonuçları kavrayabilme ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığı hakkında sonuç değerlendirmesinde bulunulmaz.
(3) Sosyal inceleme raporu, suça sürüklenmiş çocuğun, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur.


[3] Mahkeme: Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerini, çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde aile ya da asliye hukuk mahkemeleri ile ceza mahkemelerini ifade eder.


[4] Çocuk hâkimi: Hakkında kovuşturma başlatılmış olanlar hariç, suça sürüklenen çocuklarla korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında uygulanacak tedbir kararlarını veren çocuk mahkemesi hâkimini ifade eder.


¬Bu tedbirlerin uygulanması, “Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkındaki Yönetmelikte” düzenlenmiştir.Buna göre, Çocuğun yararı göz önünde bulundurularak, öncelikle kendi ailesinde korunmasının sağlanması, yaşına ve gelişimine uygun eğitim ve öğreniminin desteklenmesi, kişiliğinin ve toplumsal sorumluluğunun geliştirilmesi için koruyucu ve destekleyici danışmanlık, eğitim, barınma, bakım ve sağlık tedbirleri alınacak.Çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde karar, aile ya da asliye hukuk mahkemelerince alınacak.Çocuk hakimi veya mahkemece, koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmeden önce yeterli idrak gücü bulunan çocuğun yazılı veya sözlü olarak görüşü alınacak.Aile mahkemeleri, bakmakta oldukları davaları ile ilgili koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verebilecek. Mahkeme veya çocuk hakimi, bir veya birden fazla tedbire karar verebilecek. Tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi, çocuğu öncelikle aile içinde destekleyen danışmanlık, eğitim ve sağlık hizmetlerinin alınması esası gözetilecek. Ancak, çocuğun teslim edileceği veli, vasi, kanuni temsilcisi veya bakımını üstlenen kimselerin sosyal, ekonomik ve kültürel durumuyla yörenin örf ve adetleri dikkate alınacak ve çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının tehlikeye düşebileceği durumlarda diğer tedbirler yanında kurumda bakım veya barınma tedbiri kararı alınması da öncelikle değerlendirilecek.Çocuk hakimi veya mahkeme, koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verdiği çocuğun denetim altına alınmasına da karar verebilecek. Koruyucu ve destekleyici tedbir kararı, kesinleştirilmesi beklenmeksizin derhal uygulanacak. Hakim veya mahkeme; denetim görevlileri, çocuğun velisi, vasisi, bakım ve gözetimini üstlenen kimselerle tedbir kararını yerine getiren kişi ve kuruluşun temsilcisi ve cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya resen çocuğa uygulanan tedbirin sonuçlarını inceleyerek, süresini uzatacak veya değiştirecek. Hakim, çocuğun gelişimini göz önünde bulundurarak, koruyucu ve destekleyici tedbirin kaldırılmasına karar verebilecek. Tedbir uygulaması, ayrıca çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla ayrı bir karara gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erecekAncak,hakim eğitim ve öğrenimine devam edebilmesi için çocuğun rızasını alarak tedbirin uygulanmasına devam edebilecek.

[5]Çocuklarla ilgili özel hüküm (adı geçen yönetmeliğin çocuklara ilişkin özel hükmü)
Madde 19 – Çocuklar bakımından yakalama ve ifade alma yetkileri aşağıdaki şekilde sınırlandırılmıştır:
a) Fiili işlediği zaman oniki yaşını doldurmamış olanlar ile onbeş yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler;
1) Suç nedeni ile yakalanamaz ve hiçbir suretle suç tespitinde kullanılamaz.
2) Kimlik ve suç tespiti amacı ile yakalama yapılabilir. Kimlik tespitinden hemen sonra serbest bırakılır. Tespit edilen kimlik ve suç, mahkeme başkanı veya hâkimi tarafından tedbir kararı alınmasına esas olmak üzere derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir.
b) Oniki yaşını doldurmuş, ancak onsekiz yaşını doldurmamış olanlar suç sebebi ile yakalanabilirler. Bu çocuklar, yakınları ile müdafiye haber verilerek derhâl Cumhuriyet başsavcılığına sevk edilirler; bunlarla ilgili soruşturma Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır ve aşağıdaki hükümlere göre yürütülür:
1) Çocuğun gözaltına alındığı ana-baba veya vasisine bildirilir.
2) Kendi talebi olmasa bile müdafiden yararlandırılır, ana-baba veya vasisi müdafi seçebilir.
3) Müdafi hazır bulundurulmak şartı ile şüpheli çocuğun ifadesi alınır.
4) Kendisinin yararına aykırı olduğu saptanmadığı veya kanunî bir engel bulunmadığı durumlarda ana-babası veya vasisi ifade alınırken hazır bulunabilir.
5) Yetişkinlerden ayrı yerlerde tutulur.
6) 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda yazılı suçlar büyüklerle beraber işlendiği takdirde soruşturma evresinde çocuklarla ilgili evrak ayrılır, soruşturmaları ayrı ayrı yürütülür.
7) Çocukların kimlikleri ve eylemleri mutlaka gizli tutulur.
8) Suçun mağduru çocuksa, bunlara karşı işlenen suçüstü hâllerinde, kovuşturulması suçtan zarar gören kimsenin şikâyetine bağlı olan fiillerde şüphelinin yakalanması ve soruşturma yapılması için şikâyet şartı aranmaz.
9) Çocuklarla ilgili işlemler mümkün olduğu ölçüde sivil kıyafetli görevliler tarafından yerine getirilir.
10) Çocuklara kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak, zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlemler alınır.


[6] Değişiklikten önceki hâli şu şekilde idi: MADDE 150 – (1) Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2)Şüpheli yada sanık 18 yaşını doldurmamış ya da sağır ya da dilsiz ya da kendisini savunamayacak derecede malul olur ve bir müdafi de bulunmazsa istemi aranmaksızın bir müdafii görevlendirilir.
(3) Üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.

[7]Madde 109 – Adlî kontrol (1) 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.


[8]Değişiklikten önceki hali:
Uzlaşma
MADDE 24. — (1) Suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak uzlaşma, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan veya kasten işlenen ve alt sınırı iki yılı aşmayan hapis veya adlî para cezasını gerektiren ya da taksirle işlenen suçlarda uygulanır.
(2) Suç tarihinde onbeş yaşını doldurmayan çocuklar bakımından, birinci fıkrada öngörülen hapis cezasının alt sınırı üç yıl olarak uygulanır.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"(5560 Sayılı Yasa İle Getirilen) Son Değişikliklerle Çocukların Yasalar Karşısındaki Durumu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Nesrin Dabanlıoğlu'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
17-01-2007 - 21:52
(2843 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 8 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 4 okuyucu (50%) makaleyi yararlı bulurken, 4 okuyucu (50%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
23943
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 22 dakika 44 saniye önce.
* Ortalama Günde 8,42 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 40223, Kelime Sayısı : 3433, Boyut : 39,28 Kb.
* 12 kez yazdırıldı.
* 2 kez arkadaşa gönderildi.
* 15 kez indirildi.
* 3 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 474
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,35368609 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.