Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Tüzel Kişi Tacir Tüketici Olabilir Mi?

Yazan : Yeliz Karabudak [Yazarla İletişim]

Makale Özeti
Bu yazı tüzel kişi tacirlerin tüketici olup olamayacağına dair bir çalışmadır.




Tüzel Kişi Tacir Tüketici Olabilir mi?


Tacir Kavramı
ve Unsurları

Türk Ticaret Kanununun temel kavramları
ndan biri olan ticari işletmeyi kendi adına işleten kişiye, gerçek veya tüzel kişi olsun tacir denir. Gerçek kişi olan işletme sahibi, bu işletmenin tümünü veya bir adi ortaklığın ortağı olarak kısmen dahi işletebilir . Kısmen de olsa ticari işletmeyi işletmek, tacirlik sıfatının kazanılması için yeterlidir. Ticari işletme genel olarak sahibi tarafından kendi adına işletilir. Fakat, bu her zaman böyle olmayabilir. Söz gelimi, küçük ve kısıtlılar bilinen yetenekleri gereği ticari işletmeyi bizzat işletemezler. Buna karşın, küçük veya kısıtlılar tacir olabilirler. Bunlar ticari işletmeyi işletemez ise de, onların adına ticari işletmeyi vekil ve vasi işletir .

TTK’da yapılan düzenleme, esas itibariyle ticari işletme üzerine oturtulmuştur. Ancak TTK’nın sistemi içinde, gene de tacir kavramının büyük önemi bulunmaktadır. Her şeyden önce TTK.md.21/I’deki ticari iş karinesi hükme bağlanırken, tacirin yaptığı işler esas alınmıştır. Diğer yandan TTK’nın bazı hükümlerinin uygulanabilmesi için de, ilgili kişi veya kişilerin tacir sıfatına sahip olmaları koşulu aranmıştır.


TTK.’da tacir sıfatı, gerçek ve tüzel kişiler bakımından ayrı ayrı ele alınarak düzenlenmiştir.

A)Gerçek Ki
şilerde Tacir Sıfatı

Gerçek ki
şiler tacir sıfatını belirli şartlarla bir faaliyet icra etme sonucunda, TTK.md.14/1’e göre bir ticari işletmeyi, kısmen dahi olsa kendi adlarına işleterek veya bu faaliyeti icra edeceklerini belirli şekilde bildirmek suretiyle, o faaliyet çevresi içinde alırlar. Ticaret siciline, Ticaret Odasına kaydolma, tacire kanunla yüklenmiş mükellefiyetlerdir.

Türk Ticaret Kanunun 14.maddesi gerçek kişi taciri şöyle tanımlamıştır:
“Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.
Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo ve sair ilan vasıtaları ile halka bildirmiş ve işletmesini ticaret siciline kaydettirerek keyfiyeti ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır .
Ticaret Kanununun ilgili maddesi incelendiğinde, gerçek kişilerin tacir sıfatını kazanabilmesi için üç temel unsurun bir
arada bulunmasının gerekli olduğu görülmektedir. Bunlar;
-Bir ticari işletmenin varlığı
-Ticari i
şletmenin işletilmesi
-İşletme faaliyetlerinin kısmen dahi olsa kendi adına yapılmasıdır.



B)Tüzel Ki
şilerde Tacir Sıfatı

TTK.md.18/I’de ticaret
şirketleri, amacına varmak için ticari işletme işleten dernekler ve kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde yönetmelik veya ticari şekilde işletilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin tacir sayılacağı hükme bağlanmıştır.
TTK.md.18/I’e göre tüm ticaret şirketleri tacirdir. Ticaret şirketleri, tüzel kişilik kazandıkları andan itibaren tacir sıfatına sahip olurlar. Ticaret şirketleri, ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazandıklarından tescil tarihlerinden itibaren tacir sıfatını da kazanmış olurlar.

Tacir Sıfatın Kaybı

Gerçek kişilerin tacir sıfatı, ticaretin terk edilmesi ile sona erer. Bu anlamda ticaretin terk edilmesi, ticari işletmenin kapatılması ya da ticari işletmenin o kişi adına işletilmesine son verilmesini ifade eder. Ancak, ticaret siciline kayıtlı bir tacirin ticareti terk ettiğini, başka bir deyişle tacir sıfatının son bulduğunu, TTK.md.33/II uyarınca ticaret siciline bildirerek, kaydın terkinini de istemesi gerekir. Aksi halde kişinin tacir sıfatının son bulmuş olduğu, iyiniyetli kişilere karşı ileri sürülemez.

Tüzel kişilerin tacir sıfatı ise, kural olarak tüzel kişiliğin son bulmasıyla nihayete erer. Ancak, son bulma nedeninin gerçekleşmesi, tüzelkişiliğe derhal son vermez. Tüzel kişilik, son bulma nedeninin gerçekleşmesinden sonra başlayan tasfiye işlemlerinin tamamlanarak, tüzel kişi tacire ait kaydın ticaret sicilinden terkini ile son bulur. Tasfiye süresince tüzel kişilik tasfiye amacı ile sınırlı olarak devam eder.

Tacir olmanın Hüküm ve Sonuçları

Tacir sıfatı belirli bir seviyede ticari faaliyet icrası ve toplumun içinde ekonomik bir güç ve önemi ifade eder. Bu bakımdan çeşitli sistemlerde olduğu gibi TTK.sisteminde de bu sıfata bazı sonuçlar, nimet ve külfetler bağlanmıştır. Tacirler bu sıfatı haiz olmayan kişilerden farklı olarak faaliyetlerinde daha ağır bir sorumluluk taşıdıkları gibi bazı hallerde de lehlerine olarak karşı tarafa bazı talepler ileri sürebilirler .

İflasa Tabi Olma
Ticaret Siciline Kaydolma
Odalara Kaydolma
Ticaret Ünvanı
Seçme ve Kullanma
Ticari İş Karinesine Tabi Olma
Ticari Örf ve Adete Tabi Olma
Ticari Defterler Tutma
Ücret ve Faiz İ
steme
Ücret ve Cezanın İndirilmesini İsteyememe
Fatura Verme
Fatura ve Teyit Mektubuna 8 Gün İ
çinde İtiraz Etme
İhtar ve İhbarları Belli Şekillerde Yapma
Hapis Hakkı
nı Kullanmada Kolaylıktan Faydalanma
Satış ve Trampalarda Özel Hükümlere Tabi Olma
Basiretli İş
Adamı Gibi Davranma



Ayı
p ne demek?

Bir malda normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması veya bulunmaması gereken kusurların bulunmasıdır. Ayıp normal niteliklerden ayrılmadır. Sözleşmenin objektif bir ölçüye vurulması halinde,alıcının mebii kullanacağı yere göre karar vermek gerekir.Diğer bir deyişle,satın alınan antika vazo,çatlak olabilir.Alıncının subjektif olarak bu vazoyu evinde çiçek koymak için almayı düşünmüş olması ayıplı sayılmasına – ayrıca şart koşulmadığı takdirde – sebep olmaz
Ayıp, maddi ve hukuki olarak ayrılmakta ve bu ayırım bazı ince tahlillere yol açabilmektedir.TTK 25/3 maddi ayıplar halini düzenlemektedir.Buna göre alıcı emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında belli ise 2 gün içinde,muayene sonucunda ortaya çıkacak neviden ayıpları ise 8 gün içinde satıcıya bildirmek zorunluluğundadır.Bildirmezse ayıptan doğan haklarını kullanamaz,yani satılan şeyi kabul etmiş sayılır.
Ancak satılan şeyde olağan bir muayene sonucunda ortaya çıkarılamayacak bir ayıp var ise, ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun devam ettiği süre içinde, ki bu süre BK 207’ye göre satıcı daha uzun bir müddet için kefalet etmemiş ise teslimden itibaren bir yıldır,meydana çıkar çıkmaz satıcıya ihbar etmek şartıyla ayıptan doğan haklarını kullanabilir. (BK198/3)


4077 Sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”da tüketici bakımından ayıplı mal ve hizmetler tanımlanmış ve süreler öngörülmüştür.4077 sayılı Kanunun 4. maddesine göre “Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik ve / veya niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değeri veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal ve hizmetler, ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

Kanunda 15 günlük ayı
p süresi belirlemiştir.Bu süre içinde tüketici malın değiştirilmesini veya ödediği paranın iadesini ya da ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirimini veya ücretsiz olarak malın tamirini satıcıdan talep edebilir. Ayıp gizli ise veya hile ile gizlenmişse bu süre geçerli değildir. Satıcı, bayi, acenta, imalatçı – üretici ve ithalatçı ayıptan dolayı tüketiciye karşı müteselsilen sorumludurlar.

Ayıplı maldan ve ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı açılacak davalar,malın tüketiciye tesliminden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.Hile halinde satıcı iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.(m4)

Tacirler arası
ndaki satışlarda meydana gelen ayıp konusunda Ticaret Kanununun 25. maddesinin 3.bendi uygulanacaktır.Buna karşılık taraflardan birisinin tacir olmaması yani tüketici olması halinde 4077 Kanununun 4. maddesi hükümleri tatbik edilecektir.Yani tüketici sözleşmelerinde geçerli olacak 15 günlük süre geçerli olacaktır.

TK 25/4, BK207. maddesindeki bir yıllık müddeti,tacirler arasında ticari satışlarda altı ay olarak tespit etmiş ve bu müddetin kısaltılabileceğini öngörmüştür. Bu hüküm uyarınca Yargıtay tacirler arasındaki istisna akdinde zamanaşımının BK 363/1’in BK 207’ye yollaması sonucu bir yerine altı aylık süreye tabi olacağını kabul etmiştir. Taraflara,anlaşma ile kısaltma imkanın sağlayan bu hüküm TK/6’daki “kanunda aksine hüküm olmadıkça,ticari hükümler koyan kanunlarda tayin olunan müruruzaman müddetleri mukavele ile değiştirilemez” hükmündeki kanunda aksine açıklığın,sadece kısaltmaya yönelik bir örneğini teşkil etmektedir.
saca TTK 25/3 ayıplı ifayı düzenlemektedir.Bu hüküm ticari satış ve trampalarda maddi ayıplar yer almaktadır.Genel olarak ayıplı ifa bakımından satım sözleşmesi ile ilgili olarak BK194 vd. hükümleri dikkate alınır. Tarafların birinin tüketici olması halinde yani tüketici sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.4 uygulanır.Demek ki tacirler arasındaki ticari satış ve trampalarda ayıplı ifa konusunda alıcını hak ve yükümlülükleri bakımından TK 25/1b3 ve4.hükümleri uygulanacaktır.Diğer yandan taraflardan birinin tacir olmaması tüketici olması halinde TKHK m4 uygulanacaktır. Ticari satım ve trampalarda maddi ayıplar bakımından TM 25/1b2 kapsam dışında kalan hususlarda BK194 vd. hükümleri uygulanacaktır.

Bu bilgiler ışığında Yargıtay kararlarını incelediğimizde ise;

*Yargı
tay 19.Hukuk Dairesi (E.2001, /1782, K.2001 / 5240, T.5.7.2001)bir kararında tacirleri tüketici olarak kabul etmemiş ve davanın Tüketici mahkemesinde değil Ticaret mahkemesinde görülmesini öngörmüştür.

*Yargıtay 11.Hukuk Dairesi(E.1997 / 1815, K.1997 / 5112, T 26/06/1997) bir kararında “, gerçek kişi olan bir tacir, yaptığı işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirildiği veya işlemin fiil veya işleminin ticari sayılması niteliği gereği uygun olmadığı takdirde, bu işlemlerden doğan borç adi, yani özel sayılır. Anılan madde yönünden yasa koyucu, sadece gerçek kişi tacirleri öngörmesine ve dolayısıyla tüzel kişi tacirler bu kuralın dışlada kalmasına, tüzel kişiler için her türlü işlemlerin ticari sayılmasının gerekmesine ve tacir olan tüzel kişilerin özel işlemleri olamayacağına göre, tüzel kişilerin tüm işlemlerinin, istisnasız olarak ticari sayılması gerekir.” demiştir.Yani tüzel kişi tacirleri tüketici olarak görmemiş her türlü işlemleri için yaptıkları işlerin ticari olmasının asıl olacağını belirtmiştir.

*Yargı
tay 19.Hukuk Dairesi (E.1999 / 3932,K.1999/4621, T.06/0719991) bir kararında ise ticaret şirketleri dahil bütün tüzel kişileri tacir kabul etmiş ve karşı oy yazısında ise bir mal ve hizmeti özle amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüketici kişileri tacir olarak tamlamış ve “. TTK.nun 21 nci maddesine göre tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak gerçek kişi olan tacir, yaptığı işlemin ticari işletmesi ile ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işlemin niteliği itibarıyla ticari sayılmasının mümkün olmadığı takdirde borcun ticari ilişkiden doğmadığının kabulü gerekir. Anılan maddede sadece gerçek kişi tacirler öngörülmüş, dolayısı ile tüzel kişi tacirler bu kuralın dışında bırakılmıştır. 4077 Sayılı Yasanın anılan maddesinde bahsi geçen tüzel kişilerden dernek veya vakıfların amaçlanmış olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece, taraflar arasındaki satışın, 4077 Sayılı Kanunun uygulanma alanına ve dolayısıyla tüketici mahkemelerinin görev alanına girmediği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olduğundan sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılmıyorum. “ demiş ve tüzel kişi tacirleri tüketici saymamıştır.

*Yargı
tay Hukuk Genel Kurulu (E.2000 / 19-1255,K.2000 / 1249, T.11.10.2000) verdiği bir kararda tüketici sayılabilecek kişinin mal ya da hizmeti ticari faaliyeti dışında özel kullanım ya da tüketimi için talep etmesi gerektiini söylemiştir. Mal ya da hizmetin bizzat kendi kullanımı ya da yararlanmasının talep edilmesi "nihai yararlanmak" olarak anlaşılması gerektiğini belirtmiştir.Tariflerde yazılı özel amaç, ticari olmayan amaçtan kastedilen ise, kişinin ticareti veya mesleği ile ilgili olmayan amaç olarak yorumlamıştır.Ayrıca
“Bir tacirin borçlarını ticari olması asıldır. Ancak gerçek kişi olan bir tacir, yaptığı iş ve işlemin veya aldığı hizmetin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya muamele fiil veya işleminin ticari sayılmasına halin icabı, müsait bulunmadığı takdirde, bu işlemlerden doğan borç adi, yani özel sayılacaktır” deyip tüzel kişi tacirin barınma, gıda, giyinme ve aile gibi özel insani ihtiyaçları olmadığı için bunların hakiki şahıslar gibi adi borç ilişkileri alanı olmadığı kabul etmiştir ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı tüketici mahkemesinin değil ticaret mahkemesinin bakmasını uygun görmüştür.

Yani genel eğilimi incelediğimizde; gerçek ve tüzel kişi tacirlerinin yaptığı işin mahiyeti ayrı ayrı incelenip karar verilmiştir.Tacirin yaptığı iş ve eylemin işletmesi ile ilgili olup olmadığına yani özel iş niteliği taşıyıp taşımadığına bakılmış ve genel olarak tüzel kişi tacirin özel işi olmayacağı için tüketici saymayıp, uyuşmazlıkların ticaret mahkemesinde görülmesi öngörülmüştür.
1) T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİ
RESİ
E. 2001/1782
K. 2001/5240
T. 5.7.2001
• TACİ
RLERİN TÜKETİCİ OLARAK KABUL EDİLEMEYECEĞİ ( Şirketin Aldığı Ayıplı Araç - Davanın Genel Mahkemede Görülmesi Gereği )
• AYIPLI MAL ( Şirketin Aldığı Araç - Tüketici Olarak Kabul Edilemeyeceği/Davanın Genel Mahkemede Görülmesi Gereği )
• TÜKETİCİ ( Tacirlerin Kabul Edilemeyeceği - ( Şirketin Aldığı Ayıplı Araç/Davanın Genel Mahkemede Görülmesi Gereği )
• GÖREVLİ MAHKEME ( Tüketicinin Korunması Kanunundan Kaynaklanan Uyuşmazlık - Şirketin Aldığı Ayıplı Araç )
4077/m.3,4,23
6762/m.14
ÖZET :
Tüketici, bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan ve tüketen gerçek veya tüzel kişilerdir. Davacı ve davalı tacir olup tüketici olarak kabul edilemez, davanın genel mahkemede görülmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki aynen teslim davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne, yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan 12.10.1998 tarihinde bir araç satın aldığını, birçok kez arızalanması üzerine Tüketici Hakem Heyetine müracaat edildiğini, heyetin 23.3.1994 tarihli kararla aracın yenisi ile değiştirilmesine karar verildiği halde değiştirilmediğini ileri sürerek satım konusu aracın yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, ayıplı malın değiştirilmesinin malın alındığı tarihten onbeş gün içinde istenebileceğini, bu sürede müracaat etmeyen ve aracı teslim etmeyen davacının talebinin dinlenemeyeceğini tercih hakkını onarım olarak kullanan davacının bundan dönüp aracın yenisi ile değiştirilmesini isteyemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacının aracı 12.10.1998 tarihinde satın aldıktan sonra 1.12.1998 tarihinde vites kutusunun değiştirildiği, sonradan yapılan onarıma rağmen aynı arızanın üç defa ortaya çıktığı, bu nedenle davacının aracın yenisi ile değiştirilmesini isteme hakkı doğduğu gerekçesiyle satım konusu aracın yenisi ile değiştirilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı Orımpaş Ltd. Şti. davalı firmadan alınan aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek satım konusu aracın yenisi ile değiştirilmesini talep etmiştir. 4077 sayılı Yasanın 3/8 maddesinde tüketici, bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan ve tüketen gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır. Davacı ve davalı tacir olup yasanın tanımladığı tüketici olarak kabul edilemeyeceğinden davanın genel mahkemede görülmesi gerekir. ( TKHK. m. 23/1 ). Mahkemece bu yön gözetilmeksizin tüketici mahkemesi sıfatıyla davaya bakılarak sonuçlandırılması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 5.7.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.




2) T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİ
RESİ
E. 1997/1815
K. 1997/5112
T. 26.6.1997
•
ŞİRKET ADINA ALINAN ARAÇ ( Tüketicinin Korunması Uygulama Alanına Giremeyeceği )
• ÖZEL ARAÇ TANIMLAMASI ( Şirkete Alınan - Tüketicinin Korunması )
• TÜKETİCİYİ KORUMA KANUNUNUN UYGULANMA ALANI ( Şirket Adına Alınan Araç )
• TÜZEL KİŞİNİN TACİR OLMASI ( Tüketicinin Korunması Uygulama Alanına Giremeyeceği )
• GÖREVLİ MAHKEME ( Tüketicinin Korunması Kanunu Davalarında )
6762/m.14,21
4077/m.1,2,3,4/2
ÖZET :
Davacı anonim ortaklık, tüzel kişilik adına bir taşıt almıştır. Aracın trafik belgesinde, "H.Oto" yani hususi ( özel ) oto yazılı bulunmaktadır. Aracın sahibi ticari ortaklık olmasına ve faturanın da bu ticari ortaklık adına düzenlenmesine göre, bu araç özel değil, ticari bir araçtır. Yasalara aykırı olarak düzenlenen bu belgenin, özel araç tanımlaması bakımından geçerliliği yoktur. Bunun sonucu olarak da, özel amaçlarla ilgili satın almalar için uygulanan 4077 sayılı Yasanın, davacı ortaklığa ait araç yönünden uygulanması sözkonusu değildir. Bir ticari ortaklığın kendi adına araç alması ve bu aracı ticari ortaklığın işlerinde kullanması ve bazen de özel nitelikte kullanması, işlemin ticari niteliğini değiştirmez.
DAVA : Taraflar arasındaki davadan dolayı, ( Ankara Altıncı Asliye Ticaret Mahkemesi )'nce verilen 20.13.1996 tarih ve 533-725 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla; dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili; müvekkilinin davalı Kolumandan S-320 L tipi Mersedes marka araç satın aldığını, aracın satın alınması ile birlikte şanzumandaki üretim hatasından dolayı rampada vitesinin ileri geri kaçtığını ve resmi servise gönderildiğini, ancak sonuç alınamadığını, çekilen uyarı ile durumun düzeltilmesinin istendiğini, buna rağmen düzeltilmediğini, tüketici sorunları Hakem Heyetine başvurulduğunu ve aracın değiştirilmesi grektiğine oybirliği ile karar verildiğini, ancak davalının aracı değiştirmediğini ileri sürerek, aracın faturadaki aynı özellikleri taşıyan araçla değiştirilmesini, para cezası ve işyeri kapatma cezası uygulanmasına, ( 1.000.000.000 ) lira manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri cevabında, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; iddiaya, savunmaya, toplanan delillere göre, davacı aracın trafiğe çıktığı 28.12.1995 tarihinden itibaren arızayı bildiği, davalılara gönderilmiş olduğu uyarının tarihi ise 12.4.1996 olup dava tarihi 2.10.1996 tarihi olup, 4077 sayılı Yasanın 4/2'ye göre 15 gün içinde dava açılmadığından, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı anonim ortaklık, tüketici mahkemesi göreviyle yetkili Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, satış konusu araç yönünden, işbu davayı açmış ve mahkemece de bu uyuşmazlık, tüketici mahkemesi sıfatıyla incelenerek, 4077 sayılı Yasada öngörülen 15 günlük süre geçtiği belirtilerek, genel hükümlere göre dava açılmak üzere dava red edilmiş bulunmaktadır.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 1. maddesinde, bu Yasanın amacı gösterilmiş ve 2. maddesinde kapsamı belirtilmiş ve 3. maddesinde de, yasadaki tanımlar açıklanmıştır. Bu 3. maddede "bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek ve tüzel kişi"ler tüketici olarak tanımlanmıştır. Maddede, gerçek kişiler yanında tüzel kişilerden söz edilmesi bazı duraksamalara neden olabilirse de, tacir olmayan tüzel kişiler yönünden, sözgelimi; dernek, vakıf ve kooperatiflerin de, tüketici tanımı içinde kabulü gerekir.
Türk Ticaret Kanunu sistemine göre, tacirler, gerçek ve tüzel kişi olabilir ( TTK. md.14 vd. ). Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, yaptığı işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirildiği veya işlemin fiil veya işleminin ticari sayılması niteliği gereği uygun olmadığı takdirde, bu işlemlerden doğan borç adi, yani özel sayılır. Anılan madde yönünden yasa koyucu, sadece gerçek kişi tacirleri öngörmesine ve dolayısıyla tüzel kişi tacirler bu kuralın dışlada kalmasına, tüzel kişiler için her türlü işlemlerin ticari sayılmasının gerekmesine ve tacir olan tüzel kişilerin özel işlemleri olamayacağına göre, tüzel kişilerin tüm işlemlerinin, istisnasız olarak ticari sayılması gerekir.
Taraflar arasındaki somut olaya gelince;
Davacı anonim ortaklık, tüzel kişilik adına bir taşıt almıştır. Aracın trafik belgesinde, "H. Oto", yani hususi ( özel ) oto yazılı bulunmaktadır. Aracın sahibi ticari ortaklık olmasına ve faturanın da, bu ticari ortaklık adına düzenlenmesi nedeniyle, bu araç özel değil, ticari bir araçtır. Yasalara aykırı düzenlenen bu belgenin, özel araç tanımlaması bakımından geçerliliği yoktur. Bunun sonucu olarak da, özel amaçlarla ilgili satın almalar için, uygulanan 4077 sayılı Yasanın, davacı ortaklığa ait araç yönünden uygulanması söz konusu değildir. Bir ticari ortaklığın kendi adına araç alması ve bu aracı ticari ortaklığın işlerinde kullanması ve bazen de özel nitelikte kullanması, işlemin niteliğini değiştirmez. Aksi halin düşünülmesi, hem vergi yasaları ve hem de ortaklık bilançosu bakımından karışıklıklar yaratacak nitelik taşımaktadır. Bu itibarla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde 4077 sayılı Yasanın uygulanması sözkonusu değildir. O halde mahkemece, ticari nitelik taşıyan uyuşmazlığın tüketici mahkemesi sıfatıyla incelenmesi ve karara bağlanması yasaya aykırıdır.
Ayrıca, az önce değinildiği gibi, davacının tüzel kişi tacir bulunması nedeniyle bu davanın genel hükümlere göre açılmış bir dava olarak kabulü ile gerekli harcın tamamlanması ve davanın incelenmesi gerekmektedir. Mahkemece yapılacak iş; bir ara kararıyla davanın genel mahkemede açıldığının kabulü ve harcın tamamlanmasının istenmesi, ondan sonra tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesi ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde karar vermekten ibaret iken, yazılı biçimde karar tesisi doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının ( BOZULMASINA ), davacı vekili için 20.000.000 lira duruşma vekillik ücreti takdiri ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 26.6.1997 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


3) T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİ
RESİ


E. 1999/3932

K. 1999/4621

T. 6.7.1999

• MENFİ
TESPİT DAVASI ( Aracın İadesi Karşılığında Yeni Bir Araçla Değiştirilmesinin Talep Edilmesi )


• TÜKETİ
Cİ SIFATI ( Bir Mal veya Hizmeti Özel Amaçlarla Satın Alarak Kullanan veya Tüketen Gerçek veya Tüzel Kişi Olarak Tanımlanması )

• AYIPLI MAL ( Satı
n Alınan Araçtan Kısa Bir Süre Sonra Arızalar Meydana Gelmesi )

• AYNEN İ
FA ( Satın Alınan Aracın Davalıya İadesiyle Aynı Model Aynı Özelliklere Sahip Sıfır Km'de Bir Aracın Davacıya Teslimine Karar Verilmesi )

• 4077 SAYILI KANUNUN UYGULANMASI ( Ticaret
Şirketleri Dahil Bütün Tüzel Kişilerin Tüketici Olabilmesi Mal veya Hizmetin Özel Amaçlarla Alınmasının Yeterli Olması )

• E
ŞİTLİK İLKESİ ( 4077 Sayılı Kanunun Tüzel Kişilere Uygulanmayıp Sadece Gerçek Kişilere Uygulanmasının Anayasada Düzenlenen Bu İlkeye Aykırı Olması )

818/m.
198,203,207

4077/m.
1,3

2004/m.
24

6762/m.
2

1086/m.
438


ÖZET : Ticaret
şirketleri dahil bütün tüzel kişiler tüketici olabilir. Mal veya hizmetin özel amaçlarla alınması yeterlidir.
DAVA : Taraflar arası
ndaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Müdahil vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı
vekili; müvekkilinin davalı O... A.Ş.den 12.12.1996 tarihli fatura ile bir adet Opel Frontera aracı satın aldığını, ancak araçtan kısa bir süre sonra arızalar meydana geldiğini, durumun davalı firmaya bildirildiğini, davalının Almanya'dan parça getirtilerek tamir yapılacağını bildirdiğini ve müvekkilinden izin alınmadan aracın motorunun indirilip parça değişikliği yapıldığını, ancak aracın arızasının giderilmediğini ve davalıdan aracın yenisi ile değiştirilmesi talebinde bulunulduğunu, bunun kabul edilmemesi üzerine Ankara Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurularak 9.3.1998 tarihinde aracın yenisiyle değiştirilmesi kararının alındığını, buna rağmen davalının değiştirme yapmadığını belirterek, aracın iadesi karşılığında yeni bir araçla değiştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı O... A.Ş. vekili, davacının B.K.nun 207 . maddesine göre bir yıllık süre içinde açılmadığını ve zamanaşımına uğradığını, 4077 Sayılı Kanuna göre davacının 15 gün içinde aracın yenisiyle değiştirilmesini veya bedelin iadesini veya ayıbın karşılığının bedelden indirilmesini, ayrıca ücretsiz tamir isteyebileceğini, davacının bu seçimlik haklardan ücretsiz tamiri seçtiğini, aracın üretimden kaynaklanan bir "arızası olmadığını, belirterek "davanın reddini savunmuş, diğer davalı Opel Türkiye Ltd.Şti. vekili ise davacının şirket olduğunu, aracın ticari olması nedeniyle 4077 Sayılı Kanunun uygulama imkanı olmadığını, davacının seçimlik hak olarak tamir hakkını kullandığını, 1997 Model bir aracın piyasada bulunmasının imkansız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; araç üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve davacının kullanım sırasında ortaya çıkan ayıbı B.K.nun 198/3. maddesi uyarınca satıcıya bildirildiğini ve B.K.nun 203. maddesi uyarınca aracın yenisiyle değiştirilme talebinde bulunduğunu, davalıların zamanaşımı iddiasının B.K.nun 207/3. maddesi, uyarınca yerinde olmadığını, müdahil davalının aracın aynen ifasının mümkün olmadığı iddiasını İİK.nun 24. maddesi uyarınca yerinde görülmediğini belirterek davanın kabulüyle davacının satın aldığı aracın davalıya iadesiyle aynı model aynı özelliklere sahip sıfır km'de bir aracın davacıya, teslimine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahkemece tarafların tacir tüzel kişi olmaları nedeniyle 4077 Sayılı Tüketicinin korunmasına dair yasa hükümlerinin olayda uygulanamayacağı belirtilerek genel hükümler çerçevesinde hüküm kurulduğundan öncelikle 4077 Sayılı Yasa hükümlerinin olayda uygulanıp uygulanmayacağının, başka bir anlatımla tacir tüzel kişilerin tüketici sayılıp sayılmayacağının irdelenmesi gerekir.
8.3.1995 tarihli RG.de yayınlanarak yürürlüğü giren 4077 Sayılı TKHK.nun 1 inci maddesinde kanunun çıkarılma amacı "ekonomi gereklerine ve kamu yasasına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek" olarak açıklanmış ve 3 üncü maddesinde ise Tüketici "bir mal veya hizmetin özel amaçlarla satın alarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır. Maddenin lafzı herhangi bir ayırıma tabi tutulmaksızın ticaret şirketleri dahil bütün tüzel kişilerin tüketici olabileceklerini gösterir açıklıktadır. AT yönergelerinde ve bazı yasalarda tüketicinin, bazen nesnel, bazen kişisel, ardından eylemsel kıstaslara göre belirlenmiş, böylece bazen nihai tüketici, bazen aynı zamanda küçük esnaf ve tüzel kişi korunmuş olup, Avrupa Konseyince kabul edilen 24.7.1990 tarihli direktifin 2 nci maddesinin 3 üncü bendinde "tüketiciden gerçek kişilerin anlaşılacağı" belirtilmiş ve başlangıçta üye ülkelerin iç hukuklarında yapılan düzenlemelerde de genelde bu husus gözetilmiş ise de, öğretideki eleştiriler ile uygulamadaki gereksinimlerin etkisi sonucunda 1993-1995 Yıllarını kapsayan AT Komisyonunun İkinci Eylem planında bir tüketici tanımlaması yapılıp tüzel kişiler de tüketici kapsamına ithal edilerek, tüketici: mal ya da hizmet edimlerini mesleki amaçlar dışında kullanım amacıyla davranan, alım gücü az ya da çok gerçek, veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır. Bu husus verdiği bir kararda İsviçre Federal Mahkemesince de benimsenmiştir ( Bkz.Yard.Doç.Dr.Çağlar Özel, Mukayeseli Hukuk Işığında Tüketiciyi Koruyan Geri Alma Hakkı Sh.29 vd. ). Bütün bunlar yasa koyucunun tüzel kişi tabirini yasa metnine hiçbir ayırıma tabi tutmaksızın koyarken bilinçli hareket ettiğini ve batı ülkelerindeki ilk düzenlemelerden ayrıldığını açıkça göstermektedir. Kaldı ki yasa koyucunun, tüzel kişi tabirinin ticaret şirketlerini de kapsadığını gözden kaçırdığı düşünülemez.
Ticaret şirketlerinin tüketici kavramı içinde mütalaa olunmaları, 1. maddede öngörülen amacın gerçekleşmesini de olanaklı kılacaktır. Ticari şirketlerin ekonomik bir varlığı temsil edip, korunmalarına gerek bulunmadığı savunulamaz. Nitekim, AT Komisyonunun ikinci Eylem planında bu konuda oluşması muhtemel duraksamaların önlenmesi amacıyla "... alım gücü az ya da çok..." tabirleriyle konu vurgulanmıştır. Bir tacirin borçlarının niteliğini düzenleyen TTK.nun 2-1 maddesi, tüzel kişi tacirlerin özel amaçlarla nihai tüketici olmalarını engelleyen bir anlam taşımamaktadır. Tamamen kendisine özgü etkin, kısa ve ekonomik bir prosedür içinde tüketicinin hakkına kısa yoldan kavuşmasını amaçlayan kanunun, işletmesinin tüketim ihtiyacı kadar ( lastik, temizlik eldiveni, temizlik malzemesi, kırılan kapı kilidinin yenisi, soğutma cihazı vs. gibi ) malı almak suretiyle nihai tüketimde bulunan bir tüzel kişi taciri, korumanın kapsamı dışında bıraktığı düşünülemez. Kaldı ki hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın nihai tüketici olan gerçek kişi tacirler koruma kapsamında iken tüzel kişi tacirlerin koruma kapsamı dışında bırakılmaları Anayasa'nın eşitlik ilkesine de aykırılık teşkil edebilir.
Bu durumda davacı şirketin, aracı özel amaçla satın alıp, nihai olarak yararlandığı anlaşıldığından mahkemece davanın 4077 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekirken, genel hükümlere göre değerlendirilmesi ve harca tabi tutulması doğru değil ise de; davanın tüketici mahkemesine açıldığı ve mahkemenin tüketici mahkemesi sıfatını da taşımakta bulunduğu gözetilip, HUMK.nun 438/7-son maddesi gereğince sonucu itibarı ile doğru olan hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarı
da yazılı nedenlerle hüküm fıkrasından nisbi karar ve ilam harcına ilişkin iki nolu bend çıkarılıp açıklanan gerekçeyle kararın düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, onamada oybirliği, gerekçesinde oyçokluğuyla 6.7.1999 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3 üncü maddesinde "bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişiler "tüketici olarak tanımlanmıştır. TTK.nun 21 nci maddesine göre tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak gerçek kişi olan tacir, yaptığı işlemin ticari işletmesi ile ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işlemin niteliği itibarıyla ticari sayılmasının mümkün olmadığı takdirde borcun ticari ilişkiden doğmadığının kabulü gerekir. Anılan maddede sadece gerçek kişi tacirler öngörülmüş, dolayısı ile tüzel kişi tacirler bu kuralın dışında bırakılmıştır. 4077 Sayılı Yasanın anılan maddesinde bahsi geçen tüzel kişilerden dernek veya vakıfların amaçlanmış olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece, taraflar arasındaki satışın, 4077 Sayılı Kanunun uygulanma alanına ve dolayısıyla tüketici mahkemelerinin görev alanına girmediği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olduğundan sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılmıyorum.



4 )YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

E:2000/19-1255
K:2000/1249
T:11.10.2000

TÜKETİCİ MAHKEMESİ
TÜKETİCİ TACİR

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun gereğince tüketici; bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alan ve kullanan gerçek veya tüzel kişidir. Ticari nitelik taşıyan bir uyuşmazlığın tüketici mahkemesi sıfatıyla incelenmesi ve karara bağlanması yasaya aykırıdır.

(4077 s. TKK. m. 3/f) (6762 TTK. m. 14,18,20,21)

Taraflar arasındaki "kamyonetin yeni ile değiştirilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;
Eskişehir Asliye Üçüncü Hukuk Mahkemesince
Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davanın kabulüne dair verilen 9.7.1999 gün ve 1998/1670 E- 1999/493 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay On dokuzuncu Hukuk Dairesinin 21.2.2000 gün ve 1999/6737-2000/1218 sayılı ilamı ile; (... Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan O... Otomotiv Ltd. Şti'den aldığı kamyonetin arızalı çıktığını, arızanın giderilmesi için davalı K...A.Ş.'ne başvurduğunu bu davalının aracın arızalı olduğunu kabul edip teslim aldığını müvekkiline araba kiraladığını bilahare davalı şirket aracın tamir edildiğini bildirmiş ise de arızaların giderilmediğinin anlaşıldığını, arızaların hatalı üretimden kaynaklandığının belirlendiğini, müvekkilinin başvurusu üzerine Eskişehir İli Tüketici Hakem Heyetinin aracın değiştirilmesine karar verdiğini buna rağmen davalıların aracı değiştirmediklerini belirterek davalılardan alınan Peujoet marka aracın yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı K... Pazarlama A.Ş. vekili, davacıya satılan araçtaki arızaların yapılan kilometre ve katettiği yol ile kullanmadan kaynaklanmasına rağmen müvekkilince arızaların giderildiğini olayda Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun uygulanmasını ve aracın yenisi ile değiştirilmesini gerektirir bir durum olmadığını davacının asıl amacının aldığı bu kamyoneti binek tipi araç ile değiştirmeye yönelik olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
Davalı O... Otomotiv Ltd. Şti. vekili, dava konusu aracın asıl satıcısının müvekkili şirket olmadığını bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, öte yandan davacı iddialarının Tüketiciyi Koruma Yasasının hükümlerine girmediğini, aracın bakım ve tamirinin diğer davalı şirketçe yapılmış olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, olayda tarafların tacir olduğu ve aracın da davacı .şirketin ticari işinde kullanılmış olması nedeniyle Tüketicinin Korunması Hakkındaki
Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı savunmasının yerinde olmadığı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile davacının aldığı araçtaki arızaların giderilememiş olduğunun anlaşıldığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/F maddesinde tüketici, bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Somut olaya konu aracın davacı şirketin ticari işletmesiyle ilgili işte kullanıldığı ve bu amaçla alınmış olduğu hususları tartışmasızdır. Bu durumda 4077 sayılı Yasanın tüketiciler için benimsediği hükümlerin somut olayda uygulanamayacağı gözetilmeden davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılıp yazılı şekilde sonuçlandırılması isabetli değildir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz eden: Davalılar vekilleri
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/11. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Yanlar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde, tarafların sıfatı itibariyle 4077 sayılı Yasanın uygulanmasının gerekip gerekmediği ve Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakıp bakmayacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Modern çağın ihtiyaçlarından doğan, sosyal devlet ilkesinin hukuk düzenine yansımasını gösteren, kendine özgü bir sözleşme tipi olan tüketici sözleşmeleri Almanya, İsviçre, Fransa ve Belçika gibi ülkelerde genel kanunlarda yapılan değişikliklerle düzenlendiği halde Türkiye'de Anayasamızın emri gereği
(Anayasa 172 md) 8.3.1995 tarihinde çıkarılan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Özel Kanunla düzenlenmiştir.
Roma Sözleşmesinin 5/1 hükmüne göre "Tüketicinin mesleki veya ticari bir faaliyetine dahil sayılmayacak bir amaçla bir menkul malın teslim edilmesine veya bir işin görülmesine ilişkin olan veya böyle bir muameleyi finanse etmeyi hedefleyen sözleşmeler tüketici sözleşmeleridir" diye tarif edilirken, 1993-1995 yıllarını kapsayan AT. Komisyonunun İkinci Eylem Planında" Tüketici, mal ya da hizmet edimlerini mesleki amaçlar dışında kullanım amacıyla davranan, alım gücü az ya da çok gerçek veya tüzel kişilerdir" diyerek tanımlanmıştır. İsviçre Devletler Özel Hukuku Kanunun 120. maddesinde de "Tüketicinin kendisinin ya da ailesinin kullanımına ilişkin olmakla birlikte, onun mesleki ya da ticari faaliyetleri ile ilişkili olmayan, olağan tüketime yönelik edimler hakkındaki sözleşmeler tüketici sözleşmeleridir" diyerek açık ve net bir tarif vermiştir. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunumuzun 3/f bendinde bu tanımlara uygun olarak "Tüketici, bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek ve tüzel kişilerin tüketici sayıldığını belirterek AT. Komisyonunun tarifine uygun bir tarif vermiştir (Bak. Mukayeseli Hukuk Işığında Tüketiciyi Koruyan Geri Alma Hakkı Yard. Doç. Dr. Çağlar Özel-1998 Sn. 30 vd.). .

Yukarıda tarifi verilen düzenlemelerden çıkan sonuca göre, tüketici sayılabilecek kişinin mal ya da hizmeti ticari faaliyeti dışında özel kullanım ya da tüketimi için talep etmesi gerekir. Mal ya da hizmetin bizzat kendi kullanımı ya da yararlanmasının talep edilmesi "nihai yararlanmak" olarak anlaşılmalıdır. Tariflerde yazılı özel amaç, ticari olmayan amaçtan kastedilen ise, kişinin ticareti veya mesleği ile ilgili olmayan amaç olarak yorumlanmalıdır.
Diğer taraftan TTK.da tacir sıfatı, gerçek ve tüzel kişiler bakımından ayrı ayrı ele alınarak düzenlenmiştir (TTK. 14,18 md). Buna göre "bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir" denildikten sonra Eski Ticaret Kanununda tüzel kişi tacir olarak sadece ticaret şirketlerinden söz edilmişken,
TTK.nün 18. maddesinde "ticaret şirketleri, amacına varmak için ticari işletme işleten dernekler ve kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde yöneltilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin tacir sayılacağı hükme bağlanmıştır. Aynı maddenin
2. fıkrasında (18/11) sosyal düşüncelerle, kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı derneklerin, tüzel kişi olmalarına ve ticari işletme işletmelerine rağmen tacir sayılamayacakları açıklanmıştır. Bu durumda, TTK. 18/1 maddesine göre tüm ticaret şirketlerinin tacir sıfatına sahip olduklarında kuşku duymamak gerekir.
Bir tacirin borçlarını ticari olması asıldır. Ancak gerçek kişi olan bir tacir, yaptığı iş ve işlemin veya aldığı hizmetin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya muamele fiil veya işleminin ticari sayılmasına halin icabı, müsait bulunmadığı takdirde, bu işlemlerden doğan borç adi, yani özel sayılacaktır. (TTK. 21 md) Tüzel kişi tacirin barınma, gıda, giyinme ve aile gibi özel insani ihtiyaçları olmadığı için bunların hakiki şahıslar gibi adi borç ilişkileri alanı olmadığı kabul edilir. Hele somut olayda olduğu gibi ticaret şirketleri bir ticari işletme işletmiyor olsalar dahi TTK. 18/1 madde gereğince kanunen tacirdirler.
Doğrudan ticari amaçla ya da işletmenin iç ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla olup olmadığına bakılmaksızın bütün hukuki ilişkileri ticari faaliyet kapsamında olup özel hayatlarına ilişkin bir işlem söz konusu olamayacaktır. Tacir olmanın nimetine göre külfeti de mevcuttur. TTK. 20-25. maddelerinde tacir sıfatına bağlanan yerine göre "hak" yerine göre "külfet" niteliği arz eden hukuki sonuçlar düzenlenmiştir. Bunların en önemlilerinden biri basiretli iş adamı gibi davranma zorunluluğudur
(TTK.20/II). Tacirin, ticari işletmesiyle ilgili tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerekir. Bu cümleden olarak ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorundadır. O nedenle tüketiciler için düzenlenen yasa hükümleri kapsamına alınmazlar. Somut olayda davacı Ltd. Şirketi, tüzel kişilik adına ticari işletmesinde kullanmak üzere ticari vasıfta kamyonet almıştır. Özel amaçlı satın almalar için uygulanan 4077 sayılı Yasanın, davacı şirkete ait araç yönünden uygulanması söz konusu değildir. Bu itibarla, taraflar arasındaki, uyuşmazlığın çözümünde 4077 sayılı Yasanın uygulanması söz konusu olmayacaktır. Mahkemece, ticari nitelik taşıyan uyuşmazlığın tüketici mahkemesi sıfatıyla incelenmesi ve karara bağlanması yasaya aykırıdır. Tarafların tüzel kişi tacir bulunması nedeniyle bu davanın genel hükümlere göre açılmış bir dava olarak kabulü ile verilecek bir ara kararıyla davanın genel mahkemede açıldığının kabulü ile harcın tamamlattırılması ondan sonra tarafların iddia ve savunmalarının incelenmesi ve hasıl olacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir. Belirtilen nedenlerle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 11.10.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

Kaynaklar
Prof. Dr. Sabih ARKAN – Ticari İşletme Hukuku
Poroy / Yasaman – Ticari İşletme Hukuku
Prof.Dr. Aydın Zevkliler – Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
Yargıtay Kararları

Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Tüzel Kişi Tacir Tüketici Olabilir Mi?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Yeliz Karabudak'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
» Makale Bilgileri
Tarih
15-01-2007 - 22:34
(5114 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 7 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 7 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
40988
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 8 saat 38 dakika 28 saniye önce.
* Ortalama Günde 8,01 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 60215, Kelime Sayısı : 5251, Boyut : 58,80 Kb.
* 7 kez yazdırıldı.
* 11 kez indirildi.
* 6 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 462
Yorumlar : 1
Sayın Meslektaşım, Tacirin şahsi kullanımında tüketici sayılması ile ticareti için tüketici olamaması arasındaki farklılıkları yararlı olacak şekilde açıklamanızdan dolayı teşekkür ediyorum.Yararlı ça... (...)
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,12901711 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.