Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale 1479 Sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu(Bağ-Kur) Açısından, Sigortalılık Durumu , Sigortalılığın Başlangıcı Ve Sigortalılığın Tespiti

Yazan : Ünzile Küçüköner [Yazarla İletişim]
avukat

Makale Özeti
1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu(Bağ-Kur) açısından, sigortalılık durumu , sigortalılığın başlangıcı ve sigortalılığın tespiti
Yazarın Notu
http://www.unzile-durankucukoner.av.tr internet sitemizde yayınlanmaktadır.


1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu(Bağ-Kur) açısından, sigortalılık durumu , sigortalılığın başlangıcı ve sigortalılığın tespiti hususunda bir inceleme - AV.ÜNZİLE KÜÇÜKÖNER


1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun “Kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar” başlıklı 24.md.,” Sigortalılığın başlangıç ve bitiş tarihi” başlıklı 25.md. ve ”yazılma “ başlıklı 26. maddeleri bu güne kadar defalarca değişikliğe uğramış olup, sigorta sistemindeki bu istikrarsızlık,hukuki istikrarsızlık ve kanun gereği yüklenen ödevlerin kurumlarca yerine getirilmemesi yüzünden bir çok sigortalı mağdur duruma düşmüş ve düşmektedir. Biz hukukçular dahi değişiklikleri takipte zorlanırken, sade bir vatandaşın tüm bu değişiklikleri takip ederek haklarının zayi olmamasını sağlaması mümkün değildir, bu durum hayatın ve ülkenin gerçekliğiyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca Yargıtay İçtihatlarında dahi bu konuda bir istikrar bulunmamakta olup, birçok çelişkili karar mevcuttur.

Bağ-Kur sigortalılığı açısından bakıldığında, her nasılsa tescili yapılmış ve geriye dönük olarak sonradan iptal işlemi de yapılmadan emekli olan bağ-kur sigortalılarını neredeyse şanslı addetmek gerekmektedir.

1479 SAYILI Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu(Bağ-Kur) 24.,25. ve 26. maddeleri ve tarihçesi

Madde 24 - (Değişik madde: 14/03/1985 - 3165/6 md.)
Aşağıda sayılan sigortalılar hakkında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu Kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları sağlanır
I - Sigortalı sayılanlar:
Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;
a) (Değişik alt bent: 04/10/2000 - KHK/619, md.13 ; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.; Değişik alt bend: 24/07/2003 - 4956 S.K./14. md.)(***) Esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,
b) Kollektif şirketlerin ortakları,
c) Adi Komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları,
d) Limited şirketlerin ortakları,
e) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları,
f) Donatma iştirakleri ortakları,
g) Anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları,
Bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
II - Sigortalı sayılmayanlar:
Bu Kanunun uygulanmasında;
a) 18 yaşını doldurmamış olanlar,
b) (Mülga alt bent: 04/10/2000 - KHK/619, md.13; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.; Mülga alt bend: 24/07/2003 - 4956 S.K./14. md.)(**)
c) Kanunla veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödeyenlerle bu tür kuruluşlardan malullük veya yaşlılık aylığı ile daimi tam işgöremezlik geliri almakta olanlar, aylık veya gelir bağlanması için talepte bulunmuş olanlar (Dul ve yetim aylığı veya Sosyal Sigortalar Kurumundan geçici veya sürekli kısmi işgöremezlik geliri alanlar hariç),
d) Tarım işi yapanlar (Tarım sanatlarına ait işleri yapanlar hariç), Sigortalı sayılmazlar.




( Madde nin tarihçesi )
1 - 19/04/1979 kabul tarihli, 2229 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 24 - Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına çalışan esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlar hakkında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları sağlanır.
Kanunun uygulanması bakımından kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler ve tüzel kişilerden kollektif şirketlerin ortaklarını, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortaklarını, limited şirketlerin ortaklarını, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarını kapsar.
Ancak;
a) Her hangi bir meslek kuruluşuna yazılması zorunlu olmıyanlar,
b) Kanunla kurulu emekli sandıklarına kesenek ödemekte olanlar,
c) Tarım işi yapanlar (Tarım sanatlarına ait işleri yapanlar hariç),
ç) Yabancı uyruklular,
Hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz.
-------------------------------
2 - 14/04/1982 kabul tarihli, 2654 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 24 - (Değişik madde: 19/04/1979 - 2229/7. md.)
Kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kurumları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına çalışan esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlar hakkında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu Kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları sağlanır.
Bağımsız, kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen tüzelkişilerden, belediye hudutları dışında olanlar dahil kollektif şirketlerin ortakları, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları, limited şirketlerin ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, donatma iştirakleri ortakları, anonim şirketlerin kurucu ortakları ile Yönetim Kurulu üyesi olan ortaklar da bu Kanun hükümlerine tabidir.
Ancak,
a) 18 yaşını doldurmamış olanlar,
b) Yabancı uyruklular,
c) Kanunla veya Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kurumlarından malullük veya yaşlılık aylığı ile daimi tam iş göremezlik geliri almakta olanlar ile aylık veya gelir bağlanması için talepte bulunmuş olanlar (Dul ve yetim aylığı veya Sosyal Sigortalar Kurumundan geçici veya sürekli kısmi iş göremezlik geliri alanlar hariç),
d) Tarım işi yapanlar, (Tarım sanatlarına ait işleri yapanlar hariç).
Hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.
-------------------------------
3 - 14/03/1985 kabul tarihli, 3165 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 24 - (Değişik madde: 14/04/1982 / 2654/6. md.)
Aşağıda sayılan sigortalılar hakkında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu Kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları sağlanır.
I - Sigortalı sayılanlar:
Kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;
a) Esnaf ve sanatkarlar, tüccar, sanayici ve borsa ajan ve acentaları, mimar ve mühendisler, sigorta prodüktörleri ve eksperleri, eczacılar, tabibler, veterinerler, gümrük komisyoncuları gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar,
b) Kollektif şirketlerin ortakları,
c) Adi Komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları,
d) Limited şirketlerin ortakları,
e) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları,
f) Donatma iştirakleri ortakları,
g) Anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları,
h) Kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,
Bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
II- Sigortalı sayılmayanlar:
Bu Kanunun uygulanmasında;
a) 18 yaşını doldurmamış olanlar,
b) Yabancı uyruklular,
c) Kanunla veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödeyenlerle bu tür kuruluşlardan malullük veya yaşlılık aylığı ile daimi tam işgöremezlik geliri almakta olanlar, aylık veya gelir bağlanması için talepte bulunmuş olanlar (Dul ve yetim aylığı veya Sosyal Sigortalar Kurumundan geçici veya sürekli kısmi işgöremezlik geliri alanlar hariç)
d) Tarım işi yapanlar (Tarım sanatlarına ait işleri yapanlar hariç),
Sigortalı sayılmazlar.
-------------------------------
4 - 20/06/1987 kabul tarihli, 3396 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değiştirilen II numaralı bendin (b) alt bendi:
b) Yabancı uyruklular,
-------------------------------
5 - 04/10/2000 tarih ve 619 sayılı KHK’nın 13. maddesi ile değiştirilen (a) alt bendi ve yürürlükten kaldırılan (b) alt bendi:
a) Esnaf ve Sanatkarlar, tüccar, sanayici ve borsa ajan ve acenteleri, mimar ve mühendisler, sigorta prodüktörleri ve eksperleri, eczacılar, tabipler, veterinerler, gümrük komisyoncuları gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkar siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,
b) (Değişik alt bent: 20/06/1987-3396/1 md.) Türk asıllı yabancılar hariç, yabancı uyruklular,
-------------------------------
6 - Anayasa Mahkemesinin E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararıyla iptal edilen (a) alt bendi:
a) (Değişik alt bent: 04/10/2000 - KHK/619, md.13) Esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan esnaf ve sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,

1479 SAYILI Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu(Bağ-Kur)

Madde 25 - (Değişik madde: 24/07/2003 - 4956 S.K./15. md.)(*)
Bu Kanunun 24 üncü maddesine göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıkları ise Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla talep tarihinden itibaren başlatılır.
Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar.
Bu Kanuna tabi sigortalılık;
a) Gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri,
b) Gelir vergisinden muaf olanların, Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği,

c) Şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği,
Tarihten itibaren,
d) Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığına tabi olarak çalışmaya başlayanların, emekli keseneği kesilmeye başladığı,
e) İflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, iflasına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,
f) 2108 sayılı Kanuna göre 1479 sayılı Kanun kapsamına giren köy ve mahalle muhtarlarından; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasından dolayı gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar hariç, aynı zamanda hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,
g) Gelir vergisinden muaf olan, ancak Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki kayıtlara istinaden Bağ-Kur sigortalısı olanlardan bu sigortalılıklarının devamı sırasında, hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,
Tarihten bir gün önce,
Sona erer.
Sigortalılığı sona erenler sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar.

(maddenin tarihçesi )
1 - 19/04/1979 kabul tarihli, 2229 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 25 - 24 üncü maddede belirtilen kimseler meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kendiliğinden bu kanuna göre "sigortalı" olurlar. Meslek kuruluşları da, yeni yazılanları en geç üç ay içinde Kurumun ilgili şubelerine bildirir.
Bunlar hakkında sigorta hak ve yükümleri meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren uygulanır.
Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.
Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.
----------------------------
2 - 14/04/1982 kabul tarihli, 2654 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 25 - (Değişik madde: 19/04/1979 - 2229/8. md.)
24 üncü maddede belirtilen kimseler çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kendiliğinden bu Kanuna göre "sigortalı" olurlar.
Bunlardan;
a) Kendi nam ve hesabına çalışmasına son veren veya 24 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şirketlerle ilgisi kalmayanların çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildikleri tarih ve meslek teşekküllerinden kaydını sildirenlerin mesleki teşekküllerince kayıtlarının silindiği tarih,
b) Bir işverene hizmet akdi ile bağımlı olarak çalışırken de meslek teşekkülüne kayıtlı olmak zorunda bulunan sigortalıların ise, kendi nam ve hesaplarına çalışmalarına son verdikleri tarih,
c) İflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki şirket ortaklarının, şirketin tasfiyesine karar verildiği tarih,
Sigortalılığın sona erdiği tarih olarak alınır.
----------------------------
3 - 14/03/1985 kabul tarihli, 3165 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 25 - (Değişik madde: 14/04/1982 - 2654/7. md.)
24 üncü maddeye göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar.
24 üncü maddeye göre sigortalı sayılanlardan;
a) Gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri,
b) Gelir vergisinden muaf olanların, kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği,
c) T.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalışmaya başlayanların, emekli keseneği kesilmeye başladığı,
d) Şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği,
e) İflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği,
Tarihten itibaren sigortalılıkları sona erer.
Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan; bu sigortalılıklarının devamı süresince, aynı zamanda hizmet akdi ile çalışanların, Bağ - Kur sigortalılıkları devam eder. Bunlar kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına giremezler.
----------------------------
4 - 20/06/1987 kabul tarihli, 3396 sayılı Kanunun 2. maddesi ile yürürlükten kaldırılan fıkra metni:
Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan; bu sigortalılıklarının devamı süresince, aynı zamanda hizmet akdi ile çalışanların Bağ - Kur sigortalılıkları devam eder. Bunlar kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına giremezler.
----------------------------
5 - 04/10/2000 tarih ve 619 sayılı KHK'nın 14. maddesi ile değiştirilen fıkra metni:
24 üncü maddeye göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren kendiliğinden bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.
----------------------------
6 - Anayasa Mahkemesinin E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararıyla iptal edilen fıkralar:
(Değişik fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.14) 24 üncü maddeye göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıkları ise esnaf ve sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak şartıyla talep tarihinden itibaren başlatılır.
(Ek fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.14) Sigortalılığı sona erenler, sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıtlarını sildirmek zorundadırlar.
------------------------------
7 - 24/07/2003 kabul tarihli, 02/08/2003 tarih ve 25187 sayılı R.G.de yayımlanan 4956 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 25 - (Değişik madde: 14/03/1985 - 3165/7 md.)
(Değişik fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.14; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.)(*)
Bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülükleri sigortalı sayıldıkları tarihte başlar.
24 üncü maddeye göre sigortalı sayılanlardan;
a) Gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetlerini gerektiren faaliyetlerine son verdikleri,
b) Gelir vergisinden muaf (...)(**), Esnaf ve Sanatkar sicilinden veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki üye kayıtlarının silindiği,
c) T.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalışmaya başlayanların, emekli keseneği kesilmeye başladığı,
d) Şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği,
e) İflasına karar verilmiş olan tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarının, özel işletmenin veya şirketin mahkemece tasfiyesine karar verildiği, (Ek cümle: 04/10/2000 - KHK/619, md.14; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.)(***)
f) (Ek bent: 20/06/1987 - 3396/2 md.) 2108 sayılı Kanuna göre 1479 sayılı Kanun kapsamına giren köy ve mahalle muhtarlarından; kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasından dolayı gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar hariç, aynı zamanda hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,
g) (Ek bent: 20/06/1987 - 3396/2 md.) (...) (****) gelir vergisinden muaf olan, ancak, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarındaki kayıtlara istinaden BağKur sigortalısı olanlardan bu sigortalılıklarının devamı sırasında, hizmet akdi ile çalışanların çalışmaya başladığı,
Tarihten itibaren sigortalılıkları sona erer.
(Son fıkra mülga: 20/06/1987 - 3396/2 md.)
(Ek fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.14; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.)(*)
(*) Fıkraları değiştiriren 619 sayılı KHK, Anayasa Mahkemesinin E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, iptal hükmü, kararın 08/11/2000 tarih ve 24224 sayılı R.G.de yayımından itibaren 9 ay sonra(09/08/2001) yürürlüğe girmiştir.
(**) Fıkrada yer alan "olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar" ibaresi 04/10/2000 tarih ve 619 sayılı KHK'nın 14. maddesi ile "olanların" olarak değiştirilmiş, daha sonra, 619 sayılı KHK, Anayasa Mahkemesinin E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, iptal hükmü, kararın 08/11/2000 tarih ve 24224 sayılı R.G.de yayımından itibaren 9 ay sonra(09/08/2001) yürürlüğe girmiştir.
(***) "İflasına karar verilmiş olan veya tasfiye halindeki özel işletmeler ile şirket ortaklarından hizmet akti ile çalışanların çalışmaya başladığı," cümlesi 04/10/2000 tarih ve 619 sayılı KHK'nın 14. maddesi ile eklenmiş, daha sonra, 619 sayılı KHK, Anayasa Mahkemesinin E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, iptal hükmü, kararın 08/11/2000 tarih ve 24224 sayılı R.G.de yayımından itibaren 9 ay sonra(09/08/2001) yürürlüğe girmiştir.
(****) Bu bentte yer alan "Gelir vergisi mükellefiyeti bulunmayan veya" ibaresi 04/10/2000 tarih ve 619 sayılı KHK'nın 14. maddesi metinden çıkartılmıştır. 619 sayılı KHK, Anayasa Mahkemesinin E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, iptal hükmü, kararın 08/11/2000 tarih ve 24224 sayılı R.G.de yayımından itibaren 9 ay sonra(09/08/2001) yürürlüğe girmiştir.
1479 SAYILI Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu(Bağ-Kur)
Madde 26 - (Değişik madde: 14/03/1985 - 3165/8 md.)

Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz. Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlülüklerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz. Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. (Ek cümle: 04/10/2000 - KHK/619, md.15; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.; Ek cümle: 24/07/2003 - 4956 S.K./16. md.)(*) Üç ay içinde kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalılar Kurumca resen kayıt ve tescil edilir.
(Ek fıkra: 24/07/2003 - 4956 S.K./16. md.) Gelir vergisi mükelleflerinin mükellefiyet tescili ve terkinine ilişkin bilgiler, Kurum ile Maliye Bakanlığınca müştereken belirlenecek usul ve esaslara göre Kuruma bildirilir.
(Ek fıkra: 24/07/2003 - 4956 S.K./16. md.) Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, kamu iktisadi teşebbüsleri, esnaf kefalet kooperatifleri, tarım kredi kooperatifleri ve bankalar, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olanlarla ilgili ruhsat, ihale ve kredi işlemlerinde sigortalı olduklarını gösterir belgeyi istemek ve belge istenenler de bu belgeyi ibraz etmek zorundadırlar.
(Ek fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.15; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.)(***)
(Ek fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.15; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.)(***)
(Ek fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.15; İptal : Anayasa M.nin 26/10/2000 - E. 2000/61, K. 2000/34 S. K.)(***)
I - (Mülga bent: 04/10/2000 - KHK/619, md.15)(**)
II - (Mülga bent: 04/10/2000 - KHK/619, md.15)(**)
III - (Mülga bent: 04/10/2000 - KHK/619, md.15)(**)

Sigortalıların başvurma usulleri ile uymak zorunda oldukları esaslar ve tescille ilgili işlemler yönetmelikle düzenlenir. Bu yönetmeliğin bildirim ve giriş bildirgelerinin onaylanmasına ilişkin hükümleri hakkında İçişleri, Maliye ve Gümrük, Sanayi ve Ticaret Bakanlıklarının da görüşleri alınır.

(maddenin tarihçesi )

1 - 19/04/1979 kabul tarihli, 2229 sayılı Kanunun 9. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 26 - Bu kanunun kapsamına girenler, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurumun ilgili şubesine başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırırlar.
Sigortalıların başvurma usulleri ile uymaya zorunlu bulundukları esaslar ve tescille ilgili işlemler Çalışma Bakanlığınca hazırlanacak bir tüzük ile tespit olunur.
--------------------------------------
2 - 14/04/1982 kabul tarihli, 2654 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 26 - (Değişik madde: 19/04/1979 - 2229/9. md.)
Bu Kanunun kapsamına girenler, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bağlı oldukları meslek kuruluşları ve ajanlıkları yolu ile meslek kuruluşlarına kayıtlı olmak zorunluluğunda olmayanlar da en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmakla yükümlüdürler.
Meslek kuruluşları da yeni yazılanları ve kaydı silinenleri en geç üç ay içinde Kuruma bildirmek zorundadırlar.
Ayrıca, vergi daireleri, belediyeler, özel idareler ve diğer kamu kuruluşları kendilerine müracaatla işyeri açtıklarını bildiren veya ruhsat alanları Kuruma en geç üç ay içinde bildirmekle yükümlüdürler. Bildirim işlemleri Sosyal Güvenlik ve Maliye Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.
Yukarıda sayılı kamu kuruluşları ile bağlı oldukları meslek teşekkülleri tarafından kendi nam ve hesabına çalıştıkları Kuruma bildirilmiş olmakla beraber, üç ay içinde Kuruma başvurmayanların, resen tescil edilmiş sigortalı olarak hak ve yükümlülükleri, bu kuruluşlara yazılarak veya ruhsat alarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren başlatılır.
Sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılmaz ve vazgeçilemez.
Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.
Sigortalıların başvurma usulleri ile uymaya zorunlu oldukları esaslar ve tescille ilgili işlemler yönetmelikle düzenlenir.
----------------------------
3 - 14/03/1985 kabul tarihli, 3165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değiştirilen madde metni:
Madde 26 - (Değişik madde: 14/04/1982 - 2654/8. md.)
Sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar.
I - Vergi daireleri ve kanunla kurulmuş meslek kuruluşları;
a) Sigorta kapsamına giren mükellefleri veya üyelerini bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten,
b) Sonradan mükellefiyeti tescil edilenleri veya üye kaydolunanları tescil ve kayıt tarihinden,
c) Mükellefiyeti terkin edilen veya üyelik kaydı silinenleri ise bu tarihten,
İtibaren üç ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler. Ayrıca belediye, özel idare ve diğer kamu kuruluşları sigortalılığa esas olacak bilgileri Bağ - Kur'un isteği üzerine vermek zorundadırlar.
Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan, sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanlar hakkında, Kurumca resen tescil işlemi yapılır.
II- Sigortalıların kayıt ve tescil veya resen tescil işlemlerinde;
a) Gelir Vergisi mükellefi olanlar için vergi dairesi kayıtları,
b) Gelir Vergisinden muaf olanlar için kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtları,
c) Belediye, özel idare ve diğer kamu kuruluşlarının Bağ - Kur'un isteği üzerine vermek zorunda oldukları bilgiler,
Esas alınır.
Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.
Sigortalıların başvurma usulleri ile uymak zorunda oldukları esaslar ve tescille ilgili işlemler yönetmelikle düzenlenir. Bu yönetmeliğin bildirim ve giriş bildirgelerinin onaylanmasına ilişkin hükümleri hakkında İçişleri, Maliye ve Ticaret bakanlıklarının da görüşleri alınır.
--------------------------------------
4 - 04/10/2000 tarih ve 619 sayılı KHK’nın 15. maddesi ile yürürlükten kaldırılan (I), (II), (III) numaralı bentler
I - Vergi daireleri, Esnaf ve Sanatkar Sicil Memurluğu ve kanunla kurulu meslek kuruluşları;
a) Sigorta kapsamına giren mükellefleri veya üyelerini bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten,
b) Sonradan mükellefiyeti tescil edilenleri veya üye kaydolunanları tescil ve kayıt tarihinden,
c) Mükellefiyeti terkin edilen veya üyelik kaydı silinenleri ise bu tarihten,
İtibaren 3 ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler. Ayrıca Belediye, Özel İdare ve diğer kamu kuruluşları, sigortalılığa esas olacak bilgileri BağKur’un isteği üzerine vermek zorundadırlar.
Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan, sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanlar hakkında Kurumca resen tescil işlemi yapılır.
II - Sigortalıların kayıt ve tescil veya resen işlemlerinde;
a) Gelir vergisi mükellefi olanlar için vergi dairesi kayıtları,
b) Gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar için Esnaf ve Sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtları,
c) Belediye, özel idare ve diğer kamu kuruluşlarının BağKur’un isteği üzerine vermek zorunda oldukları bilgiler,
Esas alınır.
III- Noterler;
Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan Esnaf ve Sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanların tutmakla mükellef oldukları defterlerin tasdiki sırasında, Bağ-Kur’a kayıtlı olduklarını gösterir belgeyi istemek zorundadırlar. Belge ibraz etmeyenlerin defterleri tasdik edilmez.
--------------------------------------
5 - Anayasa Mahkemesinin E:2000/61, K:2000/34 sayılı kararıyla iptal edilen fıkralar:
(Ek fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.15) Vergi daireleri, sigorta kapsamına giren gelir vergisi mükelleflerini mükellefiyetin tescil tarihinden, mükellefiyeti terkin edilenleri ise terkin tarihinden itibaren 3 ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşları, Kurumun talebi üzerine sigortalıların sigortalılık işlemlerine esas alınacak bilgileri vermek zorundadırlar.
(Ek fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.15) Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, kamu iktisadi teşebbüsleri, esnaf kefalet kooperatifleri, tarım kredi kooperatifleri ve bankalar, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olanlarla ilgili ruhsat, ihale ve kredi işlemlerinde sigortalı olduklarını ve bir önceki takvim yılı sonu itibarıyla prim borçları bulunmadığını gösterir belgeyi istemek ve belge istenenler de bu belgeyi ibraz etmek zorundadırlar.
(Ek fıkra: 04/10/2000 - KHK/619, md.15) Noterler, bu Kanuna göre sigortalı olanların tutmakla mükellef oldukları defterlerin tasdiki sırasında Bağ-Kur'a kayıtlı olduklarını ve prim borçları bulunmadığını gösterir belgeyi istemek ve söz konusu belgeyi ibraz etmeyenleri ve bunlara ait sigortalılığa esas bilgileri en geç üç ay içinde Kuruma bildirmek zorundadırlar.

1479 SAYILI Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu(Bağ-Kur)
8. BÖLÜM: Geçici Hükümler
“Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler” başlıklı
Ek Geçici Madde 13 - (Ek madde: 14/04/1982 - 2654/13 md.)
1479 sayılı Kanun ve aynı Kanunda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte başlar.

Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak kayıt ve tescilli bulunmak kaydı ile, 01/10/1972 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalılar belgeledikleri süreyi borçlanabilirler.

Borçlanma primleri sigortalının bulunduğu basamak üzerinden yürürlükteki prim tutarlarına göre hesaplanarak defaten veya bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç iki yıl içinde ödenir. Bu süre içinde primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz.

Borçlanma talebi bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde Kuruma yazılı olarak yapılır ve bu süre içinde vergi dairelerince verilecek belgelerle tevsik edilir.

Çalışma belgelerinin gerçeğe uymadığı mahkeme kararı ile tespit edildiği takdirde, gerek sigortalılar gerekse belgeyi düzenleyenler hakkında genel hükümlere göre ceza kovuşturması yapılır. Ayrıca Kurumun bu yüzden uğrayacağı zararlar %50 fazlası ve kanuni faizi ile birlikte bunlardan tahsil edilir.
“ denmektedir.

Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerdeki değişiklikler; sigortalı sayılma ve sayılmama şartlarındaki değişiklikler ,sigortalılığın başlangıç ve bitiş tarihi olarak kabul edilecek zaman konusundaki değişiklikler ,kayıt ve tescil hususundaki değişiklikler uygulamada daha da karmaşık bir hale gelmiş.Hatta Yargıtay Kararları ile dahi istikrar sağlanamamış,aynı hususta çelişik kararlar verilmiştir.

Ancak bazı Yargıtay Kararlarında bu konuda çok yerinde tespitler yapılmıştır. Misal;

Yargıtay 21.HD 2003/2096 E.2003/3197 K.sayılı kararında “ her uyuşmazlığın,dayandığı işlem veya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasa kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle,tespiti istenilen dönemdeki geçerli olan yasal koşulların ele alınarak,davacının bağ-kurluluk statüsünün ortaya konması gerekir.Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasanın 24.ve 25.maddeleri,Bağ-Kur’luluk koşulları ile kimlerin bu yasa kapsamında olduklarını ve Bağ-Kur’luluk statüsüne karine sayılacak olguları açıkça belirlemiş bulunmaktadır…. “ denilmektedir.

Bu Yargıtay Kararı ile, her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasa kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği, tespiti istenilen dönemdeki geçerli olan yasal koşullar dikkate alınarak ve buna göre şartlar mevcut ise sigortalılığın tespiti yoluna gidilmesi gerektiği,çok doğru bir şekilde tespit edilmiştir.

10. HD Esas : 2002/010119 Karar: 2003/000447 Tarih: 30.01.2003 tarihli kararında “ 1479 Sayılı Kanuna 2654 Sayılı Kanunla eklenen Ek Geçici 13.madde hükmüne göre 20.04.1982 tarihinden önce kayıt ve tescili olmayanların Bağ-Kur sigortalısı olma hak ve yükümlülükleri 20.04.1982 tarihinde başlar. 20.04.1982 tarihinden sonraki dönem bakımından 1479 Sayılı Kanunun 24.maddesi kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışıp aynı maddenin II.bendinde sayılanlar arasında bulunmayanlar için Bağ-Kur sigortalılığı hukuki nitelikçe zorunlu sigortalılık olup, sosyal sigorta ilişkisi yasa yoluyla zorunlu olarak kurulmaktadır. Nitekim 1479 Sayılı Kanunun 26.maddesinde sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği 25.maddesinde de sigortalılığın kendiliğinden başlayacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan " 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1.maddesinde 1479 Sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı öngörülmüş ise de anılan Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 tarih, 2000/61 Esas, 2000/34 Karar Sayılı kararı ile iptal edilerek iş bu iptal hükmü 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Hal böyle olunca 20.04.1982 tarihinden sonraki dönemler için Bağ-Kur kapsamında zorunlu sigortalıya tabi çalışma sürelerinin tespitine yönelik dava açılmasına yasaca engel bir durum bulunmamaktadır.
619 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin iptal hükmü 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girdiğinden bu tarihten sonra Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 76.maddesi uyarınca yürüklükteki yasaları resen tatbik etmekle yükümlü bulunan Mahkemelerin yürürlükten kaldıran bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetilerinin bulunmadığının kabulü gerektiğinden ve iptal kararı ile kararnamenin yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği kanun maddeleri uygulanabilir hale gelmeyeceğinden ortada bir yasal boşluktan söz edileceği ve bu boşluğu Medeni Kanunun 1.maddesi gereğince hakim tarafından doldurulması gerekeceğinden hareketle davacının 1479 Sayılı Yasaya 2654 Sayılı Yasa ile eklenen Ek Geçici 13.maddesine kıyasen 20.04.1982 tarihi itibariyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili ile vergi kaydının sona erdiği 15.10.1982 tarihine kadar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği şeklinde hüküm kurulması gerekirken “ denmektedir.

Yukarıda belirtilen yasal metinlerde de görüleceği üzere;
619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1.maddesinde
” 1479 Sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı “ hükmü getirilmiş,
Bu Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 tarih, 2000/61 Esas, 2000/34 Karar Sayılı kararı ile iptal edilmiş ve BU İPTAL HÜKMÜ 08.08.2001 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR. İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRDİĞİ 08.08.2001 TARİHİNE KADAR YASAL BİR DÜZENLEME YAPILMAMIŞ,
SONRADAN 24.07.2003 TARİHLİ (02.03.2003 YÜRÜRLÜK) 4956 SAYILI KANUN Madde 47 - “1479 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesince iptal edilen geçici 13, 14, 15 ve 16 ncı maddeleri aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiş ve Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir. “ DE BULUNAN GEÇİCİ 18.MADDESİ İLE YENİDEN DÜZENLEME YAPILMIŞTIR.

Buna göre 08.08.2001- 02.08.2003 tarihleri arasındaki ara dönem de , hangi hükümlerin uygulanması gerektiği sorunu doğmuş ve bu konudaki yukarıda belirtilen 10.Yargıtay Kararların da ; bu ara dönemde iptal edilen 619 sayılı KHK hükümlerinin değil 1479 Sayılı Yasaya 2654 Sayılı Yasa ile eklenen Ek Geçici 13.maddesi uygulanması gerektiği belirtilmiştir.


10.HD Esas : 2003/011064 Karar: 2004/001926 Tarih: 15.03.2004 kararında “25.12.2002 tarihinde vefat eden Özkan Korkmaz''''ın eşi olan davacı, 05.06.2003 günlü başvurusuna istinaden, Kurumca 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 1 yıl 11 ay 26 gün Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili yapılan murisinin, vergi ve meslek odası kaydına istinaden 01.05.1986-04.10.2000 tarihleri arasındaki dönemde de 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun ve ölüm aylığına hak kazanıldığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece; 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4692 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, sağlığında tescil istemi ve prim ödemesi bulunmayan murisin 04.10.2000 tarihinden önceki evrede Bağ-Kur sigortalısı sayılmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
25.12.2002 tarihinde vefat eden davacının murisinin; kahvehane işletmeciliği işinden dolayı 01.05.1986-30.09.2002 tarihleri arasında vergi mükellefi olduğu yine 01.05.1986 tarihinden ölümüne kadar kahveciler odasında kayıtlı bulunduğu, sağlığında tescilinin ve prim ödemesinin bulunmadığı, Kurumun 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere murisi 1 yıl 11 ay 26 gün zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul ettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Kurumca, davacının murisi; 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4692 sayılı Kanun hükümleri uyarınca 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul ve tescil edilmiş ve mahkemece Kurum işleminin yasal olduğu düşüncesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; 1479 sayılı Kanunun, 4956 sayılı Kanunla değişik 24/1-a ve 25. maddelerinde, Bağ-Kur sigortalılığının; gelir vergisi mükellefiyetinin başladığı tarih esas alınarak belirlenmesi ölçütünün, 26. maddesinde "sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz" hükmünün öngörülmüş ve Kurumun davacının murisini ölümünden sonra 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere tescil etmiş olmasına göre murisin, vergi kaydının başladığı 01.05.1986 tarihinden ölüm tarihine kadar Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi gerekir. “ denmektedir.

10.HD Esas : 2003/009945 Karar: 2004/000156 Tarih: 20.01.2004 kararında “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, 24.08.2000 Tarih, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname''''nin geçici 1. maddesinde yer alan "1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde, bu Kanun Hükmünde Kararname''''nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararname''''nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar." düzenlemesinin, Anayasa Mahkemesi kararı üzerine 08.08.2001 tarihinde yürürlükten kalktığı, 1479 sayılı Yasanın geçici 18. maddesinde yer alan "Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar." düzenlemesinin ise 24.07.2003 Tarih, 4956 sayılı Yasa ile getirildiği, davacının 22.04.1985-20.06.1985 ve 26.05.1986-28.02.1989 tarihleri arasındaki vergi kaydına dayalı kendi nam ve hesabına çalışarak geçirmiş olduğu sürelerin Bağ-Kur sigortalılık süresi olarak tespitine yönelik davasının yukarıda sıralanan yasal düzenlemelerin bulunmadığı 06.02.2003 tarihinde açılmış olmasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,” denmiştir.

21.HD. E: 2002/1076, K: 2002/3171, T: 11.04.2002 kararında “Dava, 1.01.1987-13.03.1992 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur üyesi olduğunun tesbiti istemine ilişkindir. 1479 Sayılı Yasa'da 506 Sayılı Yasanın 79. maddesine koşut geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir.
Hal böyle olunca geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tesbitine karar verilmesine yasaca olanak bulunmamaktadır, ancak ek gecici madde 13'e göre sigortalı olarak kayıt ve tescilli bulunmak kaydı ile vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalılar belgeledikleri süreyi borçlanabilirler. Somut olayda davacının süresinde borçlanma talebinde bulunmadığı da dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkca anlaşılmaktadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.” Denmektedir.

10.HD Esas : 2004/006718 Karar: 2004/011228 Tarih: 02.12.2004 kararında “ Kuruma yaptığı başvuru üzerine, 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili yapılan davacı, şirket ortaklığı ile vergi ve Ticaret Odası kaydına dayanarak 20.04.1982-04.10.2000 tarihleri arasında da zorunlu sigortalı olduğunun ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiş,
Dava, nitelikçe, Bağ-Kur''''a tabi zorunlu sigortalılık süresinin belirlenmesi ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. 16.04.1981 tarihinde şirket ortağı ve vergi yükümlüsü olan davacının 07.05.1981 tarihinde Ticaret Odasına kaydolduğu ve bu kayıtların halen devam ettiği, 04.01.2001 tarihinde düzenlenen giriş bildirgesi üzerine Kurum tarafından sigortalılığının 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere başlatıldığı, bu tarihe kadar prim ödemesinin bulunmadığı, …. uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının 04.10.2000 tarihinden önce zorunlu sigortalı olarak kabulüne yasaca olanak bulunup bulunmadığı …Uyuşmazlığın çözümü, sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde Kuruma kayıt ve tescil yaptırmamış olanlar hakkında 1479 sayılı Kanunda öngörülen düzenlemelerin irdelenmesini zorunlu kılmaktadır.
Kanunun 26. maddesiyle, sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğu, aksi durumda Kurum tarafından re''''sen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmış olmasına karşın, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin belirli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemelere de yer verilmiştir. Bunlar, 1479 sayılı Kanuna, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile eklenen ve "Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler" başlığını taşıyan Ek Geçici 13. madde, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına karşın, 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü Anayasa Mahkemesi kararı ile tüm hükümleri iptal edilen 619 sayılı KHK''''nin geçici 1. maddesi ve son olarak 1479 sayılı Kanuna, 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile eklenen geçici 18. maddedir. Tüm bu düzenlemelerdeki ortak nokta, tescilin belirtilen tarihlerden sonra yapılmasına karşın, Kanunda tanınan süreler içinde borçlanma hakkının kullanılabilecek olmasıdır. Kurumun dayandığı ve iptaline karar verilen 619 sayılı KHK''''de ise borçlanma hakkı için bir süre de öngörülmemiştir. Bu hükümle belirtilen koşulları yerine getiren kişiler maddedeki sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin süreleri sigortalı saydırabileceklerdir. Borçlanma hakkı, daha önce vergi kaydı bulunsa da 04.10.2000 tarihinden sonra zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanlara tanınmıştır.
Davaya konu somut olayda; gerek Kanunun 24/1-a ve 25. maddelerinde, sigortalılığın, gelir vergisi yükümlülüğünün başladığı tarih esas alınarak belirlenmesi ölçütünün öngörülmüş olması, gerek 26. maddesinde sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı hükmüne yer verilmesi, gerekse 20.04.1982-04.10.2000 dönemi primlerinin Kurumca tahsil edilmesi gözönünde bulundurulduğunda, davacının zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilip hak ve yükümlülüklerinin, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmiş olması ön koşulu da dikkate alınarak, 20.04.1982 tarihinden itibaren başlatılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.” Denmektedir.

HGK, E: 2004/10-317, K: 2004/000317, Tarih: 26.05.2004 tarihli kararında “1479 sayılı Yasa, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına en son alınan "esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara" Yasa''''da yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu Yasaya göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Yasada tanımlanan amaca ulaşma yolunda, uygulamada rastlanılan kimi sorunlar nedeniyle "kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar" başlıklı 24. madde ve buna paralel olarak "sigortalılığın başlangıç ve bitiş tarihi" başlıklı 25. maddede sık sayılabilecek değişiklikler yapılmıştır.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddelerinde "...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...", "meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren" zorunlu Bağ- Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.4.1979 gün ve 222 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, "kendi adına ve hesabına" çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.
20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak "...gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar" için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, "kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar" kayıt oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadırlar.
Ne var ki, 1479 sayılı Yasaya 2654 sayılı yasa ile eklenen Ek Geçici 13. madde ile, "...sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği (20.4.1982) tarihinde" başlayacaktır hükmü getirilmiştir.
22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikte ise, bu kez; "gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar" dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK''''nin Anayasa Mahkemesi''''nce iptalinden sonra 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle bu kez; ..gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkarlar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır.”
Somut olayın çözümünde öncelikle, 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddelerinin yukarıda tanımları yapılan düzenlemelerinden hangisinin uygulama olanağına sahip olduğu konusuna açıklık getirilmelidir.
Mahkemece, davanın yasal dayanağı; 3165 sayılı yasa ile değişik 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi olduğunu belirtilerek, bu maddenin tanımından hareketle "sigortalı sayılma" olgusu ele alınmıştır.
"Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler" başlıklı Ek Geçici Madde 13 hükmünde, sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Yasanın tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin, 2654 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 20.4.1982 tarihinden başlatılacağı öngörülmüştür. Madde, sigortalılık niteliğinin edinilmesi yönünden değil, sadece sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başlayacağı tarih yönünden norm içermekte olup, sigortalılık niteliği yönünden yapılacak değerlendirmeler ise, sigortalılığa esas alınacak kayıt ve/veya çalışma tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre yapılacaktır.
Gerçektende; 20.4.1982 ve 22.3.1985 tarihlerinde 2654 ve 3165 sayılı Yasalarla yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Tersinin kabulü, kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne de yasaca ve hukukça olanak bulunmadığı açıktır.
Görüldüğü üzere; davacının Bağ-Kur sigortalılık niteliğini, yasanın aradığı koşullar gözetildiğinde ne zaman kazandığının saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır. “ denmektedir.

Bu Yargıtay kararlarında da başvuru tarihi yukarıda belirtilen yasal boşluk dönemine rast geldiği için Yargıtay tarafından vergi kaydının başladığı tarihten itibaren ( 04.10.2000 tarihi öncesinden ) tescile karar verilmiş, sigortalılık niteliği yönünden yapılacak değerlendirmenin ise, sigortalılığa esas alınacak kayıt ve/veya çalışma tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre yapılacağı belirtilmiştir.




Ayrıca bu husustaki diğer Yargıtay Kararların da da ;
HD 21, E: 2004/010864, K: 2005/002310, Tarih: 14.03.2005 tarihli kararında “ Primleri uzun süre kullandıktan ve davacıya sosyal güvenlik yönünden ümit verdikten sonra yaşlılık aylığı talebine yakın bir zamanda sigortalılığın iptal edilmesinin Medeni Kanunun 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kuralları ile de bağdaşmadığından, söz konusu sürenin sigortalı süresi olarak değerlendirilmesi gerekir.
Davacının giriş bildirgesini vermesi sonrasında Bağ-Kur''''un Anayasadan kaynaklanan Sosyal Güvenlik ödevinin zorunlu sonucu olan inceleme araştırma görevini yerine getirmediği kayıt ve tescilin kurumun kusurunda meydana geldiği 12.10.1995 tarihinde verilen İB formunda kayıtlarla ilgili bilgiler açıkça yer almasına karşılık kurumca yine hiçbir işlem yapılmadığı tescilin yapılmasından ve primlerin ödenmesinden yıllar sonra sigortalılığın iptalinin doğru olmadığı, r.” Denilmektedir.
Yargıtay Kararlarında da görüleceği üzere ; Bağ-Kur kanundaki geriye dönük sigortalılık hususunda verilmiş birbiriyle çelişik bir çok karar vardır. Bazı Yargıtay Kararlarında ; “ Geçmiş hizmetlerin tespitine ilişkin Bağ-Kur yasasında, 506 sayılı yasanın 79/8 md. öngörülen ve geçmiş çalışmaların sigortalı hizmet olarak sayılmasının tespitine imkan veren herhangi bir düzenleme olmadığı “ için geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tespitine karar verilemeyeceği belirtilmişken (10.HD 26.6.1995 T. 1995/5576 E,1995/ 5869 K.sayılı ve 21.HD 15.10.1998 T.,1998/5535 E.,1998/6662 K. sayılı karar )
Bazı Yargıtay Kararlarında ise ; “ geçmiş Bağ-Kur hizmetlerinin tespiti dava konusu yapılamaz diye karar verildikten sonra , yerel mahkemece direnme üzerine [ DAVACI TARAFINDAN, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ALEYHİNE SOSYAL SİGORTALAR KURUMU’NA BAĞLI SİGORTALI OLDUĞUNUN TESPİTİ İSTEMİYLE AÇILAN VE ÖNCE GÖRÜLEN DAVA, DAVACININ ZORUNLU BAĞ-KUR SİGORTALISI OLMASI GEREKTİĞİNE İŞARETLE RED EDİLMİŞ VE KESİNLEŞMİŞ OLDUĞUNA GÖRE, USUL VE YASAYA UYGUN DİRENME KARARI ONANMALIDIR ] şeklinde karar verilmiştir. HGK 3.5.1995 T, 1995/10-248 E.,1995/509 K.
Yine aynı doğrultuda 10.HD 3.4.1997 T.,1997/2302 E.,1997/2410 K. sayılı kararında “ Mahkemece her ne kadar davacının ........yılları arası geçen Bağ-Kur’a tabi hizmetlerinin saptanmasına ilişkin istemi 506 sayılı yasanın 79.md.ne benzer bir sistemin BAĞ-KUR KANUNUNDA BULUNMAMASI SEBEBİYLE YERİNDE GÖRÜLMEMİŞSE DE BU SONUÇ USUL VE YASAYA UYGUN BULUNMAMAKTADIR.” denmektedir.
Sosyal Sigortalar Kanunu gereği geriye dönük sigortalılık kabul edilmekte iken Bağ-Kur kanununda böyle bir düzenleme olmadığı için geriye dönük sigortalılığın kabul edilmeyeceği, ancak, aynı nitelikte iş yapmasına ve aynı durumda bulunmasına rağmen her ne şekilde olursa olsun sigortalılık kaydı olanların ise zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edileceği şeklinde ki bu düşünce tarzı kabul edilemez. Bu şekildeki uygulamalar ve çelişik kararlar ile T.C. Anayasasının 10.md.de öngörülen “ KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK İLKESİ “ ihlal edilmiş olmaktadır.
Ayrıca,zorunlu sigortalı şartına sahip olduğu halde,sigorta kaydı olmadığı için, Bağ-Kur tarafından geriye dönük sigortalılığın kabul edilmemesi, MK 2.md.deki hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralına da aykırılık teşkil etmektedir. MK 2.md. gereği de sigortalılığın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Zira ; MK 2.md.deki hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hakime özel ve istisnai hallerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme imkanını sağlamaktır. Bir hakkın kullanılmasının açıkça adaletsizlik teşkil ettiği ve gerçek hakkın tanınması ve ferdin korunması için bütün hukuki yolların kapalı olduğu hallerde MK 2.md.ikinci fıkra hükmünün amacı zaruretten doğan ve olağanüstü bir imkan sağlamaktır. UYGULANAN KANUN HÜKÜMLERİNİN ADALETE AYKIRI OLABİLECEĞİ BAZI İSTİSNAİ DURUMLARDA MK 2.MD’DEKİ KURAL HAKSIZLIĞI TASHİH EDİCİ BİR ŞEKİLDE UYGULANABİLMELİDİR
Türk Medeni Kanunu Madde 2 “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.. “

Kaldı ki ; MK 1.md. ve genel hukuk kuralları gereği de kanunda boşluk bulunan durumlarda, bu boşluk hakim tarafından doldurulmalıdır. MK 1.md. gereği Bağ-Kur kanununda geriye dönük sigortalılık hususunda hüküm bulunmadığından bu boşluk 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunundaki sigortalılığın tespitine ilişkin hükümler ve genel hukuk kuralları dikkate alınarak doldurulmalıdır.
Türk Medeni Kanunu Madde 1 “Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır. “

Yine Bazı Yargıtay Kararları gereğince de ; Bağ-Kur Kanununda, geriye dönük sigortalılığın tespiti hususunda bulunan boşluğun MK 1.md.gereğince doldurulması gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1997/ 698 E., 1997/ 895 K.sayılı 05.11.1997 tarihli kararında “ ...... SOSYAL GÜVENLİK KURUMLARININ GÖREVİ SOSYAL SİGORTA KANUNLARI ÇERÇEVESİNDE KAPSAMA ALDIKLARI KİŞİLERİ KORUMA GARANTİSİNİ SAĞLAMAKTIR. SİGORTA HUKUKUNDA AMAÇ, YÜKSEK STANDARTDA SOSYAL GÜVENLİK SAĞLAYAN BİR SİSTEMİN OLUŞTURULMASIDIR...........YASANIN ARADIĞI KOŞULLARI YERİNE GETİREN ........ SİGORTALININ ONA UYGUN HAKKINI ALMASI ZORUNLUDUR..........BÖYLECE SOSYAL GÜVENLİK SAĞLAYARAK, KİŞİLERİ YAŞADIKLARI TOPLUM İÇİNDE İNSAN ONURUNA YARAŞIR ŞEKİLDE VE ONU BAŞKALARINA MUHTAÇ ETMEYECEK, ASGARİ BİR HAYAT STANDARTI SAĞLANMAK İSTENMİŞTİR. AKSİNİN DÜŞÜNÜLMESİ, 1982 ANAYASASININ 62.MD.DE BELİRTİLEN SOSYAL GÜVENLİĞİN BİR İNSAN HAKKI OLDUĞUNA İLİŞKİN İLKEYE DE AYKIRILIK OLUŞTURUR. “ denmektedir.

Yargıtay 14.HD 1985/1737 E.,1985/5474 K. sayılı 17.09.1985 tarihli kararında “ YASADA BOŞLUK BULUNMASI DURUMUNDA İZLENECEK YOL YASADA BELİRTİLMİŞTİR. BU DURUMDA HAKİM BİR YASA KOYUCU GİBİ DAVRANACAK VE BİLİMSEL GÖRÜŞLER İLE KAZAİ KARARLARDAN YARARLANACAKTIR..........YASADA BOŞLUK BU ŞEKİLDE DOLDURULMALI..................
................BUNUN AKSİNİ DÜŞÜNMEK DAVALAŞMADA EŞİTLİK İLKESİNİ ZEDELEYECEĞİ GİBİ YASADA BULUNAN BİR BOŞLUKTAN YARALANARAK UYUŞMAZLIĞI ÇÖZÜME ULAŞTIRMAKTAN KAÇINMAK OLACAKTIR..............KAMU DÜZENİ VE YARARININ KORUNMASINDA YASALAR İLGİLİLERE ZORLUK ÇIKARMAK İÇİN DEĞİL KOLAYLIK İÇİN VARDIRLAR..............OLAYA YASALARIN UYGULANIŞINDA GÖZETİLEN GENEL KURALLARLA YAKLAŞIMDA BULUNULMASI HALİNDE DE SONUÇ AYNIDIR.ŞÖYLEKİ YASADA BİR BOŞLUK GÖRÜLDÜĞÜNDE İZLENECEK YOL MK 1.MD.DE BELİRTİLMİŞTİR................ “ denmektedir.

Bu şekildeki uygulamalar ve çelişik kararlar Anayasa’ya aykırılık oluşturmaktadır.
Sosyal hukuk devleti niteliği, sosyal güvenlik hakkı,Bağ-Kur sigortalılık niteliği, hakkın kötüye kullanılması,kanun önünde eşitlik ve anayasaya aykırılık unsurları hakkında verilen Anayasa Mahkemesi Kararlarında da bu durum şu şekilde irdelenmiştir ; (ANAYASA MAHKEMESİ KARARI - E:2000/61 K:2000/34 , ANAYASA MAHKEMESİ KARARI - E:2004/18 K:2004/89 , ANAYASA MAHKEMESİ KARARI - E:1996/17 K:1996/38

“ Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 2. maddesinde “hukuk Devleti olmayı” Cumhuriyetin nitelikleri arasında saymıştır.
Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında belirtildiği üzere “.. (Hukuk devletinin temel unsuru bütün devlet faaliyetinin hukuk kurallarına uygun olmasıdır) hukuk devleti, insan haklarına saygı gösteren ve bu hakları koruyucu, âdil bir hukuk düzenini kuran ve bunu devam ettirmeye kendini zorunlu sayan ve bütün faaliyetlerinde hukuka ve Anayasa’ya uyan bir devlet olmak gerekir. Hukuk devletinde kanun koyucu da dahil olmak üzere devletin bütün organları üstünde hukukun mutlak bir hakimiyeti haiz olması, kanun koyucunun yasama faaliyetlerinde kendisini her zaman Anayasa ve hukukun üstün kuralları ile bağlı tutması lâzımdır. Zira kanunun da üstünde Kanun Koyucunun bozamayacağı temel hukuk prensipleri ve Anayasa vardır...” (11/10/1963 günlü, E: 1963/124, K: 1963/243 sayılı karar, AMKD. Cilt: 1, Sayfa: 429).
Devlet faaliyetlerinin hukuk kurallarına uygun olması, kazanılmış haklara saygı duyulmasını gerektirir. Ancak, kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın ya da borcun yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir.”
“Anayasanın 2. maddesinde tanımlanan “Sosyal Hukuk Devleti” ilkesinden ne anlaşılmak gerektiğini Anayasa koyucu bu maddeye ait gerekçede açıklamıştır. Bu gerekçeye göre, Sosyal Hukuk Devleti ilkesinden devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına uyacağı ve çalışan, çalıştığı halde karşılığını yeterince alamayan ve mutlu bir yaşantıya kavuşamayan kişilere yardımcı olunacağının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bu ilke ile, devletin yürürlüğe koyduğu yasalara bağlı kalacağı vurgulanmakta, kişilerin huzur ve refahının sağlanması amaçlanmaktadır.
Kişi ile toplum arasında denge kurulması, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde geçmesini sağlayıcı önlemlerin alınması da bu amaca dahildir.”
“Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasakoyucunun da uyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasa koyucu, yalnız yasaların Anayasa’ya değil,Anayasanın da evrensel hukuk ilkelerine uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.”

“Anayasa’nın 2. ve 5. maddelerinde belirtilen “hukuk devleti” ilkesine göre işlem ve eylemlerin hukuka uygun olması, hukukun üstünlüğü ilkesinin içtenlikle benimsenmesi, yasa koyucunun çalışmalarında kendisini her zaman Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla bağlı tutması, insan haklarına saygı göstermesi ve bu hakları korumayı, âdil bir hukuk düzeni kurarak bunu geliştirmeyi zorunlu sayması gerekir. Yasaların üstünde yasa koyucunun da uymak zorunda bulunduğu Anayasa ve temel hukuk ilkeleri vardır. Anayasa’da öngörülen devletin amacı ve varlığıyla bağdaşmayan, hukukun ana ilkelerine dayanmayan yasalar kamu vicdanını olumsuz etkiler. İnsanın doğuştan sahip olduğu onurlu bir hayat sürdürme, maddî ve manevî varlığını geliştirme hakkını, refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, sosyal hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayacak ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak sosyal hukuk devletinin temel amacı ve görevidir

Sosyal devlet, Anayasa’nın 2. maddesi uyarınca vatandaşın sosyal durumu ve refahı ile ilgilenen ve onlara asgarî yaşam düzeyi sağlayan devlettir. Anayasa’nın 5. maddesinde ise, “... kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerine, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak ...” devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.”

“Anayasa'nın 10. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir, ikinci fıkrasında, “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz” kuralları ile Kanun önünde eşitlik ilkesi açıklanmıştır.”
“Bağ - Kur, serbest meslek sahiplerinin bir takım mesleki ve sosyal risklere karşı sosyal güvenliklerini sağlamak amacıyla kurulmuştur. 1479 sayılı Yasanın 1. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Kurum bu Kanun ile özel hukuk hükümlerine bağlı; maliye idari yönden özerk bir kamu tüzelkişisidir. Bağ - Kur, T. C. Emekli Sandığı'ndan ve SSK'dan ayrı ve farklı olarak, Devletten veya işverenden alınan karşılıklardan mahrum bulunan, sigortalılarının ödedikleri primle yaşayan bir kuruluştur. Öteki sosyal güvenlik kurumları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına çalışan esnaf ve sanatkarlar ile diğer bağımsız çalışanlar bu kurumun sigortalısı sayılmışlardır.”
“Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesi, eylemli eşitliği değil, hukuksal eşitliği ifade eder. Aynı hukukî durumda bulunanlar arasında haklı nedene dayanmıyan ayırım yapılmasını önlemeyi amaçlar.
Hukukun temel ilkeleri arasında yer alan eşitlik ilkesine Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilmiştir. Buna göre, herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiç bir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
“Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. “
“Eşitlik temeline dayanan adil bir hukuk düzeni kurma hukuk devletinin en önemli işlevlerinden biri olduğundan hukuksal eşitlik sağlanmadan hukuk devleti ilkesinin gerçekleşemeyeceği açıktır.”

“Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” şeklindedir.
Kişinin yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma hakkı, birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez, vazgeçilmez temel haklardandır. Bu haklara karşı her türlü engelin ortadan kaldırılması da devlete görev olarak verilmiştir. Güçlüler karşısında güçsüzleri koruyacak olan devlet, gerçek eşitliği sağlayacak, toplumsal dengeyi koruyacak ve böylece devlet sosyal niteliğine ulaşacaktır. Sosyal devlet, yaşama hakkının korunması, sosyal güvenliğin sağlanmasıyla gerçekleşecektir. Yaşama hakkının korunması ve sosyal güvenliğin sağlanması, sosyal devlet olmanın gereğidir..”

“Anayasanın 49. maddesi de bu amacın gerçekleştirilmesi ereğiyle konulmuş diğer bir hükümdür. Bu madde ile aynı zamanda herkese, çalışma bir hak ve ödev olarak tanınmış ve devlete çalışanların korunmasıyla ilgili önlemleri almak görevi verilmiştir.”

“Anayasa’nın 56. maddesinin 3., 4. ve 5. fıkraları yine devlete, kişilerin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmelerini sağlamak için sağlık kuruluşlarının hizmetlerini, düzenleme, denetleme ve organize -etme gibi görevler yüklemiştir. Anlaşılmaktadır ki, devlet, kişilerin yaşamlarını sağlıklı biçimde sürdürmeyi sağlamak amacını çeşitli sosyal güvenlik kuruluşları ile gerçekleştirecektir. Devlet için bir görev, kişiler için de bir hak olan bu amaç gerçekleştirilirken bu hakkı sınırlayıcı, bu haktan yararlanmayı zayıflatıcı düzenlemeler Anayasa’nın 56. maddesine de aykırıdır.”

“Anayasa’nın“sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu; Devletin, bu güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri alacağı ve teşkilâtını kuracağı öngörülmüştür. Sosyal güvenlik hakkı, çalışanların yaşamlarının ve yarınlarının güvencesidir. İnsanların yarınlarını güvenceye alma düşüncesi, sosyal güvenlik kuruluşlarına olan gereksinimi doğurmuştur. Sosyal güvenlik, toplumun parçası olan bireylere, gelirleri ne olursa olsun doğal bir olay olan yaşlılık ile hastalık, kaza, ölüm ve malûllük gibi sosyal riskler karşısında asgarî bir yaşam düzeyi sağlama amacına yöneliktir. 60. maddenin ikinci fıkrasında da, Devlete sosyal güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri almak ve teşkilâtı kurmak görevi verilmiştir. TC. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur sosyal güvenliğin temelini oluşturan kurumlardır


Yukarıda sunulan Anayasa Mahkemesi kararları ,Anayasa hükümleri , Bağ-Kur Kanunu hükümleri ve genel hukuk kuralları gereğince;
Bağ-Kur kanunda, geriye dönük sigortalılığın tespiti hususunda düzenleme olmamasına rağmen,bu eksikliğin,her olayın koşulları da kendi içerisinde değerlendirilerek,bu hükümler gereğince çözümlenmesi gerekmektedir.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"1479 Sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu(Bağ-Kur) Açısından, Sigortalılık Durumu , Sigortalılığın Başlangıcı Ve Sigortalılığın Tespiti" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ünzile Küçüköner'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
» Makale Bilgileri
Tarih
01-12-2006 - 14:30
(5044 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 17 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 16 okuyucu (94%) makaleyi yararlı bulurken, 1 okuyucu (6%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
61014
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 6 saat 15 dakika 25 saniye önce.
* Ortalama Günde 12,09 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 95551, Kelime Sayısı : 11182, Boyut : 93,31 Kb.
* 15 kez yazdırıldı.
* 24 kez indirildi.
* 37 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 420
Yorumlar : 1
Konu ile ilgilenenleri için faydalı bir çalışma.(...)
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,18806505 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.