Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Medya Ve Kadın

Yazan : Begüm Çelikkol [Yazarla İletişim]
Öğrenci

Makale Özeti
Kadının medyadaki yeri ve töre cinayetleri

Medya ve Kadın

Günümüzde dünya nüfusunun yarısını oluşturuyor olmasına rağmen, sahip olduğu konumu ikincilik olan varlık... Yeri geldiğinde para karşılığı “erkeğine” satılan bir mal; yeri geldiğinde şehit anası; yeri geldiğinde de erkeğinin yatağına yorgan… Bu vatanın yetiştirdiği nice Nene Hatunlar, nice Halide Edipler…
Tarihin ilk yıllarında kadın erkekle avlanır; erkek kadınla bitki toplardı. Ekonomik dengelerin bozulması ile ortak yaşamdan nasibini alan ve üretimden kopan kadının yenilgi öyküsü böyle başladı. Zamanla evlerde bile kadınlar aşağılandı, köleleşti; erkeğinin göz ve beden tadı için yaratılmış bir metası oldu. Oysa kadın öyle miydi?
Bize savaşlar kazandıran, erkeğine arka çıkan onlar değil miydi?
Kimi zaman şaire ilham veren, kimi zaman besteciye şarkılar yazdıran, Mecnuna dağları deldiren, kimi zaman da yazarlara kitaplar yazdıran kadın… Kadınlar nasıl bir varlıklardır ki böylesine hayatı etkilemiş ve hayattan etkilenmiştir… Peki, etkileyen ve etkilenen kadının günümüz toplumlarındaki yeri neresidir? Mutfak mı, ofis mi, erkeğinin yatağımı… Neresi?
Kadın eski zamanlarda, evin reisi halindeyken, neden şimdilerde cinsel bir meta haline dönüştürülmüştür ki? Bunu pek çok ülkede etkisini gösteren kapitalizm furyasına bağlayabiliriz elbette. Kapitalizmde eskilere bakacak olursak, “XIX. Asır kapitalizmi, 1804 Kanunu’nun tanımladığı ailenin temelleri üzerine gelişti. Baba para kazanır ve yönetir; kadın sülalenin devamını sağlar, oğul mirasa konar ve babasının yerine konar. Kız, evlenerek kocasıyla birleşir: bekâret onun sermayesi ve gelecekteki sadakatinin garantisidir. Evlilik dışında annelik bir kusur hatta bir suçtur”. Gerçekten de burjuva hukuku da erkeğin üstünlüğünü onaylamış, kadının özgürlüğünü ise kısıtlamıştır.
Kadını bu hale getiren diğer konu ise medyadır kanımca. İlk zamanlarda sanatta bile, hamile kadınların dolgun hatlarının fotoğrafları çekilirdi. Şimdilerde de gerek yazılı gerekse görsel basın bunu yapmaya devam ediyor. Pek çok sanatçı reklâm uğruna üstünü başını açıyor, çeşitli kasetleri ortaya çıkartıyor. Ve sonra da “Ben sevdim de yaptım” diyebiliyor. Kadın, bu sayede, çarpık bir bilincin oluşmasında, yozlaşmış olmuş tatminlerin sağlanmasında cinsel bir araç haline gelebiliyor. Para birçok insanın gözünü kör ediyor. Çelişkili olaylar da yaşanmıyor değil ülkemiz ortamında. Mesela bir sanatçı her hafta sevgili değiştirirken, yurdumuz insanı onları sahiplenebiliyor. Ancak kendi kızları, çevrelerindeki diğer kadınlar bunu yaptığı zaman yurdumuzun insanı bir dedikodu furyası başlatabiliyor. Birini lekelemek o kadar kolay ki. Düşünsenize, kadınlar evlilik dışı anne olabilme özgürlüğüne sahip değil. İlla ki bir erkeğe bağlı olmak zorundalar.
Pek çok kadın töre uğruna öldürülüyor. Bunu da sosyolog bir üstat şu şekilde açıklıyor: “Ülkemiz modernize ile post-modernize döneminin arasında kalmış durumda. Batı illerindeki kadın ile doğu illerindeki kadın aynı imkânlardan faydalanamıyor. Bir dengesizlik hakim. Doğu illerindeki kadın, batıya ulaşmak için yazılı ve görsel basını takip ediyor. Magazin programlarını izliyor. Bunlardan etkilenen kadın, giyimini değiştiriyor. Ve bir biçimde toplumca günah olarak nitelendirilen davranışı gerçekleştiriyor. Peki burada suçlu kim? Olaylar gerçekleşmeden önce kadını günaha iten şey ne? Bu hiç irdelenmiyor. Mutsuz bir yaşantı mı yoksa medya mı? Medya, aslında töre cinayetlerinin önlenmesinde rol oynayabilir ama işin ucunda maddiyat olduğu için karışmıyor olaylara. Mehmet Ali Erbil’in yaptığı skandal 80 öncesi dönemde yaşanmış olsaydı, Mehmet Ali öldürülebilirdi. Ancak şu an bunlar doğal karşılanıyor. Arada ezilen ise masum kadınlar oluyor. Cinayetler önlenir ama burada, kurum ve kuruluşlara, sivil toplum örgütlerine, hukukçulara, üniversitelere ve de medyaya çok fazla iş düşüyor”
Gerçekten de medya gerçekten görevlerini yerine getirse, kadını cinsel meta haline getirmekten kaçınsa her şey daha dengeli ve iyiye gidecektir. Çünkü kadınların asıl sorunu, erkek düşmanlığı değil; erkeklerle eşit bir biçimde toplumda yer almak. Büyük balık, küçük balığı yutar felsefesinden kurtulursak belki de töre cinayetsiz bir toplum haline gelebiliriz.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Medya Ve Kadın" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Begüm Çelikkol'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
» Makale Bilgileri
Tarih
13-08-2006 - 00:51
(4692 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 5 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 3 okuyucu (60%) makaleyi yararlı bulurken, 2 okuyucu (40%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
9605
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 21 saat 16 dakika 2 saniye önce.
* Ortalama Günde 2,05 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 4865, Kelime Sayısı : 582, Boyut : 4,75 Kb.
* 4 kez yazdırıldı.
* 2 kez arkadaşa gönderildi.
* 3 kez indirildi.
* 1 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 333
Yorumlar : 1
Yazınız kanu olarak kanımca çok yerinde bir seçim ancak haddim olmadan bir kaç hususa değinmek istiyorum . 1. 80 li yıllarda Mehmet Ali Erbil'in öldürülebilecek olması her şeyden önce hukuku devleti... (...)
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,02406406 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.