Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Küreselleşen Standart Dünya Ya Da Standartlaşan Küresel Dünya: Neoliberal Ekonomik Sistemde Uluslararası Standartlar Hakkında Bir Görüş

Yazan : Ali Osman Özdilek [Yazarla İletişim]
Avukat

Makale Özeti
ISO Standartları başta olmak üzere, neoliberal ekonomik sistemde standartların eleştirisi yapılmıştır.

KÜRESELLEŞEN STANDART DÜNYA
YA DA STANDARTLAŞAN KÜRESEL DÜNYA:
NEOLİBERAL EKONOMİK SİSTEMDE ULUSLARARASI STANDARTLAR HAKKINDA BİR GÖRÜŞ

I - Giriş

Sovyetler Birliği’nin ve beraberinde Sosyalist Blok’un çöküşünden sonra ilan edilen yeni dünya düzeninin ekonomik ideolojisini belirleyen neoliberalizm ile küreselleşen dünyanın artık küçük bir köy haline geldiği, bilgi ve iletişim çağındaki müthiş gelişmelerin insanları daha önce görülmedik biçimde biraraya getirdiği, dolayısıyla sınırların ve sınıfların kalktığı ilan edilmiş ve bu çerçevede tüm dünyada neoliberalist ekonomik modeller uygulanmaya/uygulatılmaya başlanmıştır.

Bu yazıda neoliberalizmin küreselleşme dayatmasının cephelerinden biri olan uluslararası standartları ele alacağız. Konunun ana noktasını ISO standartları oluşturuyor. ISO standartlarını incelemeye önce organizasyonun kendi ifadeleriyle başlayacağız. Ardından ISO standartları ile getirilen standardizasyon sertifikalarına sahip olmaya ilişkin mikro ölçekteki motifleri inceleyeceğiz. Yazının son kısmında ise ISO standartları, neoliberalizm ve küreselleşme bağlamında görüşümüzü belirteceğiz.

II - ISO Standardizasyon Sistemi Nedir?

Uluslararası Standardizasyon Örgütü’nün (International Organization for Standardization) web sitesinde yaptığı açıklamalara göre[1] ISO bir sivil toplum insiyatifidir ve gönüllülük esası üzerine kurulmuştur. ISO, 1 Mart 2005 itibarıyla toplam 149 ülkenin ulusal standartlarla ilgili kuruluşlarının federasyonudur. Halihazırda 3000 teknik grup standartları geliştirmektedir. 1 Mart 2005 itibarıyla portföyünde 15036 standart bulunmaktadır. ISO, adil ve özgür bir küresel ticaret sistemini teşvik etme konusunda Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) stratejik ortağıdır.
  • ISO Standartları tekerleği yeniden keşfetmekten kaçınmaktır.

Çünkü ISO standartları sayesinde uzmanlık gerektiren bilgi herkes için ulaşılabilir hale gelmektedir. Bu standartlar sayesinde yeni ilerlemeler ve yeni teknolojiler paha biçilemez bilgi kaynakları haline gelmektedir.
  • ISO Standartları balık tutmayı öğretir.

ISO standartlarını uygulamakla ve onların gelişimine katılmakla, gelişmekte olan ülkeler “kendileri için nasıl balık tutacaklarını öğrenirler”. ISO standartları know – how ‘ı (gizli üretim bilgilerini) diğer ülkelere transfer eder, kamu sağlığını ve güvenliğini korur ve dünya çapındaki rekabette ithalat değerlendirmeleri ve ihraç malları üretimi için kriterler sağlar.

  • ISO Standartları pastayı daha büyük hale getirir

Yeni teknolojiler veya yeni iş alanları doğdukça, terminoloji, uyumluluk, ara işlerlik gibi temel nitelikler üzerinde uluslararası kabul görmüş ISO standartları bunların yayılmasına yardım eder ve pazarın büyüklüğünü arttırır.
  • ISO Standartları oyun alanını düzleştirir

ISO Standartları, ürünlerin standartlara uygunluğunun kontrol edilmesi için uygunluk değerlendirme mekanizmaları oluşturmanın yanısıra dünya pazarlarındaki ihtiyaçları karşılayacak ürünlerle ilgili gereklilikleri de şeffaf hale getirir. Böylece, gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerdeki sağlayıcılar dünya pazarlarında eşitlik ilkesine dayalı olarak rekabet edebilirler.

III - Mikro Ölçekte ISO Katılımının Motifleri

Bir şirket sahibini veya bir orta ölçekli işletmenin sahibini, şirketini veya işletmesini ISO Standartlarına uygun hale getirmek için ISO sertifikası alma sürecine iten motifler ana olarak iki noktada toplanabilir:

a) Rekabetçi avantaj yakalamak
b) Sahip olunmayan nitelikleri varmış gibi göstermek

Şimdi bunları kısaca inceleyelim:

A) Rekabetçi avantaj yakalamak :

İnsanları ISO sertifikaları almaya yönelten ana faktör, faaliyet gösterdikleri sektörlerde rekabetçi bir avantaj yakalamaktır. Bunun anlamı daha çok tüketici talebini çekmektir. Yani, ISO sertifikası; firmanın müşterilerine, muhtemel müşterilerine ve ticari rakiplerine “ben uluslararası standartları yerine getirdim, bu da belgem, o halde benim ürünüm/hizmetim dünya standartlarında ve kaliteli” demenin bir yoludur. Firma, ISO sertifikasyonuyla ticari rakipleri arasında avantaj elde etmeyi ummaktadır.

Oysa ISO standartları ile ilgili açıklamalara bakıldığında bu standardizasyonun amacının bir kalite garantisi vermek değil, ürün veya hizmet süreçlerine ilişkin standartların belirlenmesi olduğu görülmektedir.

Burada açık bir çelişki yatmakta olduğu hemen göze çarpmaktadır. Firma kaliteli ürün veya hizmet sunduğunu belirtmekte, tüketicileri böylece çekmeye çalışmaktadır. Oysa ISO standartları kaliteyi değil süreci standardize etmektedir. Burada açık bir yanılsama vardır ve ISO standardizasyonunun mikro ölçekteki algılanışıyla makro ölçekteki algılanışı ve mikro – makro ölçeklerde yolaçtığı sonuçlar birbirinden çok farklıdır.

B) Sahip olunmayan nitelikleri varmış gibi göstermek

Aslında bu motif (a) şıkkında belirttiğimiz rekabetçi avantaj yakalamanın bir alt kategorisini oluşturmaktadır. Ürünlerinin veya hizmetlerinin kalitesini rekabetçi avantaj yakalamak için yeterli görmeyen firma sahipleri ISO sertifikalarına sahip olarak bu avantajı yakalamak istemektedirler. Burada ortaya çıkan sorunu gidermek isteyen görüşler, her ne kadar firma sahipleri, ISO sertifikalarını, sahip olmadıkları özelliklere sahipmiş gibi göstermek için kullansalar da sertifikalandırmanın sonuçta gelişmeyi sağlayacak bir etkiye sahip olacağını savunmaktadırlar.[2]

IV - Görüşümüz

Yukarıda ana hatlarıyla incelediğimiz ISO Standardizasyon sistemi, teknolojik gelişmeyi ve bilgiyi paylaşma, tüketiciyi koruma, kamu sağlığını ve güvenliğini koruma gibi amaçların ardında kanaatimizce neoliberal ekonomik planların yerleştirilmesi ve uygulanması için kullanılan araçlardan biridir. Neoliberal ekonomi, küreselleşme kavramı altında tek tip, tek pazara dayalı dünya çapında bir sömürü sistemi kurmaya çalışmaktadır.

ISO Standartlarının sivil insiyatif olduğu, tüm dünyadan katılımla bu standartların oluşturulduğu iddiası gerçekleri yansıtmamaktadır. Çünkü elimizdeki veriler katılımcı bir standartlaşmanın tam aksini göstermektedir.

Dünyadaki en büyük 500 çok uluslu şirketle ilgili aşağıdaki veriler değerlendirildiğinde, aslında ortada sadece birkaç büyük aktörün olduğu ve dolayısıyla bu aktörlerin dayatmış olduğu standartların, uluslararası katılım ile oluşturulmuş standartlar olmadığı/olamayacağı ortaya çıkacaktır.

ABD en büyük 500 çok uluslu şirket (ÇUŞ) arasında 227 (%45) şirket ile en fazla sayıya ve yüzdelik orana sahip ülkedir. ABD’yi 141 şirket (%28) ile Batı Avrupa ve 92 (%18) ile Asya izler. Bu üç bölgesel güç bloğu, dünyadaki ÇUŞ’ların %91’ini kontrol etmektedir. Latin Amerika, Ortadoğu ve Afrika en büyük 500 ÇUŞ içerisinde toplam 11 şirkete sahiptir. Latin Amerka’da sadece Brezilya ve Meksika dünya klasmanında ÇUŞ’lara sahipken, Afrika sıfır ve Ortadoğu’da Güney Suudi Arabistan 6 ÇUŞ’tan 4’ünü kontrol etmektedir. Rusya sadece 7 ÇUŞ’a sahiptir.[3]

İlk 10 ÇUŞ’un 8’i ABD ve 2’si Avrupa kökenlidir. En büyük %20’lik dilim içindeki şirketlerin ise %75’i ABD, %20’si Avrupa ve %5’i Japon şirketlerdir. İlk 50 şirketin %60’ı ABD, %32’si Avrupa, %6’sı Japonya ve %5’i diğer ülkelerdendir.[4]

ABD en büyük ÇUŞ’lara sahiptir; sanayide (General Electric), petrol ve gaz sektöründe (Exxon – Mobil), yazılım ve bilgisayar hizmetlerinde (Microsoft), ilaçta (Pfizer), bankacılıkta (Citicorp), perakendede (Walmart), sigortada (American International Group) ve bilgi teknolojisi donanımında (Intel). Bu ÇUŞ’ların toplam piyasa değeri 1 trilyon 979 milyar dolardır.[5]

ABD başta olmak üzere neoliberal ekonominin başını çeken devletler kendi ekonomilerinde korumacı bir sistemi uygularken, dünyaya küreselleşme adı altında sınırların, gümrük duvarlarının kalktığı, tek tip standartların getirildiği bir sömürü sistemi dayatmaktadırlar. Bugün ulusal standartlar ortadan kalkmak üzeredir. Ulusal standart kuruluşları gün geçtikçe uluslararası standartlara daha da bağlı hale gelmektedir. Bu küreselleşen standart dünya dayatmasına direnen ülkeler ise özellikle ekonomik yaptırımlar aracılığıyla tecrit edilmeye çalışılmaktadır. Neoliberallerin bu konudaki çabalarına Davos’ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’nda bir konuşma yapan ISO genel sekreteri Alan Bryden’ın vurguladığı noktalar örnek olarak gösterilebilir.

25 – 29 Ocak 2006 tarihleri arasında Davos/isviçre’de gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumunda ISO genel sekreteri Alan Bryden aşağıdaki noktaları büyük engeller olarak göstermiştir:

- Çin ve Hindistan’ın yükselişi
- Değişen ekonomik manzara
- Yeni bakış açıları ve değişen tavırlar
- Gelecekte iş yaratmak
- Bölgesel farklılıklar ve çatışmalar

Genel sekreter yeni yılın hedeflerinden biri olarak da, ISO’ya daha aktif katılım ve uluslararası standartların kullanımı ve geliştirilmesi konularında Çin ve Hindistan’ın stratejik taahhütlerini göstermiştir.

Yazının başlarında da belirttiğimiz gibi uluslararası standartlar, neoliberal ekonomik modelin yerleştirilmesi için açılan cephelerden biridir. Bu cephenin diğer cephelerle olan benzerliği hemen dikkati çekmektedir. Örneğin Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları (TRIPS) veya 1994 tarihli GATT Anlaşmasının Uruguay raundunda alınan kararlar ve Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı’nın (WIPO) takip ettiği politikalar fikri ve sınai haklar alanında da gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere dayatmalar getirmiştir. Aynen yukarıda Çin ve Rusya için standartlaştırma konusunda söylendiği gibi, ülkemiz için de fikri mülkiyet haklarının korunması ve geliştirilmesi gerektiği belirtilmiş ve Türkiye bazı ülkelerle birlikte “izleme”ye alınmıştır.

ISO Standartları ile yenilik ve teknolojideki gelişmenin tüm dünyaya yayıldığı iddia edilmektedir. Oysa neoliberaller “bilgi”yi başta patent hakları olmak üzere, know – how sözleşmeleri, veri transfer sözleşmeleri gibi yollarla, gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere teknolojiyi çok sıkı koşullar altında vermekte, karşılığında çok yüksek lisans bedelleri ve çeşitli imtiyazlar almaktadır. Üstelik teknoloji, gelişmiş ülkelerin kendileri için eskidikten sonra gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere transfer edilmektedir.

ISO Standartları ile gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelere “balık tutmanın öğretildiği” ileri sürülmektedir. Oysa ISO Standartları ile ülkelerin ekonomik gelişimleri arasında doğrudan veya dolaylı bir bağlantı yoktur. Geri kalmışlığın nedenleri, yüzyıllar boyunca batılı sömürgecilerin güttükleri politikalardan kaynaklanmaktadır. Bir ülkeye balık tutmayı öğretmenin yolu standartları dayatmak değil, ellerini kollarını bağlayan ekonomik, politik ve militarist zincirleri kırıp atmaktan geçer.

ISO Standartlarının pastayı daha büyük hale getirdiği iddiası da gerçekle ilgisi olmayan bir iddiadır. Yukarıda dünyanın en büyük 500 çok uluslu şirketi ile ilgili verdiğimiz bilgilerden de görüleceği gibi aslında pasta bellidir, sadece pastanın kimin tarafından ne ölçüde bölüşüleceği sorunu vardır. Yukarıdaki rakamlar şu an için pasta bölüşümünde de durumun ne olduğunu açıkça göstermektedir. ISO Standartları gibi standartlar, pastadan daha fazla pay almak isteyen küçük aktörlerin de önünü kesmektedir. Çünkü küçük aktörler hep büyük aktörlerin dayattığı standartlara bağlı olarak ürünlerini veya hizmetlerini pazarlayabileceklerdir. Temeldeki bu bağımlılık ilişkisi de küçük aktörlerin pastadaki paylarının artmasını daha en baştan engellemektedir.

Bunların dışında ISO sertifikasyonu bir kazanç kapısına dönüşmüş bulunmaktadır. ISO Standartları için harcanan zaman ve emek bir yana, ISO danışmanlık bedeli ve sertifikasyon için ödenen ücretler sayesinde ciddi bir kar da elde edilmiş olmaktadır.

Sonuç :

Neticede, yaratılan standardizasyon ile makro ölçekte neoliberal ekonomik uygulamalar yerleştirilmekte ve uygulanmakta, bununla karşılıklı bir döngü halinde de mikro ölçekte, aslında dünya pazarları ile hiçbir rekabet gücü olmayan ve olmayacak olan kişiler/firmalar aracılığıyla standartlar, ulusal ekonomiler içine enjekte edilmekte, ulusal standartların oluşumu ve gerçek anlamda rekabetçi ve yenilikçi bir ulusal ekonomik modelin yaratılmasının önüne geçilmektedir.

Av. Ali Osman Özdilek
Şubat 2006, Beşiktaş/İstanbul

[1] www.iso.org

[2]Timothy R. Wojan, Do Meta Standards Help Pave the Rural High Road? Firm Strategies Surrounding ISO 9000 Certification, March 2001 Contractor Paper 01-04, www.rural.org/publications/reports.html

[3] James Petras, Latin Amerika ve Emperyalizm, çev. Emel Coşkun, Mephisto yayınları, İstanbul, 2005, s.16

[4] Petras, ibid, s.17

[5] Petras, ibid, s.17
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Küreselleşen Standart Dünya Ya Da Standartlaşan Küresel Dünya: Neoliberal Ekonomik Sistemde Uluslararası Standartlar Hakkında Bir Görüş" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ali Osman Özdilek'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
15-06-2006 - 10:00
(2966 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 3 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 2 okuyucu (67%) makaleyi yararlı bulurken, 1 okuyucu (33%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
9772
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 3 gün 7 saat 23 dakika 33 saniye önce.
* Ortalama Günde 3,29 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 21238, Kelime Sayısı : 1816, Boyut : 20,74 Kb.
* 3 kez yazdırıldı.
* 1 kez arkadaşa gönderildi.
* 3 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 297
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,17656493 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.