Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Rekabet Hukukunda Teşebbüs Ve Teşebbüs Birlikleri

Yazan : Erdi Aklan Durna [Yazarla İletişim]
Avukat

Makale Özeti
Bu çalışmamızda Rekabet düzeninin aktif sujesi olan teşebbüsleri inceleyeceğiz. Serbest piyasa ekonomisinde ekonomik hayatın aktörleri konumunda bu alanda faaliyet gösteren birimlerin aldığını söyleyebiliriz.İlk aklımıza gelen teşebbüs teriminin ticari hayata yansıması olan şirket, işletme ve iktisadi faaliyet gibi kavramlardır. Bu bağlamda başta ticaret hukuku alanında ve rekabet hukuku alanında yapılacak değerlendirmeler ile bu terimleri açıklayacağız .Rekabetin korunması hakkındaki kanun ile bazı tanımlara yer verilmiştir. Bu tanımların içerisinde teşebbüs ve teşebbüs birlikleri de yer almaktadır. Rekabetin korunması hakkındaki kanunun çerçevesinde bu tanımları Avrupa topluluğu ve güncel hayat ışığında değerlendirebileceğiz. Bu çalışma ile birlikte rekabet hukuku kurallarının kimlere uygulanacağının tespitini gerçekleştireceğiz. Böylece uygulanacak kişilerin hukuki statülerinin netleştirilmesi sağlanacaktır. Teşebbüs birliklerinde ortaya çıkan sorumluluk sorunsalı bu çerçevede değerlendirilip anlatılacaktır.

İÇİNDEKİLER
KISALTMALAR
GİRİŞ
BİRİNCİ BÖLÜM
TEŞEBBÜS
1.Teşebbüs ve Teşebbüs Birliklerine Yönelik Tanımlar………………………………...……..
1.1. Gerçek kişilerin Teşebbüs Sayılması………………………………………...…………
1.2.Kamu Tüzel Kişilerinin Teşebbüs sayılmaları………………………………….……….
2.Teşebbüs ile ilgili kavramlar
2.1. İktisadi faaliyet…………………………………………..…………………………….
2.2. Ekonomik Teşebbüs…………………………………………..………………………..
2.3. Ticari Teşebbüs…………………………………………………………………………
2.4. Ticari İşletme- Esnaf İşletmesi…………………………………………………………
3.Teşebbüsün Temel Niteliği Olan Bağımsızlık....................................... ................................
3.1Hukuki Bağımsızlık…………………………………………………………………….
3.2. Ekonomik Bağımsızlık……………………………………………...…………………
4.Devamlılık…………………………………………………….…………………………….
İKİNCİ BÖLÜM
TEŞEBBÜS BİRLİKLERİ
1.Teşebbüs Birliklerinin Oluşumu…………………………………………………………...
2.Tanımı………………………………………………………………………………………
2.1.Tüzel Kişiliği Haiz olan Teşebbüsler…………………………………………………..
2.2.Tüzel Kişiliği Bulunmayan Teşebbüs Birlikleri……………………………………….
3..Teşebbüs Birliklerinin Sorumluluğu………………………………………………………
4.Birlik için Üyelerin ‘Teşebbüs’ Niteliği Taşıyıp Taşımaması Sorunsalı…………………..
SONUÇ
KAYNAKÇA

KISALTMALAR
RKHK :Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
KİT :Kamu İktisadi Teşebbüsleri
TEB :Türkiye Eczacılar Birliği
s :Sayfa






















TEŞEBBÜS ve TEŞEBBÜS BİRLİKLERİ

1.Teşebbüs ve Teşebbüs Birliklerine Yönelik Tanımlar
4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (RKHK)’un 1 inci maddesinde amacı belirtilmiştir. Bu düzenleme aşağıdaki gibidir:
“Bu kanun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.”
RKHK’un kapsam başlıklı maddesinde getirilen düzenlemede şöyle denilmektedir:
“Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu kanun kapsamına girer.”
Amaç ve kapsam maddelerinde düzenlenen kanun ile teşebbüslerden bahsedilmiştir. Bu teşebbüslerin tanımları ise yine RKHK’un 3 ünci maddesinde yapılmıştır.
RKHK 3. Madde teşebbüs :Piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle , bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil edem birimleri,
Teşebbüs birliği : Teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği olmayan her türlü birlikleri, ifade etmektedir.
Rkhk bağlamında teşebbüs değerlendirdiğimizde iktisadi faaliyetlerini bağımsızlık ve ekonomik bütünlük temelinde şekillendirdiğini anlamalıyız. Diğer mevzuatlarda yer alan ve firma, şirket ya da işletme kavramları yerine kullanılabilen teşebbüs kavramları farklıdır. Bu çerçevede örneğin, rekabet hukuku bakımından ekonomik faaliyetlerine ilişkin tüm kararlarını özgürce verebilen özel veya kamu şirketleri ile serbest meslek sahipleri teşebbüs sayılırken , ekonomik faaliyetlerine ilişkin tüm kararları bağlı bulunduğu holding tarafından alınan bir şirket , hizmet(iş) akdi uyarınca bir şirkete ya da kuruma bağlı olarak çalışan doktor ya da avukat teşebbüs sayılamamaktadır. Bu bağlamda bağımsız karar alabilme yetisi önümüze çıkmaktadır.1
Teşebbüs birliklerinin en tipik örnekleri ise temsiliyet gücü olan derneklerdir. Bu bağlamda sanayi ve ticaret odaları, meslek odaları, birlikler, barolar da teşebbüs birlikleri bakımından değerlendirilmelidir.
Bu bağlamda iktisadi hayatın içerisinde bulunan irili ufaklı tüm işletmelerin yer aldığını söylemek hatalı olmayacaktır. Bu doğrultuda “teşebbüs” , iktisadi hayatı kontrol eden bütün iktisadi sujeleri kapsayabilecek genişliğe sahip bir kavramdır.2İktisadi faaliyetlerle meşgul olan sujeleri, gerçek ya da tüzel kişi oluşuna , statüsüne yahut idare şekline bakmaksızın “teşebbüs” olarak nitelendirilmesi doğru olacaktır.3
Federal Alman Kartel bürosunun ise teşebbüs kavramı için verdiği tanım şöyledir:”Hukuki niteliği ve kar etme amacı önemli olmamak kaydı ile, bir kişinin sırf kişisel amaçlarını tatmine yönelik olmayan ekonomik değerlerin (mal veya hizmet) değişimini amaçlayan faaliyetlerdir.”4
Daha önce belirttiğimiz üzere teşebbüs, bir faaliyet değil o faaliyetin sujesidir. Teşebbüsler bir anlaşmaya taraf olabilen, hak ve borçlar altına girebilen ve faaliyetler sonucunda sorumluluğu söz konusu olabilendir.5Bu nedenle ileride daha detaylı görebileceğimiz üzere teşebbüsleri gerçek kişiler ve tüzel kişiler şeklinde ayırmakta fayda vardır. Teşebbüsün temel unsurlarından biri ekonomik faaliyetlerde bulunmaktır. Bu ekonomik faaliyetler kişisel ihtiyaçları karşılamak için yapılan faaliyetleri kapsadığını söylemek doğru olmayacaktır. Faaliyetlerin ticari nitelik taşıması ve bunun süreklilik göstermesi önemlidir.
Kanımca bir tanım vermek gerekirse doktrinde de genel olarak kabul edilen tanımı söylemekte fayda vardır. Bu tanıma nasıl ulaşıldığını ise makalenin devamında gerekçeleriyle açıklayacağız. Bu bağlamda Teşebbüs “ Sürekli olarak ve bağımsız bir şekilde, iktisadi faaliyetleri konu edinen her türlü birimlerdir.”

TEŞEBBÜS

1.1. Gerçek kişilerin Teşebbüs Sayılması
Ülkemizde Türk ticaret kanunu ve ilgili diğer kanunlarda yapılan tanımlarda en önemli özellik iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı geçimini sağlayacak derecede az olan kişiler olarak belirtilen esnaflar, ekonomik faaliyet gösteren gerçek kişilere en önemli örnektir. 6Ayrıca Gelir Vergisi Kanunu’nun 65 inci maddesinde 7 faaliyetleri tanımlanan ve 66 ncı maddesinde8 serbest meslek erbabı sayılanlar yürüttükleri ekonomik faaliyetler nedeniyle teşebbüs olarak kabul edilebileceklerdir. Ayrıca tacir olarak ekonomik faaliyet gösteren şahıslar , şahıs olarak şirket devralmalarında bulunanlar sahip oldukları işletmelerden gelen ekonomik güç ve faaliyetleri nedeniyle teşebbüs olarak değerlendirilerek, gerçekleştirdikleri devralma işlemleri izne tabi tutulabilecektir.
Rekabet kurumu uygulamalarında bu yönde kararlar da mevcuttur. Örneğin Türkiye Eczacılar Birliği (TEB)kararında belirtildiği üzere eczacıların teşebbüs sayılmaları , TEB’in teşebbüs birliği olarak kabulü saptanmaktadır.Diğer meslek sahiplerinin de olay bazında teşebbüs olarak değerlendirmeleri mümkündür.9

1.2.Kamu Tüzel Kişilerinin Teşebbüs sayılmaları
Kamu tüzel kişiliği, kanunla ya da kanunun açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak kurulan , üstün ve ayrıcalıklı yetkilerle donatılmış, malları, gelirleri ve personeli ayrı bir statüye tabi tutulmuş kuruluşlardır.Yerinden yönetim ilkesi uyarınca devlet yanında birden ziyade kamu tüzel kişilerinin bulunmasıyla ortaya çıkmaktadır. Kamu tüzel kişiliği için olmazsa olmaz koşul ise kanunla ya da kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanarak kurulan kurumlardır.10
Bu kurumlar faaliyet alanlarına göre ülke çapındaki kurumlar ve mahalli kurumlar, yönetim biçimlerine göre kamusal veya özel yönetim biçimi uygulayan kurumlar şeklinde ayrılabilirler. Faaliyet konuları bakımından sınıflandırmak gerekirse idari, iktisadi, sosyal, bilimsel-teknik ve kültürel ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır.11
Bu şekilde sınıflandırdığımız kamu kurumları her birinin faaliyet konularının somut olayda incelenerek, ekonomik faaliyet olarak kabulü halinde teşebbüs niteliğinde kabul edebiliriz. RKHK’daki tanım gereğince hukuki statüsü ne olursa olsun bu kuruluşların da teşebbüs olarak kabul edilmeleri imkan bulmaktadır. Kamu kuruluşları devletin egemenlik gücüne dayalı işlev görüp görmedikleri önem arz etmektedir. Sosyal hukuk devletinin gereklerini yerine getirmek amacıyla faaliyetlerde bulunan kuruluşlar teşebbüs kabul edilmeyebilecektir. Örnek vermek gerekirse sosyal hukuk devletinde karşımıza çıkan çocuk esirgeme kurumlarıdır.
Kamu kurumları arasında KİT olarak bildiğimiz Kamu İktisadi Teşebbüsler en önemli yeri almaktadır. Devletin ekonomide doğrudan faaliyet göstermesinin amacı olan bu kurumlar teşebbüs olarak kabul edilmelidir.Bu kurumların ekonomik faaliyette bulunmaları zaten kuruluş amaçlarındandır. Bağımsız yapılanmaları ise, yönetim kurulu üyelerinin ve personelinin memur veya kamu işçileri olması dışında, Pazar şartlarına göre karar vermeleri esasına dayanmaktadır. Bu kurumların teşebbüs olduklarına şüphe bulunmamakla birlikte Rekabet kurumu’nun uygulamalarında bağımsız davranmaları konusunda tereddüte düşülerek İsdemir ve Erdemir’ e yönelik şikayetlerin, KİT’lerin kanun kapsamında olmadıkları düşüncesiyle incelemeye almadıkları görülmüştür. Danıştayda açılan davalar sonucunda KİT’lerin kanun kapsamında olduğuna karar verilmiştir.12
Burada ki en büyük sorunsal şu durumda ortaya çıkmaktadır. Bir Kamu İktisadi Teşebbüsüne özel kanunlar çerçevesinde veya idari kararlar niteliğindeki talimatlar ile rekabet ihlali doğuracak doğuracak nitelikte davranma zorunluluğu getirilmesi halinde ne yapılabileceğidir. Bu hallerde özel kanunun verdiği yetkilerin taranarak bu şekilde bir yetkinin olup olmadığı değerlendirilmesi gerekmektedir. Hukuki anlamda yetki bulunmayan hallerde ise RKHK’nın uygulanmasına engel teşkil bir durum yoktur.

2.Teşebbüs ile ilgili kavramlar
2.1. İktisadi Faaliyet
İktisat sınırsız istekleri karşılamak için halkın sınırlı kaynakları nasıl kullandığını araştırmaktadır. Bu maksatla yapılan faaliyetler de iktisadi faaliyetleri oluşturduğu söylenebilir. Bir başka deyişle gelir temin etmek maksadıyla yapılan her türlü işler iktisadi faaliyet olarak değerlendirilir.13Bu iktisadi faaliyetleri gerçekleştirirken herhangi bir sermaye birikimine ihtiyaç yoktur. Bu nedenle iktisadi faaliyetlerin kapsamına her türlü bedeni ve fikri faaliyetler girebilmektedir. Bu bağlamda işçilik, memurluk , seyyar satıcılık birer iktisadi faaliyet olarak değerlendirilmelidir.14iktisadi faaliyetlerin daha önce de belirttiğimiz gibi bir organizasyon çerçevesinde veya kişisel olarak yürütülmesi açısından bir önem yoktur.
Her ne kadar gelir temin etmek maksadıyla yapılan her türlü iş iktisadi faaliyeti kapsasa da bu alanda yapılan faaliyetlerin devamlı veya müstakil olması da şart değildir.Gelir temin etmek amacı belirleyici unsurdur. Bu hedef dışında kalan yardım etme amacıyla yapılan faaliyetler iktisadi faaliyet kabul edilmeyecektir. Bu bağlamda inceleme konumuz kapsamında RKHK açısından teşebbüs niteliği taşıyan faaliyetler olacaktır.

2.2. Ekonomik Teşebbüs
Ekonomik teşebbüs üç temel elemana dayandırılmaktadır. Bunlar kapital, emek, müteşebbisdir.15 Kapital ekonomi jargonunda sermaye anlamına gelmektedir. Emek ise mal veya hizmet üretimi sırasında ortaya konan insan kaynağı olarak tanımlanmaktadır. Üretimi gerçekleştirenlerin fiziksel ve düşünsel katkıları olarak da tanımlanabilir. Müteşebbis yani bildiğimiz adıyla girişimci ticaret , sanayi gibi alanlarda sermaye koyarak bir işi yapmaya girişen, kar amacıyla riski üzerine alan kimsedir. Bu bağlamda ekonomik teşebbüsün tanımını yapacak olursak ; mal veya hizmet üretimi , el ve yer değiştirmesi hatta tüketilmesidir.16Ekonomik işletmeleri bu bağlamda çok geniş yelpazelerdir. Tamirci ile bir otomobil fabrikası arasında bir fark yoktur.hepsi birer ekonomik işletmelerdir.
2.3. Ticari Teşebbüs
Ticari teşebbüs ,İsviçre Ticaret Nizamnamesinde düzenlenmiştir.Buna göre sürekli bir gelir sağlamak amacıyla bağımsız olarak yapılan bütün iktisadi faaliyetler, ticari teşebbüsü ifade eder. Ticari teşebbüs bu nedenle iktisadi faaliyetlerde ekonomik teşebbüsün bir kısmını , bir çeşidini teşkil eder. Esnaf işletmesi de dahil bütün ticari faaliyetler , ticari teşebbüse girer.17
Devamlılığın yanında kar elde etmek amacı ticari teşebbüsün temel amacıdır. Bağımsız bir iktisadi faaliyet, gelir sağlamak amacına yönelmedikçe, ticari teşebbüsten söz edilemez. Fakat iktisadi faaliyet sonucun kar elde edilip edilmediği önem arz etmez. Önemli olan gelir sağlama amacının varlığıdır.18
Bu nedenle şunu söyleyebiliriz. Her ticari teşebbüs, ekonomik teşebbüs niteliğinde olmasına rağmen, her ekonomik teşebbüs , ticari teşebbüs niteliğinde olmayabilir.
2.4. Ticari İşletme- Esnaf İşletmesi
Türk ticaret kanununda ticari işletmelerin tanımı yapılmıştır. Buna göre TTK 11. Maddesinde ki tanım şöyledir.”Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliylerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.”
Esnaf işletmesi ise “ iktisadi faaliyetin nakdi sermayeden çok bedeni çalışmaya dayanması ve elde edilen kazancın esnafın geçimini sağlamaya yetecek derecede az olmasını öngörür.
Bu bağlamda her ticari işletme aynı zamanda bir ekonomik teşebbüs niteliğinde iken, ekonomik teşebbüsler , esanaf işletmesi sınırlarını aşmıyorsa ticari işletme olarak kabul edilemez. Aynı zamanda bir ticari teşebbüs ,esnaf işletmesi sınırlarını aşmıyorsa ticari işletme kabul edilemez. Fakat her ticari işletmenin, ticari teşebbüs olarak engel herhangi bir hüküm mevcut değildir.19

3.Teşebbüsün Temel Niteliği Olan Bağımsızlık
Teşebbüsün hukuki statüsü (gerçek ya da tüzel kişi teşebbüsleri) belirleyici faktör olmamasına rağmen ‘ bağımsızlık’ temel bir unsurdur.20Bağımsızlık unsurunu iki ana başlıkta inceleyeceğiz bunlar Hukuki açıdan bağımsızlık ve Ekonomik bağımsızlık.
3.1Hukuki Bağımsızlık
Rekabet hukuku incelemesinde olan teşebbüsler arası anlaşma uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarından söz edilebilmek için, söz konusu işbirliği davranışlarına taraf teşebbüslerin hukuken haklara sahip olabilme ve borç yüklenebilme ehliyetine yani hak ve fiil ehliyetine sahip olmaları şarttır. Sadece bir ekonomik birlik olmak ‘teşebbüs ‘ olarak kabul edilebilmek için tek başına yeterli bir sebep değildir. Bu anlamda bir teşebbüsün şubeleri, imalathane, satış bölümleri depo ve sair yerleri teşebbüs olarak kabul edilmez.21
Teşebbüs olarak kabul edilebilmenin şartlarından birisi olan bağımsızlıktır. Hak ve fiil ehliyetine sahip ve hukuken bağımsız ekonomik birlikler denilince, gerçek ve tüzel kişiler açısından herhangi bir sorun çıkmaz.Hukuken hak sahipliği gerçek kişilerde kişinin sağ doğması şartıyla ana rahmine düştüğü andan itibaren başlar . Tüzel kişilerde ise hak sahipliği kural olarak ilgili sicile tescil ile kazanılır. Bağlı bulunduğu sicilden silinmesiyle de hak sahipliği sona ermektedir. Bu kuralın istisnası ise derneklerdir. Dernekler, tüzüklerinin, bulundukları yerin en yüksek mülki amirine verilmesi ile hak sahipliğini iktisab ederler.

3.2. Ekonomik Bağımsızlık
Teşebbüsün ekonomik bağımsızlığından söz edilebilmesi için , başka bir teşebbüsün irade ve işlemlerine tabi olmaksızın işlerini yürütebilmeleri şarttır. Zira ekonomik kararların farklı teşebbüslerce belirlendiği , güdümlü işletmelerin rekabeti sınırlayıcı davranışlar bakımından , bağımsız hareket edebilmeleri mümkün olmayacaktır. Bu husus özellikle bağlı teşebbüsler bakımından oldukça önemlidir. Hukuki açıdan bağımsız olmakla birlikte, iktisadi açıdan bağımlı olan işletmeler yani yavru işletmeler, üçüncü kişilerle giriştikleri rekabeti sınırlayıcı faaliyetlerden, söz konusu faaliyetlerle ana işletme arasındaki ilişkiye göre , bizzat veya ana işletmeyle birlikte müsteselsilen sorumlu tutulabilmelidir.22

4.Devamlılık

Rekabet kanununda teşebbüs için iktisadi faaliyetlerin süreklilik taşıyıp taşımaması hususu önemli bir sorundur. Bir iş yapılırken devamlılık unsuruna yer verilmezse söz konusu faaliyletlerin teşebbüs çerçevesinde değerlendirilmesi hatalı olacaktır.
Ticari işletmelerin, ticari işletme sayılabilmeleri için ‘devamlılık’, ‘gelir temin etmek’ ,’esnaf faaliyet sınırlarını aşma’ vasıflarını taşıması gerekmektedir. Bu hususlar bütün iktisadi işletmelerin ortak vasfıdır.Günlük olarak yapılan işlerin, piyasa düzenini yahut rekabet şartlarını bozabileceğini sanmıyoruz.23
Gelip geçici faaliyetlerden ziyade, sürekli, ilgili iktisadi faaliyetlerin meslek şeklinde icrası rekabet için potansiyel bir tehdit olarak düşünülebilir. Tersi durumda, rekabet hukuku bakımında hem takip edilmesi hem de katlanılması mümkün olmayacak sonuçlarla karşılaşılabilir. Yani iktisadi faaliyetlerin kesintisiz bir şekilde devam etmesi önemlidir. Süreklilik kavramından işin sonsuza kadar yapılacağını anlamak hatalı olacaktır. Önemli olan süreklilik kast niyetinin varlığıdır. Söz konusu iş veya işlemlerim meslek olarak yürütülmesine yönelik olmalıdır.











TEŞEBBÜS BİRLİKLERİ
1.Teşebbüs Birliklerinin Oluşumu
Ticaret ve meslek birlikleri önemli sayıda, ağırlıklı hacim ve ölçekte olabilirler. Ticaret birlikleri mal ve hizmet piyasalarının üretim , dağıtım, perakendeci , ithalatçı, ihracatçı vb. her seviyedeki menfaatlerin temcilerini barındırabilmektedir. Meslek birlikleri ise hemen hemen tüm mesleklerde bulunmaktadır. Normalde ulusal seviyede faaliyet gösteren bu birliklerin, Avrupa ve dünya çapındaki seviyelerinde de örgütlenmeleri bulunabilmektedir.
Teşebbüs birliği genellikle ticaret birliklerini kapsamaktadır. Ancak bunun yanında diğer şekillerde oluşan organizasyonlar da teşebbüs birliklerinin kapsama alanına girmektedir. Kamu tüzel kişiliğini haiz meslek odalarının teşebbüs birliği olarak kabul edildikleri görülmektedir.24
2.Tanımı
RKHK teşebbüs birliğini, ‘teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her türlü birlikler’ olarak tanımlamaktadır. Kanunun tanımından da anlaşılacağı üzere teşebbüs birliği, teşebbüs olarak kabul edilebilen sujelerden oluşmalıdır. Bu doğrultuda en az iki teşebbüsün varlığı yeterlidir.
Teşebbüs birliklerinin belirlenmesinde önemli olan bir diğer unsur birliğin süreklilik arz eden bir yapıda olmasıdır.25Kısa süreli oluşumlar , bir iş anlaşması yahut ortak sorunların halli için muhtelif zamanda beraber olunması , ne kadar uzur sürerse sürsün, teşebbüs birliği olarak nitelendirilemez.26Bu bağlamda süreklilik arzını taşıyan bir kastın varlığı gereklidir.
2.1.Tüzel Kişiliği Haiz olan Teşebbüsler
Teşebbüslerin özel hukuk ilkeleri çerçevesinde menfaatlerini koruyacak, aralarındaki işbirliğini güçlendirecek birlikleri oluşturmaları RKHK bakımından teşebbüs birliği olarak kabul edilmektedir. Kişi topluluklarının tüzel kişiliği27 haiz olması tüzel kişiliğin kendisini meydana getiren kişilerden ayrı olarak hak ve borçlara sahip olmasını doğurur.
Ancak rast gele ya da berlirli süre için oluşturulan fiili gruplaşmalar, RKHK açısından teşebbüs birliği olarak nitelendirelemez.28Daha önce de açıkladığımız teşebbüsün bağımsızlık unsuru çerçevesinde iktisaden ve hukuken bağımlı teşebbüsler, teşebbüs birliği oluşturamazlar.
Kanunen zorunlu tutulan ticaret sanayi odaları, deniz ticareti odaları gibi odalarda teşebbüs birliği olarak kabul edilecektir.
2.2.Tüzel Kişiliği Bulunmayan Teşebbüs Birlikleri
Tüzel kişiliğe sahip teşebbüs birlikleri almış oldukları kararlardan dolayı sorumlu tutulmalarında herhangi bir hukuki engel bulunmamaktadır. Ancak Tüzel kişilikten yoksun olan topluluklarda bu durum geçerli değildir. Tüzel kişiliği bulunmayan topluluklar davacı sıfatına haiz olmadığı gibi topluluk olarak kendilerine karşı husumet de yöneltilemez. Bu durumda husumetin bütün ortaklara karşı yöneltilmesi gerekmektedir.Tüzel kişiliği olmayan toplulukların her türlü zarar ve ziyan yükümlülüğüne karşı sorumlulukları bir bütün olarak ancak ferdi sorumluluk çerçevesinde ele alınmalıdır.29

3.Teşebbüs Birliklerinin Sorumluluğu

Bildiğimiz üzere Teşebbüs Birliklerinin tüzel kişiliğe sahip olması durumundan Rekabet Hukukunu ihlal edici kararlarından sorumlu olmaları doğaldır. Bu gibi teşebbüs birliklerinin sorumlu tutulmalarında ne fiili durum ne de hukuki bir engelle karşılaşılmaz.30
Hukuka aykırı kararlara uygun davranış içindeki teşebbüslerin de müteselsil sorumluluğu söz konusu olurken, teşebbüs birliğinin tüzel kişilikten yoksun olması durumunda, karardan sorumlu tutulacakların belirlenmesi sorunu ortaya çıkacaktır.Daha önce de belirttiğimiz üzere Tüzel kişilik sahibi olmamakla birlikte,Rekabet hukuku kurallarına göre teşebbüs birliği kabul edilen teşebbüs gruplaşmalarının, rekabetin kısıtlanmasına neden olması halinde , husumetin teşebbüs birliğine yönetilmesi, dava ehliyetinin bulunmaması nedeni ile mümkün değildir. Ancak bu grupların dava edilememesi , bu gibi gruplaşmaların rekeabeti kısıtlayıcı faaliyetlerinin, rekabet hukuku kuralları dışında tutulması için de yeterli bir sebep değildir.31
Bu durumda tüzel kişiliği bulunmayan teşebbüs birliklerine hal ve şartlara göre adi ortalıklığa ilişkin hükümlerin uygulanması mümkün olabilecektir.32Adi ortaklık Türk Borçlar Kanununda 620 ve devam eden maddelerde düzenlemiştir. Buna göre bir amaca yönelik yapılan bu sözleşmelerde sorumluluk şöyle gerçekleşmektedir.Ortaklar ortaklık borçlarından dolayı sınırsız, birinci dereceden ve müteselsilen sorumludurlar.Bu nedenle adi ortaklık hükümleri pratik olarak hemen her türlü ihtiyaca cevap verebilecektir.



4.Birlik için Üyelerin ‘Teşebbüs’ Niteliği Taşıyıp Taşımaması Sorunsalı

Teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her türlü birlik teşebbüs birliği olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle birlik üyeleri teşebbüs olarak nitelendirebilecek birimlerden oluşmalıdır.Ancak birlik için üyelerin mutlak olarak ‘teşebbüs’ sıfatını taşımaları zorunluluğunu aramak, herhalde katı bir tutum olacaktır.Bu nedenle teşebbüs birliğinin amacı olan , üye teşebbüsler arasında ki dayanışmayı, birliği, bilgi ve tecrübe paylaşımını sağlamak, belirli amaçların gerçekleşmesine katkıda bulunmak ise bu hedefleri gerçekleştirmeye hizmet edecek her türlü oluşum, üylerinin teşebbüs sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmasızın teşebbüs birliği olarak kabul edilmelidir.33
















KAYNAKÇA
* AKINCI,Ateş Mukayeseli Hukuk Açısından Amerikan ve Avrupa Topluluğu Hukukunda Rekabetin Yatay Kısıtlanması ,Rekabet kurumu-Ankara,2001
* GÜZEL,Oğuzkan Rekabet Hukukunda Teşebbüs ve Teşebbüs Birlikleri- Rekabet Kurumu uzmanlık tezleri serisi No:30,Rekabet Kurumu- Ankara 2003
* TOPÇUOĞLU,Metin Rekabeti Kısıtlayan Teşebbüsler Arası İşbirliği Davranışları ve Hukuki Sonuçları-1.Bası Rekabet Kurumu Ankara,2001
İNTERNET KAYNAKLARI
* Yard. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabet Hukuku Uygulanmasında Teşebbüs Birlikleri https://mersinbosanmaavukati.com/ http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/288/2625.pdf s.16.
* Rekabet hukukunun esasları-Temel kavramlar http://www.rekabet.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Temel-Kavramlar






























EKLER anıştay Kararları

* Esas No: Karar No: DANIŞTAY 10. Daire 1999/1253 2001/3 Karar Tarihi: 09.01.2001 T.C. REKABET KURULU KARARININ İPTALİ İSTEMİ - DAVA AÇILDIKTAN SONRA İLK İNCELEME VE ÖNARAŞTIRMA YAPILARAK REKABET KURULU TARAINDAN KARAR VERİLMİŞ OLMASI - DAVA KONUSU İŞLEMİN KALDIRILARAK YENİ BİR KARAR VERİLMESİ ÖZET: Dosyanın incelenmesinden ve davalı idare vekilinin duruşma sırasındaki beyanlarından, dava açıldıktan sonra ilk inceleme ve önaraştırma yapılarak Rekabet Kurulu'nun 15.12.1999 tarih ve 99/59/639-406 sayılı kararının verildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, dava konusu işlemin kaldırılarak yeni bir karar verilmesi nedeniyle konusu kalmayan bu davanın esasının incelenerek karar verilmesine gerek görülmemiştir. (4054 S. K. m. 2, 4, 6) İstemin Özeti: İskenderun Demir Çelik Fabrikaları A.Ş.'nin ithal edilecek koklaşabilir taşkömürüne ilişkin olarak mal alımı ve taşıma ihalesini birlikte yapmasının 4054 sayılı Yasanın 4. ve 6. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla yapılan başvurunun teşebbüs niteliğinde olmayan kamu kurum ve kuruluşları işlemlerinin 4054 sayılı Yasa kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin 16.2.1999 gün ve 405 sayılı Rekabet Kurumu işleminin, İskenderun Demir Çelik Fabrikaları A.Ş.'nin 4054 sayılı Yasa kapsamında teşebbüs olduğu, 2886 sayılı Yasaya tabi olmadığı iddiasıyla iptali istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Yapılan ihaleyle rekabetin sağlandığı, kömür alım ve taşıtılması ihalesinin birlikte yapılmasının 4054 sayılı Yasaya uygun olduğu, esasen davacının ihlal edilen herhangi bir hakkı ve menfaatinin de bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. D.Tetkik Hakimi: Hüseyin Özgün Düşüncesi: Kamu teşebbüsleri ve devlet tarafından kendilerine özel, münhasır ya da imtiyazi haklar tanınmış olan teşebbüsler de Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamındadır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesi gerekçesinde de teşebbüslerin kamu kurumlarına veya özel kişilere ait olmasının öneminin bulunmadığı belirtilmiştir. Bu durum karşısında İskenderun Demir Çelik Fabrikaları A.Ş. tarafından kömür alımı ve taşıtılması işinin birlikte ihale edilmesine ilişkin işlemin 4054 sayılı Yasa hükümlerinde öngörülen rekabeti engelleyici faaliyetlerden olup olmadığı konusunda bir karar verilmesi gerekirken, istemin özeti kısmında belirtilen işlem gerekçesiyle başvurunun reddinde yasal uyarlık bulunmamaktadır. Nitekim dava açıldıktan sonra Rekabet Kurulu tarafından da ilk inceleme ve önaraştırma yapılmasına karar verildikten sonra 15.12.1999 tarih ve 99-59/639-406 sayılı kararın Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 1 / 4Esas No: Karar No: DANIŞTAY 10. Daire 1999/1253 2001/3 Karar Tarihi: 09.01.2001 T.C. alındığı, böylece başlangıçtaki dava konusu işleme esas alınan ret gerekçesinin kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Sonuç olarak da, idari yargıdaki iptal davalarının niteliği gereği davanın açıldığı tarihteki hukuki durum ve mevzuata göre karar verilmesi zorunlu bulunduğundan, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür. Düşüncesi: Dava; davacı şirketin, İskenderun Demir Fabrikaları A.Ş. tarafından açılan 1997-1998 dönemi için ithal edilecek 1.800.000 M/T Koklaşabilir Taşkömürü Taşıma ihalesi öncesinde mal alımı ve taşıma ihalelerinin birlikte yapılmasının 4054 sayılı Kanunun 4. ve 6. maddelerine aykırı olduğundan rekabeti bozduğundan bahisle 7.5.1998 tarihinde Rekabet Kurumuna yapılan başvurunun; teşebbüs niteliğinde olmayan kamu kurum ve kuruluş işlemlerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun kapsamında olmaması ve devlet alımları konusunun özel bir kanunu olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanununda düzenlenmiş olduğu gerekçesiyle reddine ilişkin 16.2.1999 tarih ve 405 sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin davacının menfaatinin ihlal edilmediği yolundaki usule yönelik itirazı yerinde görülmemiştir. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun amacı; mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeler yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olarak açıklanmıştır. Kanunun 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışların, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemlerin bu kanun kapsamına gireceği hükme bağlanmış; tanımlar başlıklı 3. maddesinde de; piyasada mal ve hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler teşebbüs olarak tanımlanmıştır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na tabi olsun veya olmasın Kamu kurum ve kuruluşlarının mal ve hizmet piyasalarındaki işlemlerde rekabetin gerçekleştirilmesi ilkesini göz önünde tutacağı ana ilke olmakla birlikte; Yasada mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüs tanımına yer verilmiş olması karşısında kamu kurum ve kuruluşlarının veya kamuya ait olsalar bile özel hukuk kurallarına göre faaliyet gösteren işletmelerin de rekabet hukuku kurallarına tabi olması zorunludur. Aksi halin kabulüyle, Yasadaki teşebbüs tanımının dar yorumlanması Yasanın amacıyla da bağdaşmaz. Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 / 4Esas No: Karar No: DANIŞTAY 10. Daire 1999/1253 2001/3 Karar Tarihi: 09.01.2001 T.C. Bakılan uyuşmazlıkta, 1998-1999 dönemi için ithal edilecek taş kömür ihalesinde ihaleyi gerçekleştiren kuruluş olan, red işleminde belirtilenin aksine, 2886 sayılı yasaya tabi bulunmayan İsdemir'le bir diğer teşebbüsün etkileşim halinde hareket edip etmemesi önem taşımamakta; İskenderun Demir Çelik A.Ş. (İSDEMİR)'nin koklaşabilir taşkömürü için açtığı ihalede. 4054 sayılı Yasa'nın 4.maddesinin ihlal edildiği yolundaki davacı iddialarının değerlendirilmesinin yapılması söz konusudur. Nitekim, dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin aynı konu ile ilgili olarak yaptığı şikayet üzerine Kurulca ilk inceleme ve ön araştırma yapılmasına karar verildikten sonra 15.12.1999 tarih ve 99-59/639-406 sayılı Rekabet Kurulu kararıyla, Şikayet dilekçesinde belirtilen husumet tevcihinin temsilcilere yönelik olarak yanlış belirlenmesi nedeniyle Odak İç ve Dış Tic. A.Ş., Odak İnşaat A.Ş. Odak Enerji A.Ş., aleyhine 4054 sayılı Yasanın 4. maddesinin ihlal edip etmedikleri yönünde soruşturma açılarak ceza verilmesi isteminin reddine; - Adı geçen firmaların oluşturduğu teşebbüsün temsilciliğini yaptığı yabancı menşeli A.M.C.I, Newco Coal ve Nova Coal firmalarının rekabeti bozma amaçlı anlaşma yaptıkları iddiasının, anlaşmanın varlığının belirlenememesi, diğer yandan uyumlu davranışta bulunarak rekabeti bozucu fiyat teklifinde bulundukları şeklindeki iddianın ise ekonomik gerekçelere dayanmaması nedeniyle rekabet ihlali oluşmadığı kanaat ve sonucuna ulaşılarak, adı geçen teşebbüsler hakkında 4054 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, uyuşmazlığın 4054 sayılı Yasa'nın kapsamında bulunmadığı yolundaki red gerekçesi davalı idarece daha sonradan tesis edilen işlemle de yerinde görülmeyerek kaldırılmış olduğundan dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir. Belirtilen nedenle, yasal dayanağı bulunmayan dava konusu işlemin iptali gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için önceden belirlenen 9.1.2001 tarihinde davacı tarafın gelmediği, davalı Rekabet Kurumu Başkanlığı vekili Av. Ayperi Samantır'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülerek açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilip dinlenildikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verildi. Dava dosyası incelenip, gereği düşünüldü: İskenderun Demir Çelik Fabrikaları A.Ş.'nin ithal edilebilecek koklaşabil ir taşkömürü alımı ve taşıtılması işini birlikte ihale etmesinin 4054 sayılı Yasanın 4. ve 6. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla yapılan başvurunun, teşebbüs niteliğinde olmayan kamu kurum ve kuruluşları işlemlerinin Yasa kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin Rekabet Kurumu Başkanlığı işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır. Davalı idarenin davacının dava açmakta menfaatinin bulunmadığı yolundaki usule ilişkin Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 3 / 4Esas No: Karar No: DANIŞTAY 10. Daire 1999/1253 2001/3 Karar Tarihi: 09.01.2001 T.C. iddiası yerinde bulunmamıştır. Dosyanın incelenmesinden ve davalı idare vekilinin duruşma sırasındaki beyanlarından, dava açıldıktan sonra ilk inceleme ve önaraştırma yapılarak Rekabet Kurulu'nun 15.12.1999 tarih ve 99/59/639-406 sayılı kararının verildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, dava konusu işlemin kaldırılarak yeni bir karar verilmesi nedeniyle konusu kalmayan bu davanın esasının incelenerek karar verilmesine gerek görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, konusu kalmayan dava hakkında ayrıca bir karar verilmesine yer bulunmadığına, aşağıda dökümü gösterilen 15.620.000 lira yargılama gideri ile davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 45.000.000 lira avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine 09.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤) Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 4 / 4
1 Rekabet hukukunun esasları-Temel kavramlar http://www.rekabet.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Temel-Kavramlar (06.03.2015)
2 Yard. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabet Hukuku Uygulanmasında Teşebbüs Birlikleri http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/288/2625.pdf s.4. (06.03.2015)
3 Yard. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabet Hukuku Uygulanmasında Teşebbüs Birlikleri http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/288/2625.pdf s.4. (06.03.2015)
4Dr.Ateş AKINCI, Mukayeseli Hukuk Açısından Amerikan ve Avrupa Topluluğu Hukukunda Rekabetin Yatay Kısıtlanması Rekabet kurumu- Mersin Boşanma Avukatı, Ankara,2001 s.262
5 AKINCI,s.262
6 Oğuzkan GÜZEL, Rekabet Hukukunda Teşebbüs ve Teşebbüs Birlikleri- Rekabet Kurumu uzmanlık tezleri serisi No:30,Rekabet Kurumu- Ankara 2003, sf.54
7 Serbest meslek kazancının tarifi: Madde 65 – (Değişik: 19/2/1963 - 202/31 md.) Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtısasa dayanan ve ticari mahiyette olmıyan işlerin iş verene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Tahkim işleri dolayısiyle hakemlerin aldıkları ücretler ile kollektif, adi komandit ve adi şirketler tarafından yapılan serbest meslek faaliyeti neticesinde doğan kazançlar da, serbest meslek kazancıdır.
8 Serbest meslek erbabı: Madde 66 – Serbest meslek faaliyetini mütat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez. Bu maddenin uygulanmasında: 1. Gümrük Komisyoncuları, bilümum borsa ajan ve acentaları, noterler, noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar; 2. Bizzat serbest, meslek erbabı tarifine girmemekle beraber serbest meslek erbabını bir araya getirerek teşkilat kurmak veya bunlara sermaye temin etmek suretiyle veya sair suretlerle serbest meslek kazancından hisse alanlar. 3. Serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde ortaklar, adi komandit şirketlerde komanditeler; 4. (Ek: 22/7/1998 - 4369/36 md.,Değişik:9/4/2003-4842/6 md.) Dava vekilleri, müşavirler, kurumlar ve tüccarlarla serbest meslek erbabının ticarî ve meslekî işlerini takip edenler ve konser veren müzik sanatçıları; 5. Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyan ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesleki faaliyette bulunanlar (Şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000'i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançları gelir vergisinden muaftır); Bu işleri dolayısiyle serbest meslek erbabı sayılırlar.
9 GÜZEL, s.55
10 GÜZEL,s.55
11 GÜZEL ,s.55
12 Danıştay 10. Dairesinin 1999/1253 E ve 2001/3 Karar nolu ve 1999/2611 Esas ve 2001/4 Karar nolu ilamları
13 Yard. Doç.Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabeti Kısıtlayan Teşebbüsler Arası İşbirliği Davranışları ve Hukuki Sonuçları-1.Bası Rekabet Kurumu 2001 Ankara s.105
14 TOPÇUOĞLU,sf.105
15 TOPÇUOĞLU,sf.105
16 TOPÇUOĞLU,sf.105
17 TOPÇUOĞLU,s.106
18 TOPÇUOĞLU, s.106
19 TOPÇUOĞLU,s.109
20 TOPÇUOĞLU, s.110
21 TOPÇUOĞLU, s.111
22 TOĞÇUOĞLU, s.113
23 TOPÇUOĞLU s. 114
24 GÜZEL, s.42
25 GÜZEL, s.57
26 Yard. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabet Hukuku Uygulanmasında Teşebbüs Birlikleri http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/288/2625.pdf s.8. (06.03.2015)
27 Örneğin;dernek, vakıf,, sendika, konfederasyon, kamu kurumu niteliğindeki meslek oda ve birlikleri vs.
28 Yard. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabet Hukuku Uygulanmasında Teşebbüs Birlikleri http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/288/2625.pdf s.8. (06.03.2015)
29 Yard. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabet Hukuku Uygulanmasında Teşebbüs Birlikleri http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/288/2625.pdf ,s.9. (06.03.2015)
30 TOPÇUOĞLU,s.285
31 TOPÇUOĞLU,s.285
32 Yard. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabet Hukuku Uygulanmasında Teşebbüs Birlikleri http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/288/2625.pdf s.9. (06.03.2015)
33 Yard. Doç. Dr. Metin TOPÇUOĞLU, Rekabet Hukuku Uygulanmasında Teşebbüs Birlikleri http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/288/2625.pdf s.16. (06.03.2015)
---------------

------------------------------------------------------------

---------------

------------------------------------------------------------




12
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Rekabet Hukukunda Teşebbüs Ve Teşebbüs Birlikleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Erdi Aklan Durna'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
15-08-2020 - 19:25
(38 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
266
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 10 saat 51 dakika 52 saniye önce.
* Ortalama Günde 7,00 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 37208, Kelime Sayısı : 4278, Boyut : 36,34 Kb.
* 1 kez yazdırıldı.
* 2 kez indirildi.
* 1 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 2124
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,04141212 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.