Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale İşe İade Davasından Sonra İşçinin, İşverene Başvuru Süresinin Başlangıcı Konusunda Yargıtay Kararlarının İncelenmesi

Yazan : Av.Bülent Akçadağ [Yazarla İletişim]

I. TARTIŞILMASI TALEP EDİLEN YARGITAY KARARLARININ KÜNYESİ, ÖZETLERİ ve SORUNUN TEMELİ

İşe iade davasında işçi lehine verilen karardan sonra, işçinin hangi sürede işverene başvuracağı İş Kanunu m.21’de düzenlenmiştir. Ancak işçinin işe davet edilebilmesi için yapacağı başvurunun hangi andan itibaren başlayacağı konusunda birbirinden farklı Yargıtay kararları mevcut olup, bu çalışmamızda Yargıtay’ın bu konuda vermiş olduğu kararları değerlendireceğiz. Buna göre inceleme yapmamız istenen kararların künyesi ve içerikleri aşağıda ki gibidir.

* Yargıtay 22. HD. 2013/34746 E., 2015/9477 K., 10/03/2015 tarihli kararında özetle; İşe iade talebi lehine sonuçlanan işçinin, işverene başvuru süresinin kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren başladığını ve on iş günü içerisinde başvuru yapması gerektiğinin gerektiğini, aksi durumda ise feshin işveren açısından geçerli olacağı sonucunun doğacağını, bu bağlamda yüksek mahkemenin vermiş olduğu onama kararının davacı işçiye tebliğinden itibaren sürenin başladığını, süresinde işverene başvurmayan işçinin işe başlatılmama ve boşta geçen süre yönünden tazminat talep edemeyeceği yönünde karar vermiştir.

* Yargıtay 22. HD. 2017/5592 E., 2017/4066 K., 28/02/2017 tarihli kararında özetle; İşçinin kabul edilen işe davasında Yargıtay onama kararının tebliğ edilmesinin, işe başvurunun başlangıç tarihi için tek başına yeterli olmadığını, davacı tarafa kararın “kesinleşme şerhi” ile birlikte tebliğ edilmesiyle sürenin başlayacağına karar vermiştir.

* Yargıtay 9. HD. 2014/35917 E., 2016/6976 K., 23/03/2016 tarihli kararında özetle; İşe iade talebi kabul edilen davacı işçinin, işe iade için işverene başvurusunun kesinleşme şerhi verilmiş mahkeme kararının tebliğinden itibaren başlayacağını, sadece onama kararının davacı tarafa tebliğ edilmesinin süreyi başlatmayacağının altını çizmiştir.

Yukarıda künyeleri ve kısa açıklamalarına yer verdiğimiz üç karardan Yargıtay 22. HD. 2013/34746 E. sayılı dosyasından işe iade davası kabul edilen işçinin, işverene yapacağı başvuru süresinin başlangıcının Yargıtay’ın vermiş olduğu onama kararının tebliğinden itibaren başlayacağına hükmetmişken, diğer iki kararda ise başvuru süresinin kesinleşme şerhinin tebliğinden itibaren başlayacağı yönünde karar vermiştir.

İşbu çalışmamızda öncelikle iş güvencesi ve işe iade davaları hakkında kısa bilgiler verip akabinde yukarıda paylaşılan 3 adet kararın içeriğini tartışarak, kanaatimize göre hangi kararın doğru olduğunu açıklamaya çalışacağız.

II. İŞ GÜVENCESİ VE İŞE İADE DAVASI

Karar incelemesine başlamadan evvel öncelikle iş güvencesi kavramı ve işe iade davası ile ilgili kısaca bilgilendirme yapmakta fayda görmekteyiz.

A- İş Güvencesi Kavramı

İş güvencesi kavramını genel olarak işçinin çalışırken, işveren tarafından herhangi bir geçerli sebep olmaksızın işten çıkarılmasını engellemek için getirilmiştir. Başka bir anlatımla işçinin, iş akdi devam ederken güvence altına alınmasıdır. Kavram gücünü İK. m.18 vd. maddelerden almaktadır.

Kanun koyucu iş güvencesini getirirken her ne kadar işçiyi koruma amacı gütmüşse de aynı zamanda iş yerinde ki çalışanların daha verimli olmasını sağlamış ve iş ortamında daha sağlıklı çalışmaların yapılmasına olanak sağlamıştır. Nitekim işten çıkarılma kaygısı taşımayan işçi daha verimli hizmet sunabilecektir.

İş güvencesi, işveren ile işçi arasında ki sözleşmenin hiçbir şekilde feshedilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Sadece işverence keyfi işten çıkarmaların önüne geçilmek istenmiştir.

B- İşe İade Davası

Tanım olarak işe iade davası kavramı İş Kanununda bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay içtihatları ile uygulamada işe iade davası olarak tanımlanmıştır. İşe iade davası açabilmenin koşulları ise İK. m.18’de sıralanmıştır. Buna göre; Haksız olarak iş akdinin feshedildiğini belirten işçinin, işyerinde en az otuz işçinin çalışıyor olması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile işçinin çalışıyor olması, işçinin işveren vekili olmaması gibi kriterleri taşıyan işçi tarafından öncelikle haksız fesih tarihinden itibaren bir ay içerisinde arabuluculuğa başvurmak ve bu başvuru kapsamında sonuç alınamaması halinde ise süresinde dava açmak zorundadır.

İşe iade davası açan işçi, yukarıda belirttiğimiz nitelikleri taşıması halinde işe iade davası açabileceğini belirtmiştik. Bu davada geçerli bir neden olmaksızın işten çıkarıldığını ispat edememesi halinde işe iade talepli davası reddedilecektir.

İşçinin haksız olarak iş akdinin feshedildiği tespit edilmesi halinde ise davanın kabulüne karar verilecektir. Tartışma konusu da bu aşamadan sonra yaşanmaktadır. Buna göre işverene yapılacak başvuru hangi tarihten itibaren başlayacaktır.

III. İŞE İADE DAVASININ KABULÜ HALİNDE BAŞVURU SÜRESİNİN BAŞLANGICI ve KARARLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

İşçinin açtığı davanın kabul edilmesi halinde, işverene yapılacak başvuru İK. m.21/5’te düzenlenmiştir. Buna göre; “İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.”

Burada bahsi geçen kesinleşme net anlaşılmamakta ve gerek öğretide gerekse de Yargıtay kararlarında farklı yorum ve kararlara sebebiyet vermiştir.

Nitekim bir kısım yazarlar ve bazı Yüksek Mahkeme kararlarında, Yargıtay ya da Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın kesin olmasından ötürü onama kararının tebliğinden bir gün sonrasından itibaren işverene başvuru yapılması gerektiği, aksi halde hak düşürücü süre sebebiyle işe iade talebinin reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Buna karşılık öğretide birçok yazar ise sadece kesinleşmiş kararın tebliğ edilmesinden söz edip detaylı bilgi aktarmaktan imtina etmişlerdir.

İşbu ödeve konu kararlardan 22. Hukuk Dairesinin 2013/34746 E. sayılı kararında on günlük hak düşürücü sürenin onama kararının tebliğinden itibaren başladığından söz etmiştir. Ancak 22. Hukuk Dairesi bu görüşünden dönmüş ve 9. Hukuk Dairesi ile uyumlu kararlar vermeye başlamıştır. Bu bağlamda işçinin işe iade davasının kabulüne ilişkin kararın kesinleşme şerhli halinin kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içerisinde başvurması gerektiği yönünde karar vermiştir.

Gerçekten de ortada çok ciddi bir anlam karmaşası bulunmaktadır. Nitekim İş Kanunu m.21’de “Kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren” sürenin başlayacağı ifade edilmiştir. Yine gerek o dönem İş Mahkemesi Kanunu ve gerekse de İş Kanununda Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerinin vereceği kararın kesin olduğuna yer verilmiştir. Bu kararların kesin olarak verilmesi ve karar düzeltme ile direnme yolunun da kapalı olmasından (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/9-33 E., 2010/105 K., 24/02/2010 K.T., 2019/22-90 E., 2019/115 K., 07/02/2019 K.T. vb.) ötürü işçiye veya vekiline tebliğ edilen onama kararından itibaren sürenin başlaması gerektiği yönünde görüş belirtilmiştir. Bu görüş yine Yargıtay kararlarında da kendini göstermiştir. Yani bu görüşe göre zaten verilen karar kesin olup, verilen kararın tebliğinden itibaren sürenin başlayacağı ve ayrıca kesinleşmesinin beklenmemesi gerektiğidir.

Peki, onama kararı tebliğ edildi ve işçi on iş günü içerisinde başvurmadı, bu durumda ne olacaktır? Bu on iş günü içerisinde başvuruda bulunulmadığından ötürü kanun metninden de anlaşılacağı üzere işverenin feshi artık geçerli hale gelecektir. Bu bağlamda işe iade davası kapsamında hükmedilen tazminatları alamayacaktır. Sözün özü bu on günlük süre, hak düşürücüdür.

İş Kanunun temel amacının işçinin haklarının korunması olduğu düşünüldüğünde, işe iade başvuru süresinin böyle muğlak bırakılması, bu konuda Yargıtay’ın farklı uygulamalarına da neden olmuş ve genellikle kanunları ve süreleri bilmeyen işçilerin mağdur olmasına yol açmıştır. Oysa kanun metninde ki muğlaklığın işçi lehine yorumlanması daha doğrudur. Bu sebeple hem 22. Hukuk Dairesi hem de 9. Hukuk Dairesi vermiş olduğu kararları işçi lehine yorumlamaya başlamıştır. Bu da onama kararının sürenin başlangıcı için tek başına yeterli olmadığı, ayrıca kesinleşme şerhli kararının da davacı işçiye tebliği ile sürelerin başlayacağı yönünde kararlar verilmiş ve bu kararlarda artık yerleşik içtihat haline gelmiştir. Buradan hareketle incelememiz istenen Yargıtay 22. HD. 2013/34746 E. sayılı ilamda belirtilen sadece onama kararının tebliğinin süreyi başlatmak için yeterli olduğu görüşünün hukuka uygun olmadığı kanaatini doğurmaktadır. Yargıtay’ın görüş değiştirmesi bizce de doğru olup, hali hazırda verilen kararlar işçinin hak ve menfaatlerini koruma yönünden daha isabetlidir.

Esas olarak son dönem kararlar incelendiğinde Yargıtay yukarıda da değindiğimiz üzere işçi lehine yorum yapmaktadır. Nitekim Yargıtay bir kararında, mahkemenin vermiş olduğu kararın kesinleşmesinden önce yapılan başvurunun dahi geçerli olduğunu, kanun maddesinin işçi lehine yorumlanması gerektiğini, buradan hareketle kanunda bahsi geçen on günlük sürenin azami süreye ilişkin olduğunu belirtmiş ve işçinin kesinleşmeden önce yapmış olduğu başvurunun geçerli olduğuna karar vermiştir. (Yar. 9.HD. 2015/32145 E. 2015/34443 K. 03/12/2015 K.T.) Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bu görüşünü eski kararları ile kıyasladığımızda ne denli işçi lehine yorum yapıldığı açık bir şekilde fark edilmektedir. (Bkz. Yar. 9. HD. 2006/11483 E.,2006/30849 K. 22/11/2006 K.T)

Ancak yine de içtihatlarda bir bütünlük bulunmamaktadır. Halen yakın tarihli içtihatlarda onama kararının tebliğ edilmesinden itibaren hak düşürücü sürenin başlayacağı yönünde kararlar vermeye devam edilmektedir. Bu da tartışmamız için tarafımıza verilen kararları veren yüksek mahkeme kararlarında da hali hazırda bir birlik olmadığı sonucunu doğurmaktadır. (Bkz. Yargıtay 9. HD. 2016/4484 E. 2019/13047 K. 11/06/2019 K.T.: Kararda özetle; Davacı vekiline Yargıtay onama kararının 10.03.2014 tarihinde “muhatabın sekreterine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve 31.3.2014 tarihinde davacı asilin yaptığı işe iade başvurusunun hak düşürücü süre olan on iş günü içinde olmadığı kabul edilerek davanın reddi yönünde karar verilmesi gerekirken, hatalı karar verilmesi bozma gerekçesi olarak kabul edilmiştir.)

Öğretide yaptığımız detaylı taramada bu konuda çok net açıklamalar yapılmadığı görülmektedir. (Bkz. Süzek, Çelik/Canikoğlu/Canbolat, Bağdatlıoğlu, Aktay/Arıcı/Senven/Kaplan, Centel vd.) İncelediğimiz eserler arasında bu konuda en detaylı ve tatmin edici açıklama Cevdet İlhan GÜNAY tarafından yapılmıştır. Yazarın 2006 tarihli eserinde özetle; “Uygulamada kesinleşen mahkeme ilamının tebliğ edilmesine yönelik Medeni Usul Kanununda ya da icra mevzuatında bir hüküm bulunmamaktadır. İş Kanununda da bu konuda hüküm bulunmamakla birlikte, on iş günlük süre kesinleşen kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlayacağından, İş Mahkemelerince kesinleşen kararların tebliği içinde, özellikle davacı taraftan önceden tebligat masraflarının alınarak, taraflara tebligat yapılması ile tebliğ tarihi yönündeki olası ihtilafların önüne geçilmesi sağlanabilecektir. Tebligatın karar bekletilmeden yapılarak, işçi ile işverenin mahkeme ilamı karşısında ortaya koyacakları iradenin bir an önce belirgin hale gelmesi, yargılamanın seri ve kısa sürede sonuçlandırılmasını öngören kanunun amacına da uygun olacaktır. Ayrıca kesinleşen karar sadece işçiye değil, işverene de tebliğ edilmesinin, işverenin işe başlatma yükümlülüğünü öğrenmesi bakımından yararlı olacağını düşündüğünü. "İşçi tarafından yapılacak işe iade başvurusunun kesinleşen mahkeme ilamının işçiye tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde yapılması gerekir”. İşçiye kesinleşmiş kararın tebliğ edildiği tarihi saptanamaması halinde ise işçinin beyanı esas alınmalıdır.” Açıklamalarına yer vermiştir. Yani yazarda kanunun işçi lehine yorumlanması gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.

Kesinleşen mahkeme kararı ifadesinin detaylı açıklaması her ne kadar İş Kanununda yer almasa da bu konuda HMK m.302 vd. maddelerine bakabiliriz. HMK. 302/4 şu şekildedir. “Hükmün kesinleştiği, ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.” Burada kesinleşmenin hangi şartta ve şekilde yapılması gerektiğini anlatmaktadır. Yargıtay kararlarında da HMK. Hükmüne doğrudan bir atıf olmamakla birlikte kesinleşme usulünden anlaşılması gerekenin bu olduğu sonucu çıkmaktadır. Yani hem 22. Hukuk Dairesi hem de 9. Hukuk Dairesi kararın kesinleşmesinin HMK 302’de belirtilen usulün uygulanması ile alınacak kesinleşmiş kararın tebliğinden itibaren hak düşürücü sürenin başlayacağı yönünde isabetli kararlar vermeye başlamıştır. Ancak yukarıda künyesini verdiğimiz içtihatlar gibi farklı yönde de karar verebilmektedir. Bu sebeple kanunun yoruma açık olmasından ötürü yasa koyucu tarafından bu hususunun net olarak açıklanması, ya da Hukuk Genel Kurulu veya İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun bu konuya son noktayı koyması gerekecektir. Aksi halde hak düşürücü sürenin başlangıcı ile ilgili tartışmalar ve mağduriyetler her hâlükârda devam edecektir.

Son olarak kararlarda şu husus tartışılmamıştır. Kesinleşen mahkeme kararının tebliğini beklemek işçi açısından kötüye kullanılabilir mi? Örnekleyecek olursak, işe iade davası kabul edilen işçiye onama kararı tebliğ edilmiş, ancak kesinleşmiş mahkeme kararı tebliğ edilmemiş olsun. İşçi bu kararı 3-5 yıl sonra kesinleşmiş şerhi ile birlikte tebliğ alıp işverene başvurması halinde bu geçerli bir başvuru olacak mıdır? Şahsi kanaatim işçinin bu şekilde bir başvuru yapması halinde kabul edilmeyecek olmasıdır. Nitekim salt tazminat almak için bu başvuruyu yaptığı sabit olan işçinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği gibi başvurusunda da samimi olmadığı açıktır. Kaldı ki Yargıtay işçinin başvurusunda samimi olması şartını da aramaktadır. (Yargıtay 9. HD. 2014/27928 E., 2016/1034 K.18/01/2016 K.T. Özetle; İşçi işe iade talepli başvurusunda samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işine başlamak niyetinde olmadığı halde, işe iade davasının neticesinden yararlanmak adına yaptığı başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez.)

Sonuç olarak değerlendirilmek üzere tarafımıza verilen üç karardan eski tarihli olan 22. Hukuk Dairesi kararının işçi lehine yorumlanamayacağı ve hak kaybına neden olacağından ötürü doğru olmadığını, kanunda kesinleşmeden söz edildiği, HMK 302 vd. maddelerinde kesinleşme şerhinin nasıl alınacağı yönünde kurallar olmasından ötürü davacı işçi açısından hak düşürücü sürenin kesinleşmiş kararın kendisine veya vekiline tebliğinden itibaren başlayacağının daha isabetli olduğudur. Yine yukarıda belirttiğimiz üzere bu konuda yasa koyucu tarafından 21. Maddede bir düzenleme yapılması veya bu konuda çelişkili kararların önüne geçebilmek için HGK veya İBBGK kararına ihtiyaç duyulmaktadır.

KAYNAKÇA

AKIN Levent : İşe İade Edilen İşçiyi İşe Davet Beyanı ve Değerlendirilmesi, Çimento İşveren Dergisi,2011, s.36-42.

AKTAY Nizamettin/ ARICI Kadir/ SENYEN-KAPLAN E. Tuncay: İş Hukuku, 4. Baskı, Ankara 2011.

ALP Mustafa : İşçinin Feshe Karşı Korunması, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.5, S.1, 2003, s.1-40.

BİLGİLİ Abbas : İşe İade Davası Lehine Sonuçlanan İşçinin İşe Başlatılmaması Durumunda İhbar Tazminatı, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.15, Özel S.2013 (Basım yılı 2014), s.847-868.

BOZOK Salim :İşe İade Davasında Karar ve Kararın İcrası, İstanbul,2019.

CENTEL Tankut :İş Güvencesi, 2. Baskı, İstanbul, 2020.

ÇELİK Nuri/ CANİKLİOĞLU
Nurşen/ CANBOLAT Talat :İş Hukuku Dersleri, 32. Bası, İstanbul, 2019.

ÇİL Şahin : Kesinleşen İşe İade Davasının Sonuçları, Ankara Barosu Dergisi, S.1,2008, s.44-86.

DEMİR Ömer Faruk : İşe İade Davasında Yargılama, DÜHFD, C.22, S.37, 2017, s.285-312.

GÜNAY Cevdet İlhan : İş Kanunu Şerhi, 4. Baskı, Ankara, 2006.

KAR Bektaş : İşe İade (İş Güvencesi) Davasında Yargılama Hukuku Sorunları, Ankara Barosu Dergisi, S.1, 2008, s.87-115.

MANAV Hale : İş Sözleşmesinde Feshin Geçersizliğinin Tespiti ve Hukuki Sonuçları, İstanbul, 2009.

MELEKOĞLU KESER Burcu :İşe İade Davası, Ankara, 2018.

MOLLAMAHMUTOĞLU Hamdi: İş Hukuku Dersleri, 2. Bası, Ankara 2005.

NARMANLIOĞLU Ünal : İşe Başlatmama Tazminatı, Dergipark, C.8, Özel Sayı, 2013, s.1957-2052.

ÖZBEK S. Mustafa : İşe İade Davasında Davacı İşçinin Tedbiren İşe İadesi, Çalışma ve Toplum, S.4, 2012, s.11-40.

PARLAK Metin : İşe İade Davacının Sonuçları, Liberal Düşünce Dergisi, S.93, 2019, s.59/76.

SÜZEK Sarper : İş Hukuku, 18. Baskı, İstanbul 2019.


https://karararama.yargitay.gov.tr
https://www.resmigazete.gov.tr/
www.sinerjimevzuat.com




Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"İşe İade Davasından Sonra İşçinin, İşverene Başvuru Süresinin Başlangıcı Konusunda Yargıtay Kararlarının İncelenmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.Bülent Akçadağ'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
29-06-2020 - 16:38
(4 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
44
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 2 saat 12 dakika 45 saniye önce.
* Ortalama Günde 11,00 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 17039, Kelime Sayısı : 2443, Boyut : 16,64 Kb.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2116
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03479409 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.