Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Hmk Kapsamında Türk Mahkemelerinin Yetkisi

Yazan : Av.Bülent Akçadağ [Yazarla İletişim]

GİRİŞ

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu1 12.01.2011 tarihinde kabul edilerek 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun mülga ettiği 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundaki2 birçok madde köklü değişikliğe uğramış ya da daha evvel olmayan yeni maddeler eklenmiştir. Ancak işbu çalışmamıza konu olan Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre Mahkemelerin yetkisini düzenleyen maddelerde çok kapsamlı bir değişiklik yapılmamıştır.

Bu çalışmamızda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5. Maddesi ve devamında düzenlenen mahkemelerin yetkisinin kapsamı ile hukukumuza getirdiği önemli yenilik ve değişiklikleri Yargıtay kararları ışığında tartışıyor olacağız.

I- GENEL OLARAK YETKİ KAVRAMI

Yetki kavramının tanımı konusunda doktrin ve hukukumuzda çok ciddi tartışma bulunmamaktadır. Baki KURU yetkiyi “Bir davaya hangi yerdeki görevli hüküm mahkemesi tarafından bakılacağını düzenleyen kurallara yetki kuralı denir3” diye tanımlarken Pekcanıtez/Atalay/Özekes’e göre de “Yetki, bir davaya hangi yerdeki görevli mahkeme tarafından bakılacağını tespit etmeye yarayan kurallardır4” diye tanımlamıştır.

Hukukumuzda mahkemelerin yetkisi kanunla düzenlenmiştir (Anayasa m.142)5. Bu sebeple mahkemelerin hangi yargı çevresinde yargılama yapabilecekleri başta Hukuk Muhakemeleri Kanun olmak üzere Türk Medeni Kanunu, İş Mahkemeleri Kanunu, İcra İflas Kanunu vb. kanunlar ile belirlenmiştir. Bu düzenlemeler kapsamındaki yetki kurallarının niteliği kesin yetki olup olmamasına göre farklılık arz etmekte, bu farklılık ise yetki itirazının nasıl ileri sürülebileceği ve mahkemeler tarafından hangi aşamalarda dikkate alınabileceği hususlarında önem arz etmektedir. Bu nedenledir ki bir yetki kuralının kesin olup olmadığının doğru bir şekilde tespit edilmesi oldukça önemlidir6.

Mahkemelerin yargı yetkisi coğrafik bölgelerle sınırlandırılmıştır. Bu duruma ilgili mahkemenin “yargı çevresi” denmektedir. Hukuk mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırları olarak kabul edilmektedir7.

Yine hukukumuzda mahkemelerin yetkisi genel ve özel yetki kuralları olarak ikiye ayrılmaktadır.

A- GENEL YETKİLİ MAHKEME


1- GENEL OLARAK YETKİLİ MAHKEMELER

Yetki kuralları bütün davalar ve bazı davalar olmak üzere ikiye ayrılır. Bütün davalar için uygulanan ortak yetkili mahkeme kuralına genel yetki kuralı ve bu kurala göre belirlenecek olan mahkemeye genel yetkili mahkeme denilir8. Genel Yetkili Mahkemeler, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6’da düzenlenmiştir. Buna göre; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu9 hükümlerine göre belirlenir.” denmek suretiyle genel yetkili mahkemenin çerçevesini çok açık bir şekilde belirlemiştir. Bu durumda yerleşim yerinin tespiti için TMK’ya bakmak gerekecektir. TMK m.19 ve 21 gerçek kişiler için yerleşim yerini düzenlerken TMK m.51’de tüzel kişiler için yapılmış düzenleme bulunmaktadır10. Bu bağlamda genel yetkili mahkemenin tespit edilmesi için bu maddelerde belirtilen koşullar göz önünde bulundurulmalıdır.
Davanın açıldığı tarihten sonra davalının yerleşim yerini değiştirmesi mahkemelerin yetkisini etkilememektedir. Dava aynı mahkemede görülmeye devam edecektir. Ancak yeni adres bildirilmesi halinde artık tebligatlar bildirilen yeni adrese yapılacaktır11.


Genel yetkili mahkeme olarak davalının yerleşim yerinin kabul edilmesinin nedeni mahkemeden hukuki koruma, yani kendi lehine bir karar verilmesini talep eden davacının, davalının yerleşim yerine giderek dava açmasının uygun olmasıdır. Nitekim davacı talebi henüz ispatlanmamış bir iddia olmasından ötürü haklılığı net değildir12. Bu sebeple ileride oluşabilecek zararlardan davacının sorumlu tutulması hakkaniyete daha uygun olacaktır.


HMK m.9’da Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında açılacak davalardaki yetkiyi düzenlemektedir. Buna göre genel yetkili mahkeme Türkiye’de ki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesi olarak kabul edilmiştir13.


2- DAVALININ BİRDEN FAZLA OLMASI HALİNDE GENEL YETKİLİ MAHKEME

Davalının birden fazla olması halinde hangi mahkemenin yetkili olacağı da yine HMK m.7’de düzenlenmiştir. Madde metni şu şekildedir. “HMK m.7.(1) Davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. (2) Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir.”


Birden fazla davalısı olan davada, davalılardan sadece birinin yerleşim yerinde dava açılmış ve bu dava daha sonradan geri alınmış olsa bile, yargılamayı yürüten mahkemece diğer davalılar için yetkili mahkeme olmaya devam edecek ve yargılama yine aynı mahkemede yürütülecektir14.

Ancak davacı kötü niyetli olarak sadece davalılardan birini kendi yetkili mahkemesinden başka bir yetkili mahkemeye getirmek amacı ile dava açtığı hallerde, bu durumun dosya içerisindeki deliller ile desteklenmesi halinde, yetki sebebiyle mağdur olduğunu düşünen davalının yapacağı itiraz ile davanın yetkisizlik sebebiyle ayrılmasını talep edebilecektir15. Bu durum davalı tarafından ileri sürülmese dahi dürüstlük kuralı gereğince yargılamayı yürüten hâkim tarafından resen gözetilmesi gerekmektedir16.

Bu durumun istisnaları mevcut olup bazılarını belirtecek olursak;

a- Ortak Yetkili Mahkemenin mevcut olması halinde17 davalılardan birinin yerleşim yerinde dava açılamayacaktır (HMK m.7/1 son cümle)18.

b- İflas davalarındaki yetki kesin yetki olduğundan bu madde kapsamında değerlendirilemeyecektir (İİK. M.154,IV)19.

c- İş Mahkemeleri Kanunu m.6 kapsamına giren davalarda özel düzenleme mevcut olduğundan, HMK m.7 hükmü bu tür davalarda uygulanamayacaktır20.

d- Haksız fiilden kaynaklanan davalar ile kişilik haklarının korunması talepli davalarda da davacı kendi yerleşim yeri mahkemesinde21 dava açabilecektir22. Ancak PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES’E göre; “Haksız fiile sebebiyet vermiş davalıların her birinin yerleşim yeri farklı ise dava hepsi için ortak yetkili mahkeme olan, haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde açılır. Kesin yetki kuralına aykırılığı davalı ileri sürmese bile hâkim kendiliğinden nazara alır”23.

e- Yine soybağına ilişkin davalar taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde24 açılır25.

f- Nafaka davasında da yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim mahkemesidir26.

g- Şubelerinin işlemlerine karşı, şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de dava açılabilecektir27. (HMK. m.14) Ancak burada dikkat edilmesi gereken, şubenin işlemine karşı dava açılırken husumetin şubeye değil de şubenin bağlı bulunduğu gerçek veya tüzel kişiye karşı açılması gerektiğidir. Aksi halde davanın taraf ehliyeti yönünden reddi ile karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır28.

Yukarıda maddeler halinde belirttiklerimiz gibi özel kanunlardan doğan birçok istisna örneği verilebilir29.


B- ÖZEL YETKİ KURALLARI

Genel yetki kuralları haricinde, genel yetkiyi kaldırmayan özel yetkili mahkemeler de kabul edilmiştir30. Özel yetki kuralının mevcudiyeti genel yetkili mahkemenin yetkisini kaldırmayacaktır. Yani özel yetkili mahkemenin olması davanın genel yetkili mahkemede açılamayacağı anlamına gelmemektedir31. Davacı istediği takdirde genel yetkili mahkemede dava açacağı gibi özel yetkili mahkemede de dava açabilecektir. Başka bir deyişle özel yetki kuralları, davacıya alternatif yetkili mahkeme sunmaktadır32.

Özel yetkili mahkemeleri sıralayacak olursak;


1- BİR YERDE GEÇİCİ OLARAK OTURANLARA KARŞI AÇILACAK DAVALARDA YETKİ

Memur, işçi, öğrenci, asker gibi, bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak alacak veya taşınır mal davaları için, orada bulunmaları uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yer mahkemesi de yetkilidir. (HMK. m.8) Bu yetki kuralı kesin yetki kuralı değildir33.

HMK m.8’de açıkça belirtildiği üzere bu kural sadece taşınır mal ve alacak davaları için geçerlidir. Buna karşın örneğin gayrimenkul ya da boşanma davalarının yetkisi kesin yetki olduğundan bu davalar geçici olarak yerleşik bulunulan yerde açılamayacaktır.


2- SÖZLEŞMEDEN KAYNAKLANAN DAVALARDA YETKİ


Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.(HMK. m.10) Kanun metnindeki sözleşme kavramından anlaşılması gereken Borçlar Hukukundan doğan sözleşmelerdir34. Konusu şahıs varlığı hakkına dayanan sözleşmeler bu madde metnine dâhil değildir. (Örneğin; Aile Hukukuna dair)35.


İfanın tanımını NOMER şöyle yapmaktadır. “Borçlanılan edimin taahhüde uygun şekilde yerine getirilmesidir36”. Bir görüşe göre; Sözleşmenin ifa edileceği yer ilk önce tarafların açık veya zımni isteğine göre belirlenir. Bu yer belli ise dava o yerde açılabilir. Ayrıca sözleşmenin feshedilmiş olması halinde dahi sözleşmede kararlaştırılan yer mahkemesinde dava açılabileceği yönündedir37.


Bir başka görüşe göre ise; Sözleşmenin feshedilmiş olması halinde artık HMK. m.10’a dayanılarak dava açılamayacağı yönündedir. Nitekim sözleşmenin feshi halinde sözleşme varmış gibi HMK m.10’a dayanılarak sözleşmenin ifa yerinde dava açılmasının doğru olmadığı belirtilmektedir38.


Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015 yılında vermiş olduğu kararda39 sözleşmenin feshedilmiş olması halinde dahi HMK m. 10 gereğince dava açılabileceği yönündedir40.


Kanaatimizce sözleşmenin feshedilmiş olması halinde de sözleşmede belirtilen yetkili mahkemede dava açılabilmelidir. Nitekim tarafların birbirlerine olan edimlerini bu sözleşme çerçevelemiş ise yine bu sözleşmede düzenlenen yetki şartının da geçerli olması gerektiğidir.


Bu yetki kuralı da kesin yetki kuralı olmayıp seçimlik/özel yetki kuralıdır41. Bu sebeple genel yetkili mahkemelerin yetkisi devam etmektedir42.


3- HAKSIZ FİİLDEN DOĞAN DAVALARDA YETKİ

HMK m.16; “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir”. demektedir.

Kanun koyucu burada haksız fiille mağdur olan tarafın mağduriyetini arttırmamak için bu yönde bir düzenleme yapmıştır43. Bu bağlamda haksız fiille ilgili davalarda yetkili mahkemeler, haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi, zararın meydana geldiği yer mahkemesi, zararın meydana gelme ihtimalinin bulunduğu yer mahkemesi, davalının yerleşim yeri mahkemesi ve son olarak zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri yetkilidir44. Bu yetki kuralları kesin yetki kuralı olmayıp, davacı yetkili mahkemelerden dilediğini seçebilme özgürlüğüne sahiptir45.


4- MİRASTAN DOĞAN DAVALARDA YETKİ

HMK m.11’de düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Aşağıdaki davalarda, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir: a) Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar. b) Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar. (2) Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir. (3) Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.” demektedir.


HMK m.11’in birinci fıkrası kesin yetkili mahkemeyi düzenlerken devamında ise kesin yetkili olmayan mahkemeler düzenlenmiştir. Bu bağlamda miras ile ilgili davanın konusu taşınmazın aynına ilişkin olsa dahi dava taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmayacaktır. HMK 11/1’de ki yetki kuralı kesin olup bu durumda yetkili mahkeme HMK m.11/1 gereğince miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilecektir46. Devamındaki fıkralar ise kesin yetki kuralı değildir47.


5- SİGORTA SÖZLEŞMELERİNDEN KAYNAKLANAN DAVALARDA YETKİ


Sigorta sözleşmelerinden doğan tazminat davalarında yetki HMK m.15’te düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir. (2) Can sigortalarında, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. (3) Bu hüküm deniz sigortalarından doğan davalarda uygulanmaz.” Şeklindedir.

Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere önceki kanunda yer alan “sigorta mukavelesinden mütevellit tazminat davası” ifadesinin yerine “zarar sigortalarından doğan davalar” denilmek suretiyle yetki kuralını sadece tazminat davası olarak sınırlamamış sigorta hukukundan doğan diğer davaları da kapsamına almıştır48.
HMK m.15/1 seçimlik bir yetki kuralıdır. Bu sebeple diğer yetki hükümleri gereğince açılacak davadaki yetki de geçerli olacaktır49. Örneğin sözleşmenin ifa yeri mahkemesi ya da genel yetkili mahkemenin yetkisi de hala devam etmektedir50.

Yine motorlu araç kazalarından ötürü açılacak davalarda yetkili mahkeme, sigortacının merkez veya şubesi ile sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilecektir. (Karayolları Trafik Kanunu m.110,II)51.


Kanun koyucu HMK. m.15/3’te Deniz sigortasından doğan davalardaki yetki konusunu sebepsiz bir şekilde ayrı tutmuştur. Nitekim eski TTK.m.1339 ve devamında ki maddelerde denizcilik ile ilgili sigorta hükümleri düzenlenmişti, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda52 denizcilik sigortası ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır53. Yani HMK ile denizcilik sigortalarından doğacak davalarda yetkili mahkemeyi sınırlarken TTK’da da hüküm bulunmaması kanunda boşluk doğurmaktadır.


Yine deniz sigortalarına ilişkin yetki hükümleri sigorta genel şartlarında bulunmaktadır. Yani bir nevi kanun boşluğu “Türk Tekne Poliçesi Genel Şartları, Deniz Araçları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları” sözleşmelerindeki yetki sözleşmeleri ile doldurulmaya çalışılmaktadır. Bu durumda taraflardan birinin tacir veya kamu tüzel kişi olmaması halinde yetki sözleşmesinin geçersizliği sorunu ile karşılaşılacaktır. Bu durumun önüne geçebilmek için kanun koyucunun HMK 15/3’te ki maddeyi kaldırması ya da TTK’na bu yönde bir madde eklemesi elzemdir54.
6- KARŞI DAVADA YETKİ

Açılmış ve halen görünmekte olan bir (asıl) davada, davalının, aynı mahkemede (ve aynı dava dosyasında) asıl davacıya karşı dava açmasına karşı dava denir55. Karşı davada yetki HMK. m.13’te düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Kesin yetkinin söz konusu olmadığı hâllerde, asıl davaya bakan mahkeme, karşı davaya bakmaya da yetkilidir”. Burada ki amaç, aralarında ilişki olan iki davanın aynı mahkemede görülmesinin sağlanarak usul ekonomisi gereğince daha az masraf ve daha kısa sürede davanın sonuçlanmasını sağlamaktır. Ayrıca her iki davanın aynı mahkemede görülmesinden ötürü çelişkili kararların önüne de geçilmek istenmiştir56.

HMK.m.13 yalnızca karşı davada yetkiyi düzenlemektedir. Karşı dava olarak açılması mümkün olan bir davanın ayrı bir dava şeklinde açılması halinde yetkili mahkeme artık bu hükme göre belirlenemeyecektir57.

Kesin yetki kuralı olmayan durumda, asıl davanın yetkisiz mahkemede açılması ve davalının buna itiraz etmemesi halinde mahkeme yetkili hale gelecektir. Bu bağlamda karşı davanın da aynı mahkemede açılması halinde karşı dava bakımından da mahkeme yetkili olacaktır. Bu durumda asıl davanın davacısı artık yetki itirazında bulunamayacaktır58.

Ancak asıl davanın yetkili mahkemede açılmaması ve davalının ilk itiraz yolu ile yetki itirazında bulunması aynı zamanda yetkisiz mahkemede karşı dava açması halinde ise davaya bakan mahkemece yetkisizlik kararı verilmeli ve talep halinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi gerekecektir59. Davacı süresi içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi durumunda ise mahkemece her iki dava tefrik edilerek, asıl dava için açılmamış sayılmasına karar vermeli, karşı davaya ise bakmaya devam etmelidir60.

Karşı davaya ilişkin tüm bu açıklamaların istisnası ise kesin yetki kuralının olduğu hallerdir. Eğer karşı davaya konu olan uyuşmazlık kesin yetki hallerinden birine girmekteyse artık karşı davanın açıldığı mahkemede görülmesi mümkün olmayacaktır61. Nitekim kesin yetki kuralı kamu düzenine ilişkindir. Hâkim yargılamanın her aşamasında yetkili olup olmadığını gözetmekle yükümlü olduğu gibi taraflarda her aşamada bunu ileri sürebilirler6263.

Özel yetkili mahkemelerin başta gelenlerini yukarıda maddeler halinde sıraladık. Ancak özel yetkili mahkemeler sadece bunlarla sınırlı olmayıp örnekler halinde çoğaltılabilirler.




C- KESİN YETKİ KURALLARI

Kanun bazı durumlarda kesin yetki kuralı getirmiştir. Kesin yetki kuralının olduğu hallerde dava sadece kanunda belirtilen mahkeme veya mahkemelerde açılabilecek yetkili olmayan diğer mahkemelerde açılamayacaktır. Kanunun lafzından bir davanın kanunda belirtilen yer veya yerler dışında bir başka yer mahkemesinde açılamayacağı anlaşılan davalarda yetki, KESİN YETKİ kuralıdır64.


Kesin yetkili olarak tek bir mahkeme gösterilmiş olabileceği gibi birden fazla mahkeme de öngörülebilir. Burada esas önemli olan kanunda belirtilen yer veya yerler dışında dava açılmamış olmasıdır65. HMK’da belirtilen kesin yetki kurallarından başlıcaları aşağıda ki gibidir. Ayrıca bu başlıklar arasında yer vermediğimiz İİK. M.72’de ki yetki kuralı da mevcuttur. Buna göre; “Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Hükmü yer almaktadır. Bu da icra iflas kanununda ki yetki kurallarına örnek olarak gösterilebilecektir.

1- TAŞINMAZIN AYNINDAN DOĞAN DAVALARDA YETKİ

Öncelikle ayni hak kavramını açıklayacak olursak; ; ayni hak bir kimseye bir mal (eşya) üzerinden doğrudan hâkimiyet sağlayan ve bu sebeple herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir haktır66. Bu tür davaların yetkisi HMK m.12’de düzenlenmiştir. Buna göre taşınmazın aynına ilişkin davalar taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır67. Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Bu tür davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili kılınmasının başlıca sebebi ise bu davalara en kolay, en çabuk, en az giderle ve en emin şekilde taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi tarafından bakılabileceğindedir68. Nitekim yargılama esnasında, tapu kayıtlarının celbi, tanık dinleme, keşif (HMK. m.290 gereği tanıklar keşifte dinlenebilir.) gibi birçok işlem mahallinde yapılır69. Böylelikle hâkim davayı kendisi yürütecek ve gerek usul ekonomisi ilkesi ve gerekse de doğrudanlık ilkesine uygun olarak hareket etmiş olacaktır. Bu nedenle kanun koyucunun getirmiş olduğu kesin yetki kuralı isabetli olmuştur. İstihkak davaları, tescil davaları, yolsuz tescilin silinmesi ve değiştirilmesi davaları, irtifak hakkına ilişkin davalar, taksim ve şüyuun giderilmesi davaları, şufa davaları, taşınmazın zilyetliği vb. davalar kesin yetki kuralı çerçevesinde taşınmazın bulunduğu yerde açılır70.

Taşınmazla ilgili olmakla birlikte taşınmaz üzerindeki ayni hakka değil de şahsi bir hakka dayanan davalarda yetki, diğer yetki kurallarına göre belirlenecektir. Örneğin, kira alacağına ilişkin davalar, kira bedelinin tespiti davaları, tahliye davaları, ecrimisil davaları, ipotekle temin edilmiş para alacağının ödenmesine ilişkin davalar HMK m.12 kapsamında değerlendirilemeyecektir71.

Yine birden fazla taşınmazın bulunması halinde, taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabilecektir. (HMK m.12/3)


2- TÜZEL KİŞİLER BAKIMINDAN YETKİ

HMK m.14/2’de düzenlenmiştir. Buna göre (2) Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

HMK 14/2’nin uygulanabilir olması için tüzel kişi ile ortaklar ya da üyeler arasındaki tüzel kişilik ilişkilerden doğmuş uyuşmazlık72 olması gerekmektedir73. Örneğin bir üyenin haksız bir fiil sebebiyle tüzel kişiliğe karşı açacağı dava ya da kooperatife üye olan kooperatif müdürünün, kooperatif ile arasındaki sözleşmeye dayanan ücret alacağından doğan dava HMK 14/2 kapsamında değildir. Burada diğer yetki kuralları uygulanacaktır74. Yine Türk Ticaret Kanunun birçok maddesinde de yetki kuralları düzenlenmiştir75.


3- MİRASTAN DOĞAN DAVALARDA YETKİ

Mirastan doğan davalarda ki yetki düzenlemesi HMK m.11’de yapılmıştır. HMK m.11’de üç farklı yetki kuralı düzenlenmiştir. Buna göre; 11/1’de yer alan davalarda ki yetki, kesin yetkidir76. “(1) Aşağıdaki davalarda, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir: a) Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar. b) Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar.” Bunun dışında kalan diğer davalar da ise (HMK 11/2-3) kesin yetki söz konusu değildir77.

Miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu hallerde (HMK. m.11/1) miras ile ilgili davanın konusu taşınmazın aynından kaynaklansa dahi dava miras bırakanın yerleşim yerinde açılmalıdır. Miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesinin yetkisi kesin yetkidir78.

4- CAN SİGORTALARINDAN DOĞAN DAVALARDA YETKİ

HMK m.15/2’ye göre; “(2) Can sigortalarında, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.79” Kanunun hükümet gerekçesinde bu kuralın neden getirildiği ve kesin yetki olarak belirlenmesinin sebebi olarak “Sigorta ettireni, sigortalıyı veya lehtarı büyük bir ekonomik güce sahip olan sigorta şirketlerine karşı korumak olarak” gösterilmiştir.


Hukuk Muhakemeleri Kanununda sayılan kesin yetki kurallarını yukarıda belirttik. Ancak kesin yetkinin olabilmesi için bunun sadece HMK’da belirtilmiş olması gerekmemektedir. Diğer kanunlarla da mahkemelere kesin yetki kuralı getirilebilecektir. Örnek olarak İflas davalarındaki mahkemelerin yetkisinin kesin olması gösterilebilir80 (İİK.154/3).


II- YETKİ SÖZLEŞMESİ


A- GENEL OLARAK YETKİ SÖZLEŞMESİ

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 17 ile 18. Maddeleri arasında düzenlenmiştir. HMK m.17’de yetki sözleşmesinin tanım ve kapsamı yapılırken madde 18’de de geçerlilik şartı işlenmiştir. Doktrinde de yetki sözleşmesinin çeşitli terminolojik tanımları yapılmaktadır. Pekcanıtez yetki sözleşmesini “Tarafların belirli bir uyuşmazlık hakkında aslında yetkili olmayan mahkemeyi yetkili kılmak için yaptıkları sözleşmedir81” diye tanımlarken; Kuru ise; “Tarafların sözleşme ile yetkisiz mahkemeyi yetkili kılmalarıdır82”diye tanımlamaktadır. Karademir Aydemir ise “Hukukumuzda yetki sözleşmesi denilince akla bir sözleşmenin hükmü olarak ya da ayrı bir sözleşme şeklinde yetkili mahkemeye ilişkin tarafların karşılıklı iradelerinin birbirine uygun olması hali gelir. Yetki Sözleşmesi kavramı ile kastedilen de budur83” demektedir. Aşık ise; “Yetki sözleşmesi ile taraflar, aslında yetkili olmayan bir mahkemeyi yetkili kılarak o mahkemede dava açabilme imkanına sahip olabilmektir84” diye tanımlamıştır. Görüldüğü üzere doktrinde yetki sözleşmesinin tanımı konusunda ciddi bir fark bulunmamaktadır.

B- YETKİ SÖZLEŞMESİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI

1- TARAFLARIN TACİR VEYA KAMU TÜZEL KİŞİ OLMASI

Hukuk Muhakemeleri Kanununda tacir veya kamu tüzel kişilerinin yetki sözleşmesi yapabilmesine izin verilmiştir. Bu sebeple yetki sözleşmesinin taraflarından birinin dahi gerçek kişi olması halinde85 bu sözleşme geçersizdir86. Mahkemelere ilişkin yetki sözleşmelerinin icra müdürlüklerini de kapsayıp kapsamayacağı konusunda tartışma bulunmaktadır.


2- KESİN YETKİ KURALININ OLMAMASI


HMK. m.18/1’de belirtildiği üzere kanun tarafından kesin yetkili mahkeme olarak belirlenmiş olması hallerinde yetki sözleşmesi yapılamayacak ya da yapılan yetki sözleşmesi geçerli olamayacaktır87. Kesin yetki hallerine yukarıda değinmiştik, bunlardan birkaç örnek verecek olursak; İflas davaları, iş davaları, taşınmazın aynından doğan davalarda yetki sözleşmesi yapılamayacaktır88.


3- YETKİ SÖZLEŞMESİNİN YAZILI OLARAK YAPILMASI

Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartlarından biri de yazılı olarak yapılma koşuludur. HMK m.18/2’de “Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılmasından” söz edilmiştir. Bu bağlamda yazılı olmayan yetki sözleşmeleri geçerli olmayacaktır.

Kanunun yazılı şekil şartı getirmiş olmasının sebebi, uyuşmazlığın kanunen yetkili kılınmış olan mahkemeden başka bir mahkemede görülmesi hususunda anlaşan tarafların böyle önemli bir tasarrufta bulunmaları durumunda daha özenli ve dikkatli olmaları ve yaptıkları sözleşmenin kendileri açısından ne kadar önem teşkil ettiğini idrak edebilmeleri amacını taşımaktadır89.

Yetki sözleşmesi asıl sözleşme içerisinde bir madde olarak da belirtilmiş olabilir. Aynı zamanda asıl sözleşmeden farklı bir sözleşmeyle de yapılmış olabilir. Nasıl yapılırsa yapılsın burada mühim olan yazılı olarak yapılmış olmasıdır90.

Büyük şirketlerin hazırlamış olduğu sözleşmelerin içerisinde yer alan genel şartlar kısmında da yetkili mahkemenin belirlenmesine ilişkin maddeler mevcut olabilir. Yetki şartı taraflarca imzalanmış olsa dahi, ekonomik ve sosyal açıdan güçsüz olan tarafın rahatça görüp okuyabileceği şekilde yazılmamış olması halinde bu sözleşme geçersiz kabul edilecektir91.


4- YETKİ SÖZLEŞMESİNDEKİ UYUŞMAZLIĞIN VE MAHKEMENİN BELİRLİ OLMASI

Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer koşulu sözleşmede uyuşmazlığın ve mahkemenin açıkça belirlenmiş92 olması gerektiğidir. Uyuşmazlığın açıkça belirli olmasına örnek olarak bir kira sözleşmesindeki “işbu sözleşmeden doğacak ihtilaflar için İstanbul mahkemeleri yetkilidir” ibaresi geçerlidir93. Ancak uyuşmazlık konusunun net olmadığı ya da yetkili mahkemenin tam olarak ifade edilmediği yetki sözleşmeleri ise geçersizdir94. Buna örnek verecek olursak, uyuşmazlığın çözümünde Türkiye Mahkemelerinin yetkili olduğu ya da Marmara bölgesindeki mahkemelerin yetkili olduğu yönündeki yetki sözleşmeleri, tarafların istedikleri mahkemede dava açabilecekleri yönünde ki sözleşmelerde95 geçersizdir.

Taraflar yetki sözleşmesinde birden fazla mahkemeyi de yetkili hale getirebilirler (HMK. m.18/2). Örneğin sözleşmede İstanbul ve Ankara mahkemeleri yetkilidir ifadesi de geçerlidir. Ancak bu yerler kararlaştırılırken hakkın kötüye kullanılmaması gerekmektedir96.

Yetki sözleşmesinin düzenlenmesi halinde taraflarca aksi bir düzenleme bulunmaması halinde dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. (HMK m.17) Bu durumda taraflar sadece kararlaştırılan mahkemede dava açabileceklerdir. Ancak taraflar dilerse yetki sözleşmesinin kapsamını genişleterek diğer genel ve özel mahkemelerin yetkisinde de dava açılabileceğini kararlaştırabileceklerdir97. Artık bu yetki sözleşmesi münhasır yetki sözleşmesi olarak kabul edilecektir98.


Yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan mahkeme artık açılan davaya bakmaktan imtina edemeyecektir. Yetki sözleşmesi o davayı kapsamıyor olsa veya geçersiz olsa dahi kesin yetki hükümlerinin mevcut olmaması halinde mahkeme davaya bakmakla yükümlüdür. Davalı süresinde yetki itirazında bulunmaz ise artık mahkeme yetkili mahkeme haline gelmiş olacaktır99.

Son olarak şunu da belirtmek isteriz ki, istinaf mahkemeleri için yetki sözleşmesi yapılması mümkün değildir. Yapılmış olsa dahi bu geçersizdir. Bu durumda istinaf mahkemesi yetki incelemesini re’sen yapar ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine “kesin olarak” karar verir100 (HMK. m.353 vd.).


III- YETKİ İTİRAZI VE SONUÇLARI


Bu başlığa kadar genel ve özel yetki kuralları ile yetki sözleşmeleri ve geçerlilik şartlarını değerlendirdik. Son değerlendirmemiz de yetki itirazı, şekli ve sonuçları konusunda olacaktır.

Yetkisiz mahkemede dava açılmış ve dava kesin yetki ile ilgiliyse taraflar bu yetki itirazını davanın her aşamasında ileri sürebileceklerdir. Yine mahkemede bu durumu dava sonuçlanıncaya kadar her aşamada kendiliğinden değerlendirmelidir (HMK. m.19/1). Bunun dışındaki durumlarda ise yetki itirazı ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilecektir. Davalı ilk itirazı süresinden sonra yapması halinde mahkeme –kesin yetki halleri haricinde- bu itirazlara itibar etmeyerek ve yargılamaya devam etmelidir101(HMK. m.19/2). Sonuç olarak yetki itirazı ilk itiraz olmasından ötürü cevap dilekçesiyle birlikte mahkemesine sunulmalıdır102.


Davalı taraf yetki itirazında bulunurken cevap dilekçesini süresinde, doğru şekilde ve hangi mahkemenin yetkili olduğunu da kapsayacak şekilde belirtmelidir. Aksi halde yetki itirazı kabul edilmeyecektir (HMK. m.19/2). Davalının yetki itirazında bulunması halinde yetki itirazı davacıya tebliğ edilir, davacının yetki itirazını kabul etmemesi halinde mahkemece öncelikle dava dosyası yetki yönünden incelenip yetki itirazının kabulü ya da reddine karar verilir. Yetki itirazının reddi kararı bir ara karar hükmünde olduğundan dolayı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir. Yetki itirazı incelenip bir karara bağlanmadan işin esasına girilerek karar verilmesi mümkün değildir103.

Davalı hem yetki itirazında hem de tahkim itirazında bulunabilir. Bu durumda mahkemece öncelikle yetki itirazının incelenmesi ve yine bu konuda karar vermesi gerekmektedir. Mahkemece yetki itirazı kabul edilirse bu durumda tahkim itirazını da kabul edemeyecektir. Zira tahkim itirazının yetkili mahkemece incelenmesi gerekmektedir104.

Mahkeme, itiraz üzerine yetkisiz olduğunu tespit ederse yargılama dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verir. Bu kararında yetkili mahkemenin isminin de açıkça yazılması gerekmektedir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilecektir. Davanın konusu mal varlığına ilişkin ise parasal sınıra dikkat edilmesi gerekecektir. Parasal sınırın üzerindeki bir karar için istinaf yolu açıktır. (2020 yılı için istinafa başvuru sınırı: 5.390,00-TL’dir.) Bu bağlamda Bölge Adliye Mahkemesinin yetkisizlik yönünden vermiş olduğu karar kesin olup temyize gidilemeyecektir105 (HMK m.362/1-c).

Mahkemece yetkisizlik kararı verilmiş ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde yetkisiz mahkemeye başvurulması gerekmektedir. Bu süre zarfında başvuru yapılmaması halinde yetkisizlik kararı veren mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verir. (HMK m.20/1,c.2) Davanın açılmamış sayılma kararı ile mahkeme dosyadan el çektiğinden artık bu karar istinaf edilebilir. Bölge Adliye Mahkemesinin vereceği karar kesin olup, temyiz edilemez106. (HMK. m.353)


Davanın açılmamış sayılma kararının kesinleşmesinden sonra ki olayları da şu şekilde sıralayabiliriz.

* Davacı artık davasını yeni bir dilekçe ve yeniden harç ödemek suretiyle açmak zorundadır.

* Yetkisiz mahkemede açılan dava ile kesilen zamanaşımı tekrar işlemeye başlayacaktır. Alacak davasında zamanaşımı süresi bitmiş ise bu durumun istisnası BK m.158 kapsamında altmış günlük ek süre içerisinde davasını açabilecektir. Aksi halde alacak zamanaşımına uğrayacaktır.

* Davalı daha evvel temerrüde düşürülmemiş ise yetkisiz mahkemede açılan davanın kendisine tebliğinden itibaren temerrüde düşmüş sayılacaktır. Davacı daha sonra açacağı davada artık temerrüt faizi de talep edebilecektir107.

* Davanın açılmamış sayılmasından sonra açılacak dava, artık “yeni bir dava” olma niteliğini taşıdığından, davacı iddia ve savunmasını genişletip değiştirebilecektir.

* Yetkisiz mahkemede yaptırılmış keşif, dinlenen tanıklar veya bilirkişi inceleme raporlarının yeterli görülmesi halinde yeniden rapor aldırılmasına gerek olmaksızın, yeni mahkemece bu deliller ile yetinilebilecektir.


IV- YARGI YERİ BELİRLENMESİ


A- YARGI YERİNİN BELİRLENMESİNİ GEREKTİREN HALLER


Bir davaya hangi mahkemenin bakacağının belli olmadığı durumlarda bir davaya hangi mahkemenin bakacağının istinaf mahkemesi ile belirlenmesi durumuna yargı yeri belirlenmesi denir108(HMK m.21-23). Yargı yerinin belirlenmesi için HMK m.21’de dört ihtimal gösterilmiştir. Buna göre HMK m.21 “(1) Aşağıdaki hâllerde, davaya bakacak mahkemenin tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulur: a) Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa. b) İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa. c) İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse. ç) Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse.” Bu durumlara somut örnekler verecek olmamız halinde, a bendinde ki engel halleri; Savaş ya da olağanüstü bir durumun ortaya çıkması, deprem ya da doğal afet yaşanması, hâkimin vefatı, hastalanması halinde davalara bakacak başka bir hakimin bulunmaması halleri fiili engel olarak gösterebiliriz109. b bendinde ki iki mahkeme arasında ki yargı sınırlarında tereddüt yaşanmasına örnek olarak dava konusu taşınmazın hangi il/ilçe sınırları arasında kaldığı konusunda tereddüt oluşması gösterebiliriz110.


B- YARGI YERİ BELİRLENMESİ USULÜ


HMK m.22 gereğince ilk derece mahkemeleri hakkında yargı yeri belirlenmesi için istinaf mahkemelerine başvurulması gerekmektedir. (HMK. m.22/1) Bu başvuru üzerine yargı yeri incelemesi duruşmasız olarak dosya üzerinden yapılacaktır. Bu inceleme neticesinde istinaf mahkemesinde hangi mahkemenin yetkili olduğu konusunda yargı yerini belirler ve dava dosyasını o yer mahkemesine gönderir. Bu karar kesin olup temyiz edilemez111. Yine yargı yeri olarak belirlenen mahkeme bu karara uymak ile yükümlüdür. (HMK.m.22/2) Yargı yeri belirlemesi istinaf mahkemeleri arasında ki bir uyuşmazlığa dayanıyor ise, yargı yerinin belirlenmesi için Yargıtay’a başvurulması gerekmektedir. Yine Yargıtay tarafından verilen karar kesindir112




KAYNAKÇA
ARSLANPINAR Tuğçe : Medeni Yargılama Hukukunda Karşı Dava, Ankara 2017.
AŞIK İbrahim : Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na Göre Yetki Sözleşmesi, TBB Dergisi, 2011 (97).

BOLAYIR Nur :Medeni Usul Hukukunda Yetki Sözleşmeleri, 1 Bası, İstanbul, 2009.

KARADEMİR AYDEMİR Dilek : Medeni Usul Hukukunda Mahkemelerin Yetkisi, Ankara 2019.

KIRMIZI Mustafa : 6100 sayılı Yeni HMK Değişiklikleriyle Hukuk Mahkemelerinde Görev Ve Yetki, Ankara 2011.

KONURALP Orhan Emre : Hukuk Muhakemeleri Kanununa Göre Ortak Yetkili Mahkeme İle Münhasır Yetki Sözleşmesiyle Belirlenen Mahkemenin Yetkisinin Niteliği, TBB Dergisi, 2019.

KURU Baki : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, 3. Bası, Ankara 2019.

NOMER, Haluk N. : Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2015.

PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ ÖZEKES Muhammet: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2019,

TAŞ KORKMAZ Hülya : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Görev, Yetki ve Yargı Yerlerinin Belirlenmesine İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, Yaşar Üniversitesi Elektronik Dergisi, Cilt.8, Özel Sayı, Yıl 2013, Cil-II.

www.sinerjimevzuat.com

https://www.resmigazete.gov.tr/


1 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (RG. 04/02/2011 – 27836).
2 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (R.G. 18/06/1927 - 622, 623, 624).
3 KURU Baki, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, 3. Bası, Ankara 2019, s.43.
4 PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ ÖZEKES Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 7. Bası, İstanbul 2019, s.70.
5 KURU, s, 61.
6 KONURALP Orhan Emre, Hukuk Muhakemeleri Kanununa Göre Ortak Yetkili Mahkeme İle Münhasır Yetki Sözleşmesiyle Belirlenen Mahkemenin Yetkisinin Niteliği, TBB Dergisi, 2019, s.211-230.
7 KURU, s.61.
8 KARADEMİR AYDEMİR Dilek, Medeni Usul Hukukunda Mahkemelerin Yetkisi, 2. Bası, Ankara 2019, s.95.
9 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (RG. 08.12.2001 – 24607).
10 KURU, s.61; PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.71.
11PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.72; KIRMIZI Mustafa, 6100 sayılı Yeni HMK Değişiklikleriyle Hukuk Mahkemelerinde Görev Ve Yetki, 1 Bası, Ankara 2011, s.181.
12 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.71.
13 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.72; KURU, s.63.
14 KURU, s.63,64;KIRMIZI, s.185; PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.72;KARADEMİR AYDEMİR s.166.
15 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.72; TAŞ KORKMAZ Hülya, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Görev, Yetki ve Yargı Yerlerinin Belirlenmesine İlişkin Hükümlerinin Değerlendirilmesi, Yaşar Üniversitesi Elektronik Dergisi, Cilt.8, Özel Sayı, Yıl 2013, Cil-II, s.1753-1818.
16 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES s.72.
17 Yargıtay 17. H.D., 2015/10871 E., 11015 K., 21.10.2015 T., Özet: Mahkemece, haksız fiilden kaynaklanan davada, HMK.'nin 16. maddesi gereğince tüm davalılar yönünden ortak yetkili mahkeme olan Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkisinin HMK.'nin 7. maddesine göre kesin olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. HMK 16. madde hükmü, HUMK.’daki düzenlemeye oranla daha genişletilmiş ve ayrıntılandırılmıştır. Ancak, HMK.'nda kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir. Ortak yetkili mahkemede dava açılmasının zorunlu olması durumu, ancak zorunlu dava arkadaşlığına ilişkin hükümlerin varlığı halinde uygulanır. Yetki itirazının ileri sürülmesi ile ilgili kurallar Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 19.maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 4. bendine göre; “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir.” Bu durumda, davacı seçimlik hakkını kullanarak davayı davalı Bursa Büyükşehir Belediyesi ve B.. M..nün bulunduğu Bursa'da açtığına göre, Mahkemece, HMK.'nin 7. maddesi hatalı yorumlanmak suretiyle kesin yetki kuralından bahisle, yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
18 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.72, KURU, s.64, TAŞ KORKMAZ, s.1776, KARADEMİR AYDEMİR, s.173.
19 KURU, s.64.
20 KURU, s.64.
21 KURU, s.64; TAŞ KORKMAZ, s.1776;
22 Yargıtay 17. H.D., 2014/9537 E., 11348 K., 09.09.2014 T., Özet: Dava konusu olayda, dava haksız fiilden kaynaklanan tazminata ilişkindir. Davacı davasını A… 13 Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açmıştır. Dosya içerisinde bulunan belgelere göre davacının ikametgahının A… olduğu anlaşılmaktadır. Bu hale göre mahkemece "haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir" hükmü gereğince davanın davacının ikametgahı mahkemesinde açıldığı gözetilerek işin esasına girilip tarafların iddia, savunma ve delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
23 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.72; TAŞ KORKMAZ, s.1776.
24 Yargıtay 2. H.D., 2003/10376 E., 11477 K., 17.09.2003 T., Özet: Davacı Türk vatandaşı olup Almanya'da oturmaktadır. Türk vatandaşlarının Türkiye'de herhalde bir yerleşim yeri vardır. Bir kimsenin nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer, yerleşim yerinin ora olduğuna belirge oluşturur. Davacı, Edirne'de nüfusa kayıtlıdır. Dava Edirne'de açılmıştır. Şu halde davada Edirne yetkilidir. Davanın esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
25 KURU, s.64.
26 Yargıtay 3. H.D., 2009/12815 E., 15552 K., 13.10.2009 T., Özet: Yardım nafakası davalarında; yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Davacının yerleşim yerinde açılan bu davaya bakılarak esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
27 Yargıtay 21. H.D., 2014/10586 E., 12051 K., 02/06/2014 T., Özet: HMK'nın 14/1. maddesi uyarınca "Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir." Bu yetki kuralı kesin olmadığından HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde "Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı"nı "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise; "İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." hükmünü içermektedir. Son olarak; "Cevap dilekçesini verme süresi" başlıklı 127/1. maddesi ise; "Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir." şeklinde düzenleme getirmektedir. Somut olayda, kesin yetki kuralının bulunmadığı davayla ilgili olarak; davalı Kurum vekilinin yetki itirazında bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/10-1153 E. 2013/245 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir.
28 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.73.
29 KURU, s.64.
30 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.73; KURU, s.64; TAŞ KORKMAZ, s.1779.
31 KIRMIZI, s.190; KARADEMİR AYDEMİR, s.97.
32 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.73.
33 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.73; KURU, s.65.
34 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.74; KURU, s.66.
35 KURU, s.66.
36 NOMER Haluk N, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 14 Bası, İstanbul, 2015, s.265.
37 KURU, s.66.
38 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.74.
39 Yargıtay 11. H.D., 2014/2059 E., 712 K., 20.01.2015 T.
40 KURU, s.66.(Not: İlgili kaynak kitapta ki Yargıtay kararının esas numarası yanlış olup, doğru esas 2014/2059’dur.)
41 Yargıtay 13. H.D., 2015/3180 E., 6776 K., 05.03.2015 T., Özet: Dava, sözleşmeden kaynaklanan edimin yerine getirilmemesi sonucu talep edilen bedelin tahsili istemi ile açılmıştır. HMK.nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca BK.'nun 73.(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.(Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı) Az yukarıda anılan BK.'nun 73.(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi gereğince, para alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemi ile açılan eldeki davada, Adana Mahkemeleri de yetkilidir. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek işin esasına girilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
42 KARADEMİR AYDEMİR,s.218.
43 KARADEMİR AYDEMİR,s.201.
44 KURU, s.67.
45 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.75.
46 KURU, s.68.
47 Yargıtay 17. H.D., 2012/5175 E., 8661 K., 03.07.2012 T., Özet: Mirasçılık belgesinin verilmesine ilişkin dava 6100 Sayılı HMK.nun geçici 3/2.maddesi gereğince sayılı HMK.nun 382. maddesinin çekişmesiz yargı işlerinden sayılmış 384.maddesinde ise Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, çekişmesiz yargı işleri için talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkili olduğu HMK.nun 11/3. maddesinde ise (3) Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkili olduğu belirtilmiştir. Bu hale göre mirasçılık belgesinin verilmesi davalarında kesin yetki kuralı olmayıp tarafların yetki itirazı da olmadığına göre davanın açıldığı ilk mahkeme olan İstanbul 4.Sulh Hukuk Mahkemesi1nde görülüp sonuçlandırılması gerekir.
48 KIRMIZI, s.61.
49 Yargıtay 17. H.D., 2014/15186 E., 11754 K., 15.09.2014 T., Özet: 6100 Sayılı H.M.K.'nın genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1. fıkrasında "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmü, 7. maddesinde "davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." hükmü düzenlenmiştir. Yine aynı Kanunun 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Somut olayda, sigortalının şirket merkezi adresi Sarıyer olsa da, haksız fiilin işlendiği yer sigortalının Kadıköy adresinde bulunan iş yeridir. Davacı vekilinin davayı, haksız fiilin meydana geldiği ve davalıların ikametgahı mahkemesi olan İstanbul Anadolu Mahkemelerinde açtığı gözetilerek işin esasına girmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 17. H.D., 2014/1331 E., 7100 K., 06.05.2014 T., Özet: Mahkemece, HMK'nun 15. maddesi uyarınca zarar sigortalarından doğan davalarda, sigorta bir taşınmaz veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken veya şart kılınan taşınırlara ilişkin ise malın bulunduğu yerde taşınır ise rizikonun gerçekleştiği yerde dava açılabileceği, somut olayda yangın Beylikdüzü 5M Migros deposunda gerçekleştiğinden ve Beylikdüzü Bakırköy ilçe sınırları içerisinde bulunduğundan HMK'nun 7 ve 15. maddeleri gereğince yetkisizliğine HMK'nun 331/2. maddesine göre görevli ve yetkili Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Migros AŞ vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Sonuç: Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde ve değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, göre taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanunun uygun bulunan hükmün ONANMASINA karar verilmiştir.
50 KARADEMİR AYDEMİR, s. 432,433.
51 KURU, s.67.
52 6102 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (RG. 14/02/2011 – 27846).
53 KARADEMİR AYDEMİR, s. 437.
54 KARADEMİR AYDEMİR, s. 438.
55 KURU, s.416.
56 KARADEMİR AYDEMİR, s.445.
57 ARSLANPINAR Tuğçe, Medeni Yargılama Hukukunda Karşı Dava, Ankara, 2017, s.80.
58 ARSLANPINAR, s.80.
59 ARSLANPINAR, s.81.
60 ARSLANPINAR, s.81.
61 ARSLANPINAR, s.83.
62 Yargıtay 9. H.D., 2016/11788 E., 2020/717 K., 20.01.2020 T., Özet: Davalı vekili tarafından temyiz aşamasında sunulan dilekçeyle davalı şirket merkezinin Sancaktepe-İstanbul olduğunu belirterek mahkemenin yetkisiz olduğunu savunmuştur.İş mahkemelerinde kesin yetki kuralı geçerli olup, mahkemenin yetkisinin re' sen değerlendirilmesi gerektiği gibi, yargılamanın her aşamasında yetki itirazının ileri sürülmesi mümkün olduğundan itirazla ilgili değerlendirme yapılarak karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.

63 ARSLANPINAR, s.83.
64 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.76.
65 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.76.
66 KARADEMİR AYDEMİR, s.311.
67 Yargıtay 19. H.D., 2012/790 E., 11396 K., 09.07.2012 T., Özet: Davacılar, davalı ile imzalanan 09.11.2006 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin iptalini istemiş, 10.05.2011 tarihli dilekçe ile talebini ıslah ederek davalı şirket üzerinde kayıtlı tapunun iptali ile tescilini, sözleşmenin teminatı olarak tesis edilen ipoteğin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. 6100 sayılı HMK'nun 12. maddesine göre taşınmaz üzerindeki aynı haklara ilişkin veya aynı hak sahipliğinden değişikliğe yol açabilecek davalar taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmelidir. Bu yetki kuralı kesin yetki olup, re'sen gözetilir. Mahkemece anılan hüküm gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
68 KARADEMİR AYDEMİR, s.300.
69 KARADEMİR AYDEMİR, s.301.
70 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.77; KURU, s.69.
71 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.77; KURU, s.69.
72 Yargıtay 23. H.D., 2015/4804 E., 6680 K., 19.10.2015 T., Özet: Dava, davacı tarafından üyesi bulunduğu kooperatife karşı açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece davanın esasına girilip karar verilmiş ise de temyiz aşamasında celp edilen Erzincan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 22.05.2015 tarih ve 1251 sayılı cevabi yazısında adı geçen kooperatifin Erzincan da kaydı bulunmadığını belirttiği, öte yandan 6100 sayılı HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca tüzel kişinin ortağa, ortağın da tüzel kişiye açtığı davalarda tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılması hususunda kesin yetki ile ilgili emredici hüküm bulunduğu halde mahkemenin kooperatifin merkezinin kayıtlı bulunduğu yer yeterince araştırılmadan karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi ortak tarafından açılan davada kesin yetki kuralının geçerli olmadığı yönündeki gerekçede de isabet görülmemiştir.
Yargıtay 23. H.D., 2014/396 E., 1146 K., 18.02.2014 T., Özet: Sicilden terkin edilen kooperatiflerin ihyasına ilişkin açılan davaların, 6100 sayılı HMK'nun 14/2. maddesi gereği, kooperatifin ikametgahı addolunan mahal mahkemesinde görülmesi gerekir. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olup, davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'sen dikkate alınması gerekir.
73 KARADEMİR AYDEMİR, s.384.
74 KARADEMİR AYDEMİR, s.384.
75 TTK. M.82, 561, 661, 890, 1063, 1087, 1348 v.d maddelerde de yetkili mahkemeler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
76 Yargıtay 2. H.D., 2008/3742 E., 6979 K., 13.05.2008 T., Özet: Vasiyetnamenin yerine getirilmesine yönelik davaya miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesinde bakılması gerekir. Bu yetki kesindir. Yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması zorunludur (MK m. 576, HUMK m. 1). Bu davada Hukuk Usulü Muhakemesi Yasası'nın 13. maddesinin uygulanma olanağı yoktur (HGK 17.01.2007 gün ve 2007/2-2, 2007/10 sayılı, HGK 04.10.2006 gün ve 2006/2-538-619 sayılı, Y.2.HD. 27.03.2007 gün, 2937-5017 sayılı kararlar). Mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
77 Yargıtay 8. H.D., 2013/8046 E., 2014/2632 K., 18.02.2014 T., Özet: Bilindiği üzere ve kural olarak: mirasçılık belgesinin verilmesine dair istem, 6100 Sayılı H.M.K.nun 382. maddesine göre çekişmesiz yargı işlerinden sayılmış, 11/3. maddesinde ise hangi davaların miras bırakanın son ikametgahı mahkemesinde görüleceği açıklanmış, aynı maddenin son fıkrası hükmünde veraset ispatına, miras hisselerinin tayinine dair davaların, mirasçılarının her birinin bulunduğu yer mahkemesinde görülebileceği açıklanmıştır. Bu hukuksal olgunun sonucu olarak mirasçılık belgesinin verilmesi davalarında kesin yetki kuralı olmayıp: mirasçılık belgesi, mirasbırakanın yerleşim yeri ya da nüfusa kayıtlı olduğu yer gözetilmeksizin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki Adli Yargı Teşkilatı bulunan tüm adliyelerden her zaman alınabilecek ve aksi her zaman ispat edilebilecek hasımsız belgelerdendir. Hal böyle olunca, mirasçılık belgesinin verilmesi davalarında kesin yetki kuralı olmayıp herhangi bir yetki itirazı olmadığı da gözetilerek, mahkemece delillerin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek davanın esası yönünden bir hüküm vermek gerekirken, yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
78 KURU, s.68.
79 Yargıtay 11. H.D., 2013/8205 E., 13050 K., 21.06.2013 T., Özet: Davacı vekili, müvekkilinin içinde yolcu olarak bulunduğu otobüsün trafik kazası yapması sonucunda yaralandığını ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, HMK’nun 15/2 maddesi hükmü gerekçe gösterilerek, davanın davacı sigortalının yerleşim yeri mahkemesinde açılmasının gerektiği, söz konusu hükmün kesin yetki kuralı mahiyetinde olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetki yönünden reddi ile dosyanın Bursa Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmişse de, mahkeme kararına dayanak olan 6100 sayılı HMK’nun 15/2 maddesi hükmünde <Can sigortalarında, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.> düzenlemesi yer almakta olup, bu haliyle dosya içerisinde örnekleri mevcut poliçeler itibariyle davalılardan A. K.’nin sigorta ettiren konumunda olduğu ve yerleşim yerinin de Bafra olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece değinilen madde hükmünün, sigortalı ve lehdarla birlikte sigorta ettiren yönünden de düzenlemeler getirdiği ve seçimlik yetki kuralı öngördüğü göz önüne alınmaksızın, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

80 KARADEMİR AYDEMİR, s.382.
81 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.77
82 KURU, s.70.
83 KARADEMİR AYDEMİR, s.41.
84 AŞIK İbrahim, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na Göre Yetki Sözleşmesi, TBB Dergisi, 2011 (97), s.11-48.
85 Yargıtay 12. H.D., 2014/5533 E., 9017 K., 27.03.2014 T., Özet: Söz konusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması aranmıştır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir. Somut olayda, takip dayanağı bonoda Kırıkhan mahkemelerinin (icra dairelerinin) yetkili olduğunun yazılması yetki sözleşmesi niteliğinde olup, takip tarihi itibari ile yürürlükte olan 6100 Sayılı HMK'nun 17. maddesi gereğince bu yetki sözleşmesi geçersizdir. Ancak takip dayanağı bonoda tanzim yeri bulunmayıp borçlu adresinin Hassa olduğu görülmektedir. O halde mahkemece, takip dayanağı borçlu adresinin Hassa olması nedeniyle yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
86 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.79, KURU, s.71, AŞIK, s.21.
87 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.80, KURU, s.70, AŞIK, s.28.
88 KURU, s.70.
89 BOLAYIR Nur, Medeni Usul Hukukunda Yetki Sözleşmeleri, 1 Bası, İstanbul, 2009, s.133,134.
90 BOLAYIR, s.134.
91 BOLAYIR, s.137.
92 Yargıtay 15. H.D., 2014/3586 E., 4337 K., 23.06.2014 T., Özet: Taraflar arasında akdedilen 23.12.2012 tarihli sözleşme ile davacının yüklenicisi olduğu Erzurum Teknik Üniversitesi Eğitim Binası yapım işinin açık teras, su yalıtım uygulaması kısmını davalı, taşeron olarak üstlenmiş, bu sözleşmenin 6. maddesinde, taraflar arasında doğan uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu kabul edilmiş ise de; tarafların daha sonra yeniden düzenledikleri 04.05.2013 tarihli garanti sözleşmesinin 5. maddesinde, bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Erzurum mahkemelerinin yetkili olacağını kararlaştırmışlardır. 04.05.2013 tarihli garanti sözleşmesinin, 23.12.2012 tarihli sözleşme konusu işleri garanti altına aldığı ve asıl sözleşmenin eki olduğu açıktır. 6100 sayılı HMK'nın 18/2. maddesince, belirli ve açık olmak şartıyla, taraflar isterse birden fazla yer mahkemesini de yetki sözleşmesiyle yetkili kılabilirler. O halde taraflarca İstanbul ve Erzurum mahkemelerinin yetkili kabul edildiği anlaşıldığından davanın esası incelenerek bir karar verilmesi yerine yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
93 KURU, s.72., BOLAYIR, s.149.
94 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.80, KURU, s.72.
95 BOLAYIR, s.154.
96 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.81.
97 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.81.
98 KURU, s.73; PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.81.
99 KURU, s.73.
100 KURU, s.73.
101 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.81.
102 KURU, s.74.
103 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.83; KURU, s.76.
104 KURU, s.75.
105 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.83.
106 KURU, s.79.
107 KURU, s.80.
108 KURU, s.81.
109 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.85.
110 KURU, s.83.
111 KURU, s.83.
112 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, s.85, KURU, s.83.





Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Hmk Kapsamında Türk Mahkemelerinin Yetkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.Bülent Akçadağ'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
29-06-2020 - 16:32
(4 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
40
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 5 saat 11 dakika 39 saniye önce.
* Ortalama Günde 8,00 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 58198, Kelime Sayısı : 7686, Boyut : 56,83 Kb.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2114
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,04962707 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.