Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Nüfus Hizmetleri Kanunu M. 27/a Kapsamında Yabancı Adli Ya Da İdari Makamlarca Verilen Boşanma Kararlarının Doğrudan Tescili

Yazan : Av.Bülent Akçadağ [Yazarla İletişim]

GİRİŞ
Ülkemiz hukukunda yabancı devlet mahkemesinden verilen kararların tanınması kural olarak 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Milletlerarası Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümlerine göre yapılmaktadır1. 690 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname2 ile yapılan değişikliğe kadar bazı istisnai durumlar haricinde yalnızca yabancı devlet mahkemelerinden verilen kararların tanınması mümkün olmuştur.

Yabancı ülke mahkemesinden verilen karar, Türk mahkemeleri tarafından tanınarak kesin hüküm ve kesin delil etkisi de kabul edilmekte ve Türk mahkemelerinden verilen bir karar gibi muamele görmektedir. MÖHUK’a göre tanımanın yapılabilmesi için kararın, yabancı ülkenin adlî makamlarınca verilmesi gerekmektedir. Başka bir deyimle 690 sayılı KHK’ya kadar, iç hukukta veya uluslararası anlaşmalarda öngörülen istisnalar dışında, yabancı idarî makamların kararlarının Türkiye’de tanınması mümkün olmamaktaydı. Bu konuda hukukumuzda evlat edinmeye ilişkin idarî kararlar ile mavi kartlı yabancıların bazı nüfus olaylarına ilişkin idarî kararlar istisna teşkil etmektedir. Bu iki istisna dışında yabancı ülke “idarî makamlarınca” verilen kararların Türkiye’de hüküm ve sonuç doğurması kural olarak mümkün değildi. Bu durum topal boşanmaların ortaya çıkmasına sebep olduğu gibi, doktrinde de eleştirilmekte ve boşanma kararının salt idarî bir makam tarafından verilmiş olmasının tanınmasına engel olmaması gerektiği belirtilmekteydi.3

690 sayılı KHK ile Nüfus Hizmetleri Kanunu’na4 “Yabancı Ülke Adlî veya İdarî Makamlarınca Verilen Boşanma Kararlarının Nüfus Kütüğüne Tescili” başlıklı 27/A maddesi eklenmiş ve yabancı ülke idarî makamlarınca verilen boşanma, evliliğin butlanı, iptali ve mevcut olup olmadığına ilişkin kararların idarî yoldan tanınması imkânı getirilmiştir. 2018 yılında ise bahsi geçen değişikliğin uygulanmasını sağlamak ve kolaylaştırmak amacı ile “Yabancı Ülke Adlî veya İdari Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik”5 kabul edilmiştir.

Yapılan bu değişiklikle, uluslararası anlaşmalarda kabul edilen istisnalar ile iç hukukumuzda evlât edinmeye ilişkin istisna dışında ilk kez yabancı ülke idarî makamlarınca verilen kararların tanınması kabul edilmiştir. İkinci önemli yenilik ise boşanma kararı başta olmak üzere düzenlemede sayılan türden kararların tanınması için Türk mahkemelerinden tanıma talebinde bulunulmasına gerek kalmaksızın’ idarî yoldan tanımanın kabul edilmesidir6 NHK m. 27/A’da söz konusu yöntemin ‘boşanma’ kararları açısından işletilebileceği belirtilmekte, buna karşılık Yönetmelikte boşanma, evliliğin iptali, butlanı veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararlar için bu usulün işletilebileceği belirtilmektedir.

NHK m.27/A ile daha önceden hukukumuzda yer almayan yabancı devletler tarafından verilmiş idari kararlarında tanınması ve tescilinin önü açılmıştır. Nitekim yazımızın devamında ayrıntıları ile değineceğimiz üzere, birçok ülkede evlilik birliği, idari makamlarca da sonlandırılabilmektedir. Örneğin; Danimarka, Norveç, Rusya, İsrail ve İslami hukukun uygulandığı birçok ülkede eşlerin boşanması idari işlem ile olabileceği gibi bazı ülkelerde idareye başvurmadan dahi boşanmanın gerçekleştiği haller olabilmektedir. MÖHUK’da yabancı devletlerin vermiş olduğu idari kararlarının tanınması mümkün olmadığından yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ciddi mağduriyetleri olmasından ötürü, bu tür sorunların önüne geçebilmek adına NHK m.27A ve buna bağlı yönetmeliğin kabulü ile bu sorunlar bir nebze olsun giderilmiştir. İlgili kanun maddesi ve Yönetmelikle halen yerine oturmamış birçok husus olmasından ötürü bu yazımızda tanıma kavramına ilişkin anlatımlarımız ile NHK m.27/A maddesi ve ilgili yönetmelik ile getirilen yenilik ve bu yeniliklerde ki aksaklıklara değineceğiz.

I- ADLİ VE İDARİ BOŞANMA KARARLARI İLE BU KARARLARIN TANINMASI

Bir ülkenin mahkemelerinde verilen kararlar, kural olarak, yalnızca kararın verildiği ülkede hüküm ve sonuç doğurması7nedeniyle yabancı mahkemelerden verilen kararların başka bir ülkede de uygulanabilir olması kural olarak tanınmasına ya da tenfizine bağlıdır8. Tanıma, yabancı mahkemeden alınan bir kararın başka bir ülkede kesin hüküm etkisinin kabul edilmesidir9.

Doktrinde10 ve Yargıtay kararlarında11 ağırlık olarak ‘tanıma dâvası’ ifadesine yer verilmektedir. Yine MÖHUK’ta da doktrindeki hâkim görüşü destekler nitelikte tanıma ve tenfize ilişkin maddelerde “Davalı, karşı taraf, kendisine karşı tenfiz istenen kişi” ifadeleri yer almakta12 ve Türk hukukunda kanun koyucunun tanımayı dava olarak gördüğü yönünde izlenim yaratmaktadır. Benzer şekilde 690 sayılı KHK’nın 4. maddesinin gerekçesinde de ‘tanıma dâvası’ ifadesi yer almaktadır13.

Doktrinde ve hâkim olan görüş ve kanun koyucunun ifade biçimi çerçevesinde, NHK m. 27/A ile yapılan değişikliğe kadar, “Hukukumuzda tanımanın tanımının kesinleşmiş mahkeme kararları esas alınarak yapıldığını ve tanıma talebinin ağırlıklı olarak dava niteliğinde görüldüğünü” söyleyebiliriz14. Ancak yapılan değişiklikle NHK’da düzenlenen yeni sistemde, mahkemeye müracaat etmeksizin kararın hukukî sonuçlarının Türkiye’de kabul edilmesi söz konusu olacağından, bugüne kadar yapılan tanım artık Türk hukuku bakımından eksik kalmaktadır.

Tanıma, tek başına yabancı ülke kararının icrasını sağlamamaktadır. Nitekim yabancı ülke kararlarının icrası için ayrıca ten?z kararı verilmesi gerekmektedir. Yabancı ülke mahkemelerinden verilen tespit kararları ile inşaî kararlar, niteliği itibariyle icra hükmü olmadığı için bu kararların yalnızca tanınmaları mümkündür. Boşanma kararlarının inşaî nitelikte olması ve dolayısıyla icraî etkisi bulunmaması nedeniyle, tek başına boşanma kararının tenfizine gerek bulunmayıp yalnızca tanınması yeterlidir15.

Ülkemizin imzalayarak taraf olduğu uluslararası sözleşmeler dışında, MÖHUK çerçevesinde Türk mahkemeleri tarafından tanınıp tenfiz edilmeyen kararların Türkiye’de hukukî sonuç doğurması imkânsızdır. Yabancı ülke mahkemelerince verilen kararların, Türk mahkemelerince tanınması hâlinde ise artık Türk mahkemelerinden verilmiş kararlar gibi kesin hüküm ve kesin delil kuvvetine sahip olacaktır.

Hukukumuzda MÖHUK m. 50 ve 54’te yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin şartları belirtilmiş, tanıma içinse söz konusu tenfiz şartlarına atıfta bulunulmuştur (MÖHUK m. 58). Doktrinde, tanımaya karar verilebilmesi için gerekli şartlar ön şartlar ve aslî şartlar olarak ayrılmaktadır. Ön şartlar, yabancı ülke mahkemesince bir karar verilmiş olması; bu kararın kesinleşmiş olması; kararın hukuk dâvalarına ilişkin olmasıdır. Aslî şartlar ise, kararın kamu düzenine aykırı olmaması; uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuya ilişkin olmaması; ilgili tarafın itiraz etmesi şartıyla savunma hakkına riayet edilip edilmediği ile yabancı ülke mahkemesinin aşkın yetkiye dayanarak karar vermiş olup olmadığıdır.

Yabancı ülke makamlarınca verilen boşanma kararlarının MÖHUK’a göre tanınabilmesi için de yukarıda ki paragrafta belirttiğimiz şartların olması gerekmektedir. Ancak yabancı ülke idarî makamlarınca verilen boşanma kararları mahkeme kararı olma şartını sağlayamadığı için, yapılan düzenlemeye kadar bu tür bir boşanma kararının MÖHUK çerçevesinde tanınması mümkün olmamaktaydı.
KHK ile getirilen değişiklikle birlikte yabancı ülkelerin adlî ya da idarî makamları tarafından verilen kararların idarî yoldan tanınması yolu kabul edilmiştir. Boşanma kararlarının idarî yoldan tanınmasına ilişkin koşulların değerlendirmesine geçmeden önce özetle adlî olmayan boşanmalar ve adlî olmayan boşanmaların tanınmasına ilişkin hukukumuzda karşılaşılan problemler ve yapılan değişikliğe neden ihtiyaç duyulduğunu kısa belirtmemiz gerekecektir.

Mevcut hukuk sistemlerinde evliliğin sona ermesi konusunda oldukça farklı usuller kabul edilmektedir. Adli boşanma olarak isimlendirilen ve boşanmaya mahkemelerce karar verilmesini kabul eden sistemler olduğu gibi, adli olmayan boşanma olarak adlandırılan idari ve dini boşanmaları kabul eden sistemler de mevcuttur. Bu bağlamda Rusya’da noter huzurunda, Danimarka ve Norveç’te Vali ya da Belediye Başkanının verdiği karar ile Japonya’da ise belediye tescili ile idari boşanma mümkün kılınmıştır16. Bunun haricinde bazı ülkelerde kabul edilen ve “karma sistem” olarak adlandırılabilecek olan sistemde boşanmanın hem adlî hem de idari yoldan gerçekleştirilebileceği kabul edilmektedir. Böyle bir durumda idari makamlarca yapılan boşanmaların adli boşanmalara nazaran daha hızlı sonuçlanması ve daha az masraf gerektirmesi gibi nedenlerle eşler daha ziyade bu yöntemi tercih etmektedir. (Çalışmamızın devamında bu durumu daha detaylı aktaracağız.) Boşanma dışında ölüm, gaiplik, ölmüş sayılma hâllerinde de evliliğin sona ereceği birçok hukuk sisteminde kabul edilmektedir. Ayrıca bazı ülkelerde kişinin müebbet hapse mahkûm olması (medenî ölüm) veya kilise ya da manastıra kapanması (manastır ölümü) hâlleri de evliliği sona erdiren sebepler arasında kabul edilmektedir17.

Dini temellere dayandırılan boşanma türleri muhtemelen boşanma müessesesi var olduğu günden beri kabul gören boşanma çeşitlerinden biridir. Bazı ülkelerde boşanmanın dinî makamlar gerçekleştirilebileceği kabul edilirken, bazı ülkelerde hiç bir makamın katılımı olmaksızın ve fakat dinî esaslara uygun olarak bizzat tara?arca boşanmanın gerçekleşebileceği kabul edilmektedir.18 Örneğin İsrail’de ve İslam hukukunun uygulandığı bazı ülkelerde dini bir makamın tescili veya onayıyla ya da hiç bir makamın müdahalesi olmaksızın boşanmak mümkündür. Benzer şekilde dinî esaslara dayanmamakla birlikte, herhangi bir makamın katılımı olmaksızın da boşanmanın gerçekleşeceğini kabul eden ülkeler bulunmaktadır. Örneğin Japonya’da ‘Kyoki Rikon’ adı verilen usulde herhangi bir resmî makamın katılımı olmaksızın sözlü olarak eşler boşanmakta ve bu boşanma anlaşması belediyede tescil edilmektedir. Bu örnekte boşanma sözlü olarak gerçekleşmekte olup, tescil yalnızca açıklayıcı niteliktedir. Benzer şekilde Tayland, Pakistan, Çin ve Güney Kore’de şartları farklılık göstermekle birlikte, nüfus memuru huzurunda veya onun katılımı olmaksızın boşanma yapılabilmektedir19.

Daha ziyade Avrupa devletlerinde daha fazla yaygın olan idari boşanmalar, hukukumuzda ki anlaşmalı boşanma ile benzer özellikler göstermekle birlikte hukukumuzda idari makamlarca boşanma kararı verme yetkisi bulunmadığından, Türk hukukuna göre boşanmalar yalnızca mahkemeler tarafından (Adli) karara bağlanabileceği kabul edilmektedir.



II- YABANCI ÜLKE İDARİ MAKAMLARINCA VERİLEN BOŞANMA KARARLARININ ÜLKEMİZDE TANINMASINA İLİŞKİN KARŞILAŞILAN PROBLEMLER

690 sayılı KHK’dan önce, boşanmanın yukarıda bahsettiğimiz şekilde yabancı ülkede idari makamlarca gerçekleştirilmiş olması durumunda ülkemizde tanınması imkânı bulunmamaktaydı. Bu durumda eşler yabancı ülkede boşanmayı gerçekleştirmesinden sonra Türkiye’de hâlen evli görülmekte ve bu durum ciddi problemler yaşanmasına neden olmaktaydı. Nitekim ülkemizde ki idari makamların yalnızca Türk Mahkemelerince verilen kararlara uyabilecekleri için, nüfus kütüğüne tescil gibi idarî bir işlemin yabancı kararlara dayanılarak yapılması mümkün değildi.

Yabancı ülke makamlarınca verilen boşanma kararının ülkemizde geçerli olabilmesi, yalnızca Türk mahkemeleri tarafından tanıma kararı verilmesi şartına bağlanmıştı. MÖHUK’a göre tanımanın gerçekleşebilmesi için gerekli olan ön şartlardan, “yabancı mahkemelerden verilmiş karar olma” şartı, yabancı adlî olmayan yani idari makamlarca verilen boşanma kararları açısından gerçekleşmediği için, bu kararların Türkiye’de MÖHUK çerçevesinde tanınması mümkün olmamaktaydı.20 Mahkemelerce MÖHUK’a göre gerçekleştirilecek tanımada bu şartlar hâlihazırda varlığını devam ettirdiğinden, adlî olmayan makamlarca verilen boşanma kararları hakkında, Türk mahkemeleri tarafından tanıma kararı verilmesi mümkün değildir.

Genel olarak yabancı ülke idarî makamlarının verdikleri boşanma kararları yargı kararı niteliğinde olmadığından MÖHUK’a göre tanınması mümkün değildir21. Yargıtay uygulamasında da bu yaklaşıma paralel şekilde idarî makamlarca verilen kararların tanınmayacağı kabul edilmiştir22. İdari makamın vermiş olduğu boşanma kararı, adli makamların denetiminden geçmiş ise tanınması mümkün hale gelmektedir. Zira yargı yolu ile denetlenmiş olması, kararın yargısal denetimden geçtiği ve yargı kararı haline geldiği sonucunu doğurmaktadır. Adli makamların denetiminin sağlanamamış olması halinde yabancı ülkenin idari makamlarınca verilmiş boşanma kararı ile ilgili Türkiye Mahkemelerinde açılacak bir tespit davası ile de tanınması mümkündür. Başka bir deyişle tara?arın yabancı ülkede adlî olmayan bir boşanmayı gerçekleştirmeleri hâlinde, Türkiye’de bir tespit dâvası açılarak bu boşanmanın tanınması imkânı bulunduğu kabul edilmektedir.

Yabancı ülkede yaşayan vatandaşlarımızın o yer hukukuna göre idari makamlar önünde boşanmaları, topal boşanmaların ortaya çıkmasına sebep olmakta ve bu sebeple ciddi mağduriyetler ve uzun hukuki süreçlerin yaşanmasına neden olmaktaydı.


Kanun koyucu, 690 sayılı KHK ile öncelikle yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yukarıda belirttiğimiz problemleri yaşamaması ve yaşanılan problemlerin çözümlenmesini amaçlamıştır. Nitekim madde gerekçesinde de, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerde aldıkları boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması sürecinde karşılaştıkları zorlukların çözümü amacıyla bu düzenlemenin yapıldığı, uygulamada mahkemeden tanıma talebinde bulunulması hâlinde özellikle tebligat işlemlerinden dolayı sürecin uzadığı ve düzenlemeyle boşanma kararlarının daha basit bir usulde tanınması imkânı getirildiği belirtilmiştir23. Özellikle yurtdışında 6,5 milyon vatandaşımızın yaşadığı düşünüldüğünde24, hukuki düzenlemenin tesisinde geç kalındığı sonucuna varılmaktadır.

690 sayılı KHK ile getirilen düzenleme, yabancı devletlerce verilmiş boşanma kararlarının uzun süren adli tanıma dava prosedürü yerine, daha kısa ve basit bir usul öngörülerek idarî makamlarca tanıma yolu kabul edilmiştir. Bu yönüyle mahkemece verilecek bir tanıma kararı için yapılması gereken usûli işlemler ve kaybedilecek zamanın önüne geçilmiş ve mahkemelerin de iş yükü azalmıştır25. Bununla birlikte Huysal’a göre yapılan değişikliğin etki alanının milletlerarası özel hukuk olması ve MÖHUK’un tanımaya ilişkin kurallarıyla sıkı ilişkili bulunması sebebiyle bu tür bir düzenlemenin Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda düzenlenmesinin doğru olmadığını, zira belirli bir hukuk alanına ilişkin düzenlemenin farklı kanunlara yayılmasının uygulamada özellikle yeknesaklık ve hukuk güvenliği bakımından sorunlar yarattığını, bu düzenlemenin temel kanunun (MÖHUK) ana ilkeleri ve ruhuyla çeşitli uyumsuzluklar yarattığını belirtmiştir 26. Yine başka yazarlarca da düzenlemenin NHK’da yapılmış olması doğru bulunmamıştır27.

III- NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU’NA GÖRE İDARİ TANIMANIN NİTELİĞİ VE KOŞULLARI

Nüfus Hizmetleri Kanununun 27. Maddesine 690 sayılı KHK ile eklenen 27/A maddesine göre yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen boşanma kararları, kanunda ve yönetmelikte belirtilen şartları taşımaları halinde nüfus müdürlüklerince, nüfus kütüğüne tescil edilebilecektir. Kanunda ve yönetmelikte belirtilen şartları incelemeden evvel nüfus müdürlüklerince yapılacak tescilin hukuki niteliğini açıklamamız gerekmektedir.

A. Nüfus Hizmetleri Kanununa Göre Tescil İşleminin Hukuki Niteliği

Nüfus Hizmetleri Kanunu m.27/A’da yapılan değişiklikle birlikte bu değişikliğin hukuki niteliği ile ilgili doktrinde ciddi bir fikir ayrılığı bulunmaktadır. İlk görüşe göre yapılan değişiklikle getirilen yenilik MÖHUK’ta belirtilen tanıma kavramı ve usulünden çok farklı bir yapıya ve özelliğe sahip olduğu yönündedir28. Bir diğer görüş ise bu yeniliği “doğrudan tanıma/otomatik tanıma” olarak görmektedir29. Bir başka görüşte idarenin yapacağı tanımanın özel bir tanıma usulü olmadığını, bu yeniliğin doğrudan tescil hükmü olduğu yönündedir30. Bu konuda ki son görüşe göre de işlemin idari niteliğinin olması, kanun ve yönetmelikte de idari tanıma kavramında bulunulmasından sebeplerinden ötürü idari tanıma kavramının daha yerinde olduğudur31. Bu görüşe göre; idarenin, söz konusu yabancı kararı tescil etmesiyle birlikte boşanma kararı sonucu tara?ar arasındaki evliliğin sona ermiş olduğu Türk hukukunda da kabul edilmiş olacaktır32. Son görüşün daha doğru ve isabetli olduğunu düşünmekteyim. Nitekim işlemin idari bir başvuruya dayanması, başvuruyu inceleyen makamın idari personel olması ve kabulü halinde idari yolla bir tanımanın mümkün kılınması, yine başvurunun reddi halinde de idare mahkemesinde dava açılması gerekeceği gibi sebeplerden ötürü bu değişikliğin hukukumuza “idari tanıma” kavramını kazandırdığını düşünmekteyim.

B. Nüfus Hizmetleri Kanunu M.27/A’ya Göre Tanımanın Şartları

Yabancı idari makamlar ya da mahkemelerce verilmiş boşanma kararlarının Türk hukukuna göre idarî yoldan tanınmasının hangi koşullarda mümkün olabileceği NHK m. 27/A ve ilgili Yönetmelikte belirtilmiştir. 690 sayılı KHK ile Nüfus Hizmetleri Kanunu’na eklenen 27/A maddesinin birinci fıkrası şu şekildedir;

‘‘Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adlî veya idarî makam tarafından verilmiş ve usûlen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir.’’

Bu hüküm, Yönetmelik hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde, idarî tanıma usulünün uygulanabilmesi için;

i. Kararın boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olması (NHK m. 27/A, Yön. m. 2),
ii. Kararın yabancı ülkenin yetkili adlî veya idarî makamlarınca verilmiş olması (NHK m. 27/A, Yön. m. 2),
iii. Kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olması (NHK m.27/A, Yön. m. 4/1-g),
iv. Eşlerin veya yetkili temsilcilerinin birlikte talepte bulunması ya da talepler arasında doksan günden daha uzun süre olmaması (Yön. m. 6/1-a),
v. Kararın kamu düzenine aykırı olmaması (NHK m. 27/A, Yön. m. 4/1- g),
vi. Tanınması talep edilen kararla ilgili Türk mahkemelerinde görülmekte olan veya reddedilmiş bir dâva bulunmaması (Yön. m.7/2)
Şartlarının bulunması gerekmektedir. Şartları aşağıda detaylı olarak inceleyeceğiz.

1. Kararın Boşanmaya, Evliliğin Butlanına, İptaline Veya Mevcut Olup Olmadığının Tespitine İlişkin Olması

NHK m.27/A maddesinin başlığı ve madde içeriğinin birbiriyle uyuşmamaktadır. Nitekim NHK 27/A maddesinin başlığında yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen “boşanma kararları” ifadesine yer verilmiştir. Oysa madde metninde “boşanma, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine” ilişkin kararların idarî yoldan tanınacağı hükme bağlanmıştır33. Evliliğin yok hükmünde olduğuna ilişkin kararlar da bu kapsamda değerlendirilebileceğini belirten görüşler bulunmaktadır34. Zira bu hâlde de konu, evliliğin mevcut olup olmadığına ilişkindir.

Maddede yer verilen bu ifade genel olarak evliliği sona erdiren hâlleri içine almakla birlikte, (gaiplik, ölmüş sayılma gibi) evliliğin sona ermesi sonucunu ortaya çıkaran tüm kararlar bu hüküm kapsamında idarî yoldan tescil edilemeyecek, buna karşılık bu tür kararlar evliliğin sona erdiği yönünde bir tespit içeriyorsa, sadece bu yönüyle tescile konu olabilecektir35.

NHK’ya göre idarî tanıma usulü nüfus siciline tescili söz konusu olan kararlar açısından mümkündür, dolayısıyla ayrılık kararı gibi Türk hukukunda nüfus siciline tescil edilmeyen kararların NHK’ya göre tanınması mümkün değildir36.

Yönetmelik’te yer verilen hükme göre de yabancı ülke yetkili makamlarının verdiği kararlar sadece boşanma, evliliğin butlanı, evliliğin iptali ve mevcut olup olmadığına dair ise tanınacak, evlilik birliğinin sona ermesinin fer’î sonuçları açısından NHK’ya göre tanıma mümkün olmayacaktır37.

Yönetmeliğin 9/5. maddesine göre;

‘‘Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararlarda; velâyet, iştirak nafakası, çocuk ile kişisel ilişki kurulması, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu olan hüküm bulunması hâlinde, karar komisyonca boşanma, evliliğin butlanı, iptali ve mevcut olup olmadığının tespiti yönünden kabul edilir, incelenir, karar verilir ve sonucu ilgili taraflara ve il müdürlüğüne bildirilir. Komisyon kararı, yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararlardaki velâyet, iştirak nafakası, çocuk ile kişisel ilişki kurulması, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu olan hükümler bakımından bir sonuç doğurmaz. Komisyon kararına esas yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararlardaki velâyet, iştirak nafakası, çocuk ile kişisel ilişki kurulması, mal rejimi ve tazminat gibi tenfize konu olan hükümler için taraflarca, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca görevli ve yetkili mahkemelere kararın tanınması veya tenfizi için dâva açılabilir.’’

Bu bağlamda tescili talep edilen yabancı idari ya da adli kararın NHK m. 27/A maddesinde sayılan “boşanma, evliliğin butlanı, iptali ve mevcut olup olmadığı” haricinde ki konularda verilmiş kararlar tescile engel olmayacak, ancak tescil sadece sayılan başlıklar için denetlenecek ve şartlarını taşıması halinde tescil edilecektir. Bir başka anlatımla yabancı ülkede verilmiş karar NHK m.27/A maddesinde belirtilmiş ve tescili yapılmasında sakınca taşıyan/taşımayan hükümler bulunuyorsa burada karar bölünecek ve sadece kanun ile yönetmelikte belirtilen şartları taşıyan kısımlar tescil edilecektir. Bu bağlamda MÖHUK’a göre tanımada da, tanıma talebinin icraî etkisi bulunmadığı için, boşanmanın mal rejimi, velâyet, tazminat gibi fer’î sonuçlar içermesi hâlinde kararın artık tenfizinin talep edilmesi gerekmektedir38.

Boşanma, evliliğin iptali, butlanı veya mevcut olup olmadığına ilişkin kararda icraî hükümler bulunduğu takdirde MÖHUK çerçevesinde tenfizinin talep edileceği hususunda tereddüt yoktur. Ancak boşanma kararının bu tür icraî hükümler içermesi ve kararın yabancı ülkenin idarî makamı tarafından verilmesi hâlinde ‘adlî makam kararı olma’ şartını barındırmaması sebebiyle MÖHUK çerçevesinde tanınması ve tenfizi söz konusu olmayacaktır39. Bu hâlde ortaya çıkacak problemlerin önüne geçmek amacıyla MÖHUK’ta, “idarî makamlarca verilen” kararların tanınmasına imkân sağlayacak bir değişiklik yapılması düşünülebilir40.

2. Kararın Yabancı Ülkenin Yetkili Adli veya İdari Makamlarınca Verilmiş Olması

NHK m.27/A ile yapılan düzenlemeye göre, evlilik yabancı ülkenin karar vermeye yetkili adlî veya idarî makamlarınca sonlandırılmış ise artık tanıma uygulanabilecektir. Bu bağlamda herhangi bir makamın katılımı olmaksızın evliliği sona erdiren durumlar bu hükmün uygulama alanı dışındadır41. Örneğin İslam hukukuna göre erkeğin tek tara?ı iradesi ile gerçekleşen talâk ile yapılan boşanmaların ya da İsrail’de erkeğin, kadına boşanma belgesi (get) vermesi ve kadının da bu belgeyi kabul etmesi hallerinde bu işlemler o ülke hukukuna göre yargı denetiminden geçmemiş olması ve bu denetimin tescil edilmemiş olması durumunda kural olarak MÖHUK ve NHK’ya göre tanınması mümkün değildir. Benzer şekilde yukarıda da belirttiğimiz üzere bazı hukuk sistemlerinde din değiştirme veya ömür boyu hapis cezası alma gibi hâllerde evliliğin kendiliğinden sona erdiği kabul edilmektedir. Bu gibi kendiliğinden sona erme hâllerinde de adlî veya idarî makam kararı olma şartı gerçekleşmeyeceği için kural olarak NHK’ya göre tanınması mümkün olmayacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu adli veya idari makamın boşanma kararı vermeye yetkili olması şartıdır. Bu sebeple NHK. M.27/A’da belirtilen yetkinin, karar veren yabancı ülke hukukunca tescil talebine konu kararı veren makamın, karar vermekle görevli olmasını ifade edecek şekilde anlaşılmalıdır 42. Yabancı makamın yetkisinin ilgili kanun ve yönetmelik gereğince Türk idare makamlarınca denetlenecek olması da ayrıca ileride ciddi sakıncalar doğuracaktır.

Bunlara ilâve olarak, adlî veya idarî makamlarca verilen gaiplik veya ölmüş sayılma kararları, evliliği kendiliğinden sona erdiriyorsa, aynı şekilde NHK’ya göre tanımaya konu edilemeyecektir. Ancak adlî veya idarî makam tarafından verilen gaiplik veya ölmüş sayılma kararları, evliliğin sona erdiği yönünde bir kararı da içeriyorsa, sadece evliliği sona erdiren kısmının tanınarak sicile tescil edilmesi mümkün olabilecektir43.

3. Kararın Verildiği Ülke Hukukuna Göre Kesinleşmiş Olması

Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A’da yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen boşanma kararlarının idarî yoldan tanınabilmesi için yabancı ülke kararının kesinleşmesi şart koşulmuştur. Ancak madde de yer alan “usulen kesinleşmiş olma” ifadesinin ne tür bir kesinliği ifade ettiği belirtilmemiştir. Bu durum terminolojik olarak ciddi bir anlam karmaşası yaratmaktadır. Zira madde de kullanılan “usulen kesinleşme” ibaresi ne MÖHUK ne de HMK’da yer almayan farklı bir kavramdır. Kanun koyucunun bu sebeple usulen kesinleşmeden ne anlaşılması gerektiğini izah etmesi gerekmektedir.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere madde metninde aranan kesinlik şartının maddi kesinlik mi yoksa şekli kesinlik mi olduğu hususu anlaşılmamaktadır44. Yine bu konuda TÜTÜNCÜBAŞI, şekli kesinliğin tescil için yeterli olduğunu savunmaktadır45. Yine aynı görüşte ki HUYSAL’A göre de usulen kesinleşme kavramı “şekli anlamda kesinleşme” yani ilgili karara karşı kanun yollarının tüketilmiş olması şeklinde anlaşılma tespitinde bulunmaktadır46. ŞENSÖZ MALKOÇ, gibi bir kısım yazarlarda yabancı mahkeme kararlarının hem şekli hem de maddi kesinlik taşımasını belirtmektedirler47.

Tescil talebinin yapıldığı merciin bu kesinleşmeyi nasıl tespit edeceği ise Yönetmelik ile açıklığa kavuşturulmuştur. Yönetmelik’te, kararda kesinleşme şerhi bulunması gerektiği belirtilmiş, şayet kesinleşme şerhi yoksa kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleştiğine dair onaylanmış belge veya yazının aslı ile noter veya dış temsilcilik tarafından onaylanmış veya ilgili ülkenin yetkili makamı tarafından Apostil şerhi tatbik edilmiş olmalıdır (Yön. m. 7/1-c). Denmek suretiyle kesinleşmenin sınırlarını çizerek soru işaretlerini bir nebze olsun gidermiştir.

Yönetmeliğin 7. maddesinde, kararda kesinleşme şerhinin bulunması gerektiği belirtilmiş, kesinleşme şerhi yoksa kararın kesinleştiğine dair ilgili ülke makamlarından alınmış onaylanmış yazı, belge veya Apostil şerhi veya dış temsilcilik tarafından onaylanmış belge veya yazı, başvuru için gereken evraklar arasında sayılmıştır. Maddenin 4. fıkrasında ise başvuru belgelerinde eksiklik olması hâlinde bu eksikliğin tamamlanması için 90 günlük süre verileceği belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca tara?ar, başvuru belgelerindeki eksiklikleri verilen 90 günlük süre içinde tamamlayabildiklerine göre, kararın kesinleşmesi eğer bu süre içinde gerçekleşiyorsa, 90 günlük sürede kesinleştiğine dair belgeyi sunabilirler. Dolayısıyla mahkemeden tanımanın talep edildiği durumlardan farklı olarak, burada ‘kararın kesinleşmesi’ şartının mutlaka talep anında bulunması gerekmediği doktrinde ifade edilmektedir48.

4. Eşlerin veya Yetkili Temsilcilerinin Birlikte Talepte Bulunması

Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A’da eşlerin ve yetkili temsilcilerinin birlikte başvurmaları gerektiği belirtilmiştir. Bu şartı birlikte başvuru ve başvuruda bulunabilecek kişiler yönünden ayrı ayrı değerlendirmek daha doğru olacaktır.

a. Birlikte Başvuru

Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararın idarî yoldan tanınabilmesi için, kural olarak eşlerin birlikte talepte bulunması gerekmektedir. Birlikte başvuru şartı, eşlerin mutlaka aynı anda ve birlikte nüfus müdürlüğünde hazır olmaları anlamına gelmemektedir49. Eşler başvuruyu birlikte yapabilecekleri gibi, ayrı ayrı da başvuruda bulunabilirler. Yönetmeliğe göre ayrı ayrı başvurmaları hâlinde iki başvuru arasındaki süre 90 günü aşamaz (Yön.m. 6/1).

Birlikte başvuru şartı, özellikle tek tara?ı irade beyanı ile gerçekleşen boşanmaların, Anayasamızın eşitlik ilkesi, savunma hakkı ve kamu düzenine aykırılık gibi hayati öneme sahip şartlarının önüne geçmek için getirildiği anlaşılmaktadır50. Ancak birlikte başvuru koşulunun getirilmesi, kanunun çıkarılma amacı ile de çelişmektedir. Şöyle ki; Eşlerden birinin yurtdışında yaşıyor olması halinde, boşanma kararını Türkiye’de tescil etmek isteyen eş, yine aynı sorunla karşı karşıya kalacaktır. Şöyle ki, özellikle bir taraf Türk vatandaşı olup, diğer taraf yabancı ise ve eşler, yabancı eşin tâbi olduğu hukuka göre boşanmış kabul ediliyorlarsa, yabancı eş açısından Türk hukukuna göre evliliğin son bulmamış olması, onun açısından bir sorun teşkil etmeyebilecektir. Burada evliliğin sona erdiğine ilişkin kararın Türkiye’de tanınmasında menfaati olanlar genellikle Türk vatandaşlarıdır. Birlikte başvuru şartı sebebiyle yabancı eş hayatına problemsiz olarak devam edebilecek iken, Türk vatandaşı olan eş Türkiye’de hâlen evli göründüğü için birçok sorunla yüz yüze kalabilecektir. Bu nedenle yapılan düzenlemelerde özellikle yurtdışında bulunan vatandaşlarımızın karşılaştıkları veya karşılaşabilecekleri sorunların ortadan kaldırılması gözetilmelidir.

Bunun yanında mahkemeden tanıma talebinde bulunulması hâlinde dâvanın uzun sürmesinin en önemli sebeplerinden birisi, yurtdışına gönderilmesi gereken tebligat işlemlerinin uzun sürmesi veya diğer eşin adresinin bilinememesi ve tebligatın yapılamaması nedeniyle taraf teşkilinin gerçekleşememesidir51. Ancak kanunda ki birlikte başvuru koşulu nedeniyle sorunların yine çözülemeyeceği ve tarafların yukarıda belirttiğimiz nedenlerden ötürü topal boşanma Yabancı ülke mahkemelerinden verilen kararların tanınmasında eşler zaten birlikte hareket edebilecek durumdaysa, mahkeme tanıma talebini kısa sürede sonuca bağlayabilecektir. Başka bir deyişle “birlikte başvuru” şartını gerçekleştiren boşanmış eşler, MÖHUK’ta öngörülen diğer şartlar da gerçekleştiği takdirde zaten mahkemeye müracaatla kararın kısa sürede tanınmasını sağlayabilirler. Burada problem, milletlerarası tebligat işlemlerinin çok uzun sürmesi veya yurtdışında bulunan diğer eşe ulaşılamaması gibi sebeplerle sürecin uzamasından dolayı ortaya çıkmaktadır. Nitekim yapılan düzenlemenin gerekçesinde de bu husus belirtilmiştir. Buna karşılık “birlikte başvuru” şartının bulunması, kanunun düzenlenmesi ile hede?enen amaca ulaşılmasını engelleyici niteliktedir. Zira boşanan eşlerden yalnızca birinin idarî tanıma talebinde bulunmak istemesi hâlinde, “birlikte başvuru” şartı nedeniyle bu yöntemin işletilmesi mümkün olmayacaktır52.

b. Başvuruda Bulunabilecek Kişiler

NHK m. 27/A’ya göre yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilecek kararın idarî yoldan tanınması talebinin kimler tarafından yapılabileceği kanun ve yönetmelik tarafından sınırlandırılmıştır. Tara?ar bizzat başvuruda bulunabilecekleri gibi, kanuni temsilcileri ya da vekilleri aracılığıyla da başvuruda bulunabileceklerdir53(Yön. m.6/1).

Birlikte başvuru şartına Yönetmelikte bir istisna getirilmiş olup buna göre, tanıma talebinden önce tara?ardan birisinin ölmüş olması hâlinde, hukukî yararı bulunanlar tarafından talepte bulunulabileceği kabul edilmiştir (Yön. m.6/2). Burada özellikle mirasçıların haklarına hâlel gelmesi engellenmek istenmiştir. Bununla birlikte kanunla uyumsuz şekilde Yönetmelik ile istisna getirilmesinin kanun yapma tekniğine uygun olmadığını da belirtmemiz gerekir.

Tek tara?ı irade beyanı ile gerçekleştirilen boşanmalar, birlikte başvuru şartının istinası olarak düzenlenen bu hükmün dışında tutulmuştur (Yön. m. 6/2). Başka bir anlatımla tek tara?ı irade beyanı ile gerçekleşen boşanmalarda tara?ardan biri ölmüş olsa dahi, kararın tanınmasında menfaati bulunanlar idarî yoldan tanınmasını sağlayamayacaktır. Bu hâlde ilgilerin mahkemeye müracaat etmeleri ve MÖHUK hükümlerine göre mahkemeden tanıma kararı alması gerekecektir54.

5. Kararın Kamu Düzenine Aykırı Olmaması

Hukukumuzda yabancı mahkeme kararlarının tanınması için aranan en önemli koşullardan biride kararın “kamu düzenine uygun olma” şartıdır. MÖHUK gereği tanıma davalarında öngörülen bu kural NHK m.27/a gereğince yabancı mahkeme ve idarelerce kararlarının idari yoldan tanınmasında da kabul edilmiştir. Ancak NHK. 27/A maddesi ve Yönetmelik, bu şartın ne şekilde değerlendirileceğine ilişkin hiç bir ayrıntıya yer vermemiştir. Yönetmeliğin 9/7. maddesinde, ‘‘Türk kamu düzenine açıkça aykırı olan kararlar, gerekçesi belirtilmek suretiyle reddedilir’’ hükmüne yer verilerek, 27/A hükmündeki şart tekrarlanmıştır. Burada net olan tek husus, idarenin gerekçesiz olarak bu hükme dayanarak tanıma talebini reddedemeyeceğidir. Başka bir deyişle kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle tescil talebi reddedildiği takdirde idare, hangi hususların kamu düzenine aykırılık teşkil edeceğini belirterek, karar tanındığı takdirde kamu düzenine aykırılığın ne şekilde ortaya çıkacağını somutlaştırmalıdır. Yabancı kararın kamu düzenine aykırılığından bahsedebilmek için aykırılığın ‘ağır’ ve ‘açık’ bir aykırılık olması gerekir. Aykırılığın ‘ağır’ olması, Türk hukuku bakımından tahammül edilemez nitelikte olmasıdır. Kamu düzenine aykırılık şartının mevcudiyeti halinde idarece başvuru reddedilecektir55.

Kamu düzenine aykırılığın tespitinin nüfus müdürlüğü personelince nasıl yapılacağı konusu ise muğlaktır. Nitekim bu konuda hukuki bilgi ve donanıma sahip hâkimlerin dahi kamu düzeni yönünden denetimi tam ve sağlıklı yapamazken idari personelden bunun beklenmesi doğru olmamıştır. Bu durumun uygulamada zorluklar yaratacağı açıktır56.

6. Tanınması Talep Edilen Kararla İlgili Türk Mahkemelerinde Görülmekte Olan veya Reddedilmiş Bir Dava Bulunmaması

NHK m. 27/A’da bu şart öngörülmemiş, daha sonra çıkarılan yönetmelikte, idarî tanımanın gerçekleşebilmesi için tanınması talep edilen kararla ilgili Türk mahkemelerinde görülmekte olan bir dâva bulunmaması gerektiği şart koşulmuştur. Yönetmeliğin 9/6. maddesinde “yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararla ilgili Türkiye’de açılmış ve hâlen devam eden veya reddedilmiş dâva bulunuyorsa başvuru reddedilir” hükmü yer almaktadır. Bu madde ile getirilen şart önem arz etmekle birlikte, kanun metninde olmayıp, Yönetmelik ile değişiklik getirilmesi yukarıda da belirttiğimiz üzere Anayasanın 124. Maddesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir57.

IV. NHK VE MÖHUK KAPSAMINDA TANIMA USULÜ VE İDARENİN KARARINA KARŞI KANUN YOLU

A- Başvuru Mercii


Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen boşanma kararlarının nüfus kütüğüne tescili için, yurtdışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilciliklere, yurt içinde ise tara?ardan birinin yerleşim yeri il müdürlüğüne başvurulması gerekir (Yön. m. 5/1). Yönetmeliğin 5/1. maddesine göre, “Türkiye’de yerleşim yeri yoksa, Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Kahramanmaraş, Samsun, Siirt, Sivas, Trabzon, Şanlıurfa ve Van il müdürlüklerinden birine” başvuru yapılabilecektir. Kanun maddesi ile amaçlanan, her iki tarafın da Türkiye’de yerleşim yeri olmaması ihtimalinde, Türkiye’de yetkili bir başvuru mercii olması sağlamaktır. Bu madde özellikle, tara?arın yerleşim yerinin Türkiye’de olmaması ve tara?arın yerleşim yerlerinin kararın verildiği ülke dışında bir yabancı ülkede bulunması hâlinde uygulama alanı bulabilecektir.

Başvuru esnasında hangi belgelerin ibraz edilmesi gerektiği de Yönetmeliğin 7.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre başvuru formu (m. 7/1-a), tanınması talep edilen adlî veya idarî makam kararının aslı ve onaylı Türkçe tercümesi (m. 7/1-b), adlî veya idarî makam kararında kesinleşme şerhi, bu yoksa kesinleştiğine dair onaylanmış belge veya yazının noter veya dış temsilcilik tarafından onaylandığına ya da ilgili ülke yetkili makamı tarafından tatbik edilecek Apostil şerhi m. (m. 7/1-c), tara?arın kimlik veya pasaport fotokopileri, tara?ardan birinin yabancı olması hâlinde kimlik veya pasaportun noter onaylı Türkçe tercümesi (m. 7/1-ç), vekil aracılığıyla yapılan başvurularda özel vekâletnamenin aslı veya onaylı örneğinin (m. 7/1-d) talep ile birlikte başvuru makamına sunulması gerekir . Ayrıca yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararla ilgili daha önce Türk mahkemelerinde açılmış ve hâlen görülmekte olan bir dâva olması hâlinde bu dâva dosyasına ilişkin bilgiler; daha önce Türk mahkemesince kesin hükme bağlanmış bir karar bulunması hâlinde bu kararın aslı veya fotokopisi; yahut aynı karara ilişkin devam eden dâva bulunmadığı veya tanıma talebinin daha önce Türk mahkemesince reddedildiğine dair karar bulunmadığı yönünde adlî makamlardan alınacak belge de sunulacaktır (m. 7/2).

Başvuruda eksik belge sunulmasının tespiti halinde tara?ara 90 günlük süre verilerek bu eksikliklerin tamamlanması istenecektir. Belirtilen sürede eksiklikler tamamlanmadığı takdirde başvuru reddedilecektir (Yön. m. 7/4).

B- Başvuru Sonucunda İdarece Verilebilecek Karar

Nüfus müdürlüklerinde oluşturulan komisyonlarca yapılacak inceleme sadece yabancı boşanma kararının yukarıda belirtilen şartları taşıyıp taşımadığına ilişkindir58. Yabancı kararın şartlarının uygunluğu tespit edilirse tescil talebi kabul edilerek nüfus kütüğüne tescil edilecek, şartları taşımadığı takdirde ise talep reddedilecektir59.

Verilen kararın hangi andan itibaren hüküm ifade edeceği ise Yönetmelikte belirtilmiştir. Buna göre ‘‘Komisyonca, yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca verilen kararların tesciline karar verilmesi hâlinde; boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığı kararlarının tarihi, kesinleşme tarihi olarak kabul edilir’’ (Yön. m. 10/2). Dolayısıyla yabancı kararın tescili ile birlikte, yabancı adlî veya idarî makam kararının kesinleştiği andan itibaren Türk hukukunda da evliliğin sona erdiği kabul edilecek ve buna göre tescil işlemi yapılacaktır. Tescil edilen karar tarihinin yabancı makam kararının kesinleştiği tarih olarak kabul edilmesiyle birlikte, yabancı kararların tanınması ve tenfizine karar verilmesi hâlinde “yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren” Türk hukukunda da kesinleştiğinin kabul edildiği MÖHUK hükümleri ile paralellik sağlanmıştır. Bu nedenle kararın yabancı ülkede hükümlerini doğurmaya başladığı andan itibaren Türk hukukunda da etki doğuracaktır.

Kararın tanınması hâlinde tanımanın etkisi, bugüne kadar MÖHUK anlamında tanıma için kabul edilen kesin hüküm ve kesin delil niteliğinde olmayacak, sadece kararın hukukî sonuçlarının Türkiye’de de kabul edilmesi ve nüfus kütüğüne tescili şeklinde bir sonuç ortaya çıkacaktır.

C- Karara Karşı Kanun Yolu

Nüfus Hizmetleri Kanununa eklenen 27/A maddesi kapsamında yapılacak tanıma başvurusunun reddi halinde hangi kanun yoluna başvurulacağı yönünde farklı görüşler mevcuttur. Buna göre bir kısım yazar, tescil talebini değerlendiren ve reddeden Nüfus Müdürlüğünün idarenin bir parçası olduğunu ve verilen red kararının da idari bir işlem olduğunu, bu bağlamda idarenin red kararına karşı idari yargı yoluna başvurulması gerektiğini belirtmektedir60.

Buna karşılık başka bir görüş ise tescil talebinin kabulü hâlinde bu tanıma kararına karşı, -özellikle kamu düzenine aykırı bir kararın tescili yapıldığı takdirde- Aile Mahkemesi’nde tanımanın reddi dâvası açılabileceğini ve aynı şekilde tanıma talebinin reddi hâlinde de tanıma dâvasının açılabileceğini ileri sürmektedir61. Şahsi görüşüm idareye yapılan başvurunun olumsuz sonuçlanması halinde, idarenin verdiği karara karşı idarî yargıya başvurarak işlemin iptali talep edilebileceğidir62.

SONUÇ

690 sayılı KHK ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 27/A ile yapılan düzenleme yabancı ülkelerde adli ve idari makamlarca verilen boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığı gibi evlilik birliğini sona erdiren kararların doğrudan tesciline olanak tanımakla milletlerarası özel hukuk sistemimiz bakımından önemli bir değişiklik meydana getirmiştir63 .

Türk mahkemelerinde tanınması talep edilen kararların çoğunluğunu yabancı ülkede verilen boşanma kararlarının oluşturduğu ve tarafların Türk nüfus kütüğüne yabancı boşanma kararlarının tescilini sağlamak için mutlaka Türk mahkemesinden bir karar alınmasının gerekli olması64 ciddi sıkıntılara yol açmakta ve hukuki süreçlerin uzun sürmesinden dolayı kişilerin ciddi mağduriyet yaşamasına neden olmaktaydı.

Yapılan bu düzenlemeyle daha evvel MÖHUK çerçevesinde tanınması mümkün olmayan yabancı ülke idari makamlarınca verilmiş kararların tescilinin önü açılmasından dolayı büyük bir yenilik getirmiştir. Böylece yetkili yabancı idari makamlarca verilmiş bu yönde ki kararların kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine aykırı olmaması hallerinde nüfus müdürlüklerine doğrudan tescili sağlanmış olacaktır65.

İlgili kanun ve yönetmelikte belirtilen “birlikte başvuru şartının” doğru olmadığı yönünde görüş bildiren bazı yazarlar ile paralel düşünmekteyim66. Nitekim kanunun getiriliş amacının en önemli sebeplerinden birinin yurtdışında evli görünen vatandaşların, açmış olduğu tanıma davalarında ki yargılama ve tebligat sürelerinin önüne geçilmesi ve bu süreler sebebiyle oluşan mağduriyetlerin azaltılmasıdır. Ancak kanun ile getirilen birlikte başvuru şartının bu mağduriyetin önüne engel olacak düzeyde sorun teşkil ettiği sonucuna varılmaktadır.

Yine de 690 sayılı KHK ile getirilen bu düzenleme, Türk hukuku açısından önemli ve olumlu bir gelişmedir. Bu değişiklik ile mahkemelerde ki gereksiz dava yığılmalarının önüne geçilmiş ve birçok vatandaşın uzun ve doktrinde ifade edilen ve evlilik birliğini sona erdiren idari makam kararlarının Türkiye’de kesin hüküm ve kesin delil etkisi kazanması gerektiği yönündeki bazı beklenti ve eleştirilere cevap vermektedir. Ancak doktrinde ortaya konulan idari boşanma kararlarının Türkiye’de tanınmasına yönelik beklenti, bu kararların tanımaya gerek kalmaksızın doğrudan tesciline olanak sağlamakla bir adım öteye geçmiştir.

Yukarıda ki paragrafta da belirttiğimiz üzere düzenlemede güdülen amaçlardan birinin adliyelerdeki iş yükünün azaltılması olduğu anlaşılmaktadır. Ancak NHK m. 27/A’da ön görülen tescil olanağı bakımından aranan koşulların yerindeliği, özellikle de yabancı makamın yetkili olması bakımından denetimi eleştiriye açıktır. Ayrıca tescil için aranan koşulların Türk idari makamlarınca değerlendirilecek olması, kamu düzenine aykırı olmama gibi hususlar dikkate alındığında, etkin ve yerinde bir denetim yapılmasını sağlamaya elverişli değildir. Keza Türk idari makamlarınca yabancı adli makam kararlarının denetlenecek67 olması da hukukun genel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Ayrıca yönetmelik ve kanun maddeleri arasında ki farklılıkların da yasa koyucu tarafından bir an evvel giderilerek, yasa ve yönetmeliğin uyumu sağlanmalıdır. Son olarak Nüfus Hizmetleri Kanununda yapılan düzenlemenin MÖHUK’A da eklenmesi ve kanunlar arasında ki çelişkilerinde giderilmesi gerekmektedir.

KAYNAKÇA

AYHAN İZMİRLİ Lale, : Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 27/A Çerçevesinde Yabancı Ülkelerde Verilen Boşanma Kararlarının İdari Yoldan Tanınması, Ankara 2018.

ÇELİKEL Aysel : “Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Müktesep Haklar Nazariyesi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. XXIX, S. 1-2, İstanbul, 1963.

EKŞİ Nuray : Milletlerarası Özel Hukukta Medeni Olmayan Evliliklerin ve Adli Olmayan Boşanmaların Tanınması, İstanbul 2012.

EKŞİ Nuray : Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, İstanbul 2013.

HUYSAL Burak : Nüfus Hizmetleri Kanunu Kapsamında Yabancı Boşanma Kararlarının Doğrudan Tescili, İstanbul 2017.

HUYSAL Burak : ‘‘6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Getirilen Yenilikler Işığında Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Konusunda Bazı Tespitler’’, MHB, C. 32, S. 1.

ÖZKAN Işıl / TÜTÜNCÜBAŞI Uğur: Milletlerarası Usul Hukuku, Ankara, 2017.

SÜZEN Begüm : Tanıma ve Tenfiz Davalarında Kararı Veren Mahkemenin Yetkisinin Denetimi, 1. Baskı, İstanbul, 2016.

ERTAŞ Şeref : “Yabancı İlamların Tanınması ve Tenfizi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Kudret AYİTER Armağanı, C. III, S.1-4, Ankara 1988.

ŞENSÖZ MALKOÇ Ebru, : Aile Hukukuna İlişkin Yabancı Kararların Tanınması, İstanbul 2017.

TÜTÜNCÜBAŞI Uğur, : Yabancı Kararların Türk Hukukunda Tanınması Konusunda 690 Sayılı Kanunu Hükmünde Kararname ile Düzenlenen Yenilikler, İzmir 2007.


www.kazanci.com

1 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (RG. 12/12/2007 – 26728).
2 690 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (RG. 29/04/2017 – 30052).
3ŞENSÖZ MALKOÇ Ebru, Aile Hukukuna ilişkin Yabancı Kararların Tanınması, İstanbul, 2017, s.237; EKŞİ Nuray, Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, İstanbul 2013, s.1-2; AYHAN İZMİRLİ Lale, Nüfus Hizmetleri Kanunu Madde 27/A Çerçevesinde Yabancı Ülkelerde Verilen Boşanma Kararlarının İdarî Yoldan Tanınması, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Dergisi C. XXII, 2018, S.4, s. 67-121, s.68,69 .
4 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu (RG. 29/04/2006 – 26153).
5 Yabancı Ülke Adlî Veya İdarî Makamlarınca Verilen Kararların Nüfus Kütüğüne Tescili Hakkında Yönetmelik (RG. 07/02/2018 – 30325).
6 HUYSAL Burak, Nüfus Hizmetleri Kanunu Kapsamında Yabancı Boşanma Kararlarının Doğrudan Tescili, MHB, C. 37, S. 2, T. 2017, s. 473-507, 475.
7 ERTAŞ Şeref, “Yabancı İlamların Tanınması ve Tenfizi”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Kudret AYİTER Armağanı, C. III, S.1-4, Ankara 1988, s. 365-367.
8 EKŞİ, s. 1-3; SÜZEN Begüm, Tanıma ve Tenfiz Davalarında Kararı Veren Mahkemenin Yetkisinin Denetimi, 1. Baskı, İstanbul, 2016, s.1.
9 ÇELİKEL Aysel, “Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Müktesep Haklar Nazariyesi, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. XXIX, S. 1-2, İstanbul, 1963, s. 244.
10 HUYSAL Burak, ‘‘6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Getirilen Yenilikler Işığında Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Konusunda Bazı Tespitler’’, MHB, C. 32, S. 1, T. 2012, s. 71-101, s. 80.
11 Yargıtay 11. H.D. 2017/4627 E., 2019/3589 K. 09/05/2019 T., Yargıtay 11. H.D. 2018/4497 E., 2019/1594 K. 27/02/2019 T., Yargıtay HGK. 2017/2-2448 E., 2018/1131 K. 23/05/2018 T. (www.kazanci.com.tr).
12 Bkz. MÖHUK m. 52/1-a, m. 51/2, m. 54/1-b ve ç, m. 55/1 ve 2.
13 Madde gerekçesi için bkz. https://www2.tbmm.gov.tr/d26/1/1-0836.pdf, erişim 03/11/2019.
14 AYHAN İZMİRLİ, s. 73.
15 ŞENSÖZ MALKOÇ, s. 327.
16 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s.477.
17 EKŞİ Nuray, Milletlerarası Özel Hukukta Medeni Olmayan Evliliklerin ve Adli Olmayan Boşanmaların Tanınması, İstanbul, 2012, s. 39 v.d,; Ayhan İZMİRLİ, s. 36.
18 ŞENSÖZ MALKOÇ, s.299.
19 ŞENSÖZ MALKOÇ, s.288; AYHAN İZMİRLİ, s.77.
20 TÜTÜNCÜBAŞI Uğur, Yabancı Kararların Türk Hukukunda Tanınması Konusunda 690 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname İle Düzenlenen Yenilikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 19, S. 2, s. 103-127, 115.
21 EKŞİ, s.77.
22 Yargıtay 2. H.D. 2008/18854 E., 2008/17401 K. 15/12/2008 T. (www.kazanci.com.tr).
23 690 sayılı KHK’nın 4. maddesinin gerekçesi; ‘‘Madde ile yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerde aldıkları boşanma kararlarının Türkiye’de tanınması sürecinde karşılaştıkları zorlukların çözümü amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Uygulamada özellikle tebligat işlemlerinden dolayı tanıma dâvalarındaki süreç uzamaktadır. Düzenlemeyle boşanma kararlarının yargı yoluna başvurmaya gerek kalmadan basit bir usûlle tanınmasına imkân sağlanmaktadır. Boşanma kararlarının yaşanılan ülkedeki dış temsilcilikler veya yurt içinde İçişleri Bakanlığınca belirlenen nüfus müdürlükleri tarafından kütüğe tescil edilmesini öngörmektedir’’. Madde gerekçesi için bkz. https://www2.tbmm.gov.tr/d26/1/1-0836.pdf, erişim 03/11/2019.
24 Bkz. T.C. Dışişleri Bakanlığı, Yurtdışında Yaşayan Türk Vatandaşları, http://www.mfa.gov.tr/yurtdisinda-yasayan-turkler_.tr.mfa, erişim: 03/11/2019.
25 ŞENSÖZ MALKOÇ, s. 240.
26 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 476.
27 AYHAN İZMİRLİ, s.83-84; HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 476.
28 ÖZKAN Işıl / TÜTÜNCÜBAŞI Uğur, Milletlerarası Usul Hukuku, Ankara, 2017, s. 226.
29 ŞENSÖZ MALKOÇ, s. 237-238 vd.
30 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 483.
31 AYHAN İZMİRLİ, s. 85.
32 AYHAN İZMİRLİ, s. 85-86.
33 TÜTÜNCÜBAŞI, s. 117; AYHAN İZMİRLİ, s. 88.
34 AYHAN İZMİRLİ, s. 88.
35 AYHAN İZMİRLİ, s. 88; HUYSAL, Doğrudan Tescil, s.484-485.
36 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 484-485.
37 AYHAN İZMİRLİ, s. 89.
38 AYHAN İZMİRLİ, s. 89-90; ŞENSÖZ MALKOÇ, s.327 vd.
39 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 499-500.
40 AYHAN İZMİRLİ, s. 90.
41 AYHAN İZMİRLİ, s. 91; HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 485.
42 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 490.
43 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 485.
44 TÜTÜNCÜBAŞI, s. 118.
45 TÜTÜNCÜBAŞI, s. 119.
46 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 494.
47 ŞENSÖZ MALKOÇ, s. 248.
48 AYHAN İZMİRLİ, s. 97 (İlgili makalede Yönetmelik maddesi sehven 9 olarak yazılmış ancak 7. Maddeye atıfta bulunulmak istenmiştir).
49 AYHAN İZMİRLİ, s. 98.
50 AYHAN İZMİRLİ, s. 98; EKŞİ, s.101-102; ŞENSÖZ MALKOÇ, s. 248.
51 İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 2018/211 E. Sayılı dosyası ile açmış olduğumuz tanıma davası, davalı Almanya vatandaşı eşin, Almanya’daki adresinin bilinmemesi nedeni ile kesinleştirilememektedir. Bu sebeple Türkiye’de yaşayan müvekkilimiz hâlihazırda evli göründüğü için yeniden evlenememekte ve mağduriyeti devam etmektedir.
52 AYHAN İZMİRLİ, s.100; HUYSAL, s. 497.
53 AYHAN İZMİRLİ, s.101.
54 TÜTÜNCÜBAŞI, s. 117-118; AYHAN İZMİRLİ, 101 vd.
55 AYHAN İZMİRLİ, s.104.
56 TÜTÜNCÜBAŞI, s.120.
57 AYHAN İZMİRLİ, s.109.

58 TÜTÜNCÜBAŞI, s. 120.
59 AYHAN İZMİRLİ, s. 114.
60 AYHAN İZMİRLİ, s. 115-116; HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 502.
61 ŞENSÖZ MALKOÇ, s. 243-245.
62 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 502-503.
63 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 503.
64 TÜTÜNCÜBAŞI, s. 122.
65 TÜTÜNCÜBAŞI, s. 122.
66 TÜTÜNCÜBAŞI, s. 122; AYHAN İZMİRLİ, s. 119.
67 HUYSAL, Doğrudan Tescil, s. 491,492.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Nüfus Hizmetleri Kanunu M. 27/a Kapsamında Yabancı Adli Ya Da İdari Makamlarca Verilen Boşanma Kararlarının Doğrudan Tescili" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.Bülent Akçadağ'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
17-12-2019 - 09:54
(239 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
1633
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 11 saat 27 dakika 26 saniye önce.
* Ortalama Günde 6,80 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 51134, Kelime Sayısı : 6921, Boyut : 49,94 Kb.
* 1 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2094
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,04666305 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.