Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Sözde Değil Özde Olmalı Eşitlik İlkesi

Yazan : Deniz Onaç [Yazarla İletişim]
Stajyer Avukat

SÖZDE DEĞİL ÖZDE OLMALI EŞİTLİK İLKESİ

Eşitlik İlkesi, uluslararası hukuk kapsamında kabul edilen ve günümüz hukuk sistemlerinin olmazsa olmaz parçalarından biridir.

Anayasamız bu ilkeyi bir öncelik olarak görmüş ve Genel Esaslar başlığı altında 10.madde ile düzenleme altına almıştır:
-‘ANY Md. 10: Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.
Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.’1
İlgili kanun düzenlemesi incelendiğinde yapılan düzenlemenin oldukça geniş bir kapsama hitap ettiği oldukça açıktır. Bu kanuni düzenleme kapsamında her ne kadar eşitlik ilkesinin sınırları ve uygulama alanı çizilmiş olsa da bazı durumlar bu ilkenin aksine düzenleme niteliğindedir. Bunları tek tek sıralamak gerekirse bir kısmı İç Hukuk kapsamında ortaya çıkarken bir kısmı ise Uluslararası Hukuk kapsamında ortaya çıkmıştır:
-Cumhurbaşkanının Sorumsuzluğu2
-Yasama sorumsuzluğu3
-Yasama dokunulmazlığı4
-Diplomasi dokunulmazlığı5
-Diplomasi muafiyeti6
-Yabancı askerlerin dokunulmazlığı7
Öte yandan CGTİK Md.110 evde infaz bakımından kadınlar ve belli yaşı geçen kişiler açısından ayrım yaratmıştır. 8Yapılan bu düzenlemeler her ne kadar Anayasa kapsamında düzenlenen Eşitlik İlkesine aykırı gibi görünseler de ilgili makamın ve yapılan hizmetlerin özüne bakıldığında olması gereklilik arz eder bir niteliğe sahiptirler. Anayasamız tarafından Adalet Kanun Önünde Eşitlik İlkesi düzenlenmiş olmasına karşın 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda da bu konu ele alınmış olup madde:3 ile düzenlenmiştir:
-‘TCK Md. 3: Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.’9
İlgili maddeyi incelersek; 3.maddenin 1. Fıkrasında Kanuni dayanak olarak Anayasanın 5. Maddesi olan Adalet İlkesi uyarınca ‘Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.’ Şeklindeki düzenleme ile suç işleyen kişiye uygulanacak olan yaptırımın haklı ve özellikle ölçülü olması gerektiğinin üzerine basılmış, aynı zamanda bu kişilerin suç işlemesi sonrası durumdan pişman olmaları ve yeniden topluma entegre edilmeleri amaç edinilmiştir. Ceza Hukuku alanında geçerlilik gösteren ‘Orantılılık İlkesi’ esas anlamı ile anayasal bir denetim mekanizması olup(ANYMd.13/2) bu ilke uyarınca ceza yaptırımları işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı olarak uygulanmalıdır. Orantılılık, suç ile ona uygulanacak yaptırım arasında bir denge olmasıdır.10 3. Maddenin 2. Fıkrasında ise herhangi bir nitelik, nicelik ve kabiliyet nedeniyle kimse için ayrımcılık yapılamayacağı açık bir şekilde beyan edilmiştir.
TCK kapsamında bu düzenleme yapılmış olsa da ANY Md. 10 kapsamında da benzer konu ele alındığı için yapılan düzenleme bazı yazarlar tarafından yerinde bir düzenleme olarak görülmemiştir. Öncelikle şunu bilmek gerekir ki devletin hukuk sisteminin esaslarını gösteren Anayasa, diğer hukuk dallarında olduğu gibi ceza hukukunda da yol gösterici bir niteliğe sahiptir. Ceza kanunları, diğer kanunlar gibi Anayasa tarafından koyulan ilkelerin ve kapsamın dışına çıkamaz. Her ne kadar Anayasa kapsamında düzenleme olmuş olmasına karşın Türk Ceza Kanunu kapsamında da aynı konunun ele alınması yerinde olmayan bir düzenleme olma fikrinin aksine kanunun gerekçesinde ‘Eşitlik ilkesine bu şekilde yer verilmekle ceza kanununun adaletçi bir karaktere sahip olduğu da vurgulanmak istenmiştir.’ Şeklinde beyan edilerek aslında kanun koyucunun adaletinin sağlanması yolunda bu ilkenin üstüne basa basa hareket edeceğini ve Anayasal İlke kapsamında kullanılacağını aleni bir şekilde ortaya koymuştur.11 Yasa ile yapılan düzenleme ile ortaya koyulan Eşitlikçi Adalet Anlayışı olup bunun ile amaçlanan herkesin eşit yargılama ve eşit işleme tabi tutulmasıdır. Kanun koyucu bu ilke ile yargılamanın ve yapılacak işlemlerin ciddiyetini bir kez daha açık şekilde ortaya koymuştur. Anayasa tarafından böyle bir düzenleme olmasına, bu düzenlemenin benzeri ve destekçisi olan ilkenin Türk Ceza Kanunu kapsamında da düzenlenmiş olmasına karşın uygulamada ne yazık ki bu ilkenin çiğnendiği durumlar ortaya çıkmakta ancak bu durum göz ardı edilmektedir. Bunun en belirgin örnekleri ise şüphesiz ki ülkesinden göç etmiş olan ‘Mülteci’ sıfatını taşıyan Suriye uyruklu şahısların yargılamalarında ortaya çıkmaktadır. Her ne kadar bu şahıslar yaptıkları savunmalarda kanunu bilmediklerini beyan ediyor olsalar da TCK Md. 4 düzenlemesi ile ‘Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.’12 İlkesi benimsenmiş olup şahısların yargılamaları yapılmaktadır. Yapılan yargılamalarda yaptığım gözlemlerde yargı mercii olan hakimlerimizin(her ne kadar çevirmenler olsa da) iletişim sıkıntısı nedeniyle yargılama sırasında sinirlerini yitirdiği ve sert yargılamalar yaptığı maalesef ki tarafımca gözlemlenmiştir. Bu şahıslar ise iletişimde sıkıntı yaşamaları nedeniyle(her ne kadar çevirmenler olsa da) adil yargılama olmadığı düşüncelerini tarafımıza ifa etmişlerdir. Bu durum her ne kadar iletişim sıkıntısından kaynaklanıyor olsa da hakimlerimizin TCK Md. 3 kapsamında hareket ederek tüm sıkıntıların üstesinden gelmesi ve yargılamayı sanki bir T.C. vatandaşını yargılar gibi hareket etmesi gerekir. Bu yargılama sonrasında hükümlü durumuna geçen Suriye uyruklu şahısların cezalarının infazında da ne yazık ki bu eşitsizlik aleni olarak ortaya çıkmaktadır. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Kanun kapsamındaki 2. Madde de bu durumun olması gereken hali ele alınmıştır.
CGTİK Md. 2: (1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.13
Her ne kadar ilgili İnfaz Kanunu kapsamında böyle bir düzenleme olmasına karşın uygulama ne yazık ki böyle işlememektedir. Temel amacı ‘Öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.’14 Şeklinde belirtilmiş olsa da kişilerin yeniden topluma kazandırılması konusunda uygulamada eşitsizliğe neden olan uygulamalar oldukça çoktur. Özellikle CGTİK kapsamında düzenlenen koşullu salıverme uygulamasında bu durum ortaya çıkmaktadır. CGTİK Md. 107 kapsamında düzenlenen bu uygulamada hükümlü olarak geçirilmesi gereken süreler belirtilmiş olup ilgili sürelerin dolmasından sonra kişilerin yeniden topluma kazandırılması için Şartlı Salıverme uygulanmaktadır. Bu durum ve gerekenleri kanun kapsamında düzenlenmiş olmasına karşın bu ilke maalesef ki söz konusu Suriye uyruklu şahıslara geldiğinde şartı oluşturan süreler dolmasına ve kişiler diğer şartları da karşılıyor durumda olmasına karşın uygulanmamakta olup ilgili durumlara şahit olmaktayız. Bu uygulama tamamen ANY Md.10- TCK Md:3 ve CGTİK Md. 2 düzenlemelerine ters ve uygunsuzdur. Kişi her ne kadar T.C. vatandaşı olmasa bile Mülkilik İlkesi kapsamında TCK ile yargılanıyor ise İnfaz kapsamında da yine bizim kanunlarımıza tabidir. Bu tabiiyet sözde değil özde olmalı olup şahsın uyruğuna bakarak infaz makamlarının hareket etmesi Esas İlkelerden olan Eşitlik İlkesine tamamen aykırıdır. Sistemimiz her şahsa eşit davranmalı ve adil hareket etmelidir. Aksi halde koyulan kurallar ve yapılan kanunların sadece Lafzi bir nitelikte olacağı, işlevselliğini yitireceği şüphesizdir. Bu nedenle infaz makamlarımın bu uygulamalardan vazgeçmesi ve CGTİK Md.2 de belirtildiği gibi hareket ederek yine aynı kanunun 3. Maddesindeki temel hedefi gerçekleştirmesi gerekli ve mutlaktır. Bu durumun bir benzeri ise yakın dönemde yaşanan yargılamalar sonucundaki infaz rejimi uygulamalarında kendisini göstermiştir. CGTİK kapsamında Ceza İnfazının Ertelenmesi başlığı altında düzenlenen ve Hapis Cezasının İnfazının Hastalık Nedeniyle Ertelenmesi adlı 16. Madde ile yapılan düzenleme şu şekildedir:
-‘CGTİK Md. 16/2: Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.’15
Her ne kadar ilgili madde kapsamında mahkumun hayatı için kesin bir tehlike oluşturması durumunda cezanın infazının ertelenmesi hükmü düzenlenmiş olsa da uygulamada ne yazık ki bu maddenin uygulanmaması veya çok geç uygulanması kapsamında maalesef birçok hükümlü hayatını kaybetmiştir. Ceza infazının temel amacı olan 3. madde de ‘öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak’ şeklinde düzenleme olmasına karşın sırf ilgili dosyanın veya yapılan yargılamanın medyatik nitelikte olması ya da ulusal nitelikte bir etkiye sahip olması nedeniyle bu hüküm uygulanmamakta; adeta göz ardı edilip yok sayılmaktadır. Bu uygulama şüphesiz ki ANY Md. 10- TCK Md.3 ve CGTİK Md:3 düzenlemelerinin tamamen ihlalidir. Bu uygulamalar asla kabul edilemez. Bu tarz uygulamalar ortaya koyularak aslında TCK Md.3 hükmünün gerekçesinde belirtilen Eşitlikçi Adalet Anlayışı yok edilmekte ve temel amaç olan Kanun Önünde Adalet İlkesi ile Adil Yargılanma Hakkı çiğnenerek yok edilmektedir. Bu durumlar hiçbir hukuk mensubu tarafından kabul edilemez. Bu tarz uygulamalara imza atan kişilerin en azından ilgili duruma kendilerini koyarak hareket etmeleri ve bu durum üzerine düşünmeleri gereklidir. Bu nedenle infaz makamlarımın bu uygulamalardan vazgeçmesi ve CGTİK Md.2 de belirtildiği gibi hareket ederek yine aynı kanunun 3. Maddesindeki temel hedefi gerçekleştirmesi gerekli ve mutlaktır.

Sonuç olarak her ne kadar ANY Md10, TCK Md.3 ve CGTİK Md.2 kapsamında Eşitlik ilkesi düzenlenmiş ve aleni olarak belirtilmiş olmasına karşın uygulamada bu ilke bazen yok sayılmakta ve aykırı işlemler ortaya çıkmaktadır. Kanun koyucu bu hükümleri koymanın yanı sıra bu hükümlerin uygulanmasından ve bunların denetiminden de bizzat sorumlu olup bu ilkelerin hakkı ile yerine getirilmesini sağlamalı ve gerekirse ona göre tedbirler almalıdır. Eşitlik ilkesi evrensel nitelikte bir ilke olup kanun kapsamında yazılı olan bir ibareden daha çok anlam ifade etmektedir. Bu nedenle eşitlik ilkesinin gerçek manada anlamına ulaşması için bu ibarenin sözde değil özde olması şart ve mutlaktır.09.04.2019

Stj. Av. Deniz ONAÇ

1 2709 Sayılı ANY, Birinci Kısım, Genel Esaslar, X Kanun Önünde Eşitlik Md. 10
2 ARTUK-GÖKÇEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.159
3 ARTUK-GÖKÇEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.172
4 ARTUK-GÖKÇEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.177
5 ARTUK-GÖKÇEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.181
6 ARTUK-GÖKÇEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.184
7 ARTUK-GÖKÇEN-YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.185
8 ÖZBEK-KANBUR-DOĞAN-BACAKSIZ-TEPE, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.87-5275 Sayılı CGTİK İkinci Kısım, Birinci Bölüm, Özel İnfaz Usulleri Md. 110
9 5237 Sayılı TCK, Birinci Kısım, Birinci Bölüm, Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi Md. 3

10 ALİ PARLAR, Uygulamada TCK Rehberi, s.8
11 ÖZBEK-KANBUR-DOĞAN-BACAKSIZ-TEPE, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, s.86
12 5237 Sayılı TCK, Birinci Kısım, Birinci Bölüm, Kanunların Bağlayıcılığı, Md.4
13 5275 Sayılı CGTİK, Birinci Kısım, İkinci Bölüm, İnfazda Temel İlke, Md.2
14 5275 Sayılı CGTİK, Birinci Kısım, İkinci Bölüm, İnfazda Temel Amaç, Md.3
15 5275 Sayılı CGTİK, İkinci Kısım, Üçüncü Bölüm, Hapis Cezasının İnfazının Hastalık Nedeniyle Ertelenmesi, Md.16
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Sözde Değil Özde Olmalı Eşitlik İlkesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Deniz Onaç'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
16-04-2019 - 11:27
(219 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 2 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 2 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
880
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 11 saat 49 dakika 6 saniye önce.
* Ortalama Günde 4,00 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 12866, Kelime Sayısı : 1677, Boyut : 12,56 Kb.
* 1 kez yazdırıldı.
* 1 kez indirildi.
* 1 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 2076
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03359509 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.