Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Çevre Görevlisinde Branş Politikası: Hukuki Ve Teknik Değerlendirme

Yazan : Orhan Tiryakioğlu [Yazarla İletişim]

‘Çevre görevlisi’ kavramında, çevre kirliliğine neden olacak veya çevreye zarar verecek kurum, kuruluş ve işletmelerin çevre kirliliği oluşturmadan, gerekli olan önlemleri alarak çevrenin korunmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır (1). Diğer taraftan genel olarak, işin ehline verilmesi şiarına dayalı olarak meslek gruplarının kendi uzmanlık alanlarında çalışması ilkesi geçerlidir. Ancak, ülkenin genelindeki diğer sosyoekonomik gerekçelerle istihdamı artıracağı düşünülerek, mevzuatlar yoluyla diğer branşlara da iş alanı yaratılması, tam tersine ülkenin çevresel hedeflerine ulaşmasının önündeki engeli yükseltecektir.

Mevzuat, meslek sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanı sağlanmasını, sınıflar içinde ilerleme ve yükselme işlemlerinin yeterlik sistemine dayandırılmasını öngörmektedir. Bu iki ilkenin temelinde, objektif kurallar çerçevesinde işin ehline verilmesi ve hak etme kavramı yatmakta olup, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesinin tek güvencesinin de, hizmetin yetişmiş, ehil kamu görevlilerince yerine getirilmesiyle sağlanabileceği tabiidir (2). Gerek atama süreçlerindeki nitelikler, gerekse yeni düzenlenen bir mevzuatın öngördüğü nitelikler birlikte değerlendirildiğinde, kariyer ve liyakat ilkeleri ihmal edilerek, kamu yararına ve bir meslek grubuna ait hizmetlerin gereklerine uygun olmayan bir şekilde, işlem tesis edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Mesleki deneyim şartını taşımadığı halde diğer meslek erbabını mevzuata nakşetmekle, çerçeveleri müfredat ile çizili olan mühendislik branş sınırlarının aşıldığı, işin ehline verilmesi ilkesinin dejenere edildiği görülmektedir.

Çevre Görevlisi, teknik ve idari olmak üzere, esas olarak iki farklı görevi yerine getirmektedir. "Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmeliği"nin ‘Çevre görevlisi’ tanımının kapsamında;
1-Denetime tâbi tesislerin faaliyetlerinin mevzuata uygunluğunu (denetleyen),
2-Alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren,
3-Tesis içi yıllık denetim programları düzenleyenler olarak bir görev tanımı verilmektedir.

1.ve 3. Görevlerin kapsamı, mevzuat takibi ile sınırlı olup, herhangi bir branştaki teknik lisansın yapabileceği işlerdendir. Ancak 2. Görevin gerektirdiği eğitim altyapısı ise çevre mühendisliğidir. ‘Çevre Görevlisi’ tanımında yer alan işlerin eğitim altyapısı değerlendirildiğinde; herhangi bir branşın mevzuat denetçisi olma yeterliliğine yönelik olarak seminer benzeri günlük eğitimlerin yeterli olacağı, ancak uzmanlık gerektiren işlerde ise lisans veya üzeri eğitimin zorunlu olduğu görülmektedir. Bu sistemde bir mühendisin veya fen bilimcinin, sadece çevre mevzuatı konusunda Bakanlıkça yapılacak/yaptırılacak bir eğitime katılmakla, mevcut yönetmelikte çevre görevlisi tanımındaki denetçi görevine uyumlu duruma gelebildiği görülmektedir. Ancak aynı sistemde diğer teknik branşların, aynı seminer eğitimi yoluyla; çevre lisansıyla edinilen çevre temel bilimlerinde yetkin olmaları mümkün değildir. Dolayısıyla diğer branşların, çevre görevlisinin yapması gereken 2. Görevde uzmanlıkları olmadığı gibi, bunun için gereken bir lisansa da sahip olmadığı anlaşıldığından, görevin bir kısmında yetkin olmayacakları görülmektedir.

Diğer taraftan yeni yönetmelik taslağının Çevre yönetim hizmeti vereceklerde aranan niteliklere ilişkin olarak, çevre mühendisliği bölümü mezunlarının Çevre Görevlisi olması için "çevre mevzuatı konusunda Bakanlıkça yapılacak/yaptırılacak eğitime katılması" şartı yer almamaktadır. Esasen zaman ve emek kaybına yol açtığından ve lisans veya üzeri eğitimde çevre mevzuatı yer aldığından, çevre mevzuatı eğitiminin çevre mühendisine tekrar verilmesi gereksiz olup, mevzuatın güncellenmesine yönelik eğitimlerle sınırlı tutulması yeterlidir. Ancak, Taslak yönetmeliğindeki Çevre Görevlisinin lisans eğitimine dair bentlerinde yer alan "Üniversitelerin mühendislik bölümleri" genel ifadesi, Çevre Mühendisliğini de kapsadığından, bentlerdeki bölüm kapsamlarında belirsizlik görülmektedir. Çevre Mühendisliği bölümü hariç üniversitelerin mühendislik bölümleri" ibaresinin ilave edilmesi gerekmektedir.

Taslak Yönetmeliğin bazı maddelerinde, 'çevre mühendisliği' branşının yetkin olduğu alanlar ve uzmanlığa dayalı hizmetlerin farklı değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Çevresel etkileri olan bir tesisin denetleme işlerinin yürütülmesinde idari ve teknik mevzuatın bilinmesi yeterliyken, bu tesislerin çevreyi etkileyen kirleticilerinin yönetiminin ise teknik uzmanlık gerektirdiği dikkate alınmalıdır. Farklı proseslerle işletilmekte olan bir firmanın veya denetleme birimlerinin, kirleticilerin sadece mevzuata göre sınır değerlerinin tablolara uygunluğundan değil, kirletici parametre değerlerinin azaltılmasından, etkilerinin değerlendirilmesinden sorumlu olacağı da unutulmamalıdır.

9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan Çevre yönetim birimi/Çevre görevlisi tanımında yer alan “görevliyi” ibaresinin, “çevre mühendislerini, mevcut çevre görevlilerini ve Bakanlıkça usul ve esasları ilgili Yönetmelikle belirlenen görevliyi” şeklinde değiştirilmesiyle gelinen noktada, Çevre Mühendisi ifadesi yer almış, bundan sonraki meslek haklarının korunmasında hukuksal zemin güçlendirilmiştir. Çevre Mühendisleri kendi diplomaları ile, herhangi bir başka belgeye, eğitime ve sınava ihtiyaç duymadan, koşulsuz çevre danışmanlık, çevre yönetim birimi ve çevre görevlisi faaliyetlerini yürütebilecektir. Ancak bu faaliyetin, kamu veya özelde (tek denetçi) "Çevre Görevlisi" olarak icra edilebilmesinin yanı sıra, ‘Çevre yönetim hizmeti’ için özel sektörce kurulan 'Çevre Yönetim Birimi’ ve 'Çevre Danışmanlık Firması' bünyesinde de yürütülmesini teminen, çevre mühendislerinin istihdamına dair gerek şartların taslağa eklenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Taslak Yönetmelikte branş haklarının korunması için seçimli branşa dair hükümlerin değiştirilmesi gerekmektedir. Bu şekilde, mevcut çevre görevlilerini koruyan hükümlerle kısa vadede getirilen çözüme ilaveten, çevre branşının asgari şart olarak yönetmelik taslağına konulmasıyla, branş politikasındaki iyileştirmeler uzun vadeli ve kalıcı olacaktır.

‘Çevre görevlisi’ etiketi altında yapılacak çevre yönetim hizmeti işinin esas branşının, taslak mevzuatta bir seçimli branş olarak öngörülmesi, eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu derecedeki bir mevzuat çelişkisine dair gerekçe; çevre sektöründeki iş potansiyelinin, tüm lisans mezunlarına makul ölçüde veya hakça dağıtılması ile izah edilemez. Bu süreçte, diğer alanlarda temel eğitimi almış veya başka bir branşın yüksek eğitimini yapmış veya yapılacak işe özgü sertifikalı personelin, çevresel uzmanlığa ait uygulamalı bilim veya teknoloji diplomasını gerektiren işlerde görevli sayılmaları; yapılacak işlerin kalitesini olumsuz etkileyecek, çevre maliyetini de artıracaktır. Diğer taraftan, çevre sektöründe çalışan bir çevre danışmanlık firması'nın, mevzuat işlerinin yürütülmesinde bağlı kamu birimlerinde çalışmış olanların ‘çevre yönetimi birimi'nde istihdam edilmesi ve çevre mühendisleri ile birlikte 3/5 oranında zorunlu tutulması; hem denetim kalitesini etkileyecek, hem de özel sektöre nazaran ayrıcalık yaratacak ve çevre görevlilerindeki çevre mühendisi oranını düşürecektir. Ayrıca, diğer branşlarda olup kamuda çalışmış personelin, çevre mühendisleri gibi ‘temel çevre bilimleri' dersini almış varsayılmasına karşılık, özel sektörde çalışan aynı branştaki uzmanların bu semineri almaları; özelde çalışan farklı branşların mağduriyetine yol açabilecektir.

Esasen, ÇED veya diğer çok disiplinli raporlarda diğer mühendislik veya fen branşlarının uzmanlık alanlarına göre yürüttüğü süreçler bulunmaktadır. Çevre projelerini veya mühendislik hizmetlerini kapsamayan idari takip işlerinde, genellikle çevre hukuku veya rutin gerekliliklerin yürütülmesinde, diğer mühendislik veya fen branşlarının değerlendirilmesi de mümkündür. Herhangi bir sektörde işleri yürütecek teknik veya idari takip personelinin belli bir birimin içindeki görevlerle adlandırılması; kamu, öğretim, kooperatif, vezne, güvenlik, temizlik ‘görevlisi’ gibi, konuyla ilgili eğitimleri verilerek özel yetkilerle donatılması, genellikle uygulanan bir sistemdir. Bu süreçlerin çevre ile ilgili olması halinde, mevzuat takibi gibi idari işleri yürütecek teknik veya idari takip personelinin, diğer branşlardan olması ve ‘çevre görevlisi’ işlerini idari anlamda gerçekleştirmesi mümkündür. Diğer taraftan, hem mevzuat takibindeki idari işlerin ve hem de endüstriyel prosesteki çıktı denetiminin, işletmeyi yürüten uzmanlığa sahip diğer mühendislik branşları tarafından yapılması da imkân dâhilindedir. Bu nedenle, çok disiplinli işleri temsilen öngörülen ‘çevre görevlisi’ ibaresinin, ‘çevre mühendisi’ branşını etkilemesi beklenmemektedir. Ancak, mevzuatlarla öngörülen çevre işlerinin yürütülmesinde, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği (ÇİLY) Ek-1 ve Ek-2 listelerindeki işletmelerin üretim artıklarının değerlendirilmesi, kirletici parametrelerinin yorumlanması veya iyileştirilmesi; çevre mühendisliği uzmanlığının kullanılmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, çevre görevlilerinin eğitim gerekliliklerinde yer alan ‘çevre mühendisliği’ ibaresinin altının doldurulması amacıyla; ‘çevre yönetim birimi’ ve ‘çevre danışmanlık firmaları’ için çevre branşının gerek şart olarak taslağa konulması zorunludur.

Çevre Mühendisliği, yerel ve küresel ölçekte, insanları çevrenin, çevreyi de insanların olumsuz etkilerinden korumak, insan sağlığı ve refahı için çevre koşullarını iyileştirmek yönünde temel bilimsel kavramları uygulamaya koyan mühendislik dalıdır. Çevre mühendisinin görevleri; Çevre Yönetimi ve Çevresel Etki Değerlendirmesi, Risk Analizi ve Yönetimi, Su ve Atıksu Altyapı Tesislerinin Tasarımı ve İşletilmesi, Hava Kirliliği Yönetimi, Katı Atık Yönetimi, Tehlikeli Atık Yönetimi, Gürültü Kirliliği Yönetimi, Çevresel Etkinliklerin Ekonomik ve Hukuki Boyutları işlerini kapsamaktadır. Çevre mühendislerinin görev alabilecekleri yerler; Belediyeler, İller Bankası, Devlet Su İşleri, Çevre ve Orman Bakanlığı Gibi Çeşitli Kamu Kuruluşları, Endüstriyel Tesisler, Çevre Teknolojileri ve Hizmetleri Üreten Özel Kuruluşlar, Çevre Korunmasında Gönüllü Kuruluşlar, Üniversiteler, Yüksekokullar, Enstitüler ve Merkezlerdir.

Üniversitelerin diğer mühendislik bölümlerinden veya fen/fen-edebiyat fakültelerinin fizik, kimya, biyoloji, biyokimya, jeoloji bölümlerinden veya veteriner fakültelerinden mezun olanlardan 'çevre görevlisi' olması durumunda;
i-Fizikçinin; kimya, biyoloji, biyokimya ve teknoloji müfredatına sahip olmadığı,
ii-Kimyacının; biyoloji ve teknoloji müfredatına sahip olmadığı,
iii-Biyologun; kimya ve teknoloji müfredatına sahip olmadığı,
iv-Biyokimyacının; kimya, biyoloji uzmanlığına karşılık, teknoloji müfredatına sahip olmadığı,
v-Veterinerin; kimya, biyoloji, biyokimya uzmanlığına karşılık, teknoloji müfredatına sahip olmadığı, dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle, 'Çevre yönetimi birimi' ve 'Çevre danışmanlık firması' çalışanlarından en az birinin uzman branşta olması, bu birimler için yönetmelik kapsamında özel şartlar getirilmesi gerektiği açıktır. Diğer taraftan, çevre mühendisliği müfredatında yer alan arıtma prosesleriyle ilgili işlemleri, sadece çevre yüksek lisansı veya teknik olmayan da dahil diğer branş eğitimlerini alan çevre görevlileri eliyle yürütmekle;
i-Kamu ve özel sektör kurumlarının, çevre altyapılarının kurulması veya denetiminde yetersiz kalacağı,
ii-Çevre mühendisliği branşının gereken alanlarda çalıştırılmamış olacağı,
iii-Uzmanlık gerektiren alanlarda diğer branşların mevzuat bilgisiyle hareket edilmiş olacağı,
iv-Taslak Yönetmelikte 'çevre mühendisliği'nin sadece bir tanım olarak verilip, diğer maddelerdeki niteliklerde belirtilen çevre görevlilerinde zorunlu bir branş olarak yer almaması ve diğer branşlarla eşdeğer tutulmasıyla birlikte; çevre branşının korunması için yürütülen çabaların boşa çıkacağı, görülmektedir.

Taslak mevzuatta "çevre ile ilgili olarak mesleki tecrübeye sahip olma" ifadesi; hem çevre ve hem de diğer branşların söz konusu olduğu bir mevzuatta, mesleki çerçevenin sınırları açısından bir belirsizlik yaratmaktadır. Çevre ile ilgili olarak yapılan mevzuat takibini, aynı maddenin birinci fıkrasının tüm bentlerindeki çevre görevlileri yapabilmektedir. Ancak çevre ile ilgili meslek olarak sadece çevre mühendisliği dikkate alındığında; (diğer branşlar bu mesleği icra edemeyecekleri için) belirtilen mesleki tecrübenin de çevre branşına ait olacağı öngörülmelidir. Bu nedenle söz konusu ifadenin (i) Çevre branşı için "mesleki tecrübeye sahip olma", (ii) Diğer branşlar için "çevre ile ilgili iş tecrübesine sahip olma", şeklinde bir düzeltme yapılmalıdır.

Taslak yönetmelikteki ‘Çevre görevlisi’ tanımının genişletilerek, uzmanı olduğu bir alanda ‘çevre mühendisliği’ branşına sınav şartının kaldırılması; çevre sektöründeki işlerin yürütülmesi için yeterli değildir. Çünkü çevre görevlilerinin fiilen çalışacağı birimlerde en az bir ‘çevre mühendisi’ şartı getirilmediğinden, çevre mühendisinin hiç yer almadığı ‘Çevre Görevlileri’, 'Çevre yönetimi birimi' ve 'Çevre danışmanlık firması' ortaya çıkmaktadır. Böylece çevre yönetim hizmetinin, tamamen (veteriner, fizikçi, jeolog gibi farklı uzmanlıklara sahip) personelden kurulu bir ekip tarafından yürütülmesinin önü açılmaktadır.

Gerçekte ÇİLY Ek-1 ve Ek-2 listeleri; çevreye kirletici etkileri olan sektörleri kapsamakta olup, sektörün çıktısı olan kirleticilerin tanımlanmasını, parametrelerin ölçülmesini ve teknik olarak değerlendirilmesini de içermektedir. Bu tür tespitleri yapan uzmanlık branşının çevre mühendisliği olduğu dikkate alındığında, çevre yönetimi hizmetini gerçekleştirecek yetkili çevre görevlilerinden en az birinin çevre branşından olması şartının getirilmesi gerektiği açıktır. Taslakta ise bunun tam tersine, her iki birimin niteliklerinde, çevre mühendisi niteliğinde bir çevre görevlisinin zorunlu tutulmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, Çevre yönetimi birimi' ve 'Çevre danışmanlık firması'nda en az bir çevre mühendisi bulunmaması halinde; kirletici parametrelerinin yorumlanması, bunların mevzuata uygun değerlere getirilmesi için yapılacak teknik gerekliliklere ait mühendislik hesaplarının yapılamayacağı, uygun altyapıların projelendirilemeyeceği de açıktır.

Sonuçta, hem çevre süreçlerini takip edebilecek branşın ekipte yer almasını ve hem de mezuniyeti sonrasında henüz yeter deneyim süresine sahip olmayan çevre mühendislerinin meslekte yetiştirilmesini ve bu meslek dalının korunmasını teminen, çevre görevlisi ekibinden en az 2/5'sinin çevre mühendisi olması şartı getirilmelidir. Ayrıca, bunlardan en az birinin 5 ( beş) yıl ve üzeri mesleki tecrübeye sahip olması şartı da taslağa eklenmelidir. Çevre yönetim hizmetlerine yönelik birimler için gereken çevre görevlisi sayısını belirtmek amacıyla kesirli sayılar kullanılmalıdır. Aksi durumda, aynı çevre görevlisinin birkaç şartı sağlayan, ancak diğerlerinin ise mesleki veya çevre ile ilgili iş tecrübesine sahip olmayan personelden teşkil edilen ekiplerin kurulmasına yol açılabilir.

Çevre yönetim hizmeti vereceklerin yükümlülüklerine bakıldığında ‘Çevre görevlisi’; işletme ile Bakanlık arasındaki mevzuat takibi işlerini ve işletmedeki teknik proses kirleticileri ile işletmede öngörülen tedbirlerin mevzuata uygun duruma getirilip getirilmediğine dair uzmanlık işlerini yürütmektedir. Diğer taraftan, çevreyi kirletici etkisi olan işletmelerin her birinde, çevresel uzmanlık gerektiren tespitlerin yapılması zorunludur. Farklı branşlarda olup, yetki almış bir ‘çevre görevlisi’nin, sadece mevzuat işlerini takip edebileceği dikkate alınırsa; farklı branştaki tek bir ‘çevre görevlisi’ tarafından proses işlerinin takibi mümkün olmayacaktır. Çevre yönetim hizmeti alma işinin, farklı branştaki bir ‘çevre görevlisi’ tarafından yapılması, tesisi iyileştirme ve denetim kalitesinde zaafiyet yaratacaktır. Bu konudaki tek istisna; işletmelerin evsel nitelikli olmayan tek türde bir kirleticiyi çevreye vermeleri halinde, ÇİLY Ek-1 veya Ek-2 listelerinde verilen işletmedeki prosesi yürüten (fen bilimleri lisanslı veya mühendis) teknik personelin, ilave eğitim ile ‘çevre görevlisi’ niteliği kazandırılarak görevlendirilmesinin yeterli olabileceğidir.

Çevre Görevlisi ve Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmeliğin 12.11.2010 tarih ve 27757 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan;
i-En az dört yıllık üniversitelerin balıkçılık teknolojisi, endüstri, fizik, gıda, hidrojeoloji, inşaat, jeoloji, jeofizik, kimya, makine, metalurji ve malzeme, maden, orman, orman endüstri, su ürünleri ve tekstil ve ziraat mühendisliği bölümleri mezunlarından birçoğu,
ii-Veteriner fakültesi mezunları için ÇİLY Ek-2 listesinin sektörel başlığı altındaki endüstriyel sektörlerle görev alanı sınırlandırması, sonraki yönetmeliklerle bu sınırlama da iptal edilmiştir.

Ancak yeni taslakta, diğer uzmanlık branşlarının sadece kendi sektörlerinde görevli olabilmelerine yönelik bir sınırlamaların getirilmesi zorunludur. Çünkü diğer branştaki uzmanları, ‘temel çevre bilimleri’ semineri ile çevre mühendisi düzeyine getirmek mümkün değildir. Gerçekte, çevre mühendisliği branşının asgari bir yarıyıl boyunca eğitimini aldığı ‘temel çevre bilimleri’nin, Bakanlıkça kısa süreli bir seminerle sertifikalandırılması, akademik kalitenin ihmal edildiğini gösterir. Sonuçta, sadece çevre mevzuatı eğitimi verilerek, (fen bilimleri lisansı veya mühendis olmayan) farklı branştakilerin mevzuat takibinde görevlendirilmeleri mümkün olabilir. Bu doğrultuda, çevre görevlisi sınavındaki kapsam da, ilgili sektör sorularıyla daraltılmalıdır. Güncel çevre mevzuatı eğitimi ise il müdürlükleri bünyesinde seminer olarak her branşa verilebilir.

Bu nedenle, ÇED Raporu hazırlanması işlerindeki çok disiplinli ekip çalışmasının, çevresel etkilerin farklı boyutlarını raporlamasına benzer olarak; eğitim geçmişi göz önüne alınarak (i) ‘çevre görevlisi’ niteliğinin işletmeye göre belirlenmesi, (ii) ‘çevre görevlisi’nin tek olarak görevlendirilmesi durumunda, ‘çevre mühendisi’ olma niteliğinin zorunlu tutulması gerekmektedir.




‘Çevre görevlisi’ ibaresinin, meslek ve meslektaşlarımızın haklarını etkilemesi nedeniyle kaldırılması konusu ÇMO görüşlerinde belirtilmektedir. ‘Çevre Mühendisi’ ibaresinin öne çıkarılması; çevre mühendisliği uzmanlığının vurgulanması ve iş alanlarına müdahalenin önlenerek mezunlarımızın korunması açısından mevzuatlarda dikkate alınması gereken önemli bir konudur.
Bu nedenle, ÇED Raporu hazırlanması işlerindeki çok disiplinli ekip çalışmasının, çevresel etkilerin farklı boyutlarını raporlamasına benzer olarak; ‘çevre görevlisi’nin tek olarak görevlendirilmesi durumunda, eğitim geçmişi göz önüne alınarak (i) ‘çevre görevlisi’ niteliğinin işletmeye göre belirlenmesi; kuruluşlarda görevlendirilmesi durumunda, (ii) ‘çevre mühendisi’ olma niteliğinin asgari sayılarda zorunlu tutulması gerekmektedir.


Kaynaklar:
(1) Uluslararası ÇED Kongresi Bildiri Kitabı, 08-10 Kasım 2013, s.77.
(2) Danıştay Beşinci Dairesi, Karar No: 2004/5187.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Çevre Görevlisinde Branş Politikası: Hukuki Ve Teknik Değerlendirme" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Orhan Tiryakioğlu'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
08-04-2019 - 16:15
(11 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
47
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 gün 6 saat 33 dakika 29 saniye önce.
* Ortalama Günde 3,92 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 19565, Kelime Sayısı : 2526, Boyut : 19,11 Kb.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2075
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,02694011 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.