Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Bankacılık Kanununda Düzenlenen Zimmet Suçu

Yazan : Andaç Esemen [Yazarla İletişim]
Avukat

Av.Andaç ESEMEN
BURSA-2018


BANKACILIK ZİMMETİ SUÇU

I.GENEL OLARAK:
‘’Özel hukuk hukuk düzenlemeleri ile idari düzenlemelerin haaricinde, bankacılık ve sermaye piyasası alanlarının genel olarak ülke ekonomisi bağlamında taşıdığı özel önem nedeniye bu alanlardaki haksızlıklara ilişkin cezai hükümler de ihdas edilmiştir.’’ Bankacılık alanında ilk olarak 18.06.199 Tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu kabul edilmiş daha sonra 19.10.2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun kabul edilmiş ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
19.10.2005 tarih ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 160. Maddesinin 1.fıkrasında ‘’Bankacılık Zimmeti Suçu’ tanımlanırken yine aynı maddenin 3.fıkrasında’’Varsayımsal Zimmet Suçu’’ tanımlamış olup aynı maddenin 5.ve 6.fıkralarında her iki suç içinde etkin pişmanlık düzenlemesine yer verilmiştir.Bankacılık Kanunu’nun 160.maddesnin 2.fıkrasında daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli hal düzenlenmiş olup aynı maddenin 7.fıkrasında ise daha az cezayı gerektiren bir nitelikli unsura yer verilmiştir.
II.Korunan Hukuksal Değer:
Bankacılık zimmeti suçunun koruduğu hukuksal değer doktrinde tartılmalıdır..Bir görüşe göre bu suçla korunan hukuksal değer bankanın mülkiyet hakkıdır Bir diğer yazara göre ise bu suçla korunan birden fazla hukuksal değer var olup bu hukuksal değerler şunlardır;bankacılık sistemine duyulan güven ve istikrar, bankanın mülkiyet hakkı Bir diğer görüşe; ‘’Bankacılık Kanunu’nda düzenlenen zimmet suçunun ihdasıyla, ekonomik düzenin korunması amaçlanmıştır’’ .’’Özgenç’e bu suçta ihlal edilen hukuki değerlerden, finans kurumu bankaların ekonomik hayattaki güvenilirliği, malvarlığı hakkına nazaran önceliği kazanmaktadır’’.
III.Suçun Unsurları
A.Tipiklik
1.Suç Tipinin Genel Özellikleri:
Kanun maddesine baktığımızda ‘’zimmete geçirmek’’ fiiinden bahsedilirken bu fiil maddede somutlaştırılmadığı için bu suç bağlı hareketli bir suç olmayıp serbest hareketli bir suçtur.
Bu suçun meydana gelmesi tek hareket dahi yeterli olduğu için bu suç çok hareketli suç olmayıp tek hareketli bir suçtur.
Kanun maddesine baktığımızda bu suçun tamamlanması için herhangi bir netice aranmadığını görüyoruz, bu sebeple bu suç neticeli bir suç olmayıp sırf hareket suçudur.
‘’Bankacılık zimmeti suçu ani bir suç olup zimmete geçirme fiilinin gerçekleştiği anda ve yerde tamamlanır.’’
Bu suç icrai hareketle işlenebileceği gibi ihmali olarak da işlenebilir.

2.Suçun Maddi Unsurları
a)Fail:Bankacılık zimmeti suçu gerçek özgü suç olup bu suçun faili ancak şu kişiler olabailir;banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları.TCK’da düzenlenen zimmet suçunun faili ise ancak kamu görevlileri olabilir.’’…bünyesinde kamu sermayesi bulunan;Ziraat, Halk ve Emlak Bankaları, 25.11.2000 tarih ve 4603 sayılı kanunla özel hukuk statüsüne tabi anonim şirket haline dönüştürüldüğünden, bu bankaların mensupları hakkında da işledikleri zimmet fiillerinden ötürü TCK md. 247 değil, BK md. 160 uygulanacaktır.’’
‘’Bankanın yonetim kurulu başkan ve uyeleri ile kastedilen bankaların anonim şirket olarak kurulması gerektiğinden bu tuzel kişiliğin yonetim ve temsil organının oluşturduğu kuruldur.’’
‘’Bankanın mensupları kavramı icerisine bir sozleşme gereği bankaya bağı olan herkes
girmekte olup, bankanın ortakları da bankada gorev almakta ise bu kapsamda
değerlendirilebilecektir’’
Suçun oluşması için tek bir fail dahi yeterli görüldüğü için bu suç çok failli suç olmayıp tek failli suçtur.
b)Mağdur:Bu suçun mağdurunun kim olduğu hususu öğretide tartışmalıdır.Bir görüşe göre; Bu suçun mağduru toplumu oluşturan herkes olup zimmete geçirilen malın sahibi belli ise o kişi de mağdurdur. (Bu görüşe göre tüzel kişiler suçun mağduru olamazlar bu sebeple banka bu suçun mağduru olamaz. ) Bir diğer görüşe göre ise bu suçun mağduru banka tüzel kişiliğidir.
c)Suçun Konusu:Bu suçun konusu ‘’para veya para yerine geçen evrak veya senetler veya diğer mallar’’dır.’’Aslında maddi konunun sayılan bütün kavramları kapsamına alan mal kavramıyla ifade edilmesi yeterli olurdu.’’
‘’Malın zimmet suçunun konusunu oluşturabilmesi için zilyetliğinin Banka Yönetim Kurulu Başkan ve üyeleri ile diğer mensuplarına ;’Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olması veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olması’ gerekmektedir.’’
‘’Öte yandan maddi konuyu oluşturan ‘mal’ bankaya ya da kişilere ait olabilir.Nitekim 4389 sayılı Bankalar Kanununda bu suçun maddi konusunu oluşturan malın bankaya ait olması aranırken 5411 sayılı Bankacılık Kanununda bu şarta yer verilmemiştir.Yeter ki, malın zilyetliği bankaya devredilmiş ve bankanın bu mal üzerinde hukuken veya fiilen tasarrufta bulunabilmesi mümkün olsun.’’
Kanunda belirtilen kişilere malın zilyetliği ‘’görevi nedeniyle’’ devredilmeli yahut bu kişilerin mal üzerinde ‘’koruma ve gözetim yükümlülüğü olmalı.
‘’Bankanın malına görevi nedeniyle zilyet olan kişinin, bu mal üzerindeki tasarruf yetkisini yine görevine uygun kullanması gerekir.Banka mensubunun görevi nedeniyle malın zilyetliğini devralma yetkisi kanundan, banka içi mevzuattan ve uygulamadan kaynaklanabilir.’’
d)Hareket:Bankacılık Kanunu’nun 160.maddesinin 1.fıkrasında yaptrıma bağlanan fiil,’’Banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensuplarının görevi nedeni ile zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları zimmetine geçirme’’sidir.
Kısa bankacılık zimmet suçunun hareket unsurunun Kanunda öngörülen kimselerin yine Kanunda öngörülen malları zimmetine geçirmesidir.
‘’Zimmete gecirme, suc konusu mal üzerinde malikmiş gibi tasarrufta bulunmaktır. Fail suç konusu şeyi kendisinin olabileceği gibi başkasının zimmetine de gecirebilir.’’
Bankacılık zimmeti suçu çeşitli şekillerde işlenebilir.
e)Nitelikli Unsurlar:
e-1)Suçun zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi: 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160.maddesinin 2.fıkrasında daha ağır
cezayı gerektiren bir nitelikli hal öngörülmüştür.5411 sayılı Bankacılık Kanunun 160.maddesinin 2.fıkrasına göre:’’Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi hâlinde faile on iki yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası verilir; ancak, adli para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi hâlinde mahkemece re'sen ödettirilmesine hükmolunur.’’ Benzer bir hüküm, TCK’da düzenlenen zimmet suçu için de öngörüşmüştür(TCK madde 247 fıkra 2). ‘’Doktrinde, hileli davranışlarla gerçekleştirilen zimmetin cezayı arttıran neden olarak düzenlenmesi yerine yargıca cezanın azami ve asgari miktarlar arasındaki geniş bir takdir yetkisi tanınması suretiyle her somut olaya göre ceza tayin etmesinin sağlanmasının daha doğru olacağı ileri sürülmüştür.’’

‘’Söz konusu ağırlaştırıcı nedenşn varlığının tespit edilmesinde ‘zimmetin normal denetim ve bankada mevcut kayıt ve belgelerin karşılaştırılması ve kontrolü sonucu tespit edilip edilemeyeceği, suçun banka dışı araştırmayı gerektirecek derecede bankayı aldatıcı ve fiilin açığa çıkmasını engelleyecek her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenip işlenmediği’ne bakılmaktadır(Y 7 CD.E. 2003/5543, K.2004/4973, T. 08.04.2004).Bu dueumda, hileli yani aldatıcı nitelikteki davranışlarla zimmet fiili işlenmiş olsa bile suçun banka içinde yapılan bir araştırma sonucu ortaya çıkarılması halinde ağırlaştırılmış zimmet suçu oluşmayacaktır.Bu uygulamanın kanuni dayanağını tespit etmek zor görünmektedir.’’
‘’Belirtmek gerekir ki, BK md. 160/2’de yer alan ağırlaştırıcı nedenin gerçekleşebilmesi için zimmete geçirmenin hileli davranışlarla işlenmesi gerekir.,Malın zimmete geçirilmesinden sonra suçun ortaya çıkmasını önlemek için hileli davranışların işlenmesi halinde söz konusu fıkra hükmü uygulanmaz.’’
e-2)Elde edilen yararın değerinin azlığı:Bankacılık Kanunu’nun 160.maddesinin olarak düzenlenmiştir.Bu fıkraya göre:’’Zimmet suçunun konusunu oluşturan para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir.’’ TCK’da düzenlenen zimmet suçu için de malın değerinin azlığı, daha az cezayı gerektiren bir nitelikli hal olarak TCK madde 249’da düzenlenmiştir.
‘’Hakim bu tespiti, zimmete konu eşyanın suçun işlendiği zamandaki değerini dikkate alarak yapacaktır.’’ ‘’Suçun işlendiği zamandan sonra gerçekleşen değer artmaları veya değer azalmaları değerlendirmeye alınmayacaktır.’’
3.Suçun Manevi Unsuru: Bu suçun taksirle işlenen şekli kanunda açıkça belirtilmediği için, failin taksirli hareketleri cezalandırılmaz, bu suç taksirle işlenemez.Bu suç yalnızca kasten işlenebilen bir suçtur.Kanun’da, bu suçun kastın türlerinden olan olası kast ile işlenmesine engel bir ibare olmadığı için doğrudan kastla işlenebilmesinin yanında olası kast ile de bu suç işlenebilecektir.
B.Hukuka Aykırılık Unsuru:
‘’Bir eylemin suç oluşturabilmesi için suç tanımına uygun olması gereklidir;ancak yeterli değildir.Ayrıca böyle bir eylemin yapılmasına hukuk düzeni tarafından izin veren bir normun olmaması gerekir.’’ ‘’İnceleme konusu suçun kanuni tanımında özel bir hukuka uygunluk nedenine yer verilmemiştir.Dolayısıyla inceleme konusu suçun oluşabilmesi için her olayda hakim tarafından TCK’da sayılan hukuka uygunluk nedenlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.’’
Bir fiil bankacılık zimmet suçu tanımına uygun olsa dahi o fiilin bankacılık zimmet oluşturabilmesi için o fiile hukuka uygun hale getirecek bir nedenin olmaması gerekir.
IV.Kusur:Bankacılık zimmeet suçunu işleyen failin kusurluluğunu tamamen ortadan kaldıran bir hal varsa faile ceza verilmeyecektir, failin kusurluluğunu tamamen ortadan kaldırmamakla beraber azaltan bir hal varsa faile kusuru oranında ceza verilecektir.
V.Suçun Özel Görünüm Şekilleri:
A.Teşebbüs: :Bankacılık zimmet suçu sırf hareket suçudur ve sırf hareket suçlarına teşebbüs, harelet kısımlara ayrılabildiği durumlarda mümkündür.Zimmete geçirme fiili kısımlara bölünebildiği taktirde suça teşebbüs münkündür.’’Doktrinde söz konusu fıkradaki suçun teorik olarak teşebbüse elverişli olduğu kabul edilmekle birlikte teşebbüs açısından icra hareketlerine başlangıç anını belirlemenin zor olduğu ileri sürülmektedir.’’
B.İştirak:Bankacılık zimmeti suçu gerçek özgü bir suç olup suçun faili ancak kanunda belirtilen ‘’banka yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile diğer mensupları’’ bu suçun faili olabilirler.
‘’Bu kişiler dışındakilerin işledikleri fiil, başka bir suça vücut verebilir.Ancak, banka yönetim kurulu başkanı, üyeleri, ve diğer mensuplarıyla iştirak hallinde hareket eden üçüncü şahışlar, iştirake ilişkin genel hükümler çerçevesinde(azmettiren veya yardım eden olarak) sorumlu tutulacaktır(ö.40/2).’’
C.İçtima:Bankacılık zimmeti suçu işlenirken fail çoğu kez belgede sahteciliğede başvurur(özellikle den nitelikli zimmet halinde).Bu durumda faile ayrıca sahteclik suçlarından ceza verilip verilemeyeceği hususu öğretide tartışmalıdır.
5237 sayılı TCK madde 212:’’Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.’’
5411 sayılı Bankacılık Kanunu madde 161:’’Bu Kanuna göre suç teşkil eden hareket ve fiiller başka kanunlara göre de cezayı gerektirdiği takdirde, failleri hakkında en ağır cezayı gerektiren kanun maddesi uygulanır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun sorumluluğu gerektiren hükümleri saklıdır.’’
Artuk/Gökçen/Yenidünya’ya göre ‘’Düşüncemize göre:TCK.’nun 212 nci maddesi hükmü ancak TCK.bakımından geçerli olabilir.Bu sebeple bankacılık zimmetinde uygulanması mümkün değildir.’’ Yazarların bu düşüncesin göre bankacılık zimmeti suçu işlerken fail sahtecilik suçu da işlemiş ise fail 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 161.maddesi gereğince yalnızca daha ağır cezayı gerektiren suçtan ceza alacaktır.
‘’Bir görüşe göre:bankacılık zimmeti suçunun sahte resmi veya özel belge düzenlemek suretiyle işlenmesi halinde faile hem Bankacılık Kanununun 160.m.gereğince hem de ilgili sahtecilik suçundan ceza verilmesi gerekmektedir.’’
Gülşen’ göre:’’TCK’nın 212. Maddesine nazaran Bankacılık zimmeti suçu yönünden 5411 sayılı Kanunun 161.maddesindeki düzenleme, özel hüküm niteliğindedir.287Bu bağlamda, Bankacılık Kanununun 161.maddesindeki düzenlemenin TCK 212.maddesine gore; öncelikle uygulanması gerekeceği ve failin nitelikli Bankacılık zimmeti suçunu düzenleyen 160.maddesinin 2.fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiği açıktır. Yargıtay da uygulamada
nitelikli zimmet ile sahtecilik suçunun birlikte işlendiği durumda sahtecilik suçunu nitelikli zimmet suçunun unsuru kabul etmekte ve failin yalnızca nitelikli bankacılık zimmeti suçundan cezalandırılması gerektiğini vurgulamaktadır.’’
VI.Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep Olarak Etkin Pişmanlık:
5411 sayılı Kanunun 160.maddesinin 5.ve 6.fıkralarında etkin pişmanlık hali düzenlenmiştir.
(5) Soruşturma başlamadan önce, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte ikisi indirilir.
(6) Kovuşturma başlamadan önce, gönüllü olarak, zimmete geçirilen para veya para yerine geçen evrak veya senetlerin veya diğer malların aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi hâlinde, verilecek cezanın yarısı indirilir. Bu durumun hükümden önce gerçekleşmesi hâlinde, verilecek cezanın üçte biri indirilir.

‘’Hemen belirtmek gerekir ki etkin pişmanlık cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi bir sebeptir.Dolayısıyla ,iştirak halinde işlenen suçlarda, sadece etkin pişmanlık gösteren kişiye ve şeriklere uygulanabilir.’’
Aslolan zararın iade yoluyla giderilmesi olup aynen iade mümkün değilse tazmin yoluyla giderim ile fail etkin pişmanlıktan faydalanabilir.
‘’Uğranılıan zararın tamamen tazmin edilmesi durumunda ayrıca bir faizin talep edilebilmesi hususunda kanunda bir hüküm yoktur.Dolayısıyla indirimden faydalanmak için sadece zararın tazmini yeterlidir.’’
‘’ Fail, suç konusu malı başkasının zimmetine geçirmiş olsa bile, etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorsa iadeyi kendisi gerçekleştirmelidir.’’ ‘’Fakat, failin bizzat ödemede bulunmasını engelleyici sebeplerin bulunması halinde (tutukluluk, hastalık vb.) onun bilgisi ve iradesi dahilinde bir başkası tarafından gerçekleştirilen iade de yeterli kabul edilmelidir.’’
Zimmete geçirilen para müşterilerin değil bankanın mülkiyetinde olup müşterilerin bankaya karşı sadece bir alacak hakkı vardır.Bu sebeple iade veya tazmin, doğrudan banka tüzel kişiliğine yapılmalıdır.
‘’Failin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için iade veya tazmin fiilen gerçekleşmiş olması gerekir.’’ ‘’Ödeme taahhüdünde bulunulması veya teminat gösterilmesi ödeme sayılmaz’’ ‘’Bununla birlikte her ne kadar kanunda bir açıklık olmasa da Yargıtay uygulamasında taksitlendirme yoluyla etkin pişmanlığa imkan tanınmaktadır.’’
Soruşturma aşamasında fail zararı ödemiş olursa kovuşturma aşamasında zararın ödenenden fazla olduğu ortaya çıkarsa fail etkin pişmanlıktan faydalanabilecek midir?
‘’Özgenç’e göre, zimmet suçu nedeniyle oluşan zararın soruşturma başlamadan önce veya soruşturma sırasında ödenmesine rağmen kovuşturma aşamasında yapılan bilirkişi incelemesi
sonucu oluşan zararın ödenen miktardan fazla olduğunun ortaya çıkması durumunda, failin kastına göre etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanması gerekecektir.Yazara göre, fail oluşan zararın tamamını ödediği düşüncesindeyse, kovuşturma sırasında tespit edilen farkı behemehal ödemesi şartı ile ilk ödemeyi yaptığı aşamaya göre etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilecektir.’’
Etkin pişmalığın soruşturma başlamadan önce gerçekleşmesi halinde faile verileccek cezanın üçte ikisi indirilir.Soruşturma evresi kanua göre yetkili mercilerce suç süphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade eder.
Etkin pişmanlığın soruşturma evresinde gerçekleşmesi halinde verilecek cezanın yarısı indirilir.
Etkin pişmanlığın kovuşturma evresinde hüküm verilmeden gerçeklemesi halinde verilecek cezanın üçte biri indirilir. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eder.Ancak etkin pişmanlıktan yararlanma imkanı sadece dar anlamda kovuşturma evresinde mümkündür.Dar anlamda kovuşturma evresi son kararla birlikte sona erer, geniş anlamda kovuşturma evresi ise son karar evresnin sona ermesiyle değil hükmün kesinleşmesiyle sona erer.

VII.Yaptırım:
Bankacılık zimmeti suçunun temel şeklini işleyenler altı yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankanın uğradığı zararı tazmine mahkum edilirler.
Bankacılık zimmeti suçu fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmesi halinde faile on iki yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası verilir;ancak, adli para cezasının miktarı bankanın uğradığı zararın üç katından az olamaz.Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi halinde mahkemece re’sen ödettirilmesine hükmolunur.

VIII.Muhakemeye İlişkin Kurallar:

A.Yetkili Mahkeme:
Bankacılık zimmet suçu için madde bakımından ağır ceza mahkmeleri yetkilidir.
Görev bakımından yetkide ise ‘’Belirtilmelidir ki HSYK’nın 08.12.2005 tarihli ve 861 sayılı kararı ile Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklı davalar bakımından madde itibariyle hangi mahkemelerin görevli olacağı hususu belirlenmiştir.Karar, 29.12.2005 tarihli ve 26038 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış olup Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklı suçlara İstanbul’da 8. Ağır Ceza Mahkemesi, diğer illerde ise 2 numaralı Ağır Ceza Mahkemesinin bakacağı karara bağlanmıştır.’’ Yani anılan HSK kararı gereği bankacılık zimmet suçuna İstanbul’da İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi bakacak olup İstanbul dışındaki illerde ise 2 numaralı Ağır Ceza Mahkemesi bakacaktır.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 164.maddesi gereği bankacılık zimmeti suçu bakımından yetkili mahkeme fiilin işlendiği yerin bağlı bulunduğu ilin adıyla anılan yer mahkemesidir.Belirtilen bu yer bakımından yetki kuralı CMK’da belirtilen yer bakımından yetki kuralından farklıdır.
’’Şöyle ki dikkat edilirse yetkili mahkeme olarak BankK m. 164’te fiilin işlendiği yerin bağlı
bulunduğu ilin adıyla anılan ağır ceza mahkemesi yetkili kılınmış olup fiilin işlendiği yer mahkemesi yetkili kılınmamıştır. Özellikle farklılık, ilçelerde Ağır Ceza Mahkemesi bulunması durumunda ortaya çıkmaktadır. Örneğin Alaşehir Manisa’ya bağlı bir ilçedir ve hem Alaşehir’de hem de Manisa’da Ağır Ceza Mahkemesi bulunmaktadır. Alaşehir’de BankK m. 164’te tanımlı suçlardan birinin işlendiğini varsayalım. Bu halde BankK m. 164’te sayılan suçlar bakımından yetkili mahkeme, fiilin işlendiği yerin (yani Alaşehir’in) bağlı bulunduğu ilin (yani Manisa’nın) adıyla anılan Ağır Ceza Mahkemesiolacaktır (yani Manisa Ağır Ceza Mahkemesidir). Görülmektedir ki, ilçede Ağır Ceza Mahkemesi bulunması durumunda genel hükümler uyarınca fiilin işlendiği yer olmasına rağmen o ilçedeki Ağır Ceza Mahkemesi davaya bakmayacak, ilçenin bağlı bulunduğu ilin Ağır Ceza Mahkemesi davaya bakacaktır.’’

B.Yazılı Başvuru Koşulu:
5411 sayılı Kanunun 162.maddesinin 1.fıkrasına göre; ‘’Bu kanunda belirtilen suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturma yapılması, Kurum veya Fon tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır.Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.’’ Yani bankacılık zimmet suçundan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için TMSF veya BDDK’nun yazılı müracaatı gerekir.’’Kanun koyucunun bu hükmü ihdas ediş amacı bir güven kurumu olan bankaların itibarını korumaktır.’’ ’’Kurum veya fonun yazılı başvuruda bulunup bulunmama konusunda takdir hakkı vardır.Kurum veya fon, savcılıklardan gelen talepleri herhangi bir sebep ileri sürmeden reddebilir.’’
Kanunda belirtilen yazılı başvuru şartının hukuki niteliği öğretide tartışmalıdır:Şikayet hakkı dar anlamda suçtan zarar görenlere ait olup TMSF ve BDDK geniş anlamda suçtan zarar gören kavramına bile dahil olmadığından dolayı yazılı başvuru muhakeme şartı şikayet olarak nitelendirilemez. Muhakeme şartı olarak talep şartının arandığı suçlarda yetkili makamın dava açılmasını istemesi halinde, savcılık makamının takdir hakkı olmayıp iddianame düzenleyip mahkemeye sunmak zorundadır. Yazılı başvuru durumunda savcılık iddianame düzenlemeye mecbur olmadığından dolayı yazılı başvuru talep olarak da nitelendirilemez.Savcılığın girişimi öngörülmediğinden dolayı yazılı başvuru izin veya karar olarak da kabul edilemez. Müracaat, devletin belirli makamlarının savcılık makamını iddianame düzenlemeye mecbur bırakmayacak şekilde yaptığı bildirim olup TMSF ve BDDK’nın yazılı başvurusu sonucu savcılık iddianame düzenlemek zorunda olmadığından dolayı yazılı başvuru şartını müracaat muhakeme şartı niteliğindedir.
Bahsedilen kamu tüzel kişileri yazılı müracaatta bulunup bulunmamakda serbest olup yazılı başvuruda bulunmamaları halinde bu karar idari yargı denetimine açıktır(tabi ki bu denetim yerindelik denetimi olmayıp hukukilik denetimidir).
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 162.maddesinin 2.fıkrasına göre:’’İtibarın zedelenmesi, sırların açıklanması ve zimmet dolayı ilgililerin dava hakkı ile 4.12.2004 tarihli 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri saklıdır.’’
Dava hakkından ne anlaışması gerektiği konusunda öğretide tartışma vardır.Bir görüş dava hakkını şikayet olarak kabul eder ve bu şikayet hakkı yazılı başvuru şartı bertaraf olmayıp ilgililer şikayet hakkını kullanmasa bile yazılı başvurunun varlığı halinde soruşturma, kovuşturma yapılabilecektir. ‘’Uğur’a göre, burada dava hakkı ile kastedilen, şikayet hakkı değil, ilgililerin hukuk mahkemelerinde şahsi hakka ilişkin olarak açabilecekleri davalardır.’’ ‘’Bankanın, bu suçlara ilişkin olarak sahip olduğu şikayet hakkını yönetim kurulu veya bu yetkisini devrettiği ilgili birim kullanabilecektir.’’ Yönetim kurulu üyeleri bu şikayet hakkını kullanmasalar dahi 5237 sayılı TCK’nin 278.maddesinde düzenlenen suçu bildirmeme suçundan sorumlu olmazlar çünkü bu suçun oluşabilmesi için bildirilmeyen suç resen soruşturulan ve kovuşturulan bir suç olmalıdır.
C.Davaya Katılma:
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 162.maddesinin 1.fıkrasının son cümlesine göre:’’Bu fıkra uyarınca yapılan soruşturmalar neticesinde açılan kamu davalarında, Kurumun veya Fonun başvuruda bulunması halinde, bunlar başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazanırlar.’’ CMK’na göre katılan sıfatını kazanmak için mahkemece karar verilmesi gerekirken Bankacılık zimmeti suçunun yargılaması sırasında Kurum veya Fon tarafından katılma talebi mahkemeye iletildikten sonra Kurum veya Fon mahkemece herhangi bir karara gerek kalmaksızın başvuru tarihi itibariyle katılan sıfatını kazanırlar.
D.İnfaza İlişkin Özel Kural:
5411 sayılı Bankacılık Kanununun 167.maddesine göre:’’160 ıncı maddede yazılı suçlardan dolayı mahkum olanlar, Fona veya Hazineye olan borçları ve tazminatları ödemediği veya bu borçlar ve tazminatlar malvarlıklarından tahsil olunamadığı sürece, bunlar hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.’’










.








KAYNAKÇA

KİTAPLAR
• ARTUK Mehmet Emin, Ahmet GÖKCEN, Ahmet Caner YENİDÜNYA, Ceza Hukuku Özel Hükümler, 14.B., Ankara, Adalet Yayınevi, 2014.
• ERCAN İsmail, Ceza Muhakemesi Hukuku, 9.B., İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, Kasım 2015.
• ERCAN İsmail, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 12.B., Kocaeli,, Kuram Yayınevi, 2016.
• KOCA Mahmut, İlhan ÜZÜLMEZ, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 5.B., Ankara, Seçkin Kitapevi, 2012.
• ÖZGENÇ İzzet, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9.B., Ankara, Seçkin Kitapevi, 2013.
• YENİDÜNYA Ahmet Caner, Zafer İÇER, Ceza Muhakemesi Hukuku, 1.B., Ankara, Adalet Yayınevi, 2016.

MAKALELER
• BABA Yasemin, ‘’ 5411 Sayılı Bankacılık Kanununda Düzenlenen Zimmet Suçu Bağlamında Etkin Pişmanlık Uygulaması’’, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 9, Ankara, 2012, ss.253-280.
• GÜNGÖR Devrim, ‘’5411 Sayılı Bankacılık Kanununda Zimmet Suçu’’, Ankara Barosu Dergisi, Sayı 67, Ankara, 2009, ss.23-29
• İTİŞGEN Rezzan, ‘’Türk Ceza Hukukunda Zimmet Suçu’’, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. LXXI, Sayı 1, İstanbul, 2013, ss. 639-672.
• YETKİN Erdi, ‘’Bankacılık Ve Sermaye Piyasası Suçlarına İlişkin Muhakeme Kuralları’’, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XIX, Sayı 3, Ankara, 2015, ss. 403-434.

DİĞER KAYNAKLAR
• GÜLŞEN Taner, Zimmet Suçu, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2011.
• GÜRSES Davut, Bankacılık Kanunu’na Göre Zimmet Suçu, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2009.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Bankacılık Kanununda Düzenlenen Zimmet Suçu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Andaç Esemen'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
05-11-2018 - 22:56
(12 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 1 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 1 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
147
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 5 saat 5 dakika 36 saniye önce.
* Ortalama Günde 11,31 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 25134, Kelime Sayısı : 3270, Boyut : 24,54 Kb.
* 1 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2048
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,02761102 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.