Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale İtirazın İptali Davalarında İcra İnkar Tazminatı Ve Yargıtay Kararları

Yazan : Dilan Kartal [Yazarla İletişim]
Stajyer Avukat

İTİRAZIN İPTALİ DAVALARINDA İCRA İNKAR TAZMİNATININ ŞARTLARI(İİK MADDE 67/2)
İtirazın iptali davasında borçlunun inkâr tazminata mahkûm edilebilmesi için, öğretide ve Yargıtay kararlarında genellikle kabul edildiği üzere, aşağıdaki şartların (birlikte) gerçekleşmesi gerekir:
1) Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalıdır; İcra inkar tazminatına ancak para alacaklarından dolayı ilamsız icra yollarından birine (genel haciz yolu, rehnin paraya çevrilmesi yolu, ilamsız takip ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip) gidilmiş olması halinde hükmedilir.
2) Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalıdır; Borçlu süresi içinde yani 7 gün içinde ödeme emrine itiraz etmemiş veya süresi geçtikten sonra itiraz etmiş ve bu nedenle ilamsız icra takibi kesinleşmişse alacaklının artık iptal davası açmasında hukuki menfaati yoktur. Buna rağmen bu dava açılır ve mahkemece görülürse bu davada borçlu inkar tazminatına mahkum edilemez.
3) İtirazın iptali davası süresi içinde açılmış olmalıdır; Bir yıllık itirazın iptali dava açma süresi geçtikten sonra açılan normal bir alacak davasında borçlu icra inkar tazminatına mahkum edilemez.
Davacı bir yıl içinde mahkemede açtığı davayı açıkça itirazın iptali davası olarak nitelendirmemiş olsa dahi, mahkeme şartları varsa icra inkar tazminatına hükmeder.
Ayrıca icra inkar tazminatı ancak alacağın esası hakkında açılan itirazın iptali davası ile birlikte istenebilir. İcra inkar tazminatı tek başına bir davaya konu teşkil etmez.
4) Alacaklının talepte bulunulması; İcra inkar tazminatına hüküm verilebilmesi için tarafların bunu layihalarında açıkça istemiş olması gerekir, talep edilmemişse mahkemece resen icra inkar tazminatına hükmedilemez.
5) Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi;
• Borçlu dava açıldıktan sonra itirazından vazgeçerse; borçlu dava açılmasına sebebiyet verdiğinden haksız sayılacak ve inkar tazminatına mahkum edilecektir. Dava sulh ile sonuçlandığı takdirde sulhun içeriğine göre hareket edilecektir.
• Alacak likit nitelikte ise; Likit alacağa itiraz eden borçlu bu alacak senede bağlanmamış olsa dahi haksız sayılır.
• Alacak likit nitelikte değilse; Likit olmayan bir alacağa itiraz eden borçlu alacağın belirli olmamasından dolayı itirazında haklıdır ve itirazın iptali davasını kaybetse dahi inkar tazminatına mahkum edilemeyecektir. Çünkü inkar tazminatının niteliği sürecin uzatılması veya aksatılmasına karşın tedbir niteliğindedir ve likit olmayan alacağa itiraz bu tedbiri gerektirecek nitelikte değildir.
6)Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir; Borçlunun inkar tazminatı ile sorumlu olabilmesi için, kusurlu olması şart değildir. Ancak,ödeme emrine karşı itirazda bulunan kişi veli,vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında icra inkar tazminatına hükmolunabilmesi için bunların kötü niyetinin ispatı gerekir.(İİK. m.67/3)
• Bu yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/19-599 E. ve 2013/145 K. Numaralı kararında; “…Yargıtay Daireleri ve Hukuk genel Kurulu’nun kararlılık kazanmış uygulamasına göre;itirazın iptali davalarında İİK’nun 67/2 nci maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davada haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış olması koşulları aranmaz.” denilerek inkar tazminatı şartlarını özetlemiştir.
KISMİ VEYA TAM ÖDEMENİN İNKAR TAZMİNATINA ETKİSİ
• 1)DAVA AÇILMADAN ÖNCE TAM ÖDEME: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2007/4505 E ve 2007/10169 K. Numaralı kararında; “... Ancak, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı devrede borçlu itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödeyebilir ve bunu engelleyen bir yasa HÜKMÜ YOKTUR. Borçlu itirazın iptali davası açılmamış iken itirazına konu borcu kısmen veya tamamen öderse ödeme tutarında alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacağı ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı olamayacağı açık olduğu gibi, icra inkar tazminatı niteliği gereği itirazın iptali davası sonucunda davanın kısmen veya tamamen kabulüne karar verilmesi koşuluna bağlı olarak hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat olup, takibe konu borcun dava tarihinden önce ödenmesi halinde alacaklının ödenen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı olmayacağından ödenen tutar gözönüne alınmadan, borca itirazın tümüyle iptali istemiyle açılan dava, ödenen kısım yönünden reddedileceğinden, bu kısım için de alacaklı yararına icra inkar TAZMİNATINA HÜKMEDİLEMEYECEKTİR. Somut olayda takipten sonra, davadan önce yapılan ödemeler tutarında alacaklının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı, bu suretle de icra inkar tazminatına davanın kabul edilen tutarı üzerinden hükmedilebileceği dikkate alınmadan yazılı gerekçeyle karar verilmesi DOĞRU DEĞİLDİR..” denilmiştir.Borçlunun itirazının icra takibini durdurduğu ve bu yüzden alacaklının alacağını geç almasına neden olduğu düşünüldüğünde;borcun tamamının ödenmesine kadarki zaman için, alacaklının doğmuş olan zararının kısmen de olsa karşılanması gerektiği düşüncesi akla gelse de bunun hesabındaki zorluk ve hatta imkansızlık nedeniyle inkar tazminatına bu zarar sebebiyle hükmedilmeyecektir.
• 2)DAVA AÇILMADAN ÖNCE KISMİ ÖDEME: Borçlu itirazın iptali davası açılmadan önce borcun tamamını değil de bir kısmını öderse; alacaklının itiraz edilen yani kalan tutar için itirazın iptali davası açmasında hukuki menfaati vardır ve mahkeme davayı haklı bulursa yalnızca bu kısım için inkar tazminatı söz konusu olacaktır. Bu konuda Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2007/7267 E. ve 2007/11091 K. Numaralı kararında; “…İtirazın iptali davası açılmadan önce borcun kısmen ödendiği hallerde, alacaklının ödenen kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı olmayacağından, ödenen miktar gözönüne alınmaksızın bu kısım için de icra inkar TAZMİNATINA HÜKMEDİLEMEYECEKTİR. Alacağın varlığının dava tarihi itibariyle belirlenip icra inkar tazminatına hükmedilmesi dava ekonomisi ve yararlar dengesine DE UYGUNDUR. Hal böyle olunca, icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından yapılan 20.000 USD'lik kısmi ödemenin düşülmek suretiyle dava tarihine göre belirlenecek bakiye alacak tutarı üzerinden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, BOZMA NEDENİDİR.” Denilmiştir.
• 3) DAVA AÇILDIKTAN SONRA TAM VEYA KISMİ ÖDEME: Bu durumda borçlu dava sonucunda haksız çıkarsa yapılan ödemeler yargılamayı sonlandırmadığından ve borçlu dava açılmasına sebebiyet verdiğinden aleyhine inkar tazminatına hükmedilecektir. Ve hatta borçlu ilk duruşmada dahi davayı kabul etse bile inkar tazminatına yine de mahkum olacaktır. Bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/19-266 E. ve 2001/273 K. Numaralı kararında; “Borçlunun sonradan yaptığı ödemeler veya borcu kabul beyanı mahkemenin yargılamayı devam ettirip davayı sonuçlandırmasına, takibe yapılan itirazda haksızlık durumuna göre inkar tazminatına hükmetmesine engel teşkil etmez. Ancak verilecek kararda, sonradan yapılan ödemelerin tahsilde tekerrüre meydan verilmemesi kaydıyla infazda nazara alınması belirtilebileceğine ve delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun olan direnme kararının ONANMASI GEREKİR.” Denilerek tazminata hükmedileceğini ancak tahsilde tekerrüre meydan vermemek amacıyla yapılan ödemelerin dikkate alınacağını açıklamıştır.
ALACAK NE ZAMAN LİKİT OLUR?
• Likit alacağın ne olduğu konusunda Yargıtay Genel Kurulu 2012/19-599 E. ve 2013/145 K. Numaralı kararında;” …Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMELİDİR. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda OLMASI GEREKİR. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu KABUL EDİLMELİDİR.” Denilerek likit alacağı özetlemiştir. Bu karara göre alacak sayılan şartları taşıdığı halde likittir veya değildir likitlik niteliğine dava sürecinde yapılan incelemelerle haiz olacaksa borçlu itiraz etmekte haklıdır ve de likit olmayan alacaklar için borçluya inkar tazminatı yüklenemeyecektir.

FATURA ALACAKLARI LİKİT MİDİR?
• Yargıtay kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2006/7446 E. ve 2007/741 K. Numaralı kararına göre; “Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi DOĞRU GÖRÜLMEMİŞTİR.” Denilerek fatura alacağının likit niteliğini belirtmiştir. Aynı şekilde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2003/9890 E. ve 2004/7591 K. Numaralı kararında da; “Davalının söz konusu fatura bedelinin 1.500.000.000.TL´sini ödemiş olması karşısında faturanın davalıya ulaştığının KABULÜ GEREKİR. Bu durumda mahkemece BK.nun 101 inci maddesi gereğince borcun ifa edileceği günün müttefıkan tayin edilmiş olduğunun kabulü ile bu tarihten takip tarihine kadar davacının işlemiş faiz talep edilebileceğinin kabulü gerekirken davalı borçlunun takipte temerrüde düştüğünün kabulü doğru olmadığı gibi davacı alacağının likit (hesap edilebilir) nitelikte olduğu gözetilerek İİK.nun 67/2 nci maddesi gereğince davalının itirazında haksızlığına karar verilen miktar üzerinden davalı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddi DE İSABETSİZDİR.” Denilerek fatura alacağının likitliğe ve dolayısıyla inkar tazminatına engel olmayacağını açıklamıştır.
DAVACI VE DAVALI TARAFIN TİCARİ DEFTERLERİNDE BİRBİRİNİ TUTMAYAN ALACAK KALEMLERİ LİKİT NİTELİKTE MİDİR?
Ticari defterlerin kesin delil olması için gereken genel şartları sıralayacak olursak:
1. Uyuşmazlığın çıktığı işin yapıldığı tarihte her iki taraf da tacir sıfatına sahip olmalıdır.
2. Uyuşmazlık her iki tarafın da defterlerine geçirmesi gereken ortak bir ticari işten kaynaklanmalıdır.Bir başka deyişle uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmalıdır.(TTK 4. Mad)
3. Delil oluşturması istenen defterler kanuna uygun şekilde tutulmuş olmalıdır. Açılış ve kapanış kayıtlarının yapılmış olması gerekir. Bunun için her şeyden önce zorunlu tüm defterlerin tutulmuş olması gerekir. İşletmenin nitelik ve öneminin gerektirdiği defterler tutulmamışsa, ya da kapanış kayıtları yapılmamışsa ismen sayılan zorunlu defter kayıtları ancak sahibi aleyhine delil teşkil edebilecektir.
4. Uyuşmazlık konusu işle ilgili olarak defterlere geçirilen tüm kayıtların birbirini doğrulamalıdır.
5. Karşı tarafın, ileri sürülen iddianın aksini kendi ticari defterleri veya diğer geçerli delillerle ispat edememiş olmalıdır.
Şartları aranmıştır.
• Her iki tarafın defterleri de bu şartlara yani yasalara uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yapılmış ise her biri kendi lehine delil olacağından bir tarafın defterlerindeki kayıtların diğerinin defterlerinde bulunmadığı sürece değer kazanmayacaktır. Bu durumda defterlere dayanan taraf iddiaların başka belgeler ile ispat etmek durumunda kalacaktır. Örneğin faturaya dayalı bir alacak yada itirazın iptali davasında her iki tarafında ticari defterleri TTK 64 ve 65. maddelere uygun tutulmuş ise davacının defterinde yer alan faturalar davalının defterlerinde de yer almadıkça davacı davalıya malı teslim ettiğini ispat etmiş sayılamaz. Aynı durum davalı içinde geçerlidir. Davalının iddia ettiği ödemeler davalının defterinde olduğu gibi davacı alacaklının defterlerinde de yer almamış ise bu ödeme savunması bir hüküm ifade etmeyecektir.
• Yani karşı tarafın aynı mahiyette tutulmuş usulüne uygun ticari defterleri bulunması durumunda ticari defterlere dayanan tarafın ticari defterlerindeki kayıtların tek başına lehine delil olduğunu savunmak mümkün değildir. Bu durumda bilirkişi incelemesi yapılarak alacakların tespiti gerekecektir. Tespit edilemediği takdirde taraflarca ispatlayıcı belge sunulmadığı müddetçe her iki tarafın da lehine delil teşkil etmeyecektir.
• Ticari defter alacakları konusunda ortaya çıkabilecek bir diğer durumsa her iki defterde de kayıtların mevcut ancak farklı olması durumudur.Likit alacak belirlenebilir alacaktır ve belirlenebilirlik somut olayın koşullarına göre değişmektedir. Davalı ve davacının usulüne uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların birbirini tutmaması durumunda kayıtlar delil sayılmayacak ve her iki tarafın da kayıtları bu nedenle likit niteliğe haiz olmayacaktır. Ancak başka belgelerle ispatlanırsa delil teşkil edecek ve böylece likit niteliğe sahip olacaktır.
• Bu konuda Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2010/370 E. ve 2010/10278 K. Numaralı kararında; “Dava konusu alacağın her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olduğu yaptırılan bilirkişi incelemesiyle SABİTTİR. Bu durumda mahkemece davalı defterlerinde de kayıtlı olan alacak miktarının baştan bilinebilir(likit) olduğu gözetilerek İİK.nun 67/2 nci maddesi gereğince davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle bu yöndeki talebin reddi DOĞRU GÖRÜLMEMİŞTİR.” Denilerek defter kayıtlarının birbirini doğrulaması likit alacak için aranan şart olduğu belirtilmiştir. Aynı yöndeki Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/7874 E. ve 2014/11494 K. Numaralı kararında da; “…Davalı vekili, icra dairesinin ve mahkemenin yetkisiz olduğunu, takip talebinde talep edilen alacağın fazla olduğunu ve alacağın likit olmadığını bildirerek davanın REDDİNİ İSTEMİŞTİR. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, icra dairesinin İİK'nın 50. BK'nın 89 ve HMK'nın 10. maddeleri uyarınca yetkili olduğu, davacı ve davalının ticari defterlerinde yer alan alacak tutarının birbiriyle uyumlu olduğunu ve icra takibinin bu alacak tutarı üzerinden yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüyle takibin devamına ve alacağın %20'si oranında inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından TEMYİZ EDİLMİŞTİR. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 19.06.2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE KARAR VERİLDİ.” Denilerek defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının likitliği doğuracağını açıklamıştır.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"İtirazın İptali Davalarında İcra İnkar Tazminatı Ve Yargıtay Kararları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dilan Kartal'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
28-11-2017 - 15:56
(16 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
172
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 6 saat 20 dakika önce.
* Ortalama Günde 10,12 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 15156, Kelime Sayısı : 1883, Boyut : 14,80 Kb.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2009
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,07013512 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.