Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Disiplin Cezalarına Karşı İtiraz Yolları

Yazan : Av.M.Lamih Çelik [Yazarla İletişim]

Yazarın Notu
• Mahalli İdareler Dergisi, Haziran 2016 sayı:42(220) s.18-25

DİSİPLİN CEZALARINA KARŞI İTİRAZ YOLLARI

M.Lamih ÇELİK
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanı


• Mahalli İdareler Dergisi, Haziran 2016 sayı:42(220) s.18-25


Giriş

Bu çalışmada belediye personellerine verilen disiplin cezalarına karşı başvurabilecekleri itiraz yolları ele alınmıştır.

1-Memurun verilen disiplin cezasına karşı Kurula İtiraz etme hakkı;

Devlet memurları hakkında uygulanan disiplin cezalarına karşı başvuru yollarından biri olan itiraz hakkındaki düzenlemeler 6111 sayılı Kanunla, 657 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerden önceki haliyle Kanunun 135. ve 136. maddelerinde yer almıştır. Ancak, 657 sayılı Kanunun 135. maddesinde yer alan “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabilir. Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.” yönündeki hükümler 6111/113 md. sayılı Kanunla değiştirilerek, disiplin cezalarına karşı başvuru yolları konusunda yeni hükümler getirilmiştir. Devlet Memurları Kanununun 135. maddesinde düzenlenen yeni hükümlere göre; “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylık tan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü halinde disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.” Yine aynı Kanunla, DMK’nun 136. maddesi tamamen yürürlükten kaldırılmış ve burada yer alan hükümler kısmen değiştirilerek 135. maddede yer verilmiştir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası hariç diğer cezalar için itiraz imkânı sağlanmıştır. Önceki hükümlerde yer alan üst disiplin amirine itiraz yolu kaldırılarak, itirazların disiplin kurullarına ve yüksek disiplin kuruluna yapılması uygulaması getirilmiştir. Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı itiraz söz konusu olmayıp doğrudan idare mahkemesine iptal davası açılabilir.

Memurların, kendilerine verilen disiplin cezalarına karşı itirazda bulunabilecekleri süre, kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Bu süre içinde itiraz edilmez ise verilen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar.
Disiplin kurullarının itirazı kabul etmeleri halinde, disiplin amirleri kararlarını gözden geçirerek verdikleri cezayı hafifletebilecekleri gibi tamamen de kaldırabilirler. Değişiklikten önce DMK’nun 135. ve 136. maddelerinde yeralan hükümlere göre, disiplin amirlerince verilen disiplin cezalarına karşı itiraz yoluna müracaat edilmesi halinde, itiraz mercileri kararları gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilmekteydiler. Kanunun 135. maddesiyle yapılan yeni düzenlemeye göre ise, disiplin kurullarınca itirazın kabul edilmesi halinde, cezanın hafifletilmesi veya tamamen kaldırılması yetkisi cezayı veren disiplin amirine tanınmıştır. Disiplin kurullarının yetkisi sadece itirazın kabulü veya reddi ile sınırlandırılmıştır. 135 inci maddede ayrıca, itirazın kabul edilmesi halinde cezayı vermiş olan disiplin amirinin kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebileceği veya tamamen kaldırabileceği ifade edilmiş olup, disiplin amirine bu seçenekler dışında başka bir hareket tarzı da bırakılmamıştır.
Devlet Personel Başkanlığı'nın bu konuyla ilgili olarak vermiş olduğu ( 5 Temmuz 2011 tarihli ve 32 sayılı mütalaalar bülteni) görüşte; “657 sayılı Kanunun 135 inci maddesinde itirazın kabulü halinde disiplin amirlerinin kararı gözden geçirerek daha alt ceza verebilecekleri veya tamamen ortadan kaldırabilecekleri hüküm altına alınmış olup, 657 sayılı Kanunda düzenlenen ceza türlerinden uyarma cezasına itirazın disiplin kurulu tarafından kabul edilmesi halinde bu kararın disiplin amirine gönderilmesi gerektiği ve ceza hafifletilemeyeceğinden disiplin amiri tarafından kaldırılması gerektiği, değerlendirilmektedir.” ifadesine yer verilmiştir.
Disiplin amirlerince verilen cezaya itiraz eden memurun itirazının disiplin kurulları tarafından kabulü halinde disiplin amirince cezanın hafifletilerek verilmesi durumunda memurun bu cezaya da itiraz hakkı bulunmaktadır.

2.Memurun Disiplin cezasının İptali için İdare Mahkemesinde dava açma hakkı;

Devlet memurları hakkında uygulanan disiplin cezalarının yargıya götürülmesine ilişkin Anayasal hüküm, Anayasa’nın 129. maddesi ile düzenlenmiştir. Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesine imkân sağlayan 5982 sayılı Kanun ile birlikte, bütün disiplin cezalarına yargı yolu açılmıştır. Anayasa’nın 129. 122 maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz” hükmü değiştirilerek Devlet memurlarına uygulanan bütün disiplin cezalarına karşı yargı denetimi sağlayan ve yine Anayasa’nın 129. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan (Değişik Fıkra:7.5.2010, 5982/13) “Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz” hükmü getirilmiştir.

Disiplin cezalarına karşı yargıya başvurma usulüne ilişkin düzenlemeler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yer almaktadır. İYUK’un 7. maddesinin birinci fıkrasına göre, disiplin cezalarına karşı cezaların tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekir. Yetkili mahkeme, disiplin cezasının alan memurun görevli bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesidir. 60 günlük süre içinde yargı yoluna gidilmemesi halinde süre kesinleşir.

Disiplin cezaları için idari itiraz yoluna başvurulmuş ve itiraz merciince itiraz reddedilmiş olsa bile yargı yoluna müracaat edilebilmesi mümkündür. Ancak disiplin kuruluna itiraz yoluyla müracaat edilmiş olması dava açma süresini kesmez ve durdurmaz. Bu nedenle idari itiraz yoluna başvuran kişinin yargı yolu hakkını kaybetmemesi için cezanın tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açması gerekmektedir.
Danıştay 12. Dairesi; “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 135. maddesinde Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itirazın varsa bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabileceği, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabileceği hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işlemin davacıya 31.7.2000 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bu cezaya karşı 2.8.2000 günü itiraz ettiği ve itiraza idarece cevap verilmemesi üzerine Dairemizin 2003/1203 esas sayılı dosyasından anlaşılacağı üzere 4.12.2000 tarihinde disiplin cezasının iptali için dava açıldığı anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Yasanın 11. maddesiyle getirilen başvuru hakkı, idari işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi amacına yönelik olduğundan, disiplin cezasıyla ilgili özel düzenlemede aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya Devlet memurluğundan çıkarma cezaları için itiraz yolunun düzenlenmemesi, itiraz olunsa bile cezanın kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi söz konusu olamayacağından, ayılan disiplin cezalarına karşı doğrudan dava açılması gerekmektedir. Olayda davacıya,31.7.2000 tarihinde tebliğ olunan disiplin cezasına karşı yapılan itirazın işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı, dolayısıyla dava konusu işlemin tebliğ edildiği 31.7.2000 tarihini izleyen günden itibaren atmış günlük süre geçirildikten sonra 4.12.2000 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu açıktır. Bu durumda, dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir” hükmünü içeren kararıyla itiraz merciine süresinde itiraz edilse bile, 60 günlük dava açma süresinde idari yargıda dava açılmaması halinde yargı yoluna başvurulamayacağını karara bağlamıştır.

Açılan davanın idari yargı kararıyla reddedilmesi halinde, idare tarafından yeni bir işlem tesis edilmesine gerek yoktur. Davanın kabul edilerek verilen disiplin cezasının iptal edilmesi halinde ise, verilen cezaya ilişkin her türlü hukuki durum cezanın verildiği dönemden önceki haline döner. Verilen iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı üzerine disiplin cezasına ilişkin olarak ilgilinin özlük dosyasında yer alan kayıtlar çıkarılır. İptal kararına konu disiplin cezasının ilgili bakımından doğurduğu diğer sonuçlar da ortadan kaldırılır. Örneğin aylıktan kesme cezasında kesilen aylık davacıya ödenir. Yapılmayan kademe ilerlemesi yapılır. Meslekten veya memuriyetten çıkarılan memur göreve başlatılarak, görevden ayrı kaldığı sürece alamadığı aylık ve diğer özlük hakları ödenir ve bu süreye ilişkin derece ve kademe terfileri yapılır.

2577 sayılı İYUK’un 28. maddesinde yer alan hüküm gereğince; idare iptal edilen ya da yürütmenin durdurulması yönündeki yargı kararını en geç 30 gün içinde işleme koymak ve yargı kararlarının gereklerine göre işlem tesis etmek zorundadır. Yargı kararlarının gereklerini süresinde yerine getirmeyen idare ve konuya ilişkin yetkili görevliler maddi ve manevi tazminat cezalarıyla yüz yüze kalabileceklerdir.

3-İşçinin disiplin cezasına karşı İş Mahkemesinde dava açma hakkı;

Önce şu husus özellikle belirtilmelidir ki, işveren çalışma düzen ve disiplinin sağlanması amacıyla kuralları önceden belirlenmek koşuluyla çalıştırdığı işçisine disiplin cezası uygulayabilir. Toplu İş Sözleşmeleriyle uygulamada genellikle disiplin cezalarının nevi ve hangi hallerde verilebileceği kurallara bağlanmakta ve yetki de bu konuda oluşturulan disiplin kurullarına verilmektedir. Disiplin kurulları da neticeten idari nitelikte bir kuruluştur.
Disiplin cezalarının uygulanmasını gerektirir fiillerin ve bu cezaların işçilerin özlük hakları ile ilgili oldukları, onların gerek halen çalıştıkları işte gelişmelerini, parasal yönden ilerlemelerini, hatta çalışma özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak çalışmakta olduğu işi bırakıp başka bir işverenin işinde çalışma olanaklarına doğrudan doğruya etkili nitelik taşıdıkları tartışma konusu yapılmayacak kadar açık bir gerçektir.
Disiplin cezası işten çıkarma şeklinde belirmiş olduğu takdirde haksız fesih iddiasıyla açılacak eda davacı ( ihbar, kıdem tazminatları gibi ) sırasında uygulanan disiplin cezası yargısal denetime tabi olacaktır. Disiplin cezası işten çıkarma şeklinde değil de, olayda olduğu gibi ihtar veya daha başka bir şekilde belirmiş olursa durum ne olacaktır?

“Dava yolunun kapatılması halinde ihtardan itibaren yılların geçmesiyle işçi bu cezasının haksızlığını ispat olanaklarını yitirebilir. Diğer yandan ihtar cezasının adedinin artmasının daha ağır bir cezayı celbedeceği de toplu iş sözleşmesinde öngörülmüş olabilir. İşçinin her yönden özlük haklarını ilgilendiren bu konuda dava hakkının varlığını kabul etme temel haklardan olan hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucudur. Diğer taraftan ede davacı açılabilecek durumda tesbit davası açılamayacağı yolundaki içtihadi kuralın da burada uygulama yeri bulunmamaktadır. Zira verilen geçersizliğine ve iptaline karar verilmesi isteği bizatihi eda niteliği taşımaktadır. Bir an için davanın eda niteliğini taşımadığının kabulü halinde de işçinin disiplin cezasına karşı gerek o cezanın karşı gerek o cezanın öngörülen koşulları itibariyle hakkaniyete aykırı olduğu ve gerekse o koşulların gerçekleşmediği iddialarıyla dava açılabileceğinin kabulü gerekir. “ (YARGITAY HGK E. 1987/9-639 K. 1987/797 T. 23.10.1987/ HGK E. 1987/9-612 K. 1987/770 T. 23.10.1987)

İşverenin vermiş olduğu disiplin cezasının haksız ve yersiz olduğunu düşünen işçinin hakkını aramak üzere yargı yoluna gitmesi gerekmektedir. Yargı yoluyla hak arama hürriyeti konusunda bireysel iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesine engelleyici düzenlemeler konulamaz. Konulmuş olan hükümler ise geçersizdir (Süzek,2011,118). Disiplin cezasına karşı yargı yolunda başvurulacak yer iş mahkemeleridir.
Yargının verilen cezayı başka bir cezayla değiştirmesi veya artırması gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. İşçi tarafından disiplin cezasına ilişkin davada işçinin dava dilekçesinde cezanın iptali ya da verilen cezanın indirilmesini istemesi gereklidir (Çil,2007,2444).
Gerçekleştiği iddia edilen eylemin doğruluğunun ispatı bu konuda işverene düşmektedir. Bu nedenle disiplin cezasını gerektirdiği düşünülen bir davranışa yönelik ceza verilebilmesi için ispat mükellefiyeti nedeniyle işverenlerin ve disiplin kurullarının yasal olarak geçerli olacak delillere dayanmaları gerekmektedir. Bu niteliğe sahip olmayan deliller mahkeme tarafından kabul görmeyeceğinden verilen ceza iptal edilecektir.
“Hukukumuzda açık bir düzenleme bulunmadığı için, iş mahkemesince işverenin verdiği disiplin cezasının iptali ve işvereni bir işlem yapmaya zorlayıcı nitelikte karar verilmesi mümkün değildir. Mahkemece işlemin hatalı olduğunun belirtilmesi yetinilmeli, işverenin yönetim hak ve yetkisinin kısıtlanması veya ortadan kaldırılması anlamına gelecek şekilde hüküm kurulmamalıdır. “(YARGITAY 9. HD E. 2010/33308 K. 2010/36162 T. 6.12.2010)

4- Personelin Kamu Denetçisine başvurma hakkı;

Hukuk sistemimiz için yeni olan KDK, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını hukuka uygunluk ve hakkaniyet bakımından incelemek ve öneriler sunmakla
görevlendirilmiştir. Mevzuatına göre, inceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması durumunda tavsiye kararı verilir.Tavsiye kararı; “hatalı davranıldığının kabulü”; “zararın tazmini”; “işlem yapılması veya eylemde bulunulması”; “mevzuat değişikliğinin yapılması”; “işlemin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya düzeltilmesi”; “uygulamanın düzeltilmesi”; “uzlaşmaya gidilmesi”; “tedbir alınması” önerilerinden bir ya da birkaçını içermektedir. Bu tavsiyeler dışında başka tavsiye kararı da verilebilir. Tavsiye doğrultusunda tesis edilen işlem, alınan önlem veya tavsiye edilen çözümün uygulanabilir görülmemesi durumunda bunun gerekçesi, ilgili merci tarafından otuz gün içinde Kuruma bildirilir . Ret kararı ise, inceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olmadığı kanaatine varılması durumunda verilmektedir.
Ombudsman tavsiye kararları karşısında kamu yönetimi, “kaldırma”, “değiştirme” ve “geri alma” biçiminde yönetim hukuku araçlarını uygulamaktadır.

Kamu Denetçisine Nasıl Başvurulur?

Şikâyet dilekçeleri Kuruma veya Kurumun gerekli gördüğü yerlerde açtığı bürolara elden verilebileceği gibi posta, elektronik posta veya faks yoluyla da gönderilebilir. Kurum tarafından oluşturulan elektronik sistem aracılığıyla da şikâyet başvurusunda bulunulabilir. Ayrıca, illerde valilikler veya ilçelerde kaymakamlıklar aracılığıyla elden veya posta yoluyla şikâyet başvurusu yapılabilir. Valilik veya kaymakamlıklar, şikâyetleri tarih ve sayı vermek suretiyle kayıt altına aldıktan sonra şikâyet başvurusunu ve varsa eklerini en geç üç iş günü içinde doğrudan Kuruma gönderir.

Faks veya elektronik posta yoluyla yapılan şikâyet başvurularına ait dilekçe asılları, onbeş gün içinde Kuruma gönderilmedikçe başvuru geçerli sayılmaz. Kayıtlı elektronik posta yoluyla yapılan başvurularda bu şart aranmaz.(https://ebasvuru.ombudsman.gov.tr/Giris.aspx)

Şikâyet başvurusu, Kurumun resmî internet sitesinde yayımlanan Gerçek Kişiler İçin Şikâyet Başvuru Formu veya Tüzel Kişiler İçin Şikâyet Başvuru Formunun eksiksiz olarak doldurulması suretiyle yapılır. Ayrıca, Kurumun resmî internet sitesi http://www.ombudsman.gov.tr/ aracılığıyla elektronik ortamda şikâyet başvurusu yapılabilir.

Örnek Karar;

KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU(OMBUDSMANLIK)
ŞİKAYET NO:2015/3362
KARAR TARİHİ:04/12/2015

şikayetçiye isnat edilen eylemi düzenleyen kanun yada tüzük maddesinin ve cezai karşılığının yazılı olarak şikayetçiye açıkça bildirilmek suretiyle savunmasının alınmadığı, böylece savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Gerek yargı kararlarında gerekse doktrinde “bilinmeyene karşı iddia ve savunmada bulunmasının güçlüğü ve hatta imkânsızlığı ”üzerinde durularak, ilgiliye idarenin işlemini gerekli kılan suçlama konularını açıkça bildirerek savunmasının alınmasının bireylerin idari işlemlere olan güvenini artıracağı böylelikle adil yargılanma hakkının sağlanacağı kuşkusuzdur.

657 sayılı Kanunun 128. maddesinde emredici şekilde düzenlenmiş 30 günlük süreye riayet etmeden soruşturmayı üç buçuk ay sonra tamamlayarak ceza vermesi de hukuka aykırılık teşkil etmektedir.Zira süreleri düzenleyen ilgili hüküm yoruma açık olmayacak şekilde açık ve nettir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de birçok kararında bireylerin haklarının ön planda olduğuna işaret ederek basit bir iddiadan dolayı kişilerin makul olmayan uzun sürelerde yargılanmalarının ve böylelikle baskı altında tutulmalarının insan hakları ihlali olarak değerlendirmiştir.
Danıştay kararı gereği şikayete konu kesinleşmiş disiplin cezasının Kurumumuzca iptali mümkün bulunmadığından şikayetçinin bu yöne ilişkin şikayetinin reddine karar vermek gerekmiştir. Zira disiplin Cezası ancak yargı kararı veya Yasama tasarrufuyla iptal olabilecektir.

5-Personelin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakkı;

12 Eylül 2010 tarihli halk oylaması sonrasında Anayasa’da yapılan değişiklik ile bireysel başvuru ülkemiz için de benimsenmiştir.

Anayasa’nın 148. maddesinin 3. fıkrası herkesin, anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiası ile AYM’ye başvurabileceğini öngörmektedir.
Aynı şekilde 6216 sayılı Kanunun 45. maddesinin 1. fıkrası da herkesin, anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS ve buna ek olarak Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin güvence altına alınan haklarının kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini öngörmüştür. Söz konusu Kanun Anayasal hükmü daha da somutlaştırmış ve temel hak ve özgürlüklerin salt AİHS kapsamındakileri değil, Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındakileri de bireysel başvuru konusu olarak kabul etmiştir . 6216 sayılı Kanunun 45. maddesinin ikinci fıkrası, ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için bireysel başvuru yapılmadan önce, kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiğini hükme bağlamıştır.
Anayasa Mahkemesinin, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar vermesi durumunda, yargı kararı sonrası yapılan bir başvuru ise yargılamanın yenilenmesi suretiyle bireyin hakkının tesisi, idari işlem sonrası bir başvuru ise idarenin işlemi bireyin hakkını ihlal etmeyecek şekilde yeniden işlem tesis etmesi veya tesis edilen işlemi iptal etmesi gerekecektir.

Nasıl Başvurulur?

Bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi’nin (http://www.anayasa.gov.tr/index.html) internet sitesindeki formu (http://www.anayasa.gov.tr/files/bireyselbasvuru/b_b.pdf) doldurularak veya ayrı bir dilekçe ile verilebilir. Dilekçe tam ve okunaklı olarak doldurulur ve imzalanır. mektup, telgraf veya e-mail ile başvuru yapılamaz. Şayet dava vekille temsil olunacaksa, bu durumda dilekçeyi avukat imzalamalıdır. Başvuru formu toplamda ekleri hariç 10 sayfayı geçemeyecektir. Başvuru formu www.anayasa.gov.tr adresinden temin edilmektedir. Başvuru dilekçesinde kimlik ve adres
bilgileri, ihlal edilen hak, dayanılan anayasa hükümleri, tüketilen iç hukuk yolları, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih, uğranılan zarar varsa miktarı, deliller, işlem veya kararın aslı veya örneği, başvuru harcı makbuzu eklenmelidir.Bireysel başvurunun yapılması, başvuru konusu olan işlemin icrasını durdurmaz.

Örnek karar;
Anayasa Mahkemesinin Kararı
Başvuru Numarası: 2013/8758
Karar Tarihi: 6/1/2015
Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığı göreve gelmeme çağrısına katılarak görevine gelmediğini, ancak mazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiyle uyarma cezası verildiğini, sendikal faaliyetlere katılması nedeniyle ceza verilmesinin Anayasa’nın 10., 36., 40. ve 90. maddeleri ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003 tarihinde 1 gün göreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-b maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti önem taşımaktadır.
Başvurucu hakkında verilen uyarma cezasının sendika hakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminin iptaline ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

6- Personelin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru hakkı;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1953 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 1954 yılında TBMM tarafından kabul edilmesiyle birlikte bu tarihten sonra iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiştir. Sözleşmede tanınan hakların taraf devletlerden biri tarafından ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan gerçek kişi, iç hukuk yollarını tükettikten sonra kişile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde doğrudan dava açabilir. Ancak iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve kesin karardan itibaren altı aylık süre içinde Mahkeme’ye başvurabileceği unutulmamalıdır.

Örnek Karar;

“Avukatların halk ile mahkemeler arasındaki aracılar olarak sahip oldukları özel statünün, adalet dağıtımında kendilerini merkezi bir konuma yerleştirmektedir. Avukatın, müvekkili hakkında delil elde eden memurun davranışlarını eleştirdiği ve duruşmaya sunduğu açıklamalarından dolayı disiplin cezasına çarptırılmasının İnsan hakları Avrupa sözleşmesinin 10. maddesindeki düşünceyi açıklama hakkının ihlali olduğuna karar vermiştir.” (başvuru no: 39657/98 karar Tarihi: 28.10.2003 –RJD 2003/XI Steur/Hollanda kararı)

KAYNAKÇA;
ARICA, Mehmet Nadir. Kamu Görevlileri Soruşturma Rehberi, Cilt: 1, İlksan Matbaası, Ankara, 2006
BAŞBUĞ, Aydın,”Ücret Kesim Cezası”, Sicil İş Hukuku Dergisi, Haziran 2011, Sayı: 22, s. 200-207.
ÇİL, Şahin, İş Kanunu Şerhi, 2. Cilt, Turhan Kitabevi: Ankara, 2007.
DİLEK, Muzaffer. “Memur Disiplin Hukukunun ve Disiplin Soruşturmasının Temel Esasları”, Türk İdare Dergisi, Sayı: 423, Haziran 1999, ss. 27–64
SÜZEK ,Sarper, İş Hukukunda disiplin Cezaları, Çalışma ve Toplum Dergisi, 2011/1, s.16
İNAL, Mustafa. Sorularla Kamu Görevlileri Soruşturma El Kitabı, Muhasebat Kontrolörleri Derneği Yayını, Ankara, Mart 2006

KARAKOÇ, Güven. “657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Disiplin Cezaları, Özellikleri, Soruşturma Usulleri ve Uygulamalı Örnekler”, Maliye ve Sigorta Yorumları Dergisi, Yıl:21, Sayı: 500, Kasım 2007, ss. 133–145
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Disiplin Cezalarına Karşı İtiraz Yolları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.M.Lamih Çelik'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
04-01-2017 - 15:35
(292 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 2 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 2 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
6138
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 2 saat 33 dakika 28 saniye önce.
* Ortalama Günde 21,02 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 23585, Kelime Sayısı : 2893, Boyut : 23,03 Kb.
* 1 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1936
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,08183289 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.