Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Riskli Alan İlanı Ve Payların Satışı

Yazan : Prof.Dr. Yasin Sezer [Yazarla İletişim]
İzmir Barosuna kayıtlı serbest avukat

Makale Özeti
makalede riskli alan kararı ve çoğunluğun kararına uymayan maliklerin paylarının satışı incelendi.

RİSKLİ ALAN İLAN KARARI VE PAYLARIN SATIŞI

Prof. Dr. Yasin Sezer*

GİRİŞ
Kentsel dönüşümün temel amacı, yeterli alt yapı ve üst yapı imkânları bulunmayan, gecekondu alanları gibi, çarpık kentleşmenin olduğu alanların şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun, kişilerin insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabildiği kentlerin oluşturulmasıdır.
Ülkemizde kentsel dönüşümle ilgili birçok düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeler arasında, tarih sıralamasına göre, 3194 sayılı İmar Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunu sayılabilir.
6306 sayılı Kanunda rezerv yapı alanları, riskli alanlar ve riskli yapılar olmak üzere başlıca üç konu düzenlenmiştir. Bu konuların her birisi derinlemesine incelenmesi gereken çok geniş konulardır. Bu çalışmada riskli alanlarda yapılacak uygulamalar ve özellikle de çoğunluğun kararına uymayan maliklerin payının satışı konusu incelenecektir.
I. RİSKLİ ALANLAR
1. Riskli Alan İlan Etme Yetkisi
Riskli alanlar, Kanunun 2.maddesinde “Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan” şeklinde tanımlanmıştır.
Riskli alan ilan etme yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir. Riskli alanlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenir. Riskli alanların tespiti talebi, Bakanlık tarafından re’sen yapılabileceği gibi TOKİ veya ilgili kamu idaresi başvurusu üzerine de yapılabilir. Ayrıca özel hukuk (gerçek/tüzel kişi) kişileri de riskli alan tespiti talebiyle ilgili idareye veya bakanlığa müracaat edebilir.
Riskli alan ilan edilmesi için özel hukuk kişilerince yapılacak talebi hususunda belirli bir çoğunluk aranmamıştır. Riskli alanlarda yapılacak uygulamalarda etap ya da ada bazında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar alınabilir. Ancak, birden fazla kişinin birlikte malik ya da tek başına malik olduğu taşınmazları kapsayan alanların riskli alan ilan edilmesini talep edebilmek için belirli bir oy çokluğu öngörülmemiştir.
2. Riskli Alanın Büyüklüğü
Uygulama yönetmeliğinde bir yerin riskli alan olarak ilan edilebilmesi için, alanın büyüklüğünün asgarî 15.000 metrekare olması gerektiği; ancak, Bakanlıkça uygulama bütünlüğü bakımından gerekli görülmesi halinde, parsel veya parsellerin büyüklüğüne bakılmaksızın ve 15.000 metrekare şartı aranmaksızın riskli alan tespiti yapılabileceği belirtilmişti (m.5/4). Danıştay, Yönetmeliğin bu hükmünün yürütmesini durdurmuştur . Danıştay’ın kararından sonra Bakanlık yönetmelik değişikliği yaparak, alan büyüklüğüne ilişkin şartı kaldırmıştır.
3. Riskli Alan İlan Edebilme Sebepleri
6306 sayılı Kanunun ilk halinde, riskli alana ilişkin sadece tanım yapılmış; riskli alan ilan etme şartları ayrıca düzenlenmemiştir. 14/4/2016 tarih ve 6704 sayılı Kanunun 25.maddesiyle düzenlenen Ek 1.maddesinde riskli alan ilanına ilişkin bazı sebepler düzenlenmiştir. Kanunda yapılan bu düzenlemelere paralel olarak Uygulama Yönetmeliğinde de değişiklik yapılarak, riskli alan ilanını gerektiren sebepler biraz daha somutlaştırmaya çalışılmıştır.
Bu düzenlemelerin yapılmasında yargı mercilerinin kararlarının etkili söylenebilir. Riskli alan ilanı işlemine karşı açılan birçok davada Danıştay, bir yerin riskli alan olarak ilan edilmesi için gerekli koşulların oluşmadığını belirterek yürütmenin durdurulması ve iptal kararı vermiştir. Danıştay’a göre, “bir alanın riskli alan ilan edilmesi için bu alanın can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığının, Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara uygun olarak, hukuken hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması” gerekir .
Yeni düzenlemeyle birlikte riskli alan ilan edilme sebepleri iki grupta toplanmıştır. Buna göre,
Kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu yerlerde;
• Planlama veya altyapı hizmetlerinin yetersiz olması,
• İmar mevzuatına aykırı yapılaşmanın bulunması,
• Altyapı veya üstyapıda hasar meydana gelmiş olması,
Üzerindeki toplam yapı sayısının en az % 65’i imar mevzuatına aykırı olan veya Yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş olmakla birlikte sonradan yapı ve iskân ruhsatı alan yapılardan oluşan alanlarda,
Bakanlık uygulama bütünlüğünü gözeterek belirlenen alanlarda, riskli alan olarak belirlenmek üzere Bakanlar Kuruluna teklifte bulunabilir (madde EK-1).
Görüldüğü üzere, riskli alan ilan edilmesinde idareye geniş takdir yetkisi verilmiştir. Bakanlar Kurulu kamu düzeninin olağanüstü biçimde bozulduğu yerlerde veya üzerindeki toplam yapı sayısının en az %65’nin mevzuata aykırı olan yerlerde riskli alan kararı alabilir.
Düzenleme bu haliyle birçok hukuki uyuşmazlığın doğmasına neden olabilir. Bilindiği üzere, terör nedeniyle, şu an itibariyle ülke genelinde kamu düzeni olağan hayatı kesintiye uğratacak şekilde bozulmuştur.
Diğer taraftan, ülke genelinde çok fazla imar mevzuatına aykırı yapılaşma söz konusudur. Bu durumda, mevzuata göre, Bakanlar Kurulu planlama veya altyapı hizmetlerinin yetersiz olduğu veya imar mevzuatına aykırı yapılaşmanın bulunduğu her yeri riskli alan ilan edebilir.
Yine “üzerindeki toplam yapının %65’nin mevzuata aykırı” olma kriteri de keyfi uygulamaya müsait bir düzenlemedir. Çünkü mevzuata aykırı olan her yapı riskli yapı değildir. Uygulamadan biliyoruz ki, birçok yapı mevzuata aykırı olmasına rağmen can ve mal güvenliği açısından son derece sağlam yapılardır. Elbette mevzuata aykırı yapılara kanunda öngörülen yaptırımlar uygulanmalıdır. Ancak, bu yaptırımlar riskli oldukları için değil, mevzuata aykırı oldukları için uygulanır. Örneğin, ruhsat alınmadan yapılmış bir bina mühendislik olarak pek ala sağlam olabilir. İmar hukukunda kaçak yapı olarak tanımlanan bu yapılar, mevzuata aykırı olduğu için idari para cezası ve/veya yıkım yaptırıma tabi olabilir; failleri hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılabilir. Fakat bu yapıya 6306 sayılı Kanunun riskli yapı hükümleri uygulanamaz. Uygulanırsa hukuka aykırı olur. Bu tür hukuka aykırılığa İdare Hukukunda usul saptırması denir.
Sonuç olarak, yapılan yeni düzenlemeyle riskli alan ilan etme konusunda Bakanlar Kuruluna geniş takdir yetkisi verilmiştir. Bir yerin riskli alan ilan edilmesinde genel kamu düzeni kriteri veya mevzuata aykırılık kriterinin tek başına yeterli görülmesi mülkiyet hakkının ölçüsüz biçimde kısıtlanmasına neden olur. Bu kriterlerin riskli yapı ölçütü ile birlikte değerlendirilmesinde yarar vardır.
4. Riskli Alanlarda Tasarrufların Kısıtlanması
Bakanlık veya uygulamayı yürütmesi hâlinde TOKİ veya idare, riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda bu Kanun kapsamındaki proje ve uygulamalar süresince her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini geçici olarak durdurabilir.
Kanunun ilk halinde geçici durdurmadan söz edilmiş olmasına karşın, bunun süresi konusunda bir düzenleme yoktu. Dolayısıyla bu durdurma uzun yıllar alması ve kişilerin bundan zarar görmesi mümkündü. Anayasa Mahkemesi bu durumun mülkiyet hakkının süresiz olarak kısıtlanması anlamına geldiğini belirterek iptal etmiştir . Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra (düzenleme 14/4/2016 tarih ve 6704/22 m.) süre sınırı getirilmiştir. Buna göre, uygulamayı yapan idare riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini iki yıl süre ile geçici olarak durdurabilir. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde imar ve yapılaşma işlemlerinin geçici olarak durdurulması bir yıl daha uzatılabilir.
Yine Kanunun 3. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen taşınmazlar, tahsis ve devir işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar Maliye Bakanlığınca satılamaz, kiraya verilemez, tahsis edilemez, ön izne veya irtifak hakkına konu edilemez.
Uygulama sırasında Bakanlık, TOKİ veya idare tarafından talep edilmesi hâlinde, hak sahiplerinin de görüşü alınarak, riskli alanlardaki yapılar ile riskli yapılara elektrik, su ve doğal gaz verilmez ve verilen hizmetler kurum ve kuruluşlar tarafından durdurulur (m.4).
5. Riskli Alanların Planlanması ve Düzenlenmesi
İmar Kanunu, mekânsal planlamada plan yapma yetki/görevi konusunda planlanacak alana göre farklı düzenlemiştir. İmar planları, nazım imar planı ve uygulama imar planından oluşur. Belediye sınırları içindeki alanların imar planları belediyelerce; belediye sınırları dışındaki alanların imar planları ise il özel idaresi tarafından yapılır. Büyükşehir beledisi olan illerin nazım imar planları, büyükşehir belediyesi tarafından; uygulama imar planları ve imar programları ilçe belediyeleri tarafından yapılır (m.8).
İmar Kanununa göre, parselasyon planları, düzenlenen alana göre, belediye ya da valilik tarafından yapılır (İmar Kanunu, m.18). Ancak, kentsel dönüşüm alanlarının planlanması konusunda özel düzenleme yapılmıştır. Buna göre, kentsel dönüşüm alanlarında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (m.6/5) ve uygulamayı yapmaları halinde TOKİ ve belediyeler her tür harita, plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma yapmaya yetkilidir (m.8/2).
II. ÇOĞUNLUĞUN KARARINA UYMAYAN MALİKLERİN PAYLARININ SATILMASI
1. Uygulama için maliklerin oy birliği karar alamaması
Riskli alanlarda yapılacak uygulamaların öncelikle malikler tarafından yapılması gerekir. Uygulama yapılan etapta veya adada, yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın ve yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, taksim, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, bütün maliklerce oybirliği ile karar verilememiş ise, anlaşma sağlanamayan maliklere ait taşınmazların değeri Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilir ve bu değer de gözetilerek oybirliği ile anlaşmaya çalışılır.
Uygulama yapılacak alanda bulunan taşınmaz, tek başına mülkiyete ya da birlikte mülkiyete konu olabilir. Yine birlikte mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde paylı mülkiyet veya elbirliği ile mülkiyet söz konusu olabilir. Kanunda, uygulama için karar yeter sayısının belirlenmesinde mülkiyet çeşidine ilişin özel hüküm yoktur. Bu durumda uygulama alanındaki taşınmazlar üzerinde mülkiyet hakkı bulunan kişiler sahip oldukları hisseleri oranında paydaş kabul edilirler.
2. Değer tespiti ve tebligat
Bütün maliklerce oybirliği ile anlaşma sağlanamaması halinde yapılacak uygulamalara sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karar anlaşma şartlarını ihtiva eden teklif ile birlikte karara katılmayanlara noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna göre tebliğ edilir ve bu tebliğde, onbeş gün içinde kararın ve teklifin kabul edilmemesi halinde arsa paylarının, Bakanlıkça tespit edilecek veya ettirilecek rayiç değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu payların, rayiç bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edileceği bildirilir (m.15/2).



3. Karar Alma Sürecinde Karşılaşılan Sorunlar
Uygulamada arsa paylarının belirlenmesinde çok fazla uyuşmazlık çıkmaktadır. Bu konuda çıkan uyuşmazlıklardan sadece iki örneğe değineceğiz. Bunlardan birincisi, uygulama alanlarındaki yapılardır. Söz konusu alanlarda bulunan ve birden fazla kişinin mülkiyet hakkı bulunan binalarda, maliklerin arsa payları gerçeği yansıtmayabilir. Örneğin, binalar yapılırken genellikle zemin katlar işyeri olarak ayrılmaktadır. Müteahhitler tarafından ekonomik kaygılarla işyerlerinin arsa payı, dairelere göre daha yüksek tutulabilmektedir. İlk başta sorun teşkil etmeyen bu husus, kentsel dönüşüm uygulamalarında büyük sorun oluşturmaktadır. Dolayısıyla, kentsel dönüşüm uygulamasına geçmeden önce arsa payına ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi gerekir. Ancak, söz konusu bina riskli yapı ise, mevzuat gereğince kısa süre içinde yıkılması gerekir. Riskli bina yakılırsa arsa payının düzeltilmesi davasının delilleri yok olur. Bunun için mahkemeden ihtiyati tedbir ya da yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
İkinci örnek, miras paylarına ilişkin uyuşmazlıklardır. Riskli alanlarda yapılacak uygulamalara ilişkin oylamada her malik kendi hissesi oranında oy hakkına sahiptir. Miras paylaşıma ilişkin uyuşmazlıklar giderilemeden maliklerin hisseleri bilinemeyeceği için önce mirasa dayalı uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir.
4. Satış İçin Hazırlık İşlemleri
Kentsel dönüşüm uygulamasında, arsa paylarının satışı için yapılması gereken hazırlık işleri Yönetmeliğin 15/A maddesinde düzenlenmiştir. Satış işlemelerine ilişkin 15/A maddesi 27.10.2016 tarihinde yeniden detaylı olarak düzenlenmiştir.
a) Çevre ve Şehircilik Müdürlüğüne başvuru yapılması
Riskli alanlarda hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsa paylarının satışı için müdürlüğe başvurulur. Başvuru dosyasında;
• Maliklerin en az üçte iki çoğunlukla anlaştıklarına dair anlaşan maliklerce imzalı karar tutanağı veya anlaşan maliklere ait sözleşme veya vekâletname örnekleri gibi belgeler,
• Maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile alınan kararın ve anlaşma şartlarını ihtiva eden teklifin noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna göre karara katılmayan malike bildirilerek kabulü için onbeş gün süre verildiğine dair belgeler,
• Üçte iki çoğunlukla alınan karara katılmayan maliklere ait taşınmazların Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilen değerine ilişkin belgeler,
• Satışı yapılacak arsa paylarının maliklerinin tebligata elverişli adres bilgileri,
ile birlikte yazılı olarak Müdürlüğe müracaatta bulunulur.
Satış işleminin yapılabilmesi için yapıların yıktırılmış olması gerekmez (Yönetmelik m.15-A/1.
b) Komisyonların oluşturulması
Satışı yapılacak arsa paylarının rayiç değerini tespit etmek ve sonrasında satış işlemini gerçekleştirmek üzere, Müdürlük bünyesinde, biri başkan ikisi üye olmak üzere, en az üç kişiden oluşan Bedel Tespiti Komisyonu ile Satış Komisyonu teşkil olunur. Rayiç değer, maliklerce Sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilmiş olan taşınmazın değeri de gözetilerek Bedel Tespiti Komisyonunca belirlenir.
c) Satış İşleminin Tebliği
Müdürlük, satışın yapılacağı yeri ve zamanı, arsa payı satılacak malikler ile üçte iki çoğunlukla anlaşan maliklere veya üçte iki çoğunlukla anlaşan maliklere bildirilmek üzere, kendisinin de malik olması şartıyla üçte iki çoğunluğa sahip maliklerin anlaştıkları yükleniciye elden veya maliklerin adreslerine taahhütlü posta yoluyla veya 7201 sayılı Kanuna göre tebliğ eder. Yapılan araştırmaya rağmen arsa payı satılacak malike ve adresine hiçbir şekilde ulaşılamaz ise satış işlemi gıyabında yapılır (m.15-A/2).
c) Tapuya şerh konulması ve ayni/şahsi hakların durumu
Açık artırma ile satışa ilişkin tebliğ ile birlikte, satışı yapılacak payın tapu kütüğünün beyanlar hanesine, 6306 sayılı Kanuna göre satış işlemine tabi olduğu ve satışa veya taşınmazın devrini gerektiren benzeri bir işleme tabi tutulamayacağı yönünde belirtme yapılması ilgili tapu müdürlüğünden yazılı olarak istenilir.
Satışı yapılacak payın üzerinde ipotek, ihtiyati haciz, haciz ve intifa hakkı gibi hakların bulunması, satış işlemine engel teşkil etmez. Belirtilen haklar satış sonrasında satış bedeli üzerinde devam eder. Satış işlemi sonrasında, satış bedelinin yatırıldığı banka hesabına malike ödeme yapılmaması için bloke koydurulur ve durum ipotek, haciz ve intifa hakkı gibi hakların alacaklısına veya ilgili icra müdürlüğüne veya mahkemeye bildirilir. Tapu kaydındaki haklar ve şerhler satış sonrasında Müdürlüğün talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilir(m.15-A/5).
4. Açık Artırmaya Katılma Hakkı
Bahse konu paylar açık artırma usulü ile satılır. Açık artırmaya en az üçte iki çoğunluk ile anlaşan paydaşlar dışında herhangi biri katılamaz. Satışı gözlemci olarak izlemek isteyenler ile payı satışa çıkarılan malikler satışın yapıldığı salona alınabilir. Ancak, bunların açık artırmaya müdahale etmesine müsaade edilmez. Bu çerçevede, satışın yapılmasını engellemeye veya satışın işleyişi ile düzenini bozmaya yönelik eylemlerde bulunanlar ile ses ve görüntü kaydı almaya çalışanlar Satış Komisyonu tarafından salondan çıkartılabilir. Açık artırma için belirlenen saatten sonra satış salonuna kimse alınmaz.
Açık artırmaya katılan paydaşların kimliği kontrol edilerek bir tutanak ile kayıt altına alınır. Katılımcı durumunu gösteren tutanağın tanziminden sonra, Komisyon Başkanınca, satışa çıkarılan arsa paylarına ilişkin bilgiler satışa katılanlara bildirilir ve satış işlemi başlatılır. Komisyon Başkanı, rayiç bedelin altında olmamak üzere satışa katılan paydaşlardan, sözlü olarak pey sürmelerini ister. Sürülen peyler arttırma tutanağına yazılarak, karşılığı pey sahibi tarafından imzalanır. Arttırma işlemine devam etmeyecek taliplerin, keyfiyeti arttırma tutanağına yazması ve imzalaması zorunludur (m.15-A/7).
5. Açık Artırmanın Neticelenmesi
Satış komisyonu, usulüne uygun biçimde yapılan satış işlemi sonunda, tespit edilen rayiç bedelden az olmamak üzere, en yüksek bedeli teklif eden paydaşa satış yapılmasını karara bağlar ve bu paydaştan satış bedelinin yedi gün içerisinde banka nezdinde açtırılacak vadeli hesaba yatırılması istenir. Bu süre içerisinde satış bedeli yatırılmaz ise, pey süren diğer maliklere sırasıyla bildirimde bulunulur ve satış bedelini yatıran paydaşa satış yapılır.
Satış bedelinin yatırılmasından sonra, satış işlemi, tapuda yeni malik adına tescil yapılmak üzere, Müdürlükçe ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir. İlgili tapu müdürlüğünce tescil işlemi tamamlandıktan sonra, yeni tapu kaydı Müdürlüğe gönderilir ve Müdürlükçe payı satılan ilgiliye durum bildirilir (m.15-A/10).
Satış işlemi tamamlanıp komisyonca karara bağlanmadan evvel, üçte iki çoğunluk ile alınan karara katılmayan maliklerin, üçte iki çoğunluk ile alınan kararı kabul etmeleri ve üçte iki çoğunluk ile alınan karar doğrultusunda yapılan sözleşmeyi ve yapılacak uygulamanın gerektirdiği diğer belgeleri imzalayacaklarını beyan etmeleri halinde Satış Komisyonunca kendilerine süre verilir. İhale arttırma tutanağı bu maliklerce de imzalanır. Komisyonca verilen süre içerisinde sözleşmenin ve diğer belgelerin anlaşan diğer malikler gibi şartsız ve şerhsiz olarak imzalanarak Müdürlüğe verilmesi halinde, satış işlemi geçersiz sayılır. Satış işleminin geçersiz sayıldığı tarihten itibaren doksan gün içerisinde, satış günü üçte iki çoğunluk ile alınan karara katılma iradesi gösteren paydaşlarca yeniden anlaşmama iradesi gösterilmesi veya daha evvel imzalanan belgelerin iptal edilmesi halinde yeniden satış işlemi yapılmasına gerek olmadan en yüksek bedeli teklif etmiş olan paydaşa, bu paydaşın kabul etmemesi halinde sonraki en yüksek bedeli teklif etmiş olan diğer paydaşlara sırasıyla bildirimde bulunulur ve satış bedelini yatıran paydaşa satış yapılmış sayılır. Satış işleminin geçersiz sayıldığı tarihten itibaren doksan günden fazla süre geçmesinden sonra yeniden anlaşmama iradesi gösteren paydaşların hisseleri için ise yeniden satış işlemi yapılması gerekir (m.15-A/11)
6. Satışın Gerçekleşememesi
Hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsa payları; yukarıda açıklandığı üzere, arsa payı değeri üzerinden anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, rayiç bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve en az üçte iki çoğunluk ile alınan karar çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir. Bu durumda, paydaşların kararı ile yapılan anlaşmaya uyularak işlem yapılır (m.8/3)
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Riskli Alan İlanı Ve Payların Satışı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr. Yasin Sezer'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
21-11-2016 - 11:38
(730 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 3 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 3 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
2093
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 8 saat 30 dakika 12 saniye önce.
* Ortalama Günde 2,87 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 20150, Kelime Sayısı : 2503, Boyut : 19,68 Kb.
* 14 kez yazdırıldı.
* 15 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 1929
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,02791405 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.