Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Aile Konutu Ve Aile Konutu Üzerindeki Hakların Sınırlandırılması

Yazan : Av. Işıl Kacar [Yazarla İletişim]

Bu yazımızda aile konutu konusuna uygulamada sık karşılaşılan konularda ve genel itibariyle bakılacaktır.

4721 Sy.’lı Türk Medeni Kanunu’nun Aile konutu başlıklı 194. maddesinde “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” demektedir.

Aile konutu kavramıyla eşlerin aile konutu üzerindeki tasarruf haklarının kanunen sınırlandırılmış olduğunu görüyoruz. O halde ilk etapta “aile konutu” kavramının ne olduğuna bakılması gerekmektedir. Aile konutunu Yargıtay 2. HD.’sinin 02.02.2006 T.’li 2005/16473 E. 2006/799 K. sayılı kararında şu şekilde tanımlamıştır:

“ Eşler evlilik birliğini beraberce yürütür ve yönetirler. Oturdukları konutu da birlikte seçerler (MK. md. 186). Aile konutu; eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdikleri acı, tatlı günlerini yaşadıkları, yaşam faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları mekandır. Aile konutu tektir.” demektedir.

Gerçekten de söz konusu aile konutuna yakışır bu tanımda çıkacak sonuç, aile konutunun eşler için birlikte, sürekli oturulan ve tek olan konut olduğudur. Ayrıca yukarıda bahsi geçen 4721 Sayılı Kanun’un 194. Maddesinde “kira sözleşmesini feshedemez” ibaresinden kira olan konutun da pek ala sürekli, birlikte ve tek olma özelliği taşıması hallerinde aile konutu olduğu sonucu çıkmaktadır.

Söz konusu konutun aile konutu olması için üstelik muhakkak tapuda aile konutu şerhi taşıması da gerekmez. Zira aile konutu konusunda tapudaki şerh kurucu değil açıklayıcı niteliktedir. Her halükarda eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Diğer eşin bu aile konutu üzerindeki sınırlandırmanın iptali için lehine hak tesis edilenin kötü niyetli olup olmamasına verilen değer son tahlilde değişmiştir.

Şöyle ki Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2014 T.’li 2014/21 E. 2014/20347 K. sayılı ilamından aynen alındığı şekliyle “Taşınmazın, aile konutu olarak özgülendiği tartışmasızdır. Türk Medeni Kanunu’nun 194/1. maddesi gereğince, taşınmaz üzerinde hak sahibi olan eşin (S.), 09.09.2008 tarihinde taşınmazı davalı şirkete sattığı anlaşılmaktadır. Satış tarihinde tapu kütüğünde taşınmazın “aile konutu” olduğuna ilişkin bir şerh bulunmadığına göre, davalı şirketin kazanımı iyi niyetli olması halinde korunur (TMK md. 1023). Zira, Türk Medeni Kanunu’nun 194/1. maddesi ile tapuya güven ilkesine bir istisna getirilmiş değildir. Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. İyi niyetin varlığı asıl olduğuna göre, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü bunu iddia edene düşer (TMK md. 6).” demekteydi.

Bu konuda Yargıtay son aşmada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.04.2015 tarihli 2013/2-2056 Esas, 2015/1201 Karar sayılı emsal kararıyla ve ipoteğe muvafakat vermeyen eş lehine görüş değiştirmiştir.

Şöyle ki Yargıtay 2. HD.’nin 18.11.2015 T.’li 2015/9074 E. 2015/21527 K. sayılı kararından aynen alındığı şekliyle;

“Dava: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Dava, aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulması istemlerine ilişkindir. Davacı malik olmayan eş, aile konutu niteliğinde bulunan taşınmazın, malik olan davalı eş tarafından “açık rızası bulunmadan" davalı banka lehine ipotek ettirildiğini ileri sürerek, aile konutu üzerine konulan ipoteğin kaldırılmasını ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasını talep ve dava etmiştir. Alacağı bankadan temlik alan şirket, ,dava konusu taşınmazın tapu kaydında aile konutu olduğuna dair bir şerhin bulunmadığını, bankanın iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, ipotek tarihinde taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi olmadığı bankanın kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesi ile talebinin reddine karar verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu “emsal davalarda" gerekçesi aşağıya “aynen” alınan 2013/2-2056 esas, 2015/1201 karar ve 15.04.2015 günlü kararı ile “yeni bir uygulamaya” geçmiştir. Hukuk Genel Kurulunun benzer davalarda da sürdürülen yeni uygulaması Dairemiz tarafından da benimsenmiş olup Dairemiz emsal bütün davalarda Hukuk Genel Kurulunun aşağıdaki görüşlerine aynen katılmaktadır.

Emsal Hukuk Genel Kumlu kararında yer alan yerel mahkemenin “direnme gerekçesinde” açıkça belirtildiği üzere Türk Medeni Kanununun 194. madde hükmü ile eşlerin fiil ehliyetine getirilen sınırlama aile konutuna şerhin konulması ya da konulmaması koşuluna bağlanmadığı gibi işlem tarafı olan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmamasının da herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi “konulmuş olmasa da” eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır.

Sınırlandırma aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Zira dava konusu taşınmaz şerh konulmasa dahi aile konutudur. Eş söyleyişle şerh konulduğu için aile konutu olmamakta aksine aile konutu olduğu için şerh konulabilmektedir. Bu nedenle aile konutu şerhi konulduğunda, konulan şerh “kurucu” değil “açıklayıcı” şerh özelliğini taşımaktadır.

Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan” bir işlem için verilebilir.

Türk Medeni Kanununun 193. madde hükmü ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte TMK m. 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, “aile birliğinin korunması” amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin "açık rızası bulunmadıkça” aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu cümleden hareketle, aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi “tek başına” bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma “ancak diğer eşin açık rızası alınarak” yapılabilir.

Türk Medeni Kanununun 194. maddesi yetkili eşin izni için bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. Bu nedenle söz konusu izin bir şekle tabi olmadan, sözlü olarak dahi verilebilir. Ancak maddenin ifadesinden de anlaşılacağı üzere, iznin “açık” olması gerekir (Mustafa Alper GÜMÜŞ, Türk Medeni Kanununun Getirdiği Yeni Şerhler; Vedat Kitapçılık, İstanbul 2007, Birinci Basıdan İkinci Tıpkı Bası, s. 41-42).

Her ne kadar ipotek doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da, hak sahibi eşin kötüniyetli ve muvazaalı işlemleri ile aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle ipotek işlemine diğer eşin “açık rızası” şarttır.

Yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde eşin “açık rızası” alınmadan yapılan işlemin Hukuk Genel Kurulunca da açıkça ifade edildiği üzere “geçerli olduğunu” kabul etmek imkansızdır. Eş söyleyişle eşin “açık rızası alınmadan” yapılan işlemin “geçersiz olduğunu” kabul etmek zorunludur.

Hal böyle olunca, mahkemece Hukuk Genel Kurulunca benimsenen yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değerlendirme yapılarak aile konutu şerhi ve ipoteğin kaldırılması davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile, karar verildi.” demektedir.

Kısacası söz konusu içtihata dayanarak şu şekilde yorum yapılabilecektir: Eşin rızası olmadan aile konutunda yapılacak ipotek ve benzeri sınırlandırmalar, sınırlandırmaya onay vermeyen eş tarafından iptal ettirilebilecektir. Ayrıca yukarıda bahsi geçen içtihatlar uyarınca ipotek, devir ve benzeri hak sınırlandırmalarının iptali aile konutuna şerhin konulması ya da konulmaması koşuluna bağlanmadığı gibi işlem tarafı olan üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmamasının da herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

Saygılarımla.

Av. Işıl KACAR
www.isilkacar.com
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Aile Konutu Ve Aile Konutu Üzerindeki Hakların Sınırlandırılması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av. Işıl Kacar'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
15-07-2016 - 16:53
(1194 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 5 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 5 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
2465
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 4 saat 14 dakika 3 saniye önce.
* Ortalama Günde 2,06 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 9070, Kelime Sayısı : 1149, Boyut : 8,86 Kb.
* 14 kez yazdırıldı.
* 2 kez arkadaşa gönderildi.
* 13 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 1920
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,02182007 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.