Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Yazan : Av. Işıl Kacar [Yazarla İletişim]

Yazarın Notu
www.isilkacar.com

Mal varlığının unutulan mahiyetinin insanın temel ihtiyaçları karşılamak olduğunun hukuktaki bize göre en manidar düzenlemesi herhalde “ölünceye kadar bakma sözleşmesidir”.

Zira bu sözleşmeyle bakılan hem kendisine ait olan taşınmazı hayatta iken kullanma olanağını yitirmemekte hem de söz gelimi yaşlılık/ hastalık nedeniyle kendisine bakamayacakken bir başkası tarafından gözetilmesi sağlanmaktadır. Bakan kişi ise emeğinin karşılığını bakılanın ölümünden sonra bakılanın mal varlığından almaktadır. Yani öldükten sonra zaten bir kıymeti kalmayacak olan taşınmazdan bakılan maksimum oranda faydayı sağlamış olmaktadır.

6098 Sayılı TBK md. 611’deki tanımı da aslında aynen böyledir. Şöyle ki ölünceye kadar bakım sözleşmesiyle bakan kişi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin karşılığı taşınır, taşınmaz, kıymetli evrak, olabileceği gibi miras payı dahi olabilir. Prof Dr. Yavuz Alangoya da “Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi” isimli doktora tezinde malvarlığı değerlerinin taşınır, taşınmaz, kıymetli evrak, alacak hakkı ve hatta bir tereke veya miras payı olmasının bir önemi olmadığını belirtmiştir.

Ancak tüm bu devirler için ölünceye kadar bakma sözleşmesinin yasal unsurlarının oluşup oluşmadığına bakılması gerekmektedir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli olması için miras sözleşmesi şeklinde yapılması gerekmektedir. Ancak sözleşme Devletçe tanınmış bir bakım kurumu tarafından yetkili makamların belirlediği koşullara uyularak yapılmışsa, geçerliliği için yazılı şekil yeterlidir. (6098 Sy.’lı TBK md. 612,613)

Bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur. Bakım borçlusu, almış olduğu malların değerine ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri, bakım alacaklısına ifa etmekle yükümlüdür. Bakım borçlusu, bakım alacaklısına özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve onu tedavi ettirmek zorundadır. (6098 Sayılı TBK md. 614)

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin uygulamada çok sık olarak mirasçılardan mal kaçırmak için yapıldığı iddiasıyla iptali yoluna gidilmektedir. Bu durumda Yargıtay’ın belirlemiş olduğu belli başlı kıstaslar vardır. Söz gelimi ölünceye kadar bakılan kişinin bakıma ihtiyacı olup olmadığı, fiiliyatta miras bırakana bakılıp bakılmadığı bu kriterlerdendir.
Bu konuya dair iki Yargıtay kararını aşağıdaki şekilde alıntılıyoruz.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 19.01.1998 T.’ Li 1997/8973 E. 1998/161 K. sayılı kararında;

“Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.5.1995 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakma akdine dayalı olarak tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 19.2.1997 günlü hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Dava, ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi uyarınca pay tescili isteminden ibarettir. Anne kocasından miras yolu ile gelen payı davacı kızına ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi ile verdiğinden ölümünü müteakip işbu davayı açarak, annesinin kocası, babasından annesine gelen miras payının adına geçirilmesini istemektedir. Anne ölümüne kadar davacı kızın kendisine bakmadığı yönünde bir dava açmamıştır. Bu durumda anası ile kızı arasında ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesinin her ne kadar usulüne uygun olarak düzenlenmiş olsa da, evladın annesine bakma yükümlülüğü ile sözleşme ile kendisine baktırmayı icap ettirecek derecede bakılacak annenin bedenen, zihnen eksikliliğinin ve ihtiyacının bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, eğer bu yön aşılır ise sözleşmenin geçerliliği gözetilerek tescile karar verilmesi gerekeceği üzerinde durulmalıdır. Annenin sağlığında kendisine kızı tarafından bakılmadığı yönünde bir davranış bulunmadığına göre mahkemenin bunu esas alan gerekçe ile ret kararı vermesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana, iadesine, 19.01.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.” demektedir.


Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 01.04.2004 T. 2004/2979 E. 2004/3772 K. sayılı kararında;

“ Dava: Davacılar, kayden miras bırakanları adına kayıtlı 47 parsel sayılı taşınmazdaki 3 ve 15 nolu bağımsız bölümlerin, mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak ölünceye kadar bakma akti ile davalıya temlik edildiğini ileri sürerek, tapu iptal, tescil isteğinde bulunmuşlardır.

Davalı, ölünceye kadar bakma aktinin şekil şartlarının gerçekleştiğini, bakım görevini yerine getirdiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılırken miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırmak olduğunun belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:

Karar: Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı iptal, tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır. ( BK.m.511 ) Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. ( BK.m.514 ) Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir.

Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması, ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.

Bu durumda asıl olan bakım alacaklısı miras bırakanın bu temliki işlemi yapmada güttüğü amacın, belirlenmesidir. Zira muvazaa en sade anlatımla irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Bu itibarla tüm deliller birlikte değerlendirilerek miras bırakanın bu temliki işlemdeki gerçek iradesi tespit edilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için özellikle evlada karşı yapılan temlik işlemlerinde sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu ihtiyacın sözleşmeden sonra doğması yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz. Asıl saptanması gereken husus bu temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılıp yapılmadığının ve temlikte bakıp gözetme koşulunun değil bağış amacının üstün tutulup tutulmadığının saptanmasıdır. Bunun belirlenmesi içinde sözleşme tarihinde miras bırakanın yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, elinde bulunan mallarının mevcudu, aile koşulları ve ilişkileri temlik edilen mal miktarının tüm mal varlığına göre makul karşılanacak bir sınır içinde kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.

Kural olarak bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikinde muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. ( BK.m.18 ).Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse ( örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise ), bu takdirde akdin ivazlı ( bedel karşılığı ) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.

Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.

Somut olaya gelince; davacılar miras bırakanın torunları, davalıdan kızıdır. Miras bırakan ile davalı aynı apartmanda altlı, üstlü oturmaktadırlar. Miras bırakan çekişme konusu taşınmazları ölünceye kadar bakma akti ile davalı kızına temlik etmiştir.

Miras bırakanın dava konusu taşınmazlar dışında, bir apartman dairesi, Gemlikte bir arsası ve kendinden önce vefat eden eşinden kalan 1/4 paylı 2 dükkan 4 daire ve 1 depoya da malik olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklandığı üzere ölünceye kadar bakma sözleşmeleri talih ve tesadüfe bağlı akitlerdir. Bakım alacaklısının sözleşmenin yapıldığı tarihte mutlaka bakıma muhtaç olması da gerekmemektedir. Dosya içeriğinden, davalının da miras bırakana baktığı da anlaşılmaktadır. Miras bırakanın yukarıda sayılan mal varlığı gözetildiğinde temlik edilen taşınmazların bakım karşılığı ivaz ( bedel ) niteliğini taşıdığı sonucuna varılmaktadır.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir.

Sonuç: Kabulüyle hükmün yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca bozulmasına, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 01.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.” demektedir.

Öte yandan 6098 Sayılı TBK md. 616 – 619 gereğince tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunur ve fazla alan taraf kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemezse diğer taraf, altı ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Sözleşmenin sona erdirilmesi anına kadar geçen sürede ifa edilmiş edimler, anapara ve faiziyle birlikte değerlendirilerek, denkleştirme sonucunda alacaklı çıkan tarafa geri verilir.

Son olarak belirtilmelidir ki bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası halinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilir. Ve kamu düzeni gereği bakım alacaklısı, hakkını başkasına devredemez.

Saygılarımla
Av. Işıl KACAR

www.isilkacar.com
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av. Işıl Kacar'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
15-07-2016 - 17:44
(1218 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 4 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 4 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
3570
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 2 saat 39 dakika 24 saniye önce.
* Ortalama Günde 2,93 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 11039, Kelime Sayısı : 1383, Boyut : 10,78 Kb.
* 13 kez yazdırıldı.
* 2 kez arkadaşa gönderildi.
* 13 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 1919
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03277493 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.