Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale İnşaat Hukukunda Yüklenicinin İhbar (Bildirim) Yükümlülüğü

Yazan : Nezih Sütçü [Yazarla İletişim]
Avukat

İNŞAAT HUKUKUNDA YÜKLENİCİNİN İHBAR (BİLDİRİM) YÜKÜMLÜLÜĞÜ
(TBK m 472/3) (BK m 357/3)
Nezih Sütçü1

TBK m 472/32 de aynen;

“Eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen iş sahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur.”

denilmektedir. Yukarıdaki maddeyi daha sistematik hale getirirsek;

İnşaatın yapımı sırasında,

1)İş (Arsa) sahibinin sağladığı malzemenin ayıplı olması,

2)Eserin yapılması için gösterilen yerin (arsanın) ayıplı
olması,

3)İnşaatın gereği gibi (sözleşmeye ve fenne uygun) yapılmasını tehlikeye sokan durumun ortaya çıkması,

4)İnşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması,

Hususlarından birinin gerçeklemesi halinde yükleniciye ihbar yükümlülüğü getirilmiştir. Yukarıdaki durumlardan birinin gerçekleşmesine rağmen, iş (arsa) sahibi durumdan haberdar edilmemişse, doğacak olumsuz sonuçlardan yüklenici sorumlu olacaktır. Aşağıda bu durumlar incelenecektir. Ancak, inşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması halinde, ek süre verilmesini gerektiren durumlar bakımından yapılan detaylı inceleme dışında, sorumluluğun hukuki sonuçları ve sorumluluk nedeniyle kullanılacak haklar3 inceleme konumuz dışında bırakılmış, sadece söz konusu madde kapsamında yüklenicinin sorumluluğunu gerektiren durumlar incelenmiştir.

İhbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini yüklenici ispat etmelidir.4 İhbar yükümlülüğünün yerine getirildiği her türlü delille ispat edilebilir.5

• “Davalı, davacı iş sahibini uyardığı konusunda dosyaya yazılı bir belge ibraz etmediği gibi, bu konuda tanık da bildirmemiştir. Davalı yüklenici olduğuna göre BK’nın 357. maddesi uyarınca iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Davalı davacıyı uyardığı iddiasını kanıtlayamadığına göre sonuçlarına katlanmak zorundadır. Mahkemece işçilik kusuru bulunmadığı, kusurun malzemede olduğu, malzemenin de davacı tarafından temin edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.”6

İhbar, iş sahibinin değişen şartlara göre önlem almasını sağlar.7 İş sahibi, bu durumda, TBK m 484 de (BK m 369 da) kendisine tanınan hakkı kullanarak o zamana kadar yapılan kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararını gidermek koşuluyla işin devamına engel olmak isteyebilir.8

İhbara rağmen, iş sahibi, işin devamında ısrar edebilir. Bu halde yüklenici, işin bedelini ve bu bedele dahil olmayan diğer masraflarını ve iş sahibinin kusurlu olması halinde fazla zararının tazminini de talep edebilir. Bu durumda iş sahibinin işe devam hususundaki ısrarı hasarı, iş sahibine geçirir.9

Yüklenici, ihbarda bulunmanın bir yararı olmayacağını, arsa sahibinin zaten durumdan haberdar olduğunu ve bu duruma bağlı riskleri dikkate aldığını ispatlayarak, ihbar yükümlülüğünün bulunmadığını savunabilir.10

İnşaat sözleşmelerinde uyarlama talebinde bulunmadan önce, olayın arsa sahibine ihbarı gerekmektedir.11

• “Borçlar Yasası'nın 357/son maddesi gereğince, eser imal edilirken iş sahibinin verdiği malzemelerin veya gösterdiği arsanın kusurlu olduğu anlaşılır veya işin noktası noktasına düzenli olarak meydana getirilmesini tehlikeye koyacak başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen iş sahibine bildirmek, eğer bildirmez ise, bunun sonuçlarına katlanmak zorundadır. Yüklenici, sadakat borcundan kaynaklanan ihbar yükümlülüğünü yerine getirmişse sorumluluktan kurtulabilir. Ayrıca, yüklenicinin belirtilen ihbar yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirip getirmediği, işin ayıplı olup olmadığı ve ayıplı ise derecesi yanlar arasındaki sözleşme hükümleri de değerlendirilerek saptanmalıdır. O halde, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, uzman bilirkişi kurulu oluşturularak, yerinde keşif yapılmak ve yukarıda açıklanan hususlar da gözetilerek bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak rapor almak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek mahkemece hüküm verilmesi gerekirken; eksik inceleme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.”12

Bu ihbarda arsa sahibine uyarlamanın şekli (ücretin arttırılması, sürenin uzatılması, sözleşmenin feshi gibi) yönünde de taleplerde bulunulmalıdır.13

Mücbir sebeplerin varlığı halinde de uyarlama talebinde bulunmadan önce arsa sahibinin uyarılması gerekir.14 Aksi halde yüklenicinin oluşan riski, susmak suretiyle zımnen üstlendiği ve uyarlamadan feragat ettiği kabul edilmektedir.15

TBK m 472/3 (BK m 357/3) hükmünün kat karşılığı inşaat sözleşmeleri bakımından uygulanması daha sınırlıdır. Çünkü, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde iş sahibinin bir malzeme vermesi söz konusu değildir. Tüm malzeme ve işçilik yükleniciye aittir. Arsa sahibinin yükleniciye binanın imal veya inşaa tarzı hakkında bir emir vermesi veya arsanın kusurunu yükleniciden gizlenmesi mümkün değildir. Çünkü yapıya ruhsat alınırken zemin etüdü yapılmakta, imar planı ve alt yapı durumu bilinmektedir16. Arsa sahibinin ruhsat projesi dışındaki isteklerinin ise, yüklenici tarafından yerine getirilmemesi gerekir. İnşaat işleri ile uğraşan yüklenici basiretli davranmak zorunda ve arsa sahibinin emirleri ile değil de sözleşme ve imar mevzuatı ile bağlı kalmak durumundadır. Aksi halde, yüklenicinin kendi kusuruna dayanarak hak elde etmesi söz konusu olur. Fakat, inşaatın sözleşmede kararlaştırılan şekilde aynen yapılmasını tehlikeye düşürecek durumun doğması üzerine ihbarın yapılması gerektiği kabul edilmelidir.

Şimdi madde kapsamındaki yüklenicinin sorumluluğuna yol açabilecek durumları sırasıyla inceleyelim.

1)İŞ (ARSA) SAHİBİNİN SAĞLADIĞI MALZEMENİN AYIPLI OLMASI

İş sahibinin verdiği malzeme ile yapılan işlerde, malzemenin yapılan işe uygun olmadığını yüklenici bilmeli, en azından bilebilecek durumda olmalıdır.

İşe uygun olmayan malzemenin kullanılması sonucu doğacak tüm zararlardan yüklenici sorumlu olacaktır.

* “…hatta döşenen boruları dayanıksız ve kalitesiz olduğu halde imalatta kullanılması ise yüklenicinin B.K.357.maddesinde hükme bağlanan genel ihbar mükellefiyetini yerine getirmediğini başka bir deyişle kusurlu malzemeyi iş sahibini haberdar etmeden imalatta kullanarak eserin ayıplı ortaya çıkmasına işin başında sebebiyet verdiğini gösterir. Bu durumda yüklenici eserde meydana gelen sonuçlara tahammül etmekle sorumludur.”17

* “…Dava konusu olayda yüklenici iş sahibine sıka ve kireç maddesini aldırmış ve her iki malzemeyi sıvada birlikte kullanarak zararlı sonucun doğmasına neden olmuştur. Yüklenici teknik bilgi donanımına sahip bir taraf olarak bu iki malzemenin birlikte kullanılmaması gerektiğini bilmesi gerekmekte4ir. İş sahibi talimat verse dahi doğacak zararı ortaya koymalı, uyan borcunu yerine getirmelidir. Somut olayda yüklenici zararlı sonuca kendisi neden olmuştur. Sonuçlarına katlanmalıdır…”18

* “…Somut olayda patlama ve hasarın bilirkişi raporu ve mahkemenin kabulüne göre AO kapak üstü baca dirseklerine ısıl işlem uygulanmadan önce dirsek boruları içinde buharlaşarak genleşen sıvının iç basıncı yükseltmesi sonucu baca dirseği boru donanımında buharın çıkışına imkan verecek tahliye vanası veya deliğinin bulunmamasından meydana geldiği anlaşılmaktadır. İşinin ehli basiretli bir tacir olması gereken davacı; yüklenicinin işi fen ve tekniğine uygun olarak yapması davalı iş sahibinin verdiği malzemelerdeki borularda sıvı kalıp kalmadığının kontrol ile tahliye vanası veya deliklerinin bulunmadığını tesbit ettikten sonra bunları tamamlaması için iş sahibine uyarıda bulunması veya bu noksanları tamamladıktan sonra işe devam etmesi gerekir. Bu yüklenicinin objektif özen borcunun gereğidir. Davacının kontrol ve uyarı görevini yerine getirmemiş olması nedeniyle davalı iş sahibinin kusurlu olduğunu kabul etmek mümkün değildir. BK'nun 357 /son maddesine göre uyarı mükellefiyetini yerine getirmeden ve tehlikeyi ortadan kaldıracak önlemleri almadan işe devam eden davacı yüklenici kusurludur. Meydana gelen hasar ve zarardan sorumludur…”19

Olayın özelliğine göre verilen malzemenin işe uygun olmamasında iş sahibinin de kusuru varsa, bu kusur dikkate alınarak değerlendirme yapılabilir.20

* “…kuyu açma işinde kullanılacak malzemeler davacı iş sahibi tarafından temin edilmesi öngörülmüştür. 10.7.1985 havale tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davacının kuyuda kullanılmasını düşündüğü dalgıç motopompun en küçük çaplısı dahi 6 inç olup, bunun için kullanılacak sondaj borusunun 8 inç olması gerektiği halde, bu boruların kuyuda monte edilmesi çapı itibariyle mümkün değildir. Bu nedenle kuyu ağız borusu 6 inç olan kuyuda 8 inçlik boru kullanılmamış, keşif sırasında bilirkişi tarafından müşahade edilen dalgıç pompasının bu borudan indirilmesi imkansız görülmüştür. Öte yandan, davacının temin ettiği plastik borular zorlama neticesinde zarar görebileceğinden, bu işte kullanılmasının istenmesi de hatalıdır. Nitekim benzer işlerde kaynaklı saç borunun kullanılmakta olduğu bilirkişi raporunda vurgulanmıştır. Tüm bu olgular, davacının olayda kusurlu hareket ettiğini açık seçik göstermekte ise de, sondaj işinde teknik bilgiye sahip olduğu ve bunu meslek edindiği kabul edilmesi gereken davalı yüklenicinin de kendisine verilen mazlemenin işin icrasını tehlikeye koyacak niitelikte olduğunu derhal iş sahibine bildirmemek suretiyle kusurlu hareket ettiği ortadadır. (B.K.357/3. madde). Bu durumda mahkemece yapılacak iş, B.K.'nun 98. md. yollaması ile akitler hakkında uygulanması mümkün olan B.K.'nun 44 üncü madde hükmü gereğince taraflara atfı kabil kusur derecesini bilirkişi aracılığı ile tesbit ettirmek ve sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır…”

Kusurun nasıl dikkate alınacağı ile ilgili ilkeler aşağıdaki bölümlerde detaylı incelenecektir.

2)ESERİN YAPILMASI İÇİN GÖSTERİLEN YERİN (ARSANIN) AYIPLI OLMASI

Üzerine inşaat yapılacak arsanın imar durumundaki elverişsizlik arsa sahibine bildirilmelidir.

Arsanın özellikle zemin durumu incelenmeli, doğabilecek olumsuzluk ve riskler hakkında arsa sahibine bilgi verilmelidir.

* “Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece alınan 10.03.2004 ve 04.05.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporlarında; zararın meydana gelmesinde %70 oranında kaçınılmazlık hali bulunduğu kabul edilerek, proje noksanlığından dolayı %5, zemin etüdünün bulunmamasına bağlı %15 ve fenni mesule ilişkin %5 kusur olmak üzere toplam %25 kusur davacı idareye ve imalata bağlı %5 kusur da davalı yükleniciye verilmiştir. Zemin özellikleri araştırılmadan tip projelerin yükleniciye teslimi halinde, bunlardaki eksikliklerin BK.nun 357. maddesi uyarınca davacı idareye bildirilmesi sorumluluğu, yüklenicinin genel ihbar mükellefiyetinin bir gereğidir. Öte yandan, Yapı İşleri Özel Şartnamesinin 15 ve 20. maddeleri ile BİGŞ.nin 9, 10, 11 ve 13. maddeleri de davalı yükleniciye bu konuda BK.nun genel ihbar mükellefiyeti dışında ayrıca özel ihbar mükellefiyeti de yüklemiştir. Bu durumda, yüklenicinin %5 imalat kusuru dışında, az yukarıda belirtilen noksanlıklarla ilgili olarak da varsa kusur oranının aralarında bir hukukçunun bulunduğu yeni bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle tesbitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden uzak tutulması doğru olmamıştır…”21

Yarım haldeki inşaata başlayan yeni bir yüklenicinin de, yarım haldeki imalatı kontrol etmesi ve imalattaki ayıp-noksanlıkları arsa sahibine bildirmesi gerekmektedir.

* “…Hükme dayanak bilirkişi raporunda "A ve B blokların davalı E... Ltd. Şti. tarafından yapılan kısımlarından alınan beton örneklerinde mukavemet değerlerinin olması gereken 160 kg/cm2'nin üçte birinden daha az olduğu, A ve B blokların alt katlarının E... Ltd. Şti.tarafından yapıldığı" belirtildiğinden davalı H... A.Ş.'nin anılan blokların üst katlarına dair ikmal inşaatına başlamadan önce işinin uzmanı basiretli bir tacir olarak daha önceki yüklenici E... Ltd. Şti. tarafından yapılan işi inceleyerek, önceki yüklenici tarafından yapılan alt katlardaki imalatlarda kullanılan betonun mukavemeti dikkate alındığında üst katlarda yapılacak imalatın amacına uygun olmayacağını ve bu durumun akdin gereği gibi ifasını tehlikeye soktuğunu iş sahibine az yukarda değinilen genel ihbar yükümlülüğü çerçevesinde ihbar etmelidir. Davalı H... A.Ş.'nin davacıya bu şekilde bir ihbarda bulunduğu iddia ve ispat edilmemiştir. O halde mahkemece, belirlenen tüm maddi zarardan öncelikle davacı kooperatifin kusuru %15 oranıyla gayrimelhuz sebeplere (kaçınılmazlık koşullarına) verilen %5 kusur oranı toplamı olan %20 oranında indirim yapılmalı, geriye kalan maddi zarardan A ve B bloklar yönünden davalı E... Ltd. Şti. ile birlikte Borçlar Yasası'nın 357 /son maddesi uyarınca H... A.Ş.'nin de müteselsilen sorumlu olduğu, C blok inşaatını davalı H... A.Ş. yaptığından, bu blok yönünden oluşan zarardan E... Ltd. Şti.'nin sorumlu olmadığı dikkate alınmalıdır. Mahkemece A ve B bloklar için H... A.Ş.'nin sorumlu olmadığı kabul edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır...”22

* “…Mahkemece hükme dayanak yapılan 8.4.1997 ve itirazlar üzerine alınan ek raporda, davalının ikmal inşaatını yüklendiği 5 ve 10 nolu bloklardaki tüm kolon ve krişler boyunca çatlaklar bulunduğu, bu taşıyıcı elemanların çekme ve basmaya karşı yeterli dayanıklıkta yapılmadığı, beton kalitesi ve donatının düşük tutulduğu saptanmıştır. Bu hali ile eserin reddi gerekeceği ortada olup yüklenici zemin seçiminden kaynaklanan kusur dışındaki kalan zarardan sorumludur. Kaldı ki, işi üstlendikten sonra kendisinden önceki yüklenicinin taşıyıcı elemanlardaki hatalı imalatı, basiretli bir tacir ve işinin ehli olması gereken davalı tarafından iş sahibine bildirilmemiş, aksine taşıyıcı elemanlardaki hata ve beton kalitesinin düşüklüğüne rağmen iş yapılıp teslim edilmiştir. BK 357/III. maddesi uyarınca kendisinden evvel oluşsa bile ihbar mükellefiyetini yerine getirmeyen yüklenicinin oluşta 1/2 oranında kusurlu bulunduğu kabul edilerek iş sahibi davasının sonucuna uygun kabulü yerine yazılı şekilde karar kurulması bozma nedenidir.”23

Özellikle tamir ve tadilat işlerinde, tamir edilecek alandaki uygunsuzluklar iş sahibine bildirilmelidir.

* “…B.K.'nun 357/III. maddesi gereğince, işin yapılacağı yerin kusurlu olduğu anlaşılır veya eserin noktası noktasına düzenli olarak, gereği gibi veya zamanında meydana getirilmesini tehlikeye koyacak başka bir durum ortaya çıkarsa yüklenici, bu durumu hemen iş-eser sahibine bildirmek; eğer bildirmezse, bunun sonuçlarına kendisi katlanmak zorundadır. Somut olayda, villaların çatılarındaki su gider delikleriyle, yatay derelerde yağmur sularının cazibe ile akışını temin eden su gider delik kotlarının, yalıtımı yapılacak yatay dere kotlarından yüksek olması sebebiyle bu kot farkı giderilmeden, tesviye tabakası yapılmadan, imalatların yapılması halinde akıntıların meydana gelebileceğini davalı yüklenici, anılan yasa hükmü uyarınca ve "genel ihbar yükümlülüğü" gereğince iş-eser sahibi davacıya bildirmekle yükümlüdür. Davalı belirtilen bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Bu hukuksal sebeple, davalının "tesviye tabakası yapmak zorunda olmadığına" ilişkin bilirkişi kurulunun raporu ve mahkemenin kabulü dayanaktan yoksundur…”24

* “…Somut olayda davacının gerçekleştirdiği imalatın ayıplı olmadığı saptanmış ise de, ofis tabanındaki şap veya tesviye betonunun kaliteli olmaması nedeniyle çökmelerin meydana geldiği belirtilmiştir. Dolayısıyla zemindeki şapın ayıplı imali sonucu davacı imalatı bozulmuşsa da, az yukarıda değinildiği üzere işin uzmanı sayılan yüklenici bu hususta iş sahibine uyarı görevini yaptığını kanıtlaması durumunda sorumluluktan kurtulur. Oysa uyarı görevi yapıldığına dair herhangi bir kanıt sunulmadığı gibi iddia da bulunmamaktadır. O halde mahkemece yapılması gereken iş, davacı zararının bilirkişiden ek rapor alınarak incelettirilmesi ve sonucuna göre hükme varılmasından ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek ve bilirkişi raporu ile bağlı kalınarak karar verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun görülmüştür…”25

* “…bozukluk dolaplarda değil, dolabın monte edileceği zeminde olsa bile, davalı yüklenici zemindeki kusura rağmen dolapları monte ettiğinden ve zemin kusurunu iş sahibine ihbar etmediğinden BK.nun 357. maddesi uyarınca sorumluluktan kurtulamaz. Olayda, akit eylemli olarak feshedildiğinden iş sahibi ödememesi gerektiği halde ödediği dolaplar bedeli olan 750 milyon TL.yı davalıdan isteyebilir. Mahkemece değinilen hususlar gözetilerek 750 milyon TL.nın davalıdan tahsili ile yetinilmesi gerekirken davanın tümüyle reddi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.”26

Yapılacak imalatın yerindeki uygunsuzluk iş sahibine bildirilmezse, bu nedenle fazladan yapılmak zorunda kalınan imalat için bir bedel de talep edilemez.
* “…davacı tarafça fazladan yapıldığı iddia edilen 30 m3'lük deponun da fazla iş olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Çünkü davacı yüklenici şirket işin uzmanı olduğundan 100 m3'lük depoyu koyacağı yeri doğru olarak seçmek konumundadır. Bu deponun yerinin, davalı idare tarafından seçildiği düşünülse dahi, bu takdirde de yüklenici şirket BK.nun 357. maddesi uyarınca bu yerin uygun olmadığı konusunda idareyi uyarmak zorundadır. Davacı yüklenici tarafından 30 m3'lük deponun kendi özensizliği sonucu yapılması gerekli olduğundan, bu imalatın fazla iş olarak kabul edilmesi mümkün değildir…”27

3)İNŞAATIN GEREĞİ GİBİ (SÖZLEŞMEYE VE FENNE UYGUN) YAPILMASINI TEHLİKEYE SOKAN DURUMUN ORTAYA ÇIKMASI

İmar planındaki değişiklik sonucu sözleşmede kararlaştırılandan daha az büyüklükte bağımsız bölüm yapılması gerekiyorsa, arsa sahibine bu durum bildirilmelidir. Aksi halde sözleşmede kararlaştırılan ile fiilen yapılan bağımsız bölüm alanları arasındaki fark nedeniyle oluşacak zarardan yüklenici sorumlu tutulur.

• “Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı alacak istemlerine ilişkindir. Sözleşme eki olan noter tasdikli avan projede, davacılara verilmesi gereken dairenin yüzölçümü gösterilmiştir. Davacılar, anılan dairenin 102 m2 olarak ve de avan projedeki yüzölçümünden küçük yapıldığını vurgulamak suretiyle aradaki yüzölçüm farkının - eksik iş bedeli olarak - tahsilini istemişlerdir. Avan proje ile belediyece tasdikli proje arasında, davacılar aleyhine eksiklik olduğu tartışma konusu değildir. Eser sözleşmesine göre; yüklenici, sözleşme eki olan avan projedeki yüzölçüme göre davacı tarafın dairesini yapıp teslim etmek yükümlülüğü altındadır. İmar mevzuatı, bu dairenin, avan projedeki yüzölçüme göre yapılmasına engel ise yüklenicinin, bu engeli BK’nın 357/III. maddesi uyarınca davacı arsa sahiplerine derhal bildirmesi ve inşaatın belediyece tasdikli projeye göre yapılması için arsa sahiplerinin iradelerini istihsal etmesi gerekir; aksi takdirde, bunun sonuçlara katlanmak zorundadır. Somut olayda, davalı yüklenici, anılan madde uyarınca genel ihbar mükellefiyetini yerine getirdiğini iddia ve kanıtlamış değildir. Bu durumda, mesaha küçüklüğü nedeniyle davacıların eksik iş niteliğindeki zararlarının tahsiline hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu kalem isteklerinin reddi doğru olmamıştır.”28

Yüklenici, kendisine imalat için gerekli plan ve projelerin verilmesini talep etmeden, imalata devam ederse bunun olumsuz sonuçlarına katlanmalıdır.

* “Taraflar arasındaki uyuşmazlık; D. İlçesi Yat Limanı içerisinde 2500 kişilik anfitiyatro inşaatının statik projesine uygun olarak yapılmaması nedeniyle davalı yüklenici namına yeniden yaptırılan imalatın bedelinin tahsili isteminden kaynaklanmıştır. Mahkemece statik projelerin davalıya verilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa işin ehli olan davalı yüklenicinin statik projeleri davacı işverenden istemesi veya statik proje bulunmadan yapılacak imalatın mahzurları bakımından davacıyı uyarması gerekirken bu konudaki ihbar külfetini yerine getirmeden imalat yapmakla bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi oluşan ayıplı eserin düzeltilmesi için işsahibince yapılan masrafları karşılamak zorundadır. Bu nedenle mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak davalı namına yapılan imalat için davacının yaptığı harcamanın miktarı ve kadri marufunda olup olmadığı belirlenerek ve iş bedelinden ödenmeyen kısım varsa mahsup edilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış kararın bozulması uygun bulunmuştur.”29

Yüklenici, iş sahibinin talep ettiği yöntemin doğru olmadığını anlamalı ve ona doğru yöntemin ne olacağını hatırlatmalıdır. Aksi halde iş sahibi, yapılan imalatın sökülüp, usulüne uygun yapılması masraflarını veya ödediği bedelin iadesini ve bunlardan biri ile birlikte hatalı yöntemin neden olduğu zararların tazminini talep edebilir.

* “…Dava, davacıya ait iki katlı evin damına, davalı tarafından yapılan izolasyon imalatının ayıplı olmasından kaynaklanmıştır. Davacı yüklenici, yapılacak işin uzmanı olup, yüklenilen işi amacına, tekniğine ve sözleşmesine uygun olarak gerçekleştirmek zorundadır. Kullanılan malzemenin veya iş sahibine ait yerin kusurlu olduğunun anlaşılması halinde, yüklenici BK'nın 357. maddesi uyarınca durumu derhal iş sahibine haberdar etmelidir. Aksi takdirde bunların neticelerine tahammül etmekle mükelleftir. Davalı, davacıya ait binaya kararlaştırılan şekilde izolasyon yapılması halinde işin amacına ulaşamayacağını ve davacıyı bundan haberdar ettiğini savunmakta ise de, bu savunmasını doğrulayan bir delil sunmamıştır. Yapılan imalatın tekniğine uygun bulunmadığı ve yeniden sökülüp yapılması gerektiği tespit raporu ve mahkemece alınan bilirkişi raporu ile saptanmıştır. Bu durumda mahkemece, davalıya işin bedeli olarak ödenen miktarın davacıya iadesine, davalıya başkaca borçlu bulunmadığının tespitine ve su sızıntısı nedeniyle davacıya ait evin kartonpiyerlerinde oluşan zararın tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.”30

Eğer yüklenici, uyarı yükümlülüğünü yerine getirmişse sorumluluğu söz konusu olmaz.

* “…Davalı iş sahibince geçici kabulün yapılmamasının nedeni dikilen direklerde eğilme, yanal deplasman ve kılcal çatlak gibi ayıpların oluşması ve bu ayıplardan davacı yüklenicinin sorumlu tutulmasıdır. Davacı yüklenici, direklerdeki ayıpların kusurundan değil, teknik şartname ve TSE standartlarındaki eksiklikten kaynaklandığını, ihaleden önce davalı iş sahibince hazırlanmış bir proje bulunmadığından tip projeyi ve uygulama projesini ihale evrakında yer alan şartnamelere göre hazırladığını, onaylanmasını takiben de bu projelere göre işe başladığını, dikilen 10-12 adet direkte travers montajından sonra travers yönünde eğilmeler oluşması üzerine 24.7.2000 tarihli yazı ile davalı iş sahibini uyardığını, davalının 27.7.2000 tarihli cevabi yazı ile onaylı proje doğrultusunda tesis faaliyetine devam edilmesi yönünde talimat verdiğini, bu talimat üzerine işi onaylı projesine ve sözleşme eki teknik şartnamelere göre tamamladığını, ayıplardan bir sorumluluğu bulunmadığını savunmuştur. Yargılamada alınan bilirkişi kurulu raporunda yapılan imalatın sözleşme eki teknik şartnamelere ve TSE 997 standardına uygun olduğu, imalattaki ayıpların ihale evrakında yer alan teknik şartname ile TSE 997 standardının ihale konusu işe uygun olmamasından, davalı iş sahibince ihale şartnamesinin teknik olarak yanlış hazırlanmasından kaynaklandığı, uyarı görevini yerine getirdiğinden davacı yüklenicinin bir kusurunun ve ayıplar sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığı, işin geçici ve kesin kabullerini yapmanın mahkemenin görevi dışında olup, bu işlemlerin davalı iş sahibince yapılması gerektiği, kesin hesabın da tarafların mutabakatı ile çıkarılması gerektiği bildirilmiş, alacak-borç hesabı yapılmamıştır… Dolayısıyla davalı iş sahibi davalı yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan ayıpları Davacı yüklenici, davalı iş sahibine verdiği 24.7.2000 tarihli yazı ile ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğinden teknik şartname ve TSE standardının eksik ve yetersiz oluşundan kaynaklanan ayıplardan sorumlu tutulamaz. gerekçe göstererek eserin kabulünden kaçınamaz. Bilirkişilerce yapılan işler sözleşme ve eklerine uygun bulunduğundan ve eserin reddi koşulları oluşmadığından mevcut hale göre işin geçici ve kesin kabullerinin davalı iş sahibince yapılması, kesin hesabının da çıkarılması gerekir…”31

Yüklenici kendisine verilen projenin veya teknik şartnamenin, imalatın gerçekleştirilmesine uygun olmadığını, yetersiz kaldığını anlamalı, bilmeli ve bu hususta iş sahibini uyarmalıdır.32 Çünkü, işin ehli olmayan iş sahibi bunları bilemeyebilir. Yüklenici ise, bilgi, deneyim ve tecrübesi olan kişidir.

* “…Mahkemece dış cephe cam mozaik kaplama imalatındaki gizli ayıpların giderilme bedelinden davacı iş sahibi idarenin kusuru nedeniyle %30 oranında indirim yapılmıştır. Bilirkişilerce iş sahibinin kusuru teknik şartnamenin yetersiz oluşuna dayandırılmıştır. Bilirkişi kurulu raporunda, sıcaklık farklılıklarından dolayı geniş yüzeyli alanlarda yapışma ve genleşmeye karşı ilave ek tedbirler alınması, özel katkılı yapıştırıcılar kullanılması ve ilave genleşme derzleri açılması gerektiği, bu yönlerden teknik şartnamedeki tarifin yetersiz olduğu belirtilerek davacı idare hasarın oluşumunda %30 oranında kusurlu bulunmuştur. Davalı yüklenicinin BK'nın 357/III. maddesi uyarınca genel, sözleşme eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin ( BİGŞ )13. maddesi uyarınca özel ihbar yükümlülüğü vardır. BK'nın 357/III. maddesine göre yüklenici imalatın noktası noktasına muntazaman icrasını tehlikeye koyacak bir hal hadis olursa iş sahibini bundan derhal haberdar etmeye mecburdur. Aksi takdirde bunların neticelerini tahammül etmekle mükelleftir. Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin 13. maddesine göre de yüklenici kendisine verilen projelerin, teknik belgelerin, teslim edilen işyerinin, malzemenin veya talimatın sözleşme ve eklerinde bulunan hükümlere aykırı olduğunu veya teknik ve sanat kurallarına uymadığını ileri sürerse bu husustaki karşı görüşlerini teslim ediliş veya talimat alış tarihinden başlayarak 15 gün içinde hem kontrol teşkilatına, hem de idareye yazı ile bildirmek zorundadır. Bu süre aşılınca müteahhidin itiraz hakkı kalmaz. Müteahhidin iddia ve itirazlarına rağmen idare işi kendi istediği gibi yaptırdığı takdirde müteahhit bu uygulamanın sonunda doğabilecek sorumluluktan kurtulur. Somut olayda davalı yüklenici teknik şartnamedeki tarifin yetersiz olduğu teknik şartnamede belirtilen malzemenin ve yapım usulünün aksine imalatta özel katkılı yapıştırıcılar kullanılması ve ilave genleşme derzleri açılması gerektiği yönünde idareyi uyardığını ispatlayamamıştır. Bu nedenle idareye kusur atfı mümkün değildir. Mahkemece davacı idareye %30 oranında kusur verilerek ve hesaplanan miktardan bu oranda indirim yapılarak sonuca gidilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı idare yararına bozulması gerekmiştir.”33

* “… davalının davacılara ait otelin soğutma ve ısıtma sistemlerinin yapımını 31.5.1986 tarihli sözleşme ile yükümlendiğini, ancak işin süresinde bitirilmediğini ve otelin 19.12.1986 tarihinde açılabildiğini, çalışma sırasında da kompresör ve motorların çok gürültü çıkarması nedeniyle kaymakamlıkça ancak belirli saatlerde çalıştırılmasına izin verildiğini, bu nedenle otelin gereği gibi ısınamadığını, ayrıca 4 odada boruların patladığını, tesisatın çalıştırılamadığını… davalı, proje sistemi davacıların seçtiğini, onların seçimine göre işi yaptıklarını, kusurun davacılarda olduğunu, sistemin çalışır teslim edildiğini, ancak kullanımda hata olması sonucu arızalandığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece kanıtlar toplanmış, sistemin ıslah edilmez nitelikte gizli ayıplı olduğu, yeniden yapılması gerekeceği, 1987 fiyatlarına göre bu işlemin 55.000.000 liraya çıkabileceği saptanmış, eski sistemin hurda değerinin 6.100.000 lira olduğu göz önünde alınarak toplam istek olan 30.000.000 liradan hurda malzeme değeri de düşülerek geri kalan paranın ödenmesine karar verilmiştir… Sistemi tercih eden ve projeyi yaptıran davacıların, projenin hatalı olduğunu bilebilecek durumda olmadığı açıktır. Bilgi, deneyim ve durumu itibariyle bu işlerden anlaması gerekli yüklenicinin, projeyi kontrol ederek, işin yapılmaya elverişli olup olmadığını saptaması, proje, fen ve sanat kurallarına aykırı ise bunu iş sahibine ihbar etmesi gereklidir. Olayımızda kusurlu projeyi yüklenici iş sahibine teslim etmemiştir. Bu nedenle doğacak zararlardan sorumludur…”34

* “…Dosyada yer alan 26.9.2001 günlü bilirkişi raporundan davacının mimarı proje ile betonarme projeler arasındaki uyumsuzluğu bir yana bırakarak imalata devam edip, bina balkonlarında 35. cm.lik taşkınlık yaptığı, bundan dolayı inşaatın ilgili belediyece mühürlenerek durdurulduğu, bunun üzerine de 29.5.2000 tarihinde davalı iş sahibinin sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. İşinin uzmanı olması gereken yüklenicinin eseri sözleşmeye, projelerine ve kamu düzeni ile ilgili imar mevzuatına uygun yapması asıldır. BK.nun 357.maddesi hükmünce işin devam ettiği sırada projeler iş sahibince verilse bile iş sahibinin verdiği malzemenin kusurlu olduğu anlaşılırsa, yüklenicinin bu durumu iş sahibine bildirmesi gerekir. Aksi takdirde yüklenici sonuçlarına katlanmakla mükelleftir. Olayda, yüklenici, mimari ve betonarme projeler arasındaki uyumsuzluğa rağmen durumu iş sahibi kooperatife bildirmeyerek imalata devam etmek suretiyle sonuçta iş sahibine mali külfet getirir biçimde, iş ürettiğinden ve bu haliyle ortaya çıkan eser yapımının İdari merci olan belediyece durdurulmasına neden olduğundan fesihte kusurludur…”35


Yukarıdaki olaylarda yüklenici zararın tamamından sorumlu tutulurken, diğer bazı durumlarda, iş sahibinin verdiği veya kabul ettiği hatalı projeye göre imalatı yapan yüklenicinin ikinci derecede kusurlu olduğunun kabul edilmesi veya iş sahibinin kusurunun da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

* “…Davacı idarenin yaptığı keşif ve keşif ilavesi ile bulduğu 22.500.000 TL. ihale bedeli üzerinden % 10 tenzilatla köprü inşaatını yüklenen davalının 30.10.1985 tarihinde işi bitirdiği ve idarece 11.4.1986 tarihinde geçici kabulünün yapıldığı ancak 15.4.1986 tarihinde yağan yağmur sonucu oluşan fezeyanın köprü ayağının çökmesine ve iki tabliyenin kırılmasına neden olduğu hususu tartışmasızdır. Meydana gelen bu olayı inceleyen bilirkişiler köprü yerinin iyi seçilmediği ve projenin bu köprünün yapımı için yeterli olmadığı nedenleri ile köprünün yıkıldığını saptamışlardır. Gerçekten yer tesbiti ve proje idarece yapılmış olmakla köprünün yıkılmasında idarenin 1. derece kusurlu olarak kabulü doğrudur. Ancak, Borçlar Kanunun 357. maddesi hükmünce, müteahhit köprü yerinin isabetli olup olmadığını ve kendisine verilen projenin fenne ve amaca uygun ve muntazam şekilde icrasını tehlikeye koyacak bir halin varlığını tesbit ederse durumu iş sahibine derhal haberdar etmek zorunluğundadır. Oysa davacı idarenin kusur sebepleri davalı yüklenici tarafından, inşaat öncesi ve inşaat sırasında incelenmemiş ve böylece ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmakla davalının da ikinci derecede müterafık kusurlu olarak sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davalının anılan yasa hükmünden kaynaklanan sorumluluğunun oranı ile olay tarihi itibariyle idarenin gerçek zarar miktarı bilirkişilerden alınacak raporla saptanarak zarardan davalının mütefarık kusur oranına isabet edecek miktara hüküm kurulmasından ibaretir. Mahkemenin bu hususları gözetmeden davayı reddetmesi doğru görülmemiştir.”36

* “Davalının üstlendiği iş doğalgaza dönüşümün yapımıdır. Sözleşme tarihi itibarıyla ülkede çok yeni olan bu işin amacına ne derece yaklaşacağı, nasıl bir sonuç vereceği henüz kararlılık kazanmış ve yerleşmiş değildir. İşin teknik ağırlıklı olduğu da kuşkusuzdur. Bunlardır ki, işin ehli olan yüklenici firma projenin çizimini de üstlenmiştir. Yüklenicinin BK'nun 357. maddesi hükmünce yapılacak işin sonuçları bakımından özellikle malzemenin seçiminde iş sahibini bilgilendirmesi gerekir. Sözleşmenin 5. maddesinde belirtildiği gibi, sorumluluğu üstlenip malzemeyi seçen işsahibi 184.000 Kcal/h kapasiteli kazanı tercih etmiştir. Yanlar arasındaki bedel de götürü olarak, bu seçim dikkate alınarak kararlaştırılmıştır. Sonuçta konulan kazanın amacına uygun düşmediği ise bilirkişi incelemesi ile sabittir. Bu durumda: Proje tanzimi de üstlenerek, yapıp teslim ettiği eser amacına uygun olmadığından yüklenici kusurludur. Ne varki; mevcut kazanın iş sahibi tarafından tercih edildiği de sözleşmeden anlaşılmakla BK'nun 361. maddesi hükmünce iş sahibinin de kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Daha yüksek kapasitede kazanın tercihi halinde kararlaştırılan götürü bedelin de daha yüksek olacağı doğaldır. O halde bilirkişiden görüş alınarak, icabında sanayi odasından da fiyat sorularak sözleşme tarihinde konulması gereken kazan ile konulmuş olan kazan fiyatları arasındaki farkın saptanması, bu bedelin davalıya ödenmesi koşuluyla kazanın değiştirilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hükme varılması isabetli ve hakkaniyete uygun olmamıştır…”37

Eğer zararlı sonucun doğmasında yüklenicinin bir fonksiyonu yoksa sorumluluğuna gidilemez.

* “…Yüklenici eseri meydana getirirken özen borcu gereği iş sahibini bilgilendirme ve aydınlatmakla yükümlü olduğu gibi iş sahibinin verdiği malzemenin, projenin veya gösterdiği arsanın kusurlu olduğunu görünce yahut işin devamına engel bir hal ile karşılaşırsa derhal iş sahibini uyarmak ve yapılması gereken hususta onu bilgilendirmekle yükümlüdür. Bütün bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; 2.6.2009 tarihli sözleşme uyarınca zemin ve bodrum dairesinin iç ve dış izolasyon imalatına yüklenici tarafından 5 yıl garanti verilmiş, garanti süresinde eserde meydana gelen ayıpların giderilmesi iş sahibinin 25.3.2009 tarihli ihtarıyla yükleniciye bildirilmiştir. Garanti süresinde ortaya çıkan imalat ayıplarından yüklenicinin sorumlu olduğu kuşkusuz ise de, mahallinde uzman bilirkişiyle yapılan inceleme sonucu alınan raporlarda, imalatın sözleşmesine uygun tamamlandığı, ancak yeraltı su seviyesi yüksek olduğu için, bina duvarları ve kolonların zeminin rutubetini alması sonucu duvarlarda ve iç kolonlarda, boya ile sıva kabarmalarına, dökülmelere, yeşillenmelere neden olduğu belirtilmiştir. Görülüyor ki eserdeki ayıplar yeraltı su seviyesinin yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Sözleşmede zemin izolasyonu yapmak yüklenicinin görevi olmadığı gibi yeraltı suyu konusunda da iş sahibince uyarılmamış, aksine zemindeki karolar sökülerek yenilenmesi kabul edilmiştir. Kısaca binanın inşaası sırasında yapılması ihmal edilen zemin izolasyonu ayıbı sebebiyle yüklenicinin iş sahibini uyarmakla görevli olduğu söylenemez. O halde edimini sözleşmeye uygun ifa ettiği teknik bilirkişi incelemesiyle saptanan yüklenicinin, iş bedelini istemekte haklı olduğu kabul edilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan hukuki değerlendirmede bilirkişi görüşüyle bağlı kalınarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından karar, bozulmalıdır.”38

* “…Yanlar arasındaki sözleşmede tarafların, yüklenmiş oldukları edimlerinin kapsamı belirlenmiştir. Sözleşmede işin süresi, taraflarca sözleşme tarihinden başlamak üzere 15 gün olarak kararlaştırılmıştır. Tarafların açıklamaları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde yüklenici davacı tarafından yapılan işin tamamlanıp davalıya tesliminden hemen sonra davalı tarafından hafriyat kazısına başlandığı; davalının edimi kapsamında olan ve davacı tarafından yapılan işin emniyet ve mukavemetini sağlayacak başlık ve göğüsleme kirişlerinin yapılması işinin 28 günlük priz müddetini beklemeden davalı yanca hafriyat kazısı işine başlanması sonucu mini kazıkların çöktüğü sonucuna varılmaktadır. B.K.'nun 357. maddesi hükmü gereğince davacının, davalıya karşı “genel ihbar yükümlülüğü” söz konusu ise de; davacının yaptığı işin yapım süresi içinde işin gereği gibi veya zamanında meydana getirilmesini tehlikeye koyacak bir durum ortaya çıkmadığından ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden söz edilemez. Kaldı ki, davalı, başlık ve göğüsleme kirişlerinin yapılması gereken süre ve zamanı bilebilecek durumdadır. Davacı yanca yapılan işin, ayıplı yapıldığı da davalı tarafından yasal delillerle kanıtlanmamıştır. Ayıp, yasa ve sözleşme hükümlerine göre bir malda ya da eserde bulunması gereken niteliklerin bulunmaması; bulunmaması gereken bozuklukların da bulunmasıdır. Davacı tarafından yapılan mini kazık-ankraj imalatının “kabul edilemeyecek derecede” ayıplı olduğu ya da bedelde indirimi gerektirecek veya ayıpların giderilme bedelinin istenmesini gerektirecek derecede olduğu bilirkişilerce yapılan incelemeler sonucunda da saptanamamıştır. Belirlenen durum bu olunca da; davalı, 818 Sayılı BK'nın 360. maddesi hükmünde düzenlenen haklardan herhangi birisini kullanamaz. 09.07.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile buna ek rapor hüküm verilmesine elverişli olarak görülmüştür. Çünkü yukarda açıklandığı üzere; davacının yaptığı işlerin ayıplı olduğu kanıtlanamadığı gibi; zararlı sonucun oluşumunda etkili kusurunun varlığı da tespit olunamamıştır. Davalının, davacı tarafından kendisince yapılması gereken başlık ve göğüsleme kirişlerinin yapılması imalatı ile ilgili teknik bilgi verme ediminin yerine getirilmediğine yönelik savunması da kabul edilemez. Çünkü yanlar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde; davacının sözü edilen edimi yüklenmediği açıklıkla anlaşılmaktadır. Davacı, yüklendiği edimini ifa ettiğinden hak edilen ve istenebilir olan iş bedelinin tahsilini davalıdan talep edebilir…”39

Yukarıdaki kararlar birlikte değerlendirildiğinde, yüklenicinin sorumluluğunun olayın özelliği dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği sonucuna varılır.40 Buna göre yapılan işin niteliği, kapsamı41, yüklenicinin bilgi, tecrübe, kapasite ve diğer özellikleri, iş sahibinin imal işindeki fonksiyon ve konumu42, kontrol ve denetim teşkilatının varlığı gibi hususlar dikkate alındığında;

a)İhbar yükümlülüğünü gerektiren husus, çok açık bir biçimde anlaşılır nitelikteyse, yüklenici tamamen kusurlu sayılmalıdır. Örneğin projeye aykırılığın derecesi yüksek, bir başka anlatımla aykırılık kolayca anlaşılabilir nitelikteyse, daha da somutlaştırırsak, projede teras çatıda yalıtım öngörülmemişse, yalıtım yapılması gerektiği konusunda, inşaat işinden anlamayan iş sahibine uyarıda bulunmayan yüklenici, doğacak zararların tamamından (Örneğin, alt kattaki bağımsız bölümün tavanının kabarmasından, elektrik tesisatının arızalanmasından vs. ) sorumlu olmalıdır. Aynı şekilde, temel kazısında, zeminden çamur çıkması sonucu, kendisine verilen projedeki temel sisteminin zemine uygun olmadığını anlayan yüklenici, durumu derhal iş sahibine ihbar etmelidir.43

b)İhbar yükümlülüğünü gerektiren hususun anlaşılması kolay değilse, yüklenici, iş sahibi veya üçüncü kişilerin (örneğin kontrol mühendisi, denetim kuruluşu vs.) kusurları oranında sorumluluğun belirlenmesi mümkün olabilir. Örneğin, proje mühendisi çatıdaki bir bölüme taşıyıcı kirişlerden birini koymayı unutmuş; imalat sırasında kontrol mühendisi ve yüklenici de gerekli özeni göstermeyerek bu eksikliğin farkına varmamış ve aşırı kar yükü sonucu çatı çökmüşse, oluşan zararlı sonuçtan sorumluluğun tespitinde, projeci, iş sahibi, kontrol mühendisi, yapı denetim şirketi ve yüklenicinin kusurları dikkate alınabilir.

c)Eğer ihbar yükümlülüğünü gerektiren hususun anlaşılması, yükleniciden beklenemeyecek nitelikteyse, yüklenicinin olumsuz sonuçlardan sorumlu olmadığı kabul edilmelidir. Örneğin hiç bir benzeri ve örneği olmayan özgün bir mimari proje göre yapılacak uzay kafes sistemli çelik yapıdaki projelendirme hatasının uygulayıcı tarafından anlaşılması mümkün olmayabilir. Projedeki hatanın, ancak detaylı bir sistem tahkiki ile anlaşılabildiği durumda, doğacak zararlı sonuçlardan proje müellifi sorumlu tutulmalıdır.

Bedel karşılığı yapılan inşaatın depremde yıkılması sonucu uğranılan zararın yükleniciden tahsiline yönelik davada, TBK m 472 (BK m 357) uyarınca ihbar yükümlülüğünü getirmeyen yükleniciden kendisine (yükleniciye) ödenen bedelin iadesinin talep edilebileceğine karar verilmiştir.

* “Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ruhsatsız, imara aykırı ve kaçak olarak yapılan binanın depremde ağır hasar görüp yıkılması nedeniyle uğranılan zararın yüklenici ve proje müellifinden tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece inşaat tapusuz yerde ruhsatsız ve kaçak yapılıp imara uygun hale getirilmesi mümkün olmadığından sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı kooperatif ile davalı yüklenici şirket arasında imzalanan adi yazılı düzenlenmiş tarihsiz Konut Yapı Özel sözleşmesi bedel karşılığıdır. 3194 sayılı İmar Kanunu'na göre istisnalar dışında inşaata başlamadan önce tüm yapılar için inşaat ruhsatı alınması zorunludur. Sözleşmede inşaat ruhsatı alma yükümlülüğünün kime ait olduğu belirtilmediği gibi arsa sahibi tarafından yükleniciye bu konuda vekaletname verildiği de ileri sürülüp kanıtlanmamıştır. Bu halde inşaat ruhsatı alma görevi arsa sahibine ait ise de; davalı yüklenici işinin ehli basiretli bir tacir gibi eseri fen ve teknik kurallara göre meydana getirmeyi üstlendiğinden ruhsatsız, imara aykırı ve kaçak inşaat yapılamayacağını bilmesi gerekir. Yüklenici BK’nın 357. maddesi hükmüne göre ruhsatsız, imara aykırı ve kaçak inşaat yapılamayacağına dair uyarı görevini yerine getirmeden inşaata başlamamalı ve sürdürmemelidir. Aksi halde uyarı görevini yerine getirmeyen yüklenici sonuçlarından sorumlu olur. Bu durumda mahkemece davalı yüklenicinin uyarı görevini yerine getirip getirmediği araştırılarak, yerine getirdiğinin kanıtlanamaması durumunda davacı arsa sahipleri ödedikleri iş bedelini geri istemekte haklı olacaklarından bu miktarın saptanarak yükleniciden tahsiline karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.”44

Kanımca yukarıdaki olayda, inşaatın tapusuz bir alanda ve ruhsatsız yapılması söz konusu olduğundan kesin hükümsüzlük (butlan) (TBK m 27) (BK m 20) söz konusudur. Her iki tarafın da bilgisi dahilinde inşaatın yapıldığı anlaşılmaktadır. İnşaatın tapusuz yerde, kaçak yapıldığını iş sahibinin bilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki Kararda inşaat ruhsatı alma yükümlülüğünün de iş sahibine ait olduğu açıklanmıştır. TBK m 81 (BK m 65) de, hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şeyin geri istenemeyeceği belirtildiğinden, açılan dava reddedilmeliydi.45

4)İNŞAATIN ZAMANINDA TESLİMİNİ TEHLİKEYE SOKAN BİR DURUMUN ORTAYA ÇIKMASI

İnşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan bir durumu iş (arsa) sahibine ihbar etmeyen yüklenici, bunun olumsuz her türlü sonucuna katlanacaktır. Örneğin, teslimdeki gecikmede hiçbir kusuru olmasa bile, bu gecikmeden iş (arsa) sahibini haberdar etmeyen yüklenici, iş sahibinin bu yüzden gerekli önlemleri alamaması nedeniyle uğradığı zararları tazmin edecektir.46
Daha önce de belirttiğim gibi, inşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması halinde, ek süre verilmesini gerektiren durumlar bakımından detaylı inceleme yapılacaktır. İhbarın yapılmaması halinde ek süre verilmesinin şartları dışındaki sorumluluk inceleme konumuz dışında bırakılmıştır.
Bu husustaki incelemeyi, kat karşılığı ve bedel karşılığı inşaatlar bakımından iki alt başlık altında yapalım.


4.1-KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİ BAKIMINDAN TESLİM SÜRESİNİN UZAMASI47

Uygulamada geç teslimin neden olduğu hukuki sonuçları bertaraf etmek amacıyla yüklenicilerin, teslim süresinin uzaması gerektiğine dair savunmalarına sıklıkla rastlamaktayız. Bu savunmalara değer verilmesi için, gecikmenin arsa sahibi nezdinde olup olmadığı, arsa sahibinden kaynaklanıyorsa, arsa sahibine ihbarın yapılıp yapılmadığı, arsa sahibi dışındaki nedenlerle oluşan uzama süresinde yükleniciye bir kusur yüklenip yüklenemeyeceği gibi hususlar değerlendirilmelidir.

Bu konudaki Yargıtay uygulamasına aşağıdaki örnekler verilebilir.

Arsanın boş ve ayıpsız teslimi borcu arsa sahibine aittir. Arsa üzerindeki binanın, gecekondunun, atölyenin vs. yıkımı ve arsanın teslimi borcunun yerine getirilmemesi nedeniyle gereken sürenin dikkate alınması gerekir. 48

Arsanın komşu parsele tecavüzlü olduğunun sonradan anlaşılması halinde, tecavüzün giderilerek, parselin inşaat yapımına uygun hale getirilmesine kadar işleyecek sürenin teslim süresine ilavesi gerekir.49

Deprem nedeniyle inşaatların durdurulması söz konusu olduğunda, bu sürenin idareden öğrenilerek teslim süresine eklenmesi gerekir.50 Deprem nedeniyle inşaatlar durdurulmasa bile, depremin psikolojik etkisi dikkate alınarak makul bir ek süre belirlenmelidir.51

Deprem nedeniyle veya başka nedenle değişen mevzuat sonucu, daha fazla imalat, özellikle de güçlendirme yapılması söz konusu olduğunda, bu imalatın yapım süresinin, teslim süresine eklenmesi gerekir.52

Yapı denetim şirketinin faaliyetinin durdurulması nedeniyle, belediye tarafından inşaatın devamına izin verilmemesi halinde, yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan gecikmenin teslim süresine eklenmesi gerekir.53

İmar planı veya imar uygulamasının kesinleşmesindeki gecikmenin de teslim süresine eklenmesi gerekir.54

Arsa sahibinin muvafakatı ile yapılan imar planı ve proje tadilatlarında, resmi mercilerde geçen süreler dikkate alınacaktır.55

Taşınmazdaki belediye veya hazine hissesinin alımı ile ilgili olarak idare tarafından yaratılan gecikmenin (satışların belli bir süre durdurulması gibi) dikkate alınması gerekir.56

Jeolojik etüdlerin tamamlanmaması nedeniyle yapı kullanma izni veya inşaat ruhsatı verilmemesi halinde de, yükleniciden kaynaklanmayan bu gecikmenin dikkate alınması gerekir.57

Aynı şekilde idarenin geçici olarak inşaatları durdurma kararı veya idareden kaynaklı gecikmeler dikkate alınmalıdır.58
Sözleşme dışı (fazladan) yapılan imalatların teslim süresine etkisi dikkate alınmalıdır.59

İnşaatın yapımını engelleyecek şekilde, üçüncü bir kişinin açtığı davanın, davada verilen tedbir kararının veya idari yönden aldığı men kararının teslim süresine etkisinin dikkate alınacağı açıktır.60

Uygulamada yüklenicinin inşaatın süresinin uzamasına neden olan olayları ileri sürmesi ihtimali için, inşaatın sözleşmedeki bitim tarihine yukarıdaki olguların sebep olduğu gecikme süresi eklenip ona göre inşaatın teslim edilmesi gereken tarih belirlenmektedir.

Yargıtay, yukarıdaki örneklerde inşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan durumun arsa sahibine ihbar edilip edilmediğini irdelemeksizin teslim süresinin uzadığını kabul etmiştir.

Oysa inşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması halinde ek süre verilmesinin gerekli olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

1)Kanımca, öncelikle gecikmeye neden olan durumun arsa sahibinin sorumluluğunda kalıp kalmadığı belirlenmelidir. Arsa sahibinden kaynaklanan gecikmeyi, arsa sahibinin önleme imkanı varsa, ihbar yapılması zorunludur. Bu ihbarın geç yapılması (zamanında yapılmaması) sonucunda oluşan gecikmeye veya ihbarın yapılmaması nedeniyle teslim süresindeki uzamaya yüklenici katlanmalıdır.

Örneğin, imar mevzuatından kaynaklanan başvurunun yapılması konusunda arsa sahibini uyarmayan yüklenici, geç teslim nedeniyle doğan zarardan sorumludur.

* “…Taraflar arasındaki düzenleme şeklinde 6.12.2005 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, eski 354 Sayılı parsel, yeni 44412 ve 44413 ada 1 ve 2 Sayılı parseller üzerine yapılacak inşaatın imar planlarının onayından itibaren 6 ay içinde yapı ruhsatının alınacağı ve bu tarihten itibaren 24 ay içinde yapı kullanım izin belgesi alınmış olarak teslimi kararlaştırılmıştır. İmar planının onaylanarak 17.1.2008 tarihinde tapuya tescil edildiği sabittir. Bu tarihten itibaren sözleşme uyarınca 6 ay içinde yani en geç 17.7.2008 tarihine kadar yapı ruhsatının alınması zorunludur. Mahkemece her ne kadar arsa sahibince kamu ortaklık payı için geç başvuru yapıldığından bahisle bunun alınması için gereken dönem işin süresine ilave edilmiş ise de,yüklenicinin T.B.K.nın 472/III ( 818 Sayılı B.K.m. 357/III. ) maddesi uyarınca arsa sahibini uyaran ve imar planı tescil tarihini takiben kop düzenlemesi için işlem yapması gerektiğini arsa sahibine bildirdiğini ispata yarayacak herhangi bir kanıt sunulmadığından aradan geçen süreden dolayı arsa sahibini sorumlu tutmak mümkün değildir. Bu sebeple işin süresi olarak kararlaştırılan 24 ayın 17.7.2008 tarihine ilave edilerek inşaatın teslimi gereken tarihin hesaplanması gerekir…”61

Arsanın sözleşmeye uygun teslimi konusunda çıkan engeli arsa sahibine bildirmeyen yüklenici de bunun sonuçlarına katlanmalıdır.

* “Davacılar vekili müvekkillerine ait 15/8 pafta, 1014 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat yapılması konusunda davalı ile 18.5.2007 tarihli sözleşme imzaladıklarını, inşaatın ruhsatın alınmasından itibaren 16 ay içerisinde tamamlanıp teslimi gerekirken hiçbir iş yapılmadığını ileri sürerek sözleşmenin feshini ve tapu kaydı üzerine konulan inşaat şerhinin kaldırılmasını talep ve dava etmiş, mahkemece asıl davanın ve davalı yanca imalat bedelinin tahsili amacıyla açılan karşı davanın reddine karar verilmiş, verilen karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Yanlar arasında sözleşmenin yapıldığı aynı tarihte davalının mühendisi olan F. Ö.'e tapu kayıtlarının intikali, yola terk, kat mülkiyetinin kurulması ve inşaat yapımı konusunda her türlü yetkiyi içeren vekaletnamenin verildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmede arsa üzerinde gecekondu bulunduğu ve bu binanın arsa sahiplerince yıkılarak yükleniciye arsanın boş olarak teslim edileceğine dair bir hükme yer verilmemiş ve vekilin azledildiği tarihe kadar, hatta bundan sonra da inşaatın ruhsatının neden alınamadığı konusunda davacılara bildirimde bulunulmamış, gecekondunun yıkımı da talep edilmemiştir. Yüklenici işin uzmanı sıfatıyla inşaat yapacağı arsanın durumunu görmek, inşaata engel hususlar varsa bunları sözleşmeye dercetmek veya engellerin ortaya çıkmasından itibaren makul bir süre içerisinde arsa sahiplerine durumu bildirip, varsa inşaata engel hususların ortadan kaldırılmasını talep etmekle yükümlüdür. Dosya kapsamında davanın açıldığı tarihe kadar yüklenici tarafından hiçbir uyarı yapılmadığı, inşaat ruhsatının alınmadığı ve önemli bir imalat da gerçekleştirilmediği görülmektedir. Sözleşmede kararlaştırılan inşaat süresi ve davanın açıldığı tarih itibariyle kalan süre dikkate alındığında davalının temerrüdünün gerçekleştiği ve davacıların akdin feshi istemlerinin haklı olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu sebeple mahkemece arsa sahiplerince açılan sözleşmenin feshi ve tapudaki inşaat şerhinin terkinine dair davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.”62

Sonuç olarak, inşaatın zamanında bitirilmesi için arsa sahibinin yapması gereken işlemler bakımından uyarılması gerekmektedir. Bu uyarının yapılmamasının veya geç yapılmasının sonuçlarına, özellikle de sözleşmede belirtilen teslim süresinin geçmesi nedeniyle doğan gecikme tazminatına yüklenici katlanmalıdır.

Arsa sahibinden kaynaklanan gecikmeyi, arsa sahibinin önleme imkanı yoksa bir başka anlatımla ihbar yapılsa bile teslimdeki gecikme önlenemeyecekse, bu gecikmeden yüklenici sorumlu tutulmayacaktır.

2)Arsa sahibine yüklenemeyen nedenlerle teslimde gecikme oluşmuşsa, bu gecikmedeki yüklenici kusurunun tespit edilmesi gerekir. Şayet yüklenici kusurlu ise, gecikmeden sorumlu olacaktır. Yüklenicinin kusurunun olmadığı uzama sürelerinin ise teslim süresine eklenmesi gerekir.

Sözleşmede öngörülmemiş, ancak sonradan zorunluluk nedeniyle yapılan tevhit, ifraz, imar uygulaması gibi işlemler için geçecek süre dikkate alınmaktadır.63

• “Yanlar arasındaki 4.10.1992 tarihli Düzenleme kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalı yüklenici davacının da hissedar olduğu 12 parsel ile 11 parselin tevhidi sonucu meydana gelecek yeni parsel üzerine zemin dahil beş katlı bina inşaatını üstlenmiş, sözleşmede inşaatın mukavele tarihinden itibaren 24 ayda bitirileceği, bitirilmediği taktirde müteahhidin o tarihteki rayiç kira bedellerini ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Karşıyaka Belediyesi İmar Müdürlüğü'nün dosyada mevcut 23.10.1996 gün, 5/2415 Sayılı cevabi yazısına göre 11 ve 12 parselin tevhidi ile oluşan 39 parsel üzerinden taşınmaza 27.11.1992 tarihinde yeni inşaat ruhsatı düzenlenmiş, 9.2.1993 tarih 5/245 Sayı ile de tadilat müracatı yapılmıştır. Sözleşmeye göre tevhit işlemi gerçekleştirilmeden inşaata başlanması mümkün olmadığından davalı yüklenicinin tevhidin gerçekleştirilmesinde ve tevhitle oluşan 39 parsele inşaat ruhsatı alınarak inşaata başlanmasında bir gecikmesi olup olmadığı araştırılmadan ifa süresinin 4.10.1991 sözleşme tarihinden başlatılması doğru görülmemiş, davalı savunmasında inşaatta sözleşme dışı işler yapıldığını, bunun da sürenin uzamasına etkili olduğunu ileri sürdüğü halde bu yön üzerinde de yeterince araştırma ve inceleme yapılmayarak hüküm tesis edilmiştir. Mahkeme kararında her ne kadar tevhit işleminden önce inşaata ruhsat alındığı, davalının sözleşme dışı yaptığı bir işin de bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu hususları doğrulayan bir delil dosyada yer olmadığından dayanaksız bulunmuş, yukarda değinilen yönlerden yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi nedeniyle karar bozmayı gerektirmiştir.”64

Fakat, tevhit, ifraz, imar uygulaması, isim tashihi, intikallerin yapılması gibi işlemlerden, sözleşmeyle yüklenici sorumlu tutulmuş ve bu işlemler dikkate alınarak teslim süresi belirlenmişse, sadece idareden kaynaklanan olağanüstü gecikmelerin dikkate alınması gerekir.65

Arsa sahibinin insiyatifi dışında ve yüklenicinin bir kusuru olmaksızın meydana gelen gecikmeden yüklenici sorumlu değildir.

Arsanın boş ve ayıpsız teslimi borcu arsa sahibine aittir. Arsa üzerindeki binanın, gecekondunun, atölyenin vs. yıkımı ile ilgili yükleniciye vekaletname verilmiş veya bu işlemlerin yükleniciye ait olduğu açıkça sözleşmede kararlaştırılmışsa, arsa üzerindeki bu imalatların kaldırılması ile ilgili gecikmeden yüklenici sorumlu olacaktır. Fakat, yüklenicinin bir ihmal ve kusuru olmaksızın, üçüncü kişinin dava açarak, yıkımın durdurulması ile ilgili tedbir kararı alması halinde, bu kararın yürürlükte olduğu sürenin teslim süresine eklenmesi gerekir. Ancak arsa sahibi durumun kendisine süresinde ihbarı halinde, tedbiri kaldırabileceğini kanıtlarsa, muhtemel kalkma süresi dışındaki tedbir süresinin, teslim süresine eklenmesi söz konusu olmayacaktır. Örneğin üçüncü kişi imar uygulamasını iptal ettirmiş ve daha sonra da oluşan yolsuz tescilin düzeltilmesi davasında tedbir kararı almış, yüklenicinin arsa sahibine durumu geç bildirmesinden sonra, arsa sahibi, imar uygulaması iptal nedeninin parsel bazında olduğunu, kendisini etkilemediğini belirterek tedbiri kaldırmışsa, ihbarın yapılması gerektiği süre ile yapıldığı süre arasındaki gecikmeden yüklenici sorumlu tutulmalıdır.

Deprem nedeniyle inşaatların durdurulması söz konusu olduğunda, bu sürenin idareden öğrenilerek teslim süresine eklenmesi gerekir. Deprem nedeniyle inşaatlar durdurulmasa bile, depremin psikolojik etkisi dikkate alınarak makul bir ek süre belirlenmelidir. Bu gibi durumlarda kusurlu olmayan yüklenicinin gecikmeden sorumlu tutulması mümkün değildir.

Deprem nedeniyle veya başka nedenle değişen mevzuat sonucu, daha fazla imalat, özellikle de güçlendirme yapılması söz konusu olduğunda, bu imalatın yapım süresinin, teslim süresine eklenmesi gerekir. Çünkü, fazla imalat, kamu düzeni ile ilgili imar mevzuatından kaynaklanmakta olup, sözleşme tarihinde öngörülebilir değildir. Durumun arsa sahibine ihbarı da sonucu değiştirmemektedir.

Yapı denetim şirketinin faaliyetinin durdurulması nedeniyle, belediye tarafından inşaatın devamına izin verilmemesi halinde, yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan gecikmenin teslim süresine eklenmesi gerekir. Burada, sadece yapı denetim şirketinin faaliyetinin durdurulması bahane edilerek, inşaatın teslim süresinin uzadığı savunmasına itibar edilmemelidir. YDHK m 8 uyarınca denetim faaliyeti geçici olarak durdurulan veya izin belgesi iptal edilen yapı denetim kuruluşu hakkındaki bu karar ilgili idareye bildirilir ve denetimini üstlendiği yapıların devamına izin verilmez. Bu durumda, yapım faaliyetine devam edilebilmesi için yapı sahibince başka bir yapı denetim kuruluşunun görevlendirilmesi zorunludur. Eğer yüklenici, yapı denetim kuruluşunun faaliyetinin geçici veya tamamen durdurulması, üzerine makul bir süre içinde yeni bir yapı denetim kuruluşu ile sözleşme imzalanmasını sağlamazsa, makul süreyi aşan gecikmeden sorumlu olacaktır. Ayrıca, yapı denetimi kuruluşunun faaliyetinin durdurulmasının, fiilen inşaatın da durdurulmasına neden olduğunu yüklenici kanıtlamalıdır. Örneğin, inşaatın ince işlerinin (sıvasının, fayanslarının, boyasının vs.) yapıldığı sırada, yapı denetim kuruluşunun faaliyetinin geçici olarak üç ay süreyle durdurulması yükleniciye ek süre isteme hakkını vermeyebilir.

Arsanın komşu parsele tecavüzlü olduğu sözleşme tarihinde belirli ve bu tecavüzün giderilmesini yüklenici üstlenmiş ise, sadece yükleniciden kaynaklanmayan nedenlerle inşaatın uzama süresi, teslim süresine eklenmelidir. Ancak tecavüzün sonradan imar uygulaması ile oluşması halinde, tecavüzün giderilerek, parselin inşaat yapımına uygun hale getirilmesine kadar işleyecek sürenin teslim süresine ilavesi gerekir. Tecavüz, bundan haberi olmayan arsa sahibine zamanında ihbar edilseydi, bundan doğan gecikme önlenebilecekse, geç ihbardan doğan gecikmeden yüklenici sorumlu olacaktır.

Jeolojik etütler, imar planı veya imar uygulamasının kesinleşmesindeki gecikmenin de teslim süresine eklenmesi gerekir. Burada da olayın özelliği dikkate alınmalıdır. Sözleşmenin imzalandığı sırada henüz imar planı veya imar uygulaması kesinleşmemiş ve bunlardan sözleşme ile yüklenici sorumlu tutulmuşsa, yüklenicinin kusuru dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Plan yapılması veya değişikliği ile ilgili teklifi belediye meclisine sunan, ancak teklifin komisyonda beklemesine uzun süre ses çıkarmayan ve takibini yapmayan yüklenicinin gecikmeden sorumu tutulacağı açıktır. Fakat, plan teklifi mecliste kabul edilmesine rağmen, üçüncü kişinin açtığı imar planı iptali davasında verilen yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle yürürlüğe giremiyorsa, kusuru olmayan yüklenici gecikmeden sorumlu tutulamaz.

Arsa sahibinin muvafakatı ile yapılan imar planı ve proje tadilatlarında da, resmi mercilerde geçen sürelerin, taşınmazdaki belediye veya hazine hissesinin alımı ilgili olarak idare tarafından yaratılan gecikmenin (satışların belli bir süre durdurulması gibi), idarenin geçici olarak inşaatları durdurma kararı veya idareden kaynaklı sair gecikmelerin dikkate alınacağı açıktır.

Sözleşme dışı (fazladan) yapılan imalatların teslim süresine etkisi dikkate alınmalıdır. Çünkü, hayatın olağan akışında sözleşme dışı imalatlar, arsa sahibinin de yararınadır. Örneğin, gerek ortak alanlara sözleşme dışı yapılacak ilave tesis ve imalatlar (yüzme havuzu, giydirme cephe, sosyal tesis vs.) gerekse, arsa sahibine kalacak bağımsız bölümlerin içine yapılacak sözleşme dışı fazladan işler (Jakuzi, kartonpiyer, panjur, lambiri vs. ) nedeniyle, taşınmazların değeri artacaktır. Bu değer artışının neden olduğu makul zaman kaybından yüklenici sorumlu tutulamaz.

Ancak daha iyi vasıfta yapılan işler nedeniyle, sırf maliyetinin fazla olması gerekçe gösterilerek ek süre verilmesi mümkün olmamalıdır. Örneğin, üçüncü sınıf parke yerine birinci sınıf parke döşendiği gerekçesiyle ek süre verilemez. Burada ek süre verilmesi gereken işin niteliğinin, sözleşmede kararlaştırılan işin niteliğinden daha uzun bir sürede yapılması veya sözleşme dışı bir iş olması gerekir.

Sadece yükleniciye kalan bağımsız bölümlerde daha iyi vasıfta veya fazladan yapılan işler bakımından teslim süresinin uzaması söz konusu olmaz.

Arsa sahibini ilgilendiren ve işin zamanında teslimini tehlikeye sokan durumun arsa sahibine ihbarı ile bu durumun neden olduğu gecikme süresi kadar ek süre yükleniciye verilmektedir. Ancak yüklenici, ihbar yapılsaydı dahi, gecikme süresinin değişmeyeceğini kanıtlarsa, ek süre talebinde bulunabilmelidir.66 Örneğin, sözleşmeden sonra, yapılan imar uygulaması sonucu, taşınmazdaki belediye veya hazine hissesinin alımı arsa sahibine ait olup, satışın gerçekleşme süresi kadar ek süre verilmesi gerekir. Eğer yüklenici arsaya sokulan kamu hissesini arsa sahibine geç bildirmişse, bu gecikmenin olumsuz sonuçlarına kendisi katlanacaktır. Fakat yüklenici, bu gecikme süresi içinde zaten ilgili kamu kurumunca satışların durdurulmuş olduğunu ispat ederek, ek süre talebinde bulunabilir.

Yukarıda, inşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan bir durumun, ne zaman ek süre verilmesini gerektireceği üzerinde durulmuştur. Bunun dışında, teslimin gecikeceğine dair ihbarın yapılmaması halinde, zamanında teslimin gerçekleşeceğine dair güvenin boşa çıkmasından doğan zararlardan yüklenici gecikmede kusuru olmasa bile sorumlu olacaktır. Bir başka anlatımla yapılmayan ihbar nedeniyle arsa sahibinin önlem almamasından kaynaklanan zararlarının tazmininden yüklenicinin kusurlu olmasa da sorumluluğu bulunduğuna dikkat edilmelidir. Buna göre, arsa sahibi inşaatın zamanında teslim edilmemesinden doğan (gecikme) zararını değil de, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden doğan zararının tazminini, yüklenici kusurlu olmasa da, yükleniciden isteyebilir. Örneğin, bölgedeki imar planının iptali nedeniyle, belediye inşaatları 5 ay süre ile geçici durdurmuş; bu karar kendisine bildirilmeyen arsa sahibi, kendisine kalacak bloğun süresinde teslim edileceğine inanarak ileri tarihli ve geç teslimde cezai şart içeren kira sözleşmesi imzalamışsa, teslimin 5 ay gecikeceğini arsa sahibine ihbar etmeyen yüklenici, inşaatların durdurulmasında bir kusuru olmasa bile, arsa sahibinin kiracıya ödeyeceği cezai şarttan sorumlu tutulabilecektir.67

4.2-BEDEL KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİ BAKIMINDAN TESLİM SÜRESİNİN UZAMASI

İş sahibinin veya üçüncü kişinin borçlu olduğu malzemeyi zamanında teslim etmemesi, grev gibi hallerde işin zamanında teslim edilemeyeceği iş sahibine bildirilmelidir.68

Bedel karşılığı inşaatlar bakımından öncelikle kamu inşaat işleri ile ilgili hükümleri incelemekte fayda vardır.

“İşin süresi ve sürenin uzatılması” başlıklı Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 29. maddesinde aynen;

“(1) İşin, sözleşmesinde belirlenen zamanda tamamlanıp geçici kabule hazır hale getirilmemesi durumunda, gecikilen her gün için sözleşmesinde öngörülen günlük gecikme cezası uygulanır.
(2) Mücbir sebepler nedeniyle süre uzatımı verilebilecek haller aşağıda sayılmıştır:
a) Doğal afetler.
b) Kanuni grev.
c) Genel salgın hastalık.
ç) Kısmi veya genel seferberlik ilanı.
d) Gerektiğinde Kamu İhale Kurumu tarafından belirlenecek benzeri diğer haller.
(3) İkinci fıkrada belirtilen hallerin mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve Yükleniciye süre uzatımı verilebilmesi için, mücbir sebep olarak kabul edilecek durumun;
a) Yüklenicinin kusurundan kaynaklanmamış olması,
b) Taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması,
c) Yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi,
ç) Mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde Yüklenicinin İdareye yazılı olarak bildirimde bulunması,
d) Yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi,
zorunludur.
(4) İdarenin, sözleşmenin ifasına ilişkin yükümlülüklerini Yüklenicinin kusuru olmaksızın yerine getirmemesi (yer teslimi, projelerin onaylanması, iş programının onaylanması, ödenek yetersizliği gibi) ve bu sebeple sorumluluğu Yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi, bu durumun taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması ve Yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş olması halinde, işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre, işin bir kısmına veya tamamına ait süre en az gecikilen süre kadar uzatılır.
(5) Öngörülemeyen durumlar nedeniyle bir iş artışının zorunlu olduğu hallerde ilave işin gerektirdiği ek süre Yükleniciye verilir.69
(6) Mücbir sebepler ve/veya idarenin sebep olduğu hallerden dolayı, işte sorumluluğu yükleniciye ait olmayan gecikmelerin meydana gelmesi halinde, durum idarece incelenerek işi engelleyici sebeplere ve yapılacak işin niteliğine göre işin bir kısmına veya tamamına ait süre uzatılır.
(7) Yüklenicinin, sürenin uzatılmasını gerektiren hallerin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde, idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından usulüne göre düzenlenmiş belgelerle mücbir sebebin meydana geldiğini tevsik etmesi zorunludur. Yüklenici bildiriminde, iş üzerinde gecikmeye yol açtığını düşündüğü sebeplerin ayrıntılarını, işin süresinin ne kadar uzatılması gerektiğini belirtecektir. Uzatılacak sürenin tespiti o anda mümkün değilse bunun da sebeplerini ayrıca belirtecek, durumun netlik kazanmasından sonra istediği süre uzatımını da ayrı bir yazı ile derhal bildirecektir. Ancak idarenin sebep olduğu süre uzatımını gerektiren gecikmelerde, yüklenicinin yirmi gün içinde yazılı bildirimde bulunma şartı aranmaz.
(8) Zamanında yapılmayan yazılı bildirimler dikkate alınmaz ve yüklenici müracaat süresini geçirdikten sonra süre uzatımı talebinde bulunamaz. Mücbir sebeplerin devamı sırasında yapılacak bildirim, yirmi gün öncesinden geçerli olmak üzere dikkate alınabilir.
(9) İşin tamamlanması için sözleşmesinde tespit edilen tarih veya süre haricinde başkaca kayıt bulunmayan işlerde, havanın fen noktasından çalışmaya uygun olmayan devresi ile resmi tatil günleri göz önünde tutularak iş bitim tarihi veya süresi belirlenmiş sayılacağından, yüklenici, çalışmadığı bu gibi günleri öne sürerek süre uzatılması isteğinde bulunamaz. Ancak süre uzatımlarında, yapılacak işin özelliğine göre çalışılamayacak günler de dikkate alınarak verilecek süre belirlenir”

denilmektedir. Şartnamede belirtilen ve yüklenicinin kusuru olmaksızın meydana gelen süre uzatımı nedenleri ve bunlarla ilgili maddeler şunlardır.

a)Projenin Teslimindeki Gecikme

Sözleşmenin imzalanmasından sonra, sözleşmede yazılı süre içinde işe başlanabilmesi için işyeri, ihaleye esas proje ve mahal listesine göre; eksen kazıkları, someler, röperler ve benzerleri, proje sahası, güzergah, zemin veya buna benzer yerler üzerinde kontrol edilerek, İdare tarafından görevlendirilen yapı denetim görevlisinin de bulunduğu komisyon tarafından yükleniciye teslim edilir. Bu hususta iki taraf arasında bir tutanak düzenlenir (YİGŞ m 6/1).

b)İşyerinin Teslimindeki Gecikme

İşlerin yapılacağı yerlerin yükleniciye tesliminde gecikme olması ve bunun işin bir kısmının veya tamamının zamanında bitirilmesini geciktirmesi halinde, sözleşmede tespit edilen iş süresi, işin bir kısmı veya tamamı için gecikmeyi karşılayacak şekilde uzatılır (YİGŞ m 6/6).

c)İşyerinin Değiştirilmesi Nedeniyle Gecikme

*Zorunluluk halinde, sözleşme bedelinin aşılmaması ve idare ile yüklenicinin karşılıklı olarak anlaşması kaydıyla yükleniciye teslim edilmiş olan işyerlerinde değişiklik yapılabilir. Bu durumda, iş başına getirilmiş olan malzeme, araç ve makinelerin yeni iş yerine taşınması giderleri ile eski iş yerinde (kurulmuş ise) şantiye bina ve tesislerin yeni iş yerine taşınma ve kurulma giderleri yükleniciye aittir. Bu durumda işin süresi, işin bir kısmı veya tamamı için gecikmeyi karşılayacak kadar uzatılır (YİGŞ m 6/7).

d)Proje Değişikliğinden Kaynaklanan Gecikme

Sözleşme veya eklerinde başka bir hüküm bulunmadığı takdirde, yüklenici tarafından idareye verilen projeler ve ilgili raporlar, verildikleri tarihten başlamak üzere bir aylık süre içinde aynen onaylanmış veya gerekli görülen değişiklikler yapılmış olarak veya eksiklerin tamamlanması kaydı ile yükleniciye geri verilir. Bu konuda gecikme olursa yüklenici, iş süresinin bu gecikme süresi kadar uzatılması hususunda hak kazanmış olur (YİGŞ m 11/d).

Proje değişiklikleri işin süresini etkileyecek nitelikte ise yüklenicinin bu husustaki süre talebi de idare tarafından dikkate alınır (YİGŞ m 12/4).

İş için gerekli olan projelerle diğer teknik belgelerin yükleniciye tesliminde gecikme olması veya uygulanmak üzere yükleniciye verilen proje ve teknik belgelerde, yeni proje veya belge hazırlanmasını gerektirecek ve dolayısıyla zamana ihtiyaç gösterecek şekilde değişiklik yapılması hallerinde yüklenici hiçbir itiraz öne süremeyecektir. Ancak bu gecikme, işin bir kısmının veya hepsinin zamanında bitirilmesini geciktirirse sözleşmedeki iş süresi, işin bir kısmı veya tamamı için gecikmeyi karşılayacak şekilde uzatılır (YİGŞ m 13/1).

e)Olağanüstü Haller ve Mücbir Sebeplerin Oluşturduğu Zararlar Nedeniyle Süre Uzatımı

Olağanüstü haller ve doğal afetlerin işyerlerinde ve yapılan işlerde meydana getireceği hasar ve zararlar ile sigortalanabilir riskler (all risk) sigorta kapsamında bulunduğundan yüklenici, bu hasar ve zararlar için idareden hiç bir bedel isteyemez. Ancak bu hasar ve zararlardan meydana gelecek gecikmeler için yükleniciye gerekli ek süre verilir (YİGŞ m 26/1).

f)Ödenek Yetersizliği Nedeniyle Gecikme (YİGŞ m 29/4).

g)İş Artışından Kaynaklanan Gecikme (YİGŞ m 29/5).

Yukarıdaki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, idarenin sebep olduğu süre uzatımını gerektiren gecikmeler (proje, iş yeri teslimindeki gecikme, ödeneksizlik, iş artışı gibi) dışındaki nedenlerle (öngörülmeyen veya mücbir sebeplerle ve sair) nedeniyle ek süre verilmesi için sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması zorunluluğu vardır. Aksi halde, ek süre talebi dikkate alınmayacaktır. Ancak, mücbir sebeplerin devamı sırasında yapılacak bildirim, yirmi gün öncesinden geçerli olmak üzere dikkate alınabilecektir. Bu bildirim yükümlülüğü inceleme konumuz TBK m 472/3 hükmüne karşı gelmektedir.

Kamu inşaatları dışındaki bedel karşılığı inşaatlar bakımından, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri ile ilgili yapılan açıklamalar aynen geçerlidir.

SONUÇ: İnşaat yapılırken, inşaatın zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur.

İnşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması halinde, doğabilecek sonuçlardan biri de ek süre verilmesidir.

Ek süre verilmesi ile ilgili Yargıtay kararlarında, yüklenicinin ihbar yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin yeterince irdelenmediği görülmüştür. Bunun nedenlerinden birinin de iş sahibi vekillerinin TBK m 472/3 hükmünün farkına varmaması, dolayısıyla da Yargıtay tarafından resen dikkate alınmaması olduğunu düşünüyorum.

Makalede TBK m 472/3 hükmünün önemi üzerinde durulmuş, özellikle ihbar yükümlülüğü ile ek süre verilmesi arasındaki ilişki ortaya konulmuş ve şu sonuca varılmıştır;

İnşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan durum,

1)Arsa sahibini ilgilendiriyor veya arsa sahibinin borcu kapsamında kalıyorsa, yüklenici ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek, o durumun meydana getirdiği gecikme kadar ek süre talebinde bulunabilir.

Eğer yüklenici ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse ek süre talebinde bulunamaz. Yüklenici ihbar yükümlülüğünü gecikmeli olarak yerine getirirse, gecikmenin neden olduğu süreyi ek süre olarak talep edemez. Ancak yüklenici, ihbar yükümlülüğünü zamanında yerine getirseydi dahi, gecikme süresinin değişmeyeceğini kanıtlayarak ek süre talebinde bulunabilir.

2)Arsa sahibini ilgilendirmiyor ise, yüklenicinin teslimi tehlikeye sokan durumun meydana gelmesinde veya önlenmesinde kusursuz olması halinde, yükleniciye ek süre verilebilir. Aksi halde yüklenicinin ek süre talebi reddedilmelidir.


KAYNAKÇA
AYAN Serkan: İnşaat Sözleşmesinde Yüklenicinin Temerrüdü, Ankara, 2008
BAYGIN Cem: Türk Hukukuna Göre İstisna Sözleşmesinde Ücret ve Tabi Olduğu Hükümler, İstanbul, 1999
BAYSAL Başak: Sözleşmenin Uyarlanması, İstanbul, 2009
ERMAN Hasan: İstisna Sözleşmesinde Beklenilmeyen Haller, İstanbul, 1979 (Beklenmeyen Haller)
GÜLEÇ Şafak: Eser Sözleşmesinin Beklenmeyen Haller Nedeniyle Feshi, Ankara, 2009 (Eser)
GÜRPINAR Damla: Eser Sözleşmesinde Ücretin Arttırılması ve Eksiltilmesi, İzmir, 2006
KOSTAKOĞLU Cengiz: İnşaat Hukuku ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri, İstanbul, 2000
SELİÇİ Özer: İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu, İstanbul, 1978
SÜTÇÜ Nezih: Uygulama ve Teoride Tüm Yönleriyle Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi, C I-II, Ankara, 2014
ŞAHİN Turan: Eser Sözleşmesinde Yüklenicinin Eseri Teslim Borcunu İfada Temerrüdü, Ankara, 2012 (Teslim)
TANDOĞAN Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri Cilt:II, İstanbul, 1988
UYGUR Turgut: İnşaat Hukuku Cilt: I, Ankara, 1998
1 Bursa Barosu Avukatı.
2 BK m 357/3 de ise aynen; “İş devam ettiği sırada, iş sahibinin, verdiği malzemenin veya gösterdiği arsanın kusurlu olduğu anlaşılır yahut imalâtın noktası noktasına muntazaman icrasını tehlikeye koyacak diğer bir hal olursa mütaahhit, iş sahibini bundan derhal haberdar etmeğe mecbur aksi takdirde bunların neticelerini tahammül etmekle mükelleftir.” denilmektedir.
3 Bu konudaki detaylı açıklamalar için bkz. SELİÇİ, Özer, İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu, İstanbul, 1978, s. 110 vd.; ŞAHİN, Teslim, s. 193.
4 Y. 15. HD. 21.5.2012, 2011/11359, 12808.
5 BAYGIN, Cem, Türk Hukukuna Göre İstisna Sözleşmesinde Ücret ve Tabi Olduğu Hükümler, İstanbul, 1999, s. 92.
6 Y. 15. HD. 8.3.2005, 2004/4723, 1292; Aynı doğrultuda, Y. 15. HD. 25.4.2002, 2001/5537, 2034; Y. 15. HD. 6.2.1988, 2007/1345, 653.
7 BAYGIN, s. 89-90.
8 TANDOĞAN, Haluk, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri Cilt: II, İstanbul, 1988, s. 112.
9 TANDOĞAN, C II, s. 112.
10 BAYGIN, s. 90-91; TANDOĞAN, C II, s. 111-112.
11 BAYGIN, s. 89-92; GÜLEÇ, Şafak, Eser Sözleşmesinin Beklenmeyen Haller Nedeniyle Feshi, Ankara, 2009 (Eser), s. 158; ERMAN Hasan, İstisna Sözleşmesinde Beklenilmeyen Haller, İstanbul, 1979 (Beklenmeyen Haller), s. 89; GÜRPINAR, Damla, Eser Sözleşmesinde Ücretin Arttırılması ve Eksiltilmesi, İzmir, 2006, s. 149; BAYSAL, Başak, Sözleşmenin Uyarlanması, İstanbul, 2009, s. 168.
12 Y. 15. HD. 12.7.2004, 2003/6666, 3894.
13 BAYGIN, s. 90.
14 Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu m 10 uyarınca mücbir sebep olarak kabul edilebilecek haller şunlardır; a) Doğal afetler, b) Kanuni grev, c) Genel salgın hastalık, d) Kısmi veya genel seferberlik ilanı, e) Gerektiğinde Kurum tarafından belirlenecek benzeri diğer hallerdir. Süre uzatımı verilmesi, sözleşmenin feshi gibi durumlar da dahil olmak üzere, idare tarafından yukarıda belirtilen hallerin mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için; yükleniciden kaynaklanan bir kusurdan ileri gelmemiş olması, taahhüdün yerine getirilmesine engel nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemiş bulunması, mücbir sebebin meydana geldiği tarihi izleyen yirmi gün içinde yüklenicinin idareye yazılı olarak bildirimde bulunması ve yetkili merciler tarafından belgelendirilmesi zorunludur.
15 BAYGIN, s. 90; ERMAN, Beklenmeyen Haller, s. 89; GÜRPINAR, s. 150.
16 Ancak zemin etüdünün yanlış yapılması nedeniyle yüklenicinin yanıltılması üzerine, arsa sahibine ihbar yapılarak sözleşmenin uyarlanması gündeme gelebilir.
17 Y. 15. HD. 31.5.2001, 1074/2944.
18 Y. 15. HD. 7.2.2006, 2005/8093, 558.
19 Y. 15. HD. 28.12.2004, 2426/6805.
20 AYAN, s. 138, Dipnot 199.
21 Y. 15. HD. 29.1.2007, 2006/6691, 394.
22 Y. 15. HD. 6.2.2014, 2013/6532, 755.
23 Y. 15. HD. 4.10.1999, 3127/3442.
24 Y. 15. HD. 7.2.2011, 2009/5652, 606.
25 Y. 15. HD. 28.1.2008, 2007/5443, 445.
26 Y. 15. HD. 19.6.2002, 2048/3326.
27 Y. 15. HD. 29.5.2008, 2007/3667, 3496.
28 Y. 15. HD. 17.1.2001, 2000/5569, 272; Aynı doğrultuda, YHGK 27.9.2000, 15-1134/1191; Y. 15. HD. 4.7.2001, 3063/3680.
29 Y. 15. HD. 16.9.2003, 576/3936.
30 Y. 15. HD. 26.11.2007, 4709/7534.
31 Y. 15. HD. 27.10.2011, 2010/3107, 6261.
32 Bu hususta Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “Projelerin Uygulanması” başlıklı 12. maddesinde, projelerin zemine uygulanması sırasında meydana gelen hataların sorumluluğu ve hataların neden olduğu zararlar ve giderlerin yükleniciye ait olduğu; bunun sonucu olarak meydana gelen hatalı işin bedelinin de yükleniciye ödenmeyeceği; idarenin veya yapı denetim görevlisinin yazılı bir tebliği olmaksızın yüklenicinin, projelerde herhangi bir değişiklik yapması halinde, sorumluluğun kendisine ait olacağı ve bu gibi değişiklikler nedeniyle bir hak iddiasında bulunamayacağı; işlerin devamı sırasında yüklenicinin, proje uygulaması konusunda kendisine yapılan tebliğin sözleşme hükümlerine aykırı olduğu veya bildirim konusunun fen ve sanat kurallarına uygun olmadığı görüşüne varırsa, bu husustaki karşı görüşlerini idareye bildirmek zorunda olduğu belirtilmiştir.
Aynı Şartnamenin 14. maddesinde ise, herhangi bir işin, yapı denetim görevlisinin denetimi altında yapılmış olmasının yüklenicinin, üstlenmiş olduğu işi bütünüyle projelerine, sözleşme ve şartnamelerine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapmak hususundaki yükümlülüklerini ve sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; yüklenici, üstlenmiş olduğu işleri, sorumlu bir meslek adamı olarak fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapmayı kabul etmiş olduğundan, kendisine verilen projeye ve/veya teknik belgelere göre işi yapmakla, bu projenin ve/veya teknik belgelerin iş yerinin gereklerine, fen ve sanat kurallarına uygun olduğunu, ayrıca işin yapılacağı yere, kullanılacak her türlü malzemenin nitelik bakımından yeterliliğini incelemiş, kabul etmiş ve bu suretle işin teknik sorumluluğunu üstlenmiş sayılacağı; bununla birlikte yüklenici, kendisine verilen projelerin ve/veya şartnamelerin, teslim edilen işyerinin veya malzemenin veyahut talimatın, sözleşme ve eklerinde bulunan hükümlere aykırı olduğunu veya fen ve sanat kurallarına uymadığı hususundaki karşı görüşlerini teslim ediliş veya talimat alış tarihinden başlayarak on beş gün içinde (özelliği bakımından incelenmesi uzun sürebilecek işlerde, yüklenicinin isteği halinde bu süre idarece artırılabilir) idareye yazı ile bildirmek zorunda olduğu; bu sürenin aşılması halinde yüklenicinin itiraz hakkı kalmayacağı; yüklenicinin iddia ve itirazlarına rağmen, idare işi kendi istediği gibi yaptırdığı takdirde yüklenicinin, bu uygulamanın sonunda doğabilecek sorumluluktan kurtulacağı belirtilmiştir.
33 Y. 15. HD. 2.11.2011, 2010/4747, 6430.
34 Y. 15. HD. 5.3.1990, 3321/975, UYGUR, Turgut, İnşaat Hukuku Cilt: I, Ankara, 1998, s. 438-439; Aynı doğrultuda, Y. 15. HD. 12.6.1996, 2565/3302, UYGUR, C I, s. 448. “Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 1500 adet duvar tipi broşürün ters baskıdan dolayı hatalı basıldığı ve bunun dialardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davalının da savunmasında belirttiği gibi, davalı iş sahibi tarafından verilen dialar film akışı içinde ters düzenlenmiş ise de, bu konunun uzmanı olan davacının her diayı basmadan önce bunun düzgün yönde olup olmadığını kontrol etmesi ve davalının verdiği malzemede kusur varsa, iş sahibini derhal bundan haberdar etmesi gerekirdi. Davacının bu mükellefiyetini yerine getirdiği iddia ve ispat edilmediğine göre BK’nun 357/son maddesi uyarınca davacı bunun neticesine katlanmak zorundadır…”, Y. 15. HD. 22.11.1995, 6113/6768, UYGUR, C I, s. 445-446.
35 Y. 15. HD. 30.5.2002, 1403/2888.
36 Y. 15. HD. 6.5.1991, 1990/5792, 2285.
37 Y. 15. HD. 17.4.1996, 1220/2200; Y. 15. HD. 4.7.1989, 1988/4668, 3242, KOSTAKOĞLU, Cengiz, İnşaat Hukuku ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri, İstanbul, 2000, s. 424.
38 Y. 15. HD. 3.12.2012, 2354/7574.
39 Y. 15. HD. 1.11.2012, 3710/6674.
40 Bu husustaki detaylı açıklamalar için bkz. SELİÇİ, Özer, İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Sorumluluğu, İstanbul, 1978, s. 102 vd.
41 Örneğin, kaba inşaatı yapan yüklenicinin, zemin durumunu inceleme yükümlülüğü varken, ince işleri yapan başka yüklenicinin zemin yapısı ile bağlantısı o kadar yoğun olmayacaktır. Aynı şekilde projeleri de hazırlamayı yükümlenen yüklenici ile iş sahibinin hazırladığı projeyi uygulayan yüklenicinin proje hatalarından doğan sorumlulukları farklı değerlendirilecektir.
42 Örneğin asıl yüklenicinin, alt yükleniciye yaptırdığı işte, alt yüklenicinin sorumluluğu, yüklenici niteliğinde olmayan bir kişiye karşı sorumluluğuna göre daha hafif olabilir. Daha da somut anlatırsa, asıl yüklenici, inşaatın asansör işini bir alt yükleniciye (asansör firmasına) vermiştir. Aynı asansör firması, kat maliklerinden aldığı yetkiye istinaden emekli öğretmen olan bir yönetici ile de asansör yapım sözleşmesi imzalamıştır. Burada alt yüklenicinin sorumluluğunun, her iki durum için aynı şekilde değerlendirilemeyeceği açıktır. Bir başka anlatımla inşaat işinden anlamayan iş sahibine karşı bildirim yükümlülüğünden doğan sorumluluk daha ağır olacaktır.
43 Y.15. HD. 22.4.1991, 1990/4761, 1956, KOSTAKOĞLU, s. 419-420.
44 Y. 15. HD. 3.12.2007, 2006/4121, 7713.
45 “…her iki tarafın da inşaatın kaçak yapılmasına göz yumduğu ve bu yüzden doğacak zararları kabullendikleri sonucuna varılmaktadır. Esasen Belediyenin kaçak kısımların yıkılmasına ilişkin kararının idari mercilerce resen infazı gerekeceğinden mahkemece yerinde olmayan tüm dava reddedilmek üzere kararın bozulması uygun bulunmuştur.”, Y. 15. HD. 26.10.2007, 2006/5204, 6635, İBD, 2008/2, s. 1035-1036; Aynı doğrultuda, Y. 15. HD. 14.10.2004, 5010/5099, Yargı Dünyası, 2005/4, s. 175-176; Y. 15. HD. 30.10.2007, 2006/6228, 6686.
46 AYAN’ın bu konuda verdiği örnek şöyledir; “Buna göre mesela, bir fabrika inşaatının zamanında teslim edileceğine güvenen iş sahibi, yüklenicinin herhangi bir bildirimde de bulunmaması nedeniyle, fabrikanın tamamlanarak teslim edileceği tarihte teslim edilmek üzere bazı makineler sipariş etmiş olsun. Bu durumda inşaat iş sahibinin riziko alanından doğan bir sebeple zamanında tamamlanamazsa ve yüklenicinin bildirimde bulunma yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle teslim süresi uzamazsa, yüklenici bu sürenin sonunda temerrüde düşecektir. Fakat gecikmenin sebebi, yüklenicinin kusurundan bağımsız olduğu için, yüklenici gecikme zararından (mesela fabrikanın kiraya verilecek olması durumunda kira kaybından) sorumlu olmaz. Fakat iş sahibi sipariş ettiği makineleri, inşaatın tamamlanacağı tarihe kadar bir depoya koymak zorunda kalacağı için, bunların nakliyesi ve depo kirası nedeniyle uğradığı zararının tazminini yükleniciden talep edebilir”, AYAN, s. 138, Dipnot 202.
47 Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri bakımından bu husustaki Yargıtay Kararları metinleri için bkz. SÜTÇÜ, Nezih, Uygulama ve Teoride Tüm Yönleriyle Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi, C I, s. 619 vd.
48 Y. 14. HD. 12.7.2011, 8922/9168; Aynı doğrultuda, Y. 15. HD. 25.4.2011, 2009/7324, 2497; Y. 15. HD. 29.1.2007, 2005/7382, 403.
49 Y. 15. HD. 17.6.2013, 2750/3905.
50 Y. 15. HD. 3.6.2010, 2009/1549, 3192.
51 Y. 15. HD. 26.11.2007, 5385/7545, Yargı Dünyası, 2008/1, s. 117 vd.
52 Y. 15. HD. 18.2.2008, 2007/1644, 946; Aynı doğrultuda, Y. 15. HD. 11.3.2008, 2007/1782, 1559, YKD, 2009/11, s. 2108-2110; Y. 15. HD. 11.12.2007, 2006/7442, 7996; Y. 15. HD. 6.7.2011, 2010/2004, 4430; Y. 15. HD. 12.5.2005, 2004/5160, 2976.
53 Y. 23. HD. 18.2.2013, 899/867.
54 Y. 15. HD. 14.3.2011, 2010/419, 1495; Aynı doğrultuda, Y. 15. HD. 16.4.2003, 2002/5714, 2027; Y. 15. HD. 18.11.2002, 3638/5255; Y. 15. HD. 31.5.2010, 2009/1171, 3068.
55 Y. 15. HD. 5.4.2010, 766/1911; Aynı doğrultuda, Y. 15. HD. 18.6.2001, 1174/3276.
56 Y. 15. HD. 10.5.2001, 1214/2549.
57 Y. 15. HD. 16.6.2011, 2296/3583.
58 Y. 15. HD. 15.6.2011, 1515/3568; Y. 15. HD. 2.10.2009, 2259/5014, YKD, 2010/1, s. 82 vd.
59 Y. 23. HD. 25.9.2013, 3742/5746; Y. 15. HD. 11.3.2011, 2009/1223, 1358. Y. 15. HD. 11.3.2011, 2009/1223, 1358. Y. 15. HD. 15.2.2010, 2009/3703, 789; Aynı doğrultuda, Y. 23. HD. 10.7.2012, 2688/4766; Y. 15. HD. 1.5.2003, 2002/6332, 2344; Y. 15. HD. 16.5.2001, 865/2640; Y. 15. HD. 6.3.2003, 2002/4955, 1115; Y. 15. HD. 12.9.2012, 115/5681; Y. 15. HD. 8.3.2007, 2006/550, 1464; Y. 15. HD. 24.1.2006, 7011/312.

60 Y. 15. HD. 26.1.1983, 2131/230, UYGUR, C II, s. 94.
61 Y. 23. HD. 25.9.2013, 3742/5746.
62 Y. 15. HD. 21.12.2011, 1955/7758.
63 Y. 23. HD. 21.6.2013, 1452/4306; Y. 15. HD. 20.11.1991 2395/5565, KOSTAKOĞLU, s. 390; Benzer doğrultuda, Y. 15. HD. 15.11.2011, 2010/7083, 6577, YKD, 2012/5, s. 927 vd.; Y. 15. HD. 28.4.1997, 1824/2236; Y. 15. HD. 21.6.2010, 2009/4555, 3493.
64 Y. 15. HD. 28.4.1997, 1824/2236.
65 AYAN, s. 115, dipnot 94.
66 AYAN, s. 136.
67 AYAN, s. 138.
68 TANDOĞAN, C II, s. 111-112.
69 Örneğin, iki yerleşim yeri arasındaki metro kazısında tarihi eserlerin bulunması halinde, bunların kamu kurumlarınca çıkarılarak hattın değiştirilmeden devam etmesine kadar geçecek süre kadar inşaat süresi uzar, AYAN, s. 117.
---------------

------------------------------------------------------------

---------------

------------------------------------------------------------

1
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"İnşaat Hukukunda Yüklenicinin İhbar (Bildirim) Yükümlülüğü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Nezih Sütçü'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
28-01-2015 - 23:45
(1333 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 2 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 2 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
5668
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 17 dakika 14 saniye önce.
* Ortalama Günde 4,25 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 85942, Kelime Sayısı : 10959, Boyut : 83,93 Kb.
* 5 kez yazdırıldı.
* 3 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 1817
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,04564691 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.