Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Satım Sözleşmesinde Yarar Ve Hasarın İntikali

Yazan : Aslı Aydın [Yazarla İletişim]

SATIM SÖZLEŞMESİNDE YARAR VE HASARIN İNTİKALİ

1) GENEL OLARAK
Satım sözleşmesinde yarar ve hasarın intikali taşınırlar için Borçlar Kanunu’nun 183. maddesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 208. maddesinde; taşınmazlar için ise, Borçlar Kanunu’nun 216 ve Türk Borçlar Kanunu’nun 245. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kavramların önemi, satım sözleşmesinin yapılması ile sözleşme konusu şeyin ifası arasında bir zaman aralığı olması durumunda ortaya çıkar. Yarar ve hasarın tanımı Kanunda yapılmamıştır. Bu nedenle bu kavramların tanımlanmasına ihtiyaç vardır.
Yarar, bir satım sözleşmesi yapıldıktan sonra, satım konusu malın teslimine kadar geçen süre içinde bu malda kendiliğinden oluşan fazlalıklar anlamına gelir (1). Satım konusu işletmenin veya evin kira geliri, satılan bir hayvanın yavrusu, satım konusu yapılmış olan bir atın bir yarış kazanması sonucunda elde edilen para ödülü gibi durumlarda yarar söz konusu olur.
Zarar ise, satım sözleşmesi yapıldıktan sonra, ifa anına kadar geçen süre içinde satım sözleşmesine konu olan malda kendiliğinden oluşan ve satıcının elinde olmayan nedenlerden dolayı malın tümüyle yok olması veya zarara uğraması ve değerini azaltacak ölçüde kötüleşmesi sonucunda ifanın imkânsız hale gelmesi veya satım konusu malın değer kaybetmesidir.
Satım sözleşmesinin kurulmasından sonra ve satılanın teslimine kadar geçecek süre içinde satılan şeyde beklenmedik olaylar dolayısıyla bir eksiklik meydana geldiğinde bu hasara alıcının mı yoksa satıcının mı katlanacağı; aynı şekilde bu süre içerisinde elde edilen yararların kime ait olduğu konularında ortaya çıkan sorun, hasar ve yararın intikaline ilişkin sorunlardır. Örneğin satılmış ancak henüz teslim edilmemiş bir otomobilin çıkan bir yangında telef olması durumunda, bu hasara kimin katlanacağı konusunda veya satılan ancak henüz teslim edilmeden, yani mülkiyeti geçirilmeden kiraya verilen arabanın kirasının, yani yararın, kime geçeceği konusunda bu gibi sorunlar ortaya çıkar (2).

2) 818 SAYILI BORÇLAR KANUNU’NA GÖRE YARAR VE HASARIN İNTİKALİ
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 183. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Halin icabından veya hususi şartlardan mütevellit istisnaların maadasında, satılan şeyin nef’i ve hasarı akdin in’ikadı anından itibaren alıcıya intikal eder.” yani; yarar ve hasar, kural olarak, sözleşme kuruduğu andan itibaren alıcıya geçmekte idi. Bu kural, parça borçları için geçerliydi ve bu sonuç, Borçlar Kanunu’nun 183. maddesinin ikinci fıkrasındaki cins borçları için öngörülen hükmün karşıt kavramından anlaşılmaktaydı. İkinci fıkrada, “Bununla beraber yalnız nev’an tayin edilmiş olan satılanın ayır edilmiş olması da lazımdır ve başka bir yere gönderilecek ise satıcının bu maksatla satılan üzerinden yedini refetmiş bulunması da şarttır.” denmekteydi.
Hasarın intikali, bir borç ilişkisinde edimin borçluya isnat olunamayan sebeplerden ötürü imkânsızlaşması halinde ortaya çıkan tehlikeye kimin katlanacağı şeklinde de tanımlanmakta ve söz konusu tehlikenin niteliğine göre edime veya bedele müteallik hasardan söz edilmektedir (3). Parça borçlarında, satılan mal bütün somut özellikleri ile belirlidir. Satılan mal özgülenmiştir. Bu nedenle parça borçlarında yalnızca bedele müteallik hasar söz konusu olabilir denmekteydi. Bedele müteallik hasar, edimin ifasının kısmen veya tamamen imkânsızlaşması halinde hasarın alıcıya ait olduğu kuralı gereği, semenin istenmesi sonucunu doğurmaktaydı. Böylelikle alıcı satılan malı alamamasına rağmen bedeli ödemek durumunda kalıyordu. Hasarın satıcıya ait olduğu durumlarda ise, bedele müteallik hasara satıcı katlanmak durumunda olmakta yani bedeli talep edememekteydi (4).
Cins borçlarında ise, kural olarak, hasara satıcı katlanmaktaydı. Bu kural, kanunda belirtilmişti. Burada, edime müteallik hasar söz konusu olmaktaydı ve bu hasara da satıcı katlanırdı çünkü Roma Hukuku’ndan beri kabul edilen ilkeye göre “nev’i telef olmaz” ilkesi mevcuttur. Edime müteallik hasar, edim konusunun telef olmasına veya kötüleşmesine rağmen borçlunun borcundan kurtulamaması ve onu yine gereği gibi ifa etmekle yükümlü tutulma tehlikesi şeklinde kendini göstermekteydi (5).
Bu intikaller nedeniyle satıcı ve alıcı bakımından bazı riskler ortaya çıkmaktaydı. Alıcı bakımından ortaya çıkan risk, bedel ödendiği halde ifanın gereği gibi veya hiç yapılmaması riski; satıcı bakımından ise bedeli kaybetme riski mevcut bulunmaktaydı.
Borçlar Kanunu’nun 183. maddesinin ilk fıkrasında yapılan değişiklik dolayısıyla, alıcı korunduğundan dolayı ikinci ve son fıkraları Türk Borçlar Kanunu’na alınmamıştır.
Taşınmazlar konusu ise Borçlar Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenmişti. Bu maddeye göre, “Satılanın alıcı tarafından kabzedilmesi için mukavele ile bir müddet tayin edildiği halde onun nefi ve hasarı alıcıya intikal etmemesi asıldır.” Burada, satım konusu olan taşınmazın zilyetliğinin alıcıya geçmesi için sözleşme ile bir süre belirlenmişse, söz konusu şeyin yarar ve zararları alıcıya ancak bu sürenin sona ermesiyle geçeceği belirtilmekteydi.

3) 6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU’NA GÖRE YARAR VE HASARIN İNTİKALİ
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda ise bu konuda değişikliğe gidilmiştir ve 208. maddenin ilk fıkrasında, “Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık haller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.” denmiştir. Eski düzenlemede yer alan, alıcının henüz malik olmadığı bir malın hasarına katlanmak ve bedeli ödemek zorunda bırakılmasının hakkaniyete aykırı görülen ve doktrinde eleştirilen bir konu olduğu durumuna, Türk Borçlar Kanunu’nun genel gerekçesinde de yer verilmiştir. Türk Borçlar Kanunu’nun 208. maddesinin ilk fıkrasına göre, satım sözleşmesinin konusu olan şeyin yarar ve hasarı; söz konusu şey taşınırsa, taşınırın zilyetliğinin geçirilmesinden ve taşınmazsa da tapu kütüğüne tescil anına kadar satıcıya aittir. Bu şekilde, alıcının hakkaniyete aykırı olan durumu hafifletilmiştir ve alıcı satım konusunu hiç veya gereği gibi elde edememe riskinden kurtulmuştur.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise alcının temerrüdü durumuna yer verilmiştir. Buna göre, “Taşınır satışlarında, alıcının, satılanın zilyetliğini devralmazsa temerrüde düşmesi durumunda zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine, satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer.” Bu hüküm 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer almayan yeni bir hükümdür ve ilk fıkraya bir istisna olarak kabul edilebilir.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise, “Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa erinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.” denmektedir. Bu da ilk fıkraya istisna olarak kabul edilebilir bir niteliğe sahiptir. Buna göre, satım konusu olan şeyin kanuni ifa yerinden başka bir yere gönderilmesi durumunda, yarar ve hasar, satım konusu şeyin taşıyıcıya teslim edildiği andan itibaren alıcıya geçer. Bu talebin alıcı tarafından yapılmış olması gerekmektedir. Ancak bu durum için de bazı istisnalar mevcuttur. Eğer, taşıyıcı da hizmet akdi ile satıcıya bağlanmışsa bu durumda hasar ve yarar, satım konusu şeyin taşıyıcıya teslim edildiği anda değil, alıcıya ulaştığı anda intikal eder.
Taşınmazlarda yarar ve hasarın intikali ise Türk Borçlar Kanunu’nun 245. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “Satılanın tescilden sonraki bir zamanda alıcı tarafından teslim alınması için sözleşmeyle bir süre belirlenmişse, onun yarar ve hasarı, alıcıya teslimle geçer. Bu hüküm, alıcının satılanı teslim almada temerrüde düşmesi durumunda da uygulanır.” 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda da 818 sayılı Borçlar Kanunu ile benzer şekilde bir düzenlemeye gidilmiştir. Örneğin, bir apartman dairesini satan kişi, tescilden 2 ay sonra bu daireden çıkacak ve daireyi alıcı adına tescil edecekse, bu durumda dairenin yarar ve hasarı alıcıya 2 ay sonra, tapu kütüğüne tescille intikal eder. Bu şekilde alıcı korunmuş olur. Bu kuralın şartı da ikinci fıkrada belirtilmiştir. İkinci fıkraya göre, “Bu sözleşmenin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.” Yani kanun, böyle bir sözleşmenin yapılması durumunda şekil şartı aramıştır. Şekil şartı burada kurucu unsur niteliğini haizdir.


KAYNAKÇA

TANDOĞAN, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C.I, 6. Baskı, İstanbul 2008
YAVUZ, Cevdet: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul 2007
ZEVKLİLER, Aydın: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 7. Baskı, Ankara 2002



1 Aydın Zevkliler, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, 7. Baskı, Ankara 2002, s. 61
2 Cevdet Yavuz, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 7. Baskı, İstanbul 2007, s. 57
3 Haluk Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C.I, 6. Baskı, İstanbul 2008, s. 106
4 Zevkliler, a.g.e. 62
5 Tandoğan, a.g.e. 106-107
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Satım Sözleşmesinde Yarar Ve Hasarın İntikali" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Aslı Aydın'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
11-12-2012 - 23:34
(2071 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 2 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 2 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
5840
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 2 saat 31 dakika 44 saniye önce.
* Ortalama Günde 2,82 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 8852, Kelime Sayısı : 1212, Boyut : 8,64 Kb.
* 4 kez yazdırıldı.
* 3 kez indirildi.
* 1 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1552
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
Forumumuzdaki İlgili Mesajlar
Erken Bitirme, Üstten Ders Alma Hakkında.
Meliha - 01-07-2018 - 08:26
Yeni Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Tavsiyeler
sametcanaslan - 09-03-2018 - 23:39
Hukuk Eğitiminde Üniversitenin Önemi ?
Femida - 28-09-2017 - 20:14
Zabıt Katibi > Savcı/hakim
zk88 - 27-12-2016 - 13:39
Dd Harf Notları Hk. Bir Dava
ismailarslan - 23-03-2016 - 13:45
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,02466893 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.