Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Ayıptan Doğan Sorumluluğun Şartları Ve Sonuçları

Yazan : Aslı Aydın [Yazarla İletişim]
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi

Yazarın Notu
Bu yazı, Borçlar Hukuku Özel Hükümler dersi için ödev olarak hazırlanmıştır.

AYIPTAN DOĞAN SORUMLULUĞUN ŞARTLARI VE SONUÇLARI

1) Satıcının ayıptan sorumluluğunun tanımı ve hukuki niteliği

Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesi ve bunun devamındaki maddelerde düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. Miktar eksikliği, genel olarak ayıp sayılmamaktadır, çünkü çeşit satımında miktar itibariyle eksik ifa, TBK. m. 84 anlamında kısmi ifa olarak kabul edilmektedir (1). Kısmi ifa ile ayıplı ifa aynı şey değildir. Kısmi ifada nicelik eksikliği varken, ayıplı ifada nitelik eksikliği mevcuttur.
Satıcının ayıptan sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231 maddeleri arasında düzenlenmiştir.
TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır.

2) Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar

Satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için gerekli olan bazı şartlar mevcut olmalıdır.

a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır

Ayıptan sorumluluğun mevcut olabilmesi için temel şart, ortada bir ayıp bulunması gerekmektedir. Satıcı böyle bir şeyi bildirmemiş olsa dahi, beklenen özelliklerin mevcut olmaması halinde ayıp kabul edilir. Maddi ayıp, bir eşyanın aynı cinsten normal parçalarla karşılaştırıldığında, kendi değerini veya elverişliliğini kaldıran ya da azaltan her türlü kötü niteliklerdir. Bu ayıbın sözleşmede yarar ve hasarın alıcıya geçmesi anında satılanda var olması gerekmektedir (2).

Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir (3). Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.

b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır

Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz(4).

c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır

Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir (5). Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.

Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.

d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır

Ayıptan doğan sorumluluğa dair sözleşmelerin yapılması mümkündür, ancak satıcının ağır kusurlu olması durumunda yapılan sözleşmeler geçersizdir. İstisnası ise TBK. 221’de düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre, satıcının devrettiği satılan şeyin ağır kusurlu olması halinde ayıptan sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüz kabul edilmiştir. Satıcının kastı veya ağır ihmali yoksa, ayıptan doğan sorumluluğu kaldıran sorumsuzluk anlaşmaları geçerliliğini korur. Duruma objektif olarak bakılması gerekmektedir.

e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır

Alıcı, taşınırlarda teslim, taşınmazlarda tescilin ardından ayıbı veya daha sonradan fark ettiği ayıpları satıcıya açık bir irade beyanıyla bildirmezse, bu durumda alıcının, ayıbı zımni bir irade beyanıyla kabul ettiği varsayılır ve alıcı bu durumda satıcının ayıptan sorumluluğunu iddia edemez. Alıcının gözden geçirme külfetini yerine getirmemesi durumunda da ayıbı kabul ettiği varsayılır. Gizli ayıplarda ise alıcı, gizli ayıbı fark ettiği anda bunu satıcıya bildirmelidir. Aksi halde satıcı bu ayıptan sorumlu tutulamaz ve alıcı ayıbı kabul etmiş sayılır.

f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır

Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır (6). Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.

i. Hayvan satışında, gözden geçirme ve bildirimin hayvanın devralınmasından veya devralmada temerrüdün gerçekleşmesinden itibaren 9 gün içinde yapılması gerekmektedir. TBK. m. 224’e göre, bu süre, satıcının sorumlu olacağı süre yazılı olarak belirlenmiş ve ayıp da hayvanın gebeliğine ilişkin değilse mevcuttur. Ayrıca hayvanın bilirkişilerce gözden geçirilmesi de gerekmektedir. Yazılı olarak sürenin kısaltılması veya uzatılması mümkündür.

ii. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür (7). Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü *maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir.

Satılanın ifa yerinden başka bir yere gönderilmesi hallerinde de (mesafe satışları), alıcıya bazı külfetler yüklenmiştir. Bunlar; koruma külfeti, satılanın durumunu usulüne uygun olarak tespit ettirme külfeti ve şeyi sattırma külfetidir. Koruma külfeti, TBK. m. 226’da düzenlenmiştir. Buna göre; “Başka yerden gönderilen satılanın ayıplı olduğunu ileri süren alıcı, bulunduğu yerde satıcının temsilcisi yoksa satılanın korunması için gerekli önlemleri geçici olarak almakla yükümlüdür. Alıcı, ayıplı olduğunu ileri sürdüğü satılanın korunması için gerekli önlemleri almaksızın onu satıcıya geri gönderemez.

Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.

Satılanın kısa zamanda bozulma tehlikesi varsa, alıcı onu bulunduğu yerdeki mahkeme aracılığıyla sattırmaya yetkili, hatta satıcının yararı gerektiriyorsa sattırmakla yükümlüdür. Alıcı, durumu satıcıya en kısa zamanda bildirmezse, bundan doğan zarardan sorumlu olur.”

3) Ayıptan Doğan Sorumluluğun Sonuçları

Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar;
- Sözleşmeden dönme
- Bedelde indirim talebi
- Satılanın ücretsiz onarımı talebi
- İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi

Sözleşmeden dönme: Alıcının dönme şeklindeki irade açıklaması, bozucu yenilik doğuran bir hakkın kullanılması şeklindeki bir irade açıklaması olarak, satıcıya vardığı anda hükümlerini doğurur ve sözleşmeyi geriye etkili olarak ortadan kaldırır (8). TBK. m. 227’ye göre, alıcı, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir.

Bedelde indirim talebi: TBK. m. 227’ye göre, satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme yoluna gidebilir. Satış bedelinin indirimi talebinde bulunan alıcı, daha sonra bu hakkından vazgeçip başka bir hak talebinde bulunamaz. Çünkü burada yenilik doğuran bir hakkın kullanılması söz konusudur (9). Burada söz konusu olan bedel, oransal yöntemle belirlenir.
Satılanın ücretsiz onarımı talebi: Alıcı, aşırı bir masrafı gerektirmeme şartına bağlı olarak, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz olarak onarılmasını talep etme hakkına sahiptir.
İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi: Bu hak ancak, ayıpsız bir benzeriyle değiştirme imkanı varsa kullanılabilir. Bu nedenle parça borçlarında söz konusu olamaz. İade borcunun mümkün olması gerekmektedir. Ayrıca satılan şeyin, bir başkasına satılmamış ve imkânsız hale gelmemiş olması da gereklidir.

Ayıptan sorumlulukta zamanaşımı süreleri TBK. m. 231’de düzenlenmiştir. Buna göre; “Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.

Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Bu halde 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olur.” Zamanaşımı süresinin, sözleşmeyle uzatılması veya kısaltılması mümkündür.

KAYNAKÇA
ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009
YAVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), 9. Baskı, İstanbul, 2011


(1) Aral, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara 2009, s. 112-113.
(2) Yavuz, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel Hükümler), 9. Baskı, İstanbul 2011, s. 69
(3) Yavuz, a.g.e. 69
(4) Yavuz, a.g.e. 71
(5) Yavuz, a.g.e. 71
(6) Yavuz, a.g.e. 73
(7) Yavuz, a.g.e. 73
(8) Yavuz, a.g.e. 88
(9) Yavuz, a.g.e. 97
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Ayıptan Doğan Sorumluluğun Şartları Ve Sonuçları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Aslı Aydın'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
15-11-2012 - 16:53
(765 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 3 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 3 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
11001
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 5 saat 8 dakika 29 saniye önce.
* Ortalama Günde 14,38 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 11444, Kelime Sayısı : 1483, Boyut : 11,18 Kb.
* 5 kez yazdırıldı.
* 1 kez arkadaşa gönderildi.
* 7 kez indirildi.
* 2 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1548
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
Forumumuzdaki İlgili Mesajlar
Birinci Sınıflara Seçmeli Ders Tavsiyesi
ozgesibil - 25-08-2014 - 17:11
Denklik - Hukuk Fakültesi Lisans Tamamlama Programi
Gelecegin Hukukcusu - 01-08-2014 - 01:45
Sınav Sonucuna İtiraz Yolları
ist.huk.mea - 07-06-2013 - 17:52
Hukuk Fakültesi Taban Puan Analizi
burcutur - 05-03-2013 - 14:45
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,07373691 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.