Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale İcra Hukukunda İtirazın Kaldırılması

Yazan : Fatma Altay [Yazarla İletişim]

İCRA HUKUKUNDA İTİRAZIN KALDIRILMASI (m.68-70)




İİK. Md. 68-70’de düzenlenen itirazın kaldırılması kurumu, borçlunun itirazı ile duran ilamsız icra takibine, ilamsız icra prosedürü içinde devam edilmesini sağlayan yollardan biridir.

Borçlunun, alacaklının gönderdiği ödeme emrine süresi (7 gün) içinde itiraz ederek takibi durdurması üzerine alacaklı dilerse icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması isteminde bulunabilir.

Ancak alacaklıya, borçlunun itirazını icra mahkemesinde çabuk ve basit bir şekilde kaldırtmak imkanı tanınırken, borçlunun hakkının tehlikeye sokulmaması gerekir. Yani borçlunun gerçekten borçlu olduğu hakkında güçlü delillerin bulunması halinde, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilmelidir. Bu nedenle, alacağı m.68-68/a’daki belgelerden birine dayanmayan alacaklı, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyemez. Başka bir değişle, yalnız, takip konusu alacağın m.68-68/a’daki belgelerden birine dayanması halinde, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir.

İTİRAZIN KALDIRILMASI BİR DAVA DEĞİLDİR. İtirazın kaldırılması, borçlunun borcu olup olmadığının ilamsız icra prosedürü içinde tespit edilmesine yarayan bir yoldur. Burada alacaklı, alacağını yalnız m.68-68/a’daki belgelerden biri ile ispat edebilir. Borçlu da itirazını kural olarak yalnız belge ile ispat edebilir.


İTİRAZIN KALDIRILMASINDA TANIK VE YEMİN DELİLLERİNE BAŞVURULAMAZ. Bu nedenle, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebinin kabul ve reddi hakkındaki kararları maddi anlamda kesin hüküm (HUMK m.237) teşkil etmez.

İtirazın kaldırılması talebi bir süreye tabidir. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden (m.62,II) itibaren altı ay içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir, istemezse bir daha ilamsız takip talebinde bulunamaz. Bu altı aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Alacaklı, bu altı aylık süre geçtikten sonra itirazın kaldırılmasını isterse, icra mahkemesi, süre konusunu re’sen göz önünde bulundurarak itirazın kaldırılması talebini, esasa girmeden, süre aşımından dolayı reddetmek zorundadır.

İtirazın kaldırılması konusu kanunda “itirazın kesin olarak kaldırılması” ve “itirazın geçici olarak kaldırılması” olarak iki başlık altında düzenlenmiştir. Borçlu eğer;

a) Borca itiraz ederek takibi durdurmuşsa, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kesin olarak kaldırılmasını (İİK. mad. 68),

b) imzaya itiraz ederek takibi durdurmuşsa, alacaklı icra mahkemesinden itirazın geçici olarak kaldırılmasını (İİK. mad. 68a),

isteyebilir

İTİRAZIN KESİN OLARAK KALDIRILMASI(m. 68)


Alacaklının, genel haciz yolu ile ilamsız takibe gönderttiği ödeme emrine borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurması üzerine, elinde İİK md. 68’de öngörülen belgelerden birisi bulunan alacaklı, icra mahkemesi’ne başvurarak itirazın kesin olarak kaldırılması’nı isteyebilir.

İtirazın kesin olarak kaldırılmasının amacı, borçlunun takip konusu borca itirazının kesin biçimde ortadan kaldırılmasıdır.

İcra mahkemesi, itirazın kesin olarak kaldırılmasına karar verince, alacaklı, itiraz ile duran icra takibine devam edilmesini yani, borçlunun mallarının haczini isteyebilir. Bunun için itirazın kesin olarak kaldırılması kararının kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, itirazın kaldırılması kararı kesinleşmeden satış yapılamaz (İİK. md. 364,III).

Alacaklının, yapmış olduğu genel haciz yolu ile ilamsız takibe itiraz ederek, takibi durdurmuş olan borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasını icra mahkemesinden isteyebilmesi için;



a) Alacaklı tarafından yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. Ortada geçersiz, borçlu tarafından her zaman şikayet yoluyla iptal ettirilebilecek bir ilamsız takip varsa, bu takipte istenen borca borçlu tarafından itiraz edilmişse, alacaklı bu itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvuramaz.


b) Alacaklının, ilamsız takip konusu yaptığı borç, maddi hukuk bakımından geçerli olmalı ve miktarı belirli olmalı yani; alacak miktarını tespit yargılama yapılmasını gerektirmemelidir.

İİK. m.68,I’de öngörülen nitelikteki bir belgeye dayanılarak icra takibinde bulunmuş olan alacaklının alacağı eğer maddi hukuk bakımından geçerli değilse, örneğin bir kumar borcu, bahis borcu, evlenme tellallığı veya başlık parasından dolayı takipte bulunmuş ve borçlu bu takibe, borcun kumar borcu, evlenme tellallığı yada başlık parası olduğunu belirten yazılı belgesiyle birlikte itiraz ederek, takibi durdurmuşsa alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kesin olarak kaldırılmasını isteyemez. Aynı şekilde, alacaklı miktarı belli olmayan ve hakim tarafından yargılama yapılarak miktarı belirlenebilecek veya takdir edilebilecek olan bir alacak (teminat olarak düzenlenmiş senet veya cezai şart) için takipte bulunmuşsa, borçlunun yapılan takibe itiraz edip takibi durdurması üzerine alacaklı icra mahkemesine başvurup itirazın kesin olarak kaldırılmasını isteyemez.

c) Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalıdır. Borçlu 7 günlük süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiş yada süresinden sonra itiraz etmişse, ilamsız takip kesinleşmiş olacağından ve alacaklı kesinleşen takibin devamını isteyebileceğinden alacaklının itirazın kaldırılmasını istemekte hukuki yararı bulunmaz.

d) Alacaklı, itirazın iptali için mahkemede dava açmamış olmalıdır. Borçlunun itirazı ile, hakkında yapılan genel haciz yolu ile ilamsız takip durduktan sonra, alacaklı, mahkemeye başvurarak itirazın iptali davası açmışsa, daha sonra bundan vazgeçerek icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyemez.

e) Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine başvurmuş olmalıdır. Yasada öngörülen bu süre hak düşürücü süre olduğundan, başvurunun bu süre içinde yapılmış olup olmadığını, icra mahkemesi kendiliğinden araştırır.

Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmazsa yeniden ilamsız takip yapamaz. Bu hükmün anlamı şudur: alacaklı, altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemezse, bir daha itirazın kaldırılmasını isteyemez. Ancak altı aylık süre geçince icar takibi düşmez. Alacaklının İİK. m.67,I uyarınca itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak itirazın iptalini isteme hakkı da vardır. Eğer alacaklı itirazın tebliğinden itibaren ne altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve ne de bir yıl içinde mahkemeden itirazın iptalini istemezse, artık bundan sonra aynı alacak için yeni bir ilamsız takip yapamaz.

Buradaki altı aylık sürenin başlangıcı, borçlunun icar dairesine yaptığı itiraz tarihi olmayıp, bu itirazın alacaklıya tebliğ edildiği (İİK. m.62,II) tarihtir (İİK. m.67,I)

İtirazın kaldırılmasını isteme süresi kural olarak altı ay ise de, bazı özel durumlarda, bu süre yedi güne indirilmiştir. Örneğin; alacaklı gecikmiş itirazda daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa, mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde (İİK m.65,V) ve ihtiyati hacizde de itirazın tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde (İİK. m.264,II-V) icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemek zorundadır.

f) Alacaklının elinde, İİK m.68,I’de birer birer sayılan, alacaklıya itirazın kesin olarak kaldırılması yetkisini veren belgeler bulunmalıdır.

Bu belgeler şunlardır;

I – İMZASI İKRAR EDİLMİŞ ADİ SENET

İcra takibinin dayanağı olan bir adi senet altındaki imza borçlu tarafından kabul edilir ve senet belli bir meblağ için kayıtsız şartsız bir borç ikrarını ihtiva ederse, alacaklı, bu senede dayanarak itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir ve alacaklı olduğunu bu senetle ispat edebilir.
Senet borç ikrarını içerecektir. Senetten koşulsuz olarak bir borcun ikrar edilmiş olduğu anlaşılacaktır. Bu nedenle senet, bir borç ikrarını içermiyor da sadece bir paranın alındığını gösteriyorsa o zaman bu senet, diğer belge ve senetlerle tamamlanıp hepsi birlikte hepsi birlikte borç ikrarını içermedikçe, sadece o senede dayanarak itirazın kaldırılmasına karar verilemez.

Kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarının, adi senet niteliğinde bir belgede yazılı olması gerekir. Bu adi senet altında borçlunun imzasının bulunması gerekir. Borçlunun imzasını taşımayan adi belgeler, m.68,I’deki belgelerden değildir. Ayrıca senette borçlunun borçlu olduğunu kabul ettiği borç miktarı açıkça gösterilmelidir. Borç miktarını göstermeyen ve fakat borçlunun yalnızca borçlu olduğunu bildiren belge m.68,I anlamında bir belge değildir.

Alacaklının yukarıdaki niteliklere sahip bir adi senede dayanarak icra mahkemesinden itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilmesi için, senet altındaki imzanın, takip borçlusu tarafından ikrar edilmiş olması gerekir. Borçlu itiraz ederken imzayı ikrar ettiğini açıkça bildirebilir. Fakat, genellikle borçlu imzasını zımni olarak ikrar eder.

Alacaklının birden fazla belgeye dayanması halinde ise bazen, alacaklı ile borçlu arasında düzenlenen ilk belgeden, borçlunun borcunu kayıtsız şartsız ikrar ettiği anlaşılmaz. Az öncede değinildiği gibi alacaklı yalnız böyle bir belgeye dayanarak itirazın kaldırılmasını isteyemez. Fakat alacaklı ve borçlu arasında daha sonra düzenlenen ve ilk belge ile bağlantısı olan yani birbirini tamamlayan diğer belge ile, ilk belgenin birlikte incelenmesinden borçlunun belli bir parayı kayıtsız şartsız borçlu olduğu sonucuna varılırsa, icra mahkemesi, bu belgeler zincirine dayanarak, itirazın kesin kaldırılmasına karar verir.




II – İMZASI NOTERLİKÇE ONAYLI SENET (ONAYLAMA BİÇİMİNDEKİ NOTER SENETLERİ)

İmzası ikrar edilen adi senetler gibi, kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren imzası noterlikçe onaylanmış senetlerde, itirazın kesin kaldırılmasını sağlayan belgelerdendir (m.68,I). Bilindiği gibi noter senetleri ikiye ayrılır.

a) Düzenleme biçimindeki noter senetleri

Bu senetler, bizzat noter tarafından düzenlenir. Kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içeren düzenleme biçimindeki noter senetleri İKK m.38. madde gereği ilam hükmünde olup, elinde böyle bir senet bulunan alacaklı, ilamlı icra yoluna başvurur. Yani İİK m.68,I’de belirtilen noter senetleri düzenleme biçimindeki noter senetleri değildir.


b) İmzası noterlikçe onaylı senetler

Bu senetler noterler tarafından düzenlenmeyip taraflarca dışarıda hazırlanan, sadece notere onama için sunulan senetlerdir. İmzası noterlikçe onaylı bir senedin, itirazın kaldırılmasını sağlayıcı nitelikte bir belge olarak kabul edilebilmesi için, imzası ikrar edilen adi senetlerde olduğu gibi kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmesi gerekir.



III – RESMİ DAİRELERİN VEYA YETKİLİ MAKAMLARIN YETKİLERİ DAHİLİNDE VE USULÜNE GÖRE VERDİKLEİ BELGELER

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu belge ve makbuzlar resmi daireler ve yetkili makamlar tarafından düzenlenmiş olduklarından bunlarda borçlunun imzası bulunmaz. Fakat, bu belgelerin, itirazın kaldırılmasını sağlayıcı nitelikte sayılabilmesi için, borçlunun, belli bir para borcunu kayıtsız şartsız ödemek zorunda olduğunu göstermeleri gerekir.



IV – KREDİ KURUMLARI İLE İLGİLİ BELGELER

Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmeyen hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar, İKK 68,I’de belirtilen belgelerden sayılır. Krediyi kullanan taraf, itiraz etmediği hesap özetinin dayandığı belgelerde kendisine izafe edilen imzayı kabul etmiş sayılır.



V – BORÇLUNUN RESMİ DAİRELER VEYA MEMURLAR HUZURUNDA BORÇ İKRARINDA BULUNMASI



VI – İHTİYAR HEYETİ TARAFINDAN ONAYLI SENETLER

İmza edemeyen veya yazı bilmeyen bir borçlunun parmak izi veya mührünü taşıyan ve ihtiyar heyeti tarafından HUMK m.297’ye uygun biçimde onaylanmış senetlerinde İİK m.68,I anlamında itirazın kesin kaldırılmasını sağlayıcı nitelikte belgelerden sayılması gerektiği görüşü benimsenmiştir. Ancak Yargıtay karşı görüştedir.


<<>> BORÇLUNUN İTİRAZINI İSPAT ETMESİ

Alacaklının, borçludan alacaklı olduğunu İİK. 68,I’de belirtilen belgelerden biri ile icra mahkemesinde ispat etmesi üzerine, itirazını ispat etmek yani ispat yükü borçluya düşer. Borçlu itirazını ispat edemezse, icra mahkemesi itirazın kesin kaldırılmasına karar verir(68,II). Borçlu itirazın haklı olduğunu ispat ederse, icra mahkemesi, alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verir(m.68,III). Borçlu itirazını kural olarak yalnız m.68,I’deki belgelerden biri ile ispat etmekle yükümlüdür.


<<>> İTİRAZIN KALDIRILMASI USULÜ (m.70)

İcra mahkemesinden itirazın kesin olarak kaldırılmasını ancak alacaklı sıfatını taşıyan kimse isteyebilir. Bu kişi, alacaklının kendisi olabileceği gibi, alacaklıdan takip konusu alacağı devralmış kimse yada alacaklının mirasçısı da olabilir.

Borçlunun icra dairesi tarafından gönderilen ödeme emrine karşı borca itirazda bulunması üzerine; alacaklı icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesine başvurarak itirazın kesin olarak kaldırılmasını isteyebilir. İcra mahkemesinin bu yetkisi kamu düzeni ile ilgilidir. Bu nedenle icra mahkemesi kendiliğinden yetkili olup olmadığını inceler.

I-İcra mahkemesinin itirazın kesin olarak kaldırılması isteklerini basit yargılama usulüne göre (HUMK. M.507-511) ve mutlaka duruşma yaparak inceleyeceği İİK. m. 70’de açıkça belirtilmiş olduğundan icra mahkemesi evrak üzerinde inceleme ile yetinerek karar veremez. İcra hakimi, itirazın kaldırılması istemi üzerine, bir taraftan ilgili takip dosyasının kendisine gönderilmesini icra dairesinden isterken, diğer taraftan duruşma gününü belirterek taraflara dayandıkları kanıtları duruşma günü getirmeleri, duruşmaya gelmemeleri halinde yokluklarında karar verileceğini belirterek ihtarlı davetiye gönderir (İİK. m.18,III). Taraflardan biri duruşmaya gelmezse, onun yokluğunda gerekli kararı verir. İki tarafında mazeret bildirmeden duruşmaya gelmemesi halinde icra mahkemesince; duruşmaya gelmeyen taraflar yokluklarında karar verilmesini istemiş dahi olsalar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.
II-İcra mahkemesi, alacaklı tarafından verilen dilekçede açıkça itirazın kesin olarak kaldırılması istenmeyip itirazın iptalini yada icra takibinin devamına karar verilmesi istenmiş
dahi olsa, yine bu isteği itirazın kesin olarak kaldırılması isteği olarak kabul edip incelemelidir.

III-İcra mahkemesinin, itirazın kesin olarak kaldırılması istemini önce usul yönünden incelemesi ve istemin usul yönünden yerinde bulunduğunu tespit ettikten sonra itirazın kesin olarak kaldırılması istemini esas yönünden incelemesi gerekir. Bunun için önce alacaklının İİK. m.68,I’de öngörülen bir belgeye sahip olup olmadığını araştırması ve eğer alacaklı böyle bir belgeye dayanmıyorsa itirazın kaldırılması isteminin reddine kara vermesi gerekir. Alacaklının, alacağını İİK. m.68,I’deki belgelerden birisi ile ispat etmesinden sonra, borçludan itirazını ispat etmesini istemesi gerekir.

Ayrıca belirtelim ki; alacaklı daha önce takip talebi ile birlikte takip dayanağa senet aslını icra dairesine vermemişse, itirazın kaldırılmasını isterken veya en geç ilk duruşmada senet aslını vermesi gerekir. Bu durumda, ilk kez duruşmada senet aslını gören borçlu senet altındaki imzasını inkar ederse, icra mahkemesinin imza inkarını incelemesi gerekir. Fakat , alacaklı takip talebinde alacağın senede dayandığını bildirmemiş ve icra dairesine hiçbir belge vermemişse, borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi üzerine, alacaklı takip talebinde göstermediği ve icra dairesine vermediği bir belgeye dayanarak icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyemez.

IV- İtirazın kaldırılması istemi, icra mahkemesince sadece borçlunun itiraz ettiği kısma ilişkin olarak incelenip karara bağlanır. Bu nedenle, eğer borçlu, borç doğuran hukuki ilişkiyi kabul edip, itirazını sadece ödeme olgusuna dayandırırsa, icra mahkemesince, alacaklının dayandığı belgenin 68,I’de belirtilen belgelerden olup olmadığının araştırılmasına gerek kalmaz. İcra mahkemesindeki önceki davada, takip dayanağı belge altındaki imzasını kabul eden borçlu, daha sonra aynı belge ile ilgili olarak açılan ikinci davada, imzasını inkar edemez. Borçlu, takip konusu borç hakkında olumsuz tespit davası açmış ve bu dava reddedilmişse, icra mahkemesinin, red kararının kesinleşmesini beklemeden itirazın kaldırılmasına kara vermesi gerekir. İcra mahkemesi, açılan olumsuz tespit davasının sonucunu bekletici mesele yapamaz.

<<>> İCRA MAHKEMESİ KARARI

İcra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebi hakkında vereceği kararın, HUMK’nun 388 nci maddesindeki hususları içermesi gerekir; ayrıca HUMK m.389-392 hükümleri icra mahkemesi kararları için de uygulanır. Yani, icra mahkemesi kararları da, diğer hukuk mahkemeleri kararları gibi yazılır, imzalanır, saklanır ve taraflara verilir.

İcra mahkemesinin, itirazın kaldırılması talebi hakkında vereceği karar iki şekilde olur: I) itirazın kaldırılması talebinin reddi kararı; II) itirazın kesin kaldırılması kararı.

I- İTİRAZIN KALDIRILMASI TELEBİNİN REDDİ KARARI


İcra mahkemesi itirazın kesin olarak kaldırılması duruşması sonucunda, borçluyu haklı bulursa;

>> İtirazın kaldırılması talebinin reddine karar verir. Bu karar yerine takibin iptaline kara veremez. Borçlu tarafından ayrıca ilk oturumda sözlü veya yazılı olarak talep etmiş olması ve itirazın kaldırılması talebi esasa ilişkin nedenlerle reddedilmiş ise itiraza uğrayan borcun yüzde kırkından az olmamak üzere tazminata hükmeder. Borçlunun, lehine hükmedilen tazminatın alacaklı aleyhine itirazın kesin olarak kaldırılması isteminin reddi kararının kesinleşmesini beklemeden ilamlı takip yapması gerekir.

>> İcra mahkemesinin, itirazın kaldırılması talebinin reddi kararı da, takip konusu alacağın miktarına göre kararın tefhim veya tebliğinden itibaren on gün içinde temyiz edilebilir (İİK. m.363,3).

>> İcra mahkemesinin verdiği itirazın kaldırılması isteğinin reddi kararı sadece o takip bakımından tarafları bağlar ve takip hukuku bakımından kesin hüküm sayılır. Bu kararla, icra takibi sona erer ve alacaklı bir daha aynı alacak için, yeni bir ilamsız takip yapamaz. Fakat, bu karar, maddi hukuk bakımından kesin hüküm (HUMK. M.237) sayılmadığından, alacaklı aynı alacak için genel mahkemede bir itirazın iptali davası (İİK. m.67) veya alacak davası (İİK. m. 67,son) açabilir.

II- İTİRAZIN KESİN OLARAK KALDIRILMASI KARARI

İcra mahkemesi, itirazın kesin olarak kaldırılması duruşması sonunda, alacaklıyı haklı bulursa;



>> itirazın kesin olarak kaldırılmasına karar verir. Bu karar yerine davanın kabulüne şeklinde karar veremez. İtirazın kaldırılması dilekçesinde ayrıca talep edilmişse ve itirazın kaldırılması talebi esasa ilişkin nedenlerle kabul edilmişse; borçlu aleyhine, haksız olarak itiraz ettiği alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere tazminata hükmeder. Ayrıca belirtelim ki; İİK. m. 68’de öngörülmemiş olduğu için, icra mahkemesi itirazın kesin olarak kaldırılması kararı ile birlikte borçlu aleyhine para cezasına hükmedemez. İtirazın kesin olarak kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren, borçlu üç gün içinde mal beyanında bulunmak zorundadır (İİK. m.75).



>> Alacaklı, itirazın kesin olarak kaldırılmasına ilişkin icra mahkemesi kararını, bu karar borçlu tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle kesinleşmemiş dahi olsa, icra dosyasına koyarak haciz isteminde bulunabilir. Ancak, bu karar kesinleşmeden, haciz ettirdiği malların satışını isteyemez.



>> İcra mahkemesinin, itirazın kesin olarak kaldırılmasına ilişkin kararı takip konusu alacağın miktarına göre, kararın tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren on gün inde temyiz edilebilir.



>> İcra mahkemesini itirazın kesin olarak kaldırılması kararı sadece o ilamsız takip bakımından kesin hüküm teşkil eder. Fakat bu karar, maddi hukuk bakımından kesin hüküm (HUMK. m. 237) teşkil etmez. Bu nedenle, itirazı kesin olarak kaldırılan borçlu, bu karar kesinleşmiş dahi olsa, genel mahkemede, takip konusu borcu ödemeden olumsuz tespit davası (İİK. m.72,3) ve borcu ödedikten sonra da geri alma davası (İİK. m. 72,7) açabilir.



>> İtirazın kesin olarak kaldırılması kararı, alacaklı tarafından ilgili takip dosyasına ibraz edilerek uygulanır ve borçluya aynı dosya üzerinden asıl alacak ve eklentileri için ayrıca icra emri gönderilmez. Sadece bu kararda yazılı yargımla giderleri tazminat için icra emri gönderilmesi gerekir.


Madde 68 - (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/38 md.)
(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./16. md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz.


Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi *1* itirazın kaldırılmasına karar verir
.
İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.


Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz
.
(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar.


Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.

(Ek fıkra: 06/06/1985 - 3222/6 md.; Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/2 md.), (Değişik cümle: 17/07/2003-4949 S.K./16. md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar











İCRA HUKUKUNDA İTİRAZIN GEÇİCİ OLARAK KALDIRILMASI
(İİK. Mad. 68a)




İtirazın geçici olarak kaldırılması, âdi senede dayanan takiplerde, senet altındaki imzanın borçlu tarafından inkâr edilmesi (İİK.mad.60/3; 62/V) halinde söz konusu olur (İİK. mad.68a).


I-Takip konusu âdi yani, imzası noterlikçe onaylanmamış olan- senet altındaki imzanın inkârı halinde, alacaklı İİK. mad. 68/a gereğince icra mahkemesine başvurarak «itirazın geçici olarak kaldırılması» isteminde bulunabileceği gibi, İİK. mad. 67/I-IV gereğince mahkemeye başvurarak «itirazın iptali davası» veya İİK. mad. 67/V gereğince «eda davası» açabilir.

Bu durumda alacaklının icra mahkemesinden “itirazın geçici olarak kaldırılması”nı isteyecek yerde, mahkemeden «itirazın iptali»ni istemesi veya mahkemede «eda davası açması kendisinin daha yararınadır. Çünkü -ileride daha ayrıntılı olarak belirteceğimiz gibi- icra mahkemesi «itirazın geçici olarak kaldırılmasına» karar verse dahi -yani, alacaklı, icra mahkemesine yaptığı başvuruda haklı çıksa dahi- icra takibini devam ettirebilmesi, borçlunun 7 gün içinde- mahkemede «borçtan kurtulma davası» açmaması koşuluna bağlıdır (İİK. mad. 69). Bu nedenle, alacaklının icra mahkemesinden «itirazın geçici olarak kaldırılması» kararı almış olmasının borçlu tarafından 7 gün içinde «borçtan kurtulma davası» açılması halinde- pek pratik bir önemi kalmamaktadır...


II-İİK. mad. 68/a uyarınca «itirazın geçici olarak kaldırılması» isteminde bulunulabilmesi için;


a)«İtirazın kesin olarak kaldırılması»nda olduğu (İİK. mad. 68) gibi, takip konusu senet «koşulsuz olarak belirli bir para borcu kabulünü (ikrarını)» içermelidir.

b)Takip dayanağı belge (senet); noterlikçe onaylı (veya re'sen -düzenleme biçiminde- düzenlenmiş) olmamalı yahut resmi dairelerin yahut yetkili makamların verdikleri bir belge niteliğinde bulunmamalıdır.Kısacası, alacaklının elindeki senet âdi bir senet olmalıdır.

c)Borçlu, alacaklının takip konusu yaptığı âdi belge (senet) altındaki imzasını ödeme emrine itiraz ederken, ayrıca ve açıkça inkâr etmiş olmalıdır.

Alacaklının, icra mahkemesine başvurarak «itirazın geçici olarak kaldırılması» isteminde bulunabilmesi için, borçlunun imza itirazının (inkârının) «geçerli bir itiraz» niteliğini taşıması gerekir. Borçlunun imza itirazı geçersiz ise örneğin; itiraz, süresinden sonra yapılmışsa veya icra dairesi yerine icra mahkemesine yapılmışsa, yahut itiraz yetkisiz icra dairesine yapılmışsa veya itiraz imza inkarı niteliğinde değilse, itiraza konu ödeme emri icra mahkemesince iptal edilmişse icra mahkemesi «itirazın geçici olarak kaldırılması isteminin reddine» karar verir.


III-Alacaklı icra mahkemesinden «itirazın geçici olarak kaldırılması»nı, «itirazın kendisine tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde» isteyebilir (İİK. mad. 68a/I).
Bu altı aylık süre kamu düzeni ile ilgili ve hak düşürücü süre olduğundan, icra mahkemesi tarafından doğrudan doğruya araştırılır. Alacaklının yaptığı başvurunun yasada öngörülen bu «altı aylık süre»den sonra olduğunu saptayan icra mahkemesinin, başka bir hususu araştırmadan, «süre yönünden» isteği reddetmesi gerekir. Eğer, alacaklı icra mahkemesinden itirazın geçici olarak kaldırılmasını, altı aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra istemiş fakat borçlu ilk oturumda «imzanın kendisine ait olduğunu» kabul (ikrar) etmişse, icra mahkemesinin ne şekilde karar vermesi gerektiği konusunda Yüksek mahkeme bu durumda icra mahkemesinin, başvurunun süresinden sonra yapıldığını nazara almadan, borçlunun kabulü (ikrarı) nedeniyle, «itirazın kesin olarak kaldırılmasına» karar vermesi gerektiğini oyçokluğu ile kabul etmiştir...


IV-İcra takibine yönelik «itirazın kaldırılması» istekleri, asıl takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesince çözümleneceğinden, icra mahkemesinin bu yetkisi kamu düzeni ile ilgili olduğundan, alacaklının, icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesine başvurarak, «itirazın geçici olarak kaldırılması”nı istemesi gerekir.

V-İcra mahkemesi, alacaklının «itirazın geçici olarak kaldırılması» istemini, duruşma yaparak (İİK. mad. 68a/II, 70) inceler. Yani bu konuda «evrak üzerinde
inceleme ile» yetinerek karar veremez. Çünkü, «itirazın geçici olarak kaldırılması»
İcra ve İflâs Kanununun duruşmalı inceleme yapılmasını açıkça öngördüğü işlerdendir.
İcra mahkemesi, «itirazın geçici olarak kaldırılması» istemi üzerine, tarafları «en kısa zamanda» duruşmaya çağırır (İİK. mad. 70; 18/III). Vekille takip edilen
işlerde, tebligat vekile yapılacağından (HUMK. mad. 62; Teb. K. mad. 11; Teb. Tüz.
mad. 15); duruşma davetiyelerinin tarafların vekillerine gönderilmesi gerekir. Bu nedenle; «itirazın geçici olarak kaldırılması» istemi, alacaklı vekili tarafından yapılmışsa, duruşma davetiyesinin alacaklının kendisine değil, vekiline gönderilmesi gerekir. Aynı şekilde, borçlu vekili vasıtasıyla «imza inkârı»nda bulunmuşsa, icra mahkemesi tarafından, duruşma davetiyesinin, borçlunun vekiline gönderilmesi, (HUMK. mad. 62, Teb. K. mad. 11 ve Teb. Tüz. mad. 15) gereğince zorunludur.


Duruşma davetiyelerinin taraflara Tebligat Kanununa uygun biçimde tebliğ edilmiş olması gerekir.

Duruşma davetiyesine duruşma saatinin yanlış yazılmış olması, davetiyeyi hükümsüz hale getirir ve taraflara yeni duruşma gününün tekrar bildirilmesi gerekir.

VI-Alacaklının «itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verilmesi» istemiyle başvurduğu -takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu- icra mahkemesi tarafından gönderilen ihtarlı duruşma davetiyesini alan borçlu;


A-Eğer, ödeme emrini takibin yapıldığı icra dairesinin yetki çevresi içinde almışsa -örneğin; İzmir 4. İcra Dairesince gönderilen ödeme emri borçluya İzmir'deki adresinde tebliğ edilmişse icra mahkemesindeki ilk duruşmada bizzat bulunmak zorundadır (mad. 68a/II c.l).
İmza inkârında bulunmuş olan borçlu ancak «mazeretini daha önce bildirip belgelendirmek suretiyle» icra mahkemesindeki ilk duruşmada bulunmayabilir.



Borçlu, vekili vasıtasıyla imza inkârında bulunmuş olsa dahi, duruşma davetiyesinin borçlunun kendisine gönderilmesi gerektiği gibi[41] duruşma davetiyesi ayrıca (aynı zamanda) borçlunun vekiline de gönderilmiş olsa, yine icra mahkemesindeki ilk duruşmada bizzat bulunmak zorundadır (mad. 68a/II).
Borçlu, icra mahkemesindeki ilk duruşmada hazır bulunmazsa, icra mahkemesi başka bir inceleme yapmaksızın, sadece bu nedenle «itirazın geçici olarak kaldırılmasına» karar verir (mad.68a/V).



Borçlu, vekili vasıtasıyla imza inkârında bulunduğu halde, duruşma davetiyesi sadece borçluya gönderilip, vekiline ayrıca davetiye gönderilmemişse, borçlunun ilk duruşmada hazır bulunmaması halinde, sadece bu nedenle «itirazın geçici olarak kaldırılmasına» karar verilir
ve borçlunun vekiline de ayrıca duruşma davetiyesi gönderilmemiş olması yani yapılan bu usulî hata- sonucu değiştirmez.


B-Eğer, borçlu ödeme emrini takibin yapıldığı icra dairesinin yetki çevresi dışında almışsa -örneğin; İzmir 4. İcra Dairesince gönderilen ödeme emri borçluya Ankara'da tebliğ edilmişse- (İzmir) İcra Mahkemesindeki ilk duruşmada bizzat hazır bulunmak zorunda değildir (mad. 68a/II.c.2). Borçlu vekilinin de imza inkarında bulunmuş olan müvekkilini icra mahkemesindeki duruşmada hazır bulundurma zorunluluğu yoktur. Borçlu bu ilk duruşmaya sadece vekilini de gönderebilir.


Eğer, ilk duruşmada ne borçlunun kendisi ve ne de borçlunun vekili hazır bulunmazsa, icra mahkemesi, borçlunun dinlenmesi için, bulunduğu (oturduğu) yerdeki icra mahkemesine talimat gönderir yani oradaki icra mahkemesini istinabe eder. Böyle bir durumda, icra mahkemesi, borçlunun itirazına (zorla duruşmaya getirilmesine) karar veremez. Bu talimat üzerine, istinabe olunan icra mahkemesi -borçlunun vekiline değil, borçlunun kendisine İİK. mad. 68/V'e uygun içerikli ihtarı içeren bir duruşma davetiyesi gönderir.
Takibin yapıldığı icra dairesinin yetki çevresinde bulunan borçlu, istinabe olunan icra mahkemesine gidebileceği gibi, doğrudan doğruya itirazın kaldırılması için başvurulan icra mahkemesine de gidebilir. Borçlu, ilk oturumda imza inkarını geri alırsa yani inkar ettiği imzayı kabul ederse, icra mahkemesince “inkar tazminatı” ve “para cezası” ile “yargılama giderleri”ne hükmedilmeksizin, “itirazın kesin olarak kaldırılmasına” karar verilir. İstinabe olunan icra mahkemesinin gönderdiği ihtarlı duruşma davetiyesini alan borçlunun, belirtilen gün ve saatte duruşmada hazır bulunması gerekir. Aksi takdirde sırf bu nedenle «itirazın geçici olarak kaldırılmasına» karar verilir (mad. 68a/II. c.2; 68a/V).



VII-Borçlu, ödeme emrini, takibin yapıldığı icra dairesinin yetki çevresi dışında fakat Büyükşehir belediyesinin sınırları içinde bulunan bir yerde almışsa, icra mahkemesinin ne işlem yapacağı, yani bu durumda, İİK. mad. 68a/II. c.l mi yoksa İİK. mad. 68a/II.c.2 hükmü mü uygulanacağı konusunda Yüksek mahkeme, bu durumda “3156 sayılı Kanunun değil daha özel nitelikte bir kanun olan İİK. mad. 68a/II. c.2 hükmünün uygulanacağını” yani «borçlunun isticvabı için bulunduğu yerdeki icra mahkemesine talimat yazılması gerektiğini» belirtmiştir.




VIII-İcra mahkemesindeki duruşmada, borçludan farklı olarak, alacaklının kendisinin bulunma zorunluluğu yoktur. Alacaklı yerine vekilinin duruşmada bulunması yeterlidir. İcra mahkemesindeki ilk duruşmaya (ya da; sonraki duruşmalardan herhangi birisine) alacaklı yada vekili gitmezse; eğer borçlu (veya vekili) de duruşmada hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da duruşmaya devam edilmesini istemezse, «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilir. Eğer borçlu (veya vekili) duruşmaya devam edilmesini isterse, icra mahkemesi, alacaklının (ya da vekilinin) yokluğunda incelemesine devam eder.



IX-‘Borçlunun kendisinin gerek «itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar vermesi» için başvurulan icra mahkemesindeki ve gerekse istinabe olunan icra mahkemesindeki i l k d u r u ş m a d a hazır bulunmak zorunda olduğunu, aksi takdirde sırf bu nedenle «itirazın geçici olarak kaldırılmasına» karar verileceğini’ (İİK, mad. 68a/II, V) belirttik.Borçlu için bu zorunluluk sadece «ilk duruşma» içindir. Eğer borçlu ilk duruşmaya gelmiş, kendisinden izahat alınmış (İİK. mad. 68a/I, c.2) ve kendisine yazı yazdırılıp imza attırılmışsa, daha sonraki -bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere ertelenen- duruşmalara da gelmek zorunda değildir.


X-Borçlu -gerek; «itirazın geçici olarak kaldırılmasına» karar vermek için başvurulan icra mahkemesindeki ve gerekse istinabe olunan icra mahkemesindeki- ilk duruşmaya gelirse iki durumla karşılaşılır:


A-Borçlu, geldiği ilk duruşmada, hakime «imza itirazında (inkârında) ısrar ettiğini» bildirir. Borçlunun, imza itirazında ısrar etmesi halinde, icra mahkemesi alacaklının «itirazın geçici olarak kaldırılması» istemini incelemeye başlar. Bunun için «iki taraftan da izahat alır» (mad. 68a/I.c.2).

İcra mahkemesi önce; «kendisinin yetkili icra mahkemesi olup olmadığını» yani; «kendi yargı çevresindeki bir icra dairesinde yapılmış olan takibe, borçlunun yaptığı itirazın kaldırılmasının, alacaklı tarafından istenmiş olup olmadığını»- kendiliğinden araştırır.
Sonra; alacaklının süresi içinde -yani; borçlunun itirazının kendisine (vekiline) tebliğinden itibaren altı ay içinde (İİK. mad. 68a/I, c.1)- başvuruda bulunmuş olup olmadığını kendiliğinden araştırır.


Daha sonra; borçlunun icra dairesine geçerli şekilde «imza inkârı»nda bulunmuş olup olmadığını araştırır.

Bu araştırmasının «olumsuz» şekilde sonuçlanması halinde, icra mahkemesi hemen, «itirazın geçici kaldırılması isteminin reddine» karar verir.

Bu araştırmasının «olumlu» şekilde sonuçlanması halinde, icra mahkemesi, önce imzaya itiraz sırasında borçlu tarafından eğer bildirilmişse bu itiraz ile çelişki halinde bulunmayan «yetki» veya «derdestlik» gibi alacağın esasına ilişkin olmayan itirazlar ile «zamanaşımı» ya da «borcun muaccel olmadığı» gibi alacağın esasına ilişkin itirazları inceler. İcra mahkemesi bu itirazları yerinde görürse, hiç «imza incelemesi»ne geçmeden «itirazın geçici olarak kaldırılması isteminin reddine» karar verir.


Eğer borçlu sadece «imza inkârı»nda bulunmayıp ayrıca imzaya itiraz ile çelişme halinde bulunmayan “zamanaşımı”, “borcun muaccel olmadığı” gibi alacağın esasına ilişkin itirazlarda bulunmuşsa, bunların yerinde olup olmadığını araştırır. Bunları yerinde görürse “itirazın geçici olarak kaldırılması isteminin reddine” karar verir. Eğer, bu itirazları yerinde görmezse veya borçlu başka itiraz sebepleri ileri sürmemişse, icra mahkemesi hemen imza incelemesine geçer.

İmza incelemesi; borçlunun inkâr ettiği âdi senetteki imza ile, borçluya ait olduğu kesin olarak bilinen başka bir imzanın karşılaştırılması suretiyle yapılır (mad. 68a/III).
İcra ve İflâs Kanunu (mad. 68a/III, c.l) imza incelemesinin şu sıraya göre yapılmasını emretmiştir:

a-Önce, borçlunun «uygulamaya elverişli» imzasının bulunup bulunmadığı araştırılır ve eğer böyle bir imza varsa, bu imza ile inkâr edilmiş olan imza karşılaştırılır.
«Uygulamaya elverişli» imzadan maksat, ‘borçluya ait olduğu kesin olarak bilinen ve inkâr edilen imzadan önce atılmış olan imzalardır. Örneğin; noterde düzenlenmiş olan vekaletname altındaki, borçlunun itiraz dilekçesi altındaki, icra tutanağındaki, evlenme defterindeki, tarafların üzerinde birleştikleri ya da resmi senede yahut memuriyet nedeniyle veya mahkeme huzurunda -taraf, tanık, bilirkişi sıfatıyla- atılmış olan imzalar uygulamaya elverişli imza sayılır. Senedin tanzim tarihinden bir yıl sonraki imza ‘uygulamaya elverişli imza’ olarak kabul edilemez

Yapılan (yaptırılan) bu imza karşılaştırması sonucunda;
aa) İcra mahkemesi, inkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu kanısına varırsa, «itirazın geçici olarak kaldırılmasına» karar verir.


bb) İcra mahkemesi, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığı kanısına varırsa; «itirazın geçici olarak kaldırılması isteminin reddine» karar verir.

YÜKSEK MAHKEME, “İCRA MAHKEMESİNİN, BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPTIRMADAN, SADECE KENDİ KANISINA GÖRE 'İMZANIN BORÇLUYA AİT OLMADIĞI' SONUCUNA ULAŞARAK 'İTİRAZIN GEÇİCİ OLARAK KALDIRILMASI İSTEMİNİN REDDİNE' KARAR VEREMEYECEĞİNİ, BÖYLE BİR KARARI MUTLAKA BİR BİLİRKİŞİ RAPORUNA DAYANARAK VEREBİLECEĞİNİ” BELİRTMİŞTİR.

b-Borçlunun «uygulamaya elverişli» imzasının bulunamaması (veya; bulunan imzanın yeterli olmaması) halinde, icra mahkemesi, borçluya duruşmada yazı yazdırır ve imza attırır (mad. 68a/I. c.l). Buna istiktab denilir. Bu amaçla, borçlunun oturarak ve ayakta imzaları alınır ve yazı yazdırılır.


aa-İnkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığı sonucuna varırsa, «itirazın geçici olarak kaldırılması isteminin reddine» karar verir.

Bu karar ile birlikte ayrıca, borçlu tarafından ilk oturumda yazılı veya sözlü olarak talep edilmiş olması halinde; «alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, alacaklının borçluya tazminat ödemesine» (mad. 68a/son) ve varsa borçlunun vekili için, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen maktu vekalet ücretini aşmayacak miktarda nisbi avukatlık ücretine de hükmeder.
bb- İnkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu kanısına varırsa, «itirazın geçici olarak kaldırılmasına» karar verir.


Aynı kararda icra mahkemesi; haksız yere imzasını inkâr ettiği anlaşılan borçluyu takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına (mad.68a/IV) ve alacaklı tarafından itirazın kaldırılması dilekçesinde veya tutanağında talep edilmiş olması koşuluyla, «alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere tazminata» (mad.68a/son) ve ayrıca varsa alacaklının vekili için, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen maktu vekalet ücretini aşmayacak miktarda nisbi avukatlık ücretine hükmeder.

Bu yapılan incelemeler sonucunda “İtirazın geçici kaldırılması kararı üzerine, alacaklı kesin haciz isteyemez, ancak geçici haciz isteyebilir(m.69,I). Geçici haciz, kesin haciz hakkındaki hükümlere göre yapılır. Kesin hacizle geçici haciz arasındaki tek fark, geçici haciz sahibi alacaklının satış talebinde bulunamamasıdır.
Ayrıca borçlu, itirazın geçici kaldırılması kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren üç gün içinde (m.74’e göre ) mal beyanında bulunmak zorundadır. Fakat alacaklı geçici haciz isteyebilmek için, borçlunun mal beyanında bulunmasını beklemek zorunda değildir.

B-Borçlunun, icra mahkemesindeki duruşmada, daha önce icra dairesinde inkâr ettiği imzayı ikrar (kabul) etmesi: Borçlu icra mahkemesindeki ilk duruşmada veya sonraki duruşmaların birisinde, icra dairesinde daha önce inkâr ettiği imzayı kabul eder yani, takip dayanağı âdi senet altındaki imzanın kendisine ait olduğunu belirtirse, artık alacaklının takip konusu yaptığı senet «imzası ikrar edilmiş bir âdi senet» (İİK. mad.68/I) haline gelir ve alacaklının «itirazın geçici olarak kaldırılması» istemi de «itirazın kesin olarak kaldırılması» istemine dönüşür.


Bu durumda, icra mahkemesinin «itirazın kesin olarak kaldırılmasına» karar vermesi gerekir. İcra mahkemesi, hataya düşerek «itirazın geçici olarak kaldırılmasına» karar verir ve bu kararı alacaklı da temyiz etmezse, yüksek mahkeme «bu hatanın kararın sadece borçlu tarafından temyiz edilmesi halinde bozma nedeni sayılmayacağını» belirtmiştir.

XI-Alacaklı, icra mahkemesinde, “itirazın geçici olarak kaldırılması” isteminden vazgeçtiğini bildirirse, icra mahkemesince “konusuz kalan istek hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi ve ayrıca alacaklıyı “yargılama gideri” ile -borçlunun talebi üzerine- “alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere tazminat”a (İİK. mad. 68a / son) mahkum etmesi gerekir.

XII-İcra mahkemesinin vermiş olduğu “itirazın geçici olarak kaldırılması” isteminin kabul veya reddine ilişkin kararlar, takip konusu alacağın İİK. mad. 363/II’de öngörülen miktarı geçmesi koşulu ile, temyiz edilebilir (İİK. mad. 363/3).

<<>> Borçlu itirazın geçici kaldırılması kararının kendisine tefhim vaya tebliğinden itibaren yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açabilir.(m.69,II). Borçlu, itirazın geçici kaldırılması kararının kesin kaldırma kararına dönüşmesini önlemek istiyorsa bu yedi günlük süre içinde borçtan kurtulma davası açmalıdır.
Borçlu yedi gün içinde borçtan kurtulma davası açmazsa, itirazın geçici kaldırılması kararı kesinleşir(m69,III). Bundan sonra borçlu menfi tespit davası veya borcu ödedikten sonra İstirdat davası açabilir.


İİK Madde 68/a – “Takibin dayandığı senet hususî olup, imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Bu hâlde icra hâkimi iki taraftan izahat alır.


Senet altındaki imzayı reddeden borçlu takibi yapan icra dairesinin yetki çevresi içindeyse, itirazın kaldırılması için icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada, mazeretini daha önce bildirip tevsik etmediği takdirde, bizzat bulunmaya mecburdur. İcra dairesinin yetki çevresi dışında ödeme emri tebliğ edilen borçlu, istinabe yolu ile isticvabına karar verilmesi halinde, aynı mecburiyete tabidir.

Tatbike medar imza mevcutsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mukayese ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden icra mahkemesi, reddedilen imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirirse itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir. Hâkim lüzum görürse, oturumun bir defadan fazla talikine meydan vermeyecek surette, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.

İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309uncu maddesinin 2nci, 3üncü ve 4üncü fıkraları ve 310, 311 ve 312nci maddeleri hükümleri uygulanır.

Yapılacak duruşmada, yukarıda yazılı mazerete dayanmaksızın, borçlunun hazır bulunmaması halinde icra mahkemesince başka bir cihet tetkik edilmeksizin itirazın muvakkaten kaldırılmasına ve borçlunun sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûmiyetine karar verilir. Duruşmaya gelmeyen borçlunun itirazının muvakkaten kaldırılmasına ve hakkında para cezasına karar verilebilmesi için keyfiyetin davetiyeye yazılması şarttır.

İcra hâkimi, imzanın borçluya aidiyetine karar verdiği takdirde borçluyu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tesbit veya istirdat dâvası açarsa, bu para cezasının infazı dâva sonuna kadar tehir olunur ve borçlu açtığı dâvayı kazanırsa bu ceza kalkar.

Borçlu inkâr ettiği imzayı, itirazın kaldırılması duruşmasında ve en geç alacaklının senedin aslını ibraz ettiği celsede kabul ederse, hakkında para cezası hükmolunmaz ve kendisine yargılama giderleri yükletilmez. Şu kadar ki, kötü niyetli takibe sebebiyet veren borçlu yargılama giderleri ile mülzem olur. Senedin aslı takip talebi anında icra dairesine tevdi edilmiş ise, icra dairesinin yetki çevresi içinde ödeme emri tebliğ edilen borçlu hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.

İtirazın muvakkaten kaldırılması talebinin kabulü halinde borçlu, bu talebin reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat dâvası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dâva açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dâva sonuna kadar tehir olunur ve dâva lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.”
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"İcra Hukukunda İtirazın Kaldırılması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Fatma Altay'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
27-10-2011 - 23:06
(1120 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 4 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 3 okuyucu (75%) makaleyi yararlı bulurken, 1 okuyucu (25%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
25822
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 5 dakika 6 saniye önce.
* Ortalama Günde 23,03 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 49399, Kelime Sayısı : 5724, Boyut : 48,24 Kb.
* 5 kez yazdırıldı.
* 1 kez arkadaşa gönderildi.
* 5 kez indirildi.
* 3 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1403
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,16895604 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.